CHP, 16 Nisan referandumunun yıl dönümünde 81 ilde oturma eylemi yapma kararı aldı. Eylem “OHAL değil demokrasi istiyoruz” sloganıyla gerçekleştirilecek.
CHP Merkez Yönetim Kurulu’nda (MYK) OHAL’in kaldırılması için eylem kararı alındı. CHP’liler 16 Nisan referandumunun yıldönümünde “OHAL değil demokrasi istiyoruz” sloganıyla 81 ilin kent merkezinde saat 12.00’de bir saat oturma eylemi yapacak.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan ve yaklaşık 5 saat süren MYK toplantısında Suriye, Rusya, İran ve ABD çerçevesinde Ortadoğu sorunu ele alındı. Ekonomideki gelişmelere ilişkin de bir sunumun yapıldığı toplantıda, Kılıçdaroğlu’nun “Özellikle borç ve faizle ilgili araştırma yapılsın ve bir rapor hazırlansın” talimatı verdiği belirtildi.
“OHAL DEĞİL DEMOKRASİ İSTİYORUZ”
MYK’da 16 Nisan referandumunun yıldönümünde “OHAL değil demokrasi istiyoruz” sloganıyla 81 ilin kent merkezinde saat 12.00’de bir saat oturma eylemi yapılması ve ortak bildiri okunması kararı alındı. Yapılacak eylemlerin koordinasyonu için Genel Başkan Yardımcısı Ağbaba görevlendirildi.
MYK’de AKP-MHP’nin hazırladığı ittifak yasasında seçim güvenliğini ilgilendiren maddelerin AYM’ye götürülmesi kararı da alındı. Başvurunun kısa sürede yapılması kararlaştırıldı.
PİRHA-KESK, DİSK, TMMOB, Ankara Şubeleri ile ATO ve ASMMO Sakarya Caddesi’nde referandumdaki şaibelere tepki gösterdi. Öte yandan Türkiye’nin pek çok yerinde YSK’nın kararına karşı ‘mühürsüz oy’ protestoları da devam etti.
Referandumdaki şaibelere ilişkin tepkiler büyüyor. Ankara’da YSK önünde ve çeşitli ilçelerdeki protestoların ardından emek ve meslek örgütleri de YSK’nın mühürsüz oyları geçerli saymasına ve sandıklardaki çeşitli ihlallere tepki gösterdi.
KESK, DİSK, TMMOB, Ankara Şubeleri ile ATO ve ASMMO Sakarya Caddesi’nde ‘Yalana teslim olmayacağız” dedi.
Yapılan ortak açıklamayı KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Tüm Bel-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Devrim Kahraman okudu. Kahraman, “Baskı ve adaletsiz koşullarındaki kampanya süreci, seçim günü yaşanan gizli oy açık sayım ihlali, mühürsüz pusula ve zarfların geçerli sayılması, seçim bölgelerinde müşahitlere ve tarafsız gözlemcilere yönelik baskılar, Anadolu Ajansı’nın yayınları, YSK’nın kanuna aykırı açıklama ve kararları nedeniyle referandumun meşru olmadığını söyledi.
Her şeye rağmen bu eşitsiz yarışta seçmenin yarısının anayasa paketini reddettiğini belirten Kahraman, “Anayasalar toplumsal sözleşmeler olduğuna göre hazırlanışından oy sunumuna kadar bütün süreçlerinin demokratik olması gerekir. İktidar 16 Nisan referandumunun sonuçlarına dayanarak ülkeyi yönetemez. Bu nedenle 16 Nisan referandumu iptal edilmelidir. OHAL kaldırılmalı, demokratik-katılımcı, toplumun genelinin katıldığı, sivil-demokratik bir anayasa hazırlanmalıdır” dedi.
BİRÇOK KENTTE YSK’NIN KARARI PROTESTO EDİLDİ
Ankara’nın yanı sıra yurttaşların referandum gecesinden bu yana sürdürdüğü protestolar Kadıköy’de kadınların eylemi başta olmak üzere İstanbul’un birçok ilçesinde de devam etti. Kadıköy Süreyya Operası önünde toplanan binlerce kadın, “Kadınların ‘Hayır’ı biter mi sandın” pankartı arkasında bir araya geldi. Kahkahalar, zılgıtlar, alkış ve sloganlar eşliğinde yürüyüşe geçen kadınlar, “Kabul etmiyoruz, Hayır!” sloganıyla tepkilerini dile getirdi. Beşiktaş’ta yürüyüşe geçen yüzlerce kişi ise “Hayır kazandı, YSK çaldı” sloganlarıyla protesto yürüyüşü düzenledi.
Bursa, Kocaeli, Adana, Kocaeli, İzmir gibi birçok kentte de yurttaşlar düzenledikleri yürüyüşle YSK kararını protesto ederek referandumun yeniden yapılmasını istedi.
PİRHA – 16 Nisan’da referandum sonuçları açıklandı ancak, YSK’nın sayım yapılırken AKP’nin başvurusu üzerine yeni karar alıp mühürsüz zarf ve pusulalar geçerli sayması tepkilere neden oldu. Siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra Alevi Kurum temsilcilerinden, dedelerden, pirlerden de tepki geldi. İstanbul Okmeydanı Cemevi Dedesi ve Baba Mansur Ocağı Piri Eren Yıldırım seçim soncunu değerlendirdi. Yıldırım,”Onurlu mücadelemize devam edeceğiz” dedi.
“YSK’nın seçimin bitmesinin ardından aldığı ve kabul edemediğimiz usulsüz pusulaların geçersiz sayılması kararını alması nedeniyle şaibeyle damgalanmıştır” diyen Baba Mansur Ocağı Piri Eren Yıldırım, “Seçim sandıklarından çıktığı belirtilen 2.5 milyon mühürsüz oyların iptali istenirken, YSK başkanının oy pusulaları sahte değildir açıklaması, seçimin demokratik bir alan içerisinde yapılmadığının büyük bir göstergesidir” dedi.
“HAYIR DİYENLERİN ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURULDU”
Bu tartışmaların uzun zaman süreceğini söyleyen Yıldırım, OHAL koşullarında bir referandum yapıldığını söyleyerek şunları dile getirdi;
“OHAL koşulları altında siyasi parti başkanlarının, milletvekillerinin tutuklu olduğu bir ortamda yapılan referandum oylamasının doğru olmadığını sürekli dile getirdiğini söyledi. Muhalefetin susturulduğu ve hükümetin denetimi altında olmayan, medyanın sindirildiği koşullarda yapılan seçim katıksız bir güldürüdür. Tüm devlet imkanlarının seferber edildiği medyanın da her zamanki gibi yandaşcılığını sürdürdüğünü, Cumhurbaşkanının bizzat Evet için propaganda yaptığını ve Hayır diyenlerin üzerinde oluşturulan baskıyı düşünecek olursak Hayır cephesinin kaybetmediğini ve umut verici olduğunu söyleyebiliriz.”
“Bugüne kadar olduğu gibi bu anayasada da biz Aleviler, inancımız yer almıyor” diyen Pir Yıldırım, “Aleviler olarak, demokrasiye inananlar olarak, demokrasi mücadelesine devam edeceğiz. Umudumuzu kaybetmeden hak yolunda, insanlık yolunda onurlu mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu. (HABER MERKEZİ)
PİRHA – AKP ve MHP’nin ortak hazırladığı anayasa değişikliği referandumuna 48 saaten az bir zaman kala Hubyar Sultan Ocağı Evlatlarından Ali Doğan ve Amasya Merzifon’lu Cem Öz PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.
“Referandumda ‘Hayır’ diyeceğim” diyen Hubyar evlatlarından Ali Doğan, “Hep beraber hayırda hayır vardır. Memleketi tek kişinin eline vermek doğru değildir. Tek adam dediğin isterse sabahında meclisi fesheder. Tek adam sisteminde, yönetim yok, denetim yok. Ziraat bankasını Varlık Fonuna devretti. Fonun başındaki kendi adamı. Senin benim param nereye gidiyor? Bunları araştırmak lazım. Bunlar bizim emeğimiz. Buna hayır demezsek bu, başımıza çok iş açar” dedi.
“NE YAPACAKLARINI ŞAŞIRDILAR”
Aynı zamanda cem yürüten Amasya Merzifon Harız Köylü Cuma Öz, “Bunlar şaşırdılar ne yapacaklarını. Benden oy isteyecek! Ben inanamıyorum buna? Ben zaten senden korkarak yaşıyorum. Ben cemevinde yapıyorum nevruzumu, mutluyum. Böyle diyecek de benden oy alacak. Bunlar kandırmaca. Buna ben inanmam. Yok böyle bir şey” diye konuştu.
“Alevilerden evet oyu çıkmaz” diyen Cuma Öz, “Bunlar boş. Buradaki canların hangisine sorarsan sor hepsi de diyecek ki hayır” dedi.
PİRHA – Türkiye’de yapılacak referandum seçimine iki gün kaldı. Ülkenin dört bir tarafında ‘Evet’ ‘Hayır’ çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Derviş Cemal Ocağı Piri İsmet Demir ve Kureyşan Ocağından Hamza Takmaz referandum kararlarını PİRHA’ya anlattı.
Türkiye’nin birçok bölgesinde yaşayan Alevi pirleri, dedeleri, kadınlar ve gençleri referandum kararlarını PİRHA’ya anlattılar ve anlatmaya devam ediyorlar.Adana Alevi Kültür Derneği ve Derviş Cemal Ocağı Pirlerinden İsmet Demir referandum seçimini değerlendirdi.
“AYDINLIK BİR GELECEK BIRAKMALIYIZ”
Kanaat önderlerinin, pirlerin, mürşitlerin, rehberlerin, yol önderlerine düşen en büyük görevin, referandum seçimini iyi okumak olduğunu vurgulayan Derviş Cemal Ocağı Piri İsmet Demir “Çünkü KHK’lerle alınan kararlarla bir sürü hareketler yaptırılıyor. Eğer biz bunun karşısında her zaman dik durup hayırı toplumumuza anlatamazsak ileride gelecek nesil, geleceğini karanlık görürse bu bizim için kötü olur. Onlara aydınlık bir gelecek bırakabilmemiz için, o çerağımızın arkada yanabilmesi için bizler bu referanduma hayır demek zorundayız” diye konuştu.
“ANALARIN, PİRLERİN BİRLİKTE MÜCADELE ETMESİ GEREKİR”
Yani sistemin kendisi, kendi içerisinde bize karşı canavarlaştırdığını vurgulayan Demir, şunları kaydetti;
“Emevi zihniyetinden günümüze kadar süregelen süreçler içerisinde her şeyi görüyoruz. Hangi bölgeye bakarsanız, bunların içerisinde türlü türlü sorunlarla başa çıkacak şansta değiliz. Eğitime baksak öyle, devlet kamu görevlilerine baksak içimizde herhangi bir alevinin, bürokrat, vali ve kaymakam olduğunu görmüyoruz. KHK’lerle 4 bin 5 bin kişi görevden alınıyor. 3 bininin Alevi olduğu söyleniyor. Şimdi biz bunlarla mücadele etmezsek yarın nasıl mazlumun yanında yer alabiliriz. O zaman bizim pirliğimiz, mürşitliğimiz, rehberliğimiz sorgulanır duruma düşer. Bununla ilgili eğer tüm ocaklar, ana, babagan dergahları dediğimiz tüm kurum önderleri, kanaat önderleri bununla ilgili bir çalışma yapmaz, birlikte hareket edip tavrını koymazsa gelecekte bizim için iyi şeyle olmayacaktır. Bilim konusunda, eğitim konusunda tüm bunları biz birey olarak anlatmak zorundayız.”
“DEVRİM YAPACAK DİYE ŞERİAT GETİRDİ”
Kureyşan Ocağından Hamza Takmaz ise 2001’deki bir gazetecinin İran’daki şahın devrilmesini hatırlatarak “Aman dikkat edin aydınlar, solcular, Aleviler. Dikkat edin bu bir aldatmacadır. Zaten Yezit’in bir devamıydı, Muaviye’nin bir devamıydı. Çağdaşlıktan söz eden adam devrim yapacak diye şeriatı getirdi” dediğini belirtti.
Türkiye’nin de aslında aynı durumda olduğunu söyleyen Hakan Takmaz, “Aynı zihniyeti ve gericiliği getirmekte. Bugünki seçimleri de OHAL sürecinde yapması, özellikle doğudaki yapılan katliamların, baskı ve zulümlerin, Türkiye’deki aydınların, yazarların, doktorların içeri alınması bunu gösteriyor. Kenan Evren döneminde bile bu kadar basına baskı yapılmamıştır. Ama bugün her tarafta bir baskı ve zulüm var. Bunu özellikle Alevilerin görmesi gerekiyor. Herkes kendi çevresinde bir örgütlenme içerisinde olması gerekiyor diye düşünüyorum” dedi.
PİRHA-Ankara Kızılay Meydanı’nda halka referandumu sorduk. Halk referandumda ne diyeceklerini ve gerekçelerini PİRHA’ya anlattı.
Ankara’nın merkezi konumlarından olan Kızılay Meydanı’nda halk referandum kararını ve gerekçelerini PİRHA’ya değerlendirdi.
Trabzon’dan gelen Tuna Aydın isimli bir vatandaş “Çocuklarımızın geleceğini ve kazandığımız bütün güzellikleri kaybetmemek için Hayır diyoruz. Umuyorum bir yanlışlık yapıp ta oylarımızı mahvetmezler” diyerek sandığa olan güvensizliğini dile getiriyor.
Bir kadın işçi olan Nazife Ortakçı kadının özgürleşmesi için, asgari ücretle çalışmak istemediği için ve taşerona verilen sözlerin yerine getirilmesini istediği için hayır dediğini belirtti.
Ankara’da yaşayan Ayhan Bingöl bu ülkede bir faşizm politikasının yürütüldüğünü ifade ederek “Tek adam dayatması faşizmin bir şekilde yaşama geçirilmesidir. Bu nedenle 16 Nisan’da yapılacak seçimde faşizme, baskıya, işkenceye, savaşa, hırsızlığa, zama, zulme ve benzeri bütün şeylere hayır demek gerekir. Kahrolsun faşizm” dedi.
“EŞİT YURTAŞLIK İÇİN HAYIR”
Emekli bir vatandaş olan Erdoğan Şanlı referandumda hayır diyeceğini söyleyerek gerekçelerini şöyle açıklıyor: Tek insanla yönetilmek istemiyorum. 15 yıldır yaptıkları politikaları gördüğümden dolayı, bizleri insan yerine koymadıkları için, şimdiye kadar yaptıklarının halkın aleyhine olduğunu gördüm. Bunun için 18 maddenin cumhurbaşkanını koruma altına almak olduğundan dolayı hayır diyeceğim.
“Tek kişilik dikta yönetimine hayır” diyen Hamza İnkaya, gençlerle ilgili maddeyi eleştirerek “Gençler üniversitelerde kendi temsilcilerini seçemezken milletvekili yapılıyor. 18 yaşında liseyi, üniversiteyi bitirmemiş öğrenciye milletvekilliği vereceğiz. Yok böyle bir şey” dedi.
Eşit yurttaşlık için hayır dediğini belirten Hasan Koçak “Tek adam diktatörlüğüne hayır. Özgürce yaşamak için, hak, hukuk ve adalet için hayır diyorum” şeklinde konuştu.
20 yıl Avustralya’da yaşadığını söyleyen Gül Aslan ülkenin korkunç bir yere doğru sürüklendiğini ve bunu esefle karşıladığını ifade ederek “Başkanlık denilen o rejim gelir ise bu ülkede bir dakika bile kalmak istemiyorum. Bunu çok üzüntüyle burada kalan bütün vatandaşlara saygıyla ve üzülerek söylemek zorundayım. Bu meclisin feshine kadar götürecek tek adama asla, asla, asla” diye belirtti.
PİRHA – AKP ile MHP’nin sol muhalefetin ve kamuoyunun tepkilerine rağmen üzerinde anlaştığı anayasa değişikliği seçimine üç gün kaldı. HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş referandumu değerlendirdi. Baş, “Elimizden geldiği kadarıyla hayır diyeceğiz” dedi.
Referandum seçiminde PİRHA’ya konuşan Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Tuncer Baş, “Alevilerin düşündüğü mutlak olarak hayır” dedi.
“Yani bir monarşiye doğru gidiyoruz” diyen Baş, “Yol kenarında yazar; otobandan önce son çıkış diye. Diktatörlükten önce son çıkış” değerlendirmesinde bulundu.
Referandum kararı için düşünmeye gerek olmadığını söyleyen HBVAKV Genel Başkanı Baş, “Hiç düşünmeye taşınmaya gerek yok elimizden geldiği kadar hayır diyeceğiz. Herkesin hayırını dillendirmesini sağlamaya çalışacağız” diye konuştu.
PİRHA – 16 Nisan’da yapılacak referandum seçimine sayılı gün kaldı. Referandum seçimini Av.İbrahim Sinemillioğlu değerlendirdi. Sinemillioğlu, “Halk bu seçimde ‘Hayır’ sonucunu çıkaracak” dedi.
Referandum seçiminde Türkiye’nin dört bir tarafında yaşayan Alevilere PİRHA mikrofonunu uzattık. Bunlardan biri de Sinemilli Ocağı’na mensup Av. İbrahim Sinemillioğlu.
Referandumun halktan kopuk, halktan uzak olduğunu vurgulayan Sinemillioğlu,”Halkın karşı çıkışı karşısında da iktidar bir cinnet getirmekte adeta. Bu cinnetin sonucunda korkarım çok daha kötü yerlere varacak” diye konuştu.
“HALK DİRENMEYİ ÖĞRENDİ, BARAJLAR YIKILACAK”
Halkın direnmeyi öğrendiğini ve direnmeye devam edeceğini söyleyen Av.İbrahim Sinemillioğlu, “Bu direnişin sonunda bütün barajlar yıkılacak, onların bütün setlerini yok edecek ve halk burada hayır sonucunu kesinlikle çıkaracaktır” dedi.
“17 Nisan sabahından itibaren Türkiye’nin içine gireceği yeni sürecin sağlıklı bir biçimde sürdürülmeye çalışılması ve böyle bir başlangıcın sağlanabilmesidir” diyen Sinemillioğlu, “İnanıyorum ki bu direncin sahibi, bunu öğrenen halk onu da çok kısa bir süre içinde kotaracaktır” dedi.
Önümüzdeki dönemde yeni bir anayasanın hazırlık çalışmalarının başlayacağını söyleyen Sinemillioğlu, “Türkiye’nin tümüne uygun, tümüne hitap edebilen, herkesi eşit yurttaşlık çerçevesi içinde bir gören Türk, Kürt, Çerkez, Çeçen, Arap, Ermeni, Rum, Süryani’siyle herkesi bir gören bir anayasaya kavuşmayı dört gözle bekliyoruz” diye konuştu. (HABER MERKEZİ)
PİRHA -İstanbul’da yaşayan Bingöl Karer nüfusuna kayıtlı Baba Mansur Ocağına mensup Hıdır Serin Referandum’a ilişkin PİRHA’ya konuştu. Serin “Yavuz Sultan Selim geri geliyor diye düşünüyorum” değerlendirmesinde bulunuyor.
Pir Haber Ajansı olarak Referandum seçimi boyunca Alevi toplumunun çeşitli kesimlerine mikrofon uzattık. Mirofonumuza konuşan Alevi toplumunun neredeyse tamamı hayır diyor. Baba Mansur ocağı mensuplarından Hıdır Serin’de Hayır diyenlerden biri.
Alevilerin kesinlikle Hayır demesi gerektiğini vurgulayan Hıdır Serin, “Yavuz Sultan Selim geri geliyor diye düşünüyorum. Nasıl ki Yavuz Sultan Selim, Alevi katliamlarını yaptı, aynısı geliyor” dedi.
Serin, “Bu süreçte herkesi düşmanca, vahşice gözaltına aldılar. Bu sebeple Alevilerde çok uyanık olmalıdır” diye konuştu.
“Aleviler ellerini vicdanlarına koysunlar, öyle oylarını kullansınlar” diyen Serin, “Aleviler hayırdan yanadır. Zaten evet diyemezler. O zihniyette olan, evet diyen kişi Alevi değil, insan değildir.”
Alevi çalıştayları ve Hz. Ali’nin doğum gününü kutlamalar gibi şeylerin bir tuzak olduğun vurgulayan Baba Mansur Ocağından Hıdır Serin, “Seçim geldiğinde Alevilere bir şeyler atıyorlar. Alevilerin içinde de bu tuzağa düşen bazı kurumlar var. Zaten adamlar bir taraftan cümbüş evi diyor, bir taraftan bizim dedelerimizin evine gidip saygı göstermeden postumuza oturuyorlar. Hiçbir değerimize saygı göstermiyorlar” ifadelerini kullandı.
Hıdır Serin, “Aleviler bu tuzağa düşmemelidir. Yani nasıl Ortadoğu Proje diyorlarsa bu da bir projedir. Aleviler bu projeleri yemezler. Alevi olan kişi buna inanmaz” diye konuştu.
PİRHA – 16 Nisan’da yapılacak referandum seçimine günler kala Türkiye’nin dört bir tarafında seçim çalışmaları devam ediyor. Referandumu ÇEDF Başkanı Turan değerlendirdi. Turan, “En büyük kaygımız çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği. Bu iki yaşam sebebimiz için hayati bir dönüm noktasına geldik” dedi.
Başkanlığı ön gören referandum seçimi 16 Nisan Pazar günü yapılacak. Referandum çalışmaları devam ederken geçtiğimiz gün demokratik yöre dernekleri bir araya gelerek Hayır kararlarını açıklamışlardı. Bu Hayır’a çağrıcı olan Çağdaş Erzurum Dernekler Federasyonu Başkanı Ali Turan PİRHA’ya konuştu.
“ZORUNLU SEBEPLERLE TOPRAĞIMIZDAN AYRILIP GELDİK”
Herkesin muhtemelen zorunlu sebeplerle toprağından ayrılıp, farklı coğrafyalarda ekmeğini ve geleceğini arayan, derneklerimiz sayesinde bir nebze olsun dayanışma göstererek birbirlerine destek olmaya çalışan insanlar olduğunu söyleyen Ali Turan, ” En büyük kaygımız çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği. Bu iki yaşam sebebimiz için hayati bir dönüm noktasına geldik. 16 Nisan’daki seçim, geleceğimizi belirleyecek bir halk oylamasıdır” dedi.
“ÜLKENİN GELECEĞİNİ BELİRLEYECEK BİR SEÇİM”
“16 Nisan’da yapılacak seçim ile sadece bir kişinin kendi istediği yönetim biçimini, hukuk ve demokrasi keyfiyetini dayatmasını oylamıyoruz” diyen Turan, “Bütün ülkenin, dahası beraberindeki tüm coğrafyanın gelecek yüzyıllarını belirleyecek bir seçimi oyluyoruz” diye konuştu.
“YAKIN VE UZAK GELECEKTE NASIL BİR TOPLUM OLACAĞIMIZIN SEÇİMİ”
Demokratik ve özgür bir ülke mi yoksa bir derebeylik mi olacağımızı, barış içerisinde parlamenter bir devlet mi yoksa işgale hazır bir Cumhuriyet mi olacağımızın belirlendiği bir seçim olduğunu söyleyen Turan, “Bu sadece bir anayasa değişikliği değildir. Yakın ve uzak gelecekte nasıl bir toplum olacağımızın, herhangi birinin keyfiyetine göre yönetilip yönetilmeyeceğimizin, bütün eğitim ve üretimimizin birinin kölesi olup olmayacağının oylamasıdır” dedi.
“GELECEĞİMİZİ OYLAYACAĞIZ”
ÇEDF Başkanı Ali Turan, geleceğimizi oyladığımız bir seçimdir diyerek sözlerini şöyle sürdürdü.
“İktidarın bugünkü koşullarda bile dürüstlük, kanun, ahlak adına en küçük bir umut ışığı vermezken sınırsız yetkilerle başa gelebilecek daha kötü birinin nelere mâl olabileceğini, inançlı insanların duyguları, ülkenin tüm varlıkları, muhaliflerin yanlışları hiç durmadan her türlü yüzsüzlükle sömürülürken, ülke kutuplaşmaya, bölünmeye, savaşa sürüklenirken, tüm hukuki, ekonomik ve sosyal özgürlüklerimiz acımasızca ellerimizden alınırken sesimizi duyup yardım edebilecek biri olup olmamasını. Sırtımızı dayayıp hakkımızı arayabileceğimiz bir hukuk sistemi olup olmamasını, yarının olup olmayacağını yani geleceğimizi oylayacağız.”
Turan, “Ümit ediyorum ki ‘Hayırlı’ bir geleceğimiz olsun“ifadesini kullandı.
PİRHA – 16 Nisan referandum seçimine sayılı günler kala Yazar Halis Yurtsever referandum kararını PİRHA’ya değerlendirdi. Yurtsever, “16 Nisan’da attığımız her oy ile Türkiye’nin barışını inşa etmeli ve Türkiye barışının tohumu olmalıdır. Böyle bir gelecek için tabi ki barıştan, kardeşlikten, demokrasiden bahsederken de hayırlı günler için hayır hayır hayır diyorum” dedi.
Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve halkın ‘Hayır’ ve ‘Evet’ çalışmaları devem ederken, PİRHA sokağın nabzını tutmaya devam ediyor. Bingöl Karer Darebi köyünden olan Yazar Halis Yurtsever, 28 yıl öğretmenlik, 14 yıl sendikacılık görevi yapmış.
Türkiye’nin halklar mozaiği olduğunu söyleyen Yurtsever, “Bir halklar mozaiği olduğu için biz kendi içtenliklerimizle 1921 anayasasının ruhuna sahip çıkıyoruz” dedi.
“BU ANAYASA BİZİ TEMSİL EDİYOR MU DİYE SORMAK LAZIM”
“Bu anayasanın gerçek anlamda bizleri temsil ediyor mu etmiyor mu?” diye sorulması gerektiğini söyleyen Yurtsever, “Yani bir anayasaya baktığın zaman dilinle, kültürünle, kimliğinle, renginle içindeysen bu anayasa seni temsil ediyor. Oysa ki şu anda hazırlanmak istenen anayasa tekli zihniyetin anayasasıdır. Tek dil, tek millet, tek bayrak diyen bir anayasa kesinlikle bizim anayasamız değildir” diye konuştu.
Anayasanın kandırmaca olduğuna dikkat çeken Yurtsever, “Bu anayasa sistemin dediği şekilde çıkarsa bu ülkede devrimcilerin, Alevilerin yaşama şanslarının çok az olduğuna kesinlikle inanıyorum. Çünkü demokrasinin olmadığı bir yerde hoşgörü, barış ve kardeşliğin bir arada yaşama şansı yok” dedi.
“BÜTÜN HALKLARIN KENDİSİNİ İÇİNDE GÖREBİLECEĞİ BİR SİSTEM ÇABASI VAR”
Yurtsever, temennilerini ise şöyle dile getirdi;
“Biz diyoruz ki ülkemiz bir doğa güzelliğidir, doğa bahçesidir. Her rengin, her dilin, her kimliğin, her kültürün özgürce, kardeşçe yan yana yaşama şartlarının yaratılmasıdır. Biz kimseye kem gözle bakmayız. Her dilin kesinlikle bu ülkede konuşulması lazım, eğitim dili olması lazım. İnsanların, halkların ana dili onların ana sütü kadar helaldir. Türkiye’nin üçte biri Kürtler’dir, Kürtler kendi ana dilini ana sütü kadar kendine helal ettirsinler. Bu bağlamda benim şikayetim ve sitemim şu: Ben de bir eğitimciyim, 28 yıl Türkçe öğretmenliği yaptım. Zamanım olursa bir 28 yıl daha da yaparım. Bizde kesinlikle ayrım, ırk, dil, din, cinsiyet farkı yok. Hangi halk olursa olsun, hangi kimlik olursa olsun, hangi inanç olursa olsun, çoğulcu bir sistem, demokratik, laik, herkesin kendisini içinde görebileceği bir dilin, bir kimliğin, bir inancın, bir eğitim sisteminin olması çabası var.”
“SONUNA KADAR BU MÜCADELEYİ SAVUNACAĞIZ”
“Türkiye halklarının barışı, kardeşliği, demokrasiyi, insanların özgürce, kardeşçe yan yana yaşama şartlarının yaratılması için sonuna kadar bu mücadeleyi savunacağız” diyen eğitimci Yurtsever, “Bu suçsa da biz bu suçu işleyeceğiz. İşlemek zorundayız. Çünkü biz yarınlarımıza, geleceğimize, bizden sonra gelen kuşaklara huzurlu, güvenilir, demokratik, laik, insanca yaşayabilme şartlarının yaratılması için bir ortam bırakmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
“SANDIKLARDA BARIŞIN ÇİÇEKLERİ VE TOHUMUNUN EKİLMESİ GEREKİR”
16 Nisan’da yapılacak referandumda halklara seslenen Yurtsever, “Ey Çerkesler siz kendinizi bu anayasanın içinde görebiliyor musunuz? Lazlar, Gürcüler, Araplar, Kürtler, Türkler, Aleviler siz kendinizi içinde görebiliyor musunuz? Türk halkının devrimcileri, sosyalistleri, aydınları şunu diyor; Bu anayasa beni temsil etmiyor. Özgürlüğün olmadığı, inanç özgürlüğünün, din özgürlüğünün, kimlik özgürlüğünün olmadığı bir anayasa özgür bir anayasa değildir” diye konuştu.
Yurtsever, “21. Yüzyılda böyle bir anayasanın inşası için Türkiye’de ne kadar kurum varsa, aydınlar, dernekler, ne kadar şahsiyetler, partiler, bilim adamları ve anayasa profesörlerinin yüzde 90’ı bu anayasa, anayasa değildir, diyor. Bu bağlamda Türkiye’nin barışı için, kardeşliği için, demokrasi için sandık başına giden bütün vatandaşların o sandıkta barışın çiçeklerini ve barışın tohumunu ekmesi gerekir” diye kaydetti.
Yazar Halis Yurtsever, “16 Nisan’da attığımız her oy, Türkiye’nin barışını inşa etmelidir. Türkiye barışının tohumu olmalıdır. Böyle bir gelecek için tabi ki barıştan, kardeşlikten, demokrasiden bahsederken de hayırlı günler için hayır hayır hayır diyorum” dedi.
PİRHA – 16 Nisan’da gerçekleştirilecek olan anasaya değişikliği referandumuna sayılı günler kaldı. Aşık Kul Beşir, “El birliğiyle bu zihniyetin karşısında durmamız gerekiyor” dedi.
16 Nisan’da yapılacak olan referanduma günler kala toplumda tedirginlik giderek artıyor. Her gün ‘Hayır’ kampanyası yürütenlere saldırıların olduğu, tutuklama ve gözaltıların devam ettiği bir süreçte, sanatçı, öğrenci, hukukçu, öğretmen ve Aleviler referandum kararlarını PİRHA mikrofonuna anlatmaya devam ediyor. Samsun – Amasya bölgesinden gelen Aşık Kul Beşir referandum kararını açıkladı.
YAZARLARIN TUTUKLANMASINA TEPKİ
“Referandum Aleviler için bir Kurtuluş Savaşıdır” diyen Aşık Kul Beşir, “Nasıl ki ulu önder Atatürk Samsun’dan yola çıktıysa, Aleviler de bu referandumda 19 Mayıs ruhuyla sarılmalıdır” diye konuştu.
OHAL ile birlikte bütün aydınların, yazarların tutuklandığını, yazar ve çizerlerden bile korkan bir zihniyetle baş başa kalındığını belirten Aşık Kul Beşir, “El birliğiyle bu yezitlerin karşısında dik durmamız gerekiyor” ifadesini kullandı.
TEKLİFTE NELER VAR?
* Milletvekili sayısı 550’den 600’e çıkarılıyor, milletvekili seçilebilme yaşı 25’ten 18’e indiriliyor.
* Genel seçimler dört değil, beş yılda bir yapılacak. Cumhurbaşkanı seçimi de beş yılda bir yapılacak. İki seçim için aynı gün sandığa gidilecek. Bu bağlamda bir sonraki seçimler 3 Kasım 2019’da. Yerel seçimler de 2019’un mart ayında düzenlenecek.
* ‘Devletin ve yürütmenin başı olarak’ tanımlanan cumhurbaşkanı, 40 yaşını doldurmuş, yüksek öğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip, Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilecek.
* Genel oyla yapılacak cumhurbaşkanı seçiminde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday seçilecek. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılacak. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy alan iki aday katılacak ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday cumhurbaşkanı seçilecek.
* Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanları cumhurbaşkanı atayacak ve görevden alacak. Bu yetki üst düzey kamu yöneticileri için de geçerli.
* Cumhurbaşkanının partisiyle ilişiği kesilmeyecek, genel başkan olabilecek.
* Cumhurbaşkanı, yetkisi kapsamındaki konularda cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilecek; temel hak ve hürriyetler, siyasi hak ve hürriyetler, anayasada kanunla düzenlenmesi öngörülen konular bu yetkinin dışında.
* Kararname kanuna aykırı olursa kanun uygulanacak, kararname hükümsüz hale gelecek.
* Cumhurbaşkanı, kanunu uygulanmasını sağlamak üzere ve kanuna aykırı olmamak şartıyla yönetmelik de çıkarabilecek.
* Cumhurbaşkanı, ‘tabii afet, ağır ekonomik bunalım hallerinin yanısıra savaş, savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi, ayaklanma, vatan veya cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması’ gibi durumlarda OHAL ilan edebilecek.
* TBMM, seçimlerin yenilenmesine ancak 360 milletvekilinin imzasıyla karar verebilecek; cumhurbaşkanı ise gerekli gördüğü an seçimlerin yenilenmesini isteyebilecek. Bu durumda cumhurbaşkanlığı seçimi de düzenlenecek.
Teklif 18 madde olmasına karşın, anayasadaki 70 maddeyi ilgilendiriyor ve bu nedenle referandumda kabul edilmesi durumunda TBMM’nin bu maddelerle ilgili uyum yasalarını çıkarması gerekiyor. (HABER MERKEZİ)
YSK Başkanı Sadi Güven, toplantı sonrası yaptığı açıklamada başkanlık referandumu tarihinin 16 Nisan olarak kesinleştiğini açıkladı.
Anayasa değişikliği referandumun tarihinin görüşüldüğü YSK Toplantısı sona erdi. Toplantı sonrası açıklama yapan YSK Başkanı Sadi Güven, referandum tarihinin 16 Nisan olarak kesinleştiğini açıkladı.