Etiket: 12 imamlar

  • DAD Ana Fatma Cemevi’nin düzenlediği muhabbete ilgi yoğun oldu!-VİDEO

    DAD Ana Fatma Cemevi’nin düzenlediği muhabbete ilgi yoğun oldu!-VİDEO

    PİRHA – DAD Ana Fatma Cemevi’nin düzenlediği muhabbette konuşan Pir Seyfi Muxundî, Ocak sistemini değerlendirerek “Ocaklar Alevi inancının temel okuludur” dedi. Yol Hizmetkarı Enver Cemal Şahin ise sunumunda Alevi inancını “Akıl ile bilimin birleştiği yer” şeklinde yorumlayarak “Alevilik de çağın koşullarına göre kendini şekillendirmeli” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ana Fatma Cemevi, “Haklar ve inançlar, gelenekleri ve dilleriyle vardır” başlığı ile muhabbet düzenledi. TÜMBEL-SEN Genel Merkezinde yapılan programa ilgi yoğun oldu.

    Çerağ uyandırılarak başlanan muhabbetin açılış konuşmasını DAD Ana Fatma Cemevi Eşbaşkanı Mustafa Karabudak yaptı. Karabudak, Alevilerin günümüzde de katledildiğini vurgulayarak “Sivas’ın ateşi günümüzde de sürüyor. Bugün Madımak halen yanmaktadır. 30 yıl oldu Madımak’ın davası halen görülmedi. Aleviler olarak bu topraklarda her gün katlediliyoruz. Cemevlerimiz halen yok sayılıyor. Biz de kendi imkanlarımızla inancımızı yürütmeye çalışıyoruz” dedi.

    Mustafa Karabudak’ın açılış konuşması ardından dara duruldu ve analar, çerağ uyandırdı.

    ALEVİ İNANCININ TEMEL OKULU OCAKLARDIR”

    Programın ilk konuşmacısı Pir Seyfi Muxundî (Seyfettin Elaldı) oldu. “Alevilikte ocaklar” başlığını değerlendiren Muxundi, ocakların Alevi inancının temel okulu olduğunu söyleyerek şu bilgileri paylaştı:
    “Ocağın sönmesi ilim ve bilimin yıkılması demektir. Zeus, ateşi vermez, Prometheus ise ondan ateşi çalar. Alevilerin, ateşi saklaması da tarihsel bir gelenektir. Ocakların görevi, topluma inançsal bilgi vermek ve dayanışmayı sağlamaktır. Ocakların başında Ana ve Pir bulunur. Osmanlı, ocakları tarumar edince analar ikinci plana itilmiştir. Ama kimi ocaklar bunu terk etmemiştir. Son zamanlarda ise ananın önemi yeniden belirmiştir.
    Ocakların aynı zamanda psikolojik iyileştirme özelliği de vardır. Dua ve beklenti söz konusudur. Dersim bölgesinde 12 ocak olduğu söylenir ve ocaklar bizim kıblemizdir. ‘Ocakta kül eksik olmaz’ sözü aynı zamanda talibi işaret eder. Eğer talip eksik olursa ocak da olmaz.”

    “ALEVİLİK AKIL İLE BİLİMİN BİRLEŞTİĞİ YERDEDİR”

    Yol hizmet yürütücüsü Enver Cemal Şahin ise “Bilimsel Yol duygusallığa yer vermeyen, araştıran bir süreçtir” diyerek Alevi inancı ile evrenin nasıl yorumladığına işaret etti. Şahin, “Maddenin olmadığı yerde birey dahi olmaz” diyerek şu konuşmayı yaptı:
    “Maddenin içine daldığımızda deryaya dalarız. Alevi öğretiminde olan her şey bir uyumu oluşturur ve o oluşum Hakk’tır. Evrendeki her parça bütünü oluşturur. Damla deryadadır ve o deryada her şey vardır.  İnsan Hakk’tandır ve Hakk da herşeyden tecelli eder. Her nereye bakarsak Hakk’ın cemalini görürsün. Hakk biziz. Başka yerde aramamalıyız. Alevilik bir doğa inancıdır. Hakk’a yürüdüğümüz zaman da toprağa karışıp başka canlılara hayat olacağız. Yani her şey döngüsellik içindedir ve doğadaki tüm gelişmelerin bir şekilde açıklaması vardır.
    Alevilikte bilimsel karşılığı ‘devriye’ olan döngüde her şey yaşanır ve bu dünyada kalır. Yani cennet, cehennem, cin, peri yoktur. Alevilik akıl ile bilimin birleştiği yerdedir. Eğer biz 1000 yıl önceki dedelerimizin yaptıklarını yaparsak orada kalırız.”

    “ALEVİLİK DOĞRU MECRADA GİDİYOR”

    Programın devamında Yazar Piri Er aktarımda bulundu. Kitap çalışmaları hakkında sunum yapan Er, “Anamız çerağ uyandırırken söylediği sözlere dikkat ettim ve dedim ki ‘Alevilik doğru mecrada gidiyor’. Genelde ‘Ya Muhammed Ya Ali’ diye bağlarlar ve 12 imamları da katarlar. Ben çerağın tek olması gerektiğini düşünürüm. Çünkü bizde üçlü kavram aslında tektir. Yani her ne kadar ‘Hakk, Muhammed, Ali’ de deseniz bu kavramlar ayrı değildir. Bunu Pir Sultan da söylüyor zaten” ifadelerini kullandı.

    Yapılan konuşmalar ardından lokmalar dağıtıldı. Zakir Hıdır Çelebi’nin okuduğu deyişler ardından program son buldu.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Cemevimizi önce soydular, yaktılar, sonra da yıktılar; cemevi istiyoruz’-VİDEO

    ‘Cemevimizi önce soydular, yaktılar, sonra da yıktılar; cemevi istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Ankara’nın Altındağ ilçesinde yapılan kentsel dönüşüm nedeniyle gecekondularla birlikte bölgedeki tek cemevi de yıkıldı. Alevi yurttaşlar, cem hizmeti için uygun mekanlarının olmadığını belirterek “Şu an civarda 9 cami var. Tek cemevimiz ise önce soyuldu, ardından yakıldı; en son kentsel dönüşüm sebebiyle de tümden yıkıldı” açıklamasını yaptı.

    Ankara’nın varoş semti olarak tanımlanan Çinçin, kentsel dönüşüm adı altında adeta moloz yığınları içerisinde bırakıldı. Gecekonduların yoğun olduğu bölgede yaşayan Abdallar, bugün yüksek blokların arasında hapsolmuş durumda.

    ÇİNÇİN’DEKİ TEK CEMEVİYDİ!

    Abdal yurttaşlar, civardaki gecekondularla birlikte yakılıp yıkılan mahalledeki tek cemevi için yeniden kolları sıvadı. Kendisi post babası olan Bayram Toplayan, mahalledeki cemevine dönük saldırıları şu sözlerle özetledi:

    “Çinçin’de, Aktaş Mahallesi’ndeki Abdallar Cemevi, bir gecekondu içerisinde, 1986 yılından 2017’ye kadar kesintisiz hizmet sürdürdü.
    Kentsel dönüşümle birlikte cemevini yıktılar. Tabii cemevini önce soydular, sonra yaktılar, ardından da yıktılar. O günden sonra cemlerimiz tamamen bitti. Bunun üzerine biz de köhne evleri bularak tadilattan geçirdik. Ardından da o evlerde cemlerimizi yürüttük. Fakat günümüzde gecekondu kalmadığı için daire ve binalarda cem yapamıyoruz. Cem yapamadığımız için de bizden sonra gelecek çocuklarımızın hepsi yozlaşıp Alevilikten uzaklaşıyor. O yüzden bizim buraya bir cemevi ihtiyacımız var.

    Ben bir rehber, post babası olarak, canları topluyorum. Bizim ‘erkan altı’ veya ‘perşembelik’ dediğimiz günlerde 50-60 kişi toplanacağımız yerde 8-10 kişiyle erkanlarımızı devam ettiriyoruz. Fakat yetmiyor, çünkü çocuklarımıza yol gösteremiyoruz.”

    “ALEVİLİK SÜNNİLİĞİN İÇERİSİNDE RESMEN ERİTİLİYOR”

    Bayram Toplayan, Altındağlı Aleviler olarak cemevi yapmak için çabalarının sürdüğünü de belirtti. Toplayan, “Cemevi yapımı için maddi gücümüz yok. Yardım ve birliğe ihtiyacımız var” diyerek şunları dile getirdi:

    “Geçmişte Altındağ Belediyesi’ne giderek cemevi talebimi ilettim. Belediye başkanı ile görüşmek istediğimi belirttim. Nedenini sordular, ben de cemevi talebimiz olduğunu söyledim. Bunun üzerine görüşme yapamadım. Kaymakamlık, Valilik ve daha birçok adrese de giderek taleplerimi belirttim. Ayrıca CHP’li arkadaşlarımız da bizlere söz verdi. ‘Size cemevi yaptıracağız’ dediler. Zaten oylarımız CHP’lilerin ama yolundan dönen arkadaşlarımıza da diyoruz ki ‘bu verdiğiniz söz ikrardır’. Bize hiçbir şekilde yardım etmediler,ki Alevilikten, birlikten, beraberlikten bahsediyoruz. Hani birlik, beraberlik? Alevilik nerede? Alevilik bu ülkede azınlık mi? Hayır değil. Hatta çoğunluktur. Alevilik cumhuriyetin temel direğidir. Ama bize yolumuzu unutturuyorlar. Alevilik Sünniliğin içerisinde resmen eritiliyor.

    Örneğin mahallemizde bir gencimiz evlenecek. Nikah kıyılacağı zaman bir dede ya da babayı çağıracakları yerde Hoca çağırıyorlar. Hoca da Hanefi ya da Şafi mezhebi üzerine nikah kıyıyor. Böylelikle o gençleri ya Şafi ya da Hanifileştiriyorlar.”

    “ÇİNÇİN’E BİR CEMEVİ AÇILMASI İÇİN DESTEK OLSUNLAR”

    Bayram Toplayan, mahallelerinde cemevi olmadığı için gençlerin yozlaştığına da vurgu yaptı. “İnsanlarımızın Alevilikten önce talipliğini bilmesini istiyoruz” diyen Toplayan, şunları söyledi:

    “Taliplik, Alevilikten de öncedir. Taliplik, Ehlibeyt’e hizmet etmektir. Eğer Ehlibeyt’in süreğini süremiyorsak ne talibiz ne de Alevi. Bu yüzden acilen bütün Alevi derneklerine, vakıfların, belediye başkanlarına ricamız, bize yardım ve destek olsunlar. Çinçin bölgesine bir cemevi açılması için destek olsunlar. Madem Aleviysek, madem birlik ve beraberlik içerisindeysek, birliği ve beraberliği burada görmemiz lazım.”

    “GENÇLERİMİZ YOZLAŞIP, YOBAZLAŞMASIN”

    Bayram Toplayan, Alevi örgütlerinin, Çinçin bölgesindeki Alevi yurttaşlar ile herhangi bir bağ kurmadıklarını da ifade etti. Toplayan, asimilasyon vurgusu yaparak şu yorumda bulundu:

    “Alevi örgütleri en son 2010 yılında bu bölgeye gelmişlerdi. Geçmişte Abdallardan ders alan dedeler, sonra buraya uğramadı. Biz Abdallar, yıllarca dedelere yol gösterdik. Onlardan tek isteğim, Aleviliğin, Ehlibeytin, 12 İmamların süreğini sürmek için bize el uzatsınlar. Sadece Hakk, Muhammed, Ali’nin yolundan, birliğinden, beraberliğinden bizim de çocuklarımız eksik kalmasın. Gençlerimiz yozlaşıp, yobazlaşmasın. Yani tek kelime ile Yezitleşmesinler.”

    AKP’Lİ VEYSEL TİRYAKİ, “CEMEVİ İBADETHANE DEĞİLDİR!” DEMİŞ

    Bölge sakinlerinden Hakan Kaya da Alevi toplumunun yıllardan beri ezildiğini ifade etti. Kaya, uzun yıllardır Çinçin bölgesine bir cemevi yapmak için mücadele ettiklerini belirterek şunları söyledi:

    “Bu ülkede her vatandaşın olduğu gibi bizim de anayasal hakkımız var. Herkesin ibadethanesi varken bizlerin neden cemevi yok? Mahallemizde yaklaşık 9 tane cami var ama bir tane cemevi yok. Bölgenin yaklaşık yüzde yetmişi Alevi. Biz yıllardan beri valiliklerden, kaymakamlıklardan, hükümetten gerekse de Alevi toplumundan destek almak istedik ama yıllarca Abdal topluluğu hor görüldü. Ben bu ülkenin vatandaşıyım, ben de vergi ödüyorum.

    Örnek olarak 2019 yılında yaşadığım bir anımı anlatmak isterim. Veysel Tiryaki’nin (AKP’li) Altındağ Belediye Başkanlığı’na aday olduğu toplantıya gitmiştim. Orada kendisine ‘Neden bir cemevi yok? diye söylediğimde ‘Cemevi ibadethane değildir’ karşılığını verdi. Bir cemevi talebimize dahil her zaman dirsek gösterildi.

    “BİR ŞUBE DE ÇİNÇİN’DE YAPILAMAZ MIYDI?”

    Abdal topluluğu olarak biraz daha eğitimden uzağız, okuyamıyoruz. Zaten insanlar, ekonomik güçlük çekiyor. Bu süreçte örgütlenip bir cemevi açma gibi şansımız da yok. Ama örgütlü yapı olarak Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ni düşünelim. Bir şube de Çinçin’de yapılamaz mıydı? Çok da güzel olurdu. Ama biz burada yalnız bırakıldık. Biz de artık çocuklarımızı eğitebilelim. Bizim çocuklarımız yozlaştırılmasın, asimile edilmesin. Ankara’nın birçok bölgesinde Abdal toplulukları var ama sahipsiziz. Gittiğiniz her yerde ‘Aman işte Abdal değil mi ya’ tavrı ile karşılaşıyoruz. Her dönem bizim ağzımıza bir bal çalınıp sonrasında toplumumuz ötekileştirilmiş. Artık yeter. Cemevi olmadığı için gençlerimiz öğrenemiyor.

    Ama işin bir de şu boyutu var ki başka bölgelere gittiğinizde bu kadar müsahibi bir arada bulamazsınız. Örneğin Muharrem ayında tek bir Abdal’a dahi et yedirip su içiremezsiniz.”

    “ASİMİLASYON İÇİN ÇİNÇİN’E FARKLI ROLLER BİÇİLDİ”

    Hakan Kaya ise, son olarak kentsel dönüşüm projesi ile asıl amaçlananları da şu sözlerle sıraladı:

    “Bölgedeki sol yapıyı bozmak için öncelikle bölgedeki evlerimiz yıkıldı. Ardından Çinçin için farklı roller biçildi. Amaçları ‘asimile yapalım ki yolundan ve örgütlülüğünden kopsunlar’ yönündeydi. Bu bir projeydi ve iyi başardılar diye düşünüyorum.

    Bunların önüne geçebilmek için bölgede Abdallar derneğini açabilmemiz için bizlere destek olunmalı. Ardından cemevimizi açmamız için de yine yardım edilmesi gerekir.”

    Eren GÜVEN/ANKARA 

  • Abdallar, Hacı Bektaş Veli anmasında; ‘Niyaz oluyoruz, lokmalar dağıtıyoruz’-VİDEO

    Abdallar, Hacı Bektaş Veli anmasında; ‘Niyaz oluyoruz, lokmalar dağıtıyoruz’-VİDEO

    PİRHA- Her yıl Muharrem ayı boyunca Hacıbektaş’a gelen Abdallar burada yaklaşık bir ay kaldıklarını belirttiler. Burada bulundukları süre içerisinde her gün türbe ziyareti yaptıklarını da söyleyen Abdallar, niyaz olup, kurbanlar kesip, lokma dağıttıklarını dile getirdiler.

    Abdallar olarak bilinen Alevi-Bektaşi grubun asıl uğraş alanları ve geçim kaynakları müzisyenlik. Abdallar, bugün unutulmaya yüz tutmuş bir kültürel grup olmalarının yanı sıra, yer yer itilip kakılan, potansiyel suçlu olarak gösterilerek dışlanmaya çalışılan bir toplumsal grup olma özellikleriyle de dikkat çekiyor.

    Her yıl Muharrem ayı boyunca Hacı Bektaş’a gelen Abdallar yaşantılarını ve ritüellerini PİRHA’ya anlattı.

    “HER SENE BURAYA GELİR VE YAKLAŞIK BİR AY KALIRIZ”

    İstanbul Beykoz’dan geldiklerini ve orada yaşadıklarını belirten Abdal bir aile şunları ifade etti:

    “Her sene bu zamanlar buradaki Hacı Bektaş Veli türbesini ziyaret etmek için geliriz. Her sene buraya gelir ve yaklaşık bir ay kalırız. Geldiğimizde türbemizi ziyaret ederiz. Buranın aşkına kurbanlar keseriz. Matemi yasımız vardı. Onun lokmasını yapıyoruz bugün. Burada dağıtacağız. Lokmalarımızı paylaşacağız. Tavuklu pilav ve aşure yapıyoruz. Lokmalarımızı yaptıktan sonra neredeysek orada bulunan insanlara dağıtıyoruz. Bazen de türbenin önünde yapıyoruz, dağıtıyoruz fark etmiyor. Önemli olan paylaşmak ve dağıtmak. Herkesi davet ediyoruz lokmalarımızı paylaşmak için. Bulunduğumuz yerlere sofralar kuruyoruz ve hep birlikte oturup yiyoruz. Buraya gelenler kurduğumuz sofrada lokmalarımızı paylaşıyorlar, yiyorlar. Ardından kalkıp gidiyorlar.”

    “MADDİ İMKÂNLARIMIZ İBADET SÜRELERİMİZİ BELİRLİYOR”

    Hacı Bektaş’ta bir aylarının nasıl geçtiğini de anlatan aile şunları dile getirdi:

    “Sabahları kalkıyoruz, kahvaltımızı yapıyoruz. Ardından türbeye gidiyoruz. Niyaz ediyoruz, niyaz oluyoruz. Türbemizin önünde oturuyoruz. Buraya geldiğimizde kamp çadırı kuruyoruz ya da tanıdıklarımız da kalıyoruz. Bazen de imkân varsa ev kiralıyoruz. Her sene buraya Adana, İstanbul, Osmaniye gibi çeşitli şehirlerden Abdallar gelir ve aynı şekilde ziyaretlerini gerçekleştirirler. Maddi imkânlar belirleyici oluyor. Kimi bir ay kalıyor kimi 15 gün kalıyor. Lokma olarak aşurelerimizi de yapıyoruz. Aşurelerimizin içinde 12 çeşit malzeme oluyor. 12 İmamlardan dolayı 12 çeşit oluyor. Biz aşure çorbası deriz. 15 gün oruç tutarız ardından aşure yaparız. Lokmalarımızı dağıtırız.”

    “15 GÜN YAS ORUCU TUTARIZ”

    Oruç tuttukları süre boyunca nelere dikkat ettiklerini ve nasıl oruç tuttuklarına da değinen Abdal aile; “Biz oruç tuttuğumuz süre boyunca et yemeyiz, yumurta yemeyiz, sucuk yemeyiz, su içmeyiz, tıraş olmayız. Çünkü bizim için matemdir. 12 İmamın yasını çekiyoruz. 15 günün ardından bu yası bozarız. Banyomuzu yaparız, tıraşımızı oluruz, suyumuzu içeriz, aşuremizi yaparız, lokmalarımızı dağıtırız. Gittiğimiz türbelerin aşkına kurbanlar keseriz. Hacı Bektaş’tan başka türbelere de gideriz. Abdal Musa’ya gideriz, Haydar Sultan’a gideriz… Farklı yerlerdeki dergâhlara her yaz ziyaretlerimizi gerçekleştiririz. Oralara da aynı şekilde gidiyoruz. Oralarda da çadırlar kuruyoruz, imkânımız varsa ev tutuyoruz ya da tanıdıklarımızın yanında kalıyoruz. Ziyaretlerimizi yapıyoruz lokmalarımızı çıkartıyoruz, dağıtıyoruz. O türbe ziyaretlerini istediğimiz zaman yapabiliyoruz, onların belirli bir zamanı yok. Genelde 5. ay 6. ayda oluyor. O zaman başlıyor Eylül’e kadar sürüyor. Muharrem’den sonra her zaman Hacıbektaş’a geliriz. Kışın evimizde dururuz. Yazın türbelere çıkarız, ziyaretlerimizi gerçekleştiririz. Niyazımızı oluyoruz, gezip geliyoruz. Bize Abdallar diyorlar. Pir Sultan Abdal’dan geliyor. Geldiğimiz ocaktan dolayı Abdallar deniyor bize” şeklinde konuştu.

    ABDAL GENÇLER: CEBRAİL HOROZU KESERİZ, BİZ DE GELENEKSELDİR

    Kadıncık Ana Türbesi önünde karşılaştığımız Abdal gençler ise inançlarına ve geleneklerine dair şunları aktardı:

    “Biz Pir Sultan Abdal’ın soyundan gelmeyiz. O yüzden bize Abdallar derler. Abdal Musa’ya gideriz, Hacı Bektaş’a gideriz, Haydar Sultan’a gideriz… Her sene geleneksel olarak ziyaretlerimizi yaparız. Lokmalarımızı çıkartırız. Türbe ziyaretlerimiz genelde yazın oluyor. Kışın yapanlar da var ama genellikle yazın yapılır. 15 gün oruç tutarız. 3 gün Masum-u Pak’lar, 12 günde 12 İmamları tutarız. Oruç tutarken et yemeyiz, banyo yapmayız, sabun kullanmayız, su içmeyiz. Yani 12 İmamların yasını çekeriz. Hüseyin efendimizin yasını çekeriz. Oruç bittiği gün ise sabah lokmalarımızı çıkartırız. Cebrail horozu alırız, keseriz. Tavuklarımızı kestikten sonra tavuklu pilav yaparız. Cebrail horozu da gelenekseldir. Horoz bizde yeniden doğuştur, yeni başlangıçtır. Keseriz, mutlaka yerine getirmemiz gereken bir şeydir. Durumu iyi olanlar koyun da kesebilir, başka bir şey de kesebilir. O tamamen maddiyatla ilgili ama genelde tavuk kesilir. Lokmalarımızı nasip olanlara dağıtırız. Herkesi çağırırız, sofralar kurarız. Herkese açıktır bizim lokmalarımız.

    Biz Osmaniye’den geldik. Normalde orada yaşıyoruz. Ziyaret için buraya 15 günlüğüne geldik. Buraya geldiğimiz zaman Kadıncık Ana’nın çevresinde uygun olan yerlerde yatarız, ev tutabiliyorsak tutarız. Her sene geliriz orucumuzu tutarız, ziyaretlerimizi yaparız, cemlerimizi yaparız, lokmalarımızı dağıtırız ve gideriz. Hacı Bektaş Veli’yi anma törenlerine katılırız. Her sene mutlaka buradayızdır biz.”

    Melis CİDDİOĞLU/HACIBEKTAŞ

  • Güzelgül: Muharrem ayında yası imkanı olanlar yaşar, yolumuzda zorunluluk yoktur-VİDEO

    Güzelgül: Muharrem ayında yası imkanı olanlar yaşar, yolumuzda zorunluluk yoktur-VİDEO

    PİRHA-ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Muharrem Orucu’nun öneminden ve oruç tutarken nelere dikkat edilmesi gerektiğinden PİRHA’ya anlattı. Güzelgül, “Oruç açmadan bir saat öncesinde muhabbetlere başlanacak, sonrasında ise lokmalar dağıtılacak. Yas süresince su içilmeyecek, traş olunmayacak, düğün dernek yapılmayacak ve et yenilmeyecek” dedi.

    Alevi yurttaşlar açısından önemli bir ibadet ve yas süreci olan 12 İmamlar -Muharrem Orucu 9 Ağustos’ta başlıyor ve Muharrem ayının neredeyse tamamı yas ile geçiyor.

    Bazı bölgelerde bu yıl 6-7-8 Ağustos tarihlerine denk gelen 12 İmamlar Yası öncesi üç gün Masum-u Paklar orucu tutulurken, bazı bölgelerde de bir gün öncesi Ana Fatma orucu tutuluyor.

    “KORONAVİRÜSE KARŞI ÖNLEMLER ALINARAK MUHABBETLERİMİZİ YAPACAĞIZ”

    Muharrem ayında dikkat edilmesi gerekenleri Kureyşan Ocağı’na bağlı Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül Dede PİRHA’ya anlattı.

    Koronavirüs sebebiyle çalışmalarının sekteye uğradığını söyleyen Güzelgül, hijyen koşullarını göz önünde tutarak açık hava alanı olan kurumlarda muhabbetlerini düzenleyeceklerini belirtti. Aynı zamanda Alibeyköy Cemevi Başkanı da olan Güzelgül, oruç açmadan bir saat öncesinde muhabbetlere başlanacağını, sonrasında ise lokmaların dağıtılacağını aktardı. Lokmaları, isteyen canların getirdiğini ifade eden Güzelgül, 12 İmamlar Orucu’nun sahurunun olmadığını, günün 00.00’da bitmesiyle yeme içmenin de bittiği bilgisini verdi.

    “BU AYDA KEDERİ, YASI YAŞAMAK LAZIM”

    Susuzluktan ölen Hz. Hüseyin için tutulan yas süresince su içilmediğini de ekleyen Güzelgül, traş olunmayacağını, düğün dernek yapılamayacağını ve et yenilmeyeceğini belirtti. Bu yası imkanı olanların tuttuğunu, yol ve erkanda kesinlik ve zorunluluğun olmadığını dile getirdi.

    Güzelgül son olarak; “Bu ayda bir kederi, yası yaşamak lazım. İmam Hüseyin’in yaşadığı vahşete karşı bunları yapmak gerekiyor. Orucu tutanlar, lokma verenler, matemini ve yasını çekenler ulu divanda kabul olsun, Şah-ı Merdan Ali ve Hızır (Xızır) yoldaşları olsun” dedi.

    Mustafa IŞIK/ İSTANBUL

  • İstanbul Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde Muharrem muhabbeti-VİDEO

    İstanbul Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde Muharrem muhabbeti-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Gazi Mahallesi’nde bulunan Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde Muharrem orucu nedeniyle lokma verildi. Muharrem orucunun 7. gününde verilen lokmalara  çok sayıda kişi katıldı. Lokmadan sonra muharrem muhabbeti gerçekleştirildi. Pirler oruç açılırken herkesin evinde ne varsa onu yemesi gerektiğini ve sofraların lüks olmaması gerektiğinin altını çizdiler. 

    Haberin videosu

    İstanbul Gazi Mahallesi’nde bulunan Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde 12 İmam Orucu’nun 7. gün lokması dağıtıldı. Her gün cemevinde bir kaç kişinin bir araya gelerek verdiği lokma duasını Ağuçan Ocağı Piri Ali Elmas verdi. Lokmalar yenildikten sonra muhabbet cemi gerçekleştirildi. Muhabbet cemini Baba Mansur Ocağı Piri Mehmet Karabulut ve Haşim Kızılveren, Ağuçan Ocağı Piri Ali Elmas, Hubyar Ocağı ve TV10 Programcısı Hüseyin Kelleci yürüttü. Zakir Mert Kıran ve mersiyeleriyle Elif Erdem yer aldı.

    “HÜSEYİN’İN SAVAŞI SÜRÜYOR”

    Pir Mehmet Karabulut, rızalık aldıktan sonra muhabbet cemi başladı. Karabulut, Alevilerin son yıllarda asimilasyona uğradıklarını belirterek, Alevilerde iftarın olmadığını vurgulayarak,  “Alevilerde lokma vardır. Eskiden lüks sofralar yoktu, herkes evinde ne varsa onu yerdi. Özel hiçbir yemek hazırlanmazdı” dedi.

    Bugün Hüseyin’in savaşı hala devam etmektedir” diyen Pir Karabulut, “Bugün de hala haksızlık devam etmektedir. Bıçağın kemiğe dayandığı duruma geldik” dedi.

    “BİR YIL ÖNCE DE BİR YIL SONRA DA YİNE ALANLARDAYIZ”

    Hubyar Ocağı ve TV10 Programcısı Hüseyin Kelleci ise bir yıl önce televizyonlarının kapatıldığını belirtterek “Bir yıl önce son yayınımızı bu cemevinden yapmıştık ve sonra KHK ile kapatıldık. Ama biz,  ‘Ferman Yezit’in ise meydanlar bizimdir’ dedik ve şimdi yine buradayız” dedi.

    Kelleci, Fatma anayı anarak, ceme katılanların çoğunluğunun  kadınlardan oluştuğunu vurguladı.

    “TV10 YAS-I MATEM AYINI ÇEKERKEN KARARTILDI”

    Zeynal Odabaş, “TV10 Hak ve Hakikatın sesiydi. TV10 matem ayını çekerken, ekranı  karartıldı” dedi.

    Odabaş, bu ülkede Kerbela’nın yaşandığını belirterek KHK ile Alevilerin sesi olan TV10’nun kapatıldığına ve  giderek insan haklarının yok edildiğine dikkat çekti.

    Baba Mansur Ocağı Piri Haşim Kızılveren de Alevilerde iftar sofralarının olmadığına dikkat çekti. Kızılveren, “Eskiden güneşin batışıyla oruçlar açılırdı. Özel sofralar kurulmazdı. Evde ne varsa sofraya onlar konulurdu. Metropollerde insanlar asimile olmuş kendi özlerinden ayrılmışlardır” dedi.

     

     

  • TV10 eylemin 51. haftasında Hüseyin’in Kerbela’daki duruşunu sürdüreceğiz-VİDEO

    TV10 eylemin 51. haftasında Hüseyin’in Kerbela’daki duruşunu sürdüreceğiz-VİDEO

    PİRHA – KHK ile kapatılan Tv10’un yeniden açılması için kanal emekçilerinin başlattığı eylem 51 haftasında da devam etti.  OHAL kapsamında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile TV10 çalışanları, her hafta yaptıkları eylemin 51’incisini, Cumartesi insanlarından Güzel Ana’ya atfettiler. TV10 Programcısı ve Yöneticisi Rohat Emekçi, “Biz bugün burada Hüseyin’in Kerbela’daki duruşunu sürdüreceğiz. Ezilmeden, boynumuzu eğmeden dimdik alnımız ak bakmaya çalışacağız” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Galasataray Meydanı’nda “Alevilerin sesi TV10 susturulamaz” şiarıyla düzenlenen eylemde, Güzel Ana’nın fotoğrafları taşındı. TV10 eylemine 51. haftasında Barış Meclisi Üyesi Hakan Tahmaz, Barış Blokun’dan İbrahim Sinemillioğlu, Oyuncu Nur Sürer, Sanatçı Ali Baran, Cumartesi İnsanları, Munzur Çevre Derneği, Demokratik Alevi Derneği (DAD) ve TV10 izleyicileri destek verdi.

    “ALEVİLER 12 GÜN BOYUNCA SESSİZ SEDASIZ ORUÇ TUTACAK”

    Bu haftaki açılış konuşmasını TV10 yöneticisi ve programcısı Rohat Emekçi yaptı. Emekçi, “12 İmamlar Oruç ayındayız. Aleviler 12 gün boyunca sesiz sedasız oruç tutacak. Tüm cemevlerinde semah dönecek ve dua edecek. 12 İmamlar aynı zamanda yediden yetmişe direniş ayıdır. Bizler de bugün bu direniş geleneğini sürdürmeye devam edeceğiz. Biz bugün burada Hüseyin’in Kerbela’daki duruşunu sürdüreceğiz. Ezilmeden, boynumuzu eğmeden, dimdik alnımız ak bakmaya çalışacağız. Çünkü biz de biliyoruz ki boynumuz yere düşerse, onurlu bir şekilde başımız dik gezmezsek yarın tarih bunun hesabını soracaktır” dedi.

    “BU HAFTAKİ EYLEMİ GÜZEL ANA’YA ATFEDİYORUZ”

    Bu haftaki eylemi Hakk’a yürüyen Güzel Ana’ya atfettiklerini belirten Emekçi, “Güzel Ana F tipi hücre sistemine, tecrit uygulamasına direnmek için 19 Aralık 2000 tarihinde gerçekleşen kanlı operasyonun mahkum yakını mağdurlarından biriydi. Başta Cumartesi Anneleri olmak üzere gücü, imkanı, yettiğince her türlü hak mücadelesinin yanında yer aldı” şeklinde konuştu.

    “TV10’A HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK İHTİYAÇ VAR”

    Barış Meclisi Üyesi Hakan Takmaz ise 51 haftadır hukuksuz bir şekilde yasaklanan ve el konulan TV10’un açılması, el konulan mallarının sahiplerine geri verilmesi ve barışın sesinin susturulamayacağını göstermek için bu eylemlerin sürdüğünü belirtti. Barışın sesinin duyulması için TV10’a her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Takmaz, “TV10 gibi barışın sesini yükselten medya kuruluşlarına çok daha fazla ihtiyacımız olduğunu belirterek, bu sesi susturamayacaklar diyoruz. Her hafta 14.00’te buradayız. Bizi bundan tek bir şey alıkoyabilir. Televizyonumuzun iade edilmesi ve el konulan mallarımızın geri verilmesi. Bu yoldan geri dönmeyeceğiz” dedi.

    “TV1O HİÇ KİMSENİN YANDAŞI DEĞİLDİ”

    Barış Bloku’ndan İsmail Sinemillioğlu, MGK’nin barışı bombalamak için toplandığını hatırlattı. Sinemillioğlu, “TV10 Türkiye’de sesi çıkmayanların, Alevilerin Kürtlerin, emekçilerin sesi olarak yayın yapıyordu. Bundan korkuyorlardı” diye konuştu.

    Sinemillioğlu, “TV10 tıpkı Alevi inancında olduğu gibi 72 millete aynı nazarda bakan bir kanaldı. Hiç kimsenin yandaşı değildi. Tüm insanlara barışı, dostluğu öneren bir kanaldı. Ancak iktidarın medya anlayışı ise kendilerine yandaş ve hizmet eden kanalları sahiplenip diğer kanalları kapattılar” şeklinde konuştu.

    Yakın bir dönemde barış ve demokrasiye kavuşulacağını dile getiren Sinemillioğlu, “Barış ve demokrasiye kavuştuğumuz gün el konulan mallarımızı mahkeme ve adil yargılama yoluyla geri alacağız. Çünkü çıkarılan bu KHK’lar hukuksuzdur ve barış için kalkan her eli kutsal sayıyoruz” dedi.

    TV10 eyleminin 51. haftası Ali Baran’ın okuduğun deyiş ile son buldu.

  • Munzur Özgür Aksın Meclisi: CHP’nin yürüyüşüne katılmayacağız

    Munzur Özgür Aksın Meclisi: CHP’nin yürüyüşüne katılmayacağız

    PİRHA –  Munzur Özgür Aksın Meclisi, CHP İl Başkanlığı tarafından düzenlenmesi planlanan “Munzur özgür aksın” yürüyüşüne katılmayacaklarını duyurdu.

    Dersim’deki Munzur Nehri üzerinde yapımı planlanan baraj ve HES’lere karşı kentteki siyasi parti, belediye başkanları, milletvekilleri, Dersim Barosu, Ticaret ve Sanayi Odası, dernek ve sivil toplum örgütleri ile HES karşıtı 32 kurum tarafından kurulan Munzur Özgür Aksın Meclisi CHP Tunceli İl Başkanlığı tarafından, bugün düzenlenmesi planlanan “Munzur Özgür Aksın” etkinliğine katılmayacakları açıklaması yapıldı.

    “MECLİSİMİZİN İRADESİ DIŞINDA GERÇEKLEŞMİŞTİR”

    “Munzur Özgür Aksın Meclisi’nin açıklaması şöyle:

    “08.09.2017 Tarihli  “Munzur Özgür Akacak  Meclisi”yaptığı toplantıda, 20 Eylül tarihinde Dersimde ” Munzur Özgür Aksın” adı altında yapılacak yürüyüşün, meclisimizin iradesi dışında  geliştiğinden  dolayı tarafımızca destek katılım sağlanmayacaktır. Halkımızın ve kamuoyunun bilgisine.”

    Öte yandan etkinlik kapsamında Selda Bağcan’ın vereceği konser iptal edildi. Konser, Aleviler için Matem Orucu kabul edilen 12 İmamlar (Muharrem)’e denk gelmesi üzerine Alevi dedeleri tarafından tepki ile karşılanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)