Etiket: 14 mart tıp bayramı

  • 14 Mart Tıp Bayramı: Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz!

    14 Mart Tıp Bayramı: Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz!

    PİRHA-Bu yıl 14 Mart Tıp Bayramı, kutlamaların ötesine geçerek Türkiye’de sağlık çalışanlarının çalışma koşulları, güvencesizlik ve sağlıkta şiddet gibi yapısal sorunlara dikkat çektiği bir gündem haline geldi. TTB ve SES’in açıklamaları sağlık hizmetinin kamusal niteliğinin korunması çağrısını öne çıkardı. 

    Türkiye’de 14 Mart 2026 Tıp Bayramı artık sadece tarihsel bir hatırlama günü değil; sağlık emekçilerinin sahadaki taleplerini ve sistem eleştirilerini duyurduğu bir mücadele süreci olarak kayda geçti. Diyarbakır’dan başlatılan ve Ankara’da sona erecek “Beyaz Yürüyüş”, TTB öncülüğünde sağlık çalışanlarını bir araya getirirken, SES de farklı illerde açıklamalarla güvencesi, adil ücret ve sağlıkta şiddete karşı etkin yasalar gibi talepleri kamuoyuna taşıdı.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) tarafından 11 Mart 2026’ta Diyarbakır’dan başlatılan “Beyaz Yürüyüş”, Türkiye’nin farklı illerinde sağlık çalışanlarının birlikte ses vermesine vesile oldu. Sağlık emekçileri, artan yükü, piyasacı sağlık politikasının hekim ve hasta ilişkisine dönüştürdüğü işleyiş, güvencesiz çalışma koşulları ile sağlıkta şiddet ve mesleki baskılar gibi konuları eylem ve açıklamalarla kamuoyunun önüne koyuyor. Yürüyüşün planlı olarak nihai buluşma noktası ise 14 Mart’ta Ankara olarak açıklandı.

    Diyarbakır’dan hareket eden heyet, Urfa, Gaziantep, Osmaniye ve Adana gibi kentlerde sağlık çalışanları ve meslek örgütleriyle buluştu. Adana’daki açıklamada konuşan TTB Merkez Konseyi II. Başkanı Dr. Pınar Saip, 14 Mart’ın bugün “bayram” olmaktan çok sistemin ciddi sorunlarının tartışıldığı bir gün hâline geldiğini belirtti. Saip, toplumun sağlık hakkının gasp edildiğini, randevu krizleri ve aşırı hasta yoğunluğu gibi sıkıntıların altında yatan politik tercihlerin koruyucu sağlık hizmetlerini geri plana ittiğini söyledi ve “savaşa değil sağlığa bütçe ayrılmasını” talep etti.

    Saip’in konuşmasında öne çıkan talepler arasında ve can güvenliği, performans sisteminin kaldırılması, emekliliğe yansıyan adil ücret, bilimsel ve nitelikli tıp eğitimi, eşit, ücretsiz sağlık hizmeti ve çalışanların sağlık yönetiminde söz sahibi olması yer aldı.

    SES (Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası) de 14 Mart Tıp Bayramı öncesinde farklı illerde açıklamalar yaptı. SES’in açıklamalarında 14 Mart’ın mücadele haftası” olarak görülmesi gerektiği vurgulandı; uzun çalışma saatleri, ağır yükü, mobbing, angarya ve güvencesiz çalışma modellerine karşı tepkiler dile getirildi. SES, ayrıca yoksulluk sınırının üzerinde temel ücret, kadrolu istihdam, esnek çalışmanın kaldırılması ve etkili bir sağlıkta şiddet yasası gibi taleplerini kamuoyuna duyurdu.

    Yerel tabip odaları ve SES şubeleri, Adana, Eskişehir ve Sinop gibi illerde ortak basın açıklamalarıyla sağlık çalışanlarının sahadaki sorunlarını şöyle özetledi:

    Sağlık hizmetinin metalaştırılmasına son verilmesi,

    Güvenceli, kadrolu istihdam,

    Adil ücret politikası ve emekliliğe yansıyan maaş düzenlemeleri,

    Sağlıkta şiddet ile etkin mücadele için caydırıcı yasal düzenlemeler,

    Çalışma koşullarının insani standartlara kavuşturulması.

    Bu talepler, sağlık çalışanlarının sadece bayram günü takdir edilmesini istemediğini aynı zamanda sürmekte olan politikalarda köklü değişikliklerin yapılmasını beklediğini gösteriyor. SES temsilcileri sağlık sisteminin bugünkü yapısıyla hem çalışanların hem de hastaların memnun olamayacağını savunuyor.

    14 Mart 2026, Türkiye’de Tıp Bayramı’nın geleneksel kutlamasından koparak, sistem eleştirilerinin ve çalışma koşulları taleplerinin somutlandığı bir tartışma günü olarak kayda geçti. Sağlık emekçileri, yalnızca günü hatırlanan bir meslek grubu olmak istemiyor; kamusal, nitelikli, eşit erişilebilir ve şiddetten arınmış bir sağlık sistemi için politik dönüşüm çağrısını bu günün gündemine yerleştiriyor.

    HABER MERKEZİ

  • Adıyaman’da sağlık çalışanları: Bugünü mücadele ile bayrama dönüştüreceğiz!-VİDEO

    Adıyaman’da sağlık çalışanları: Bugünü mücadele ile bayrama dönüştüreceğiz!-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman’da sağlık emekçileri 14 Mart Dünya Tıp Bayramı nedeniyle basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasını okuyan SES Adıyaman Şubesi Eş Başkanı İbrahim Halil Aydın, sağlık çalışanlarının ağırlaşan çalışma koşulları, artan şiddet olayları ve özlük haklarının yetersizliği nedeniyle 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayamadıklarını belirtti.

    Adıyaman sağlık çalışanları 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla basın açıklaması yaptı. Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde yapılan basın açıklamasına çok sayıda sivil toplum kurumu ve siyasi parti temsilcileri destek verdi.

    Açıklamayı okuyan Sağlık ve Sosyal Hizmetler Emekçileri Sendikası (SES) Adıyaman Şube Eş Başkanı İbrahim Halil Aydın, sağlık çalışanlarının ağırlaşan çalışma koşulları, artan şiddet olayları ve özlük haklarının yetersizliği nedeniyle 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayamadıklarını belirtti. Tüm bunlara rağmen, kaliteli sağlık hizmeti verebilmek için mücadele edeceklerini söyleyen hekimler, güvenli çalışma ortamı, sağlıklı muayene ortamı ve eşit işe eşit ücret hakkı istediklerini söyledi.

    Basın açıklamasını okuyan SES Adıyaman Şube Eş Başkanı Aydın, bugünü tıp bayramı havasında kutlamak istediklerini ancak artan sağlık sorunları nedeniyle mücadele havasında geçireceklerini söyledi.

    “KONUŞACAK ÇOK SÖZÜMÜZ VAR!”

    Aydın, konuşmasının sonunda mücadele vurgusu yaparak şunları belirtti:

    “Yönetmenlik, sağlıkta dönüşüm programları bizler nitelik hizmet verememekteyiz. Halk ile bizleri yüz yüze getirerek sağlıkta şiddet artmaktadır. Buda yetmezmiş gibi birde liyakatsiz yönetici atamaları sağlık emekçilerine mobbing gün geçtikçe artıyor. 14 Mart sağlıkçılar haftasında bugün bile lisansiyerler bana ulaştı bakanlık tarafından yönetmenliklerle belirlenen çalışma durumlarını hastane yöneticileri kendilerince yorumladıkları yorumlar ile mobbing uygulamaktadırlar.

    BAŞKA BİR SAĞLIK SİSTEMİ MÜMKÜN

    Konuşacak çok sözümüz var, konuşacağız, mücadele edeceğiz. Paylaşılan taleplerimiz sağlık emekçileri kadar halkın sağlık hakkına yönelik taleplerdir. Sağlık hakkımız için mücadeleyi, sağlık emekçilerinin ekonomik, özlük ve demokratik hakları için mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki başka bir sağlık sistemi mümkün.”

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • 14 Mart’a giderken hekimler taleplerini sıraladı: Şiddetsiz ortamda çalışmak istiyoruz

    14 Mart’a giderken hekimler taleplerini sıraladı: Şiddetsiz ortamda çalışmak istiyoruz

    PİRHA-Ankara Tabip Odası(ATO), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ve Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (Dev-Sağlık-İş) Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi heykel önünde 14 Mart Tıp Bayramına ilişkin açıklama yaptı. ATO Genel Sekreteri Dr. Mine Coşkun, hekimlerin 14 Mart’a dair başta şiddetten arındırılmış sağlık alanlarında çalışma talepleri olduğunu söyledi.

    Hacettepe heykel önünde yapılan açıklamaya CHP Genel Başkan Yardımcısı Dr. Zeliha Aksaz Şahbaz, Sol Parti Çankaya Belediye Başkan adayı İlknur Başer, TTB MK üyesi Dr. Ahmet Karer Yurtdaş, Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Muharrem Baytemür, SES Eş Genel Başkanı Mehmet Sıddık Akın ile SES MYK üyeleri, KESK MYK üyesi Erdal Karakuş, DEV-SAĞLIK-İŞ üyeleri ile çok sayıda hekimin yanı sıra tazminatları için mücadele eden ANTIP işçileri de katıldı. Açıklamayı ATO Genel Sekreteri Dr. Mine Coşkun okudu.

    “14 MART’I UZUN ZAMANDIR BAYRAM OLARAK KUTLAYAMIYORUZ”

    Dr. Mine Coşkun, “Osmanlı’da 1827 yılında modern tıp okulunun kurulduğu gün olan, tıbbiyelilerin İstanbul işgaline karşı çıkışlarını dile getirmek için 1919 yılında yaptıkları ilk kutlamadır 14 Mart. Çok uzun zamandır gerek sağlık ortamının gerekse ülkemizin içinde bulunduğu koşullar nedeniyle bayram olarak kutlayamıyoruz maalesef. 1980 yılından itibaren başlayan, son 20 yılda artan antidemokratik uygulamalarla özgürlüklerin gittikçe daraltıldığı, baskının ve keyfiliğin arttığı, şiddet sarmalına doğru sürüklenen ekonomik krizle boğuşan ve çıkış bulamayan bir ülkede yaşar olduk” dedi.

    “SAĞLIK ALANI İYİ YÖNETİLEMEMEKTEDİR”

    Neredeyse her gün bir kadının katledildiği, tarikat ve cemaat yurtlarında çocuk istismarlarının ayyuka çıktığı, her alanda gericiliğin tırmandığının altını çizen Coşkun, “Sağlık alanı iyi yönetilememektedir. Bütçeden, sağlık hizmetlerinin sunumuna kadar sağlık çalışanları ve halk gözetilmemektedir. Cepten harcamalar gittikçe artarken, bütçenin ağırlıklı kısmı tedavi edici hizmetlere ve şehir hastanelerine ayrılmaktadır” diye konuştu.

    “HASTANELERE DİN GÖREVLİLERİNİN ATANMASI GERİCİLEŞMENİN ÖNEMLİ GÖSTERGESİ”

    Şehir merkezinde insanların kolay ulaştığı, sağlık hizmeti sunumunda ve eğitimde gelenek oluşturan köklü hastanelerin bir bir kapatıldığını hatırlatan Dr. Coşkun, “Merkeze ve insanlara uzak, devasa işletmeler açıldı şehir hastanesi adı altında. Beş dakikalık muayene için günlerce randevu bekleyen hastalar, tetkikler için aylarca beklemek zorunda kalıyor

    Yöneticilerin mobbingi çok sayıda asistanın istifasına yol açmaktadır. Aile sağlığı merkezinde çalışanlar artan vergi yükü altında ezilmektedir. Hekimler, hemşireler olanak olduğunda başka sağlık kuruluşlarını tercih etmektedirler. Sağlıkta şiddet günlük haberlerin bir parçası oldu adeta. Patlayan silahlar, çatışma alanına dönen hastane acilleri, saldırganlığın her türlüsü yaşanıyor sağlık kurumlarında. Manevi danışman adı altında hastanelere atanan din görevlileri gericileşmenin önemli bir göstergesi olmuş durumda” diye ekledi.

    HEKİMLERİN 14 MART’A DAİR TALEPLERİ

    14 Mart’a dair hekimlerin taleplerini bir kez daha hatırlatan Dr. Coşkun şunları söyledi:

    • Şiddetten arındırılmış çalışma ortamları yaratılmalıdır.
    • Sağlık çalışanlarının başta yemek, dinlenme, kreş ihtiyaçları olmak üzere çalışma koşulları düzenlenmeli ve iyileştirilmelidir. Yoğun ve yorucu çalışma ile nöbetlerin yarattığı olumsuzluk bir an önce giderilmelidir. ( Geçtiğimiz günlerde Ankara Bilkent Şehir Hastanesi kadın doğum asistanın yaşadığı kazanın nedeninin bu olduğunu hatırlatırız, meslektaşımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. )
    • Fiili hizmet süresi zammı 120 gün olmalı, sağlık çalışanlarının ek göstergesi kademeli olarak artırılmalı, hekimler için 7600 olmalıdır.
    • Çalışırken alınan ücretlerin emekliliğe yansıdığı tek kalemde maaş uygulanmalıdır.
    • Aile sağlığı merkezlerinde çalışanlar başta olmak üzere alınan vergi yüzde 15’i geçmemelidir.
    • Bütün sağlık çalışanların ve emekli hekimlerin aylıkları yoksulluk sınırının üzerinde olmalıdır.
    •  150 milyon başvurunun gerçekleştiği acil servisler, acil hizmetleri sekteye uğratan poliklinik hizmetlerinden ( yeşil alan ) arındırılmalıdır.
    • Hekimlerin muayene sayı ve süresini kendisinin ayarlayacağı ( mahkeme kararıyla da onaylanan ) bir sisteme geçilmelidir.
    • Sağlık alanına yönelik bütün düzenlemeler üniversiteler, sağlık meslek ve emek örgütleriyle ilgili kurumların görüşüyle oluşturulmalıdır.
    • Tıpta uzmanlık eğitimi ve uzmanlık öğrenci sayısı ülke gerçekleri ve eğitimin niteliği gözetilerek yapılmalıdır.
    • Sağlığa tedavi edici değil, sağlığı koruyucu bir gözle bakılmalı; başta HPV ve grip aşıları olmak üzere tüm aşılar ücretsiz olmalı ve rutin aşılama programına alınmalıdır.
    • Hekimlerin bağımsız çalışma koşullarını zorlaştıran uygulamalar terk edilmelidir.
    • Hak arama olanaklarını ortadan kaldırmayı amaçlayan, son yasal düzenlemede var olan çifte cezalandırma uygulaması iptal edilmelidir.

    PİRHA/ANKARA

  • TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’dan 14 Mart mektubu

    TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’dan 14 Mart mektubu

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, 14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle bit mektup yayımladı. Meslektaşlarına seslenen Prof. Dr. Korur Fincancı, mektubunda “Yönetilemeyen bir pandeminin gölgesinde, söylenmeyenlerin ağırlığı omuzlarımızda söylemediklerini söyleyip, göstermediklerini görünür kılmaya çalışarak mücadele ettik bir yıl boyunca. Ölümleri engelleyemeyenler istifaları yasak ettiler, soluksuz çalışmayı dayattılar her birimize” ifadelerini kullandı.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, 14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle bit mektup yayımladı. Meslektaşlarına seslenen Prof. Dr. Korur Fincancı, mektubunda “Yönetilemeyen bir pandeminin gölgesinde, söylenmeyenlerin ağırlığı omuzlarımızda söylemediklerini söyleyip, göstermediklerini görünür kılmaya çalışarak mücadele ettik bir yıl boyunca. Ölümleri engelleyemeyenler istifaları yasak ettiler, soluksuz çalışmayı dayattılar her birimize. Bir yılda 16 milyarı şehir hastanelerine akıtanlar birinci basamağı bodrumlara mecbur bırakıp, hastalıktan korumanın değil hasta sayısının peşine düştüler” ifadelerini kullandı.

    Prof. Dr. Korur Fincancı’nın mektubunun tam hali ise şöyle:

    Değerli Meslektaşım,

    Dünyanın en özgün ve şiirsel mektuplarını yazdığı söylenen Rainer Maria Rilke kadar yetenekli olmayı, Virginia Woolf’un deyimiyle bu insanlık sanatına vakıf olmayı nasıl da isterdim sizlere bu 14 Mart mektubunu yazarken, bilseniz. Gelin görün ki onlara, bu dünyayı insanlık sanatı ile bezeyenlere atıfla yetiniyorum ancak.

    Pandemiyle geçen koca bir yılı geride bıraktık. Cemreler düştü. Havaya, suya, toprağa… Kış bitiyor. “Kışın derinliklerindeyken, içimde bir yerde yenilmez bir yaz olduğunu keşfettim” diye yazar Rilke mektuplarından birinde ve biliyorum hepimiz yaşamımızın en zor kışlarından birini yaşadık. Yitirdiklerimiz resmi rakamlarla dahi 300’leri bulurken, bazı günler ardı ardına ölüm haberleri geldi meslektaşlarımızın.

    Her birimizin yaşamı, ruhunda olup bitenler doğanın değişimi gibi döngüsel. Kışla hazanın hüznü, baharın, yıldızlı yaz akşamlarının coşkusu ruhumuzda yansır durmadan. Hüznümüzden de coşkumuzdan da öğreneceklerimiz çok.

    “Olsun da Gör” diyor ya Melih Cevdet Anday,

    “O gün gelsin neşemiz tazelensin de gör

    Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör

    Seyreyle gülü bülbülü

    Çifter çifter aylar gökyüzünde

    Her gece ayın on dördü…”

    Olması için var gücüyle çabaladığımız koca bir yılı geride bırakarak giriyoruz bu 14 Mart’a. Yönetilemeyen bir pandeminin gölgesinde, söylenmeyenlerin ağırlığı omuzlarımızda söylemediklerini söyleyip, göstermediklerini görünür kılmaya çalışarak mücadele ettik bir yıl boyunca. Ölümleri engelleyemeyenler istifaları yasak ettiler, soluksuz çalışmayı dayattılar her birimize. Bir yılda 16 milyarı şehir hastanelerine akıtanlar birinci basamağı bodrumlara mecbur bırakıp, hastalıktan korumanın değil hasta sayısının peşine düştüler.

    Anday’a kulak versek yeniden:

    “…Hiç görmediğim şey bu

    Kurdun gözü yılmış sürüden

    Elmanın yarısı soğuk yarısı sıcak

    Ağulu bitkilere dolanmış salkım

    Güneşten yağmur boşanacak…”

    Güneşten yağmur boşanmasın diye bu mücadele. Meslek örgütümüz Türk Tabipleri Birliği ile birlikte toplumsal sağlık için toplumsal dayanışmayı kurmak oldu hep gayretimiz. Demokrasi ve adalet olmadan toplumsal sağlık olmayacağını biliyoruz. Onun için Anday’ın da dediği gibi;

    “Yetsin demir çağının beyliği

    Yeni bir gün başlıyor demek

    Yeryüzünde korkusuz yaşamak”

    Bizler yan yana gelince, içimizdeki yenilmez yıldızlı yaz akşamlarında her gece ayın on dördüdür. Çifter çifter aylar gökyüzünde, yitirdiklerimizin anısı yüreğimizde, cemreler düşer toprağa, o topraktan yeni bir hayat filizlenir.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Neden hala 12 bine yakın günlük vaka sayısı ile karşı karşıyayız?’

    ‘Neden hala 12 bine yakın günlük vaka sayısı ile karşı karşıyayız?’

    PİRHA- 14 Mart Tıp Haftası’na ilişkin açıklama yayınlayan Mersin Tabip Odası, 1 Mart günü ilan edilen yanlış açılım programlarıyla önümüzdeki ayları da pandemiye kurban edileceğini belirterek, yapılacak etkinliklere katılım çağrısında bulundu.

    Mersin Tabip Odası Yönetim Kurulu, “Pandemi ve 14 Mart Tıp Haftası” başlıklı basın açıklaması yaparak, hafta boyunca yapacakları etkinlik takvimini paylaştı.

    NEDEN BİR YIL GEÇMESİNE RAĞMEN 12 BİNE YAKIN GÜNLÜK VAKA SAYISI İLE KARŞI KARŞIYAYIZ?

    2021 yılının Tıp Haftasını pandeminin gölgesinde kutlanıldığının belirtildiği açıklamada, “tüm dünyayı kasıp kavuran, bir buçuk milyondan fazla kişinin ölmesine neden olan bir salgınla karşı karşıyayız ama neden bu salgını yenemedik? Neden bir yıl geçmesine rağmen 12 bine yakın günlük vaka sayısı ile karşı karşıyayız? Neden nüfusumuzun yüzde 3’ü çift doz aşılamaya ve henüz yüzde 10’u tek doz aşılamaya kavuşmuş durumda? Her şeyden önemlisi bu sıkıntılara rağmen neden yanlış açılma politikaları ile vatandaşı karşı karşıya bırakıyoruz?” sorularına yer verildi.

    Açıklamada, pandeminin başından bu yana süren yanlış sağlık politikaların devam ettiği vurgulanarak, “1 Mart günü ilan edilen yanlış açılım programlarıyla önümüzdeki ayları da pandemiye kurban edeceğimizden ciddi endişelerimiz bulunmaktadır” denildi.

    “HEPİMİZİN TIP BAYRAMI KUTLU OLSUN”

    Açıklamada, 14 Mart Tıp Haftası’nda Mersin’de 9’u hekim, 20 sağlık çalışanını pandemide yitirildiği ve bu anlamda bu yıl biraz da onları anmaya, isimlerini yaşatmaya, aileleri ile birlikte olmaya çalışacakları belirtilirken, şunlar kaydedildi:

    “Yapacağımız söyleşilerde pandeminin neden olduğu halkın ve sağlık çalışanlarının sorunlarına yönelik çözümler aramaya, alternatif öneriler sunmaya çalışacağız. Tüm sağlık çalışanlarını ve halkımızı bu etkinliklerimize katılmaya, katkı sunmaya ve bizimle birlikte olmaya çağırıyor, hepimizin Tıp Haftasını kutluyoruz.”

    PİRHA/MERSİN