Etiket: 1. maraş festivali

  • Almanya’da 1. Maraş Festivali-Depremle Dayanışma etkinliği yapıldı

    Almanya’da 1. Maraş Festivali-Depremle Dayanışma etkinliği yapıldı

    PİRHA-1. Maraş Festivali-Depremle Dayanışma etkinliği başladı. Etkinliğe Avrupa’nın farklı kentlerinde yaşayan binlerce insan katıldı.

    Festivalde köy dernekleri de stand açarak yöresel yemeklerini sergiledi. Aynı zamanda Maraşlı yazarların kitaplarının bulunduğu stanlarda festival kapsamında yer aldı.

    Almanya’nın Leverkusen kentinde Ostemann-Arena’da gerçekleşen festival depremde yaşamını yitirenler için saygı duruşu ile başladı.

    Zeynep Enhas ve Ali Haydar Berkpınar’ın sunuculuğunu yaptığı Festivalde ilk olarak Serhat Med ve Hozan Sefkan tarafından yapılan deprem ağıdı ile başladı.

    Ardından Mardef Eşbaşkanları Mehmet Üstek ve Hatice Sonzamancı sahneye çıktı. Sahneye aynı zamanda onlarca köy derneğin başkanları da yer aldı.

    Hatice Sonzamancı festivale katılımcılara teşekkür ederken, Mehmet Üstek tüm köy derneklerinin bir arada bulunmasının önemine dikkat çekti.

    Depremin ardından hala insanların kendilerine gelemediğini belirten Üstek, depremle dayanışma çalışmalarına devam edeceklerini söyledi.

    Ardından yöre dernekleri tek tek söz alarak kısa birer konuşma yaptı.

    Pazarcık Belediye Başkanı Haydar İkizer, deprem sonrası yaşananları aktardı. İkizer, “30 Mart’tan önce Pazarcık’ta depremden dolayı bir yas havası vardı. Fakat 31 Mart’tan sonra bu atmosfer değişti.Vatandaşlarımıza toplanan yardımlar AKP tarafından seçimde , seçim yatırımı olarak dağıtıldı. Pazarcık’ı almak için muazzam paralar dağıttılar. Bizim halkımız ancak bu gidişe son dedi. Biz 31 Mart seçimlerini halkımız sayesinde aldı. Depremin ardından durumumuz çok kötü. Burada bulunan halkımız bizi yalnız bırakmasınlar. Gençlerimize istihdam alanı yaratmak, yatırım yapmak gerekiyor“ dedi.

    Daha sonra sahneye Kılomê Maraşe çıkarak Maraş türkülerini seslendirdi.

    HDP eski milletvekili Fatma Kurtulan yaptığı konuşmada,  ekolojik talan, yörenin demografik yapısını değiştirme, katliamlara karşı halkın mücadelesini bugüne kadar getirdiğini söyledi.

    Kurtulan, “Deprem felaketiyle yeniden bir trajedi yaşadık. Kimi konuşmacılar , “devlet gidemedi“ diyor. Gidemedi başka birşey, gitmedi başka. Orada devlet yoktu, planlı şekilde yardımları organize etmedi. Depremin hemen ardından bölgeye gittik. Orada enkaz altında insan sesleri duyduk. Bangır bangır bağırarak, donarak insanlar can verdi. Hala depremin yaraları sarılmadı. Yaptıkları konutları vatandaşların rızalığı alınmadan yapılıyor. Hala hak arama mücadelesi devam ediyor“ ifadelerini kullandı.

    Kurtulan ayrıca, “ Eğer kayyumlar atanmasaydı, arama çalışmalarında daha iyi organize olabilirdik. Silopi Belediyesi haftalarca orada kaldı“ diye belirtti.

    Ozan Emekçi seslendirdiği eserlerle kitleyi coşturdu.

    Ardından Nurhak Belediye Başkanı İlhami Bozan konuşmak üzere sahneye çıktı.  Bozan, istihdama dayalı çalışmalar yapmak gerektiğini belirtti. “Bütün kurumlarımıza bu temelde sahip çıkacağız. Çevreye doğaya zarar vermeden gerçekleştirilecek her çalışma, oraya hizmet olacaktır. Maraş’ın her noktasını birlikte ayağa kaldıralım diyorum“ ifadelerini kullandı.

    Leverkusen Belediye Başkanı Uwe Richrath da bir konuşma yaptı. Richrath depremin ardından bir yıl geçtiğine dikkat çekti, deprem bölgeleri ile dayanışma amacıyla ellerinden geleni yapacaklarını söyledi. Bir arada barış içinde yaşamak için, demokrasi için dünyada da bir mücadele gerektiğini ifade etti.

    Leverkusen Yabancılar Meclisi Başkanı Sam Kofi Niyantakyi ise, halkı Türkçe ve Kürtçe selamladı. “Burada Leverkusen olarak bir arada olma duygusunu katmak amacıyla geldik. Birarada yaşamanın koşullarını oluşturmak, dayanışmak bizim görevimiz, bunu sorumluluğumuzun bir parçası olarak alıyoruz“ diye kaydetti.

    Konuşmaların ardından Hüseyin Mendeş sahne alarak klamlarını seslendirdi.

    AK-EL Vakfı Başkanı Mustafa Şahin yaptıkları çalışmalara değindi. Yerel örgütlenmelerin siyasal örgütlenmelerin önünde engel olmadığını, yörenin dernekleri , vakıfları ile bir arada çalışmanın mücadelesini yürüttüklerini kaydetti. Örgütlü toplum olmanın gerekliliğini göz önünde bulundurarak, özellikle depremden sonra bunun önemini bir kez daha kavradıklarını söyledi. Hatay’dan Adıyaman’a bütün deprem bölgelerine ulaşmaya çalıştıklarını , özellikle bölge kadınlarına ulaşarak, dayanışmada bulunduklarını kaydetti. Şahin ayrıca, MARDEF gibi kurumlarla dayanışma içerisinde çalışmalarına devam ettiklerini belirtti.

    Narlı Cemevi Başkanı Tahir Ortaç ise depremin ilk gününden itibaren MARDEF’in büyük katkılarının olduğunu kaydederek, “ AFAD’ın, devletin, Kızılay’ın olmadığı yerde onların görevlerini MARDEF üstlendi“ dedi.

    Ortaç’ın ardından FEDA Eşbaşkanı Demir Çelik söz aldı. Reya Haq inancını paylaşan, MARDEF’e teşekkür etti, „“Bizi biz yapan değerlerimizdir. Ne kral, ne şah tanımışız. Bizi depremin afetiyle soykırıma uğratmaya çalışanlara karşın direndiniz. Elinize yüreğinize sağlık. Katliamcı devlet, ekonomisinden sosyal politikalarına kadar sınıfta kaldı. Kentler doğal, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigmanın hayat bulduğu kentler inşa edilmeli. Biz Xızır’ın himmeti, canların dayanışması ile orada inşamızı yapacağız “ dedi.

    Ardından sanatçı Meral  koçgiri türkülerini seslendirdi.

    Avukat İbrahim Sinemillioğlu ise bölgeye yatırım yapılması gerektiğini, istihdam alanı yaratmanın önemine dikkat çekti.

    Adile Yargı ve Ulaş Özdemir birlikte sahne alarak klamlar seslendirdi.

    AABF yönetim Kurulu Üyesi Enver Uzungeliş, 6 Şubat depreminde yaşamını yitirenleri andı. Depremin ardından bölgeyi ziyaret ederek yardım çalışmalarına dahil olduklarını söyledi. Cemevlerinin her zaman açık olmasının, yardım çalışmaları sırasında ne kadar önemli olduğuna dikkat çekti.

    Ardından sanatçı Cengiz Aslan sahne aldı.

    Avukat Mehmet Horuş ise deprem bölgelerinde kalker ve çimento hammaddesi çıkarmak amacıyla yapılan çevre katliamlarına işaret etti.

    Festivalde son olarak Ali Sizer ve Cemo Doğan sahne alarak deyişler seslendirdi.

    PİRHA-ALMANYA/LEVERKUSEN

     

  • 1. Maraş festivali bünyesinde Dem-i Muhabbet gerçekleşti-VİDEO

    1. Maraş festivali bünyesinde Dem-i Muhabbet gerçekleşti-VİDEO

    PİRHA- 1.Maraş Festivali’nin ilk gününde Dünden Bugüne Maraş panelinin ardından Dem-i  Muhabbet gerçekleşti.

    Muhabbete Şükrü Yıldız, Ali Sizer, Ulaş Özdemir, Cemo Doğan , Zeynep Enhas katıldı.

    Şükrü yıldız Maraş Kurmancisinin şairin ve şiirin lehçesi olduğunu söyledi, “ Bir çok sanatçı o yörenin eserlerini okudu, ama hiçbir sanatçı bizim ağzımızla okumadı. Maraşın kurmancisi aleviliğin Kurmancisidir. Onu önemsemezsiniz Aleviliğini kabul etmezsiniz” dedi.

    Ali Sizer ise , “Bizim yolumuzun çırası Kızılbaşlık yolunun çırasıdır. Dem muhabbetlerimizde sabit bir mekanımız yoktur, cem tutacağımız her yer bizim için mekandır, kızılbaşlık hakkın dilidir” diye konuştu.

    Ulaş Özdemir ise , “Kültürümüzü aşığın ozanın elden ele dilden dile getirdiği bir coğrafyadan geliyoruz. Bunu da aşıklar sadıklar bugüne taşıdılar. Hepimiz bu hakikat yolunda birer yolcuyuz. Ne mutlu bu aşkı taşıyabilene” ifadelerini kullandı.

    Cemo Doğan da yaptığı konuşmada Maraşlıların böyle bir konseptle bir araya gelmelerinin önemine dikkat çekti. “Hayallerimiz deprem vesilesiyle sekteye uğradı. Bu anlamda kurumlarımıza önemli görevler düşüyor. Maraşlılar kendi bölgelerine duyarlılıkla önemli bir rol oynayabilirler. Depremden dolayı coğrafyamızın büyük bir ilgiye ihtiyacı var” dedi.

    Zeynep Enhas eski dönemlerde yapılan Dem-i Muhabbetlere işaret etti, “Dem i muhabbetleri babamdan aldığım feyzle biliyoruz. Her zaman muhabbetler pir ocağında, köy evlerinde yapılırdı. Pir ile talibin bir araya gelmesiyle gerçekleştirilirdi. Gençlerimiz maalesef bu kültürü bilmiyor” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından deyişler söylendi, semaha duruldu.

    PİRHA/ALMANYA

  • 1. Maraş Festivali başladı: İnsanlık hakkımız Kürtlüğünü, Aleviliğini unut üzerinden tanınıyor-VİDEO

    1. Maraş Festivali başladı: İnsanlık hakkımız Kürtlüğünü, Aleviliğini unut üzerinden tanınıyor-VİDEO

    PİRHA- 1.Maraş Festivali, Elif Sonzamancı’nın moderatörlüğündeki, ‘‘Etno dinsel arındırma sürecinde Maraş’ konulu panel ile başladı.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) tarafından organize edilen 1. Maraş Festivali Deprem Dayanışma Etkinliği Almanya’nın Leverkusen şehrinde başladı.

    Festivalin ilk günü Elif Sonzamancı‘nın moderatörlüğündeki ‘Etno dinsel arındırma sürecinde Maraş’ konulu panel ile başladı.

     

    BAYRAK: MARAŞ’TA ETNO DİNSEL TEMİZLİK UYGULANDI”

    ‘Etno Dinsel arındırma sürecinde Maraş’ başlığı altında sunum yapan Araştırmacı Yazar Mehmet Bayrak, Maraş’ta Kürt Aleviler üzerinde tek tipleştirme planına yönelik etno dinsel bir temizliğin uygulandığını ifade ederek, “Bektaşi dergahları ve babaları, Osmanlı padişahları tarafından sürgün edilerek sürülmüş.  Dergahların bahçelerine de camiler yapılmış. Asimilasyon ve dönme devşirme İslami Türkçülükle başta Bektaşi Aleviler ve Kürtler üzerine, tüm etnik halklar ve inançlar üzerine etno politik raporlar hazırlatılır ve sonucunda büyük bir  kırım-katliama maruz bırakılırlar. Bu uygulamalar günümüzde Kürtler, Aleviler üzerinde uygulanan politikaları çağrıştırmaktadır. Sonuçta Türk İslamlaştırma, tek tipleştirme planının uygulamak için bir etno dinsel temizlik uygulandı” dedi.

    SİNEMİLLİOĞLU: KATLİAMA HALK ALET EDİLDİ

    Maraş Katliamı Davası avukatlarından İbrahim Sinemilioğlu ise ‘Maraş Katliamı ve Adalet Arayışı’ üzerine sunum yaptı. Sinemillioğlu, cumhuriyetle birlikte Alevi kırımlarına halkın alet edildiğini belirterek, “Daha sonrasında, etno dinsel bir politika ile Kürtler ve Aleviler hedef gösterildi. Maraş Katliamı, dinci milliyetçi bir kesimin provakasyonu ile başlatıldı. IŞİD’in Kobane’de, Irak’ta, Suriye’de yaptığı gibi halka ‘size Kürtlerin kızlarını, mallarını, evlerini vereceğiz’ diye vaatlerle kandırarak halkı katliama nasıl alet ettiyse, Maraş’ta da katliamlara halk bu zihniyet ile alet edilmiştir. Maraş Katliamı davasının adalet arayışında suçlular yargılandı, uzun süre devam eden bu davada görüldü ki bu olayda MİT’in parmağı var. Ve 12 Eylül’e gidişin bir hazırlığı olarak örgütlenmiş bir provakasyondu. Bana tanınan insan hakkı Kürtlüğünü, Aleviliğini unut, kendini unut üzerinden tanınıyor. Kaderimiz coğrafyamızdır, coğrafyamızdan, kendimizi toprağımızdan, kökümüzden kopmayalım” diye konuştu.

    “DEPREMDEN SONRA FABRİKA VE MADEN OCAĞI KAPASİTESİ ARTIRILDI”

    ‘Ekolojik Kırım ve Topraksızlaştırma’ üzerine sunum yapan Mehmet Horuş, eko kırımın doğaya karşı işlenmiş bir suç olduğunu söyledi. Horuş, Maraş merkezli depremler sonrasında bölgede maden ocağı kapasitelerinin arttırıldığına dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Eko kırım doğaya karşı işlenmiş bir suçtur. Bu suç insan yaşamı ve varlığı içinde büyük bir kıyımdır. Deprem aslında hiç öngörülemez bir durum değildir. Maraş’ta deprem öncesi, pek çok açıdan tehlikeye dikkat çeken raporlar yazılmış ve bildirilmiştir. Gereken tedbirler  alınmadı. Sebep ekolojik kıyım ve coğrafyanın rezerv alanı olarak ranta açılmasıdır. Depremden sonra halen de birer canavar gibi fabrika ve maden ocaklarıının kapasiteleri arttırılıyor. Yeni tehlikelere yol açan güneş santralleri kuruluyor. Toplumsal katılım noktasında, sivil örgütlenmelerle bu durumları takip edip, katılmalıyız.”

    “DİLİMİZİN RESMİ VE İNANÇ DİLİ OLARAK KURUMSALLAŞMASI GEREKİYOR”

    ‘Maraş Kürtçesinin Potansiyeli ve Geleceği’ konulu sunum yapan Mehmet Kömür ise Maraş coğrafyasının güncel hali ile mezarlığa çevrildiği gerçekliğine parmak basarak şunları ifade etti:

    Kürtçe dünya dilleri arasında kelime zenginli açısından 8. Sırada yer alıyor. Ancak Kürtlerde genç nesillerin yüzde doksanı neredeyse ana dilini bilmiyor. Dünyada ana diline para vererek öğrenilen tek dil Kürtçedir ne yazık ki. Kurumlara düşen görev, dilimizin resmi dil olarak, ekonomi dili olarak, inanç dili olarak kurumlaştırılması gerekiyor. dilimizi talep edip yaşatmalı, günlük kullanmalıyız. Maraş iki deprem yaşadı. Biri 1978’de siyasi depremdi, diğeri son yaşadığımız doğasal kıyımdı. Hep rakamlar üzerinden bunları konuşuyoruz. Ancak çözüm nedir? Coğrafya boşluk kabul etmez. Kaybettiğimizi kaybettiğimiz yerde aramalıyız. Avrupa’da yaşayan insanlarımız yüzünü toprağına dönmelidir. ‘Ax, ziman, iman’. Coğrafyamızı mezarlığa çevirdik. Ölülerimizi sadece götürüyoruz. Yaşamı da götürmeliyiz.”

    “DEPREMDE YEREL ÖRGÜTLÜLÜĞÜN ÖNEMİNİ GÖRDÜK”

    MARDEF Eş Başkanı Mehmet Üstek de, “Biz devleti yanımızda görmek istiyorduk ama devlet çok ayrımcı yaklaştı. Halende devlet politikası ile Alevileri yok sayıyor. Maraş coğrafyası Kürt Alevi coğrafyasıdır çoğunlukla. Aramızda Türk Sünnilerde var. Biz onlara da çağrı yapıyoruz; örgütlülüğümüze onlarda katılsınlar. Depremde yerel örgütlülüğün önemini gördük. Deprem bölgesine halen yardım gerekiyor, yardımlarımız devam etmeli” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ALMANYA