Etiket: 12. yıl

  • 12 yıldır dinmeyen sızı: Soma’da adalet öldü, sistem izledi!

    12 yıldır dinmeyen sızı: Soma’da adalet öldü, sistem izledi!

    PİRHA- Soma Maden Katliamı’nın 12. yıl dönümünde Türkiye, 301 canın yasını tutarken acı bir gerçeği tartışıyor: Geçen on iki yılda madencinin maaşı arttı, yasalar sertleşti, teknoloji geldi ancak Amasra’dan Ermenek’e uzanan yeni facialar, sistemin özündeki “üretim baskısı” ve “denetim zafiyetinin” değişmediğini kanıtladı.

    Türkiye’nin en büyük iş cinayeti olan Soma Maden Katliamı’nın üzerinden tam 12 yıl geçti. 13 Mayıs 2014’te yerin yüzlerce metre altında başlayan yangın sadece 301 madenciyi hayattan koparmakla kalmadı, Türkiye’nin çalışma hayatını kökten sarsan bir milat oldu. Bugün gelinen noktada, kağıt üzerindeki iyileştirmelerin sahadaki gerçeklerle ne kadar örtüştüğü büyük bir soru işareti olarak duruyor.

    MAAŞLARDA ARTIŞ, GÜVENLİKTE SORU İŞARETİ

    Soma faciasının ardından çıkarılan yasalarla maden işçilerine en az iki asgari ücret ödenmesi zorunlu kılındı ve çalışma saatleri haftalık 37,5 saate düşürüldü. Ancak bu ekonomik iyileştirmeler, beraberinde tehlikeli bir süreci de getirdi. İşletme maliyetlerinin artması, bazı özel ocaklarda “daha çok kömür, daha hızlı üretim” baskısını (hadi-hadi kültürü) tetikledi. Uzmanlar, madencinin cebine giren paranın artmasına rağmen, can güvenliğinin hala bu maliyet dengesinin içinde bir “risk kalemi” olarak görüldüğüne dikkat çekiyor.

    TEKNOLOJİ ÇARE OLMADI: AMASRA GERÇEĞİ

    12 yılda madenlere anlık gaz izleme sistemleri, konum belirleme çipleri ve modern havalandırma üniteleri yerleştirildi. Ancak teknolojinin tek başına yetmediği, 2022 yılındaki Amasra Maden Faciası ile bir kez daha tescillendi. Soma’dan sonra geçen 12 yılın en büyük dersi; sensörler uyarı verse bile, üretimi durduracak liyakatli bir yönetim ve bağımsız bir denetim mekanizması olmadığı sürece teknolojinin hayat kurtarmaya yetmediği oldu.

    HUKUKTA ADALET ARAYIŞI 12 YILDIR SÜRÜYOR

    Facianın ardından başlayan yargı süreci, 12 yıllık periyodun en sancılı kısmını oluşturdu. “Olası kast” ve “bilinçli taksir” tartışmaları arasında gidip gelen davalar, Yargıtay’ın bozma kararları ve yapılan infaz düzenlemeleri, kamuoyu vicdanında derin yaralar açtı. Sorumluların bir kısmının serbest kalması, ailelerin “gerçek adalet” talebinin bugün hala Soma Şehitliği’nden yükselmesine neden oluyor.

    SİSTEMİN ÇIKMAZI: RÖDOVANS VE DENETİM

    Geçen 12 yıla rağmen sistemin temelindeki iki ana sorun hala çözülmeyi bekliyor:

    Rödovans Sistemi: Madenlerin kiralama usulüyle işletilmesi, işletmeciyi kısa sürede maksimum kar elde etmeye iterek iş güvenliği yatırımlarını ikinci plana itiyor.

    Denetim Zafiyeti: Denetçilerin teknik imkanları artsa da, denetimlerin niteliği ve bağımsızlığı hala tartışma konusu.

    Soma’nın 12. yılında Türkiye, madenciliği sadece bir ekonomi başlığı olarak değil, bir “yaşam hakkı” mücadelesi olarak görmeye devam ediyor. Unutulan her önlem, kağıt üstünde kalan her yasa, yerin altındaki o karanlığın biraz daha büyümesine neden oluyor.

    HABER MERKEZİ

     

  • Son 12 yılda en az 770 çocuk çalışırken hayatını kaybetti

    Son 12 yılda en az 770 çocuk çalışırken hayatını kaybetti

    PİRAHA- 12 yılda en az 770 çocuğun iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini açıklayan İSİG Meclisi, çocuk işçiliğiyle mücadele için koordinasyon kurulacağı bilgisini verdi.

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’nde çocuk işçi raporunu yayımladı. Çocukların devlet eliyle; öğrenci, çırak, stajyer adı altında işçileştirildiğine dikkat çekilen raporda, son 12 yılda en az 770 çocuğun iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği kaydedildi. Raporda, çocuk işçiliğiyle mücadele için koordinasyon kurulacağı duyuruldu.

    İSİG, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü dolayısıyla “çocuk iş cinayetleri raporu”nu açıkladı. Ülkede çocuk işçiliğin derinleştiğine ve çocuk işçilerin sistematik olarak sömürüldüğüne dikkat çekilen raporda, son 12 buçuk yılda en az 770 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiği kaydedildi.

    YAŞAMINI YİTİRENLERİN YARISINDAN FAZLASI 15-17 YAŞ ARALIĞINDA

    Rapora göre, yaşamını yitirenlerin yüzde 34’ü 5-14 yaş, yüzde 66’sı ise 15-17 yaş aralığında bulunuyor. Özellikle 5-14 yaş grubundaki çocukların tamamına yakınının kayıt dışı çalıştırıldığı kaydedilen raporda, bu çocukların büyük bölümünün mevsimlik tarım işçisi olduğu ve sokakta ya da atölyelerde çalıştırıldığı belirtildi.

    Raporda, çocuk işçilerin en sık karşılaştığı ölüm nedenlerinin trafik kazaları yüzde 26, yüksekten düşmeler yüzde 17, zehirlenme ve boğulmaların yüzde 26, mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan çocukların yüzde 74’ü, servis kazalarında yüzde 28,  sanayi, inşaat ve hizmet sektörlerinde çalışan çocukların ölümlerine yüzde 18 olduğuna rastlandığı bildirildi.

    ÇOCUK İŞÇİLİĞİYLE MÜCADELE ÇAĞRISI

    Çocuk işçiliğiyle mücade çağrısında bulunulan raporda, talepler şöyle sıralandı:

    1-Çocuk işçilik yasaklanmalı, mesleki öğrenim çocuk gelişimine uygun bir biçimde planlanmalı ve kamusal kurallar çerçevesi içinde olmalıdır.

    2-Eğitim her kademede parasız olmalı, müfredat bilimin ışığında ve yaşam ile bağı kuran bir şekilde yeniden yapılandırılmalıdır.

    3-Yaşam alanlarımız uyuşturucu ve çeteleşmeden temizlenmeli, çocukların gelişimine uygun bir hale getirilmelidir.

    Yaşanan bu sorunlarla mücadele etmek için örgütlenmenin öneminin altı çizilen raporda, “Çocuk işçiliği ile mücadele ekseninde örgütlenen, orta-uzun vadeye dayalı, her kesimin kendi özgünlüğü ile katıldığı bir ‘koordinasyon’ çalışmasının başlatılması acil bir görev olarak önümüzde durmaktadır. İSİG Meclisi olarak bizler de gereken sorumluluğu alacağız” ifadeleri yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • İzmir’de Gezi direnişi anması: Onları unutmayacak, mücadele bilinçlerini diri tutacağız-VİDEO

    İzmir’de Gezi direnişi anması: Onları unutmayacak, mücadele bilinçlerini diri tutacağız-VİDEO

    PİRHA- Gezi direnişinin 12’inci yıldönümünde İzmir’de yapılan eylemde yaşamını yitirenler anılarak, Gezi direnişinin, halkların bir arada yaşama imkanını gösterdiği, eşitlik üzerine bir yaşamın olacağını kanıtladığı vurgulandı. 

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Gezi direnişin yıldönümü dolayısıyla Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada “Karanlık gider, Gezi kalır. Gezi 12 yaşında”pankartı açılırken, “Siyasi tutsaklara özgürlük”, “Bu düzen değişecek halk kazanacak” dövizleri taşındı.

    Açıklamada sık sık “Gezi’de düşene, dövüşene binselam”, “Berkin Elvan 15’inde bir fidan”, “Onlara sözümüz devrim olacak”, “Direne direne direnişten zafere” sloganları atıldı. Açıklamaya Halkların Eşitlik veDemokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk’un yanı sıra çok sayıda siyasi parti ve STK temsilcisi katıldı.

    Basın açıklamasından önce kitle 1 dakikalık saygıduruşu gerçekleştirdi ve Gezi direnişinde hayatını kaybeden 8 kişinin ismi okunarak “Burada” denildi. Açıklamayı İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz yaptı.

    “GEZİ BİZE EŞİT BİR YAŞAMIN MÜMKÜN OLABİLECEĞİNİ GÖSTERDİ”

    Yılmaz, Gezi Direnişi’nin ülkeninüzerindeki karanlığın dağılmasında, aydınlık, demokratik bir hukuk ülkesi gelebileceğine dair umudun diri tutulmasında önemli rehberlerden biri olduğunu belirtti. Gezi Direnişi’nin, halkların bir arada yaşama imkanını gösterdiğini  söyleyen Yılmaz, eşitlik üzerine bir yaşamın olacağını kanıtladığını ifade ederek, “Gezi, bir halkın birlikte düşünüp davrandığında her türlü fedakarlığın, hatta canını bile ortaya koymanın bir resmi olmuştur. Gezi direnişinde yaşamını yitiren insanlarımız ülkenin en temiz, en aydınlık, en onurlu insanlarındandır. O yiğit insanlarımızı, ülkesi ve halkı için canlarını feda eden o güzel evlatlarımızı unutmamız mümkün değildir. Onlar halkımızın mücadelesinin her alanında; tıpkı Denizler, Mahirler, İbolar, Sinanlar gibi yaşamaya devam edeceklerdir. Bu ülke Ali İsmail’in ismini hiçbir zaman unutmayacaktır. Bu ülkede Berkin denildiğinde yüreklerdeki sızı ve öfke hiçbirzaman dinmeyecektir. Bu ülke, evlatlarını asla unutmayacak, onların uğruna hayatlarını feda ettiği demokrasi ve özgürlük mücadelesi başarıya ulaşana kadar mücadele bilincini diri tutmaya devam edecektir. Onlar artık bu ülkenin kalbi, ruhu, bilinci olarak ölümsüzleşmiştir” dedi.

    GENÇLİK ÖRGÜTLERİ YÜRÜDÜ

    İzmir’deki Gençlik Örgütleri de, Gezi Direnişi’ninyıl dönümü dolayısıyla  Kültürpark Möntrö kapısından Kıbrıs Şehitleri Caddesi üzerinden Cumhuriyet Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi.

    Yürüyüşte “Gezi’ye, geleceğimize, özgürlüğümüze sahip çıkıyoruz”, “Bir gün çocuklarımız özgür doğacak” pankartı açılırken, “Direniş 12 yaşında. Gezi’ye, geleceğimize, özgürlüğümüze sahip çıkıyoruz” dövizleri taşındı.

    PİRHA/İZMİR

  • Sakine Cansız, katledilişinin 12. yılında Dersim’de anıldı-VİDEO

    Sakine Cansız, katledilişinin 12. yılında Dersim’de anıldı-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Dersim İl Örgütü, Paris’te 9 Ocak 2013 tarihinde katledilen Kürt kadın siyasetçilerden Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’i parti binasında andı. DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Sakine Cansız, Kürt halkını imha eden, yok eden bu inkârcı anlayışa karşı kavgasını vermişti. Sadece Sakine arkadaşımız değil. Katledilen kadınlardan devraldığımız kadın özgürlük mücadelesini sürdürme kararlılığında olacağız” dedi.

    Fransa’nın başkenti Paris’te katledilen 3 Kürt kadın siyasetçiden Sakine Cansız, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl Örgütü’nde anıldı.

    Anmaya Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Kadın Meclisi Sözcüsü Berivan Bahçeci, DEM Parti Milletvekilleri Ayten Kordu ve Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, siyasi parti temsilcileri, kurum temsilcileri katıldı. Katledilen kadınların fotoğraflarının yer aldığı anmada Sakine Cansız’ın “İnsanlık tarihi kadın ile başlar insanlık kadına yapılanlarla kaybeder” sözünün olduğu pankart asıldı.

    “MÜCADELELERİNİ SÜRDÜRME SORUMLULUĞUMUZ VAR”

    12 yıl önce Paris’te katledilen kadınları anarak sözlerine başlayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, şunları dile getirdi:

    “Sakine arkadaşın özgürlük mücadelesinin çok önemli yeri ve emeği var. Bu mücadelenin buraya gelmesinde, Sakine arkadaşın çok emeği var. ‘Hep Kavgaydı Yaşamım’ derdi Sakine arkadaş. Bu kavgasını Kürt halkını imha eden, yok eden bu inkârcı anlayışa karşı kavgasını vermişti. Sadece Sakine arkadaşımız değil. 6 arkadaşımızın hepsinin mücadelesi Kürt kadının özgürlük mücadelesinde önemli bir yere sahip. Katledilen kadınlardan devraldığımız kadın özgürlük mücadelesini sürdürme kararlılığında olacağız. Onların mücadelesine layık olmak, kadın mücadelemizi yürütmek konusunda bizim için her anma bir sorumluluk yüklüyor.”

    “SÖZ VERİYORUZ, BU KAVGA HİÇ BİTMEYECEK”

    Paris’in ortasında Kürt kadınların hedef alınmasıyla yeni bir savaş konseptinin devreye sokulduğunu ifade eden DEM Parti Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, de “O günden bugüne Kürt kadınlarına dönük özel savaş gerçekleşti. Önceki suikastlar, katliamlar gibi Paris davasının da karanlıkta kalmasını isteyen devlet aklıyla karşı karşıyayız. Biz bunu karanlıkta bırakmayacağız ve mücadelelerine devam edeceğiz. Sakine heval Dersim gibi asi, direngen, Munzur gibi şeffaf ve akışkan. Diğer arkadaşlarımız da kendi alanlarında güçlü arkadaşlarımızdır. Erkek egemen akıl bunların mücadele azminden korktuğu için onları hedef aldı. Bugün tüm dünyada kadın mücadelesi hedef alınmış durumda. Ama ne mutlu ki biz Kürt kadınları olarak Jin, jiyan, azadî felsefesiyle bir model ortaya çıkardık ve onunla mücadeleyi sürdürüyoruz. Yaşamım hep kavgaydı diyen arkadaşa söz veriyoruz ki bu kavga hiç bitmeyecek” dedi.

    “SAKİNE CANSIZ’IN KAVGASINI HER YERDE SÜRDÜRECEĞİZ”

    Kadın mücadelesinin her alanda sürdüğünü belirten DBP Kadın Meclisi Sözcüsü Berivan Bahçeci, ise şu ifadeleri kullandı:

    “Devlet aklı her alanda kadınların öncülüğünü yıkmak istiyor. Kadınların örgütlenmesini istemiyor. Avrupa’nın göbeğinde Paris’te kadın arkadaşlarımızın katledilmesi de bu zihniyetin devamıdır. Nagihan Akarsel, Hero Bahaddin, Gülistan Tara gibi arkadaşlarımız da özel olarak hedef seçilerek katledildi. Kadın mücadelesinden bu kadar bahsediyorsak, ‘Jin Jiyan Azadi’ diyebiliyorsak bunların emekleriyle olmuştur. Onların bayraklarını asla yerde bırakmayacağız. Onların mücadelesini yükselteceğiz. Hep kavgaydı yaşamım’ diyen Sakine Cansız’ın kavgasını her yerde sürdüreceğiz.”

    Parti binasında yapılan anmanın ardından Sakine Cansız’ın mezarı ziyaret edilerek karanfiller bırakıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • FEDA ve DAKB: Rojava Devrimi, inancımızın ’72 millete bir nazarda bakma’ düsturunu hayata geçirmiştir

    FEDA ve DAKB: Rojava Devrimi, inancımızın ’72 millete bir nazarda bakma’ düsturunu hayata geçirmiştir

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Rojava Devrimi’nin dünya halklarına umut olduğunu belirterek, “Bizler Rojava devrimini, Reya Haq inancının amaçları olan barış, adalet, özgürlük ve eşitlik taleplerinin gerçekleştiği bir devrim olarak görüyor ve selamlıyoruz” dedi.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Rojava Devrimi’nin 12. yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı.

    Halkların DAİŞ barbarlığını kabul etmeyerek görkemli bir direniş sergilediğine dikkat çekilen açıklamada, bu devrimin Suriye’de yaşayan Hristiyanların, Müslümanların, Ezidilerin ve Reya Hak inancının, Arapların, Türkmenlerin, Ermenilerin,  Süryanilerin somut taleplerinin gerçekleştiği bir devrim olduğuna vurgu yapıldı.

    “Rojava devrimi din, dil, etnik kimlik ve siyasi düşünce farklılıklarını ortak yaşamda buluşturmuş, inancımızın “72 millete bir nazarda bakma…” düsturunu hayata geçirmiştir” denilen açıklamanın devamında şunlar belirtildi:

    “DAİŞ’E KARŞI DESTANSI BİR DİRENİŞ”

    Bugün Rojava Devrimi’nin yıldönümü yaşanmaktadır.  12 yıl önce  günümüzün  Yezid’i olan DAİŞ, Suriye ve Irak topraklarını da kapsayan geniş bir alanı işgal ederek kanlı  egemenliğini kurmaya çalışmıştı. DAİŞ, bu amaçla her tarafa saldırmış, yakıp yıkmış, insanları vahşice katlederek inkarcı zihniyetin yönlendirmesi ile Rojava topraklarına kadar ilerlemişti.

    Kuzey Doğu Suriye halkları Suriye devletinden daha fazla örgütlü olmanın, daha yüksek düzeyde bir yurtseverlik duygusuna sahip olmanın ve haklı olmanın bilinciyle, DAİŞ Yezitlerinin bu işgalini ve zorbalığını kabul etmemiş ve bunu önlemek için destansı bir direniş geliştirmişlerdir. Bütün engellere ve zorluklara rağmen Kürt halkının değerli evlatlarının destansı  direnişlerinin sonucunda Kobani düşmemiştir.

    “72 MİLLETE BİR BAKMA DÜSTURUNU HAYATA GEÇİRMİŞTİR”

    “Rojava devrimi din, dil, etnik kimlik ve siyasi düşünce farklılıklarını ortak yaşamda buluşturmuş, inancımızın “72 millete bir nazarda bakma…” düsturunu hayata geçirmiştir. Halkların ve inançların  bir arada, kardeşçe yaşayabildiği ve eşit temsil edildiği halk meclisleriyle kendi kendilerini yöneten, kadının özgürlükçü  iradesinin en güçlü şekilde varlığını ifade edildiği ve bir sistemi oluşturmuştur.

    Rojava devrimiyle, halkların ve inançların bir arada ve kardeşçe yaşayabildiği, eşit temsiliyetin esas alındığı halk meclisleriyle kendi kendilerini yönettiği, kadın özgürlükçü iradenin en güçlü şekilde ifade edebildiği ve sisteme kavuşturulduğu bir toplumsal yaşam hakikatı gerçekleşmiştir.

    Dolayısıyla Rojava devrimiyle oluşturulan  sistem, aynı zamanda Reya Hak inancının değerlerinin somut olarak gerçekleştiği bir sistem olmuştur. Bu anlamda Rojava devrimi  sadece Kürt halkı için değil aynı zamanda Suriye’de yaşayan Hırıstıyanların, Müslümanların, Ezidilerin ve  Reya Hak inancının, Arapların, Türkmenlerin, Ermenilerin,  Süryanilerin  somut taleplerinin gerçekleştiği bir devrimdir.

    “SELAMLIYORUZ”

    FEDA ve DAKB olarak bizler, Rojava devrimini, Reya Haq inancının amaçları olan barış, adalet, özgürlük ve eşitlik taleplerinin gerçekleştiği bir devrim olarak görüyor ve  selamlıyoruz. Bu anlamda Rojava devrimini korumanın ve savunmanın bütün Reya Hak yolcularının ve tabii ki her insanın en zorunlu ve en doğal  görevi ve hakkı olduğuna düşünüyoruz. Haktan ve hakikatten yana olan herkesin, Rojava devrimini sahiplenmesi, zulme ve savaşa karşı birlikte mücadele ederek daha çok ve yeni Rojavalar yaratması gerektiğine inanıyoruz.”

     

     

     

     

  • 12 yıl Muharrem Orucu tutan Besi Kaldı, 12 kazan kurdu: İnancımızı yaşatıyoruz-VİDEO

    12 yıl Muharrem Orucu tutan Besi Kaldı, 12 kazan kurdu: İnancımızı yaşatıyoruz-VİDEO

    PİRHA-12 yıl Muharrem Orucu tutan Ağuçan Ocağı evladı Besi Kaldı, Şahinkaya Cemevi’nde 12 kazan kaynattı. 12 kazanın 12 imamların ve Hacı Bektaş Veli’nin lokması olduğunu belirten Besi Kaldı, “Bizim yolumuz ağırdır. 12 yıl boyunca oruç tuttum ve onun lokmasını pay etmek istedim” dedi.

    Alevi inancında, 12 yıl boyunca Muharrem orucu tutanlar 12 kazan kurar. 12 kazan kurulurken Çerağlar uyandırılıp, gülbengler verildikten sonra cem erkanı düzenlenir.

    12 yıl Muharrem orucu tutan Ağuçan Ocağı evladı Besi Kaldı, Elazığ Şahinkaya Köyü Cem ve Kültür Evi’nde 12 kazan kurdu.

    “BİZİM YOLUMUZ AĞIRDIR”

    12 kazan kuran Ağuçan evladı Besi Kaldı, “12 kazan, imamların ve Hacı Bektaş’ın lokmasıdır. Bizim yolumuz ağırdır. Hz. Ali, “Benden olan evladım değil, yolumu süren benim evladımdır” demiş. 12 yıl boyunca oruç tuttum ve onun lokmasını pay etmek istedim” diye ifade etti.

    “İNANCIN EN ÖNEMLİ RİTÜELLERİNDEN BİRİDİR ”

    12 kazan ritüelini anlatan Kureyşan Ocağı evladı Kadir Bulut, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Alevi inancında 12 kazan, inancın en önemli ritüellerinden biri. İnancımızda 12 yıl boyunca oruç tutan kişiler pirlerini mürşitlerini çağırırlar, kapı komşunu çağırırlar ve dostlarını çağırırlar ve 12 çeşit lokma yaparlar, buna 12 kazan da denilebilir. Piri gelir ve mürşidi gelir, helallik alır dara kaldırır. Darda toplumdan çevresinden rızalık alır. Dar ve rızalık erkânından sonra lokma hizmeti yapılır. Eskiden lokma hizmetinden sonra cem erkânı yürütülürdü. 12 lokma veya 12 kazan hizmeti Alevi inancında 12 imama atfedilirken, Alevi-Kızılbaş inancını oluşturan 12 Ocağa da atfedilir. Bu gelenekler günümüzde şehirleşmeyle birlikte unutulmaya yüz tutsa da halen bazı kamillerimiz, dernekler ve ocaklar bu geleneksel inançları yaşatmaya çalışıyorlar.”

    “MUHARREM AYINA UYGUN BİR ŞEKİLDE YAŞARIZ”

    Muharrem orucu tutmasalar bile oruç erkânını uygun şekilde yaşadıklarını belirten Ağuçan Ocağı’ndan Turabi Engin de “Muharrem ayında, normal yaşamımızda keseceğimiz hayvanları, yapacağımız eğlenceleri, düğünleri yapmamaya çalışırız. Kurban Bayramı’ndan 20 gün sonra Muharrem orucu başlar. 12 gün oruç tutarız ve 13. Gün aşure kazanlarında aşurelerimiz pişer” dedi.

    “YOLUMUZU KAYBETMEYELİM”

    Ritüellerin devamının gelmesi gerektiğini vurgulayan Ağuçan Ocağı’ndan Zekiye Kaldı ise “İnancımızı çocuklarımıza ve torunlarımıza öğretelim, inancımız kaybolmasın. Alevi inancı bir yaşam felsefesidir. Dersim’in doğası, ziyaretlerimiz ve taşlarımız hepsi bizim için kutsaldır” diye konuştu.

    Beritan AVCI/ELAZIĞ

  • Kıvırcık Ali’nin Hakk’a yürümesinin 12. yılı

    Kıvırcık Ali’nin Hakk’a yürümesinin 12. yılı

    PİRHA- Halk ozanı Kıvırcık Ali, Hakk’a yürümesinin 11. yılında sevenleri tarafından unutulmadı.

    11 Ocak 2011 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu Hakk’a yürüyen halk müziği sanatçısı Kıvırcık Ali, “Isırgan Otu“, “Gül tükendi ben tükendim“, “Gülüm”, “Yanımda sen olmayınca” benzer biçimde eserleri ile akıllarda yer etti.

    Ömrünü deyişlere ve türkülere adayan, yazdığı ve bestelediği bir çok eserler toplumun gönlüne taht kuran Kıvırcık Ali,  sanatçı dostları, siyasetçiler ve sevenleri tarafından sosyal medyada anıldı. Kıvırcık Ali’nin seslendirdiği eserler paylaşıldı.

    KIVIRCIK ALİ KİMDİR?

    Ali Özütemiz ya da bilinen adıyla Kıvırcık Ali 11 Ekim 1968’de Tokat’ın Turhal ilçesinin Erenli köyünde doğdu. Aşık Ali adlı bir halk ozanının oğludur. İlkokulu bitirdikten sonra okumadı. 1983 yılında İstanbul’a geldi ve saz yapım atölyesinde çalışmaya başladı. Bu sırada katıldığı bir ses yarışmasında aşıklama dalında birinci oldu.

    1994-1998 yılları arasında yaptığı albümler piyasaya sürülmedi fakat bu sürede başta Aşık Nuri Yücel olmak üzere birçok sanatçının albümünde sanat yönetmenliği yaptı. 1995’te iki arkadaşı ile birlikte Grup Turnalar’ı kurdular ve Türkülerden Türkülere Yol Eyledik ve Türküler Kimliğimiz adlı iki albüm çıkarttılar.1999’da ilk solo albümü “Gül tükendi ben tükendim”i hazırladı ve aynı sene İber Müzik etiketiyle piyasaya sürüldü. Bestelerini birçok sanatçı seslendirdi.
    Kıvırcık Ali, 11 Ocak 2011 tarihinde saat 5.30’da kendi aracıyla geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. İstanbul, Hadımköy’deki Gülbahçe Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

    (HABER MERKEZİ)