Etiket: 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı

  • Antalya’da 1 Mayıs: Emeğimiz, iktidar eliyle bir avuç zengin tarafından yağmalanıyor-VİDEO

    Antalya’da 1 Mayıs: Emeğimiz, iktidar eliyle bir avuç zengin tarafından yağmalanıyor-VİDEO

    PİRHA-Antalya’da 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’nda toplanan çok sayıda demokratik kitle örgütü, “Artık Yeter” diyerek eşit ve özgür bir hayat için çağrıda bulundu.

    Sabah saatlerinde işçisinden öğretmenine, öğrencisinden kadınına, doktorundan mühendisine kadar birçok emekçi Antalya’da eşit, özgür, laik, demokratik bir ülke için taleplerini sıraladı. Türkiye’de artan hayat pahalılığına, otokratik sisteme karşı herkes tek ses oldu.

    Antalya Müzesi önünde biraraya gelen binlerce kitle, ardından Cumhuriyet meydanına doğru yürüdü.

    SON 12 YILIN EN YÜKSEK ÇOCUK İŞÇİ ÖLÜM ORANI

    Meydan konuşmasında Eğitim-İş Antalya Şube Başkanı Sadık Acar, iş cinayetleri ve çocuk işçiliğine dikkat çekerek: “2024 yılı itibarıyla 1897 işçi, iş kazalarında hayatını kaybetmiştir. Bu durum, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yetersizliğini gözler önüne seriyor. Ayrıca 71 çocuk işçi hayatını kaybetti. Bu rakam, son 12 yılın en yüksek çocuk işçi ölüm oranıdır. Özellikle MESEM uygulamasıyla okulda olması gereken 2 milyon çocuk, güvencesiz koşullarda çalışmaya zorlanmaktadır.”

     

    Çok sayıda sendika üyesinin katıldığı miting alanında bütün kurumlar adına ortak açıklama yapanTürkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Antalya Şube Başkanı Vedat Küçük .  Türkiye’de siyasi nedenlerden dolayı yaşanan ihlaller ve sorunlar dile getirildi.

    Küçük, yaptığı konuşmasında,:

    “ÇÜRÜMÜŞ DÜZENE KARŞI OMUZ OMUZA DURMAK ZORUNDAYIZ”

    “İşçiler, emekçiler, gençler, kadınlar, emekliler, işsizler! Bugün burada, 1 Mayıs meydanlarında artık iflas etmiş, çürümüş bu düzene karşı omuz omuza durmak için bir aradayız.

    Bugün bu meydanlarda olan bizler, bu memlekette emeğiyle geçinen, alın teriyle yaşayan milyonlarız. Bizler, zengini daha zengin eden; işçiye, emekçiye yoksulluk, güvencesizlik ve baskı reva gören bu çürümüş düzene “Artık yeter!” diyenleriz.

    “GENÇLER SEFALETLE SINANIYOR”

    Biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz. Ama ürettiğimiz değerden payımızı alamıyoruz. Emeğimiz, iktidar eliyle bir avuç zengin tarafından yağmalanıyor. Bu ülke, asgari ücretin ortalama ücret haline geldiği bir ülke oldu. İşçiler, emekliler, gençler sefaletle sınanıyor. Patronlar kârlarını katlarken, biz her gün daha fazla yoksullaşıyoruz. Vergide adalet yok! Gelirde adalet yok! Bizden alıp zengine veren bu düzene karşı emeğimiz için ayaktayız! Bize yoksulluğu, asgari yaşamı reva görenler kaybedecek, refah içinde, insanca yaşam isteyenler kazanacak.

    “ADALET TERAZİSİ KIRILMIŞ DURUMDA!”

    Bu ülkede adalet terazisi kırılmış durumda! Hak arayanlar cezalandırılıyor, Hazine’yi soyanlar, vergi hırsızları, beşli çeteler ödüllendiriliyor. İfade özgürlüğü, grev hakkı, sendikal haklar gasp ediliyor. Gazeteciler, sanatçılar, gençler, kadınlar, seçilmişler yargı sopasıyla susturulmak isteniyor. Bu düzenin adaletsizliğine karşı adalet için ayaktayız. Yargıyı sopa gibi kullananlar kaybedecek, hukuku savunanlar kazanacak.

    “TEK REJİM YALNIZCA, ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ DEĞİL, EKMEĞİMİZİ DE ELİMİZDEN ALDI”

    Demokrasi olmadan ekmek olmaz! Tek adam rejimi, yalnızca özgürlüklerimizi değil, ekmeğimizi de elimizden aldı. İşsizlik büyüdü, hayat pahalılaştı. Ama biz buradayız!

    Bağımsız, demokratik, laik, sosyal bir Cumhuriyet için buradayız. Cumhuriyet’i emeğin, eşitliğin, barışın ve özgürlüğün cumhuriyeti yapacağız. Kayyum düzeni kaybedecek, halk iradesi kazanacak.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMİYORUZ”

    Bu düzen, kadınları ucuz işgücü olarak gören, emeğini yok sayan, yaşam hakkını tehdit eden bir düzendir. Kadın cinayetlerinin, nafaka saldırılarının, eşit işe düşük ücretin ve ev içi görünmeyen emeğin normalleştirildiği bu karanlık tabloyu kabul etmiyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz. Şiddetsiz ve tacizsiz, kadınlar için güvenli işyerleri için ILO’nun 190 sayılı sözleşmesini kazanacağız! Kadınların kazanılmış haklarına göz dikenler, kadın mücadelesini bastırmak isteyenler bilsin ki: Eşitlik olmadan adalet, özgürlük olmadan demokrasi olmaz. Kadınları susturmaya, eve hapsetmeye çalışanlar kaybedecek; özgürlük, eşitlik ve hayat kazanacak.

    BARIŞ İÇİN BURADAYIZ!

    Yıllardır süren savaş politikaları, ülkemize acı, yoksulluk ve bölünmüşlükten başka bir şey getirmedi. Bu halk daha fazla kan, daha fazla gözyaşı, daha fazla baskı istemiyor. Halkların kardeşliği için barış içinde bir gelecek, ortak bir yaşam istiyoruz. Emekçiyi birbirine düşürmeye çalışanlar, kardeşi kardeşe kırdıranlar, savaştan nemalananlar kaybedecek; işçilerin birliği, halkların kardeşliği kazanacak, barış kazanacak.

    “YAŞAMI, DOĞAYI, ORTAK GELECEĞİMİZİ SAVUNUYORUZ”

    Vadiler talan ediliyor, ormanlar kesiliyor, dereler kurutuluyor. Rant ve kâr hırsıyla yapılan maden projeleri, HES’ler, termik santraller doğayı yok ediyor, köylüyü yerinden ediyor. Sadece bugünümüz değil, çocuklarımızın geleceği de tehdit altında. İklim krizini derinleştiren bu yağma düzenine karşı yaşamı, doğayı, ortak geleceğimizi savunuyoruz. Toprağı, suyu, havayı satanlar kaybedecek; yaşamı savunanlar kazanacak. Geleceğimiz için buradayız.

    HER TÜRLÜ AYRIMCILIĞI REDDEDİYORUZ!

    Eşit, özgür, adil ve barış içinde bir yaşam için örgütleniyoruz.

    Geleceğimizi çalanlara karşı işçiler, emekçiler, gençler, kadınlar olarak birlikte direniyoruz.

    Bugün burada 1 Mayıs’ta, İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nde bu kürsüden, bu meydandan, sesleniyoruz: Öğrencileri tutuklayanlar, polise yasa dışı emirler verip işkence suçunu işleyenler kaybedecek, direnenler kazanacak. Emeğimiz için, adalet için, demokrasi için, Cumhuriyet için ayaktayız.

    Biz kazanacağız!

    Yaşasın 1 Mayıs!”

    Yapılan konuşmaların ardından 1 Mayıs İşçi Bayramı halaylarla son buldu.

    PİRHA/ANTALYA

  • Londra’da, 1 Mayıs’ta, ‘Suriye’deki Alevi Soykırımını Durdurun’ pankartı taşındı-VİDEO

    Londra’da, 1 Mayıs’ta, ‘Suriye’deki Alevi Soykırımını Durdurun’ pankartı taşındı-VİDEO

    PİRHA-Londra’da 1 Mayıs gününde işçiler biraraya gelerek yürüyüş gerçekleştirdi. Çok sayıda sivil toplum kuruluşunun da yer aldığı yürüyüşte ‘Suriye’deki Alevi Soykırımını Durdurun’ pankartı taşındı.

     

    İngiltere’nin başkenti Londra’da binlerce insan 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı için biraraya geldi.

    Marx Gorki kütüphanesinin önünde bir araya gelen kitle kortej halinde Londra merkezindeki Trafalgar Square’ya yürüdü.

    İşçi örgütlerinin yanı sıra İngiltere’de bulunan Tilkililer Toplum Merkezi, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi, Britanya Alevi Cemevi, Britanya Alevi Kültür Merkezi, Göçmen İşçiler Derneği, İşçi Partisi ve birçok sivil toplum kuruluşu alanda yerini aldı.

    Alevi kurumları, Suriye’de Alevilere yönelik soykırımlara dikkat çekmek amacıyla Stop Alevı Genocide in Syrıa’ (Suriye’deki Alevi Soykırımını Durdurun) pankartı taşıdı.

    SURİYE ALEVİLERİ VURGUSU

    Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Kurucu Başkanı İsrafil Erbil, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda konuştu. Erbil, Suriye’de Alevilere dönük katliamlar hakkında konuşarak şunları söyledi:

    “Bugün Londra’da işçi bayramı kutlanıyor. Tüm devrimci, demokrat, duyarlı kesimler varsa hepsi burada. Türkiye ve Kürdistan’ın dışında dünyanın her yerindeki demokrat kurumların destek verdiği bir eylem oldu bugün. Bugünkü eyleme Suriye’deki Alevi katliamı da damgasını vurdu. Burada ve dünyanın neresinde olursa olsun 1 Mayıs coşkusuyla alanlarda olan bütün canlara selam olsun.”

    Enfield Alevi Kültür Merkezi başkanı Fatma Yıldırım Polat ise insanlık suçu tüm katliamları protesto ettiğini belirerek şu konuşmayı yaptı:

    “2025 Mayıs ayını yine katliamlarla kutluyoruz. Yaşanan tüm insanlık dışı muameleleri protesto ediyoruz. Bugün Suriye’de yaşanan olayların Türkiye’de yaşanmayacağına dair kimse bir şey söyleyemez.”

    Elif TABAK/LONDRA

     

  • Emekçiler Kadıköy’den seslendi: Örgütlenerek kazanacağız!-VİDEO

    Emekçiler Kadıköy’den seslendi: Örgütlenerek kazanacağız!-VİDEO

    PİRHA- 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü için on binlerce emekçi, İstanbul’da biraraya geldi. Kadıköy alanına sığmayan kitle, yoğun yağmura rağmen sloganlar ve dövizleriyle taleplerini dile getirdi. Yapılan açıklamada “Ürettiğimiz değeri adaletli bölüştüğümüz, asgari ücrete ve asgari yaşamaya mahkûm kalmadığımız bir hayat mümkün!” denildi.

    Uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs için on binler Kadıköy rıhtımda biraraya geldi.

    Emek örgütlerinin yanı sıra siyasi partiler, kadın örgütleri ve Alevi kurumları da bayrak ve dövizleriyle Kadıköy meydanında yerini aldı.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) öncülüğünde “Emek, barış, demokrasi, adalet için biz kazanacağız” şiarıyla toplanan on binlerce yurttaş, “1 Mayıs alanı, Taksim alanı. Her yer direniş her yer Taksim. Bîjî yek Gûlan” sloganlarını attı.

    Saygı duruşu ile başlayan 1 Mayıs programı, yoğun yağmura rağmen coşkuyla kutlandı.

    Ruhi Su Dostlar Korosu’nun seslendirdi ezgilere on binlerce emekçi eşlik etti.

    KESK, DİSK, TMMOB, TTB adına okunan ortak manifestoda:

    “BİZ BU ÜLKENİN DEĞERLERİNİ VE GÜZELLİKLERİNİ ÜRETENLERİZ”

    “Biz bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenleriz. Biz işçiler, kamu emekçileri, mühendisler, mimarlar, şehir plancıları, hekimler, emekliler, gençler, kadınlar…

    Bugün ülkenin dört bir yanında 1 Mayıs meydanlarında buluştuk. İl il, ilçe ilçe, mahalle mahalle, sokak sokak 1 Mayıs meydanlarına aktık. Kendini bu ülkenin sahibi sananlara, halktan büyük bir güç olmadığını bir kez daha gösterdik. Biz tüm renklerimiz ve farklılıklarımızla Türkiye’yiz.

    İŞÇİLERİN EGEMEN OLDUĞU BİR ÜLKE MÜMKÜN

    Ve bugün 1 Mayıs meydanlarında başka bir yaşamın, başka bir Türkiye’nin müjdesini vermek için bir aradayız. Bugün 1 Mayıs alanlarında bir kez daha tanık oluyoruz ki ülkemizde yepyeni bir güneş doğuyor, mutlu bir hayat filizleniyor. 1 Mayıs alanlarından bir kez daha ilan ediyoruz ki: Zorbaların değil işçilerin, emekçilerin, halkın egemen olduğu bir ülke mümkün. Ürettiğimiz değeri adaletli bölüştüğümüz, asgari ücrete ve asgari yaşamaya mahkûm kalmadığımız bir hayat mümkün.

    Demokratik haklarımızı kullanabildiğimiz; sendikalı olabildiğimiz, grevlerin yasaklanmadığı; itiraz edenin, hakkını savunanın kapısına gece yarısı kimsenin dayanmadığı bir ülke mümkün.

    Çalışırken ölmediğimiz, sağlığımızı kaybetmediğimiz, tükenmediğimiz, tacize-şiddete-ayrımcılığa uğramadığımız, 8 saat insanca çalışıp, 8 saat insanca dinlenip, 8 saat insanca yaşadığımız bir hayat mümkün.

    “EMEKLİSİNİ İNSANCA YAŞATAN BİR ÜLKE MÜMKÜN”

    Onlarca yıl çalıştıktan sonra emekli olabildiğimiz, emeklilik hakkımızın gasp edilmediği, emekli olunca çalışmak zorunda kalmadığımız, emeklisini insanca yaşatan bir ülke mümkün.

    Sokaklarda, işyerinde şiddetin, tacizin olmadığı; kadınların güvencesiz ve esnek çalışmaya mahkûm edilmediği, ayrımcılığa uğramadığı, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulandığı, 190 sayılı ILO sözleşmesinin onaylandığı bir hayat mümkün! Ülke kaynaklarının sermaye için, rantçılar için, savaş için, siyasi rakipleri tasfiye etmek için değil, bizi, 86 milyonu insanca yaşatmak için kullanıldığı bir ülke mümkün

    ‘BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE ORMAN GİBİ’

    Kimsenin ikinci sınıf vatandaş olmadığı; dilimize, inancımıza, kimliğimize, kökenimize bakılmadan hepimizin tüm renklerimizle eşit yurttaşlar olduğumuz; özgürce siyaset yapabildiğimiz ve örgütlenebildiğimiz, bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşadığımız bir hayat mümkün.

    Çocuklarımızın okula aç gitmediği; öğretmenlerin bir gecede sürgün edilmediği, diplomaların tek kişinin emriyle iptal edilmediği bir ülke mümkün. Yıllarca çalışıp, okullar bitirip, en zor sınavları geçip “mülakat” adı verilen tek adama sadakat sınavına maruz kalmadığımız, KHK’larla bir sabah işsiz kalmadığımız; çalışma hakkımız başta olmak üzere kazanılmış haklarımızın korunduğu bir hayat mümkün.

    GENÇLERİ HAPSE ATILMADIĞI BİR ÜLKE MÜMKÜN

    Gazetecilerin, sendikacıların, sanatçıların, akademisyenlerin, belediye başkanlarının/eş başkanlarının, muhalif siyasetçilerin, gençlerin hapse atılmadığı, özgür bir Türkiye mümkün.

    Büyük bölümü deprem bölgesindeki bir ülkede, felaketi çaresizce beklemediğimiz, rantı değil doğayı ve yaşamı korumayı hedefleyen bir ülke mümkün. Herkesin başını sokabileceği bir evi olduğu, depreme dayanıklı, doğaya ve insana saygılı, güvenli şehirlerde yaşadığımız bir Türkiye mümkün.

    Bebeklerin sağlığının para hırsına kurban edilmediği, boğmacadan, kızamıktan çocukların ölmediği, insanları hastalıklardan koruyan, hastalandığında kolayca ulaştığı nitelikli bir sağlık sistemi mümkün. Halkın sağlıklı, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının mutlu olduğu bir Türkiye mümkün.

    Tek bir kişinin değil, kayyımcıların değil, halkın söz ve karar sahibi olduğu bir düzen mümkün; gerçek bir demokrasi mümkün!

    İLAN EDİYORUZ: KURTULUŞ İÇİN HEP BERABER OLALIM

    Bugün Türkiye’nin dört bir yanındaki yüzlerce 1 Mayıs alanından aynı anda hep beraber ilan ediyoruz:

    Emeğin, demokrasinin, adaletin, barışın, eşitliğin, laikliğin, özgürlüğün ve kardeşliğin egemen olduğu bir düzeni kuracağız. Yeter ki birlik olalım, yeter ki mücadele edelim. Yeter ki tek başına olmadığımızı bilelim, kurtuluş için hep beraber olalım. Yeter ki hep beraber yürüyenlerin gür sesini duyuralım, birleşik mücadelenin gücünü gösterelim.

    2025 yılında 1 Mayıs meydanlarında milyonlar kendisinin, çocuklarının ve ülkenin geleceği için söz veriyor: Yarından tezi yok, bu meydandan ayrılır ayrılmaz nerede çalışıyorsak, nerede yaşıyorsak, nerede mücadele ediyorsak orada örgütleneceğiz.

    Gücümüzün birliğimizden geldiğini bilecek ve örgütlü olacağız.

    Örgütlenerek kazanacağız, birleşe birleşe kazanacağız, halkın birleşik mücadelesi kazanacak, mutlaka ama mutlaka biz kazanacağız. Biz kazandığımızda, demokrasi kazanacak, adalet kazanacak, barış kazanacak, kardeşlik kazanacak, emek kazanacak, bu ülke, bu halk kazanacak.

    Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!

    Yaşasın 1 Mayıs!”

    Okunan basın açıklaması ardından siyasi partilerin genel başkanları sahneye çıkarak kitleyi selamladı.

    Tutuklu siyasetçi Selahattin Demirtaş ile Ekrem İmamoğlu’nun gönderdiği 1 Mayıs mesajları da sahneden okundu.

    1 Mayıs kutlamaları çalınan müzikler eşliğinde halaylarla kutlandı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ankara’da emekçiler seslendi: 1 Mayıs’ın 126. Yılında; mücadelemiz sürüyor- VİDEO

    Ankara’da emekçiler seslendi: 1 Mayıs’ın 126. Yılında; mücadelemiz sürüyor- VİDEO

    PİRHA- Ankara’da 1 Mayıs binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşti. İşçiler, kamu emekçileri, hekimler, mimar ve mühendisler, kadınlar, gençler, siyasi partiler alanı doldurdu. Yapılan konuşmalarda ortak mücadele çağrısı yapıldı.

    Ankara Tabip Odası, TMMOB, DİSK, Eğitim Sen ve Türk İş’in aralarında bulunduğu birçok meslek örgütünün, sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin, sol sosyalist kurumların Ankara’daki 1 Mayıs İşçi Bayramı mitingi Tandoğan Meydanı’nda kutlandı.

    Oluşturulan kortej Tandoğan Meydanı’na doğru sloganlar eşliğinde yürüyüşe geçti.

    Miting, emek ve demokrasi mücadelesinde kaybedilenler anısına saygı duruşu ile başladı.

    “MÜCADELEYİ BİRLİKTE BÜYÜTMEK ZORUNDAYIZ”

    Eğitim Sen 1 Ankara No’lu Şube Başkanı Mehmet Aydoğdu Tertip Komitesi adına konuşarak, şunları söyledi:

    “Kapitalist-emperyalist sistemin krizleri derinleştikçe, savaşlar büyüyor. Filistin’de, Ukrayna’da, Suriye’de halklar yıkımla, açlıkla, ölümle baş başa bırakılıyor. Emperyalist güçler yeni paylaşım hesapları yaparken, Türkiye’deki iktidar da bu savaş kervanına kendi çıkarları doğrultusunda katılıyor. Askeri harcamalar rekor düzeye ulaşıyor, çokuluslu şirketlere kaynak aktarılırken, halk yoksulluğa, işsizliğe ve güvencesizliğe mahkûm ediliyor.

    Ücretlerimiz açlık sınırının altına çekilirken, emekliler açlığa terk ediliyor. Sendikal haklarımız gasp ediliyor. Grev hakkı fiilen ortadan kaldırılmış durumda. İktidar bir yandan yerli ve milli nutukları atarken, diğer yandan ülkeyi emperyalist tekeller için ucuz işgücü cennetine çeviriyor. Torpilin, kayırmanın hâkim olduğu mülakat sistemleriyle kamuya giriş hakkı elimizden alınıyor.

    “BU DÜZEN KADER DEĞİL”

    Kadınlar, bir yandan güvencesizliğe, yoksulluğa, bir yandan da ataerkil baskı politikalarına maruz kalıyor. İstanbul Sözleşmesi’nin feshiyle kadınların yaşam hakkı tehdit altına alınırken, çocuklar ÇEDES ve MESEM projeleriyle ya dini ideolojiye ya da çocuk işçiliğine mahkûm ediliyor.

    Ama biz buradayız! Ve biliyoruz ki bu düzen kader değil. Bu düzeni değiştirecek olan bizleriz!

    “BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANACAĞIZ!”

    Halkın iradesini yok sayan kayyım rejimlerine, hukuksuz ihraçlara, grev yasaklarına ve baskılara karşı; barış, adalet ve özgürlük için 1 Mayıs’ta alanlardayız. Bugün burada farklı sendikalardan, mesleklerden, halklardan ve inançlardan binlerce kişiyle yan yana duruyoruz. Çünkü biliyoruz: Birleşe birleşe kazanacağız. Tüm halkları, ezilenleri, dışlananları kapsayan bir eşit yurttaşlık mücadelesi için, demokratik bir ülke için ses veriyoruz! Sınıfsız, sömürüsüz, savaşsız bir dünya bizim ellerimizde yükselecek!”

    “İÇERİDE VE DIŞARIDA MÜCADELE ETMEK İÇİN ÇOK SEBEBİMİZ VAR”

    Kurumlar adına konuşmasını yapan DİSK İç Anadolu Bölge Temsilcisi Birgül Kaya, “Halkın coşkun akan seli bu karanlık düzeni aşacaktır! diyerek şunları ekledi:

    “Bugün 1 Mayıs. İşçi sınıfının, ezilen halkların, kadınların, çevre hakları savunucularının, tüm kesimlerin sorunlarıyla, talepleriyle, alanlara aktığı, birlikte mücadele için birleştiği gündür 1 Mayıs.

    1 Mayıs’ın 126. Yılında; sömürüye, baskıya, emperyalist savaşlara karşı mücadelemiz sürüyor, sürecek!

    Bugün içeride ve dışarıda mücadele etmek için çok sebebimiz var; Tuz koktu, adalet bitti. Artık nerdeyse kundaktaki bebek bile adalet talep edecek durumda. Ama iktidar halkın adalet ve demokrasi talebine kulaklarını tıkamış durumda, ama biliyoruz hiçbir duvar, işçilerin, emekçilerin, köylülerin, öğrencilerin talepleri karşısında ayakta duramaz; hiçbir barikat halkın adalet talebini durduramayacak. ”

    “PİR SULTAN ABDAL’IN DEDİĞİ GİBİ BİR OLMAK, İRİ OLMAK VE DİRİ OLMAK İÇİN BİRLEŞMELİYİZ”

    Her bir hak mücadelesinin aynı zamanda sınıf mücadelesi, emek mücadelesi olduğunu söyleyen Kaya, şunları kaydetti:

    “Hiçbir engel yoksulluğa karşı mücadeleyle adalet ve demokrasi mücadelesinin birleşmesini engelleyemiyor. İşler iktidarın umduğu gibi olmuyor, hesap bozuluyor, bozulacak, çok iyi biliyoruz. Sendikalarımızla kazanacağız, meslek örgütlerimizle kazanacağız, kitle örgütlerimizle kazanacağız.

    Emeği ve demokrasiyi savunan siyasi partilerimizle kazanacağız, örgütlü mücadelemizle kazanacağız.

    Bizler; Pir Sultan Abdal’ın dediği gibi bir olmak, iri olmak ve diri olmak için birleşmeliyiz.

    “BİRLEŞİK MÜCADELEMİZİ BÜYÜTMEK İÇİN ALANDAYIZ”

    ‘Bugün ‘kutlama’ için değil, birleşik mücadelemizi büyütmek için 1 Mayıs alanlarındayız.

    Onurlu bir yaşam mücadelesi veren emekliler, doğanın talanına karşı mücadele eden çevreciler, barış mücadelesi veren halklar, sendikalaşma mücadelesi veren işçiler, emekçiler, adalet, demokrasi talep eden, halk iradesine sahip çıkan yurttaşlar, gençler, kadınlar, lgbt’li bireyler ‘turpla şalgamla devlet yönetilmez, adaletle, demokrasiyle yönetilir’ diyen üretici köylüler; hep beraberiz, ayaktayız!  Birleşe birleşe kazanacağız!”

    Aynı zamanda basın metninin Kürtçe’si de okundu.

    “GENÇLİK ÖZGÜRLÜK VE ADALETİN KAVGASINDA ÖNCÜDÜR”

    Üniversite öğrencileri ise mitingde yaptıkları konuşmalar ile gençlerin ülkenin geleceği olduğuna vurgu yaparak, “Gençlik özgürlük ve adaletin kavgasında öncüdür. Üniversite öğrencileri gençleri susturulmak isteniyor. Ama biz bu üniversitesileri özgürleştireceğiz. Dayanışma ve mücadele ile ördüğümüz bu ülkenin kuruluş öğesidir. Bu ülkede özgürlük bizimle yükselecek. Devlet sokağa çıkan her sesi bastırmak için sistematik şiddeti öne sürüyor. İşkence yöntemleri ile bizleri yıldırabileceklerini sanıyorlar ama yanılıyorlar” dediler.

    1 Mayıs etkinliği, yapılan konuşmaların ardından Sanatçı Erdal Güney’in şarkıları ile devam etti.

    PİRHA/ANKARA

  • DİSK, KESK, TMMOB, TTB, TDB’den açıklama: 1 Mayıs’ta Taksim’deyiz

    DİSK, KESK, TMMOB, TTB, TDB’den açıklama: 1 Mayıs’ta Taksim’deyiz

    PİRHA – Sendika ve emek örgütleri, tüm kesimleri Taksim’de yapılacak 1 Mayıs kutlamalarına davet etti. DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, “Ülkemizde de Taksim 1 Mayıs alanı keyfiliğe karşı hukukun, otoriter tek adam rejimine karşı demokrasinin simgelerinden biri olmuştur” dedi. 

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türk Dişhekimleri Birliği (TDB), 1 Mayıs kutlamalarına dair açıklama yaptı. Beşiktaş’ta bulunan İskele Meydanı’nda yapılan açıklamaya çok sayıda kişi katıldı. Açıklamada sık sık ““Yaşasın 1 Mayıs/Bijî yek gulan” sloganları atıldı.

    1 MAYIS’IN ÖNEMİ

    DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, 1 Mayıs’ta adalet, özgürlük, barış ve kardeşlik taleplerini haykıracaklarını belirtti. Görgün, “Türkiye’nin dört bir yanında meydanlarda buluşacak, ekmeğimizin her gün küçülmesine, adaletin terazisinin tamamen bozulmasına, en temel hak ve özgürlüklerimizin gasp edilmesine hep bir ağızdan dur diyeceğiz” dedi.

    Güngör, insanca bir yaşamı hak ettiklerini vurgulayarak, “Ancak bugünlerde değil insanca yaşamak, hayatta kalmak dahi giderek zorlaşıyor. İnsanca yaşayamıyorsak bu ülke fakir olduğu için ya da ülkenin kaynakları yetersiz olduğu için değil. Bu ülkenin kaynakları hepimizi insanca yaşatmaya yeter. Yeter ki kaynaklarımızı rantçılara, sermayeye, faize, saraya, şatafata, silaha, savaşa değil; işçilere, kamu emekçilerine, emeklilere ve kamu hizmetlerine kullanılsın. Ama ülkeyi yönetenlerin tercihi belli. Onlar yoksuldan alıp zengine, emekçiden alıp sermayeye kaynak aktarmayı görev biliyor” şeklinde konuştu.

    Türkiye’nin işçi hakları sıralamasında dünyanın en kötü 10 ülkesi arasında olduğunu söyleyen Güngör, “1 Mayıs’ı ülkemizde ve dünyada, sermaye düzeninin ve bunlara bağlı otoriter rejimlerin tahrip ettiği demokrasiyi yeniden inşa edecek olan kolektif öznenin meydanlarda boy göstereceği tarih olacaktır. Ülkemizde de Taksim 1 Mayıs alanı keyfiliğe karşı hukukun, otoriter tek adam rejimine karşı demokrasinin simgelerinden biri olmuştur” dedi.

    “1 MAYIS’TA ALANLARDA OLALIM”

    Güngör, şöyle devam etti:

    “1 Mayıs’ta alanlarda olmak işimize, aşımıza, ekmeğimize, emeğimize sahip çıkmaktır. 1 Mayıs’ta alanlarda olmak hakkımıza, hukukumuza, gelirde, vergide ve ülkede adalet talebimize sahip çıkmaktır. 1 Mayıs’ta alanlarda olmak eğitim ve sağlık başta olmak üzere herkese nitelikli kamu hizmeti hakkımıza sahip çıkmaktır. 1 Mayıs’ta alanlarda olmak söz ve karar hakkımıza; sendikalı olma, örgütlenme ve grev hakkımıza; ifade özgürlüğümüze; yani demokrasiye sahip çıkmaktır. 1 Mayıs’ta alanlarda olmak İstanbul Sözleşmesine, işyerinde şiddete ve tacize karşı ILO’nun 190 sayılı sözleşmesine sahip çıkmaktır. Haydi, bu adaletsiz düzene karşı bir elimizde çocuklarımız, bir elimizde karanfillerimizle 1 Mayıs alanlarına.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Ege’de 1 Mayıs kutlamaları

    Ege’de 1 Mayıs kutlamaları

    PİRHA- Ege Bölgesi’ndeki kentlerde alanlara çıkan binlerce emekçi, sömürüye, işsizliğe, yoksulluğa, zamlara, ekonomik krize, doğa talanına, kadın cinayetlerine karşı tepkilerini haykırarak, insanca yaşam talebinde bulundu. 

    1 Mayıs Uluslararası İşçi Mücadele ve Dayanışma Günü, Ege Bölgesi kentlerinin tamamında coşkuyla kutlandı. Kent meydanlarında yapılan kutlamalara katılan binlerce işçi 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere işaret ederek, işçi haklarını gasp edenlerden hesap soracaklarını vurguladı. Sömürüye, işsizliğe, yoksulluğa, zamlara, ekonomik krize, doğa talanına, kadın cinayetlerine karşı tepkiler dile getirilerek, insanca yaşam talep edildi.

    MUĞLA

    Muğla 1 Mayıs Tertip Komitesi tarafından düzenlenen miting Menteşe Sosyo Kültürel Alanda gerçekleştirildi. Kitle miting için Mehmet Ali Eren Parkı’nda buluşularak, “Söyleyecek sözümüz değiştirecek gücümüz var” şiarıyla miting alanına yürüyüş gerçekleştirildi. Sendika ve siyasi partilerin yanı sıra Deştin ve Akbelen direnişçileri ile kentte bulunan kadın örgütleri, sivil toplum kuruluşları, ekoloji hareketleri, Alevi dernekleri, insan hakları savunucuları katıldı. Mitingde “Bu devran bitecek, iktidar hesap verecek”, “Gezi’ye, emeğimize ve mesleğimize sahip çıkıyoruz”, “Sana söz geliyoruz”, “1 Mayıs emek ve dayanışma günümüz kutlu olsun” dövizleri ile birlikte “Özgür ve eşit bir yaşam kuracağız”, “Yaşasın 1 Mayıs”, “Yeniden kuracağız bu ülkeyi”, “Çimento fabrikasına hayır” pankartları taşındı.

    Mitingde “Bıjî yek gulan”, “Jın, jiyan, azadi”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” “Zam zulüm işkence işte AKP”, “Üreten biziz yöneten de biz olacağız”, “Deniz Poyraz ölümsüzdür”, “Deştin Çayı özgür akacak”, “Havama, suyumu, toprağıma dokunma”, “Siyasi tutsaklara özgürlük”, “Emek bizim gelecek bizim” sloganları atıldı.

    “BİZİM ZAMANIMIZ OLACAK”

    Tertip komitesi adına DİSK Genel-İş Muğla 2 No’lu Şube Başkanı Yücel Avcı ve 2 No’lu Şube Yöneticisi Yeliz Karadağ konuştu. Kapitalizmin yaşamın her alanını yok ettiği kaydedilen açıklamada, “Halk işe, ekmeğe insanca yaşama olduğu kadar demokrasiye adalete de aç. Hakkını arayan herkes bu düzenin hukuk dışı zorbalıklarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu düzenin mağdur ettiği cinsiyetçilik, mezhepçilik ve halk düşmanı tutumlarla ülkemizi geri dönüşü olmayan bir yere götürdüler. Artık her evde bir işsiz var. Artık emeğimizin hakkını alacağımız günleri göreceğimizin zamanı. Tarihi bir zamandan geçiyoruz. Artık bizim zamanımız olacak” ifadeleri yer aldı.

    MANİSA 

    Manisa Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Mayıs’ı Lale Meydanı’nda kutladı. Sivil toplum örgütleri, siyasi parti temsilcileri, Yeşil Sol Parti milletvekili adayları ve çok sayıda yurttaş katıldı. Şelale Plaza önünden Lale Meydanına kadar yürüyüş gerçekleştiren kitle, “Yaşasın 1 Mayıs pankartı” pankartı taşırken sık sık, “Diren direne kazanacağız”, “Yaşasın 1 Mayıs”, “Jin jîyan azadi” sloganları atıldı. Lale Meydanına gelen kitle yaptıkları basın açıklaması ile 1 Mayıs’ı kutladı. Açıklamayı Emek ve Demokrasi Platformu adına Eğitim Sen Şube Başkanı İsmail Şenol okudu.

    Eşitlik özgürlük, barış ve demokrasi için artık yeter dediklerini belirten Şenol, bu düzenin değişeceğini söyledi. Şenol, “Bu karanlığı işçi sınıfı, emekçiler, emekliler, kadınlar, gençler, Aleviler, farklılıkları, kimlikleri yok sayılanlar değiştirecek. Bizleri karanlıktan çıkaracak olan işte bu 1 Mayıs meydanlarında açığa çıkan iradedir” dedi.

    AYDIN

    Aydın Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Mayıs’ı Aydın Kent Meydanı’nda kutladı. Taş Köprüde bir araya gelen yurttaşlar Kent Meydanı’na kadar yürüyüş düzenledi. Yurttaşlar sık sık “Jin jiyan azadî”, “Siyasi tutsaklar onurumuzdur” ve “Umut Yeşil Sol” sloganları atıldı.

    Kent Meydanı’nda devrim şehitleri adına yapılan saygı duruşunun Aydın Emek ve Demokrasi Platformu adına açıklama yapan DİSK Genel-İş Aydın Şube Başkanı Sibel Özhan, “Yılın 365 günü ezilen, sömürülen, horlanan, yok sayılan milyonlar 1 Mayıs alanlarında dünyanın dört bir yanında taleplerimiz ve umutlarımız için omuz omuzayız. Bugün dünyanın dört bir yanında hakları için, adalet için, demokrasi için, barış için mücadele eden işçiler, emekçiler, gençler, kadınlar seslerini 1 Mayıs alanlarında buluşturuyor. 1 Mayıs alanlarında yüzümüzü birbirimize ve dünya işçi sınıfına yüzünü dönüyoruz” dedi.

    DİDİM

    Didim’de 1 Mayıs, Kent Meydanında kutlandı. Emek ve Demokrasi Platformuna bağlı, siyasi partiler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarının yer aldığı kutlamalara DİSK Genel İş’e bağlı işçiler de katıldı. Müzik ve bando eşliğinde Cumhuriyet Caddesi üzerinden başlayan 1 Mayıs Korteji, Atatürk Bulvarı üzerinden devam ederek meydanda sona erdi. Yürüyüşte siyasi sloganlar da atıldı.

    1 Mayıs kutlamaları kapsamında Eğitim Sen Didim Temsilcisi, komite adına 1 Mayıs basın açıklamasını okundu. Ardından Didim Cemevi üyelerinin yer aldığı ekip şarkılar seslendirirken alandakiler halaylar çekti. Kutlamalar kapsamında Emniyet güçlerinin geniş güvenlik önlemi aldığı görüldü.

    BALIKESİR

    Balıkesir 1 Mayıs Birlik-Mücadele ve Dayanışma Günü Tertip Komitesi de, Balıkesir kent merkezinde Kuvayi Milliye Meydanı’nda 1 Mayıs mitingi gerçekleştirdi. İşçi, memur sendikaları, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler, odalar, dernekler ve emek örgütlerinin katılımıyla kutlanan miting için Bahçelievler Mahallesi’nde toplanan kitle buradan meydana yürüyüş gerçekleştirdi. Mitingde TÜRK-İŞ, KESK, EĞİTİM-İŞ, Balıkesir Barosu ve Akademik Odalar Birliği temsilcilerinin konuşmaların ardından türküler eşliğinde halaylar çekildi.

    Balıkesir Bandırma ilçesinde de İstanbul Deniz Otobüsü (İDO) iskelesi önünde toplanan emekçiler, Cumhuriyet Caddesi üzerinden yürüyüş gerçekleştirdi. Sloganlar eşliğinde ve pankartlarla gerçekleşen yürüyüş sonunda kurumlar adına Bandırma Emek Platformu Dönem Sözcüsü ve Petrol İş Sendikası Bandırma Şube Başkanı Tuncay Topuz yaptı.

    Konuşmanın ardından çalınan ezgiler eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.

    UŞAK VE AFYON

    Öte yandan Ege’nin diğer kentlerinde de 1 Mayıs mitingleri düzenlendi. Uşak’ta belediyenin eski hizmet binası önünde toplanan sendika ve siyasi parti üyeleri, İsmet Paşa Caddesi’nden mitingin yapıldığı 15 Temmuz Şehitleri Meydanı’na yürüdü. Afyon’da ise Zafer Meydanında bir araya gelen sendika ve siyasi partiler, taleplerini içerin pankartlar ve sloganlarla 1 Mayıs’ı kutladı.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • ‘Birlikte mücadele etmekten geri durmayacağız, yaşasın 1 Mayıs’

    ‘Birlikte mücadele etmekten geri durmayacağız, yaşasın 1 Mayıs’

    PİRHA – Dersim Barosu, 1 Mayıs’a ilişkin yaptığı açıklamada, “Hak ve özgürlüklerimizin gasbına engel olmak için; örgütlenme, düşünce, ifade ve hak arama özgürlüğü haklarımızdan da özgürlüklerimizden de birlikte mücadele etmekten de geri durmayacağız. Yaşasın 1 Mayıs” ifadelerine yer verdi. 

    Dersim Barosu, 1 Mayıs’a ilişkin açıklama yaptı.

    Salgın günlerinde işçi ve emekçilerin durumu, infaz paketi ve Diyanet ile girilen tartışma sonrası lince maruz kalan Diyarbakır ve Ankara Barosu’nun durumuna değinilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “İşçi sınıfının uluslararası birlik mücadele ve dayanışma günü, 2020 1 Mayıs’ı COVİD-19 salgınının etkisi altında kutlanacak. Salgın sırasında hayata geçirilen yasal ve fiili uygulamalar, işçi ve emekçilerin haklarını korumaktan tamamen uzak olduğu gibi, bu yasal düzenlemelerle işçilerin kazanılmış hukuki ve fiili birçok hakkı ortadan kaldırılmaktadır.
    Salgın nedeniyle çıkarılan paketlerle, patronlara krediler ve teşvikler verilip, SGK ve vergi borçları da ertelenerek karlarının azalmasına izin verilmezken; salgın koşulları bahane edilerek, işçilerin emekçilerin hakları budanmakta; işsizlik fonu işverenler için yağmalanmaya devam edilmekte, hak ve özgürlükler sınırlanmaktadır.

    “SALGIN HASTALIKTA İŞÇİLERE AÇLIK VE ÖLÜM REVA GÖRÜLÜYOR”

    “İşten çıkarmaların yasaklandığı” iddiasıyla çıkartılan yasa ile ücretsiz izin yasal hale getirilmiş, bu nedenle “haklı fesih” hakkı elinden alınan işçiler, sefalet ücreti bile diyemeyeceğimiz sembolik “günlük harçlık” niteliğinde ödemelere mahkûm edilmiştir.
    Covid-19 salgınının hak ve özgürlüklerin gaspına bahane edilmesine, hak gaspları için fırsata dönüştürülmesine izin verilmemelidir. Anayasa’da tanımlanan sosyal hukuk devleti ilkesinin gereği; asıl fedakârlık yapması gereken kesim olan patron-rantiye sınıfının elde etmiş olduğu servetten ve gelirden istisnasız, indirimsiz ve direkt vergi alınarak kaynak yaratılmalı ve bu kaynaktan; işsiz kalan, üretime ara verilen işyerlerinde çalışanların ücretlerinin tamamı, devlet tarafından-bütçeden karşılanmalıdır.

    Yasa gereği imtiyazlı alacaklar statüsünde olan işçi alacaklarına dair icra takipleri durdurulmuştur. Yaşaması için emeğinin karşılığı ücretine ve hak ettiği tazminatlarına bir an önce kavuşması gereken işçiler açısından ve işçi alacakları yönünden icra takiplerinin durdurulmasından vazgeçilmeli ve tüm işçi alacakları derhal ödenmelidir.

    Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi adı altında ilk önce işçilik alacakları yönünde oluşturulan “Zorunlu Arabuluculuk” sistemi ile işçilerin hak ve alacakları oldu-bittiye getirilerek sembolik rakamlara indirgenmeye çalışılmaktadır. Hak gasplarına neden olan zorunlu arabuluculuk, iş davaları yönünden derhal kaldırılmalı işçi alacak takibi ve davalarının hızlı ve adil çözümleri gündeme getirilmelidir.

    Her geçen gün basın, medya ve internet üzerinde baskı ve sansür arttırılmakta, en ufak muhalefet yargı kararları ile bastırılmaya çalışılmaktadır. Verilen yargı kararları adeta iktidar çevresini eleştiriden muaf tutmaya yaramakta ve bu hali ile bağımsız ve tarafsız yargı talebi her zamankinden fazla öne çıkmaktadır. Salgın koşullarında alınması gereken önlemler gereğince; çalışması zorunlu olmayan işyerlerinde çalışanların, ücretsiz izin ve günlük 39,24 TL harçlık niteliğinde ödeme yerine, tam ücretli izin hakları tanınmalıdır.

    Salgının durdurulması için sokağa çıkma yasağı uygulanırken, çalışması zorunlu olmayan işyerlerinde, özel izin alınarak ve üstelik gerekli önlemler alınmadan çalıştırma yapılması hukuka aykırıdır, derhal son verilmelidir.
    İşverenlerin 6331 sayılı İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanununa göre; işyerinde her türlü sağlık ve güvenlik önlemini alma yükümlülüğü bulunmaktadır ve salgın nedeni ile gereken önlemler alınmaması halinde; işçilerin-emekçilerin, önlemler alınana kadar, “çalışmaktan kaçınma hakları” vardır.
    Sosyal güvenlik herkes için haktır. Kayıt dışı çalışma yasaklanmalı, mülteci işçilerin yaşamı, sağlığı güvence altına alınmalıdır. İş ve gelirden yoksun olan ya da yetersiz gelire sahip olan herkese; tüm yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayacak oranda gelir desteği, devlet bütçesinden ödenmelidir.

    “İNSAN HAKLARINI KULLANABİLMEK İKTİDARIN LÜTFU OLAMAZ”

    Bir kısım adli tutuklu ve hükümlüler için getirilen infaz ertelemesine dair yasadan tutuklu avukat meslektaşlarımız, siyasetçi ve gazeteciler faydalandırılmamıştır.
    Anayasal eşitlik ilkesi ihlal edildiği gibi infazda yaratılan iki başlılık çok başlı canavara dönüştürülmüştür.
    Kamuoyunun da yakından takip ettiği üzere, Ankara ve Diyarbakır baroları ile ilgli olarak gerek sosyal medyada gerekse Havuz medyasının yayın organlarında bir linç kampanyası sürdürülmektedir. Bu linç kampanyasına sebep olarak; diyanet işleri başkanın 24.04.2020 tarihinde yapmış olduğu konuşmasındaki değerlendirmelere ilişkin olarak, Barolarımızın yapmış oldukları açıklamalar gösterilmektedir. İktidara yaranmada yarışan bu zevat; kasıtlı olarak açıklamanın bir cümlesini çarpıtarak toplumun hassasiyetlerini manipüle etme gayreti içerisine düşmüştür. Siyasi iktidarda gündem değiştirme amacıyla, bu konuyu daha da kabartarak bir üst seviyeye taşımış, Adalet bakanının Baroyu hedef gösterdiği tweeti üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Ankara Barosu hakkında ve aynı gerekçelerle Diyarbakır Cumhuriyet başsavcılığı da Diyarbakır Barosu hakkında resen soruşturma başlatmıştır.
    Öncelikle Her iki Baromuzun konuya ilişkin açıklamaları, tarafımızca titizlikle okunmuş ve ancak milletimizin dini değerlerini veya başkaca herhangi bir değerini aşağılayan bir ibare, ima görülmemiştir.

    Tüm toplumların değerlerine saygıyı şiar edinmiş Dersim barosu YK olarak; iddia edildiği gibi bir ötekileştirmenin veya bizim gibi düşünmeyenlerin değerlerinin aşağılamanın karşısında ilk saflarda yer alacağımızı belirtmek isteriz. Bununla birlikte, Diyanet işleri başkanının açıklamaların da kabul etmediğimizi, toplumun bir kesimini küçük düşürücü, ayrıştırıcı ve öteki saydığını ifade etmek isteriz.
    Bu itibarla, Ankara ve Diyarbakır barosuna karşı başlatılan linç girişimin karşısında yer aldığımızı, Ankara ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı haksız ve uluslar arası hukuka aykırı soruşturmanın her aşamasında,
    Hem Diyarbakır ve Ankara barosu ile sonuna kadar dayanışma içerisinde olacağımızı kamuoyuna saygıyla belirtmek isteriz.Aynı zaman da iktidarın adli yıl rövanş saldırısı olarak değerlendirdiğimiz bu çaba kendine muhalif meslek örgütlerininin temsil sisteminin de raftan indirilerek nisbi temsile geçme ve kendi yandaşlarını koruma gayreti olduğunu da görüyoruz.

    “BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ, YAŞASIN 1 MAYIS”

    Henüz 19 yaşında olmasına rağmen çalışmak zorunda olan göçmen bir işçi genç, sırf dur ihtarına uymadığı gerekçesi ile polis tarafından sokak ortasında kurşunlanarak can vermiştir. İşçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs’a yaklaşılan bu günlerde, hangi milletten olursa olsun işçi sınıfı ve emekçi halkın bir evladı bu şekilde sırf sokağa çıktı ve dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle öldürülemez. 3 metreden ateş eden ve herhangi bir fiili saldırıya maruz kalmadığı açık olan polisin bu şekilde silah kullanma yetkisi olmadığı gibi buna zemin hazırlayan yasal düzenlemeler, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Anayasa hükümleri çerçevesinde derhal ortadan kaldırılmalıdır.
    Hak ve özgürlüklerimizin gasbına engel olmak için; örgütlenme, düşünce, ifade ve hak arama özgürlüğü haklarımızdan da özgürlüklerimizden de birlikte mücadele etmekten de geri durmayacağız. Yaşasın 1 Mayıs.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu 1 Mayıs’a katılım çağrısı yaptı-VİDEO

    Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu 1 Mayıs’a katılım çağrısı yaptı-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’da 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı hazırlıklarını sürdüren Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri “1 Mayıs meydanlarında nasıl bir memleket istediğimizi kol kola, omuz omuza dile getireceğiz. Tüm Adıyaman halkını mitingimize bekliyoruz” diyerek 1 Mayıs’a katılım çağrısı yaptı. 

    Adıyaman’da 1 Mayıs İşçi ve Emekçi bayramı hazırlıklarını sürdüren Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri Demokrasi Parkında bir araya gelerek Kürtçe ve Türkçe yazılı “Yaşasın 1 Mayıs” pankartı açtı. Sık sık “Biji yek Gûlan”, “Yaşasın 1 Mayıs” sloganları atan kitle basın açıklaması yaptı.

    Emek ve Demokrasi Platformu adına basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen Adıyaman Şube Başkanı Mehmet Dağdeviren 1 Mayıs’a katılım çağrısı yaptı.

    “HERKESİN GÜVENCELİ VE İNSANCA ÇALIŞTIĞI BİR İŞİ OLSUN”

    Açıklamaya Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Memleket isterim” şiirini okuyarak başlayan Dağdeviren, “İşçisi, kamu çalışanı, işsizi, emekçisi, emeklisi, aydını, sanatçısı, gazetecisi, öğrencisi, esnafı, kadını, genci, yaşlısıyla dolduracağımız 1 Mayıs meydanlarında nasıl bir memleket istediğimizi kol kola, omuz omuza dile getireceğiz” ifadelerini kullanarak şöyle devam etti:

    “Bizim memleket dediğimiz, küçük bir azınlık için değil, bir avuç patron ve yandaş sermaye için değil, halkın emekçi çoğunluğu için yaşanabilir bir memlekettir. Biz memleket isteriz, ekonomik krizin faturasını krizin sorumluları ödesin. Bizim memleket dediğimiz, ülkenin birikimlerinin varlık fonu adı altında talan edildiği, işsizlik fonunun patronlara, bankalara peşkeş çekildiği, kıdem tazminatımıza bile göz konulduğu bir ülke değildir. Biz memleket isteriz, herkesin güvenceli ve insanca çalıştığı bir işi olsun. Bizim memleket dediğimiz, ölümüne çalıştırıldığımız iş yerleri, açlık ve yoksulluk sınırının altında ücretler, taşeron köleliği, güvencesizlik değildir. Biz memleket isteriz, çalışırken ölmeyelim, insanca yaşayabilelim.Yıllardır ceplerini doldururken sırtımızdan elde ettikleri nimetleri kimseyle paylaşmayanların, ‘hep bana’ diyenlerin, işimize, aşımıza, haklarımıza el uzatanların çiftliği değildir memleket. Biz memleket isteriz, adalet olsun, zam-zulüm-işsizlik son bulsun.”

    “BİZLER BU ÜLKENİN DEĞERLERİNİ VE GÜZELLİKLERİNİ YARATANLARIZ”

    “1 Mayıs Birlik Mücadele ve Dayanışma günümüzü taleplerimizle, rengarenk bayraklarımızla, türkülerimizle, halaylarımızla, karanfillerimizle tek yürek olarak, en kitlesel ve en coşkulu biçimde kutlamak istiyoruz” diyen Dağdeviren, “Bizler, bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini yaratanlarız. Bizler yaşamı var edenleriz. Bizler bugün baskıcı ve akıl dışı bir rejimin harap ettiği memleketimizi ve demokrasiyi yeniden kuracak olan emekçileriz. Emperyalist kapitalist sistemin, faşizmin ve her türden gericiliğin, savaşlarla, ekonomik krizlerle, ekolojik felaketlerle yıkıma sürüklediği dünyayı, savaşsız ve sömürüsüz bir dünyaya dönüştürecek olan bizleriz. Baharın en güzelini örgütleyecek olan, istibdatı yıkıp hürriyeti kuracak olan, demokrasiye gerçek anlamını kazandıracak olan, mutlu bir hayatı filizlendirecek olan milyonlar 1 Mayıs meydanlarında buluşacak. Emeğin ve alın terinin baharını örgütleyecek olan mücadelemizle, işçi sınıfının ve emekçi halklarımızın birliğinden gelen gücümüzle, dayanışma ruhumuzla; ekmek, gül ve hürriyet günlerine olan inancımızla, ‘Haydi 1 Mayıs’a’” diye konuştu.

    Adıyaman 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı kutlamaları için saat 11.00’ de itfaiye meydanında toplanılarak mitingin yapılacağı alan olan Mustafa Yücel Özbilgin Parkı’nın yanında bulunan miting alanına kortej halinde yürünecek. Saat: 12.00’de sanatçı Rewşan Çeliker’in de ezgileri ile katılacağı 1 Mayıs mitingi yapılacak.

    ADIYAMAN/PİRHA

  • Garip Dede Dergahı’ndan Fırat: Emeği görünür kılmak için 1 Mayıs’ı kutlayacağız

    Garip Dede Dergahı’ndan Fırat: Emeği görünür kılmak için 1 Mayıs’ı kutlayacağız

    PİRHA – 1 Mayıs işçi ve emekçi bayramına ilişkin Garip Dede Dergahı Kadın Kolları Komisyon Başkanı Aylin Fırat  yayınladığı mesajda, “Emeğin görünür kılınması, barış, kardeşliğin yeniden inşa edilmesi için 1 Mayısta kadın erkek ayırımı yapmadan biz de emekten, adaletten ve haktan yana olacağız”dedi. 

    1 Mayıs işçi ve emekçi bayramı vesilesiyle İstanbul’da bulunan Garip Dede Dergahı Kadın Kolları Komisyon Başkanı Aylin Fırat mesaj yayınladı.

    “EMEKTEN, HAK VE ADALETTEN YANA OLACAĞIZ”

    İşçi ve emekçi bayramının tüm dünyada işçi sınıfının hak, adalet ve daha iyi bir yaşam için gereken reformların mücadele günü olduğunu söyleyen Fırat, Garip Dede Dergahı’nın tüm farklılıkları ile halkların ayırımsız, acı ve kederini paylaşmakta, özgür ve adil bir ülke, kültürel, sosyal, siyasal ve inançsal değerlerin halkların öz iradesiyle güzelleşeceğine inandığını söyledi.

    Irkçı ideolojilerin ve egemen güçlerin köle düzenini toplumsal cinsiyet üzerine kurduklarını ifade eden Fırat, inancı gereği kadın erkek ayırımı yapmadan 1 Mayıs dünya işçi ve emekçi bayramını kutlayacaklarını söyledi.

    Tüm toplumun ideolojik siyasete alet edildiğini belirten Aylin Fırat, şöyle devam etti:

    “Eğitimsiz, bilinçsiz ve kendi öz değerlerine düşman yaşama anlam veremediğini, farklılıkları düşman görenlerle ilişki kurmada kaygı duyuyoruz. İncinmişliğinden, zayıflıklarından, yoksunluklarından birbirini sorumlu tutan, başkasının acısına sevinen, kendisiyle yüzleşemeyen, açlık ve tokluk arasında uçurum yaşayan bireyler yetiştirip, halkların birbirine düşman edildiği, kocaman belirsizliğin olduğu, geleceğe dair hiçbir planı ve umudu olmayan, ölümlere alışan, katilleri ve katliamları sıradan gören, boyun eğen, inkar eden, yaşadığı acıdan ders almışcasına korkan ve bu durumun değişmeyeceğine inan hastalıklı bir toplum düzeyindeyiz.

    Bu hastalığın kaynağı cehalet ve bilgisizliğin bireylere özellikle kadınlara dayatıldığını biliyoruz. İşte tüm bunlara karşı emeğin görünür kılınması, barış, kardeşliğin yeniden inşa edilmesi için 1 Mayısta kadın erkek ayırımı yapmadan biz de emekten, adaletten ve haktan yana olacağız.” (HABER MERKEZİ)