Etiket: 10 ekim ankara katliamı

  • 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının duruşması görülmeye başlandı

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının duruşması görülmeye başlandı

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının firari sanıklar yönünden devam eden davasının 15’inci duruşması Ankara Adliyesi’nde görülmeye başlandı.

    ‘Emek, Barış ve Demokrasi’ sloganıyla düzenlenen mitinge katılmak için 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı önünde bir araya gelenlere yönelik IŞİD’in gerçekleştirdiği bombalı saldırı davası devam ediyor.
    IŞİD’in 103 kişiyi katlettiği, yüzlerce kişiyi yaraladığı 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın firari sanıklar yönünden devam eden davasının 15’inci duruşması Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.
    Duruşmaya katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları ve yaralananlar, demokratik kitle örgütü ve meslek örgütü temsilcileri ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekilleri katıldı. Mahkeme kimlik tespiti ile başladı.

    4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dava dosyasına firari sanık Hasan Hüseyin Uğur hakkında yeni belgeler girdi. Bu belgelere göre, kardeşi Musa Uğur’a ‘Şehitlik sırası bizde’ diye mesaj atan Hasan Hüseyin Uğur, bombalı eylem planlıyordu ve katliamdan bir gün önce hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Ancak Uğur, halen yakalanamadı.
    Dosyaya giren yeni belgelerde, Uğur hakkında, katliamdan yaklaşık iki ay önce, 2 Ağustos 2015 tarihinde Gaziantep Emniyeti’ne ihbarda bulunulduğu görüldü. Gaziantep Emniyeti’nin ‘Hizmete özel’ ibareli belgesine göre; cezaevinde olan bir kişi, 155’e yaptığı ihbarda, Uğur’un IŞİD’in etkin olduğu bölgedeyken eşini bırakarak Türkiye’ye canlı bomba olarak geldiğine ilişkin duyum aldığını bildirdi.
    Emniyet, bu ihbar doğrultusunda 5 Ağustos 2015 tarihinde Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği yazıda, Uğur’un ikametinde arama yapmak için izin istedi. Savcılığın talebiyle Gaziantep 1. Sulh Ceza Hakimliği, Uğur’un ikametinde 6 Ağustos 2015 tarihinde bir defaya mahsus arama yapılabilmesine izin verildi. Uğur’un, kayıtlı olduğu ikamette bulunmadığı görüldü.

    Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı, Uğur hakkında yakalama kararı çıkartılması için, 103 insanın hayatını kaybettiği katliamdan bir gün önce, 9 Ekim 2015 tarihinde nöbetçi sulh ceza hakimliğine yazdı. Gaziantep 1. Sulh Ceza Hakimliği, Uğur hakkında ‘terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla aynı gün yakalama kararı çıkardı. Uğur, o günden bugüne yakalanamadı. Ancak Uğur’un kardeşleri Mustafa Uğur ve Musa Uğur, 23 Mart 2016 yılında gözaltına alındı.

    Hasan Hüseyin, Mustafa ve Musa Uğur kardeşler hakkında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı, ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ suçlamasıyla 31 Mart 2016 tarihinde iddianame hazırlandı. İddianamede, Uğur kardeşler hakkındaki ‘üyelik’ suçlaması anlatılırken Hasan Hüseyin Uğur hakkında sadece terör örgütü üyeliği değil, aynı zamanda ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’ ve ‘adam öldürme’ suçlarından da arama kararı olduğu görüldü.

    PİRHA/ ANKARA

  • Gar Katliamı’nda oğlunu kaybetti; ‘Mansur Yavaş, 103 kişi anısına o anıtı yaptırmalı’-VİDEO

    Gar Katliamı’nda oğlunu kaybetti; ‘Mansur Yavaş, 103 kişi anısına o anıtı yaptırmalı’-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara (Gar) Katliamı’nda oğlu Güney’i yitiren Baba Mustafa Doğan, artan ırkçı eylemlere karşılık “Dileğimiz barışın bu ülkede egemen kılınması ve artık katliamların yaşanmamasıdır. Kerbela Katliamından sonra Aleviler, hep Muharrem yasını tutmuşlardır. Muharrem, barışa, kardeşliğe vesiledir” dedi.

    Güney Doğan, 10 Ekim 2015’te Ankara’daki Barış Mitingi’ne IŞİD tarafından düzenlenen bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Dersimli Doğan ailesinin çocuğu olan Güney, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde inşaat mühendisliği öğrencisiydi.

    Güney Doğan, 10 Ekim 2015’te henüz 23 yaşındayken, başkentin ortasında, 102 kişi ile birlikte yaşamını yitirdi. Baba Mustafa Doğan da katliamın yaşandığı gün oğluna “Nefes aldığım sürece bu alana geleceğim” sözünü verdi.

    “ELBET BİR GÜN DEVRAN DÖNER”

    Her ayın 10. gününde yapılan anma için Ankara’ya gelen Mustafa Doğan ile patlamanın yaşandığı alanda buluştuk. Muharrem ayı sebebiyle Alevi katliamlarına değinen Doğan, “Ülke tarihine bakacak olursak, birçok katliamın yaşandığını görürüz. Bu ülkede Alevilerin fırınlarda diri diri katledildiğini biliriz. Bunlar ülkenin kara tarihidir” diyerek söze başladı. Mustafa Doğan, Cumhuriyet tarihi boyunca Türk ve Sünni olmayan kesimlere dönük daimi saldırıların yapıldığını anlatarak şunları söyledi:

    “Devleti eline geçiren erk, ne yazık ki sürekli farklı gruplara, etnik kökenlere, mazlumlara yönelik öldürme planları yapmıştır. Amaçları hep saltanatlarını var edebilmek olmuştur. Ama ezilen kesim, tüm yoksulları düşünerek, herkesin eşit paydada faydalanabilmesi için mücadele vermiştir. Ve bu mücadelenin karşısında hep katliamlara, sürgünlere tanıklık etmişlerdir. Ama ne yaparlarsa yapsınlar o tarihi yok edemezler. Gün gelecek ve bu zulümkarlar hesap verecek. Elbet bir gün devran döner ve hesap sorulur.

    10 Ekim’de oğlumu defnederken ona bir söz verdim, ‘Senin kanının döküldüğü yeri bırakmayacağım. Nefes aldığım sürece bu alana geleceğim’ dedim.

    “BARIŞ BAYRAĞI YERDE KALMAYACAK”

    Peki katledilenler ne istediler? ‘Ülkede barış, eşitlik, özgürlük olsun; analar ağlamasın, çocuklar ölmesin; çocuklar, babasız kalmasın, babalar çocuklarını genç yaşta toprağa vermesin’ diyerek Ankara’nın göbeğine gelip barışı haykırdılar. Ama onlara sözümüz sözdür. O barış bayrağı yerde kalmayacak.”

    “SARAYLARDA SALTANATLARINI SÜRERKEN ORMANLAR YANIYOR”

    Mustafa Doğan, 10 Ekim Katliamı’nın 6. Yılında bir çok acı olayla karşılaştıklarını da dile getirerek “Bu ülke, her güne değişik gündemlerle uyanıyor. Orman yangınları, katliamlar… Siyasi erkin o kötü, şoven dili sebebiyle ülkede gitgide insanlar tetikleniyor” dedi. Doğan, orman yangınlarının da bir tür “canlı katliamı” olduğunun altını çizerek şöyle devam etti:

    “Doğa tahrip ediliyor, ormanlar yakılıyor. Cayır cayır yanan o börtü böceklerin hesabı mutlaka sorulur. Doğa, bu yapılanlara bir anlamda cevap da veriyor. Ama olan yine yoksullara oluyor. Sel baskınları yine yoksul insanları vuruyor, Zulümkarlara yine bir şey olmuyor. Çünkü onlar, saraylarında saltanatlarını sürüyor. Ama yoksul, emekçi halk, ekmeğe muhtaç kalmış durumda.”

    “EĞER GERÇEKTEN DEMOKRASİYİ SAVUNUYOR İSE ANITI YAPMALI”

    Baba Mustafa Doğan, bu yıl oğlu Güney’in doğum gününde onun bir talebini yerine getirdiğini de sözlerine ekledi. Baba Doğan, oğlu Güney’in “Okulu bitirdiğim zaman, yoksul, emekçi çocuklarını okutmak ve kazandığımın hepsini onlara harcamak istiyorum” dediğini belirterek “Biz de bu seneki doğum gününde onun anısına iki çocuğu giydirip, sevinirdik. O çocukların gülüşü bizlere dünyaları verdi” dedi.

    Mustafa Doğan, şimdi ise 103 kişi anısına anıt mücadelesi verdiklerini söyleyerek Melih Gökçek dönemindeki Belediye Meclis kararının uygulanması gerektiğini söyledi. Doğan, “Belediye Meclisi tarafından bir karar alınıyor ve resmileştiriliyor. Ondan sonra sözüm ona demokrasiyi savunan Mansur Yavaş, buraya o anıtı yaptırmıyor. Artık barış şehitlerine yakışır bir anıt istiyoruz. Mansur Yavaş mutlaka bu konunun üzerinde durmalı. Eğer gerçekten demokrasiyi savunuyor ise barış için, burada şehit düşenler için mutlaka bir anıtın dikilmesini sağlamalı” dedi.

    “MUHARREM, BARIŞA, KARDEŞLİĞE VESİLEDİR”

    Mustafa Doğan, Konya’da Dedeoğlu ailesinden 7 kişi ile İzmir HDP İl binasında katledilen Deniz Poyraz’a işaret ederek ırkçı eylemlerin arttığını söyledi. “İktidarı elinde tutan güçler, insanları ötekileştiriyor” diyen Doğan, şöyle devam etti:

    “Bunun sonucunda gericiler, diğer bir toplumdan olanlara saldırıyor. Devletin gücünü arkasına alarak polisin gözü önünde HDP binasının içerisine girip bir kadını acımasızca katlediyor. Bu kötü dilin kullanımı sonucu Konya’da da ırkçılık körüklendi ve 7 insanımızı katlettiler. Dileğimiz barışın bu ülkede egemen kılınması ve artık bu katliamların yaşanmamasıdır. Ortak paydada, eşit vatandaşlık düzeyinde bu ülkede yaşamak istiyoruz. Artık yeter, ‘Barış gelsin ve bu ülke barış ülkesi olsun’ diyoruz.

    Kerbela Katliamı’nın üzerinden geçen sürede Aleviler hep Muharrem yasını tutmuşlardır. Muharrem, barışa, kardeşliğe vesiledir. Her Muharrem ayı geldiğinde mutlaka herkesin bu süre zarfında bütünleştirici ve ortak paydada bir dil kullanmalarını talep ediyorum.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Ülke tarihinin en büyük katliamı; 70 ay geçti ancak hala anıt dikilmedi!-VİDEO

    Ülke tarihinin en büyük katliamı; 70 ay geçti ancak hala anıt dikilmedi!-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren 103 yurttaş, katledildikleri yerde anıldı. 10 Ekim Barış Derneği Yöneticisi Mehtap Sakinci, katliamın üzerinden 70 ay geçmesine rağmen bir anıt dikilmemesini eleştirerek, “Buraya bir anıt yapılıncaya kadar geleceğiz. Halen belediyeden bir bildirim bekliyoruz. 6. yılında anıt yapılması konusunda verilen sözün tutulmasını istiyoruz. Bugün buraya boşuna gelmedik 70. aydayız ve öfkemiz çok” dedi. 

    IŞİD’ın bombalı saldırısı sonucu 10 Ekim 2015’te Ankara’da yaşamını yitiren 103 yurttaş, katledildikleri Ankara Tren Garı önünde anıldı.

    10 Ekim Barış Derneği tarafından yapılan anmada ilk olarak katliamın yaşandığı 10:04’te bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    “10 Ekim’i unutma, unutturma. Gün gelecek, devran dönecek, katiller, halka hesap verecek” sloganları atan aileler adına 70. ay basın açıklamasını Mehtap Sakinci yaptı. Sakinci, “Bizler her ayın 10’unda buradan aynı talepleri dile getirmek istemiyoruz” diyerek adaletin doğru işletilmesi gerektiğini söyledi.

    “ANLAŞILMAYAN TEK ŞEY ACIMIZIN VAR OLDUĞU”

    Mehtap Sakinci, “7. yıla giriyoruz ve halen öfkemiz geçmedi diyerek” şu açıklamayı yaptı:

    “6 yıldır burada her ayın 10’unda anma gerçekleştiriyoruz. Aynı zamanda devam eden bir de Adalet mücadelemiz var. Fakat hiç ilerlemeyen bir adalet talebi bu. Bu zamana kadar sadece bir kısım tutuklu sanıklar yargılandı ve cezalar aldı. Ama bunlar yetmiyor halen firari 16 sanık var.

    Hangimiz her ayın 10’unda şu alana öfkesiz geliyor? Sadece yılda bir kere kitlesel olarak bu katliama sahip çıkmak yetmiyor. Aileler olarak bu süreçten hiçbir zaman vazgeçip pes etmeyeceğimizi söylemiştik. Bugün 70. ayda da buradayız.

    10 Ekim, katliamlar silsilesinin 3. ayağı idi. 5 Haziran Diyarbakır, 20 Temmuz Suruç, 10 Ekim Ankara… Bunlar adım adım gelen katliamlardı. Şimdi kalkıp rutin bir anma yapıp buradan çıkıp gidecek değiliz. Bizler taleplerimizi dile getirip yine ‘Adalet’ demek zorundayız. Anlaşılmayan tek şey acımızın var olduğudur. O nedenle buraya ne zaman bir anıt yapılırsa o zaman huzurla ‘Orada artık bir anıt var ve acımızı kimse yok sayamaz’ diyebileceğiz. Ne zaman ki bu ülke bizim acımızı kabul eder ve saygı duyar ve gerçek anlamda başsağlığı dilerse belki biraz daha huzur bulur, her ayın 10’unda evimizde otururuz. Sadece yıldönümlerinde hatırlanan bir katliam değil, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük katliamı ise yaşamını yitirenleri her daim anmamız gerekiyor.

    “ANIT YAPILINCAYA KADAR GELECEĞİZ”

    Ne yazık ki Türkiye felaketler ülkesi. Ne yazık ki Her gün başka bir gündemle uyanıyoruz. Duyarlılığı yüksek insanlar olarak bu ülkede yaşamını kaybeden ağaca, kuşa, bitkiye, herkese karşı farkındalığı yüksek olmaya devam edeceğiz. Çünkü biz katliamın yaşandığı o gün de buraya barış için gelmiştik ama katledildik. Nasıl öldürüldüğümüze takılmıyorum ama neden öldürüldüğümüze, kimsenin hesap vermediğine hep takılacağız. Gerçek adalet talebimiz karşılanıncaya ve buraya bir anıt yapılıncaya kadar geleceğiz. Halen Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden bir bildirim bekliyoruz. 6. yılında anıt yapılması konusunda verilen sözün tutulmasını istiyoruz. Bugün buraya boşuna gelmedik 70. aydayız ve öfkemiz çok.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDK: Ermeni ve Süryani soykırımının inkarına son verilerek failler teşhir edilmeli

    HDK: Ermeni ve Süryani soykırımının inkarına son verilerek failler teşhir edilmeli

    PİRHA Halkların Demokratik Kongresi, 106’ıncı yıl dönümü olan Ermeni ve Süryani Soykırımı’nda yaşamını yitirenleri andıkları mesajda, devletin soykırımın faillerini ve siyasetini sahiplenerek inkar ve asimilasyon politikalarını devam ettirdiği ifade edildi.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDk) Süryani (Sayfo) ve Ermeni Katliamı’nın yıl dönümüne ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    18 Nisan 1915 Süryani Soykırımı (Sayfo) ve 24 Nisan 1915 Ermeni soykırımının (Medz Yeghern) yıl dönümünde bütün kırımlarla yüzleşmek, hesaplaşmak için hakikatleri ifade etmekten vazgeçmeyeceklerinin belirtildiği açıklamada, “Osmanlı Devleti’nin devamı olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, soykırımı kabul etmek, Ermeni ve Süryani halklarının yaralarını sarmak, tehcir edilenlerin geri dönmesini sağlamak, mallarını ve mülkleri iade etmek yerine; soykırımın faillerini ve siyasetini sahiplenmiş, inkar ve asimilasyon politikalarını devam ettirmiştir” denildi.

    “SOYKIRIM SUÇU İŞLENMEYE DEVAM EDİLİYOR”

    Ermeni ve Süryani halklarının maruz kaldığı soykırım suçunun işlenmeye devam edildiğine vurgu yapılan açıklamada, “20. yüzyılın başında yapılan kırımlarda milyonlarca Ermeni ve Süryani öldürüldü, kendi yurtlarından koparılarak Deyrü’z-Zor’a, Halep’e en vahşi yöntemlerle tehcir edildi. Yeryüzünün her yerine nar tanesi gibi dağılanlar yüz yıldır yurt özlemi ile yaşadı, yaşıyor. Evleri, yurtları, okulları, kiliseleri yağmalandı, tarumar edildi, edilmeye devam ediliyor. Osmanlı Devleti tarafından Ermeni ve Süryani halklarına uygulanan soykırım, Anadolu halklarının kendi kaderini tayin hakkına karşı gerçekleştirilmiş bir saldırıdır. Halklar hapishanesi bir imparatorluğun Saray etrafında kümelenmiş egemen elit sınıflarının, kendi bekaları uğruna Ermeni ve Süryanilerin mal varlıklarına el koyarak ilkel sermaye birikimi gerçekleştirme, zenginleşme planıdır” ifadeleri kullanıldı.

    “SOYKIRIM FAİLLERİ VE SİYASETİ SAHİPLENİLDİ”

    Açıklamada, Osmanlı Devleti’nin devamı olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin soykırımı kabul etmek, Ermeni ve Süryani halklarının yaralarını sarmak, mallarını ve mülkleri iade etmek yerine; soykırımın faillerini ve siyasetini sahiplendiği, inkar ve asimilasyon politikalarını devam ettirdiğinin altı çizilerek, “Soykırım suçunu inkâr siyaseti, ulus devletçi, tekçi ideolojik ve siyasal temeller üzerinde kurulmuş olan Cumhuriyet’in de karakteri olmuştur. Devlet eliyle inşa edilen “milli kültür”de Ermeniler, Süryaniler “düşman”,“hain” olarak işaretlenmeye devam edilmiştir. “Ermeni dölü”nden “af edersiniz Ermeni”ye kadar Ermeni ve Süryani halkının adı küfür olarak nesillerin dimağına zerk edilmiştir. Irkçılık, şovenizm devlet ideolojisi olarak Anadolu ve Mezopotamya halklarının birbirine düşmanlaştırılması için kullanılmıştır. Mübadeleyle Rumların topraklarından koparılması ve bütün halkların asimilasyonundan Varlık Vergisi’ne, Kürt katliamlarına, 6-7 Eylül pogromuna, Maraş, Çorum, Sivas katliamlarından Hrant Dink’in katledilmesine, IŞİD çeteleriyle işbirliğine kadar süregelen bir çizgi vardır” denildi.

    “SOYKIRIMIN İNKARINA SON VERİLMELİ, FAİİLER TEŞHİR EDİLMELİ”

    Açıklamada son olarak Ermeni ve Süryani soykırımının inkarına son verilmesi, gasp edilmiş, el koyulmuş bütün maddi zenginliklerinin iade ya da tazmin edilmesi ve soykırımın inkarının nefret suçu sayılması çağrısında bulunularak şunlar belirtildi:

    “Öncesinde ve sonrasında dünya üzerinde yaşanan bütün soykırımlar, egemenliklerinin bekası için harekete geçen sınıfların, zümrelerin neler yapabileceğini göstermesi açısından ezilen halklar, topluluklar ve sömürülen sınıflar için eşitlik, özgürlük ve barış temelli bir yurt, dünya kurmak için mücadele ederken kendi demokratik örgütlenmelerini yaratmalarının ve öz savunmalarını geliştirmelerinin önemini gösteren insanlık suçlarıdır. Bu insanlık suçları ile yüzleşmek, hesaplaşmak gerici, baskıcı, faşist devletlerin egemenliği altında olan halklarımızın özgürleşme mücadelesinin bir görevidir. Bu görevi üstlenen Halkların Demokratik Kongresi olarak Ermeni ve Süryani soykırımının inkârına son verilmesi, soykırım mağdurlarının vatandaşlık haklarının iade edilmesi, gasp edilmiş, el koyulmuş bütün maddi zenginliklerinin iade ya da tazmin edilmesi, soykırımın inkârının nefret suçu sayılması, soykırım faillerinin ideolojilerinin teşhir edilmesi, tüm izlerinin yaşamımızdan silinmesi için mücadeleye devam edeceğimizi bir kez daha yineliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘103 karanfilimize sözümüz var; emek-barış ve demokrasi mücadelesi kazanacak’-VİDEO

    ‘103 karanfilimize sözümüz var; emek-barış ve demokrasi mücadelesi kazanacak’-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler Dersim’de anıldı. Dersim Emek Ve Demokrasi Güçleri tarafından yapılan anmada “ Savaşa inat, barış hemen şimdi diyenlere düşmanca saldırdılar. Türkiye’nin dört bir yanından gelen on binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşen emek, barış ve demokrasi mitingimize savaştan, gerilimden, kaostan, kutuplaşmadan beslenen karanlık odaklar katliamla cevap verdiler ” denildi.

    Haberin videosu;

    10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin düzenlediği Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde IŞİD’li iki canlı bombanın saldırısı ile 103 kişi yaşamını yitirmiş ve 400’ü aşkın kişi yaralanmıştı.

    Dersim Emek Ve Demokrasi Güçleri, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’ da yaşamını yitirenleri anarak basın açıklaması gerçekleştirdi. Dersim Sanat Sokağı’nda yapılan açıklamaya siyasi parti ve kurum temsilcileri, sendika temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “ 10 EKİM KATLİAMI EMEK, BARIŞ VE DEMOKRASİ UĞRUNA ÖDENEN AĞIR BEDELLERDEN SADECE BİRİDİR”

    Dersim Emek Ve Demokrasi Güçleri adına açıklamayı okuyan Özcan Gürtaş, ”103 insanımızı yitirdiğimiz, yüzlerce insanımızın fiziksel, yüzbinlerce insanımızın ruhsal olarak yaralandığı 10 Ekim Katliamı, emek, barış ve demokrasi uğruna ödenen ağır bedellerden sadece biridir.10 Ekim Katliamı, 6 Haziran Diyarbakır ve 20 Temmuz 2015 Suruç katliamlarıyla başlayan ve ardı ardına gelen IŞİD saldırılarının bir parçasıdır. Başta 10 Ekim Katliamı olmak üzere 7 Haziran 2015 ve 1 Kasım 2015 seçimleri arasında bunca katliamın neden yaşandığının cevabı verilmeden 10 Ekim Katliamı’nın arka planı aydınlatılamayacaktır” dedi.

    Özcan Gürtaş, “DİSK-KESK-TMMOB VE TTB olarak; 10 Ekim Ankara Katliam’ının beşinci yıldönümünde sözümüzü bir kez daha yineliyoruz: Bu toprakları katliamlarla, faili meçhul cinayetlerle anılmaktan çıkararak barış ve demokrasiyle taçlandıracak, emeğin ve bir arada yaşama iradesinin egemen olduğu Türkiye’yi yitirdiğimiz canlarımıza, yoldaşlarımıza, 103 karanfilimize armağan edeceğiz” diyerek konuşmasını bitirdi.

    Açıklamanın ardından katliamda hayatını kaybeden Mesut Mak ve Adil Gür’ün mezarları başında anma gerçekleşti. Çiçek bırakılıp, lokma dağıtıldı.

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • ‘Katledilen arkadaşlarımızın hesabını mutlaka soracağız’

    ‘Katledilen arkadaşlarımızın hesabını mutlaka soracağız’

    PİRHA- DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, 10 Ekim Ankara Katliamı’nın 5. yılına ilişkin açıklama yayınlayarak 10 Ekim katliamında rolü olan, görevini ihmal eden, katliama yol veren ve emir veren tüm sorumluların yargılanmasının talep edilerek, “Hak ettikleri cezayı alana kadar öfkemizi diri tutacağız. Katliamın unutturulmak istenmesine izin vermeyeceğiz. Katledilen arkadaşlarımızın hesabını mutlaka soracağız” dedi.

    10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin düzenlediği Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde IŞİD’li iki canlı bombanın saldırısı ile 103 kişi yaşamını yitirmiş ve 400’ü aşkın kişi yaralanmıştı.

    Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), 10 Ekim 2015’te düzenledikleri “Barış Mitingi”ne yönelik DAİŞ’in bombalı saldırısı sonucu yaşanan katliama ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı.

    “7 HAZİRAN -1 KASIM 2015 SEÇİMLERİ ARASINDA YAŞANAN KATLİAMLARIN HESABI MUTLAKA VERİLMELİDİR”

    Türkiye’nin dört bir yanından gelen on binlerce kişinin katıldığı “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi”ne katliamla cevap verildiğinin vurgulandığı açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “103 insanımızı yitirdiğimiz, yüzlerce insanımızın fiziksel, yüz binlerce insanımızın ruhsal olarak yaralandığı 10 Ekim Katliamı, emek, barış ve demokrasi uğruna ödenen ağır bedellerden sadece biridir. 10 Ekim Katliamı, 5 Haziran Diyarbakır ve 20 Temmuz 2015 Suruç katliamlarıyla başlayan ve ardı ardına gelen IŞİD saldırılarının bir parçasıdır. Başta 10 Ekim Katliamı olmak üzere, 7 Haziran 2015 ve 1 Kasım 2015 seçimleri arasında bunca katliamın neden yaşandığının cevabı verilmeden, 10 Ekim Katliamı’nın arka planı aydınlatılamayacaktır.”

    “KATLİAMIN UNUTTURULMAK İSTENMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ” 

    “10 Ekim katliamında rolü olan, görevini ihmal eden, katliama yol veren ve emir veren tüm sorumluların yargılanmalıdır” denilen açıklamada, “Hak ettikleri cezayı alana kadar öfkemizi diri tutacağız. Katliamın unutturulmak istenmesine izin vermeyeceğiz. Katledilen arkadaşlarımızın hesabını mutlaka soracağız. DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak; 10 Ekim Ankara Katliamı’nın beşinci yıl dönümünde sözümüzü bir kez daha yineliyoruz: Bu toprakları katliamlarla, faili meçhul cinayetlerle anılmaktan çıkararak, barış ve demokrasiyle taçlandıracak, emeğin ve bir arada yaşama iradesinin egemen olduğu Türkiye’yi yitirdiğimiz canlarımıza, yoldaşlarımıza, 103 karanfilimize armağan edeceğiz” denildi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • 10 Ekim Ankara Katliamı anmasına 4 dakikalık izin!-VİDEO

    10 Ekim Ankara Katliamı anmasına 4 dakikalık izin!-VİDEO

    PİRHA- 103 yurttaşın yaşamını yitirdiği 10 Ekim Ankara Katliamı anmasına 4 dakikalık izin veren polis, anamaya katılmak isteyen 20 yurttaşı gözaltına aldı. Anmada yaşamını yitirenlerin adları okunurken, “yaşıyor” denilerek, “10 Ekim’i unutma, unutturma” sloganı atıldı.

    Haberin videosu;

    10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin düzenlediği Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde IŞİD’li iki canlı bombanın saldırısı ile 103 kişi yaşamını yitirmiş ve 400’ü aşkın kişi yaralanmıştı.

    10 Ekim Ankara Katliamı’nın 5. yıl dönümünde katliamın yaşandığı saat olan 10.04’te birçok kentte yurttaşlar bir dakikalık saygı duruşunda bulundu.

    Ankara’daki anmaya siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, milletvekilleri ve yüzlerce yurttaş katıldı.

    4 DAKİKALIK KATLİAM ANMASI!

    Polisin izin vermediği anmada 20 yurttaş gözaltına alınırken, yapılan görüşmeler sonucu 4 dakikalık bir anma yapıldı.

    Katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının taşındığı ve adlarının okunarak hep bir ağızdan “yaşıyor” denilen anmada “10 Ekim’i unutma, unutturma” sloganı atıldı.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara Katliamı’nda oğlunu kaybeden baba Güney: Oğluma sözüm var, mücadele edeceğim- VİDEO

    Ankara Katliamı’nda oğlunu kaybeden baba Güney: Oğluma sözüm var, mücadele edeceğim- VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaşamını yitiren Doğan Güney’in babası Mustafa Güney, “Oğluma ve arkadaşlarına sözüm var. Bu ülkeye barış ve adalet gelene kadar mücadelenin peşini bırakmayacağım.” dedi. 

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren Doğan Güney’in babası Mustafa Güney, Pir Haber Ajansı’na konuştu. Oğlunun Ankara’daki mitinge gittiğinden haberi olamayan babası, patlama haberini televizyondan öğrendiğini söyledi. Oğlunun barış ve demokrasi hayalinin olduğunu vurgulayan baba Güney, oğlunun hayallerini bırakmayarak mücadelesini devam ettireceğini ifade etti.

    “PATLAMA VE OĞLUMUN ÖLÜM HABERİ İLE YIKILDIM”

    Oğlunun İstanbul Teknik Üniversitesi’nde okuduğunu ve arkadaşları ile birlikte Ankara mitingine gittiklerini söyleyen baba Mustafa Güney, eşinin ve kendisinin patlama haberini televizyondan izlediklerini belirtti. Patlama haberine çok üzüldüklerini ve oğlunun ölüm haberi ile yıkıldıklarını söyleyen baba Güney şöyle konuştu:

    “Oğlumun patlamada öldüğüne dair haberlerde bir şey göremedim. Oğlumun geldiğinden haberim yoktu. İşimden dolayı haberleri de daha sonradan izleyemedim. Sadece patlamanın olduğunu televizyondan gördüm. Patlamadan inanılmaz derecede sarsıldım. Oğlumun orada yaşamını yitirdiğini akşam 7’de haber aldım. Zaten yıkılmıştım. İyice yıkıldım, kendimi kaybetmiştim o anda.  Sağ olsun oradaki arkadaşlar beni önce kliniğe götürdüler, orada müdahalede bulundular. Daha sonra Ankara’ya getirdiler. Ankara bir kabustu. Hastaneye geldiğimde o hastaneye nasıl geldiğimi, hangi hastane olduğunu hiç bilmiyordum. Sonradan hepsini öğrendim. Hastaneye geldiğimde arkadaşların hepsi oradaydı. O günden sonra tüm hayatımız altüst oldu. Güney hayatımızdan çıktıktan sonra tüm hayatımız altüst oldu. Çünkü bizim ilk çocuğumuzdu, bizim ilk umudumuzdu o. Maalesef bizim umutlarımız. da oğlumuzun geleceği de yok oldu. Çünkü çok büyük çaba sarf ediyordu okumak için. Bu ülkenin geleceği için.”

    “OĞLUMUN MÜCADELESİNİ VE BAYRAĞINI BIRAKMAYACAĞIM”

    “Bir dünya yol otobüsle gidiyordu okumak için, bu ülkeye faydalı bir birey olmak için. O kadar yolu kat ediyordu her gün o trafiği çekiyordu ve çok başarılı bir çocuktu.” diye konuşan baba Güney, çocuğunun geleceğe dair en büyük özleminin yoksul ve emekçi çocuklarını kazandığı para ile okutmak olduğunu ifade etti. Baba Güney, sözlerinin devamında şöyle konuştu:

    “O hep bunu hayal ediyordu, bu ülke barış, demokrasi ülkesi olsun diyordu. Sürekli bunu vurguluyordu. Ne anneler ağlasın, ne çocuklar ölsün. Bir annenin ağlamasını, bir çocuğun ölmesine inanılmaz derecede üzülüyordu. Bir karıncanın ezilmesine üzülen bir çocuktu.  Hayatımız altüst oldu ama onun mücadelesini ve barış bayrağını bırakmayacağım. Ona ve yoldaşlarına sözümdür.  Onun ve yoldaşlarının barış mücadelesini peşini bırakmayacağım.  Hukuksal alandaki mücadelesini bırakmayacağım. Ta ki bu ülkeye gerçek adalet gelene kadar hukuk mücadelesini bırakmayacağız.”

    Cebrail ARSLAN-Derya DÖNMEZ/ANKARA

  • 10 Ekim Anıtı’na saldıranlar hakkında suç duyurusunda bulunuldu-VİDEO

    10 Ekim Anıtı’na saldıranlar hakkında suç duyurusunda bulunuldu-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim 2015 günü gerçekleşen Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler için yapılan anıta geçtiğimiz hafta saldırı olmuştu. Saldırıyı gerçekleştirenler hakkında suç duyurusunda bulunmak üzere Ankara Adliyesi’ne gidilerek anıtın yenileceği açıklandı.

    10 Ekim 2015 günü Barış ve Demokrasi mitingi öncesinde Ankara Garı önünde gerçekleşen katliamda yaşamını yitirenler için yapılan anıta geçtiğimiz hafta bir saldırı düzenlendi.

    Saldırıya karşı yaşamını yitirenlerin aileleri, emek ve meslek örgütleri, siyasi parti temsilcileri basın açıklaması gerçekleştirdi. Saldırıyı gerçekleştirenler hakkında suç duyurusunda bulunmak üzere Ankara Adliyesi’ne gidilerek anıtın yenileceği açıklandı.

    “VALİLİK, BU ALANA YÖNELMİŞ EYLEMLERİ DURDURMADI”

    Açıklamayı okuyan eski 10 Ekim Derneği Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, “Anma yapmaya geldiğimiz günden farklı olarak 26 Ekim 2018 Ankara garı önünde yaklaşık 3 yıldır burada mevcudiyetini sürdüren sembolik anıta yapılan saldırıyı kınamak ve bu zamana kadar yapılan bütün saldırılara ve bundan sonra kesinlikle izin vermeyeceğimizi söylemek için burada bulunuyoruz. 10 Ekim 2015’ten bu yana Ankara garı önünde devam ettirdiğimiz mücadelemize bir de değerlerimize, hayatını kaybedenlerin hatıralarına yönelik saldırılar eklendi. Bu mücadele alanımızın başka bir kolu olarak önümüzde duruyor. Yoldan geçerken sembolik anıttan rahatsız olan birkaç güruhun dışında gerçek anlamda imzasını bırakan bir kurumun saldırısı ile karşı karşıya kaldık” ifadelerini kullandı.

    Coşgun, “Geçen hafta ne yazık ki buradaki bütün güvenlik kameralarına rağmen herkesin gözünün içine baka baka yapıldı. 12 Ekim 2015’ten önce burada yeterli güvenlik önlemi almayan Emniyet, Ankara Valiliği sonraki süreçte de buradaki kamera kayıtlarına rağmen yine saldırıları, bu alana yönelmiş eylemleri maalesef durdurmadı, durduramadı” diyerek sözlerini bitirdi.

    “SALDIRIYI YAPAN GÜRUHUN MAZİSİNİ DE BİLİYORUZ”

    Daha sonra, KESK, DİSK, TMMOB ve TTB adına TMMOB Genel Başkanı Emin Koramaz, öncelikle bu insanlık dışı saldırıyı gerçekleştirenlere ve onlara cesaret verenlere buradan bir sözümüz var. Bunları kınıyoruz, onları lanetliyoruz. Biz bu saldırıyı gerçekleştiren gerici güruhun mazisini de biliyoruz. Onlar bu ülkenin devrimcileri Amerikan emperyalizmine hayır diye 6 filonun önünde nöbet tutarken onlara saldırılanların bugünkü temsilcileri. Onlar ABD yandaşları, onlar ilticacılar, onlar gericiler, onlar insanlık düşmanları. Onları tanıyoruz da, onları bu kadar pervasız hale getirenleri, onlara cesaret verenleri de çok iyi tanıyoruz” dedi.

    “Onları bu duruma getiren İŞİD’cileri kendilerini patlatmadan yakalayamayız, diyenlerdir. İstihbarat raporlarını gözardı edenlerdir. İzledikleri iç ve dış politika ile ülkemizi başta IŞİD olmak üzere cemaatçi örgütlerin cirit attığı bir ülke haline getirenlerdir. Onlar cinayetin, katliamın hemen ardından arkasında kokteyl örgüt deyip İŞİD’i aklamak isteyenlerdir. Onlar 10 Ekim günü bu meydanda katliamın hemen ardından bizlere gaz bombalarıyla saldırıp ambulansları geciktirenlerdir. Onlar Türkiye tarihinin bu en kanlı katliamının insanlık suçu olarak yargılamayanlardır” diye konuşan Koramaz, şöyle devam etti:

    “Bugün 10 Ekim’de bundan 3 sene evvel buraya gelip barış güvercinlerini bir daha anmak için toplandık. Onlara bir sözümüz olmalı. Onlar eşit, özgür, demokratik bir Türkiye istiyorlardı. Onlar gericiliğin değil, insanca yaşanacak bir düşüncenin hâkim olduğu bir Türkiye istiyorlardı. Gericilere faşizme, emperyalizme, inat biz onların bize açtığı yolda eşit, özgür, barış içerisinde yaşayan demokratik bir Türkiye’yi mutlaka kuracağız. Bu 4 örgütün gönlü insanlıktan yana atan herkesin onlara sözüdür. Kahrolsun faşizm, kahrolsun gericilik, kahrolsun emperyalizm. Yaşasın hakların kardeşliği, yaşasın barış, yaşasın demokrasi.”

    Ardından atılan “Gün gelecek devran dönecek faşistler halka hesap verecek” sloganlarıyla yapılan basın açıklaması sona erdi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Vekillerden tepki: Barış diyen insanları anmayacağız da kimi anacağız?-VİDEO

    Vekillerden tepki: Barış diyen insanları anmayacağız da kimi anacağız?-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Katliamı’nın 3. yılında. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, “Barış dedikleri için katledilenleri anmayacağız da kimleri anacağız” dedi. HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz ise katliamda yaşamını yitirenleri rahmetle anıp bu davanın peşini bırakmayacaklarını belirtti.   

    IŞİD’in düzenlediği 103 kişinin hayatını kaybedip yüzlerce kişinin yaralandığı 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın üçüncü yılında katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları, yaralılar ve katliama tepki göstermek isteyenler Ankara Garı’nın önünde biraraya gelmek istedi.

    Ankara Garı’na çıkan tüm ana ve bağlantı yolları polis tarafından kapatıldı. Sabahın erken saatlerinden itibaren bölgeye TOMA ve yüzlerce çevik kuvvet ekibi getirildi. Çevik kuvvet ekipleri ilk başta katliamın gerçekleştiği yere yalnızca ellerinde olan listelerde adları olan yaralı ve hayatını kaybedenlerin yakınlarının alınacağını söyledi. Polisin müdahalesi sonrasında geçişlere izin verildi.

    “BARIŞ DEDİKLERİ İÇİN KATLEDİLENLERİ ANMAYACAĞIZ DA KİMİ ANACAĞIZ?”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, “Bugün 10 Ekim’in 3. yılında anmaya geldik. Önce anmaya gelenler içeri girerken ceplerindeki kalemleri çıkarttırdılar. Katliamı yapacağı önceden bilinen katillerin, burada göz yumularak 103 insanın katledilmesine, katliam düzenlemesine yol verildi, teşvik edildi” dedi.

    Ailelerin bugün anmada zorluklar yaşadıklarını dile getiren Şeker, şöyle konuştu:

    “Bunu protesto ediyoruz. Büyük bir acı, Türkiye’nin yaşadığı en büyük katliam. Bu katliamda yaşamını yitirenleri anmak Türkiye’de yaşayan herkesin sorumluluğu. Barış diye buraya gelenleri, barış dedikleri için katledilenleri anmayacağız da kimleri anacağız. Önlerinde saygıyla eğiliyorum, saygıyla anıyorum.”

    “POLİS PATLAMADAN SORUMLU OLANLARDAN BİRİDİR”

    HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz ise “Polis, izin vermeme sebebini en başından beri iddia ediyoruz, patlamadan sorumlu olanlardan biri. Çünkü gerekli önlemleri almadı, takip edilmesine rağmen alınmadı. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, kendini patlatmadan biz bir şey yapamayız ifadelerini kullanmıştı” dedi. Kaçmaz, katliamda yaşamını yitirenleri rahmetle anıp bu davanın peşini bırakmayacaklarını belirtti.

    PİRHA/ANKARA

  • 10 Ekim Ankara Katliamı 3. yılında lanetleniyor-VİDEO

    10 Ekim Ankara Katliamı 3. yılında lanetleniyor-VİDEO

    10 Ekim 2015’te IŞİD tarafından yapılan Gar Katliamı’nın üçüncü yılı. Ankara Katliamı’nın 3.  yıl dönümü anmasına polis çakmak, şarj aleti, kalem yasağı getirdi. Aileler, ‘Katliam günü neredeydiniz?’ diye tepki gösterdi. 
    IŞİD’in düzenlediği 103 kişinin hayatını kaybettiği, 500’den fazla insanın yaralandığı 10 Ekim Ankara Katliamı, 3. yıl dönümünde saldırının meydana geldiği Ankara Gar’ı önünde protesto edildi. Önceki yıllarda anmalara izin vermeyerek saldıran polis, bu sene de saldırdı ve çeşitli engeller çıkardı. Anmanın yapılacağı alana çakmak, şarj aleti, power bank hatta kalemle girilmesine izin verilmedi, çevredekiler “Katliam günü neredeydiniz?” tepkisi gösterdi.
    Geçtiğimiz yıllarda katliamın yıl dönümlerinde ailelerin yapmak istediği anmalara izin verilmemiş, polis kitleye saldırmıştı. Katliamın üçüncü yıl dönümünde anmaya izin verilmesine karşın polis yine saldırdı ve anma etkinliği çeşitli engellemelerle başladı.
    Ankara Garı’na giden yolları kapatan polis, önce sadece katliamda yakınlarını yitiren ve yaralananların alana girişine verdi. Benzer bir engelleme gazetecilere de uygulanarak sarı basın kartı şart koşulmak istendi. Önce gruplar halinde alana girişler yapıldı, polis daha sonra herkesin alana girişine izin verdi.
    Polis, 10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anmak için Gar önünde toplanan yurttaşlara saldırdı.

    EN VAHŞİ KATLİAMLARDAN BİRİ

    Ankara Gar Katliamı, 10 Ekim 2015 yılında, Türkiye tarihindeki en vahşi katliamlardan biriydi.
    Ankara’da KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin “Savaşa inat, barış hemen şimdi”, “Acil barış, acil demokrasi“ şiarıyla Emek, Barış, Demokrasi mitingi yapılacaktı.

    Türkiye’nin pek çok yerinden barış insanları, binlerce emekçi 10 Ekim sabahı Ankara Garı önünde toplandı.
    Gar önünde toplanan binlerce insan mitingte barışı haykıracağı anı beklerken, o hain katliam yapıldı.

    IŞİD militanları kullanılarak yapılan saldırı saat 10.05’te gerçekleşti. Tren garının önündeki kavşakta yaşanan patlamanın ilki HDP’nin, ikincisi de EMEP ve SGDF’nin de aralarında bulunduğu kortejlerin olduğu alanda gerçekleşti. 103 insan hayatını kaybetti, yüzlercesi yaralandı, sakat kaldı. Acıyla yaşamını sürdürmeye mahkum edildiler. 30 insan ömür boyu engelli kaldı.
    Katliamdan bir yıl sonra ancak dava açıldı. Dava dosyasında katliam yok, terör var, denildi.

    HAYATINI KAYBEDENLERİN İSİMLERİ

    Abdülkadir Uyan, Metin Kürklü, Gökhan Akman, Orhan Işıktaş, Gülhan Karlı Elmascan, Yılmaz Elmascan, Nevzat Sayan, Bilgen Parlak, Hacı Kıvrak, Rıdvan Akgül, Rıdvan Akgül, Hacı Mehmet Şah Esin, Gökmen Dalmaç, Elif Kanlıoğlu, Hakan Dursun Akalın, Ercan Adsız, Ayşe Deniz, Berna Koç, Fatma Esen, Gülbahar Aydeniz, Eren Akın, Canberk Bakış, Tayfun Benol, Nizamettin Bağcı, Kasım Otur, Başak Sidar Çevik, Nilgün Çevik, Resul Yanar, Mehmet Ali Kılıç, Tekin Arslan, Sezen Vurmaz, Dilaver Karharman,  Onur Tan, Umut Tan, Sarıgül Tüylü, Dilan Sarıkaya, Ali Kitapçı, İsmail Kızılçay, Muhammet Demir, Korkmaz Tedik, Veysel Atılgan, İbrahim Atılgan, Emine Ercan, Kübra Meltem Mollaoğlu, Meryem Bulut, Seyhan Yaylagül, Ebru Mavi, Ali Deniz Uzatmaz, Ziya Saygın, Vahdettin Özgan, Cemal Avşar, Ahmet Katurlu, Selim Örs, Azize Onat, Dicle Deli, Güney Doğan, Binali Korkmaz, Mehmet Zakir Karabulut, Leyla Çiçek, Metin Peşman, Mesut Mak, Adil Gür, Gökhan Gökbönü, Şebnem Yurtman, Osman Turan Bozacı, İdil Güneyi, Abdullah Erol, Mehmet Hayta, Özver Gökhan Arpaçay, Şirin Kılıçalp, Uygar Coşgun, Ahmed Alkhadi, Nurullah Erdoğan, Gözde Arslan, Aycan Kaya, Yunus Delice, Sevgi Öztekin, Mehmet Tevfik Dalgıç, Sevim Şinik, Emin Aydemir, Fatma Karabulut, Ramazan Tunç, Erol Ekici, Feyyat Deniz, Necla Duran, Osman Ervasa, Ramazan Çalışkan, Vedat Erkan, Abdülbari Şenci, Niyazi Büyüksütçü, Gazi Güray, Sabri Elmas, Erhan Avcı, Ümit Seylan, Serdar Ben, Nevzat Özbilgi, Hasan Baykara, Fatma Batur, Bedriye Batur, Ata Önder Atabay, Mustafa Budak, Ağa Bayar.

    Katlimdan sonra başlatılan idari soruşturmada, mülkiye müfettişlerinin hazırladığı rapor gösterdi ki; 2015 yılının başından katliam gününe kadar MİT, tam 62 kez bir “canlı bomba gerçekleştirilebileceğini” raporlamıştı. Katliamdan 25 gün önce İŞID’in canlı bomba eylemi yapacağına dair istihbarat, mitingle ilgili önlem almakla sorumlu Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne iletilmedi. Bombacı Yunus Emre Alagöz’ün de adının geçtiği Emniyet ve MİT’ten gelen son istihbarat, 10 Ekim günü 13.48’de yani katliamdan yaklaşık 4 saat sonra emniyet birimlerine ulaştı.

    RAPORLAR YALANLADI

    10 Ekim Davası Avukat Komisyonu kararı, “İçişleri Bakanlığı Müfettişlerince olaya ilişkin hazırlanan Mülkiye Müfettişleri Raporu Ankara, Adana, Gaziantep ve Kilis vb. yerlerde görev yapan birçok kamu görevlisinin bu katliama yol verdiğini ortaya koymaktadır. Buna rağmen mahkeme heyeti ve savcılık bu kişilerin davamıza sanık olarak dahil edilmesi hususunda yeterli çaba içerisinde olmamış, tanık olarak dinlenmesi taleplerini de gerekçesiz reddetmiştir. Yine dosyada yer alan Gaziantep Ağır Ceza Mahkemelerinden gelen dosyalar, sanıkların iletişim tespiti dosyaları, Gaziantep ve ülkenin çeşitli yerlerinde kamu kurumları ile yapılan yazışma yanıtları da dava konusu katliamın sorumluluğu konusunda çok geniş bir devlet sorumluluğu olduğuna işaret etmektedir. Bütün bunlara karşın, adeta ‘Devlete dokundurmayız, alın size IŞİD’lilerin bir kısmı bunlarla yetinin!’ denilerek adaleti değil, suç işleyen kamu görevlilerinin sorumsuzluğunu esas alan bir tavır içerisinde olunmuştur” açıklaması ile yorumladı.

    Yargılama sırasında Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi; katliamda ihmali bulunan “kamu görevlileri hakkında soruşturma olup olmadığını” Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na sordu. Daha önce dönemin Ankara Emniyet Müdürü, İstihbarat ve Güvenlik Şube müdürlerinin de aralarında olduğu kamu görevlileri hakkında takipsizlik kararı veren savcı Hamza Yokuş, mahkemeye doğrudan Yazı İşleri Müdürlüğü’ne sorulmasını istedi. Bu arada mahkeme, takipsizlik kararı verilen dosya üzerinden suç duyurusunda bulunarak dosyanın yeniden açılmasını sağlamıştı. Ancak Yazı İşleri Müdürlüğü de mahkemeye dosyanın akıbeti ile ilgili bilgi vermedi.

    KAMU GÖREVLİLERİNİN İHMALİ YOK SAYILDI

    Mülkiye müfettişleri hazırladıkları raporda, gelen istihbaratın değerlendirilmemesine ilişkin eski Ankara Emniyet Müdürü Kadri Kartal, eski İstihbarat Şube Müdür Vekili Cihangir Ulusoy, TEM Şube Müdürü Hakan Duman, eski Güvenlik Şube Müdür Vekili Adem Arslanoğlu ile TEM Şubesi C Büro Amiri Hüseyin Özgür Gür hakkında soruşturma izni verilmesi istenmesine rağmen Ankara Valiliği soruşturma izni vermedi. Ankara 6. İdare Mahkemesi de, yaşamını yitiren Hasan Baykara’nın eşi, çocukları ve kardeşlerine 500 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Mahkeme, idarenin “hizmet kusurunu” görmezden gelerek kamu görevlilerinin ihmalini yok saydı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Barış ve demokrasi kazanana kadar mücadele sürecek’

    ‘Barış ve demokrasi kazanana kadar mücadele sürecek’

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaşamını yitiren Orhan Işıktaş, Metin Peşmen ve Leyla Çiçek Mersin Tarsus’ta bulunan mezarları başında anıldı. Anmada konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe, barış ve demokrasi kazanana kadar mücadelenin süreceğine vurgu yaptı. 

    10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaşamını yitiren Orhan Işıktaş, Metin Peşmen ve Leyla Çiçek Mersin Tarsus’ta bulunan mezarları başında anıldı.

    10 Ekim 2015 tarihinde ‘Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ için Ankara Tren Garı önünde binlerce insan toplanmıştı. Patlama sonucu 109 can hayatını kaybetmişti.

    “BARIŞ VE DEMOKRASİ KAZANANA KADAR MÜCADELE SÜRECEK”

    Anmaya Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Tarsus Şubesi, siyasi kurum temsilcileri ve dernek yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. Burada kısa bir konuşma yapan PSAKD Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe, “10 Ekim şehidimiz Leyla Çiçek yoldaşımızı mezarı başında andık. Ona o gün verdiğimiz sözleri tekrarladık. Biz biliyoruzki barış ve özgürlük şehitleri ölümsüzdür. Barış ve demokrasi kazanana kadar, bu ülke ve bu halk özgürleşinceye kadar mücadele sürecek ve mutlaka iyiler kazanacaktır, barış kazanacaktır. 10 Ekim şehidimiz Metin Peşmen yoldaşımızı, can dostumuzu, ağabeyimizi bugün mezarı başında andık. Hatırası önünde eğiliyoruz. O bir Pir Sultan Abdal şehididir ve Pir Sultanlar ölümsüzdür” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN

  • 10 Ekim Barış Aileleri duruşma öncesi taleplerini dile getirdi-VİDEO

    10 Ekim Barış Aileleri duruşma öncesi taleplerini dile getirdi-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşma öncesi bir araya gelen şehit aileleri, katliamda yaralı kurtulan emekçiler ve diğer kurum temsilcileri basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Bizler, 10 Ekim Barış Aileleri olarak temel taleplerimizi toplumun vicdanına ulaştırmaya çalışıyoruz” denildi.

    10 Ekim 2015’ tarihinde Ankara Gar önünde Işid çetelerince patlatılan bomba sonucu yaşamını yitiren barış, demokrasi ve özgürlük şehitlerinin 4.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşma öncesi bir araya gelen şehit aileleri, katliamda yaralı kurtulan emekçiler, demokratik kitle örgütleri temsilcileri, KESK Eş Başkanları Aysun Gezen, Mehmet Bozgeyik, KESK’e bağlı sendikaların MYK ve Şube YK üyeleri HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker  ve çok  sayıda yurttaş basın açıklaması gerçekleştirdi.

    “YARALANDIĞI İÇİN İHRAÇ EDİLEN, TUTUKLANANLAR VAR”

    Açıklamayı okuyan, kapatılan 10 Ekim Derneği YK üyesi İhsan Seylan, “10 Ekim 2015 Türkiye’nin 81 ilinden Türkiye’nin başkentine, “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi” için gelen on binlerce yurttaşın toplandığı alanda, tüm kamu sorumlularının gözü önünde binlerce kilometre öteden taşınan canlı bombalarla, bir katliam gerçekleştirildi. Neredeyse 30. ayı geride kalan katliamdan, 103 kişi yaşamını yitirdi. Yüzlerce kişi yaralandı. Katliamın üzerinden geçen zamana rağmen an itibariyle tedavisi devam eden 30’dan fazla yaralımız, ağır tedavisi hala hastanelerde devam eden arkadaşlarımız bulunmaktadır. 8 yaralımız ömür boyu engelli kalmıştır. Onlarca insan bedeninde katliamda kullanılan “bilyelerle” yaşamını sürdürmektedir. 10 Ekimde yaralandığı için ihraç edilen, tutuklanan, gözaltına alınan onlarca arkadaşımız bulunmaktadır” ifadelerini kullanarak şöyle devam etti:

    “Bu süreçte 10 Ekim anmasına katıldığı için gözaltına alınanlar yargılandı. 10 Ekim katliamı ile ilgili haber yapan gazeteciler yargılandı. Hatta 10 Ekim Mitingi’ne katılanlar bile yargılandı. Bu süreçte bazı prosedürler bahane gösterilerek 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği kapatıldı. 10 Ekim’de eşini, çocuklarını, anne-babasını, arkadaşlarını, can ciğer yoldaşlarını yitiren insanlara, bu alanda yıl dönümlerinde anma yapma imkanı bile hukuka ve ahlaka aykırı bir şekilde engellendi. Bize karşı açılan bunca davaya karşın 10 Ekim Katliamı’nda açık sorumluluğu bulunan kamu görevlilerine ilişkin açılan herhangi bir dava bulunmamaktadır. Bizler, 10 Ekim Barış Aileleri olarak temel taleplerimizi toplumun vicdanına ulaştırmaya çalışıyoruz.”

    “BU DAVA, GERÇEK SORUMLULAR YARGILANDIĞI GÜN KAPANACAKTIR”

    Seylan, “Emeğin hakkı, barış ve demokrasinin tesis edilmesi için en öncelikli taleplerimiz” diyerek şunları aktardı:

    -10 Ekim Katliamı davası 8. Tur duruşması bugün ve yarın “Ankara Adalet Sarayında, 4. Ağır Ceza Mahkemesinde” görülecektir. Kamuoyunun bu davayı takip etmesini talep ediyoruz. Her zaman ifade ettiğimiz gibi 10 Ekim davasında ortaya konulacak adalet veya adaletsizlik, Türkiye’nin hangi yöne doğru savrulduğunun bir göstergesi olacaktır. OHAL ve savaş koşullarında her şey kısıtlanmaya ve bastırılmaya çalışılmaktadır. Tüm bu koşullara ve geçen zamana rağmen biz davamızın peşini bırakmayacağız ve bu dava gerçek sorumlular da yargılandığı gün kapanacaktır.

    -10 Ekim Davasının ve bu davanın benzerleri olan Suruç, Antep, Diyarbakır, İstanbul gibi davaların sadece tetikçilerinin değil başta kamusal sorumluluğunu yerine getirmeyen kamu görevlileri olmak üzere tüm sorumluların yargılanarak adil bir şekilde tamamlanmasını talep ediyoruz. O gün o alanda katliamcıların binlerce kilometreden gelmesine göz yuman, katliam anında gerekli sağlık desteğini sundurmayan, ambulans göndermeyen, gelen ambulansı bekleten, bir nefesin can kurtardığı yerde biber gazı sıkıp ilk yardım ve müdahaleyi engelleyen ve diğer tüm kamusal sorumluları bu katliamdaki ihmal ve kasıtları nedeniyle hesap vermelidir.

    “BEDEL ÖDEYENLERİ YALNIZ BIRAKMAMALIYIZ”

    -Ankara Garı önündeki meydan adının “10 Ekim Emek Barış ve Demokrasi” meydanı olarak değiştirilmesi ve bu Meydanda “10 Ekim gününün” taleplerine uyumlu bir anıtın yapılmasını talep ediyoruz. Bu konuda 10 Ekim günü sorumluluğunu yerine getirmeyen kamusal sorumlular, buraya adına uygun bir anıtın yapılmasını da engellemektedir.

    -Son olarak 10 Ekim yaralıları ile kamuoyunun dayanışmasını ve bu yaraların hepimizin yarası olduğunu belirtmek istiyoruz. Emek, Barış ve Demokrasi için bedenlerini siper ederek bedel ödeyenleri asla yalnız bırakmamalıyız. İllerimizde bulunan 10 Ekim Ailelerinin manevi yoldaşlıkta yalnız kalmadıklarını görmek istiyoruz.

    “ONLARA SÖZÜMÜZ; BARIŞ VE ADALET OLACAK”

    Seylan, sözlerini şu şekilde tamamladı:

    “10 Ekim hepimizin davasıdır. Emeğin, barışın ve demokrasinin davasını takip etmeye, bu dava yolunda düşenlere “bin selam” demeye devam edeceğiz. 20 Temmuz 2015’te Suruç’taki IŞİD katliamında, yaşamını yitiren Polen’in annesi Şennur Ünlü’nün dün kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdiğinin haberini aldık. Şennur anne başta olmak üzere bu yolda mücadele eden tüm yoldaşlara, düşen tüm dostlara barış ve adalet sözünü veriyoruz. Onlara sözümüz barış ve adalet olacak.”

    PİRHA/ANKARA

  • 10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenler 29. ayında anıldı-VİDEO

    10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenler 29. ayında anıldı-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 29. ayında gar önünde katledilenleri bir kez daha anmak, katledenleri lanetlemek için katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri KESK ve KESK’e bağlı sendika yöneticileri ve demokratik kitle örgütleri bir araya geldi. Anmada saygı duruşunda bulunuldu sonrasında açıklama yapıldı.

    Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin aileleri, KESK’liler ve demokratik kitle örgütleri katliamın 29. ayında gar önünde anma gerçekleştirdi. Katliamda yaşamını yitirenler ve tüm demokrasi şehitleri adına bir dakikalık saygı duruşundan sonra katliamın yaşandığı sürede 29 aylık gelişmeleri kapatılan 10 Ekim Barış Derneği Başkan yardımcısı İhsan Seylan aktardı.

    “10 EKİM’DE YARALANDIĞI İÇİN TUTUKLANAN, İHRAÇ EDİLENLER VAR”

    Seylan yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:

    “10 Ekim 2015’te Türkiye’nin 81 ilinden Türkiye’nin başkentine, “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi” için gelen on binlerce yurttaşın toplandığı alanda, tüm kamu sorumlularının gözü önünde binlerce kilometre öteden taşınan canlı bombalarla bir katliam yapıldı. 29. Ayı geride kalan katliamdan 103 kişi yaşamını yitirdi. Yüzlerce kişi yaralandı.

    Katliamın üzerinden geçen zamana rağmen an itibariyle tedavisi devam eden 30’dan fazla yaralımız, ağır tedavisi hala hastanelerde devam eden arkadaşlarımız bulunmaktadır. 8 yaralımız ömür boyu engelli kalmıştır. Onlarca insan bedeninde katliamda kullanılan “bilyelerle” yaşamını sürdürmektedir. 10 Ekimde yaralandığı için ihraç edilen, tutuklanan, gözaltına alınan onlarca arkadaşımız bulunmaktadır. ”

    “ANMALAR HUKUKA AYKIRI BİR ŞEKİLDE ENGELLENDİ”

    Seylan, “Bu süreçte 10 Ekim Anmasına katıldığı için gözaltına alınanlar yargılandı. 10 Ekim katliamı ile ilgili haber yapan gazeteciler yargılandı. Hatta 10 Ekim Mitingine katılanlar bile yargılandı. Bu süreçte bazı prosedürler bahane gösterilerek 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği kapatıldı. 10 Ekimde eşini, çocuklarını, anne-babasını, arkadaşlarını, can ciğer yoldaşlarını yitiren insanlara, bu alanda yıl dönümlerinde anma yapma imkanı bile hukuka ve ahlaka aykırı bir şekilde engellendi” diye konuştu.

    “Bize karşı açılan bunca davaya karşın 10 Ekim katliamında açık sorumluluğu bulunan kamu görevlilerine ilişkin açılan herhangi bir dava bulunmamaktadır. Bizler, 10 Ekim Barış aileleri olarak temel taleplerimizi toplumun vicdanına ulaştırmaya çalışıyoruz” diye konuşan Seylan “Emeğin hakkı, barış ve demokrasinin tesis edilmesi için taleplerimiz şunlardır” diyerek talepleri şöyle sıraladı:

    “-10 Ekim Katliamı davası 8. Tur duruşması 4-5 Nisan 2018 tarihlerinde bu katliam yerine 300 metre uzaklığındaki ‘Ankara Adalet Sarayında, 4. Ağır Ceza Mahkemesinde’ görülecektir. Kamuoyunun bu davayı takip etmesini talep ediyoruz. 10 Ekim davasında ortaya konulacak adalet veya adaletsizlik, Türkiye’nin hangi yöne doğru savrulduğunun bir göstergesi olacaktır. OHAL ve savaş koşullarında her şey kısıtlanmaya ve bastırılmaya çalışılmaktadır. Tüm bu koşullara ve geçen zamana rağmen biz davamızın peşini bırakmayacağız ve bu dava gerçek sorumlular da yargılandığı gün kapanacaktır.

    -10 Ekim davasının ve bu davanın benzerleri olan Suruç, Antep, Diyarbakır, İstanbul gibi davaların sadece tetikçilerinin değil başta kamusal sorumluluğunu yerine getirmeyen kamu görevlileri olmak üzere tüm sorumluların yargılanarak adil bir şekilde tamamlanmasını talep ediyoruz. O gün o alanda katliamcıların binlerce kilometreden gelmesine göz yuman, katliam anında gerekli sağlık desteğini sundurmayan, ambulans göndermeyen, gelen ambulansı bekleten, bir nefesin can kurtardığı yerde biber gazı sıkıp ilk yardım ve müdahaleyi engelleyen ve diğer tüm kamusal sorumluları bu katliamdaki ihmal ve kasıtları nedeniyle hesap vermelidir.

    -Ankara Garı önündeki meydan adının ’10 Ekim Emek Barış ve Demokrasi’ meydanı olarak değiştirilmesi ve bu meydanda 10 Ekimin taleplerine uyumlu bir anıtın yapılmasını talep ediyoruz. Bu konuda 10 Ekim günü sorumluluğunu yerine getirmeyen kamusal sorumlular buraya adına uygun bir anıtın yapılmasını da engellemektedir.

    -Son olarak 10 Ekim yaralıları ile kamuoyunun dayanışmasını ve bu yaraların hepimizin yarası olduğunu belirtmek istiyoruz. Emek, barış ve demokrasi için bedenlerini siper ederek bedel ödeyenleri asla yalnız bırakmamalıyız. İllerimizde bulunan 10 Ekim Ailelerinin manevi yoldaşlıkta yalnız kalmadıklarını görmek istiyoruz.”

    “ADALET ARAYIŞIMIZ SONUNA KADAR DEVAM EDECEK”

    Seylan’ın konuşmasının ardından söz alan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

    “10 Ekim 2016’dan bu yana 29 aydır sokakta adalet arayışımızı, hukuk arayışımızı ısrarla devam ettiriyoruz. Ancak her ayın 10’unda burada 29 aydır söylediğimiz şeyleri tekrar ediyoruz. Ancak sözümüzü bu 10 Ekim katliamcılarıyla hesaplaşıncaya adalet yerini buluncaya kadar söz söylemeye devam edeceğiz. Çorum katliamında, Maraş katliamında, Sivas katliamında ve çocuklarını bu ülkede faili belli katliamlara kurban eden annelerin adalet arayışı, Cumartesi annelerinin adalet arayışı hala devem ediyor ve sürüyorsa bize de 10 Ekim’de kaybettiğimiz üyelerimiz adına, barış severler adına bu ülkede demokrasi isteyenler adına, ailelerimizle ve yakınlarını kaybeden herkesle birlikte bu adalet arayışımız sonuna kadar devem edecek.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Ankara Katliamı’nda yaralanan Ağa Bayar yaşamını yitirdi

    Ankara Katliamı’nda yaralanan Ağa Bayar yaşamını yitirdi

    10 Ekim Ankara Katliamı’ndan yaralı kurtulan 56 yaşındaki Ağa Bayar hayatını kaybetti.

    10 Ekim 2015’te Ankara Gar Katliamı’nda yaralanan ve bugüne kadar tedavisi devam eden 56 yaşındaki KESK üyesi Ağa Bayar yaşamını yitirdi. Bayar, bugün İstanbul Avcılar’da düzenlenen cenaze töreniyle defnedilecek.

    KESK sosyal medya hesabından yapılan açıklama şöyle:

    “2015’te Ankara Garı’nda yaralanan ve o günden bugüne tedavisi devam eden Ağa Bayar yoldaşımız yaşam mücadelesini kaybetmiştir. Bugün İstanbul Avcılar’dan uğurlanacaktır. Katillerini affetmeyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • 10 Ekim Gar Katliamı Davası’nda polislerden çelişkili ifade

    10 Ekim Gar Katliamı Davası’nda polislerden çelişkili ifade

    PİRHA-10 Ekim Ankara Katliamı davasının 6’ıncı duruşmasında tanık sıfatıyla polislerin ifadeleri dinlendi. Duruşmada sanık Suphi Alpfidan’ın teşhis ettiği tanık polis Beyazıt Bestami Duman hakkında suç duyurusunda bulunulması talep edildi.

    Emek ve meslek örgütlerinin düzenlediği “Barış Mitingine” yönelik DAİŞ’in gerçekleştirdiği 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının 6. duruşması görülmeye başlandı.

    10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı’nda yapılmak istenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne IŞİD tarafından düzenlenen ve 102 kişinin hayatını kaybettiği canlı bomba saldırısına ilişkin açılan davanın Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki 6’ncı duruşmasında, sanık Suphi Alpfidan’ın “IŞİD hakkında kendilerine bilgi taşıyordum” dediği polisler Tahir Sarıışık ve Beyazıt Bestami Duman, tanık olarak dinlenildi.

    “İSTİHBARATTA ÇALIŞTIM” 

    Sanık Suphi Alpfidan’ın “DAİŞ hakkında kendilerine bilgi taşıyordum” dediği polisler Tahir Sarıışık ve Beyazıt Bestami Duman duruşmaya getirildi. Beyanları alınan Tahir Sarıışık, “Daha önce hiç terörle mücadelede çalışmadım, istihbarat şubede çalıştım” dedi. Suphi Alpfidan’ı tanımadığını söyleyen Sarıışık, “Kendisini daha önce hiç görmedim mahkemeye çağırıldığımı da bilmiyordum” şeklinde konuştu.

    “HÜSEYİN GÜMÜŞ EVDE ÖLDÜRÜLDÜ”

     Sanık Suphi Alpfidan ise “Bestami Duman’ı Terörle Mücadele Şube Müdürü olarak tanıyorum. Onun arkadaşı ile irtibat kurup bu sanıklarla işlem yapılmasını istedim o da beni Bestami Duman’a yönlendirdi. Bestami Duman ile birebir görüştüm. Bu kişiler IŞİD’lidir polisler neden korumaya çalışıyorlar, şu an doğruyu söylemiyorlar. Polisler beni çok iyi tanır. İşyerimi dahi bilirler, neden beni tanımadıklarını söylüyorlar anlamıyorum. Kimi koruyorlar” dedi. Hüseyin Gümüş’ün öldürülmesi olayını bildiğini söyleyen Duman, “Hüseyin evde öldürüldü” dedi.

    Basına “Sokakta öldürüldü” diye bilgi verildiğinin hatırlatılması üzerine Duman, “Bilemiyorum, ben evde şehit edilmiş diye biliyorum” ifadelerinde bulundu.

    Mehmet Kadir Cebael’in bitişik atışla öldürülmesinin sorulması üzerine Duman, “Demek ki yakın mesafede çatışma olmuş” diye cevap verdi.

    AVUKAT ÖZDEL VE DUMAN HAKKINDA SUÇ DUYURUSU TALEP ETTİ
    Duman kendisine sorulan “Antep’te DAİŞ militanları hastanelerde ameliyat edilmiş siz de gidip hastane önünde fotoğraf çekmişsiniz ancak bu kişiler daha sonra gidip tekrar sınıra bırakılmış. Neden gözaltına almadınız” sorusuna ise “Kimin DAİŞ kimin ÖSO olduğunu anlayamıyorduk” diye cevap verdi.

    Daha sonra söz alan Avukat Ahmet Özdel tanık Beyazıt Bestami Duman hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.

    DAVADA 19’U TUTUKLU, 17’Sİ FİRARİ TOPLAM 36 SANIK YARGILANIYOR

    Davanın tutuklu sanıklarının isimleri şöyle: İbrahim Halil Alçay, Resul Demir, Hüseyin Tunç, Mehmedin Baraç, Nihat Ürkmez, Hakan Şahin, Yakup Şahin Yakup Karaoğlu, Metin Akaltın, Erman Ekici, Burak Ormanoğlu, Hacı Ali Durmaz, Abdülmüttalip Demir, Talha Güneş ve Abdulhamid Boz, Suphi Alpfidan, Hatice Akaltın, Esin Durgun.

    Firari sanıklar sanıklar ise şöyle: Ahmet Güneş, Bayram Yıldız, Deniz Büyükçelebi, Edremit Türe, Hasan Hüseyin Uğur, İlhami Balı, Kasım Dere, Muhammet Zana Alkan, Mustafa Delibaşlar, Nusret Yılmaz, Ömer Deniz Dündar, Savaş Yıldız, Yakup Selağzı, Kenan Kutval, Walentina Slobodjanjuk ve Cebrail Kaya.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin Emek ve Demokrasi Güçleri Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı-VİDEO

    Mersin Emek ve Demokrasi Güçleri Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı-VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu yaptıkları basın açıklamasıyla 10 Ekim Ankara Katliamında yaşamını yitirenleri andı. Ayrıca Mersin Emek Gençliği tarafından, 10 Ekim’de yaşamını yitiren Elif Kanlıoğlu’nun yaşamını anlatan belgesel gösterildi. 

    HABERİN VİDEOSU

    10 Ekim Ankara Katliamı’nın 2. yıl dönümünde yaşamını yitirenler için yapılan anmalar devam ederken, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu da Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması düzenlendi.

    “BU ŞİDDET POLİTİKASINA SON VERİLSİN”

    Katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının taşındığı açıklamada konuşan dönem sözcüsü Eğitim-Sen şube başkanı Sinan Muşlu, 7 Haziran seçim sonuçları sonrasında Türkiye tarihinde görülebilecek en büyük devrimci hattın oluştuğunu fakat bu hattın  iktidar tarafından bombalar ve katliamlar ile karşılık bulduğunu ifade ederek şunları belirtti;

    “AKP iktidarının son 15 yılda canından bezdirdiği insanlar 8 Haziran sabahı gülümsüyorlardı. Herkes için yeni bir güneş doğmuştu. Ama maalesef AKP yeniden gündemine şiddet ve askeri politikayı aldı ve bir anda Türkiye gergin bir atmosferin içerisine girdi. Bunu gören yüz binler Türkiye daha karanlığa gitmesin diye Ankara yollarına çıktı. 102 canımız barış, huzur, ölüme karşı yaşamı savunmak için yola çıkmıştı, bu insanları kim saygıyla anmaz ki? AKP iktidarına sesleniyoruz; bu şiddet politikasından artık vazgeç.”

    Son olarak, katliamın üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen ne acılarımız azaldı, ne de öfkemiz diyen Muşlu “Hala arkadaşlarımızı ve yoldaşlarımızı çok özlüyoruz. İnandıkları değerler uğruna canlarını yitiren arkadaşlarımızın, omuzlarına yüklendikleri mücadeleyi devam ettireceğiz” dedi.

     BELGESEL GÖSTERİMİ 

    Mersin Emek Gençliği de yaşamını yitiren Mersin Emek Gençliği il yöneticisi Elif Kanlıoğlu adına Yenişehir Belediyesi Nikah Salonu’nda belgesel gösterimi yaptı. Anmada konuşan Emek gençliği üyesi Halil Polat, katliamda yaşamını yitiren yoldaşı Kanlıoğlu’nun “Güzel günler bize gelmez biz güzel günlere yürümedikçe” sözünü hatırlatarak, ” Henüz barış gelmedi. Emek daha hakkını almadı. Bizi bitiremeyeceklerini öğrenemediler biz bir ölürüz bin doğarız. Biz yeniden filizleniyoruz mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi. Belgeselin yönetmeni Elif Ergen de, yaşamını yitirenlerin sadece bir sayı olarak görülmemesi gerektiğini her birinin barış için hayatını kaybettiklerinin önemine vurgu yaptı.

    Diren Keser/MERSİN

     

  • 10 Ekim Ankara Katliamı unutulmadı!-VİDEO

    10 Ekim Ankara Katliamı unutulmadı!-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenler anısına birçok kentte anma gerçekleştirildi. Anmalarda devam eden davanın daha fazla sahiplenilmesi gerektiği belirtilerek “Onların hayali olan barışı daha da yükseltmeye, demokrasi ve özgürlük sözümüzü bir kez daha veriyoruz. Hayaliniz olan ve sizden çalınan barışı ve özgürlüğü bu ülkeye hakim kılana dek mücadelemiz sürecektir” denildi.

    HABERİN VİDEOSU

    Türkiye tarihinin en büyük katliamlarından biri olan 10 Ekim Ankara Katliamı iki yılını geride bıraktı. Birçok kentte yapılan açıklama ile katliamda yaşamını yitiren 102 yurttaş anıldı. İstanbul’da öğrencilerin yapmak istediği açıklamaya polis müdahale ederken bir çok öğrenciyi gözaltına alındı.

    İSTANBUL

    Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) İstanbul 1 No’lu Şubesi de, katliamda yaşamını yitirenleri, Haydarpaşa Garı’nda yaptıkları açıklama ile andı. Anmada konuşan Şube Başkanı Ersin Albuz, sadece barış isteyen 102 kişinin katledildiğini belirterek, katillerin hâlâ hesap vermediğini söyledi.

    Saldırıda yaşamını yitiren Kübra Meltem Mollaoğlu ve Gülşen Ülker Birdal ise Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı’nda bulunan mezarları başında anıldı. Anmada açıklama yapan Muhsine Seçen “Buraya onların ardından ağlamak için gelmedik. Onların bıraktığı barış mücadelesini sahiplenmek için buradayız. Onların bıraktığı mücadele bayrağı şimdi bizim omuzlarımızda bize düşen o bayrağı düşürmemek” dedi.

    Patlamada yaşamını yitiren Dicle Deli ise Zeytinburnu’nda bulunan Silivrikapı’daki mezarı başında anıldı. Anmada konuşan Deli’nin babası Faik Deli, bu ülkede akan kana sessiz kalıp, göz ve kulaklarımızı kapatamayacaklarını belirterek, daha önce devletin yüzünü Suruç, Diyarbakır, Mersin’de gördüklerini söyledi.  Sultangazi’de bulunan Gazi Mezarlığı’nda da patlamada yaşamını yitiren Serdar Ben anıldı.

    HDP Ümraniye İlçe Örgütü de, 10 Ekim’de yaşamını yitirenleri ilçe binasında katliamda yaşamını yitiren Güney Doğan’ın annesi Derman Doğan ve Vahdettin Özgal’ın ailesinin katılımya andı.

    BATMAN

    Saldırıda yaşamını yitiren Halil İbrahim Atılgan ve katliamın en küçük kurbanı olan 9 yaşındaki oğlu Muhammed Veysel Atılgan, Batman’ın Gercüş ilçesinde bulunan mezarı başında anıldı. KESK Dönem Sözcüsü Deniz Toptan, katliamda yaşamını yitiren 102 canı Muhammed Veysel şahsında andıklarını ifade ederek, acılarını unutmadıklarını, hesabını sorana kadar da mücadele edeceklerini vurguladı.

    ADANA

    KESK, DİSK, TMMOB ve Adana Tabip Odası katliamının ikinci yıldönümü nedeniyle Adana Garı önünde anma etkinliği düzenlendi. Anmada söz alan KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Tonguç Özkan, “Katliamın üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen ne acılarımız azaldı nede öfkemiz. Hala arkadaşlarımızı ve yoldaşlarımızı çok özlüyoruz. 10 Ekim Katliamında kaybettiğimiz barış şehitlerimize verdiğimiz sözü burada bir kere daha yineliyoruz. 10 Ekim Ankara Katliamı’nda gerçekleştiren ve arkasındaki güçlerin açığa çıkartılması ve hak ettikleri cezaları almalarını sağlayana kadar mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz” dedi

    .

     İZMİR 

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısı ve yüzlerce yurttaşın katılımı ile anma, Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapıldı. Katliamın yapıldığı saat olan 10.04’te yapılan saygı duruşu sırasında duygusal anlar yaşandı. Emek ve Demokrasi Güçleri adına dönem Sözcüsü Mustafa Güven açıklama yaptı. Katliamda 102 yurttaşın yaşamını yitirdiğini, 500’ü aşkın insanın yaralandığını hatırlatan Güven, katliam öncesi ve sonrasından bugüne kadar siyasi iktidarın takındığı tavrın öfke ve acılarını büyüttüğünü belirtti.  Ardından yakınlarını kaybeden aileler söz aldı. Yaşamını yitiren Mesut Mak’ın eşi Evrim Mak, katillerden hesap sorulmayana, bu ülkede barış tesisi edilmeyene kadar gerçek manada bir anma olmayacağını söyledi. Mak, mücadele etmeye devam edeceklerini belirterek, “Barış güvercinlerinin hayallerini gerçekleştireceğiz” dedi. Ardından Katledilen Kasım Otur’un ablası Havva Otur da, barış talebini dillendirmeye devam edeceklerini ve adalet istediklerini hatırlattı. Anma programı gün içinde mezarlık ziyaretleri ile sürecek.

    Van, Hakkari, Antep’inde aralarında olduğu birçok merkezde yapılan açıklamalarda “10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde gerçekleşen katliamın ikinci yıl dönümündeyiz. Türkiye tarihinin en büyük kitle katliamında kaybettiğimiz bütün arkadaşlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz” denildi. (HABER MERKEZİ)

  • 10 Ekim anmasına İstanbul’da da polis engeli

    10 Ekim anmasına İstanbul’da da polis engeli

    İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt Kampüsü’nde öğrencilerin 10 Ekim anmasına polis müdahale etti.  Çok sayıda öğrenci gözaltına alındı.

    Gözaltına alınanlar Beyazıt Meydanı’nda polis araçlarına bindirilirken bir kişi, öğrencilere saldırdı. Araya giren polis bu kişiyi de gözaltına aldı.

    Başka bir grup öğrenci de üniversitenin kapısının önünde toplanıp gözaltıları protesto etti. Polis ile öğrenciler arasında tekrar arbede çıktı. Polis o öğrencileri de gözaltına aldı.

    Polisin üniversite önünde aldığı yoğun önlemler sürüyor.

  • Tarsus’ta 10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    Tarsus’ta 10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler Tarsus’da mezarları başında anıldı. Anmada konuşan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı ve Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe “Onlar Ankara’ya barışı getirmeye gittiler. Söz olsun bu ülkeye barışı getireceğiz” derken, Ankara Katliamı’nda yaşamını yitiren Metin Peşmen’in kardeşi Seher Peşmen ise “Katliamı gerçekleştirenlerin kimler olduğunu çok iyi biliyoruz. Biz kin duymayacağız, mücadele edeceğiz” dedi.

    Haberin Videosu

    10 Ekim 2015 tarihinde Emek ve Demokrasi güçlerinin çağrısıyla bir araya gelen binlerce yurttaşın toplandığı Ankara Garı’nda IŞİD tarafından katliam gerçekleştirilmişti. Katliamda 102 yurttaş yaşamını yitirmiş yüzlercesi de yaralanmıştı.

    Katliamda yaşamını yitiren ve Tarsus’da toprağa sırlanan Metin Peşmen, Leyla Çiçek ve Orhan Işıkraş mezarları başında anıldı. Onlarca yurttaşın katıldığı anmada konuşan PSAKD Genel Başkan yardımcısı ve Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe, “10 Ekim’de Türkiye’nin dört bir yanından gelip Ankara da toplanan yüzbinler barış talebimizi haykıracaklardı ancak, katil sürüleri, caniler buna izin vermediler. Şehitlerimize sözümüz var barış ve özgürlük talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Söz olsun bu ülkeye barışı getireceğiz” dedi.

    Anmada konuşan Ankara Katliamı’nda yaşamını yitiren Metin Peşmen’in kardeşi Seher Peşmen ise “Acıları ayrıştırmıyorum. Metin de canımızdı, Orhan da canımızdı, Leyla da canımızdı. Ankara’da katledilen 102 yürek de canımız. Metin Ankara’ya insanlar ölmesin diye gitmişti. Dilinde barış türküleri vardı. Barış güvercinlerimizi öldürdüler. Katliamı gerçekleştirenlerin kimler olduğunu çok iyi biliyoruz. Biz kin duymayacağız, mücadele edeceğiz. Barışı getirmek için elimizden geleni yapacağız” dedi.

    Diren Keser/MERSİN