Etiket: 1 eylül barış günü

  • Barış İçin Toplumsal Girişimi’nden 1 Eylül mesajı: Barış ve demokrasi talebini yükseltmenin zamanıdır!

    Barış İçin Toplumsal Girişimi’nden 1 Eylül mesajı: Barış ve demokrasi talebini yükseltmenin zamanıdır!

    PİRHA-Barış İçin Toplumsal Girişim, 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “1 Eylül Dünya Barış Günü, ekmek, adalet, barış ve demokrasi talebini yükseltmenin zamanıdır” denildi.

    Barış İçin Toplumsal Girişim, 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne dair yazılı açıklama yaptı.

    “BARIŞ VE DEMOKRASİ İÇİN SESİMİZİ YÜKSELTMENİN ZAMANINDAYIZ”

    Yapılan açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “1 Eylül Dünya Barış Günü’nü silahlanma harcamalarının tüm dünyada görülmedik seviyelere ulaştığı, Gazze’de on binlerce cana mal olan İsrail’in en canavarca yöntemlerle sürdüğü soykırım ve yeni işgal girişimleri ile başta bölgemiz olmak üzere, Ukrayna’dan Suriye ve Lübnan’a, dünyanın hemen her köşesinin savaş ya da savaş tehdidi altında olduğu bir zamanda kutlayacağız.

    Yaşadığımız topraklarda ise, barış içinde bir arada yaşayabilmek için bir fırsat doğdu. Kürt meselesinin demokratik çözümü, eşit yurttaşlık, anadilinde eğitim ve yerinden yönetim gibi evrensel hakların tanınmasıyla mümkünken, bu topraklar çok kan, çok yıkım, çok gözyaşı gördü, çok canımız yandı, çok eve evlat acısının onmayan ateşi düştü.

    Geçtiğimiz günlerde, örgütün attığı kendini feshetme, temsili silah bırakma ve demokratik zeminde yeniden yapılanma adımının ardından TBMM’de Kürt sorunun çözümü için bir komisyon kuruldu. Ancak, Komisyon’un beşinci toplantısına davet edilen Barış Anneleri anadillerinde konuşturulmadı ve görmek istemeyenler bile gördü ki, Kürt sorununun çözümü ancak evrensel hakların tanınmasıyla ve atılacak demokratikleşme adımlarıyla mümkün olabilir.

    İktidar, bütün ülkeyi ve bölgeyi ilgilendiren bu süreci kendi inisiyatifinde sürdürmek istiyor. Ülkede ve bölgede yaşayan tüm canlılar için, ormanlar için, dağ-taş için, nehirler için hayati olan bu süreci araçsallaştırıyor. CHP’ye yönelik hukuk dışı operasyonlar ve Suriye’deki Rojava Kürt yerleşimine yönelik saldırı tehditleri, toplumun barış talebini sahiplenmesini, sürece güven duymasını engelliyor.

    İşte şimdi tam o günde, o andayız. Barış ve demokrasi için sesimizi yükseltmenin, o sesi büyütmenin zamanındayız. Barış talebimizi, kadın katliamlarına, çocuk istismarlarına, sonu gelmez yoksulluğa ve adaletsizliklere karşı, kaynakların, zenginliklerin adil bölüşümü için mücadelenin, doğanın ve emeğin haklarının, cümle ezilenlerin haklarının, ekmek ve adaletin sesiyle kuşatıp güçlendireceğimiz andayız.

    Ülkede ve bölgede barışın ve demokrasinin kurulabilmesi için inisiyatif, iktidarda değil, barışa ve demokrasiye gerçekten ihtiyacı olan toplumda, halklarda, toplumun barış ve demokrasi isteyen tüm kesimlerinde, emek, barış, demokrasi güçlerinde olmalıdır. Toplum bütün örgütlü kesimleriyle sürecin asli aktörü olmalıdır.

    1 Eylül Dünya Barış Günü, ekmek, adalet, barış ve demokrasi talebini yükseltmenin zamanıdır. Ateşin ortasında, ülkenin her köşesinde barış ve demokrasi sesini yükseltmenin, o sesi büyütmenin, o sese sımsıkı sarılmanın tam zamanındayız.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Yurdatapan: Erdoğan’ın olduğu bir yönetim altında barış sürecine tekrar girilemez- VİDEO

    Yurdatapan: Erdoğan’ın olduğu bir yönetim altında barış sürecine tekrar girilemez- VİDEO

    PİRHA – Müzisyen Şanar Yurdatapan 1 Eylül Barış Günü’ne dair değerlendirme yaptı. “Kürtlere atılan kazığı görmek için Kürt olmak gerekmiyor” diyen Yurdatapan, “Tekrar bir barış sürecine girilmesi planlandığında Recep Tayyip Erdoğan’ın olduğu bir yönetim altında barışın olamayacağını söyledi. 

    Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü. Müzisyen Şanar Yurdatapan, Türkiye’nin barış sürecinden, sivil toplum kuruluşlarının barış mücadelesinden, Türkiye’nin barış sürecinden vazgeçildikten sonraki durumundan ve Aleviler’in barış mücadelesine katkısına dair bir değerlendirme yaptı.

    “KÜRTLERE ATILAN BU KAZIĞI GÖRMEM İÇİN KÜRT OLMAM GEREKMİYOR”

    Yurdatapan, Türkiye’de yaşanan barış sürecinden vazgeçildikten sonra daha derin kaoslu bir döneme girildiğini de belirterek, tekrar bir barış sürecine girilmesi planlandığında Recep Tayyip Erdoğan’ın olduğu bir yönetim altında barışın olamayacağını söyledi. Yurdatapan, mevcuttaki ana muhalefet partisinin acınacak bir halde olduğunu söyleyerek şu eleştiriyi yaptı:

    “İnanmak ve güvenmek için hiçbir şey yok. Ben Kürt değilim Türk’üm. İlla Kürtlere atılan bu kazığı görmem için Kürt olmam gerekmiyor. Seçimle kazanılmış belediyelerin hepsi ellerinden alındı. O zamanlar adalet yürüyüşü de yoktu. Milletvekilleri ve eş başkanlar da dahil olmak üzere hapse tıkıldı. Yine bir adalet yoktu. Bir CHP milletvekili aynı şeye maruz kaldığında kocaman bir yürüyüş yapıldı. Ama bu yürüyüş ilk defa, Kürt milletvekilinin başına geldiğinde yapılmalıydı.”

    “SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI HER ŞEYE RAĞMEN MÜCADELE VERİYOR”

    Yurdatapan, sivil toplum kuruluşlarının yaşadıkları birçok olumsuz durumlara rağmen barış için direnişlerini, isyanlarını, itirazlarını, sürdürdüklerini de söyleyerek, “Ama Türkiye’de sivil toplum gelenekleri açısından zayıftır, güçsüzdür. Çünkü toplum yüzyıllar süren bir teba mantığı içinde yetişir. Devlete kim kafa tutmuşsa kafası ezilmiş. Bütün bunları yaşaya yaşaya gelmişler. Onun için sivil toplum hem sayıca az hem güçlü değil” dedi.

    “YAPILACAK ŞEY, HER ZAMAN VARDIR”

    Türkiye’nin yeni gerçekliği içerisinde barış için neler yapılabileceğine dair de konuşan Yurdatapan, direnmenin önemine vurgu yaparak şunları kaydetti:

    “Her şeyin imkansız göründüğü zamanda bile yapılabilecek bir şey var. Ama her şey bu kadar imkansız değil. Ağaçlarını, topraklarını kaybetmemek için mücadele eden köylüler, her türlü şeye rağmen yine 1995 yılından beri her cumartesi günü devletten kayıpların hesabını sorma mücadelesinden vazgeçmeyen cumartesi anneleri/insanları gibi her ortamda o haksızlıklara karşı çıkmak, direnmek karşı tarafın gücünü kırıyor. Siz direnmezseniz o üstünüze geldikçe geliyor. Özetle, yapılacak şey her zaman vardır. Onun da tek kelimeyle ifadesi direnmektir.”

    “ALEVİLER’İN BARIŞA OLUMLU KATKILARI BULUNACAKTIR”

    Aleviler’in verdiği mücadeleyi Kürtler’in verdiği kimlik mücadelesine benzeten Yurdatapan, “Aleviler, yıllar yılı önce Şah’tan yana oldukları için Yavuz Sultan Selim tarafından kılıçtan geçirilmiş. Ta o zamandan beri toplantılarını gizli gizli yapıyorlar. Şu anda verdikleri mücadele nasıl Kürtler kendi kimliklerini, dillerini, kültürlerini, varlıklarını sürdürmek için mücadele veriyorlarsa Aleviler de kendi inançlarının bir dini inanç olarak kabul edilmesi için mücadele veriyorlar. Bu mücadele onları doğal olarak devletle karşı karşıya getiriyor. Aleviler’in de barış mücadelesine çok olumlu katkıları bulunacaktır.”

    Devrim FINDIK – Zafer TAŞKIN / İSTANBUL

  • Prof. Dr. Fincancı: Toplumun katılmadığı bir barış süreci olmaz; mücadele edilmeli- VİDEO

    Prof. Dr. Fincancı: Toplumun katılmadığı bir barış süreci olmaz; mücadele edilmeli- VİDEO

    PİRHA – Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konsey Başkanı Şebnem Korur Fincancı, barışın dünyada ulaşılması çok zor bir hedef gibi durduğunu, silah tüccarlarının ise barışçıl bir dünyada var olabilmesinin mümkün olmadığını söyleyerek, “Bugün dünyanın egemenleri silah sanayii olarak değerlendirilebilir” dedi. Fincancı, toplumun katılmadığı bir barış sürecinin olmayacağına işaret etti. 

    Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü. Dünyada ve Türkiye’de binlerce kişi, savaşlara karşı barış ve kardeşlik için eylemler yapacaklar.

    Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konsey Başkanı Şebnem Korur Fincancı 1 Eylül Barış gününe dair konuştu. İnsan hakları örgütlerinin, Türkiye’de yaşanan barış sürecinin neresinde olduğuna dair de konuşan Fincancı, insan hakları örgütlerinin hakikat inşası için çalışan örgütler olduğunu dile getirdi.

    Fincancı, “Hangisi olursa olsun, İnsan Hakları Derneği örneğin, insan hakları ihlalleri üzerinden bir hakikat inşa etmeye çalışıyor ve bu ihlalleri sadece günümüzle sınırlı da tutmuyor. Bir tarihe de işaret ediyor” dedi.

    “KÜRTLERİN PAMUKLARA SARILMASI GEREKTİĞİNİ GÖSTEREN BİR DURUM”

    Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı doğu ve güneydoğu bölgelerindeki illere atanan kayyımlara rağmen Kürtlerin barışı her zaman istediklerini vurgulayan Fincancı, Kürt halkının barışa bakışını şöyle değerlendirdi:

    “Kürtler’in pamuklara sarılması gerektiğini gösteren bir durum. Çünkü bütün bu yıkıma rağmen hala barışçıl bir çaba içinde olmaları ve bir arada yaşama iradesini göstermeleri benim için olanaksız gibi görünüyordu. O yüzden karar verici onlar olmalı diyerek tartıştık bu süreci. Ama onlar bir arada yaşama iradesini kimliklerini de savunarak hala gösterdiler. Kimliğin görünür olmasını, beraberinde ağır insan haklarının gösterilmesi çabasını da barındıran bir mücadele yürüttüler.”

    “TÜM YARGILAMALARA DEĞDİ”

    11 Ocak 2016’da yayımlanan Barış Bildirisi’ni imzaladığı için hakkında dava açılan Fincancı, tüm yargılamalara değdiğini söyleyerek, “Ama tabi beraberinde ne yazık ki siyasi otoritenin akademiyi, özgür düşünen, barışçı yaklaşımlarla bu süreci götüren insanlardan kurtulma hamlesi oldu. Ve o kurtuluş sürecinde tüm özgür düşüncenin akademiden kazındığını gördük” dedi.

    Erdoğan’ın bildiriyi imzalayanlara ‘aydın müsveddeleri, siz karanlıksınız’ demecini de yorumlayan Fincancı, “Tabii ki tersinden kurulan bu sözde bir yandan da aydınlara yönelik bir tahammülsüzlük ve aydınların bu hakikat ötesi çağda yerinin olmayacağını itiraf etme davranışı olarak yorumlayabiliriz” ifadesini kullandı.

    “TOPLUMUN ZIRHLI ARAÇLARI ALKIŞLAYIP RAHATSIZLIK DUYMADIĞI YERDE BARIŞ TESİS EDİLEMEZ”

    Kalıcı bir barışın toplumun insansız hava araçlarını olumladığı koşullarda, zırhlı araçları alkışladığı yerde, bundan rahatsız olmadığı durumda tesis edilemeyeceğinin de altını çizen Fincancı, “Çünkü sonuçta hep bunlar çıkacak ve bu paylaşımları yapmak için çeşitli girişimlerde bulunacaktır. Ama onların suç işlediğini, aslolanın barış olduğunu, ölenin hepimizin çocukları olduğunu birlikte değerlendirip birlikte mücadele etmek zorundayız” dedi.

    “TOPLUMUN KATILMADIĞI BİR BARIŞ SÜRECİ OLMAZ”

    Barış mücadelesinin aynı zamanda toplumsal bir mücadele olduğunu da söyleyen Fincancı, şunları ifade etti:

    “Bu mücadele siyasi egemenlere karşı, bu mücadele tabii ki neoliberal kapitalizme karşı ve elbette bu mücadele silah sanayiine karşı olmalı. Dünyanın her yerine dev mıknatıslar yerleştirip silahları toplama duygusu yaşıyorum. Ama başta silah üretilen fabrikalardaki silahları toplamak gerekiyor. Ama önce anlayışı sorgulayıp o anlayışla da mücadele etmek de bir ihtiyaç. Toplumun katılmadığı bir barış süreci olmaz. Bu toplum bütün bileşenleriyle, bütün kültürleriyle ve tabii ki insanların değerleriyle barışarak ancak ve bu değerlerin kıymetini kabul edip o değerlerle yaşamalarına olanak sağlayarak mümkündür.”

    “BARIŞ TÜM CANLILAR İÇİN BİR ZORUNLULUK”

    TTB Merkez Konsey Başkanı Şebnem Korur Fincancı, toplumlara ve insanlığa barış için şu çağrıda bulundu:

    “Aslında doğayla barışamadığımız için Çanakkale günlerce yanmaya devam etti. Ne yazık ki bilimi, insanlıktan yana doğadan yana kullanamadığımız için 11 ilde büyük bir yıkımla on binlerce insanı yitirdik. Ve tabii ki bütün bu iklim kriziyle beraber yaşam alanlarımızı, tüm canlıların yaşam alanlarını da yok ediyoruz. O yüzden barış hepimiz için. Barış tüm canlılar için. Barış doğa için bir zorunluluk. Ve biz de barış için mücadele etmekten, barışı istemekten hiç vazgeçmemeliyiz.”

    Devrim FINDIK – Zafer TAŞKIN / İSTANBUL

  • Barış Anneleri Bozkurt ve Buğday’dan barış çağrısı: Herkes elini taşın altına koysun – VİDEO

    Barış Anneleri Bozkurt ve Buğday’dan barış çağrısı: Herkes elini taşın altına koysun – VİDEO

    PİRHA- Barış Anneleri Sultan Bozkurt ve Güler Buğday, 1 Eylül Dünya Barış Günü için çağrı yaparak, “Barış sadece Kürt halkına değil, herkese lazım. Bütün toplumu 1 Eylül’e davet ediyoruz. Bu zalimlerin karşısında dursunlar” diye belirttiler. Savaşın acıları çoğalttığını belirten Barış Anneleri, barışın önemini çok ihtiyaç olduğunu vurguladılar. 

    Savaşta/çatışmalarda evlatlarını kaybetmiş Kürt kadınları, 1999 yılından bu yana Barış Anneleri İnisiyatifi olarak  beyaz tülbentleriyle barışın simgesi haline geldi. ‘Barış Annelerinden Sultan Bozkurt ve Güler Buğday, 1 Eylül Dünya Barış Günü öncesi PİRHA’ya konuştu.

    “GEMİ BATARSA HEPİMİZ BATARIZ”

    Barış Annesi Sultan Bozkurt, “Bütün dünya savaşa gidiyor. Bu emperyalistler, kanla beslenenler gibidir. Önce Türkiye toplumlarına daha sonra tüm dünyaya sesleniyorum. Hepimiz aynı gemideyiz. Okyanusun ortasındaki o gemi batarsa hep beraber batarız” dedi.

    Bozkurt, “Bizi açlıkla terbiye ediyorlar. Kimse sesini çıkarmıyor. Sesini çıkarsa cezaevine atar, öldürür, gözaltına alır. Korkunun faydası yoktur. Bir kadın cesaretli olması lazım. Toplum elini taşın altına koysun. Bütün toplumları 1 Eylül’e davet ediyorum. Bu zalimlerin karşısında dursunlar. Barış bütün annelere lazım. Tüm anneleri çağırıyoruz. Asker, şehit anneleri de inşallah bu 1 Eylül’de sesini bizim sesimizle haykırır” diye belirtti.

    “SAVAŞ ACILARI ÇOĞALTIR”

    Sultan Bozkurt sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ukrayna ve Rusya’da da barış gelmesini umuyoruz. Bir anne olarak oradaki annelerin de acılarını paylaşıyorum. Birleşmiş Milletler madem barış gücü, neden savaşı durdurmuyorlar. Savaş kötüdür, acıları çoğaltır. Barış olsun, herkes barış içinde yaşasın. 1 Eylül Dünya Barış günü tüm dünyaya kutlu olsun.”

    “BARIŞA SUDAN, EKMEKTEN ÇOK İHTİYAÇ VAR”

    Barış Annesi Güler Buğday ise  “1 Eylül’e önümüzde saatler kaldı. Gerçekten bu ülkede ve savaşın olduğu her yerde barışa ihtiyaç var. Sudan, ekmekten daha çok ihtiyaç var. Biz diyoruz ki; önce kendi ülkemizde yaşayan tüm halklar, aydınlar, yazarlar, sosyalistler, kadınlar, sivil toplum örgütleri, kendime insanım diyenler birleşsinler. Sesler çoğalsın. Tüm acı çeken, bu savaşta çocuğunu kaybeden annelerin acılarını paylaşıyorum. 1 Eylül Dünya Barış gününü savaşlar görmeden geçirelim” dedi.

    Dilan ŞİMŞEK/ İSTANBUL 

  • Polisten 1 Eylül açıklamasına müdahale: onlarca yurttaş gözaltına alındı-VİDEO

    Polisten 1 Eylül açıklamasına müdahale: onlarca yurttaş gözaltına alındı-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Kadıköy İskele’de  1 Eylül Dünya Barış Günü’ne ilişkin yapılmak istenen açıklamaya müdahale eden polis aralarında Barış Annelerinin de bulunduğu onlarca gözaltına aldı.

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne ilişkin Kadıköy’de bulanan İskele Meydanı’nda açıklama yapması polis engeline takıldı.

    Açıklama yerine yürümek isteyen Barış Anneleri İnisiyatifi ve pek çok kadın örgütü temsilcisinin önü Eminönü iskelesi önünde kesildi. Anneler, “savaşa hayır barış hemen şimdi” sloganları atarak, engellemeyi protesto etti. Polis Barış Annelerinin de aralarında bulunduğu onlarca kişiyi gözaltına aldı.

    Gözaltına alınan isimler şöyle:

    “HDP İl Eşbaşkanı İlknur Birol, HDP MYK üyesi Elif Bulut, Ayten Bingöl-Ümraniye ilçe eş Başkanı, Hanım Candan, Mehtap Yüksel, Fatma Demirbaş, Filiz Aydın, Türkan Özdemir, Saltanat Yılmaz, Göknur Atay, Necla Aktay, Fatma Nur Özbey, Açelya Türkmen, Beste Balcı, Besra İşsever, Beser Çelik, Pervîn Tunbul, Gülşen Karasu, Lütfiye Baydemir, Züleyha Has, Dîcle Aşı, Gönül Karaman, Felek, Tülay, Burcu İpek, Gonca Yangöz-Bakırköy ilçe eş Başkanı, Devrim Ünal, Ümran Serhan, Zuhal Kaygusuz, İsyan Özkan, Arya Nurtaş, Fatma Saçan, Meral Akman, Mehmet Ayırkan, Emine Aksoy, Eylem Saruca, Muhsine Saçan, Koray Türkay-Kadiköy ile eş başkanı, Güldemir, Şerife Arıkan, Ramazan Kaya, Bedia, Perihan, Gülseren, Rana Berk, Hacice Bağcılar ilçe eşbaşkanı, Doğu Yılmaz, Adalet Ünlü-Beylikdüzü ilçe eş Başkanı, Eda”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • DAD: Barış yoksa zulüm hüküm sürmeye devam edecektir

    DAD: Barış yoksa zulüm hüküm sürmeye devam edecektir

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, “Her gün babalar gömüyoruz, analar gömüyoruz yetim evlatların gözyaşları şahitliğinde. Barış ancak birlikte mümkün. İnanıyoruz ki zulmü ile meşruluğunu yitirenler, halklardan teveccüh görmeyecektir” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı.

    Çeşitli illerde yapılacak olan eylemlere katılım çağrısı da yapılan açıklamada, zulmün, baskının hüküm sürdüğü zamanlarda geçildiği belirtilerek, ancak birlik olunduğu taktirde barışın sağlanabileceği vurgulandı.

    “HER GÜN ANALAR, BABALAR GÖMÜYORUZ TOPRAĞA”

    1 Eylül’e yaklaştığımız günlerde, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde yaşanan çatışmalarda yaşamını yitiren Hakan Arslan’ın kemiklerinin, 7 yıl sonra babası Ali Rıza Arslan’a bir torba içerisinde teslim edilmesinin anımsatıldığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Zulmat zamanlar yaşıyoruz, Nehaklığın ayak sesleri altında. Yüreklerimiz avuçlarımızda, ciğerimiz lime lime edilmekte. Her gün babalar gömüyoruz, analar gömüyoruz yetim evlatların gözyaşları şahitliğinde. Anaların, babaların yürek yangınlarında evlatlar veriyoruz toprak ananın bağrına. İnsan olarak Hakk Rızasını da onlarla birlikte kefenliyoruz. Bu şahitlik kimseyi hanesinde rahat bırakmaz. Her çığlık kılıç biliyor yeni ölümlere.

    “BARIŞ YOKSA ZULÜM VARDIR”

    Baba olmak ne zordur bilir misiniz?

    Babalar yufka yürekli olur bilir misiniz?

    Bir baba iki gün önce evladının kemiklerini bir torbada teslim aldı. Adalet Sarayı’ndan. Saraylarda egemenlerin hizmetine girmiş sarayların adaletinden. Bir ananın eline evladının kemikleri posta yolu ile teslim edildi. Sarayların adaleti göndericiliğinde. Barış yoksa zulüm var.

    Ana, baba, vicdan sahibi iseniz bilirsiniz. Analar evlatsız yarım kalır bilir misiniz ey vicdan sahipleri? Her gün elleri ile evladını besleyenler boynu bükük kalır her ölümde bilir misiniz? Her ağaç yandığında, her hayvan parçalandığında, toprak ananın bağrına düşen her bombada Hakkın Rızası, Hakkın Vicdanı parçalanır bilir misiniz?

    “HER TOPRAĞA DÜŞEN CANIN ÇIĞLIĞI HAKK’IN ÇIĞLIĞIDIR”

    Hangi dine sığınarak Allah Rızası çiğnenir, kainatın vicdanı yakılır. Müşahit bir akılla şehadetler sıralanır kendi ikliminde. En kötünün de bir vicdanı vardır. Biz Hakk Yol’da bunu bildik. Her Mümin Allah Rızası için duaya dururken, en kötüye bile vicdan diler. Zulmat ancak vicdanla döner Hakkın aydınlık yüzüne. Hakkın mekanı vicdan, akla nefes olmadıkça her zulmatı kendine hak sayar insan canlısı. Dağların, taşların almadığı Hakkın varlık deryası bilmelidir ki vicdan yok olursa Hakk da yok olur. Hakk olan vicdan kapısı susarsa alem ateş deryası olur, kimse bu ateşten kendini kurtaramaz. Bakın her evladın gözyaşlarında Hakk ağlıyor. Her toprağa düşen canın çığlığı Hakk’ın çığlığıdır. Her toprağın bağrı ekinsiz kalırken, rızıklarımız yanarken parçalanan Hakk’ın bağrıdır.

    “ZULMÜ İLE MEŞRULUĞUNU YİTİRENLER, HALKLARDAN TEVECCÜH GÖRMEYECEKTİR”

    Bu hakikatle barış ancak birlikte mümkün. İnanıyoruz ki zulmü ile meşruluğunu yitirenler, halklardan teveccüh görmeyecektir. Yeniden kuruluş sürecinde barış ancak yeniden kurucu değerleri konuşacağımız bir süreçle mümkün olacaktır. Gerisi yeniden aynı katliam zihnin devamı Hakk Yol Alevi halkların zindanı ve katliamı ile yaşamaya çalışacaktır.

    Dünya barış umudu cümle canın gayreti olsun. Hakikat bizlere çerağ olsun.

    1 Eylül Dünya Barış Günü halklara gayret olsun.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • PSAKD Pendik Şubesi/Cemevi, ‘1 Eylül Barış Günü’ etkinlikleri düzenleyecek

    PSAKD Pendik Şubesi/Cemevi, ‘1 Eylül Barış Günü’ etkinlikleri düzenleyecek

    PİRHA- PSAKD Pendik Şubesi ve Cemevi, 1-2 Eylül 2022 tarihlerinde kültür sanat etkinlikleri düzenleyecek. 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında yapılacak etkinliklerde birlik cemi, söyleşiler ve konserler olacak.

    Pir Sultan Abdal Kültür Abdal Derneği (PSAKD) Pendik Şubesi ve Cemevi, 1-2 Eylül 2022 tarihlerinde kültür sanat etkinlikleri düzenleyecek.

    1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında yapılacak etkinliklerde birlik cemi, söyleşiler ve konserler olacak.

    1 Eylül Perşembe günü PSAKD Pendik Cemevinde saat 18:00’de başlayacak olan etkinliklerin ilk gününde, Yazar Ali Balkız ‘Büyümek istedim’ romanını imzalayarak, söyleşi yapacak. Ardından Emel Uzman ‘1 Eylül’ün benim için anlamı’ başlıklı bir söyleşi yapacak.

    Söyleşilerden sonra Hakan Erol Dede ve Bektaş Özcan Dedenin yöneteceği birlik cemi yapılacak.

    Etkinliğin ikinci günü olan 2 Eylül Cuma günü ise saat 15:00’de yazar Adil Ali Atalay ‘Alevilik’ kitabını saat 16:00’da yazar İsmail Biçer ‘Şairsel mevzular’ isimli kitabını imzalayacak.

    Saat 17:00’de da yazarlar Piri Er, Gani Pekşen ve Abbas Tan’ın katılacağı ‘Asimilasyon’ başlıklı söyleşi gerçekleştirilecek.

    İmza ve söyleşilerin ardından ise, Gülten ve Boran Gül, Gani Pekşen ile Mazlum Çimen’in konserleri olacak.

    3 Eylül Cumartesi günü ise HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu saat 13.00’te “Bitmeyen Alevi Açılımları”, Melih Yıldız saat 14.00’te “Aklın Uçurumda”, Kıymet Erzincan Kına saat 15.00’te “Atlı Gelip Yaya Kalanlar”, Haydar Ergülen saat 16.00’de “Şiirlerin Dili”, Cemil Kılıç saat 17.00’de “Türkçe İbadet”, CHP Milletvekili Orhan Sarıbal ise “Günümüz Türkiyesi” başlıklı söyleşilere konuşmacı olarak katılacaklar.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

  • ‘İnsanların evlatlarının kemiklerini aramadığı bir siyasal düzleme ilerlersek barış var olacak’

    ‘İnsanların evlatlarının kemiklerini aramadığı bir siyasal düzleme ilerlersek barış var olacak’

    PİRHA- Barış Vakfı Genel Başkanı Hakan Tahmaz, ülkemizdeki mevcut siyasi duruma, barışın neden sağlanamadığına ve barışı kurmak için nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine ilişkin konuştu. Tahmaz, “Son yıllarda barış ikliminden oldukça uzaklaştık. Türkiye kendi iç barışını sağlayamadığı sürece büyük bir bataklığa saplanıyor. Barış konusu Türkiye’de siyasette çok fazla araçsallaştırıldı” dedi.

    İnsanlık tarihinin en kanlı savaşlarından biri olan İkinci Dünya Savaşı nedeniyle milyonlarca insan katledildi, soykırıma uğradı ve yok edildi. Bu acıların bir daha yaşanmaması için Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1 Eylül tarihi 1981 yılında Dünya Barış Günü olarak ilan edildi.

    İlan edilişinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne, dünyada ve yaşadığımız coğrafyada savaşlar, çatışmalar, cinayetler ve tecavüzlerin hala yaşanmaya devam ettiği bir ortamda gidiliyor.

    Barış Vakfı Genel Başkanı Hakan Tahmaz, ülkemizdeki mevcut siyasi duruma, barışın neden sağlanamadığına ve barışı kurmak için nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “TÜRKİYE’NİN BÜYÜK BİR BATAKLIĞA SAPLANDIĞINI GÖRÜYORUZ”

    Barış Vakfı olarak barış denildiğinde ilk akıllarına gelenin Kürt sorunun demokratik yollarla çözülmesi olduğunu ifade eden Tahmaz, barışın sağlanabilmesi için Kürt halkının eşit yurttaşlık hakkının tanınmasının zorunlu olduğunu söyledi.

    Bütün toplumsal kesimlerin eşit yurttaşlık temelinde haklarını alabilmesinin, eşit şekilde yaşayabilmesinin bugünkü ortamda mümkün olmadığını belirten Tahmaz, “Son yıllarda barış ikliminden oldukça uzaklaştık. Türkiye kendi iç barışını sağlayamadığı sürece büyük bir bataklığa saplanıyor. Son birkaç gündür yaşananlara bakın, sosyal medya ifşaatları ile gündeme gelen vakalar bu bataklığı açıkça gösteriyor. Hatırlarsınız bir Susurluk olayı yaşanmıştı. Bu vaka nedeniyle ortalığa saçılan yasa dışı, hukuk dışı olaylar vardı. Ona benziyor.

    “TEK ADAM REJİMİ TÜRKİYE’Yİ YOLSUZLUKLARA, HIRSIZLIKLARA GÖMDÜ”

    Son süreçte Türkiye bir yola girdi. Tek adam rejimi şu anda hakim. Bu sistemi getirirken koalisyonlarla ülkenin yönetilmesinin krizlere yol açtığı söylendi ve bir beka sorunu olduğu söylendi. Beka sorunu da Suriye, Ortadoğu ve Kürt meselesi üzerinden ele alındı. Bu durumun nelere yol açtığını Türkiye’nin yolsuzluklara, hırsızlıklara nasıl gömüldüğünü bugün yaşayarak görüyoruz. Türkiye’de demokratikleşme yönünde adım atabilmek için Kürt sorununun çözümünde geleneksel devlet yaklaşımından uzaklaşmak gerekiyor. Buradan ne denli uzaklaşırsak o derecede barışa, çözüme yaklaşacağımızı da görmemiz gerekiyor” diye konuştu.

    “BARIŞ KONUSU TÜRKİYE’DE SİYASETTE ÇOK FAZLA ARAÇSALLAŞTIRILDI”

    Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra barışın insanlığın en vazgeçilmez haklarından biri olduğunu, Birleşmiş Milletler’in ve uluslararası hukukun kabul ettiği bir hak olduğunu hatırlatan Tahmaz, sözlerine şöyle devam etti:

    “Barış konusu Türkiye’de siyasette çok fazla araçsallaştırıldı. Barış hakkının araçsallaştırılmaya çalışıldığını en net çözüm sürecinde gördük. Siyasi partilerin yapıları, barış konusuna araçsal yaklaştı. Bunu saha araştırmasına göre söylüyorum. Barış Vakfı’nın en son Mayıs ayında kamuoyuyla paylaştığı ‘Toplumsal barış’ başlıklı raporu vardı. Profesör Ayşe Betül, Profesör Mehmet Güleryüz ve Evren Balta’nın hazırlamış olduğu bir rapor. Bu raporda; barış meselesine, Kürt meselesine bütün siyasi partilerin tabanlarının, seçmenlerinin ve parti yöneticilerinin karşı tarafın pozisyonuna göre yaklaştığını gördük. Bu soruna seçim endeksli yaklaşmanın oldukça sorunlu olduğunu söylemeliyim. Bu yaklaşım, sorunu kronikleştiriyor. Muhalefet HDP seçmeninden nasıl oy alırım zihniyeti ile bu meseleye yaklaşmamalı.”

    “BARIŞ TEMEL BİR HAKTIR”

    Muhalefetin, Kürt sorununu gerçek anlamda eşit yurttaşlık temelinde çözmek için bir irade ortaya koyması gerektiğini vurgulayan Tahmaz, “Aynı şekilde bu durum sivil toplum kuruluşları için de geçerlidir. Bizim yaptığımız araştırmalarda sivil toplum kuruluşlarının yakın oldukları siyasi partilere göre kendi konumlarını, kendi duruşlarını, kendi taleplerini dillendirdiklerini ya da şekillendiklerini görüyoruz. Halbuki barış hakkı, barış meselesi evrensel bir haktır. Bu hak Birleşmiş Milletler ve uluslararası hukukta kabul görmüştür. Bu hak hukuksal olarak da tarif edilmiştir. Sivil toplum örgütleri de kendi işlevlerini yerine getirebilmek için siyasetin arka bahçesi olarak davranmadan barış hakkını savunmalıdır” dedi.

    “BUGÜN İNSANLAR HALA ÇOCUKLARININ KEMİKLERİNİ ARIYOR”

    Türkiye’nin barış konusunda ilerleyebildiği noktada demokratikleşeceğini ve huzura kavuşacağını dile getiren Tahmaz, son olarak şunları aktardı:

    “Barışı sağlamayı yaşanan acıları, hukuk dışılıkları görerek ve onların üzerine giderek başarabiliriz. Örnek verecek olursam, bugün hala devam etmekte olan bir Kobani Davası var. Bir komplo davası olarak nitelendiriyorum. Çözüm sürecinde görev almış siyasetçilerin yargılandığı bir dava. Yani aslında çözüm süreci yargılanıyor. Türkiye çözüm sürecinden sonra büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldı. Kentler yıkıldı ve insanlar katledildi. Bugün insanlar çocuklarının kemiklerini arıyor. Basına yansıdı sabah, bir baba oğlunun kemiklerini 7 yılın ardından alabildi. Bu ülkede binlerce insan çocuğunun, evladının, anasının, babasının, kardeşinin kemiğini arıyor. Bu acıları kapatacak bir yola girmemiz gerekiyor. Sivil toplumun da, siyasetin de taşın altına elini koyması lazım. Barışı tesis etmek, bugünden yarına olmayacak ve eski yöntemlerle de olmayacak. Kürt sorunun çözümü, çatışmaların durması, insanların evlatlarının kemiklerini aramadığı ve ölüye saygısızlığın son bulduğu bir siyasal düzleme doğru ilerlersek barış var olacaktır.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri: 1 Eylül’de alanlarda olacağız-VİDEO

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri: 1 Eylül’de alanlarda olacağız-VİDEO

    PİRHA- Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yapacakları mitinge katılım çağrısı yaptı. Açıklamada, “Dünyamızı ve özellikle de coğrafyamızı sarıp sarmalayan savaşlara, çatışmalara, göç ve yerinden edilmelere, gittikçe yükselen ırkçılığa ve ekolojik yıkıma karşı, içeride ve dışarıda her türlü antidemokratik ve barış karşıtı politikalara karşı 1 Eylül’de alanlarda olacağız” denildi. 

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Mülkiyeliler Birliği’nde düzenledikleri basın açıklaması ile 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yapacakları mitingin duyurusunu yaptı.

    Ankara Emek ve Demokrasi güçleri olarak, bu yıl Ankara’da ‘Savaşa karşı barış, ırkçılığa karşı eşitlik şiarıyla’ 1 Eylül 2021 Çarşamba günü, saat 17.30’da Anıtpark alanında olacaklarını belirttiler.

    Yapılan açıklamada, sanatçılar Pınar Aydınlar ve Koma Ciya’nın katılacağı barış ve kardeşlik konserinin de olacağı bildirilerek, ‘Mitingimizi duyuruyor ve savaşa karşı barış, ırkçılığa karşı eşitlik için kol kola omuz omuza olmaya davet ediyoruz’ denildi.

    “AKP İKTİDARI, İZLEDİĞİ POLİTİKALARLA SAVAŞI TETİKLİYOR”

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri adına açıklamayı okuyan DİSK Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün şunları dile getirdi:

    “1 Eylül, Nazi Almanya’sının Polonya’yı işgali ile başlayan ve milyonlarca insanın hayatını kaybettiği, milyonlarca insanın da savaştan sağ kalsalar da geleceklerinin uzun yıllar savaşın yıkıcı etkisi altına alındığı 2. Dünya Savaşı’nın başlangıcının yıl dönümü. Maalesef dünyamız savaşların çatışmaların yarattığı tahribattan ve kurtulamadığı gibi, savaş çığırtkanlığı, kafatasçı ve ırkçı hezeyanlar üzerinden devam ediyor. İzlenen savaş politikaları nedeniyle dünya halkları sefalete, işsizlik ve yoksulluğa mahkûm ediliyor. Savaşlar sadece insanlar için değil doğa ve doğadaki tüm canlılar için de tam anlamıyla bir yıkım olmaya devam ediyor. Savaşlardan sadece silah tekelleri, emperyalist devletler ve yerli işbirlikçiler karlı çıkarken, işçilerin, emekçilerin sofrasındaki ekmek küçülmekte, eğitime, sağlığa ve temel ihtiyaçlara ayrılacak bütçe savaşa ve silahlanmaya harcanmaktadır. Ülkemizde ise yakın coğrafyamızda savaşın etkileri sürerken, AKP iktidarı, izlediği politikalarla bölgeyi sürekli bir savaş alanı olarak görmekte, halkları düşmanlaştıran emperyalist vekâlet savaşlarında rol kapmak için yarışmaktadır. Bugün başta Suriye olmak üzere, Irak, Libya ve şimdilerde Afganistan’da dâhil olmak üzere bütün Ortadoğu’da izlediği politikalar bunun eseridir.”

    “1 EYLÜL’ÜN TÜM KRİZLERDEN KURTULMAK İÇİN BİR MÜCADELE GÜNÜ OLMASINI İSTİYORUZ”

    Ülkemizde barışı ve kardeşliği savunanların ağır bedeller ödediğini belirten Görgün sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Boyun eğmeyenler cezaevlerinde tecride ve hak ihlallerine maruz kalıyorlar. Barış bildirisine imza atan akademisyenlerin KHK’lar ile kamu görevinden çıkarıldığı, haksız yere tutuklandığı ve Anayasa Mahkemesi tarafından ifade özgürlüğü ihlali kararı verilmesine rağmen haklarının iade edilmediği bir süreçten geçmenin utancı altında yaşıyor olmak içimizi yakıyor, acıları çoğaltıyor. O yüzden bu yıl alanlarda kutlayacağımız 1 Eylül Dünya Barış Günü, barış ve kardeşlik sözcüklerinin içini yaşamla, umutla, demokrasiyle, özgürlükle ve eşitlikle kitlesel şekilde doldurmanın günü olmalıdır.

    Milyonlarca emekçi Covid-19 salgınının ortasında ardı arkası kesilmeyen yangın ve sel felaketleriyle boğuşurken bile zamlara ara vermeyen ekonomik krizden, işsizlik ve yoksullaşmadan kurtulmak için bir mücadele günü olmasını istiyoruz.”

    “HER TÜRLÜ ANTİDEMOKRATİK POLİTİKALARA KARŞI 1 EYLÜL’DE ALANLARDA OLACAĞIZ”

    “Bu yılın 1 Eylül Barış Günü’nün doğayı talan etmek, katletmek yerine onun parçası olarak, doğa ile barış içinde bir yaşam kurulması için haykırdığımız ortak sesimiz olmalıdır” diyen Görgün, “Dünyamızı ve özellikle de coğrafyamızı sarıp sarmalayan savaşlara, çatışmalara, göç ve yerinden edilmelere, gittikçe yükselen ırkçılığa ve ekolojik yıkıma karşı, içeride ve dışarıda her türlü antidemokratik ve barış karşıtı politikalara karşı 1 Eylül’de alanlarda olacağız. Bu yılın 1 Eylülünde “Ankara Emek ve Demokrasi güçleri” olarak Ankara’da ‘Savaşa karşı barış, ırkçılığa karşı eşitlik şiarıyla’ 1 Eylül 2021 Çarşamba günü, saat:17.30’da sanatçılarımız Pınar Aydınlar ve Koma Ciya’nın barış ve kardeşlik türküleriyle, halaylarımızla Anıtpark alanında hep birlikte olacağımız. Mitingimizi duyuruyor ve savaşa karşı barış, ırkçılığa karşı eşitlik için kol kola omuz omuza olmaya davet ediyoruz” diye belirtti.

    PİRHA/ANKARA