Etiket: 100. gün

  • ‘100 gündür tutsak olan Gökhan Yıldırım’ın serbest bırakılmasını istiyoruz’-VİDEO

    ‘100 gündür tutsak olan Gökhan Yıldırım’ın serbest bırakılmasını istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Adil yargılanma talebiyle 256 gün ölüm orucu eyleminin sonucunda 6 ay süreyle infaz ertelemesi ile tahliye edilen Gökhan Yıldırım, hakkında infaz erteleme kararı kaldırılarak, 22 Kasım’da Silivri Cezaevine götürülmüştü. Gökhan Yıldırım’ın 100. gündür tutsak olduğunu belirten Sibel Balaç, “256 günlük ölüm orucu sonrası 6 aylık infaz ertelemesiyle tahliye edilmişti ancak bu süre beklenmeden hastane dönüşü işkenceyle gözaltına alındı ve tutuklandı. Gökhan’ı sakat bırakıp öldürmek istiyorlar, Gökhan Yıldırım’ın serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi.

    Adil yargılanma talebiyle 256 gün ölüm orucu direnişinin sonucunda 6 ay süreyle infaz ertelemesi ile tahliye edilen Gökhan Yıldırım, hakkında Tekirdağ Savcılığı tarafından infaz erteleme kararı kaldırılıp, 22 Kasım’da Silivri Cezaevine götürülmüştü.

    “KARDEŞİMİN TEDAVİ HAKKININ SAĞLANMASINI İSTİYORUM”

    Gökhan Yıldırım’ın zorla alıkoyuluşunun 100. günü olduğunu söyleyen Erkan Yıldırım, “Gökhan Yıldırım adaletsiz ve hukuksuz bir şekilde cezaevine konuldu. Adli Tıp Kurumu’nun infaz erteleme kararı olmasına rağmen hiçbir hukuki gerekçe göstermeksizin cezaevine konularak Gökhan’ın tedavi hakkı elinden alınmış oldu. Bu hukuksuzluğun bir an önce son bulmasını ve Gökhan Yıldırım’ın tedavi hakkının sağlanmasını istiyorum” dedi.

    “GÖKHAN YILDIRIM 100 GÜNDÜR TUTSAK”

    Gökhan Yıldırım’ın 100. Gündür tutsak olduğunu belirten Sibel Balaç, “256 günlük ölüm orucu sonrası 6 aylık infaz ertelemesiyle tahliye edilmişti ancak bu süre beklenmeden hastane dönüşü işkenceyle gözaltına alındı ve tutuklandı. Gökhan’ı sakat bırakıp öldürmek istiyorlar, zafere karşı da bir hazımsızlık var. 100 gündür tutsak olan Gökhan Yıldırım’ın serbest bırakılmasını istiyoruz” diye belirtti.

    “GÖKHAN YILDIRIM, SAKAT BIRAKILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Adli Tıp Kurumu’nun kararına rağmen Gökhan Yıldırım’ın tutuklandığını vurgulayan İleri Kızılaltun, “Bu durum hem hukuksuz hem de sağlık açısından da bir hak ihlali. Gökhan’ın sağlık sorunları daha da ilerledi, sakat bırakılmaya çalışılıyor” diye ifade etti.

    “GÖKHAN YILDIRIM’IN HASTALIĞI İLERLEDİ”

    Gökhan Yıldırım’ın adil bir şekilde yargılanmadığını belirten TAYAD’lı Hasan Basri Yıldız, “Gökhan Yıldırım’ın büyük rahatsızlıkları olmasına rağmen 100 gündür tutuklu. Bu adaletsizliğe bir ana önce son verilmeli” dedi.

    TAYAD’lı Mehmet Güvel ise, “Gökhan Yıldırım’ın hastalığı hapishanede ilerledi ve hareket etmekte zorlanıyor” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • TMMOB Dersim İl Koordinasyonu: Gezi’ye sahip çıkmayı kararlılıkla sürdüreceğiz

    TMMOB Dersim İl Koordinasyonu: Gezi’ye sahip çıkmayı kararlılıkla sürdüreceğiz

    PİRHA-TMMOB Dersim İl Koordinasyonu, üzerinden 100 gün geçen Gezi Davası karar duruşmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Osman Kavala tam 1737 gündür, diğer arkadaşlarımız ise 100 gündür haksız ve suçsuz yere cezaevinde tutuluyor. Arkadaşlarımızın masumiyetine inanıyor, bu hukuksuzluğu kınıyoruz” denildi.

    Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet, Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman ve Can Atalay’ın da bulunduğu 7 kişinin de 18’er yıl ceza aldığı Gezi Davası karar duruşmasının üzerinden 100 gün geçti.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Dersim İl Koordinasyonu, üzerinden 100 gün geçen Gezi Davası karar duruşmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “GEZİ’Yİ TUTSAK ETMEYİ AMAÇLADILAR”

    Osman Kavala’nın 1737 gündür, diğer arkadaşlarının ise 100 gündür haksız ve suçsuz yere cezaevinde tutulduğu belirtilen açıklamada, “Arkadaşlarımızın masumiyetine inanıyor, bu hukuksuzluğu kınıyoruz. Meslek alanlarımızın tarihsel birikimle oluşmuş temel ilkeleri çerçevesinde halka ait olanı korumak, kamu yararını savunmak biz mühendis, mimar ve şehir plancılarının temel görevidir. Bu görev doğrultusunda, İstanbul kentinin en önemli kamusal alanlarından biri olan Gezi Parkı’nı korumak, Gezi Parkı park olarak kalsın diye mücadele etmek mesleki etik ilkelerimizin bir gereğiydi. Uzun ve bariz hukuksuzluklar içeren bir dizi girişimin ardından son olarak kendi partisinden milletvekili aday adayı olan bir yargı mensubu üzerinden arkadaşlarımızın nezdinde Gezi’yi tutsak etmeye, yalnızlaştırmayı amaçladılar.”

    “GEZİ’DEN VE ARKADAŞLARIMIZDAN ELİNİZİ ÇEKİN”

    Arkadaşlarının nezdinde milyonların taleplerinin hapsedilmek istendiği vurgulanarak açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Biliyoruz ki bugün yaşanan derin yoksulluktan, ülkenin çöküşünden çıkışın yolu Gezi Direnişi’nde ayağa kalkan milyonların örgütlülüğünden geçiyor. Hukuksuz tutuklama kararlarının verildiği günden itibaren başlattığımız ve bugün 100. Gününe giren Adalet Nöbetleri vesilesiyle bir kez daha kararlılıkla belirtiyoruz TMMOB ve bağlı odaları olarak, mesleki ve teknik bilgimizi halkın yararına kullanmaya devam edeceğiz, arkadaşlarımızı asla yalnız bırakmayacağız ve bu ülkenin en görkemli halk hareketi olan Gezi’ye sahip çıkmayı kararlılıkla sürdüreceğiz. 100. günde bir kez daha sesleniyoruz arkadaşlarımızı derhal serbest bırakın, Gezi’den ve arkadaşlarımızdan elinizi çekin.”

    PİRHA/DERSİM 

  • Leyla Güven’in açlık grevi eylemi 100’üncü gününde

    Leyla Güven’in açlık grevi eylemi 100’üncü gününde

    Leyla Güven’in açlık grevi eylemi bugün 100’üncü gününde. Birçok merkezden Güven’in Diyarbakır’daki evine yürüyen HDP milletvekillerinin öğle saatlerinde açıklama yapması bekleniyor.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili ve Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven’in 8 Kasım’da başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi 100’üncü gününde.

    Güven tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde ‘hapishanelerdeki tecridin sonlandırılması’ talebiyle başlattığı eylemi, 25 Ocak’ta (eyleminin 79’uncu günü) görülen dava duruşmasında tahliye edilmesi ardından Diyarbakır’daki evinde devam ediyor.

    HDP Milletvekili Güven’in yanı sıra 300’ü aşkın tutuklu cezaevlerinde, onlarca siyasetçi ve aktivist de yurt dışında açlık grevi eylemini sürdürüyor.

    SAĞLIK DURUMU HER GEÇEN GÜN KÖTÜYE GİDİYOR

    Açlık grevinin 100. gününde olan Güven’in sağlık durumu ise her geçen gün kötüye gidiyor.

    Öyle ki Güven, eyleminin 98’inci gününde sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine hastaneye kaldırılmıştı. Tıbbi müdahaleyi kabul etmeyen Güven, taburcu edilerek evine götürülmüştü.

    LEYLA GÜVENE DESTEK EYLEMLERİ SÜRÜYOR

    Açlık grevine devam eden Leyla Güven için destek eylemleri de devam ediyor.

    HDP milletvekillerinin, “100. günde Leyla’ya, tecridi kırmaya” sloganıyla Diyarbakır’daki evine ulaşma amacıyla Hakkari, Van ve Şırnak başta olmak üzere farklı merkezlerden başlattığı yürüyüş tüm engellemelere rağmen sürüyor.

    Milletvekillerinin yürüyüşü, bugün saat 12.00’de Leyla Güven’in Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinin Bağcılar Mahallesi’nde bulunan evinin önünde yapılacak açıklamayla sona erecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İnce Hatay’da açıkladı: 100 gün içinde cemevlerine hukuki statü vereceğim

    İnce Hatay’da açıkladı: 100 gün içinde cemevlerine hukuki statü vereceğim

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim kampanyası kapsamında düzenlediği Hatay mitinginde konuştu. İnce göreve geldiğinde ilk 100 günde yapacaklarını açıkladı. 

    İnce’nin konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

    -2002’den sonra bir şeyler değişmeye başladı. Önce seçilir seçilmez ben milletvekili lojmanlarında oturmam. Keçiören’de milletle birlikte oturacağım. İnsanlar ne güzel dedi. Sonra Keçiören onu kesmedi, Çankaya ona yetmedi. 1157 odalı saray yaptırdı. Yetmedi 5 tane de İstanbul’da yaptırdı. 300 odalı yazlık saray yaptırdı.

    -O artık 2002’deki Erdoğan değil. Önce saraya çıktı sonra dava arkadaşlarını sattı. Beraber yola çıktığı kimse kalmadı. İkinci kısmında onları sattı.

    -(Erdoğan) Yerliyim, milliyim dedi; 95 yıllık cumhuriyet ilk kez onun döneminde Süleyman Şah türbesiyle toprak kaybetti.

    İNCE, 100 GÜN İÇİNDE YAPACAKLARINI AÇIKLADI

    -İlk bir haftada, yeminden sonra başlayıp 100’üncü günde bitireceğim şeyler;

    * OHAL’i kaldıracağım, Merkez Bankası özerk bir yapıya kavuşacak, TCMB başkanını parti genel merkezine çağırmayacağım. Bakanlar Kurulu’nu toplumun tüm kesimlerini kapsayacak şekilde yapacağım.

    *Cumhurbaşkanı yardımcılarıyla bakanların arasında liyakat esas olacak, toplumu kucaklayacak. Her kesimden insan olacak. Terör örgütleriyle amansız bir mücadele başlayacak. Erdoğan 2002’de iktidara geldiğinde Türkiye dünya kupasında 3’üncüydü, şimdi katılamıyoruz. Kulüp seçimlerine, federasyona müdahale ediyor. Passolig diye bir şey çıkardı. Hemen kaldıracağım.

    * Türkiye’nin Şam büyükelçisini hemen atayacağım. 1980’den 2002’ye kadar AKP öncesinde Türkiye Cumhuriyeti Suriye ile 13 anlaşma imzalamış. 2002-2012 arasında 49 anlaşma imzalamış. Dostum, kardeşim Esad; sonra ne oldu? Kişisel kapris, kavga… Türkiye Cumhuriyeti Erdoğan’dan daha büyüktür. Suriye’nin toprak bütünlüğü esas olacaktır. Suriye’de BM gözetimindeki bir seçimi Türkiye olarak desteklemeliyiz.

    *Türkiye’de barış, bölgede barış, dünyada barış. Bağımsız, tarafsız, adil bir yargı için, cumhurbaşkanı karşısında ayağa kalkmayacak bir sistem istiyorum.

    *Sizlere şeref sözü, hiçbirinizin telefonu dinlenmeyecek. Kanun Hükmünde Kararnamelerle işten atılan kardeşlerim, hakkınızda dava açıldıysa sonunu bekleyeceğiz. Ama KHK ile işten atılmış, dava açılmamışsa hemen işe döneceksin. 100 gün içinde, kapatılan askeri lise ve kurumları hemen açacağım. Askeriyede FETÖ’cü var diye liseyi kapatıyorsun, hakimlerin 3’te biri FETÖ’cü, o zaman hukuk fakültelerini niye kapatmıyorsun?

    *Medya ile ilgili yasalar çıkaracağım. Medya, Erdoğan’a yaptıkları yalakalığın aynısını bana yapacak, ama ben istemiyorum.

    *100 gün içinde cemevlerinin hukuki statüsünü ibadethane olarak değiştireceğim.

    *Kamuda kimse senin mezhebine, cinsiyetine, sağcı mı solcu mu olduğuna bakmayacak. Kamuda yükselmenin kurallarını koyacağız.

    *Öğretmene, polise, hemşireye, din görevlisine 3600 ek göstergeyi vereceğiz.

    *Ekonomiyle ilgili temel kurulların özerkliğini sağlayacağız, kamu bankalarını yeniden düzenleyeceğiz. Ziraat Bankası kredilerinin yüzde 80’ini çiftçilere verecek. Kalkınma Bankası’nı yeniden düzenleyeceğiz.

    *AB ile müzakereleri hızlandıracağız, hemen masaya oturacağız. Avrupa’nın bütün başkentlerini gezip, yeni, özgür Türkiye’yi anlatacağım.

    *Erdoğan’ın böldüğü bütün üniversiteleri birleştireceğim.

    *Hiçbir okula zorunlu bağış alınmayacak. Çocuklarımız girdiği hiçbir sınava ücretle girmeyecek.

    * 24 Kasım öğretmenler gününde her öğretmene 1 maaş ikramiye vereceğiz.

    *24 hazirandan sonra torpil yok, mülakatı kaldıracağız.

    *Çiftçinin mazotu 3 lira olacak, asgari ücret 2200 lira olacak. En düşük emekli maaşı 1500 lira olacak. Emekliler, biz size 1 maaş demiştik, onlar 1000 lira dedi; onu da vermediler, kimine 500 kimine 1000.

    *Emeklilikte yaşa takılanların sorununu çözeceğim. 100 gün içinde spor yönetimi özerkleşecek. Çocuk bezindeki yüzde 18 KDV inecek. Engelli kardeşlerim 100 gün içinde Marmaris’teki sarayda tatil yapmaya başlayacak.

    *2002’de heyecanlı, iddialı bir Erdoğan yok karşınızda. AK Partili kardeşim, yorgun, heyecansız, insanlara tepeden bakan, kibir dolu bir Erdoğan var. Arkadaşlarına sırt çeviren bir Erdoğan var. Artık Erdoğan, partisinin adında olduğu gibi adalet, kalkınma demiyor; kıraathane diyor. Ne verecekmiş, çayla kek. Sabah şoför arkadaşım aradı, ‘abi neredesin’ dedi. ‘Hatay’dayım’ dedim. ‘Erdoğan, çay kek diyor’ dedi. ‘Yalova seyahatlerinde çay kek veriyoruz biz, otobüs firması mı bu’ dedi. Erdoğan yorgun, hayalleri olmayan bir adam. Kekin ötesinde hayali olmayan bir adam.

    *Doğum, gebelik, asker ailesi yardımı, şartlı eğitim yardımı, öğrenci yardımı, kaymakamlık bursu, yoksullara kira yardımı, engelli bakımı yardımı, fakir muhtaç yardımı… Size şeref sözüdür; bu yardımlar asla kesilmeyecek, enflasyon oranında artıracağız.

    *Haddini bilen, bilmeyene haddini bildiren bir cumhurbaşkanı olacağım.

    *Dindar nesil yetiştirmek, ailenin işidir. Buna karşı değilim ama buna devlet değil aile karar verebilir.

    ŞİİR KİTABI YANITI

    *Benim otuz sene önce yazdığım şiir kitabını almış ‘bak burada erotik sözler var’ diyor. Var. Sana mı soracağım? Sen Necip Fazıl’ı hiç okumadın mı cahil adam. Sen şiirden ne anlarsın cahil adam. Ben senin gibi değilim ki. Ben yazdım var mı itirazın. Ben o kitabı getirdim köyün meydanına hediye ettim. Alın bu kasaya yardımda bulunun. Kendi okuduğum okula o parayla fen bilgisi laboratuarı yaptım. Benim bütün hayatımı didik didik ettiler. Bir şey yok ki ne bulacaklar. Öğretmenlik yaptım. Milletin çocukları doktor mühendis oldu ben de onlarla gurur duydum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Açlık grevinin 100. günü: Hamile bir eş, 9 yaşında bir çocuk ve 16 kilo kaybı

    Açlık grevinin 100. günü: Hamile bir eş, 9 yaşında bir çocuk ve 16 kilo kaybı

    PİRHA- İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne kadro davası açtığı için hukuksuzca işten çıkarılan Mahir Kılıç 16 kilo kayıp yaşadığı açlık grevinin 100. gününde PİRHA’ya konuştu.

    Haberin videosu

    İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait İZENERJİ’de çalışırken kadro davası açtıkları için işten atılan Mahir Kılıç’ın başlattığı açlık grevi devam ediyor. Açlık grevinin 100. gününü geride bırakan Kılıç tansiyon sorunu ile birlikte toplam 16 kilo kaybetti. 100. gün olmasına rağmen bu haksızlığa belediye, sendika ve CHP’den bir ses çıkmadığını belirten Kılıç, er geç bu ayıbı tarihin yazacağını belirtti.

    “SESSİZ KALMAK SUÇA ORTAK OLMAKTIR”

    Bu hukuksuzluğa belediye, sendika ve CHP’nin sessiz kaldığını ve bu sessizliğin suça ortak olduğunu belirten Kılıç şöyle konuştu:

    “Bugün açlık grevinde 100. güne ulaştık. Bir mevsimi İzmir Büyükşehir Belediyesi önünde sonlandırdık. 100 gündür sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Fakat ne sendika ne de CHP cephesinden sesimizi duyan olmadı. Çağrımızı yinelemek istiyoruz. Bizler Disk Genel-İş üyeleriyiz. Bu Disk Genel-İş ve CHP’nin büyük bir ayıbıdır. 258 işçi ve bunlarla birlikte aileleri var. Bu işçilerin atılmasına sessiz kalmak suça ortak olmak demektir. Biz hala üslubumuzla Disk Genel-İş’in bu duruma müdahil olmasını sabırla bekliyoruz. Ama sabrımızın da tükendiğini buradan söylemek istiyoruz.”

    “TANSİYON SORUNU İLE BİRLİKTE 16 KİLO KAYBIM VAR”

    Açlık grevi ile birlikte tansiyon ve kilo kaybı sorunu yaşayan Kılıç:

    “Tansiyon sorunu yaşıyorum ve 16 kilo kaybım var. Haklılığımızdan almış olduğumuz bir güç, direnç var. Bu noktada çok büyük bir haksızlık, hukuksuzluk var. Bunun mimarı da CHP, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve bunun ortağı Disk Genel-İş sendikasıdır.

    “SENDİKA YANIMIZA BİLE UĞRAMADI”

    Sendikalar işçilerin örgütlü olduğu alanlardır. Maalesef burada patronlar DİSK sendikasının ağalarıdır. Sendikacılık yapılmamaktadır. İşçilerin sendikacılara güvensizliği artık had safhadadır. Şu ana kadar sendikamızdan ne maddi ne manevi destek almadık. Bırakın desteği yanımıza dahi gelmediler. Geçtiğimiz günlerde sendikamızın genel merkez yöneticileri İzmir’e geldikleri halde yanımıza uğramadılar. Bunun suçluluk psikolojisinden olduğunu çok iyi biliyoruz” diye konuştu.

    “AYIP CHP’NİN AYIBIDIR”

    Eşi hamile ve bir çocuğu olan Kılıç evinin kira olması ile birlikte ekonomik sıkıntı yaşadığını belirterek bu haksızlık karşısında susanların tarihe hesap vereceklerini söyleyerek şunları vurguladı:

    “Maddi sıkıntılarımız had safhada. Bizi en çok sarsan etkenlerden birisi de bu. Bedenden ziyade psikolojik sıkıntılar yaşıyorum. Takdir edersiniz ki evimiz kira ve eşim 5 aylık hamile. 9 yaşında bir kızım ve bakmakla yükümlü olduğum ama bakamadığım bir ailem var. Bu da ister istemez insanı etkiliyor. Söylenecek çok fazla bir şey yok. Ayıp CHP’nin ayıbıdır. Tek mimarı Aziz Kocaoğlu’dur. Aziz Kocaoğlu yanında meclis üyeleri, milletvekilleri ve genel başkanları da bir o kadar suçludur. Tarihe hesap verecekler. Bundan 5-10 yıl sonra İzmir’de insanlar şunu bilecek; direnen bir işçi yapısı vardı ve bu işçilere sahip çıkmayan bir sendika, bu yapılana sessiz kalan meclis üyeleri, vekiller vardı.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

     

  • Açlık grevinin 100’üncü gününde Nuriye Gülmen artık yürüyemiyor

    Açlık grevinin 100’üncü gününde Nuriye Gülmen artık yürüyemiyor


     

    HABER MERKEZİ-KHK ile işlerinden edilen eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevlerinin 100’üncü günündeler.”Her geçen gün ömürlerinden yiyorlar diyebiliriz, Nuriye artık bizim görüşlerimize tekerlekli sandalyeyle geliyor” diyen Avukat Engin Gökoğlu Gülmen ve Özakça’nın sağlıkları hakkında bilgi verdi.

    Nuriye Gülmen ve Semih Özakça hakkında bilgi veren Avukat Engin Gökoğlu: “Nuriye artık bizim görüşlerimize tekerlekli sandalyeyle geliyor. Normalde avukat görüşleri hücrelerinden çıkıp yürüyerek geldikleri bir yer. Ama artık bir destek olmaksızın, bir gardiyan refakati olmaksızın, tekerlekli sandalyeye binmeksizin asla yürüyüp gelemiyor. Çok ağrı çektiğini, kaslarında ağrı olduğunu söylüyor. Önceleri savunmasına yönelik notlar alıyordu. İki gün önce gördüğümüzde kalem bile tutamaz haldeydi. “Semih Hoca, Nuriye’ye göre biraz daha iyi. Görüş alanına yürüyerek gidip gelebiliyor ama onun da ağız içinde yaralar var. Onlar iyileşmedi hala. Nuriye gün boyu yatakta. Tuvalete çıkamıyor artık. 46 kiloya düştü. Sağlık durumu gittikçe kötüleşiyor. Zihni açık, morali yerinde ama acılar çekiyor. Nuriye Hoca yatağa bağımlı. Semih açısından da bu süreç çok yakın. Bu durum ilerlerse daha başka yıkımlar olacaktır.” dedi.

    KALP YETMEZLİĞİ BAŞLAMIŞ DURUMDA

    Ankara Tabipler Odası’nın halen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’yı bizzat muayene etmelerine Adalet Bakanlığı tarafından izin verilmiyor.

    Ancak ATO Başkanı Dr. Vedat Bulut, edindikleri bilgiler ışığında, açlık grevinde 100’üncü gün itibarıyla durumun hayli kritik ğolduğunu söylüyor: Özellikle Nuriye Gülmen’in durumunun daha ağır olduğunu ve şu anda kalp yetmezliği bulguları olduğundan, yataktan kalkamadığını, Semih’in ise var olan solunum yolu enfeksiyonu nedeniyle antibiyotik alması gerekiyor ancak antibiyotik kullanmadığı bunların hepsinin yaşam süresini kısaltıcı faktörler olduğunu belirti.

    Dr. Bulut “Şu anda nörolojik bulgular başlamış durumda. Kalp yetmezliği başlamış durumda. Çünkü protein harcandığı ve elektrolit dengesi bozulduğu zaman, sodyum-potasyum dengeleri bozulduğu zaman kalp kasları yeterince fonksiyon görmüyor. Onlar bozulmuş durumda. “Bir de enfeksiyona, bulaşıcı hastalıklara yatkınlık var. Diğer büyük tehlike de o. Bir hastane enfeksiyonu ne kadar tehlikeliyse bir hapishane enfeksiyonu da o kadar tehlikelidir. Hapishanede bulunmaları, tutuklu olmaları yaşam süresini kısaltıcı bir etki yapıyor” değerlendirmesinde bulundu.

    “KALICI HASARLA YAŞAMAK ZORUNDA KALACAKLAR”

    Dr. Bulut, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın Wernicke-Korsakoff sendromuna girmelerinin de an meselesi olduğunu söylüyor. Bu duruma sürüklenen vakaların ise yüzde 17’sinin hayatlarını kaybettiğini, yüzde 75’inin de ya enfeksiyonlarla yaşamlarını yitirdiklerini ya da kalıcı hasarla yaşamak zorunda kaldıklarını belirtiyor.

    Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, 675 ve 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile işlerinden ihraç edilmiş ve işlerine iade talebiyle önce 120 gün boyunca Yüksel Caddesi’nde protesto yapmış, ardından da açlık grevine başlamışlardı. İki eğitimci 23 Mayıs 2017’de ise gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı.