Etiket: 15 mayıs

  • Dil giderse duygu ölür: Rojkar Sağınç ile hafızanın ritmi üzerine-VİDEO

    Dil giderse duygu ölür: Rojkar Sağınç ile hafızanın ritmi üzerine-VİDEO

    PİRHA- 15 Mayıs 1932… Celadet Ali Bedirhan ve arkadaşlarının Şam’da Hawar dergisini çıkararak Kürtçenin Latin alfabesiyle yazıya döküldüğü o tarihi gün bugün bir halkın varoluş mücadelesinin simgesi: Kürt Dil Bayramı. 2006’dan bu yana kutlanan bu anlamlı günde, sanatçı Rojkar Sağınç ile dilin, kimliğin ve müziğin kesiştiği o derin vadide buluştuk.

    Sağınç’ın her cümlesi aslında bir halkın yüzyıllardır süregelen “erimeye karşı direnme” hikayesini özetliyor.

    “DİL SADECE KELİMELER DEĞİLDİR TOPLUMSAL HAFIZADIR”

    Rojkar Sağınç için dil, sözlüklerden çok daha fazlası o, bir toplumun genetik kodlarını taşıyan canlı bir organizma. Türkiye’de dillerin sistematik bir asimilasyonla karşı karşıya olduğunu hatırlatan Sağınç, özellikle Kürtçe ve Zazaca üzerindeki baskılara dikkat çekiyor. Sanatçıya göre, bir halkı yok etmenin ilk yolu, onun dünyayı anlamlandırma biçimi olan dilini elinden almaktır.

    “En büyük acıda ya da en derin sevinçte, kişi hiç konuşmadığını sandığı o ana diline sığınır. Çünkü o dil, insanın benliğidir.”

    Sağınç, dilin korunması için nostaljik bir yaklaşımdan öte, radikal ve somut adımlar atılması gerektiğini savunuyor:

    “Kürtçe, sadece evlerin dört duvarı arasına hapsedilmemeli; kamusal alanda yankılanmalı ve mutlak suretle eğitim dili olmalıdır”

    STRANLAR: TARİHİ YARINLARA TAŞIYAN KÖPRÜLER

    Peki, bunca baskıya rağmen bir dil nasıl ayakta kalır? Sağınç bu sorunun cevabını müzikte yani halkın nefesinde buluyor. Ona göre stranlar (türküler), dengbejler ve laojiler, sadece birer müzik türü değil; Kürt halkının yazılmamış tarihinin kara kutularıdır.

    Sağınç, diller arasındaki o büyülü farka da değiniyor: “Kürtçedeki bir duygunun ya da bölgesel bir terimin tam karşılığını bazen başka hiçbir dilde bulamazsınız. Dil giderse, o duygu da ölür.”

    “KENDİ SESİNE DÖN”

    Röportajın en çarpıcı anı ise Sağınç’ın gençlere yönelik çağrısıydı. Sadece sözle değil, ruhuyla da konuşan sanatçı, ana dili Kürtçe ile seslenerek gençleri kendi köklerine, dillerine sahip çıkmaya davet etti. Ardından yükselen bir stran, odadaki havayı bir anda değiştirdi; kadim bir ağıtın hüznü ile geleceğe dair umudun harmanlandığı o ezgi, dilin neden “vatan” olduğunu bir kez daha kanıtladı.

    15 Mayıs Kürt Dil Bayramı, Rojkar Sağınç gibi sanatçıların sesiyle, sadece bir kutlama değil, bir halkın “buradayım” deme biçimine dönüşüyor. Çünkü biliyoruz ki; dil susarsa, hafıza silinir; hafıza silinirse, bir halk yiter.

    Semra ACAR /İZMİR

     

     

     

     

     

  • ’15 Mayıs Kürtler için özel bir gün, kendi dilimize sahip çıkmalıyız ve konuşmalıyız’-VİDEO

    ’15 Mayıs Kürtler için özel bir gün, kendi dilimize sahip çıkmalıyız ve konuşmalıyız’-VİDEO

    PİRHA-15 Mayıs’ın Kürtler için özel bir gün olduğuna vurgu yapan Şahin Karabulut, “Aileler evde çocuklarıyla, insanlar sokakta Kürtçe konuşmalı. Bir insan kendi anadiline sahip çıkmadı mı hakikate de erişemez. Bu aşamayı artık geleceğe taşımalıyız. Bu kapsamda doğru bir yerde durmalıyız ve ana dilimize sahip çıkmalıyız” diye konuştu.

    1932 yılında Kürt dilinin öncülerinden Celadet Bedirxan ve dönemin aydınları tarafından Latin alfabesiyle yayımlanan Hawar dergisinin ilk sayısının çıktığı 15 Mayıs, 2006’dan bu yana Kürt Dil Bayramı olarak kutlanıyor. Kürtçenin Kurmancî, Soranî ve Kırmanckî lehçelerinde yayın yapan Hawar dergisi, 1943’e kadar toplam 57 sayı yayımlanarak dilin gelişiminde tarihî bir rol oynadı.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Dersim Şubeler Platformu Üyesi Şahin Karabulut, 15 Mayıs Dünya Kürt Dil Bayramı’na ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “15 MAYIS BİİZM İÇİN ÖZEL BİR GÜNDÜR”

    15 Mayıs 1932 yılında Celadet Bedirxan öncülüğünde başlayan çalışmalarla birlikte bugün bu aşamaya gelindiğini belirten Şahin Karabulut, şunları ifade etti:

    “O zamanlar Celadet Bedirxan Türk devletinin politikalarından kaynaklı buradan kaçıp Şam’a gidiyor. Orada Kürt dili üzerine çalışmalar yapıyor. Celadet Bedirxan’ın yaşamının her alanı Kürtçeydi ve Şam’da bir dergi çıkarma kararı alıyor. Derginin ismi konusunda düşünüyor ve o süreçte Kürtlerin yaşadığı çaresizlikten dolayı derginin adını “Hawar” (İmdat) koyma kararı alıyor. Celadet Bedirxan, Hawar Dergisi’ni Nurettin Zaza, Cigerxwun, Sabri ve Kamuran ile beraber 15 Mayıs 1932 yılında Şam’da çıkarıyor. Yani bundan tam 93 yıl önce bizim için yeni bir aşama inşa ettiler. Derginin 21’inci sayısına kadar hem Latince hem de Arapça yazılmış ama 21’inci sayısından sonra Kürtçe’nin Kırmancki, Kurmanci ve Sorani lehçeleri ile Latin alfabesi kullanılarak yazılmıştı. Kürt dili için Hawar Dergisi esastır çünkü Kürtçe yazılan ilk dergidir. Aradan geçen uzun yıllardan sonra 15 Mayıs 2006 tarihinde Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği tarafından 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı olarak kutlanmaya başlandı. O günden bugüne 15 Mayıs bizim için özel bir gündür.”

    “ÇOK SAYIDA DİL YOK OLDU”

    Çok sayıda dilin yok olduğuna vurgu yapan Şahin Karabulut, “Ne yazık ki Kürtçe gibi 7 bin dil vardı ancak şu anda birçoğu yok oldu bazıları ise yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. UNESCO’nun hazırladığı rapora göre 2100 yılına kadar 3 bine yakın dil kaybolacak. Kürtler, bu nedenle çok önemli bir yerde duruyor, Türklerin egemen olduğu bir bölgede yaşıyoruz. Cumhuriyet döneminden itibaren 18 dil yok olmuş. Hewrami dili de yok olma riskini taşıyor. Kürtçenin Kırmancki lehçesinde konuşan insanlarımız kendilerine Kırmancki, Dımılki ve Zazaca dediği için parçalanıyor ve birleşemiyor” diye belirtti.

    “HER YERDE KENDİ DİLİMİZLE KONUŞMALIYIZ”

    Annelerinin dünyaya geldiklerinde Türkçe bilmediklerini ancak kendilerinin ise Kürtçe bilmediklerini söyleyen Karabulut, “Herkese kendi anadilinde eğitim verilmeli. Aileler evde çocuklarıyla, insanlar sokakta Kürtçe konuşmalı. Bir çocuk 7 yaşına kadar anadilini konuşmazsa o dilden uzaklaşır. Kendi dilimizi konuşmayarak kendi dilimize zulüm ediyoruz. Ancak Kürtçe konuşmak isteyenler kurslara giderek dillerini öğrenebilirler. Biz KESK Dersim Şubesi olarak da dil çalışmaları yapıyoruz. Bundan sonra imkanlarımız olursa her yıl sürdürmeyi düşünüyoruz. Yeni öğrencileri kursa katarak dilimizi ileriye taşıyacağız” şeklinde ifade etti.

    “DİLİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ”

    Herkese kendi diline sahip çıkma çağrısı yapan Karabulut, “Kendi dilimize sahip çıkmalıyız ve konuşmalıyız. Süreç artık eskisi gibi değil. Öğrenmek isteyene imkan çok. İnsanlar dilini konuşmaya korkuyor. Çünkü geçmişte haksızlık ve zulme uğramış. Ama ben inanıyorum bir insan önüne bir hedef koyduğu zaman ona muhakkak ulaşır. Evet bir asimilasyon politikası yürütülüyor ama biz bu asimilasyon politikalarına karşı nasıl bir pozisyon alıyoruz. Bir insan kendi anadiline sahip çıkmadı mı hakikate de erişemez. Bu aşamayı artık geleceğe taşımalıyız. Bu kapsamda doğru bir yerde durmalıyız” diye konuştu.

    Nuray ATMACA-Cihan BERK/DERSİM

  • Kürtçe Dil Eğitmeni Şerif Yılmaz: Dil; okulda, sokakta konuşulmazsa o dil toplumun dili olmaz-VİDEO

    Kürtçe Dil Eğitmeni Şerif Yılmaz: Dil; okulda, sokakta konuşulmazsa o dil toplumun dili olmaz-VİDEO

    PİRHA- Kürtçe Dil Eğitmeni Şerif Yılmaz, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı vesilesiyle Kürtçe dili üzerinde yaşanan sorunlara değindi. Yılmaz, “Eğer Kürtçe dili sokakta, okullarda kullanılmaz ve çocukların konuştuğu dil olmazsa dil toplumun dili olmaz ve kaybolur” dedi.

    15 Mayıs 1932’de Celadet Ali Bedirxan öncülüğünde bir grup Kürt aydını, “Hawar” isimli Kürtçe derginin ilk sayısını çıkardı. Bu, Kürt ulusu için önemli bir gün oldu. 2006 yılında ise 15 Mayıs, Kürt Dil Bayramı olarak ilan edildi.

    Özellikle son 100 yılda sistematik bir şekilde asimilasyona, baskı ve yasaklamalara maruz bırakılan Kürtçeye katkıları nedeniyle derginin yayın hayatına başladığı 15 Mayıs günü, 2006 yılından itibaren Kürt Dil Bayramı olarak kabul edilip kutlanıyor.

    Uzun bir zaman Adıyaman’da Kürtçe Dil Eğitimeni olarak çalışan Şerif Yılmaz, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’na yönelik değerlendirmelerde bulundu.

    “ANA DİL SENİN DERİN GİBİDİR, İSTESEN DE İSTEMESEN DE ÜZERİNDEN ÇIKARAMAZSIN”

    Konuşmasının başında Kürtçe diline öncülük eden Celadet Ali Bedirxan ve Osman Sebri’yi anarak başlayan Yılmaz, şöyle konuştu:

    “Celeadet Ali Bedirxan ve Osman Sebri’yi 1932’de Hawar Dergisi’ni çıkardılar. O zamandan bu zamana Kürt dilinin mücadelesi sürüyor ve bugün kutlanıyor. Celadet Ali Bedirxan’ın dediği gibi, ‘Yabancı bir dil üzerindeki bir kıyafet gibidir, sen ne zaman istersen onu üzerinden çıkarabilirsin. Ana dilin ise senin derin gibidir, istesen de istemezsen de üzerinden çıkaramazsın, onu terk edemezsin.’ Bundan dolayı toplumu toplum yapan dildir, kültürdür. Hiçbir ulus ve toplum dilsiz olmaz.”

    “KÜRTÇE DİLİ YAŞLI DİLİ OLMUŞTUR”

    Kürtçe’deki gerilemenin toplum içerisinde konuşmamaktan kaynaklandığını, bu şekilde devam ettiği sürece unutulmaya mahkum olduğunun altını çizen Yılmaz, “Bir asimilasyon gerçekliği var, bir de öz asimilasyon var ve sistem bu konudaki asimilasyonu tamamladı aslında. Bu sefer de bizler anadilimizi konuşmuyoruz; bu hem eleştiridir hem de özeleştiridir, bu insanlığın da özeleştirisidir ve ben de özeleştirimi veriyorum. Kürtçe dili şimdi yaşlıların diline dönmüştür. Eğer Kürtçe dili sokakta, okullarda kullanılmaz ve çocukların konuştuğu dil olmazsa o dil kaybeder” dedi.

    20-30 yıl öncesine göre Kürtçe dilinde bir ilerleme olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Örneğin Kürtçe dilinden kitaplar çıkarılıyor. Bu zamana kadar da Kürtçe dili üzerinde baskı vardı. Eğer bir dil evde ve okulda konuşulmazsa ya da okulda bunun eğitimi verilmezse o dil toplumun dili olmaz. Bu konudaki çağrım da özelde ailelerin çocuklarıyla Kürtçe konuşmalarıdır. Bu konuda şöyle bir söz vardır: Çocuk daha beşikteyken ne anlatırsan onu öğrenir ve bu şekilde çocuk da ana dilini konuşmaya başlar, ana dil de gerilemez. Gençler de Kürtçe konuşmalı, okumalı, yazmalı ve kendi anadilleriyle yaşama devam etmelidirler” diye konuştu.

    KÜRT HALKI BÜYÜK BÜYÜK EMEK VERDİ

    Kürtçe dilinde yapılan baskılara karşı, Kürtlerin de diline sahip çıkması gerektiğini ifade eden Yılmaz, konu hakkında şu ifadeleri kullandı:

    “Kürtçe dilinin konuşulması hakkında Celadet Ali Bedirxan ve Ape Osman Sebri’nin önemli belirlemeleri var. Aslında sen dilin kendisisin, dil kültürdür, tarihtir, kimliktir ve bir halkın varlığıdır. Asıl olarak dil olmazsa olmazdır. Bu zamana kadar Kürt halkı neden mücadele etti, büyük bir emek verdi? Sistem senin dilini yasaklıyorsa senin de her alanda diline sahip çıkman gerekir. Örneğin belediyelerimize kayyum atandığında ilk iş olarak kırmızı görmüş boğa gibi dile saldırıyor. Kayyumlar da öncelikle Kürtçe kelimeleri çıkarıyorlar. Dilsiz yokuz, dil bizim varlığımızdır.”

    “EN BÜYÜK İSTEĞİM KÜRTÇE DİLİNİN RESMİ DİL OLMASIDIR”

    En büyük isteğinin Kürtçe’nin resmiyet kazanması olduğunu ifade eden Yılmaz, “Bu ülke kurulduğu zaman Fransızlar, İngilizler için düşman tanımı yapıldı. Fakat bugün okullarda çocuklarımıza İngilizce, Fransızca, Arapça dersler veriliyor. Ben verilmesin demiyorum çünkü her dil bir zenginliktir. Fakat sistem samimiyse Kürtçe dili resmi dil olmalı, eğitim dili yapılmalıdır. Eğer kardeşlikten bahsediliyorsa Kürtçe’nin tanınması ve bu dilde eğitim verilmelidir. Bir dil eğitim dili olarak verilmediği takdirde ilerlemesi mümkün değildir. Bundan dolayı en büyük isteğim Kürtçe dilinin resmi dil olmasıdır” diye konuştu.

    BASIN AÇIKLAMASINA KATILIM ÇAĞRISI

    Yılmaz, 15 Mayıs günü Adıyaman’da yapılacak basın açıklamasına herkesi davet ederek şunları söyledi: “Dünyanın, özelde Kürt halkının 15 Mayıs Kürtçe Dil Bayramı’nı kutluyorum. Ferat Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği olarak bugün saat 18.00’da Mimar Sinan Parkı’nda yapılacak olan basın açıklamasına tüm Adıyaman halkımızı davet ediyoruz.  Halkımızın bu barış süreci içerisinde diline sahip çıkarak, yanında durmaya davet ediyoruz.”

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

  • Dersim’de Kürt Dil Bayramı açıklaması: Çocuklarımız ana dilleriyle eğitim görsün-VİDEO

    Dersim’de Kürt Dil Bayramı açıklaması: Çocuklarımız ana dilleriyle eğitim görsün-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, 15 Mayıs Kürt Dili Bayramı dolayısıyla açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Çocuklarımızın okullarda anadilleriyle eğitim görmesini istiyoruz” denildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, 15 Mayıs Kürt Dili Bayramı dolayısıyla Seyit Rıza Meydanı’nda açıklama yaptı.

    Açıklamaya Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ile Birsen Orhan, Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı. Basın açıklamasını DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Gürtaş okudu.

    “KÜRTLERİN DİLİNİ VE KÜLTÜRÜNÜ ASİMİLE ETMEK İSTİYORLAR”

    15 Mayıs’ın Kürt Dil Bayramı olduğunu belirten Özcan Gürtaş, “Kürtçe yıllardır Kürdistan’ın dört bir parçasında asimilasyona uğramaktadır. Türk, Arap ve Fars devletleri Kürtlerin dilini ve kültürünü asimile etmek istiyorlar. Temel talebimiz çocuklarımızın okullarda anadilleriyle eğitim görmesidir” dedi.

    Basın açıklamasının ardından Hasan Ekici ve Hüsnü Güngör, Kürtçe kılam seslendirdi.

    PİRHA/DERSİM

  • DAD: Raa/Rêya Heq- Alevi Yolu talipleri erkanlarını ana dilleri ile yapmalı

    DAD: Raa/Rêya Heq- Alevi Yolu talipleri erkanlarını ana dilleri ile yapmalı

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’nı kutlayarak, Raa/Rêya Heq- Alevi Yolu taliplerinin ana dillerine sahip çıkmaları ve inançlarına dair erkanlarını ana dilleriyle yapmaları çağrısında bulundu. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, yazılı bir açıklama yaparak, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’nı kutladı.

    Açıklamada, Raa/Rêya Heq- Alevi Yolu taliplerinin ana dillerine sahip çıkmaları ve İnançlarına dair erkanlarını ana dilleriyle yapmaları çağrısında bulunuldu.

    DAD açıklamada şunları dile getirdi:

    “Hakk, kâinat, insan birliğini bilince çıkaran, öğretisini, inanç ve yaşam biçimini bu hakikat üzerine temellendiren bir Yolun talipleriyiz. Bu bağlamda batın ve zahir boyutlarıyla tüm kâinatı, onun sonsuz hal ve formlarını mutlak hakikatın kendi varından var ettiği hakikatler olarak bilmekte ve kabul etmekteyiz.

    Bu çözümleme, bilme ve inanç biçimimiz vahdet anlayışımızı teşkil etmekte, cümle insan ve varlığı anlamlandırma ve ilişkilenme biçimimizi de belirlemektedir. Bu mana da; kâinatın Rıza ve İkrar üzerine kurulu ve işlemekte olduğu gerçeğinden hareketle, bu Hakk yasası, farkında olan, bilen ve cümle varlığa karşı sorumlu varlık olan insanın da tüm zihniyet ve fiilini belirlemesi ilkesi temel düsturumuzdur.
    Halklar biçiminde tecelli eden insanlık ailesi ve dilleri de Hakk deryasının hakikatleridir, hiçbir halk ve dili bizler açısından tartışma konusu olmayıp cümlesini Hakk deryasının hakikatleri olarak kabul etmekteyiz. Halklara, haklarına ve dillerine yönelik tekçi zulüm politikalarını nefsanî bir tutum ve Hakk düşmanlığı olarak kabul etmekteyiz.

    Dil kavramı, kültür kavramı ile sıkıca bağlantılı olup dar anlamda kültür olarak tanımlayabiliriz. Dil bir toplumun kazandığı zihniyet, ahlak, estetik, duygu ve düşüncelerin toplumsal birikimidir. Bu bakımdan dil kimliktir. Dili yok edilenin, yok edilecek bir şeyi kalmamıştır. İnsan kültürleşmesinin başat gücü olan simgesel dil onu diğer canlı türlerinden ayırmakla birlikte insan hakikatinin zihniyet ve düşünce gelişiminde büyük bir önem ve etkiye sahiptir. Dilde mevcut olan kavramlar bir toplumun hafızasının, belleğinin, zaman ve mekan içerisinde bulunduğu yerin en güzel ifadesidir. Dil, toplumsallığı inşada temel öğelerden biridir. Bu hakikatten dolayıdır ki, Rêya Heq Kürt Alevilerinin, özellikle Dersim bölgesinde “Zonê ma Zonê Xizirîyo-Zimanê me Zimanê Xizirê-Dilimiz Xızır’ın dilidir” derler. Xızırın dili Aryenik bir dildir. Aryen dil gurubu “insanlığın kaybolmayan hafızasının temelidir.”

    “İNANÇLARINA DAİR ERKANLARINI ANA DİLLERİ İLE YAPMALARI ASİMİLASYONA KARŞI EN BÜYÜK SAVUNMADIR”

    Raa/Rêya Heq- Alevi Yolu taliplerinden ve cümle insanlıktan beklentimiz ve çağrımız; tekçi, nefsanî ve Hakk düşmanı politikaları red etmeleri, Hakk ve hakikatı olan dillerini inkâr etmeyerek sahiplenmeleri, mazlum halklarla da dayanışma içinde olmaları önündedir. İnançlarına dair erkanlarını Ana dilleri ile yapmaları asimilasyona karşı en büyük savunmadır.

    “KÜRT HALKININ DİLİNİ SAVUNMA MÜCADELESİ HAKTIR VE MEŞRUDUR”

    Dizginsiz bir şiddet temelinde her türlü zulme maruz bırakılan, tüm tarihsel birikimlerinin hazinesi olan dilleri yok edilmeye çalışılan Kürt halkının toplumsal varlığını ve dilini savunma mücadelesi bir haktır ve meşrudur. Asimilasyon politikalarından en çok etkilenen Raa/Rêya Heq süreği Kürt taliplerinin dillerini daha çok sahiplenmeleri Yolumuzu ve anlam dünyamızı sahiplenmek, toplumsal varlığımızı da yaşatabilmek anlamına gelmektedir.

    Dillerin, halkların en temel belirleyeni olduğu, dilin yitirilmesinin bir halk gerçekliğinin yitirilmesi anlamına geldiği bilinci ve 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı vesilesiyle Kürt halkının Dil Bayramını kutluyor, rızalı-ikrarlı birlik ve demokratik cumhuriyet çağrımızı yineliyoruz.

    Zaman sahipsiz, mekân rızasız, mazlum çaresiz değildir!
    15’ê Gulanê;
    Cejna Zimanê Kurdî Pîroz Be!
    Roşanê Ziwanê Kurdkî Bimbarek Bo!”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kişin’in Kırmançki masal kitabı çıktı: Ana dilimde yazmak vicdani ve ahlaki bir sorumluluk

    Kişin’in Kırmançki masal kitabı çıktı: Ana dilimde yazmak vicdani ve ahlaki bir sorumluluk

    PİRHA- Turabi Kişin’in, “Waya Di Birayanê Pê Hawt Koyan” isimli Kırmancki masal derlemesi Vate Yayınları’ndan çıktı. Kırmancki dilinin yok olma tehlikesinin tekçi planın sonucu olduğunu vurgulayan Kişin, “Ana dilimde yazmak benim açımdan vicdani ve ahlaki bir sorumluluğun yanı sıra politik bir duruşun da ifadesi. Okuyucusu az biliyorum ama küçük de olsa bir etkileşim yarattığını biliyorum ve bu çok kıymetli” dedi. 

    UNESCO’ya göre Kırmancki (Zazaca) dili, yok olma tehlikesi altında olan diller arasında yer alıyor. 7 milyona yakın Kırmanc (Zaza) olduğu ve Kırmancki lehçesini konuşanların sayısının azaldı.

    Gazeteci-Yazar Turabi Kişin’in “Waya Di Birayanê Pê Hawt Koyan” isimli Ana dili Kırmancki (Zazaca) yazdığı masal derlemesi 13 Mart 2024 tarihinde Vate Yayınları’ndan çıktı.
    Kişin’in, ‘Ayrıyeten Ona da Selam Ederim’, Sır Olup Gitmek’ adlı iki öykü kitabı da bulunuyor.

    Turabi Kişin ile Kırmançki “Waya Di Birayanê Pê Hawt Koyan” kitabı üzerine konuştuk.

    “DİLLER BÜYÜK BİR BİRİKİMİN, TARİHSEL VE TOPLUMSAL EMEĞİN SONUCUNDA ORTAYA ÇIKAR”

    PİRHA: UNESCO’nun verilerine göre Kırmancki dili yok olma tehlikesi altında olan diller arasında yer alıyor. Daha geniş kesimlere ulaşma şansınız varken neden okuyucusu az olan bu dilde yazmayı seçtiniz?

    TURABİ KİŞİN: Sadece Kırmancki diliyle yazmıyorum. Türkçe de yazıyorum, hem de keyifle yazıyorum. Bana göre her dil tartışmasız güzeldir. Diller büyük bir birikimin, tarihsel ve toplumsal emeğin sonucunda ortaya çıkarlar. Sorun dillerde değil, sorun dillere yaklaşımdadır. Ana dilim Kırmancki öyle durup dururken yok olacak bir dil değil. Biliyoruz ki kökleri insanlık tarihinin en eski zamanlarına kadar uzanan bir dil ailesinin üyesi. Hata anne rolüne sahip bir dil olduğuna dair veriler de az değil. Yok olmuyor, yok edilmeye çalışılıyor. Özellikle 1925 tarihinde yürürlüğe konan ve hala güncelliğini koruyan inkarı ve imhayı esas alan Şark Islahat Planı’nın sonuçları bunlar. Rahat bırakılırsa 10 yıl içinde kendisini yeniden var edebilecek kabiliyette bir dil.

    Kırmancki’nin okuyucusu az olan bir dil haline getirilmesi de bu tekçi planın sonucu. Konuşanı, okuyanı, yazanı olsun istenmiyor. Anti demokratik ve insanlık dışı bir dayatma. Bu dayatmaya karşı durmak ise demokratik, insani ve ahlaki olandır. Ana dilimde yazmak benim açımdan vicdani ve ahlaki bir sorumluluğun yanı sıra politik bir duruşun da ifadesi. Okuyucusu az biliyorum ama küçük de olsa bir etkileşim yarattığını biliyorum ve bu çok kıymetli. Öte yandan kendi cephemden karınca kararınca kayıt altına alıyorum. Belki bazılarına olumlu anlamda örnek de olurum, bunların hepsi kıymetli.

    “VARACAĞINIZ HEDEF NERESİ OLURSA OLSUN, HAREKET NOKTANIZ DURDUĞUNUZ YERDİR”

    -Her üç kitabınızın da mekanı köyünüz Cafran. Neden kitaplarınızda mekan olarak köyünüzü tercih ediyorsunuz?

    Sadece Cafran demeyelim aslında Cafran’ın da içinde olduğu bölgeyi kapsıyor desek daha gerçekçi. Ama şimdilik kendi yerelimden yola koyulduğum ve evrensel olanla buluşmaya gayret ettiğim bir gerçek. Bunu kendi açımdan son derece doğru buluyorum. Varacağınız hedef neresi olursa olsun hareket noktanız durduğunuz yerdir. Bir başlangıç noktasıdır ve sonucu o belirler. “Taş yerinde ağırdır” der eskiler. Evrendeki varlığın durduğun yerdeki varlığın ile ölçülür. Durduğum yerin üzerinden kara bulutlar eksik olmadı, olmuyor. Bir karanlığa gömülmek isteniyor. Bu kara bulutların dağılması için çaba sarf etmeyeceksem ne anlamı kalır yazarlığın, ne anlamı kalır devrimciliğin, sosyalistliğin, demokratlığın ve evrenselliğin.

    “ÖYLE KOLAY PES EDİLECEK BİR DİL DEĞİL”

    -Bir yazar olarak Kürt edebiyatının gelişimi hakkında neler söylemek istersiniz?

    Her şeyden önce karamsar olmadığımı belirtmek isterim. Bu kadar ağır süreçler yaşamış ve hala yaşamakta olan bir dilden bahsediyoruz. Buna rağmen kudretli bir duruşu var diyebiliriz, bütün lehçeleriyle bu böyle. Derin bir sözlü edebiyatın yazılı edebiyata da yansımalarını görüyoruz. Dengbejlerin, destanların, folklorun, masalların, kelamın ve kılamların dili bu. Tarımın ve hayvancılığın dili bu. Bingöllülerin tanımlamasıyla şiirin dili bu. Alevilerin tanımlamasıyla Hızır’ın dili bu. Öyle kolay pes edecek bir dil değil bu. “Dil akar yatağını bulur.”

    “ANADİLDE HİZMET TALEBİNDE BULUNMALI”

    -Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan Kırmancki dilinin geleceği için bundan sonraki süreçte neler yapılmalı? Edebiyat alanında nasıl eksiklikler görüyorsunuz?

    Hep söylerim; bir güç bir şeyi zorla elinizden almış ise onu durup dururken size geri vermez. Onu geri alacak güç sizin iradenizdir, çabanızdır. Geri almak için gösterdiğiniz kararlılıktır. Bu dile karşı sorumluluk duyan her birey başta günlük yaşantısında bu dili yaşatmak durumundadır. Çocuklarına öğretme gayreti içine girmelidir. Demokratik hak olarak belediyelerden, siyasi partilerden, eğitim, sağlık, hava yolları, TRT gibi kamu kuruluşlarından anadilde hizmet talebinde bulunmalı ve bunun için ulusal ve uluslararası hukuk zorlanmalıdır.
    Bu alana dair çaba sarf eden her bireyin emeği kıymetlidir, küçümsememek lazım. Şairi, edebiyatçısı, müzisyeni, dil eğitimi vereni, araştıranı, kayıt altına alanı, yayınlayanı tek kelimeyle dilimize can suyu veriyordur ve çabası yaşamsaldır. Edebiyat toplum tarafından değer gördükçe gelişir, dal budak salar.

    15 Mayıs 1932 tarihi, Celadet Alî Bedirxan öncülüğünde Şam kentinde Kürtçe Hawar dergisinin yayın hayatına başladığı tarih olarak bilinir. Hawar dergisi, Latin alfabesiyle yayınlanmış ilk Kürtçe dergi olarak tarihi öneme sahiptir. Derginin Kürt dili ve edebiyatının geliştirilmesine katkıları nedeniyle 15 Mayıs tarihi, Kürt Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır. Bu vesileyle yüzyıllardır sürdürülen baskı, asimilasyon, inkâr politikalarına karşı Kürt dilini, kültürünü, edebiyatını yaşatmak için emek veren, mücadele eden herkesi saygıyla selamlıyorum, Kürt Dil Bayramlarını kutluyorum.

    PİRHA/BİNGÖL

  • DAD İzmir Şubesi Kürt dil bayramı etkinliğini Aysel Doğan’a adadı-VİDEO

    DAD İzmir Şubesi Kürt dil bayramı etkinliğini Aysel Doğan’a adadı-VİDEO

    PİRHA- DAD İzmir Şubesi, Kürt siyasetçi ve Barış Grubu üyesi Aysel Doğan anısına adadığı Kürt Dil Bayramı etkinliğinde ulus devletin ana dillere olan asimilasyonuna karşı Kürt halkının direndiği belirtilerek ana dilde eğitim ve  inancın sürdürülmesi çağrısında bulundu.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi ve DAD İzmir Gençlik Meclisinin Kürt Kadın Siyasetçi Aysel Doğan’ın anısına atfettiği Kürt Dil Bayramı etkinliği şube binasında gerçekleşti.

    Bir dakikalık saygı duruşunun ardından Baba Mansur Ocağı Anası Elif Hurustan çerağ uyandırdı. İlk olarak Kürtçenin Kırmançki lehçesinde konuşan DAD İzmir Şube Eşbaşkanı Nebat Çelik ana dilin konuşulmasının öneminin altını çizerek “Dilimizi konuşmazsak yok olur, bu nedenle konuşmalıyız” dedi.

    “AYSEL DOĞAN’IN DİRENİŞİ YAŞATACAĞIZ”

    Aysel Doğan’ın cenazesine yönelik müdahale ve engellemeye tepki gösteren Çelik,  “O Seyit Rıza’nın torunuydu. Dersim’in sesi olan Aysel Doğan davası için baş kaldırdı, hapse atıldı. Nahak zihniyetine karşı onurlu bir direniş sergiledi. Aysel özgürlüğün rengiydi, kadınların sesiydi. Biz de onu unutmayacağız, her yerde her zaman her dilde sesimizi çıkaracağız. Aysel yanımızda olmasa da ruhu bizimledir, gülüşünü ve direnişini Dersim topraklarında, ocaklarda, ziyaretlerde yaşatacağız. Duyduk ki cenazesine saldırılmış. Biz bu saldırıyı kınıyoruz” şeklinde konuştu.

    “ASİMİLASYON VE İNKARA KARŞI MÜCADELE SÜRÜYOR”

    Ardından basın metni okundu. Metnin Türkçe olarak DAD İzmir Gençlik Meclisi adına Fırat Dikmen, Kırmançki olarak da şube üyesi Sedat Çelik okudu.

    Devletli uygarlık tarihinin ortaya çıkardığı toplumsal sorunların, Kapitalist modernite çağında ulus devlet formunda toplum ve doğa-kırım karakterini derinleştirdiği belirtilen açıklamada ulus devlet modelinin Ortadoğu halklarına dil, coğrafya, kültürü hatta varlığını yok etme seviyesine geldiğini dile getirildi. 1923’de tekçi-milliyetçi ideoloji ekseninde kurulan ulus devletin birçok etnisite, inanç ve kültüre inkar ve asimilasyon politikalarını dayattığı belirtilen açıklamada, “Kürt halkı bu süreçte direnmenin fiziki ve kültürel yöntemlerini farklı boyutlarda sergileyerek toplumsal ve kültürel değerlerini koruyabilmiş ve yaşatabilmiş halkların başında gelmektedir. Bugün dahi asimilasyona ve inkara karşı bu mücadelesini sürdürmektedir” denildi.

    “DİL VE İNANÇ İÇ İÇEDİR”

    İktidar güçlerinin Alevi Kürtlerin Kürtçe ibadet dillerini asimile edip ulus devlet kimlikleri içerisinde eritmek üzere baskı ve inkar politikalarını Kürt Alevilerinin kutsallarına, anadillerine yöneldiğini ifade edilen açıklamada Rêya Haq/Hak Yol Alevi inancının anadili olan Kürtçe ile doğru orantılı geliştiği belirtildi. Açıklamada “Bu açıdan Kürtçeye yönelik asimilasyon politikaları genel olarak dil ve toplumsal kültür asimilasyonunu hedeflerken, Rêya Haq/Hak Yol sürekleri özelinde tüm bunlara ek olarak inancında asimilasyon kıskacına alan önemli bir hedef alanı yaratmaktadır. Tıpkı musahip inançlar olarak gördüğümüz Ezidilik, Yaresanlık, Kakailikte olduğu gibi. Bu musahip inançlarda inanç ve dil bağlamında doğru orantılı bir kültürel gerçekliğe sahiptir ve ibadet dilleri Kürtçedir” sözlerine yer verildi.

    KÜRTÇE HUTBE OKUDUĞU İÇİN TUTUKLANAN MELELERE DESTEK

    Kürtçe hutbe okuduğu için Melelerin tutuklanmasına da değinilen açıklamada, “İslam’ı iktidarları için araçsallaştırmakta bir beis görmeyen egemen güçler, Kürtçeye karşı olan tahammülsüzlüklerini  bu alanda da göstermektedir. Kürtçeye olan bu tahammülsüzlüğü kabul etmediğimizi ve tutuklanan Kürt Mele’ler ile dayanışma içerisinde olduğumuz bilinmelidir” denildi.

    ANADİLDE İBADET VE KIRMANCKİ DİL KURSU ÇAĞRISI

    Kürt Dil Bayramının sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda asimilasyona ve inkara karşı örgütlü mücadele günü olduğu belirtilen açıklamada dernek bünyesinde devam eden Kirmanckî dil atölyesine davet edildi. Açıklamada “Bir çağrı olarak ta başta cem ve civatlarımızda Kürtçenin kullanılması gerektiğini ve yaşamın her alanında yeni nesillere anadillerini öğreterek dil asimilasyonuna karşı toplumsal sahipleniş içerisinde olunması gerektiğini dile getiriyoruz” diye belirtildi.

    ANADİLDE EĞİTİM KABUL EDİLMELİDİR

    Açıklamada son olarak anadillerin halklar için haftalık derslikler içerisinde birkaç saate sıkıştırılmış bir ‘öğrenim dili’ olamayacağı ve her halkın kendi anadilini eğitim dili olarak görmesinin, o halkın varoluşunu koruyabilmesi için kabul edilmesi gerektiği belirtildi.

    Etkinlik sinevisyon gösterisi, Kürtçenin diğer lehçelerinde solo ve koro klam dinletileri ve şiirlerle devam etti.

    PİRHA/İZMİR

  • Koronavirüsten son 24 saatte 236 kişi yaşamını yitirdi

    Koronavirüsten son 24 saatte 236 kişi yaşamını yitirdi

    PİRHA-Türkiye’de son 24 saatte 204 bin 637 Covid-19 testi yapıldı, 11 bin 472 kişinin testi pozitif çıktı, 236 kişi hayatını kaybetti.

    Türkiye günlük koronavirüs tablosunun güncel verileri paylaşıldı.

    Buna göre, Türkiye’de toplam vaka sayısı 5 milyon 106 bin 862 oldu. Son 24 saatte 204 bin 637 Covid-19 testi yapıldı, 11 bin 472 kişinin testi pozitif çıktı, 236 kişi hayatını kaybetti. Ağır hasta sayısı ise 2 bin 563 olurken, iyileşen sayısı da 38 bin 814 artarak 4 milyon 932 bin 838’e ulaştı.

    (HABER MERKEZİ)