Etiket: 16. yıl

  • ‘Hrant’ın kanı Dersim dağlarından, Maraş’tan, Sivas’tan sızan kanla buluşacak’-VİDEO

    ‘Hrant’ın kanı Dersim dağlarından, Maraş’tan, Sivas’tan sızan kanla buluşacak’-VİDEO

    PİRHA-AGOS Gazetesi kurucusu ve genel yayın yönetmeni Hrant Dink, katledilişinin 16. yılında vurulduğu yerde anıldı. Bu yılki konuşmayı yönetmen Emin Alper yaparken, “Hrant’ın kanı Mustafa Suphi ve arkadaşlarının bindirildikleri takadan, Sabahattin Ali’nin kırık gözlük camından, Musa Anter’in ak saçlarının arasından, 1915’te Anadolu’nun her karış toprağından, 38’de Dersim dağlarından, 55’te İstanbul’un kırık vitrin camlarından, Maraş’tan ve Sivas’tan sızan kanla buluşacak” dedi. 

    AGOS Gazetesi kurucusu ve genel yayın yönetmeni Hrant Dink, katledilişinin 16. yılında vurulduğu yerde anıldı.

    Eski Agos bürosu önündeki anmaya Rakel Dink ve Hrant Dink’in ailesinin yanısıra siyasetçiler, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, Cumartesi Anneleri, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDP Milletvekilleri Garo Paylan, Hüda Kaya, Filiz Kerestecioğlu, Sezai Temelli, Saruhan Oluç, CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ünal Çeviköz, Turan Aydoğan, TİP milletvekili Ahmet Şık, CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin, Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu da katıldı.

    Saat 15.00’te saygı duruşunun ardından Hrant Dink’in “Su çatlağını buldu” konuşması hep birlikte dinlendi. Toplanan kalabalık “Faşizme inat, kardeşimsin Hrant”, “Hepimiz Hrantız, hepimiz Ermeniyiz”, “Biz bitti demeden bu dava bitmez” sloganları attı. Bu yılki konuşmayı ise yönetmen Emin Alper okudu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “HRANT’IN KANI DERSİM DAĞLARINDAN, MARAŞ’TAN, SİVAS’TAN SIZAN KANLA BULUŞACAK”

    “Bugün tam 16 sene oldu. Yine içimiz buruk, yine adaletin tam manasıyla tecelli etmediğine inanarak ve o katilleri yaratan karanlığın hiç dağılmadığını, belki de daha da koyulaştığını bilerek, yine burada, onun gövdesinin ebedî olarak sessizce uzanıp kaldığı kaldırımda toplandık.

    Hrant Dink’in katledilişinin üzerinden tam 16 sene geçti. Osmanbey kaldırımlarında yatan dostumuzun yarasından hâlâ kan sızıyor. İçe doğru birbirine dönmüş iki ayağının arasından incecik akan kan, kendine bir yol arıyor. Gündelik telaşları içinde koşturan bir insan kalabalığının arasından, ardından ağlayan öfkeli dostlarının yanından, adalet arayışına duvar olmuş mahkeme kapılarının altından, nefret ve hınç dolu kışkırtıcıların akşamları huzur içinde döndükleri evlerinin önünden, Kamp Armen’in yıkıntıları arasından, doğduğu Malatya’ya, Anadolu topraklarında kendine bir yol arıyor.

    Bu incecik sızıntı kendi yolunu bulacak. Hrant’ın kanı Mustafa Suphi ve arkadaşlarının bindirildikleri takadan, Sabahattin Ali’nin kırık gözlük camından, Musa Anter’in ak saçlarının arasından, 1915’te Anadolu’nun her karış toprağından, 38’de Dersim dağlarından, 55’te İstanbul’un kırık vitrin camlarından, Maraş’tan ve Sivas’tan sızan kanla buluşacak. Yıllardır bu topraklarda sadece Ermeni, Rum, Kürt ve Alevi olduğu için, azınlık olduğu için katledilen masumların, sadece eşitlik ve kardeşlik istediği için öldürülen aydınların kanı birbirine kavuşuyor ve kendine akacak bir yol arıyor.

    Bu yolları görenler “Ne çok kan akmış” diyorlar. Oysa onların sayısı ne kadar azdı. Sayıları azdı ama kanları çok aktı. Çünkü az olmak bu topraklarda zulüm görmek için hep yeterli bir nedendi. Az olan, sadece az olduğu için çoğunluğun gazabını üzerine çekti. Azınlıkta olan, çoğunlukta olana “Çoksun, güçlüsün ve kendini haklı sanıyorsun, ama beni hâlâ kendine benzetemedin” dedi “ve ben var olduğum sürece hükümranlığın tam ve kusursuz olamayacak”… İşte bu yüzden, çoğunluk azınlıktan nefret etti. Onu görünmez kılmak, susturmak, sürmek, kaçırmak, bütünüyle yok etmek istedi.

    “MUKTEDİRLER ORGANİZE ETTİ, YÖNLENDİRDİ”

    Çoğunluk, başına gelen felaketlerden kendisinin sorumlu tutulmasından hiç hoşlanmadı. Çoğunluğun yanlış yapması mümkün olmadığından, onun başına gelen felaketlerin sebebi hep azınlıkta olandı. Azınlık, tehdit demekti. Düşmanların gizli ya da açık ortağıydı. Onlar kuyrukluydu, onların kestiği et yenmezdi, onlardan hastalık bulaşırdı, çocuklarımızı kaçıranlar, birlik ve beraberliğimize kastedenler, ülkemizi dışarıya şikâyet edenler, toprağımızda gözü olanlar, bölücüler, ajanlar, hainler ve işbirlikçilerdi onlar.

    Çoğunluk azınlığı ortadan kaldırmak istedi, çünkü azınlık korunmasızdı. İnsanlık gerçek hedefine yöneltemediği hınç, kıskançlık, öfke ve nefretini en savunmasız olana yöneltmeyi severdi. Savunmasız olana yönelik şiddet kazançlıydı, çünkü faillerin bu işin sonunda zarar görme ihtimali zayıftı. İnsan patronuna, kendisine hükmeden iktidara, onu ezen güçlüye, hayatın zorluklarına ve felaketlere karşı ne kadar sessiz, kaderci ve korkaksa günah keçisi ilan ettiği azınlığa karşı o kadar gaddardı. Çünkü içten içe biliyordu ki korunmasız bir azınlığa yönelen şiddet cezasız kalacaktı. Ve muktedirler… Onlar da sırf aşağıdakilerin öfkesi kendilerine yönelmesin diye çoğunluğu hayalî düşmanlara karşı kışkırttı. Muktedirler organize etti, yönlendirdi, cesaretlendirdi ve faillere cezasız kalacaklarının sözünü verdi.

    Bu hikâye sadece bu topraklara özgü değil insanlığa mahsus bir hikâyeydi. Yıkımlar, trajediler, sürgünler, göçler, katliamlar ve soykırımlar dünyanın hemen her coğrafyasında modern tarihin her döneminde tekrar tekrar sahnelendi. Çoğunluk azınlıktan nefret etti. Ama en çok da azınlık adına konuşanlardan; bir parya gibi değil, eşit ve özgür birer vatandaş gibi yaşama hakkını talep edenlerden, kendilerine karşı işlenen suçları faillerinin suratlarına karşı teker teker sayıp dökmekten çekinmeyenlerden nefret etti. İşte Hrant Dink de tarihin o uslanmaz elebaşlarından biriydi. Ona tahammül etmeleri mümkün değildi, çünkü o kışkırtıcı olmadan dürüst konuşabilen, düşmanlaşmadan düşmanlığı yeren, kavgacı olmadan tavizsiz olmayı başarabilen, cesur olmak dışında bir varoluş bilmediği için cesur olan, bağırmadan sarsan, ulaştığı her yüreği titreten bir sesti. O sadece Ermeniler adına değil tüm ezilmişler ve sessizleştirilmişler adına mücadele veren bir sosyalistti. Krikor Zohrab’ların soyundan geliyordu o. Bu sese tahammül etmeleri mümkün değildi. Ve çoğunluğun hassasiyetleri adına suç işleyenler, onu el birliğiyle, 16 yıl önce, burada katletti.

    “İNSANLIĞIN HİKAYESİ BÖYLE BİTMEK ZORUNDA DEĞİL”

    İnsanlığın hikâyesi böyle başladı ve böyle süregeldi ama asla böyle bitmek zorunda değil. Bu hikâyeyi değiştirebiliriz ve değiştirmek zorundayız. Eğer adalet arıyorsak, Hrant’ı öldürenlerin, sadece tetikçilerin değil azmettiricilerin, sadece azmettiricilerin değil kışkırtıcıların, hedef gösterenlerin, düşmanlık ve nefret aşılayanların cezalandırılmasını istiyorsak; yalnız Hrant’ın değil bu topraklarda katledilmiş binlerce masumun kanı hâlâ aramızda dolaşıyorsa, bu hikâyeyi değiştirmek zorundayız. Bu hikâyeyi yeniden yazmak için bir araya gelmek, çoğunluğun ve iktidarın şiddetine karşı omuz omuza, dayanışma içinde yan yana durmak zorundayız. Çünkü dayanışma içindeki insan savunmasız değildir. Kocası ya da sevgilisi tarafından hunharca öldürülen kadın yalnız değilse, lince uğrayan Kürt ya da Suriyeli, katledilen Ermeni, ayrımcılığa maruz kalan Roman, istediği hayatı istediği gibi yaşama hakkı elinden alınan LGBTİ bireyler yalnız değilse, o zaman savunmasız da değiliz. Birimize ve hepimize yönelecek şiddetin hesabını sormaya hazırız.

    İnsanlığın hikâyesi değişmek zorunda ve onu biz değiştireceğiz. Önce dayanışarak ve yan yana durarak, sonra da çoğunluğa seslenerek. Ona “Sen bizsiz değil, bizimle birlikte mutlusun” diyerek. Biz sana nefret duyan ötekin değil, seni çoğaltan zenginliğiz. Nefretin sadece bizi değil, seni de bitiriyor. Güçlünün zayıfı ezdiği, insan onurunun ayaklar altına alındığı, sömürü ve ayrımcılığa dayalı bu sistemi biz kurmadık ama onu hep birlikte alaşağı edebiliriz. Karşında düşman değil dost var. Her sabah uyandığında karşında kardeşini göreceksin. Sırtını ona yaslayacak ve acıdan, kandan, sömürüden beslenen muktedirlere, kendi çarkları dönsün diye düşmanlaştıranlara, koltuklarını korumak için masum insanları birbirine karşı kışkırtanlara “Dur” diyeceksin. Birlikte yaşamak, nefreti bu toprakların dibine gömmek imkânsız değil.

    “FAŞİZME İNAT, KARDEŞİMSİN HRANT”

    Osmanbey kaldırımlarından Hozat’a, Hozat’tan Sasun’a, Sasun’dan Van’a, Diyarbakır’a uzanan kan yolları, ufuklar boyu uzanıp gidiyor. Gün gelecek, bu yolların köşebaşlarına anıtlar dikeceğiz. Her bir kurbanın hikâyesini öğrenip, hepsi için ayrı ayrı yas tutacağız. İnsanlığın hikâyesini böyle değiştireceğiz. Çünkü biz Hrant’ın arkadaşlarıyız ve ona bir söz verdik. Bu söz, hep birlikte eşit, insanca ve özgürce yaşama sözü. O sözü bugün kendimize bir kez daha hatırlatmak için buradayız. Hep bir ağızdan “Faşizme inat, kardeşimsin Hrant” demek için buradayız. Yarın nasıl hep bir ağızdan kadın, Alevi, Kürt, gey ye da trans olacaksak, bugün de övünçle, gururla ve inatla hepimiz “Hrant’ız, hepimiz Ermeni’yiz” diye haykırmak için buradayız. Tarih yazan kalemleri katillerin elinden almak, kardeşliğin hikâyesini birlikte yazmak için buradayız.

    O hâlde bir kez daha, yeniden ve hep bir ağızdan: “Faşizme inat, kardeşimsin Hrant.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • CANLI / Hrant Dink katledildiği gazete binası önünde anılıyor-VİDEO

    CANLI / Hrant Dink katledildiği gazete binası önünde anılıyor-VİDEO

    PİRHA- Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, katledildiği gazete binası önünde anılıyor. 

    Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, 19 Ocak 2007 tarihinde tetikçi Ogün Samast tarafından katledildiği Şişli Halaskar Gazi Caddesi’nde bulunan gazete binası önünde anılıyor. Anmaya, Dink’in ailesi, arkadaşları, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın yanı sıra çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi, gazeteci ve yazar katıldı.
    Anma öncesi eski gazete binasına, Dink’in fotoğrafının da yer aldığı “İnadın, umudun ve cesaretin bizimle. Seninleyiz Ahparig” yazılı pankart asıldı.
    Ayrıntılar gelecek…
  • Hrant Dink’in katledilmesinin üzerinden 16 yıl geçti

    Hrant Dink’in katledilmesinin üzerinden 16 yıl geçti

    PİRHA- AGOS gazetesi genel yayın yönetmeni Hrant Dink’in katledilmesinin üzerinden 16 yıl geçti. Dink, vurulduğu yerde saat 15.00’te anılacak.

    Hrant Dink, katledilişinin 16’inci yılında da unutulmadı. Hrant Dink, ömrü boyunca halkların birlikte, özgür ve eşit yaşamını savundu. Savunduğu bu değerler ve bu değerleri savunurken yaptığı konuşmalar bazı kesimlerde rahatsızlık uyandırırken, hedef haline getirildi.

    Hrant Dink, 1954 yılında Malatya’da dünyaya geldi. 1961 yılında ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınan Hrant ve iki kardeşi, Gedikpaşa’daki Ermeni Yetimhanesi’ne yerleştirildi.

    Dink lise eğitimini Surp Haç Tıbrevank Ermeni Lisesi’nde, üniversiteyi de İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde Zooloji eğitimi alarak tamamladı.

    Yazım hayatına lise yıllarında ilgi duyan Hrant Dink iki kardeşiyle birlikte yayınevi kurarken, aynı zamanda büyüdüğüTuzla Ermeni Çocuk Kampı’nı yönetmeye başladı. Anadolu’dan gelen yoksul çocukların barındığı kampa devlet tarafından el konulurken, Hrant Dink defalarca gözaltına alındı. Yıllar sonra gittiği kampın harabeye döndüğünü gören Hrant Dink, “alı konulan yer hiç kimse için kullanılmamış. Keşke, engelli çocuklar, kimsesizler için kullanılsaydı. O yaratılan şey bir işe yarasaydı yine bu kadar gam yemeyecektim” diyerek, üzüntüsünü dile getirdi.

    Türkiye’de yaşayan Ermenilerin sesi, soluğu ve vicdanı olmaya çalıştı. İstanbul Ermeni Patrikhanesi’ne, “Ermeni toplumu çok kapalı yaşıyor, kendimizi iyi anlatırsak önyargılar kırılır” diyerek Türkçe ve Ermenice bir gazete çıkarma önerisinde bulundu ve 5 Nisan 1996 tarihinde ilk sayısı çıkan Agos gazetesinin kuruculuğunu, yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını üstlendi.

    Hrant Dink, yaşamı boyunca davalardan kurtulmadı. Duruşu ve savunduğu değerleri her yerde kendi naif üslubuyla paylaşsa da, Türkiye’deki ırkçı kesimlerin hedefinden kurtulamadı. Dink hakkında, Türk Ceza Kanununun 301. maddesini ihlal etmekten davalar açıldı, gazetelerde hedef gösterilip, nefret suçuna maruz kaldı.

    2002 yılında Urfa’da verdiği bir konferansta “Ben Türk değil Türkiyeliyim ve Ermeniyim” dediği için “Türklüğü aşağılamak” suçlamasıyla üç yıl yargılanarak, beraat etti. 13 Şubat 2004’te yayımlanan bir makalesindeki “”Türk”ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni’nin Ermenistan’la kuracağı asil damarında mevcuttur.” sözleri nedeniyle 301. maddeden “Türklüğe hakaret” suçlamasıyla yargılandı ve aksi yönde verilen bilirkişi raporuna rağmen 6 ay hapis cezası aldı, ancak cezası ertelendi.

    Hrant Dink’i hedef gösterenler aynı zamanda Dink’i ‘ortadan kaldırmak’ için planlar yapmaya başlamıştı.

    Hrant Dink, 19 Ocak 2007’de, Şişli’de Halaskargazi Caddesi üzerinde yer alan Agos merkez binasının çıkışında gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Katil zanlısı 19 yaşındaki Ogün Samast’tı.

    Hrant Dink, yırtık ayakkabısından sızan kanla yerde boylu boyunca uzanırken, tetikçi katil Ogün Samats ise devlet görevlileriyle Türk bayrağının altında ‘hatıra’ fotoğrafı çektirdi.

    Hrant Dink’in hedef gösterilip katledilmesi ne ilkti, son olması için ise yüzbinler Hrant Dink’in cenaze töreninde “Hepimiz Hrant Dink’iz, hepimiz Ermeniyiz!” yazılı dövizler taşıyor ve haykırıyor.

    Eşi Rakel Dink, cenaze töreninde yaptığı “Yaşı kaç olursa olsun; 17 veya 27, katil kim olursa olsun, bir zamanlar bebek olduklarını biliyorum. Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılmaz kardeşlerim” konuşmasıyla asıl failleri işaret etti.

    Surp Asdvadzadzin Patriklik Kilisesi’nde yapılan dini törenin ardından Hrant Dink Balıklı Ermeni Mezarlığı’nda toprağa verildi.

    DAVA SÜREÇLERİ

    Hrant Dink’in katledilmesinin ardından açılan davada gerçek failler hep korundu. 24 Ocak 2007’de tetikçi Ogün Samast ve onu azmettiren Yasin Hayal, polis haber elemanı Erhan Tuncel tutuklandı. İlk yargılama sürecinde Hrant Dink’in öldürüleceğine dair bilginin jandarma, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında olduğu ortaya çıktı.

    Bu süreçte Dink ailesi avukatlarının devlet görevlilerinin sorumluluklarına dair talepleri reddedildi. Dava devam ederken Dink ailesi avukatlarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı başvuru 14 Eylül 2010’da karara bağlandı. AİHM’in Türkiye’yi mahkumiyet kararında, “kamu görevlilerine ilişkin etkin soruşturma yürütülmediği” ve “Dink için koruma kararının çıkarılmış olması gerektiği”, “yaşam hakkının ihlal edildiği” belirtiliyordu.

    Cinayetin işlenmesinden neredeyse 9 yıl sonra, 2015 yılı sonunda 27 devlet görevlisi hakkında dava açıldı. Türkiye’deki siyasi cinayetler tarihinde bir ilk olarak il jandarma görevlileri, Ankara ve İstanbul istihbarat daire başkanları, emniyet müdürleri iddianamede “şüpheli’’ sıfatıyla yer aldı ve yargılanmaya başlandı.

    İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava 6 yıl sonra, 26 Mart 2021’de karara bağlandı. Dink Ailesi avukatları, kararın tutarsızlıklarına, tek yönlülüğüne, soruşturmanın eksik yürütüldüğüne dikkat çektiler, bazı sanıklar için verilen beraat kararlarına ve soruşturmanın yürütülme şekline itiraz ettiler ve kararın bozulmasını talep ettiler.

    Üzerinden geçen yıllara rağmen Hrant Dink’i hedef gösteren, tehdit eden, cinayeti organize eden, icra eden örgütü tanımlayan bütünlüklü bir yargılama henüz gerçekleşmedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hrant Dink, 19 Ocak’ta vurulduğu yerde anılacak

    Hrant Dink, 19 Ocak’ta vurulduğu yerde anılacak

    PİRHA- Hrant Dink katledilişinin 16. yılında eski Agos gazetesi bürosu önünde yarın (19 Ocak) anılacak. Dink için ayrıca çeşitli anma etkinlikleri de düzenlenecek.

    Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve insan hakları aktivisti Hrant Dink, katledilişinin 16’ncı yılında anılıyor. Dink için, vurulduğu yerde Agos Gazetesi’nin eski çalışma ofisinin bulunduğu Sebat Apartmanı’nın önünde anma düzenlenecek.

    Her yıl olduğu gibi bu yıl da anmayı düzenleyen Hrant’ın Arkadaşları, 19 Ocak Perşembe günü saat 15.00’te Şişli Halaskargazi Caddesi üzerindeki Sebat Apartmanı önünde buluşma çağrısı yaptı.

    Anmayı düzenleyen Hrant’ın Arkadaşları İnisiyatifi, “Seninleyiz Ahparig. Buradayız! İnadın, umudun, cesaretin bizimle. 19 Ocak 2023’te, saat 15.00’te, yine 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı  önünde, onu vurdukları yerde Hrant Dink’i anıyoruz” duyurusunda bulundu.

    HRANT DİNK İÇİN ANMA ETKİNLİKLERİ 

    -Berlin’deki Maxim Gorki Tiyatrosu da her yıl olduğu gibi bu yıl da 19 Ocak’ta Hrant Dink’i anıyor. Yerel saatle 20.30’da başlayacak etkinlikte Ümit Kıvanç’ın “Hafıza  Yetersiz-Hrant Dink İçin Bir Film” başlıklı çalışması izlenecek. Ümit Kıvanç ayrıca çevrim içi bağlantı ile etkinliğe katılacak, filmin oluşum süreci hakkında konuşacak.

    -20 Ocak’ta Amsterdam’da bir anma olacak. Ayhan Işık moderatörlüğündeki söyleşide Adnan Çelik ve Hovsep Hayreni konuşmacı olacak. Emrah Oğuztürk de dinleti performasıyla etkinliğe katkıda bulunacak. Yerel saatle 19.30’da başlayacak etkinliği adresi IIRE , Lombokstraat 40 Amsterdam.

    -21 Ocak Cumartesi günü Kanada Ottawa’da da bir anma etkinliği düzenleniyor. Yerel saatle öğleden sonra 15.30’da başlayacak etkinlik Ottawa Main Library’de. Cihan Erdal’ın konuşmacı olduğu etkinlikte Ömer Ongun ve Silvia Haltrop’un dans gösterisi ve Mehmet Fatih Güden’in film gösterimi de yer alacak.

    KÖLN’DE ANMA

    Türkiye Almanya Kültür Forumu’nun Alman-Ermeni Cemiyeti, Köln Ermeni Cemaati, Çok Kültürlü Forum ve TÜDAY (Türkiye Almanya İnsan Hakları Derneği) ile işbirliği içinde düzenlediği etkinliğe pek çok isim katılacak.

    21 Ocak’ta yerel saatle 16.00’da başlayacak anma etkinliğinde açılış konuşmasını Almanya Ermeni Kilisesi Başpiskoposu Serovpé Isakhanyan yapacak. Federal Tarım ve Gıda Bakanı Cem Özdemir ile gazeteci-yazar Can Dündar da video yoluyla etkinliğe katılacaklar.

    Etkinlikte Alman Ermeni Derneği‘nden Dr. Raffi Kantian moderatörlüğünde “Türkiye ve Almanya’da Gündelik Hayatta Irkçılık” başlığıyla bir panel de gerçekleştirilecek. Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Parlamentosu Başkan Yardımcısı Berivan Aymaz, Uluslararası Af Örgütü‘nden Amke Dietert, Yazar Aslı Erdoğan ve AGOS’un eski Yazı İşleri Müdürü Aris Nalcı’nın katılacağı oturumda ırkçılığın gündelik hayata sızışı ve buna karşı mücadele olanakları ele alınacak.
    Köln/Yeşiller Kent Konseyi üyesi Dilan Yazıcıoğlu ve Deutsche Welle editörlerinden gazeteci Aydın Üstünel’in sunacağı program boyunca ünlü caz piyanisti ve şarkıcısı Laia Genç eserleriyle yer alacak. Etkinlik eş zamanlı olarak Almanca ve Türkçe’ye çevrilecek. Etkinlik Alte Feuerwache Köln Kültür Merkezi’nde.

    Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi ve SolFaSol dergisi tarafından düzenlenen etkinliğin başlığı  ise “Son Gelişmeler Işığında Hrant Dink Cinayetini Yeniden Konuşmak”. Etkinlik  19 Ocak’ta gerçekleştirilecek.

    (HABER MERKEZİ)