Etiket: 10 aralık

  • FEDA ve DAKB: İnsan hakları bir lütuf değil, her halkın doğuştan hakkıdır”

    FEDA ve DAKB: İnsan hakları bir lütuf değil, her halkın doğuştan hakkıdır”

    PİRHA – Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), 10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla yayımladıkları açıklamada, insan haklarının tüm halklar ve inançlar için eşit, devredilemez bir hak olduğuna dikkat çekti. Açıklamada, Kürt halkına, Türkiye Alevi toplumuna ve Suriye Alevilerine yönelik tarihsel ve güncel hak ihlallerinin görünür kılınmasının “insanlığın borcu” olduğu vurgulandı.

    Federasyonun açıklamasında, 10 Aralık’ın yalnızca bir anma günü değil; kimliği, dili, inancı ya da düşüncesi nedeniyle ezilen tüm halkların mücadele gününe işaret ettiği belirtildi.

    Açıklamada şu değerlendirmeler öne çıktı:

    Metinde, Kürt halkının kuşaklardan beri inkâr siyaseti ve eşitsizlikle mücadele ettiği, bu mücadelenin bugün daha görünür hale geldiği ifade edildi. İnsan haklarının, halkın iradesine saygı duymakla başladığı vurgulanarak, seçilmiş belediyelere kayyum atanmasının demokrasi ve insan haklarıyla bağdaşmadığı belirtildi.

    Ayrıca ana dilde eğitimin yasaklanmaması, kamusal alanda dil ve kültür nedeniyle dışlamanın son bulması gerektiği dile getirilerek, “Bir halkın türküsünün, kültürünün yasaklanmadığı bir yaşam insan hakkıdır” ifadelerine yer verildi.

    KAYIPLARIN VE FAİLİ MEÇHULÜN OLMADIĞI BİR ÜLKE”

    Açıklamada, basının özgürce yazabilmesi, gazetecilerin düşünceleri nedeniyle tutuklanmaması ve hakikatin suç sayılmadığı bir düzenin gerekliliği vurgulandı.

    Cezaevlerinde çıplak arama uygulamalarına son verilmesi, ağır hasta mahpusların sağlık hakkına erişebilmesi ve yaşamlarının son dönemini ailelerinin yanında geçirebilmelerinin temel bir insan hakkı olduğu belirtildi.

    Kayıplar, faili meçhuller ve gözaltında kaybetmelerin olmadığı bir ülke talep edilerek, “Bir ananın ömrü boyunca evladını beklemediği bir gelecek, insanca yaşamın temelidir” denildi.

    “İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ DEVLET KONTROLÜ DIŞINDA OLMALIDIR”

    Alevi toplumunun yüzyıllardır rıza ile ibadet ettiğini belirten federasyon, inancın devletin tekelinde yürütülmesine karşı çıktı. Her din ve inancın kendi dili ve ritüeliyle özgürce var olabilmesi gerektiği vurgulandı.

    Aynı çerçevede, farklı inançlara sahip köylerin kapısına egemen dini ibadethanelerinin dayatılmasının kabul edilemez olduğu ifade edilerek, “Devletin değil, halkların iradesinin belirleyici olduğu bir yaşam” talep edildi.

    Açıklama şu sözlerle sonlandırıldı:

    “İnsan hakları bir lütuf değil; her halkın, her inancın ve her bireyin doğuştan sahip olduğu vazgeçilmez bir haktır. Bu haklar tanınmadığında insanlığın kendisi eksik kalır. Bizler FEDA ve DAKB olarak, insanın haklarıyla insan olduğunun bilinciyle 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nü kutluyoruz. Dilimiz, inancımız, kültürümüz hakkımızdır. Adalet herkes için, özgürlük her halk içindir.”

    HABER MERKEZİ

     

  • İstanbul Barosu tarafından 10 Aralık İnsan Hakları Günü Sempozyumu düzenlendi- VİDEO

    İstanbul Barosu tarafından 10 Aralık İnsan Hakları Günü Sempozyumu düzenlendi- VİDEO

    PİRHA – 10 Aralık İnsan Hakları Günü vesilesiyle yapılan sempozyumda açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, Türkiye’de hak ve özgürlüklerin “paramparça edildiğini” vurguladı. Anayasa profesörü Kaboğlu konuşmasında “Siyasal sorumluluk mekanizmasını işletemediğiniz sürece hukuki sorumluluğu işletmeniz de mümkün olmuyor. Tıpkı bugün olduğu gibi” ifadelerine  yer verdi. 

    İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi, 10 Aralık İnsan Hakları Günü kapsamında sempozyum düzenledi.
    İstanbul Barosu Konferans Salonunda yapılan sempozyumun açılış konuşmasını Baro Başkanı Prof.Dr. İbrahim Kaboğlu yaptı.

    “BİZLERE YAŞAMSAL BİR GÖREV DÜŞMEKTE”

    İnsan hakları konusunda Türkiye’nin geldiği noktayı değerlendiren Kaboğlu, şu konuşmayı yaptı:

    “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin değeri giderek artıyor. Bizde her ne kadar Anayasa, uluslararası bildirgeye gönderme yapmasa da 76 yıl önce yayınlanan iç hukukumuza da bu bildirge dahil edilmiştir. Bugün insan haklarına saygıdan çok ihlaller zincirinin çok daha yaygın olduğunu söylemek daha gerçekçi olur. Özellikle adil yargılanma hakkı, ülkemizde ilk sırada yer alan bir kategoridir.

    21. Yüzyılda uluslararası anayasacılık daha yaygın hal alacaktır. Özellikle iklim krizi, bu yöndeki sinyalleri şimdiden veriyor.
    Kazanılmış insan haklarını yitirmeme, var olana yenilerini nasıl dahil edebiliriz konusunu düşünmeliyiz.
    Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası toplumdan ayrılmayan siyasi bir devlettir. Ama gelin görün ki son yıllarda gelinen noktada hukuksal anlamda onurlu bir ülke olma hali sorgulanır oldu. Ama Türkiye, Dünya milletlerinin onurlu bir üyesi olduğuna göre Türkiye demek ki kendini ve dünyayı düşünmek durumunda. Bu çerçevede savunma ne yapabilir?
    Tekçi sisteme sahip olduğumuzu görüyoruz.
    Savunma, uluslararası belgeleri kullanmalı ve daha çok görünür kılmalıdır. ‘Hukuk devleti’ ve ‘hukukun üstünlüğü’ kavramlarını savunma sürecinde kullanmak şu bakımdan anlamlı; Avrupa Sözleşmesi ve diğer sözleşmeler, hukukun üstünlüğü kavramını öne çıkarıyor.
    Bizde, Anayasada insan hakları yeterince var. O zaman kırılmış olan yasama, yürütme, yargıda ‘yürütme’ ayağının ortaya çıkardığı sorunları aşmak için bizlere yaşamsal bir görev düşmektedir. Anayasayı bilgi kirliliğinden koruduğumuz sürece anayasaya saygıyı sağlayabiliriz. Siyasal sorumluluk mekanizmasını işletemediğiniz sürece hukuki sorumluluğu işletmeniz de mümkün olmuyor. Tıpkı bugün olduğu gibi.
    Savunma için dayanışma hakkı çerçevesinde İstanbul Barosu, hiçbir baronun üstlenmediği bir görevi üstlenmeli. Çünkü her üç avukattan biri burada. Hukukta birlik ama demokratik çeşitlilik.
    Hak ve özgürlükler bütündür, iktidarlar ayrıdır. Bizde ise tam tersi yapılıyor hak ve özgürlükler paramparça ediliyor. Unutmayalım düşünce evrenseldir. Hepimiz, her şeyden, herkese karşı sorumluyuz ama savunma mesleği, herkesten daha fazla sorumludur.”

    “BİTMEYEN BİR KABUS GİBİ DAVALAR SÜRÜYOR”

    Sempozyumun birinci oturumun konuşmacılarından Av. Emel Ataktürk, “Zor Zamanlarda Avukatlık” başlığını değerlendirdi.

    Avukatlara yönelik açılan davalara vurgu yapan Ataktürk, “Bitmeyen bir kabus gibi davalar sürüyor, hatta baro başkanları öldürülüyor! Hak savunucuları olarak her an her birimizin başına bir şey gelebilir, bu mesajı anlayabiliyoruz. Bizler, hakları ve özgürlükleri ihlal edilenlerin sesi olarak kayıt altına almayı sürdürüyoruz. Bu zor günlerde haklar ve özgürlüklerin genişletilmesi için alternatif bir hakikat mücadelesi veriyoruz” dedi.

    “GAZZE DE SOYKIRIMDAN SONRA DEĞİŞEN BİR DÜNYA VAR”

    Av. Gülden Sönmez ise sunumunda avukatlık mesleğinin önemine değinerek, “İnsan hakları savunuculuğu, bugün dünyanın dört biryanında yegane umudu. Her gün inatla bu mücadeleyi vermeye çalışıyoruz” dedi. Sönmez, konuşmasında “Gazze’de de soykırımdan sonra değişen bir dünya var. Bunu görmezden gelmeyelim. Genç meslektaşlarımızla konuştuğumuzda insan hakları konusunda daha aktif ve hareketli bir dönemin geldiğini görüyorum. Dünyadaki etkileşim bizim gençlerimizi de etkileyecek. Daha saygı isteyen bir jenerasyon geliyor” ifadelerine yer verdi.

    “İSTANBUL ADLİYESİNE GİREMEDİĞİMİZ GÜNLERİ YAŞIYORUZ”

    Av. ilknur Alcan ise konuşmasına katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’yi anarak başladı. Türkiye’de avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirilip tutuklandığına işaret eden Alcan, 2011 yılında PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın tüm avukatlarının gözaltına alındığı operasyonu hatırlattı. Av. Alcan, konuşmasında şunları aktardı:

    “2013 yılında gözaltına alınıp tutuklanan ÇHD’li avukatlar, medya ve iktidar tarafından da hedef gösterilmişti. Bu dosyada meslektaşlarımıza ağır cezalar verildi. Bugünlerde ise İstanbul Adliyesi’ne giremediğimiz günleri yaşıyoruz. Baro yönetim kurulu üyemiz Fırat Epözdemir’in tutuklanmasıyla da gözdağı verilmeye çalışıldı. Baro başkanı ve yönetim kurulumuzun görevden alınması için de dava açıldı. Buradan tüm meslektaşlarımızı görülecek davaları izlemeye de davet ediyorum. Bugün sabah da Av. Naim Eminoğlu’nun da gözaltına alındığını öğrendik. Savunma görevini üstlenen avukatların gözaltına alınması, yargı güvencelerini hiçe saymaktır.”

    “HAKAN TOSUN DAVASININ TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Av. Cemal Yücel katledilen gazeteci Hakan Tosun dosyasına değindi. Tosun’un çevre savunuculuğuna vurgu yapan Yücel, şu sunumu yaptı:

    “Hakan, sadece belgelemiyordu, aynı zamanda aktivistti. 10 Ekim gecesi Hakan, önce bir şahsın saldırısına uğruyor, ardından ise üç kişi gelerek ağır darp ediyor. Planlı bir şekilde bu saldırıyı yaptıkları konusunda şüphelerimiz devam ediyor. Bir azmettirici var mı diye savcılığa başvurduk ancak savcılık bize sanıklar yerine Hakan’ın HTS kayıtlarını getirdi! Sanıkların ikisi tutuklu ancak diğerini tanık olarak görüyorlar. Ama biz bu davanın her zaman takipçisi olacağız. Barolar, hukuk örgütleri çalıştı ancak adliyeler bir milimetre dahi ilerleyemedi. Bu memleketin yargısından bu nedenlerle adalet çıkmıyor.”

    Sempozyumun ikinci oturumunda ise “Demokratik toplumu, düşünce ve ifadeyi savunmak” başlığı ele alındı.

    “İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELİK BASKI VAR”

    Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Sibel İnceoğlu, ifade özgürlüğü konusunda “Türkiye’nin karnesinin iyi olmadığını” belirterek şunları söyledi:

    “Örneğin gazetecilere yönelik ağır bir baskı ivmesi var. Selahattin Demirtaş, Can Atalay, Ekrem İmamoğlu gibi siyasetçilere yönelik de baskı var. Doğrudan ifade özgürlüğüne yönelik ardarda davalar geliyor. İfade özgürlüğü kullanımını başka bir suç çerçevesinde tartışmaya dönüştürme durumu var. Terörle mücadele kanunu üzerinden tutuklamaya yönelik suçlamalar söz konusu. “Halkı yanıltıcı bilgi” suçlaması da çokça kullanılmakta. Doğrudan ifade özgürlüğüne yönelik baskı mevcut.

    Sosyal medya paylaşımları, nasıl oluyor da hükümeti ortadan kaldırmaya dönüşüyor?

    Örneğin Fatih Altaylı’nın söyledikleri tamamen ifade özgürlüğüydü ama tehdit suçu sayıldı. Dolayısıyla bu ivme, bir tipik muhalefete karşı savaş aracı olarak hukukun kullanılmasıdır. Bu aslında uluslararası hukuk terminolojisidir. Bu araçsallaştırma, yargının, siyaset alanını dizayn etmesi, kalıcı bir otoriterleşmenin aracı oluyor.”

    “GAZETECİLİK DELİ İŞİ” 

    Hukukçu ve aynı zamanda Gazeteci Çigdem Toker ise konuşmasında basın çalışanları üzerindeki baskılara değindi. Gazeteciliğin çok daha zor bir hale geldiğini söyleyen Toker, şunları söyledi:

    “Türkiye, hiçbir zaman gül bahçesi değildi. Temel hak ve özgürlükler konusunda bugün gazetecilik üzerinde ağır baskı var. Gazetecilikte niteliksel bir dönüşümün yanı sıra mevcut iktidar da gazetecilik üzerinde baskı kuruyor. Gazetecilik, zorla, para kazanmak için yapılmıyor. Biraz da deli işi gazetecilik. Bazı şeylerin görünmesini istemiyorlar, gazeteciler de deli inadıyla onları gösteriyor. Ancak muazzam bir bilgi kirliliği de var. Bir zamanlar nefes alınan, eğlenilen sosyal medya, şimdi korkutucu bir alana geldi. Dolayısıyla sosyal medyalar artık konuşulamayanların konuşulduğu bir alana dönüştü.”

    Sinema yönetmeni ve Siyaset Bilimci Dr. Emin Alper de sempozyumun konuşmacıları arasındaydı. “Demokratik toplum, neden bu kadar saldırı altında?” sorusuyla konuşmasına başlayan Alper, şu sunumu yaptı:

    “Demokratik gerilemelerde her zaman çok ciddi bir karşı halk kitlesi vardır. Demokrasi konusunda kırılgan olunan dönemlerde ekonomik kriz söz konusudur. Siyasi krizler de halkta bir zayıf rejim algısı oluşturuyor.

    Çoğunluk olmamıza rağmen yeterince iktidar süremiyoruz. Çoğunluk olmamıza rağmen azınlığız. Necip Fazıl’ın dediği gibi ‘Kendi memleketinde yabancı olmak’ gibi. Demokrasi tehdit altında. Demokrasiyi yozlaştıranlar tiranlık kurar. Aristo’nun fikri böyledir. Günümüzde demokrasinin kırılganlığı meselesi yeni değil. Malesef demokrasiyi her zaman savunmak zorunda kalacağız. Malesef birilerinin hakları, başkalarına tehdit görüldüğü sürece demokraside kırılganlıklar olacaktır. Şu anda silah bırakma sürecinin de uzun vadede bir olumlu sonuç doğuracağını düşünüyorum. Biz sinemacılar da ifade özgürlüğünden ekmeğimizi sağlıyoruz.”

    Sempozyumun devamında kısa süre önce tahliye olan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer‘e söz verildi. Barış sürecinin önemli olduğunun altını çizen Özer, şunları söyledi:

    “Topyekün bir saldırı söz konusu. Bu süreçte toplumsal bir desteğe ihtiyaç var. Devlet, bizzat insan haklarını ihlal ediyor. Eğer bir ülkede adalet zaafa uğrarsa devlet de zaafa uğramış demektir. Halkı bir arada tutan çimento, hukuktur. Eğer hukuk, bir yerde zulme karşı mücadelenin dilimi olmazsa kendisi ne yazık ki bizatihi zulmün aracı haline gelmekten kurtulmaz. Toplumu bir arada, güvencede tutan ve yaşatan hukuktur. Hukuk bozulmuşsa hiçbir şeyi düzeltemezsiniz. Bugün avukatlar da payına düşeni alınıyor, tutuklanıyor. Vatandaş nasıl güvencede olsun? Cezaevinde bazı arkadaşlar ‘gezegene özgürlük’ diye slogan atıyordu, şaşırıyordum!

    Bugün 17,5 milyon insanın iradesini temsil eden belediye başkanı tutuklu. Büyük bir demokrasi ayıbı. AİHM kararları halen tanınmıyor! Dolayısıyla bir ses yükseltmeliyiz. Bugün bir barış süreci yürütülüyor ama siyasetçileri tutuklayarak nasıl barış sağlayacağız. Hep birlikte kötülüklere ses çıkartmalıyız. Herkesin üzerine düşen görevi yapması gerekir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • İHD ve TİHV’den ortak açıklama: Bütün birikimimizi barış için kullanacağız!-VİDEO

    İHD ve TİHV’den ortak açıklama: Bütün birikimimizi barış için kullanacağız!-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı İstanbul Şubesi, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası açılışı dolayısıyla Sultanahmet Meydanında basın açıklaması yaparak, barış sürecine katkı sunacaklarını belirtti.

    İnsan Hakları Derneği ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı İstanbul Şubesi, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası sebebiyle Sultanahmet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.

    İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 77. yıldönümünde yapılan eylemde “Herkes için eşitlik, herkes için barış” yazılı pankart açıldı.

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı İstanbul Şube Yöneticisi Ümit Efe, açılış konuşmasında “77. Yıl basın açıklamasını yaparken kaybettiğimiz mücadele arkadaslarımızı anıyoruz. Hüsnü Öndül abiyi de insan hakları mücaledesine girerken anıyorum” dedi.

    İHD Eş Genel Başkanı Oya Ersoy ise konuşmasunda barış vurgusu yaparak, Kürt sorununun çözümü konusunda yürütülen sürece değindi. Ersoy, “Türkiye devleti son 10 yıldır demokrasinin kırıntılarını bırakmayacak şekilde insan hakları değerlerinden uzaklaşmış durumda. Önümüzdeki dönem, özellikle bir fırsata çevireceğimiz süreç açısından Kürt meselesinin demokratik çözümü ve barış konusunda ısrarla, inatla mücadele edeceğimizi buradan açıklıyoruz. İHD olarak, bütün birikimimizi barış için kullanacağımızı belirtiyoruz” dedi.

    Oya Ersoy, konuşmasında tutuklu insan hakkı savunucusu Hatice Onaran’ı da anarak “Sırf mahpuslara para yatırdığı için cezaevinde olan Hatice Onaran arkadaşımıza buradan hep birlikte selam gönderelin istiyorum” diye konuştu.

    Basın açıklamasını İHD İstanbul Şube Başkanı Jiyan Tosun okudu. Jiyan Tosun, bugün tüm dünyada yaşanan bu ağır kriz karşısında insan haklarını savunmak ve kurucu rolünü yeniden etkin kılmak en asli görevleri olduğunu belirterek, “Hep vurguladığımız gibi, var oluş nedenleri hak ihlallerinin son bulduğu, adalet, barış ve demokrasinin tesis edildiği bir ülke ve dünyaya ulaşmak olan bizler, dün olduğu gibi bundan sonra da tüm zorluklara karşın ihlalleri belgeleyip, raporlayarak görünür kılmaya, böylelikle önlemeye, cezasızlıkla mücadele etmeye ve insan haklarının kurucu değerlerine kararlılıkla sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İbrahim Karakaya: Toplantıya katılanlar, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı olduğunu dile getirdi-VİDEO

    İbrahim Karakaya: Toplantıya katılanlar, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı olduğunu dile getirdi-VİDEO

    PİRHA-10 Aralık Mitingi öncesi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Alevi kurumları arasında yapılan toplantıya dair konuşan ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, “Devletin, Alevi kanaat önderleriyle bir araya gelerek Aleviler nasıl istiyorsa sorunların o şekilde çözülmesi gerektiğini dile getirdik. Daha sonra salonda bulunan diğer kişilerin hemen hemen tamamı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı olduklarını ve Alevilerin kendine özgü özerk yapı içerisinde temsil hakkının olduğunu dile getirdiler” dedi.

    9 Alevi örgütünün ortak yapacağı açıklanan “‘Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye’ mitingi” 10 Aralık’ta gerçekleşti. Ancak mitingin hemen öncesinde İstanbul Valisi Davut Gül’ün çağrısıyla 9 Aralık’ta yapılan bir toplantı yeni tartışmalara neden oldu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da katıldığı toplantıya bütün Alevi örgüt temsilcileri de davet edildi.

    Yapılan toplantının ardından Cem Vakfı, şubelerine mesaj göndererek mitinge katılmama kararını duyurdu. Cem Vakfı’nın kararına karşı duran Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan’ın vekili Hasan Sezgin görevden alındı. Sezgin ile birlikte Cem Vakfı’na bağlı birçok şube yöneticisi de 10 Aralık’ta miting meydanındaydı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, yapılan toplantıya dair PİRHA’ya konuştu.

    “DEVLET HİÇBİR İNANCI BELİRLEME HAKKINA SAHİP DEĞİL”

    İstanbul Valisi Davut Gül’ün 14 Aralık’ta İstanbul’daki cemevi başkanlarıyla toplantı yapmak istediği bilgisinin kendilerine verildiğini söyleyen İbrahim Karakaya, “Daha sonra yapılacak toplantının gününün değiştirilerek 9 Aralık’ta yapılacağı bilgisi verildi ve bize gelen davette toplantıya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da katılacağı belirtilmişti ancak Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na atanan Ali Rıza Özdemir’in katılacağı yönünde bize bilgi verilmemişti” dedi.

    10 Aralık Mitingini organize eden kurumlar olarak toplantıya katılmak konusunda bir tartışma yürüttüklerini ifade eden Karakaya, “Federasyonumuza bağlı cemevlerinin sayısı çok az. İstanbul’da 100’ün üzerinde cemevi var ve hepsi toplantıya davet edilmişti. Dolayısıyla toplantıya katılıp söz söylemezsek veya toplantıda neler konuşulduğuna dair bilgi sahibi olmazsak Alevi mücadelesinde bazı şeyler eksik yaparız diye düşündük. Toplantıya cemevi başkanlarını yoğun katılımı vardı, Türkiye Caferileri lideri Selahattin Özgündüz ve İzzettin Doğan’ın kardeşi Eşref Doğan’da katılmıştı. Karacaahmet Sultan Dergahı ve Şahkulu Sultan Dergahı ve diğer cemevlerinin başkanları da katıldı”diye belirtti.

    Basın mensuplarının toplantıdan çıktıktan sonra Cevdet Yılmaz’ın katılımcıları dinlemek istediklerini söylemesinin ardından söz aldığını dile getiren Karakaya, “Toplantıda yaptığım konuşmada ibadet yerlerinin içerisine cemevlerinin de konulursa sorunların kendiliğinden çözüleceğini söyledim ama devlet bunu yapmadı. Geçen sene çıkartılan torba yasada cemevlerine bazı kamusal haklar verildi ancak sorun tam olarak çözülmedi. Cemevleri ibadethane olarak kabul edilmediğinde birçok şeyin eksik kalacağını ve devletin hiçbir inancı belirleme hakkının olmadığını söyledim” diye belirtti.

    “TOPLANTIYA KATILAN HERKES, CEMEVİ BAŞKANLIĞINA KARŞI OLDUKLARINI DİLE GETİDİLER”

    Toplantıda Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi kurumları açısından meşru bir kurum olmadığını belirttiklerini dile getiren İbrahim Karakaya, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Bizim tarafımızdan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Alevi Diyanetidir ve bu başkanlık yaptığı çalışmalarda Alevileri Alevilere karşı bölmeye yönelik çalışma yürütüyor. Köylere kadar giderek insanları maaşa bağlayıp rüşvetler vererek kendisine bağlamaya çalışıyor. Bu durum çok tehlikeli bir şey hem Alevileri içerisindeki iç huzuru bozacağı gibi Türkiye’nin demokrasisi ve birliğine katkı sunmayacaktır. Süleyman Soylu’nun İçişleri Bakanlığı döneminde devletin kucağına bomba bıraktığını eğer devlet bunu çözmezse ileride daha büyük sorunlarla karşı karşıya geleceğini ve Alevi kanaat önderleriyle bir araya gelerek Aleviler nasıl istiyorsa sorunların o şekilde çözülmesi gerektiğini dile getirdik.

    Salonda bulunan diğer kişilerinde hemen hemen hepsi Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yanlış bir uygulama olduğunu ve Alevilerin kendine özgü bir özerk yapı içerisinde temsil hakkının olduğu noktasında düşüncelerini dile getirdiler. En son Ali Rıza Özdemir söz hakkı aldı ve cemevlerinin ibadethane olarak görmediğini söyledi ve ben de hemen kendisine itiraz ettim ve bu şekilde konuşamayacağını ifade ettim. Cevdet Yılmaz da gerginlik olmaması için Ali Rıza Özdemir’den mikrofonu aldı ve kendisi konuştu. Toplantı bu şekilde sona erdi.”

    “YAPILAN TOPLANTI, MİTİNGE KATILIMI AZALTMADI”

    CAN TV’de yayınlanan programda Ali Kenanoğlu’nun toplantının mitinge katılımı azalttığına yönelik değerlendirmesine katılmadığını belirten Karakaya, “Aksine toplantıya katılan birçok cemevi başkanının hepsi o gün miting alanındaydı. O yüzden toplantı o anlamda bir etki yaratmadı çünkü o etkiyi yaratacak bir atmosferi biz onlara vermedik. Ben bu tür platformlara katılıp kendimizi ifade etmemizin çok değerli olduğunu düşünüyorum. Sorunlarımızın çözümünde devletle diyalog içerisinde olmak gibi bir zorunluluğumuz var. Sorunlarımızın çözümü dertlerimizi anlatmak ve taleplerimizi yüksek sesle dile getirmekten geçiyor. O yüzden toplantının verimli bir şekilde gerçekleştiğini söyleyebilirim” diye konuştu.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Mustafa Aslan, 9 Aralık’taki toplantıya dair konuştu: AKP’nin her adımında bir sinsilik var-VİDEO

  • Hüseyin Küçükbalaban: Sorunlar, gerçekler inatçıdır, bir gün karşınıza yeniden çıkar -VİDEO

    Hüseyin Küçükbalaban: Sorunlar, gerçekler inatçıdır, bir gün karşınıza yeniden çıkar -VİDEO

    PİRHA – İHD Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin 75. yıldönümünde BM’nin tutumunu eleştirdi. Küçükbalaban, Ortadoğudaki savaşları işaret ederek “Beyannamenin ruhu olan ‘dünyada barışın sağlanması’ konusu ne yazık ki bugün gerçekleşmiş değil” dedi. Küçükbalaban, Kürt ve Alevi sorunu sebebiyle yaşanan hak ihlallerinin de devam ettiğine vurgu yaptı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin 75. yılında PİRHA’ya değerlendirme yaptı.

    Ekonomik krizin gölgesinde geçen 2023 yılı, aynı zamanda yine savaşlarla birlikte ağır insan hakları ihlallerine sahne oldu. 6 Şubat ve sonrasında yaşanan depremlerde hükümetin politikalarıyla birlikte yargıdaki çöküntü de eklenince insan hakları nezdinde büyük bir tahribat olarak yorumlandı.

    Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde, 29 Nisan 1946’da hazırlanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 10 Aralık 1948 günü Fransa’nın başkenti Paris’te toplanan BM Genel Kurulu’nda kabul ve ilan edildi. Türkiye ise Evrensel Bildirge’yi 27 Mayıs 1949’da yürürlüğe koydu.

    BEYANNAME VAR ANCAK UYGULAMA TAM TERSİ!

    Evrensel Bildirge’de yer alan hak ve özgürlüklere dayalı bir düzen henüz Türkiye’de kurulamazken İHD Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban, 2023 yılını hak ihlalleri temelinde şu sözlerle özetledi:

    “2023 yılı tümüyle dip yapmış diyebiliriz. Neredeyse insan haklarının kullanımı yasaklanmış, genel kurala dönüşmüş durumda. Evrensel beyannamenin 75. yılındayız. 75 yılda aslında BM’nin, II. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan milyonlarca kayıp, ulus devletlerin, sermayenin çıkarmış olduğu savaşlar ‘artık barışçıl yollarla çözülsün’ diye ortaya çıkan bir beyanname ama bugün baktığımızda 75 yılda hiçbir zaman küresel, hele hele Ortadoğu’da hiçbir zaman bu savaşlar bitmedi. Ancak 2023 yılına geldiğimizde, 2022 yılından devreden Ukrayna, Afganistan, Libya, Irak, Suriye, Rojava, şu anda da Gazze savaşları daha çok öne çıkmış durumda. Dolayısıyla BM’nin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde tarif edilen beyannamenin ruhu olan ‘dünyada barışın sağlanması’ konusu ne yazık ki bugün itibariyle henüz gerçekleşmiş durumda değil.”

    KÜRT, ALEVİ VE SIĞINMACILARA YÖNELİK AYRIMCILIK!

    Hüseyin Küçük Balaban, 6 Şubat depremleri sonrasında yaşanan hak ihlallerine de dikkat çekti. Özellikle Kürt, Alevi ve sığınmacıların yaşadıkları bölgelerde ayrımcılığın yapıldığını söyleyen Küçükbalaban, şu bilgileri paylaştı:

    “Aslında deprem bir sonuç, depreme götüren süreçleri konuşmak gerekir. Dünyanın her yerinde deprem ve afetler olabilir ama devletlerin görevleri bu afetlere önceden tedbirler almaktır. Ranta dayalı bir kentsel dönüşümden ziyade, insanların güvenlik, sağlık ve kentin bütün dinamiklerini düşünen kentleşme modellerini hayata geçirmesi ve buna benzer felaketlerin yaşandığı durumda da ciddi kurtarma, barınma süreçleri gibi durumların önceden planlanması gerekir ama Türkiye’de ne yazık ki 5 şiddetinde bir depremde bile can kayıpları yaşanmakta. Önceden tedbirlerin alınmaması bu felaketin boyutlarını kat ve kat arttırdı. Sonrasında ise Kürtler, Aleviler, mültecilerin yaşadığı yerlerde yardım süreçlerinin aksadığını gözlemledik. Hak ihlallerinin arttığını, mültecilerin, sığınmacıların büyük oranda barınma sorunlarının çözülmediğini; halen daha çözülmediğini de biliyoruz. Aslında bu felaketi şöyle tarif edebiliriz; hükümetin yapmadığı işler sonucu aslında kendisinin enkaz altında kaldığı bir süreç olarak ifade edebiliriz.”

    “KENDİ KENDİLERİNE ÇÖZÜM ÜRETİYORLAR”

    İHD Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban, cezaevlerinde başlatılan açlık görevlerine de değindi. Temel sorunların inkarının daha büyük sorunlara sebep olacağını belirten Küçükbalaban’ın değerlendirmesi şu yönde oldu:

    “Cumhuriyetin 100. yılındayız. Ancak Kürt ve Alevi sorunu meselesi aslında cumhuriyetten önce olan ve cumhuriyete devredilmiş iki temel meseledir. Sadece Alevi inancı da değil, başka inançlar toplumlarının da aslında inanç özgürlüğü bakımından sorun yaşadığını ifade etmek istiyoruz. Bu iki mesele yüzyıllık cumhuriyet tarihi boyunca çözülmediği gibi bugün de halen ret, inkar, asimilasyon süreci ile karşı karşıya. Ama Türkiye’nin de demokratikleşmesinin temel engellerinden iki tanesi de bu meseledir. Kürt meselesinde güvenlikçi politikaların bu kadar yoğun uygulanıyor olması, insan hakları ortamını kötüleştiriyor. Ayrıca ifade özgürlüğünü de sağlayamıyoruz. Yargı bağımsızlığı, kişi güvenliği, basın özgürlüğü konularından bahsettiğiniz zaman bir baskıyla karşı karşıya kalıyorsunuz.

    Alevilerin eşit yurttaşlık meselesi de söz konusu olduğunda benzer durumlarla karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Şimdi hem Kürt meselesini hem de Alevi meselesinde palyatif, devletin bürokrasinin aklıyla ortaya çıkmış bir takım çözüm modelleri ya da işte ‘biz bu işi çözdük’ deyip topluluklara rağmen kendi kendilerine bir çözüm üretiyorlar. Şimdi de Alevilerle ilgili Kültür Bakanlığı bünyesinde bir başkanlık kuruldu. Yani şimdi Aleviler yok olmakla karşı karşıya kalan bir halk, bir kültür değil ki siz bunu bir kültür dairesi olarak göresiniz. Bu bir inançtır ve inanç özgürlüğünün kriterleri hem ulusal hem de uluslararası evrensel belgelerde tarif edilmiştir. Buna uygun yasal düzenlemelerin, siyasal süreçlerin, anayasa değişikliklerinin yapılması gerekir. Hele hele 2007 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vermiş olduğu Hasan-Eylem Zengin kararını alsın bugünkü Alevi Başkanlığı önüne koysun; hakikaten ona uygun bir model midir, çözüm müdür bunu kendileri görsünler.

    KÜRT VE ALEVİ SORUNU HAK İHLALLERİNİN MERKEZİ!

    Şimdi ‘Kürt meselesini biz çözdük’ deniliyor. Daha dün bir avukat, müvekkili ile konuştuğu için darp edildi. Mecliste vekiller Kürtçe konuştukları zaman ‘bilinmeyen bir dil’ olarak görülüyor. Milli eğitimin çok kısıtlı bir olanakla tanıdığı anadil dersi için 2012 yılında 170 bin çocuk Kürtçeyi seçmiş. 2023 yılında ise 20 bin civarında… Şimdi Kürtler bu ülkede azaldı mı? Kürt meselesi bitti mi? Bunları söyleyebilir miyiz? Sokakta Kürtçe konuşanı, müzik dinleyenin, mahpusta kalan insanların aileleri ile Kürtçe konuşmasını bu kadar yasaklarsanız bu mesele böyle bitmiş mi oluyor? Hak ihlallerinin merkezinde bu iki mesele var. Bu iki meselenin taraflarıyla, kendi öz kurumları ile konuşmak ve çözüm bulmak gerekir. Aksi halde siz sorunları görmezsiniz ama sorunlar, gerçekler inatçıdır, bir gün karşınıza yeniden çıkarlar.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Berna Güzelgündüz: Yarın herkesi Kadıköy’e bekliyoruz-VİDEO

    DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Berna Güzelgündüz: Yarın herkesi Kadıköy’e bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA-Laiklikten, demokrasiden ve insanca yaşamdan yana olan herkesi yarın Kadıköy’de yapılacak mitinge beklediğini dile getiren DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Berna Güzelgündüz, “Mitingte dile getireceğimiz konular sadece Alevilerin meselesi değil, bu ülkede yaşayan 85 milyonun meselesidir” dedi.

    AKP hükümetinin eğitim başta olmak üzere her alanı tamamen dinselleştirme girişimlerine karşı Alevi örgütleri öncülüğünde 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de saat 14.00’te “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Eş Başkanı Berna Güzelgündüz, 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    “TEK YÜREK OLUP ALANLARDA OLMAMIZ GEREKİYOR”

    10 Aralık’ın kendileri için çok önemli bir gün olduğunu söyleyen Berna Güzelgündüz, “10 Aralık aynı zamanda Dünya İnsan Hakları Günü olduğu için ayrıca bir öneme sahip. İzmir’de yaptığımız ilk miting bizim ufkumuzu açtı. Laiklikten, demokrasiden ve insanca yaşamdan yana olan herkesi yarın Kadıköy’de yapılacak mitinge bekliyoruz. Mitingte dile getireceğimiz konular sadece Alevilerin meselesi değil, bu ülkede yaşayan 85 milyonun meselesidir. Türkiye’de ekonomik kriz var ve şu anda ülke olarak bir uçurumun ucundayız. O yüzden tek yürek olup alanlarda olmamız gerekiyor. Katledilen kadınlar, çocukların hakları ve ekolojik tahribat için herkesi Kadıköy’e bekliyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi gençlerden çağrı: Laik eğitim için herkesi 10 Aralık’ta Kadıköy’e bekliyoruz-VİDEO

    Alevi gençlerden çağrı: Laik eğitim için herkesi 10 Aralık’ta Kadıköy’e bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA-Alevi örgütleri öncülüğünde 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de miting yapılacak. Ülkede adalet kadar laik eğitime de ihtiyaçları olduğunu söyleyen Garip Dede Cemevi üyesi gençler, okullara imam atanarak, din derslerinin çoğaltılarak laik eğitimden uzaklaşıldığını belirttiler. Gençler, “Biz haklı taleplerimizin yerine getirilmesi için 10 Aralık’ta yapılacak mitinge herkesi davet ediyoruz” dedi.

    AKP hükümetinin eğitim başta olmak üzere her alanı tamamen dinselleştirme girişimlerine karşı Alevi örgütleri öncülüğünde 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de saat 14.00’te “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    İstanbul Küçükçekmece’deki Garip Dede Cemevi gençlerinden Muhammed Karabulut, Simge Acaray, Özge Acaray ve İsmail Anıktar, 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    “ATANMAYI BEKLEYEN BİNLERCE ÖĞRETMENİN YERİNE OKULLARA İMAMLAR ATANIYOR”

    Okullara imam atanmasına tepki göstererek sözlerine başlayan Muhammed Karabulut, “Artık okullarda din derslerine temel derslerden daha fazla ağırlık veriliyor. Eğitimde kesinlikle ayrımcılık istemiyoruz, eşit yurttaşlıktan yanayız. Okullara psikolojik danışmanlık yapmak için imamlar atanıyor ama atanmayı bekleyen binlerce öğretmenimiz var. 100 yıllık cumhuriyet döneminde son 25 yılda laik eğitimden giderek uzaklaşılıyor. Son 6 ayda anasınıfından başlayan din eğitimleri verilmeye başlandı. Bu şartlarda yetişen bir gençlik ülkeyi nasıl yönetecek. Eşit yurttaşlık istiyoruz ve herkesi 10 Aralık’ta Kadıköy’e bekliyoruz” dedi.

    “TÜRKİYE LAİK EĞİTİMDE ORTALAMANIN ALTINDA”

    Simge Acaray ise “Okullarımızda yapılan araştırmaya göre ülkemiz PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sınavlarında ortalamanın altında kalmış. Bu durum da Türkiye’nin laik eğitimde gerilerde olduğunu gösteriyor. Bizler ülkemizin gelişmesi ve eğitim seviyesinin yükseltilmesi için 10 Aralık’ta Kadıköy’deyiz.”

    “ADALET KADAR LAİK EĞİTİME DE İHTİYACIMIZ VAR”

    Türkiye’de çok farklı etnik kültür ve inancın olduğunu belirten Özge Acaray da, “Sosyal hayatta da bir arada yaşamamız mümkün. Ancak belirli bir anlayışın eğitimle diğer inançlara baskı kurması çağ dışı bir anlayış. Nasıl bugün adalete ihtiyacımız varsa, laik eğitime de ihtiyacımız olacağını düşünüyorum. Bu yüzden herkesi 10 Aralık’ta Kadıköy’e bekliyoruz” dedi.

    “İKTİDAR, TEK TİP İNANÇ SİSTEMİ ÜZERİNE BİR EĞİTİM MODELİ OLUŞTURDU”

    İsmail Anıktar ise, iktidarın tek tip inanç sistemi üzerine bir eğitim modeli oluşturduğunu vurgulayarak, “ÇEDES projesi adı altında okullara imamlar atanmakta, biz imamların kendi işlerini yapmalarını ve okullarda böyle bir ihtiyaç varsa bu işin ehli olan psikolojik danışmanların atanması gerekiyor. Her öğrencinin kendi değerlerine uygun bir şekilde okullarda eğitim alması gerekiyor, o yüzden zorunlu din derslerinin de kaldırılması gerekiyor. Biz haklı taleplerimizin yerine getirilmesi için 10 Aralık’ta yapılacak mitinge herkesi davet ediyoruz” diye konuştu.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Haşim Kızılveren: 10 Aralık’ta Kadıköy’de sesimizi hükümete duyuralım-VİDEO
    -Gazeteci Sezgin Kartal: Aleviler karanlığın önüne set çekmek istiyor-VİDEO
    -Pir Erdoğan: 10 Aralık mitinginde bu despot gidişatın önüne geçelim-VİDEO
    -Aslan ve Erçe’den çağrı: Yediden yetmişe tüm dostları Kadıköy Meydanı’na bekliyoruz– VİDEO
    -PSAKD Ataşehir ve Sarıyer şubeleri tarafından 10 Aralık mitingi için afiş ve pankart çalışması yapıldı
    -Yoleri: Mitinge katılım ne kadar güçlü olursa sonuç almak o kadar kolaylaşacak – VİDEO
    DAD Eş Genel Başkanı Kulu: ‘Rıza Anayasası’ için Kadıköy’de olalım -VİDEO

  • Eren Yıldırım Dede: Çocuklarımızın geleceği için 10 Aralık’ta Kadıköy’de olalım-VİDEO

    Eren Yıldırım Dede: Çocuklarımızın geleceği için 10 Aralık’ta Kadıköy’de olalım-VİDEO

    PİRHA-Bir ülkede laiklik olmadığında o ülkede demokrasiden ve bilimsel eğitimden bahsedilemeyeceğini vurgulayan Baba Mansur Ocağı evladı Eren Yıldırım, “Alevi kurumları bu ülkede eşit yurttaşlık isteyen cümle canları 10 Aralık’ta saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de yapılacak mitinge davet ediyor. Bir olursak hür oluruz, gelin hep birlikte 10 Aralık’ta Kadıköy’de olalım” dedi.

    AKP hükümetinin eğitim başta olmak üzere her alanı tamamen dinselleştirme uygulamalarına karşı Alevi örgütleri öncülüğünde 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de saat 14.00’te “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    Baba Mansur ocağı evladı ve Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım, 10 Aralık’ta yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    “KARANLIKLARI HEP BİRLİKTE AYDINLIĞA ÇEVİRELİM”

    Bir ülkede laiklik olmadığında o ülkede demokrasiden ve bilimsel eğitimden bahsedilemeyeceğini vurgulayan Eren Yıldırım, “Bir ülkede laik eğitim olmazsa o ülkede sorgulayan nesiller yetişmez. O yüzden ‘Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye’ şiarıyla ve özlemiyle Alevi kurumları bu ülkede eşit yurttaşlık isteyen cümle canları 10 Aralık’ta saat 14.00’de İstanbul Kadıköy’de yapılacak mitinge davet ediyor. Bir olursak hür oluruz, gelin hep birlikte 10 Aralık’ta Kadıköy’de olalım. Geleceğimiz olan çocuklarımıza daha güzel bir dünya ve Türkiye bırakmak için hep birlikte haykıralım. Karanlıkları hep birlikte aydınlığa çevirelim” diye konuştu.

    Cihan BERK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Haşim Kızılveren: 10 Aralık’ta Kadıköy’de sesimizi hükümete duyuralım-VİDEO
    -Gazeteci Sezgin Kartal: Aleviler karanlığın önüne set çekmek istiyor-VİDEO
    -Pir Erdoğan: 10 Aralık mitinginde bu despot gidişatın önüne geçelim-VİDEO
    -Aslan ve Erçe’den çağrı: Yediden yetmişe tüm dostları Kadıköy Meydanı’na bekliyoruz– VİDEO
    -PSAKD Ataşehir ve Sarıyer şubeleri tarafından 10 Aralık mitingi için afiş ve pankart çalışması yapıldı
    -Yoleri: Mitinge katılım ne kadar güçlü olursa sonuç almak o kadar kolaylaşacak – VİDEO
    DAD Eş Genel Başkanı Kulu: ‘Rıza Anayasası’ için Kadıköy’de olalım -VİDEO

  • Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Saka: 10 Aralık’ta yan yana duralım-VİDEO

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Saka: 10 Aralık’ta yan yana duralım-VİDEO

    PİRHA- AFA Genel Başkanı Suzan Saka, 10 Aralık’ta yapılacak mitinge dair mesaj paylaşarak, tüm toplumsal kesimleri mitinge omuz vermeye çağırdı.

    AKP hükümetinin eğitim başta olmak üzere her alanı tamamen dinselleştirme girişimlerine karşı Alevi örgütleri öncülüğünde 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de saat 14.00’te “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) Genel Başkanı Suzan Saka, mitinge dair mesaj paylaştı.

    Saka, Avustralya’dan mitingi selamlayarak, “Türkiye’de yaşayan canlarımızı, dostlarımızı başı açık kapalı demeden herkesi, insanca yaşamak için Kadıköy’deki mitingde el ele, yan yana durmaya çağırıyorum” dedi.

    PİRHA/AVUSTRALYA

    İLGİLİ HABERLER:
    -Haşim Kızılveren: 10 Aralık’ta Kadıköy’de sesimizi hükümete duyuralım-VİDEO
    -Gazeteci Sezgin Kartal: Aleviler karanlığın önüne set çekmek istiyor-VİDEO
    -Pir Erdoğan: 10 Aralık mitinginde bu despot gidişatın önüne geçelim-VİDEO
    -Aslan ve Erçe’den çağrı: Yediden yetmişe tüm dostları Kadıköy Meydanı’na bekliyoruz– VİDEO
    -PSAKD Ataşehir ve Sarıyer şubeleri tarafından 10 Aralık mitingi için afiş ve pankart çalışması yapıldı
    -Yoleri: Mitinge katılım ne kadar güçlü olursa sonuç almak o kadar kolaylaşacak – VİDEO
    DAD Eş Genel Başkanı Kulu: ‘Rıza Anayasası’ için Kadıköy’de olalım -VİDEO

  • Haşim Kızılveren: 10 Aralık’ta Kadıköy’de sesimizi hükümete duyuralım-VİDEO

    Haşim Kızılveren: 10 Aralık’ta Kadıköy’de sesimizi hükümete duyuralım-VİDEO

    PİRHA-10 Aralık’ta seslerini ülkeyi yönetenlere duyurmaları gerektiğini vurgulayan Baba Mansur Ocağı evladı Haşim Kızılveren, “Tüm canlarımıza çağrımızdır, herkes 10 Aralık’ta Kadıköy’de olsun. İnanıyorum ki 10 Aralık’ta büyük kitleler toplanıp söz kuracaktır” dedi.

    AKP hükümetinin eğitim başta olmak üzere her alanı tamamen dinselleştirme girişimlerine karşı Alevi örgütleri öncülüğünde 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de saat 14.00’te “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    Baba Mansur Ocağı evladı Haşim Kızılveren, 10 Aralık’ta yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    “HERKES 10 ARALIK’TA KADIKÖY’DE OLSUN”

    Alevi toplumunun birçok dönemde eşit yurttaşlık hakkı talebi için bir araya geldiğini söyleyen Haşim Kızılveren, “10 Aralık’ta bir kez daha sesimizi ülkeyi yönetenlere duyurmamız gerekiyor. Yapılan zalimliğe karşı hep beraber bir araya gelip söz kurmamız gerekiyor. 10 Aralık ne ilk olacak ne de son olacak. Tüm canlarımıza çağrımızdır, herkes 10 Aralık’ta Kadıköy’de olsun. İnanıyorum ki 10 Aralık’ta büyük kitleler toplanıp söz kuracaktır” dedi.

    Cihan BERK/İSTANBUL

  • ‘3-4 yaşındaki çocukları mescite götürerek neyi amaçlıyorsunuz?’

    ‘3-4 yaşındaki çocukları mescite götürerek neyi amaçlıyorsunuz?’

    PİRHA-10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de gerçekleştirilecek olan “Laik eğitim, insanca yaşam, demokratik Türkiye” mitingine ilişkin Kocaeli Emek ve Demokrasi Güçleri temsilcileri bir araya geldi. Alevi Kültür Derneği Kocaeli Şubesi’nde yapılan toplantıda konuşan AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, hükümete seslenerek “3-4 yaşındaki çocukları mescite götürerek neyi amaçlıyorsunuz?” diye sordu. 

    9 Alevi çatı örgütü öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    “Laik eğitim, insanca yaşam, demokratik Türkiye” mitingi öncesi Alevi Kültür Dernekleri Kocaeli (AKD) Seher Şengünlü Yılmaz’ın da katılımıyla Kocaeli Emek ve Demokrasi Güçlerinin temsilcileri Alevi Kültür Dernekleri Kocaeli Şubesi‘nde bir araya geldi.

    “ÇOCUKLARI MESCİTE GÖTÜREREK NEYİ AMAÇLIYORSUNUZ?”

    ÇEDES projesinin eğitimin dinselleşmesi için uygulamaya konduğunu ifade eden AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, “ÇEDES projesinin ismine baktığınızda süslü bir paket. Fakat içeriğine baktığımızda din görevlilerinin manevi danışman olarak tüm eğitim kademelerinde, anaokullarına kadar ataması yapılıyor. 3-4 yaşındaki çocukları mescite götürerek neyi amaçlıyorsunuz?” diye sordu.

    Yılmaz şöyle devam etti:

    “Geçtiğimiz günlerde il müftü yardımcılığı yapan bir şahıs 12 yaşındaki bir çocuğu istismar ediyor ve bu proje kapsamında bir okula manevi danışman olarak atanıyor. Bu ülkede inanan inanmayan, farklı inançlardan insanların haklarının korunması gerekiyor. Laiklik tam da bu noktada devreye giriyor. Manevi danışmanlık hizmeti hemen hemen her kuruma getirildi. Okullarda, hastanelerde, hapishanelerde hayatın her alanında bu danışmanlık hizmeti veriliyor. Fakat bilime aç çocuklara bunu yapmak, onların zihinlerini bu şekilde doldurmak asimilasyon politikalarının bir parçasıdır. Biz her platformda din derslerinin kaldırılması talebimizi dile getiriyorduk, bir süre sonra zorunlu din derslerini anlatmaya başladık. Artık zorunlu seçmeli din derslerini kaldırın der olduk. Eğitim alanındaki uygulamalar velileri bu dersleri seçmeye mecbur bırakıyor. ÇEDES projesi sadece Alevilerin meselesi değil. Demokratik bir ülkede yaşama mücadelesi veren herkesin bu tür uygulamalar karşısında da tepkisini dile getirmesi gerekir. Bizler Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin bir parçası olarak itirazımızı dile getiriyoruz. Eşit yurttaşlık söyleminin kendisi demokratikleşmenin de bir unsurudur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Hatimoğulları: 10 Aralık’ta Kadıköy mitingine kitlesel katılacağız

    Hatimoğulları: 10 Aralık’ta Kadıköy mitingine kitlesel katılacağız

    PİRHA- HEDEP Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, İstanbul’da basınla buluşmasında gündeme dair soruları cevapladı. Alevi kurumlarının 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapacağı mitinge kitlesel katılacaklarını belirten Eş Genel Başkanlar Hatimoğulları, yerel seçimlerde toplumun demokratik unsurlarının geniş temsiliyetine dayanan adayları belirleme ve destekleme mesajı verdi.

    HEDEP Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, basın mensuplarıyla bir araya gelerek gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

    HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, iktidarla bir pazarlık yapıldığı yönündeki iddialara ilişkin yaptığı açıklamada, “Bir pazarlık yapmıyoruz ancak halkın meseleleri olan cezaevleri, deprem ve savaş gibi konularda halkın vekilleri olarak çözüm önerilerini yetkili mercilere taşımak durumundayız” diye konuştu.

    Hatimoğulları, ana muhalefeti eleştirerek, “Tüm çıkışı sandıkta gören bir anlayış var. Ama Türkiye’nin bir mücadele ittifakına ihtiyacı var” dedi.

    HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Alevi kurumlarının 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapacağı mitinge kitlesel katılacaklarını ifade ederek, “Alevilerin sorunlarını bizim sorunumuz olarak bakıyoruz. İl örgütümüz etkin bir şekilde katılacak. Toplumsal muhalefetin demokratik taleplerini sokakta etkili bir şekilde dile getirmek ve onlarla değiştirip dönüştürmek için çalışacağız. Cumartesi anneleri eylemine sahip çıkıp onların mücadelesine omuz vermeye, yanlarında olmaya bundan sonra da devam edeceğiz” şeklinde ifade etti.

    HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da, artık sadece kazan-kaybettir değil, hem batıda ama aynı zamanda tabanlarının yaşadığı yerlerde temsil edilmelerini sağlanmasını istediklerini belirterek, “Tüm çabamız, planlarımız bunun üzerinedir. Siyasi partileri de aşan, onların da içinde olabileceği, kentin en geniş toplumsal uzlaşısını sağlayan yerel yönetimler anlayışını hayata geçirecek iş birliği arayışlarımız devam edecek” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Esenler Cemevi’nde yapılan toplantıda, 10 Aralık mitinginin önemi vurgulandı-VİDEO

    PSAKD Esenler Cemevi’nde yapılan toplantıda, 10 Aralık mitinginin önemi vurgulandı-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Esenler Cemevi’nde 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak “Laik eğitim, insanca yaşam ve demokratik Türkiye” mitingi için toplantı yapıldı. Toplantıda konuşan HEDEP İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, “Bu ülkede hiçbir zaman laiklik olmamıştır. Kitlesel bir şekilde sokakları doldurduğumuzda bize kulaklarını tıkayamayacaklar. Kendi çocuklarımızın geleceği, kadınların hakları ve Alevi toplumunun demokratik, laiklik hakkı için mutlaka 10 Aralık’ta mitingde yan yana, bir arada olalım” dedi.

    Alevi kurumları öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak. Mitinge herkesin katılması için çağrılar sürüyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Esenler Cemevi’nde 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak “Laik eğitim, insanca yaşam ve demokratik Türkiye” mitingi için toplantı yapıldı. Toplantıda 10 Aralık mitingi için yapılan çalışmalar ve mitingin önemine ilişkin konular konuşuldu. Toplantıya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Milletvekili Kezban Konukçu katıldı.

    “KURUMLARI ZİYARET EDEREK MİTİNGE DAVET ETTİK”

    İktidarın ÇEDES projesini eleştirerek konuşmasına başlayan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Esenler Cemevi Başkan Yardımcısı Erhan Daşkaya, “Okullarda zaten zorunlu din dersi var biz bunun eğitimin çöküşü anlamına geldiğini biliyoruz. Biz çeşitli kurumları ziyaret ederek mitinge davet ettik. Bu mitingin ilki İzmir’de oldu, daha büyüğünü İstanbul’da yapacağız” dedi.

    “10 ARALIK MİTİNGİNDE YAN YANA OLALIM”

    Türkiye’nin hiçbir zaman laik bir ülke olmadığını vurgulayan HEDEP İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, “Bu sistem bizi birbirimize düşmanlaştırarak kendi sömürü ve talan düzenini devam ettirmek istiyor. Sokaklardan elimizi ayağımızı çekmeye çalıştılar. Bizim örgütlenip bir araya gelmemiz gerekiyor. Örgütlü toplum gerçeğiyle hayatımızı kurmamız gerekiyor. Bir araya gelip örgütlülüğümüzü büyüterek bir örgütlü toplum gerçeğiyle yeniden hayatımızı kurabilmemiz gerekiyor, maalesef başka bir yolumuz yok. Kitlesel bir şekilde sokakları doldurduğumuzda bize kulaklarını tıkayamayacaklar. Kendi çocuklarımızın geleceği, kadınların hakları ve Alevi toplumunun demokratik, laiklik hakkı için mutlaka 10 Aralık’ta mitingde yan yana olalım” diye konuştu.

    Toplantı yurttaşların mitinge dair görüş ve önerileriyle son buldu.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Alevi kurumlarının genel başkanları, CAN TV’yi ziyaret etti-VİDEO

    Alevi kurumlarının genel başkanları, CAN TV’yi ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurum başkanları, 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de yapılacak miting kapsamında CAN TV’yi ziyaret etti. Türkiye’de özgürlük, demokrasi ve insan hakları adına sözü olan herkesi 10 Aralık mitingine davet ettiklerini söyleyen ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Hep birlikte bu ülkenin demokratikleşmesi için birlikte mücadele edelim” dedi.

    Alevi kurumları öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak. Mitinge herkesin katılması için çağrılar sürüyor.

    Bu kapsamda, Alevi kurum başkanları, 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de yapılacak miting için bugün CAN TV’yi ziyaret etti. Ziyarete Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Bağcılar Cemevi Başkan Yardımcısı Özgül Ateş ve Gazeteci İsmail Pehlivan katıldı.

    “HERKESİ 10 ARALIK MİTİNGİNE DAVET EDİYORUZ”

    Alevi kurumları olarak 10 Aralık’ta İstanbul’da miting yapacaklarını hatırlatan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Türkiye’de yaşanan ekonomik, siyasi ve hukuki sorunlara sokakta ses vermek adına miting yapacağız. Miting için siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve medya kuruluşlarını ziyaret ediyoruz. Bugün de CAN TV’yi ziyaret ettik, medyanın sesimize ses vermesi adına önemli. Türkiye’de özgürlük, demokrasi ve insan hakları adına sözü olan herkesi 10 Aralık mitingine davet ediyoruz. Hep birlikte bu ülkenin demokratikleşmesi için birlikte mücadele edelim” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI, DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE’NİN YARATILMASINA ÖNCÜLÜK YAPIYOR”

    Böyle bir dönemde Alevi kurumlarının bu içerikte miting yapıyor olmasının çok önemli olduğunu vurgulayan CAN TV Yayın Kurulu Üyesi Veli Büyükşahin, “Alevi kurumları şu anda demokratik bir Türkiye’nin yaratılmasının öncülüğünü yapıyorlar” diye belirtti.

    “UMARIM, EŞİTSİZ YAŞADIĞINI DÜŞÜNEN HERKES 10 ARALIKTA MİTİNGE KATILIR”

    “Aleviler hareket ettiğinde Türkiye demokrasisinde her zaman rol model olurlar” diyen CAN TV Yayın Kurulu Üyesi Çilem Küçükkeleş, ise şunları söyledi:

    “Aleviler gibi toplumun diğer kesimleri de hem ortak bileşkede hem de kendi özgün durumunu da anlattığı bir duruma dönüşür. Türkiye’de kendisinin eşitsiz yaşadığını düşünen herkes 10 Aralık’a katılır. Biz de elimizden geleni sonuna kadar yapacağız.”

    FLASH TV VE TELE 1’E DE ZİYARET

    Alevi kurumlarının genel başkanları, bugün Flash TV ve TELE 1’i de ziyaret ederek, miting için dayanışma gösterilmesi istendi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi kurumlarının temsilcileri, Garip Dede Dergahı’nda bir araya geldi

    Alevi kurumlarının temsilcileri, Garip Dede Dergahı’nda bir araya geldi

    PİRHA-Alevi kurumları, Garip Dede Dergahı’nda bir araya gelerek 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi için toplantı yaptı. Toplantıda mitinge katılımın artırılması, teknik hazırlıklar ve ulaşım konuları konuşuldu.

    Alevi kurumları, Garip Dede Dergahı’nda bir araya gelerek 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi için toplantı yaptı. Toplantıda mitinge katılımın artırılması, teknik hazırlıklar ve ulaşım konuları konuşuldu.

    Toplantıya HEDEP İstanbul Milletvekili Celal Fırat, ADFE Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Üryan Hızır Ocağı piri Veli Büyükşahin, İstanbul Avrupa yakası Dersimliler Derneği, Erzincanlılar Derneği, İkitelli Cemevi, İmranlı Yukarıboğaz Köy Derneği ve İstanbul Tunceliler Derneği katıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HEDEP İstanbul İl Eşbaşkanı Gonca Yangöz: Barış isteyen bütün halkları 10 Aralık’ta Kadıköy’e bekliyoruz-VİDEO

    HEDEP İstanbul İl Eşbaşkanı Gonca Yangöz: Barış isteyen bütün halkları 10 Aralık’ta Kadıköy’e bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA-10 Aralık’ta Kadıköy’de olacaklarını söyleyen HEDEP İstanbul İl Eşbaşkanı Gonca Yangöz, “Eşit yurttaşlık temelinde inanç özgürlüğünün anayasada güvence altına alınması gerekiyor. Ötekileştirilenler ve yok sayılanlar olarak eşit bir yaşam istiyoruz. Bu nedenle barış içinde yaşamak isteyen bütün halkları 10 Aralık’ta Kadıköy’e bekliyoruz” dedi.

    Alevi kurumları öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak. Mitinge herkesin katılması için çağrılar sürüyor.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) İstanbul İl Eşbaşkanı Gonca Yangöz, 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak mitinge dair çalışmalardan bahsederek katılım çağrısı yaptı.

    “10 ARALIK’TA KADIKÖY’DE OLACAĞIZ”

    Yoksulluğun bu kadar yükseldiği bir dönemde alanlarda olmalarını  önemli olduğunu söyleyen Gonca Yangöz, “En çok eziyeti çeken ve en çok yoksulluğu yaşayan biz kadınlarız. Bütçenin savaşa ayrılmaması, bütün inançların bir arada yaşaması ve anadilde eğitim talebiyle kendi renklerimiz ve düşüncelerimizle hep beraber 10 Aralık’ta Kadıköy’de olacağız. Bugün inanç meselesi sadece inanların değil aynı zamanda inanmayanların da meselesi, anadilde eğitim hepimizin meselesi. Sorunlarımızın çözümleri ortak, o yüzden sorunlarımızın çözümünü alanlarda aramalıyız. Eşit yurttaşlık temelinde inanç özgürlüğünün anayasada güvence altına alınması gerekiyor. Ötekileştirilenler ve yok sayılanlar olarak eşit bir yaşam istiyoruz. Bu nedenle barış içinde yaşamak isteyen bütün halkları 10 Aralık’ta Kadıköy’e bekliyoruz” dedi.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/PİRHA

  • 10 Aralık mitingine dair duyurular sürüyor!

    10 Aralık mitingine dair duyurular sürüyor!

    PİRHA – Alevi örgütleri tarafından 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak miting için çalışmalar sürüyor.

    ‘Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye’ talebiyle 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak miting için çalışmalar sürüyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) üye ve yöneticileri, Ataşehir’de sokak sokak gezerek mitingin duyurusunu yaptı.

    10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak miting için Ataşehir’e bağlı Aşık Veysel Mahallesi, 1 Mayıs Mahallesi ile Ümraniye’ye bağlı Atakent ve Yenişehir mahallerinde çalışma yürütüldü.

    PSAKD üye ve yöneticileri, okul önleri, parklar ve mahalle pazarlarına pankartlar asarak halkın mitinge katılımı konusunda çağrı yaptı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD yöneticisi Arslan: Laik eğitim, laik bir ülke için Kadıköy’den haykıralım -VİDEO

    PSAKD yöneticisi Arslan: Laik eğitim, laik bir ülke için Kadıköy’den haykıralım -VİDEO

    PİRHA-Hükümetin okullara imam atamasının ardından mescit zorunluluğunu getirmesine tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingine herkesin katılması için çağrı yaptı. 

    AKP hükümeti tarafından okullara imam atanması ve ardından anaokullarına mescit açılmasının zorunlu hale getirilmesi tepki topluyor. Alevi örgütleri öncülüğünde 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, hükümetin dinci politikalarına ve mitinge ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ÇEDES’E KARŞI TALEPLERİMİZİ ALANLARDA HAYKIRACAĞIZ”

    ÇEDES projesi ile okullara imam atanmasına ve mescit açılmasına karşı İzmir’de miting yaptıklarını belirten Arslan, ““Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” için İzmir’de bölge mitingi planlandı ve yapıldı. Eksiklerimiz var mıydı? Vardı. Ama bu yapılan miting epey ses getirdi” dedi.

    Alevi örgütleri ve kurumları olarak İzmir mitinginin tecrübelerinden yararlandıklarını belirten Arslan, “10 Aralık’ta İstanbul’da Kadıköy meydanında hep beraber ‘Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye’ talebiyle haykıracağız” diye belirtti.

    “ASİMİLASYONLA UĞRAŞMAKTAN İNANCIMIZI YAPAMAZ HALE GELDİK”

    Devleti yönetenlerin kendilerini rahat bırakmadığı için hangi alanda çalışma yapacakları konusunda şaşırdıklarını dile getiren Arslan, şunları söyledi:

    “Her gün bir şey çıkarıyorlar, biz artık cem yapmayı unuttuk. Çünkü büyük bir tehlikeyle, asimilasyon politikalarıyla karşı karşıyayız. Biz cemimizi, ibadetimizi yaparız ama biz bunları neredeyse unutur hale geldik. Bunlara yoğunlaşmaya değil de inancımıza, yolumuza, gelecek kuşaklarımıza, çocuklarımıza, torunlarımıza sahip çıkmak ve onları asimilasyon politikalarından kurtarmak için uğraşıyor mücadele ediyoruz. Bizi rahat bıraksınlar. Bırakın biz inancımızı ibadetimizi yaşayalım. Eşit yurttaşlık haklarımızı talep ediyoruz, vermiyorsanız da bizi rahat bırakın. Biz kendi bildiğimiz, kendi inandığımız şekli ile inancımızı yaşayalım.”

    “ÇAĞDAŞ, DEMOKRAT, LAİK TÜM KESİMLERİ KADIKÖY MEYDANI’NA BEKLİYORUZ”

    Antalya Alevi bileşenler olarak geçen hafta toplantı yaptıklarını belirten Arslan, “10 Aralık’ta yapılacak mitinge katkı sunmak ve katılmak için birlik beraberlik içerisinde plan program içinde çalışıyoruz. İstanbul mitingine 2 otobüsle gitme kararımızı aldık, duyurularımızı yaptık. Eğer talep çok olursa otobüs talep edeceğiz, olmazsa kendi imkanlarımızı zorlayıp, kendi cebimizden para ödeyerek gideceğiz” diye belirtti.

    “HEP BİRLİKTE TÜM DÜNYAYA SESİMİZİ DUYURACAĞIZ”

    İstanbul’da 10 Aralık’ta Kadıköy Meydanı’nda yapılacak mitinge herkesin katılması için çağrıda da bulunan PSAKD Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, “Her ne kadar bölge miting olsa da çağrım şudur. Ey canlar artık yeter. Bu Alevi meselesi değil, Sünni meselesi değil Türkiye’de yaşayan çağdaş, demokrat, laik tüm insanların meselesi. Gelin 10 Aralık’ta Kadıköy Meydanı’nda olalım. Güçlü bir şekilde hep beraber laik yaşam, laik eğitim, laik bir Türkiye, laik bir devlet ve insanca yaşamak için hep beraber sesimizi tüm dünyaya duyuralım. Bütün canlarımıza, yurttaşlarımıza çağrımızdır” dedi.

    Adnan Arslan, ajansımız PİRHA‘ya da teşekkür ederek, “Pir Haber Ajansı olarak bu yola büyük bir emek veriyorsunuz, büyük çaba harcıyorsunuz. Bizim sesimiz, kulağımız oluyorsunuz. Onun için emeğinize sağlık” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Prof. Dr. Çiğdem Boz: Laik eğitim için 10 Aralık’ta Kadıköy’de sesimizi yükseltelim-VİDEO

    Prof. Dr. Çiğdem Boz: Laik eğitim için 10 Aralık’ta Kadıköy’de sesimizi yükseltelim-VİDEO

    PİRHA-Eğitimin dinselleştirilmesine karşı meydanlara çıkılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çiğdem Boz, “Hep birlikte meydanlara çıkmalıyız ve temel yurttaşlık hakkı olan laik eğitimi talep etmek zorundayız. Bu nedenle 10 Aralık Pazar günü Kadıköy’de yapılacak mitinge tüm yurttaşlarımızı davet ediyorum” dedi.

    Alevi kurumları öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    Prof. Dr. Çiğdem Boz, 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    “EĞİTİMİN DİNSELLEŞTİRİLMESİ BİZİ BEKLEYEN ÇOK BÜYÜK BİR TEHLİKE”

    12 Eylül askeri darbesinden bu yana eğitimin adım adım dinselleştirildiğini söyleyen Çiğdem Boz, “AKP iktidarı döneminde de eğitimin dinselleştirilmesi yönünde adımlar atılıyor. Eğitimin dinselleştirilmesi bizi bekleyen çok büyük bir tehlike” dedi.

    Eğitim aslında çok temel bir yurttaşlık hakkı ve kamusal bir hizmet olması gerekirken hızla özelleştirilip, piyasalaştırılırken bir yandan da içerik olarak dinselleştiriliyor. Türkiye’de şu anda piyasa ve dinin bir arada olduğu bir eğitim sistemiyle karşı karşıyayız. Alevi veya seküler veliler bu dayatmadan kaçınmak için çok yüksek ücretler ödeyerek laik eğitim veren kurumlar arıyorlar. Bu duruma karşı hep birlikte sesimizi yükseltmek zorundayız. Yıllardır laik eğitim diye bağırıyoruz ve bundan sonra da bağırmaya devam edeceğiz galiba. Zorunlu din dersleri ve okullara imam atanması gibi uygulamalara karşı sadece Alevilerin değil tüm yurttaşların ses çıkarması gerekiyor. Bu sorun sadece Alevilerin sorunu değil, hep birlikte meydanlara çıkmalıyız ve temel yurttaşlık hakkı olan laik eğitimi talep etmek zorundayız. Bu nedenle 10 Aralık Pazar günü Kadıköy’de yapılacak mitinge tüm yurttaşlarımızı davet ediyorum” dedi.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Kenanoğlu: Demokratik Türkiye isteyen herkesi 10 Aralık’ta Kadıköy’e bekliyoruz-VİDEO

    Kenanoğlu: Demokratik Türkiye isteyen herkesi 10 Aralık’ta Kadıköy’e bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA-27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi örgütlerinin öncülüğünde 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak mitingde Türkiye’de yaşayan bütün toplumsal kesimlerin ortak sorunlarının dile getirileceğini ifade etti. Kenanoğlu, “Alevi toplumu başta olmak üzere kendisini demokrasiden, laiklikten, insanca yaşamdan ve demokratik Türkiye’den yana gören herkesi 10 Aralık Pazar günü Kadıköy’e bekliyoruz” dedi.

    Alevi kurumları öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak. Mitinge büyük katılım olması için çağrılar da sürüyor.

    27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    “DEMOKRATİK TEPKİLER DEMOKRASİNİN BİR GEREĞİDİR”

    Alevi örgütlerinin 10 Aralık’ta İstanbul’da yapacağı mitingde Türkiye’de yaşayan bütün toplumsal kesimlerin ortak sorunlarının dile getirileceğini ifade eden Ali Kenanoğlu, “Mitingde işlenecek laik eğitim, insanca yaşam, demokratik Türkiye konuları aslında Türkiye’de makbul vatandaş olmayan, yani Türk ve Sünni olmayan her toplumsal kesimin yaşadığı sorunların taşıdığı başlıklar. Mitinglere katılsak ne olur, katılmasak ne olur eğilimi çok fazlasıyla yaygınlaşmış durumda. Özellikle 14 Mayıs seçimlerinden sonra kimi toplumsal meselelerde duyarsızlık, bıkkınlık ve yılgınlık söz konusu” dedi.

    Demokratik mücadele vermenin önemine değinen Kenanoğlu, “Devlet tarafından bu ülkenin vatandaşı olarak görülmeyen tüm toplumsal kesimlerin yaşadığı sorun ve sıkıntıları aşmanın yol ve yöntemleri tabii ki bunun için demokratik mücadele vermektir. Ancak Türkiye’de maalesef her şey sandıklara endekslenmiş durumda. Yani seçimle her şey değişir anlayışı var. Demokrasinin olmazsa olmazı sadece sandık seçimi değildir. Demokrasinin ve demokratik işleyişin kurallar içerisinde demokratik taleplerle ilgili gösteri, yürüyüş, protesto, basın açıklaması ve benzeri bütün hepsini sıralayabiliriz. O anlamıyla demokratik tepkiler de demokrasinin bir gereğidir ve olmazsa olmazıdır” diye belirtti.

    “SESSİZ KALIRSAK İKTİDAR POLİTİKALARINI ARTTIRARAK DEVAM ETTİRECEKTİR”

    AKP iktidarının eğitimi tümden dinselleştirmek istediğini söyleyen Kenanoğlu, “Tabi AKP iktidarının siyasi hayatta var olmaları bütün toplumun dinselleşmesine bağlı. Eğitimde dini referanslar her zaman en ön saflarda duruyor. Bu durum da Türkiye’deki bilimsel eğitimi yok eden, laikliği ortadan kaldıran bir uygulamaya sebep oluyor” ifadelerini kullandı.

    Kenanoğlu şöyle devam etti:

    “Bütün bunlara karşı en başta Türkiye’nin demokrasi güçlerinin tamamının iktidarın bu tür yaklaşımlarından ve dini kendi siyasetine alet eden uygulamaları karşısında demokratik yol ve yöntemlerle itiraz etmesi gerekiyor. Tabii ki en başta mitingler, basın açıklamaları ve bununla ilgili itaatsizlik eylemleri olabilir. Sivil itaatsizlik eylemleri, dilekçeler, davalar bütün bu demokratik yol ve yöntemlerin denenmesi gerekiyor ve bütün bu dayatmaları kabul etmediğimizi ortaya koymamız gerekiyor. Herkes sessiz olduğu sürece iktidar da bu uygulamalarını arttırarak devam ettirecektir. O yüzden 10 Aralık’ta düzenlenecek olan miting bu anlamıyla önemlidir ve bizim itirazımızı dile getireceğimiz bir alandır. Alevi toplumu başta olmak üzere kendisini demokrasiden, laiklikten, insanca yaşamdan ve demokratik Türkiye’den yana gören herkesi 10 Aralık Pazar günü Kadıköy’e bekliyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL