Etiket: 12 eylül 1980

  • Hıdır Alparslan: 12 Eylül’ün ardından 45 yıl geçmesine rağmen devlet politikasında değişen bir şey yok-VİDEO

    Hıdır Alparslan: 12 Eylül’ün ardından 45 yıl geçmesine rağmen devlet politikasında değişen bir şey yok-VİDEO

    PİRHA-Devletin, Kürtleri sindirmek için gelişen Kürt siyasi hareketini boğmak için bir darbe girişi yaptığını söyleyen İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi Yöneticisi Hıdır Alparslan, “Askeri darbe ilan edildiği zaman özellikle bölge illerinde cezaevleri dışında köylerde, sokaklarda, meydanlarda, şehirlerde fiziki ve psikolojik baskılar yapıldı. Köy meydanında insanlar dizilerek insanların kendi ailesinin yanında hakaretler, küfürler, fiziki baskı, dayak yapılıyordu. Daha 1938 sendromunu atlatmamış olan yaşlılarımıza özellikle çok büyük baskı uygulanıyordu. Onların üzerinde ailelerine göz dağı veriliyordu. O insanlar 1938 sendromunda daha kurtulmadığı için ciddi anlamda psikolojik travma yaşıyorlardı” dedi.

    Türkiye tarihinin en kanlı askeri darbesi olarak ifade edilen 12 Eylül 1980 darbesi, günümüzde halen mevcut yasalarla ideolojisini sürdürüyor.

    12 Eylül askeri darbesi sonucu 50 yurttaş idam edilmiş, 300’ü cezaevinde işkenceden ve hastalıktan ölmüş, 650 bin kişi gözaltına alınmış, açılan 210 bin davada 230 bin kişi Sıkıyönetim Mahkemeleri’nde yargılanmıştı. Aynı dönemde, 30 bin kişi “mülteci” olarak yurtdışına giderken, cezaevlerindeki işkenceler de “insanlık suçu” kapsamında tarihe not edilmişti. Ayrıca, siyasi partiler ve sendikaların da kapatıldığı 12 Eylül sonrasında 400 gazeteci hakkında da davalar açılmıştı.

    İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi Yöneticisi Hıdır Alparslan, 12 Eylül’ün ardından geçen 45 yıllık süreçte yaşananları anlattı.

    “DARBEDEN SONRA KÖYLERDE FİZİKİ VE PSİKOLOJİK BASKILAR YAPILDI”

    12 Eylül 1980 yılındaki askeri darbenin ayak izlerinin 1976’dan itibaren kendisini hissettirmeye başladığını belirten Hıdır Alparslan, “1972 yılında Deniz Gezmiş’in idamından sonra sol hareketin sekteye uğramasının ardından 1973-1974 yıllarında Kürt siyasi hareket gelişmeye başladı. Kürt siyasi hareketinin gelişmesiyle devlet, Kürt siyaseti hareketini sindirmek için bir planlama yapıyordu. Kürt Aleviler ile Kürtleri karşı karşıya getirmek için Maraş Katliamı planlandı. Maraş Katliamı ile birlikte Aralık 1978’te sıkı yönetim ilan edildi. Sıkı yönetim daha çok bölge illerinde uygulandı. Sıkı yönetimin ilan edilmesinden sonra devlet bu sefer de, Kürtleri sindirmek için gelişen Kürt siyasi hareketini boğmak için bir darbe girişimine başladı. 12 Eylül 1980’de askeri darbe ilan edildi. Askeri darbe ilan edildiği zaman özellikle bölge illerinde cezaevleri dışında köylerde, sokaklarda, meydanlarda, şehirlerde fiziki ve psikolojik baskılar yapıldı. Bu psikolojik baskıların birebir kendi köyümüzde tanığıyız. Köy meydanında insanlar dizilerek insanların kendi ailesinin yanında hakaretler, küfürler, fiziki baskı, dayak yapılıyordu. O dönemde köylerde, birebir yaşadığımız olayların başında daha 1938 sendromunu atlatmamış olan yaşlılarımıza özellikle çok büyük baskı uygulanıyordu. Onların üzerinde ailelerine göz dağı veriliyordu. O insanlar 1938 sendromunda daha kurtulmadığı için ciddi anlamda psikolojik travma yaşıyorlardı. O dönemde 73 yaşında olan amcalarım tutuklandı ve cezaevinde işkencelerden geçirildi. Cezaevinden çıktıktan sonra artık Dersim’de kalmayı düşünmediler ve hemen buradan göç ettiler. Yani bu da devletin istediği bir şeydi. İnsanlara işkence yapalım onlarda buradan göç etsin. Kendilerinin yapamadığı sürgünü insanlara uyguladıkları işkenceyle insanların kendi iradesine bırakarak buradan göç etmesini sağladılar” dedi.

    “45 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN DEVLET POLİTİKASINDA DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK”

    12 Eylül Darbesi’nin üzerinden 45 yıl geçmiş ancak devlet politikasında değişen bir şey olmadığını vurgulayan Alparslan, “Ama tabi ki yeni barış sürecinin nereye evrileceğini tam kestiremiyorum. Kürt siyasi hareketinin mücadelesi sonucunda devlet belli bir noktada geri bir adım atmış durumda. Yani artık devlet bu süreci bir barış ortamına evrilterek ülkede huzuru sağlamaya çalışıyor. İnşallah devlet söylediklerinde samimi olur. Tek isteğimiz barışın olması ama bunun için de öncelikle devletin bir adım atması gerekiyor. Alınan kararların anayasal bir güvenceye alınması gerekiyor, çünkü oluşturulan komisyonun bile bir anayasal bir güvencesi yok. En azından hasta ve siyasi tutuklular için bir adım atılabilir. En azından şimdilik bazı düzenlemelerin yaşanması gerekiyor, şu anda ülkede yaşananların 12 Eylül 1980 Darbesi ve 1990’lı yıllardan farklı olduğunu düşünmüyoruz. O yüzden bir an önce belirli adımların atılması gerekiyor” diye konuştu. düşünüyorum.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • ’12 Eylül Askeri Darbesi AKP ile devam ediyor’-VİDEO

    ’12 Eylül Askeri Darbesi AKP ile devam ediyor’-VİDEO

    PİRHA- 42. yıl dönümünde 12 Eylül Askeri Darbesi’ne ilişkin PİRHA’ya konuşan DAD, HDP ve DEDEF temsilcileri “12 Eylül darbesi AKP ile devam ediyor” ifadelerini kullandılar.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Eş Başkanları Dilber Aslan ile Ali Şeker, Halkların Demokratik Partisi (HDP) üyesi Zübeyde İnce ve Dersim Dernekleri Federasyonu’ndan (DEDEF) Murat Soyaktaş, 12 Eylül Askeri Darbesi’nin 42. yılına ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundular.

    “DEMOKRASİ VAR İSE NEDEN ZORUNLU DİN DERSLERİNE TABİ TUTULUYORUZ?”

    “12 Eylül darbesi denilince akla vahşet, zulüm, katliam geliyor. Akla 17 yaşında idama götürülen Erdal Eren geliyor” diyen HDP üyesi Zübeyde İnce, antidemokratik uygulamaların sürdüğünü belirtti. İnce, “Bu ülkenin her şeyi yalan üzerine kurulmuş. Yalanın da ömrü kısadır. Yakında çökecektir ve bu halk yalancılardan kurtulacaktır. “Ülkemizde demokrasi var” diyorlar. Tamamen yalan. Eğer demokrasi var ise neden zorunlu din derslerine tabi tutuluyoruz. Küçükken okulda Kürtçe konuştuğu için dayak yiyen arkadaşlarımı hatırlıyorum. Demokrasi bunun neresinde? Dilerim bu zulüm bitecek. Hiçbir zalimin zulmü sonsuza kadar gitmemiştir. Her zalimin sonu mutlaka hüsrandır” ifadelerini kullandı.

    “İMAM HATİPLER KENAN EVREN’İN ÜRÜNÜ”

    DEDEF’ten Murat Soyaktaş ise “AKP, askeri faşist cuntanın devamcısı olarak bugün bu ülkenin başına bela olmuştur. Eğitim sisteminden inançlara kadar her şeyi kendisi şekillendiriyor. Binlerce muhalif derneğin kapatıldığı, sürgünlerin yaşandığı, binlerce kişinin sakatlandığı, tutuklandığı süreç devam ediyor. İmam hatipler Kenan Evren’in ürünü. Onları takip eden bir sistem var. Bu sistemi topyekun değiştirmek için herkesi bir araya gelmesi gerekiyor. Birlikteliği önümüzdeki seçimlerde de göstermeli” diye konuştu.

    “ADI KONULMAMIŞ 12 EYLÜL ASKERİ DARBESİ YAŞIYORUZ”

    DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Dilber Aslan da 12 Eylül’ün devam ettiğini söylerken, “Bizler de 12 Eylül’ün mağdurlarındanız açıkçası. Çok ağır süreçlerdi. Gelinen noktada 12 Eylül’de yaşadıklarımızın devam ettiğini görüyoruz. Özellikle AKP iktidarı ile bu daha da perçinleşti. Adı konulmamış bir 12 Eylül askeri darbesi yaşıyoruz. Bu ülkede kazanılmış haklar yok edildi. Birçok insan bunun farkında değil. Bu iktidarın gitmesi gerekiyor. Belki o zaman toplumsal muhalefetin önündeki engeller kaldırılabilir. Kürtler ve Alevilerin kurucu yurttaşlık talepleri de dahil belli taleplerin önü açılacaktır. 12 Eylül demek açıkçası zulüm demekti” dedi.

    “DARBE SOLUN ÖNÜNÜ KESMEK İÇİN YAPILMIŞTIR”

    DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Ali Şeker ise “12 Eylül darbesi, Türkiye’de gelişen sol ve muhalefetin önünü kesmek için bilinçli yapılmıştır. Sistem her zaman bu tür manevraları yapıyor. 100 yıllık tarihtede hiçbir zaman demokrasi yoktu. Halkların dili yasak. İfade özgürlüğü yok. Gelin helalleşelim” şeklinde konuştu.

    PİRHA / İSTANBUL

     

  • Cumartesi Anneleri: 12 Eylül’de kaybedilenler için adalet sağlanmıyor-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: 12 Eylül’de kaybedilenler için adalet sağlanmıyor-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, 911. hafta açıklamasında 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinde kaybedilenler için adaletin sağlanmadığını belirtirken, “12 Eylül’ü aşmak ancak bütün bir 12 Eylül anlayışıyla, anayasası, yasaları ve kurumlarıyla yüzleşmek, hesaplaşmakla mümkündür. Bu yüzden herkesi 12 Eylül’le yüzleşmek ve hesaplaşmak konusunda talepkâr olmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı. 

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak, fail ve sorumluların cezalandırılması talebiyle sürdürdükleri adalet mücadelesinin 911. haftasında 42. yıl dönümüne giren 12 Eylül askeri faşist darbesine değindi. 12 Eylül kayıplarından Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren’in İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde okuduğu basın açıklamasında “12 Eylül işkencehanelerinde kaybedilen insanlarımızı unutmadık! 12 Eylül rejimi anayasası, yasaları, kurumları ve zihniyetiyle bugün de devam eden eşitlik, özgürlük ve demokrasi karşıtı bir düzen yarattı. 12 Eylül’ü aşmak ancak bütün bir 12 Eylül anlayışıyla, anayasası, yasaları ve kurumlarıyla yüzleşmek, hesaplaşmakla mümkündür. Bu yüzden herkesi 12 Eylül’le yüzleşmek ve hesaplaşmak konusunda talepkâr olmaya çağırıyoruz” ifadelerine yer verildi.

    “TÜRKİYE’DE DARBECİLER HİÇBİR ZAMAN HESAP VERMEDİ”

    Cumartesi Anneleri ile İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon tarafından yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde:

    “911. hafta açıklamamızı 12 Eylül Askeri Darbesi’nin 42. yıldönümüne girerken yapıyoruz. 42 yıl önce 12 Eylül 1980 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri emir-komuta zinciri içinde askeri bir darbe gerçekleştirdi. Darbe sürecinde insan yaşamının, onurunun, hak ve özgürlüklerinin ayaklar altına alındığı koşullarda yarası hala kapanmayan ağır suçlar işlendi. Türkiye’de fiili darbe dönemleri kısa sürmesine rağmen darbecilerin kurdukları sistem sivil yönetimler tarafından sürdürülerek bugüne taşındı. Öyle ki ülkemizin siyasal tarihi sıkıyönetimler ve olağanüstü haller tarihi olarak şekillendi. Bu durum insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti değerlerine dayanan bir siyasal kültür ve sistem inşasını da imkansız kıldı.

    Şili, Arjantin ve Yunanistan gibi askeri darbeler yaşamış ülkelerin aksine, Türkiye’de darbeciler hiçbir zaman yaptıklarının hesabını vermedi. Bu yüzden12 Eylül Askeri Darbesi yüzleşilmemiş, hesaplaşılmamış, yaraları sarılmamış toplumsal travmalarımızdan biri olarak kalmaya devam etti. 911. haftamızda 12 Eylül Askeri Darbesi döneminde işlenen insanlığa karşı suçlardan biri olan gözaltında kaybetmeleri bir kez daha hatırlıyor ve hatırlatıyoruz:

    “12 EYLÜL’DE KAYBEDİLENLER İÇİN ADALET SAĞLANMIYOR”

    Kars’ta Cemil Kırbayır ve Mahmut Kaya, Bingöl’de Hüseyin Morsümbül, Ankara’da Nurettin Öztürk, Yalova’da Zeki Altunbaş, İstanbul’da Hayrettin Eren, Nurettin Yedigöl, Süleyman Cihan, Mustafa Hayrullahoğlu ve Maksut Tepeli 12 Eylül işkencehanelerinde kaybedildiler. Süleyman Cihan’ın işkence ile öldürülen bedenine 3 ay sonra, Mustafa Hayrullahoğlu’nun işkence ile öldürülen bedenine 5 ay sonra “kimliği meçhul kişi” olarak gömüldükleri kimsesizler mezarlığında ulaşıldı. Diğerlerinin mezarları ise hala gizleniyor. 12 Eylül rejiminde Antep’te Veysel Güney, İzmir’de İlyas Has idam edildi. Onların bedenleri ailelerine teslim edilmedi, mezar yerleri açıklanmadı. İlyas Has’ın mezarına 28 yıl sonra ulaşılabildi. Veysel Güney’in mezarı ise hâlâ gizleniyor.

    Tanıklara rağmen, belgelere rağmen, Adli Tıp raporlarına rağmen, TBMM raporuna rağmen tüm hukuki yollarını kullanmamıza rağmen 42 yıldır 12 Eylül işkencehanelerinde kaybedilen insanlarımız için adalet sağlanmıyor. 12 Eylül’ün gözaltında kayıpları inkâr eden ve kaybedenleri cezasız bırakan zihniyeti bugün de sürüyor. 12 Eylül Askeri Darbe’sinin 42.yılına girerken bir kez daha “12 Eylül işkencehanelerinde kaybedilen insanlarımızı unutmadık! Onları kaybedenleri, kaybedenleri cezasızlıkla koruyanları, 12 Eylül zihniyetini yaşatanları affetmeyeceğiz! 12 Eylül’le yüzleşme ve hesaplaşma talebimizden vazgeçmeyeceğiz” diyoruz.

    “12 EYLÜL’Ü AŞMAK, KURUMLARIYLA HESAPLAŞMAKLA MÜMKÜNDÜR”

    12 Eylül Askeri Darbesi’nin 42.yılına girerken bir kez daha hatırlatıyoruz: 12 Eylül rejimi anayasası, yasaları, kurumları ve zihniyetiyle bugün de devam eden eşitlik, özgürlük ve demokrasi karşıtı bir düzen yarattı. 12 Eylül’ü aşmak ancak bütün bir 12 Eylül anlayışıyla, anayasası, yasaları ve kurumlarıyla yüzleşmek, hesaplaşmakla mümkündür. Bu yüzden herkesi 12 Eylül’le yüzleşmek ve hesaplaşmak konusunda talepkâr olmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL