Etiket: 128 milyar dolar

  • ‘Türkiye’nin mafyadan beslenen, para alan siyasetçilere ihtiyacı yok’-VİDEO

    ‘Türkiye’nin mafyadan beslenen, para alan siyasetçilere ihtiyacı yok’-VİDEO

    PİRHA-CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis grup toplantısında mafya-siyaset ilişkisine işaret ederek “Soylu, koltuğunu koruma peşinde, Erdoğan da Soylu’ya sahip çıkmak zorunda. Böyle bir tablo ile karşı karşıyayız. Eğer siz hükümeti yer altı çetelerine teslime ederseniz, böyle bir tablo çıkar ortaya” dedi.

    CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu. Erken seçim çağrısını yineleyen CHP liderinin konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle oldu:

    “Normalleşme başladı. Açıldık ama birkaç noktada iktidarın dikkatini çekmek bizim görevimiz. İş yerlerini açtınız. Aşılamada önce iş yerleri sahiplerinin ve çalışanların olması lazım. İkincisi kirada stopaj kalkmadı, bunun kalkması lazım. İcra dairelerini erteleyin. 3-5 ay esnaf rahat nefes alsın. Esnafın büyük bir kısmı kredi kartı kullandı. Onun da bir şekilde faizsiz ertelenmesi lazım.”

    EN BÜYÜK YALANLARI SÖYLEYEN KURUM: TÜİK

    “TÜİK, Türkiye’nin ilk çeyrekte yüzde 7 büyüdüğünü açıkladı. En büyük yalanları söyleyen kurum. Sordum çiftçiye, ‘Türkiye yüzde 7 büyümüş’ diye, sizin kuraklıktan haberiniz yok herhalde dedi? İşsizlere sorduk, gelirleriniz arttı herhalde sizin de diye. Hangi büyümeden bahsediyorsunuz siz diye? Bakkala sorduk, ne büyümesi, aylardır dükkan kapalıydı diyor. ‘Sizin çarşıdan, pazardan haberiniz var mı?’ diyor emekli. Evlere temizliğe giden kadınlara sordum, ‘Aylardır evlere temizliğe gidemiyoruz’ dedi. Hangi büyümeden söz ediyorsunuz? Beşli çete büyüdü. Yüzde 7 demek onlara hakarettir, yüzde 50, yüzde 60 büyüdüler. İşleri garanti.”

    “128 MİLYAR DOLAR NEREDE?”

    “Finlandiya Başbakanı, 300 Avroluk sabah kahvaltısını devletin kesesinden ödedi mi ödemedi mi diye polis bunu araştırıyor. 300 Avro için devlet hazinesine el uzattıysan ben bunun hesabını sorarım diyorum. Peki biz, 128 milyar doları sorduk, tık yok. Şimdi soruyorum kim ahlaklı, kim adaletli? Kim kul hakkı yiyor, kim yemiyor? Buyurun beyler ne diyeceksiniz? Onlar 300 Avro’nun hesabını soruyorlar, biz 128 milyar dolar nerede dedik suçlu ilan edildik. Soru sormak ne zamandan beri suç oldu?

    Bir ülkede suçu açığa çıkarmak için soru soruyoruz ve sorduğunuz soru suç kabul ediliyorsa orada demokrasi yoktur. Suçluların iktidarı vardır artık. Soru soruyoruz, suçlanıyoruz. Neden? İktidar suçlu o yüzden. Türkiye Cumhuriyeti suçlular tarafından yönetiliyor. Erdoğan dava açacak, açmazsan namertsin. Mahkemede kanıtlayacağım.”

    “10 BİN DOLAR ALAN SİYASETÇİ KİM?”

    “Hak, hukuk, adalet için soracağız. Bu devletin İçişleri Bakanı TRT’de programa katılıyor, diyor ki; bir siyasetçiyi keklemişler yani rüşvet veriyorlar. Ne kadar? Ayda 10 bin dolar. Ben söylemiyorum, mafya da söylemiyor. Kim söylüyor? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan kişi söylüyor. Çok önemli. Suçu biliyor, suçluyu da biliyor. Devletin televizyonunda açıklıyor. Birilerine mesaj gönderiyor. Kişiyi de biliyor, rakamı da veriyor. Verenlerin dilinden de konuşuyor ‘keklemişler’ diye. Savcı çağırırsa gideceğim, açıklayacağım diyor. İçişleri Bakanı suçluyu niye gizliyor? Saray’a şunu mu demek istiyor? ‘Bana dokunma, dokunursan bu daha başlangıç’ devleti bu mantıkla yönetirseniz devleti mafyaya teslim edersiniz.

    Şentop bu konuyu açıklamak zorundadır. TBMM’ye düşen bu kara gölgeyi kaldırmak zorundadır. Şentop konuşmuyorsa acaba 10 bin dolar benzeri bir olay her ay ona da mı veriliyor? Saray’dakiler sessiz kalabilir. Onların tamamı zaten bir yerlerden besleniyorlar.
    Soylu’ya bakanlığı Erdoğan verdi. Peki, 10 bin dolar rüşvet verdiğini devletin televizyonunda açıklarken Erdoğan duymadı mı? Duydu. Bunu sordu mu, sormadı. Sorabilir mi? Soramaz. Erdoğan’ın bir şey daha sorması lazım. ‘Çıktın, eskiden içişleri bakanlarının çocuklarının evinde para sayma makineleri vardı dedin. 17-25 ile bana bir mesaj mı vermek istiyorsun?’ diye sorması lazım. Soylu, koltuğunu koruma peşinde, Erdoğan da Soylu’ya sahip çıkmak zorunda. Böyle bir tablo ile karşı karşıyayız. Eğer siz hükümeti yer altı çetelerine teslime ederseniz, böyle bir tablo çıkar ortaya.
    Mafya, yer altı çetelerini güçlerini siyasi iktidarı ele geçirerek alırlar. Zindaşti uyuşturucu kaçakçısı nasıl çıktı hapishaneden? Elde ettiler siyasetçiyi. Devleti yönetenleri kontrol ettiğiniz anda, devleti yönetmeye başlarsınız. 83 milyon insan yeraltı dünyasından bir liderin ne söylediğine bakıyor. Böyle bir tablo Türkiye’ye yakışıyor mu? Memleketi bu hale kim getirdi?”

    ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI

    “Bu iktidar Türkiye’nin gördüğü en vasat, en beceriksiz, en dar görüşlü iktidardır. Sadece ailesini ve yakın çevresini düşünen, Türkiye’yi düşünmeyen iktidardır. Bu iktidar illegal organizasyonlarla iç içe geçmiştir. Beceriksiz ve etkisiz bir iktidardır. Bu iktidar bizim omuzlarımıza ciddi yükler getiren bir iktidardır. O nedenle diyoruz bir an önce seçime gitmeliyiz. Halkın huzura, beraber yaşamaya, barışa ihtiyacı var.
    Türkiye’nin mafyadan beslenen, para alan siyasetçilere ihtiyacı yok. Ben seçim diyorum, Erdoğan kaçacak delik arıyor. Kimden kaçıyorsun? Milletten, halktan kaçınır mı? Vatandaş seni istiyorsa zaten bir daha geleceksin bana ders vereceksin. Hiçbir Osmanlı Padişahına nasip olmayacak kadar sarayların var senin, çetelerin var. Binlerce trollerin var. Etrafında beslemelerin var. Türkiye Cumhuriyeti’ni çiftlik gibi yönetiyorsun. Kanun, anayasa tanımıyorsun ama gel arkadaş sandığı koyalım dediğim zaman kaçacak delik arıyorsun. Neden kaçıyorsun? Millet seni istemiyor, zorla güzellik olmaz. Memleketi mahvettin, perişan ettin. Erdoğan sen mi büyüksün, millet mi? Millet senden büyük.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘2010 Yılında 4 milyarın hesabını soruyordu, 128 milyar dolar nereye gitti?’-VİDEO

    ‘2010 Yılında 4 milyarın hesabını soruyordu, 128 milyar dolar nereye gitti?’-VİDEO

    PİRHA-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yüklenerek “Devleti aile şirketi yaptı. ‘Şahsıma aittir bu devlet’ diyor. 83 milyonu yok sayıyor. 128 milyar doları birilerine vererek, yok ederek Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını tehlikeye attınız” İfadelerini kullandı.

    CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında konuştu. İktidarın, CHP’li belediyelerin hizmetlerine engel olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu “Bir dilim ekmeğe savaş açtılar” diyerek İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ucuz ekmek kampanyası önündeki yasakları anlattı.

    “NASIL GEÇİNECEK BU İNSANLAR?”

    Kemal Kılıçdaroğlu, iktidarın tam kapanma kararını da eleştirerek şu konuşmayı yaptı:

    “Üç hafta tam kapanmaya gidiyorlar. Doğru mudur, doğrudur. Ama kapanma yapmak yeterli mi? Hayır. Dükkanı kapattın. Gündelikçiler var. Nasıl geçinecek bunlar? Şimdi bir sosyal yardım açıklamasını bekliyoruz. İnsanların hayatı her şeyin üstündedir. Ama o insanların beslenmeye ihtiyacı var. Sosyal programı bekliyoruz. Bu süre içinde tüm icra takiplerinin durması lazım.

    “NE KADAR ÜÇ KAĞITÇI ADAM VARSA BÜYÜKELÇİ TAYİN ETTİ”

    Erdoğan’ın şahsım hükümeti. Yani diyor ki, ‘ben Türkiye Cumhuriyeti devletini aile şirketi şeklinde yöneteceğim’ öyle de yapıyor. Şahsıma aittir bu devlet diyor. 83 milyonu yok sayıyor. Kendi partileri de dahil partileri yok sayıyor. Eski milletvekilleri, rüşvetçilerin tamamını getirdi büyükelçi yaptı. Rüşvetçiden büyükelçi olur mu? Bu kişiyi siz başka bir ülkeye gönderiyorsunuz. Arabasında Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağı var. Çifte vatandaşlığa sahip olanlar bile büyükelçi olarak atandı. Kim Dışişleri Bakanı Türkiye’de? Mevlüt Çavuşoğlu mu? Zurnanın son deliği. Hulusi Akar mı? İbrahim Kalın mı? Fahrettin Altun mu? Pergoleci Fahrettin. Bunların tamamı konuşuyor, her kafadan bir ses çıkıyor. Bakanlığın bürokrasini konuşturmuyorlar. Türkiye’nin bu denli itibar kaybına uğramasının temelinde ülkenin yönetilmemesi geliyor. Akılla yönetilmiyor Türkiye.

    Dış politikanın ne olduğunu, tarihsel derinliğini bilirler mi? Bir büyükelçi olmanın hangi süreçlerden geçtiğini acaba bunlar bilir mi? Ne kadar üçkağıtçı adam varsa büyükelçi tayin edeceksin sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti büyük devlettir diyeceksin.

    Erdoğan’ın aleyhinde bir sürü pankartlar asılmış. Dünyanın parasını ödediler, ‘Erdoğan’ı seviyorum’ diye. Türkiye’yi seviyorum diyen yok. Çünkü şahsım devleti. Başka bir ülkenin içişlerine karışmayacaktır. Her ülkeninkine karıştık. Kendi ülkesini değil başka ülkeleri adam etmeye çalışıyor. İhvan neyi öngörmüşse aynı politikayı uyguluyorsun. Arap dünyasında karışmadığı hiçbir ülke kalmadı. Kadim dostumuz Mısır ile aramızı bozdu. Mısır’ın terörist ilan ettiği kişileri İstanbul’a getirdi. İmkanlar sağladı, televizyon, radyo kurdurdu. Yanlış yapıyorsun dedik. Sen Mısır’ın önemini bilmiyor musun? Bilmiyor, çünkü tarih bilmiyor.

    Suriye’de ne işin vardı senin? Bir gün önce dost dediğine ertesi gün düşman diyor. Sen de söylem bilinci, ahlak yok mu? Neden çünkü emperyal güçler öyle istedi diye. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenler emperyalizmin uşağı olursa bu noktaya geliriz işte. 600 bin kişi hayatını kaybetti Suriye’de, 3 milyon kişi Türkiye’ye irtica etti. 24 saatte Emevi camisinde namaz kılacaklardı, Süleyman Şah türbesini taşıdılar.

    Bahçeli’ye söyleyeyim, kendi bayrağını indirip kendi toprağından Süleyman Şah türbesini kaçıranlara ne zamandan beri milliyetçi deniliyor? Benim bildiğim onlar vatan hainidir.”

    “RÜŞVET YEMEYECEKSİN KARDEŞİM”

    “Avrupa Birliği’ne tam üye olacağız, demokrasi gelişecek, özgürlükler gelişecek, yargı bağımsız olacak ve biz bütün mazlum milletlere örnek olacaktık. Şimdi totaliter bir ülke olarak tanımlanıyor Türkiye. Öyle bir noktaya geldik ki, yabancı bir ülkenin başkanı Türkiye Cumhuriyeti’nin bir numaralı koltuğunda oturan adama ‘Aptal olma’ diyor. Nasıl oluyor bu ya? Türkiye Cumhuriyeti’ni aşağılayamazsın demesi lazım. Bir de kalktı Trump’ın seçim kampanyasına destek verdi. Reza Zarrab için iki kez nota verdin. Bütün sırlarını biliyor diye. Rüşvet yemeyeceksin, almayacaksın kardeşim. Fakir fukaranın parasını almayacaksın, alırsan böyle burnundan fitil fitil getirirler.

    Biz bir pankart astık. Bütün il ve ilçelere. ‘128 milyar dolar nerede?’ diye. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Merkez Bankası kasasında kendisine ait bir doları bile yok. Onun için soruyoruz. 128 milyar doları kime verdiniz? Eğer bir ülkenin kasasında kendisine ait bir dolar dahi yoksa, bunu sadece ben görmüyorum bütün dünya görüyor. 128 milyar dolarını birilerine vererek, yok ederek Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını tehlikeye attınız. 4 milyar 163 milyon dolar. 2009’da Merkez Bankası bunu satmış. Yolsuzlukları araştırma komisyonu kuruldu. AKP ilk iktidar olmuştu. Yolsuzlukların üstüne gideceklerdi. Bende o komisyonun Cumhuriyet Halk Partisi adına üyesiydim. Ve Erdoğan 2010 yılı bütçesi görüşülürken satılan 4 milyar dolarla ilgili diyor ki; ‘O gece en fazla alım yapan 9 bankanın satın aldığı döviz miktarı 4 milyar 163 milyon dolardır ve bir gün sonra bu bankaların karı kur arttığı için 1 katrilyon 635 trilyon liraya çıktı, bunun hesabını soracağım.’ 4 milyarın hesabını soruyor. 128 milyar dolar nereye gitti?

    Bahçeli’ye soruyorum, Erdoğan’a sormuyorum, o zaten doları duyunca bütün damarları oynuyor. Kendi ülkesinde neden Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi vatandaşından dolarla borçlanır. Türk lirası yok mu? Öyle bir noktaya geldik ki dünyanın en büyük faizi ile borçlanan ülkeyiz. 83 milyonu Londra’daki bir avuç tefeciye mahkum etti. Erdoğan şahsım hükümetinden sonra bir ayda 1 milyar 800 milyon dolar faiz ödüyoruz. Tıkır tıkır ödüyoruz. Memleketi bu hale getirdiler. Açık net söylüyorum. Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti Devleti için artık bir milli güvenlik sorunu haline gelmiştir. Mısır’daki sağır sultan da artık bunu biliyor. Bir başka salı günü bunun da bütün ayrıntılarını veririm. Biz umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Türkiye her badirenin sonunu başarıyla sonlandırdı, bu ülkeyi yaşanabilir cennet bir ülke haline getireceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Namusunla git bari!

    Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Namusunla git bari!

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis grup toplantısında iktidarı hedef alarak kayıp olduğu iddia edilen 128 milyar doların akıbetini sordu. Kılıçdaroğlu “ Bunu sormak her namuslu vatandaşın görevidir, eğer yanıt veremiyorsan sandığı getir, korkma, namusunla git bari” dedi.

    CHP haftalık Meclis grup toplantısına “kayıp 128 milyar” iddiası damga vurdu. CHP Grup toplantısının yapıldığı salona ve kürsüye “128 milyar dolar nerede” pankartları asıldı. Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısında yaptığı konuşmada yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alarak “koltuğu uğruna yapamayacağı şey yoktur” dedi.

    DEVLETİ YÖNETENLERİ KİBİR TESLİM ALMIŞ”

    CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan bir zat yalan söyler mi?” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Koltuğu uğruna yapmayacağı ve satmayacağı bir şey yoktur. Devlet akılla, erdemle, ahlakla, adaletle yönetilir. Tam tersini yapıyor. Kibir deseniz var, ahlaksızlık deseniz diz boyu. Büro memurundan en tepeye kadar. ‘Balık baştan kokar.’ O yüzden her türlü iftiraya hepimizin hazırlıklı olması lazım.

    Bir ülkede 10 milyonun üzerinde işsiz varsa huzur olmaz. Onların bir eli yağda bir eli balda. Vatandaşın çektiği zulmü bilmiyorlar.

    COVİD-19 sürecini yaşıyoruz. Gazetelere bir haber düştü. Norveç hükümeti, 10’dan fazla insanın bir araya gelmesini yasaklamışlar, ama bu başbakan doğum günü dolayısıyla aile bireyleri ile bir araya gelmiş, sayı 10 değil 13. Devlet televizyonu veriyor, emniyet müdürü talimat veriyor, başbakana para cezası kesiliyor. Devlet budur. Buyurun Türkiye’ye bakalım. Lebalep kongre yaptılar. İçişleri Bakanı mı diyecek, ’ceza kesin’ diye, yürek ister yürek. Bu kibrin getirdiği bir sonuçtur. ‘Vatandaş uymazsa ceza keserim, kural vatandaş için var, saray için yoktur’ diyor. Kibir ne demek? Kendini herkesten üstün tutma hastalığıdır. Kibir devleti yönetenleri teslim almışsa ülke iflah olmaz. Kibir öyle bir noktaya geldi ki, tepeden aşağıya, ‘eğer kuru ekmek yiyorsa aç değildir’ diyor.

    BUNLAR UZAYDA MI YAŞIYORLAR? VİRÜSÜN YAYILMASINA YOL AÇAN KONGRELER DEĞİL MİDİR?

    Kibir 401 sağlık çalışanımızın hayatına mal oldu. Sorumlu kim? Kongreyi yapanlar, yani Erdoğan. Bilim Kurulu’nu eleştirmiştim. İnsanlar ölüyor, siz ne yapıyorsunuz? Sizin iradeniz bir kişinin ipoteği altında. Çıkın söyleyin, önlem alınması gerekiyor, önlem alınacaksa sen söyleyeceksin, teslim etmişsin yukarıya, seni dinlemez ki, seni adam yerine bile koymuyorlar, neden konuşmuyorsun, niye itiraz etmiyorsun? ‘Meslek hastalığı sayılsın’ dedik, saymadılar, ben merak ediyorum, Bilim Kurulu ne düşünüyor? Yaptıkları tek şey ‘sağlık çalışanlarını alkışlayalım.’ Zoom üzerinden yoğun bakım hekimleriyle görüşme yaptık. Bir hekim, ‘Şimdi her 10 hastadan 5’ini 6’sını kaybediyoruz, yer yok, torpille buldun buldun’ diyor. Sağlık Bakanı açıklama yapmış, ‘vakaların artmasının sebebi hepimiziz.’ Bunlar uzayda mı yaşıyorlar? Virüsün yayılmasına yol açan kongreler değil midir?

    128 MİLYAR DOLAR NEREDE?

    128 milyar dolar ne oldu, kime sattınız, hangi kurdan sattınız, satanların kimler olduğunu sordum. Birisi ‘para kaybolmadı, para el değiştirir’ diyor. Durmuş Yılmaz, ‘Elbette para el değiştirdi, hırsızda bir şeyi çalarsa el değiştirmiş olur’ diyor. Milyarları kim götürdü? Niye soruyorum? Merkez Bankası daha önce, sattığı dövizleri böyle tablolar halinde yapar, kendi internet sitesinde yayınlardı. Neden gizliyorsunuz? Sen mi damadın mı bu işi halletti? Bir liradan, bir milyondan, bir milyardan, 100 milyar TL’den söz etmiyorum, 128 milyar dolardan söz ediyorum. Önce ‘Duruyor’ sonra ‘Pandemide kullandık’ dedi. Hepsi palavra, yalan söylüyorlar. Bunlar ‘darbeci’ diye bizi suçlar oldu. 128 milyar doları soruyorum diye. Bu kadar pişkin, halktan bu kadar kopuk, bu kadar para sevdalısı, yandaşı bu kadar zengin eden dünyada başka bir iktidar görülmemiştir.

    KORKMA, NAMUSUNLA GİT BARİ

    83 milyona bölsek kişi başına 1.542 dolar düşüyor. Resmen devletin soyulduğu buradan belli. Afişleri indiriyor, ‘Bana hakarettir’ diyor. Sen her eleştireni ‘Bana hakaret ediyor’ diye suçluyorsan, o koltuktan ayrılacaksın. Niçin soruyorum: 10 milyon 219 bin işsizimiz adına soruyorum. 1 milyon 953 bin esnaf adına soruyorum. 2 milyon 83 bin çiftçi için soruyorum. 858 bin kamyon şoförü adına soruyorum. Asgari ücretin üçte biri alan 9 milyon kişi var. Dul ve yetim aylığı alanlar var. Nerede bu para ve neden ortalıkta yok? Tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak için soruyorum. Bunu sormak her namuslu vatandaşın görevidir, eğer yanıt veremiyorsan sandığı getir, korkma namusunla git bari.”

    PİRHA/ANKARA