Etiket: 1. yıl

  • Avrupa Arap Alevileri Federasyonu: 7 Mart “Kara Cuma” Alevilere yönelik katliamlar unutulmayacak!

    Avrupa Arap Alevileri Federasyonu: 7 Mart “Kara Cuma” Alevilere yönelik katliamlar unutulmayacak!

    PİRHA- Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, 7 Mart 2025’te Suriye’de Alevilere yönelik gerçekleştirilen saldırıların yıl dönümünde yaptığı açıklamada, yaşananların “Kara Cuma” olarak tarihe geçtiğini belirterek uluslararası topluma sessiz kalmama çağrısı yaptı.

    Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, Suriye’de Alevilere yönelik 7 Mart 2025’te gerçekleşen saldırıların yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, 7 Mart’ın Suriye’de yaşayan Aleviler için tarihe “kara bir gün” olarak geçtiği ifade edildi.

    Açıklamada o gün cami hoparlörlerinden yapılan “cihada çağrı” anonslarıyla harekete geçirilen radikal ve fanatik grupların Alevi köylerine saldırdığı ve sivilleri hedef alan katliamların başladığı belirtildi.

    “Silahlanan kalabalıklar köylere girerek yalnızca Alevi oldukları için insanları katletmiş, evleri yakmış, köyleri boşaltmış ve masum sivilleri hedef almıştır. Bu saldırılar günlerce sürmüş ve arkasında derin bir yıkım bırakmıştır” denilen açıklamada, bugün söz konusu saldırıların birinci yıl dönümü olduğu vurgulandı.

    Federasyon, katledilen tüm canları saygıyla andıklarını belirterek yaşananların unutulmayacağını ve unutturulmayacağını kaydetti.

    Açıklamada, Suriye’nin özellikle sahil bölgesinde yaşayan Alevilerin son bir buçuk yıl içinde ağır bir trajedi yaşadığı ifade edilerek kadın, çocuk ve yaşlı demeden binlerce insanın katledildiği, köylerin boşaltıldığı ve insanların göçe zorlandığı belirtildi. Bölgeden gelen bilgilere göre bu süreçte on binlerce Alevinin hayatını kaybettiği aktarıldı.

    “ZULÜM KATLİAMLARLA SINIRLI DEĞİL”

    Federasyon açıklamasında, yaşananların yalnızca katliamlarla sınırlı olmadığına da dikkat çekerek tehcir politikalarının, ekonomik baskıların, işten çıkarmaların, yağma ve kaçırma olaylarının sürdüğü ifade edildi.

    Alevi kadınlarının kaçırıldığına ve insanlık onurunu ayaklar altına alan uygulamalara maruz bırakıldığına dair haberlerin gelmeye devam ettiği belirtilen açıklamada, uluslararası toplumun sessizliğinin kabul edilemez olduğu vurgulandı.

    “Sivillerin katledildiği, insanların inançları nedeniyle hedef alındığı bir ortamda suskun kalmak, yaşanan zulmün sürmesine zemin hazırlamaktadır” denilen açıklamada uluslararası topluma çağrı yapıldı.

    Federasyon, Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların derhal durdurulmasını, katliamları araştırmak için bağımsız uluslararası soruşturma komisyonlarının kurulmasını ve insanlığa karşı suç işleyenlerin yargı önüne çıkarılmasını istedi. Ayrıca azınlık halkların güvenliğini sağlayacak uluslararası mekanizmaların oluşturulması gerektiği belirtildi.

    Dünyanın birçok ülkesinde katliamların yıl dönümü dolayısıyla yürüyüşler ve anma etkinlikleri düzenlendiği belirtilen açıklamada, tüm vicdan sahibi insanlara bu etkinliklere katılma ve yaşananların unutulmaması için ses yükseltme çağrısı yapıldı.

    Alevi toplumunun tarih boyunca birçok kez katliamlarla karşı karşıya kaldığı belirtilen açıklamada Maraş, Çorum, Dersim, Sivas ve Gazi katliamlarının hâlâ hafızalarda olduğu ifade edildi.

    Açıklama şu sözlerle son buldu:

    “Aleviler yalnız değildir.
    Aleviler sahipsiz değildir.
    Aleviler unutulmayacaktır.
    Hafızamız diri, irademiz güçlüdür.
    Bizler susmayacağız.
    Gerçekleri anlatmaya devam edeceğiz.
    Adalet sağlanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
    Unutmayacağız.
    Unutturmayacağız.
    Sessiz kalmayacağız.”

    HABER MERKEZİ

  • 27 Şubat 1 yaşında: Gözler İmralı’dan gelecek mesajda!

    27 Şubat 1 yaşında: Gözler İmralı’dan gelecek mesajda!

    PİRHA- Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısının birinci yıl dönümünde, Türkiye basını sürecin bilançosunu manşetlerine taşıdı. Hukuki düzenlemeler, demokratik entegrasyon ve bugün yapılması beklenen basın toplantısı, gazetelerin ortak gündemi oldu.

    27 Şubat 2026 itibarıyla Türkiye medyası, bir yıllık sürecin kritik noktalarını okuyucusuna aktardı. Cumhuriyet, Sözcü, Hürriyet, Star, Yeni Şafak, BBC Türkçe ve T24, sürecin birinci yılına dair değerlendirmeleri, hukuki beklentileri ve siyasi gelişmeleri öne çıkardı. Ortak nokta, bugün yapılacak basın toplantısı ve yeni mesaj beklentisi oldu.

    CUMHURİYET GAZETESİ- GÖZLER YENİ MESAJDA

    Cumhuriyet gazetesi, manşetinde “Gözler Yeni Mesajda” başlığını kullandı. Gazeteye göre, sürecin ilk yılında ateşkes, silah imha ve komisyon raporları önemli adımlar oldu. Bugün yapılacak açıklamayla Öcalan’ın yeni mesajının duyurulması bekleniyor.

    SÖZCÜ GAZETESİ- 1 YILDA NE DEĞİŞTİ?

    Sözcü gazetesi süreci kronolojik olarak ele aldı. Ateşkes, kongre, silah bırakma ve komisyon raporları sürecin başlıca adımları olarak sıralandı. Gazete, bugün hukuki düzenlemeler ve demokratik entegrasyon beklentisinin ön plana çıktığını vurguladı.

    HÜRRİYET GAZETESİ- UMUT VE BEKLEYİŞ

    Hürriyet gazetesi, dış sayfadan verdiği haberinde “Umut ve Bekleyiş” başlığını kullandı. Gazete, DEM Parti’nin Ankara’daki basın toplantısını öne çıkararak, sürecin ikinci aşamasına dair umut ve beklentileri aktardı.

    STAR GAZETESİ- SÜREÇTE İKİNCİ AŞAMAYA ODAK

    Star gazetesi, sürecin ikinci aşamasını manşetine taşıdı. Komisyon raporunun TBMM’de görüşülmesinin ardından gözler yasal ve anayasal düzenlemelere çevrildi. Gazete, demokratik entegrasyon adımlarının kritik olacağını yazdı.

    YENİ ŞAFAK- TARİHSEL ÇAĞRI 1 YAŞINDA

    Yeni Şafak, “Tarihsel Çağrı 1 Yaşında” başlığıyla, çağrının bir yıllık bilançosunu aktardı. Silah imha töreni, ateşkes ve sürecin ilerleyen adımları detaylandırıldı. Gazete, sürecin ikinci aşamasında yasal düzenlemelerin belirleyici olacağını vurguladı.

    BBC TÜRKÇE- GEÇİŞ HUKUKU VE DEMOKRATİK ENTEGRASYON

    BBC Türkçe, sürecin hukuki boyutunu öne çıkardı. Komisyon raporundaki anayasal ve demokratik entegrasyon maddeleri, gazeteye göre sürecin kritik adımlarını oluşturuyor. Bugün yapılacak basın toplantısı bu beklentileri şekillendirecek.

    T-24- BAŞKANLARIN ORTAK AÇIKLAMASI BEKLENİYOR

    T24, DEM Parti eş genel başkanları ve İmralı heyeti üyelerinin katılacağı basın toplantısının bugün gerçekleşeceğini aktardı. Gazete, sürecin ikinci aşamasının kamuoyuna aktarılacağı ve hukuki-diplomatik mesajların duyurulacağını yazdı.

    HABER MERKEZİ


    Sonuç:

    27 Şubat 2026 itibarıyla Türkiye basını, Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının birinci yıl dönümünü hukuki düzenlemeler, demokratik entegrasyon ve bugün yapılacak basın toplantısı ekseninde ele aldı. Ortak vurgu, sürecin ikinci aşamasının ve yeni mesajın kamuoyuna açıklanacak olması oldu.


  • Dersim’de kayyımın 1. yılı: Halkın iradesi gasp edilemez!-VİDEO

    Dersim’de kayyımın 1. yılı: Halkın iradesi gasp edilemez!-VİDEO

    PİRHA-Dersim Belediyesi’ne atanan kayyımın 1. yılında Dersim Emek ve Demokrasi Platformu Yeraltı Çarşısı üstünde basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Demokratikleşme adı altında yürütülen müzakere görüşmelerinde eğer somut adımlar atılacaksa; başta Kürt halkının demokratik talepleri güvence altına alınmalı, buna bağlı olarak kayyumlar derhal geri çekilerek halkın iradesi teslim edilmelidir” denildi.

    22 Kasım 2024 tarihinde Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ve Birsen Orhan’ın yerine kayyım atanmıştı. Dersim Belediyesi’ne atanan kayyımın 1. yılında Dersim Emek ve Demokrasi Platformu Yeraltı Çarşısı üstünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı platform adına yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak okudu.

    ‘Kayyumlar gidecek halk kalacak, halkın iradesi gasp edilemez’ pankartının açıldığı açıklamaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Karakoçan Belediyesi Eş Başkanı Cafer Oğur, yerlerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ve Birsen Orhan ile Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı.

    “HALKIMIZIN SEÇME VE SEÇİLME HAKKI ELİNDEN ALINMIŞTIR”

    Açıklamada ilk sözü alan yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Başkan Yardımcısı Mustafa Taşkale, konuşmasında şunları ifade etti:

    “Tam bir yıl önce 22 Kasım’da güvenlik güçleri tarafından belediye işgal edildi ve halkın iradesi gasp edildi. Kayyım bir yıldır halkımızın iradesini gasp etmiş ve halkımızın en demokratik hakkı olan seçme ve seçilme hakkı, özgürlük hakkı elinden alınmıştır.”

    “HALKIN İRADESİ TESLİM EDİLMELİDİR”

    Tek adam iktidarının sandıkta kazanamadığı belediyeleri kayyım atayarak ele geçirme tutumunu artık bir yönetme tarzı haline getirildiğini belirten yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, “İktidar, devlet baskısıyla halkın iradesine, seçme ve seçilme hakkına ipotek koymuş ve bu uygulamadaki ısrarına da devam etmektedir. Hukuki olmayan gerekçelerle halkın iradesinin gasp edilmesi dayanağı bugün artık boşa çıkmıştır. Bir hukuksuzluktan bahsedilecekse bu hukuksuzluk halk iradesinin gasp edilmesinin ta kendisidir. Dersim’den bir kez daha sesleniyoruz; Demokratikleşme adı altında yürütülen müzakere görüşmelerinde eğer somut adımlar atılacaksa; başta Kürt halkının demokratik talepleri güvence altına alınmalı, buna bağlı olarak kayyumlar derhal geri çekilerek halkın iradesi teslim edilmelidir” dedi.

    “KAYYIMLAR HALKIN İRADESİNİN GASP EDİLMESİDİR”

    Halkın yönetime ortak olmasını tehdit olarak gören anlayış nedeniyle belediyelere kayyım atandığını vurgulayan Dersim Belediyesi Meclis Üyesi Mehmet Yüksel, “Halkın içinde olmadığı, halkın iradesinin olmadığı bir anlayışı kabul etmiyoruz. Kayyımlar, halkın iradesinin gasp edilmesidir. Biz kayyımların bir an önce geri çekilerek halkın iradesi ile seçilen kişilerin yine demokrasi gereği sandıkla gitmesini savunuyoruz” diye belirtti.

    “KAYYIM DÜZENİ TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİK İTİBARINI ZEDELEYEN BİR UYGULAMADIR”

    Halkın iradesini gasp eden her uygulamanın karşısında olduklarını ifade eden CHP Dersim İl Başkanı Berkay Gündoğan, “Kayyım atamaları demokratik bir ülkenin kabul edilebileceği bir durum değildir. Halkın seçtiği belediye başkanlarını görevden almak demek demokratik yönetimi yok saymak, yerel yönetim hakkına müdahale etmek ve hukukun üstünlüğünü zedelemektir. Halkın iradesi asla gasp edilemez. Kayyım düzeni Türkiye’nin demokratik itibarını zedeleyen bir uygulamadır. Dersim halkının iradesi hiçbir zaman sahipsiz kalmamıştır, bundan sonra da kalmayacaktır. Atanan kayyumlar halkın seçme ve seçilme hakkını yok saymakta, yerel demokrasiyi boğmaktadır” şeklinde konuştu.

    “KAYYIM SİYASETİ GÜVENSİZLİĞİ ÖREN BİR SİYASET BİÇİMİDİR”

    Kayyım politikalarının ülkenin demokrasisine yapılmış bir darbe olduğunu söyleyen DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Dersim coğrafyası sol ve sosyalist bir coğrafya olduğu için bugüne kadar çok bedeller ödemiştir. Bu yüzden de Dersim’e yönelik daha özel politikalar uygulanmaktadır. Belediyeye kayyım atanması da bu politikaların bir parçasıdır. Bu süreçte bu topraklarda barışın ve demokrasinin inşa edilmesi için çalışma yürütmemiz gerekiyor. İşte o zaman bu topraklarda kayyım siyaseti son bulacak. Kayyım siyaseti çözümü ören değil, güvensizliği ören bir siyaset biçimidir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Adıgüzel Erbaş Dede’nin Hakk’a yürümesinin 1. yılı

    Adıgüzel Erbaş Dede’nin Hakk’a yürümesinin 1. yılı

    PİRHA- Seyit Sultan Söylemezoğlu Ocağı pirlerinden Adıgüzel Erbaş’ın Hakk’a yürümesinin bugün 1. yılı. Erbaş, solunum ve böbrek yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü Çorum Erol Olçuk Eğitim ve Araştırması Hastanesi’nde Hakk’a yürümüştü. 

    Seyit Sultan Söylemezoğlu Ocağı pirlerinden Adıgüzel Erbaş, sağlık sorunlarıyla nedeniyle tedavi gördüğü Çorum Erol Olçuk Eğitim ve Araştırması Hastanesi’nde 30 Haziran 2023 tarihinde Hakk’a yürümüştü.

    Adıgüzel Dede, Çorum Alaca’ya bağlı Karatepe Köyü’nde toprağa sırlanmıştı. Adıgüzel Dede’nin vasiyeti üzerine erkanı deyişler ve gülbenglerle gerçekleşmişti. Ömrünü Alevi inancı ve öğretisinin yaşatılmasına adayan Dede Adıgüzel Erbaş’ın isteği yerine getirilmiş oldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘6 Şubat’ta yaşanan felaketin sorumlusu AKP iktidarıdır’-VİDEO

    ‘6 Şubat’ta yaşanan felaketin sorumlusu AKP iktidarıdır’-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Tabip Odası, KESK İstanbul Şubeler Platformu, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu ve DİSK İstanbul Bölge Temsilciliği, 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde Beşiktaş’ta Barbaros Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada, “İktidar yaşanan felaketten hiçbir ders çıkarmadığını deprem sonrasındaki uygulamalarıyla bir kez daha gösterdi” denildi.

    İstanbul Tabip Odası, KESK İstanbul Şubeler Platformu, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu ve DİSK İstanbul Bölge Temsilciliği, 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde Beşiktaş’ta Barbaros Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Basın açıklamasını TMMOB İstanbul İKK Sekreteri Seyfettin Avcı okudu. Açıklamada, ‘6 Şubat Depremini Unutmadık’ pankartı açıldı. Açıklamada sık sık ‘Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok’ ve ‘Katil devlet hesap verecek’ sloganları atıldı.

    “İKTİDAR, FELAKETTEN HİÇBİR DERS ÇIKARMADI”

    İktidarın deprem felaketinin sorumluluğunu üstlenmek yerine sorumluluğu başkalarının üzerine yıkmaya çalıştığını belirten Seyfettin Avcı, “İktidar yaşanan felaketten hiçbir ders çıkarmadığını deprem sonrasındaki uygulamalarıyla bir kez daha gösterdi. Yaşanan felaketler gibi bundan sonra da yaşanacak felaketlerin sorumluluğu da deprem vergilerinin dahi hesabını veremeyen AKP iktidarındadır. Benzer felaketlerin tekrar yaşanmaması için ranta dayalı politikaların terk edilmesinden başka bir yol yoktur” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gençlik Örgütleri: 6 Şubat, depremin sorumlularından hesap sorma günüdür-VİDEO

    Gençlik Örgütleri: 6 Şubat, depremin sorumlularından hesap sorma günüdür-VİDEO

    PİRHA-Gençlik Örgütleri, 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde Beyazıt Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Devletin yok saydığı yüz binlerce insanımız deprem bölgelerinde göçük altında kaldı. Bizler, hemen deprem bölgesine gitmek için yola koyulanlar gördük ki, göçük altında insanlarımız çığlık çığlığayken, sorumlular kulaklarını tıkadılar” denildi.

    Gençlik Örgütleri, 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde Beyazıt Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını Gençlik Örgütleri adına Şifanur Çetin okudu. Açıklamada sık sık ‘Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok’ ‘Katliamın hesabını gençlik soracak’ sloganları atıldı.

    “DEPREM BÖLGELERİNDE YÜZ BİNLERCE İNSANIMIZ GÖÇÜK ALTINDA KALDI”

    6 Şubat’ta gerçekleşen depremin sorumlularından hesap sormak için bir araya geldiklerini ifade eden Şifanur Çetin, “Devletin yok saydığı yüz binlerce insanımız deprem bölgelerinde göçük altında kaldı. Bizler, hemen deprem bölgesine gitmek için yola koyulanlar gördük ki, göçük altında insanlarımız çığlık çığlığayken, sorumlular kulaklarını tıkadılar. Bugün, yüzbinleri katleden devlet, depremde 130 bin insanı ölüme mahkûm ettiğini kendi ağzıyla da açıklıyor” dedi.

    “SORUMLULARDAN HESAP SORACAĞIZ”

    6 Şubat’ın hesap sorma günü olduğunu vurgulayan Çetin, “Deprem haberini alır almaz nasıl seferber olduysak, öfkeden gözümüze nasıl uyku girmediyse, bugün de hesap sormadan yaşanacak onurlu bir yaşamın olmadığını biliyoruz. Tıpkı bir yıl önce olduğu gibi bugün de yaşamlarımıza sımsıkı sarılmak, dayanışmayı büyütmek ve yaşamı yeniden yaratmak için yan yana geleceğiz, örgütleneceğiz. Sömürü ve ölüm düzeninin sorumlularından hesap soracağız” diye belirtti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 6 Şubat depremlerinin 1. yılında yurttaşlar anılıyor: Affetmeyeceğiz, helalleşmeyeceğiz!

    6 Şubat depremlerinin 1. yılında yurttaşlar anılıyor: Affetmeyeceğiz, helalleşmeyeceğiz!

    PİRHA-6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin üzerinden tam 1 yıl geçti. Depremin gerçekleştiği saatte birçok kentte anmalar yapıldı. 

    6 Şubat’ta Maraş’ın Pazarcık ilçesinde saat 04.17’de 7,7 büyüklüğünde, Elbistan ilçesinde saat 13.24’te 7,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Resmi açıklamalara göre iki büyük depremde 53 binden fazla can kaybı yaşandı. Depremlerin yaşandığı illerde yaşamını yitirenler için saat 04.17’de yürüyüşler ve anmalar yapıldı.

    URFA
    Urfa Emek ve Demokrasi Platformu’nun çağrısıyla Haliliye ilçesindeki İpekyolu caddesinde bulunan ve depremde yıkılan bir binanın önünde anma yapıldı. Yıkılan binanın olduğu noktaya karanfiller bırakıldı, saygı duruşunda bulunuldu.

    Söz alan Urfa Tabip Odası Başkanı Bulut Ezer, sorumluların yargılanmamasına tepki gösterdi. Ezer, “Bu bir doğal afetti. Ama bu ölümler, yapay bir afet ile gerçekleşti. Sorumluluğu olanların açığa çıkması ve birilerinin hesap vermesi gerekiyordu. Ancak maalesef hiç kimse bu konuda sorumluluk almadı. Sadece helalleşmek istediler, insanlara ‘bizi affedin’ dediler. Ama biz asla affetmeyeceğiz, helalleşmeyeceğiz” dedi.

    MARAŞ
    Düzenlenecek anma ve hükümetin ihmaline gösterilecek tepkinin önüne geçmek için Maraş Valiliğinin apar topar aldığı yasak kararına rağmen halk Pazarcık ilçesinde anma yaptı. Hükümet Konağından Saat Kulesine sessiz yürüyüş yapan halk, ellerinde meşaleler taşıdı. Mumlar yaktı, yıkımın yaşandığı yere karanfiller bıraktı.

    DİYARBAKIR
    Amed Kent Koruma ve Dayanışma Platformu, 89 kişinin yaşamını yitirdiği Diyar Galeria Sitesi önünde anma gerçekleştirdi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) de katıldığı anmada saygı duruşunun ardından Platform Sözcüsü Elif Turan, “Bir yıl geçmesine rağmen acısı halen çok taze, kabuk bağlamayan bir yaramız var. Çünkü bu doğa olayı, alınamayan önlemler, bilimin ve tekniğin önemsenmemesinden kaynaklı bir felakete dönüştü” dedi.

    ADANA
    Adana’da Deprem Dayanışma Derneği, Çukurova ilçesinde depremde 96 kişinin yaşamını yitirdiği Alpargün Apartmanı’nın olduğu yerde anma gerçekleştirdi. Kentteki demokratik kitle örgütlerinin yanı sıra çok sayıda kişi anmaya katıldı. Anmada, depremde yaşamını yitirenlerin fotoğrafları taşındı, mum ve meşaleler yakıldı. Saygı duruşuyla başlayan anmada yurttaşlar gözyaşlarına hakim olamadı.

    Deprem Dayanışma Derneği’nden Yusuf Köse, deprem bölgesindeki halkın sorunlarının halen çözüme kavuşturulmadığını ifade etti. Köse, “Demokratik, dayanışmacı, hak arama talebinden vazgeçmeyen toplumları oluşturmak artık yaşamsal bir zorunluluktur. Birlikte düşünmek, karar almak zorundayız. Havamızı, suyumuzu, toprağımızı, kentlerimizi, köylerimizi, mahallerimizi ve birbirimizi korumak zorundayız. Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok” diye konuştu.

    Yaşanan depremde annesi, babası ve ağabeyi ile kedisini kaybeden Azem Yaren Coşkun, adalet talebinde bulundu.

    Osmaniye’de, depremde en fazla yıkımın yaşandığı Adnan Menderes Mahallesi’nde bulunan Metin Tamer Siteleri bölgesinde anma düzenlendi. Saygı duruşuyla başlayan anmada, dualar okundu. Anmada enkaz alanına karanfiller bırakıldı.

    ANTEP
    Antep’te katledilenler için yapılmak istenen anma polis ve belediye eliyle şova çevrilmek istendi ancak halk izin vermedi. Yüzlerce kişinin katılımıyla yapılması planlanan yürüyüş polis tarafından engellenince halk Polat Sitesi enkazı önünde bekledi. Burada amfi kurulup, dua okundu. Depremde yakınlarını kaybedenler yaşananlara tepki gösterdi: Affetmeyeceğiz, helalleşmeyeceğiz!

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Maraş ve Adıyaman’da yıkılan okulların yerine yeniden okul yapılmadı; travma atlatılamadı

    Maraş ve Adıyaman’da yıkılan okulların yerine yeniden okul yapılmadı; travma atlatılamadı

    PİRHA-6 Şubat depremlerinin üzerinden tam bir yıl geçti. Maraş’ta 593 okulun depremde hasar gördüğünü söyleyen Eğitim-Sen Maraş Şube Başkanı İsmail Tekardıç, “Depremin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen halen herhangi bir okulun temeli atılmadı” dedi. Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynel Polat ise “Yıkılan veya ağır hasarlı okulların yerine bir an önce yeni okulların yapılması gerekiyor” diye konuştu.

    6 Şubat’ta Maraş’ın Pazarcık ilçesinde saat 04.17’de 7,7 büyüklüğünde, Elbistan ilçesinde saat 13.24’te 7,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Resmi açıklamalara göre iki büyük depremde 53 binden fazla can kaybı yaşandı.

    Deprem nedeniyle 11 ilde yaşanan ağır yıkım nedeniyle eğitim öğretimin yapılma koşulları ortadan kalkmış durumda ve öğrenciler zor şartlarda eğitim ve öğretime devam etmek zorunda kaldı.

    Eğitim-Sen Maraş Şube Başkanı İsmail Tekardıç ve Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynel Polat, deprem bölgelerinde eğitimde yaşanan sorunları PİRHA‘ya anlattılar.

    “MARAŞ’TA 19 OKUL YIKILDI, 1 YILDIR HİÇBİR OKULUN TEMELİ ATILMADI”

    Maraş’ta 593 okulun depremde hasar gördüğünü söyleyen Eğitim-Sen Maraş Şube Başkanı İsmail Tekardıç, “19 tane okulumuz yıkıldı, 12 okulumuz da acil yıkılacak listesine alındı. Bunun sonucunda Milli Eğitim Müdürlüğü okulları yıkılmış öğrencileri farklı okullara taşıdı, bu durum büyük bir sıkıntı ortaya çıkardı. İkili eğitime geçilince öğrenciler karanlık saatlerde okullara gitmek zorunda kaldılar. Depremin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen halen herhangi bir okulun temeli atılmadı. Öğrencilerin birçoğu konteynerlerde kalıyor ve kurulan konteynerler şehir dışına kurulduğu için öğrencilerin okula gelmesi büyük sorun oluyor. Konteynerler çok küçük olduğu için öğrencilerin bu ortamlarda ders çalışması mümkün olmuyor” dedi.

    “ÇOCUKLAR OKULA AÇ GELİYOR, ÜCRETSİZ YEMEK VERİLMELİ”

    Yıkılan okullardaki öğrencilerin başka okullarda eğitim görmesinin en büyük sorun olduğunu belirten Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynel Polat, “Aynı yerde iki okulun öğrencileri eğitim görüyor bu durumda öğrencilerin sabah erken saatlerde okula gitmesine ve geç saatlerde okuldan çıkmasına yol açıyor. Okullara gitme noktasında öğrenciler zaman zaman sıkıntı yaşıyor. Okullarda bir öğün ücretsiz yemek verilmesini talep ediyoruz çünkü çocuklar bazen okullara aç geliyor.

    “ADIYAMAN’DA BİRAN ÖNCE YENİ OKULLARIN YAPILMASI GEREKİYOR”

    Eğitimde zaten eşitsizlikler vardı, depremle birlikte eğitimdeki eşitsizlik daha fazla arttı. Birçok öğrenci depremde yakınlarını kaybetti ve halen bu travmayı atlatamadılar. Yıkılan veya ağır hasarlı okulların yerine bir an önce yeni okulların yapılması gerekiyor” diye konuştu.

    Cihan BERK/İSTANBUL

  • Kürt siyasetçi Aysel Doğan’ın Hakk’a yürümesinin 1. yılı

    Kürt siyasetçi Aysel Doğan’ın Hakk’a yürümesinin 1. yılı

    PİRHA-Barış Grubu üyesi ve Kürt siyasetçi Aysel Doğan’ın Hakk’a yürümesinin 1. yılı. Almanya’da kanser tedavisi gören Aysel Doğan, 11 Mayıs 2022’de Hakk’a yürümüştü.

    Barış Grubu üyesi ve Kürt siyasetçi Aysel Doğan’ın Hakk’a yürümesinin 1. yılı. KCK operasyonları kapsamında 2011 yılında tutuklanan Doğan, cezaevinde  kansere yakalanmış, tahliye edilmesi yönünde yapılan başvurular üzerine 7 Mayıs 2015’te Yargıtay kararıyla serbest bırakılmıştı.

    Doğan, cezasının onanması sonrasında yurtdışına çıkmak zorunda kalmıştı.

    AYSEL DOĞAN KİMDİR?

    1953 Dersim doğumlu Aysel Doğan, değişik dönemlerde 17 yıl cezaevinde tutuldu. Gazi Üniversitesi beden eğitimi bölümünden mezun olan Doğan, Dersim’de bir süre spor öğretmenliği yaptı. Devletin ilk şiddetini 1980 darbesiyle yaşadı. Darbe yıllarında tutuklanan ve iki yıl boyunca hiç mahkemeye çıkarılmadan içeride tutulan Doğan, Kürt sorundan kaynaklı devlet terörünün estiği 1990’larda da yine hedefteydi. 1990 Mayıs ayında Dersim’de tutuklanan Doğan, Erzincan’da 11 ay tutuklu kaldı. Cezaevinden çıktıktan sonra 1991 genel seçimlerinde Dersim’de bağımsız aday oldu ve en çok oy almasına rağmen Meclis’e gitmesine izin verilmedi. Etrafındaki devlet şiddeti gittikçe daralan Doğan, o tarihten sonra Avrupa’ya iltica etti. Avrupa’ya gitse de yüreği Türkiye’de kalan Doğan, bütün yaşamı boyunca, halkının özgürlüğü ve barış için çalışmalar sürdürdü. Avrupa’da bulunduğu dönem boyunca KCK üyeliği de yapan Doğan, 1999 yılında Öcalan’ın çağrısı üzerine 2. Barış Gurubu üyesi olarak Avrupa’dan gelen heyet içerisinde yer aldı.

    Doğan, Türkiye’ye adım attığı gibi grup üyeleriyle birlikte tutuklandı. On yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu süreçte Malatya ve Elbistan hapishanelerinde kalan Doğan, 2009 yılında cezaevinden çıkar çıkmaz, siyasi çalışmalarına devam etti. Dersim’de Dersim Alevilik İnanç ve Kültür Akademisi Derneği’ni kurarak dernek bünyesinde çalışmalar yürüttü. Doğan, kurduğu dernek bünyesinde katıldığı eylem ve etkinlikler nedeni ile AKP hükümetinin başlattığı KCK operasyonunda gözaltına alınarak 28 Eylül 2011 tarihinde çıkarıldığı Malatya Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nce tutuklandı. Bir yıllık tutuklu yargılanmanın ardından 18 yıl ağır hapis cezasına çarptırılan Doğan, cezaevlerinde 2012 yılı sonbaharında PKK ve PAJK tuttukluları tarafından Öcalan’a uygulanan tecride son verilmesi için başlattıkları ölüm orucu eyleminin ikinci ekibinde yer aldı. Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri’nin kapatılmasının ardından 2014 yılında Yargıtay’da görülen Doğan’ın davası, yeniden örgüt üyeliğinden yargılanması talebiyle bozuldu. 18 yıl ağır hapis cezasına çarptırılan Aysel Doğan, sağlık sorunları nedeniyle Yargıtay kararıyla tahliye edilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tutuklu TV10’un çalışanlarına uygun koşulların sağlanmaması meclise taşındı

    Tutuklu TV10’un çalışanlarına uygun koşulların sağlanmaması meclise taşındı

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu bir yıla yakındır hukuksuz bir şekilde cezevinde tutuklu bulunan ve Muharrem ayı nedeni ile oruç tutan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir için uygun koşulların sağlanmamasını Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’’e sordu.   

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu Muharrem Ayı nedeni ile cezaevinde oruç tutan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir’e uygun koşulların sağlanmamasını Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e sordu.

    “TV10 EMEKÇİLERİNİN TUTUKLU YARGILANMALARI HUKUKSUZCA DEVAM EDİYOR”

    KHK ile kapatılan TV10 çalışanı Kemal Demir 25 Kasım 2017 günü gözaltına alınıp tutuklu yargılanmak üzere Silivri Cezaevi’ne gönderildiğini, akabinde de kanal yöneticileri Veli Haydar Güleç ile Veli Büyükşahin’nin de 10 Ocak 2018 tarihinde yapılan operasyonla gözaltına alınıp yine tutuklu yargılanmak üzere Silivri Cezaevi’ne gönderildiklerini hatırlatan Kenanoğlu, şunları belirtti:

    “Yaklaşık 1 yıldır tutuklu yargılanan TV10 emekçilerine dair suç teşkil edebilecek bir husus tespit edilememesinden ötürü iddianame hala oluşturulamamıştır. Fakat buna rağmen, tutuklu yargılamaları hukuksuz bir şekilde devam etmektedir. Ayrıca kendileriyle görüşebilmek amacıyla bakanlığınıza yapmış olduğumuz başvuru cevapsız kalmış ve bu yolla görüşmemiz yine büyük bir hukuksuzluk örneği sergilenerek engellenmiştir.”

    “YEMEKLER ORUÇ AÇMA SAATİNDE VERİLMİYOR”  

    Kenanoğlu, “11 Eylül itibariyle başlayan Matem Orucu’nu tutan tutsaklar, cezaevi yönetiminin bu durumu gözardı ettiğini ve oruç için sağlanması gereken uygun ortamın cezaevi yönetimi tarafından sağlanmadığını ifade etmişlerdir. Yemeklerin oruç açım saati gözetilerek verilmemesi ve yine Matem süresince tüketilmesinin yasak olduğu bildirilmesine rağmen yemeklerin içinde et olması bu anlamda gösterilen tavır açısından örnek teşkil etmektedir. Ayrıca, uzunca bir süre oruçlu vaziyette kalan TV10 emekçileri, oruç açımı için gerek gördükleri ihtiyaçların cezaevi yönetimi tarafından karşılanmadığını ve ekmek-peynir ile oruç açmak zorunda kaldıklarını iletmişlerdir” hatırlatmasında bulundu.

    “ALEVİ DEDESİ TALEPLERİ KABUL EDİLMEMİŞTİR”

    Daha önce de, kendi inançları uyarınca ibadetlerini yerine getirebilmeleri amacıyla Alevi Dedesi talebinde bulunan tutuklu TV10 çalışanlarının bu talebi karşılanmamıştır. Yanı sıra, yakınları tarafından gönderilen bağlama da cezaevi yönetiminin engellemelerinden ötürü TV10 emekçilerine ulaştırılamamıştır” diyen HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu bu kapsamda Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e şu soruları sordu:

    “-TV10 emekçilerinin maruz kaldığı hukuksuz yargılama bakanlığınız tarafından nasıl açıklanmaktadır?

    -Cezaevi yönetiminin Matem Orucu tutan tutsakların ibadetlerini gözardı eden hatta gerçekleştirdikleri ibadeti engellemeye yönelik takınmış oldukları kasıtlı tavra istinaden –tutsakların Matem Orucu tuttukları kendilerine iletilmesine rağmen aynı tavrın devam etmesinden mütevellit – bir girişiminiz, incelemeniz olacak mıdır?

    -Yakın zamanda Armutlu Cemevi’nde ve Erzincan’da şahit olduğumuz Alevilere ve Aleviliğe yönelik saldırılar, baskılar ve engellemelerin benzeri/devamı niteliğindeki uygulamalara cezaevlerinde de maruz kalındığı yönünde Alevi kamuoyunda oluşan kaygıları giderebilecek bir açıklamanız var mıdır?

    -Tutuklu ve hükümlü Alevilerin inançları uyarınca ibadet etmeleri ve bu anlamda gerekli gördükleri taleplerin karşılanmıyor olmasının gerekçesi nedir?

    -16 yıllık iktidarınız boyunca, her fırsatta, inanç noktasında hassasiyet taşıdığınızı ifade etmenize rağmen, konu Aleviler olunca bu hassasiyet neden gözardı edilip, tali bir hal almaktadır? Taşıdığınız hassasiyet yalnızca belli başlı gruplar ile mi sınırlıdır?

    -24 Haziran 2018 seçimleri öncesinde açıkladığınız seçim beyannamenizde, Alevilere yönelik vermiş olduğunuz taahhütler, seçim beyannameniz içerisinde yazılı olarak yer alan fakat uygulamada doğruluğu olmayan vaatler midir?” (HABER MERKEZİ)

  • Öker: En önemli hedef dünyadaki Alevilerin birliğini sağlamak olmalı-VİDEO

    Öker: En önemli hedef dünyadaki Alevilerin birliğini sağlamak olmalı-VİDEO

    PİRHA- Avrupa’da yaşayan Alevilerin 1 yılını değerlendiren Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker, bugün Avrupa’da Aleviliğin resmi olarak tanındığını ancak Türkiye’de ise bunun tam tersi bir durumun söz konusu olduğunu kaydetti. Öker’e göre zulüm yapan siyasal islamcı zihniyet dünyada örgütlü.  Dünyada Alevilerin de birliğinin kurulması sağlanmalı. 

    Haberin Videosu

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker, Avrupa’da ve Türkiye’de yaşayan Alevilerin durumunu PİRHA’ya değerlendirdi.

    Avrupa’da Alevilerin kazanımlar elde ettiğini belirten Öker, dünyada Alevilerin birliğinin sağlanması gerektiğini söyledi. Gençlerin Aleviliğe ilgisinin giderek arttığını ifade eden Öker, kadınların da gittikçe federasyonlarda, yönetimlerde yer aldığını ancak yeterli olmadığının altını çizdi.

    Türkiye’de Alevilerin siyasal islamcı zihniyetin baskısı altında olduğunu vurgulayan Turgut Öker, “Alevilik okullarda verilmiyorsa cemevlerinde verelim” dedi.

    İşte Öker’in sorularımıza verdiği yanıtlar:

    Avrupa’da bu 1 yıl içinde Aleviler nasıl çalışmalar yaptılar, ne tür sorunlarla karşılaştılar?

    Turgut Öker: Avrupa Alevi örgütlenmesinin 30. Yılına giriyoruz. 1988’de başlayan örgütlenme süreci seneye 30. Yılını doldurmuş olacak. Bu 30 yıl içinde Avrupa’nın bütün ülkelerinde cemevlerine kavuştuk. Federasyonlarımıza kavuştuk ve bu federasyonlar konfederasyon oluşturdu. Konfederasyon bünyesinde Avrupa Alevi Gençler Birliği, Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, Avrupa Alevi İnanç Kurulu, medya, işverenler gibi değişik toplumsal yapımıza uygun alan örgütlenmeleri de gerçekleşti. Bu 30 yılda en önemli kazanım şu: Avrupa’da Almanya, Danimarka, İsveç, Hollanda ve diğer küçük ülkelerde de devletlerle federasyonlarımız Aleviliğin özgün bir inanç olduğu noktasında anlaşmalar yaptı, yani devlet anlaşmaları yapıldı. Geçtiğimiz yıllarda bu resmiyete dönüştü. Eyaletlerin başbakanlarıyla bir araya gelindi. Aleviliğin kutsal günleri diğer inançların kutsal günleri gibi resmi tatil olarak kabul edildi. En önemli kazanımımız, okullarda Alevilik dersi veriyor olmamız ve bugün Alevilik derslerine katılan öğretmenlerin eğitildiği üniversitelerde Alevi kürsüleri oluştu. O kapsamda Avrupa’da her yıl yeni bir kazanımla yol alıyoruz. Yeni cemevlerinin sayısı artıyor.

    “GENÇLER, AVRUPA ALEVİ GENÇLER BİRLİĞİ İÇİNDE”

    Ben geçtiğimiz haftalarda İngiltere’deydim, İngiltere federasyonumuz 50 dönümlük alan üzerinde genel merkezini inşa etiler. O kapsamda son 30 yıl içerisinde biraz geride durmuş Aleviler hangi ülkede yaşıyorlarsa bu kazanımlar ışığında örgütlü yapı içerisine giriyorlar. Cemevlerine geliyorlar. En önemlisi orada doğup büyüyen gençler bugün Avrupa Alevi Gençler Birliği içerisinde, federasyonlar içerisinde artık görevler de alamaya başladılar. Ben gibi 30 yıldır bu işin içerisinde olan insanlar yerimizi gençlere bıraktık. Kendi ülkelerinde eğitim görmüş üniversite bitirmiş Avrupalılar gibi Almanca, İngilizce, Fransızca konuşan gençlerimiz bugün göreve gelmeye başladılar. O kapsamda bugüne kadar eksik olan diplomatik alanda da Avrupa Parlamentosu’nda, Avrupa Konseyi’nde Alevilerin sorunlarının temsili noktasında konfederasyon bünyesindeki diplomasi grubumuz da başarılı çalışmalara imza atmaya başladılar. Eskiden biz sadece sokakta eylem yapabilirdik, bugün Alevileri ilgilendiren bir durum söz konusu olduğunda doğruda muhataplara ulaşabiliyoruz. Yani onlara dosyalar verebiliyoruz, can alıcı sorunları direk aktarabiliyoruz.

    “AVRUPA’DAKİ BEKTAŞİLERLE İLİŞKİLERİMİZ OLUMLU BİR YÖNE GİDİYOR”

    Bu bir yıl içerisinde bir başka önemli gelişme oldu biz Balkanlar’da Bektaşilerin varlığını biliyorduk ama sadece yüzeysel bir bilgimiz vardı. Son bir yıl içerisinde AABK birkaç kez Avrupa parlamenterleriyle Makedonya’ya, Arnavutluk’a diğer Avrupa Birliği içerisindeki Balkan ülkelerine gidebildiler. Oradaki Bektaşilerin sorunlarını gün ışığına çıkarabildiler. O kapsamda Avrupa’daki Bektaşilerle eksik olan ilişkilerimiz de her geçen gün olumlu bir yöne gidiyor. Genel anlamda gördüğümüz kadarıyla 1.5 milyon Türkiye’den Avrupa’ya giden Aleviler vardı. Buna birden bir milyona yakın Bektaşi ilave oldu. Bu Avrupa Birliği bünyesinde önemli. Balkanlarda Bektaşilerin yaşadığı ülkelerde maruz kaldıkları sorunları artık kendi içlerinde Avrupa Parlamentosuna yolladıkları milletvekilleri üzerinden de gündeme getirebilecekler. O da bizim özlem duyduğumuz bir şeydi.

    “AP BÜNYESİNDE ALEVİ DOSTLUK GRUPLARI OLUŞTURUYORUZ”

    Avrupa Parlamentosu bünyesinde Alevi dostluk grupları oluşturuyoruz. Geçtiğimiz sene İngiltere’de bu oluştu, şimdi Almanya’da da diğer Avrupa ülkelerinde de Alevi olan veya Alevi dostu olan milletvekilleri Alevi dostluk grubu oluşturuyoruz parlamento bünyesinde. Geçtiğimiz aylarda Almanya’daki seçimlerde 6 Alevi kadın birisi bizim gençlik örgütümüzün uzun süre sekreterliğini yapan Elvan Korkmaz gibi gençlerimiz, artık Almanya Parlamentosu’nda milletvekili. Bunu da son derece önemsiyoruz. Kendi içimizdeki birliğimizin Avrupa’ya yansıması, Avrupa’nın siyasal yaşamında karar mekanizmalarında yer almamızı da son derece önemli görüyoruz.

    “ÖĞRETİMİZDE OLDUĞU GİBİ KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ YOK”

    Alevi kurumlarında, derneklerinde, federasyonlarında kadınlar yeterince yer alıyor mu?

    Öğretimizde ifade edildiği gibi kadın erkek eşitliği yok. Yani bu sadece lafta var. Ben de kişi olarak 30 yıl Avrupa Alevi örgütlenmesinde yöneticilik yapan bir insan olarak gördüğüm en büyük eksikliklerden biri bu. Yani bizim cami cemaatinden farklı olmamız lazım. Bunun örgütlenmede de karışık olması gerekiyor ama her geçen gün olumlu adımlar atıyoruz. Tüzükler değişiyor. Eş başkanlığa geçiliyor ve bugün birçok Avrupa’daki cemevlerimizin başkanları yeterli düzeyde değil. Ama her geçen gün bir önceki yıldan daha olumlu sonuçlar alabiliyoruz. Kadın arkadaşlarımız da yönetim mekanizmalarında, federasyonda, konfederasyonda yer alamaya başladılar.

    “ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEK İSTEYEN ZİHNİYET İŞ BAŞINDA”

    Almanya’da okullarda Alevilik dersleri veriyoruz, diyorsunuz. Türkiye’de Alevi çocuklara sünni inancı zorla öğretiliyor. Türkiye’de yaşayan Alevi toplumu sizin elde ettiğiniz hakların çok çok azından yararlanıyorlar. Avrupa’dan baktığınızda Türkiye’deki Alevilerin yaşadığı sorunları nasıl değerlendirirsiniz?

    Demokratik bir anlayış iş başında olduğunda ne kadar önemli kazanımlar elde ettiğimizi sıraladım biraz önce. Ben bu 30 yıl içerisinden Türkiye’yi de yakından takip ettim. Yani 2007 yılında biz Hasan Zengin, Eylem Zengin davasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürdük zorunlu din dersleri kalksın talebiyle. O günden bugüne cemevlerinin ibadethane olması gibi konularda bile AİHM karar verdiği an ben geldim. Türkiye’de yaprak kımıldamıyor. Benim gördüğüm yani bugün Alevi düşmanı, Alevileri asimile etmek isteyen bir zihniyet iş başında. Onlar iş başında olduğu müddetçe Alevilere hiçbir alanda eşit hak vermeyecekler. Bu anlamda inancımı, beklentimi yitirmiş durumdayım. Yani yıllarca biz eşit haklar başlığı altında bütün taleplerimizi tüm dünyaya haykırmamıza rağmen bırakın artı bir şey elde etmeyi her geçen gün eksiye gidiyor Türkiye’de Aleviler açısından. O anlamda da Aleviler ve Alevi hareketi olarak çok fazla devletten önümüzdeki dönmede olumlu bir şey bekleme yerine bizim yönümüzü kendi halkımıza dönmemiz lazım.

    “OKULLARDA ALEVİLİK DERSLERİ VERİLMİYORSA CEMEVLERİNDE VERELİM”

    Okullarda Alevilik dersi verilmiyorsa cemevlerinde verelim. Hiç değilse çocuklarımıza kendi öğretimizi kendi kurumlarımızda aktaralım. Bu mücadele bugünden yarına hedefe ulaşmayacağına göre hiç değilse çocuklarımız cemevlerimizde inancımızı tanıyarak büyüsünler. Yani kimlikleri oluşsun. Alevi olmanın ne olduğunu öğrensinler ve Alevi değerleri yok olmasın. O açıdan ben devletten bugüne kadar ki taleplerimizin önümüzdeki dönemde de karşılanmayacağından yola çıkarak çok fazla gereksiz yere devlet bir şey verecekmiş gibi beklentiye girmemek gerektiğine inanıyorum.

    “EN ÖNEMLİ HEDEF DÜNYADAKİ ALEVİLERİN BİRLİĞİNİ SAĞLAMAK OLMALI”

    Peki Avrupa’da Aleviler olarak mücadele yürütüyorsunuz. Bu yürüttüğünüz mücadelenin Türkiye’ye yansımasını da istiyorsunuz. Türkiye’ye bunun yansımasının ne kadar olduğunu düşünüyorsunuz ya da yansıyor mu?

    Bence bugün Alevi toplumunun en önemli hedefi tüm dünyadaki Alevilerin birliğini saplamak olmalı. Yani biz Balkanlardaki Bektaşilerden haberdar değildik, biz İran’daki Ehl-i haklar grubundan haberdar değildik. Biz Irak’taki Türkmenlerden savaş sürecine kadar Suriye’deki Arap Alevilerinden haberdar değildik. Biz Yavuz katliamından kurtulup da Arjantin’e gitmiş iki buçuk milyon Arap Alevisinden haberdar değildik. O anlamda ben bugün tüm dünyadaki Alevilerin bir araya gelerek tanış olmasını birbirini tanımasını, sorunlarını içinde bulunduğu koşulları tanıması anlamında bir dünya Aleviler platformuna ihtiyaç olduğuna inanıyorum.

    “BİZE ZULÜM YAPAN SİYASAL İSLAMCI ZİHNİYET TÜM DÜNYADA ÖRGÜTLÜ”

    Görüldüğü gibi tek tek ülkelerde kurtuluş yok. Çünkü bize yönelik baskı ve zulüm yapan siyasal İslamcı zihniyet tüm dünyada örgütlü. IŞİD barbarlığını görüyoruz. Yani her tarafta insanlığa saldırılar gerçekleştiriyor. O yüzden ben 2018 Alevi dünyasının en önemli hedeflerden birisini tüm dünyadaki Alevileri bir araya getirecek onları tanış yapacak, bir örgüt bir üst çatı oluşsun gibi bir beklentim yok. Yani yüzyıllarca birbirlerinden uzak kalmış insanların hemen bir çatı altında bir delik altında bir araya gelmesi mümkün değil. Ama en azından bir tanış olunmasını ben önümüzdeki sürecin en önemli hedefi olarak görüyorum.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevilerin sesi TV10’un OHAL kararnamesiyle kapatılmasının bugün 1. yılı

    Alevilerin sesi TV10’un OHAL kararnamesiyle kapatılmasının bugün 1. yılı

    PİRHA- Alevi toplumunun sesi TV10’un, Başbakanlık emriyle OHAL kararnamesiyle hukuksuz bir biçimde 28 Eylül 2016’da yayınının kesilmesinin bugün 1. yılı. 4 Ekim 2016’da da kapısı mühürlenen TV10’un çalışanları 51 haftadır İstanbul’da Cumartesi günü saat 14.00’te Galatasaray Meydanı’nda eylem yapıyor. Hukuki mücadelesi de süren Tv10 eylemine her hafta Alevi kurum yöneticileri, Alevi yurttaşlar, demokratik kitle örgütleri destek veriyor.  
    TV10 2011 yılından beri aralıksız Alevi toplumunun sorunlarını, ihtiyaçlarını, yol erkanını, Samsun’dan, Dersim’e, Tokat’an, Adıyaman’a, Terolara, Tekirdağ’a, Hacıbektaş’a, Antakya’ya ve Türkiye’nin her tarafında ekranlarına taşıyıp, Alevilerin sesi olmuştu.
    Ancak Tv10, 15 Temmuz sonrasında ilan edilen OHAL kararnamesiyle 28 Eylül 2016 tarihinde yayını kesildi. 4 Ekim’de ise kapısı mühürlendi.
    TV10 ÇALIŞANLARI 1 YILDIR EYLEM YAPIYOR
    TV10’un yeniden açılması için çalışanlar mücadele başlattı. Kanalın çalışanları 51 haftadır İstanbul’da Cumartesi günü saat 14.00’te Galatasaray Meydanı’nda eylem yapıyor. Eyleme her hafta Alevi kurum yöneticileri, Alevi yurttaşlar, demokratik kitle örgütleri destek veriyor.
    Ayrıca kapatılması sonrasında TV10’un avukatları, hukuki mücadeleyi de başlattı.
    Mal varlıkları TMSF’ye devredilen TV10’un mal varlıkları ihale yoluyla geçtiğimiz haftalar satışa çıkarıldı.
    13 Eylül’de TV10 avukatları ve Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin Ankara’da OHAL Komisyonu’na başvurdu. Alevilere ait bir yayın politikası izleyen ve 668 sayılı KHK ile kapatılan TV10’nun başvurusunu “KHK listesinde adı yok” gerekçesiyle OHAL Komisyonu reddetti.
     
    BAŞBAKANLIĞA BAĞLI KOMİSYON KAPATTI
    Bunun üzerine bir açıklama yapan Büyükşahin, “OHAL inceleme komisyon mağduriyetleri gidermek adına kuruldu. Biz başvuru yapmak için geldik. KHK listesinde adımızın olmadığını söylediler. Ama elimizdeki tutanaklarda KHK ile kapatıldığımız yazılıyor. Sonra öğrendik ki Başbakanlığa bağlı bir komisyon tarafından kapatılmış” demişti.

    TV10 LİSANS VE MALLARI 246 BİN TL’YE SATIŞA ÇIKARILDI   

    Kanalın lisans ve mallarının TMSF tarafından apar topar 246 bin TL fiyatla satışa çıkarıldığına dikkat çeken Büyükşahin, “Halbuki RTÜK’e başvuru yaptığınızda 80 bin dolar lisans parası ödemek zorundasınız. Bu televizyonunu TÜRKSAT’ta 239 bin liraya yakın depozitosu var. TV10 bugün kapatılmamış olsaydı ve biz satmaya kalksaydık daha fazla tutardı. Minareyi çalan kılıfı bulmuş. Bizi KHK ile kapatarak TMSF satışına onay veren aslında bu televizyonu kime satacaklarını belirlemişlerdir zaten. Yandaşlarına peşkeş çekmek için.” ifadelerini kullanmıştı.
    TV10 kanalının Alevilerin sesi olduğunu vurgulayan Büyükşahin, televizyonlarını geri istediklerini belirterek, “Alevilikte lokma çok önemlidir. Bu bizim inancımızda kültürümüzde olmazsa olmaz ritüellerinden biridir. Bu televizyon Alevi lokmaları  5-6 yıl ayakta kalabildi. Lokmalarım mutlaka sizin boğazınıza takılacak. Aleviler haklarını size helal etmeyecek biz de mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuşmuştu.
     TV10 avukatlarından Zülfükar Erden ise hukuki sürece ilişkin, “TV10 kapatıldıktan sonra bütün hukuki girişimlerde bulunduk. En son AİHM’e başvurma kararı aldık” dedi.
    (HABER MERKEZİ)

    SONY DSC