Etiket: 12. Yargı Paketi

  • 12. Yargı Paketi Adalet Komisyonu’ndan geçti: Yargılamadan icra işlemlerine birçok alanda değişiklik!

    12. Yargı Paketi Adalet Komisyonu’ndan geçti: Yargılamadan icra işlemlerine birçok alanda değişiklik!

    PİRHA- TBMM Adalet Komisyonu, kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen ve toplam 30 maddeden oluşan kanun teklifini kabul etti. Düzenleme; icra takiplerinden miras satışlarına, ceza yargılamasından hukuk davalarına kadar birçok başlıkta önemli değişiklikler içeriyor.

    Teklife göre, kamu kurumları aleyhine hükmedilen para alacakları için artık doğrudan icra takibi başlatılamayacak. Alacaklıların önce ilgili idareye yazılı başvuruda bulunması gerekecek. İdareye ödeme yapması için bir ay süre tanınacak, bu sürenin sonunda ödeme yapılmaması halinde icra yoluna gidilebilecek. Düzenlemeyle kamu kurumlarına yönelik gereksiz icra takiplerinin azaltılması hedefleniyor.

    MİRAS SATIŞLARINDA ÖNCELİK MİRASÇILARA

    Paket kapsamında miras kalan taşınmazların ortaklığının giderilmesi amacıyla yapılacak satışlarda ilk açık artırma yalnızca mirasçılar arasında gerçekleştirilecek. İlk ihalede satış gerçekleşmezse ikinci artırma tüm katılımcılara açılacak. Böylece mirasçıların mülkiyet hakkının daha etkin korunması amaçlanıyor.

    İHALEDE CAYANA PARA CEZASI

    Ortaklığın giderilmesi kapsamında yapılacak satışlarda, pay sahipleri de diğer katılımcılar gibi teminat yatırmak zorunda olacak. Ayrıca ihaleyi kazanmasına rağmen bedeli süresi içinde ödemeyen kişilerin teminatı iade edilmeyecek ve teklif ettikleri bedelin yüzde 5’i oranında idari para cezası uygulanacak.

    NOTER İŞLEMLERİNDE ELEKTRONİK DÖNEM GENİŞLİYOR

    Noterlik evraklarının mahkemeler ve savcılıklar tarafından talep edilmesi halinde belgelerin güvenli elektronik imza ile dijital ortamda gönderilebilmesinin önü açılıyor. Elektronik gönderimin mümkün olmadığı durumlarda ise fiziki belge kullanılacak.

    TEK HAKİMLİ DAVALARIN KAPSAMI GENİŞLETİLİYOR

    İdare ve vergi mahkemelerinde tek hakim tarafından görülebilecek dava türlerinin sayısı artırılıyor. Ayrıca bölge idare mahkemeleri, ilk derece mahkemesi kararının sonucunu doğru bulduğu ancak gerekçesini eksik değerlendirdiği durumlarda kararı bozmadan gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebilecek.

    Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulu başkan ve üyeleri için uzmanlık veya doktora şartı getiriliyor. Hakim ve savcı yardımcılarının eğitim ve sınav süreçleri de Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda yeniden düzenleniyor.

    Hakim ve savcıların, hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda gereksiz şekilde bilirkişiye başvurması disiplin cezası kapsamına alınacak. Düzenleme, bilirkişilik kurumunun yalnızca teknik uzmanlık gerektiren durumlarla sınırlandırılmasını amaçlıyor.

    Paketle birlikte ceza soruşturmalarında elde edilen genetik verilerin hangi koşullarda saklanacağı ve ne zaman imha edileceği ayrıntılı biçimde düzenleniyor. Bilgisayar incelemeleri sonucu elde edilen dijital veriler ise belirlenen sürelerin sonunda Cumhuriyet savcısının gözetiminde imha edilecek.

    HAGB KAPSAMI DARALTILIYOR

    Yeni düzenlemeye göre işkence, eziyet ve kamu görevlilerinin görevleri sırasında işlediği kötü muamele suçlarında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uygulanamayacak. Böylece bu suçlarda cezasızlık eleştirilerinin önüne geçilmesi hedefleniyor.

    HUKUK YARGILANMASINDA SÜRE SINIRI

    Yazılı yargılama usulüne tabi davalarda duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç ayı aşmaması öngörülüyor. Zorunlu durumlarda hakim gerekçesini açıklayarak daha uzun süre belirleyebilecek. Düzenlemenin amacı davaların daha kısa sürede sonuçlandırılması olarak ifade edildi.

    Teklifle birlikte Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki belirsiz alacak davası uygulaması yürürlükten kaldırılıyor. Bunun yerine davacılara, tahkikat tamamlanıncaya kadar alacaklarının kalan kısmını ayrıca talep edebilme imkanı tanınıyor.

    IBAN HESABINI KULLANDIRANLARA CEZA İNDİRİMİ

    Komisyonda kabul edilen önergeyle, dolandırıcılık suçunda yalnızca banka hesabını kullandıran ve suç ortaklığı bu fiille sınırlı kalan kişiler bakımından cezada yarı oranında indirim yapılabilmesinin önü açıldı. Düzenleme, kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak anılan kişileri kapsıyor.

    HABER MERKEZİ

  • Sunay Elataş’dan 12. Yargı Paketi eleştirisi: Daha çok ceza değil, daha çok nitelikli eğitim!-VİDEO

    Sunay Elataş’dan 12. Yargı Paketi eleştirisi: Daha çok ceza değil, daha çok nitelikli eğitim!-VİDEO

    PİRHA- 12. Yargı Paketi’nde yer alan ‘Çocuk Adaleti Sistemi’ ile ilgili maddenin hak temelli ve pedagojik eğitimden uzak, tamamen cezalandırıcı bir anlayışla ele alınmasını eleştiren Eğitim Sen Hatay Şube Eğitim Sekreteri Sunay Elataş, “Daha çok ceza değil, daha çok nitelikli eğitim gerekli” dedi. 

    12. Yargı Paketi’nin Meclis’e sunulması bekleniyor. Kadınlardan, eğitim sendikalarına, demokratik kitle örgütlerinden siyasi partilere kadar bir çok kesimden 12. Yargı Paketi’ne tepkiler yükseliyor.

    Eğitim Sen Hatay Şube Eğitim Sekreteri Sunay Elataş, Meclis’e sunulması beklenen 12. Yargı Paketi’ne ilişkin ajansımıza konuştu.

    “ULUSLARARASI ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ’NE AYKIRI”

    12. Yargı Paketi’nde yer alan ‘Çocuk Adaleti Sistemi’ ile ilgili maddenin hak temelli ve pedagojik eğitimden uzak, tamamen cezalandırıcı bir anlayışla ele alınmasını eleştiren Elataş, ilgili maddelerin Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu söyledi.

    Eğitim-Sen olarak daha çok ceza değil, daha çok nitelikli eğitim istediklerinin altını çizen Sunay Elataş, şunları ifade etti:

    “Çocuk Adalet Sistemi’nin amacı özellikle çocukları cezalandıracak politikaları hayata geçirmek değil, çocukların üstün yararını sağlayacak, topluma ve okullara kazandıracak politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor. ‘Suça Sürüklenen Çocuklar’ın özellikle bunların bireysel tercih olmadığını, özellikle sosyoekonomik ve kültürel alanda yaşanan gittikçe artan sıkıntılarının getirdiği derin yoksulluk, yoksunluk ve eğitim dışı kalmanın sonucudur.”

    “ÇOCUKLAR KENDİLERİNİ GÜVEN İÇİNDE HİSSEDEBİLMELİ”

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in göreve geldiği günden itibaren özellikle eğitim öğretim alanını daha çok piyasacı, tek tipleştirici ve eşitsizliğini derinleştiren, ayrıştıran, laik ve demokratik olmayan bir yaklaşımla yürütmek istediğine dikkat çeken Elataş, şunları dile getirdi:

    “Okullarımız özellikle öğrencilerimizin kendilerini ifade edebilecekleri rahat ortamların olması, yeteneklerini ortaya çıkaracak atölyelerimizin olması gerektiğini her defasında belirtiyoruz. Özellikle müzik, resim atölyeleri ve spor salonlarının olması gerekiyor her okulda. Ama maalesef bunları yeteri kadar göremiyoruz. Ayrıca çocukların kendilerini güven içinde hissedebilecekleri rehberlik servislerimizin ve psikolojik rehberlik alanlarımızın da yetersiz olduğunu da özellikle belirtmek istiyoruz. Özellikle sıkıntı yaşayan öğrencilerimizin belirlenmesi gerektiği ve burada rehberlik servisleri servislerinin hangi öğrencimizin sorun yaşadığı, sıkıntı yaşadığı belirlenip aileleriyle görüşülüp özellikle de ekonomik anlamda, sosyal anlamda da desteklenmeleri gerektiğini söyleyebiliriz.”

    “DEVLET OKULDAKİ ŞİDDETİ AZALTACAK ÖNLEM ALMIYOR”

    Pakette yer alan 12-15 ve 15-18 yaş aralığındaki çocukların ceza üst sınırının artırılmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Elataş, “Devlet okuldaki şiddeti azaltacak, güveni sağlayacak yeteri kadar önlem alamamakta ve tam tersi okullardaki artan şiddetin cezasını, faturasını çocuklara kesmektedir. Okulların, çocukların düşüncelerini rahatça ifade edebilecekleri, kendilerini güven içinde hissedebilecekleri alanlar olması gerekiyor” diye belirtti.

    “MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Okullarda, veli, öğrenci, öğretmen işbirliğinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesinin çok önemli olduğunun altını çizen Elataş, “Okullarda artan bu şiddet sarmalının önlemek için özellikle bir an önce önlem alınması gerekiyor. Özellikle çocukların daha rahat kendilerini ifade edebildiği ortamın olması çok önemlidir. Eğitim-Sen olarak her defasında yinelediğimiz ve mücadelesini verdiğimiz laik, demokratik, bilimsel, anadilde eğitim, cinsiyet eşitliğine dayalı bir eğitim talebimizi yeniliyoruz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/HATAY

     

  • Kadınlar 12. Yargı Paketi’ne karşı sokakta olacak: Yargı değil gasp paketi!

    Kadınlar 12. Yargı Paketi’ne karşı sokakta olacak: Yargı değil gasp paketi!

    PİRHA- Bugün bir çok kentte kadınlar “12. Yargı Paketi’ne Hayır demek” için sokaklara çıkacak.

    Meclis’e sunulması beklenen 12. Yargı Paketi’ne tepkiler yükselmeye devam ediyor. Kadınlar, Diyarbakır, Ankara, Antakya, Antalya, Bodrum, Bursa, Çanakkale, Datça, Didim, Erzincan, Eskişehir, Antep, İstanbul, Kuşadası, Manisa, Menteşe, Mersin, Ordu, Urfa ve Urla’da sokağa çıkacak.

    Kadınlar,  “İktidarın “yargı paketi” adı altında önümüze getirdiği 12. Yargı Paketi, adalete erişimi güçlendirmiyor; kadınların, LGBTİ+’ların ve çocukların haklarını torba yasa içinde gasp etmeyi amaçlıyor. Bu yüzden 12. Yargı Paketi’ni topyekûn ve esastan reddediyoruz. On yıllar süren mücadelemizle elde ettiğimiz kazanımlarımızdan, eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam ısrarımızdan vazgeçmeyeceğiz. 12.Yargı Paketi’ne hayır!” diyecek.

    HABER MERKEZİ

     

  • 12. Yargı Paketi’ne Antalya’dan tepki: Bedenlerimiz ve kimliklerimiz bizim! -VİDEO

    12. Yargı Paketi’ne Antalya’dan tepki: Bedenlerimiz ve kimliklerimiz bizim! -VİDEO

    PİRHA- İHD Antalya Şubesi’nde yapılan basın açıklamasında 12. Yargı Paketi’ne tepki gösterildi. Açıklamada paketin kadınların, LGBTİ+’ların ve çocukların temel haklarını hedef aldığı belirtilerek, “Bedenlerimiz bizim, kimliklerimiz bizim, haklarımız bizim. Nefret yasalarına boyun eğmeyeceğiz” mesajı verildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Antalya Şubesi’nde düzenlenen basın açıklamasında 12. Yargı Paketi sert sözlerle eleştirildi. Açıklama Çağrı Sert ve Ahmet Çevik tarafından okundu.

    Açıklamada, 12. Yargı Paketi ile LGBTİ+ bireylerin kimlik, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün “doğuştan gelen biyolojik cinsiyet” ve “genel ahlak” gibi kavramlar üzerinden kriminalize edildiği ifade edildi. Paketin yalnızca LGBTİ+ bireyleri değil, onların hak mücadelesine destek veren kişi ve kurumları da hedef aldığı kaydedildi.

    Cinsiyet uyum sürecine ilişkin düzenlemelere de dikkat çekilen açıklamada, uyum sürecine başlama yaşının 25’e çıkarılması, çocuk sahibi olan trans bireylerin sürece dahil edilmemesi ve Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce iptal edilen “üreme yeteneğinden yoksun olma” şartının yeniden ön koşul haline getirilmesinin yaşam ve sağlık hakkını tehdit ettiği belirtildi.

    “GENEL AHLAK” VE “AİLE” TANIMI ELEŞTİRİLDİ

    Basın açıklamasında iktidarın “genel ahlak” ve “aile kurumunun korunması” kavramlarını muğlak biçimde kullandığı belirtilerek, bu anlayışın kadınları yalnızca çocuk doğuran ve bakım emeği veren bireyler olarak tanımladığı ifade edildi. Getirilen düzenlemelerin kadınların toplumsal kimliğine ve bedensel özgürlüğüne müdahale anlamına geldiği vurgulandı.

    Kadınların ekonomik bağımsızlığını zayıflatacak uygulamalara da dikkat çekilen açıklamada, süresiz nafaka hakkının kaldırılmasının özellikle şiddet mağduru kadınları daha da savunmasız bırakacağı ve ekonomik bağımlılığı artıracağı kaydedildi.

    ÇOCUKLARA YÖNELİK DÜZENLEMELER DE ELEŞTİRİLDİ

    Paketin çocuklara ilişkin hükümlerinin de eleştirildiği açıklamada, 12-15 yaş grubundaki çocuklar için ceza üst sınırlarının artırılması ve infaz korumalarının kaldırılmasının rehabilitasyon yerine cezalandırmayı öne çıkardığı belirtildi. Bu yaklaşımın çocukların psikolojisi üzerinde kalıcı travmalar yaratacağı ve suça sürüklenmeyi artıracağı ifade edildi.

    Çocuk suçluluğunun yalnızca cezalarla önlenemeyeceğine dikkat çekilen açıklamada, ekonomik kriz, eğitim, sağlık, barınma ve beslenme sorunlarının aile yapısını zayıflattığı, bunun da çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulandı.

    “NEFRET YASALARINA BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

    Basın açıklamasının sonunda 12. Yargı Paketi “bir baskılama ve nefret paketi” olarak nitelendirildi. Ülkedeki ekonomik ve toplumsal sorunların ötekileştirme politikalarıyla örtülmeye çalışıldığı ifade edildi.

    Kadınlar ve LGBTİ+’lar adına yapılan çağrıda, “Bedenlerimiz bizim, kimliklerimiz bizim, haklarımız bizim. Vazgeçmeyecek, nefret yasalarına boyun eğmeyecek ve susmayacağız. Örgütlü mücadelemiz barış ve dayanışmayla devam edecek” denilerek hak mücadelesinin sürdürüleceği mesajı verildi.

    PİRHA/ANTALYA

  • ‘Kadınların haklarından, halkların onurundan vazgeçmeyeceğiz!’-VİDEO

    ‘Kadınların haklarından, halkların onurundan vazgeçmeyeceğiz!’-VİDEO

    PİRHA- ÖHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu, AYM’nin nafaka hakkı kararı, 12. Yargı Paketi ve Rahmi Koç’un Kürt kadınları üzerinden cinsiyetçi ve ırkçı söylemlerine de tepki göstererek, “Bizler; kadınların ekonomik güvencelerinin korunmasını, Kürt kadınları başta olmak üzere tüm kadınların ve tüm halkların onuruna saygı gösterilmesini, eşitlik ve ayrımcılık yasağı ilkelerinin etkin biçimde uygulanmasını ve kazanılmış hakları budamaya yönelik girişimlerden derhal dönülmesini talep ediyoruz” dedi.

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mersin Şubesi Kadın Komisyonu, Anayasa Mahkemesi’nin nafaka hakkına ilişkin kararı, 12. Yargı Paketi ve İş İnsanı Rahmi Koç’un Kürt kadınlarına dönük ayrımcı söylemine dair Mersin Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Mersin Baro üyelerinin destek verdiği açıklamayı ÖHD Mersin Eş Başkanı Melek Şaraldı okudu.

    Kadınların kazanılmış haklarını hedef alan yasal girişimlere ve kadınları, etnik kimlikleri üzerinden aşağılayan ayrımcı söylemlere karşı bir araya geldiklerini ifade eden Şaraldı, “Son dönemde nafaka hakkı üzerinden yürütülen tartışmalar ve 12. Yargı Paketi kapsamında kamuoyuna yansıyan düzenleme önerileri, kadınların yıllardır süren hak mücadeleleri sonucunda elde ettiği güvenceleri yeniden sorgulama konusu haline getirmiştir. Oysa nafaka, kamuoyuna çarpıtılarak yansıtıldığı gibi bir imtiyaz değil; boşanma sonrasında ortaya çıkan ekonomik dengesizliklerin giderilmesine hizmet eden hukuki bir koruma mekanizmasıdır” dedi.

    “HUKUK, TOPLUMSAL EŞİTSİZLİKLERİ DERİNLEŞTİREN DEĞİL, ONLARI AZALTAN BİR ARAÇ OLMALIDIR”

    Türkiye’de kadınların hâlâ istihdama erişimde eşitsizliklerle karşılaştığına, ücretsiz bakım emeğinin büyük bölümünü üstlendiğine ve ekonomik şiddetin çeşitli biçimlerine maruz kaldığına dikkat çeken Şaraldı, “Bu gerçeklik ortadayken nafaka hakkını sınırlandırmaya yönelik her yaklaşımın kadınların ekonomik özgürlüğünü hedef almakta olup; yaşam koşullarını doğrudan etkileyeceği açıktır. Hukuk, toplumsal eşitsizlikleri derinleştiren değil, onları azaltan bir araç olmalıdır. Bu düzenlemeler, yalnızca nafaka hakkını değil, kadınların, çocukların ve dezavantajlı toplumsal kesimlerin hukuk tarafından sağlanan koruma mekanizmalarını da doğrudan ilgilendirmektedir” diye belirtti.

    12. Yargı Paketi kapsamında, suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemelerin de kaygı verici olduğunu vurgulayan Şaraldı, çocuk hakları perspektifinden uzaklaşan ve cezalandırmayı merkeze alan yaklaşımlar, çocuğun yararına değil, ceza siyasetinin genişletilmesine hizmet edeceğinin altını çizdi.

    “HUKUKUN GÖREVİ MEVCUT EŞİTSİZLİKLERİ MEŞRULAŞTIRMAK DEĞİLDİR”

    Gerçek bir yargı reformunun; kadınların, çocukların ve LGBTİ+ların haklarını daraltan değil, adalete erişimini güçlendiren bir anlayışla mümkün olacağına işaret eden Şaraldı, hukukun görevinin mevcut eşitsizlikleri meşrulaştırmak değil, hak temelli çözümler üretmek olduğunu ifade etti.

    “VAZGEÇMEYECEĞİZ!”

    Rahmi Koç’un Kürt kadınları üzerinden cinsiyetçi ve ırkçı söylemlerine de tepki gösteren Şaraldı, “Bu sözler ‘fıkra’ olarak değerlendirilip normalleştirilemez. Kadınları ve Kürtleri aşağılayıcı kalıp yargılar üzerinden kurgulanan bu tür söylemler; toplumsal barışı zedelemekte, ayrımcılığı normalleştirmekte ve birlikte yaşam kültürüne zarar vermektedir. Bizler; kadınların ekonomik güvencelerinin korunmasını, Kürt kadınları başta olmak üzere tüm kadınların ve tüm halkların onuruna saygı gösterilmesini, eşitlik ve ayrımcılık yasağı ilkelerinin etkin biçimde uygulanmasını ve kazanılmış hakları budamaya yönelik girişimlerden derhal dönülmesini talep ediyoruz. Eşitlik, özgürlük ve adalet; ancak hiçbir kimliğin aşağılanmadığı, hiçbir hakkın pazarlık konusu yapılmadığı bir toplumda mümkündür. Kadınların haklarından, halkların onurundan ve eşit yurttaşlık ilkesinden vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/MERSİN