Etiket: 12 eylül askeri darbe

  • İnsan Hakları Derneği: Hükümeti, darbelere karşı olduğunu ispata çağırıyoruz-VİDEO

    İnsan Hakları Derneği: Hükümeti, darbelere karşı olduğunu ispata çağırıyoruz-VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, 12 Eylül Askeri Darbesi’nin 44. yıl dönümünde İstanbul TRT Radyosu önünde açıklama yaptı. İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, “Otoriterleşme yolundaki ısrarına rağmen, darbe karşıtı olduğunu söylemekten vazgeçmeyen hükümeti 12 Eylül’e ve darbelere karşı olduğunu ispata çağırıyoruz” dedi. 

    Türk Silahlı Kuvvetleri, 12 Eylül 1980 tarihinde TRT, PTT ve diğer iletişim dairelerine el koyarak askeri darbe gerçekleştirdi. İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Başbakan Süleyman Demirel’in konutu ve daha birçok kamu kuruluşuna el konulduğuna dair bilgi TRT radyolarından tüm ülkeye duyuruldu. Darbe sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Süleyman Demirel’in başbakan olduğu hükümetin faaliyetine son verildi, parlamento üyelerinin dokunulmazlığı kaldırıldı, ülkede sıkıyönetim ilan edildi ve yurt dışına çıkışlar yasaklandı.

    Darbeci Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren ise devlet başkanı oldu. Darbe sonrası resmî rakamlara göre 650.000 kişi gözaltına alındı, 230.000 kişi askerî mahkemelerce yargılandı, cezaevlerinde ise işkence sonucu 171 kişi olmak üzere yaklaşık 300 kişi öldü, 48 kişi idam edildi, 1.683.000 kişi ise fişlendi.

    12 Eylül 1980 Askeri Darbesi 44. yılında İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Elmadağ TRT Radyosu binası önünde basın açıklaması yaptı.

    “12 EYLÜL ZİHNİYETİ HALEN İŞBAŞINDA”

    “12 Eylül 44 yıldır sürüyor, karanlığa teslim olmayacağız” pankartının açıldığı eylemde basın açıklamasını İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri yaptı.

    12 Eylül darbesiyle insanlığa karşı suçlar işlendiğini söyleyen Yoleri, şu açıklamayı yaptı:

    “12 Eylül’ün bilançosu ağırdı; alelacele ve adil yargılanma ilkelerine riayet edilmeden yapılan yargılamalarla 517 kişiye idam cezası verilmiş ve 50‘si infaz edilmişti; 300 kişi “kuşkulu” bir şekilde ölmüş 171 kişinin ‘işkenceden’ öldüğü belgelerle kanıtlanmış, 11 kişi gözaltında kaybedilmişti. 937 film ‘sakıncalı’ bulunduğu için yasaklanmış, 23 bin 667 derneğin faaliyeti durdurulmuş, sırf İstanbul’da 300 gün gazetelerin çıkması engellenmişti. 31 gazeteci tutuklanmış, 300 gazeteci saldırıya uğramış ve 3 gazeteci öldürülmüştü ve tam 49 ton gazete, dergi ve kitap, sakıncalı olduğu iddiasıyla imha edilmiş, basın özgürlüğünü kısıtlayan 151 yasa çıkartılmıştı.

    Üzerinden tam 44 yıl geçti ancak; halen 82 tarihli darbe anayasası yürürlükte, darbe anayasası ile hayatımıza sokulan kurumlar iş başında. Ve özellikle 2016-2018 OHAL sürecinde yaşanan ağır bilanço, devamında çıkarılan yasalar ve hakim politikalarla insan hakları normları ve demokrasi ilkelerinin yanında yürürlükteki hukukun dahi yok sayılması sonucunda yaşanan; yaşam hakkı ve işkence görmeme hakkından ifade özgürlüğüne , örgütlenme özgürlüğünden toplanma özgürlüğüne, eğitim hakkından sağlık hakkına, çevre hakkından insan onuruna yaraşır bir yaşam hakkına temel haklarımızın aymazca ihlal ediliyor olması gösteriyor ki; 12 Eylül, kurumları yanında zihniyeti ile de halen iş başında.

    Bilindiği üzere iktidar bununla da kalmadı, “15 Temmuz darbe girişimi” sonrasında ilan ettiği ve iki yıl süren OHAL, 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan Anayasa değişikliği, 31 Temmuz 2018 tarihinde yürürlüğe giren ve OHAL yetkilerinin devamını sağlayan 7145 sayılı torba kanun, 25 Ağustos 2018 den başlayarak Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray buluşmalarına getirilen yasaklar ve devamında 2020 yılında çıkarılan yeni Bekçiler Kanunu, Çoklu Baro Yasası, Sosyal Medya Sansür Yasası, Ceza İnfazında eşitsizliği derinleştiren ve işkenceye zemin hazırlayan, Sivil Toplum Örgütlerine kısıtlamalar getiren yasal düzenlemeler, 20 Mart 2021 tarihinde İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması ve hak ve özgürlüklere getirilen yasak uygulamaları ile 12 Eylül’ü daha da pekiştirdi ve hükümetin OHAL yetkilerini 3 yıl süreyle yeniden uzatan yasanın 18 Temmuz 2021 tarihinde kabulü ile rejim, OHAL koşullarının ötesine geçtiğini ve rejimin otoriter tarzda yeniden yapılandırılması amacıyla hareket ettiğini de göstermiş oldu.

    “İKTİDARI DENETLEYECEK OTORİTELER D2 KALDIRILDI”

    Özetle geçen yıl olduğu gibi son bir yılda yine; Anayasa ve yasalar dahil, hukuk normlarının bağlayıcılığı yok sayılmış, Anayasa ve uluslar arası insan hakları sözleşmelerine aykırı, hak ve özgürlükleri yok sayan yeni düzenlemeler yapılmış, hak ve özgürlüklerin ihlaline karşı siyasi iktidarı durduracak, denetleyecek mekanizmalar tamamen ortadan kaldırılmış, halk hukuk güvenliğinden yoksun bırakılarak hak ihlalleri, keyfiyet/ hukuk dışılık adalet ve emek mücadelesi alanına, ekoloji mücadelesine, LGBTİ’lere ve kadınlara genişletilerek devam ettirilmiştir. Ve geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bu yapılanlarla kalıcı bir otoriter rejim yapılandırılmaya devam edilmiştir.”

    Basın açıklamasında darbeleri önlemek için yapılması gerekenler de şu şekilde sıralandı:

    -Darbe kurumlarını kapatmak,
    -Hak ihlallerine neden olan yasaları tüm sonuçları ile ortadan kaldırmak,
    -Darbecileri ve darbe sürecinde işlenen suçları cezalandırmak,
    -Darbe nedeniyle doğan zararların giderimini de kapsayacak şekilde onarıcı adaleti sağlamak,
    -Hak ve özgürlükleri evrensel ölçülerde genişletmek ve baskıdan kalıcı olarak kurtarmak,
    -Demokratik ve özgürlükleri esas alan yeni bir anayasa yapılması,
    -Demokratikleşme yanında çatışma çözümü ve pozitif barışı sağlamak ve kurumsallaştırmak.

    Basın açıklamasında son olarak hükümete seslenilerek, “Otoriterleşme yolundaki ısrarına rağmen, darbe karşıtı olduğunu söylemekten vazgeçmeyen hükümeti; 12 Eylül’e ve darbelere karşı olduğunu ispata çağırıyoruz” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kazancı Yokuşu’nda 12 Eylül açıklaması: Darbenin kurumları ayakta!- VİDEO

    Kazancı Yokuşu’nda 12 Eylül açıklaması: Darbenin kurumları ayakta!- VİDEO

    PİRHA – 78’liler Girişimi, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nin yıl dönümü dolayısıyla Taksim’de bulunan Kazancı Yokuşu’nda basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada 12 Eylül darbe anayasasının ve Siyasi Partiler Yasası’nın, seçim barajı, YÖK, RTÜK, sendika yasaları ile sürdüğü belirtildi.

    12 Eylül Askeri Derbesi’nin üzerinden 43 yıl geçti. Birçok kentte darbenin yıl dönümünde açıklamalar yapıldı.

    78’liler Girişimi de, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nin yıl dönümü dolayısıyla Taksim’de bulunan Kazancı Yokuşu’nda birçok kurumun katılımıyla basın açıklaması yaptı.

    “Tekli rejimle katlanarak süren 12 Eylül’le yüzleşmek” pankartı ile “12 Eylül karanlığı sürüyor, mücadelemizle yıkacağız” ve “Darbe Anayasası tüm kurumlarıyla kaldırılsın” dövizlerinin taşındığı açıklamaya birçok siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Açıklamayı 78’liler Girişimi’nden İsmet Evren okudu. Açıklamada 12 Eylül darbesinin üzerinden 43 yıl geçtiği ancak 12 Eylül darbe rejiminin temel unsurlarıyla katlanarak sürdüğüne yer verildi. 12 Eylül Darbe Anayasası’nın ve Siyasi Partiler Yasası’nın, seçim barajı, YÖK, RTÜK, sendika yasaları ile sürdüğü belirtildi.

    “BARIŞ KENDİNİ DAYATIYOR”

    Evren, barışın sonuç olarak kendinin dayattığını söyleyerek şunları ifade etti:
    “Türkiye, 1974-80’li yıllarda yaşanan ve sağıyla soluyla iç savaşa varan çatışmalarda hayatını kaybeden 5 bin gencin hesabını vermeden, toplumun üzerinden silindir gibi geçen kanlı 12 Eylül Darbesi’yle karşılaştı. Türkiye 12 Eylül Darbesi’yle de hesaplaşmadan, 40 yıldır süren ve 40 bin insanımızın ölümüne yol açan çok daha kanlı savaşa ve çatışma ortamına girdi. Gelinen noktada savaş ve çatışma ortamı toplumsal ayrıştırma, yoksullukla terbiye etme, kaygı ve korku iklimi eşliğinde, iktidarı sürdürme ve siyaset yapma biçimi olarak sürdürülüyor.”

    “DEMOKRATİK CUMHURİYET’TE YAŞAMAK İSTİYORUZ”

    Evren, vazgeçilmez taleplerimiz diyerek şunları sıraladı:
    “12 Eylül Darbesi’nden bu yana hükümetlerin değişmesiyle birlikte kısmi değiştirmelerle sürdürülen 1980 Darbe Anayasası’nın kaldırılarak; demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi ve sosyal bir anayasanın toplumsal bir mutabakat ile yapılmasını talep ediyoruz!
    Diyarbakır 5 Nolu Askeri Cezaevi’nin her karesinde yaşanan gerçekliğe bağlı kalarak, büyük insanlık ve ülke için ‘İnsan Hakları Müzesi’ne dönüştürülmesini talep ediyoruz!
    Toplumsal barışın, adaletin, kolektif ve bireysel hak ve özgürlüklerin sağlandığı, baskının ve şiddetin değil özgürlüğün ve eşitliğin olduğu Demokratik Cumhuriyet’te yaşamak istiyoruz!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin’de 12 Eylül eylemi: Darbe rejimi hala sürüyor- VİDEO

    Mersin’de 12 Eylül eylemi: Darbe rejimi hala sürüyor- VİDEO

    PİRHA- 12 Eylül Askeri Darbesi’nin 43. yılı nedeniyle Mersin Emek ve Demokrasi Platformu ile Mersin 78’liler Girişimi Derneği tarafından yapılan basın açıklamasında darbe rejiminin hala sürdürüldüğü vurgulandı.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu ile 78’liler Girişimi Derneği, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nin 43. yıl dönümü sebebiyle Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Platform bileşenleri ve çok sayıda kitle örgütünün destek verdiği açıklamada Türkiye’nin 12 Eylül’e ilişkin hesap vermesi gerekliliği öne çıkarıldı.

    “12 EYLÜL SİYASAL İSLAM REJİMİNİN YOLUNU AÇTI”

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Nasır Nesanır, “12 Eylül Darbesi’nde yüzbinlerce insan gözaltına alındı, işkence sistemli olarak uygulandı, idamlar yapıldı, milyonlarca insan 12 Eylül’ün izlerini taşıdı. “Türk-İslam sentezi” ile laikliğin tasfiyesinin ve siyasal İslam rejiminin yolu açıldı. 12 Eylül Askeri Darbesi’ne ve onun devamı olan iktidarlara teslim olmadık” şeklinde konuştu.

    78’liler Girişimi Dernek Başkanı Yeşim Dağgeçen ise, 12 Eylül rejiminin son bulmadığını, her yıl katlanarak sürdüğünü dile getirdi. Dağgeçen, “12 Eylül Darbe Anayasası ve Siyasi Partiler Yasası, seçim barajı, YÖK, RTÜK, sendika yasaları ile, 1980-83 döneminde yapılan 600 civarında yasa ve binlerce yönetmelikle sürüyor. İktidarıyla muhalefetiyle siyasetçiler 12 Eylül darbe rejimiyle uzlaştılar” dedi.

    “1980 DARBE YASASI KALDIRILMALI”

    Yeşim Dağgeçen, 1980 darbe anayasasının kaldırılarak yerine demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi ve sosyal bir anayasanın toplumsal bir mutabakat ile yapılmasını talep etti.

    Dağgeçen, “Toplumsal barışın, adaletin, kolektif ve bireysel hak ve özgürlüklerin sağlandığı, baskının ve şiddetin değil özgürlüğün ve eşitliğin olduğu demokratik cumhuriyette yaşamak istiyoruz. Tüm cezaevlerinde yaşanan ve Diyarbakır 5 Nolu Askeri Cezaevi’nin her karesinde yaşanan gerçekliğe bağlı kalarak, büyük insanlık ve ülke için ‘İnsan Hakları Müzesi’ne dönüştürülmesini talep ediyoruz” diyerek sözlerini sonlandırdı.

    PİRHA/ MERSİN

  • PSAKD: Darbenin tohumları Maraş, Çorum, Malatya’daki Alevi katliamları ile atıldı

    PSAKD: Darbenin tohumları Maraş, Çorum, Malatya’daki Alevi katliamları ile atıldı

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), 41’inci yılını geride bırakan 12 Eylül 1980 darbesine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada Alevilerin her dönem faşizmin hedefi olduğuna vurgu yapılarak, “Bu gerçeklik 12 Eylül Faşist darbesinde de değişmemiş, binlerce Alevi mahallesi, köyü arama bahanesi ile talan edilmiş, yüzbinlerce Alevi sürgün edilirken yüzlerce genç ise katledilmiştir” denildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), 12 Eylül 1980 darbesinin 41’inci yılına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada 12 Eylül’ün devrimcilere, yurtseverlere ve Alevilere karşı işlenmiş insanlık suçu olduğunun altı çizilerek sayısız katliam, sürgün, köylere cami yapılması ve zorun din dersleri ile Aleviliğin kuşatma altına alındığı belirtildi.

    “ALEVİLER HER DÖNEM FAŞİZMİN HEDEFİ OLMUŞTUR”

    Eşitlik, adalet ve demokrasi gibi değerleri bünyesinde çoğaltarak yaşayan Alevilerin her dönem faşizmin hedefi olduğuna işaret edilen açıklamada, “12 Eylül devrimcilere, yurtseverlere ve Alevilere karşı işlenmiş bir insanlık suçudur. Eşitlik adalet ve demokrasi gibi değerleri bünyesinde üretip çoğaltarak yaşayan Aleviler her dönem şeriatın ve faşizmin hedefi olmuştur. Bu gerçeklik 12 Eylül Faşist darbesinde de değişmemiş, binlerce Alevi mahallesi, köyü arama bahanesi ile talan edilmiş, yüzbinlerce Alevi sürgün edilirken yüzlerce genç ise katledilmiştir. Aleviler özgürlük ve demokrasi bilincini devrimcilerle birlikte vermiş bir halktır. 12 Eylül tarikat ve şeriatçıların dostu, eşitlik ve adaleti savunanların ise düşmanıdır. Ülkemizde faşizm dinci gericilikten beslenmektedir” ifadelerine yer verildi.

    “DEVRİMCİLER KATLEDİRLİRKEN ALEVİLİK KUŞATMA ALTINA ALINDI”

    Açıklamada, 12 Eylül darbesinden sonra tarikatların önünün daha da açılarak Alevi köylerine camiler yapılmaya başlanması ile birlikte ilkokullarda din derslerinin zorunlu hale getirildiği hatırlatılarak Aleviliğin kuşatma altına alındığına dikkat çekildi.

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “Toplumun bilim, sanat, demokrasi, eşitlik gibi değerlerden uzaklaşarak gericileştirilmesi Alevilerin baskı altına alınmasıyla paralel devam etmiştir. Devrimciler katledilirken zaten yasaklı olan Alevilik kuşatma altına alınmıştır. Darbenin tohumları Maraş, Çorum, Malatya’da Alevi katliamları yapılarak atılmış meyvesi ise, sayısız katliamların yanı sıra Madımak ve Gazi katliamları olmuştur. Bu gün tarikatların ülkeyi yönetiyor olmasının temellerini 12 Eylül darbecileri atmıştır. Bu darbe 12 Eylül 1980’de başlatılan ve günümüzde hala devam eden bir süreçtir. Tüm bunların karşısında Aleviler devrimcileri, demokratları her yerde ve koşulda desteklemeye devam etmektedir. Bizler laiklik ve özgürlük mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğimizi haykırırken, darbecilere ve onun destekçilerine karşı olan mücadelemize devam edeceğimizi bir kez daha haykırıyoruz. Şeriata karşı demokrasi, sömürüye karşı özgürlük mücadelesini Devrimcilerle omuz omuza vermeye devam edeceğiz. Faşizme karşı yaşasın halkların kardeşliği. Darbeler insanlık suçudur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumartesi Anneleri: Kayıplarımızı istiyoruz, Nurettin Yedigöl’ü istiyoruz-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Kayıplarımızı istiyoruz, Nurettin Yedigöl’ü istiyoruz-VİDEO

    PİRHA – Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 785. haftasında koronavirüs salgını sebebiyle sosyal medya aracılığıyla Nurettin Yedigöl’ün akıbetini sordu. 

    Haberin Videosu

    Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 785. haftasında evlerden canlı yayın yaparak Nurettin Yedigöl’ün akıbetini sordu.

    Yapılan açıklamada, “Gözaltında kaybedilişinin 39. Yılında Nurettin Yedigöl dosyasında etkili bir yargı faaliyeti yürütülmesi, Nurettin Yedigöl’ün akıbetinin açığa çıkartılması, onu kaybedenler üzerindeki cezasızlığa son verilmesi için adli ve siyasi makamları göreve çağırıyoruz” denildi.

    “ADALET VE EŞİT HAKLARIN SAĞLANMASI TALEBİMİZİ YÜKSELTİYORUZ”

    Açıklamada, “Öncelikle COVID-19 salgınının bir an önce kontrol altına alınmasını ve toplumumuzun salgını en az zararla atlatmasını diliyoruz. Bu dileğimizin gerçekleşebilmesi için de iktidarı, tüm ayrımcı uygulamalarına son vererek siyasi çıkar ve hesapları bir kenara bırakmaya, demokratik bir zeminde ve insan haklarını gözeten bir yaklaşımla bu süreci yürütmeye çağırıyoruz. Umuda, iyiliğe ve dayanışmaya ihtiyacımız olan bu günlerde “Ayırımsız herkesin yaşam hakkının korunması, herkes için adalet ve eşit hakların sağlanması” talebimizi yükseltiyoruz” diye çağrı yapıldı.

    “NURETTİN’İN HİÇ GÖZALTINA ALINMADIĞI CEVABI VERİLDİ”

    Açıklama şöyle devam etti:

    “785. haftamızda 39 yıldır kesintisiz devam eden 12 Eylül zihniyetinin cezasız bıraktığı Nurettin Yedigöl dosyası ile kamuoyuna sesleniyoruz.

    Sosyalist kimliği ile bilinen 26 yaşındaki Nurettin Yedigöl İstanbul’da yaşıyordu. 12 Eylül Askeri Darbesi’nin ardından hakkında yakalama kararı çıkartıldı. 10 Nisan 1981 tarihinde İstanbul/ İdealtepe’de bir eve yapılan polis baskında gözaltına alındı.Dönemin ünlü işkence merkezi Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

    Yedigöl Ailesi, başta Kenan Evren ve dönemin askeri savcısı Faik Tarımcıoğlu olmak üzere devletin ilgili tüm birimlerine başvurdu. Ancak başvurulara sözbirliği halinde “Nurettin’in hiç gözaltına alınmadığı” cevabı verildi.

    10 kişi Nurettin’i siyasi şubede gördüklerine dair tanıklık etti. “Şahidiz, işkencede öldürüldü’’ diye ifade verdi. Kayıtlara geçen tanık beyanlarına göre: Nurettin Yedigöl, Tayyar Sever yönetimindeki 1.Şube’de K Gurubu tarafından sorgulandı. İfade vermeyi reddettiği için Mete Altan’ın başında bulunduğu işkence timinin en ağır işkencelerine maruz kaldı. En son şubede sorgulanan diğer arkadaşları tarafından görüldüğünde kanlar içindeydi, konuşamıyordu, bilinci yerinde değildi. O günden sonra Nurettin’i gören olmadı.

    “İÇ HUKUKTA TÜM YOLLAR KAPANINCA AİHM’E TAŞINDI”

    Nurettin Yedigöl’ün gözaltında kaybedilmesi ve faillerin yargılanması ile ilgili yapılan başvurular sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından üç ayrı soruşturma yürütüldü. Ancak soruşturmalarda zaman aşımı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi.

    Son olarak anne Zeycan Yedigöl, 15 Şubat 2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. 10 Aralık 2015 tarihinde Anayasa Mahkemesi, evrensel hukuka ve teamüllere aykırı bir biçimde başvuruyu diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelemeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verdi. (Başvuru Numarası: 2013/1566) İç hukukta tüm yollar kapanınca dava AİHM’e taşındı.

    Bugün bir kez daha altını çiziyoruz: Nurettin Yedigöl’ün gözaltında kaybedilmesi, 12 Eylül 1980 askeri darbesi döneminde insanlığa karşı suç oluşturacak biçimde, bir devlet politikası dâhilinde işlenmiştir. Bu nedenle evrensel hukuk normlarına göre zamanaşımına tabi tutulamaz. Anayasa Mahkemesi dahil, yargı makamlarının bu tutumu, devletin ulusal ve uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerine aykırıdır.

    “ADLİ VE SİYASİ MAKAMLARI GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ”

    Gözaltında kaybedilişinin 39. Yılında Nurettin Yedigöl dosyasında etkili bir yargı faaliyeti yürütülmesi, Nurettin Yedigöl’ün akıbetinin açığa çıkartılması, onu kaybedenler üzerindeki cezasızlığa son verilmesi için adli ve siyasi makamları göreve çağırıyoruz.

    Nurettin Yedigöl için, bütün kayıplarımız için hakikat ve adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz.86 haftadır bize kapatılan kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 12 Eylül Askeri Darbesi Kazancı Yokuşu’nda lanetlendi-VİDEO

    12 Eylül Askeri Darbesi Kazancı Yokuşu’nda lanetlendi-VİDEO

    PİRHA- 12 Eylül Askeri Darbe’nin 39. yıl dönümü sebebiyle sivil toplum örtgütleri İstanbul Taksim Kazancı Yokuşu’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Yıllardır bir demokrasicilik oyunu oynanıyor” denildi.

    HABERİN VİDEOSU

    12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. 7 bin kişi için idam cezası istenen ve 517 kişiye idam cezası verilen 12 Eylül darbesi için Taksim’de bulunan Kazancı Yokuşu’nda her sene gerçekleştirildiği gibi bu sene de basın açıklaması yapıldı.

    İnsan Hakları Savunucusu Nimet Tanrıkulu, toplumun geldiği noktanın yeni bir durum olmadığını belirterek, bu darbeyle yüzleşilmediği taktirde yeni darbeler yaşanacağını söyledi.

    Basın açıklamasına, 78’liler Girişimi, Emek Partisi, Devrimci Parti, Halkların Demokratik Partisi, Karşı Sanat Çalışmaları, Marksist Tutum, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi, Yeşil Sol Partisi destek verdi.

    Katılımcılar Necdet Adalı, Erdal Eren dövizleri ile birlikte “12 Eylül’den 15 Temmuz’a tüm darbelere hayır” yazısının yer aldığı pankartı taşıdılar.

    Kazancı yokuşunda yapılan basın açıklamasında Mazlum Doğan’ın fotoğraflarının kullanılması polisler tarafından engellenerek “12 Eylül’den 15 Temmuz’a darbelere hayır”, “Sabahın bir sahibi var, sorarlar bir gün sorarlar” pankartları açıldı. Ardından 12 Eylül’de kaybedilen insanlar için 1 dakikalık saygı duruşuna geçildi.

    Basın açıklamasını Yunus Bircan okudu.

    Açıklamada, “Yıllardır bir demokrasicilik oyunu oynanıyor. 12 Eylül işbirlikçisi olduğu halde neredeyse “demokrat” ilân edilen Özal da bu oyunun bir figüranıydı. 28 Şubatçı askerler, uluslararası güçlerin de telkinleri ve yönlendirmesiyle. Deniz Baykal üzerinden 2000’li yıllarda Tayyip Erdoğan ile bu oyuna devam edilecekti” denildi.

    “REJİM ÇIPLAK BİR TEKÇİLİKLE ASLINI ORTAYA KOYDU”

    12 Eylül cunta şefi Evren’in avukatı mahkemede, “Onlar kurucu, ülkeyi onların yaptığı kanunlarla idare ediyorsunuz, yargılayamazsınız” derken bir gerçeğe de parmak bastığını dile getiren Bircan, şöyle devam etti:

    “Evrenizm yasalarıyla siyaset yapanlar, yıllarca darbecilerin yargılanmasını ve demokratikleşmeyi engellemişti. Özal’dan Erdoğan’a kadar bütün politikacılar darbe rejimini katmanlaştırmış ve süreklileşmiş bir demokrasi suçu işlemişlerdi. Gerçek bir “beka”nın ve istikrarın ülke içinde “Toplumsal Barış” ile sağlanacağı açıkken, “Güvenli Bölge” adı altında başka bir egemen ülkenin topraklarına müdahale ediliyor.”

    12 Eylülcü zihniyetle, kayyım atamaları üzerinden demokrasiye, hukuka, halkın seçme ve siyaset yapma hakkına darbe yapıldığı kaydedilen açıklamada, toplumsal sözleşmeye ihtiyaç olduğu dile getirildi.

     “SİLAHLARIN, CENAZELERİN EŞLİĞİNDE DEMOKRASİ OLMAZ”   

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Bahsettiğimiz sözleşmenin ilk adımı “Toplumsal Barış” olmalıdır. Çünkü silahların ve cenazelerin eşliğinde demokrasi olmaz. Yargı bağımsızlığına, acil olarak da adil ve adaletli bir yargıya ihtiyaç vardır. Cezaevlerinin boşaltılması için af ve benzeri önlemlerle toplumsal barış temelinde yapılmalı, toplum hayatı normalleşme yoluna sokulmalıdır. Kürt sorunu, Alevi sorunu gibi toplumsal barışın olmazsa olmaz sorunlarının demokratik çözümü, kademeli bir programla güncelleşmelidir. 1960 Darbesiyle yüzleşmemenin ürünü 12 Mart Darbesi 12 Mart Darbesiyle yüzleşmemenin ürünü 12 Eylül Darbesidir. 12 Eylül Darbesiyle yüzleşmemenin ürünü ise 28 Şubat Post modern Darbesi ve 15 Temmuz Darbe Girişimidir ve de akabinde Kanun Hükmünde Kararnameler üzerinden inşa edilen tekçi rejimdir” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Erdal Eren katledilişinin 38. yılında anılıyor

    Erdal Eren katledilişinin 38. yılında anılıyor

    PİRHA- 12 Eylül darbecileri tarafından 17 yaşında idam edilen Erdal Eren, katledilişinin 38. yılında Türkiye’nin pek çok kentinde anılıyor.

    12 Eylül döneminde Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği (YDGD) üyesi olan Erdal Eren, bir askeri öldürdüğü iftirasıyla idam edilmişti. ODTÜ öğrencisi Sinan Suner, 30 Ocak 1980 akşamı Ankara’nın Yukarı Ayrancı semtinde, duvara yazı yazarken, dönemin MHP’li Bakanı Cengiz Gökçek’in koruması Süleyman Ezendemir tarafından vuruldu. Kurşunlamakla yetinmeyen ve yaralı olan Sinan Suner’i arabasına alan Ezendemir, başkent sokaklarında dolaştırıp işkence etti. Kan kaybından öldüğünü anlayınca da Sinan Suner’i bir hastanenin kapısına atıp kaçtı.

    EVREN: ASMAYALIM DA BESLEYELİM Mİ?

    Olayın duyulmasının ardından ODTÜ’lü arkadaşları ve yoldaşları 2 Şubat 1980’de Sinan Suner’in öldürüldüğü Ayrancı Hoşdere Caddesi’nde eylem düzenledi. Yapılan protestoya cunta askerleri müdahale etmiş ve çıkan çatışmada Er Zekeriya Önge yaşamını yitirmişti. Er Önge’yi Erdal Eren’in vurduğu iddia edilerek, Erdal gözaltına alındı daha sonra Mamak Askeri Cezaevine konuldu. Erdal Eren 12 Eylül faşist cuntasının işbaşına gelmesinin ardından, Kenan Evren’in “Asmayalım da besleyelim mi?” talimatı doğrultusunda 13 Aralık 1980’de idam edildi. Erdal’ın idam haberini duyan yoldaşları bunu protesto ettiler. O protestoda gözaltına alınan yine devrimci bir lise öğrencisi olan Ercan Koca da 16 Aralık’ta polislerin işkencesinde öldürüldü.

    MEZARI BAŞINDA ANMA

    Erdal, her yıl Sinan Suner ve Ercan Koca ile birlikte anılıyor. Erdal Eren bugün Ankara’da, bugün mezarı başında anılacak. Ayrıca İzmir, Çanakkale ve Eskişehir’de basın açıklaması yapılacak.

    Yarın Antalya’da Emek Partisi il bürosunda ‘Oğlunuz Erdal’ Belgesel Gösterimi ve söyleşi gerçekleşecek.

    ERDAL EREN SERGİSİ İSTANBUL’DA

    İstanbul’da Ataşehir Belediyesi ve Ataşehir Kent Konseyi’nin işbirliğiyle Erdal Eren’in anısına düzenlenen “Hep On Yedisinde Düşlerim” isimli anma programı yapılacak.

    Eren’in mahkemede giydiği kıyafetlerden, onun için yazılmış şiirlere kadar Erdal Eren’i anlatan pek çok anının sergilendiği sergi 13 Aralık Perşembe günü açılacak ve 19 Aralık’a kadar devam edecek.

    Öte yandan, Erdal Eren anısına 15 Aralık Cumartesi günü Erdal Eren Sivil Toplum Merkezi’nde bir kütüphane açılacak. Kütüphane açılışının ardından düzenlenecek sergi, söyleşi, şiir ve müzik dinletileri içeren anma gecesi 17.00 ile 19.00 saatleri arasında gerçekleşecek. (HABER MERKEZİ)