Yazar: munzur bava

  • HDP’li Oluç: Alevi toplumunun eşit yurttaşlık talebi, bizim en temel talebimizdir-VİDEO

    HDP’li Oluç: Alevi toplumunun eşit yurttaşlık talebi, bizim en temel talebimizdir-VİDEO

    PİRHA – HDP’nin kongresine ilişkin açıklamalarda bulunan Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Alevilerin taleplerinin en temel talepler olduğunu dile getirerek kongrede bu taleplere yönelik kararlar olduğunu belirtti.

    Hüseyin Narlı‘nın sunduğu Can TV Özel Programı’na konuk olan Halkların Demokratik Partisi Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, 23 Şubat’ta Ankara Spor Salonu’nda  yapılacak olan 4. Olağan Kongreye dair açıklamalarda bulundu.

    “ALEVİLERİN TALEPLERİ BİZİM DE EN TEMEL TALEPLERİMİZDİR”

    Alevilerin sorunlarıyla ilgili de görüş belirten Oluç, “Halklar ve inançlar eşitsizlik yaşamakta  ve eşitsizliğin ortaya çıktığı inanç alanında da Alevi toplumunun yaşadığı sorunlardır. Alevi toplumunun eşit yurttaşlık talebi en genel anlamıyla baktığımızda çok temel bir taleptir ve bizimde en temel talebimizdir” dedi.

    Meclise sadece Alevi milletvekillerinin taşınmasının yeterli olmadığını, zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevlerinin ibadethane olarak yasal statü verilmesi ve diğer alandaki taleplerinin de temel talepler olduğunu söyleyerek farklı inançlara yönelik de kongre kararlarının olduğunu vurguladı.

    “SİVAS KATLİAMI HÜKÜMLÜSÜNÜN AFFEDİLMESİ SİYASİ BİR KARARDIR”

    Oluç, Sivas Katliamı hükümlüsünün Cumhurbaşkanı tarafından affına yönelik soruyu şöyle yanıtladı:

    “Bunun bir siyasi tercih olduğunu ve cezaevinde çok sayıda hasta tutuklunun yaşamını yitirmesini dile getirmemize rağmen, iktidarın o mahkumu affetmesini  insani ve vicdani bir bağ olmadığını, direk kendisine yakın hissettiği için siyasi tercihte bulunarak serbest bıraktı. Kendi toplumuna mesaj verdi. Alevi toplumuna ve hasta tutuklulara büyük bir vicdansızlık yapıldı.”

    Son zamanlarda Alevi yurttaşların evlerine yönelik çarpı işaretleri konulmasını her daim meclis gündemine getirdiklerini ve önlem alınması gerektiğini söyleyen Oluç, şunları belirtti:

    “Bu iktidarın en büyük sorunu  kendi taraftarlarını, kendi seçmenlerini kontrol etmek için toplumda kutuplaştırmayı  ve gerginliği esas alan iktidar,  ne kadar  kutuplaştırırsak, ne kadar bölüştürürsek biz kendi tarafımızı o kadar sağlam tutarız diye düşünüyor ve bunu yapıyor.”

    “BASKILARA RAĞMEN EN ÖNEMLİ ŞEY HALKIN PARTİYİ SAHİPLENMESİDİR”

    23 Şubat’ta Ankara’da yapılacak HDP kongresine dair görüşlerini aktaran Oluç, HDP’nin yoğun bir baskı sürecinden geçtiğini ancak bu baskılara, gözaltılara, tutuklamalara karşı mücadele edildiğini belirtti.

    Oluç, halkın partiyi sahiplenmesinin bu yoğun baskılara karşı birlikte durulmasını sağladığını ifade etti.

    “GÜÇLÜ BİR DEMOKRASİ İTTİFAKI YAPILMALIDIR”

    Oluç, iktidarın irtifa kaybettiğini belirterek tek adam rejiminin ucube olduğunu ve yeni döneme bu hazırlık ile gidildiğini ifade ederek şöyle devam etti:

    “Biz bu demokratik değişim sürecinin önemli bir  sürükleyicisi ve önemli bir aktörü olduğunu düşünüyoruz. Bütün topluma ve dünyadaki demokrasi güçlerine bu mesajı vermek istiyoruz. Türkiye’de demokratik bir değişimin ve demokratik bir anayasaya kadar varacak bir sürecin yaşanabilmesi için, önemli olan güçlü bir demokrasi ittifakının yapılabilmesidir.”

    Cem MADENDERE 

     

     

     

     

     

     

  • Frankfurt’ta yaşayan Dersimli Saray Güven 4 gündür kayıp

    Frankfurt’ta yaşayan Dersimli Saray Güven 4 gündür kayıp

    PİRHA- Almanya’da Frankfurt – Bockenheım’de oturan 47 yaşındaki Dersimli Saray Güven’nin pazar gününden bu yana kayıp olduğu belirtiliyor.

    Kaçırıldığından şüphelenilen Saray Güven’in, çocukları tarafından verilen bilgide pazar günü çalıştığı iş yerinde iş mesaisi bittikten sonra yolda çocuklarını arayarak eve geleceğini söylediği ancak eve ulaşmadığı belirtildi.

    Frankfurt Bölgesi Emniyet Müdürlüğü kayıp ilan ettiği Saray Güven’i basın aracığıyla da aramaya başladı.

    Polis; Saray Güven’in kaybolduğu gün Frankfurt yakınlarınaki Rodagau-Jügesheim çevresinde olduğu ve ilk bilgilere göre kahverengi Opel Zafira marka, ‘ERB-EE 995 plaka bir arabayla yolda olduğu bilgisi paylaşıldı. Polis, Saray Güven’in kaybolması konusunda polise bilgi vermek isteyenler için telefon hattı kurdu.  Almanya -069 / 75 55 31 10 numaralı telefondan bilgi verebileceğini belirtti.

    https://www.tag24.de/nachrichten/frankfurt-am-main-saray-g-vermisst-vermisstenmeldung-319900

    (HABER MERKEZİ)

     

  • SON DAKİKA: Eğlence kulübü Reina’ya silahlı saldırı: 35 ölü var

    SON DAKİKA: Eğlence kulübü Reina’ya silahlı saldırı: 35 ölü var

    Ortaköy’deki Eğlence kulübü Reina saat 01.30 sıralarında silahlı saldırıya uğradı. İstanbul Valisi Vasip Şahin saldırıda 35 kişinin hayatını kaybettiğini, 40 kişinin yaralandığını söyledi. Görgü tanıkları saldırganların Arapça bağırdıklarını söylüyor. Saldırı anında içeride 700-800 kişinin olduğu bildirilirken, bir görgü tanığının Noel baba kıyafetli 2 kişinin kapının önündeki polisleri silahla tarayarak içeri girdiğini iddia ettiği bildiriliyor.

    VALİ VASİP ŞAHİN: 35 ÖLÜ

    Vasip Şahin, yaptığı açıklamada 1 teröristin uzun namlulu silahla önce bir polisi sonra bir vatanadaşı öldürerek içeri girip içerideki vatandaşlara vahşice saldırmış. En az 35 ölümüz , 40 yaralımız var dedi.

     

     

     

  • Berlin’de TIR ile noel pazarına saldırı: 9 ölü 50 yaralı

    Berlin’de TIR ile noel pazarına saldırı: 9 ölü 50 yaralı

    Almanya’nın başkenti Berlin’de dorsesi olan bir tırın Noel pazarına girdiği ve insanları altına alarak ilerlediği belirtildi. Berlin polisi olay yerinde 9 ölü ve en az 50 yaralının bulunduğunu belirtti.

    Berlin’in ünlü Kurfürstendamm Caddesi’ndeki Noel pazarına bu gece hızla giren bir tır, çok sayıda kişiyi altına aldı. Berlin polisi, olayda şimdiye dek 9 ölünün ve en az 50 yaralının bulunduğunu açıkladı. Polis, saldırının bir terör saldırısı olduğunu ve tüm bulguların bunu gösterdiğini açıkladı.

    Son olarak ilgili polis kaynaklarından verilen bilgilerden tırda sürücü ile beraber ikinci bir kişinin de olduğu belirtildi. Ve bu sürücünün öldürüldüğü açıklandı. Bazı kaynaklar ise sürücünün de yakalandığını bildiriyor.

  • Hamburg polisi bir türk ajanı yakaladı

    Hamburg polisi bir türk ajanı yakaladı

     

    Türk istihbaratına çalışan ve Almanya’da yaşayan kürtlere yönelik suikast hazırlıkları yaptığı öne sürülen bir türk istihbarat örgütü elemanının Hamburg’da gözaltına alındığı açıklandı.

    Alman basınında yer alan haberlerde, Alman Federal Savcılığı’nın isteği üzerine Hamburg polisi tarafından Perşembe günü gözaltına alınan 31 yaşındaki Türk vatandaşının kürt kurumlarını takibe aldığı ve kürtler hakkında istihbarat çalışması yürüttüğü ileri sürülüyor.

    Kısa bir süre önce benzer bir olay da Almanya’nın Bremen şehrinde yaşanmış, Bremen’de de bir kişinin, KCD-E Eşbaşkanı Yüksel Koç ve KCK Yürütme Konseyi üyesi Zübeyir Aydar ile Kongra-Gel Eşbaşkanı Remzi Kartal’a karşı suikast girişimi planlandığı ortaya çıkmıştı. Suikastı planlayanlar hakkında Bremen’de savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştu.

    Amanya’da Türk Diyanet işleri Başkanlığı’na bağlı, Türk İslam Birliği’nde (DİTİB) görev yapan imamların da Gülen Cemaati ve Kürtler hakkında bilgi topladıkları ortaya çıkmış, bu imamlar tarafından tutulan raporların bir kısmı da basında yer almıştı.

    Almanya’da binlerce elemanı olduğu idda edilen Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) muhaliflere yönelik faaliyetleri daha önce de gündeme gelmişti.

    Alman basını haftalardır türk istihbaratının faliyetleri ve Türkiye adına Almanya’da yaşan muhalifler hakkında istihbarat topladığı iddasıyla gözaltına alınan şahısları gündemeni taşıyor.

    Basın, konuyla ilgili haber ve  yorumlarında Türkiye’de 30 yıldır çatışmalı bir şekilde devam etmekte olan kürt sorununu kaynak olarak gösteriyor. Çatışmaların son aylarda hızlı bir tırmanışa geçtiği ve Birleşmiş Milletler’in edindiği bilgilere göre kürtlerin yaşadığı bölgelerde yoğun baskı ve işkencelerin yaşandığı öne sürülüyor.

     

  • HDP’li iki vekil daha gözaltına alındı

    HDP’li iki vekil daha gözaltına alındı

     

     

    HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel ve Siirt Milletvekili Besime Konca Ankara’da gözaltına alındı.

    Edinilen bilgiye göre, Diyarbakır ve Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen iki ayrı soruşturma kapsamında, haklarında yakalama kararı bulunan, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili ve Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel ile Siirt Milletvekili Besime Konca, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı.

  • USTA ARAŞTIRMACI MEHMET BAYRAK‘TAN ZENGİNLEŞTİRICİ YENİ BİR ÇALIŞMA

    USTA ARAŞTIRMACI MEHMET BAYRAK‘TAN ZENGİNLEŞTİRICİ YENİ BİR ÇALIŞMA

    “Beni Sen Öldür’ ve ‘Maraş Kıyımı’ adlı 2 kıtabı bulunan yazar Aziz Tunç, araştırmacı yazar Mehmet Bayrak’ın yayınlanan son  ‘KÜRT BÂTINÎLİĞİNDE KUTSAL METİNLER’ isimli kitabını konu yapan bir makale yazdı

    Aziz Tunç

    USTA ARAŞTIRMACI MEHMET BAYRAK‘TAN ZENGİNLEŞTİRICİ YENİ BİR ÇALIŞMA

    15 temmuz darbesinden hemen önce, KÜRT
    BÂTINİLİĞİNDE KUTSAL METİNLER üst başlığıyla yayınlanmış olan yeni
    kitabıyla Mehmet Bayrak, Alevilikle ilgili birçok başlığı
    incelemektedir.

    Yaşadığımız coğrafyanın her karışı değişik inançların ve halkların
    yaşamını anlatan sayısız izler taşımaktadır. Kimi yerde bir direnişin
    destanı, kimi yerde bir katliamın kan izleri, kimi yerde bir halk
    önderinin isyan çığlıkları, kimi yerde bir ananın yaratma ve
    fedakârlık destanı gibi sayısız veri bu toprakların özgünlükleri
    olarak hâlen yaşamakta, varlığını sürdürmektedir. Sayısız deyişler,
    klam ve stranlar, bir o kadar söylence ve tarihin hafızasına
    kaydedilmiş bilgi, bu süreçlerin ifadesi olarak bilinmeyi
    araştırılmayı beklemektedir. Asıl olan bunların
    varlığını bilmek, bununla övünmek değil, bunları bilince çıkartarak
    bunlardan beslenmek ve geleceği bu bilgiler üzerinde, bu bilgiler
    ışığında yeniden kurmaktır.

    Geleceğin sağlam zeminlerde kurulması için ihtiyacımız olan geçmişin
    yaşanmışlıklarını bilmek bütün aktiviteler gibi başıbaşına bir
    aktivite, başlıbaşına bir emek gerektirmektedir. İşte, Mehmet Bayrak
    bunları yapmaya çalışan üretken bir araştırmacı olarak her geçen gün
    sözünü ettiğimiz bu özgünlükleri bulmaya, açığa çıkartmaya çalışmaktadır.

    Mehmet Bayrak
    ‘ın incelediği konuların yaşandığı bölge, zengin ve
    acılı yaşanmışlıklarla doludur. Malatya, Maraş, Kayseri ve Adıyaman
    bölgesi tarihsel geçmişi çok gerilere giden, çok farklı halkların ve
    inançların yaşam bulduğu bir bölgedir. Böyle olması, bu bölgeye
    gizemli ve derin bir anlam katmaktadir. İnançların ve halkların
    geçmiş tarih içindeki serüvenini anlamak için bu bölgenin daha
    derinlikli incelemelere konu olması kaçınılmazdır.

    Bu konuyla ilgili olarak aslında yapılması gereken sayısız araştırma
    konusu bulunmasına rağmen, ne yazık ki böyle araştırmalar yeterince yapılmamış,
    yapılamamış, yapılması çeşitli yol ve yöntemlerle engellenmiştir.
    Türk tarih yazımı,Türk ve Sünni bir toplum yaratmayı amaçladığı için
    bu konuları işleyen hiç bir araştırmaya sıcak bakmamış, tam tersine
    bu yönlü bütün girişim ve çabaları bastırmış, engellemiştir. Devlet
    daha ileri giderek araştırma konusu olan Kürt Alevi toplumunun
    bilincini kontrol altına almaya çalışarak bölge insanının kendisine
    değer vermesini,kendi değerlerine sahip çıkmasını zorlaştırmayı esas
    alan bir politikayı egemen kılmıştır.

    Yıllaryılı devlet zorunun yarattığı bu tahribatlardan dolayı adı
    geçen toplum kendi değerlerini yok saymayı, basitleştirmeyi esas
    aldı. Hem inanç olarak hem belirtilen bölgenin insanları olarak bu
    konularda kendi dışımızda marifet aradı. Onlar için sıradan herhangi bir
    yabancının ne dediği kendilerinden bir bilgenin ne dediğinden daha
    önemli geldi.

    Halbuki o bölge insanlık açısından yaşadığı
    çeşitlilikten ve alt üst oluşlardan dolayı, büyük tarihsel ve dinsel
    figürlerin yaşadığı alanlardır. Kürt Aleviliğinin oluşumunda etkisi
    olan bu tarihsel ve inançsal figürlerin kimler olduğunu ve nasıl bir
    sürecin içinde bugünlere taşındığını bilmek, sadece tarihi bilmek
    değil, aynı zamanda bugünü bilmek açısından gereklidir.

    Bu anlamda bölge halklarından Kürt Alevilerinin, geçmiş tarih
    içinde neler yaşadıklarını, nasıl bir oluşum seyri izlediklerini,
    bugün yaşadıkları sayısız inanç rituelinin nasıl oluştuğunu, neyi
    ifade ettiğini anlamak, bugün aynı inançların hangi durumda olduğunu
    görmek ve tanımak açısından hayati önem ifade etmektedir.

    Mehmet Bayrak, yayınladığı bu çalışmasıyla Kürt Aleviliğinin
    tarihsel ve inançsal kaynaklarını ortaya koymak adına değerli bir
    katkı sunmuştur. Kürt Bâtinî inanç kültürünü, Hakikatçı Aleviliğini ve
    edebiyatını, Ermeni, Êzidi, Yaresan ve Zerdüşt inançlarınn çeşitli
    boyutlarını, bu inançların ve toplumların birbirini etkilemelerini,
    benzerlik ve farklılıklarını ve bu toplumların müziklerini, alt
    başlığı „manzum lirik ve didaktik eserler“ olan bu kitapta
    bulabiliriz.

    Bu kapsamda, KÜRT BATINİLİĞİNDE KUTSAL METİNLER kitabında
    okuyabileceğimiz çok sayıda tarihsel bilgi ve doküman
    bulunmaktadır. Bunların dışında yakın dönem Bâtınî bilgeleri ile çeşitli
    sahsiyetlerinin ürettikleri eserler de bu çalışmada bir araya
    getirilmiştir. Bu vesileyle belki de bir yerlerde kaybolmakla yüzyüze
    kalacak olan birçok değerli deyiş, şiir biraraya getirilerek toplumun
    istifadesine sunulmuştur.

    Mehmet Bayrak, bu alanda sürdürdüğü calışmalarıyla hem tabu
    sayılan konulara değinerek büyük bir bariyerin aşılmasını sağlamıştır
    hem de Kürt Aleviliğinin kamuoyu tarafından bilinmesinde önemli bir
    rol oynamıştır. Aynı zamanda Mehmet Bayrak, yaptığı bu
    araştırmalarla bir Kürt Alevi yerleşimi olan bölgenin bilinir ve
    görünür olmasında da önemli bir katkı sağlamıştır.

    Bu tür calışmaların otantik toplum yapısının açığa çıkmasında ve
    toplumsal dokunun anlaşılmasında büyük bir katkı sağladıkları
    bilinmektedir. Kadim yaşanmışlıklardan elde edilen bilgilerle
    toplumların yapı taşlarının öğrenilerek toplumsal dokunun bilince
    çıkarılmasının önemi gözardı edilemez.

    Toplumların yapısal özellikleri, onların dününde, bugününde ve
    geleceğinde etkisi olan özelliklerdir. Toplumsal dünyanın anlaşılması ve o
    topluma yönelik olarak söylenecek sözün isabetli bir tarzda
    söylenebilmesi için bu temel yapısal özelliklerin bilinmesi önemlidir.

    İşte, toplumların bu özelliklerini bilmek bu türden yazınlarla bu
    türden araştırmalarla mümkündür. Toplumların inançlarının, günlük
    yaşamlarının, kültürel özelliklerinin açığa çıkarıldığı bu
    araştırmlar, toplumsal dünyaya dair faaliyet yürüten herkesin ihtiyacı
    olan bilgilerdir.

    Bu bilgilerin açığa çıkarılmasının kolay olduğu sanılmamalıdır.
    Her bilgi kırıntısı yoğun bir emeğin karşılığında bizim
    yararlanabileceğimiz bir hale gelmektedir. Normalde herkesin çok kolay
    bilebildiği bir bilginin bile açıklayıcı olması, ancak o konuda daha
    farklı verileri bilmek ve bütün bu bilgileri birlikte
    degerlendirmekle mümkün olabilmektedir.
    Birçok okuma yapılmadan, birçok ayrıntı yerliyerinde ele alınmadan
    herhangi bir yaşanmışlıktan bir önerme yaratmak kolay değildir.

    Mehmet Bayrak ortaya koyduğu birçok değerli çalışmasıyla bu
    konularda farklı görüş ve düşüncelerin daha kolay konuşulmasını
    sağlamıştır. Bu çalışmalar bölgeye ve Kürt Aleviliğine yönelik
    araştırmaların daha çok yapılmasına, yapılan bu çalışmaların daha çok
    dikkat çekmesine yol açmıştır.

    Son olarak Mehmet Bayrak‘ın bu çalışmasının 15 Temmuz darbesinin
    mağduru bir çalışma olduğunu da özellikle belirtelim. 15 Temmuz‘dan
    önce yayınlanmış olan bu çalışma için planlanmış olan bir dizi
    taniıtım etkinliği, darbenin yarattığı baskıcı ve yasakçı ortam
    nedeniyle gerçekleştirilememiştir. Böylece darbenin demokrasi ve
    özgürlük mücadelesi veren herkesin hayatını etkilemekle kalmadığını,
    aynı zamanda yayınlanan kitapların tanıtımını da engelleyerek
    kitapları da mağdur ettiğini görmüş, yaşamış oluyoruz.



  • Bilgen: Halk Erdoğan’ın tehdidine boyun eğmeyecek

    Bilgen: Halk Erdoğan’ın tehdidine boyun eğmeyecek

    HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, OHAL’de yeni anayasa yapılamayacağını belirterek, ‘Ya beni başkan yapacaksınız, ya beni Cumbaba yaparsınız, ya da ülkeyi kaosa sürüklerim’ tehdidine halkın boyun eğmeyeceğini söyledi.

    HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, partisinin haftalık grup toplantısında değerlendirmelerde bulundu.
    Bilgen, “Grup toplantıları bir süredir Salı pazarı gibi kim daha fazla bağırır, kim daha çok hakaret ederse o daha çok başarılı siyaset yapmış gibi algılanır olmuş. Bir az önce AKP grubunu izledik, statlardaki amigoluklar gibi yapılıyor. Burada atılan sloganlar nedeniyle Meclis’e giriş yasağı getirenler, toplantı yapmamızı engelleyenler sanırım bu fotoğrafla gurur duyuyorlar” dedi.

    ‘ERDOĞAN DA GRUP TOPLANTISI DÜZENLİYOR!’

    “Türkiye’nin 5. grubu, 5. partisi sayın Erdoğan da, Salı sabahlarını hiç kaçırmıyor” diyen Bilgen, şöyle devam etti:
    “Her salı sabahına mutlaka bir program koyuyor ve ‘Ben de buradayım, ben de varım, benim sözüm parti başkanlarının sözlerinden daha yukarıdadır’ mesajı vermenin çabası içine giriyor. Bugün de biraz önce sayın Başbakan’ın grup toplantısını izliyorduk ama bir anda bütün kanallar yayını kesip Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarını verdiler. Artık tahammülsüzlük muhalefetten doğrudan doğruya kendi kurduğu partiye kadar ulaşmış olacak ki, bir yayın yarışına girerek adeta paralel bir grup toplantısı düzenliyor.”

    CENAZEYE SAYGISIZLIK

    Bilgen, İzmir’in Torbalı ilçesine defnedilen bir HPG’linin mezarının kaymakamlık kararıyla il dışına çıkartılmasıyla ilgili de konuştu.
    Bilgen, şunları söyledi: “Birlikte yaşayabileceğimiz bir ülke istiyorsak, cenazeye saygıyı bileceğiz. Torbalı’da bir cenazeyi mezardan çıkarmak istediler. Bu ülke Anzakların mezarına saygı duymakla övünüyor. Anzaklara duyduğunuz saygıyı kendi çocuklarınıza gösteremiyorsunuz. Diyanet İşleri Başkanı lütfetti, çocuk evliliğine dair açıklama yaptı. Erken evliliğin kabul edilemez olduğuna dair son derece önemli bilgilendirme yaptı. Keşke Diyanet İşleri Başkanı bunu Cumhurbaşkanı’ndan önce, keşke İslam’ın bu konudaki yaklaşımını bir mesaj almadan yapsaydı bizde buradan kendisine teşekkür etseydik. Keşke aynı Diyanet Başkanı cenazeye saygısızlık, taziye evinde Kur’an okuyan hocayı görevden almanın İslam’da yeri olmadığını söylese.”

    SURİYE’DE ÖLEN ASKERLER

    Suriye’de hava saldırısı sonucu ölen Türk askerlerine de değinen Bilgen, “TSK askerleri yaşamını yitirdi ama hâlâ kimin vurduğu açıklanmadı ya da biliyor, bize söylemeye cesaret edemiyorlar. Hadi bizi saymıyorsunuz, tezkereye ‘evet ‘diyenlere bilgi verin bari” diye konuştu.

    ‘OHAL’DE ANAYASA YAPILMAZ’

    Bilgen, devam eden OHAL sürecinde yeni bir Anayasa’nın yapılmayacağını da vurgularken, şunları kaydetti: “OHAL mi yoksa referandum mu diyerek tehdit ediyorsunuz. 330 çıkmazsa, bu referandum olmazsa OHAL devam eder diyorsunuz. Cesaretiniz olsa seçimle korkutursunuz ama buna gücünüz yetmiyor referandum ile tehdit ediyorsunuz. Milleti korkutamazsınız, tehdit edemezsiniz. ‘Ya beni başkan yapacaksınız, ya beni Cumbaba yaparsınız ya da ülkeyi kaosa sürüklerim’ tehdidine halk boyun eğmeyecek, bunu göreceksiniz.”
    AKP ve MHP arasındaki anayasa görüşmelerinin içeriğine dair parti milletvekillerinin dahi bilgisinin olmadığını ve böylesi bir çalışmanın “kulis” şeklinde yürütüldüğünü söyleyen Bilgen, “Bize kürsülerden edebiyat yapmayın. Karşılığında ne pazarlığı yaparsanız yapın karşılığı olmayacak. İster kurulacak kabine bakanlık almış olsun, ister başkan yardımcılığı ama Türkiye hiçbir meşrutiyeti olmayan bu anayasayı tanıyamayacaktır” dedi.
    Bilgen, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “HDP’lilere devleti tanıtacağız” şeklindeki sözlerine de değinerek, “Dünyada bir İsrail var, Filistinli vekilleri görüşleri nedeniyle cezaevine koymuş, bir de Türkiye. Birileri kalkıp ‘HDP’lilere devleti tanıtacağız’ diyor. Biz Nemrut’tan Firavun’dan bu yana bütün zalim iktidarları tanıyoruz” diye konuştu.

    ‘DEMİRTAŞ’IN MEKTUBUNU MÜZEYE KOYACAĞIZ’

    Demirtaş’ın sansürlenen kendilerine ulaştırılan mektubunu ise, Meclis’teki “Demokrasi Müzesi”ne konulması için Meclis Başkanlığı’na göndereceklerini söyleyen Bilgen, “Bizden de bir katkı olsun, oradaki demokrasi müzesine koysunlar. Meclis’i savunmak sadece bombalara karşı savunmak değil” diye kaydetti.
    Dolardaki yükselişe dönük ‘önlemlere’ de atıfta bulunan HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, “Kafayı bozmuş danışmaların çağrılarıyla ‘Dolar bozun’ diyorlar. Küçük esnafın ayakkabı kutularına saklı dolarları mı var, bozdursun? ‘Babacığım bozdurduk, ama hepsini bozduramadık’ diye şifreli talimat verin ki, ayakkabı kutularında dolar saklayanlar bozdursun” dedi.

  • Silivri Cezaevi’nde yangın

    Silivri Cezaevi’nde yangın

    Silivri 3 numaralı cezaevinde tek kişilik bir hücrede battaniye alev aldı. Yangın ihbarı üzerine çok sayıda itfaiye ekibi cezaevine gitti. Battaniye cezaevi görevlilerince söndürülünce, itfaiye ekipleri de geri döndü.

     

    Silivri 3 numaralı cezaevinde tek kişilik bir hücrede battaniye alev aldı. Yangın ihbarı üzerine çok sayıda itfaiye ekibi cezaevine gitti. Battaniye cezaevi görevlilerince söndürülünce, itfaiye ekipleri de geri döndü.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri bir yangın ihbarının değerlendirildiğini belirtirken cezaevine ekip çıkaran Silivri İtfaiye Birimi yetkilileri de durumun normal olduğunu ihbar üzerine sevk yapıldığını, ekiplerin dönüşe geçtiğini söyledi. Silivri Cezaevi’nden ise zırhlı polis aracıyla bir ambulansın çıktığı görüldü.silivri-cezaevi

  • Gültan Kışanak için 230 yıl hapis istemi

    Gültan Kışanak için 230 yıl hapis istemi

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan ve yerine kayyum atanan Büyükşehir Belediye Başkanı DBP’li Gültan Kışanak hakkında 230 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

     

    Diyarbakır’da hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 25 Ekim’de gözaltına alınan ve 30 Ekim’de tutuklanan, İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılarak yerine kayyım atanan Büyükşehir Belediye eski Başkanı Gültan Kışanak ile ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından hazırlanan iddianame Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

    Mahkeme tarafından kabul edilen iddianamede Kışanak’ın, ‘Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek’, ‘Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmamak’ ve 41 kez ‘Silahlı terör örgütü propagandası yapmak’ suçlamalarıyla 230 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması istendi. Savcı tarafından hazırlanan 21 sayfalık iddianamede, Gültan Kışanak’ın, milletvekili olduğu dönemde katıldığı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, 21 Mart Nevruz kutlamaları, çeşitli mitingler ve 2012 yılında cezaevlerindeki açlık grevlerine dikkat çekmek için düzenlenen yürüyüş ve basın açıklamaları, Belediye Başkanı olduktan sonra Silvan, Sur, Cizre, Nusaybin ve Şırnak’ta sokağa çıkma yasakları, Suruç katliamı ve mitinglerde toplam 41 kez ‘Terör örgütü propagandası yapma’ suçunu işlediği iddia edildi.

  • Demirtaş: Özgürlük kazanacaktır!

    Demirtaş: Özgürlük kazanacaktır!

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), haftalık olağan grup toplantısını gerçekleştirdi. Partili 8 milletvekili ile birlikte tutuklu bulunan eş genel başkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın yokluğunda dördüncü kez gerçekleştirilen toplantıda, bu hafta Demirtaş’ın tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nden gönderdiği ancak iki hafta sonra sansürlenmiş bir şekilde HDP’lilere ulaşan mesajı okundu. 

    Demirtaş’ın grup toplantısına gönderdiği mesajını Grup Başkanvekili Çağlar Demirel okudu.

    Demirtaş’ın mesajı şöyle:

    “Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, partimizin değerli yöneticileri, üyeleri, dostlar ve değerli basın emekçileri, her birinizi ayrı ayrı canı gönülden selamlıyorum. Sadece kalem ve kağıdımın olduğu bu koşullarda yazdığım bu mesajın eksikleri olursa da affınıza sığınıyorum. Bize dayatılan haksızlık, zorbalıklara rağmen her zaman ki gibi dimdik ayaktayız, coşkuluyuz ve gayet iyiyiz.

    Çok değerli arkadaşlarım Ortadoğu, Mezopotamya ve Anadolu coğrafyası tarihte olmadığı hiç kadar çok yönlü müdahale ve saldırılar altındadır. Nitekim bugün ortaya çıkan IŞİD gibi, El Kaide bağlantılı vahşet ve tecavüz örgütleri tam bir kitlesel katliam ve kültürel soykırım mekanizmasına dönüşmüşlerdir. İslam’ı temsil iddiasıyla ortaya çıkan bu örgütler ne İslam’a ne de başka dinlere ne de insanlığa dair en küçük bir katkı sunmadığı gibi binlerce yıllık insanlık değerlerini de ortadan kaldıracak bir saldırganlığa dönüşmüştür. Türkiye’de ise tek dile ve tek kimliğe dayalı ulus yaratma projesindeki ısrar bu toprakların bütün farklı kimliklerini, dillerini ve renklerini zulmün her türlüsüne tabi tutmuştur. Cumhuriyet’in demokrasiyle buluşmasını isteyenler, farklı bahanelerle ‘iç düşman’, ‘terörist’ ve ya ‘vatan haini’ suçlamalarıyla karşılaşmış ve yok edilmeye çalışılmıştır. Toplumdaki her türlü demokratik dönüşüm isteği şiddetle bastırılmış muhalif kimliğiyle bilinen sanatçı, akademisyen, işveren, siyasetçi gazeteci herkes hapislere ve sürgünlere gönderilmiştir.

    AKP’nin de uygulamış olduğu bu politikalar ve içeride dayattığı hegemonik ideoloji dış politikada da ana ekseni oluşturmaktadır. Mezhepçi siyasi hat dış politikanın ana belirleyeni olarak kabul edildiği için Türkiye diplomatik alanda tam bir çöküşle karşı karşıyadır.

    Bu kadar tarihi bir dönemde yapılan en ciddi hata mezhepçi ve milliyetçi politikalar doğrultusunda strateji kurmaktır. Maalesef AKP de bunu yaptı. İşte bizlerin yani HDP’nin farkı da tam da burada ortaya çıkıyor. Irkçılığın, milliyetçiliğin, mezhepçiliğin ve cinsiyetçiliğin bütün coğrafyamızı kasıp kavurduğu böylesi bir dönemde demokratik ulus perspektifi ile bütün kimlik ve inançların bir arada eşitçe özgürce yaşamasını savunmanın ne kadar da hayati bir tutum olduğu daha iyi anlaşılıyor.
    Bizler daha büyük bir moral ve coşku ile mücadelemizi dört duvar arasında sürdürmeye de devam edeceğiz. Bize büyük haksızlıklar yapılıyor diye barışı gür sesimizle haykırmaktan bir an olsun geri durmayacağız. Bize yapılanlara karşı koyarken, ne şiddeti ne silahı ne ölümü çare olarak görmeyeceğiz. Akılla, duyguyla, heyecanla örgütlenerek, toplumsal bilinci ve uyanışı büyüterek, bu girdaptan çıkacağız.

    Son olarak iç ve dış kamuoyunda desteklerini sunan bütün çevrelere teşekkürlerim selamlarımı iletiyorum.

    Tutuklanan Cumhuriyet gazetesi yöneticileri, özgür basın emekçileri, özgür basının tüm kadrolarına, bulunan yazarları, cezaevlerindeki tüm siyasi tutsaklara dayanışma duygularımı iletiyorum. Özgürlük kazanacaktır.”

  • DBP Eş Başkanı Sebahat Tuncel tutuklandı

    DBP Eş Başkanı Sebahat Tuncel tutuklandı

    HDP Eş Genel Başkanları ve milletvekillerinin gözaltına alınmalarını protesto ederken gözaltına alınan DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı

     

    DBP Eş Genel Başkanı Sebahat041120161611569474409_2 Tuncel, Diyarbakır’da geçen cuma günü, HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer HDP milletvekillerinin gözaltına alınmasını protesto etmek için Adliye önünde bir grup partiliyle beklerken, 10 kişiyle birlikte gözaltına alınmıştı.

    Bugün Adliye’ye sevk edilen Tuncel, savcılık sorgusunun ardından tutuklanması istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldı. Tuncel, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

  • HDP Meclis’teki faaliyetlerini durdurdu:

    HDP Meclis’teki faaliyetlerini durdurdu:

    ‘Mutlaka kazanacağız’

    HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen: Yasama organındaki faaliyetlerimizi durdurma kararı verdik.

    Diyarbakır’da olağanüstü toplanan HDP MYK’si ve Meclis Grubu tarihi bir karar aldı. “Mutlaka kazanacağız” diyerek aldıkları kararı açıklayan HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, Meclis’teki çalışmalarını durdurduklarını duyurdu.

     

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile 7 milletvekilinin tutuklanmasının ardından HDP önümüzdeki süreçte yol haritalarını belirlemek için dün Diyarbakır’da Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ve Meclis Grubu yaklaşık 6 saat toplantısının ardından önemli kararlar aldı. Toplantılarda alınan kararlar HDP Diyarbakır İl Binası önünde kamuoyuna duyurdu. HDP milletvekilleri, MYK üyeleri, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek’in yanı sıra çok sayıda partili katıldığı açıklamayı HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen yaptı.

    Alınan kararları dört maddede sıralayan Bilgen, Meclis’teki faaliyetlerini durdurduklarını duyurdu. Bilgen’in, HDP MYK ve Meclis Grubu adına yaptığı açıklamanın metni şöyle:

    “Mutlaka Kazanacağız…

    Sözlerimize başlarken, 4 Kasım günü Diyarbakır’da yapılan bombalı saldırıyı kınıyor, yaşamını yitirenlere rahmet, yakınlarına ve halkımıza başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyor, acılarını paylaşıyoruz.

    Yine 4 Kasım günü ve öncesinde rehin alınmış olan Eş Genel Başkanlarımızı, vekillerimizi ve bütün seçilmiş belediye eşbaşkanlarımızı ve yöneticilerimizi saygıyla selamlıyoruz. Onların onurlu ve dik duruşlarının, biat etmez ve boyun eğmez tutumlarının arkasındayız. Baskı, zulüm, yok sayma ve faşizm karşısındaki duruşları Kürt halkı başta olmak üzere bütün Türkiye halklarına büyük bir moral kaynağı olmuş, mücadele azmini ve kararlılığını perçinlemektedir.

    1.Bugün Erdoğan-AKP iktidarı, demokratik siyasete ve demokratik muhalefete yönelik ağır saldırıları ile demokratik siyasi kazanımları gasp etmeyi, oluşmuş bütün kurum ve kuruluşlarımızı tasfiye etmeyi hedeflemektedir. Bu hedefte sadece HDP’ye oy vermiş olan 6 milyondan fazla insanımızın siyasi iradesi değil, demokrasi, özgürlük, eşitlik, emeğin hakları, kadın özgürlüğü ve adalet mücadelesini sürdüren, vicdan sahibi ve demokrat milyonlarca yurttaşımız da vardır.

    Önce milletvekili dokunulmazlıklarını kaldıran, daha sonra 15 Temmuz darbe girişimini bir fırsat olarak değerlendirip OHAL ve KHK’lerle ülkeyi yöneten ve kendi darbesini sürdüren Erdoğan-AKP iktidarı, Meclis’i de işlevsizleştirerek Türkiye’yi bir ‘Kayyum Cumhuriyeti’ haline getirmektedir. Son olarak halkın tercihlerine ve iradesine zerre kadar saygı duymadığını, Eş Genel Başkanlarımız dahil 9 vekil arkadaşımızı tutuklayarak açıkça göstermektedir. Ankara’da Genel Merkez binamızın abluka altına alınması, parti yöneticilerimizin ve üyelerimizin içeriye girişinin halen engelleniyor olması da demokratik siyasete bakışlarını ortaya koymaktadır.

    2.Meclis Grubumuz ve Merkez Yürütme Kurulumuz ile birlikte yaptığımız tartışmalar sonucunda, demokratik siyaset tarihimizin bu en kapsamlı ve karanlık saldırısı karşısında, yasama organındaki çalışmalarımızı durdurmaya ve bir kez daha halklarımızla buluşmaya karar verdik.

    Önümüzdeki günlerde ev ev, mahalle mahalle, köy köy, ilçe ilçe, il il dolaşarak halkımızın şikayet ve önerilerini dinleyeceğiz. Bileşenlerimizle, bütün ittifak güçlerimizle, kurum ve kuruluşlarımızla, demokrasi, barış ve emek güçleriyle, sivil toplum örgütleriyle, sendika ve meslek birlikleriyle, inanç gruplarıyla, kadın, gençlik, çevre ve ekoloji hareketleriyle tartışarak önerilerini alacağız.

    Tüm bu istişarelerin sonunda, yapılan önerileri değerlendirerek sonuçları kamuoyu ile paylaşacağız. Sadece paylaşmakla kalmayacak, ortaya çıkan öneriler doğrultusunda geleceği birlikte örmek için adımlar atacağız. ‘Kayyum Cumhuriyeti’ karşısında ‘Demokratik Cumhuriyet’ mücadelesini büyüteceğiz.

    3.HDP, bütün kurum ve kuruluşları, ittifakları, bileşenleri, Eş Genel Başkanları, vekilleri, üye ve örgütleriyle Türkiye’deki demokratik siyasetin ve demokratik muhalefetin var olmasının ve gelişmesinin güvencesidir. Barış ve çözüm, demokrasi ve özgürlük, adalet ve eşitlik için mücadele eden arkadaşlarımızın hapse atılarak rehin alınmaları asla bizim bu ilkesel duruşumuzu değiştiremez. Demokratik siyaset alanındaki mücadelemizden geri adım attıramaz.

    Türkiye’deki halkların, inançların, kültürlerin eşit ve bir arada barış içinde yaşamasının yolu, HDP’nin ve ittifaklarının var olması ve güçlenmesidir. İktidar barış isteyeni, demokrasi, adalet ve özgürlük diyeni veya Eş Genel Başkanlarımızı hapse atabilir, şiddet kullanarak kendi varlığını sürdürmeyi öngörebilir, ama bu bizi demokratik siyaset mücadelemizden döndüremez.

    Ülkeyi 1,5 yıldır büyük bir yangın yerine çevirmiş olan Erdoğan-AKP iktidarı, ‘Türk tipi başkanlık rejimi’ni gerçekleştirmek için binlerce insanın ölmesine, yaralanmasına, evinden barkından olmasına, işsiz kalmasına, toplumdaki gerginlik ve kutuplaşmanın büyümesine neden olmuştur. Çok açık ve net bir şekilde bir kez daha vurguluyoruz ki, ‘Türk tipi başkanlık’ adı altında topluma sunulan ‘tek adam yönetimi’ faşizm demektir, savaş, baskı, huzursuzluk ve zulüm demektir.

    4.Dünyanın bütün ülkelerindeki demokrasi güçlerine, demokratik kurumlara ve kuruluşlara, parlamentolara, siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına buradan çağrı yapıyoruz: Evrensel insan hakları ve demokratik hukuk ilkelerine bağlı kalınması için sesinizi yükseltin, politik tutum geliştirin, Erdoğan’ın tehditlerine boyun eğmeyin. Çünkü Erdoğan-AKP iktidarı, Türkiye’yi adım adım evrensel insan haklarının yok sayıldığı, uluslararası demokratik anlaşmaların ihlal edildiği bir totaliter rejime sürüklüyor. Buna dur denmemesi bütün bölge ülkeleri ve Avrupa halkları için de büyük bir tehdittir.

    Türkiye demokrasi, emek ve barış güçlerine, Erdoğan-AKP iktidarının baskılarından ve adaletsizliklerinden bunalan vicdan sahibi tüm yurttaşlarımıza, sesleniyoruz: Çağrımız sadece HDP’yle dayanışma çağrısı değildir. Çağrımız özgürlük, eşitlik, demokratik laiklik ve adalet için çaba harcayanlara ve bu özlemler için bedel ödeyenlere birlikte ve ortak mücadele çağrısıdır.

    Biliyoruz ki, ortak özlemlerimizin toplumsal meşruiyeti ve haklılığı son derece yüksektir. O nedenle demokratik siyasete ve demokratik muhalefete, Türkiye’nin farklı halklarının, inançlarının, kültürlerinin ve kadın özgürlük hareketinin demokratik kazanımlarına yönelen 4 Kasım darbesi karşısında mücadelemizi bütün demokrasi ve barış güçleri ile birlikte geliştirme kararlılığındayız.

    Bu gidişe ve uygulamalara boyun eğmeyeceğiz, diktatörlük karşısında demokrasi önerilerimizi yaygınlaştıracağız. Unutmayalım ki, bizler hepimiz Türkiye’nin umuduyuz, demokrasi ve özgürlük ışığıyız. Bu umudu ve ışığı hep birlikte büyüteceğiz.

    MUTLAKA KAZANACAĞIZ…”

    ‘ÇEKİLİP ÇEKİLMEMEYE HALKIMIZLA BİRLİKTE KARAR VERECEĞİZ’

    Ortak metni okuduktan sonra Bilgen, “Biz genel kurul çalışma ve komisyon çalışmalarını durduruyoruz. Parlamentodan çekilip çekilmemize ise halkımızla birlikte karar vereceğiz. Bu kararlarımızın sonrası Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın da tavrını bekleyeceğiz” dedi.

  • IŞİD’in kalesi Rakka’ya operasyon başlıyor

    IŞİD’in kalesi Rakka’ya operasyon başlıyor

    YPG/YPJ’li savaşçılar Rakka yolunda…zpg

    Demokratik Suriye Güçleri tarafından Rakka’nın özgürleştirilmesi amacıyla başlatılan ‘Fırat’ın Gazabı’ hamlesinde çok sayıda YPG/YPJ’li savaşçı yer alıyor.

     

     

     

    ANF /RAKKA – SİNAN DENİZ

    ‘İNSANLİK İÇİN TARİHİ BİR HAMLE’

    Rojava’da yaşanan birçok çatışmada yer alan Şoreşger Rojava isimli YPG savaşçısı, bu operasyonun sadece bölge ve Rakka için değil, tüm dünya için önemli olduğunu belirtiyor.
    YPG Savaşçısı Şoreşger Rojava, operasyona ilişkin kameralarımıza şu şekilde konuştu:
    ‘’Bu hamle çok tarihi bir hamle. Minbic hamlesiyle çeteler önemli bir darbe yedi. Rakka çeteler için önemli bir merkez. Çeteler bu topraklarda yaşayan halklara çok eziyet çektirdiler. Bu topraklarda tek bir çete bırakmayacağız. Onları sonuna kadar kovalayacağız. Şunu özellikle belirtmek istiyorum; Rakka’nın kurtuluşu sadece Rakka halkı için değil, tüm insanlık için önemlidir. Çeteler buradan dünyanın güvenliğini tehdit ediyorlar. Dünyanın gözü burada. Burada yaşayanlar da bunun farkındalar. Bizler, buradaki halkların çocukları bu bilinçle operasyonda yer alıyoruz.’’
    Rojava, hamleye ilişkin şu bilgileri de verdi: ‘’Önümüzde geniş bir alan ve irili ufaklı köyler var. İleride Tıl Semir beldesi ve büyük bir köy olan Heşi var. Şu an önümüzdeki aşacağımız engeller bunlar. En kısa zamanda buraları çetelerden temizleyip ilerleyeceğiz.’’
    Azad Grê Spî, YPG savaşçısı ve Fırat’ın Gazabı Operasyonu’nda en ön mevzilerde savaşıyor. DAİŞ’e karşı birçok operasyonda yer alan Azad Grê Spî, şim

    di yönünü Rakka’ya çevirmiş durumda.

    ‘BAŞARIYLA SONUÇLANDIRACAĞIZ’

    Azad Grê Spî, Rakka yolunda şu mesajı verdi:

    “Fırat’ın Gazabı Operasyonu başladı. Önümüzde geniş bir alan var. Hamle çok geniş ve kapsamlı. Amacımıza ulaşmak, başarıyla sonuçlandırmakta kararlıyız. DAİŞ zulmü altında yaşayan halkların özgür olması için, kanımızın son damlası da gerekiyorsa bunu vermeye de hazırız. Topraklarını bırakıp başka yerlerde yaşayan Rakkalıların topraklarına özlemleri var. Bunun için, bu hamleyi başarıyla sonuçlandıracağız.
    YPG, YPJ ve QSD savaşçıları olarak moralimiz çok yüksek. Zulüm altındaki Rakka halkını kurtarmak ve şehitlerimizin intikamını almak için kararlıyız ve sevinçliyiz.”

    KOÇERİN: KADINLARI KURTARACAĞIZ

    ‘Fırat’ın Gazabı Operasyonu’nda yer alan YPJ’li savaşçılar, uzun süredir bu hamleyi beklediklerini ve Rakka’da kadınların intikamını alacaklarını belirttiler.
    Rakka’ya yönelik başlatılan özgürleştirme operasyonunun saldırı kollarında yer alan YPJ’li savaşçılardan Delila Koçerin ve Evin Rojda, ANF’ye konuştu.
    Delile Koçerin: ‘’Uzun süredir bu hamlenin başlamasını bekliyorduk. Başladığı için çok moralliyiz. Rakka hamlesini final olarak değerlendiriyoruz. Çünkü burası DAİŞ çetelerinin genel karargahı konumunda. DAİŞ çeteleri kadına çok zarar verdi, çok zulüm yaptı. Kadını köle yaptı. Kız çocuklarını kaçırdı. O kadınları kurtaracağımız için mutluyuz. Kobanê direnişinde kahramanlık yaratan kadınlar bu hamleye de hazır.’’

    ‘TÜM İNSANLIĞA ARMAĞAN EDECEĞİZ’

    Evin Rojda: ‘’DAİŞ bu topraklarda yaşayan halklara çok zarar verdi, çok zulmetti. Bu hamleyle onların intikamını alacağız. Şehitlerimizin intikamını alacağız.  DAİŞ zulmü altında köleleştirilen kadınların intikamını alacağız. Bu hamleyi başarıyla sonuçlandıracağımıza inanıyorum. Bu zaferi kadınlar şahsında tüm insanlığa armağan edeceğiz. Bu hamlede yer alan tüm arkadaşlarıma başarılar diliyorum. Bizi yürekten destekleyen Kürdistan halkını selamlıyorum.’’

     

    ANF / RAKKA – SİNAN DENİZ