Etiket: 10 ekim gar katliamı

  • Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren 104 kişi Bornova Cemevinde anıldı-VİDEO

    Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren 104 kişi Bornova Cemevinde anıldı-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 10. yılında Bornova Cemevinde yapılan anmada 104 kişi anılarak, çerağlar uyandırıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Cemevi, Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği ve Bornova Kadın Dayanışması’nın ortaklığında 10 Ekim Gar Katliamı’nın yıl dönümünde ‘Barış ve Demokrasi Mücadelesi’ başlıklı panel düzenlendi.

    9 Ekim tarihinde Bornova Cemevinde düzenlenen panelde Araştırmacı-Yazar Erdal Yıldırım, ‘Geçmişten Günümüze Katliamlar, Tertele ve Kırımlar’, Avukat Hasan Hüseyin Evin , ’10 Ekim Katliamı ve Hukuk Mücadelesi’, ‘ ve EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, ‘Türkiye’de ve Bölgede Barış ve Demokrasi Mücadelesi’ başlığıyla sunum yaptılar.

    Panel öncesinde gerçekleşen saygı duruşu ve slayt gösterisi sonrasında konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, “Burada yaptığımız sadece bir anma değil, aynı zamanda yüzleşme çağrısıdır. Devletin gözü önünde bu ülkenin en karanlık sayfaları yazıldı. O günden bu güne adalet arayışı içerisindeyiz. Barışı katleden zihniyet değişmedikçe yüzleşilmedikçe ülkeye barış gelemeyecek. Katledilen 104 kişiyi unutmayacağız” dedi.

    DERSİM’DEN İZMİR’E BİR MÜCADELE: MESUT MAK

    Gar Katliamında katledilen Mesut Mak’ın eşi Evrim Mak anmada söz aldı. Evrim Mak, eşinin Dersim’den İzmir’e uzanan mücadele geçmişine değinerek, “Mesut’un hikayesi bu ülkede kapanmayan bir yaranın hikayesidir. Adaletsizlik her dönem yeni katliamlara yol açtı. OHAL döneminde işkenceye alındı. Çok büyük sağlık sorunu yaşadı, ölümden döndü ama geri adım atmadı. Biz onu toprağa değil, Munzur’un bağrına emanet ettik. Onu sevgiyle, minnetle anıyorum” diye belirtti.

    “KATLİAMLARLA YÜZLEŞEMEDİK”

    Araştırmacı-Yazar Erdal Yıldırım, ise katliamlarla hesaplaşılmadığını dile getirerek, “El Kaide, Hizbullah, IŞİD ve HTŞ gibi cihadist çeteler emperyalizmin ortaya çıkardığı örgütler. Bunları kullanıp attılar ve yeni örgütler yarattılar.Bizler yüzleşip hesaplaşmalıyız. Biz kendimizle yüzleşip hesaplaşmadığımız, dayanışmayı geliştirmediğimiz için çözüm olamıyoruz. Bugün bile resmi tarihin yalanlarına kanıyoruz. Fiziki katliamlar azalmış gibi gözükse de başka bir soykırımı hayata geçiriyorlar. Tarihi doğru okumadığımız için en büyük asimilasyonu uygulamaya koyuyorlar. Kürtler ve Aleviler için dil ve inanca yönelik soykırım yapılıyor. Bu süreç bu meseleyi daha da tehlikeli bir yere götürüyor. Biz beklenen mücadeleyi büyütemiyoruz” diye konuştu.

    “BARIŞ TALEBİ GÜNCEL VE SICAK”

    EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan ise, “İktidarın Ortadoğu’da heves ettiği, emperyalistlerin verdiği rolü Türkiye’de dizayn etme çabasına yönelik bir katliamı yaşadık. 2015’ten bu yana sistematik olarak kaybeden ama sayısal olarak iktidarda kalan bir iktidar var. Barış siyasetinin kendilerine yaramadığını söylüyorlardı. Oylarımız artıyor, 400 vekili verin bu iş huzur içerisinde çözülsün söylemi de buna denk düşüyordu. Bugün barış talebi 10 Ekim kadar güncel ve sıcak. İktidarın yapmaya çalıştığı şey faşist bir rejimi siyasal rejim olarak inşa etmek. Ya iktidar bunu inşa edecek, ya da direngen olarak ortaya koyduğumuz mücadeleyi geliştireceğiz ve bunu değiştireceğiz” ifadelerini kullandı.

    10 Ekim Gar Katliamı avukatlarından Avukat Hasan Hüseyin Evin ise yargılama sürecine değinerek, ailelerin adalet ve adil yargılama talebini yineledi.

    PİRHA/İZMİR

  • IŞİD çetelerinin 104 barış insanını öldürdüğü 10 Ekim Gar Katliamı’nın 9. yılı

    IŞİD çetelerinin 104 barış insanını öldürdüğü 10 Ekim Gar Katliamı’nın 9. yılı

    PİRHA- IŞİD’in 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı’nda 104 yurttaşın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan katliamının üzerinden 9 yıl geçti. Gerçek suçlular, katilleri azmettirenler, görevi ihmal edenler, saldırıya göz yumanlar hala yargı önüne çıkarılmadı. 26 Haziran 2024’te görülen davada karar açıklandı. Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu 10 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi ancak ailelerin adalet mücadelesi hala sürüyor. 

    Türkiye tarihinin en kanlı saldırısı olan 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden 9 yıl geçti.

    Ülkenin dört bir yanından binlerce insan, TTB, DİSK, KESK ve TMMOB tarafından düzenlenen Emek, Demokrasi ve Barış Mitingine katılmak için 10 Ekim 2015’te Ankara’da bir araya gelmişti. Saatler 10.04’ü gösterdiğinde Emek, Demokrasi ve Barış mitingi IŞİD’li 2 canlı bomba ile kana bulandı. Saldırı sonucunda 104 insan hayatını kaybetti, 500 kadar insan yaralandı.

    KARANFİL BIRAKANLARA POLİS MÜDAHALESİ!

    Katliamdan bir gün sonra, 11 Ekim’de kalabalık bir grup, saldırıda 104 insanın hayatını kaybettiği alana gidip karanfil bırakmak istedi. Polis, alana girmek isteyenlere izin vermedi. Yaşanan gerginlik sonucu polis, biber gazıyla müdahalede bulundu.

    Katliamda hayatını kaybedenler için Sıhhiye Meydanı’nda ortak tören düzenlenirken cenazeler kaldırılacakları illere uğurlandı.

    AÇILAN SORUŞTURMALAR!

    Katliamda yaşamını yitirenlerin cenazesine katılan öğrencilere 26 Kasım 2015’te ‘Yasa dışı örgütsel faaliyet’ soruşturması  tartışma konusu oldu. Hayatını kaybeden Necla Duran’ın cenaze törenine katılan ortaokul ve lise öğrencilerine de Hatay Emniyet Müdürlüğü’nün talimatı üzerine ‘yasa dışı örgütsel faaliyete katıldıkları gerekçesiyle’ soruşturma açıldı.

    KATLİAMIN PLANLAYICILARI 

    14 Aralık 2015’te katliamı planlayan İlhami Bali’nin 15 yıldır takip edildiği ortaya çıktı. Fevzi Kızılkoyun’un haberiyle Diyarbakır, Suruç ve Ankara katliamlarının Ebubekir kod adlı IŞİD’li İlhami Balı’nın talimatıyla gerçekleştiği ve İlhami Balı’nın 2002’den beri emniyetin takibinde olduğu ortaya çıktı.

    29 Şubat 2016’da ise 10 Ekim Ankara Katliamı’nın ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırıdan sonra bir kısım polis şefleri hakkında “görevi kötüye kullanmak” suçundan soruşturma izni istedi. Ankara Valiliği, “soruşturma izni verilmemesi”ne karar verdi.

    KATLİAMDA İHMALİ OLANLAR HAKKINDA SORUŞTURMA İZNİ VERİLMEDİ

    13 Nisan 2016 Müfettiş Raporu kamuoyu ile paylaşıldı. Ankara Garı’ndaki canlı bomba katliamı ile ilgili müfettiş raporuyla Emniyet’in mitingde yaşanacak olası bir canlı bomba saldırısı için öncelikle kendi personelini uyardığı, ancak mitinge katılanları ve miting düzenleme komitesini uyarmadığı ortaya çıktı.

    Katliamda ihmali olduğu düşünülen Dışişleri ve İçişleri Bakanlığı yetkilileri, MİT görevlileri, Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilileri ile Ankara Emniyet Müdürlüğü hakkında 24 Nisan 2016’da suç duyurusunda bulunuldu. Savcılık, suç duyurusunu işleme koymama kararı aldı.

    İÇİŞLERİ BAKANLIĞI10 EKİM KATLİAM DEĞİL” DEDİ

    İçişleri Bakanlığı, 14 Haziran 2016’da saldırısı için açılan tazminat davasına savunmada “Yeterli önlem alındı, üstelik bu bir katliam değil” dedi. Bakanlık, dava masraflarının da mağdur aileden istenmesini talep etti. Bakanlık, katliamda yaşamını yitiren Gökmen Dalmaç’ın kardeşinin tazminat talebine de “asılsız katliam iddasıyla açılan haksız dava” diyerek tazminatın “haksız zenginleşmeye yol açacağını” savundu. Bakanlık aynı zamanda tren garı önünde toplananları “hukuka aykırı hareket etmek” ile suçladı.

    KATLİAM İDDİANAMESİ HAZIRLANDI

    10 Ekim Katliamı’nın iddianamesi 27 Haziran 2016’da hazırlandı. Hazırlanan iddianamede müfettiş raporunda yer alan ihbar ve ihmal konusundaki belge ve dokümanlar ile katliam sonrasında gaz kullanan polisler yer almadı.

    10 Ekim Davası Avukat Komisyonu, 13 Temmuz 2016’da AYM’ye başvurarak kamu görevlileri hakkında yaptıkları suç duyurularının reddedilmesinin ardından bu talebi Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Daha önce katliamda sorumluluğu olan kamu görevlilerinin yargılanması için defalarca suç duyurusunda bulunulmuş ancak bu suç duyuruları her seferinde reddedilmişti.

    17 Temmuz 2016’da 10 Ekim Avukatlarına dava açıldığı duyuruldu. Katliamda ihmali ve sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında ailelerin yaptığı suç duyurusunun reddedilmesinin ardından Emniyet Genel Müdürlüğü, 10 Ekim mağdurlarının avukatlarına dava açtı.

    BİRİNCİ YIL ANMASINA İZİN VERİLMEDİ!

    10 2016’da birinci yıl anması güvenlik sebebiyle yasaklandı. Ankara Valisi 08.45’te Gar’a çiçek bıraktı. Ailelerin soyadı kontrolü ile alana alınacağı söylenerek, soyadı aynı olmayan aile üyelerinin, kayıp yakınlarının, yaralıların dahi anma alanına girmesine izin verilmedi. Girmek isteyen insanlara polis, gazla müdahale etti. 70’te fazla insan gözaltına alındı.

    İKİNCİ YIL ANMASINA DA MÜDAHALE!

    Katliamda yaşamını yitirenleri ikinci yılında anmak için Ankara’da bir araya gelenlere yine müdahale yapıldı. Ailelere gaz sıkıldı, plastik mermiyle saldırıldı. Saldırı sonrası İnşaat Mühendisleri Odası konferans salonunda anma yapmak isteyen ailelere de saldırı gerçekleştirildi.

    Kızılay’da, katliamda yaşamını yitirenler için yapılan anıt ise kırıldı. İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen anmaya yapılan polis saldırısında ise en az 50 kişi ters kelepçe ile gözaltına alındı.

    İLK DAVA 7 KASIM 2016’DA GÖRÜLDÜ

    Saldırıyla ilgili 20’si tutuklu 36 kişi hakkında dava açıldı. Ankara Dördüncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanan davanın savcısı Adnan Gümüş, 12 Haziran 2018’deki duruşmada 55 sayfalık esas hakkındaki görüşünü açıkladı.

    Gümüş, görüşünde “acımasız” ve “vahşi” olarak nitelendirdiği bu saldırının Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adına gerçekleştirildiğini belirtti.

    Sanıklardan Abdülmubtalip Demir, Talha Güneş, Metin Akaltın, Yakub Şahin, Hakan Şahin, Halil İbrahim Alçay, Resul Demir, Hacı Ali Durmaz ve Hüseyin Tunç hakkında “100 kişiyi kasten öldürme” suçlamasından 100’er kez; “anayasal düzeni ihlal” suçundan ise 1’er kez olmak üzere toplamda 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Aynı sanıklar için ayrıca 20’si çocuk 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs suçundan da ayrı ayrı 11 bin 730’ar yıl hapis cezası talep edildi.

    İddianamede patlayıcı yapımında kullanılan malzemeleri Ankara’ya getirmekle suçlanan isimlerden Abdülmubtalip Demir, Metin Akaltın, Yakıp Şahin ve Hüseyin Tunç hakkında ayrıca “örgüt faaliyeti çerçevesinde izinsiz tehlikeli madde bulundurmak, nakletmek” suçundan 24’er yıla kadar hapis cezası istendi.

    Sanık Erman Ekici hakkında “IŞİD silahlı terör örgütü yöneticisi olmak” suçundan istenen hapis cezası ise 22 yıl 6 ay.

    İddianamede, saldırı talimatının IŞİD yöneticisi ve Türkiye sorumlusu olarak tanımlanan İlhami Balı tarafından verildiği belirtildi. İddianamede saldırıyla ilgili ayrıntıların ise IŞİD’in Gaziantep Emiri Yunus Durmaz tarafından planlandığı belirtildi.

    Dava sonunda da 9 sanığa “Anayasal düzeni ihlal” suçundan birer kez, “kasten öldürme” suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

    3. YIL ANMASINA DA ENGELLEME !

    Ankara Garı önündeki anmaya izin verilmesine karşın anma çeşitli engellemelerle başladı. Gar Meydanı’na giden yolları kapatan polis, önce sadece katliamda yakınlarını yitiren ve yaralananların alana girişine izin verdi.

    Anma tüm engellemelere rağmen saat 10.04’te başlarken anmaya HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli ile HDP ve CHP’li milletvekilleri, KESK, DİSK, TTB ve TMMOB Genel Başkanları ile çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

    FİRARİLER YARGILANIYOR!

    16 firari sanığın yargılandığı duruşma 8 Kasım 2018’de başladı. 37 aydır firari olan 16 IŞİD’li sanık ile bu sanıkların takip edilmesine rağmen yakalanmamasından sorumlu kamu görevlilerinin bulunmadığı duruşmada, sanık sandalyeleri boş kaldı.

    18 Nisan 2019’da yapılan 2. duruşmada ise 10 Ekim Ankara Katliamı davasında IŞİD’in sınır emiri İlhami Balı’nın eşi tutuklu Hülya Balı’nın tanıklığına müdahale edildi. SEGBİS ile görüntülü olarak duruşmaya bağlanan Balı, tanıklık yapmak istemediğini söyleyerek kendi sorunlarını anlatmaya başladı. Hakim, savcının ve avukatların itirazlarına rağmen “Tanıklık yapmak istemiyorsun” diyerek Balı’yı dinlemedi.

    4. YIL ANMASI DA ABLUKA ALTINDA YAPILDI

    10 Ekim Ankara Katliamı’nın dördüncü yıldönümü için Ankara Tren Garı önünde anma yapıldı. Gara doğru hareket ederken gruptan, “Katil devlet hesap verecek”, “Katil IŞİD işbirlikçi AKP” sloganlarının atılması üzerine polis ile anmaya katılanlar arasında gerginlik yaşandı. Anmaya katılanlar yoğun güvenlik önlemi altında iki farklı arama noktasından geçerek alana giriş yapabildi.

    FİRARİLERE İLİŞKİN YÜRÜTÜLEN 3. DURUŞMA

    21 Kasım 2019’da firari sanıklar yönünden devam eden davanın duruşmasında sanık Erman Ekici’nin avukatı Erhan Fidan, IŞİD lideri Bağdadi’ye “halife” dedi ve “Türkiye El Bab’a girmese bombalar patlamayacaktı” iddiasında bulundu.

    Gar Katliamı davasında daha önce IŞİD yöneticiliğinden 18 yıl hapis cezası alan Erman Ekici, bu kez “insanlığa karşı suç” işlemekten hâkim karşısına çıkarıldı.

    Firari sanıklar açısından açılan davanın dördüncü duruşması ise Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 13 Şubat 2020 tarihinde görüldü. Mahkeme, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’na ilişkin 16 firari ve bir tutuklu sanık yönünden devam eden davayı 8 Mayıs 2020 tarihine erteledi.

    16 Temmuz 2020’de yapılan 6. Duruşmada ise katliamın firari sanıklarının yargılandığı davada avukatlar, delil karartıldığı için Gaziantep Emniyeti hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi. Firari Balı’nın Hayır ve Ensar Derneği üyeliğinin İstanbul Valiliği’ne sorulmasına karar verildi.

    KATLİAMDA AĞIR YARALANAN 4 KİŞİ DE YAŞAMINI YİTİRDİ

    10 Ekim 2015’te bombalı saldırı sonucu 400’den fazla yurttaş ise ağır yaralar aldı. Uzunca bir süre tedavi gören Esfet Duran, Mustafa Budak, Ağa Bayar ve Piro Yıldırım da farklı zamanlarda yaşamlarını yitirdi.

    DAVADA KARAR AÇIKLANDI

    26 Haziran 2024’te görülen davada karar açıklandı. Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu 10 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Mahkeme heyeti sanıklar Yakup Şahin, Hakan Şahin, Resul Demir, İbrahim Halil Alçay, Hacı Ali Durmaz, Erman Ekici, Talha Güneş, Hüseyin Tunç ve Metin Akaltın’a insan öldürmekten 101’er kere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, insan öldürmeye teşebbüs suçundan da 379’ar kere 18 yıl hapis cezası verdi.

    Mahkeme heyeti ayrıca Erman Ekici hakkında insanlığa karşı suçtan beraat verilmesine, dosyanın firari sanıklar yönünden ayrılmasına karar verdi.

    Ekici’nin geçen celsede de sağlık raporu sunan avukatı, bugünkü duruşma için de mazeret göndermiş ancak mahkeme heyeti avukatın bunu “yargılamayı uzatmak için yaptığını” değerlendirerek Ekici’ye CMK’dan (Ceza Muhakemesi Kanunu) müdafii atanmasına karar vermişti.

    9 EKİM 2024’TE ANIT AÇILDI, AİLELER KATILMADI

    9 Ekim 2024’te, IŞİD’in saldırısıyla hayatını kaybedenler için katliamın yapıldığı Ankara Garı’nda anıt açıldı. 103 kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı katliamın ardından yakınlarını kaybedenlerin kurduğu 10 Ekim Barış Derneği’nin girişimleri sonucunda Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) katkılarıyla anıt yapıldı. “10 Ekim Annelerinin Çığlığı Anıtı”nı heykeltıraş Metin Yurdanur tasarladı ve hazırladı.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve ABB Başkanı Mansur Yavaş açılışta konuştu. Ancak 10 Ekim Barış Derneği ve heykeltıraş Yurdanur açılışa katılmadı. Ayrıca DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da programını iptal ederek açılışta yer almadı.

    PİRHA/ANKARA 

     

  • Ankara gar katliamında hayatını kaybedenler mezarları başında anıldı -VİDEO

    Ankara gar katliamında hayatını kaybedenler mezarları başında anıldı -VİDEO

    PİRHA- Malatya sivil toplum örgütleri, Ankara gar patlamasında hayatını kaybedenlerin mezarlarını ziyaret etti. Malatya BTS Şube Başkanı Hasan Akdemir, “Ailelerin tek bir tesellisi var; katliama sebep olan, katliamı kolaylaştıran kim varsa adalet önünde hesap vermesi” dedi.   

    Malatya’da, 10 Ekim katliamında yaşamını yitiren 12 kişi, sivil toplum örgütleri tarafından mezarları başında anıldı. Cenazeye 10 Ekim Derneği, Malatya Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), SOL Parti, Emeğin Partisi (EMEP), İnsan Hakları Derneği (İHD) , Malatya Çevre Platformu ve Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) katıldı. Malatya BTS İl yöneticisi Hasan Akdemir, hayatını kaybedenlerin anısına, mezarları başında bir konuşma yaptı.

    Katliamın 9’uncu yılında hayatını kaybedenler için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    “AİLELERİN TEK TESELLİSİ VAR KİM VARSA ADALET ÖNÜNDE HESAP VERMESİ”

    Mezarı başında konuşan Hasan Akdemir, “Bu ülkenin aydınlık yüzleri olan KESK, TMMOB ve DİSK’in düzenlemiş olduğu barış mitingi için yola çıktık. Gerçekten de 2015 yılı mevcut iktidarın bu ülkeyi yönetemediği ekonomik ve siyasi bir karanlığa hapsettiğinin bir göstergesidir. Bizler ilk günden beri söz verdik onları unutmayacağız, unutturmayacağız. Bugün de onları unutmadığımızı unutturmadığımızı dile getirmek adına mezarlarını ziyaret ettik. 12 canımız karşımızda, birçoğu hayatının baharında hayata gözlerini yumdu. Ailelerin acıları var. Ailelerin tek bir tesellisi var; bu katliama sebep olan, katliamı kolaylaştıran kim varsa adalet önünde hesap vermesi.”

    Ankara gar patlamasında hayatını kaybeden kişiler ise şu şekilde: Eren Akın, Gülbahar Aydeniz, Onur Tan, Canberk Bakış, Kasım Otur, Sezen Vurmaz, Gözde Aslan, Umut Tan, Mehmet Ali Kılıç, Mehmet Hayta, Metin Peşmen, Seyhan Yaylagül, Ata Önder Atabay.

    PİRHA/MALATYA

  • 10 Ekim Gar Katliamı Davası’nda karar: 10 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis

    10 Ekim Gar Katliamı Davası’nda karar: 10 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis

    PİRHA- 103 insanın katledildiği 10 Ekim Gar Katliamı Davası’nda 10 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

    Ankara’da 10 Ekim 2015 tarihinde Tren Garı Meydanı’nda barış mitingine dönük IŞİD saldırısında 103 kişinin yaşamını yitirdiği, 20’si çocuk 391 kişinin de yaralandığı davada karar çıktı.
    Katliam davasının görüldüğü Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanıklar; Yakup Şahin, Hakan Şahin, Resul Demir, İbrahim Halil Alçay, Hacı Ali Durmaz, Erman Ekici, Talha Güneş, Hüseyin Tunç, Metin Akaltın’a “100 kişiyi kasten öldürmekten” ayrı ayrı 100’er kez ağırlaştırılmış müebbet, “anayasal düzeni bozmaktan” yine ayrı ayrı birer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Mahkeme, yaralılar için de aynı sanıklara “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 379’ar kere 18 yıl hapis cezası verildi.
    Yargıtay’ın insanlığa karşı suç işlemekten ceza verilmesine işaret ettiği davada, mahkeme Erman Ekici hakkında beraat kararı verdi. Mahkeme diğer sanıklar hakkında ise bu suçtan herhangi bir karar vermedi.

    Mahkeme, firari durumda olan 16 sanık hakkında yakalama kararının devamına, bu sanıkların dosyalarının ayrılmasına karar verdi.

    NE OLMUŞTU

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 10 Ekim saldırısıyla ilgili hazırladığı iddianame, 13 Temmuz 2016’da Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmiş ve ilk duruşma 7 Kasım 2016’da görülmüştü.
    Yargılama sonucu mahkeme 3 Ağustos 2018’de davayı karara bağlamış ve 9 sanığı “anayasal düzeni ihlal” suçundan birer, “100 kişiyi kasten öldürme” suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırmış, davanın firari 16 sanığı hakkındaki dosyanın da ayrılmasına hükmetmişti.
    “Silahlı terör örgütü yöneticisi olmak” suçundan 18 yıl hapisle cezalandırılan sanık Ekici’nin ayrıca “anayasal düzeni ihlal”, “100 kişiyi kasten öldürme” ve terör eyleminde yaralanan müştekileri için “öldürmeye teşebbüs” suçlarından da yargılanması için suç duyurusunda bulunulmuştu.
    Yargıtay 3. Ceza Dairesi dosyayı bazı sanıklar yönünden kısmen bozmuştu. Ekici hakkında “silahlı terör örgütü kurma ve yönetme” suçlamasıyla kurulan mahkumiyet kararını da bozan daire, Ekici’nin “kasten öldürme” ve “insanlığa karşı suç”tan yargılanması gerektiğini belirtmişti.
    Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama sırasında Ekici hakkındaki dava, saldırıyla ilgili firari 16 sanıklı dava ile 9 kişi hakkında açılan davaları birleştirmiş, yargılamada sanık sayısı 26’ya yükselmişti.
    (HABER MERKEZİ)
  • Aileler soruyor: Gaziantep Emniyeti 10 Ekim Gar Katliamı’nı neden engellemedi? -VİDEO

    Aileler soruyor: Gaziantep Emniyeti 10 Ekim Gar Katliamı’nı neden engellemedi? -VİDEO

    PİRHA- IŞİD’in 10 Ekim 2015’te Ankara Garı’nda düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi öncesi gerçekleştirdiği canlı bombalı saldırısına ilişkin yürütülen davanın 23’üncü duruşması görüldü. Tüm taleplerin reddine karar verilen duruşma 24 Nisan’a ertelendi. Duruşma sonrası bir açıklama yapan İshak Kocabıyık,” İnancından dolayı, mezhebinden dolayı, etnik kökeninden dolayı manipüle ederek, katilliklerinden kurtulmaya çalışmasınlar. Katil her yerde katildir” dedi. 

    IŞİD’in 10 Ekim 2015’te Ankara Garı’nda düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi öncesi gerçekleştirdiği canlı bombalı saldırısına ilişkin yürütülen davanın 23’üncü duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Tüm taleplerin reddine karar verilen duruşma 24 Nisan’a ertelendi.

    Duruşma çıkışında basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, “10 Ekimi unutma, unutturma” sloganı atıldı.

    “KATİL HER YERDE KATİLDİR”

    10 Ekim Derneği yöneticilerinden İshak Kocabıyık, “ısrarla sürdürdüğümüz adalet arayışımızda bugün 23. duruşmamız vardı. Ne yazık ki taleplerimizin reddedilmesi, mahkeme heyetinin umursamaz baştan savma, adaleti gerçekleştirmekten uzak tavırları bu duruşmada da devam etti. Bu bizim için neredeyse olağan hale geldi. Şaşırtıcı olmayan bir şeyle daha bugün karşılaştık sanık müdafilerinin kışkırtıcı, provake edici bir şekilde, güya savunma yaparken bizlere hakaret etmelerine, kullandıkları dille bize hakaret etmeleri ile karşılaştık. Şunun bilinmesini isteriz ki, altını çizerek söylüyorum 10 Ekim Katliamı davası, iki kişinin birbiriyle kavga ederken birinin diğerini öldürdüğü için katil olduğu bir dava değildir. 10 Ekim katliamı davası bilerek, planlayarak iki IŞİD’linin gelip kendisini patlaması ile 104 arkadaşımızı kaybettiğimiz bir katliamdır. Biz o IŞİD’lilere, bu katliama bulaşmış herkese katil derken bu bilinç ile katil diyoruz. Yoksa inancından dolayı, mezhebinden dolayı, etnik kökeninden dolayı manipüle ederek, katilliklerinden kurtulmaya çalışmasınlar. Katil her yerde katildir” dedi.

    “BİZ YAPILAN SAYGISIZLIK YİNE YOK SAYILDI, 24 NİSAN’DA SALONLARI DOLDURMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    10 Ekim Derneği Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun da şunları söyledi:

    “Adalet talebimizi dile getirmeye devam ediyoruz. Bugün yaşadığımız şey tam olarak yargılamanın 8. yılında katliamın 9.yılında katliam yargılamasından çok münferit bir dava, adli bir vaka olarak görülüyor. Küçümseniyor, azımsanıyor olmasından kaynaklı adalet taleplerimizin de neredeyse tamamının reddedilmesiyle artık adalet demek ve adaleti istemekle ilgili gerçek anlamda motivasyonumuzu kaybediyoruz. Bugün çok önemli bir gün, yine bir mahkeme heyeti bir sanık müdafinin provakasyonları karşısında yine salonu terketti, Yine yargılamada yok saydı. Bize yapılan saygısızlık yine yok sayıldı. Olaydan sonra tuttuğumuz tutanakları yok sayarak başka bir hukuksuzluğa da imza atılmış oldu. Biz salonları doldurmaya devam edeceğiz. Sonraki celse 24 Nisan’da da yine biz gelmeye devam edeceğiz. Yine mahkeme heyetinin gözünün içine bakıp gerçek adaletin tesis edin diyeceğiz. Biz adalet arayışı kapsamında hiç yorulmadan, 100. ayında da 200. ayında da bu süreci işletmeye devam edeceğiz.”

    “GAZİANTEP EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ’NÜ KİM KORUYOR”

    Ülkede hala bir IŞİD tehlikesi olduğunu belirten Avukat İlke Işık ise İstanbul’da yaşanan kiliseye saldırıyı hatırlattı. Işık, “Ülkenin her yerinde IŞİD’in aktif olduğunu, yeni eylemler, yeni katliamlar yapabileceğini biz değil, bu ülkeyi yönetenler söylüyor. Bizim dosyamız ile bu konunun ilgisi ne? Bu dosyada yakalanmayan, firari olan sanıklar var ve biz diyoruz ki bu sanıkları neden bulmuyorsunuz? Bütün ülkeyi tehlike altına sokabilecek bir şeyden bahsediyoruz.

    “BU KATLİAM NASIL GERÇEKLEŞTİ?”

    Bir talebimiz ise bu katliamın tüm sorumluların açığa çıkması, nasıl gerçekleşti bu katliam? Gaziantep Emniyeti neden 2 Ekim günü Nizhip Emniyeti’nin bildirmiş olmasına rağmen, bu katliamın en önemli sorumlusu Yakup Şahin’i yakalamadı. Neden yakalayıp, bu katliamı engellemedi. Engellenebilecekken engellenmeyen bir katliamdır bu. Gaziantep Emniyet’i görevini yapmamıştır, Gaziantep Valiliği görevini yapmamıştır, Ankara Valiliği, Emniyet Müdürlüğü, İstihbarat Teşkilatı görevini yapmamıştır. Bugün yine bunu sorduk, hala işleme konmuyor bizim suç duyurularımız. Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’nü kim koruyor? bu soruya yine cevap vermedi 4. Ağır Ceza Mahkemesi” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren Mesut Mak ve Adil Gür Dersim’de anıldı-VİDEO

    Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren Mesut Mak ve Adil Gür Dersim’de anıldı-VİDEO

    PİRHA-10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren Mesut Mak ve Adil Gür Dersim’de mezarları başında anıldı, katliamcılar lanetlendi. 

    10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı önünde KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin düzenlediği Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde IŞİD’li iki canlı bombanın saldırısı ile 104 kişi yaşamını yitirmişti ve 400’ü aşkın kişi yaralanmıştı.

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden Mesut Mak ve Adil Gür, Dersim’de Atatürk Mahallesi’nde bulunan mezarları başında anıldı. Anmaya Mak ve Gür’ün yakınlarının yanı sıra Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütleri temsilcileri katıldı.

    “BARIŞI HAYKIRMAK İÇİN ANKARA’DA YAN YANA GELDİLER”

    Hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşunun ardından konuşan EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “2015 yılında ülkede savaş ortamı vardı ve barış olsun diye Ankara’da miting yapıldı ve ülkenin her tarafından gelen insanlar Ankara’da barışı haykırmak için yan yana geldiler. Gaziantep’ten Ankara’ya gelen IŞİD çeteleri bedenlerini patlatarak yakın tarihin en büyük katliamını gerçekleştirdiler. Ankara’ya gelen insanların amacı savaşın durmasıydı ama 104 insanımız hayatını kaybetti bu katliamda. Özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesi 2015 yılında nasıl devam ettiyse bugün de devam ettireceğimizin sözünü veriyoruz” diye belirtti.

    “MÜCADELEMİZİ DEVAM ETTİRECEĞİZ”

    10 Ekim’de hayatını kaybeden insanların anısı önünde saygı ile eğiliyorum diyerek sözlerine başlayan Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Hayatını kaybedenlere vereceğimiz söz pratiğimiz olacaktır. Tek bir kişi kalana kadar tüm toplumsal kesimlerle bir araya gelerek mücadelemizi devam ettireceğiz. IŞİD zihniyetine ve faşizmin kurumsallaşmasını sağlayan AKP-MHP iktidarına karşı da mücadelemizi devam ettireceğiz. Barışın yolu bellidir, İmralı ile birlikte tüm topluma tecrit uygulanıyor” dedi.

    “ÖLÜM VE GÖZYAŞI BU COĞRAFYANIN KADERİDİR”

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden Adil Gür’ün arkadaşı Kamer Yoltay ise şunları söyledi:

    “Ölüm ve gözyaşı bu coğrafyanın kaderi. 1937 yılında Ankara’da Gar binası yapılırken diğer taraftan Dersim’de ise 1937-1938 yılında Dersim Katliamı vardı. Dersim Katliamı’nda Adil Gür’ün dedeleri de öldürüldü. Dersim Katliamı’ndan yaklaşık 90 yıl sonra barış ve demokrasi talebi için Ankara’ya giden insanların içerisinde Adil de vardı ve o patlamada hayatını kaybetti.”

    PİRHA/DERSİM

  • Alevi Bektaşi Federasyonu: 10 Ekim’in emrini verenler yargılanmalıdır

    Alevi Bektaşi Federasyonu: 10 Ekim’in emrini verenler yargılanmalıdır

    PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu, 10 Ekim Gar Katliamı’nın 8. yıldönümüne ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu katliamı yapan örgüt bellidir, üstlenmiştir. Ülke tarihinin en büyük katliamlarından biri olan 10 Ekim’in emrini verenler yakalanmalı ve yargılanmalıdır” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 8. yıldönümüne ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    Açıklamada, “Dün barış isteyenlerin katledilmesini izleyenler, bu gün Filistin güzellemesi yapıyor. 10 Ekim katliamının üzerinden 8 yıl geçti ama failler yargılanmadı. Bizi bombalarla katledenler için, “onlar bir grup öfkeli gençler, bombalar patladıkça oylarımız artıyor” diyenler bu gün demokrasi havarisi kesiliyor. Sadece barış istedikleri için Ankara’ya gelen binlerce insanın üzerine bombalarla saldıranlar, bu ülkenin başkentine ellerini kollarını sallayarak gelmişlerdi” denildi.

    “ALEVİLER OLARAK HER ZAMAN BARIŞIN TARAFINDA OLDUK”

    Açıklamanın devamı şöyle:

    “Ortadoğu’da bizden habersiz yaprak kımıldamaz diye hamasi açıklamalar yapanlar, dolayısıyla bu katliamdan da sorumludurlar. Yetkililerin yaptığı açıklamalarda adeta katledilenler suçlanmış, saldıran barbarlar hakkında övgüye varan cümleler kurulmuştur ve bugün de değişen bir şey yok.

    Barış istemenin suç sayıldığı, yüzlerce politikacı, gazeteci, öğrenci hukuksuzca tutsak edilmişken iktidar yeni anayasadan bahsediyor. Okulları bilimsel eğitimden tamamen uzaklaştırıp, tüm müfredatı İslami eğitime yönlendiren zihniyet, kindar ve dindar nesilleri yetiştirme peşinde. ÇEDES ve benzeri projeler altında diyanet işleri başkanlığı, milli eğitim bakanlığını da yönetmeye başlamıştır. Bu eğitim sistemi çağdaş ve bilimsel eğime düşman nesiller yetiştirmektir. Bu da ülkemizin Ortadoğululaştırılması anlamına gelmektedir.

    Tarihin her döneminde biz Aleviler barışın ve eşitliğin tarafında olduk. İsrail Filistin savaşının döktüğü kanı hep birlikte gördüğümüz şu günlerde, bilimsel ve Laik eğitimin önemini bir kez daha anlıyoruz. Bu katliamı yapan örgüt bellidir, üstlenmiştir. Ülke tarihinin en büyük katliamlarından biri olan 10 Ekim’in emrini verenler yakalanmalı ve yargılanmalıdır. Yeni katliamlar olmasın diye ne 10 Ekim’i ne de bu katliamın yolunu açanları unutmadık unutmayacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ’10 Ekim, bugünkü çatışmalı sürecin bir başlangıcıydı’

    ’10 Ekim, bugünkü çatışmalı sürecin bir başlangıcıydı’

    PİRHA-10 Ekim’de barış havasını karanlığa çeviren ve bugünün Türkiye’sinin temelini oluşturan iki patlama gerçekleştiğini belirten Hasan Basri Sucu, “Patlamaya çok yakın bir alandaydık, patlama olduğunda arkamıza baktığımızda arkadaşlarımızın bedenlerinin havaya sıçradığını gördük. Yaralı olan arkadaşlarınıza müdahale ederken polisler biber gazı sıkmaya başladı. O gün polis müdahale etmeseydi daha az insan hayatını kaybedebilirdi” dedi.

    DİSK, KESK, Türk Tabipleri Birliği, TMOBB ve siyasi partilerinde aralarında bulunduğu pek çok sivil toplum örgütü ve siyasi partinin çağrısıyla Ankara Tren Garı önünde düzenlenen Emek, Barış, Demokrasi Mitingi’ne düzenlenen saldırıda 103 kişi hayatını kaybetti. IŞİD’in iki canlı bomba ile gerçekleştirdiği saldırı, Türkiye tarihinde en çok insanın hayatını kaybettiği katliam olarak kayıtlara geçti.

    Ankara Katliamı’nda bulunan ve o zaman Eğitim-Sen Adıyaman Şube üyesi olan Hasan Basri Sucu, patlamadan önce ve sonra yaşadıklarını, dava sürecine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “MİTİNG ALANINDA BARIŞ HAVASI VARDI”

    KESK, TMMOB, DİSK, HDP ve birçok sivil toplum örgütünün barış mitingi çağrısı olduğunu dile getiren Hasan Basri Sucu, “2015 yılında çözüm sürecinin bitmesi üzerine çatışmaların tırmanışı bir süreçti ve savaşın bitmesi adına barış mitingi düzenleme kararı alındı. Bende o süreçte Adıyaman Eğitim-Sen Şubesi üyesiydim. O zaman toplumda ciddi anlamda barışa olan bir inanç vardı, coşku vardı. Her zaman yapılan eylemlerden farklıydı, büyük bir coşku vardı. Barış mitingine gidilirken halaylarla, türkülerle Ankara’ya gittik. Miting alanına giderken bir bahar havası vardı ve insanlarda yeniden bir barış ortamının sağlanacağı yönünde bir inanç vardı” diye belirtti.

    “10 EKİM BUGÜNKÜ ÇATIŞMALI SÜRECİN BAŞLANGICIYDI”

    Miting alanında hiçbir polisin olmamasının dikkatlerini çektiğini belirten Sucu, “Ben Ankara’da Eğitim-Sen üyesi olarak gittiğim eylemlerde çok sayıda polis olurdu ve eyleme gelen kitleyi kameralarla çekerlerdi. Ama o gün alanda polislerin olmaması dikkatimi çekti. Alana doğru yürüyüşler başlarken 10.04′ te barış havasını karanlığa çeviren ve bugünün Türkiye’sinin temelini oluşturan üç saniye ile iki patlama gerçekleşti. Patlamaya çok yakın bir alandaydık, patlama olduğunda arkamıza baktığımızda arkadaşlarımızın bedenlerinin havaya sıçradığını gördük. Patlamanın ardından Ankara Gar’ının 500 metre ilerisinde bulunan Güven Park’ında polisler alandakilere saldırmaya başladı. Yaralı olan arkadaşlarımıza müdahale ederken polisler biber gazı sıkmaya başladı. O gün polis müdahale etmeseydi daha az insan hayatını kaybedebilirdi. İnsanlarda çok büyük bir panik vardı. Alanda başka canlı bombalarında olabileceği söylendi ve herkes kendi kitlelerine alandan çektiler. Bizim için kara bir gündü ve 10 Ekim bugünkü çatışmalı sürecin bir başlangıcıydı” dedi.

    “8 YILDIR HUKUKİ SÜREÇ TAMAMLANMADI”

    Katliamın üzerinden 8 yıl geçtiğini ancak işleyen bir hukuk sisteminin olmadığını vurgulayan Sucu, sözlerini şöyle bitirdi:

    “Her zaman dava karar aşamasına geldiği zaman mahkeme heyeti değişiyor. Yeni mahkeme heyeti ile birlikte yargılamalar yeniden başlıyor ve 8 yıldır süren bu davada hukuki süreç tamamlanmış değil. Bizler Ankara’ya gelirken kaç yerde polis gbt yapıyor ama Gaziantep’e çıkan İŞİD’liler ellerini, kollarını sallayarak Ankara’ya gelip kendilerini patlatıyorlar. Hukuki sürecin uzatılmasının bilinçli olduğunu düşünüyoruz.”

    Cihan BERK/ADIYAMAN

  • ‘Ümit Özdağ; Davutoğlu, Soylu, bu işin içinde’ dedi; yargı harekete geçmeli’-VİDEO

    ‘Ümit Özdağ; Davutoğlu, Soylu, bu işin içinde’ dedi; yargı harekete geçmeli’-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu ile KESK Yürütme Kurulu, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın katliamlara dair açıklamalarının ardından basın toplantısı yaptı. Toplantıda, “Bu açıklamalar demokratik bir ülkede olsa yer yerinden oynar, sorumlular gereğini yapmazsa Meclis ve yargı devreye girer, dava dosyası baştan ele alınır, sorumlular açığa çıkarılırdı” denildi.

    10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu, 103 yurttaşın yaşamını yitirdiği canlı bomba saldırısına ilişkin davada gelinen güncel aşama ve gelişmelere dair basın toplantısı yaptı.  Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Genel Merkezinde yapılan basın toplantısına KESK Eş Genel Başkanları da katıldı.

    Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamı olan 10 Ekim Gar Katliamı davası geçen yedi yıl içinde hala aydınlatılmadı. Asıl sorumluların yargılanması yönünde talepler sürerken Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın da katliamlara ilişkin yorumları tartışmaları büyüttü.

    “KİM NE BİLİYORSA KAMUOYU İLE PAYLAŞMALI”

    KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil, gelişmeler üzerine yaptığı açıklamada “7 Haziran – 1 Kasım 2015 arasında yaşanan katliamlar aydınlatılmadan 10 Ekim katliamının gerçek failleri açığa çıkmayacaktır” ifadelerini kullandı.

    Şükran Kablan Yeşil, politikacılar tarafından günümüzde 10 Ekim Katliamının yeniden tartışılmasına işaret ederek şu açıklamayı yaptı:

    “Yeni bir seçim sathına girmeyle bağlantılı olarak bugünlerde 10 Ekim katliamının yeniden tartışılıyor olması bile gerçek sorumluların açığa çıkarılması için yeterli bir gerekçedir. AKP’nin kaybedeceğini anladığı iktidarını karanlık ve kirli bir takım girişimlerle yeniden elde etmeye çalışacağına dair kimi iddia, kaygı ya da bilgilerin parça parça ve yetersiz de olsa yine bir seçim öncesinde ortaya atılıyor olması da 10 Ekim katliamına dair kuşkuların haklılığını göstermektedir.

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı’nın istihbaratçı diye açıkladığı, kendisinin de ‘… Yurt içinde ve yurt dışında bazı operasyonlar yönettiğim doğrudur’ diye bir nevi onayladığı Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın açıklamaları siyasi hesaplaşmalara kurban edilmeden derhal açıklığa kavuşturulmadır. Özdağ; 7 Haziran ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasındaki dönem gibi ‘şiddet dalgasının planlandığı’ bilgisini paylaşmış, dönemin Başbakanına o dönem yaşananları ‘korkmadan’ açıklama çağrısı yapmıştır.  Bu açıklamalar demokratik bir ülkede olsa yer yerinden oynar, sorumlular gereğini yapmazsa Meclis ve yargı devreye girer, dava dosyası baştan ele alınır, sorumlular açığa çıkarılırdı. Ancak şu ana kadar iktidarın ve yargının üç maymunları oynaması davanın neden hızla kapatılmak istendiğini de anlaşılır kılmaktadır.

    Dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu da daha önce benzer açıklamalarda bulunmuş, 10 Ekim’de yaşamını yitirenlerin aileleri ve mitingi düzenleyen kurumlar olarak bizler Davutoğlu’na bildiklerini açıklaması çağrısında bulunmuştuk. Ne yazık ki, aradan geçen zaman içerisinde ne kendisi tarafından bir açıklama yapılmış ne de yargı kendisinden bir talepte bulunmuştur!

    Tüm bu süreç boyunca davacı ailelere, kurumlara destek olmayan, maddi gerçeğin açıklanması için hiçbir çaba harcamayan, adalet mücadelesinin tarafı olmak gibi bir tutum sergilemeyenlerin 2015 Haziran ve Kasım seçimleri arasındaki dönemden söz etmesi ve bu döneme dair siyasal iktidara işaret etmesinin siyasi ikbal nedeniyle olduğunu bilmekteyiz.

    Hakeza dönemin siyasi aktörlerinden ve bu dönemi siyasal hesaplarına malzeme yapmak isteyenlerden bir beklentimiz olmadığını da bu vesileyle bir kez daha ifade etmek isteriz.

    Ancak söz konusu açıklamalar ve açıklamayı yapanların geçmişteki pozisyonları, sahip oldukları gizli bilgiler göz önüne alındığında 2015 yılı Haziran ve Kasım seçimleri arasında yaşananlar aydınlatılmadığı sürece ülkeyi daha da karanlık günlerin beklediği gerçeğinin altını çizmek istiyoruz.

    Söz konusu dönemde gerçekleştirilen tüm katliamların, acıların, hayatlarımızda yaratılan geri dönüşü olmayan yıkımların hesabının sorulması, barış, demokrasi ve özgürlükler mücadelesinin bir parçasıdır.

    2015 Türkiye’sinde yaşananların aydınlatılması, tüm sorumlularının yargılanması gerektiği bizler, 10 Ekim’de yaşamını yitirenlerin aileleri, davanın avukatları tarafında 7 yıldır ifade edilmekte ve kesintisiz bir hukuk mücadelesi sürdürülmektedir.

    Katliam sonrası anket yapıp oylarının ne kadar arttığını araştıranların, ‘Kokteyl örgüt’ diyerek davayı sulandıranların, yol kontrollerini kaldırarak katillere adeta koridor açanların, saldırı olacağı istihbaratını tertip komitesinden gizleyenlerin, patlamaların ardından birçok kişinin yaşamını yitirmesine neden olan gaz sıkma emri verenlerin, ambulansların geç gelmesinin sorumlusu olanların, güvenlik tedbiri almayanların, dava dosyasına gerekli bilgi ve delilleri göndermeyenlerin katliamdaki rolü ortaya çıkarılmadıkça, asıl failler yargılanmadıkça 10 Ekim dosyası kapanmayacaktır.

    KESK olarak çağrıda bulunuyoruz; 7 Haziran ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasında yaşananlara dair kim ne biliyorsa siyasi hesaplara kurban edilmeden kamuoyu ile paylaşmalı, ellerindeki bilgi, belge ve deliller devam eden 10 Ekim davası için yargıya teslim edilmelidir.

    Bu vesileyle basını ve kamuoyunu 10 Ekim davasındaki gelişmeleri ya da gerçek sorumluların açığa çıkarılmasını engelleyen tutumları takip etmeye çağırıyoruz.

    Emeğin ve bir arada yaşama iradesinin egemen olduğu bir ülke ve gelecek için bedeli ne olursa olsun emek, demokrasi ve barış mücadelesini yürütmeye devam edeceğiz.”

    “BUYURSUN DURUŞMAYA GELSİNLER”

    Avukat İlke Işık ise toplumun, 2015 Haziran seçimlerindeki gibi tehdit edildiğini söyleyerek şu yorumda bulundu:

    “Gelen belgeler çok somut bir şeyi ifade ediyor. O güne ilişkin gerçekten ne olduğunu yargı bulmazsa evet yeni katliamlar ile bu ülkeyi tehdit edecek ortam yaratabilirler. Normal bir ülkede Ümit Özdağ’ın söyledikleri üzerine yargı harekete geçerdi. ‘Davutoğlu, Soylu, bu işin içinde’ dedi ancak yargı mekanizması harekete geçmedi. Siyasal tuzakların farkındayız. Bir şey bildiklerini ima edenler buyursunlar mahkemeye gelsinler. Temmuz ayında devam edecek duruşmaya buyursun gelsinler.”

    “KATİLLERİN NEDEN HESAP VERMEDİKLERİNİ BİLMEK İSTİYORUZ”

    Toplantıda söz alan 10 Ekim Barış Derneği Başkanı Mehtap Sakinci de katliamın 80. ayında olduklarını vurgulayarak “1 Kasım 2015’te ellerimiz titreyerek sandığa gittik. Kullandığımız o oyların karşılığını biliyorduk. 10 Ekim, Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamı olarak adlandırılıyor. Yaralanan insanlar olarak bu süreci ilmek ilmek örerek adalet talebimizi ayakta tutmaya çalışıyoruz. Bildiğimiz şu ki bu katliamı unutturamayacaklar. Susarak, katillerle işbirliği yaparak suçlu olduklarını, bu yüzden Davutoğlu’nun daha önceden söyledikleri üzerine savcıları işbaşına çağırmıştık. Ve bugün yine bir seçim arifesinde benzer sözler kullanılması yeniden yüreğimizi yaralıyor. İtirazımız var. Bu devletin bize adalet borcu var. Bu yüzden sadece 2 kişinin değil, gerçek katillerin neden hesap vermediklerini bilmek istiyoruz. Gerçek adalet mekanizmasının işlemesini talep ediyoruz. Bu katliamı unutturmamaya dair sözümüzü sürdürüyoruz. Susarak katilleri saklayan insanların da bir gün hesap vermesini diliyoruz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • 10 Ekim Gar Katliamı davasında tanık: Suriye’ye geçişlerimiz çok kolay oluyordu

    10 Ekim Gar Katliamı davasında tanık: Suriye’ye geçişlerimiz çok kolay oluyordu

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının firari sanıklar yönünden devam eden davasının 15’inci duruşmasında, duruşmaya ‘tanık’ olarak katılan ve emniyetin ‘canlı bomba’ listesinde yer alan Ulkar Mammadova, 2014 yılında Suriye’ye geçtiklerini belirterek, “Sınır yoktu. Askerler bizi gördü. Elimizdeki çantaları taşımamıza yardım etti. Suriye’ye geçişlerimiz çok kolay oluyordu” dedi.

    Emek, Barış ve Demokrasi’ sloganıyla düzenlenen mitinge katılmak için 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı önünde bir araya gelenlere yönelik IŞİD’in gerçekleştirdiği bombalı saldırı davasının duruşması devam ediyor.

    IŞİD’in 103 kişiyi katlettiği, yüzlerce kişiyi yaraladığı 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın firari sanıklar yönünden devam eden davasının 15’inci duruşması Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

    Duruşmaya katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları ve yaralananlar, demokratik kitle örgütü ve meslek örgütü temsilcileri ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekilleri katıldı.

    Mahkeme kimlik tespiti ile başladı. Mahkeme başkanı, dosyaya gelen yeni evraklar hakkında bilgi vererek duruşmayı açtı.

    EMNİYETİN ‘CANLI BOMBA’ LİSTESİNDE YER ALAN ULKAR MAMMADOVA ‘TANIK’ OLARAK DİNLENDİ

    Sanık sandalyelerinin yine boş olduğu salonda sanık Erman Ekici, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. IŞİD’in ‘canlı bomba hücresi’ olarak bilinen Adıyaman hücresinin yöneticisi Mustafa Dokumacı’nın eşi ve emniyetin ‘canlı bomba’ listesinde yer alan Ulkar Mammadova ‘tanık’ olarak dinlendi. Kırıkkale Geri Gönderme Merkezi’nde idari gözlem altında tutulan Mammadova SEGBİS ile bağlandı.

    “EŞİM MUSTAFA DOKUMACI 2020 YILINDA ÖLDÜ”

    Katliam sanıklarından çoğu kişiyi tespit ettiğini belirten Mammadova, katliamın gerçekleştiği dönemde Suriye’de olduğunu belirtti.

    Suriye’deki evlerine Türkiye’den de gelenlerin olduğunu kaydeden Mammadova, “Adıyamanlı gençler geliyordu. Ömer Deniz Dündar, Kasım Dere, Şamil, Abdulhakim Hoca, Mustafa Delibaşlar, Ebu Musa geliyordu. Ama esasen Adıyamanlı gençler geliyordu. Eşim Mustafa Dokumacı 2020 yılında öldü. Mustafa Delibaşlar da PKK’nin Minbiç kuşatmasında öldü. Eşimin parçalanmış bedenini gördüm. Ama kaçtım” dedi.

    “TÜRKİYE’YE GEÇTİĞİMDE PARA CEZASI KESİP BIRAKTILAR”

    Pandemi önlemleri rahatlayınca Türkiye’ye kaçakçılar yardımıyla geldiğini de anlatan Mammadova, kırmızı listeyle arandığını ve isminin emniyetin ‘canlı bomba’ listesinde yer aldığını bildiğini söyledi. Mammadova, sınırda kendisine para cezası kesilerek serbest bırakıldığını vurguladı. Mammadova, “Türkiye’ye gelme kararı aldığımda kayınbabam nerelere başvuracağım konusunda bana bilgi verdi. Bana uygun bir Türk birimine teslim olmamı söyledi. Kaçakçı yardımıyla nehri geçerek Hatay şehrindeki askeri noktada teslim oldum. Direk arandığımı söyledim. Beni şubeye götürdüler oradan da Adıyaman’a sevk edildim” şeklinde konuştu.

     “SINIRI GEÇERKEN ASKERLER ÇANTAMIZI TAŞIDI”

    Ardından söz alan dava avukatlarından Senem Doğanoğlu, Mammadova’nın Adıyaman’da verdiği ifadeye dair sorular sordu. 2014 yılında Suriye’ye gittiğinde yanında kimlerin olduğunu sorusuna Mammadova, “Eşim, ben ve Serpil Dere vardı” dedi. Yardım amaçlı hangi örgütle beraber gittiniz?” sorusuna ise, “Hiçbir örgütle beraber gitmedik. Zaten sınırı geçerken Türk askerleri bizi gördü. Biz de ‘yardım etmek için gidiyoruz’ dedik ve askerler bizim çantalarımızı taşımaya dahi yardım etti” dedi. Doğanoğlu’nun “Dönerken Rus Ayşe’yle beraberdiniz. Ayşe sınır dışı edildi ama size para cezası kesildi neden” sorusuna, Mammadova, “Evet ben Türkiye’den evli olduğum için para ceza kesmekle yetindiler. Zaten sınır yoktu. Tarladan geçiliyordu. Askerler zaten bizi görüyordu” yanıtını verdi.

    “EŞİM ÖLEN GENCİ ÇOK SEVİYORDU”

    Katliamın faillerinden Yunus Emre Alagöz ve Suruç Katliamı faillerinden Abdurrahman Alagöz’ün evlerine gelip gelmediğine yönelik soruya Mammadova, “Yunus Emre Alagöz’ü tespit ettim. Ankara Gar olayı olduktan sonra tüm faillerin resimleri çıkınca eşim bana, Yunus Emre Alagöz’ün fotoğrafını gösterdi. Çok öfkelenmişti. ‘Neden bu gence bu görevi verdiler?’ dedi. Eşim, o genci çok seviyordu. Kişiliği düzgün biriymiş” dedi.

    “TÜRKİYE HTŞ’DEN ALINAN İZİNLE Mİ SİZİ KABUL ETTİ?”

    Eşinin o dönem HTŞ egemenliği altındaki İdlib’te kaldığını belirten Mammadova’ya Doğanoğlu, “HTŞ egemenliği altındaki bir yerde eşiniz nasıl kalıyordu, siz nasıl kaldınız?” sorusunu yöneltti. Mammadova, “Ben bayan olduğum için sıkıntı yaşamadım ama eşim saklanıyordu. Bazen hastanelerde tercümanlık yapıyordum öyle geçiniyordum. Sonra oradan kaçtığımda kaçakçılar HTŞ’den izin belgesi almamı istediler. Sınırdan çıkmamız için bu izin belgesi gerekliydi” yanıtını verdi. Doğanoğlu’nun “O zaman Türkiye HTŞ’den alınan izinle mi sizleri kabul ediyordu?” sorusuna Mammadova, “Ben öyle yorumlamıyorum ama bu belgeyi kaçakçıya verdim” diye belirtti.

    “BİR BUÇUK AY İÇERDE KALDIM SONRA BERAAT ETTİM”

    Avukat Doğanoğlu’nun “6 Ekim’de sınırı geçiyorsunuz, 9 Ekim’de ifade alınıyor. 3 gün nerede tutuldunuz?“ sorusuna Mammadova, “6 Ekim’de Hatay’a geçtim. 7 Ekim gecesi Adıyaman’a teslim edildim. 11- 14 Ekim’e kadar Adıyaman Emniyet Müdürlüğü’nde ifade veriyordum. 7’sinde getirildim, 13’ünde mahkemeye çıktım” dedi. Avukat Sarıoğlu’nun “Neden geri gönderme merkezindesiniz?” sorusuna Mammadova, “Ben 1 buçuk ay cezaevinde kaldığımda mahkemeye çıkarıldım ve beraat ettim. Savcılık karara itiraz etti bu nedenle dosya üst mahkemeye verildi ben de idari gözlem altında tutuluyorum. Buraya geleceğimi bilmiyordum. Mahkemede tahliye ve beraat aldığımı duyunca çok sevinmiştim” yanıtını verdi.

    “SURİYE’YE GEÇİŞLERİMİZ ÇOK KOLAY OLUYORDU”

    Avukat Sarıoğlu’nun “Mustafa Dokumacı Türkiye’deyken ne iş yapıyordu?” sorusuna Mammadova, “İnşaatta çalışıyordu. Çubuk demir ustasıydı” dedi. Mammadova, “İslam Çay Evi’ne gidiyor muydu?” sorusuna, “Evet gidiyordu, geç saatlere kadar oradaydı” yanıtını verdi. Sarığolu’nun “Suriye’ye geçişte askerlerin çantanızı taşıdığını söylediniz, giderken bu kadar kolay oluyor da geldiğinizde neden para cezası kesildi?” sorusuna Mammadova,  “Bilmiyorum giderken çok kolay oluyordu” yanıtını verdi.

    Duruşma avukat beyanlarıyla devam ediyor.

    PİRHA/ANKARA

     

  • 10 Ekim Gar Katliamı davasında avukatların talepleri yine reddedildi

    10 Ekim Gar Katliamı davasında avukatların talepleri yine reddedildi

    PİRHA-Ankara Gar Katliamı’nın 13’üncü duruşması görüldü. Ara kararını veren mahkeme, avukatların IŞİD’li Ömer Yetek’in yalan beyanda bulunduğu gerekçesiyle hakkında suç duyurusunda bulunma talebini reddetti. Bir sonraki duruşma 17 Şubat 2022 tarihine ertelendi.

    Ankara Gar’ı önünde 10 Ekim 2015 tarihinde yapılan ‘Barış ve Demokrasi Mitingi’ne bombalı saldırıda bulunan IŞİD’in firari sanıklarına yönelik devam eden davanın 13’üncü duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, mağdur avukatların tüm taleplerini reddederek bir sonraki duruşmayı 17 Şubat’a erteledi.

    Savunma yapan sanık Erman Ekici’nin avukatı Heyam Fidan, dava avukatlarına yönelik suçlayıcı ifadelerde bulunarak, tanık Ömer Yetek hakkında suç duyurusunda bulunulması yönündeki talebin reddine karar verilmesini istedi. Avukat Fidan, IŞİD’i aklayıcı savunmalarına devam ederek, sanık Ekici hakkında beraat talebinde bulundu.

    MAĞDUR AVUKATLARININ TÜM TALEPLERİ YİNE REDDEDİLDİ

    Mahkeme, “Sanıkların tutuklama ve yakalama kararı verilen sanıklar için kararın devamına, bir kısım sanıklar yönünden kırmızı bülten çıkarılması için Adalet Bakanlığı’na müzekkere yazılmasına ve müzekkere cevabının beklenmesine, Kuteybi Ahmet isimli şahsın adresinin tespiti için gerekli kolluğa müzekkere yazılmasına ve mahkemede dinlenmek için müzekkere yazılmasına, Muhammet Kasım Kurt hakkında soruşturma istenen dosyaların reddine, dava ile ilgi ve bilgisi bulunmayan belge ve dijitallerin talebinin reddine, Nusret Yılmaz hakkında soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki savunmalarının istenmesine, firari sanıkların aile fertleri ile eşlerinin duruşmada tanık olarak dinlenmeleri yönündeki talebinin reddine, Ömer Yetek hakkında suç duyurusunda bulunulması hakkında talebin reddine, Ömer Yetek’in kendi dosyalarındaki bulunan duruşma tutanaklarının istenmesine, Muhammed Cengiz Dayan hakkında herhangi bir soruşturma olup olmadığının sorulmasına, katılan vekillerin tarafından dosyaya ibraz edilen kitapların delil olarak dosyaya eklenmesine ilişkin talebin reddine” karar verdi.

    Duruşma 17 Şubat 2022 gününe ertelendi.

    “MAHKEME BİZİ YOK SAYIYOR, BU DURUM ARTIK KATLANILMAZ BİR HAL ALDI”

    Duruşmanın ardından dava avukatları adliye önünde basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada sık sık ‘10 Ekim’i unutma unutturma’ ve ‘Gün gelecek devran dönecek katiller halka hesap verecek’ sloganları atıldı.

    Açıklamada konuşan 10 Ekim Barış Derneği Başkanı Mehtap Sakinci şunları dile getirdi:

    “Bir duruşmanın daha sonuna gelmekteyiz bu zamana kadar talep ettiğimiz birçok ara karar gerekçesiz olarak reddedilmekte. Ancak biz aileler olarak ülkenin çeşitli kentlerinden duruşma salonlarında yer almaya devam ediyoruz. Mahkeme heyetinin bizi yok sayan bir tavrıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bu tavır artık bizim için katlanılmaz bir hal aldı. Biz yaralanan 500 insan ile katledilen 103 insan adına buradayız. Bugünkü duruşmada Fransa örneğini verdik ancak mahkeme başkanı ‘Burası Fransa değil’ dedi ve yine acılı bir anneyi dışarı çıkarmaya çalışan mahkeme ile karşılaştık. Umudumuzu yitirmiyoruz. Her celse yeni tanıklar dinleniyor. Biz 10 Ekim katliamında hayatlarını yitiren insanların anısını yaşatmaya devam ederken mahkeme salonlarında yer aldık. Pes etmeyeceğiz. Bir sonraki duruşma olan 17 Şubat’ta yine burada olacağız. Herkesi davanın takipçisi olmaya davet ediyoruz.”

    “BU SORUŞTURMA LAYIKIYLA YÜRÜTÜLMEDİ”

    Sakinci’nin ardından söz alan dava avukatlarından Eylem Sarıoğlu ise, “Her celse ilk celse gibi çıkıyoruz. En büyük katliam yargılaması yapan heyetle mücadele ediyoruz. Her celse anlattıklarımızın mahkemenin bir kulağından girip öbür kulağından çıktığını görüyoruz. Her celse taleplerde bulunuyoruz. Bu soruşturma layıkıyla yürütülmedi ve soruşturma aşamasında deliller toplanmadı. Biz mücadeleyi devam ettireceğimizin sözünü verdik. Sanıkların insanlığa karşı suçtan yargılanması gerektiğini söylüyoruz. Bugün de Muhammed Cengiz Dayan için bu talepte bulunduk. Adalet talebimizi tüm sorumlular yargılanana kadar sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • 10 Ekim Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler Mersin’de anıldı-VİDEO

    10 Ekim Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler Mersin’de anıldı-VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 10 Ekim Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Yapılan açıklamada “İnsanlığa karşı işlenen bu suçların faillerini gizleyenler, bu suçların ortağıdır” denildi.

    IŞİD saldırısı sonucu 10 Ekim 2015’te Ankara’da yaşamını yitirenler Mersin’de anıldı. Mersin Emek ve Demokrasi Platformu adına ortak açıklamayı Mehmet Antmen okudu. Antmen, “Türkiye tarihinin en büyük kitle katliamında kaybettiğimiz bütün arkadaşlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “Bildiğiniz gibi geçtiğimiz yıllarda, tutuklu sanıklar yönünden 10 Ekim Davası karara bağlandı ve 9 kişi hakkında 101 kez ağırlaştırılmış müebbet cezası verildi. Ayrıca, Ana dosyadan tefrik edilen firari sanıkların yargılandığı dosya, Türkiye’de ilk defa İnsanlığa Karşı Suç kavramının yargıya konu edilmiş dosyası oldu. Bu yönüyle 10 Ekim Katliamı, Türkiye siyasi tarihi ve yargı tarihi bakımından da kamuoyunu ilklerle buluşturan bir konumdadır.

    Hâlihazırda ceza dosyası kapsamında 16’sı firari, biri tutuklu 17 sanık yönünden yargılama devam etmekte olup davanın duruşması; 24 Kasım’da Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecektir. Nitekim 5 yıldır devam eden duruşmalarda, katliamda ihmali olan kamu görevlilerinin ve sorumlulukları bulunan siyasetçilerin de yargılanması gerektiği dile getirildi. Ne yazık ki, geçen bu süreçte mahkeme heyetinin değiştiğine ve mağdur olanların sanık olarak addedildiğine, “adalet” isteyenlerin mahkeme salonlarından çıkarılmak istendiğine tanıklık ettik.

    Artık hepimiz biliyoruz ki; bugün 6. yıl anmasını yaptığımız, devasa acılara karşılık gelen bu katliam önlenebilirdi. İki seçim arasında, 2015 yılının karanlık bir dönemine tekabül eden 10 Ekim Ankara Katliamı siyasi bir cinayettir.

    Türkiye’nin barış umuduna darbe vuran, insanları sokağa çıkamaz hale getiren 7 Haziran ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasında yaşanan olayların sorumlusu kimdir? Bizim çocuklarımız neden katledildi? Soruların yanıtını hepimiz iyi biliyoruz.

    İnsanlığa karşı işlenen bu suçların faillerini gizleyenler, bu suçların ortağıdır. İktidarını korumak için toplumu kaos ve şiddet sarmalına sürükleyenleri asla unutmayacağız. Kardeşlerimizin hayatlarından, bizlerin acılarından oy devşirenleri asla affetmeyeceğiz.

    Bildiğiniz gibi, 10 Ekim katliamı, kendinden önce aydınlatılmamış 5 Haziran 2015 Diyarbakır ve 20 Temmuz 2015 Suruç katliamları gerçek anlamda araştırılsa ve failleri bulunsaydı hiç yaşanmayacaktı.

    Bugün Ankara’da katliamı anmak isteyen kitleyi alana sokmayarak onlara karşı şiddet uygulamak ve katliamı yapanlara karşı değil katliamda yaşamını kaybedenlerin ailelerine karşı engel oluşturmak iktidarın tarafını da net olarak göstermektedir. Bizler katilleri biliyoruz. Öfkeliyiz ve bu katliamın hesabını mutlaka soracağız.

    Eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesi yitirdiğimiz arkadaşlarımızın bizlere en büyük emanetidir. Bizler bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu doğrultuda kararlı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Katliamın 6. Yılında bir kez daha sesleniyoruz: Kaybettiklerimizi unutmayacağız, unutturmayacağız, sorumlularını unutmayacağız, affetmeyeceğiz. Yaşasın Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelemiz!”

    PİRHA/MERSİN

  • ”10 Ekim Gar Katliamı’nın asıl sorumluları ‘400 vekil verin bu iş çözülsün’ diyenlerdir’

    ”10 Ekim Gar Katliamı’nın asıl sorumluları ‘400 vekil verin bu iş çözülsün’ diyenlerdir’

    PİRHA- HDP, IŞİD’in bombalı saldırısı sonucu 104 kişinin yaşamını yitirdiği 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’na ilişkin açıklama yaparak; “2015 yılında başlattıkları bu karanlık sürecin, katliamlar serisinin taşeronu IŞİD çetesi olsa da, asıl sorumlu; katillere yol gösterenler, barış düşmanları, demokrasi karşıtlarıdır. ‘Bize 400 vekil verin bu iş huzur içinde çözülsün’ diyenlerdir” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), IŞİD’in bombalı saldırısı sonucunda 104 kişinin yaşamını yitirdiği 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’na ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “10 Ekim şehitlerine sözümüzdür; hayalleriniz ve barış talebiniz mutlaka gerçekleşecek” başlıklı açıklamada, katliamın üzerinden 6 yıl geçtiği hatırlatılarak “Ne acılarımız küllendi, ne öfkemiz bitti ve ne de katliamın sorumlularından hesap sorma, gerçek katilleri ortaya çıkarma ve yitirdiklerimizin hayallerini yaşatma mücadelemiz zayıfladı” denildi.

    Katliamın barış, demokrasi ve özgürlük talebine yönelik gerçekleştirildiği vurgulanan açıklamada, asıl sorumlunun dönemin siyasi iktidarı olduğu belirtildi.

    “KATLİAMIN SORUMLUSU 400 VEKİL İSTEYENLERDİR”

    HDP, 10 Ekim Katliamı’yla birlikte Türkiye’nin karanlığa mahkum edilmek istendiğini ifade edip şu açıklamayı yaptı:

    “Halklar arası düşmanlığı daim kılmayı, çatışma siyasetiyle iktidarlarını süreklileştirmeyi amaçladılar. İstediler ki bu topraklarda bir daha asla barış, demokrasi ve özgürlük diye sokaklara çıkılmasın. Katliamlarla toplumsal mücadele dinamiklerini felç ederek faşizmi bu ülkenin kaderine dönüştürmek istediler. Başaramadılar, başaramayacaklar.

    2015 yılında başlattıkları bu karanlık sürecin, katliamlar serisinin taşeronu IŞİD çetesi olsa da, asıl sorumlu; katillere yol gösterenler, barış düşmanları, demokrasi karşıtlarıdır. ‘Bize 400 vekil verin bu iş huzur içinde çözülsün’ diyenlerdir, sınırları IŞİD’in cirit attığı güvenli bölgelere dönüştürenlerdir, ‘öfkeli çocuklara’ TIR’lar dolusu silah gönderenlerdir. Bu katliamın asıl sorumlusu, IŞİD barbarlığını yenilgiye uğratarak halklar devrimini gerçekleştirenlere karşı çeteleri açık açık destekleyenlerdir. 6 yıldır süren göstermelik katliam yargılamalarında da bu hakikati gördük. Asıl sorumlular gizlenmeye, Cumhuriyet tarihinin bu en büyük sivil katliamlarından biri olan 10 Ekim’in sorumluluğunu 3-5 zavallı tetikçiye yüklemeye yönelik açık bir çaba var. Katili aklamaya mağduru cezalandırmaya yönelik politikayla katliam sürecini sürdürmek istiyorlar.”

     “YAŞAM ALANLARIMIZDAN ÇEKİLMEDİK, ÇEKİLMEYECEĞİZ”

    “Mücadelemizde ısrar ettik, yaşam alanlarımızdan çekilmedik, bu karanlık amaçlarına hizmet etmelerine müsaade etmedik, etmeyeceğiz. Başta 10 Ekim katliamında yitirdiklerimiz olmak üzere, aramızdan koparılan bütün yoldaşlarımıza ve mücadele arkadaşlarımıza sözümüzdür; talepleriniz taleplerimizdir, hayallerinizi ve umutlarınız bize emanettir; onları yaşatmak için mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğiz. Katliamlardaki gerçek sorumlulardan hesap sorana kadar yolumuza devam edeceğiz. Bu ülkede barış, özgürlük ve demokrasi bizim mücadelemizle mutlaka gerçekleşecek.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Gar Katliamı Ankara’nın Kerbela’sıdır’ -VİDEO

    ‘Gar Katliamı Ankara’nın Kerbela’sıdır’ -VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin anılmasının ardından PİRHA’ya konuşan HDP ve CHP Milletvekilleri, “O dönemin hükümetinin siyasi ve hukuki sorumluluğu vardır. Burada ihmal falan yoktur. Tedbir bilerek isteyerek alınmamıştır. Burada sadece 104 insan katledilmemiştir. Burada gençliğimiz, kadınlığımız, çocukluğumuz, barış talebimiz, Kürt sorununun demokratik çözümü, Alevilerin talepleri hepsi burada katledilmiştir” şeklinde konuştu.

    ‘Emek, Barış ve Demokrasi’ sloganıyla Türkiye’nin dört bir yanından 10 Ekim 2015’te Ankara’da düzenlenen mitinge katılanlara yönelik IŞİD’in gerçekleştirdiği katliamının üzerinden 6 yıl geçti.

    103 kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlerce kişinin yaralandığı ve sakat kaldığı katliamın yıl dönümünde, katliamda yaşamını yitirenlerin yakınları, yaralananlar, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler ve milletvekilleri katliamın gerçekleştiği Ankara Garı önüne anma programı gerçekleştirdi.

    Yapılan anma programının ardından PİRHA’ya konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekilleri, o gün gerekli tedbirlerin alınmadığını, katliamda hükümetin siyasi ve hukuki sorumluluğu olduğunu vurguladı. Vekiller ayrıca katliamın gerçekleştiği meydanın bir anıt meydana dönüştürülmesi gerektiğini belittiler.

    “GECELEYİN FİDANLARI TOPLATMAK BARIŞTAN KORKMAKTIR”

    Katliamın gerçekleştiği gün devlet kurumlarının ve yetkililerin yeterli önlemleri almadığını ifade eden CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal şunları dile getirdi:

    “10 Ekim, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Eğer o dönemde gerekli tedbir alınmış olsaydı, bugün bu alana girdiğimiz gibi kontroller yapılmış olsaydı bu katliam gerçekleşmemiş olacaktı. Suruç katliamından sonra bizler ne olur tedbirler alın demiştik. Bombacıların isimlerini belirtmiştik. O dönemin hükümetinin siyasi ve hukuki sorumluluğu vardır. Burada ihmal falan yoktur tedbir bilerek isteyerek alınmamıştır. İktidar, iki seçim arası oy devşirmek adına bu ülkede bilerek ve isteyerek kaos ortamını hazırladı. Yani ihmal diye söyleyebilmek için siz elinizden gelen tüm tedbirleri alırsınız ve o tedbirlerde bir kusur olur. Burada tedbirlerin alınmadığı bir işte siz orada kusur var diyemezsiniz. Onun için burada kamu görevlileri mutlak suretle bağımsız olarak yargı önüne çıkarılmalıdır. İkinci olarak hangi ihtiyaçtan kaynaklı mahkeme heyeti değiştirildi? Heyetin değiştirilme gerekçesini açıklamalılar. Üçüncüsü, Belediyenin bir resmi kararı olduğu halde geceleyin bir kararla Valiliğin talimatıyla oradaki fidanların toplatılması barıştan korkmaktır. Bu Ülke ancak demokrasi ile rahat bir nefes alabilir.”

    “GAR KATLİAMI ANKARA’NIN KERBELA’SIDIR”

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ise 10 Ekim 2015’te yaşanan Gar Katliamı’nın Ankara’nın Kerbelası olduğunu vurgulayarak şunları aktardı:

    “Katliamı yöneten ve yönlendiren, katilleri koordine eden zihniyet, hala iktidarda olduğunu hala aynı anlayışla çalışmalarını sürdürdüğünü gösteriyor. İnsanlar buraya alma yapmaya geliyorlar ve burası bir kamusal alan. Etik ve ahlaki olarak hiçbir şekilde müdahale edilmemesi gereken, inançsal ve ahlaki olarak hiçbir şekilde müdahale edilmemesi gereken anmaya müdahale etmek katliamcılarla aynı zihniyetin taşımak anlamına gelir. Emek, barış ve özgürlük talebine saldırılmıştır. 10 Ekim 680 Kerbela katliamının tarihidir. 10 Ekim 2015 Gar Katliamı’nın tarihidir gar ise Ankara’nın Kerbelasıdır. Türkiye’de meydanlar kanlıdır. Meydanları kana bulayan ırkçı inkârcı tekçi n son IŞİD zihniyeti ile ittifak yapan AKP zihniyetidir. Burada sadece 104 insan kabul edilmemiştir burada gençliğimiz, kadınlığımız, çocukluğumuz, barış talebimiz, Kürt sorununun demokratik çözümü, Alevilerin talepleri hepsi burada katledilmiştir. Bu suçun Faili de AKP’dir. Bütün insanlık tarihi burada katledilmiştir. Yani insanlık tarihine karşı burada suç işlenmiştir.”

    “BU TÜR OLAYLARIN YAŞANMAMASI İÇİN UTANÇ ABİDESİ OLARAK BU MEYDAN KALACAK”

    Katliamı ve yaşamını yitirenleri unutmamak için katliamın gerçekleştiği meydanı Ankara Büyükşehir Belediyesi aracılığı ile bir anıt meydan haline getireceklerini belirten CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya şunları kaydetti:

    “Söylenecek söz aslında bitti. 6 yıldır 104 insanın katilleri açığa çıkarılamadı. Katil diye yargılananlar ve kendini patlatanlar gerçek Katiller değil. Gerçek katiller bombacıların Ellerini Kollarını sallayarak buraya kadar gelmelerini sağlayanlar, engel olmayanlardır. İnsanlar kendi siyasal çıkarları için yaşama son vermez. Bir ülkede demokrasi yoksa barış yoksa siz bu ülkeyi yönettiğini zannedersiniz. Bugün yine korkunç bir tablo ile karşılaştık. İnsanlar şehitlerini anmak için geldiler. Kendi fidanlarını çocuklarını eşlerine alabilmek için geldiler ama karşılaştıkları tablo o katillere uygulanmayan muameleyi gençlerimize uyguladılar. Aşı karşıtlarına miting izni veriyorsun ama şehitlerine sahip çıkmak için analara gözyaşı dökmesinin iznini vermiyorsun. Ayrıca bu meydan Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Demokrasi ve Barış Meydanı’ olarak ilan edildi. Dün gece hiç utanmadan, yapılacak sembolik açılış için buraya getirilen fidanlar Ankara Valiliği’nin talimatı ile toplatıldı. Ama hiç kimse unutmasın Ankara’da bu meydan demokrasi ve barış meydanı olacak. Bir daha bu tür olayların yaşanmaması için utanç abidesi olarak bu meydan kalacak. Hitler döneminin gaz odalarını bile bugün Almanya ortadan kaldırmamış. Nedeni şu insanlık görsün ve insanlığından utansın diye… Bizde insanlığımızdan utanmak için bu meydanı bir anıt meydanı haline getireceğiz.”

    Melis CİDDİOĞLU-Eren GÜVEN/ANKARA

  • ‘Korku iklimini tesis ettikleri en kritik gün 10 Ekim 2015 günüdür’

    ‘Korku iklimini tesis ettikleri en kritik gün 10 Ekim 2015 günüdür’

    PİRHA-CAN TV’de katıldığı programda Ankara Gar katliamına ilişkin konuşan dava avukatlarından İlke Işık, “Korku iklimini tesis ettikleri en kritik gün 10 Ekim 2015 günüdür aslında. Hiçbirimizin hayatı eskisi gibi olmadı o günden sonra. Bu ülkenin emek, demokrasi güçleri olarak altı yıldır hukuk mücadelesi yürütüyoruz” ifadelerini kullandı.

     

    Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) tarafından 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen katliam altıncı yılında. Gar katliamı davasının avukatlarından İlke Işık, CAN TV‘de yayımlanan “Can’da Bu Sabah” programına katılarak, davaya ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “FİRARİ SANIKLARI BULMAK İÇİN BİR ÇABA HARCANMADI”

    Firari sanıkların yargılandığı davanın 12. duruşması 3 Eylül 2021 günü Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Bir sonraki celse 24 Kasım’a ertelenirken, dosyaya dair konuşan İlke Işık, “Altı yıldır devam eden bir yargı süreci var. Sekiz ay süren bir sorgulama süreci oldu. Bu dosyada iddianame kısıtlılık altında ve bizim hiç görmediğimiz bir süreçte hazırlandı” dedi.

    19 sanığın halen tutuklu olduğunu belirten İlke Işık, Savcılar bu dosyayı 72 klasör ile açmışlardı. Şu an gelinen aşama ise 250 klasör. Her yerden bilgi geliyor ve daha toplanması gereken bilgi var. Nitekim bir kısım sanıkta firariydi. Asla bulunmadı bu sanıklar. Bulunması için bir çaba da harcanmadı. Bunların nerede olduğuna ve yakalanmalarına ilişkin yürüttüğümüz bir çaba var” diye konuştu.

    IŞİD’in insanlık suçlarına da değinen İlke Işık, üç firari sanığın Suriye’deki kamplarda olduğuna dair bilginin geldiğini söylerken, “Biz yaklaşık iki yıldır bu tanıkların kamplardan Türkiye’ye getirtilmesi ve yargılanmalarının başlamasını talep ediyoruz. Ama bunlara ilişkin bile toplantıda hiçbir şey yapmayan bir yargı pratiği var karşımızda” diye belirtti.

    “O GÜN ALANI GAZA BOĞAN POLİSLERE BİR TANE SORUŞTURMA AÇILMADI”

    Avukat İlke Işık, katliamda sorumluluğu olan hiçbir kamu görevlisine aradan geçen altı yılda soruşturma açılmadığını belirtti. Canlı bombaların patlamasından sonraki süreci hatırlatan İlke Işık, şunları dile getirdi:

    “O gün alanı gaza boğan çevik kuvvet polisleri ile yaralıların üzerinden geçen TOMA’ları, akrepleri alana sokan polis memurları ve polis müdürleri hakkında bile bir soruşturma açılmadı. Tüm başvurularımız yanıtsız kaldı. Anayasa Mahkemesi’nde bekleyen dosyalarımız var.

    Ankara’nın orta yerinde 103 insanın ölümüne neden olabilecek kadar büyük bir katliamı, bir gece önce karayoluyla yola çıkıp resmen ellerini kollarını sallayarak Ankara’ya giren iki canlı bombanın, hiçbir kamu görevlisinin sorumluluğu olmadan gerçekleştirebilmesi mümkün mü?

    Gerçekten mümkün değil. 2015 dönemini düşünmek durumundayız. Bizim dosya net delillerle dolu. Belki de ilk kez böyle bir katliamda bu kadar çok delil var.

    Gaziantep’in nasıl IŞİD’in üssü haline gelmiş olduğunu çok net görüyoruz dosyaların üzerinden. Bakın sanıkların daha önce yakalanmadığını söylüyorum. Bu katliamı planlayanları Gaziantep Emniyeti daha önce yakalamış olsaydı, şunu çok net söylüyoruz ki bu katliam gerçekleşmeyecekti. Katliam planının önceden çökmesini sağlayacak hiçbir önlem yapmamış bir Gaziantep Emniyeti ve Valiliği vardı.”

    “SORUMLULUĞU OLAN KAMU GÖREVLİLERİ DE YARGILANMALI”

    “Adıyaman’da bütün canlı bombalar örgütlenmiş” diyen İlke Işık, “Suruç’un canlı bombacısıyla Ankara’nın canlı bombacısının kardeş olması ve üç ay arayla iki katliam örgütleyebilmesi olağan kabul edilebilecek bir şey mi? Sınırların IŞİD’in kontrolünde olması ve İlhami Balı denen adamın askerleri tesis etmesi, kaçakçılarla muhabbet etmesi, oradaki her şeyi belirleyebilir olması normal bir şey mi?” diye sordu.

    Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün 10 Ekim günü gereken emniyetleri almadığını kaydeden İlke Işık, şunları söyledi:

    “Ankara Emniyeti’nin orada arama noktası kurmaması, tertip komitesine 62 tane istihbarattan bahsetmemiş olması, 14 Eylül günü gelmiş istihbaratın gizlenmiş olması ve gizlendiğinin kanıtlarla hem amirleri tarafından söylenmiş olduğu gibi kocaman gerçeklerden bahsediyoruz. Buna rağmen hiçbir kamu görevlisinin sorumluluğu yok diyorlar. Biz de tam olarak altı yıldır bunu tartışıyoruz. Deliller çok net. Ancak tüm kamu görevlilerini yargıladığınızda biz bu dosya için adaletten söz edebileceğiz.”

    “KORKU İKLİMİNİ YARATTIKLARI EN KRİTİK GÜN 10 EKİM’DİR”

    “Adalet her dosyada olmayan şey” diyen Işık,  2015 yılındaki sürece değinerek, şunları aktardı:

    “7 Haziran ile 1 Kasım seçimleri arasındaki dönemden bahsediyoruz. “Kaos istiyorsunuz demek ki” diye söylenen sözlerden sonra gerçekleşen katliamlar zincirinden ve katliamdan sonra anket yaparak oylarını kontrol eden bir siyasal iktidardan söz ediyoruz. Haziran ve Kasım seçimleri arasında AKP çok açık söyledi ve bunu hiç gizlemedi de. Tekrar kaybettiği, iktidarı test etmek istiyordu ve bunun için Sedat Peker de söyledi ya, “korku iklimine ihtiyaçları vardı”. Korku iklimini yarattıkları, tesis ettikleri en kritik gün 10 Ekim 2015 günüdür aslında.

    Hiçbirimizin hayatı eskisi gibi olmadı o günden sonra. Aslında hiçbir zaman şahane bir demokrasi ülkesi değildik. Ama 10 Ekim’den sonraki hayatı an be an hepimiz yaşıyoruz. Çok kritik bir kırılma noktasından bahsediyoruz. Bu kırılma noktasında ki güne ilişkin devletin gösterdiği muazzam bir direnç bizim karşımızdaki.”

    “DEVLET, HİÇBİR ZAMAN YURTTAŞI ADALETLE BULUŞTURMADI”

    Avukat İlke Işık, ülke hafızasına yer edinmiş diğer katliamlara dikkat çekerek, “Sivas katliamından Hrant dosyasına kadar Maraş’tan Çorum’a kadar memleketteki bütün katliam dosyalarına bakalım. Bu bir pratik ve belirli bir durum. Devlet asla sorumlularını çıkarıp, yurttaşı adaletle buluşturmadı bu ülkede. Buna hep direndi. 2015 katliamlar döneminde de aslında yaşadığımız bu. Devlet adalet mekanizması aracılığıyla diyor ki “Hiçbir kamu görevlisine dokunmayacak ve bu dönemi böyle hiç tartıştırmadan geçiştirmeye çalışacağım”. Ama öyle olmuyor. Bakın katliamın altıncı yılındayız ve hiç kimse unutmadı. 2015 dönemini hiç kimse unutmadı. Çünkü unutulabilecek bir dönem değil” ifadelerine yer verdi.

    Müvekkillerinin içinde olduğu adalet mücadelesinin çok zor olduğunun altını çizen İlke Işık,. “Ama bir yandan da zor koşullarda devam eden büyük bir dayanışmadan söz ediyoruz. Bakın müvekkillerimiz altı yıldır hiçbir duruşmayı kaçırmadılar. Bu ülkenin emek, demokrasi güçleri olarak bir hukuk mücadelesi yürütüyoruz” diye belirtti.

    “TANIKLIĞINI ANLATAN MUHTARI MAHKEME BAŞKANI SUSTURDU”

    Duruşmalarda yaşananlarla ilgili olarak da konuşanİlke Işık, “Tanık dinletme taleplerimiz bile reddediliyor. Son duruşmada sınır köyündeki bir muhtar inanılmaz şeyler söyledi. Oradaki istihbarat subaylarıyla, askerlerle görüştüğünü, İlhami Balı ile pazarlık yaptığını anlattı. Hâkim sözünü kesti. “Konuşmayacaksın” dedi. Böyle korkunç şeyler yaşıyoruz. 2015 Türkiye’sindeki o karanlığı aydınlatmak durumundayız. 10 Ekim 2015 günü memleketin o kırıldığı güne dair adaleti bu ülkede yaşayan herkesin yaşam hakkı için, herkesin geleceğe umutla bakabilmesi için çok önemli görüyoruz. Muazzam bir dayanışma var ve onunla yol alıyoruz. Elbet adalet tesis edilecek” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden 6 yıl geçti; asıl sorumlular halen firari!

    Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden 6 yıl geçti; asıl sorumlular halen firari!

    PİRHA-IŞİD tarafından 10 Ekim 2015’te Ankara’da yapılan saldırı sonucu 104 insan yaşamını yitirdi. Katledilenler, birçok ilde yapılan törenlerle anılacak. Mağdur ailelerin, firari sanıkların yakalanması ve katliamın yaşandığı noktaya anıt dikilmesi yönündeki talepleri ise sürüyor.

    Cumhuriyet tarihinin en kanlı saldırısı olan 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden 6 yıl geçti.

    Yurdun dört bir yanından binlerce insan, TTB, DİSK, KESK ve TMMOB tarafından düzenlenen Emek, Demokrasi ve Barış Mitingine katılmak için 10 Ekim 2015’te Ankara’da bir araya gelmişti. Saatler 10.04’ü vurduğunda Emek, Demokrasi ve Barış mitingi IŞİD’li 2 canlı bomba ile kana bulandı. Saldırı sonucunda 104 insan hayatını kaybetti. 400’den fazla insan yaralandı.

    Aynı gün saat 15.00’te Adalet Bakanı, Sağlık Bakanı ve İçişleri Bakanı saldırı ile ilgili basın toplantısı yaptı. Bir gazetecinin İçişleri Bakanı Selami Altınok’a “istifa etmeyi düşünüyor musunuz?” sorusu üzerine Altınok “Güvenlik zaafiyeti yoktur” diyerek istifayı düşünmediğini belirtti. Adalet Bakanı Kenan İpek’in sorunun ardından gülümsemesi dikkat çekmişti.

    KARANFİL BIRAKANLARA POLİS MÜDAHALESİ!

    Katliamdan bir gün sonra, 11 Ekim’de kalabalık bir grup, saldırıda 104 insanın hayatını kaybettiği alana gidip karanfil bırakmak istedi. Polis, alana girmek isteyenlere izin vermedi. Yaşanan gerginlik sonucu polis, biber gazıyla müdahalede bulundu.

    Katliamda hayatını kaybedenler için Sıhhiye Meydanı’nda ortak tören düzenlenirken cenazeler kaldırılacakları illere uğurlandı.

    “KOKTEYL ÖRGÜT”

    Katliamın yaşandığı dönemde Başbakanlık koltuğunda oturan Ahmet Davutoğlu’ndan tepki çeken açıklamalar geldi. Saldırıyla ilgili araştırmaların süreceğini belirten Davutoğlu, “Şu anda böyle bir saldırıyı yapma kapasitesine sahip görünen yapılar belli: DEAŞ, PKK, MLKP, DHKP-C ve tüm bu olabilecek potansiyel suçlu örgütlerle ilgili olarak da soruşturma kapsamlı şekilde yürütülüyor” şeklinde konuştu.

    Davutoğlu 12 Ekim’de yaptığı açıklamada ise “Türkiye’de intihar eylemi yapabilecek kişilerin belli bir listesi var. Biliyorsunuz, bir eylem hazırlığı içinde ama bunu gerçek bir eyleme dönüştürmedikçe veya elinizde o eylemin olabileceğine dair bir veri olmadıkça tutuklayamazsınız. Türkiye, demokratik bir hukuk devleti, sebepsiz yere insanların tutuklanabileceği bir ülke değil” ifadelerini kullanmıştı.

    KATLİAMDAN SONRA AÇILAN SORUŞTURMALAR!

    Katliamda ölenlerin cenazesine katılan öğrencilere 26 Kasım 2015’te ‘Yasa dışı örgütsel faaliyet’ soruşturması  tartışma konusu oldu. Hayatını kaybeden Necla Duran’ın cenaze törenine katılan ortaokul ve lise öğrencilerine de Hatay Emniyet Müdürlüğü’nün talimatı üzerine ‘yasa dışı örgütsel faaliyete katıldıkları gerekçesiyle’ soruşturma açıldı.

    KATLİAMIN PLANLAYICILARI AÇIKLANMAYA BAŞLANDI

    14 Aralık 2015’te katliamı planlayan İlhami Bali’nin 15 yıldır takip edildiği ortaya çıktı. Fevzi Kızılkoyun’un haberiyle Diyarbakır, Suruç ve Ankara katliamlarının Ebubekir kod adlı IŞİD’li İlhami Balı’nın talimatıyla gerçekleştiği ve İlhami Balı’nın 2002’den beri emniyetin takibinde olduğu ortaya çıktı.

    29 Şubat 2016’da ise 10 Ekim Ankara Katliamı ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, patlamadan sonra bir kısım polis şefleri hakkında “görevi kötüye kullanmak” suçundan soruşturma izni istedi. Ankara Valiliği, “soruşturma izni verilmemesi”ne karar verdi.

    13 Nisan 2016 Müfettiş Raporu kamuoyu ile paylaşıldı. Ankara Garı’ndaki canlı bomba katliamı ile ilgili müfettiş raporuyla Emniyet’in mitingde yaşanacak olası bir canlı bomba saldırısı için öncelikle kendi personelini uyardığı, ancak mitinge katılanları ve miting düzenleme komitesini uyarmadığı ortaya çıktı.

    Katliamda ihmali olduğu düşünülen Dışişleri ve İçişleri Bakanlığı yetkilileri, MİT görevlileri, Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilileri ile Ankara Emniyet Müdürlüğü hakkında 24 Nisan 2016’da suç duyurusunda bulunuldu. Savcılık, suç duyurusunu işleme koymama kararı aldı.

    İÇİŞLERİ BAKANLIĞI: 10 EKİM ‘KATLİAM’ DEĞİL

    İçişleri Bakanlığı, 14 Haziran 2016’da saldırısı için açılan tazminat davasına savunmada “Yeterli önlem alındı, üstelik bu bir katliam değil” dedi. Bakanlık, dava masraflarının da mağdur aileden istenmesini talep etti. Bakanlık, katliamda yaşamını yitiren Gökmen Dalmaç’ın kardeşinin tazminat talebine de “asılsız katliam iddasıyla açılan haksız dava” diyerek tazminatın “haksız zenginleşmeye yol açacağını” savundu. Bakanlık aynı zamanda tren garı önünde toplananları “hukuka aykırı hareket etmek” ile suçladı.

    KATLİAM İDDİANAMESİ HAZIRLANDI

    10 Ekim Katliamı’nın iddianamesi 27 Haziran 2016’da hazırlandı. Hazırlanan iddianamede müfettiş raporunda yer alan ihbar ve ihmal konusundaki belge ve dokümanlar ile katliam sonrasında gaz kullanan polisler yer almadı.

    10 Ekim Davası Avukat Komisyonu, 13 Temmuz 2016’da AYM’ye başvurarak kamu görevlileri hakkında yaptıkları suç duyurularının reddedilmesinin ardından bu talebi Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Daha önce katliamda sorumluluğu olan kamu görevlilerinin yargılanması için defalarca suç duyurusunda bulunulmuş ancak bu suç duyuruları her seferinde reddedilmişti.

    Tarihler 17 Temmuz 2016’yı gösterdiğinde 10 Ekim Avukatlarına dava açıldığı öğrenildi. Katliamda ihmali ve sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında ailelerin yaptığı suç duyurusunun reddedilmesinin ardından Emniyet Genel Müdürlüğü, 10 Ekim mağdurlarının avukatlarına dava açtı.

    BİRİNCİ YIL ANMASINA İZİN VERİLMEDİ !

    Birinci Yıl anması güvenlik sebebiyle yasaklandı. Ankara valisi 08.45’te Gar’a çiçek bıraktı. Ailelerin soyadı kontrolü ile alana alınacağı söylenerek, soyadı aynı olmayan aile üyelerinin, kayıp yakınlarının, yaralıların dahi anma alanına girmesine izin verilmedi. Girmek isteyen insanlara polis, gazla müdahale etti. 70’te fazla insan gözaltına alındı.

    2. YIL ANMASINA DA MÜDAHALE !

    Katliamda yaşamını yitirenleri ikinci yılında anmak için Ankara’da bir araya gelenlere yine müdahale yapıldı. Ailelere gaz sıkıldı, plastik mermiyle saldırıldı. Saldırı sonrası İnşaat Mühendisleri Odası konferans salonunda anma yapmak isteyen ailelere de saldırı gerçekleştirildi.

    Kızılay’da, katliamda yaşamını yitirenler için yapılan anıt ise kırıldı. İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen anmaya yapılan polis saldırısında ise en az 50 kişi ters kelepçe ile gözaltına alındı.

    İLK DAVA 7 KASIM 2016’DA GÖRÜLDÜ

    Saldırıyla ilgili 20’si tutuklu 36 kişi hakkında dava açıldı. Ankara Dördüncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanan davanın savcısı Adnan Gümüş, 12 Haziran 2018’deki duruşmada 55 sayfalık esas hakkındaki görüşünü açıkladı.

    Gümüş, görüşünde “acımasız” ve “vahşi” olarak nitelendirdiği bu saldırının Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adına gerçekleştirildiğini belirtti.

    Sanıklardan Abdülmubtalip Demir, Talha Güneş, Metin Akaltın, Yakub Şahin, Hakan Şahin, Halil İbrahim Alçay, Resul Demir, Hacı Ali Durmaz ve Hüseyin Tunç hakkında “100 kişiyi kasten öldürme” suçlamasından 100’er kez; “anayasal düzeni ihlal” suçundan ise 1’er kez olmak üzere toplamda 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Aynı sanıklar için ayrıca 20’si çocuk 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs suçundan da ayrı ayrı 11 bin 730’ar yıl hapis cezası talep edildi.

    İddianamede patlayıcı yapımında kullanılan malzemeleri Ankara’ya getirmekle suçlanan isimlerden Abdülmubtalip Demir, Metin Akaltın, Yakıp Şahin ve Hüseyin Tunç hakkında ayrıca “örgüt faaliyeti çerçevesinde izinsiz tehlikeli madde bulundurmak, nakletmek” suçundan 24’er yıla kadar hapis cezası istendi.

    Sanık Erman Ekici hakkında “DEAŞ (IŞİD) silahlı terör örgütü yöneticisi olmak” suçundan istenen hapis cezası ise 22 yıl 6 ay.

    İddianamede, saldırı talimatının IŞİD yöneticisi ve Türkiye sorumlusu olarak tanımlanan İlhami Balı tarafından verildiği belirtildi. İddianamede saldırıyla ilgili ayrıntıların ise IŞİD’in Gaziantep Emiri Yunus Durmaz tarafından planlandığı belirtildi.

    Dava sonunda da 9 sanığa “Anayasal düzeni ihlal” suçundan birer kez, “kasten öldürme” suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

    3. YIL ANMASINA DA ENGELLEME !

    Ankara Garı önündeki anmaya izin verilmesine karşın anma etkinliği çeşitli engellemelerle başladı. Gar Meydanı’na giden yolları kapatan polis, önce sadece katliamda yakınlarını yitiren ve yaralananların alana girişine izin verdi.

    Anma tüm engellemelere rağmen saat 10.04’te başlarken anmaya HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli ile HDP ve CHP’li milletvekilleri, KESK, DİSK, TTB ve TMMOB Genel Başkanları ile çok sayıda sivil toplum örgütü katıldı.

    FİRARİLER YARGILANIYOR !

    16 firari sanığın yargılandığı duruşma 8 Kasım 2018’de başladı. 37 aydır firari olan 16 IŞİD’li sanık ile bu sanıkların takip edilmesine rağmen yakalanmamasından sorumlu kamu görevlilerinin bulunmadığı duruşmada, sanık sandalyeleri boş kaldı.

    18 Nisan 2019’da yapılan 2. duruşmada ise 10 Ekim Ankara Katliamı davasında IŞİD’in sınır emiri İlhami Balı’nın eşi tutuklu Hülya Balı’nın tanıklığına müdahale edildi. SEGBİS ile görüntülü olarak duruşmaya bağlanan Balı, tanıklık yapmak istemediğini söyleyerek kendi sorunlarını anlatmaya başladı. Hakim, savcının ve avukatların itirazlarına rağmen “Tanıklık yapmak istemiyorsun” diyerek Balı’yı dinlemedi.

    4. YIL ANMASI DA ABLUKA ALTINDA YAPILDI

    10 Ekim Ankara Katliamı’nın dördüncü yıldönümü için Ankara Tren Garı önünde anma yapıldı. Gara doğru hareket ederken gruptan, “Katil devlet hesap verecek”, “Katil IŞİD işbirlikçi AKP” sloganlarının atılması üzerine polis ile anmaya katılanlar arasında gerginlik yaşandı. Anmaya katılanlar yoğun güvenlik önlemi altında iki farklı arama noktasından geçerek alana giriş yapabildi.

    FİRARİLERE İLİŞKİN YÜRÜTÜLEN 3. DURUŞMA

    21 Kasım 2019’da firari sanıklar yönünden devam eden davanın duruşmasında sanık Erman Ekici’nin avukatı Erhan Fidan, IŞİD lideri Bağdadi’ye “halife” dedi ve “Türkiye El Bab’a girmese bombalar patlamayacaktı” iddiasında bulundu.

    Gar Katliamı davasında daha önce IŞİD yöneticiliğinden 18 yıl hapis cezası alan Erman Ekici, bu kez “insanlığa karşı suç” işlemekten hâkim karşısına çıkarıldı.

    Firari sanıklar açısından açılan davanın dördüncü duruşması ise Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 13 Şubat 2020 tarihinde görüldü. Mahkeme, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’na ilişkin 16 firari ve bir tutuklu sanık yönünden devam eden davayı 8 Mayıs 2020 tarihine erteledi.

    16 Temmuz 2020’de yapılan 6. Duruşmada ise katliamın firari sanıklarının yargılandığı davada avukatlar, delil karartıldığı için Gaziantep Emniyeti hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi. Firari Balı’nın Hayır ve Ensar Derneği üyeliğinin İstanbul Valiliği’ne sorulmasına karar verildi.

    Fail Erman Ekici ve firari 16 sanık yönünden “insanlığa karşı suçtan” açılan dava devam ederken, davanın bir sonraki duruşması 24 Kasım 2021’de görülecek.

    KATLİAMIN ARDINDAN YAŞAMINI YİTİRENLER

    10 Ekim 2015’te bombalı saldırı sonucu 400’den fazla yurttaş ise ağır yaralar aldı. Uzunca bir süre tedavi gören Esfet Duran, Mustafa Budak, Ağa Bayar ve Piro Yıldırım da farklı zamanlarda yaşamlarını yitirdi.

    Katliamın yaşandığı Ankara Garı önüne yapılmak istenen anıt konusunda ise ailelerin mücadelesi sürüyor. Melih Gökçek başkanlığındaki Belediye Meclisi, anıt yapılması konusunda karar aldı ancak mevcut Başkan Mansur Yavaş, henüz bu yönlü taleplere olumlu cevap vermedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Gündüz ailesi, Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren Korkmaz Tetik’in ailesini ziyaret etti

    Gündüz ailesi, Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren Korkmaz Tetik’in ailesini ziyaret etti

    PİRHA- Umut Gündüz’ün ailesinin yürüttüğü ‘Umut için adalet, herkes için adalet turu’ devam ediyor. Aile, turun 18. gününde Antalya’da yaşayan, Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren Korkmaz Tetik’in ve geçen ay bıçaklanarak öldürülen Sevda Çelemoğlu’nun ailelerini ziyaret etti.

    Ankara’da, 15 Temmuz 2020 tarihinde alkollü bir sürücünün çarpıp kaçması sonucu yaşamını yitiren bisiklet sporcusu 19 yaşındaki Umut Gündüz için adalet arayışı sürüyor. Gündüz Ailesi, 1 Ağustos tarihinde ‘Umut için adalet, herkes için adalet turu’ başlattı.

    Gündüz ailesi, başlattıkları turun 18. gününde Antalya’da yaşayan 10 Ekim 2015 yılında Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren Korkmaz Tetik’in ailesini ve bu yıl Temmuz ayında İzmir’de bıçaklanarak öldürülen 3 çocuk annesi Sevda Çelemoğlu’nun ailesini ziyaret etti.

    Adalet isteyen aileler olarak dayanışma gösterdiklerini belirten Gündüz ailesi; “Herkes için adaletin yerini bulması için acılarımızı paylaşmaya devam ediyoruz. Adaletin tecellisi için birlikte hareket edeceğiz. Yaşamak ve yaşatmak için. Dayanışmayla…” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ANTALYA

    İlgili linkler;

    Gündüz ailesi ‘Umut için adalet, herkes için adalet turu’ başlatıyor

    Gündüz ailesi, adalet turu kapsamında Şenyaşar ailesini ziyaret etti-VİDEO

     

    Gündüz ailesi, 13 yaşındaki hentbolcu Merve Akpınar’ı ziyaret etti-VİDEO

    Gündüz ailesinden, Gezi Direnişi’nde katledilen Korkmaz ve Atakan’ın ailelerine ziyaret

     

  • 68’inci ayında 10 Ekim Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı

    68’inci ayında 10 Ekim Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı

    PİRHA-10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 68’inci ayı sebebiyle anma töreni yapıldı. 10 Ekim-Der Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, “Yitirdiğimiz canlar için vazgeçmiyoruz” diyerek katliam anıtının biran önce yapılması için büyükşehir belediyesine de çağrıda bulundu. 

    Ankara’da, 10 Ekim 2015’te IŞİD’in bombalı saldırısı sonucu yaşamını yitirenler 68’inci ayında anıldı. Katliamın yaşandığı Ankara Tren Garı’nda yapılan anmaya, yaşamını yitirenlerin aileleri ve katliamda yaralıları katıldı.

    10 Ekim-Der Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, 10 Ekim 2015 öncesinde Diyarbakır ve Suruç’ta benzer katliamların yaşandığını hatırlatarak, “Tüm katliamlar bir an önce aydınlatılsın” dedi.

    “KATLİAMLAR SİLSİLESİ GÖZ GÖRE GÖRE YAŞANDI”

    Mehtap Sakinci Coşgun, 10 Ekim Ankara Katliamı Davası’nın 9 Haziran’da görülen son duruşmasına değinerek şunları ifade etti:

    “Daha yeni tanıklar dinleniyor. Mülkiye müfettişleri raporu gündeme daha yeni geldi. Ama dava seyrini değiştirmeyeceği gerekçesiyle taleplerimiz reddedildi. Katliamlar silsilesi önlenebilecekken göz göre göre yaşandı. Yaşam hakkını, adaleti savunuyoruz. ‘Kamusal sorumluluk var’ diyoruz. Dahil olan herkesin, her kurumun yargılanmasını talep ediyoruz. 68 aydır adalet mücadelesini takip ediyoruz. Yitirdiğimiz canlar için vazgeçmiyoruz. 3 Eylül’de dava devam edecek. Bu zamana kadar dayanışma içindeydik, dayanışmanın güzelliğini yaşıyoruz ve devam eden süreçte de dayanışma içinde olmayı dileriz.”

    ANIT TALEBİ

    10 Ekim-Der Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, katliamın yaşandığı noktaya yapılması planlanan anıta da değindi. Sakinci Coşgun, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile görüşmelerin olumlu neticelendiğine işaret ederek “Katliamın altıncı yılında anıt istiyoruz” diye konuştu.

    Kaynak: MA

  • 10 Ekim Gar Katliamı avukatları: 9 Haziran’da adaletin takipçisi olmaya çağırıyoruz!

    10 Ekim Gar Katliamı avukatları: 9 Haziran’da adaletin takipçisi olmaya çağırıyoruz!

    PİRHA-10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu, 9 Haziran’da görülecek davaya ilişkin katılım çağrısı yaparak, “2015’te yaşanan katliamların gerçek sorumlularının bir an önce ortaya çıkarılarak yargılanmasını sağlamak için herkesi, 10 Ekim Ankara Katliamı davasında bizlerle birlikte adaletin takipçisi olmaya çağırıyoruz” denildi.

    10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu, 9 Haziran’da görülecek duruşmaya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Avukat komisyonu, Ankara Gar Katliamının mafya, siyaset, bürokrasi ve medya arasındaki kirli ilişkilerden bağımsız olmadığı vurgusu yaparak, Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmaya katılım çağrısı yaptı.

    Suç örgütü elebaşı Sedat Peker’in iddialarına 10 Ekim Ankara Katliamı Dava sürecinde aşina olunduğu belirten açıklamada, “5 yıldır katliamın gerçek sorumlularının şu anda yargılanan İŞİD’lilerden ibaret olmadığını, katliamların gerçekleşmesinde kamu görevlilerinin ve siyasetçilerin de parmağı olduğunu, kendi siyasal çıkarları için katliamlara göz yumduklarını ve katliam faillerini koruyup kolladıklarını söylüyoruz. Nitekim davadaki 200’ü aşkın klasörden oluşan belgeler ve kanıtlar, hem 10 Ekim Ankara katliamının hem de o dönem yaşanan bütün katliamların göz göre göre geldiğini, engellenmediğini ve hatta bunlara yol verildiğini göstermektedir” ifadeleri yer aldı.

    “ADALETİN TAKİPÇİSİ OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Açıklamada ayrıca toplumsal bir hesaplaşma gerektiği vurgusu yapılarak şu ifadelere yer verildi:

    “Bu hesaplaşma yapılmadığı sürece, bu kirli ilişkiler ağının birer parçası olan isimler, bir yandan kendi çıkarları için uyuşturucudan petrol ticaretine, silah ve insan kaçakçılığından katliamlara kadar her türlü organize suçu işlemeye devam ederken öte yandan da saygın işadamı ya da milletvekili, muteber gazeteci ya da emniyet görevlisi kılığında aramızda dolaşmaya ve bütün ülkeyi bir suç bataklığına dönüştürmeye devam edeceklerdir. İşte bu yüzden yeni katliamlara seyirci olmamak ve 2015’te yaşanan katliamların gerçek sorumlularının bir an önce ortaya çıkarılarak yargılanmasını sağlamak için 9 Haziran saat 10.00’da herkesi Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan duruşmaya katılmaya, 10 Ekim Ankara Katliamı davasında bizlerle birlikte adaletin takipçisi olmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • 10 Ekim Gar Katliamı duruşmasında aileler salondan çıkarılmak istendi!

    10 Ekim Gar Katliamı duruşmasında aileler salondan çıkarılmak istendi!

    PİRHA-10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının 9. duruşması Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme başkanı, ailelerin duruşmaya dair söz söylemesi üzerine salonu boşaltmak istedi. Avukatların itirazları üzerine duruşma 19 Mart’a ertelendi.

    Türkiye’nin ilk “İnsanlığa karşı suç” yargılaması olma özelliği taşıyan 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının 9. duruşması Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    10 Ekim Katliamı’na ilişkin 16 firari sanık hakkında açılan ve tutuklu sanık Erman Ekici’nin ‘insanlığa karşı suç’tan yargılandığı davaya katılım bir hayli geniş oldu. Saat 10.00’da başlayan davaya HDP,  CHP ve TİP’li milletvekillerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Müştekilerin kimlik tespitlerinin ardından duruşma başladı. Savunması dinlenen firari sanık Muhammed Zana Alkan’ın dini nikahlı eşi Büşra Şahin, diğer sanıkları tanımadığını söyleyerek 10 Ekim Ankara Katliamı’na ilişkin bilgisi olmadığını iddia etti.

    MAHKEME BAŞKANI, AİLELERİ SALONDAN ÇIKARTMAK İSTEDİ

    Öte yandan Sanık Erman Ekici’nin avukatı Heyyam Fidan, savunması esnasında müşteki avukatların sorularına müdahale ettiğini belirtti. Duruma aileler itiraz etti. Bunun üzerine mahkeme başkanı, aileleri salondan çıkartmak isteyerek polis çağırdı. Duruşma hakimi, aileler ile avukatların duruşma salonunun boşaltılması kararına karşı itirazlarının ardından salonu terk etti.

    Mahkeme başkanıyla görüşen avukatlar, mahkeme başkanının kendilerine, “Tanık ifadesi sırasında söz söyleyen kişiler salondan çıksın. 10 dakika dışarıda kaldıktan sonra geri gelirler” dediği aktarıldı.

    Durumu kabul etmeyen avukatlar, mahkeme başkanına “Müştekiler çıkarsa biz de çıkarız” diyerek tepki gösterdi. Avukatlar, mahkeme başkanının benzer tavırları sonraki duruşmalarda da sürdüreceğini belirtti.

    Avukatlara destek olarak aileler de “Hiçbirimiz salondan çıkmıyoruz. Adalet için geldik, yargılanan biziz” yorumunu yaptı.

    Uzun bir süre sonra salona giren mahkeme başkanı, tüm itirazlara rağmen duruşmayı 19 Mart’a erteledi. Mahkeme başkanı ayrıca, tanığın gelecek celse yeniden hazır bulunması kararını verdi. Mahkeme heyeti, gelecek celse aynı davranışların olması durumunda yine benzer bir erteleme kararı vereceğini söyledi. Bunun üzerine yurttaşlar, alkışlarla durumu protesto etti.

    (PİRHA/ANKARA)