Etiket: 15 mayıs kürt dil bayramı

  • Fahrettin Kılıç: Ana dili toplumun hafızasıdır!-VİDEO

    Fahrettin Kılıç: Ana dili toplumun hafızasıdır!-VİDEO

    PİRHA- Ana dilin konuşulmasında ve yaşatılmasında medyanın önemli bir rolü olduğunu vurgulayan Gazeteci Fahrettin Kılıç, “Beklentimizde yurttaşların ana dilini konuşması ve sahip çıkmasıdır” diye belirtti.

    15 Mayıs 1932… Celadet Ali Bedirhan ve arkadaşlarının Şam’da Hawar dergisini çıkararak Kürtçenin Latin alfabesiyle yazıya döküldüğü o tarihi gün bugün bir halkın varoluş mücadelesinin simgesi: Kürt Dil Bayramı. Ajansa Welat İmtiyaz Sahibi Gazeteci Fahrettin Kılıç, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’na dair konuştu.

    “KÜRTÇENİN GÖRÜNÜR OLMASINI SAĞLIYORUZ”

    Dilin her alanda kullanılmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Kılıç, “Ajansa Welat’ı bu önem üzerine kurduk. Çünkü Kürtçe yasaklı bir dil, statüsü tanınmıyor. Bundan kaynaaklı bizlerde bunun önüne geçmek ve Kürtçe’nin görünür olmasını sağlamak için Ajansa Welat’ı kurduk” dedi.

    “MEDYA DİLİ CANLI TUTMANIN ARACIDIR”

    Fahrettin Kılıç, ana dilinin toplumun hafızası olduğunu vurgulayarak, medyanın hafızayı canlandırmada ve geleceğe taşımadaki önemini dile getirdi.

    “ANA DİLİMİZE SAHİP ÇIKALIM”

    Ana dilinde haber okumanın, konuşmanın dilin yaşatılmasına katkıda bulunduğunu ifade eden Kılıç, ” Bizler haberciliğimizle yasaklı olan bir dili canlı tutmaya çalışıyoruz. Ana dilin korunması ve konuşulmasında medyanın rolü büyük. Beklentimizde yurttaşların ana dilini konuşması ve sahip çıkmasıdır” diye belirtti.

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

  • Deniz Gündüz: Anadilden kopuş bir asimilasyondur-VİDEO

    Deniz Gündüz: Anadilden kopuş bir asimilasyondur-VİDEO

    PİRHA-15 Mayıs Kürt Dil Bayramı kapsamında konuşan yazar ve yayıncı Deniz Gündüz, Kürtçenin yıllardır baskı ve asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Anadilde eğitimin engellenmesinin Kürt çocukları üzerinde travmatik etkiler yarattığını belirten Gündüz, “Bu bir asimilasyondur” diyerek toplumun da kendi diline daha güçlü sahip çıkması gerektiğini vurguladı.

    Yıllardır yasaklar, baskılar ve asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya bırakılan Kürtçe, bugün hala kamusal yaşamda ve eğitim alanında birçok engelle mücadele ediyor. Anadilde konuşmanın, yazmanın ve üretmenin uzun süre suç sayıldığı koşullara rağmen Kürt dili, halkın direnci ve kültürel mücadelesiyle varlığını korumayı sürdürdü. 1932 yılında Celadet Bedirxan öncülüğünde Latin alfabesiyle yayımlanan Kürtçe dergi Hawar’ın ilk sayısının çıktığı 15 Mayıs tarihi ise, 2006 yılından bu yana Kürt Dil Bayramı olarak kutlanıyor. Bu tarih, yalnızca bir derginin yayımlanmasını değil, aynı zamanda Kürtçenin inkâra karşı verdiği varoluş mücadelesinin de simgesi olarak görülüyor.

    Kürt Dil Bayramı kapsamında görüştüğümüz yazar, şair, yayıncı ve çevirmen Deniz Gündüz, Kürtçe ve özellikle Kırmancca (Zazaca) edebiyat alanındaki çalışmalarıyla öne çıkan isimlerden biri.

    Gündüz, 2000 yılında yayımladığı “Kilama Pepûgî” ile Zazaca yazılan ilk romanlardan birine imza attı. 2003 yılında kurduğu Vate Yayınevi aracılığıyla Kürtçe/Zazaca yayıncılığına başlayan Gündüz, bu alandaki çalışmalarını halen sürdürüyor.

    “Hîkayeyê Koyê Bîngolî”, “Soro”, “Kalaşnîkof” ve “Xapxapik” gibi eserlerle Kürt edebiyatına katkı sunan Gündüz, aynı zamanda dil çalışmalarıyla da tanınıyor.

    15 Mayıs Kürt Dil Bayramı kapsamında konuşan Deniz Gündüz, anadilin yalnızca aileden öğrenilen bir iletişim aracı olmadığını, kişinin çocukluğu, hafızası ve kimliğiyle bütünleşen temel bir yaşam alanı olduğunu söyledi. Kürtçenin yıllardır baskı ve asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya bırakıldığını belirten Gündüz, özellikle anadilde eğitim hakkının tanınmamasının Kürt çocukları üzerinde derin etkiler yarattığını ifade etti.

    “ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE ÖĞRENİLEN DİL, KİŞİNİN AYRILMAZ PARÇASI”

    Gündüz, anadilin tanımına dair şu değerlendirmede bulundu:

    “Öncelikle bizim kendi anadilimizi iyi tanımlamamız gerekiyor. Bizim anadilimiz annemizden öğrendiğimiz dil değildir. Genelde böyle bir tanımlama var ama bu doğru değildir. Anadil aynı zamanda çocukluğumuzu geçirirken oluşan dildir. Bizim çevremizde olanların anadilimizin oluşumunda katkısı vardır. Bunu bilmek gerek.”

    Çocukluk döneminin insan yaşamındaki belirleyici etkisine dikkat çeken Gündüz, bu dönemde öğrenilen dilin kişinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. “Çocukluk dönemi esasında evsunlu bir dönemdir. Sihirlidir, gizemli bir dönemdir. Dolayısıyla bu dönemde gelişen dil de gizemlidir. Kişinin çocukluk döneminde öğrendiği dil onun mutlak parçasıdır, koparılamaz” diyen Gündüz, sonradan öğrenilen dillerin ise aynı bağı kuramadığını söyledi.

    “ANADİLİMİZ BİZİM DERİMİZDİR”

    Bir düşünürün sözünü hatırlatan Gündüz, “Dil anadil demek. Anne babadan öğrenmek benim derimdir diyor. Sonra öğrendiğim diller benim için kıyafettir” ifadelerini kullandı. Kürtçenin de Kürt halkı için böyle bir anlam taşıdığını belirten Gündüz, “Bizim anadilimiz tıpkı o bilgenin söylediği gibi bizim derimizdir, bizim bir parçamızdır” dedi.

    Kişinin dünyayı ilk kez anadiliyle tanıdığına dikkat çeken Gündüz, eğitimde başarının da anadille doğrudan ilişkili olduğunu belirtti. Türkiye’de Kürt çocuklarının yaşadığı deneyimi “travma” olarak tanımlayan Gündüz, şunları söyledi:

    “Biz Kürt çocukları için Türkiye’de Türkçeye maruz kalmamız tam bir travmadır. Çocukluğumuz kendi anadilimizle geçiyor sonra birden okula gönderiyorlar, gittiğiniz okulda başka bir dil var. Sonra başka bir dilde eğitim görmeye başlıyorsunuz. Bu kişi için ciddi bir travmadır.”

    Anadili Türkçe olan çocuklarla anadili Kürtçe olan çocuklar arasında bu nedenle eşitsizlik oluştuğunu ifade eden Gündüz, Kürt çocuklarının önce Türkçeyi öğrenmek zorunda bırakıldığını, bunun da onları dezavantajlı hale getirdiğini kaydetti.

    “BU BİR ASİMİLASYONDUR”

    Bugün Kürt çocuklarının önemli bir bölümünün çocukluk döneminde Türkçe konuşmaya başladığını belirten Gündüz, bunun Kürt toplumu açısından tehlikeli bir durum olduğunu söyledi. Evlerde anne ve babaların çocuklarıyla Türkçe konuşmasının yaygınlaştığını ifade eden Gündüz, “Gerçek anadilinden koparak gerçek anadili Türkçeymiş gibi geliyor” dedi.

    Bu durumun zamanla kimlik değişimine yol açtığını belirten Gündüz, “Bu şekilde büyüyen çocuk tamamen anadilini unutarak Türkçe öğrenen çocuk ileride ‘Ben Kürdüm’ demez. Kürdüm demekten zorlanır. Artık kimliği de değişir. Bu da bir asimilasyondur” ifadelerini kullandı.

    Asimilasyonun önüne geçmenin en temel yolunun anadilde eğitim olduğunu söyleyen Gündüz, bu hakkın artık tanınması gerektiğini vurguladı. Bununla birlikte yalnızca devlet politikalarının değil, toplumun yaklaşımının da önemli olduğunu dile getiren Gündüz, Kürt halkının kendi diline daha güçlü sahip çıkması gerektiğini ifade etti.

    “Çocuk ailesiyle konuşuyor fakat sokağa çıktığında egemen dilin kendi anadili olmadığını fark ediyor. Bu kez ondan vazgeçiyor, sokaktaki egemen dili kullanmaya başlıyor” diyen Gündüz, toplumun Kürtçeyi daha prestijli hale getirmesi gerektiğini söyledi.

    Dünyada asimilasyona uğradıktan sonra yeniden canlanan dillerin örneklerinin bulunduğunu belirten Gündüz, Kürtçenin de benzer şekilde yeniden güçlenebileceğini ifade ederek, “Bu süreçleri gözlemleyip ona göre biz de yol alabiliriz” dedi.

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • FEDA ve DAKB’den 15 Mayıs mesajı: Kürtçe en temel insan hakkıdır

    FEDA ve DAKB’den 15 Mayıs mesajı: Kürtçe en temel insan hakkıdır

    PİRHA- FEDA ve DAKB,  15 Mayıs Kürt Dil Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada, Kürtçenin özgürleşmesi, anadilde eğitim hakkının tanınması ve kültürel hakların anayasal güvence altına alınması çağrısı yaptı.

    15 Mayıs Kürt Dil Bayramı. 1932 yılında Kürt dilinin alfabesini yazan Celadet Bedirxan ve dönemin Kürt aydınları tarafından Latin alfabesiyle çıkarılan Kürtçe dergi Hawar’ın ilk sayısının yayımlandığı 15 Mayıs tarihi, 2006 yılından beri Kürt Dil Bayramı olarak kutlanıyor.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA)  ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı dolayısıyla Kürtçe yazılı bir açıklama yaptı.

    Açıklamada,  Kürtçenin özgürlüğünün en temel insan haklarından biri olduğunu vurgulandı. Açıklamada, anadilin bir halkın hafızası, kimliği ve kültürel varlığı olduğu belirtilerek, Kürtçenin yüzyıllardır baskı, inkâr ve asimilasyon politikalarına maruz bırakıldığı ifade edildi.

    “KÜRTÇENİN TÜM ALANLARDA KULLANILABİLMESİ DEMOKRATİK BİR HAK”

    Kürt çocuklarının hâlâ anadilinde eğitim hakkından mahrum bırakıldığına dikkat çekilen açıklamada, Kürtçenin eğitimden hukuka, sağlıktan sanata kadar yaşamın tüm alanlarında özgürce kullanılabilmesinin demokratik toplumun temel koşullarından biri olduğu kaydedildi.

    Lozan Antlaşması sonrası Kürtlerin kimlik ve dil haklarının görmezden gelindiği belirtilen açıklamada, Anayasa’nın 42. maddesinin anadilde eğitimin önünde engel oluşturduğu ifade edildi. FEDA ve DAKB, Türkiye’de kalıcı bir barış ve demokratik toplumun inşası için Kürtçenin anayasal güvence altına alınması ve anadilde eğitim hakkının tanınması gerektiğini vurguladı.

    Açıklamanın sonunda, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne konulan anadil çekincelerinin kaldırılması çağrısı yapılarak, “15 Mayıs Kürtçe Anadili Günü kutlu olsun. Bijî zimanê Kurdî!” denildi.

    Açıklamanın tamamı ise şöyle: 

    Zimanê Kurdî zimanê dayikê ye, nayê qedexekirin!

    Hevalên hêja,
    Em Roja Zimanê Dayikê ya 15ê Gulanê pîroz dikin û dixwazin diyar bikin ku zimanê Kurdî mafê herî bingehîn ê mirovan e ku divê azadiya wî were bidestxistin.

    Hevalên hêja,
    Bi vê sedemê; em hemû kesên ku ji bo ziman, çand û nasnameya xwe têdikoşin, bi taybetî gelê Kurd, bi rêz û silavê pîroz dikin.

    Ziman; bîranîna yek gelê, nasnameya wî, dîroka wî û ruhê wî ye. Zimanê dayikê jî pêwendiya yekem a mirovan bi cîhanê re ye, yekem hest û yekem vegotina ramanê ye. Ji ber vê yekê, karibûna axaftina azad a zimanê dayikê, fêr bûn, hilberandin û veguhestina wê ji nifşên pêşerojê re yek ji mafên herî bingehîn ên mirovî û demokratîk e.

    Hevalên hêja,
    Zimanê Kurdî, wek yek ji zimanên kevnar ên Mezopotamyayê, bi sedsalan berhemeke mezin a çandî afirandiye; ji dengbêjiyê heta edebiyatê, ji folklorê heta dîroka devkî, mîraseke berfireh gihandiye roja îro. Lê bi tevî vê dewlemendiya dîrokî û çandî, zimanê Kurdî ji bo demeke dirêj rastî siyaseta înkarkirin, qedexekirin, zordestî û asîmîlasyonê hatiye.

    Di çarçoveya Peymana Lozanê de mafên hindikên ne-misilman li Tirkiyeyê bi awayekî sînorkirî hatine naskirin; lê ev maf ji aliyê dîrokî ve bi awayekî teng hatine şîrovekirin. Di Lozanê de bi taybetî Kurd, bi şiklê ku di bin nasnameya Tirk û Îslamê de hatine hesibandin, şert û merc ji bo nedîtina mafê fêrbûna bi zimanê dayikê hatine afirandin. Di pêvajoyên piştre de jî rêya asîmîlasyona çandî hatiye vekirin. Wateya vê jî ew e ku mafê zarokên Kurd ji bo fêrbûna bi zimanê dayikê bi demek dirêj hatine înkarkirin an jî bi rêyên qanûnî û siyasî hatine sînorkirin. Madeya 42 ya Destûra Bingehîn a Tirkiyeyê ku dibêje perwerde û fêrbûn bi zimanekî din ji Tirkî re qedexe ye, bi vê rewşê ve tê girêdan. Lê mafê fêrbûna bi zimanê dayikê yek ji bingehên mafên mirovan ên gerdûnî û civaka demokratîk e.

    Îro jî milyonên zarokên Kurd ji mafê fêrbûna bi zimanê dayikê bêpar in; zimanê Kurdî di jiyana giştî, perwerdehiyê, dadgehê, tenduristiyê, hunerê û dezgehên fermî de cihê xwe yê guncaw nabîne. Lê jiyana zimanek tenê bi axaftina nav malê nayê domandin; divê di hemû warên jiyanê de bi azadî were bikaranîn.

    Azadiya zimanê dayikê, mafê fêrbûna bi zimanê dayikê û bikaranîna zimanê Kurdî di hemû warên jiyanê de, ji bo milyonan Kurd ên ku di bin zexta asîmîlasyonê de dijîn, girîngiyeke jiyanî heye. Ev mijar tenê daxwazeke çandî nîne; her wiha bingehê wekheviyê, edaletê û civaka demokratîk e.

    Îro li Tirkiyeyê tê gotûbêj kirin a aşitî û civaka demokratîk, tenê dema ku bi bingehê rast û domdar were avakirin pêkan e; ev jî tenê bi girtina tedbîrên demokratîk ên ku nasname, çand û zimanên gelan diparêzin dikare pêk were. Di şert û mercên ku zimanê Kurdî azad nebe, mafê fêrbûna bi zimanê dayikê neyê nasîn û mafên çandî neyên parastin de, pêkan nîne ku aşitî bi temamî were damezrandin.

    Hevalên hêja, em wek FEDA û DAKB careke din diyar dikin: Zimanê Kurdî şeref, bîranîn û pêşeroja gel e. Parastina zimanê dayikê, di heman demê de parastina demokrasiya, pirrengî û jiyana hevpar e.

    Bi vê sedemê; li gorî ruhê Pêvajoya Aştî û Civaka Demokratîk a ku niha tê meşandin, em bang dikin ku hûn îtîrazê xwe yên li ser madeyên mafê zimanê dayikê di Peymana Mafên Zarokan ya Neteweyên Yekbûyî de rakin.

    HABER MERKEZİ

  • ‘Toplumsal barışın sağlanması için Kürtçe’nin önündeki engeller kaldırılmalı’- VİDEO

    ‘Toplumsal barışın sağlanması için Kürtçe’nin önündeki engeller kaldırılmalı’- VİDEO

    PİRHA- Sanatolia, İHD ve Eğitim Sen Mersin Şubeleri, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’na ilişkin yaptıkları ortak basın açıklamasında, “Kürt Sorununun çözümü ve toplumsal barışın sağlanmasının en temel ilerleme araçlarından birisi Kürt dili ve lehçelerinin kullanımı önündeki engellerin kaldırılmasıdır” vurgusu yapıldı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD), Sanatolia ve Eğitim Sen Mersin Şubeleri 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’na ilişkin Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaptı. Kürtçe, Kirmançki ve Türkçe “Kürt Dili İçin Statü” yazılı pankartın açıldığı eylemde basın açıklaması üç dilde okundu.

    Metnin Türkçe kısmını okuyan Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’nın tarihçesinden bahsetti. Sümbül, Türkiye’de Türkçeden sonra en yaygın konuşulan dilin Kürtçe olduğunu; buna rağmen resmi bir statüsünün olmadığını ve Kürt diline yönelik baskıların cumhuriyet tarihi boyunca çeşitli biçimlerde devam ettiğine dikkat çekti.

    ANADİLDE EĞİTİM DÜZENLEMESİ

    Ardından açıklamaya Kurmanci devam eden İHD Mersin Şube Yöneticisi Muammer Derince, toplumsal barışın sağlanmasının en temel ilerleme araçlarından birisinin Kürt dili ve lehçelerinin kullanımı önündeki engellerin kaldırılması olduğunu vurguladı. Derince, “Yasal hiçbir güvencesi olmadan 2009 yılında Kürtçe yayına başlayan TRT 6 kanalı ve 2012 yılında başlatılan seçmeli ders uygulamaları milyonlarca Kürt yurttaşın anadil taleplerini karşılamaktan oldukça uzaktır. 2025 yılında yapılan 15 bin öğretmen atamasında, Kürtçe dili öğretmenleri için sadece 6 öğretmen atanmıştır. Bu tutumun gerçekçi olmadığı ve resmi düzeyde anadilinde eğitim talebine yönelik bir planlama olmadığının göstergesidir. Anadilinde eğitim için yasal düzenlemelerin yapılması ve eğitim materyalleri, eğitim müfredatı hazırlanması gibi konuların ivedilikle ele alınması gerekmektedir” dedi.

    “ENGELLEMELERİN KARŞISINDAYIZ”

    Son olarak metni Kirmançki okuyan İHD Mersin şube yöneticisi Şükran Aktaş, şunları söyledi:

    “İnsan hakları savunucuları olarak, derneğimizin genel kurulunda kendi anadilinde, Kürtçe konuşma yaptığı için tutuklanıp yargılanan, daha sonra da katledilen üye ve yöneticimiz Vedat Aydın’ı Kürt Dil Bayramı’nda saygıyla anıyoruz. Bizler insan hakları savunucuları olarak, herkesin kendi anadilini özgürce kullanma, kendi anadilinde eğitim görme hakkına sahip olması gerektiğini savunuyor ve bu konudaki engellemelerin karşısında durduğumuzu bir kez daha ifade ederek Kürt dil bayramını kutluyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • DAD, Kürt Dil Bayramı’nı kutladı: Dilimizi kullanmaya, eğitim dili olması için mücadeleye davet ediyoruz!

    DAD, Kürt Dil Bayramı’nı kutladı: Dilimizi kullanmaya, eğitim dili olması için mücadeleye davet ediyoruz!

    PİRHA- Türkçe, Kurmanci ve Kırmancki açıklamalarla Kürt Dil Bayramı’nı kutlayan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), dili güçlü biçimde sahiplenerek  günlük yaşamda kullanmaya, kurumlaşmaya, eğitim ve kamusal yaşam dili olması için demokratik mücadeleyi kararlı biçimde yükseltmeye davet etti.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, 15 Mayıs Kürt Di Bayramı’na dair Türkçe, Kurmanci ve Kırmancki yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, cumhuriyet tarihi boyunca Kürtçenin yok sayılarak inkar edildiğini vurgu yapılarak, “Yaşadıkları coğrafi bölgeler nedeniyle, Kürt halkını hedefleyen bu politikalardan en çok Raa/Reya Heqi Kürt Alevi sürekleri etkilenmiş, fiziki kıyım ve sürgün politikalarında olduğu gibi asimilasyon politikalarından da en çok etkilenen toplumsal kesim olmuşlardır. Gerek Kırmancki, gerekse Kurmanci konuşan Raa/Reya Heqi Kürt Alevi toplulukları bugün için Anadillerinden büyük oranda koparılmış durumdadırlar” denildi.

    Yaşadıkları coğrafi bölgeler nedeniyle, Kürt halkını hedefleyen bu politikalardan en çok Raa/Reya Heqi Kürt Alevi sürekleri etkilendiğine işaret edilen açıklamada, gerek Kırmancki, gerekse Kurmanci konuşan Raa/Reya Heqi Kürt Alevi topluluklarının anadillerinden büyük oranda koparılmış durumda olduğu belirtildi.

    “YOK EDİLEN HER DİLLE BERABER NİCE DEĞER YOK EDİLMEKTE”

    ‘Kürt Dil Byaramını Kutluyoruz’ başlığıyla yayımlanan açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Bilme ve inanç biçimi Hakk, kâinat ve insan birliği üzerine kurulu bir Yol’un ikrarbendleriyiz. Öğretimizde kâinat Hakk’ın, insan ise kâinatın aynasıdır. Cümle varlık aynı Var’dan Var olmuştur ve tüm âlemlerin tecelli bileşkesi olarak insan da bilen, el ve emek ile işleyen, dil ile söyleyen kâmil varlık olarak mevcuttur.

    Cümle varlık, bin bir donda görünen hakikatin tecellisi, rızalı-ikrarlı birliğidir ve hak sahibidir. Binlerle ifade edilmekte olan halk gerçeklikleri ve dilleri de insanlık ağacının dalları ve yapraklarıdır. Tamamı tekâmül çarkında devriye ve görünür olan Hakk hakikatleri olup tartışma konusu dahi edilemeyecek olan haklarıyla mevcutturlar.

    Kürt Dil Bayramı vesilesiyle bir kez daha vurgulamak isteriz ki her halk, her dil tekâmül çarkında ve uzun insanlık tarihi boyunca nice emekle kendini var etmiş, her biri hakikatte kolektif insanlık değerlerini yüklenerek çağdan çağa günümüze ulaştırmıştır. Bu mana da insanlığın hafızası anlamına da gelen ve asimilasyon politikalarıyla yok edilen her dille beraber nice değer de yok edilmektedir.

    KÜRT ALEVİ TOPLULUKLARI ANADİLLERİNDEN BÜYÜK ORANDA KOPARILDI

    Bilmekteyiz ki nice mazlum halk rızasız yolun hedefi olmuş, insanlığın bağrında derin yaralar açılmıştır. Bir yüzyıldan bu yana ittihatçı-tekçi zihniyet ve politikalarla Anadolu ve Kürdistan’da da birçok halk kadim yurtlarında ya yok edilmiş, ya da sürülmüşlerdir. Bu politikaların mağdur halklarından biri de Kürt halkı olmuştur. Kürt halk gerçekliğini bir bütün olarak hedefe koyan ittihaçı iktidar klikleri halk gerçekliğimize büyük zararlar vermişlerdir.

    Yaşadıkları coğrafi bölgeler nedeniyle, Kürt halkını hedefleyen bu politikalardan en çok Raa/Reya Heqi Kürt Alevi sürekleri etkilenmiş, fiziki kıyım ve sürgün politikalarında olduğu gibi asimilasyon politikalarından da en çok etkilenen toplumsal kesim olmuşlardır. Gerek Kırmancki, gerekse Kurmanci konuşan Raa/Reya Heqi Kürt Alevi toplulukları bugün için anadillerinden büyük oranda koparılmış durumdadırlar. Özellikle Kırmancki, ölmekte olan diller listesine eklenmiştir. Bu bağlamda asimilasyonun öncelikli hedefi durumunda olan Raa/Reya Heqi talipleri olarak dillerimizi kararlı biçimde sahiplenmeli, Yol-Erkanı geçmişte olduğu gibi bugün de kendi anadilimizden yürütmeliyiz.

    DİLİMİZİ KULLANMAYA, EĞİTİM DİLİ OLMASI İÇİN MÜCADELEYE DAVET EDİYORUZ

    Halklar gerçekliktir ve haklarıyla vardır. Kürt halk gerçekliği de tüm renkleriyle kendi hakikatini yaşama, kendini geleceğe taşıma hakkına sahiptir. Diller halkların temel belirleyeni, tarih boyunca biriktirdikleri tüm değerlerin hazinesidir. Bir dilin yitirilmesi bir halkın yitirilmesi anlamına gelmektedir.

    15 Mayıs Kürt Dil Bayramı vesilesiyle tüm renklerden Kürt halkımıza dilimizi güçlü biçimde sahiplenmeye, günlük yaşamda kullanmaya, kurumlaşmaya, eğitim ve kamusal yaşam dili olması için demokratik mücadeleyi kararlı biçimde yükseltmeye davet ediyor, halkımızın Kürt Dil Bayramını kutluyoruz.

    Zaman Sahipsiz, Mekân Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir!”

    PİRHA/DERSİM

    Açıklamanın Kurmaci ve Kurmancki hali:

    DAD-kurmanci daxuyani dad

    DAD-zazaki

     

  • HDP Dersim İl Eşbaşkanı Ferhat Yıldız: Dilimize sahip çıkalım-VİDEO

    HDP Dersim İl Eşbaşkanı Ferhat Yıldız: Dilimize sahip çıkalım-VİDEO

    PİRHA-Kürt diline ve kültürüne katkılarından dolayı Hawar Dergisi’nin yayın hayatına başladığı 15 Mayıs 2006 yılından itibaren ‘Kürt Dil Bayramı’ olarak kutlanıyor. Dillerine sahip çıkma çağrısı yapan HDP Dersim İl Eşbaşkanı Ferhat Yıldız, “Herkes kendi dilini konuşsun, ona sahip çıksın” çağrısında bulundu.

    Celadet Alî Bedirxan ve arkadaşlarının 15 Mayıs 1932’de öncülük ederek çıkardıkları Hawar Dergisi, Suriye’nin başkenti Şam’da Latin harfleriyle yayın hayatına başladı. 1943’e kadar 57 sayısı çıkarılan Hawar Dergisi Kürt kültür tarihi için bir milat olarak kabul ediliyor. Tarih boyunca asimilasyon ve yasaklamalara maruz kalan Kürt diline ve kültürüne katkılarından dolayı Hawar Dergisi’nin yayın hayatına başladığı gün, 15 Mayıs 2006 yılından itibaren “Kürt Dil Bayramı” olarak kutlanıyor.

    HDP Dersim İl Eşbaşkanı Ferhat Yıldız, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’na ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “HERKES KENDİ DİLİNİ KONUŞSUN”

    Dersim’de Kirmanckî’nin her geçen gün yok olduğunu belirten Yıldız, “Niye kayboluyor çünkü okul yok, kitap yok, dilde eğitim yok. Çarşıda kimse kendi dilini konuşmuyor. Bu durumda dil ölüp gider, dil ölürse ulus da ölür. Bu devletin yüzyıldır yaptığı tek hesap, bu dili ölüme sürüklemektir. Mecliste biri Kirmanckî konuştuğunda hemen ‘Bilinmeyen dillerden biri konuşuluyor’ suçlamasında bulunuyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar Kürtler artık kendilerinin inkar edilmesine izin vermeyecekler. Ne bu zihniyete hizmet edecekler ne de müsaade edecekler. Artık Kürtler kendi dillerini konuşacaklar. Kirmanckî’de, ‘Her ot kendi kökü üzerinden yeşerir’, ‘Her kuş kendi sürüsüyle uçar’ diye sözlerimiz var. Nerede bir grup veya topluluk varsa o topluluğun mutlaka bir dili vardır. Bu vesileyle 15 Mayıs’ta bir araya gelelim, Kürt dil bayramını hep birlikte kutlayalım. Dilimize, toplumumuza, geleneklerimize ve kültürümüze sahip çıkalım. Herkes kendi dilini konuşsun, ona sahip çıksın. Eğer dilimizi konuşmazsak ortada ne Kürtlük kalır ne de kimlik” dedi.

    PİRHA/DERSİM