Yazar: Düzgün

  • Klinik Psikolog Aşkın Haskaya’dan ‘psikolojiyi güçlü tutma’ önerileri-VİDEO

    Klinik Psikolog Aşkın Haskaya’dan ‘psikolojiyi güçlü tutma’ önerileri-VİDEO

    PİRHA – Dünyada ve Türkiye’de yayılan, can kayıplarına neden olan ve milyonlarca insanın dışarı çıkmamasına neden olan yeni koronavirüs covid-19 Türkiye’de de etkili olmaya devam ediyor. Klinik Psikolog Aşkın Haskaya, insanlara evde psikolojilerini güçlü tutma önerilerinde bulundu. Haskaya “Basit nefes egzersizleri bile gününüzün çok iyi geçmesine neden olabilir. Kitap okuyun, dijital platformlardan seyahat gerçekleştirin” dedi. 

    Dünyada yayılan, can kayıplarına neden olan ve milyonlarca insanın dışarı çıkmamasına neden olan yeni koronavirüs covid-19 Türkiye’de de etkili olmaya devam ediyor. Milyonlarca insan evlerinden çıkmayarak kendisini karantinaya almış durumda. Yüz binlerce insan ya işine ara verdi ya da işinden oldu. Yine binlerce insan aile fertleri dahil kimseyle görüşmüyor.

    Uzman Klinik Psikolog Aşkın Haskaya, PİRHA‘ya yaptığı açıklamada insanların evde psikolojilerini güçlü tutma önerilerinde bulundu.

    Milyonlarca insanda görülen psikolojik travma ile ilgili bilgiler veren Aşkın Haskaya, “Bakanlık ve Belediyelerde psikolojik destek çağrı merkezleri kuruyorlar ama unutulmaması gereken bir şey var. Önceki fiziki yeterlilik sağlanmalı sonrasında psikolojik yeterlilik sağlanabilir” dedi. Haskaya ayrıca evlerinde karantinada olan ya da kendisini izole eden insanlara birtakım önerilerde bulunarak sonu belli olmayan bir süreç içerisinde kendilerini bir nebze iyi hissedeceklerini belirtti.

    “KENDİ KİMLİĞİNİZİ TANIYIN”

    Psikolog Aşkın Haskaya, televizyonlarda tavsiyelerde bulunan psikologların çağrılarına kulak verilmesini söyleyerek mevcut sürecin zorluğundan bahsetti.

    Haskaya “Şimdi çok karmaşık bir tabloyla karşı karşıyız. Herkes öncelikle kendine uygun yol ve yöntemleri bulmalı. Çok fazla öneri var. Özellikle işin uzmanlarının önerilerine kulak kabartmak ama bunlar içerisinde kendilerine uygun olanı yerine getirmeleri daha iyi ve sağlıklı olacaktır. Çünkü kendilerine uygun olanı yaptıkları takdirde kendi kimliklerine kendi psikolojilerine uygun bir şekilde süreci götürmüş ve rahatlamış olacaklardır. Genel olarak tüm uygulamaları yapmaya kalkmak ise havada yapay kalacaktır ve bu kişinin kendi kimliğine oturmadığı için rahatlatıcı bir etki yaratmayacaktır” dedi.

    “BU VİRÜS ÖLDÜRÜCÜ DEĞİL”

    Psikolog Haskaya konuşmasına şöyle devam etti:

    “Sağlıkçıların bu durumla karşı karşıya kalmaları farklı nedenlerle farklı kaygılar oluşturuyor. Çalışan kesimin ki farklı bir çerçeveden değerlendirilir. Evin içinde kalmakta yine farklı bir çerçeveden değerlendirilir. Hepsinin ortak noktası bir salgınla karşı karşıyayız ve bu süreç nasıl gidecek. Belirsizlik var hepimiz aslında bir noktada belirsiz bir süreç ile baş etmeye çalışıyoruz. Bu konuda şeffaf bilgilere ulaşmak ve bu bilgilerle kafada durumu netleştirmek önemli bir şey çünkü o zaman belirsizlikten netliğe doğru gitmiş olacağız.

    Net olan bir durumla baş etmek çok daha kolaydır. Net olan bir şey, bu virüs öldürücü değil ama çok hızlıca yayılıyor. şu an yayılma hızını kontrol altına almak sağlık sistemini rahatlatacak. Dolayısıyla kayıpları azaltacak bir sistem. Bu mihvalde olayı değerlendirdiklerinde korkutucu olmaktan daha aşağı gelebilir. Psikolojimizi daha iyiye götürmek için fiziki tedbirleri gücümüz yettiği oranda sağlamamız gerekiyor.

    Kendilerine uygun olan okumak, müzik dinlemek, yazmak, meditasyon, nefes egzersizleri gibi normal şartlarda çok önerilmeyen teknoloji kanalıyla bir takım imkanlara sahip olmak, film gibi online müze gezmek gibi aktiviteler gerçekleştirmek kişiye iyi gelebilir. Bunlar dışında bir şeye vurgu yapmak istiyorum. Rahatlamak için bunlar bir araç, daha derin rahatlamak için nefes egzersizleri meditasyon gibi kendilerine iyi gelecek bir şey bulmak çok daha iyi olacaktır.

    Nefes egzersizleri oksijeni tüm vücuda yayan bir araç olarak görelim. Bu çerçevede oksijen tüm vücudu dolaştığında vücudumuza bir dinginlik geldiğini hissedeceğiz ve sakinleşeceğiz. Herkese uygulamaları noktasında öneriyorum.”

    “ÖNCE FİZİKSEL İMKANLAR İYİLEŞTİRİLMELİ SONRA PSİKOLOJİK İMKANLAR”

    İnsanların evlerinde maddi olanakları boyutunda kalabileceklerini belirten Aşkın Haskaya, devletin insanları bu düşünceden azad edilmesi için çaba göstermesi gerektiğini belirterek, “Ekonomik kaygılar, karnımızı doyurma kaygılarımız varken henüz bu netleşmemişken fiziki ihtiyaçları karşılamadan önce psikolojik ihtiyaçlara yönelmek gerçekçi değildir. Bir kesim bu kısmı hemen göremeyecek. Yapılması gereken önce topluma güvencelerin verilmesidir. Dünyanın her yerinde örnekler görülüyor. Ülkeler vatandaşlarını bu kaygıdan arındırarak güçlü bir karantina ve izolasyon sağlayabilirler” dedi.

    “HIZLI ÇÖZÜM YOLLARINA GİDİLMELİDİR”

    Salgının çok hızlı bir sürede yayıldığını belirten Psikolog Aşkın Haskaya şunları ekledi:

    “Bu dönemde korku ve kaygıda bir nebze yükseliş olması olağan bir şey. Bazı insanların korkması normal. Kurumlar tarafından sağlanan psikolojik danışmanlık hizmetinden her insanın faydalanması gerekir. Kurumlar, bilinmeyen bir süre içerisinde devam eden bu süreçte psikolojik hizmetlerde hızlı çözüm yollarına gitmelidir. İnsanlara evlerinden çıkma dediğimiz zaman insanların kendi sağlıklarını korumaktan başka bir düşüncelerinin olmaması gerekiyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sanatçılardan Kanal İstanbul çağrısı: İhaleyi iptal edin, bütçeyi emekçilere harcayın-VİDEO

    Sanatçılardan Kanal İstanbul çağrısı: İhaleyi iptal edin, bütçeyi emekçilere harcayın-VİDEO

    PİRHA- Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu tarafından yayınlanan bir video ile sanat dünyasından tanınan isimler Türkiye’ye seslendiler.”Kanal İhalesini İptal Edin” diyen sanatçılar, bütçenin işsizler ve yaşamsal önemde işlerde çalışanların hayatlarının korunması için kullanılmasını istediler.

    Levent Üzümcü, Feride Gülhan, Zeynep Oral ve Hakkı Zariç yetkililere seslendiler. “Kanal’a ayrılacak bütçenin, zamanın ve emeğin daha güzel ve daha aydınlık projeler için kullanılmasını istiyoruz” diyerek kanal İstanbul projesine karşı birliktelik çağrısı yaptılar. 

    “İŞÇİLERİN HAKKINI KORUYUN”

    Tiyatrocu Levent Üzümcü “Şirketleri sağlıksız işlerde çalışmak zorunda bıraktıkları işçilerine, eğer kendilerine bir şey olursa şirketin sorumlu olmadığına dair belge imzalatma çalışıyorlar. Böyle zararlı kanal işleriyle uğraşacağınıza gidin işlerin haklarını koruyun” dedi.

    “KANAL İHALESİNİ İPTAL EDİN, İŞSİZE BÜTÇE AYIRIN”

    Müzisyen Feride Gülhan “Milyonlarca işçi güvencesizken esnek çalışma denilerek geçiştirilemez. Devletin ihale peşindeki şirketlere değil ihtiyacı olana maddi destek sağlaması gerekir. Kanal ihalesini iptal edin, işsize bütçe ayırın” şeklinde konuştu. 

    “HERKES CAN DERDİNDEYKEN, BU VİCDANSIZLIKTIR”

    Yazar – Pen Başkanı Zeynep Oral “Millet koronavirüs ile boğuşurken, işçiler, emekçiler, gençler iş ve aş derdindeyken, herkes yarını için can derdindeyken bir yanda evde kalın sakın sokağa çıkmayın, deyip bir yandan git çalış kıskacı arasına millet sıkışmışken ücretli izin söz konusu bile değilken ve büyük şirketler büyük firmalar habire çalışanları kapı dışarı ederken, bu durumda iktidarın hala Kanal İstanbul konusunda ısrar etmesi, inat etmesi en hafif deyimiyle vicdansızlıktır. Günahtır. Bunun hesabını ne bu dünya da ne ahirette veremeyecekler. Şu aşamada derhal Kanal İstanbul ihalesi iptal edilmelidir. Oraya ayrılacak zaman emek düşünce ve para derhal işçilerin emekçilerin sağlıkçıların bilim hizmetine verilmelidir” ifadelerini kullandı. 

    “MESELE PİKNİK YAPANLARA İNDİRGENEMEZ”

    Şair, Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Sekreteri Hakkı Zariç de, ” Sağlıksız şartlarda çalışan milyonlar varken mesele piknik yapanlara indirgenemez. Kanal ihalesini iptal edin, yaşamsal önemde işlerde çalışanların hayatlarını koruyun” diye konuştu. 

     

    HABER MERKEZİ

     

  • 28 Bin Kübalı Tıp Öğrencisi kapı kapı dolaşıp Koronavirüs testi yapıyor

    28 Bin Kübalı Tıp Öğrencisi kapı kapı dolaşıp Koronavirüs testi yapıyor

    Dünyanın her yerinde can kayıplarına neden olan koronavirüse henüz kesin çözüm bulanamışken tıp alanında ki başarıları ile dünyanın gıpta ile baktığı Latin Amerika ülkesi Küba’da 28 bin tıp öğrencisi dünyaya örnek bir uygulama sergiliyor.

    Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya gibi güçlü ekonomileri olan ülkelerin dahi önlemini alamadığından dolayı binlerce insanın yaşamını yitirdiği salgın ile ilgili ABD, Başkan Trump’ın beyanına göre en az 100 bin insanın ölümünü beklerken, Küba tam bir seferberlik başlatmış durumda. Tıp Fakültesi öğrencilerinden oluşan 28 bin sağlıkçı ülkenin her şehrinde her insanına ulaşıp salgın ile ilgili test uyguluyor. Öğrenciler her vatandaşı evinde ziyaret ediyor ve evde test uyguluyor. Hedef nüfusun tamamını testten geçirmek ve olası salgın vakalarına yönelik vatandaşların önlem almalarını sağlamak.

    “EV TARAMASI NORMALDE YILDA BİR YAPILIYOR”

    Kendi vatandaşlarının sağlığına çok dikkat eden Küba, yılda en az bir kere tüm vatandaşlarını evlerinde muayene ediyor. Yaşlı, engelli ve yardıma muhtaç tüm vatandaşlar devletin önceliği durumunda. Sağlık en temel hak görülerek ücretsiz ve devlet kontrolünde vatandaşa imkanlar sürekli geliştirilerek yapılıyor. Latin Amerika Tıp Okulu (ELAM) öğrencisi 19 yaşında ki Susasana Diaz AFP’ye “Zaten kapı kapı dolaşmaya alışkınız. Her Eylül ve Ekim aylarında ev ziyaretleri yapıyoruz. Bu yüzden koronavirüs salgını kötüleştiğinde, üniversite kapı kapı dolaşıp dolaşamayacağımızı sordu. Birçok kişi yaptıklarımızdan dolayı teşekkür etti” diye konuştu. 

    “ABD ABLUKASI YÜZÜNDEN ÜLKEYE YARDIMLAŞ ULAŞMIYOR”

    Küba’nın Çin Büyükelçisi Carlos Miguel Pereira Henandez, elçiliğin sitesinden yaptığı açıklamada, Alibaba ve Jack Ma Vakfı kurucusunun dünyanın dört bir yanına gönderdiği tıbbi yardımların ABD ablukası nedeniyle Küba’ya ulaştırılmadığını söyledi. 

    Hernandez “Küba için işler her zaman çok daha zor olmuştur” diyerek ABD’nin insanlık dışı ablukasını eleştirdi. Hernandez “ABD Dünyanın her yanını yakıp kavuran büyük salgın dönemlerinde ablukası kaldırmalıdır. İnsanlık adına bu önemlidir. Dünyanın her yanına ulaşan ilaç ülkemize ulaşmıyor” dedi.

     

    Haber Merkezi

     

     

     

  • CHP’li Sarıbal’dan korona fırsatçısı maden şirketine sert tepki: Bu bir talandır- VİDEO

    CHP’li Sarıbal’dan korona fırsatçısı maden şirketine sert tepki: Bu bir talandır- VİDEO

    PİRHA -Bursa’nın Yenişehir İlçesine bağlı Kirazlıyayla köyünde Lübnanlı şirketin kurşun, çinko ve bakır çıkarma tesisi ile atık barajı yapmasına köylülerin tepkisi sürerken, bir tepki de CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’dan geldi. Sarıbal, “Ferman padişahınsa bu topraklar bizimdir”  dedi ve ekledi: Bu işe itiraz ediyoruz. Bu bir talandır. Bu bir yağmadır. Böylesine zor süreçte böyle bir projenin dayatılmasını reddediyoruz.

    Türkiye’de insanların koronavirüsle mücadele ettiği bugünlerde iktidar rantçı ve doğaya yönelik yağmacı siyasetini sürdürüyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı geçtiğimiz günlerde Kanal İstanbul projesinin ihalesini gerçekleştirmişti. İhale tartışmaları ve eleştirileri devam ediyorken şimdi de madenciler yağmaya başladılar.

    Bursa Yenişehir ilçesi Barcınlı ve Kirazlıyayla’da bulunan Lübnanlı maden şirketi Meyra’nın çinko ve bakır çıkarmak için yağma ve talana başlaması üzerine bölgeye hareket eden CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın yolu emniyet güçleri tarafından kesildi. Sarıbal, “Ferman padişahınsa bu topraklar bizimdir” diyerek tepki gösterdi.

    “HALK ZARAR GÖRECEK”

    100 dönümlük bir alan içerisinde çıkan madenlerin işleneceğini belirten Sarıbal, “O bölgenin doğasını, tarımı ve suyunu etkileyecek bu olayla insanlar zarar görecek. Köylüler ve bölge halkı burada maden işleme tesisi ve atık deposu istemiyor. Halk çok net ve kararlı” dedi.

    “RUHSATLARI EKSİK”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, bölgede maden faaliyetinde bulanacak şirketin ruhsatlarının tam olmadığını ve buna rağmen gündemden istifade edip çalışmalara başlamak istediğini belirterek şunları kaydetti:

    “Ruhsatları tam değil, kullanacakları su ile ilgili Devlet Su İşleri rapor vermiş değil, Valilik tarafından verilmiş ruhsatları tam değil, tarımsal niteliği bozulmamış arazilerinin tarım dışına çıkarılmasına dair Tarım İlçe Müdürlüğü’nden herhangi bir izin almış değiller.”

    “KÖYLÜLER İLE BİRLİKTE MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”

    Böyle bir gündem içerisinde iktidarın böyle bir işe yeltenmesini eleştiren Sarıbal, iktidarın bu tür zamanlamaları özellikle belirlediğini söyleyerek, “Bu işe itiraz ediyoruz. Bu bir talandır. Bu bir yağmadır. Böylesine zor süreçte böyle bir projenin dayatılmasını reddediyoruz. O yüzden köylülerle birlikte mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

    Eylem BABAYİĞİT – Düzgün BULUT / PİRHA 

     

  • HDP’li Tuma Çelik’ten hükümete eleştiri: Sosyal devlet para toplamaz

    HDP’li Tuma Çelik’ten hükümete eleştiri: Sosyal devlet para toplamaz

    PİRHA – HDP Mardin Milletvekili Gazeteci Yazar Tuma Çelik, Türkiye’de etkisini gösteren ve 10 bine yakın insana bulaşan koronavirüse karşı hükümetin aldığı önlemleri eleştirdi. Koronavirüse karşı Mardin’de alınan önlemler hakkında PİRHA’ya konuşan Çelik, “Kendi imkanlarımızla insanlarımızı korumaya çalışıyoruz” dedi. Çelik ayrıca sosyal devlet vurgusu yaparak, “Devlet para toplamaz” şeklinde konuştu. 

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki akşam gerçekleştirdiği basın toplantısında İBAN açıklayarak bağış toplamaya başlamasından, Sağlık Bakanlığı’nın aldığı önlem ve çalışmalara kadar birçok konuda görüşlerini açıklayan Milletvekili Tuma Çelik “Sosyal bir devlet böyle olmaz, sosyal bir devlet vatandaşını düşünür ücretli izin ile vatandaşını evinde tutar. Sadece ev kal, diyerek insanları açlığa yokluğa itmez” dedi.

    “KENDİ İMKANLARIMIZLA İNSANLARIMIZI KORUMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Mardin’de sendika ve odalar ile birlikte çalışmalar sürdürdüklerini belirten Tuma Çelik “İl ve bölge bazında resmi açıklamalar yapılmıyor, bizim burada edindiğimiz bilgi 3 vatandaşımızın vefat ettiğidir. Onun dışında da 2 bin vatandaşımız takip ediliyor. Kimisi hastanelerde kimisi de evlerinde takip edilerek tedavi edilmeye çalışıyor. Şehrimizde ki sivil toplum örgütleri ile birlikte devletten ayrı bir çalışma yürütüyoruz. Vatandaşlarımızı korumak adına evlerinde kalmaları adına elimizden geldiğince uyarıyoruz, çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Hükümetin bölgeye bakış açısı bellidir, bu yüzden resmi kurumlarla çalışmak yerine halkımızla birlikte halkımız için kendi imkanlarımızla çabalıyoruz” dedi.

    “SOSYAL YARDIMLAŞMA VAKIFLARI TAMAMEN POLİTİZE EDİLMİŞ DURUMDADIR”

    Kötü günler için kurulan ve vatandaşın her türlü eksikliğini gidermek adına hizmet vermekle yükümlü sosyal yardımlaşma vakıflarının çalışmalarını eleştiren Mardin Milletvekili Tuma Çelik şöyle devam etti:

    “Bugün hangi vakıftan umutluyuz? Ülkemizin en köklü kurumlarından biri olan Kızılay’ın durumu ortada, yine kendi gördüğümle tanıdığım ve şahit olduğum Sosyal Yardımlaşma Vakfı’ndan mı umut bekleyeceğiz. İnsanları politik tercihlerine göre sınıflandıran, iktidar partisine alanen hizmet eden ve milletin parasını iktidarın çevresindekilere yediren bir vakıf mı yardımcı olacak. Seçim dönemlerinde AKP propagandası için çalışan, AKP’ye oy vermeyen vatandaşları verdikleri yardımlarla tehdit eden kurumlar mı bugün Mardinlilere yardımcı olacak? Tamamen politize edilmiş, ailenin, dostların, yandaşların yönetimi altında olan bu vakıfların hali virüsten daha beterken, virüs günlerinde onlardan umut beklemek doğru değildir.”

    “VATANDAŞLAR VİRÜSTEN ÇOK GEÇİM SIKINTISINDAN KORKUYORLAR”

    Mardin’de birçok toplu çalışma alanları olan tekstil gibi atölyelerin olduğunu belirten Tuma Çelik, “Çok fazla insan birlikte çalışmak zorunda. Durum halen devam ediyor. İnsanlar geçinme derdinden dolayı virüsü düşünmüyor. Evlerine kapandıklarında nasıl geçinecekleri korkusuyla dışarı çıkıp çalışmaya ve hayatı devam ettirmenin derdindeler. İnsanlar geçim sıkıntısından virüsten daha çok korkuyorlar. Devlet işte bu aşamada kendini göstermeli, hissettirmelidir. Ücretli izinlerle vatandaşın işten atılma korkusunu yok edip vatandaşa sadece sağlığını düşünme fırsatı yaratmalıdır. O zaman göreceksiniz virüsün yayılım hızı da düşecektir” dedi.

    “SOSYAL DEVLET PARA TOPLAMAZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün akşam düzenlediği basın toplantısında vatandaşlardan bağış talep etmesini de eleştiren Tuma Çelik şunları kaydetti:

    “Sosyal devlet para toplamaz. Sosyal bir devlet vatandaşını düşünür, korur ve önlemini alır. İnsanlar kıt kanaat geçinirken devlet kendi sorumluluğunu insanlara dayayarak yükünü hafifletiyor. Devlet böyle olmaz. Kimin maaşı ile kime hava atıyorsun. Devletin verdiği maaşı devlete vermekle bakın ben iş yaptım durumu yaratılmak isteniliyor. Devletin böyle durumlarda yapacağı açıktır. Çalışma Bakanlığı var, İŞKUR var, Hazine Bakanlığı var, insanlara iş kaygısını düşündürmeyin, geçimlerini sürdürebilecek desteği sağlayın yeter. İnsanlar daha fazlasını sizden istemiyor zaten. İnsanlar bu algı ile mücadele ediyorlar. Sosyal Yardımlaşma Vakfı bugün bölgede AKP militanları tarafından yönetilen bir vakıf. Neye güveneceğiz ki biz. AKP’ye oy vermedi diye yurttaşların yardımlarını kesen kısıtlayan engelleyen bir vakıf. Politizenin doruklarına ulaşmış bu tür vakıflar üzerinden yardımlaşma nasıl ne boyutta olacak bilmiyoruz.”

    Düzgün BULUT/PİRHA

  • AKP’li Vekil Gülaçar’ın ‘Mülakat formalite, alacakları varsa alırlar’ dediği iddia edildi

    AKP’li Vekil Gülaçar’ın ‘Mülakat formalite, alacakları varsa alırlar’ dediği iddia edildi

    PİRHA- Kayyım yönetimindeki Van Büyükşehir Belediyesi tarafından işçi alımı kapsamında gerçekleştirilen ve mahkemelerce üçüncü kez tekrar edilen mülakata itiraz etmek isteyen işçilerin belediye binasına girmeleri engellendi. 

    Kayyım yönetimindeki Van Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen işçi alımlarındaki skandallar devam ediyor. Mahkeme kararı ile tekrarlanan üçüncü mülakata giren işçilerin tamamının başarısız ilan edilmesinden sonra işçiler itiraz dilekçelerini sorumlu yöneticilere vermek üzere bir araya geldiler ancak Büyükşehir Belediyesi yönetimi işçilerin binaya girişlerine engel oldu.

    “MÜLAKAT FORMALİTE, ALACAKLARI VARSA ALIRLAR”

    AKP Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar ile görüştüklerini belirten işçiler ,vekilin kendilerine, “Benim yapabileceğim bir şey yok. Alacakları varsa alırlar ama mülakat formalite” dediğini öne sürdüler. Erzurum 3. İdare Mahkemesi tarafından yapılan mülakatların hukuksuz ve usulsüz yapıldığını ilan edip tekrarlanmasını kararlaştırması sonrasında bugün yönetime itiraz dilekçelerini yönetime vermelerinin dahi yasaklandığını öğrendiler.

    İşçiler yine AKP İl Başkan Yardımcısı Abdullah Çalım ile görüştüklerini belirterek, Çalım’ın kendilerine “Seçimi biz kazanmadık. Sizi almayacaklar. Gidin devlet de orada Vali de orada” diyerek kendilerini geri çevirdiğini belirttiler.

    2 yılı aşkın bir süredir hakları olan kadrolara geçmek için direnen işçiler seslerinin duyulması ve bu haksızlığın durdurulması için mücadeleye ve direnmeye devam edeceklerini belirttiler.

    PİRHA/VAN

     

     

     

  • Yağız: Ecevit’in Diyanete bağışladığı 300 milyon dolar hacıların kullanımı içindir

    Yağız: Ecevit’in Diyanete bağışladığı 300 milyon dolar hacıların kullanımı içindir

    PİRHA- Eski Başbakan Bülent Ecevit’in Türkiye Diyanet Vakfı’na bağışladığı 300 milyon dolarlık miras yeniden gündeme geldi. Annesinin ailesinden Bülent Ecevit’e kalan Medine’deki arazilerin Türkiye Diyanet Vakfı’na devredilmesi tepki topladı. 21. Dönem İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız, söz konusu bağışı PİRHA’ya değerlendirdi. 

    Türkiye siyasi tarihinde yaptığı çeşitli çıkışlar ile yer yer eleştirilen yeri geldiğinde desteklenen Demokratik Sol Parti (DSP) Onursal Başkanı ve Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit’in Diyanet Vakfı’na bağışladığı araziler eleştirilere konu oldu.

    ALEVİLERİN DE DESTEKLEDİĞİ ECEVİT, ALEVİLERİ YOK SAYAN DİYANETE BAĞIŞ YAPMIŞ

    Siyasallaşan ve tamamen siyasi otoritenin emri altına giren Diyanet İşleri Başkanlığı, Aleviler üzerine yayınladığı akla ve vicdana sığmayan açıklamaları ile kamuoyunda tartışılırken, bugün birçok bakanlıktan dahi fazla bütçeyi elinde bulunduruyor. Devasa bütçesi bulunan Diyanete Ecevit’in neden bağış yaptığı sorusunun cevabı hiçbir zaman alınamayacak. Bir inancı yok sayan, bir inancın varlığını başka bir inancın iradesine mahkum eden Diyanet İşleri Başkanlığına, kendisini solcu, sosyal demokrat ve halkçı olarak tanımlayan bir siyasetçinin verdiği bu destek, kendisini siyasi olarak bu yerlerde konumlandıran birçok yurttaşın da tepkisine neden oldu.

    “ECEVİT, İNANÇLARA SAYGI DUYAN BİRİYDİ”

    DSP’de iki dönem Genel Sekreter olarak görev yapan ve Ecevit’e yakın isimlerden, 21. Dönem İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız konuyu PİRHA’ya değerlendirdi.

    Yağız, “Sayın Başbakan ile konuyla alakalı hiç görüşmedim. Ancak Sayın Ecevit’in mirası Suudi Arabistan’da, bölgeyi ziyaret eden insanlara kolaylık sağlamak adına en uygun kurumu Diyanet Vakfı olarak görmüş olabilir. Laiklik, inançlara saygı duyma gerekliliğidir. Solcuların din karşıtı olduğu algısını yıkmak istemiş olabilir. Diyanete bağışlanan miras Türk hacıların kullanımı içindir. Ecevit hayat boyu bu mirastan faydalanmamış, adını dahi zikretmemiştir. Diyanet Vakfı’na verilme amacı Türkiye’den giden hacıların kullanımı içindir” dedi.

    Düzgün BULUT/İSTANBUL

  • ‘İlk namaz kılınan yer neresidir’ sorulu mülakat üçüncü kez mahkeme yolunda

    ‘İlk namaz kılınan yer neresidir’ sorulu mülakat üçüncü kez mahkeme yolunda

    PİRHA – İçişleri Bakanlığı tarafından kayyım ataması ile yönetilen Van Büyükşehir Belediyesi itfaiye ve temizlik işlerinde çalıştırmak üzere personel alımı yapmak için gerçekleştirdiği mülakat, mahkeme kararı ile yeniden tekrarlandı ve mülakatta işçilere “İlk Namaz kılınan yer neresidir?, Afrin şehitlerinin isimleri nelerdir?” gibi soruların sorulması üzerine yeniden iptali için işçiler mahkeme yoluna düştüler.

    2017 Yılında Van Büyükşehir Belediyesi personel alımı ilanına çıkmış, mülakat gerçekleştirilmişti. Sınav komisyonunun usulüne uygun oluşturulmadığı, adaylara fırsat eşitliği tanınmadığı, sınavın ses ve görüntü kaydının alınmadığı, soru ve cevapların önceden hazırlanarak tutanağa bağlanmadığı iddiaları üzerine başvurulan mahkeme mülakatın tekrarlanmasını kararlaştırmış, mülakat ikinci kez gerçekleştirilmişti.

    İkinci kez gerçekleştirilen mülakatta da sonuç değişmeyince işçilerin yeniden şikayeti üzerine mahkeme mülakatın üçüncü kez gerçekleştirilmesine hükmetti.

    Gazeteci Ruşen Takva’nın gündeme getirdiği mülakat Van’da halkın gündemi haline gelmiş durumda.

    ÜÇÜNCÜ KEZ TEKRARLANAN MÜLAKATTA BAŞARILI OLAN OLMADI

    Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çeşitli birimlere gerçekleştirilmesi planlanan işçi alımında başvuru yapanlara sorulan sorular nedeniyle işçilerin şikayetiyle mahkeme mülakatın tekrarlanmasına hükmetti. Ardından kayyım yönetimi tarafından gerçekleştirilen ikinci mülakatta işçiler tarafından şikayet edildi ve mahkeme bu mülakatında iptal edilip tekrarlanmasına karar kılmıştı. Üçüncü kez mevcut kayyım yönetimi tarafından 7 Mart 2020’de gerçekleştirilen mülakatta da işçilerin tamamı başarısız ilan edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Korhan Varol, koronavirüs testinin pozitif çıktığını açıkladı

    Gazeteci Korhan Varol, koronavirüs testinin pozitif çıktığını açıkladı

    Gazeteci Korhan Varol sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile koronavirüs testinin pozitif çıktığını takipçilerine duyurdu. 

    Gazeteci Korhan Varol sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada;

    “Adı #Corona olan virüs tabii ki beni bulacaktı, bekliyordum zaten. Test sonucu pozitif çıktı, hastanede karantinadayım. Yani arkadaşla bir süre kapışacağız. Görelim bakalım #covid19 efendi; hangimiz daha güçlü” dedi.

    HABER MERKEZİ

     

  • CHP’li Murat Emir: Hayatını kaybedenleri gizleyip başarı elde ediliyor gibi gösteriyorlar

    CHP’li Murat Emir: Hayatını kaybedenleri gizleyip başarı elde ediliyor gibi gösteriyorlar

    PİRHA – CHP Koronavirüs İzleme Komitesi üyesi Ankara Milletvekili Dr. Murat Emir PİRHA’ya konuştu. Emir, Sağlık Bakanlığı’nı daha hızlı ve daha kapsayıcı önlemler almaya davet ederken, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan önlemlerin yetersiz olduğunu söyledi.

    Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çok hızlı yayılım gösteren koronavirüs salgını üzerine CHP tarafından oluşturulan Koronavirüs İzleme Komistesi Üyesi Ankara Milletvekili Dr. Murat Emir, “Sağlık Bakanlığı daha şeffaf davranmalı, alınan önlemlerden vaka sayısına kadar bu ülkenin parlamenterleri olarak bilgi almak istiyoruz. Vatandaşlarımızın sağlığını korumak adına Bakanlığın aldığı önlemi bilmek istiyoruz” dedi.

    “BAŞARI ELDE EDİLİYOR GİBİ GÖSTERİLİYOR”

    Emir “Sağlık Bakanlığı, başarılı bir yol izliyorlarmış gibi bir algı oluşturmaya çalışıyor. Şu anda bilgi akışının kesilmesinin nedeni de odur. Tek kaynak olarak kendilerinin kabul görülmesini istiyorlar. Bilgi akışını kontrol altında tutarak hayatını kaybedenleri gizleyip başarı elde ediliyor gibi gösteriyorlar. Bakan, testlere başladıklarını söylüyor ama şu an yetersiz sayıda test uygulaması görülüyor. Birçok vaka, test yapılmadan evlerine yollanıyor ve ölüm gerçekleşiyor. Sonra bu vakadan kaynaklı ölüm olarak görülmüyor. Sağlık Bakanlığı daha dikkatli olmalı. Durum çok ciddidir” dedi.

    “ÖNCE SAĞLIK PERSONELİNİN EKSİKLİKLERİ GİDERİLSİN”

    Sağlık Bakanlığı personelinin çok zor şartlarda çalıştığını belirten Dr. Murat Emir “Doktor arkadaşlarımız ile görüşüyoruz. Sağlık emekçileri ile haberleşiyoruz. Şartlar çok kötü. Birçok hastane kapasitesinin üstünde hasta kabulü gerçekleştiriyor. Sağlık emekçileri kapasitelerinin çok üstünde hasta muayenesi yapıyorlar. Salgın birçok sağlık çalışanına da bulaşıyor. Bakanlık bununla ilgili de açıklama gerçekleştirmelidir. Kaç sağlık çalışanında virüs tespit edildi? Birçok hastanede personelin kullanımı için maske eldiven bile henüz bulunamıyor iken nasıl bir başarılı müdahale profili oluşturulabiliyor anlamıyorum” dedi.

    “HALK EVDE KALSIN DA AÇLIKTAN MI ÖLSÜN”

    Dün gece Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerçekleştirdiği basın açıklamasına değinen Emir “Alınan önlemler çok geriden geliyor. Salgın aşama olarak çok ileride ve hemen önlem alınması gerekiyorken maalesef alınan kararlarda farklı hesaplamalar düşünceler hakim oluyor. Vatandaşa ısrarla evde kal diyen hükümet bu vatandaşın evde kaldığı süre içerisinde nasıl geçineceğini düşünmüyor. Salgın büyümeden ülkeye çok ağır bedel ödetmeden önce hükümet ciddi önlem paketleri açıklayarak vatandaşa güvence versin ve vatandaşın evinde durmasını sağlasın. Vatandaşın hayatını riske atmak, vatandaşı görmezden gelmek iktidarı zayıflatır” dedi.

    Düzgün BULUT/İSTANBUL