Etiket: 12 imam

  • Helvacı Cemevi’nde aşure lokması: Kardeşçe yaşama vesile olsun! – VİDEO

    Helvacı Cemevi’nde aşure lokması: Kardeşçe yaşama vesile olsun! – VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Helvacı Cemevi’nde aşure lokması pay edildi. Etkinlikte konuşan Helvacı Cemevi Başkanı Süleyman Laçin, “Nasıl ki aşure birbirinden farklı malzemelerin uyumuyla güzelleşiyorsa, insanlık da farklı inançların, kimliklerin ve kültürlerin bir arada, barış içinde yaşamasıyla anlam kazanır” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Helvacı Cemevi’nde aşure lokması paylaşıldı. Kadınları emeği ile ortaya çıkan Aşure lokmasına çok sayıda yurttaşın katılımıyla paylaşıldı. Açılış konuşması yapan PSAKD Helvacı Cemevi Başkanı Süleyman Laçin, “Kerbela; hak ile zulmün, adalet ile baskının, vicdan ile iktidar hırsının karşı karşıya geldiği büyük bir insanlık sınavıdır” dedi.

    Kerbela’nın nerde haksızlık varsa karşısında durma, nerede mazlum varsa yanında olma sorumluluğu yüklediğini belirten Laçin, “Sessizlik bazen zulmün en büyük destekçisi olabilir” diye konuştu.

    “HİÇBİR ANNENİN GÖZYAŞI DÖKMEDİĞİ BİR ÜLKE ÖZLEMİ ÇEKİYORUZ”

    Aşurenin paylaşmanın, bereketi büyütmenin, birliğin ve farklılıkların aynı kazanda kardeşçe buluşması anlamına geldiğini kaydeden Laçin, şunları söyledi:

    “Nasıl ki aşure birbirinden farklı malzemelerin uyumuyla güzelleşiyorsa, insanlık da farklı inançların, kimliklerin ve kültürlerin bir arada, barış içinde yaşamasıyla anlam kazanır. Biz Alevi-Bektaşi öğretisinde ‘Yetmiş iki millete bir nazarla bakmayı’ düstur edinmiş bir Yol’un yolcularıyız. Hiç kimseyi ötekileştirmeyen bir anlayışın temsilcileriyiz. Bizler hiçbir annenin gözyaşı dökmediği, hiçbir çocuğun aç kalmadığı, hiç kimsenin inancından ve kimliğinden dolayı ayrımcılığa uğramadığı bir ülke özlemi çekiyoruz. Hak’tan, hukuktan, adaletten, eşit yurttaşlıktan, laik ve demokratik bir yaşamdan yana olmaya da devam edeceğiz.”

    Konuşmanın ardından Baba Mansur Ocağı’ndan Göksel Savak’ın lokma duasından sonra aşureler paylaşıldı. Kadınlar doğanın korunması ve dünyanın güzelleşmesi için çerağ yaktı. Aşure lokmasının ardından Muharrem cem erkanı yürütüldü.

    PİRHA/İZMİR

  • İzmir’deki cemevlerinde aşure lokmaları pay edildi: Aşure kardeşliğin simgesidir-VİDEO

    İzmir’deki cemevlerinde aşure lokmaları pay edildi: Aşure kardeşliğin simgesidir-VİDEO

    PİRHA- Muharrem orucunun tamamlanmasının ardından İzmir’deki çok sayıda cemevinde birlik, dayanışma ve paylaşmanın simgesi olan aşure lokmaları yurttaşlarla pay edildi. Narlıdere Cemevi Başkanı Elvan Özdemir, Kerbela’nın acısının bugün de farklı coğrafyalarda sürdüğünü belirterek, Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların son bulması çağrısında bulundu.

    Muharrem ayında tutulan 12 günlük yas-ı matem orucunun sona ermesiyle birlikte İzmir’deki cemevlerinde aşure lokmaları pay edildi. Yas günleri boyunca eğlence ve şenlikten uzak duran Aleviler, matem orucunun ardından birlik, dayanışma ve paylaşmanın simgesi olan aşure lokmalarını yurttaşlarla buluşturdu.

    NARLIDERE CEMEVİ’NDE LOKMALAR PAY EDİLDİ

    İzmir’deki birçok Alevi kurumunda gerçekleştirilen aşure etkinliklerinden biri de Narlıdere Cemevi’nde yapıldı. Baba Mansur Ocağı Piri Ali Tekin’in okuduğu lokma duasının ardından aşureler yurttaşlara dağıtıldı.

    Etkinlikte konuşan Narlıdere Cemevi Başkanı Elvan Özdemir, Kerbela’nın yalnızca tarihte yaşanmış bir olay olmadığını, günümüzde de benzer acıların yaşandığını söyledi. Özdemir, Suriye’de yaşayan Alevilere yönelik saldırıların devam ettiğine dikkat çekerek, bu saldırıların bir an önce son bulması çağrısında bulundu.

    “AŞURE AYNI KAZANDA PİŞEN KARDEŞLİĞİN SİMGESİDİR”

    Aşurenin farklı tatların aynı kazanda buluşmasıyla oluşan birlik, kardeşlik ve paylaşmanın simgesi olduğunu belirten Özdemir, rızalık lokmasının toplumsal barışa ve birlikte yaşama katkı sunmasını temenni etti.

    Konuşmaların ardından hazırlanan aşure lokmaları yurttaşlarla paylaşıldı.

    AKD URLA ŞUBESİ’NDE AŞURE PAYLAŞILDI

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Urla Zeytinalan Cemevi’nde de çok sayıda yurttaşın katılımıyla Aşure lokması paylaşıldı. Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Urla Zeytinalan Cemevi Şube Başkanı Hasan Tatar, Muharrem ayı direncin ve paylaşmanın yeniden hatırlandığı kutsal zamanlar olduğunu belirterek, Kerbela’nın büyük bir hakikat mücadelesi olduğunu söyledi.

    Aşurenin birlik ve beraberliğin en güzel simgesi olduğunu söyleyen Tatar, konuşmasını şöyle tamamladı;

    “Nasıl ki aşurenin içindeki hiçbir malzeme diğerlerinden üstün değilse insanlık fertleri de birbirinden üstün değildir. Dinimiz, inancımız, kimliğimizle, düşüncelerimiz farklı olabilir ancak bizm içini saygı ve insanlık değerleridir. Bugün her zamankinden daha fazla kardeşliğe, dayanışmaya ve birliğimizi anlamaya ihtiyacımız vardır. Bizler de bu anlayışla barışın, kardeşliğin, eşit yurttaşlığın ve toplumsal dayanışmanın güçlenmesi için çalışmaya devam edeceğiz. Herkesin inancını özgürce yaşayabildiği, düşüncesini korkmadan ifade edebildiği, çocuklarımızın umutla geleceğe baktığı bir ülke özlemini taşıyoruz. Kaynayan aşuremiz çocuğumuza barış hanemize bereket, gönüllerimiz muhabbet getirsin.”

    Tatar’ın konuşmasının ardından semah dönüldü, deyişler söylendi ve Aşureler paylaşıldı.

    AKD ALİAĞA ŞUBESİ’NDE AŞURELER PAYLAŞILDI

    Alevi Kültür Denekleri(AKD) Aliağa Cemevi’nde de Aşure lokması paylaşıldı. AKD Aliağa Şube Başkanı Suat Çiçekdal, Aşure lokmasıyla dayanışma, kardeşlik ve ortak değerleri paylaştıklarını kaydetti.  Çiçekdal, “Aynı kazanda kaynayan Aşure nasıl faklı tatları bir araya getirip berekete dönüşüyorsa bizler de farklılıklarımızla bir araya gelerek gönüllerimizi birliyoruz.  Aşure birliğin ve paylaşımın en güzel örneğidir” dedi.

    Konuşmaların ardından Aşure lokması paylaşıldı.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

  • Mersin Cemevi’nde Muharrem orucu açıldı, okullardaki asimilasyona dikkat çekildi-VİDEO

    Mersin Cemevi’nde Muharrem orucu açıldı, okullardaki asimilasyona dikkat çekildi-VİDEO

    PİRHA- Yası Kerbela Orucu nedeniyle Mersin Cemevi’nde bir araya gelen yurttaşlar, İnanç Kurulu Üyesi Gökhan Ataç Dede’nin okuduğu gülbenkle oruçlarını açtı. Muhabbet programında konuşan Haydar Karlı, dijital çağda öğrencilerin yaşadığı sorunlara ve okullarda Alevi çocuklarına uygulanan asimilasyon politikalarına değindi.

    Alevi toplumu Yası Kerbela Orucu tutmaya devam ediyor. Mersin Cemevi’nde bir araya gelen yurttaşlarlar, İnanç Kurulu Üyesi Gökhan Ataç Dede’nin okuduğu gülbenkle oruçlarını açtı. Rıza Aydın’ın deyişleri eşliğinde semah dönüldü.

    Daha sonra düzenlenen muhabbet programında Mersin Cemevi İnanç Kurulu Üyesi Haydar Karlı konuşma yaptı. Dijital çağda öğrencilerin yaşadığı sorunları örnekler vererek açıklayan Karlı, ekran bağımlılığının azaltılması için aile içindeki iletişimin arttılması gerektiğinin altını çizdi.

    Alevi öğrencilerin okullara ÇEDES, zorunlu din dersi gibi çeşitli program ve uygulamalarla asimile edilmeye çalışıldığını belirterek, velilerin bu tür projelere karşı duyarlı olmasını ve itirazlarını sürdürmesini istedi.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü üzerinden Alevilere yönelik 12 modül hazırladığına dikkat çeken Karlı, “Bu modülleri kim hazırladı? Alevi kurumlarının içinde olmadığı bir çalışmanın yapılması doğru değil. Bizler asimilasyon politikalarına karşı duyarlı olmalıyız” dedi.

    Konuşmanın ardından çerağlar sırlandı.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Bağcılar Cemevi’nde muharrem sohbeti yapıldı, oruçlar açıldı-VİDEO

    Bağcılar Cemevi’nde muharrem sohbeti yapıldı, oruçlar açıldı-VİDEO

    PİRHA – Bağcılar Cemevi’nde Muharrem ayının 10. gününde Muharrem Sohbeti yapıldı, oruçlar açıldı. 

    Alevi toplumu Yası Kerbela Orucu’nu tutmaya devam ediyor.

    Bağcılar Cemevi’nde bir araya gelen yurttaşlar, muharrem sohbetine katıldı. Kureyşan Ocağına mensup Ali Efe ile Zakir Aydın Gündüz yürüttüğü sohbette İmam Hüseyin’in duruşuna dair konuşma yapıldı, nefesler ve deyişler okundu. 

    PİRHA/İSTANBUL

  • Pir Gökmen Savak: Muharrem ayı Alevi öğretisinin taşıyıcısı olmuştur – VİDEO

    Pir Gökmen Savak: Muharrem ayı Alevi öğretisinin taşıyıcısı olmuştur – VİDEO

    PİRHA – Muharrem ayının Alevi toplumu ve öğretisinin bir taşıyıcı yani rehber görevi gördüğüne dikkat çeken Baba Mansur Ocağı Piri Gökmen Savak, Hüseyin’i duruşun tarih boyunca farklı toplumsal kesimlerde yaşamaya devam ettiğini belirtti. Alevilerin her zaman barıştan yana olduğunu söyleyen Savak, herkesin eşit yurttaşlık temelinde barış içinde yaşamasını istedi. 

    Alevilerin en kutsal aylarından biri olan Muharrem ayının önemine ilişkin Baba Mansur Ocağı Pir’i Gökmen Savak, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Muharrem ayının  Alevi toplumu ve öğretisinin bir taşıyıcı rehber görevi gördüğüne dikkat çeken Savak, Alevilerin zalimin, zulmün karşısında durduğunu söyledi.

    “MAZLUMUN YANINDA BİR KALKANIZ”

    Muharrem ayının önemli bir yanının da oruç ibadetinden çok sosyolojik bir duruş olduğuna vurgu yapan Savak, Hz. Ali’nin “Zulme engel olamıyorsanız, onu herkese duyurun” sözünü hatırlatarak, masumun yanında durmanın, zalime karşı olmanın önemini vurguladı.

    “Tarih boyunca mazlum olan Hüseyin olmuştur, nerde zalim varsa o da Yezit olmuştur” diyen Savak, hak, hukuk yiyen, insanları sömüren zihniyeti Yezit olarak kabul ettiklerini, karşısında direnenleri ise mazlumdan yana olan Hüseyin olarak gördüklerini söyledi.

    Alevi öğretisinde en önemli kurallarından birinin cana kıymamak olduğunu söyleyen Savak, “Bir masuma, insanın canına veya  herhangi bir canlının canına kıydığı anda o Yezid’i düşünceye dahil olmuş olur. O yüzden biz cana kıymaya karşıyız. Biz sömürüye, zulme karşıyız, biz mazlumların yanına bir kalkanız” diye konuştu.

    “HÜSEYİN’İ DURUŞ FARKLI ZAMANLARDA FAKLI KESİMLERDE YAŞAMAYA DEVAM ETTİ”

    Kerbela katliamında Yezid’e karşı bir duruş sergileyen Hüseyin’i duruşun tarih boyunca farklı toplumsal kesimlerde yaşamaya devam ettiğini belirten Savak, bu anlayışın 16. Yüzyılda Pir Sultan Abdal olarak karşımıza çıktığını söyledi.

    Savak, “Bütün pirlerimiz yaşadıkları dönemde yedikleri, giydikleri ya da konuştuklarıyla gelmemiştir, bunlar bu Hüseyin’i duruşlarla gelmiştir. Serden geçmişlerdir ama sırdan geçmemişlerdir. Geri dönmemişlerdir eğilmemişlerdir” diye konuştu.

    Hüseyin’i duruşun Alevi öğretisinin bir parçası olduğunu söyleyen Savak, günümüzde ise Hüseyin’i duruşun hiçbir makama, mevkiye, rantta, saltanata veya maddeye tamah etmeden, özgür iradeyle haksızın karşısında durmak anlamına geldiğini belirtti.

    Savak, Hüseyin’i duruşun bedeli ne olursa olsun doğruluğundan, adaletinden, merhametinden, vicdanından feraket etmeyen insani bir duruştur” dedi.

    Muharrem ayının yas ve paylaşım ayı olduğuna dikkat çeken Pir Savak, Muharrem ayı boyunca canların et yememeye, düğün işlerini ertelemesi yani eğlenceden uzak durmalarını istedi. Bu inancın değerlerini kaybettirmeden gelecek nesillere aktarılması gerektiğini vurgulayan Savak,  Alevilikte ibadetin şekilsel olmadığını ruhsal bir arınma olduğunu belirterek, ibadetlerin o günün koşullarına göre uyarlanması gerektiğini de ekledi.

    “BARIŞIN OLDUĞU HER YERDE YAŞAM OLUR”

    Türkiye’nin içinde bulunduğu ‘Demokratik Toplum ve Barış Süreci’ne ilişkin Hüseyin’i duruşun önemine vurgu yapan Savak  Alevilerin her zaman barıştan yana olduğunu belirterek,  “Çünkü barışın egemen olduğu her yerde yaşam olur” dedi.

    “Bugün hangi Alevi’ye savaş mı, barış mı?  diye sorarsanız hepsinin barış cevabını vereceğini belirten Savak, herkesin eşit yurttaşlık temelinde yaşadığı bir barış ortamının oluşmasını istediğini belirterek şunları söyledi:

    “Biz bir bitkinin bir hayvanın bile özgürce yaşamasını istiyoruz. Kendi haliyle yaşamasını, kendini ifade etmesini istiyoruz.  Kimliğiyle, diliyle, ırkıyla, inancıyla ne olursa olsun bu hür iradesini ortaya koysun, kimliğiyle yaşasın ve bu anlamda bir barış ortamı istiyoruz. Kimliklerin, birbirlerini sorgulamadığı, ırkların birbirlerine ötekileştirmediği dinlerin birbirlerini inkar etmediği ve herkesin birbirine saygı duyduğu, eşit paylaşımın olduğu ve en önemlisi özellikle ülkemizde eşit yurttaşlığın hakim olduğu herkesin idari anlamda eşit bir şekilde bakıldığı, görüldüğü bir barış ortamı istiyoruz.”

    Semra ACAR – İZMİR

     

  • Prof. Dr. Yağan: Cemevlerinde resmi kurumlar, siyasi partiler oruç açma yemeği vermemeli

    Prof. Dr. Yağan: Cemevlerinde resmi kurumlar, siyasi partiler oruç açma yemeği vermemeli

    PİRHA-Prof. Dr. Aziz Yağan, resmi kurumlar ve siyasi partilerin, cemevlerinde aşure ve oruç açma yemekleri vermelerini eleştirerek, “Cemevlerinde Aleviler dışında oruç açma yemeği verilmesine dair bir geleneğimize, Yol’umuzda buna dair hafızaya sahip değiliz. Buna devam edilmemelidir” dedi.

    Muharrem ayı ve 12 İmam Orucu devam ederken, bazı cemevlerinde AKP hükümetinin talimatıyla valiliklerin oruç açma yemeği vermesi eleştirilere neden oldu.

    Prof. Dr. Aziz Yağan, matem günlerinde tutulan oruç sonrasındaki yemek ve aşurenin Aleviler dışında resmi kurumlar, siyasi partiler ya da Alevi olmayan kişiler tarafından temin edilmesini eleştirdi.

    “YOL’UMUZDA BUNA DAİR HAFIZAYA SAHİP DEĞİLİZ”

    Prof. Dr. Aziz Yağan, tutulan oruç sonrası ihtiyaç duyulan yemek ve aşurenin Alevi bireyler tarafından karşılanması gerektiğini vurgulayarak konuya dair şu yazıyı paylaştı:

    “Alevi toplumu, matem günleri olan 12 İmam Orucu boyunca her akşam oruç açma yemeklerinde bir araya gelmektedir. Bu yemekler ve aşure ‘yol gereği’ günümüze dek Alevi bireyleri tarafından karşılanmaktadır.

    Son günlerde basına da yansıdığı gibi resmi kurumlar, siyasi partiler, Alevi olmayan bireyler, cemevlerinde aşureyi ve oruç açma yemeklerini kendileri vermek istemektedir. Cemevlerinde Aleviler dışında resmi kurumlar, siyasi partiler ya da Alevi olmayan kişiler tarafından oruç açma yemeği verilmesine dair bir geleneğimize, Yol’umuzda buna dair hafızaya sahip değiliz. Eğer bunun aksi örnekleri olmuşsa da buna devam edilmemelidir. Devlet görevlileri, siyasi parti temsilcileri, Alevi olmayan kişiler misafirlerimiz olarak oruç açma yemeklerine ve aşure törenlerimize gönül rahatlığı ile katılabilirler, başımızın üzerinde yerleri vardır. Bizim lokmamız da, soframız da özünü bilen herkese açıktır.

    Oruç açma yemekleri ve aşurenin giderlerinin binlerce yıldır Alevi bireylerinin karşılaması geleneğimize hem Alevi kurumları ve toplumu, hem de Alevi olmayan kesimler özen göstermelidir.

    (PİRHA HABER MERKEZİ)

     

  • Mersin Cemevinde Aşure lokması verildi

    Mersin Cemevinde Aşure lokması verildi

    PİRHA – Muharrem orucunun bitmesinin ardından Mersin Cemevinde Aşure lokması verildi. 

    Mersin Cemevinde Aşure lokması verildi. Aşure lokmasına, Mersin Valisi Ali İhsan Su, Yenişehir İlçe Kaymakamı Mustafa Kılıç, Akdeniz İlçe Kaymakamı Muhittin Pamuk, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir, İl Emniyet Müdürü Mehmet Şahne, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan, Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak, Toroslar Belediye Başkanı Atsız Afşın Yılmaz, Alevi Bektaşi Federasyonu Akdeniz Bölge Temsilcisi Ali Özveren, CHP Mersin Miletvekili Alpay Antmen, AKP Mersin Miletvekili Hacı Özkan, MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz ve Siyasi partilerin İl başkanları, Mersin il Müftüsü Şaban Kondi Yenişehir İlçe Müftüsü Halil Uzun, Mersin Ortodoks Kilisesi Ruhani Lideri Coşkun Teymur, Mersin Katolik Kilisesi Fransua Dondu Alevi Kurumları temsilcileri ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve binlerce insan katıldı.

    “AŞURE BİRLEŞTİRİCİLİĞİN VE PAYLAŞIMIN SİMGESİDİR”

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu Erdoğan Sevin Dede gülbeng okudu. Çiğdem Akdoğan’ın seslendirdiği deyişle semah dönüldü.

    ABF İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz kısa bir konuşma yaptı. Kılavuz, “Bu kutsal ayda bizi yan yana getiren duyguya aşk olsun. Aşk olsun o sevgiye ki, rengine, diline, dinine bakmadan bütün insanlığı kucaklar. Muharrem ayı matemi, Aşure bu matemin sonundaki kurtuluşu simgeler. Anadolu ve Mezopotamya topraklarında mayalanan, Alevi Bektaşi inancının değişmeyen geleneğidir.

    Aşure hep birleştiriciliğin ve paylaşmanın simgesi olmuştur. Muharrem ayı deyince akla Kerbela, Kerbela deyince akla Hz.Hüseyin gelir. Aleviler, Hz Hüseyin’in adını her haksızlığın ve adaletsizliğin önüne diktiler. Bir insan olarak onu sevmemek, bir kıyım olarak ona yanmamak elde değildir. Kızılbaş Alevi yol ulularında, Hz Hüseyin’in teslimiyeti red eden direnme ruhu hep var olmuştur. Halaç’ı Mansur, Baba İshak, Seyit Nesim Pir Sultan Abdal, Kalender Çelebi, birçok Alevi yol uluları hep Hz. Hüseyin tavrını sergiledi” dedi.

    “DEVLET ÇATISI ALTINDA YER ALAN HİÇBİR DİN LAİK OLAMAZ”

    Kerbela’nın büyük acıların adı olduğunu söyleyen Kılavuz sözlerini şöyle devam eti:

    “Kerbela iyi ile kötünün, zalim ile mazlumun lanetli ile kutsalın karanlık ile aydınlığın hesaplaşmasıdır. Hz. Hüseyin burada kutsallığı, mazlumu, aydınlığı temsil etmektedir. Kerbela insan olmanın bilincidir. Kerbela bir duruş olarak güç karşısında eğilmemek, ölümüne direnmektir. Kerbela adaletsizliğe, zalimce duruşlara, haksızlığa, yolsuzluğa, açlığa, nefrete, öfkeye, bencilliğe karşı duruşun simgesidir.

    1998 yılından beri ülkemizdeki hükümetler tarafından başlatılan Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili reform çalışmaları 20 yıldan beri devam ediyor ancak; Alevilerin inançsal sorunlarına bir çözüm bulamadılar. Her ulus kendi dili ile dua eder, kendi dili ile ibadet eder. Aleviler sözünde, sazında, tapınmasında, yakarmasında, Türkçe söylemiş, Türkçeyi yüceltmiştir.Türkiye Cumhuriyeti Laiktir. Din devletin elinde değil, insanın vicdanında olur. Laiklik, dinli ya da dinsiz olma hakkını eşit görür. Herkes kendi aklıyla evrensel hakikatlere ulaşabilir. Devlet çatısı altında yer alan hiçbir din laik olamaz. Dinler öz itibariyle hoşgörüden yanadır. Devlet sistemleri içerisinde bağnazlaşırlar. Laiklik işte bu nedenden dolayı erdemdir.’’

    “CEMEVLERİNİN YASAL STATÜYE KAVUŞMASINI İSTİYORUZ”

    2016 yılında Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in  ‘Cemevleri bizim kırmızı çizgimizdir’ diye yaptığı açıklamayı hatırlatan Kılavuz, “Diyanet işleri başkanlığı Cumhurbaşkanlığına bağlandı. Genel seçimlerde Sayın Cumhurbaşkanı konuşmasında Cemevlerinin yasal statüye kavuşacaklarını söyledi. İlk 100 günden sonra birkaç gün geçti, ama biz unutmadık sabırla sonuçlanmasını bekliyoruz. Cemevlerimizin yasal statüye kavuşturulmasını istiyoruz. Alevilerin inanç merkezleri ile ilgili alınan ulusal ve uluslarası mahkeme kararların uygulanmasını istiyoruz. Nevşehir’de Hacıbektaş’ta, İstanbul ‘da Şahkulu Karaca Ahmet , Eskişehir’de SeyitBattalgazi, Tokat’ta Hubyar Baba, Antalya’da Abdul Musa Dergahları Alevi Kurumlarına verilmelidir. Okullardaki Din ve Ahlak Bilgisi derslerinin müfredat programlarının hazırlayan komisyonlara Alevi Kurum temsilcileri ve Alevi Akademisyenleri, kanaat önderleri çağrılmalıdır. 16 Ağustos’ta Aleviler kitlesel olarak Hacı Bektaştaydılar. Orhan Gazi dönemimde 13-14 y.y başı Mimar Yanko Madyan tarafından yaptırılırken Dergahın ana giriş kapsının altında orijinal kitabe yazılıydı. Burası Aşıkların Kabesidir. Eksik gelen tamam olur diye yazılı lan kitabe onarım var diye 41 yıl önce söküldü ve bir daha yerine asılmadı. Onun yerine kültür bakanlığına bağlı müzeler müdürlüğünün ismi yazılıdır. Kültür bakanımıza sesleniyoruz. Bu eksik derhal düzeltilsin. Aleviler olarak camilere tanınan olanak ve imkanlar ile cami kadrosuna tanınan olanak ve imkanları istiyoruz” diye konuşmasını tamamladı.

    “CEMEVLERİ BİZİM İBADETHANEMİZDİR”

    Kılavuz’un ardından Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir de kısa bir konuşma yaptı. Demir, Alevi Kültür Dernekleri’nin 98 şubesiyle Türkiye’nin en önemli Alevi kurumu olduğunu söyledi.

    Herkese eşit mesafede olduğunu vurgulayan Demir, “Asla kimseyi ötekileştirmiyoruz. On iki gün boyunca oruç tutuyoruz. Kimse oruç tuttuğumuzu bilmiyor. 2019 yılında 21. Yüzyıldayız daha hala canlarımızın önünde davul çalınmasını istemiyoruz. On iki imam orucunda bazı belediye başkanları Cemevlerini arka bahçe yaptılar. Bazı cemevlerinin önünde çadır kurup, oruç açma kendi deyimlerinde iftar vermeye başladılar. Bu davranışın uygun olmadığını söyledik. Türkiye’de üç ya da dört belediye başkanı ısrarla Cemevinin kapsının kilidini açıp kapatıyor. Bu ızdırabı Alevilere çektirmeyin. Cemevleri bizim ibadethanelerimizdir. Cami, Kilise, Havra nasıl kutsalsa,Cemevi de kutsaldır. Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi olarak parlamentoda grubu bulunan tüm siyasi partilerden randevu talep ettik. Cemevlerinin yasal statüsü beş parti elini vicdanına koyarak bir an önce meclisten geçmelidir. Başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere kim bizi anlamak istiyorsa, kim Alevilerin inancına saygı duymak istiyorsa, saraylarda, lüks odalarda değil Cemevlerinde bizim dedelerimizin verdiği hak lokmasında verdiği dualarla katılarak bizi anlarlar” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından  Güler Duman ve Ender Balkır’ın seslendirdiği deyişler sonrası Aşure lokması pay edildi.

     

  • ‘Cemevine gelip ‘Biz Aleviliği böyle bilmiyorduk, diyorlar’-VİDEO

    ‘Cemevine gelip ‘Biz Aleviliği böyle bilmiyorduk, diyorlar’-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Güngören Cemevi üyesi kadınlarla yaşadıkları zorlukları, Alevi toplumuna yönelik yapılan baskı ve asimilasyon politikalarını konuştuk.

    Yıllarca Aleviler yaşadıkları bölgede inançlarından dolayı ötekileştiriliyor. Kapıları işaretleniyor, verdiği lokma yenilmez deniliyor ve hep ölümle tehdit ediliyor. Bundan dolayı da ya kendilerini gizliyorlar ya da inançlarını gizlice zor koşullar altında yaşamaya çalışıyorlar.

    İstanbul Güngören Pir sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Şubesi ve cemevi üyesi kadınlardan Elif Kaygusuz ile Kadife Gülçiçek Alevi kadınlar olarak yaşadıkları zorluklara, baskılara ve yaptıkları çalışmalara ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştular.

    “CEMEVİNE DAHA ÇOK KADINLAR GELİYOR”

    Yaklaşık 6 yıla yakındır İstanbul Güngören’de oturduğunu ve cemevine hizmet ettiğini belirten Güngören Cemevi Üyesi Elif Kaygusuz, “Biz cemevinde temizliğinden tutun gelen gidenle her şey ile ilgileniyoruz. Aktif görevlerimiz var, çok doluyuz. Cemlerimizi yapıyoruz ve burası her zaman kalabalık. Ancak cemevine daha çok kadınların ilgisi var erkeklerin çok yok. Çoğunlukla kadınlar geliyor hep birlikte cem yürütüyoruz” diyor.

    “KADINLARIN ÇOĞU EVDEN ÇIKMIYOR BASKI ALTINDA”

    Cemevinde kadınlar olarak yaptıkları çalışmalara ilişkin ise Kaygusuz şunları ifade etti:

    “Kadınlar olarak cemevinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle etkinlik yapıyoruz. Kahvaltı etkinliği yapıyor ve hasta ziyaretlerinde bulunuyoruz. Ayrıca cemevinde kadınlar olarak sorunlarımızı konuşuyoruz. Çünkü sorunlarımız çok. Kadınlarımızın çoğu genellikle evdeler, dışarı çıkmıyorlar. Aşmaya çalışıyoruz. Korkuyorlar baskı altındalar. Cemevine çok gelmiyorlar. Ama bizim gibi aktif ve cesaretli olanlar hep burada. Tüm bunları aşmayı ve zoru başarmaya çalışıyoruz. Bazı arkadaşlarım ‘Cemevine gitme kötü şeyler olur boşver’ diyorlar. Bazen de, ‘Hep aynı yere gidiyorsun orada ne var orada ne yapıyorlar’ diye soru soruyorlar. Ben de onlara gelin diyorum sorularınız varsa dede ile paylaşın. Bazı insanlar geliyor çok şaşırıyor, ‘Biz Aleviliği böyle bilmiyorduk’ diyorlar.”

    “ZORUNLU DİN DERSİNE KARŞIYIM”

    Mevcut eğitim sisteminde Alevi yurttaşların çocuklarına halen zorunlu din dersinin dayatılmasına tepki gösteren Kaygusuz şunları kaydetti:

    “Benim kızım dördüncü sınıfa gidiyor. Din dersine ilk kez bu sene başladı. ‘Anne bu ne, çok zor’ diyor. Özellikle duaları öğrenmeyi hiç istemiyor. Bana ‘Anne gitmesem olur mu?’ diyor. Ben de gitmesinden taraf değilim. Ama mecbur kalıyorum bütün çocuklar gidiyor o gitmese farklı görecekler. Gerçekten ben zorunlu din dersine karşıyım. Ama baskı var. Çünkü din dersine daha çok önem veriyorlar.”

    “KORKMAMALIYIZ VE AŞMALIYIZ”

    Alevi yurttaşlara yönelik hakaret içerikli sözlerin sarf edilmesine ilişkin de Kaygusuz şunları dile getirdi:

    “Aleviliğe yönelik hakaret içerikli söylemler devamlı olacaktır. Ama mühim olan bunları aşmak, korkmamak ve anlatmak. Ben çoğu zaman anlatıyorum. 12 İmamlarda bana ‘Aşure nedir?’ diye soruyorlardı. Ben de gelin beraber yapalım diyordum. Hatta biz dernek adına çok güzel bir şey yaparak sokağa indik. Kadınlar olarak 4 büyük kazanda aşure yaptık ve herkes çokta memnun kaldı. Çok güzel şeyler yaptık. ‘Aleviyiz’ diye bağırdık. ‘Biz buyuz’ dedik. Biraz cesaret lazım ve kanıtlamak lazım.”

    “ALEVİLER HER YERDE”

     Kadife Gülçiçek ise, “Biz geldiğimizde 12 Eylül dönemiydi ve çok çektik. Ancak o zamandan bu zamana biraz değişti. İnsanlar biraz daha aydınlandı, gerici kalmadılar ve biraz daha düzene girdi. Yavaş yavaşta bunu başarırız diye düşünüyorum. Tüm bunları da Aleviler başarıyor. Türkiye’de yurt dışında, mecliste olsun her yerde bizim Aleviler öndedir. Ancak bırakmazlar” diyor.

    “BİZİM DE HAKKIMIZ, CEMEVİMİZİN OLMASI”

    İstanbul Güngören Belediye Başkanı’ndan bir cemevi istediklerini ama başaramadıklarını belirten Gülçiçek, “Buranın belediye başkanına da bunu söyledik. Bize ‘arsa bulursanız ben size yardım ederim’ dedi. Biz de ‘Sen arsa bul biz yardımcı oluruz’ dedik. Ancak 15 yıldır burada belediye başkanlığı yapıyor ama bize hiçbir şey yapmadı. Biz Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak buraya sığındık kaldık. Bizim de hakkımız cemevimizin olması” şeklinde konuştu.

    “GENÇLERİMİZ YOLU SÜRMÜYOR”

    Kadınların tam olarak cemevine gelmediğini dile getiren Gülçiçek, cemevine gençlerin de gelmesini isteyerek şunları dile getirdi:

    “Biz istiyoruz ki cemevimize gençlerimiz de gelsin. Aleviler birlik olsun ve gençler yolunu sürdürsün. Ama gençlerimiz de yolu sürmüyor. Bu konuda gençlerimizde de biraz hata var. Herkes yolunu sürmelidir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Dünya halklarının ortak paylaştığı aşure gününde bile kutsallarımız bombalanıyor’-VİDEO

    ‘Dünya halklarının ortak paylaştığı aşure gününde bile kutsallarımız bombalanıyor’-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Derneği Ankara Şubesi dernek binasında Yas-ı Muharrem bitimi ile birlikte aşure lokması pay edildi. DAD Ankara Şube Sekreteri Mustafa Karabudak, “Bugün dünya halklarının ortak paylaştığı aşure gününde bile kutsallarımız olan ocaklarımız, ziyaretlerimiz, nişangâhlarımız bombalanmakta ve bizim haq olarak tanımladığımız ağacımız, suyumuz, toprağımız cayır cayır yanmaktadır” dedi.

    Muharrem ayı vesilesiyle Kerbela’da katledilenler için 12 gün boyunca tutulan orucun ardından bir çok yerde pişirilen aşure lokması pay edilmeye devam ediyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Yas-ı Muharrem orucunun bitmesi dolayısı ile dernek binasında aşure lokması pay etti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi, Yenimahalle Şubesi, HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, ESP, Alınteri, Karakoçanlar Derneği, Dersimliler Derneği, 10 Ekim Derneği, ÖSP, Devrimci Parti, KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü, DAD Mamak Şube, PSAKD Eski Mamak Şb. Başkanı, Kızılırmak Derneği, 78’liler Vakfı, Pir Sultan Abdal Sincan Şubesi, Barış Anneleri, HDP Ankara İl, Seyri Sokak, Emekli Sen, Madımak Şehit Aileleri, Divriği Kültür Derneği aşure lokmasına katılım gösterdi.

    “KERBELA UNUTULMAYACAK”

    Burada konuşan DAD Ankara Şube Sekreteri Mustafa Karabudak, “İnsanlığın tufandan sonra ayağa kalktığı günden bu yana pişirilip paylaşılan aşure, günümüze kadar geldi. Bundan sonrada devam edecek. İnsanlığın tarih boyunca yaşadığı felaketler hepimizin ortak acısı olarak kabul edilmiştir. Bundan 1380 yıl önce İslam coğrafyasında yaşanan Kerbela, insanlığın ve inancımızın ortak acısı olmuştur. İmam Hüseyin haq ve hakikatin yanında yer almış; umudun, direnişin ve zulme boyun eğmemenin sembolü olmuştur. İktidar için zalimler, masumu paklara ve kadınlara da kıymıştır. Bundan dolayı da Kerbela unutulmamış, unutulmayacaktır” dedi.

    Bugün dünyanın yaşadığı savaş yıkım, ölüm, dünyanın dengesini bozan teknoloji dünyanın sonunu getirdiğinde, insanlığın da sonunu getireceğini dile getiren Karabudak, “Bugün bütün farklılıkların yok sayıldığı bir gül bahçesi olan Mezopotamya ve Anadolu coğrafyası geleceğinden, kimliğinden, inancından dolayı yok sayılmakta herkes tekleştirilip nehak Emevi anlayışı paydasında birleştirilmeye zorlanmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “KUTSALLARIMIZ CAYIR CAYIR YANMAKTA”

    “Bugün dünya halklarının ortak paylaştığı aşure gününde bile kutsallarımız olan ocaklarımız, ziyaretlerimiz, nişangâhlarımız bombalanmakta ve bizim haq olarak tanımladığımız ağacımız, suyumuz, toprağımız cayır, cayır yanmaktadır.” diyen Karabudak şöyle devam etti:

    “Bugün yassı matem olarak yad ettiğimiz Kerbela yüzyıllardır bu coğrafyada tekrar, tekrar yaşanıyor. Bugünde kurduyla, kuşuyla ağacıyla ateşe verilen ve yaşanılanlar Kerbela’dır. Kerbela’nın yad edildiği yassı matemde Muaviye sofrasında oturanlar bilmelidir ki; Hüseyin’in eli onların iki yakasındadır.”

    “GÜNÜMÜZ ÇAĞDAŞ YEZİTLERİ ZULME DEVAM EDİYOR”

    Daha sonra söz alan Antep Milletvekili Mahmut Toğrul  ise, “Alevi kadim inancı aslında 3 temel saç ayağı üzerine oturur. Bir tanesi 72 millete aynı nazarda bakmak,  diğeri her koşulda mazlumdan yana tavır almak, bir diğeri de eline, beline, diline sahip olmaktır. Günümüzün çağdaş yezitleri hala zulme, zalimliğe devam ediyor ve halen Aleviler büyük zorbalıklarla karşı karşıyadır. Bugün hala kamu kurumlara Alevilere kapalıdır. En fazla okuyan toplum Aleviler ama nedense hala bir Alevi vali, kaymakam, rektör yoktur” şeklinde konuştu.

    “COĞRAFYAMIZ SULAR ALTINDA BIRAKILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Her gün inanç merkezlerinin, türbelerinin, yatırlarının bombalandığını ve coğrafyalarının cayır cayır yakıldığını belirten Toğluk şöyle devam etti:

    “Coğrafyamız barajlarla sular altında bırakılmaya çalışılmaktadır. Hala Aleviler kendi inançlarını özgürce yaşayabilecekleri bir mekânlara sahip değiller. Her gün her yerde  Maraş’ı, Çorum’u, Sivas’ı hatırlatırcasına Alevilerin kapılarına kırmızı çarpı işaretlerinin konulduğunu görüyoruz. Bunlara rağmen Alevi inancı Alevi inancının talipleri bu yolda bu fikri her gün çocuklarına daha da yaygınlaştırmak zorunda ve bu inancı geleceğe taşımak zorundadırlar.”

    “ALEVİ ÇOCUKLARI HALEN ZORUNLU DİN DERSİ GÖRÜYOR”

    Bugün halen egemen siyaset tekçi egemen siyasettir” diyen Toğrul son olarak şunları kaydetti:

    “Cumhurbaşkanı olması gereken zat her çıktığından tek devlet, tek bayrak tek vatan utanmasa tek din tek mezhep demeye devam edecek. Bu gün hala Alevi çocukları eğitim öğretim kurumlarında zorunlu din derslerine Hanefi mezhebi eğitim görmeye zorlanıyorlar. AHİM’ in açık kararları olmasına rağmen maalesef uymamaya devam ediyorlar. Bize de bu zalimliklere bu zulümlere karşı Hüseyin’den aldığımız o mirasla zulüm nerede olursa olsun başkaldırmak ve mazlumdan yana tavrımızı ileriye taşırmak göreviyle karşı karşıyayız.”

    Ardından PSAKD Yenimahalle Şube Batı kent Cemevi dedelerinden Cemal Şahin lokma gülbengini söyledikten sonra gelen canlara aşure lokması pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

    .

     

  • Pir Celal Fırat: Hüseyni duruş Alevice yaşamaktır-VİDEO

    Pir Celal Fırat: Hüseyni duruş Alevice yaşamaktır-VİDEO

    PİRHA – Alevilerin 12 gün boyunca Kerbela’da katledilenler için oruç tutup yas ilan ettikleri Yassı Muharrem ayındayız. Garip Dede Dergahı Başkanı,İmam Rıza Ocağı pirlerinden Celal Fırat, “Biz her gün Şah Hüseyin’e ağlıyoruz. Şah Hüseyin bu halimizi görse ‘Bana niye ağlıyorsunuz kendi halinize ağlayın’ derdi. Bu nedenle biz Hz. Hüseyin’in Yezid’e karşı duruşunu ve söylemlerini örnek almalıyız” dedi.

    Gelenek olarak Kurban Bayramı’ndan yirmi gün sonra tutulan Matem orucunun bugün 2. günü. Kerbela’da şehit edilen 72 kişi için tutulan matem orucu, gün batımında, gösterişsiz bir şekilde açılır. 13. gün ise Aşure verilir. Garip Dede Dergahı Başkanı, İmam Rıza Ocağı pirlerinden Celal Fırat, matem orucuna ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “Matem oruçlarında biz de birilerini taklit etme konumuna geldik” diyen Fırat, “Sünni ve Şii dostlarımız Ramazan ayı geldiğinde koltuklarının altına birer tane Kuranı Kerim alıyorlar ev ev dolanıyorlar. Aynısını biz yapmaya başladık. Mahallelerde cemevlerine 10-15 kadın birlikte gelerek koltuk altlarında birer Kuranı Kerim koyuyorlar aynı muhabbeti, aynı olguyu aynı versiyonu insanlara anlatmaya ve insanları aynı çerçeveye getirmeye gayret ediyorlar. Bu doğru bir şey değil” diye konuştu.

    “HZ. HÜSEYİN’İN DURUŞUNU ÖRNEK ALMALIYIZ”

    Fırat, “Biz Kızılbaş Alevileriz. Ancak  birilerine benzemeye çalışanlar Matem oruçlarını sadece ağlama ayı haline getirmeye çalışıyorlar. Böyle bir mantık bir zihniyet var ve bunları da cemevleri yarattı. Oysaki biz Hz. Hüseyin’in Yezid’e karşı vermiş olduğu o duruşu örnek almamız lazım” dedi.

    Kerbelalar günümüzde de etkin bir şekilde yer alıyor ve yaşatılıyor. Ancak biz halen Şah Hüseyin’in niçin başını verdiğini algılamamışız. Bu konu ile ilgili bence herkes özeleştirisini yapmalı. Hz. Hüseyin’in yaşamış olduğu o acıyı kimsenin yaşamamasını temenni ediyoruz. Ama halen her gün katliamlar yaşatılıyor insanlara” diyen Fırat şöyle devam etti:

    “Cemevlerinde her gece muhabbetler ediliyor. Ancak cemevlerinin şu olgudan çıkması lazım. Biz her gün Şah Hüseyin’e ağlıyoruz. Şah Hüseyin bu halimizi, görse ‘Bana niye ağlıyorsunuz kendi halinize ağlayın’ derdi. Bu nedenle biz Hz. Hüseyin’in Yezid’e karşı duruşunu ve söylemlerini örnek almalıyız. Hz. Hüseyin Yezid’e  ‘Onursuz bir şekilde yüz gün yaşayacağıma izzetli bir şekilde bir gün yaşarım. Ve aç kal alçalma’ diyor. Bu anlamda biz bu değerlerde bir şey almalıyız. Aleviler bu Yassı Muharrem ayında bir direnç göstermeli seslerini biraz çıkartmalıdırlar. Cemevlerine gelmelidirler ama başları dik bir şekilde gelmelidirler.”

    “ZALİMLERE VE FİRAVUNLARA KARŞI TEK VÜCUT OLMALIYIZ”

    İnsanların Kerbela’da yaşanan katliama yüreklerinin yandığını ve gözlerinin yaşardığını ifade eden Fırat “İnsani olarak düşündüğümüzde onlara yapılanları hiçbir vicdanın kabul etmeyeceği bir katliam yaşanmıştır. Günümüzde de halen aynı Kerbelalar yaşanıyor ve yaşatılıyor. Bu nedenle bu bizi daha da yakınlaştırmalı yeryüzündeki bütün topluluklarla halklarla bu zalimlere, firavunlara karşı tek vücut olarak karşı durmamız kanısındayım” şeklinde konuştu.

    “HER ALANDA MÜCADELE ETMEK LAZIM”

    Hüseyin’i bir duruşun, gelenek ve göreneklerimizi yalın bir şekilde yaşamak, kimseye benzememek ve Alevice yaşamak olduğunu belirten Fırat, şunları kaydetti:

    “Cemevlerinde mersiyeler okunmasına ve saz çalınmasına yönelik Hz. Hüseyin saz mı çalıyor denilerek çocuklarımızın kafalarını bulandırmaya gayret ediyorlar. Net bir şekilde bunun cevabını vermek lazım. Biz ne Sünni’yiz ne de Şii’yiz biz Aleviyiz. Onlar kendi geleneklerini kendi gibi yaşamalı biz de kendimiz gibi olmalıyız. Ama bugün cemlerimiz fatihalar ile açılıyor ve fatihalar ile kapatılıyor. Değişik değişik emareler cemlere dahil edilmiş durumda. Bu nedenle Hüseyini duruş  hayatın her platformunda olmalıdır. İş hayatında, evimizde ve her alanda mücadele etmek lazım. Aleviliği öz olarak yaşamamız lazım. Kimseye benzemeden ben Aleviyim demek lazım.”

    “BİZ TAŞLARA VE AĞAÇLARA GİDİP DUA EDERDİK”

    Garip Dede Dergahı Başkanı, İmam Rıza Ocağı pirlerinden Celal Fırat son olarak şunları ifade etti:

    “Bizim köylerin çoğu yerinde ziyaretgâhlar vardı. Kimi yerde biz taşlara gidip duamızı verirdik ve kutsaldı bizim için. Aynı şekilde biz gidip bir ağaca dua verip önünde kurbanlar keserdik. Buralara bazen yalın ayak giderdik. Bu nedenle biz bir yere dua edip niyaz edeceksek birilerine benzeşmemize gerek yok. Bir insan bir yerde var ise orası değerlidir. Şu an Garip Dede Dergahındayız sizler bizler olmasak buranın bir içeriği bir anlamı olmaz. Biz inancımızın içini güzel insanlar ile donatmamız lazım.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alibeyköy Cemevinde kayyum tepkisi: Sizler Alevi oylarıyla o koltuklarda oturuyorsunuz-VİDEO

    Alibeyköy Cemevinde kayyum tepkisi: Sizler Alevi oylarıyla o koltuklarda oturuyorsunuz-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eyüp Şubesi Alibeyköy Cemevi’nde Muharrem orucunun son günü olan 12. günde muhabbet yapıldı. Muhabbetin ardından verilen lokmalarla oruçlar açıldı. Muhabbet Cemevi’nde konuşan Kureyşan Ocağı Piri Hüseyin Güzelgül, Muharrem orucunun nasıl tutulduğunu anlatarak, Alevilere yönelik asimilasyonuna ve İzmir’de Yamanlar cemevine kayyım ataması yapılmasına tepki gösterdi. 

    Haberin videosu

    İstanbul Alibeyköy Cemevi’nde Muharrem orucunun son gününde Muharrem muhabbeti gerçekleştirildi. Muhabbetin ardından lokmalar dağıtıldı ve oruçlar açıldı.

    Muharrem Muhabbeti Kazım Tut’un çerağ uyandırması ve Kureyşan Ocağı Piri Hüseyin Güzelgül’ün dar duası vermesiyle başladı. Zakir Muharrem Tuncer ve Cihan Mert Taşdelen ise deyişleriyle eşlik ettiler.  Katılımın yüksek olduğu muhabbette Pir Güzelgül birçok konuya değindi. Kerbela’da yaşanan katliamı kınayan Pir Güzelgül, 12 İmamlar orucunun Aleviler için ibadet olduğunu kaydetti.

    “HAKTAN VE ÖZGÜRLÜKTEN YANA OLMALIYIZ”

    “İmam Hüseyin ser verdi, ikrardan dönmedi” diyen Pir Güzelgül, “Önemli olan İmam Hüseyin’in duruşunu sağlamaktır. Bizler bu ayda paylaşımı bilmeliyiz. Sadece bu ayda değil 365 günde de Hüseyin’i olmalıyız. Haktan, hukuktan, barıştan ve özgürlüklerden yana olmalıyız. Bunu da İmam Ali’nin adaleti, İmam Hüseyin’in duruşuyla sağlayabiliriz ve onun mücadelesini sergilemeliyiz” dedi.

    “ALEVİLERE YÖNELİK ASİMİLASYON DEVAM EDİYOR”

    “Kerbela ve Kerbela şehitlerini yaşayarak ve yaşatarak Alevi olunur” diyen Pir Güzelgül, “Oruçlarımızı açarken ezana göre değil güneşin batışına göre açarız” dedi.

    Birlikte mücadeleye ihtiyaç olduğunu vurgulayan Güzelgül, Alevilere yönelik asimilasyona da değindi:

    “Alevilere yönelik asimilasyon devam ediyor. Zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istedik. Yeni müfredat hazırlanırken yandaş Alevi kurumları ile görüştüler ve semahı halk oyunu diye geçtiler. Alevi asimilasyonunun önüne geçmek için cemevlerimiz okul olmalı, bilim yuvası olmalıdır. Cemevimizde 6-7-8. sınıflar için kurslar açtık çünkü çocuklarımız Alevi bilinciyle yetişsin istiyoruz. Desinler için hiçbir şey yapmadık. Alevilerde şekilcilik yoktur. Baskı gördük ama ikrarımızdan vazgeçmedik. Bu çerağı hiçbir zaman düşürmedik.”

    YAMANLAR CEMEVİNE KAYYUM ATANMASINA TEPKİ GÖSTERDİ

    Son olarak İzmir Yamanlar Cemevi’ne Büyükşehir Belediyesi tarafından atanan kayyuma tepki gösteren Pir Güzelgül, “Yamanlar Cemevine atama olmuş. Sizler Alevi oylarıyla o koltuklarda oturuyorsunuz. Atamayla Alevilerin elinden cemevlerini almaya kalkıyorsunuz. Önce cemevinin düğün salonunu yıktı, sonra müdür atadı. Bu yanlıştan biran önce dönülmesi gerekir” dedi. (HABER MERKEZİ)

     

  • Din dersi kitabında 12 İmam adının karıştırılmasına tepki: Kutsallarımızı itibarsızlaştırma operasyonu

    Din dersi kitabında 12 İmam adının karıştırılmasına tepki: Kutsallarımızı itibarsızlaştırma operasyonu

    PİRHA- Ortaöğretimler için hazırlanan 11. sınıf ‘Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi “ kitabının 64. sayfasında 11. İmam Hasan Askeri, 12. İmam olarak gösterildi. İmamların isim sırasının hatalı yazılmasına Garip Dede Dergahı Başkanı, İmam Rıza Ocağı Piri Celal Fırat tepki gösterdi. Pir Fırat, “Kutsallarımıza bilerek itibarsızlaştırma operasyonu yapılıyor. Bu bir zihniyetin bakışıdır. Bu bakış kindar ve dindar nesillerin bakışıdır, şiddetle kınıyorum” dedi. 

    Zorunlu din dersi kitabında Alevilikle ilgili yanlış bilgiler yer almaya devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ortaöğretimler için hazırlanan 11. sınıf ‘Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi “ kitabının 64. sayfasında Aleviliğin temel taşı olarak nitelendirilen 12 İmam’ın adı ve sırası yanlış yazıldı. Kitapta 11. İmam Hasan Askeri, 12. İmam olarak gösterildi. Oysa Alevilikte İmam Hasan Askeri 11’nci  Muhammed Mehdi ise 12’nci İmam olarak sıralanıyor.

    12. İmam Muhammed Mehdi ile ilgili bilgi verilirken 11. İmamın adının kullanıldığı  ‘Din Kültürü  ve Ahlak Bilgisi’ kitapta hatalı sayfa, “Hz. Ali ve onun soyundan gelen on iki imam vardır. On ikinci imam Hasan El Askeri ölmemiş, kaybolmuştur. Kıyamet kapmadan önce ortaya çıkacak ve adaletle dünyaya hükmedecektir.” şeklinde yer alıyor.

    Alevilikte 12 İmam’ın isimleri şöyle:

     

    1. Hz.Ali
    2. İmam Hasan
    3. İmam Hüseyin
    4. Zeynel Abidin
    5. Muhammed Bakır
    6. Caf er Sadık
    7. Musai Kazım
    8. Ali Rıza
    9. Muhammed Taki
    10. Ali Naki
    11. Hasan Askeri
    12. Muhammed Mehdi

    PİR CELAL FIRAT: KUTSALLARIMIZI İTİBARSIZLAŞTIRMA OPERASYONU YAPILIYOR

    Din dersinde imamların sırasının hatalı yazılmasına Garip Dede Dergahı Başkanı, İmam Rıza Ocağı Piri Celal Fırat tepki gösterdi.

    PİRHA’ya değerlendirme yapan Pir Celal Fırat, “Kutsallarımıza bilerek itibarsızlaştırma operasyonu yapılıyor, ama gelin görünki Türkiye’de bunlar son süreçte çok yapılıyor. Bu bir zihniyetin bakışıdır. Bu bakış kindar ve dindar nesillerin bakışıdır, şiddetle kınıyorum” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin Cemevi’nde Yas-ı Muharrem orucunun 4. gününde Alevilikte cem anlatıldı-VİDEO

    Mersin Cemevi’nde Yas-ı Muharrem orucunun 4. gününde Alevilikte cem anlatıldı-VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi’nde Yas-ı Muharrem orucunun dördüncü gününde Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Pir Erdoğan Sevim ve İnanç Kurulu üyesi Pir Kazım Açıktepe , “Alevilikte Cem ve İmam Zeynel’in yaşamı hakkında söyleşi gerçekleştirdi.

    Yas-ı Muharrem orucunun dördüncü günü Mersin Cemevi İnanç Kurulu Üyesi Pir Baki Erdoğan’ın okuduğu gülbeng ile başladı. Ardından Pir Kazım Baran’ın seslendirdiği deyişlerle semah dönüldü.

    Her gün On İki İmamların anlatıldığı lokma paylaşımında Mersin Cemevi İnanç Kurulu üyesi Kazım Açıktepe, Alevilikte Cem konulu sunum gerçekleştirdi.

    Etkinlik söylenen deyişler ile sona erdi.

    Diren Keser/MERSİN

  • Mersin Cemevi’nde Yas-ı Muharrem orucunda Dört Kapı Kırk Makam anlatıldı-VİDEO

    Mersin Cemevi’nde Yas-ı Muharrem orucunda Dört Kapı Kırk Makam anlatıldı-VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi’nde Yas-ı Muharrem orucunun ikinci gününde Cemevi Sekreteri Nuran Kılıçkaya Engin ve İnanç Kurulu üyesi Baki Erdoğan Dede, “Dört kapı kırk makam ve İmam Hasan hakkında söyleşi gerçekleştirdi.

    HABERİN VİDEOSU

    Yas-ı Muharrem orucunun ikinci günü Mersin Cemevi İnanç Kurulu Üyesi Kazım Açıktepe Dede’nin okuduğu gülbeng ile başladı. Ardından Kazım Baran Dede’nin seslendirdiği deyişlerle semah dönüldü.

    Mersin Cemevi Sekreteri Nuran Kılıçkaya Engin ve İnanç Kurulu üyesi Baki Erdoğan dede, “Dört kapı kırk makam ve İmam Hasan hakkında söyleşi gerçekleştirdi.

    Nuran Kılıçkaya Engin Dört Kapı Kırk makam felsefesinin kökenlerine dikkat çekerek şunları belirtti;

    “Bektaşîlik’te insan Dört Kapı Kırk Makam ilkeleriyle yoğrularak yetişir. Toplum için yararlı ve üretkenlik içinde, huzur içinde yaşama mücadelesi verilir. Bu anlayış Sünnilikle Alevî- Bektaşîliğin birbirinden kesin olarak ayrım noktasıdır. Bu şekilde inanç, çeşitli kapı ve makamlara ayrılır ve insanların kurallar arasına sıkışmadan, karşısındaki seçenekler ile inançsal, düşünsel ve ahlâksal yaşamını kolayca sürdürür. Alevî- Bektaşîler yaşamları boyunca Dört Kapı Kırk makam felsefesinden ayrılmazlar. Dört Kapı Kırk makam felsefesinde; Şeriat, Tarikât, Marifet ve Hakikat kapıları vardır. Her kapının da on makamı kırk makam olarak adlandırılır.”

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu Üyesi Baki Erdoğan Dede ise İmam Hasan’ın yaşamı hakkında bilgi verdi.

    Ali Haydar Dedenin söylediği deyişlerin ardından program son buldu.

    Diren KESER-Erol KAMALAK/MERSİN

     

  • Hacı Bektaş Veli Datça Şubesi oruç açma lokması verecek

    Hacı Bektaş Veli Datça Şubesi oruç açma lokması verecek

    PİRHA – 12 İmam orucunun başlamasına sayılı günler kalırken, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi 21 Eylül’de başlayacak olan Muharrem Ayı için oruç açma lokması verecek.

    Kerbela’da katledilenler için 12 gün boyunca tutulan Yası Muharrem orucu 21 Eylül Perşembe günü başlıyor. Hacı Bektaş Veli Datça Şubesi Cemevi Perşembe akşamı saat 19:00’da  oruç açma lokması verecek. Lokma dağıtıldıktan sonra sohbet edilecek, gülbeng okunacak.

    Hacı Bektaş Veli Datça Şubesi Cemevi 21 Eylül Perşembe günü başlayacak olan Yası Muharrem için 12 gün boyunca oruç lokması verecek, sohbet edilecek, gülbeng okunacak. 3 Ekim Salı günü ise saat 12:30’da aşure lokması verilecek.

    (HABER MERKEZİ)