Kategori: EĞİTİM HABERLERİ

  • Veli-Der raporu: Eğitimde eşitsizlik derinleşti, kamusal eğitim tasfiye ediliyor

    Veli-Der raporu: Eğitimde eşitsizlik derinleşti, kamusal eğitim tasfiye ediliyor

    PİRHA- Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, 2025-2026 eğitim öğretim yılına ilişkin hazırlanan değerlendirme raporunu açıkladı. Raporda çocuk yoksulluğundan eğitimde piyasalaşmaya, laik eğitimden okul güvenliğine kadar birçok başlıkta yaşanan sorunlara dikkat çekilerek, kamusal, parasız, laik ve bilimsel eğitim çağrısı yapıldı.

    Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, 2025-2026 eğitim öğretim yılına ilişkin hazırlanan değerlendirme raporunu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, eğitim sisteminde yıllardır biriken sorunların daha da ağırlaştığı belirtilirken, çocukların eğitim hakkının giderek piyasa ilişkilerine terk edildiği, kamusal eğitimin geriletildiği ve eğitimde fırsat eşitliğinin zayıflatıldığı ifade edildi. UNICEF verilerine göre Türkiye’de çocukların yüzde 38,9’unun yoksulluk, sosyal dışlanma ve temel haklara erişememe riski altında yaşadığı hatırlatılarak, eğitim politikalarının çocukların üstün yararından çok bütçe kısıtları ve ideolojik tercihler doğrultusunda şekillendirildiği vurgulandı.

    “KAMUSAL EĞİTİM GERİLETİLİYOR”

    Raporda, kamusal eğitimin sistemli biçimde tasfiye edildiği belirtilerek özel okul sayısındaki artışın bunun en önemli göstergelerinden biri olduğu kaydedildi. Türkiye’de yaklaşık 18 milyon öğrencinin 1 milyon 539 bininin özel okullarda eğitim gördüğü, 74 bin okulun yaklaşık 14 bin 700’ünün özel okul olduğu aktarıldı. Özellikle okul öncesi eğitimde resmi anaokullarındaki öğrenci sayısının azalırken Diyanet’e bağlı 4-6 yaş Kur’an kurslarının yaygınlaştığına dikkat çekildi. Ayrıca kamu okullarının şirketler, vakıflar ve çeşitli dini yapılarla yapılan protokoller aracılığıyla farklı aktörlere açıldığı, bunun da devletin eğitim alanındaki sorumluluğunu zayıflattığı ifade edildi.

    “LAİK VE BİLİMSEL EĞİTİMDE AŞINMA SÜRÜYOR”

    Raporda, laik ve bilimsel eğitim anlayışının her geçen yıl daha fazla aşındığı belirtildi. Köy okullarının kapatılması, taşımalı eğitimin daraltılması ve buna karşın dini içerikli alternatif eğitim modellerinin yaygınlaştırılmasının kamusal eğitim anlayışıyla bağdaşmadığı ifade edildi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın çeşitli vakıf ve derneklerle yürüttüğü faaliyetlerin kamu okullarını bu yapıların kullanımına açtığı belirtilirken, çocukların eğitim ortamlarının tarikat ve cemaat bağlantılı yapılara bırakılmasının laiklik ilkesine ve çocukların üstün yararına aykırı olduğu vurgulandı. Veli-Der, eğitim sisteminin dini referanslara değil, bilimin evrensel ilkelerine dayanması gerektiğini yineledi.

    “ÇOCUKLAR EĞİTİMDEN KOPUYOR, ÇOCUK EMEĞİ YAYGINLAŞIYOR”

    Raporda ekonomik kriz ve artan yaşam maliyetlerinin çocukları eğitim ile çalışma arasında tercih yapmaya zorladığı belirtildi. MESEM uygulamalarının çocukları erken yaşta işgücü piyasasına yönlendirdiği, eğitim hakkını zayıflattığı ve çocuk işçi ölümlerinin bu sistemin yarattığı sonuçları ortaya koyduğu ifade edildi. Yaklaşık 1,5 milyon çocuğun örgün eğitim dışında bulunduğu belirtilirken, devamsızlık ve okul terklerinin arttığı, eğitimden uzaklaşan çocukların çocuk işçiliği, erken yaşta evlilik ve çeşitli istismar riskleriyle karşı karşıya kaldığı kaydedildi.

    ÜCRETSİZ OKUL YEMEĞİ VE TAŞIMALI EĞİTİM VURGUSU

    Raporda, milyonlarca çocuğun yoksulluk nedeniyle yeterli beslenemediği belirtilerek ücretsiz okul yemeği uygulamasının hâlâ hayata geçirilmemesi eleştirildi. Sağlıklı beslenmenin eğitim hakkının ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken, okul yemeğinin sosyal yardım değil temel bir hak olduğu ifade edildi. Taşımalı eğitimde yapılan tasarruf uygulamalarının ise özellikle kırsal bölgelerde yaşayan öğrencilerin eğitime erişimini zorlaştırdığı, eğitim hakkının maliyet hesabına indirgenemeyeceği belirtildi.

    OKULLARDA TEMİZLİK, GÜVENLİK VE ÖĞRETMEN AÇIĞI

    Rapora göre 2025-2026 eğitim öğretim yılında okulların en önemli sorunlarından biri temizlik ve güvenlik hizmetlerindeki yetersizlik oldu. Geçici istihdam modellerinin okulların ihtiyaçlarını karşılamadığı, birçok okulda velilerin temizlik malzemesi ve bakım-onarım giderlerini üstlenmek zorunda kaldığı ifade edildi. Kalabalık sınıflar, fiziki altyapı eksiklikleri ve öğretmen açığının da eğitimin niteliğini olumsuz etkilediği belirtilerek, güvenceli öğretmen istihdamının nitelikli eğitimin ön koşulu olduğu kaydedildi.

    VELİ-DER’DEN 10 MADDELİ TALEP

    Raporun sonunda Veli-Der, kamusal, parasız, laik ve bilimsel eğitimin güvence altına alınmasını istedi. Zorunlu ve ücretsiz okul öncesi eğitim, MESEM uygulamalarının kaldırılması, tüm öğrenciler için ücretsiz okul yemeği, eğitim bütçesinin artırılması, okullara kadrolu temizlik ve güvenlik personeli atanması, öğretmen açığının giderilmesi, ücretli öğretmenlik uygulamasına son verilmesi ve tarikat ile cemaatlerin eğitim alanındaki faaliyetlerinin sona erdirilmesi talepleri sıralandı. Raporda, “Eğitim bir hak, devletin yerine getirmesi gereken kamusal bir sorumluluktur. Hiçbir çocuk yoksulluk nedeniyle eğitimden kopmamalı, hiçbir çocuk çalışmak zorunda bırakılmamalıdır” denildi.

    HABER MERKEZİ

  • ‘Öğretmenlerin haklı mücadelesi polis şiddetiyle engellenemez!

    ‘Öğretmenlerin haklı mücadelesi polis şiddetiyle engellenemez!

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu öğretmenlerin Ankara’da sürdürdükleri eyleme destek vererek, “Öğretmenlerin haklı taleplerine yönelik şiddet, baskı ve gözaltı uygulamalarına derhal son verilmelidir. Özel sektörde çalışan öğretmenler için taban maaş hakkı yasal güvenceye alınmalı, güvenceli çalışma koşulları sağlanmalıdır. Mülakat mağduru öğretmenlerin hakları derhal teslim edilmelidir” denildi.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenler; taban maaş, güvenceli çalışma, insanca yaşayabilecekleri bir ücret, özlük haklarının güvence altına alınması ve mülakat nedeniyle yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesi talepleriyle 12 gündür Ankara’da eylemlerini sürdürüyor.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Özgür Çocuk Parkı’nda öğretmenlerin eylemine destek vermek için basın açıklaması yaptı. Platform adına açıklamayı Eğitim-Sen Şube Başkanı Mahmut Sümbül okudu.

    “BASKI VE GÖZALTI UYGULAMALARINA DERHAL SON VERİLMELİDİR”

    Yetkililerin öğretmenlerin haklı ve meşru talepleri karşısında sessiz kalması üzerine meslektaşlarının 11 gündür açlık grevinde olduğunu ifade eden Sümbül, öğretmenlere yönelik müdahaleye tepki gösterdi.

    “Öğretmenler neden günlerdir sokaktadır? Öğretmenler neden bedenlerini açlığa yatırmak zorunda kalmaktadır? Çocuklarımızı ve gençlerimizi emanet ettiğimiz öğretmenlerin karşısına neden sürekli polis barikatları çıkarılmaktadır?” sorularını sonra Sümbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Öğretmenlerin çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin sorunların çözülmesi gerekirken, iktidarın öğretmenlerin taleplerine polis şiddetiyle yanıt vermesi kabul edilemez. Hak aramak suç değildir. Basın açıklaması yapmak, yürümek ve sendikal mücadele yürütmek demokratik ve anayasal bir haktır. Öğretmenlerin haklı taleplerine yönelik şiddet, baskı ve gözaltı uygulamalarına derhal son verilmelidir.

    Özel sektör öğretmenlerinin taban maaş ve güvenceli çalışma talebi ile mülakat mağduru öğretmenlerin haklarının teslim edilmesi mücadelesi, bütün öğretmenlerin ortak mücadelesidir. Bu mücadele, öğretmenlik mesleğinin onurunu, emeğin değerini ve öğrencilerimizin nitelikli eğitim hakkını savunma mücadelesidir.”

    “ENGELLEMELERDEN VAZGEÇİN”

    Emek ve Demokrasi güçleri olarak öğretmenleri birbirinden ayıran statü farklılıklarını reddediyor; kamuda ve özel sektörde çalışan, atama bekleyen, sözleşmeli ya da ücretli bütün öğretmenlerin ortak mücadelesini ve dayanışmasını büyütmeyi temel sorumluluk olarak gördüklerini vurgulayan Sümbül, “Talepleri açıktır: Özel sektörde çalışan öğretmenler için taban maaş hakkı yasal güvenceye alınmalı, güvenceli çalışma koşulları sağlanmalıdır. Mülakat mağduru öğretmenlerin hakları derhal teslim edilmelidir. Açlık grevindeki öğretmenlerin talepleri karşılanmalı, sağlıklarıyla oynanmamalıdır. Polis müdahaleleri ve gözaltılar son bulmalı, sendikal faaliyetlerin engellenmesinden vazgeçilmelidir” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/MERSİN

  • Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Öztürk: Öğretmenlerin haklı mücadelesi polis şiddetiyle engellenemez!

    Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Öztürk: Öğretmenlerin haklı mücadelesi polis şiddetiyle engellenemez!

    PİRHA- Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenlerin Ankara’da sürdürdüğü eylemlere yönelik polis müdahalesine tepki göstererek, öğretmenlerin anayasal haklarını kullandıkları için şiddet ve gözaltılarla karşı karşıya bırakıldığını belirtti. Öztürk, “Öğretmenlerin karşısına barikat değil, çözüm konulmalıdır” dedi.

    Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, yaptığı yazılı açıklamada, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, güvenceli çalışma, insanca yaşayabilecekleri ücret ve özlük haklarının güvence altına alınması talepleriyle 8 gündür Ankara’da eylem yaptığını hatırlattı.

    Öğretmenlerin taleplerine sessiz kalınması üzerine açlık grevine başladığını belirten Öztürk, meslektaşlarının yedi gündür açlık grevinde olduğunu ifade etti.

    “ÖĞRETMENLER POLİS ŞİDDETİYLE KARŞI KARŞIYA BIRAKILDI”

    Öztürk, öğretmenlerin taleplerini kamuoyuna duyurmak amacıyla Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara Temsilciliği önünden Madenci Anıtı’na yürümek istediğini ancak polis engeliyle karşılaştığını belirtti.

    Yapılan müdahalede biber gazı kullanıldığını, öğretmenlerin darp edildiğini, yerlerde sürüklendiğini ve çok sayıda kişinin gözaltına alındığını kaydeden Öztürk, öğretmenlere yönelik müdahalelerin artık sistematik bir hal aldığını söyledi.

    Açıklamada, anayasal haklarını kullanarak basın açıklaması yapmak ve yürüyüş düzenlemek isteyen öğretmenlerin günlerdir polis ablukası, fiziksel şiddet ve gözaltılarla karşı karşıya bırakıldığı vurgulandı. Dayanışma amacıyla eylemlere katılan sendikalar, meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri ve siyasi parti temsilcilerinin de benzer müdahalelerin hedefi olduğu ifade edildi.

    “HAK ARAMAK SUÇ DEĞİLDİR”

    Öğretmenlerin çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin sorunların çözülmesi gerekirken iktidarın taleplere polis şiddetiyle yanıt vermesinin kabul edilemez olduğunu belirten Öztürk, hak aramanın suç olmadığını söyledi.

    Basın açıklaması yapmak, yürümek ve sendikal faaliyet yürütmenin demokratik ve anayasal haklar olduğunun altını çizen Öztürk, öğretmenlerin taleplerine yönelik baskı, şiddet ve gözaltı uygulamalarına son verilmesi çağrısında bulundu.

    “BU MÜCADELE BÜTÜN ÖĞRETMENLERİN ORTAK MÜCADELESİDİR”

    Öğretmenlik mesleğinin yıllardır düşük ücret, güvencesizlik, işsizlik, mülakat uygulamaları ve ağır çalışma koşulları nedeniyle itibarsızlaştırıldığını belirten Öztürk, özel okul öğretmenlerinin düşük ücretlere ve patronların keyfi uygulamalarına mahkûm edildiğini ifade etti.

    Atama bekleyen öğretmenlerin geleceğinin mülakat uygulamaları nedeniyle karartıldığını belirten Öztürk, kamuda ve özel sektörde farklı statüler altında çalışan öğretmenlerin emeğinin değersizleştirildiğini söyledi.

    Özel sektör öğretmenlerinin taban maaş ve güvenceli çalışma talebi ile mülakat mağduru öğretmenlerin hak mücadelesinin bütün öğretmenlerin ortak mücadelesi olduğunu vurgulayan Öztürk, bunun aynı zamanda öğretmenlik mesleğinin onurunu, emeğin değerini ve öğrencilerin nitelikli eğitim hakkını savunma mücadelesi olduğunu kaydetti.

    TALEPLER SIRALANDI

    Eğitim Sen olarak öğretmenleri birbirinden ayıran statü farklılıklarını reddettiklerini belirten Öztürk, kamuda ve özel sektörde çalışan, atama bekleyen, sözleşmeli ya da ücretli tüm öğretmenlerin ortak mücadelesini büyütmeye devam edeceklerini ifade etti.

    Öztürk, özel sektörde çalışan öğretmenler için taban maaş hakkının yasal güvence altına alınmasını, güvenceli çalışma koşullarının sağlanmasını, mülakat mağduru öğretmenlerin haklarının teslim edilmesini, açlık grevindeki öğretmenlerin taleplerinin karşılanmasını ve polis müdahalelerinin son bulmasını istedi.

    “Öğretmenlerin karşısına barikat değil, çözüm konulmalıdır” diyen Öztürk, “Öğretmenlerin emeği, mesleği ve onuru gözaltına alınamaz. Hak arayan öğretmenler yalnız değildir” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANTALYA

  • Öğretmenlerin açlık grevi 8. gününde!-VİDEO

    Öğretmenlerin açlık grevi 8. gününde!-VİDEO

    PİRHA-Eylemlerinin 9, açlık grevinin 8. gününde talepleri karşılanmayan öğretmenler, tüm engellere rağmen direnişlerine devam edeceklerini açıkladı.

    Mülakat nedeniyle atanamayan ve özel sektörde çalışan öğretmenler, yaşadıkları sorunlara dikkat çekmek amacıyla Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (Öğretmen Sendikası) Ankara Şubesi önünde başlattıkları eylemlerine devam ediyor.

    Eylemlerinin 9, açlık grevinin 8. gününde talepleri karşılanmayan öğretmenler, tüm engellere rağmen direnişlerine devam edeceklerini açıkladı: “Dün uygulanan orantısız şiddetin üzerine bugün bizlerle dayanışmaya gelen dostlarımız ve halkımızın verdiği güçle bizlerin de direnişi daha sağlam hale geldi. Haklı mücadelemiz tüm engellere rağmen sürecek, destekleriniz ve dayanışmanızla güçlüyüz. Haklarımızı alana kadar Ankara’yı terk etmeyeceğiz. Mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    HABER MERKEZİ

  • Öğretmenlere müdahale, çok sayıda gözaltı var!-VİDEO

    Öğretmenlere müdahale, çok sayıda gözaltı var!-VİDEO

    PİRHA- Mülakat nedeniyle atanamayan ve özel sektörde çalışan öğretmenler, hakları için Ankara’da yapmak istedikleri yürüyüşe polis biber gazıyla müdahale etti, çok sayıda öğretmen gözaltına alındı.

    Mülakat nedeniyle atanamayan ve özel sektörde çalışan öğretmenler, yaşadıkları sorunlara dikkat çekmek amacıyla Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (Öğretmen Sendikası) Ankara Şubesi önünde başlattıkları açlık grevi ve nöbet eylemini 7’nci gününde de sürdürdü.

    Kızılay’da bulunan Madenci Anıtı’na yürümek isteyen öğretmenlere PSAKD, DEM Parti ve CHP’nin olduğu çok sayıda kurum destek verdi.

    Yürüyüşe müdahale eden polis çok sayıda yurttaşı gözaltına aldı. Biber gazından etkilenenler hastaneye kaldırıldı.

    HABER MERKEZİ

     

  • Öğretmenlerin hakları için başlattıkları açlık grevi 5. gününde!-VİDEO

    Öğretmenlerin hakları için başlattıkları açlık grevi 5. gününde!-VİDEO

    PİRHA- Öğretmenlerin hakları için başlattıkları açlık grevi 5. gününde devam ederken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde yapmak istedikleri açıklama sonrası 8 öğretmen gözaltına alındı.

    Özel sektör öğretmenlerinin Ankara’daki sendika merkezinde açlık grevi 5 gündür sürüyor. Açlık grevindeki öğretmenler bugün otobüsle gittikleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yaptı.

    “YÜZ BİNLERCE ÖĞRETMENİN HAKKINA GİRİYORSUNUZ!”

    Yapılan açıklamada, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın sermayenin yanında yer aldığı belirtilerek, şunlar ifade edildi:

    “İşveren derneklerini ikna edemeyen, onlara sözünü geçiremeyen bir Bakanlık gerçekliğini kabul etmiyoruz! Bu sendikanın yetki, toplu iş sözleşmesi hakkı yok! Sendikamız, kısa sürede en hızlı örgütlenen sendika olarak tarihe geçmişken, Sendikamızın resmî olarak 12 binden fazla üyesi varken, torba işkolu nedeniyle TİS hakkı yok! Onlarca öğretmen 5 gündür açlık grevinde! Türkiye’nin her yerinde dayanışma eylemleri düzenleniyor! Herkesin gözü kulağı bizde, biz bunu biliyoruz! Yüz binlerce öğretmenin hakkına giriyorsunuz! Biz işçiye sahip çıkan bir bakanlık istiyoruz! Tırnaklarımızla kazıyarak kazandığımız o toplantıyı tekrar almadan Bakanlık önünden ayrılmıyoruz!

    Açıklama sonrasında öğretmenlere polis müdahale etti. Müdahale sırasında 8 öğretmen gözaltına alındı.

    HABER MERKEZİ

     

  • Eğitim Sen’den TÜGVA tepkisi: Okullar vakıf ve cemaatlerin faaliyet alanı olamaz

    Eğitim Sen’den TÜGVA tepkisi: Okullar vakıf ve cemaatlerin faaliyet alanı olamaz

    PİRHA – İzmir’de bazı okullarda, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) temsilcilerinin okul idarelerinin izniyle sınıflara girerek öğrencilere broşür dağıttığı ve yaz kampı faaliyetlerinin tanıtımını yaptığı ortaya çıktı. Duruma tepki gösteren Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Zeliha Danyeli, okulların vakıf ve derneklerin propaganda alanına dönüştürülmesine karşı çıkarak, “Çocuklarımızı tarikat ve cemaatlerin etki alanına teslim etmeyeceğiz” dedi.

    Türkiye Gençlik Vakfı’nın (TÜGVA) İzmir’de bazı okullarda okul yönetimlerinin izniyle sınıflara girerek öğrencilere broşür dağıttığı ve yaz kampı faaliyetlerinin tanıtımını yaptığı öğrenildi.

    Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Zeliha Danyeli, uygulamaya tepki göstererek, eğitim kurumlarının herhangi bir vakıf, dernek ya da siyasi-ideolojik yapının propaganda ve örgütlenme alanı haline getirilemeyeceğini vurguladı.

    “SINIFLARIN VAKIFLARIN TANITIMINA AÇILMASI KAMU OKULLARININ TARAFSIZLIĞINA AYKIRIDIR”

    Eğitim yöneticilerinin temel görevinin öğrencileri belirli kurum ve yapılara yönlendirmek olmadığını belirten Danyeli, eğitim ortamlarının tarafsızlığını, güvenliğini ve bilimsel niteliğini korumakla yükümlü olduklarını ifade etti.

    Danyeli açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Okulların herhangi bir vakıf, dernek ya da siyasi-ideolojik yapının propaganda ve örgütlenme alanı haline getirilmesi kabul edilemez. Eğitim yöneticilerinin temel görevi; öğrencileri belirli kurum ve yapılara yönlendirmek değil, eğitim ortamlarının tarafsızlığını, güvenliğini ve bilimsel niteliğini korumaktır. Sınıfların, ders saatlerinin ve okul ortamının vakıf ve derneklerin tanıtım faaliyetlerine açılması, kamu okullarının tarafsızlığı ilkesine açıkça aykırıdır. Ayrıca bu durum, öğrenciler ve veliler üzerinde dolaylı bir yönlendirme ve baskı oluşturma riski taşımaktadır.”

    “EĞİTİM DİNSELLEŞTİRİLİYOR”

    İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin başta TÜGVA olmak üzere çeşitli vakıf ve derneklerin yaz kampı ve yaz okulu faaliyetlerine destek vermesinin, eğitim alanında uzun yıllardır sürdürülen dinselleştirme politikalarının yeni bir halkasını oluşturduğunu ifade eden Danyeli, eğitimin siyasi iktidarların ideolojik hedeflerini gerçekleştireceği bir alan olmadığını vurguladı.

    Yaz kampı ve yaz okulu adı altında yürütülen faaliyetlerin pedagojik ve bilimsel temelden uzak olduğunu belirten Danyeli, eğitimin dini ve ideolojik içeriklerle şekillendirilmeye çalışıldığını söyledi. Kamusal eğitim olanaklarının dernek ve vakıflara aktarılmasının eğitim hizmetinin niteliğini zayıflattığını ifade eden Danyeli, bu uygulamaların eğitimin dinselleştirilmesine hizmet ettiğini kaydetti.

    “EĞİTİM KURUMLARI DİNİ YAPILARIN ETKİSİNE BIRAKILIYOR”

    Türkiye’de eğitim sisteminin uzun süredir laiklik ilkesinden uzaklaştırıldığını belirten Danyeli, ÇEDES başta olmak üzere çeşitli proje ve protokoller aracılığıyla eğitim kurumlarının dini yapıların etkisine açıldığını söyledi.

    TÜGVA ve benzeri yapılarla sürdürülen iş birliklerinin de bu sürecin bir parçası olduğuna dikkat çeken Danyeli, eğitim alanında yürütülen bu politikaların çocukların üstün yararı ilkesine aykırı olduğunu dile getirdi.

    “EĞİTİM LAİKLİK TEMELİNDE GERÇEKLEŞTİRİLMELİ”

    Zeliha Danyeli, açıklamasının sonunda İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine çağrıda bulunarak şunları söyledi:

    “Çocukların eğitim hakkı hiçbir vakfa, derneğe, tarikata ya da cemaate devredilemez. Kamu okulları hiçbir vakıf, dernek veya dinî yapının faaliyet alanı haline getirilemez. Eğitim politikaları çocukların üstün yararı, bilimsel ilkeler ve laiklik temelinde şekillendirilmelidir. İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğünü ve tüm eğitim yöneticilerini, kamu kurumlarının tarafsızlığı ilkesine uygun davranmaya; eğitim alanını vakıf, dernek ve cemaatlerin faaliyet alanına dönüştüren uygulamalardan vazgeçmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA / İZMİR

  • DAD İstanbul Şubesi’nden açlık grevindeki öğretmenlere destek: Bu ses bir vicdan çağrısıdır!

    DAD İstanbul Şubesi’nden açlık grevindeki öğretmenlere destek: Bu ses bir vicdan çağrısıdır!

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, Ankara’da açlık grevini sürdüren ataması yapılmayan öğretmenler ile özel okul öğretmenlerine destek açıklaması yaptı. DAD İstanbul Şubesi, eğitim emekçilerinin taleplerinin haklı ve meşru olduğunu belirterek, tüm demokratik kamuoyunu dayanışmaya çağırdı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Yürütme Kurulu, Ankara’da hak, adalet ve güvenceli çalışma talepleriyle açlık grevini sürdüren ataması yapılmayan öğretmenler ve özel okul öğretmenlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Açıklamada, DAD’ın inanç ve yaşam anlayışının temelinde insanı yaşatmak, rızalığı büyütmek ve mazlumun yanında durmak olduğu vurgulanarak, eğitim emekçilerinin yürüttüğü mücadelenin onurlu bir direniş olduğu belirtildi.

    “EMEĞİN KARŞILIĞINI ALAMAMASI TOPLUMSAL VİCDANI YARALIYOR”

    Yıllarca emek vererek eğitim alan gençlerin ve öğretmenlerin işsizlik, güvencesizlik ve geleceksizlikle karşı karşıya bırakılmasının kabul edilemez olduğu ifade edilen açıklamada, eğitim emekçilerinin hak ettikleri yaşam koşullarından mahrum bırakılmasının toplumsal vicdanda derin yaralar açtığı kaydedildi.

    DAD İstanbul Şubesi, alın teriyle yaşamını sürdürmek isteyen insanların güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm edilmesinin adalet duygusunu zedelediğini belirterek, eğitim emekçilerinin taleplerinin karşılanması gerektiğini vurguladı.

    “BU MÜCADELE KAMUSAL EĞİTİMİN DE SAVUNUSUDUR”

    Açıklamada, Ankara’da açlık grevindeki eğitim emekçilerinin yalnızca kendi gelecekleri için değil, kamusal eğitimin, emeğin onurunun ve çalışma hakkının korunması için de mücadele ettiği belirtildi.

    Özel okul öğretmenlerinin düşük ücretler, ağır çalışma koşulları ve güvencesizliğe karşı yükselttikleri sesin de aynı hakikat arayışının bir parçası olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Bu ses duyulması gereken bir vicdan çağrısıdır” denildi.

    “DİYALOG VE ADALET TEMELİNDE ÇÖZÜM ÜRETİLMELİ”

    DAD İstanbul Şubesi, eğitim emekçilerinin taleplerine kulak verilmesi, sorunların diyalog ve adalet temelinde çözülmesi ve açlık grevine neden olan koşulların ortadan kaldırılması çağrısında bulundu.

    Açıklamada, toplumsal barışın, adaletin ve rızalığın emekten, haktan ve hakikatten geçtiği belirtilerek, gençlerin umutsuzluğa, öğretmenlerin ise güvencesizliğe mahkûm edilmediği bir yaşamın mümkün olduğu ifade edildi.

    DAD İstanbul Şubesi son olarak, açlık grevindeki eğitim emekçilerinin yanında olduklarını yineleyerek, demokratik kamuoyunu, emek ve meslek örgütlerini ve vicdan sahibi herkesi dayanışmayı büyütmeye davet etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Öğretmenler İzmir’den seslendi: Taleplerimiz karşılanıncaya kadar açlık grevimiz sürecek- VİDEO

    Öğretmenler İzmir’den seslendi: Taleplerimiz karşılanıncaya kadar açlık grevimiz sürecek- VİDEO

    PİRHA – Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Karşıyaka İZBAN önünde açıklama yaparak, mülakat ve özel sektör öğretmenlerin taleplerinin karşılanmasını istedi. Açıklamada somut adım atılana kadar açlık grevini sürdürecekleri kaydedildi. 

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Karşıyaka İZBAN önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Eğitim Sen 2 No’lu Şubesi, Eğitim İş Sendikası, Halkevleri ve çok sayıda yurttaş destek verdi.

    “MİLLİ EĞİTİM BAKANI PATRONLARA RANT SAĞLAMAYA DEVAM EDİYOR”

    Açıklamaya KESK Genel Merkez yöneticisi Simge Yandım destek verdi. Kısa bir değerlendirme yapan Yandım şunları söyledi:

    “Bu ülkede eğitim emekçileri güvencesizlik, liyakatsizlik, mülakat içerisine sıkışmış durumda. Eğitim emekçilerinin hakları her geçen gün gasp edilirken, eğitimin niteliği her geçen gün düşürülürken, eğitime dair iyileştirmeye dair hiçbir politika yapılmadığı gibi eğitim emekçileri katledilmeye, işkenceye maruz bırakılmaya, darp edilmeye, ve gözaltına alınmaya devam ediyor. Yıllardır taban maaş hakkı için özel sektördeki ayrımcılık mobbinge karşı mücadele etmeye, talepleri için nöbet eylem sürdürmeye, direnişlerini sürdürmeye devam ediyoruz. Yine mülakat mağduru arkadaşlarımız yıllardır mülakata karşı atanma talepleriyle eylemlerini sürdürüyor ki mülakat sistemiyle bizler o komisyonlarda eğitim emekçilerinin nasıl atandığını, nasıl elendiğini çok yakından biliyoruz. Meşru taleplerinin karşılanması için açlık grevine başladılar. Milli Eğitim Bakanı ise her zaman olduğu gibi kulaklarını tıkamaya, görmezden gelmeye, patronlarla anlaşmaya, patronlara rant alanı sağlamaya devam ediyor.”

    “KOMİSYON İVEDİKLE TOPLANMALI”

    Açıklamayı Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası İzmir Sözcüsü Begüm Doğan okudu. Mülakat mağdurları ve özel sektörde çalışan öğretmenlerin mücadelelerinin 4. gününde devam ettiğini belirtti. Doğan, bugün yapılan eylemde gözaltına alınan 14 arkadaşının serbest bırakılmasını istedi.

    Açlık grevinin 3. günü olduğunu hatırlatan Doğan, Meclise verilen önergenin reddedildiğini belirtti. “Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Sayın Ayşen Gürcan’ı bize verdiği sözleri tutmaya, komisyonu ivedilikle toplamaya çağırıyoruz!” çağrısında bulunan Doğan, somut adım atılana kadar açlık grevini sürdüreceklerini belirterek, başta Ankara olmak üzere başka şehirlerden de eylemliklerini sürdüreceklerini söyledi.

    “ÖĞRETMENLER İŞSİZLİĞE MAHKUM EDİLİYOR”

    Doğan, taleplerini şöyle sıraladı:

    “-Bir yıl önce devlet diliyle bizzat sözü verilerek planlanan ancak türlü gerekçelerle ertelenen; Milli Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, patron dernekleri ve özel sektör öğretmenlerini bir araya getirecek ortak toplantının vakit kaybedilmeden yapılması.

    -Mülakat mağduru öğretmenlerin haklarının teslim edilmesi ve yaşanan adaletsizliklerin giderilmesi amacıyla TBMM’ye sunulan kanun teklifinin derhal Meclis’ten geçirilmesi.

    -Öğretmenler geçinemiyor. Öğretmenler kirasını ödeyemiyor, temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor.

    -Öğretmenlerin hakkı olan atamalar yapılmıyor, öğretmenler işsizliğe mahkûm ediliyor.”

    Açıklama sloganlarla son buldu.

    PİRHA-İZMİR

  • Açlık grevindeki öğretmenlere Meclis önünde polis müdahalesi: Çok sayıda gözaltı!- VİDEO

    Açlık grevindeki öğretmenlere Meclis önünde polis müdahalesi: Çok sayıda gözaltı!- VİDEO

    PİRHA- Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu ile Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın Ankara’da sürdürdüğü hak mücadelesi, bir kez daha polis müdahalesiyle karşılaştı. Açlık grevindeki öğretmenler, taleplerini duyurmak amacıyla TBMM Çankaya Kapısı önünde bir araya gelirken çok sayıda eğitimci gözaltına alındı. Bazı öğretmenlere ters kelepçe uygulandığı görüldü.

    Öğretmenler uzun süredir hem kamudaki mülakat mağduriyetlerine hem de özel eğitim kurumlarında yaşanan güvencesiz çalışma koşullarına dikkat çekmek için Ankara’da eylemler düzenliyor. Daha önce de polis müdahalesiyle karşılaşan eğitimciler, talepleri karşılanıncaya kadar mücadeleyi sürdüreceklerini belirtiyor.

    TEMEL TALEPLERİNİ YİNELEDİLER

    Eylemde öğretmenler özel sektörde çalışan eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden hayata geçirilmesini, mülakat nedeniyle ataması yapılmayan 1.611 öğretmenin yaşadığı mağduriyetin giderilmesini ve özel öğretim kurumlarında yaygın olarak uygulanan belirli süreli sözleşmeler yerine iş güvencesi sağlayan belirsiz süreli sözleşmelere geçilmesini talep etti.

    SİYASİ DESTEK VE TEPKİLER

    Müdahalenin ardından bölgeye gelen CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, öğretmenlerin yalnızca seslerini duyurmaya çalıştığını belirterek yaşananlara tepki gösterdi. Daha önceki müdahalelerde de çok sayıda öğretmen ve sendika yöneticisinin gözaltına alındığı, gözaltına alınanların daha sonra serbest bırakıldığı açıklanmıştı.

    Öğretmenler ise polis müdahalelerine rağmen Ankara’dan ayrılmayacaklarını ve hak talepleri karşılanıncaya kadar mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı.

    HABER MERKEZİ

  • Gözaltına alınan Kemal Irmak ve beraberindekiler serbest bırakıldı!

    Gözaltına alınan Kemal Irmak ve beraberindekiler serbest bırakıldı!

    PİRHA- Özel sektör öğretmenlerinin açıklamasında aralarında Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali’nin de olduğu gözaltılar serbest bırakıldı.  

    Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında toplanan öğretmenlerin, aileleriyle birlikte bugün saat 14.00’te Ankara Kurtuluş Parkı’nda yapmayı planladıkları basın açıklamasına polis sert müdahalede bulundu.

    Müdahale sırasında ters kelepçe yapılarak gözaltına alınan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Kemal Irmak ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali’nin de aralarında olduğu kişiler serbest bırakıldı.

    HABER MERKEZİ

     

  • Kurtuluş Parkı’nda eylem yapan öğretmenlere gözaltı!-VİDEO

    Kurtuluş Parkı’nda eylem yapan öğretmenlere gözaltı!-VİDEO

    PİRHA- Ankara Kurtuluş Parkı’nda bir araya gelen Özel Sektör Öğretmeleri Sendikası üyelerine polis sert müdahalede bulundu, Eğitim-Sen Eş Genel Başkanı Kemal Irmak ile birlikte üç öğretmen gözaltına aldı. 

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, mülakat nedeniyle atanamayan ve özel sektörde çalışan öğretmenlerin yaşadığı sorunlara dikkat çekmek amacıyla Çankaya’da bulunan Kurtuluş Parkı’nda açıklama yapmak istedi. Polis açıklamayı engellerken, aralarında Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Eş Genel Başkanı Kemal Irmak ile birlikte üç kişiyi gözaltına aldı.

    HABER MERKEZİ

     

  • Sunay Elataş’dan 12. Yargı Paketi eleştirisi: Daha çok ceza değil, daha çok nitelikli eğitim!-VİDEO

    Sunay Elataş’dan 12. Yargı Paketi eleştirisi: Daha çok ceza değil, daha çok nitelikli eğitim!-VİDEO

    PİRHA- 12. Yargı Paketi’nde yer alan ‘Çocuk Adaleti Sistemi’ ile ilgili maddenin hak temelli ve pedagojik eğitimden uzak, tamamen cezalandırıcı bir anlayışla ele alınmasını eleştiren Eğitim Sen Hatay Şube Eğitim Sekreteri Sunay Elataş, “Daha çok ceza değil, daha çok nitelikli eğitim gerekli” dedi. 

    12. Yargı Paketi’nin Meclis’e sunulması bekleniyor. Kadınlardan, eğitim sendikalarına, demokratik kitle örgütlerinden siyasi partilere kadar bir çok kesimden 12. Yargı Paketi’ne tepkiler yükseliyor.

    Eğitim Sen Hatay Şube Eğitim Sekreteri Sunay Elataş, Meclis’e sunulması beklenen 12. Yargı Paketi’ne ilişkin ajansımıza konuştu.

    “ULUSLARARASI ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ’NE AYKIRI”

    12. Yargı Paketi’nde yer alan ‘Çocuk Adaleti Sistemi’ ile ilgili maddenin hak temelli ve pedagojik eğitimden uzak, tamamen cezalandırıcı bir anlayışla ele alınmasını eleştiren Elataş, ilgili maddelerin Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu söyledi.

    Eğitim-Sen olarak daha çok ceza değil, daha çok nitelikli eğitim istediklerinin altını çizen Sunay Elataş, şunları ifade etti:

    “Çocuk Adalet Sistemi’nin amacı özellikle çocukları cezalandıracak politikaları hayata geçirmek değil, çocukların üstün yararını sağlayacak, topluma ve okullara kazandıracak politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor. ‘Suça Sürüklenen Çocuklar’ın özellikle bunların bireysel tercih olmadığını, özellikle sosyoekonomik ve kültürel alanda yaşanan gittikçe artan sıkıntılarının getirdiği derin yoksulluk, yoksunluk ve eğitim dışı kalmanın sonucudur.”

    “ÇOCUKLAR KENDİLERİNİ GÜVEN İÇİNDE HİSSEDEBİLMELİ”

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in göreve geldiği günden itibaren özellikle eğitim öğretim alanını daha çok piyasacı, tek tipleştirici ve eşitsizliğini derinleştiren, ayrıştıran, laik ve demokratik olmayan bir yaklaşımla yürütmek istediğine dikkat çeken Elataş, şunları dile getirdi:

    “Okullarımız özellikle öğrencilerimizin kendilerini ifade edebilecekleri rahat ortamların olması, yeteneklerini ortaya çıkaracak atölyelerimizin olması gerektiğini her defasında belirtiyoruz. Özellikle müzik, resim atölyeleri ve spor salonlarının olması gerekiyor her okulda. Ama maalesef bunları yeteri kadar göremiyoruz. Ayrıca çocukların kendilerini güven içinde hissedebilecekleri rehberlik servislerimizin ve psikolojik rehberlik alanlarımızın da yetersiz olduğunu da özellikle belirtmek istiyoruz. Özellikle sıkıntı yaşayan öğrencilerimizin belirlenmesi gerektiği ve burada rehberlik servisleri servislerinin hangi öğrencimizin sorun yaşadığı, sıkıntı yaşadığı belirlenip aileleriyle görüşülüp özellikle de ekonomik anlamda, sosyal anlamda da desteklenmeleri gerektiğini söyleyebiliriz.”

    “DEVLET OKULDAKİ ŞİDDETİ AZALTACAK ÖNLEM ALMIYOR”

    Pakette yer alan 12-15 ve 15-18 yaş aralığındaki çocukların ceza üst sınırının artırılmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Elataş, “Devlet okuldaki şiddeti azaltacak, güveni sağlayacak yeteri kadar önlem alamamakta ve tam tersi okullardaki artan şiddetin cezasını, faturasını çocuklara kesmektedir. Okulların, çocukların düşüncelerini rahatça ifade edebilecekleri, kendilerini güven içinde hissedebilecekleri alanlar olması gerekiyor” diye belirtti.

    “MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Okullarda, veli, öğrenci, öğretmen işbirliğinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesinin çok önemli olduğunun altını çizen Elataş, “Okullarda artan bu şiddet sarmalının önlemek için özellikle bir an önce önlem alınması gerekiyor. Özellikle çocukların daha rahat kendilerini ifade edebildiği ortamın olması çok önemlidir. Eğitim-Sen olarak her defasında yinelediğimiz ve mücadelesini verdiğimiz laik, demokratik, bilimsel, anadilde eğitim, cinsiyet eşitliğine dayalı bir eğitim talebimizi yeniliyoruz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/HATAY

     

  • Öğretmenlere ters kelepçe!-VİDEO

    Öğretmenlere ters kelepçe!-VİDEO

    PİRHA- Meclis önünde açıklama yapmak isteyen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi öğretmenler ters kelepçe takılarak gözaltına alındı.

    Taban maaş, güvenceli çalışma ve mülakat mağduriyetlerinin giderilmesi talebiyle Meclis önünde açıklama yapmak isteyen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi öğretmenlere polis müdahale etti.

    Sendika yöneticilerinin de aralarında olduğu 41 öğretmen ters kelepçe takılarak gözaltına alınırken, eylemlerini Sakarya Caddesi’nde sürdüren öğretmenler gözaltına alınan arkadaşlarının serbest bırakılmasını istedi.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, sanal medya hesabından yaptığı açılamayla bugün Güvenpark’taki eylem sırasında gözaltına alınan tüm öğretmenlerin serbest bırakıldığını bildirdi.

    HABER MERKEZİ

     

  • İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği öğrenciler için bir araya geldi

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği öğrenciler için bir araya geldi

    PİRHA – İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, öğrencilere destek olmak için dayanışma gecesi düzenledi.  Geceye çok sayıda siyasetçi, sivil toplu kuruluşu ve iş insanı destek verdi.

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Karşıyaka Kent Balık Restoran’da öğrencilere burs desteği için dayanışma gecesi düzenledi. Geceye DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, CHP Parti Meclisi üyesi Polat Şaroğlu, yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan ve Ovacık Belediyesi Başkanı Mustafa Sarıgül, DEM Parti İl Eş Başkanları ve İlçe Eş Başkanları, İZSİAD Başkanı Hüseyin Cengiz, şair Hıdır Işık, Alevi kurum temsilcileri, sendika başkanları ve iş insanları katılarak destek verdi.

    Daha önce 53 öğrenciye burs desteği sağlayan İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, bu yıl için hedeflerinin 150 öğrenci olduğunu belirtti. Kent koşullarında giderek artan yaşam maliyetleri karşısında öğrenciler için bir araya gelenler güzel bir dayanışma örneği sergiledi.

    “BU BURSLAR BİR ANNENİN ‘OĞLUM OKUSUN’ DUASIDIR”

    Gecede kısa bir konuşma yapan İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Dernek Eş Başkanı Hasan Ali Kılıç, öğrencilerle dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Kılıç, gençlerin kentlerde çok zorluk çektiğini belirterek, onlara yalnız olmadıklarını hatırlatarak şunları söyledi:

    “Siz, dilimizin, kültürümüzün, inancımızın, doğamızın yarınlara taşınacak en güçlü köprüsüsünüz. Bu burslar, sadece maddi bir destek değildir. Bu burslar, bir annenin “Oğlum okusun” duasının, bir babanın “Kızım hekim olsun” hayalinin, bir dedenin “Torunum kendi dilinde şiir yazsın” özleminin somut halidir. Bu burslar, “Biz varız, arkandayız, seni görüyoruz” demenin en onurlu yoludur” dedi.

    Son olarak Kılıç, dayanışma örneği gösteren herkese teşekkür ederek konuşmasını bitirdi.

    “DAYANIŞMA BUGÜNLE SINIRLI KALAMSINI İSTEMEYİZ”

    Eş Başkan Eylem Yüksel de öğrencilerin eğitimine destek olmak için bir araya geldiklerini belirterek, “Davetimize katılıp bizlere destek verdiğiniz için hepinize derneğimiz adına teşekkür ederim” dedi.

    Şuanda 53 öğrenciye burs verdiklerini ancak bu sayıyı yükseltmeyi hedeflediklerini belirten Yüksel, “Bu hedef bizim için sadece bir sayı değil, dayanışmamızın ne kadar geniş bir alana yayılabileceğinin göstergesidir. Pek tabii isteriz ki, bu dayanışma sadece bugünle sınırlı kalmasın. Derneğimizin çalışmaları, projeleri ve her türlü faaliyetimizde sizleri de yanımızda görmek, birlikte hareket etmek isteriz” diye konuştu.

    Katılımcıların yaptığı dayanışma konuşmaların ardından gece halaylarla son buldu.

    PİRHA-İZMİR

     

  • “Emek ve İnsan” Resim Sergisi Mersin’de açıldı-VİDEO

    “Emek ve İnsan” Resim Sergisi Mersin’de açıldı-VİDEO

    PİRHA-1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında Eğitim -Sen Mersin Şubesi 3. Ulusal Resim Sergisi’ni “Emek ve İnsan” başlığıyla sanatseverlerle buluşturdu.

    Yenişehir Belediyesi Ahmet Yeşil Sanat Galerisi’nde açılan sergi 30 Eylül’e kadar gezilebilecek. Açılışı yapılan sergide konuşan Eğitim -Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, emeğin ve dayanışmanın önemine vurgu yaparak, “Umarım bu sergi Türkiye’nin birçok merkezinde sanatseverlerle buluşur” dedi.

    Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit de, sergiye katılan ressamlara teşekkür ederek, belediye olarak gerekli desteği sunmaya devam edeceklerini belirtti.

    Ressam Veli Mert ise, serginin geçmişini paylaşarak, “45 sanatçı 54 resimle sergiyi açtık. Sanatçıları hiç boş bırakmayacağız. Hep hedef koyup daha iyisini yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından sanatseverler galerideki resimleri inceledi.

    PİRHA/MERSİN

  • Kordu: Rektör Peker’in hadsiz cevabını kınıyorum!-VİDEO

    Kordu: Rektör Peker’in hadsiz cevabını kınıyorum!-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Munzur Üniversitesi Rektörü Kenan Peker’in “Kampüse gelenler dağdan inen eşkıyalar değildir” sözlerine tepki göstererek, “Rektör Peker’in hadsiz ifadelerini kınıyorum” dedi.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 2 Nisan 2026 tarihinde Munzur Üniversitesi kampüsünde “deprem hazırlığı” gerekçesiyle kütüphane ve bazı fakülte alanlarının hükümet konağı ve adliye binası olarak kullanılmasına yönelik öğrencilerin protestolarına soruşturma açılmasına ilişkin yazılı soru önergesi vermişti.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunduğu önergesine Munzur Üniversitesi Rektörü Kenan Peker’den cevap geldi. Kenan Peker, verdiği resmi yanıtta “Kampüse gelenler dağdan inen eşkıyalar değildir” dedi.

    KORDU’DAN CEVAP!

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Peker’in yanıtını Meclis Genel Kurulu’na taşıdı.

    Kordu, “Rektör Peker’in hadsiz ifadelerini kınıyorum. Üniversiteler kışla ya da soruşturma odaları değil; bilimin ve özgür düşüncenin merkezidir. Rektörü ve onun bu ciddiyetsiz cevabın Meclis’e iletmeye imtina etmeyen yetkililerin de, bu lakayıt ve ayrımcı dili görmezden gelmeleri de kurumun ciddiyetine yakışmamaktadır” diyerek gerekli girişimlerde bulunacağını söyledi.

    HABER MERKEZİ

     

  • Munzur Üniversitesi’nde gönüllülük değil zorunluluk: Öğrencilerden Kızılay üzerinden baskı iddiası!

    Munzur Üniversitesi’nde gönüllülük değil zorunluluk: Öğrencilerden Kızılay üzerinden baskı iddiası!

    PİRHA- Munzur Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde verilen Gönüllülük Çalışmaları dersiyle ilgili öğrenciler çeşitli iddiaları gündeme getirdi. İsmini vermek istemeyen bir öğrenci, ders kapsamında yürütülen faaliyetlerin Kızılay üzerinden organize edildiğini, bazı etkinliklere katılım konusunda baskı hissettiklerini ve yaptıkları şikayetlerin sonuçsuz kaldığını öne sürdü.

    Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından üniversitelerde zorunlu dersler arasında yer alan Gönüllülük Çalışmaları dersinin, Munzur Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde görev yapan akademisyen İlksen Orhan tarafından yürütüldüğü belirtildi.

    İsmini vermek istemeyen öğrencinin aktardığına göre, ders kapsamında gerçekleştirilen sosyal sorumluluk projelerinin büyük bölümü Türk Kızılayı üzerinden organize ediliyor. Öğrenciler, çeşitli projelerde görev alabilmek için Kızılay üyeliğine yönlendirildiklerini ve etkinliklerde Kızılay önlüğü giymelerinin istendiğini iddia etti.

    Öğrenciler, gönüllülük faaliyetlerinin daha sonra Türk Kızılayı’nın Tunceli şubesinin sosyal medya hesaplarında paylaşıldığını ve çalışmaların Kızılay’ın gönüllü faaliyetleri olarak kamuoyuna sunulduğunu öne sürdü.

    KATILIMIN GÖNÜLLÜ OLMADIĞI İDDİASI

    Öğrenciler, söz konusu faaliyetlere katılımın tamamen gönüllülük esasına dayanmadığını savundu. İddialara göre bazı etkinliklerde yoklama alınırken, dersten başarılı olabilmek için öğrenciler üzerinde dolaylı baskı oluştuğu belirtildi.

    İsmini vermek istemeyen bir öğrenci, “Birçok öğrenci etkinliklere gönüllü olduğu için değil, dersten geçebilmek ya da sorun yaşamamak için katılıyor. Etkinliklere katılmayan öğrencilerin not konusunda kaygı duyduğu bir ortam oluşuyor” dedi.

    DEKANLIĞA YAPILAN BAŞVURULARIN SONUÇSUZ KALDIĞI ÖNE SÜRÜLDÜ

    Öğrenciler, konuyla ilgili şikayetlerini Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanlığı’na ilettiklerini ancak herhangi bir işlem yapılmadığını iddia etti.

    Öğrencilerin aktardığına göre, fakültede gerçekleştirilen öğrenci-dekan görüşmelerinde de dersle ilgili rahatsızlıklar dile getirildi. Ancak öğrenciler, yaptıkları başvuruların ardından herhangi bir soruşturma ya da inceleme başlatılmadığını öne sürdü.

    Bazı akademisyenlerin de önceki yıllarda dersin işleyişiyle ilgili çeşitli şikayetlerde bulunduğu ve dilekçeler verdiği iddia edilirken, bu girişimlerin de sonuçsuz kaldığı ileri sürüldü.

    ALEVİ ZİYARETGAHLARIYLA İLGİLİ SÖZLER TEPKİ ÇEKTİ

    Öğrencilerin gündeme getirdiği bir diğer iddia ise ders kapsamında önerilen bir proje ile ilgili yaşandı.

    İddiaya göre öğrenciler, Dersim’deki ziyaret yerleri ve kutsal mekanların temizlenmesine yönelik bir gönüllülük çalışması yapmak istedi. Ancak ders sorumlusu akademisyenin bu öneriye, “Bu mekanlar kime göre kutsal, neye göre kutsal?” şeklinde yanıt verdiği öne sürüldü.

    Öğrenciler, söz konusu ifadelerin Alevi inancının kutsal kabul ettiği mekanları hedef aldığını savunarak duruma tepki gösterdi. Konunun üniversite yönetimine iletildiği ancak herhangi bir işlem yapılmadığı iddia edildi.

    ÖĞRENCİLER İNCELEME TALEP EDİYOR

    İsmini vermek istemeyen öğrenci, gönüllülük faaliyetlerinin siyasi ya da kurumsal tanıtım amacıyla değil, dersin amacı doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini belirterek üniversite yönetiminden ve ilgili kurumlardan iddiaların araştırılmasını talep etti.

    PİRHA/DERSİM

  • Zeki Tunca: Okullardaki şiddetin kaynağı eğitim politikalarının yanlışlığı ve liyakatsizlik! -VİDEO

    Zeki Tunca: Okullardaki şiddetin kaynağı eğitim politikalarının yanlışlığı ve liyakatsizlik! -VİDEO

    PİRHA- Fethiye Alevi Bektaşi Cemevi Derneği Genel Sekreteri Zeki Tunca, Siverek ve Maraş’ta yaşanan okul kaynaklı şiddet olaylarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eğitim alanındaki sorunların temelinde yanlış eğitim politikaları, liyakatsizlik, ekonomik sorunlar ve ailelerin çocuklarının eğitimine yeterince ilgi göstermemesinin bulunduğunu söyleyen Tunca, öğretmenlerin de giderek işlevsizleştirildiğini ifade etti.

    Son dönemde okullarda yaşanan şiddet olaylarının ardından eğitim sistemine ilişkin eleştirilerini paylaşan Tunca, eğitimdeki sorunların tek bir nedene bağlanamayacağını belirterek, sosyolojik ve psikolojik etkenlerin yanı sıra liyakatsiz yönetim anlayışının da süreci olumsuz etkilediğini söyledi.

    “ÖĞRETMENİN İTİBARI ZEDELENDİ”

    Eğitim politikalarının öğretmeni geri plana ittiğini savunan Tunca, CİMER üzerinden yapılan şikayetlerin öğretmenler üzerinde baskı oluşturduğunu dile getirdi.

    “Veli, ‘öğretmen çocuğuma bağırdı’ diye CİMER’e şikayet ediyor. Şikayet bakanlığa, oradan il ve ilçe müdürlüklerine gönderiliyor ve sonunda öğretmen hakkında soruşturma açılıyor. Bu koşullarda öğretmenden verimli bir eğitim öğretim beklemek mümkün değil” diyen Tunca, öğretmenlerin otoritesinin ve saygınlığının zayıflatıldığını savundu.

    Öğretmenlerin sürekli suçlanan taraf haline getirildiğini belirten Tunca, “Çocuğunu evde eğitmeyen aileler sorumluluk almıyor. Öğrenci öğretmene hakaret ettiğinde bile suçlu öğretmen ilan ediliyor. Bu ülkede öğretmenin değeri ve fonksiyonu giderek ortadan kaldırıldı” ifadelerini kullandı.

    “OKULLARDAKİ YÖNETİCİLERİN ÇOĞU LİYAKATSİZ”

    Okullardaki yöneticilerin önemli bölümünün liyakat esasına göre göreve gelmediğini öne süren Tunca, eğitim yöneticilerinin çocuk ve gençlik psikolojisini iyi bilmesi gerektiğini söyledi.

    “İdareci olmak için sosyoloji, psikoloji ve felsefeyi bilmek gerekir. Ancak bugün birçok yönetici sadece bir siyasi desteği arkasına alarak görev yapıyor. Müdürlerin görevi sadece evrak imzalamak olmamalı. Bu anlayışla eğitim sistemi sağlıklı işlemez” dedi.

    “ŞİDDET İÇERİKLİ DİZİLER ÇOCUKLARI ETKİLİYOR”

    Televizyonlarda yayınlanan şiddet içerikli yapımların çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirten Tunca, özellikle mafya ve çatışma temalı dizilere dikkat çekti.

    “Televizyonlarda sürekli öldürme, vurma ve şiddet sahneleri gösteriliyor. Çocuklar bunlardan etkileniyor. Bu yayınlara pedagojik açıdan daha dikkatli yaklaşılması gerekiyor” diye konuştu.

    Şiddetin önlenmesinde ailelere ve devlete de önemli sorumluluklar düştüğünü ifade eden Tunca, eğitim sisteminin yalnızca öğretmenlerin çabasıyla düzelemeyeceğini vurguladı.

    “Vatandaşların ve ailelerin daha duyarlı olması gerekiyor. Devlet de gerekli önlemleri almak zorunda. Eğitimin bütün yükünü öğretmenin sırtına yükleyerek bu sorunların üstesinden gelinemez” dedi.

    “SORUNUN KAYNAĞI YANLIŞ EĞİTİM POLİTİKALARI”

    Uzun yıllar öğretmenlik yaptığını belirten Tunca, kendi dönemlerinde eğitim anlayışının farklı olduğunu söyledi.

    “Hayatım boyunca öğrenci dövmeyi düşünmedim. Hata yaptığında onu eğitirdik, utanır ve aynı yanlışı tekrar etmezdi. Çocuklarla birlikte üretir, aile yaşamını, iyi insan olmayı ve toplumsal değerleri anlatırdık. Onlara örnek olmaya çalışırdık” diyen Tunca, günümüzde çocukların savaş oyunları ve şiddet içerikli yapımlarla büyüdüğünü ifade etti.

    Öğrencilerini korumak isterken yaşamını yitiren öğretmenlere de değinen Tunca, “Öğrencilerinin zarar görmemesi için kendini kurşunun önüne atan öğretmenler var. Bu ülkede böyle değerler kolay yetişmiyor” dedi.

    Geçmişte öğretmenlerin eğitim faaliyetlerinde daha özgür hareket edebildiğini söyleyen Tunca, bugün birçok etkinlik için uzun izin süreçlerinin gerektiğini belirtti.

    Öte yandan eğitimde yaşanan şiddet olaylarının “kindar ve dindar nesil” söylemiyle açıklanamayacağını ifade eden Tunca, “Muhafazakar bir ailenin çocuğunu dindar yetiştirmesi onun kindar olacağı anlamına gelmez. İnançlı olmakla şiddet arasında doğrudan bir bağ kurulamaz. Eğitim alanında yaşanan sorunların temelinde yanlış eğitim politikaları, liyakatsizlik, ekonomik sorunlar ve ailelerin çocuklarının eğitimine yeterince ilgi göstermemesi yatıyor” diye konuştu

    Cebrail ARSLAN/FETHİYE

  • Eğitim Sen 2 No’lu Şube’den Recep Kerman Spor Lisesi’nin kapatılmasına tepki: Karar geri çekilmeli!

    Eğitim Sen 2 No’lu Şube’den Recep Kerman Spor Lisesi’nin kapatılmasına tepki: Karar geri çekilmeli!

    PİRHA – Milli Eğitim Bakanlığı,  İzmir’in Foça ilçesinde 179 öğrencinin eğitim gördüğü Recep Kerman Spor Lisesi’nin kapanmasına ilişkin yazı gönderdi. Kapatma kararının geri çekilmesini isteyen, Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube, “Başarılarıyla örnek olmuş bir spor lisesinin kapatılması; eğitimde sürdürülebilirlik, fırsat eşitliği ve kamusal eğitim anlayışıyla bağdaşmamaktadır” dedi. 

    Milli Eğitim Bakanlığı, İzmir’in Foça ilçesinde 179 öğrencinin eğitim gördüğü Recep Kerman Spor Lisesi’nin kapanmasına ilişkin yazı gönderdi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İzmir 2 No’lu Şube, yazılı açıklama yaparak kapatma kararına tepki gösterdi. Okulda öğrenim gören 179 öğrencinin Karşıyaka Mustafa Kaya Spor Lisesi’ne nakledildiği belirtilen açıklamada, mevcut okul ve pansiyon binalarının ise Foça Halim Foçalı Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ ne tahsis edileceği belirtildi.

    Alınan kararın öğrencilerin sportif gelişimleri, akademik devamlılıkları, aile yaşamları ve öğretmenlerin çalışma koşulları açısından ciddi mağduriyetlere yol açacağı belirtilen açıklamada,  eğitimin planlı ve süreklilik gerektiren bir süreç olduğu ve gerekli görüşler alınmadan yapıldığı için moral ve motivasyon kaybına yol açacağına dikkat çekildi.

    “ÖĞRENCİLERİN EMEĞİ SEKTEYE UĞRATILACAK”

    Başarıya imza atmış spor lisesinin kapatılmasının eğitimde sürdürülebilirlik, fırsat eşitliği ve kamusal eğitim anlayışıyla bağdaşmadığı kaydedilen açıklamada, yaşanan mağduriyetlere ilişkin şunlar ifade edildi:

    “Pansiyonda kalan 47 öğrencinin nakil sürecinde genel anlamda bir sorun yaşanmayacağı ifade edilse de bazı öğrencilerin mevcut eğitim ortamlarından ayrılması çeşitli nedenlerle mümkün görünmemektedir. Bu öğrencilerin bir kısmının turizm ve otelcilik alanına yönlendirilmesinin planlandığı belirtilmektedir. Oysa özellikle 12. sınıfta öğrenim gören bir öğrencinin üç yıl boyunca spor lisesi müfredatıyla eğitim aldıktan sonra son yılında farklı bir okul türüne geçmek zorunda bırakılması, öğrencinin ilgi, yetenek ve gelişimine uygun eğitim alma hakkıyla açıkça çelişmektedir. Böyle bir uygulama hem akademik hem sportif gelişimi sekteye uğratacak, yılların emeğini boşa çıkaracaktır.”

    Açıkmada ayrıca öğretmenlerin de hak kayıpları ve mağduriyetler yaşayacağına dikkat çekildi.

    “KAPATMA KARARI GERİ ÇEKİLMELİ”

    Mevcut okul ve pansiyon binasına Foça Halim Foçalı Turizm Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi’nin taşınmasının planlandığı ancak binaların turizm eğitiminin gerektirdiği uygulama alanları ve atölye altyapısı açısından yeterli donanıma sahip olmadığı belirtilen açıklamada, eğitim planlaması yapılırken öğrencilerin nitelikli eğitim hakkı yerine idari tasarrufların öncelendiği ileri sürüldü.

    Foça Recep Kerman Spor Lisesi’nin kapatılması kararının geri çekilmesi istenen açıklamada, eğitimcilerin, öğrencilerin ve velilerin değerlendirmelerinin göz önüne alınması gerektiği kaydedildi.

    PİRHA-İZMİR