Yazar: yasar

  • ‘AKP-MHP ittifakının kadın düşmanı politikalarına karşı geri adım atmayacağız’

    ‘AKP-MHP ittifakının kadın düşmanı politikalarına karşı geri adım atmayacağız’

    PİRHA- Dersim’de açıklama yapan kadın örgütleri, Diyarbakır ve Antep’te gözaltına alınan kadınların serbest bırakılmasını istedi. Yapılan açıklamada, “Bir kez daha söylüyoruz; gözaltındaki arkadaşlarımızın verdiği mücadele bizim de mücadelemizdir. Bizi yok sayanlara boyun eğmedik, eğmeyeceğiz, itaat etmedik, etmeyeceğiz” denildi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Meclisleri, Demokratik Bölgelere Partisi (DBP) Kadın Komisyonu,  Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Kadın Meclisi, Kadınların Kurtuluşu, Sosyalist Dayanışma Platformu Üyesi Kadınlar, Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Kadın Meclisi, Yeşil Sol Kadınlar, Diyarbakır ve Antep’de kadın siyasetçilere yönelik gözaltı saldırısına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    HDP Dersim il binasında yapılan açıklamaya HDP Dersim İl Örgütü ve Merkez İlçe Eşbaşkanları da katıldı.

    HDP ve bileşenleri kadın örgütlerinin ortak açıklamasını HDP PM üyesi Helin Yağmur Uci okudu.

    “SİYASİ SOYKIRIM OPERASYONU”

    AKP-MHP erkek ittifakının kadın düşmanı politikalarının her geçen gün artarak sürdüğü kaydedilen açıklamada, “Her sabah Kürtlere, kadınlara ve muhaliflerin evlerine yapılan baskınla uyandığımız bu ülkede; bu sabah yine bir siyasi soykırım operasyonu gerçekleştirildi” denildi.

    Sabah saatlerinde Diyarbakır ve Antep’te yapılan baskınlarda; aralarında Özgür Kadın Hareketi (TJA) Sözcüsü Ayşe Gökkan, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu Sözcüsü ve Jinnews editörü Ayşe Güney, Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) Eşbaşkanı Elif Haran, Tutuklu Aileleri ile Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER) üyesi Rabia Ataş, Bağlar Belediyesi Meclis Üyesi Panayır Çelik, HDP Yenişehir eski İlçe Eşbaşkanı Demet Özkaran,  Barış Annesi Hayriye Demir, Zekiye Güler, Figen Ekti, Rabia Ateş, Ronda Bat, Rozerin Çatak, Emine Kaya, Dilan Yakut ile Güneş Özel’in de bulunduğu çok sayıda kadınının, iktidarın kadın düşmanı politikaları sonucu gözaltına alındığı hatırlatıldı.

    Açıklamada, şunlar belirtildi:

    “Gözaltına alınan arkadaşlarımız, kadınların bin bir emekle yarattığı bir kurum olan TJA çatısında yıllardır kadın özgürlük mücadelesi yürüten; siyasette, medyada, sendikada kadın rengini var etmeye çalışan arkadaşlarımızdır. Kürt kadın hareketine yönelik bu saldırı ve faşist politikalar ilk değil, AKP-MHP erkek ittifakının ne zaman sıkışsa kadın iradesine saldırdığını rehin tutulan arkadaşlarımızdan biliyoruz. Biz kadınlar için gözaltı ve tutuklamanın; mücadelemizi bastırmak, bizleri yıldırmak anlamına geldiğini de çok iyi biliyoruz.

    Erkek egemen anlayışa karşı mücadele etmek için yola çıkarken irademizi tanımayanlarla, bizleri yok sayanlarla, karşılaşacağımızı çok iyi biliyorduk. Ancak; öğrenemedikleri bir şey var ki o da bizim direnişimizi hiçbir iktidarın alaşağı etmediği ve bastıramadığıdır. Bizi geçmişte yok sayan bu erkek egemen anlayışın devamcısı olan AKP de siyasi soykırım operasyonları ile bizleri yıldıracağını sanıyorsa en büyük yanılgı içine düşmüş demektir.

    “İKTİDARIN EN BÜYÜK KORKUSU KADINLAR”

    Biz kadınlar; AKP ve onun ortağı olan MHP’nin; toplumu baskı, sindirme ve biat ettirme siyasetine karşı umudu elimize aldık ve topluma sunmak için yola çıktık. İşte; iktidarın en büyük korkusu da kadınlar öncülüğünde gelişen bu direniş ve mücadele kararlılığıdır.

    Kadın düşmanı politikalarında ısrar eden AKP-MHP şunu çok iyi bilsin ki; Biz Kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmek istenmesine, çocuk istismarının “evlilik” adı altında meşrulaştırılmasına, kayyımcı zihniyete, infaz yasasına karşı sokakları terk etmeyeceğiz. AKP’nin saldırgan, faşist, militarist, cinsiyetçi erkek anlayışına karşı özgürlük mücadelemizden bir an olsun geri adım atmadık ve atmayacağız.

    Bir kez daha söylüyoruz; gözaltındaki arkadaşlarımızın verdiği mücadele bizim de mücadelemizdir. Bizi yok sayanlara boyun eğmedik, eğmeyeceğiz, itaat etmedik, etmeyeceğiz. Sesimizi kısmak isteyenlere karşı ‘Varız, Buradayız’ dedik, burada olmaya devam edeceğiz.”

    Açıklamada, hukuksuz bir şekilde gözaltına alınan kadınların serbest bırakılması istendi.

    PİRHA/ DERSİM

  • Malatya Yeşilyurt İlçesi Dilek Mahallesi’nde karasinek istilası-VİDEO

    Malatya Yeşilyurt İlçesi Dilek Mahallesi’nde karasinek istilası-VİDEO

    PİRHA – Malatya’nın Yeşilyurt ilçesi Dilek Mahallesi’nde oturan yurttaşlar, karasinekle mücadele ediyor. Sinekle mücadele için çeşitli yollar deneyen yurttaşlar, belediyeden bu konuda yeterince hizmet alamadıklarını belirttiler. 

    Malatya Yeşilyurt ilçesi Dilek Mahallesi karasinek istilası altında.

    Mahalle sakinleri karasinekle mücadele için çeşitli yöntemler denerken, belediye tarafından yapılan ilaçlamanın fayda etmediği ve yeteri kadar ilaçlama yapılmadığı iddia ediliyor.

    Yurttaşlar, mahallelerinin Malatya merkeze yakın olmasına rağmen bağlı oldukları Yeşilyurt belediyesi ve büyükşehir belediyesinden yeteri kadar hizmet alamadıklarını ifade ediyorlar.

    Sağlıklarından korktuklarını, yemek yiyemediklerini ifade eden mahalle sakinleri, biran önce karasineğe karşı yetkililerin çözüm bulmasını istiyor.

    Mehmet YALMAN/MALATYA

  • AABK, ‘Müsahip/Kardeş Cemevi-Sosyal Dayanışma ve Birlik Projesi’ başlattı

    AABK, ‘Müsahip/Kardeş Cemevi-Sosyal Dayanışma ve Birlik Projesi’ başlattı

    PİRHA – Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) “Müsahip Kardeş Cemevi Projesi” başlattı. AABK‘nin Müsahip/ Kardeş Cemevi – Sosyal Dayanışma ve Birlik Projesi” başlıklı açıklamasında “Her şeyde, her yerde, hep beraber” diyen Şeyh Bedrettin’in düşünsel yol ve iz sürücüleri olarak, dayanışma yolu ile eksiklerimizi tamama erdireceğimiz projemizi hayata geçireceğiz” ifadeleri yer aldı.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ( AABK), Müsahip/Kardeş Cemevi – Sosyal Dayanışma ve Birlik Projesi başlattı.

    Konfederasyondan yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Yeni tip koronavirüsle her şey alt üst olurken yeni bir dünyanın eşiğinde olduğumuz ortada. Bu değişimin toplumlara, toplumsal ilişkilere yansımayacağını söylemek de mümkün değil. Sosyal ilişkilerde mesafe ise hiç olmadığı kadar artacak görünüyor. İşte bizler bu mesafeleri anlamsızlaştıracak yeni bir toplumsallık inşa edeceğiz.

    Alevi kurumları üretim ve istihdama katkı sunmak amacıyla “Musahip/Kardeş Cemevi”, “Kooperatifçilik” projesini kendi kuruluş tüzüklerine uygun olarak uygulama ve değerlendirme kılavuzları, alan araştırmaları ve diğer çalışmaları yaparak Kooperatifçilik Proje Destek Yönetmeliği hazırlayarak Alevi toplumuna duyurmuşlardır.

    “PROJE, HALKIMIZI KOOPERATİFÇİLİK ÖRGÜTLENMESİYLE BİR ARAYA GETİRECEKTİR”

    Alevi kurumları Alevi toplumunun katkılarıyla sağlanan öz kaynaklarını kullanarak bu projenin hayata geçilmesi için faaliyetlerini, etkinliklerini ve verimliliklerini arttıracaktır.

    Bu proje başta inanç, çevre, kültür, işletme ve işgücü dışında kalmış tüm halkımızı bulundukları topraklarda kooperatifçilik örgütlenmesiyle yeniden bir araya getirecektir.

    Öncelikle kooperatif içinde olan her bireyin gelir düzeyi artırılarak, bireysel tasarruflarının uygun girişimcilik modelleri ortaya çıkaracaktır.

    Kooperatifçilik aynı zamanda yeni bir dayanışma, yeni bir toplumsallık ve yeni bir ikrarlaşma açısından bir model olacaktır. Bu yüzden “Yeni bir dayanışma” için kooperatifçilik, dayanışma ilişkisini salt veren-alan ikiliğinden çıkacak, üretime dayalı bir ortaklığa, birlikteliğe aktif bir dayanışmaya dönüştürecektir. Böylece verme-alma ticari ilişkisinin kısıtlamaları yerine yaşamsal sürekliliği devam ettirecek bir dayanışma ilişkisine dönüşecektir.

    “TOPLUMUN İHTİYAÇ DUYDUĞU ORTAKLIK, KOLEKTİF DUYGULAR CANLANACAKTIR”

    Dünyada para ve sermaye eksenli yürüyen yaşam ve ilişki tarzına karşı kooperatifçilik; üretim içerisinde birlikteliği getirecek, yeniden dayanışma aracı olacaktır ve toplumumuzun ihtiyaç duyduğu ortaklık, kolektif duygularını canlandıracaktır.

    Küresel dayanışma ağı kurmaya dayalı, omuz omuza mesafesiz olan bu proje yoksunluk ve yoksullukla mücadele için başlangıç olacaktır. Güvencesiz çalışma koşulları, giderek artan ayrımcılık toplumumuzun büyük kısmını ciddi bir yoksullaşmaya itmiştir. Özellikle gençler arasında işsizliğin çığ gibi büyümesinin nedenlerin biri de bu ayrımcılıktır.

    Aleviler doğdukları topraklarda yaşlılarını bırakarak daha özgür, daha yaşanır coğrafyalara özellikle gurbete göç ettiler. Uzun yıllar sahipsiz kalan ata topraklarında tarım ve hayvancılık faaliyetleri de bu nedenle bitme noktasına geldi. Göç ve kentleşmenin yanı sıra merkezi yönetimlerin tarım ve hayvancılık politikaları sonucu, üretim bitme noktasına geldi. İşte bir tespihin taneleri gibi dünyanın her tarafına dağıldığı düşünülecek olursa, köklerimizin yeşerdiği topraklardan gurbete, dünyanın büyük kentlerine uzanan geniş bir coğrafyada yaşayan kitlenin birliğini sağlamak yeni toplumsal ağlar örmekle mümkündür.

    Kooperatifler toplumumuzun farklı sınıf ve katmanları arasındaki dayanışmayı güçlendirmesi açısından da rol oynayacaktır. Bu anlamda zayıflayan toplumsal bağları güçlendirmek ve yeni bir toplumsallık inşa etmek için kooperatifçilik bir fırsat olacaktır.

    “BEN DEĞİL BİZ OLMA”

    “Ben değil biz olma”, üretimden dağıtıma ve satış aşamasına kadar kurulacak kooperatiflerle bir yandan güncel ihtiyaçları gidererek dayanışma örneğini gösterecek diğer yandan oluşan değerler etrafında yeni toplumsal ağlar kurulacaktır. Kolektif üretimle elde edilen ürünlerin, toplum tarafından ortak bir değer olarak kabul edileceği ve biz olma duygusunu güçlendireceği mutlaktır.

    “ikrarlaşma” için kooperatifçilik, ikrar vermek ve bir topluma onun benimsediği inanca dâhil olmaktır. Bugün inancımızı ve toplumumuzu zayıf düşüren temel sorunlardan birisi toprak ve doğa ile olan bağımızın neredeyse kopma noktasına gelmesidir. Toprağa, suya, dağa, taşa, kuşa, her türlü hayvana, nebata, insana bir gözle bakan ve bütününü kutsayan bir inancın bugün kentlerde dört duvar arasındaki yaşamı, solunum desteğiyle hayatını sürdürmekten farksızdır.

    Dünyada, insanlığın neredeyse ortaklaştığı tek konu tahrip edilen doğanın ve ekolojik ortamın nasıl korunacağıdır. İçinden geçtiğimiz günlerde Covit-19 virüsünün doğanın insanlara bir uyarısı olduğu fikri çok yaygın. Post-modern dünyanın insanı mahkûm ettiği bu yaşam, doğa ile birlikte insanı, insani değerleri ve inançları da tahrip ediyor. Bunun karşısında insanlığın önündeki çözümlerin başında yine doğaya dönmek duruyor.

    Doğa ile buluşmak, inancımızın yeniden toprakta daha fazla kök salmasını, güçlenmesini sağlayacaktır. Bizi bu topraklardan kazımak isteyen karanlığa karşı anlamlı bir duruş olmanın yanında, ata topraklarımızı şenlendirecektir. Hem ulularımızın, atalarımızın kemiklerinin bulunduğu topraklarda hem de bulunduğumuz her mekânda doğa ile buluşmak, yeniden ikrarlaşmak için kooperatifçilik bir fırsat olabilir. Kolektif bir üretim ve çalışma biçimi olarak kooperatifçilik; yeni bir toplumsal dayanışmayı inşa etmek ve doğa ile bütünleşen yeni bir ikrarlaşma açısından Yolumuza hizmet edecektir.

    “NEDEN MUSAHİP CEMEVİ PROJESİ?”

    Neden musahip Cemevi projesi?
    Bu proje neyi kapsar ?

    Musahip Cemevi projesi gelecek yaratma adına hayatın her alanına dokunabilmeyi, birlikte dayanışmayı, hedeflemektedir. Bu nedenle bu proje sadece ekonomik destek dayanışma projesi değildir.

    Yunus’un dediği gibi
    Gelin tanış olalım
    İşi kolay kılalım
    Sevelim sevilelim
    Dünya kimseye kalmaz

    Eğitime katkı sunma.

    Gerek Avrupa’da gerekse Türkiye’de yüksek öğrenim gören maddi desteğe ihtiyaç duyan, başarılı özverili gençlerimize kurumlarımızın önerisi dahilinde, maddi destek öngörür.
    Mevcut burs veren kurum ve diğer iş insanları veya yapılar ile ortak koordinasyon sağlayacaktır.

    Doğal Afetler anında dayanışma
    Depremler ve diğer afetlerde kardeş elini uzatabilmek yarasını sarabilmek adına; maddi manevi destek olabilmeyi amaçlar. Özellikle sağlık ve korunma barınma gibi temel ve önemli konuları kapsar.

    Halklar arası İletişim

    Birbirlerinden ayrı coğrafyalarda yaşayan toplumumuzun birbirleri ile tanışıp kaynaşmalarını sağlayacak adımlar atmayı hedefler. Oluşabilecek imkanlar dahilinde (tur, gezi) kültürel, sosyal aktivitelerin yapılabilmesine katkı sunar.

    Bizim için en kültürlü toplumlar nefsini tanıyan, rızkını rıza ile pay eden toplumlardır.

    Alevi inancı özünde rızalık ve ikrar üzerine kuruludur. Bu inancı hakkıyla yaşayabilmek için kişinin parçası olduğu dünyanın tamamı ile barışık olması ve toplumsal dayanışma yolu ile birlik beraberliği sağlaması gerekir.

    Evrenin ve yaşamın merkezine insanı koyan ve insanın insan onuruna yaraşır bir yaşam hakkını savunan biz Aleviler, bir yanıyla yaşanılan dünyada ortaya koyduğu değerler ile, İnsan’ın Kamil İnsan olmasını hedefleyen ve bunun için de aşağıdan yukarıya doğru bir piramit biçiminde yükselen kademeli veya aşamalı eğitimi/öğrenimi içeren Dört Kapı Kırk Makam öğretisini benimseriz.

    Bu dört kapı kırk makam anlayışında dayanışma, kardeşlik ve ikrar üzerine kurulu “Musahip” kapısı vardır. Bu kapı Hak kapısıdır. Aht’ı Peyman’dır.

    Musahip demek; Yol Kardeşi demektir.

    Ben bir müsahip ararım / Ola bile benim ile
    Yad ellerde gurbet elde / Kala bile benim ile
    Ola ben olduğum yerde / Kala ben kaldığım yerde

    Vadem yetip öldüğümde / Öle bile benim ile
    Başıma kement bağlaya / Aşkı ciğerim dağlaya

    Ben ağladıkca ağlaya / Güle bile benim ile
    Bu işler bizim nemize / Kan gitti gelmez benize
    Benim düştüğüm denize /Düşe bile benim ile

    Pir Sultan’ım haldaş ola / Yolumuza yoldaş ola
    Yaramı saran kardaş ola / Sara bile benim ile

    Pir Sultan Abdal’ın da dediği gibi;
    Yaralara merhem olmak,
    Düştüğünde tutacak eli olmak,
    Ağlayınca ağlayıp, güldüğünde beraber gülebilmek,
    Yani birbirimizin “Hızır Eli” olabilmek..

    “Yarin yanağından gayrı
    Her şeyde, her yerde, hep beraber” diyen Şeyh Bedrettin’in düşünsel yol ve iz sürücüleri olarak, dayanışma yolu ile eksiklerimizi tamama erdireceğimizi, Kurumsal İkrarlaşma Yolu ile birliği sağlayarak hem ekonomik, hem siyasal, hem de bilimsel/inançsal alanlarda ortak paydalarda buluşarak geleceğe umut ışığı yakacağına inandığımız bu projemizi hayata geçireceğiz.

    “AVRUPA’DA BİR CEMEVİ, TÜRKİYE’DEKİ CEMEVİ İLE MÜSAHİP OLACAK”

    Avrupa’dan bir Alevi Kültür Merkezi, Türkiye’den bir cemevimizle müsahip olacak.
    Dayanışma ve birlik yolu ile insanın insan onuruna yaraşır Hakkaniyetli bir dünya düzenine kavuşması adına, çok kıymetli ve geleceğe umut ışığı yakacak bir proje olarak gördüğümüz bu kurumsal ikrarlaşmanın yaşam bulması adına çaba gösteren/gösterecek olan cümle yok erenlerine teşekkür ederiz.

    Hak, hakikat, özgürlük, barış içinde bir yaşam için insanlığın sağlığı, yaşamı ve mutluluğu için “Hak, Muhammed, Ali” cümlemizin yardımcısı, “Hızır” yoldaşımız olsun.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır’da ve Antep’te evlere operasyon: Çok sayıda gözaltı var

    Diyarbakır’da ve Antep’te evlere operasyon: Çok sayıda gözaltı var

    Diyarbakır’da sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında aralarında Özgür Kadın Hareketi Sözcüsü Ayşe Gökkan’ın da bulunduğu çok sayıda kadın gözaltına alındı. Antep’te de bu sabah çoğunluğu HDP ve DBP’li yönetici ve üyelerin adreslerine yönelik polis baskınları yapıldı.

    Diyarbakır’ın merkez ilçelerinde bugün sabah saatlerinde çok sayıda adrese polislerce baskınlar düzenlendi.
    Evlerde yapılan aramaların ardından aralarında Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu Sözcüsü ve Jinnews editörü Ayşe Güney, Özgür Kadın Hareketi (TJA) Sözcüsü Ayşe Gökkan, Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) Eşbaşkanı Elif Haran, Tutuklu Aileleri ile Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER) üyesi Rabia Ataş, Bağlar Belediyesi Meclis Üyesi Panayır Çelik, HDP Yenişehir eski İlçe Eşbaşkanı Demet Özkaran, Zekiye Güler, Figen Ekti,  Elif Haran,  Rabia Ateş, Ronda Bat, Rozerin Çatak, Emine Kaya, Dilan Yakut, soyadı öğrenilemeyen Güneş’in bulunduğu çok sayıda kadın gözaltına alındı.
    TUAY-DER yöneticisi Bahar Akyapı ve HDP Sur Eşbaşkanı Hatun Yıldız’ın evlerine baskın yapıldığı, ancak söz konusu kişiler evde olmadığı için gözaltına alınmadığı kaydedildi.
    Gözaltı gerekçesi öğrenilmeyen kadınlar, İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü belirtildi.
    ANTEP’TE 33 GÖZALTI
    Öte yandan Antep’te bu sabah çoğunluğu HDP ve DBP’li yönetici ve üyelerin adreslerine yönelik polis baskınları yapıldı.
    Antep Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma kapsamında yapılan operasyonda aralarında HDP Antep İl Eşbaşkanı Musa Aydın ile merkez Şahinbey ve Şehitkamil ilçe başkanları, DBP Antep İl Eşbaşkanı Mehmet Vural ile 2 mahalle muhtarı ve 1 avukatın da bulunduğu toplam 33 kişi gözaltına alındı.

    Baskınlar sırasında bazı evlerin kapıları koçbaşı ile kırıldı. Gözaltına alınan isimler İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

    (HABER MERKEZİ)
  • ‘Dersim’de taş ocağı projesi canlıların yaşamını bitirir, hukuki mücadelemiz sürecek’-VİDEO

    ‘Dersim’de taş ocağı projesi canlıların yaşamını bitirir, hukuki mücadelemiz sürecek’-VİDEO

    PİRHA –  Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Dırban ve Peri Beldesi’ne bağlı Sorek, Koderiç, Lemk köyleri arasında Xırêbe(İndere) bölgesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 1. derece arkeolojik SİT alanı ilan edilmesine rağmen iptal edilen taş ocakları tekrar faaliyete geçirilmek isteniyor. PİRHA’ya konuşan yerine kayyım atanan Peri Belediye Eş Başkanı Orhan Çelebi, “Dersim’in dağları, akarsuları, inanç merkezleri rant için yeni projeler adı altında işletmelere açılıyor” diyerek tepki gösterdi. 

    Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Peri Beldesinde 1. derece arkeolojik SİT alanına yapımı planlanan taş ocağı başta olmak üzere Dersim’in doğasına yönelik ekolojik yıkıma dair PİRHA’ya konuşan yerine kayyım atanan Peri Belediye Eş Başkanı Orhan Çelebi, “Taş ocağı projesinin yeniden gündeme gelmesi, bölgenin ranta açılması köylerin işlemez hale gelmesi demektir. Yüzlerce yurttaşın, binlerce canlının yaşadığı bölgede taş ocağı hayatı bitirecektir. Köylüler hızlı bir şekilde tepkilerini koydular. Biz de buna karşı köylülerle birlikte hukuki başvurularımızı yapıyoruz, girişimlerimize devam edeceğiz” dedi.

    “TAŞ OCAĞI YAŞAMI BİTİRİR”

    Çelebi, şunları kaydetti:

    “Yaklaşık 7 yıl önce de taş ocağı işletilmesi için girişimlerde bulunulmuş ancak halkın tepkisiyle birlikte ruhsat iptal edilmişti ve bölgenin taş ocağı olarak işletilemeyeceği söylenmişti.

    Taş ocağı projesinin yeniden gündeme gelmesi, bölgenin ranta açılması köylerin işlemez hale gelmesi demektir. Yüzlerce yurttaşın, binlerce canlının yaşadığı bölgede taş ocağı hayatı bitirecektir. Köylüler hızlı bir şekilde tepkilerini koydular. Biz de buna karşı köylülerle birlikte hukuki başvurularımızı yapıyoruz, girişimlerimize devam edeceğiz. Dersim’in diğer yerlerinde yapılan taş ocaklarının doğaya bir bütün yaşama verdiği zararı biliyoruz.”

    “DERSİM’İN DAĞLARI, SULARI RANTA AÇILIYOR”

    Dersim’in birçok yerinde ekolojik yıkımın olduğunu belirten Çelebi, Dersim’in dağları, akarsuları, inanç merkezleri rant için yeni projeler adı altında işletmelere açılıyor. Son dönemde de doğal yaşamda bulunan Alevi toplumu açısında kutsallığı olan dağ keçilerinin avlanmasına yönelik ihale gündemde. Dersim halkı, kendi inancına, kültürüne, kimliğine sahip çıkan bir halktır. Bugüne kadar nasıl tepkiler koyulduysa bugün de tepkisini aynı şekilde koymaya devam ediyor” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • 13 TEMMUZ 2020 PAZARTESİ-GÜNDEM

    13 TEMMUZ 2020 PAZARTESİ-GÜNDEM

    -Danıştay 10. Dairesi’nin kararıyla Ayasofya’nın müze vasfının kaldırılıp cami niteliği ile ibadete açılmasının önü açıldı. HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevaplaması için verdiği soru önergesinde, “Danıştay 10. Dairesi’nin Ayasofya ile ilgili verdiği karara gösterdiğiniz hassasiyeti, neden yargının Alevilerin ibadethanesi olan cemevleriyle ilgili verdiği kararlarda göstermiyorsunuz?” dedi. FOTO

    – Danıştay kararıyla Ayasofya’nın ibadete açılmasını değerlendiren Avukat Erhan Aslaner, dergahların bir an önce Alevilere teslim edilmesi gerektiğini söyledi. Aslaner bu konuda hükümete çağrı yaptı. FOTO

    -Tokat’ta 5 Haziran’da Hakk’a yürüyen Alevi toplumunun inanç önderlerinden Seyit Süleyman (Aziz Baba) evlatlarından Enver Can Dede için 40 gün lokması verildi. Enver Can Dede doğduğu topraklarda, Tokat Karkın köyünde yapılan törenle toprağa sırlanmıştı. GÖRÜNTÜLÜ

    -Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi’nin, pandemi nedeniyle iptal edilen 5. Olağan Kongresi Datça Hızırşah Kültür Evi bahçesinde gerçekleştirildi. FOTO

    -Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, Sivas Katliamında yaşamını yitiren Carinna Coranna ile ilgili PİRHA’ya yaptığı açıklamada, “2007 yılında Ankara Hollanda büyük elçisiyle görüşmeler yapıldı. Hollanda Hükumetine Carinna Coranna’ya, vatandaşına sahip çıkın demiştik. Bunlar anlamlı çalışmalardı ama sürekliliği olmadığı için bir sonuç alamadık ”dedi. GÖRÜNTÜLÜ

    -Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Peri Beldesinde 1. derece arkeolojik SİT alanına yapımı planlanan taş ocağı başta olmak üzere Dersim’in doğasına yönelik ekolojik yıkıma dair PİRHA’ya konuşan yerine kayyım atanan Peri Belediye Eş Başkanı Orhan Çelebi, “Taş ocağı projesinin yeniden gündeme gelmesi, bölgenin ranta açılması köylerin işlemez hale gelmesi demektir. Yüzlerce yurttaşın, binlerce canlının yaşadığı bölgede taş ocağı hayatı bitirecektir. Köylüler hızlı bir şekilde tepkilerini koydular. Biz de buna karşı köylülerle birlikte hukuki başvurularımızı yapıyoruz, girişimlerimize devam edeceğiz” dedi. GÖRÜNTÜLÜ

    -Eğitim-Sen Mersin Şubesi saat 12.30’da Atatürk MTAL’de meydana gelen patlamada hayatını kaybeden öğretmen Ramazan Şahin ile ilgili bir basın toplantısı düzenleyecek.GÖRÜNTÜLÜ

    -Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan imzasıyla Ayasofya ile ilgili yayınlanan basın metni yayınladı.Yayınladığı  açıklamada, Pandemi koşulları altında halkın ekonomik sorunlarının da ağırlaştığı bir zamanda on yıllardır müze olarak kullanılan Ayasofya’nın ibadete açılması hesapsız değildir” denildi. FOTO.

    -Mimarlar Odası Ankara Şubesi  başkanı  Tezcan  Karakuş Candan, Baısn metni yayınlayarak yaptığı açıklamada,  “Başkent’te ve hinterlandındaki illerde doğa ve tarih katliamına karşı mücadele eden iktidarın politikaları nedeniyle tehdit altında olan Kapadokya’da tarih ve kültür yağmasının yasal altyapısının oluşturulduğunu” ifade etti.FOTO

  • AABK Eşit Başkanı Mat’tan, Alevi olan Taşdelen’in cenazesinin camiden kaldırılmasına tepki

    AABK Eşit Başkanı Mat’tan, Alevi olan Taşdelen’in cenazesinin camiden kaldırılmasına tepki

    PİRHA – Çankaya Belediyesi’nin eski başkanlarından Dersim Hozatlı Doğan Taşdelen’in cenazesinin camiden kaldırılmasına Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat tepki gösterdi. Mat, “AKP’nin ‘Alevilerin ibadet yeri camidir’ söylemini güçlendirecek bu durum karşında, kim neyi tercih eder kendi takdiridir. Ama Alevi toplumunu ve inancını, ikrarını asla temsil edemez, tercihi olamaz” dedi. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Dersimli siyasetçi, eski Çankaya belediye Başkanı Doğan Taşdelen’in cenazesinin camiden kaldırılmasına ilişkin bir açıklama yaptı.

    Mat, “Öncelikle hayatını kaybeden, eski Çankaya Belediye Başkanı Doğan Taşdelen’e Hak’tan rahmet, ailesine sabırlar diliyorum. Cenazenin bir camiden kaldırılması yönünde yapılan tercihe saygı duyuyoruz. Ancak herkes tarafından tanınan ve kamuoyunda Alevi olarak bilinen bir siyasetçinin cenazesi camiden kalkıyorsa, bu en başta Aleviler üzerinde uygulanan asimilasyoncu politikalara hizmet eder ki, buna itirazımız var” ifadelerine yer verdi.

    Mat, şunları kaydetti:

    “Alevilerin ibadethanesi Cemevidir, talebimizi boşa çıkaran, devletin ısrarla uyguladığı asimilasyon politikalarını destekleyen bir tutumu ortaya koyar.

    Birileri hep siyaset yapacak diye inancımızın asimilasyonuna hizmet edecek her türlü tutumun karşında tavrımızı koymayı, düşünce ve görüşlerimizi paylaşmayı kendi görev ve sorumluluğumuz dahilinde görüyoruz.

    AKP’nin Alevilerin ibadet yeri camidir söylemini güçlendirecek, destek verecek bu durum karşında, kim neyi tercih eder kendi takdiridir. Ama Alevi toplumunu ve inancını, ikrarını asla temsil edemez, tercihi olamaz.

    Alevilerin hak ve yaşam mücadelesine engel olabilecek, zarar verebilecek her türlü algı oluşmasına karşı tutum ve tavrımızı ilkelerimiz ve verdiğimiz ikrar doğrultusunda sürdürmeye devam edeceğiz.

    Pirimizin dediği gibi, “Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan.” Pirimizin bize bıraktığı en değerli ve kutsal mirasıdır, bu sözü.

    Alevilerin tek bir ibadet yeri vardır. Tekrar kamuoyuna hatırlatıyor ve söylüyoruz. O da cemevidir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Sağlık Bakanı, yoğun bakımdaki hasta sayısının en yüksek olduğu illeri açıkladı

    Sağlık Bakanı, yoğun bakımdaki hasta sayısının en yüksek olduğu illeri açıkladı

    PİRHA – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 19 kişinin hayatını kaybettiğini, bugünkü vaka sayısının ise bin 12 olduğunu açıkladı. Koca, İstanbul, Urfa, Ankara, Antep ve Konya’nın yoğun bakım hasta sayısında önde olduğunu belirtti.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, günlük koronavirüs verilerini paylaştı.

    Koca’nın verdiği resmi verilere göre, Türkiye’de son 24 saatte 19 kişi daha koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Böylece koronavirüste toplam can kaybı 5 bin 363’e yükseldi.

    Vaka sayısı ise bin 12 artışla 212 bin 993’e çıktı.

    Koca, bin 209 kişinin ise yoğun bakımda olduğunu belirtti. Koca’nın tweetinde şu ifadeler yer aldı:

    ENTÜBE VE YOĞUN BAKIM SAYISI EN YÜKSEK İLLER

    “Son 3 günde ortalama entübe hasta sayısı en yüksek 5 il: İstanbul, Ankara, Konya, Diyarbakır, Bursa. Ortalama yoğun bakım hasta sayısı en yüksek 5 il: İstanbul, Şanlıurfa, Ankara, Gaziantep ve Konya. Beklediğimiz sonuçlar için tedbirlere daha fazla uyalım.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Dersim’de dağın taşın canı vardır; Xızır’ın davarlarına dokunmayın’-VİDEO

    ‘Dersim’de dağın taşın canı vardır; Xızır’ın davarlarına dokunmayın’-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in kutsalları olan dağ keçilerinin katledilmemesi için çağrıda bulunan PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, “Burada dağın taşın canı vardır. Xızır’ın davarlarına dokunmayın” dedi. 

    Dersim’in kutsallarından olan aynı zamanda Xızır’ın davarı denilen dağ keçilerinin katledilmemesi için Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya çağrıda bulundu.

    Munzur Vadisi’nde yapılan açıklamaya yerine kayyım atanan Peri Belediye Eş Başkanı Orhan Çelebi, ESP Eş Başkan yardımcısı Beycan Taşkıran ve SKM MYK üyesi Satiye Ok katıldı.

    Ekber Kaya, “Para verip buralara gelip Xızır’ın davarını öldürüyorsunuz. Biz Dersim üzerinde bunu kabul etmiyoruz. Sadece Dersim değil bütün dünyada kimse onlara zarar vermesin . Kimsenin böyle bir hakkı yoktur. Ne kadar insanların hakkı varsa onlarında yaşam hakkı var, karışmayın” ifadelerini kullandı.

    Kaya, şöyle devam etti:

    “Sen dünyanın bir ucundan zevkin için buralara gelip onların canını alıyorsun. O silah bir gün çevrilir sana. Biz istiyoruz ki hem Dersim’de hem dünyanın her yerinde yaban hayatı vardır, Xızır’ın davarının, dağın taşın canı vardır. Yolumuzda onları öldürmek yoktur. Ellerinizi yaban hayatımızdan çekin. Xızır’ın davarına dokunmayın. Ha onları öldürmüşsünüz ha bize sıkmışsınız bizi öldürmüşsünüz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Vadisi’nde çevre temizliği yapıldı: Korumalı ve geleceğe taşımalıyız

    Munzur Vadisi’nde çevre temizliği yapıldı: Korumalı ve geleceğe taşımalıyız

    PİRHA – Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü Doğa ve Çevre Komisyonu’nun çağrısıyla Munzur Vadisinde çevre temizliği yapıldı.

    Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü Doğa ve Çevre Komisyonu’nun çağrısıyla Munzur Vadisinde çevre temizliği yapıldı. Vadide ki kirliliğe dikkat çekmek için yapılan etkinliğe müzisyenler; Metin Kahraman, Serdar Keskin, Raber Diler, Zeynep Kılıç ile yazarlar; Özlem Armen, Cemal Taş, Hüseyin Ayrılmaz ve organizatör Cem Vazo, Dersim Barosu başkanı Avukat Kenan Çetin, Dersim Kültürel ve Doğal Miras Girişimi sözcüsü Avukat Barış Yıldırım ve çok sayıda kişi katıldı.

    Vadi içerisindeki 10 km’lik alanda yapılan temizlik sonrası yapılan açıklamada konuşan EMEP il başkanı Ergin Tekin, “Munzur Vadisini, suyunu, gözelerini ve içinde barındırdığı bütün canlıları korumak ve geleceğe taşımak en önemli sorumluğumuzdur.” dedi.

    “KATI ATIKLAR İLE KİRLETİLİYOR”

    Munzur Vadisi’nin 42 bin hektarlık kısmının 1971 yılında Milli Park olarak ilan edildiğini hatırlatan Tekin, “Ne yazık ki Munzur Vadisi Milli Parkı’nın temel kaynak değeri olan Munzur Nehri, kaynağından itibaren akıtılan kanalizasyon atıkları, beşeri etkinliklerden kaynaklı katı atıklar ile kirletilmektedir. Bunun doğal sonucu olarak endemik alabalık popülasyonunda ciddi şekilde azalma mevcuttur. Zira Munzur’a endemik, Munzur Alası sadece insan etkileşiminin olmadığı temiz ortamda üreyebilmektedir.” dedi.

    “BİLGİLENDİRİCİ LEVHALAR KONULMALI”

    Birçok yaban hayatına ev sahipliği yapan Milli Park alanında, gelişi güzel ateşli piknik yapıldığını ve piknik sonucu oluşan çöplerin alanda bırakıldığını aktaran Tekin “Bu nedenle, Milli Parkın korunmasına ait zorunlu olan alan koruma kılavuzu herkesin okuyabileceği yerlere konularak, milli park/sit alanı boyunca uyarıcı, bilgilendirici levhaların koyulması gerekmektedir.” dedi.

    “AVLANMA VAHŞETİNİ KINIYORUZ”

    Yaban hayatının önemli bir parçası olan ve halkın inançsal yaşamında önemli bir yer tutan dağ keçilerinin avlanmasına yönelik yapılan ihalenin geniş tepkiler üzerine geri çekildiğini de hatırlatan Tekin, “Rant amaçlı ve avlanma sporu adı altında yapılan bu vahşeti kınıyor, bir daha tekrarlanmamasını umuyoruz.” dedi.

    “BİRLEŞMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    İktidarın siyasi tercihinden ve rantı esas alan politikalarından dolayı doğal yaşam alanlarının sermaye çevrelerinin talanına dönüştüğünü de söyleyen Tekin “Dersim için yaşamsal bir değeri olan ve aynı zamanda Kültürel Mirasımız olan Munzur ve vadisini, geleceğe taşımak başta biz Dersimliler olmak üzere bütün insanlığın görevidir. Bu sorumluluk ve bilince tüm halkımızı, doğamızı ve kültürel mirasımızı korumaya ve her türden kapitalist odak, çevre ve kişiye karşı mücadelede birleşmeye çağırıyoruz.” dedi.

    “BU ETKİNLİĞİ ÖNEMSİYORUZ”

    Yazar Cemal Taş da, açıklamada yaptığı konuşmada, Dersim Sanat İnisiyatifi olarak Emek Partisi’nin düzenlediği bu etkinliği önemli gördüklerini ve desteklediklerini belirterek  “Bu topraklar birçok kavime ev sahipliği yapmıştır. Dolayısıyla birçok kültürün ve inancın ayak izleri var burada. Bunun için de bu topraklar kutsaldır.” dedi. Doğaya sahip çıkılmasını önemsediklerini de söyleyen Taş, bundan sonra yapılacak bu tür etkinlikleri destekleyeceklerini de aktardı.

    “BU COĞRAFYA HERKESİN EVİDİR”

    Dersim Barosu başkanı avukat Kenan Çetin de yaptığı konuşmada temizlik etkinliğinde karşılaştıkları tabloya dikkat çekerek “Bu coğrafya herkesin evidir. İnsanlar nasıl evlerini kirletmiyorsa, bu vadiyi de kirletmemeli. Bu etkinlik de sadece çöp toplamadık, bu uyarılarımızı da piknik yapanlara, yolda karşılaştıklarımıza ilettik.” dedi. Çetin, Dersim’e gelen herkesin buranın doğasına sahip çıkması çağrısında bulundu.

    “GEREKLİ ÖNLEMLER ALINMALI”

    Dersim Kültürel ve Doğal Miras Girişimi sözcüsü Avukat Barış Yıldırım yaptığı konuşmada, Dersim coğrafyasının flora ve fauna habitatları bakımından sadece Türkiye’de değil dünya ölçeğinde önemli bir saha olduğunu ifade ederek bu coğrafyada pek çok koruma altında olan türün olduğunu kaydetti. Munzur nehrinde yapılan incelemelerde Munzur alabalığının (Munzur Alası) sadece bu nehirde habitat bulduğunu da kaydeden Yıldırım “Bu, buranın eko sitem değerlerinin insan baskısına karşı korunmasına anlamına geliyor.” dedi.  Yetkililerin, Munzur Vadisine dair gerekli önlemleri biran önce alması gerektiğini belirten Yıldırım “Munzur vadisi Milli Parkı alelade bir alanmış gibi değerlendiriyor. Vadi boyunca 73 km’lik alanda herkes gelişigüzel istediği faaliyeti gösterebiliyor. Doğal habitat ortamlarının korunması gerekiyor.” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • HDP Kadın Meclisi’nden Dersim’de açıklama: Sessiz kalmıyoruz, hesap soruyoruz-VİDEO

    HDP Kadın Meclisi’nden Dersim’de açıklama: Sessiz kalmıyoruz, hesap soruyoruz-VİDEO

    PİRHA – HDP Kadın Meclisi, ‘Kadın Mücadelesi Her Yerde’ programı kapsamında Dersim’de yaptığı açıklamada, “Kadın mücadelesi her yerde, eril zihniyet yenilene kadar bu mücadele devam edecek” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi üyeleri, birçok kentte “İstismara, tacize, infaza, kayyıma karşı biz varız, kadın mücadelesi her yerde” kampanyası kapsamının finalini kayıp Gülistan Doku’nun akıbetine dikkat çekmek için Dersim kent merkezinde yer alan Sanat Sokağı’nda gerçekleştirdi.

    Bölge illerinden eyleme katılan kadınların yanı sıra HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, HDP Diyarbakır Milletvekilli Dersim Dağ, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz katıldı.

    Tükçe ve Kırmancki “Kadın mücadelesi her yerde, Xoverrodayîşê cenîyan her cadero” pankartı açılırken, ‘Gülistan Doku Nerede’, ‘Katledilen kadınlar isyanımızdır’, ‘Koruma, aklama, yargıla’, ‘Sessiz kalmıyoruz, hesap soruyoruz’ dövizleri taşındı.

    Eylemde “Jin jiyan azadî”, “Hepimiz birer Gülistanız”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “İstismar affına hayır”, ”İstismarı aklama aklattırma” sloganları atıldı.

    “KADIN MÜCADELESİ KAZANACAK”

    Eylemde ilk olarak konuşan HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, iktidarların kadına yönelik politikalarına dikkat çekti. “ Bizim belirlediğimiz sınırlarda bizim istediğimiz gibi yaşayacaksınız” diyen Dağ, eril zihniyetin her yere sirayet ettiğini dile getirdi. Kadının rengi ülkede hakim olana kadar mücadele edeceklerini ifade eden Dağ, “‘Gülistan Doku Nerede? Melek’in katilleri kim? diye sormaya devam edeceğiz. Genç kadınlar politikalarınıza boyun eğmeyecek. Bu mücadele gün be gün büyüyecek. Eril zihniyet kaybedecek, kadın mücadelesi kazanacak” dedi.

    “YÜRÜYÜŞÜ ENGELLEMEK İÇİN TOPLANANLAR GÜLİSTAN’I BULMAK İÇİN TOPLANMADI”

    HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran ise, “Yürüyüşümüzü engellemek için toplananlar Gülistan Doku’yu bulmak için toplanmadı” sözleriyle konuşmasına başladı. Başaran, yürüyüş engeline dikkat çekerek, Yürüyüş yapıp sloganlarla sesimizi, renklerimizi yaygınlaştırmak, bütün Dersim’e yaymak istiyorduk. Bizi pandemi bahanesi ile yürütmeyenler şunu bilsinler biz meselenin pandemi olmadığını biliyoruz. Kadınlar ısrarla yürümek istese, pandemeyi görmezden gelip kadınları yaka paça gözaltına alacaklarını da biliyoruz. Çünkü Valinin ve İçişleri Bakanı’nın bizim yaşamımıza bir kıymet vermediğini biliyoruz. Biz ölürken burada toplananlar kılını kıpırdatmıyor” diye konuştu.

    “GÜLİSTAN’IN KAYBETTİRİLMESİ YÜRÜTÜLEN SİYASETİN SONUCUDUR”

    Gülistan Doku’nun aylardır kayıp olduğunu, ailesinin feryat ettiğini ve kadınların isyan ettiğini dile getiren Başaran, “Her tarafı kamera ile donatılan, savaş politikaları yürütülen Dersim’de, aylardır bir genç kadın kayıp. Kürdistan’da insanlar kaybolmaz. Tıpkı 90’lı yıllarda kaybolmadıkları gibi, insanlar kaybettirilir. Bu, devlet politikası olarak iktidar tarafından yürütülür. Gülistan Doku’nun kaybettirilmesi, yürütülen siyasetin sonucudur. Hala bulunamamış olması, bulunması için herhangi bir çaba gösterilmemiş olmasının sonucudur. Aylar sonra arama çalışmaları bitmiş. Hiç başlamayan bir çalışma, sadece göz boyamak, kadınların tepkilerini dindirmek için güya başlatılan çalışma sona erdirilmiş. Peki Gülistan Doku’yu kaybettirme olasılığı olan kişilerden, faillerden bir tek kişi gözaltına alındı mı? Fail olabilecek kişi elini kolunu sallayarak şehri terk etti. Türkiye’de kadına yönelik ayrımcı ve eşitsiz yaklaşımlardan, kadına yönelik şiddetten, katliamlarından bağımsız değildir” diye konuştu.

    “İSTİSMARI MEŞRULAŞTIRAMAYACAKSINIZ”

    AKP’nin ilk günden beri kadına yönelik ayrımcı bir siyaset yürüttüğünü söyleyen Başaran, bu siyasetin, son 5 yılda savaşı derinleştirerek üst perdeye taşıdığını vurguladı. Bu savaşı engelleyecek gücün kadınlar olduğunu belirten Başaran şöyle konuştu:

    “Bunu bildikleri için kadınlara bir taraftan kendisi saldırıyor, bir taraftan da örgütledikleri erkekler eliyle kadınlara saldırtıyorlar. Bunun için 8 Haziran’da, ‘kadın mücadelesi her yerde’ kampanyası başlattık. Kayyım siyasetine karşı ‘eş başkanlık mor çizgimizdir’ diyerek alanlarda, meydanlarda, Meclis’te, sokakta yaşamın her yerinde ‘kadın mücadelesi her yerde’ dedik. Kadınlar var olduğu müddetçe istismarı meşrulaştırmayacaksınız.”

    “SALDIRILARINIZA RAĞMEN KADINLAR AYAKTA”

    DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz de Gülistan Doku’nun kaybettirilmesine dikkat çekerek, “Onu kaybettirenler onu bulsunlar. Kadınlar sizin korkulu rüyanız olmaya devam edecekler. Bütün saldırılarınıza rağmen kadınlar ayakta ve mücadele etmeye devam ediyor” diye konuştu. Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu üyesi Rojbin Çetin’e yönelik yapılan işkenceyi de hatırlatan Aydeniz, “Biz Diyarbakır Cezaevi’nde işkencecilerin yüzüne tüküren Sara’nın yoldaşlarıyız, işkenceciler bunu unutmasın” dedi.

    Açıklamanın ardından oturma eylemi yapılarak müzik eşliğinde halaylar çekildi. Son olarak kadınlar, mor ve beyaz renkli balonları uçurdu.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Taş ocağı yapılırsa ziyaretgahlarımız, su kaynaklarımız, üretim alanlarımız yok olur’-VİDEO

    ‘Taş ocağı yapılırsa ziyaretgahlarımız, su kaynaklarımız, üretim alanlarımız yok olur’-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Dırban ve Peri Beldesi’ne bağlı Sorek, Koderiç, Lemk köyleri arasında Xırêbe(İndere) bölgesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 1. derece arkeolojik SİT alanı ilan edilmesine rağmen iptal edilen taş ocakları tekrar faaliyete geçirilmek isteniyor. PİRHA’ya konuşan köylüler, taş ocağının yapılması halinde ziyaretgahların, üretim alanlarının, su kaynaklarının kaybolacağını belirterek tepki gösterdiler.

    Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Kızılkale(Dırban) ile Peri Beldesi’ne bağlı Karabulut(Sorek), Güneyharman (Koderiç) ve Obrukkaşı (Lemk) köylerinin arasında bulunan Xırêbe (İndere) bölgesi, kaya mezarları ve eski yerleşim alanı olmasından dolayı 2011 yılında tescillenerek 1. derece arkeolojik SİT alanı ilan edildi.

    Ancak köy muhtarlarına gönderilen yazıda taş ocağı işletmesi için 10 hektarlık alanın 5 yıllığına Karayolları 8. Genel Müdürlüğü’ne ruhsat verildiği belirtildi.

    Köylerin ortak yaşam alanı olan bölgede Kara Xızır Ziyaretgahı bulunuyor. En çok etkilenecek bölgelerden birisi olan ziyaretgahta Xızır ayında, gaxanda ve birçok zamanda lokmalar dağıtılıp çılalar yakılıyor. Ayrıca köylüler su kaynaklarının SİT alanı bölgesinden geldiğini belirterek kaynakların tahrip edileceğini düşünüyor.

    Tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlayan köylüler, taş ocağı yapılması halinde meralarını kullanamayacak ve üretim alanları yok olacak.

    “DERSİM’İN KÜLTÜRÜNE, DOĞASINA YAPILAN BİR SOYKIRIMDIR”

    PİRHA’ya konuşan Bülent Buluç, “Dersim’in kültürüne, doğasına yapılan bir soykırımdır. Biz bu soykırıma karşı çıkıyoruz. Doğamızı, tarım alanlarımızı, meramızı tahrip edecektir. Biz köylüler olarak buna izin vermeyeceğiz. Biz herkese çağrı yapıyoruz; bize destek verin, güç verin. Bizler bu dağda, taşta büyüdük. Buraların yıkılmasını istemiyoruz” dedi.

    “DOĞAMIZIN TAHRİP EDİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Şükrü Çelik, “Buralar bizim ziyaretlerimiz. Burayı talan ettiler ama halk direndi bırakmadı. Şimdi de sonuna kadar direneceğiz. Buraların tahrip edilmesine izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

    “Kültürel miras ve yaşam alanlarında taş ocağı yapılmasını istemediklerini belirten Özdal Aslan da, “İçme sularımızın hepsi o bölgeden geliyor. Buraları kurutacaklar. Aşağı taraf ekim alanı, yukarı taraf otlama alanı. Bizim tüm yaşamımızı bitirirler. Dinamit atıp hem üretimimizi bitirecekler hem evlerimiz zarar görecek. Biz halk olarak bunun karşısında duracağız” ifadelerini kullandı.

    “YAPILAN, İNSANLARI GÖÇE ZORLAMAKTIR”

    Mustafa Saltan, “Gerekirse bedenimizi makinaların önüne yatırırız. Biz bu taş ocağına izin veremeyiz. 1. derece SİT alanı ve köylerin müşterek alanına taş ocağı yapma teşebbüsünde bulunmasınlar” diyerek tepkisini dile getirdi.

    Güral Budak, “Bölge, bizim köy meramız. Önceki dönemlerde de taş ocağı yaptılar. 1. derece arkeolojik SİT alanı ilan edilmesine rağmen yine ruhsat verilme durumu var. Taş ocağı burada tüm yaşam alanlarını bitirir. Tarım ve hayvancılık ile geçinen insanlar ne yapacaklar? İnsanların geçim kaynakları bunlardır. İnsanları göçe zorluyorlar böyle yaptıkça” dedi.

    Kara Xızır Ziyaretgahı’nda çılalarını yakıp lokmalarını dağıttıklarını belirten Gülten Gündüz ise taş ocağı yapılması halinde hem ziyaretgahlarının hem de yaşam alanlarının tahrip edileceğini belirtti. Gündüz, “Tarım ve hayvancılıkla uğraşıyoruz. Taş ocağı yapılırsa bizim doğamız bozulur. Biz taş ocağı yapılmasına karşıyız” dedi.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • HDP’li Nurşat Yeşil’den kadın buluşmasına çağrı -VİDEO

    HDP’li Nurşat Yeşil’den kadın buluşmasına çağrı -VİDEO

    PİRHA – HDP Kadın Meclisi, Dersim ve İstanbul başta olmak üzere ‘Kadınlar her yerde”’ diyerek 5 kentte yürüyüş düzenleyecek. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil, “Çocuk istismarına, kadın cinayetlerine, emek sömürüsüne, her türlü şiddete karşı, eş başkanlık mor çizgimiz demek için, savaşa hayır demek için tüm kadınları buluşmamıza bekliyoruz” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi Kadın Meclisi, ‘Kadın sesini yükseltmek’ için Dersim, İstanbul, Mersin, Aydın ve Ağrı’da yürüyüşler düzenleyecek.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Halkların Demokratik Partisi Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil, “5 kentte kadın buluşmaları gerçekleştireceğiz. Dersim’de de 12 Temmuz tarihinde buluşma yapacağız. Biz kadınlar olarak Gülistan Doku’nun akıbetini soracağız. 180 günü aşkın bir süredir Gülistan’dan haber alınamıyor. Kadınlara yönelik her türlü istismarın, şiddetin unutulmaması, gündemde kalması için sesimizi çıkarmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    Yeşil, “Kadınların kazanımı olan İstanbul Sözleşmesi’nin imzasının geri çekilme düşüncesi mevcut. Buna toplumun sessiz kalmaması gerekiyor” dedi.

    12 Temmuz Pazar günü Sanat Sokağı’nda kadın buluşması olacağını belirten Yeşil, “Çocuk istismarına, kadın cinayetlerine, emek sömürüsüne, her türlü şiddete karşı, eş başkanlık mor çizgimiz demek için, savaşa hayır demek için ‘Kadınlar birlikte güçlü’ demek için tüm kadınları buluşmamıza bekliyoruz” çağrısında bulundu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Barosu’ndan çoklu baro yasa tasarısına ilişkin açıklama

    Dersim Barosu’ndan çoklu baro yasa tasarısına ilişkin açıklama

    PİRHA – Dersim Barosu, çoklu baro yasa tasarısının Adalet Komisyonu’ndan geçip Meclis Genel Kurulu’na sunulmasına ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Baroların düşüncesi alınmadan getirilen bu yasa teklifine karşı olduğumuzu, getirilen düzenlemenin yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını zedelediğini, yasanın geri çekilmesi halinde meslektaşlarımızın ekonomik sorunları başta olmak üzere her türlü konuyu görüşmeye hazır olduğumuzu tekrar ifade etmekteyiz” denildi. 

    Dersim Barosu, çoklu baro yasa tasarısının Adalet Komisyonu’ndan geçip Meclis Genel Kurulu’na sunulmasına ilişkin merkez merkez sanat sokağında basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya siyasi parti ve kurum temsilcileri, hukukçular ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açıklamayı okuyan Dersim Baro Başkanı Kenan Çetin, “1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nda yapılması istenilen değişikliklere karşı uzun zamandır mücadele etmekteyiz. TBMM’ye sunulan ve Adalet Komisyonu’nda kabul edilen yasa tasarısına yönelik itirazlarımızın ne kadar haklı olduğu ortaya çıkmıştır. Avukatlık Kanunu’nun 77.maddesinde yapılan değişiklik ile “5000’den fazla Avukat bulunan illerde asgari 2000 avukatla bir baro kurulabilir.” hükmü getirilerek çoklu baro sisteminin önü açılacaktır. Bu düzenlemenin birçok tehlikeli sonuçları bulunmaktadır. Her şeyden önce siyasi ve etnik kimliğine, inanış biçimlerine göre farklı barolar oluşacaktır. Örnek vermek gerekirse iktidara yakın bir baro mensubunun taraf olduğu davada; kıdemi 5 yılın altında olan çoğu genç Hâkim ve Savcıların bu baroya kayıtlı avukatların duruşmalarında karar vermekte zorlanacağı açıktır” ifadelerini kullandı.

    “ADALETSİZLİK YARATACAK”

    Çetin, “Avukatlık Kanunu’nun 114. maddesinde yapılan değişiklik ile Baro Genel Kurullarınca “Her 5000 üye için bir delege seçilir.” düzenlemesi getirilmiştir. Her ile Baro Başkanı dahil en az 4 delege verileceği de hükme bağlanmaktadır. Bu durum temsilde adaletsizlik yaratacaktır. Yine Avukatlık Kanunu’nun 177. Maddesinde yapılan değişiklik ile birden fazla baronun bulunduğu illerde Adli Yardım ve CMK hizmetleri Örneğin 2000 üyesi bulunan baro ile 30.000 üyesi bulunan baronun adli yardım ücretlerinin mutlak eşitlik olarak ikiye bölünmesi durumunda bu husus, adaletsizlik yaratacağı gibi ekonomik anlamda birçok sorun yaşayan meslektaşlarımızın özellikle iktidara yakın sayıca az barolara kaymasına neden olacaktır” dedi.

    “YARGININ BAĞIMSIZLIĞINI VE TARAFSIZLIĞINI ZEDELİYOR”

    “Görüldüğü üzere yürütme makamı bu hususlarda en ufak bir düzenleme yapmazken Ankara’ya girişimiz engellendi. Yaklaşık 27 saat boyunca etrafımız güvenlik kuvvetlerince çevrilerek aç, susuz bir şekilde yağmur ve sıcak altında bırakıldık. Oturmamıza engel olmak için sandalye verilmesine izin verilmeyip ayrıca battaniye ve yağmurluk gibi korunma malzemelerinin tarafımıza ulaştırılması engellendi. Kişisel ihtiyaçlarımızın giderilmesinde dahi zorluk çıkarıldı” diye konuşan Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yasa teklifinin Adalet Komisyonu’nda görüşülmesi sırasında Baro Başkanları’nın düşüncelerinin alınması kabul edilmediği gibi Milletin Meclisi’ne Baro Başkanları’nın girmesi engellendi. Avukatlık Kanunu’nda yapılması istenilen değişiklikler ile ilgili ne Birlik Yönetiminin ne de Baroların hiçbir düşüncesi alınmadı.
    19 Mayıs ve 1 Haziran’daki Birlik Yönetimi ve 80 Baronun ortak imzaladığı bildirideki itiraz noktalarına hiçbir cevap verilmeden, Adalet Komisyonu’ndan geçirildi. İşbu düzenlemenin perşembe günü TBMM’ye gelmesi beklenmektedir. Bir kez daha Baroların düşüncesi alınmadan getirilen bu yasa teklifine karşı olduğumuzu, getirilen düzenlemenin yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını zedelediğini, yasanın geri çekilmesi halinde meslektaşlarımızın ekonomik sorunları başta olmak üzere her türlü konuyu görüşmeye hazır olduğumuzu tekrar ifade etmekteyiz.”

    Açıklama, 5 dakikalık oturma eylemi ve alkışlarla son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Düzgün Baba Ziyaretgahı’na yapılan ırkçı saldırıyla ilgili suç duyurusu

    Düzgün Baba Ziyaretgahı’na yapılan ırkçı saldırıyla ilgili suç duyurusu

    PİRHA – Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, geçtiğimiz hafta Düzgün Baba Ziyaretgahı’nda bulunan Tas Çeşmesi bölgesinde kayalığa yazılan ırkçı yazılarla ilgili suç duyurusunda bulundu. 

    Dersim’de geçtiğimiz hafta Düzgün Baba Ziyaretgahı’nda, Tas Çeşmesi olarak bilinen yerde bulunan Düzgün Baba döşeğinde kayalıklara yapılan ‘Üç Hilal ve MHP’ yazıları hakkında suç duyurusunda bulunuldu.

    Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek ve Yönetim Kurulu üyesi Musa Demirtaş, Nazımiye Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği dilekçede, “Fail ya da faillerden inançlarımıza ve kutsallarımıza zarar verildiğinden ayrıca Alevi toplumuna bir tehdit ve mesaj içeren bir provokasyon olduğundan dolayı faillerin tespit edilip kamu adına cezalandırılmasını arz ederiz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de arkeolojik SİT alanına taş ocağı ruhsatına tepki: Yaşamımızı bitirir-VİDEO

    Dersim’de arkeolojik SİT alanına taş ocağı ruhsatına tepki: Yaşamımızı bitirir-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Dırban ve Peri Beldesi’ne bağlı Sorek, Koderiç, Lemk köyleri arasında Xırêbe(İndere) bölgesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 1. derece arkeolojik SİT alanı ilan edilmesine rağmen iptal edilen taş ocakları tekrar faaliyete geçirilmek isteniyor.

    Dersim’in ziyaretgahlarına, ormanlarına, su kaynaklarına, dağlarına bir bütün doğasına yönelik yıkım politikaları hız kesmiyor.

    Baraj ve HES projelerinden orman yakmalara, maden sahalarına kadar uzanan bu ekolojik yıkım bu kez de Mazgirt ilçesinde kendini gösterdi.

    Yıllar önce yurttaşların verdiği hukuki mücadeleyle ilan ettirilen SİT alanları dahi yine yetkili kurumlarca ham madde üretim izin sahası olarak kabul ediliyor.

    Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Kızılkale(Dırban) ile Peri Beldesi’ne bağlı Karabulut(Sorek), Güneyharman (Koderiç) ve Obrukkaşı (Lemk) köylerinin arasında bulunan Xırêbe (İndere) bölgesi, kaya mezarları ve eski yerleşim alanı olmasından dolayı 2011 yılında tescillenerek 1. derece arkeolojik SİT alanı ilan edildi.

    Ancak köy muhtarlarına gönderilen yazıda taş ocağı işletmesi için 10 hektarlık alanın 5 yıllığına Karayolları 8. Genel Müdürlüğü’ne ruhsat verildiği belirtildi.

    “HUKUKİ YOLLARA BAŞVURACAĞIZ”

    2011 yılında SİT ilan edilmesi yönünde dilekçe veren Güneyharman(Köteriç) Köyü’nden Tuncer Karateke, taş ocağının yapılmaması için hukuki yollara tekrar başvuru yapacaklarını belirterek yetkililere çağrı yaptı.

    Karateke, 2008 yılında taş ocağı faaliyetlerinden dolayı başvuruda bulunduğunu belirterek şunları kaydetti:

    “2006 yılında bizi Akpazar Beldesi’ne bağladılar. 2008 yılında Akpazar Belediyesi, buraya el koydu ve burada taş ocağı açtı. Biz Bölge Kurulu’na başvurduk. Heyet gelerek incelemelerini yaptıktan sonra bu bölgeyi 1. derece arkeolojik SİT alanı ilan etti. 2013 tarihinde yine gayri meşru yollarla taş ocağı faaliyetine geçilmek istendi ancak yine şikayetçi olduk. Sonucunda yine taş ocağı iptal edildi” dedi.

    “TAŞ OCAĞI YAŞAMIMIZI BİTİRECEK”

    “Son aldığımız bilgiye göre yine taş ocağı için girişimler ve ruhsat verilme durumu var. Biz bu taş ocağının yapılmasını istemiyoruz” diyen Karateke, “Burası bizim ortak yaşam alanımız aynı zamanda. Ziyaretlerimiz burada, tarım arazilerimiz var, hayvancılık yapıyoruz. Taş ocağı yaşamımızı bitirecek. Ayrıca SİT alanında hiçbir faaliyet yürütülemez.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • Cezaevindeki oğlunun sağlığından endişeli: Oğlumla görüşemiyorum-VİDEO

    Cezaevindeki oğlunun sağlığından endişeli: Oğlumla görüşemiyorum-VİDEO

    PİRHA – Elazığ 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde bulunan Nihat İlik, 90’lı yıllarda Ovacık’ta mayına basması sonucu elini ve gözünü kaybetmişti. Anne Pamuk İlik, koronavirüs nedeniyle oğluyla görüşemediğini, sağlık durumundan endişeli olduğunu söyledi. 

    90’lı yıllarda Ovacık’ta meydana gelen mayın patlaması sonucu Nihat İlik elini ve gözünü kaybetmiş, birçok kişi yaralanmış, bir kişi ise yaşamını yitirmişti.

    Hanuşağı Köyü’nde market işleten Nihat İlik, 3 yıldır ‘Örgüte yardım etmek’ iddiasıyla Elazığ 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde bulunuyor. Nihat İlik’in annesi Pamuk İlik, oğlunun sağlık durumundan endişeli.

    Anne İlik, “Oğlumla görüşemiyorum. Sadece telefonda konuşabiliyoruz. Tek eliyle yüzünü rahat bir şekilde yıkayamıyor. Arkadaşları yardım ediyorlar. Sağlığından endişe duyuyorum” diyerek yetkililere çağrıda bulundu.

    PİRHA/DERSİM

  • Düzgün Baba’ya ırkçı yazılara tepki: Suç duyurusunda bulunacağız-VİDEO

    Düzgün Baba’ya ırkçı yazılara tepki: Suç duyurusunda bulunacağız-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Nazımiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba Ziyaretgahı’nın kayalığına, “Üç hilal ve MHP” yazılamasına tepki gösteren ziyaretçiler, yapılanın ırkçılık olduğunu belirterek “Biz bu zihniyeti Sivas’tan, Maraş’tan, Çorum’dan, Koçgiri’den, Dersim’den biliyoruz” dedi.

    Haberin Videosu

    Dersim’in Nazımiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba Ziyaretgâhı’nda, kayalığa “Üç hilal ve MHP” yazılaması yapıldı.

    Birkaç gün önce yapıldığı belirtilen yazılamanın üstü yurttaşlar tarafından çizildi. Yazılamanın 2 Temmuz Sivas Katliamı’nın yıl dönümü öncesine denk gelmesi dikkat çekerken, ziyarete gelenler yazılamanın ırkçı bir saldırı olduğunu belirterek tepki gösterdi.

    “SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ”

    Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, hukuki süreç başlatacaklarını vurguladı. Kutsal topraklarda Düzgün Baba’nın önemli bir yere sahip olduğunu belirten Kırmızıçiçek, “Düzgün Baba’nın yatağı dediğimiz yerde bazı şahıslar ırkçı semboller, ırkçı partilerin isimlerini yazmışlar. Buradaki dostlarımız ve inanç kurumlarıyla konuştuk. Biz bu saldırıyı kabul etmiyoruz. 2 Temmuz öncesi yapılan bu saldırılara hiç yabancı değiliz. Cem ve Alevi yurttaşların evlerine çarpı koyulmasından biliyoruz. Biz bu zihniyeti Sivas’tan, Maraş’tan, Çorum’dan, Koçgiri’den, Dersim’den biliyoruz. Kurumlarla istişare ederek suç duyurusunda bulunacağız. Konunun takipçisi olacağız” diye konuştu.

    Ziyaretgaha gelen yurttaşlardan Düzgün Akın da olaya tepki göstererek “İnanç yerlerimize saldırıdır. Biz onların inanç yerlerine saygı gösteriyoruz. Onların da bu saygıyı göstermeleri gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “KÖTÜLÜK UZAK DURSUN”

    “Burası Düzgün Baba’nın mekânıdır” diyen Veli Yıldız, lokmaların dağıtıldığı yerde MHP yazısı ve simgesinin çizildiğini belirtti.

    Bu durumun yıllardır evlerine, cemevlerine, ibadet yerlerine yönelik sürdüğünü dile getiren Yıldız, “Temmuz’da anmamızı yaptık. Bunun öncesi bizi korkutmaya çalışıyorlar. Ya sizi öldüreceğiz, ya katledeceğiz. Yukarıya çıkıp taşları yuvarlıyorlar, yani cem evimizi taşlıyorlar,  yıkmak istiyorlar. Koskocaman taş insanın ayağı önünde kayar mı? Biz istiyoruz barış, iyilik gelsin, kötülük uzak dursun” sözlerine yer verdi.

    “DÜZGÜN BABA DÜŞMANIN SESİNİ KESSİN”

    Selvi Açıkgöz ise, “İnsanlar Düzgün Baba’ya gelip ziyaret edip murat diliyorlar. Gelip Düzgün Baba’ya o yazıları yazmışlar Hak onlardan sorsun. Biz onlarla baş edemiyoruz, Hak onlarla baş etsin. Sivas’ta kaçımızı yaktılar. Düzgün Baba onlara bırakmasın. Her sene gelin buraya. Ayağınız Düzgün Baba’dan kesilmesin. Tüm muratlarınızı bu Düzgün Baba kabul etsin. Düzgün Baba o düşmanın sesini kessin. Bizden uzak götürsün”

    “ŞİDDETLE KINIYORUZ”

    Sivas Katliamı’nın yıl dönümünde böylesi bir sembol ve yazılmanın olmasının tesadüf olmadığını dile getiren Hakkı Aradağ, “Bu yeni bir şey değildir. Sivas, Maraş, Çorum, Gazi, Ankara Gar’ında da böyle oldu. Hala şu zamanlarda bile Alevilere dönük ciddi bir saldırıdır. Düzgün Baba’nın mekanında bu yazıları ve sembollerin yazılmasını son derece şiddetle kınıyoruz. Bunlar hafife alınacak durumlar değildir. Katliamcı talancı zihniyet hala devam ediyor. Bu zihniyetin başarıya ulaşma şansı yoktur. Biz inancımızı ve yolumuzu takip edeceğiz. Bunu yapmalarına müsaade etmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İlgili Haber:

    Düzgün Baba Ziyaretgahı’na üç hilal çizip MHP yazdılar-VİDEO

  • AKP’li Mazgirt Belediyesi’nde işe alımlar hakkında suç duyurusu

    AKP’li Mazgirt Belediyesi’nde işe alımlar hakkında suç duyurusu

    PİRHA – Mazgirt Belediyesi işçi alımlarında usulsüzlük yapıldığı öne sürülerek savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. 

    Dersim’in Mazgirt ilçesinde AKP’li belediyede işçi alımlarında yapılan mülakatlarda usulsüzlük yapıldığı öne sürüldü.

    5 Haziran tarihinde yapılan işe alım mülakat öncesinde Mazgirt Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunan Müslüm Zeroğlu, “Belediye işçi alımları için gerçekleştirilen mülakatında 5 ismin işe alınacağı takdirde usulsüzlük olacağı görüşüyle suç duyurusunda bulundum. Nitekim 5 Haziran’da yapılan mülakatta çok öncesinde belirttiğim 5 isim işe alındı. Şuan savcılıktan herhangi bir cevap gelmedi” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersimli sanatçılar Madımak’ta hayatını kaybedenleri andı-VİDEO

    Dersimli sanatçılar Madımak’ta hayatını kaybedenleri andı-VİDEO

    PİRHA – Dersimli sanatçılar, Sivas Madımak Oteli’nin yakılması sonucu hayatını kaybedenlerin anısına türkü söyledi, Munzur nehrine karanfil bıraktı.

    2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta gerçekleşen ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin binlerce gerici tarafından yakılması ve çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanının yaşamını yitirmesinin üzerinden 27 yıl geçti.
    Dersim Sanat İnisiyatifi öncülüğünde aralarında Metin Kahraman’ın da bulunduğu Dersimli sanatçılar ve yurttaşlar, Dersimliler için kutsal öneme sahip Gola Çetu ziyaret alanında bir araya gelerek anma etkinliği gerçekleştirdi.

    Hayatını kaybedenlerin anısına mumlar yakıldı, niyazlar dağıtıldı.

    Günün önemine ilişkin konuşmanın ardından sanatçı Metin Kahraman ve Yılmaz Çelik, Sivas’ta yaşamını yitirenleri unutmadıklarını belirterek türkülerini seslendirdi.

    Anma, 33 aydın için Munzur nehrine karanfil bırakılmasıyla son buldu.

    PİRHA/DERSİM