Etiket: 10 ocak

  • 10 OCAK 2026 CUMARTESİ-GÜNDEM

    10 OCAK 2026 CUMARTESİ-GÜNDEM

    -Demokratik Alevi Derneği İstanbul Şubesi, Suriye’de Alevilere yönelik sürdürülen soykırıma ilişkin saat: 18.00’de Gazi Cemevi önünde basın açıklaması yapacak. GÖRÜNTÜLÜ

    -Abdal Musa Kültür ve Tanıtma derneğimde semah dönen kadınlar, yaşadıkları duyguları PİRHA’ya anlattı.GÖRÜNTÜLÜ

    -10 Ocak çalışan gazeteciler günü Mersin özgür çocuk parkında 12.30’da basın açıklaması olacak. GÖRÜNTÜLÜ

    -Munzur Özgür Öğrenci Derneği, 6 Üstü Kafe’de, saat 11.30’da Gağan etkinliği düzenliyor. GÖRÜNTÜLÜ

    -Erzincan DEM Parti İl Örgütü, HTŞ’nin Halep’e dönük saldırıları nedeniyle saat 12.00’da basın açıklaması yapacak. GÖRÜNTÜLÜ

     

  • DEM Parti: Bedel ödeyen ama bir an bile geri durmayan gazeteciler var!

    DEM Parti: Bedel ödeyen ama bir an bile geri durmayan gazeteciler var!

    PİRHA – DEM Parti, basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı. Yapılan açıklamada “Türkiye tümüyle faşizme ve kara propagandaya teslim olmamışsa mücadele edenler ve meslek onuruna sahip çıkan gazeteciler sayesindedir” ifadelerine yer verildi.

    DEM Parti Basın Yayın ve Propagandadan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle yazılı açıklama yaptı.

    “BEDEL ÖDEYEN AMA BİR AN BİLE GERİ DURMAYAN GAZETECİLER VAR”

    Basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayan Temel, gerçeğin peşinde olan gazetecilerin hedef haline getirildiğini ifade etti. Tayip Temel, gazetecilerin maruz kaldığı iktidar baskısına da değinerek şu açıklamayı paylaştı:

    “Hakikati barındıran sözün, düşüncenin ve ifadenin taşıyıcılığını yapan, bunun için mücadele eden, özgür düşünceye ve özgür ifadeye can suyu olan, bu uğurda bedel ödeyen bütün basın emekçilerinin Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun. Gönül ister ki basın emekçileri bugünü gönül rahatlığıyla, hak ettikleri gibi ve bayram havasında kutlayabilsin. Basın emekçilerinin sosyal ve ekonomik haklarını güvence altına alan 212 Sayılı Basın Yasası’nın yürürlüğe girdiği gün olan 10 Ocak ne yazık ki gelinen aşamada “Çalışan Gazeteciler Günü” olmaktan çıkmış; çalıştırılmayan, tutuklanan, gözaltına alınan, işsiz bırakılan ve hakları gasp edilen gazetecilerin hak aradığı ve mücadeleyi yükselttiği güne dönüşmüştür.

    “GASP EDİLEN SADECE GAZETECİLERİN HAKLARI DEĞİL TOPLUMUN HABER ALMA HAKKIDIR”

    Gasp edilen sadece gazetecilerin çalışma ve üretme hakkı değil toplumun haber alma, bilgilenme, gerçeği öğrenme hakkıdır. Düşünce ve ifade özgürlüğü gibi temel hakların gasp edildiği günümüz Türkiye’si gibi yerlerde ne adaletten ne hukuktan ne de diğer temel insan haklarından söz edilebilir. Özgür basın ve özgür düşünce yoksa çürüme başlar, darbecilik ve keyfiyet kol gezer. Maalesef ki AKP iktidarıyla birlikte Türkiye; bütün hakların sistematik olarak ihlal edildiği, Anayasanın yok sayıldığı, hukukun tümüyle rafa kaldırıldığı, siyasal darbeciliğin yargı eliyle meşrulaştırıldığı bir gerçeklikle karşı karşıya kalmıştır. Bu yüzden hakikati savunan gazeteciler hedeftedir, işsiz bırakılmıştır, aşla ve işle terbiye edilmeye çalışılmaktadır. Birçoğu mesleğinden dolayı ya tutuklanmıştır ya da yargı kıskancında, adliye koridorlarında mesleğini yapamaz hale getirilmiştir. Öte yandan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, yalan ve kara propaganda merkezleri haline gelen yandaş basın kurumları üzerinden manipülasyon yapmaktadır, gerçeği ters yüz etmektedir.

    Bütün bunlara rağmen bugün Türkiye tümüyle faşizme ve kara propagandaya teslim olmamışsa mücadele edenler ve meslek onuruna sahip çıkan gazeteciler sayesindedir. Çünkü bütün saldırılara rağmen gazetecilik yapan, bedel ödeyen ama bir an bile geri durmayan gazeteciler var. İktidarın kuşatmasını aşarak topluma yönelik saldırıları, talanı, yalanı, yoksulluğu ve yaşanan felaketleri araştıran ve halka sunan gazeteciler var. Hakikatin peşinde olan bu gazetecilerin varlığı Türkiye’de özgürlük ve demokrasinin umududur. Bu umudu var eden ve bütün zorluklara rağmen meslek onuruna sahip çıkan bütün gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutluyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • PSAKD Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün duruşması 10 Ocak’ta-VİDEO

    PSAKD Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün duruşması 10 Ocak’ta-VİDEO

    PİRHA-Tutuklu PSAKD Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün 10 Ocak’ta duruşması görülecek. Duruşmaya katılımın önemli olduğunu vurgulayan PSAKD Sarıyer Şube Yöneticisi Şimal Deniz, “Yargılama devletin inanç özgürlüğüne yönelik saldırısının sadece bir parçası. Herkesi 10 Ocak’ta Çağlayan Adliyesi 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 14.30’da görülecek duruşmamıza davet ediyoruz” dedi.

    15 Aralık 2022’de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube Yöneticisi ve Saymanı Şimal Deniz, 16 Aralık’ta da PSAKD Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün gözaltına alınmış, ardından 20 Aralık’ta tutuklanmışlardı.

    PSAKD Sarıyer Şube Yöneticisi ve Saymanı Şimal Deniz 21 Kasım’da tahliye olurken, PSAKD Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün Antalya Manavgat S Tipi Hapishanesi’nde hücrede tutuluyor. Beyhan Gün’ün duruşması 10 Ocak’ta görülecek.

    PSAKD Sarıyer Şube Yöneticisi Şimal Deniz, dava sürecine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “İKTİDAR, İNANCIMIZI KENDİ HİMAYESİNE ALMAK İSTİYOR”

    Şimal Deniz, “İnanç özgürlüğüne yönelik bir saldırıyla karşı karşıyayken biz PSAKD yöneticileri olarak ne yapabiliriz diye düşünüp bunun için politika üretmeye çalışırken tutuklandık. Türkiye’deki PSAKD yöneticileri olarak bir araya gelerek 3-4 Aralık’ta danışma kurulu toplantısı yaptık, torba yasayı konuştuk. İktidar, inancımızı kendi himayesi altına alarak, kendi düşüncesine göre şekillendirmek istiyor. Bunun adı da aslında yozlaştırma. Buna karşı biz bir şeyler yapmaya çalışırken, danışma kurulundan 15 gün sonra gözaltına alınıp, tutuklandık. Beyhan Gün’ün dosyasında danışma kurulu için toplanmadan önce telefonla cemevi yöneticileri, PSAKD şube başkanları ve zakirler ile yaptığı konuşmalar var. Bizim dosyamız inanç özgürlüğümüze yönelik bir saldırıydı” dedi.

    “HERKESİ, DURUŞMAMIZA DAVET EDİYORUZ”

    10 Ocak’ta görülecek duruşmaya katılımın önemli olduğunu vurgulayan Şimal Deniz, “Çünkü, yargılama devletin inanç özgürlüğüne yönelik saldırısının sadece bir parçası. Ama biz her yerde bu saldırıya karşı durabilmek için cevap vermeliyiz ve bir arada olmalıyız. O yüzden de herkesi 10 Ocak’ta Çağlayan Adliyesi 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 14.30’da görülecek duruşmamıza davet ediyoruz. İnancımızı yaşatmak ve bu saldırılara karşı Beyhan Gün’ü sahiplenip mahkemeye gelerek böyle bir cevap verebiliriz” diye konuştu.

    Cihan BERK/İSTANBUL

  • ‘Kızım Beyhan Gün 5 aydır hücrede, 10 Ocak’ta duruşmasına herkesi bekliyorum’-VİDEO

    ‘Kızım Beyhan Gün 5 aydır hücrede, 10 Ocak’ta duruşmasına herkesi bekliyorum’-VİDEO

    PİRHA-20 Aralık 2022’den bu yana tutuklu olan PSAKD Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün 10 Ocak’ta duruşması var.  Kızının hiçbir gerekçe olmadan haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklandığını söyleyen Kemal Gün, “Kızım şu anda tek kişilik hücrede tutuluyor. Kızıma görüş yasağı verildi, 4-5 ay aydır kendisini göremiyorum. 10 Ocak’ta kızımın duruşmasına herkesi çağırıyorum” dedi.

    15 Aralık 2022’de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube Yöneticisi ve Saymanı Şimal Deniz, 16 Aralık’ta da PSAKD Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün gözaltına alınmış, ardından 20 Aralık’ta tutuklanmışlardı.

    PSAKD Sarıyer Şube Yöneticisi ve Saymanı Şimal Deniz, 21 Kasım’da tahliye olurken, PSAKD Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün‘ün Antalya Manavgat S Tipi Hapishanesi’nde hücrede tutuluyor. Beyhan Gün’ün duruşması 10 Ocak’ta görülecek.

    Beyhan Gün‘ün babası Kemal Gün, kızının durumuna ve dava sürecine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “HİÇBİR GEREKÇE OLMADAN TUTUKLANDILAR”

    Kızının 16 Aralık 2022 tarihinde hiçbir gerekçe olmadan evi basılarak gözaltına alınıp, tutuklandığını söyleyen Kemal Gün, “Beyhan Gün ve Şimal Deniz, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı ve yöneticilerini Sarıyer Belediyesi’nden ayarlanan bir yerde üç gün ağırladılar. PSAKD Zeynep Yıldırım Cemevi’nde yapılan Tokat Günleri etkinliğinde Pir Sultan Abdal’ın deyişleri söylendiği için ve Grup Yorum’u sahneye çıkarttıkları ve etkinlik yapılırken izin alınmadığı için suçlandılar” dedi.

    “KIZIM, TUVALETTEKİ KAMERAYI KAPATTIĞI İÇİN İŞKENCE GÖREREK HÜCREYE ATILDI”

    Beyhan Gün ve Şimal Deniz’in haksız ve hukuksuz olarak hapishanede tutulduğunu ve Silivri Hapishanesi’nden Antalya Manavgat S Tipi Hapishanesi’ne sürgün edildiğini ifade eden Kemal Gün, “Hapishanede tuvalette ve yatak odalarında kamera var, o yüzden kızlarımız kameraları kapattıkları için işkence yaptılar. Şimal Deniz dövülerek tek kişilik hücreye atıldı, Beyhan Gün’e ise döverek işkence yaptılar. Ben işkenceleri duyduğum zaman hapishaneye gidip suç duyurusunda bulundum. Daha sonra imza toplayıp TBMM ve İnsan Hakları Komisyonu’na verdim. Şimal Deniz 21 Kasım’da tahliye oldu. Beyhan Gün ise şu anda tek kişilik hücrede tutuluyor. Kızıma görüş yasağı verildi, o yüzden 4-5 ay aydır göremiyorum kendisini. Çocuğumun durumunu merak ediyorum. Kendisine bir ay önce para gönderdim ama daha kendisine verilmemiş” diye konuştu.

    “10 OCAK’TA HERKESİ KIZIMIN DURUŞMASINA KATILMAYA ÇAĞIRIYORUM”

    Kendilerini inkar etmediklerini ve Alevi olduğu için onur duyduğunu belirten Kemal Gün, şöyle devam etti:

    “Biz Kerbela’da Hz. Hüseyin olduk başımız kesildi, Pir Sultan Abdal olduk darağacına çıktık, Hallacı Mansur olduk diri diri derimiz yüzüldü, Hacı Bektaşi Veli olduk ihanete uğradık, Dersim’de Seyit Rıza olduk, Alevi olduğumuz için darağacına çıktık. Soykırıma uğradık ama biz baş veririz, sır vermeyiz. 10 Ocak’ta kızımın duruşması olacak, herkesi duruşmaya katılmaya çağırıyorum.”

    Cihan BERK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -PSAKD Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün gözaltına alındı
    -PSAKD Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün ve Yöneticisi Şimal Deniz tutuklandı
    -Alevi başkanlardan tepki: Sorguda Alevilikle ilgili faaliyetlerin sorulması endişe verici-VİDEO
    -PSAKD: Beyhan Gün ve Şimal Deniz serbest bırakılsın-VİDEO
    -Silivri’de tutuklu Cemevi Başkanı Beyhan Gün ile Şimal Deniz başka cezaevine sürgün edildi
    -Beyhan Gün ve Şimal Deniz’in ailesinden açıklama: Kızlarımızla ilgili bilgi alamıyoruz-VİDEO

  • ‘Bu koşullar altında mesleğimizi nasıl yapalım, basın bayramını nasıl kutlayalım?’

    ‘Bu koşullar altında mesleğimizi nasıl yapalım, basın bayramını nasıl kutlayalım?’

    PİRHA – Gazeteciler Cemiyeti 2022 yılık medya raporunu ve mesleki memnuniyet araştırmasını yayınladı. Yapılan açıklamada “Gazeteciler sefalet ücretleriyle, 13 saati aşan mesailerle, basın iş kanunu kapsamı dışında çalıştırılıyor ve tehditlere, saldırılara, engellemelere uğruyor. Bu koşullar altında mesleğimizi nasıl yapalım, basın bayramını nasıl kutlayalım?” denildi.

    Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, basın özgürlüğü önündeki ekonomik ve siyasi engeller nedeniyle 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün kutlanacak bir gün olmaktan çıktığını vurguladı. Gazetecilerin karşı karşıya olduğu sorunların tüm toplumu derinden etkilediğini ve giderek kalıcı hale geldiğini belirten Bilgin, tüm gazetecileri meslek örgütlerinde bir araya gelmeye çağırdı.

    Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, 2022 yılında 78 gazetecinin gözaltına alındığını, 60’tan fazla gazetecinin saldırıya uğradığını, 43 gazetecinin cezaevinde olduğunu, para cezalarıyla gazetecilerin susturulmaya çalışıldığını hatırlattı ve bu ortamda 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayamadıklarını söyledi. Bilgin, gazetecilerin çalışma şartlarını düzenleyen Basın İş Kanunu’nun yıl dönümünde bu kanunun uygulanmadığı işyerlerinin sayısının arttığını belirterek “Gazeteciler köle gibi çalıştırılıyor, cezalarla boğuşuyor, saldırıya uğruyor, öldürülüyor. Bu düzeni hep beraber değiştirmeliyiz” dedi.

    “MESLEKTAŞLARIMIZ YASA DIŞI ÇALIŞTIRILIYOR”

    Nazmi Bilgin, Cemiyet’in 77’nci kuruluş yıl dönümü 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, Gazeteciler Cemiyeti’nin yürüttüğü Demokrasi İçin Medya/Medya İçin Demokrasi Projesi’nin 2022 yılı Medya İzleme Raporu ve Mesleki Memnuniyet Araştırmasının ön sonuçlarının yayınlandığını duyurdu. Bilgin, Mesleki Memnuniyet Araştırmasının 331 gazetecinin katılımıyla yapıldığını ve yılın en kapsamlı alan araştırması olarak çok çarpıcı sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi. Medya izleme raporunun da 2022 yılı içinde Türkiye’deki basın özgürlüğü atmosferindeki gerilemeyi ve gazetecilerin çalışma koşullarını ortaya koyduğunu belirten Bilgin, izleme raporu ve araştırmanın ayrıntılı sonuçlarının Mart ayında yayınlanacağını bildirdi.

    Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Bilgin, “Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Yani bizim iş kanunumuzun yayınlandığı günün yıl dönümü. Ne acıdır ki bugün bu kanun uygulanmıyor. Karşı karşıya kaldığımız saldırılar ve cezalar yetmezmiş gibi meslektaşlarımız yasa dışı çalıştırılıyor ve sefalet ücretleriyle geçinmeye çalışıyor. Biz gazetecilere reva görülen çağ dışı baskılar ve köle gibi çalışma düzeni tüm toplumu çölleştiriyor” ifadelerini kullandı. Bilgin, 2022 raporundaki başlıkları şöyle anlattı:

    “Geride bıraktığımız yıl basın özgürlüğü açısından maalesef son derece karanlık bir yıldı. Gazetecilere 40’tan fazla saldırı olayı raporladık, onlarca meslektaşımız ölümle tehdit edildi. 331 gazetecinin zaman ayırıp katkı sunduğu Mesleki Memnuniyet Araştırması sonuçlarına göre, gazetecilerin yüzde 61’i haberleri nedeniyle tehdit edildi. Yerel basındaki meslektaşlarımız en ağır tehditlere ve saldırılara uğruyor. Bu saldırılar önlenmedi, siyasetçiler gazetecileri hedef göstermeye devam etti, gazetecilerin açtığı davalar, suç duyuruları sonuçsuz kaldı. Böyle olunca saldırganların cesaretlenmesi kaçınılmazdır. Ve maalesef Kocaeli’de meslektaşımız Güngör Arslan gazetesinde kurşunlanarak öldürüldü.

    Gazetecilere saldırıların önlenmesi için etkili, caydırıcı yasal önlemlere ihtiyaç var ama gazetecileri korumak yerine gazetecileri cezalandıracak bir yasa, sansür yasası yürürlüğe konuldu.

    “78 GAZETECİ GÖZALTINA ALINDI”

    “Gazeteciler sıklıkla ya toplumsal olayları, sokak eylemlerini takip ettikleri sırada ya da haklarında açılan soruşturmalar nedeniyle gözaltına alındı. 2022 boyunca Türkiye’de gözaltına alınan gazeteci, basın çalışanı ve yayıncı sayısı en az 78 oldu. Gazetecilerin iktidar politikalarına karşı protesto haklarını kullananların eylemlerini takip ettikleri sırada, çekim yapmalarının engellenmesi ya da olay yerinden uzaklaştırılmaları sırasında gözaltına alındığını görüyoruz. Yıl içinde 40 gazeteci değişen sürelerde hapis cezalarına çarptırıldı.

    Araştırmamıza katılan gazeteciler de işlerini yapmalarına engel olan, oto-sansüre neden olan yasal uygulamalarla ilgili bilgiler verdi. Buna göre, gazetecilerin üçte birinden fazlası (yüzde 33,2) gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılandığını ya da gözaltına alındığını belirtti. Yaptığı haberler nedeniyle suçlanma ya da yargılanma kaygısı taşımayan gazetecilerin oranı ise sadece yüzde 15,8 oldu.”

    “YASA DIŞI ÇALIŞTIRILAN GAZETECİ SAYISI ARTIYOR”

    “Araştırmamızın sonuçlarına göre gazetecilerin sadece üçte biri Basın İş Kanunu çerçevesinde çalıştırılıyor. Gazeteciler şiddet, sansür ve oto-sünsür ortamında günlük yasal çalışma süresinin üzerinde yer yer 13 saati aşan mesailerle görev yapmak zorunda kalıyor. Araştırma sonuçlarına göre gazetecilerin sadece yüzde 46,8’i yasal çalışma süresi olan 8 saat ve altında çalıştığını beliriyor. Yani gazetecilerin yarıdan fazlası yasal sürenin üzerinde çalışıyor. Bu ağır çalışma içinde ücretler ise sefalet düzeyinde. Aralık 2022 itibariyle gazetecilerin yüzde 38,1’i yani üçte birinden fazlası asgari ücret ve altında maaş alıyor. Gazetecilerin yüzde 82,2’si 10 bin TL altındaki ücretlerle geçinmeye çalışıyor.

    Gazetecilerin sadece üçte biri (yüzde 32,3) bir medya kuruluşunda Basın İş Kanunu kapsamında çalışıyor. Basın İş Kanunu dışında istihdam edilen gazetecilerin oranı ise yüzde 19,6. Gazetecilerin beşte biri (yüzde 20,5) ise serbest/freelance gazetecilik yapıyor. 2021’de yüzde 6,6 olarak tespit edilen işsizlik oranı ise 2022’de arttı ve yüzde 7,9 oldu.

    İşleriyle ilgili gelecek kaygısı duyduğunu belirten gazetecilerin oranı ise yüzde 88,4 olarak tespit edildi. En çok kaygı duyulan konu düzenli ve tatmin edici ücret alamama oldu. Gazetecilerin yüzde 45,7’si seçme şansı olsa öncelikli olarak iş güvencesini tercih edeceğini belirtmiş, 40,4’ü ise yüksek ücreti tercih edeceğini belirtmiştir.”

    GAZETECİLERE ÇAĞRI!

    “Gazeteciler sefalet ücretleriyle, 13 saati aşan mesailerle, basın iş kanunu kapsamı dışında çalıştırılıyor ve tehditlere, saldırılara, engellemelere uğruyor. Sansür ve oto-sansür kıskacında yazdıkları haberler için suçlanma ve yargılanma kaygısı taşıyor. İş güvencesi endişesi yüksek, ücretler ise en düşük seviyede. Bu koşullar altında mesleğimizi nasıl yapalım, basın bayramını nasıl kutlayalım?

    10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü bir araya gelmek, örgütlenmek için haklarımızı elde edebilmek amacıyla dayanışmak için bir fırsata çevirelim. Meslek örgütlerimizi, sendikalarımızı güçlendirelim.”

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim’deki gazeteciler: 10 Ocak çalışan gazeteciler günü kutlanacak bir gün olmaktan çıktı

    Dersim’deki gazeteciler: 10 Ocak çalışan gazeteciler günü kutlanacak bir gün olmaktan çıktı

    PİRHA-10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü bu dönemde yayın yasakları, para cezaları, açılan davalar, gözaltı, tutuklama, sansür, oto sansürün gündemden düşmediği bir süreçte kutlanıyor. Dersim’de çalışan gazeteciler, mesleklerinin her geçen gün baskılanmaya devam ettiğini belirterek 10 Ocak’ın kutlanacak bir gün olmaktan çıktığını söylediler.

    Dersim’deki gazeteciler Caner Aktan ve Orhan Kurul, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü değerlendirdi.

    “GAZETECİLERİN HİÇBİR HAK VE ÖZGÜRLÜĞÜ KALMADI”

    Yeni Dersim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Caner Aktan, gazetecilerin özgürlükleriyle birlikte özlük haklarını da kaybettiğini, bu nedenle 10 Ocak 1961 kazanımlarının aradan geçen 60 yıldaki kayıplarla birlikte 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününün “kutlanılacak” değil “anılacak bir güne” dönüştüğünü söyledi.

    Aktan, “Eskiden meslek büyüklerimiz 10 Ocak’ı bir bayram olarak kutluyordu. Daha sonra özlük haklarına dönük saldırılarla birlikte bu bayram kutlama gününe dönüştü.” diyerek şunları aktardı:

    “Bugün geldiğimiz noktada ise 10 Ocak kutlanacak bir gün olmaktan çıktı. Çünkü gazetecilerin hiçbir hak ve özgürlüğü kalmadı. Aynı durum Dersim’deki gazeteciler için de geçerli. Basın emekçilerinin sorunlarının başında işsizlik geliyor. Dersim’de iletişim fakültesi mezunu çok sayıda meslektaşımız var. Ancak son yıllarda sektörde yaşanan yüzde 70 daralma nedeniyle iş bulmakta zorlanıyor. Çalışanlar da sendikalı olmadıkları için hak ettikleri ücretleri alamıyor. Özgürlüklerimiz ayaklar altına alınabilir. Ancak bizim sözümüz var; gazetecilik görevimizi onurlu, erdemli ve teslim olmadan yerine getirip, kaybettiğimiz haklarımızı elde edene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    “TÜRKİYE’DE GAZETECİLİK BASKILANMAYA DEVAM EDİYOR”

    Evrensel gazetesi Dersim muhabiri Orhan Kurul ise gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü doğrudan mesleğin kendisini hedef alan baskı, tutuklama, tehdit, sansür ve iş güvencesizliği altında karşıladığını söyledi.

    Kurul, gazeteciliğin her geçen gün baskılanmaya devam ettiğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “Uluslararası basın kuruluşları da, Uluslararası Basın Enstitüsü’de, gazetecilerin sendikaları da gazeteciliğin kıskaca aldığını raporlarında ifade ediyorlar. Gazeteciler, faaliyetinden dolayı tutuklanıyor, basın toplantılarında muhalif gazeteciler sorularından dolayı azarlanıyor, tehdit ediliyor. Bu sorunları daha da uzatmak mümkün.

    Özetle Türkiye’de gazetecilere, ‘gazetecilik yapmayın’ deniyor. Ancak bunun karşısında geçmişte olduğu gibi bugün de inatla gerçeğin üstüne giden ve gerçekleri halka ulaştırmaya çalışan gazeteciler bu mesleği sürdürüyor.”

    “DAHA CESUR BİR YEREL GAZETECİLİĞE İHTİYAÇ VAR”

    Kurul, Dersim yerelinde gazetecilerin gerçeğe ulaşma yönündeki dayanışmasının gazetecilik mesleğini kolaylaştırdığını da ifade etti. Daha cesur bir yerel gazeteciliğe ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Kurul, “Daha iyi olabilir mi elbette ki olabilir, olmalı da. Gerçeklerin üzerine daha çok giden ve bunu cesurca yazmaya en çok ihtiyaç olunan dönemdeyiz. Ben, Dersim’de gazeteciler arasındaki dayanışmanın, bu mesleği yapmayı kolaylaştırdığını düşünüyorum. Bu dayanışmanın daha çok olması gerekliliğini de ekleyerek tabi ki. Dersim’de tarihi çok eskilere dayanan bir yerel gazetecilik geçmişi var. Oldukça önemli işler yaptıklarını da düşünüyorum. Ancak, özellikle resmi kurumlarla olan ilan ilişkileri, bazen otosansüre sebep oluyor. En önemli gelir kaynaklarının bu ilanlar olması ister istemez böyle bir etki oluşturuyor olabilir. Ama bu kentte yerel gazetelerden birinin geçmişte yaptığı haberlerden dolayı bir valiyi yerinden ettiği de biliniyor. Bu bakımdan daha cesur bir yerel gazeteciliğe ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.”

    “GÜVENLİKÇİ POLİTİKALAR MESLEĞİ ZORLAŞTIRIYOR”

    “Güvenlikçi politikalar ister istemez haber kaynaklarımıza da etki ediyor” diyen Kurul, bu politikalardan kaynaklı Dersim’de gazetecilik yapmanın kimi zorlukları olduğunu kaydetti. Kurul şu cümlelerle devam etti:

    “Dersim kolluk güçleri tarafından kuşatılmış bir kent. Bu ‘güvenlikçi’ politikalar ister istemez haber kaynaklarımıza da etki ediyor. Kimi zaman, sokakta röportaj yapabilecek birini bulamadığımız zamanlar oluyor. Eylemleri izleyen gazetecilere para cezaları yazılıyor, soruşturma başlatılıyor. Bu da her yerde olduğu gibi bu mesleği  yapmayı zorlaştırıyor. Ancak, bu kentte gazetecilik yapan bütün gazeteciler Evrensel muhabiriyken gerçeğin peşinde giden ve katledilen Metin Göktepe’yi ve onun gazeteciliğini biliyorlar. Namık Tarancı’yı, Musa Anter’i, bölgede katledilmiş onlarca gazetecinin hayat hikayesi, tutuklanan gazetecileri biliyorlar ve tüm bunlar haber yazma konusunda da başka bir cesaret veriyor gazetecilere. Bu cesareti büyütmenin ve daha ileriye taşımanın oldukça önemli olduğu bir süreçten geçiyoruz.”

    Cihan BERK/  Dersim

  • Bugün Çalışan Gazeteciler Günü: Her dört gazeteciden biri işsiz

    Bugün Çalışan Gazeteciler Günü: Her dört gazeteciden biri işsiz

    10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle bir açıklama yapan TGS, Türkiye’de içinde işsizlik oranının en yüksek olduğu sektörün medya olduğunu belirterek, “Her dört gazeteciden biri işsiz” dedi.  

    Bugün, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü.” Bu vesileyle bir mesaj paylaşan Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), medya alanındaki işsizliğe dikkat çekti.

    TGS açıklamasında Çalışan Gazeteciler Günü’ne gazetecilerin işsizlik cenderesinde girdiği belirtilerek, “Tüm sektörler içinde işsizlik oranının en yüksek olduğu medya sektöründe her dört gazeteciden biri işsiz” denildi.

    Sektördeki daralma ve kapanmaların işsizlik oranlarını arttırmaya devam ettiğini vurgulayan TGS, sektördeki işten çıkarmalar, daralmalar ve kapanmalara dair bilgi verdi.

    *Sadece 2019 yılında Hürriyet gazetesinden 46, BJK TV’den 40, Olay TV ve Olay FM’den 35, Star ve Güneş gazetelerinden 50 gazeteci işsiz bırakıldı.    

    *Anadolu’da 125 yerel gazete Basın İlân Kurumu’nun dayatmaları ile başka bir kurum ile birleşmek veya kapanmak zorunda kaldı.        

    *40 yerel televizyon artan maliyetleri karşılayamaz durumda, bu kapanmalar nedeniyle Anadolu’da üç bin gazeteci işsiz kaldı.     

    *Gazetecilik ve İletişim fakültelerinden her yıl mezun olan binlerce gençten ancak yüzde beşi medya sektöründe iş bulabilir durumda.     

    TGS açıklamasında 2019 yılındaki gazeteci yargılamalarına da dikkat çekildi. Açıklamada, 250 gazetecinin hâkim karşısına çıktığı, yargılanan gazetecilerin 133 yıl hapis cezasına çarptırıldığı ve 140 bin lira para cezası aldığı aktarıldı.

    30 gazeteci hakkında yeni soruşturma başlatıldığı, yerel medyada çalışan 10 gazetecinin sokak ortasında sopalı ya da silahlı saldırıya uğradığı da kaydedildi.

    Açıklamada, “İşsizliğin, güvencesiz çalışmanın, yargılamaların, tutuklulukların bu kadar yaygın olduğu medya sektöründe gazeteciler kamusal görevlerini yerine getiremiyor” denildi ve şöyle devam edildi:

    “Gazetecilerin yasal bir çalışma düzenine kavuştukları 10 Ocak’ın bayram ilân edilmesinin üzerinden 59 yıl geçti ancak çalışma koşulları geriye gitti. Basın İş Kanunu’nda gazetecileri koruyan maddeler teker teker ortadan kaldırıldı. Son olarak Anayasa Mahkemesi’nin yüzde 5’lik gecikme faizini kaldırması ile 10 Ocak anlamını yitirdi.”

    10 OCAK NİÇİN KUTLANIYOR?

    212 Sayılı Basın Yasası 27 Mayıs Darbesi sonrası, Darbe Yönetimi tarafından 4 Ocak 1961 tarihinde yürürlüğe girdi.

    İş güvencesi ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi konusunda gazetecilere geniş haklar tanıyan yasayı gazete patronları protesto etti ve üç gün gazete basmama kararı aldı.

    Bunun üzerine 10 Ocak 1961’de haklarına ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak için yürüyüş düzenleyen gazeteciler aynı 11-12-13 Ocak 1961 günlerinde BASIN isimli gazeteyi hazırladı. O tarihten itibaren 10 Ocak, 12 Mart 1971 darbesine kadar “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlandı. Darbenin ardından “bayram” olmaktan çıkarılan gün, “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak anılmaya başladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • 10 Ocak ‘Çalışamayan Gazeteciler’ Günü: Tutuklama, sansür ve yasaklar…

    10 Ocak ‘Çalışamayan Gazeteciler’ Günü: Tutuklama, sansür ve yasaklar…

    PİRHA- 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, yayın yasakları, para cezaları, açılan davalar, gözaltı, tutuklama, sansür, oto sansürün gündemden düşmediği bir süreçte kutlanıyor. Çalışan gazeteciler de, 2019’un tüm bu tabloya rağmen vicdanlı ve inatçı gazetecilerin dayanışmayla yeni ağlar ördüğü bir dönem olmasını dilediler.

    Türkiye’de son 10 yıldır çalışan gazetecilerin üçte biri işsiz. Çalışabilen gazetecilerin ise çoğu Basın İş Yasası kapsamında değil ve yoksulluk sınırında maaş alıyor. Avrupa’da yüzde 25 olan sendikalaşma oranı Türkiye’de yüzde 6. Gazetecilik ‘suç’ olarak tarif ediliyor ve gazeteciler hedef gösteriliyor. İki yıl içinde 1954 basın kartı iptal edildi. Yayın yasakları, para cezaları, açılan davalar, gözaltılar, tutuklamalar, sansür, oto sansür ise gazetecilik mesleğinin en çok kullanılan terimleri oldu. 180 ülke arasında basın özgürlüğü sıralamasında 157. sırada olan Türkiye’de 170’in üzerinde gazeteci ise cezaevinde.

    Tüm bu verilere rağmen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin yaptığı açıklamada, “Türkiye’de son 16 yıldaki reformlarla basının daha özgürlükçü hale geldiğini” öne sürdü.

    Gazeteciler Fatma Yörür, Necla Demir ve Dilek Gül de 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü PİRHA’ya değerlendirdi.

    YÖRÜR: HALKIN HABER ALMA HAKKINA SET ÇEKİLİYOR

    Artı TV Muhabiri Fatma Yörür, “2018’de Türkiye’de çalışan gazeteci olmak demek bağımsız gazetecilik yapıyorsanız tüm kamu kurumlarının kapılarının, sınırlarının size kapanmış olması demekti. Bu set aynı zamanda halkın haber alma hakkına çekilen bir setti.” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’de çalışan gazetecilerin şeffaf olmayan kapalı kamu yapısı, gizli ve açıklanmayan veriler yani bilgi yokluğu içinde haber yapmaya çalıştığına dikkat çeken Yörür, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu kapalılığı sağlayan ortam korku toplumunun başarıyla yaratılması neticesinde doğdu. Birinci sorun yaratılan korku iklimi, ikinci sorun kamunun yaşananlara karşı duyarlılığını tamamen yitirmiş olmasıdır.”

    “Gazetecilerin kurumuna göre muamele gördüğü, kamunun çöktüğü bir dönemde çalışan gazetecilerin tek sorumluluğu vicdanlarına karşıdır.” diyen Yörür, 2019’un vicdanlı ve inatçı gazetecilerin dayanışmayla yeni ağlar ördüğü bir dönem olmasını diledi.

    DEMİR: ‘ÇALIŞAMAYAN’, ‘ÇALIŞTIRILMAYAN’ GAZETECİLER GÜNÜ

    Mezopotamya Ajansı Muhabiri Necla Demir de, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne bu sene de ‘çalışamayan’, ‘çalıştırılmayan’ gazeteciler ile giriyoruz. Tarihsel anlamı içerisinde kutlamamız gereken bir günün kara bir lekeye çevrildiği günlerden yalnızca bir tanesi.” dedi.

    2018 yılında yüzlerce gazetecinin yargılandığı, 171 gazetecinin de hala cezaevinde olduğunu hatırlatan Demir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın basının ‘özgür’ olduğuna dair konuşmasını tepki gösterdi:

    “Bu özgürlükleri biz niye görmüyoruz? Bu resmen mesleği canı ve onuru pahasına yapan, yapmaya çalışan gazetecilere bir ‘hakaret’. Bu açıklama aynı zamanda tekelleştirilen basının kamuoyunu nasıl yanılttığının da göstergesi. Bu bir bakıma ‘kral çıplak değil ha ona göre davranasınız’ tehdidi. Hal böyle olunca bu mesleği layıkıyla yapan ardıllarımızdan aldığımız güçle ‘kral çıplak’ demeye devam edeceğimizin de sözü olsun. ”

    “SÖZÜNÜN YÜKÜNÜ TAŞIYAN TUTUKLU GAZETECİLER’

    Tutuklu meslektaşlarına da değinen Demir, “Sözünün yükünü taşıyan tutuklu meslektaşlarımın özgürlüğüne kavuşması temennisiyle her ne kadar bu günü kutlayamasak da biliyorum ki gazeteciliğe canı gönülden bağlı olanlarımız oldukça ne gerçekler karanlıkta kalacak ne de cezaevleri yazmaya engel olacak.” dedi.

    GÜL: DÜŞÜK ÜCRETLERLE EMEĞİMİZİ SATMAK ZORUNDA KALDIK

    Gazeteci Dilek Gül ise, bugünü, binlerce gazetecinin işsiz kaldığı, onlarca medya kurumunun kapatıldığı ve 1oo’ün üzerinde gazetecinin sadece gazetecilik yaptıkları için cezaevinde olduğu bir ortamda karşıladıklarını söyledi.

    Gül sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Böyle bir durumda hala çalıştığımız için ne kadar şanslı olabiliriz tartışılır. Çünkü çalışan gazetecilerin de ne kadar korkulu ve zorlu ortamlarda bu işi yapmaya çalıştığı malum. Çok açık ki her birimizin en büyük kaygısı işimizi kaybetmek oldu. Ya da bir çoğumuz çok düşük ücretler karşılığında emeğimizi satmak zorunda kaldık.  Severek ve bin bir çilesine katlanarak yaptığımız bu meslek ne yazık ki bu hale getirildi. Haklarımızın korunmaya alındığı bugün bir çok haktan mahrum kaldığımız ve korunmadığımız gerçekliği ile karşı karşıyayız. Bu durum muhalif, ana akım ve merkez medya için aynı aslında. Bana göre gazeteciler bir sıkışmışlığın içerisinde ve ne yazık ki uzunca bir dönem bundan çıkmak pek mümkün değil.”

    OKUYUCULARA ÇAĞRI

    Bu noktada okuyucuya büyük bir görev düştüğünü ifade eden Gül, “Eğer kamu haber alma hakkına sahip çıkarsa, memlekette gazetecilik layıkıyla yapılır. İşte o zaman gazeteciler sansür ve otosansürden kurtulmuş olur. Gerçeği aktarmak zorunda kalır. Çünkü kamu talep ediyor. Bu çok önemli.” dedi.

    Gül, çalışan çalışmayan tüm ‘yazı işçisi’ gazeteci meslektaşının gününü kutladı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde 145 gazeteci tutuklu 10 bini işsiz

    10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde 145 gazeteci tutuklu 10 bini işsiz

    PİRHA- 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, işsiz ve tutuklu gazeteciler gününe dönüştü. Türkiye’de 10 binin üzerinde gazeteci işsiz, 145’i tutuklu. TGS, “Güzel günler gelmez bize, biz güzel günlere yürümedikçe” diyerek mücadele çağrısı yaptı. Dışarıdaki Gazeteciler de bugün kutlanacak bir şey olmadığını söyleyerek, “Kutlamıyoruz” dedi.

    Türkiye’de gazeteciler, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü 145’in üzerinde meslektaşlarının cezaevinde bulunduğu, baskı ve hak ihlallerinin tavan yaptığı bir ortamda karşılıyor. Gazeteciler düşük ücretler ile karın tokluğuna çalışıyor, binlerce genç gazeteci geleceği belirsiz, kaygılı; iş arıyor. Cezaevlerindeki gazeteciler özgürlüğe kavuşamadığı gibi, sürekli yeni davalar açılıyor. Çok sayıda basın kurumu kapatıldı, kapatılıyor. Otosansür ve sansür yayılıyor. Tüm baskılara rağmen alanlarda mesleklerini icra etmeye çalışan gazeteciler ise gazetecilikte ısrarlı.

    Çalışan Gazeteciler Günü’nde dahi bu gece yarısı TV10 yöneticisi Veli Büyükşahin ile gazeteci Veli Haydar Güleç hiçbir gerekçe gösterilmeden  evleri basılarak gözaltına alındı.

    “GÜZEL GÜNLER BİZE GELMEZ, BİZ YÜRÜMEDİKÇE..”

    Türkiye Gazeteciler Sendikası Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin açıklama yaptı.

    “Güzel günler gelmez bize, biz güzel günlere yürümedikçe” denilen açıklamada şu sözlere yer verildi:

    “İnsan onuruna yaraşır bir hayatı bize çok gören medya patronları 90’lardan itibaren çalışanlarına ve onların öz örgütü olan Gazeteciler Sendikası’na saldırı kampanyası başlattı. Kurmak istedikleri medya düzeninde Sendika’ya ve hakkını arayan çalışana yer yoktu. Zam, fazla mesai ücreti, ikramiye gibi kelimeler yasaklıydı. Gazeteciler Sendika’dan istifa etmeye zorlandı, işsizlik sopası gösterildi, orman kanunu tesis edildi. Bugün artık Türkiye medyası sorulamayan sorular, ekrana getirilemeyen yayınlar, baskılar, kovulmalar, tutuklamalar, hakaretler ve eziyetlerle anılıyor. 212’siz çalıştırılmamız ve yoksulluk sınırını geçemeyen maaşımız da cabası. İtiraf edelim: Medya mensupları hiç bu kadar kötü durumda olmamıştı. Fakat bu dibe vuruşu yeniden zirveye çıkmak için bir fırsat olarak görüyoruz. Bunun için birer birer ayağa kalkıyor ve mücadeleye katılıyoruz. Patronlar ve hükümetler dayattıkları bu haysiyetsizlik düzeninin sürdürülemez olduğunu bildiğinden, bir araya gelişimizi engellemeye çalışıyor. Ancak korkunun ecele faydası yok: Mevcut medya düzenini mutlaka değiştireceğiz.”

    “KUTLAMIYORUZ”

    Dışarıdaki Gazeteciler de yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’de medya okurlarına yönelik, “Bugün onlarca gazeteci dört duvar arasında. Bugün 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü. Bugün Türkiye; dünyanın en büyük gazeteci cezaevi. Bugün kutlanacak bir şey yok” ifadeleri yer aldı. Hazırlanan yazılı açıklamaya ait görsel sosyal medyada “#10OcakÇalışanGazetecilerGünü‘nü #kutlamıyoruz” etiketleriyle paylaşıldı.

    (HABER MERKEZİ)