Etiket: +17 Alevi Kadınlar

  • 17+ Alevi Kadınlar ve Bodrum Kadın Dayanışma Derneği: Katliamın sorumluları yargılansın!

    17+ Alevi Kadınlar ve Bodrum Kadın Dayanışma Derneği: Katliamın sorumluları yargılansın!

    PİRHA-17+ Alevi Kadınlar ve Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, Suriye’deki Alevi katliamına tepki göstererek yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Bugün Suriye’deki Alevi kadınlar benzer bir kadın kırımıyla karşı karşıya kalmaktadırlar. Dünya kamuoyu ise bu sistematik şiddete karşı sessizliğini korumaktadır” denildi.

    Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus’ta HTŞ’ye bağlı gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin desteklediği SMO’nun, Alevileri hedef aldığı saldırılarda binlerce sivil katledildi. Çok sayıda kişi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi. Katliama dair tepkiler günden güne artıyor.

    17+ Alevi Kadınlar ve Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, Suriye’deki Alevi katliamına tepki göstererek yazılı açıklama yaptı.

    “SİSTEMATİK ALEVİ KATLİAMINA KARŞI SES ÇIKARALIM”

    Erkek egemen sistemin kadın bedenini hedef alan sistematik şiddetinin tarihten günümüze farklı biçimlerde devam ettiği vurgulanan açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “Kadın katliamları, münferit değil, kadın cinsiyetine yönelik organize ve kolektif imha politikasıdır. Yüzyıllar önce başlayan ve günümüzde hala devam eden cadı avı, bugün Alevi kadınlar üzerinde yeni bir şiddet dalgası olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarih boyunca erkeklerin savaşlarının “ganimeti” olarak görülen kadınlar, “cadı” damgasıyla, “namus” kisvesiyle, “savaş stratejisi” adı altında katledilmiştir. Dün Ezidi kadınlar IŞİD’in sistematik tecavüz ve köleliğine maruz kalırken, bugün Suriye’deki Alevi kadınlar benzer bir kadın kırımıyla karşı karşıya kalmaktadırlar. Dünya kamuoyu ise bu sistematik şiddete karşı sessizliğini korumaktadır.

    Aleviler tarih boyunca eşit yurttaşlık hakkından mahrum bırakılmış, kimlikleri yok sayılmış, inançları tanınmamış ve toplumun “ötekisi” olarak konumlandırılmıştır. Bu dışlanma politikası sadece bireysel değil, kurumsal ve sistemik bir ayrımcılık olarak varlığını sürdürmüştür. Alevi toplumunun varlığına dair meşruiyet tanınmaması, onları vatansız ve güvencesiz bir konuma iterken, bugün gelinen noktada bu toplumun mensupları “katli vacip” olarak hedef gösterilmektedir. Bu tarihsel dışlanma ve ötekileştirme, özellikle Alevi kadınları üzerinde çifte bir ayrımcılık ve şiddet olarak tezahür etmektedir. Hem inanç kimliğinden hem de kadın olmanın getirdiği dezavantajlı konumdan dolayı, Alevi kadınları patriyarkal sistemin en ağır yükünü taşımaya zorlanmaktadır. Alevilerin katledilmesine dair dünyanın hiçbir yerinde hukuki süreçler işletilmemiş, sorumlular hesap vermemiştir. Bununla beraber Alevi kadınlar, patriyarkal kontrol mekanizmasının en vahşi biçimde yok saydığı kesim olmuştur.”

    “DÜNYA KAMUOYUNU SURİYE’DEKİ ALEVİLERE YÖNELİK KATLİAMLARA SES ÇIKARMASINI TALEP EDİYORUZ”

    17+ Alevi Kadınlar ve Bodrum Kadın Dayanışma Derneği’nin Suriye’de yaşanan Alevi katliamıyla ilgili talepleri ise şu şekilde:

    “- Kadın kırımının ayrı bir savaş suçu olarak tanınması için uluslararası yasal düzenlemeler talep ediyoruz.

    – Kadınların, kendi hayatları ve bedenleri üzerinde tam kontrol sahibi olma hakkını savunuyoruz.

    – Farklı kimliklerden, inançlardan ve coğrafyalardan kadınlar olarak dayanışmamızı büyütüyoruz.

    – Şiddetin kökenindeki erkeklik kodlarını ve iktidar ilişkilerini reddediyoruz .

    – Suriye’deki Alevi kadınlara yönelik şiddetin görünür kılınması ve sorumluların yargılanması için mücadele ediyoruz.

    – Savaş mağduru kadınlara yönelik etkin destek mekanizmalarının oluşturulmasını talep ediyoruz.

    -Dünya kamuoyunu Suriye’deki Alevilere yönelik katliamlara karşı ses çıkarmaya Suriye’deki Alevi katliamı nedeniyle uluslararası yaptırımlara tabi tutulmasını, Suriye’de yaşayan tüm azınlıklara ve Alevilere eşit yurttaşlık hakkı tanınmasını ve yaşam haklarının garanti altına alınmasını talep ediyoruz.

    -Kadın katili cihadist çetelerin uluslararası yapılar tarafından aklanmaya çalışılmasını kabul etmiyoruz. Ödül yerine Alevi katliamından sorumlu olanların Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından yargılanmasını ve cezalandırılmasını talep ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Suriye’de Alevilere yönelik vahşete karşı tavır almaya ve katillere karşı yaşamı desteklemeye çağırıyoruz’

    ‘Suriye’de Alevilere yönelik vahşete karşı tavır almaya ve katillere karşı yaşamı desteklemeye çağırıyoruz’

    PİRHA- 17+ Alevi Kadınlar, Suriye’de Aleviler ve diğer etnisitelere yönelik saldırılara son verilmesine dair çağrıda bulunarak, uluslararası toplumu çetelerin Suriye’de yeni katliamlar gerçekleştirmesini engellemek ve demokratik bir Suriye’nin kurulmasına destek vermek için harekete geçmeye çağırdı. 

    17+ Alevi Kadınlar, Suriye’de saldırı altında olan Aleviler ile birlikte diğer etnisiteler, inançlara ve kimliklere yönelik yazılı açıklama yaptı.

    Açıklamada sınırsız ve meşru şiddetin sahibi olan cihatçı çetelerinin önünün açıldığı belirtilerek, bu durumun Suriye’de yaşayan kadınlar, LGBTİ+ bireyler, muhalifler ve farklı inanç ile etnisitelerden olanlar için büyük bir tehdit oluşturduğuna vurgu yapıldı.

    HTŞ ve ona destek verenlerin, Suriye’de kurmayı hedefledikleri rejimin kadınların hayatlarını kabusa dönüştüreceğine işaret eden 17+Alevi Kadınlar, kamuoyunu Suriye’de Alevilere karşı yaşatılan vahşete karşı tavır almaya, susmamaya ve katillere karşı yaşamı desteklemeye çağırdı.

    “KADINLAR, LGBTİ+BİREYLER, MUHALİFLER VE FARKLI İNANÇLAR TEHLİKEDE”

    17+Alevi Kadınlar açıklaması şöyle:

    “Suriye’de emperyalistlerin ve bölgedeki sömürgeci güçlerin desteğiyle selefi cihatçı çetelerin oluşturduğu Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) iktidarı alması; Suriye’deki kadınlar, farklı halklar ve inançlar ile seküler kesimler için yaşam hakkının tehlikeye düşmesi, zulüm, işkence ve talan anlamına geliyor.

    Afganistan’a kadın kuaförleri açarak “demokrasi” götüren emperyalistler, orayı kadınların mevcut haklarını gasp eden Taliban’a bıraktı. Suriye’ye aynı “demokrasiyi” cihatçı HTŞ çetesinin şefine kravat takıp saç sakal tıraşı yaptırarak götürmeye çalışanlar, sadece kadınların haklarını ve yaşam tarzını yok etmekle kalmıyor, aynı zamanda eli kanlı çeteleri aklamış oluyor.

    Bu çabaların, Suriye’de siyasal İslamcı bir rejim kurmak için yapıldığının farkındayız. Emperyalistlerle uyum içinde olan cihatçı çetelere Suriye’nin devlet gücü altın tepside sunuldu. Böylece, sınırsız ve meşru şiddetin sahibi olan cihatçı çetelerin önünde istediklerini yapmayı engelleyecek hiçbir şey kalmamış oldu. Bu durum, Suriye’de yaşayan kadınlar, LGBTİ+ bireyler, muhalifler ve farklı inanç ile etnisitelerden olanlar için büyük bir tehdit oluşturuyor.

    “KADINLARIN HAYATINI KABUSA DÖNÜŞTÜRECEKLERİ SIR DEĞİL”

    HTŞ’nin hedef kadrajına ilk giren Aleviler ve Hristiyanlar oldu. HTŞ’nin Şam’a yönelik 7 Aralık’ta başlattığı saldırının ilk anından itibaren yaşanan vahşetin, son günlerde medyaya yansımasıyla birlikte tehlikenin boyutunu tüm dünya görmüş oldu. HTŞ üyelerinin işlediği toplu cinayetler, işkenceler ve Alevilerin inanç kurumlarına yönelik saldırılar artarak sürerken, bu saldırıları protesto edenler de HTŞ güçlerinin silahlı saldırılarına ve işkencelerine maruz kalıyor.

    Alevilerin tarihi katliamlarla dolu ve bizler bu tarihe bir katliam daha eklensin istemiyoruz. Bu kez Suriye’deki Alevi katliamına sessiz kalmayalım ve sürecin daha kötü sonuçlar yaratmasını engelleyelim!

    Sınırlarımızın hemen ötesinde yaşanan bu vahşetin, sınırın bu tarafı için de tehlike potansiyeli taşıdığının farkındayız. Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesini kabul etmeyen; erkekleri kadınlara üstün gören, kadınların yaşam hakkı dahil kimliğini, bedenini ve yaşam tarzını erkeklerin kontrolüne bırakan kadın düşmanı HTŞ ve ona destek verenlerin, Suriye’de kurmayı hedefledikleri rejimin kadınların hayatlarını kabusa dönüştüreceği sır değil.

    KAMUOYUNA DUYARLILIK ÇAĞRISI

    Bizler, öncelikle Suriye’deki Alevi, Hristiyan ve seküler kadınların ve toplumların hayatlarına, inançlarına yönelik saldırılara son verilmesini talep ediyoruz. Uluslararası toplumu, HTŞ çetelerinin Suriye’de yeni katliamlar gerçekleştirmesini engellemek ve demokratik bir Suriye’nin kurulmasına destek vermek için harekete geçmeye çağırıyoruz.

    Dünyanın her yerinde feministlerin, kadınların, eşitlik ve özgürlük için, insan hakları için mücadele edenlerin, devrimci ve demokratların bu sessizliği bozacak kadar güçlü olduklarını biliyoruz. Herkesi, Suriye’de Alevilere karşı yaşatılan vahşete karşı tavır almaya, susmamaya ve katillere karşı yaşamı desteklemeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • 17+ Alevi Kadınlardan açıklama: Alevilik suç değil, Gülfer Akkaya’ya adalet

    17+ Alevi Kadınlardan açıklama: Alevilik suç değil, Gülfer Akkaya’ya adalet

    PİRHA- 17+ Alevi Kadınlar, Kobane Davası’nda yargılanan Yazar Gülfer Akkaya’nın Alevilik ve kadın çalışmaları kapsamında suçlandığını belirterek, “Alevilik ve Alevilikte kadın çalışmaları suç değildir. Gülfer ve tüm yargılananlar için adil karar verilmeli” dedi.

    IŞİD’in Kobane’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014 tarihinde gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek, Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında bulunduğu 18’i tutuklu 108 kişi hakkında açılan Kobane Davası 17 Nisan’da görülecek.

    17+ Alevi Kadınlar, davada yargılanan Yazar Gülfer Akkaya için beraat istedi.

    “ALEVİLİK KRİMİNALLEŞİTİRİLMEK İSTENİYOR”

    17+ Alevi Kadınlar, yayınladığı açıklamada Gülfer Akkaya nezdinde Aleviliğin yargı kanalıyla suç unsuru haline getirildiğine dikkat çekti. Akkaya ve yargılanan herkes için adalet talep eden kadınlar, açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “IŞİD barbarlığına karşı halkı demokratik yollarla itiraz etmeye çağıran bir tweetin üzerine inşa edilen Kobane davasında, arkadaşımız Gülfer Akkaya hakkında dava esasına dair hiçbir bulgu ve suç unsuru olmadığı anlaşıldığından, bu sefer Alevilik ve kadın çalışmalarını suç unsuru sayarak Kobane davası kapsamında yargılanarak cezalandırılması talep ediliyor.
    Kanunsuz suç ve ceza olmaz, diğer bir deyişle suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereğince kimse kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz. Yani, Alevilik ve Alevilikte kadın çalışmaları suç sayılmadığı halde, yargılanmaya esas alınıp hiç kimsenin cezalandırılmasına yol açamaz.
    Gülfer Akkaya yargılandığı süre boyunca Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Alevilerin ve kadınların yaşadığı sorunlara dikkat çekerek, bu konulardaki sorunların aşılması için yazmanın, konuşmanın, mücadele etmenin hak ve sorumluluk olduğunu anlatarak iddianamede kendisine istinat edilen suçlamaların tamamını çürüterek boşa düşürdü.
    Hal böyleyken, mahkeme Alevilik araştırmalarını ve kadın çalışmalarını yargılayarak kriminalleştirmeyi, toplumda da Aleviliği gayrimeşrulaştırmayı amaçlamaktadır.
    Yüzyıllardır Alevilerin maruz bırakıldığı açık ayrımcılık, Alevilere karşı işlenen suç ve katliamlar adil yargılanmıyor hatta zamanaşımına uğratılarak aklanmasının yanı sıra, bu sefer de Alevilik yargı kanalıyla suç unsuru haline getirilmeye çalışılıyor.
    Alevilik de Alevilerin varlığı da suç değil, suç sayılmasına asla müsaade etmeyeceğiz!

    DAYANIŞMAYA ÇAĞRI

    Başta Aleviler ve özellikle Alevi kadınlar olmak üzere, Türkiye’de eşit yurttaşlık, özgürlük ve temel insan haklarının korunmasını sağlamayı amaç edinen bütün canlarımızı Gülfer’e ve bu temelsiz davada yargılanan demokrasi mücadelesi temsilcilerine sahip çıkmaya, dayanışmaya davet ediyoruz.
    17 Nisan’da kararını açıklayacak olan mahkeme heyetine tarihe mal olacak bu davada suça ve utanca neden olacak kararlara imza atmayın, hukuku adil bir şekilde uygulayarak Gülfer Akkaya ve tüm yargılananlar için; Hukuka uyun! Adil karar verin! Beraat kararına hükmedin!”

    (HABER MERKEZİ)

  • 17+Alevi Kadınlar: Madımak failinin affedilmesi katliamın meşrulaştırılmasıdır!

    17+Alevi Kadınlar: Madımak failinin affedilmesi katliamın meşrulaştırılmasıdır!

     PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sivas Katliamı davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Hayrettin Gül’ün cezasını kaldırmasının katliamı meşrulaştırmak olduğuna vurgu yapan 17+Alevi Kadınlar, “33 canımızın ölümüne neden olan ve 30 yıldır adalet bekleyişi içinde yakınları olarak bu affı asla kabul etmiyoruz ve failleri asla affetmiyoruz” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2 Temmuz 1993’te 33 kişinin yakılarak katledilmesine dair açılan Sivas Katliamı davasında idama mahkum edilen Hayrettin Gül’ün ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilen cezası, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından ‘sürekli hastalık’ gerekçesiyle kaldırdı.

    Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara tepki gösteren 17+Alevi Kadınlar, bu affın mahkumun sağlığından çok katliamın siyasi bir affı amaçladığını akıllara getirdiğini belirtti.

    “KATLİAMIN SİYASİ AFFI AMAÇLANIYOR”

    “Siz affetseniz, biz affetmeyiz! Tarih affetmez!” başlığıyla yayımlanan 17+Alevi Kadınlar açıklamasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Madımak Katliamı failleri için kullandığı ikinci af yetkisi olduğu hatırlatılarak, “Cezaevinde çok sayıda ağır hasta hükümlü bulunmasına rağmen, daha önce de af yetkisinin, Madımak katliamı sorumlularından ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilen Ahmet Turan Kılıç için kullanmış olması, bu affın mahkûmun sağlığından çok katliamın siyasi bir affı amaçladığını akıllara getiriyor. Madımak katliamının asli faili olarak 2003’ten beri cezaevinde  bulunan 78 yaşındaki Hayrettin Gül’ün ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı bu siyasi af ile sadece 20 yıla düşürülmüş olacak” ifadeleri kullanıldı.

    “KABUL ETMİYORUZ, ASLA AFFETMİYORUZ”

    Madımak faillerinin affedilmesinin katliamı meşrulaştırmanın bir yöntemi olduğunun belirtildiği açıklamanın devamında, adalet bekleyişi içerisinde olanların bu affı kabul etmeyeceği vurgulanarak, “Cezaevlerinde hasta mahpusların bazılarına uygulanmayan affın katliam faillerine uygulanması, yargının da, devlet erkanının da eşitlik anlayışını bir kez daha gözler önüne serdi. Eşitsizliğin yanı sıra, Madımak katliamına özel 1993’den bu yana devletin yargı sistemi şeffaf bir soruşturma ve kovuşturma sürdürmemekte ısrarcı ve katliamın faillerini çeşitli gerekçeler ile affetmeyi odağına almış, Alevilere karşı sistematik ayrımcılığı sürdürmekte. Faillerin ödül niteliğinde affedilmesi katliamı meşrulaştırmanın başka bir yöntemidir. 33 canımızın ölümüne neden olan ve 30 yıldır adalet bekleyişi içinde yakınları olarak bu affı asla kabul etmiyoruz ve failleri asla affetmiyoruz. Onları affedenleri de” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    >Erdoğan, 33 insanı yakarak katleden hükümlülerden Hayrettin Gül’ün de cezasını kaldırdı

  • 17+ Alevi Kadınlar: AKP, tüm kadınların eşit eğitim ve eşit yaşam hakkını hedef alıyor

    17+ Alevi Kadınlar: AKP, tüm kadınların eşit eğitim ve eşit yaşam hakkını hedef alıyor

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in karma eğitimi hedef alan sözlerine tepki gösteren 17+ Alevi Kadınlar, “Çok iyi biliyoruz ki AKP ve ortaklarının bu adımı topyekûn tüm kadınların eşit eğitim ve eşit yaşam hakkını hedef almakta” dedi. 

    ‘Karma eğitim kaldırılacak mı?’ tartışmasına değinen Milli Eğitim Bakanı Tekin’in “Karma eğitim esastır ama benim asli görevim, okullaşma oranını artırmaktır. Gerekirse kız okulları açabilmeliyiz” sözleri kamuoyunda tepkilere neden olmuştu.

    17+ Alevi Kadınlar, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in sözlerine tepki göstererek, AKP iktidarının anayasal hak olan eğitimde eşitlik ve cinsiyet eşitliği maddelerini çiğnediğini işaret ederek, “Bu hamlesi kuşku yok ki feminist mücadele ile kazandığımız ve temel haklarımızdan olan eşit, bilimsel, nitelikli eğitim hakkımızın gasp edilmesi çabasıdır” dedi.

    “EŞİT, BİLİMSEL EĞİTİM HAKKININ GASPIDIR”

    AKP iktidarının eşit eğitim hakkını gasp etme çabasında olduğuna değinilen açıklamada, “4+4+4 eğitim sistemi de tıpkı Bakan Tekin’in şimdi önerdiği “Gerekirse kız okulları açma” fikri ile aynı siyasi mantık ve gerekçelere dayanıyordu. Ne tesadüf ki şimdi MEB bakanı olarak kız okulları açma teklifi getiren Yusuf Tekin 4+4+4 eğitim sisteminin getirildiği 2013 yılında MEB müsteşarıydı. Bakan Tekin o dönemde 4+4+4 eğitim sistemi için kullandığı argümanların aynısını bugün karma eğitim karşıtlığı için kullanmakta. AKP’nin, anayasal hak olan eğitimde eşitlik ve cinsiyet eşitliği maddelerini çiğneyen bu hamlesi kuşku yok ki feminist mücadele ile kazandığımız ve temel haklarımızdan olan eşit, bilimsel, nitelikli eğitim hakkımızın gasp edilmesi çabasıdır. Aynı şekilde farklı inançların yer aldığı topluma tek bir inancı ve onun kurallarını dayatmaktır. Alevilik inancı gibi hayatın tüm alanlarında kadın erkek birlikte var olan, inançsal temeli eşitliğe dayalı olan inançları da kendi siyasi ve inançsal kalıplarına göre şekillendirme çabalarıdır” denildi.

    ERKEK İTTİFAK 

    17 +Alevi Kadınlar açıklamasında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ‘kız okullarını’ savunmasını özgürlük olarak göstermesine ayrıca tepki göstererek, “Eşitlik yolunda kazanılmış temel haklardan olan karma eğitime karşı “kız okullarını” savunmayı özgürlükçülük kisvesi altında göstermeye çalışan bakana özgürlüğün kadın düşmanlığı, laiklik karşıtlığı, kız çocuklar/genç kadınlar için bilimsel eşit eğitimin kaldırılması olamadığını hatırlatıyoruz. Bakan’ın karma eğitim karşıtlığını gizlemek için sığınmaya çalıştığı “Kız çocuklarının daha çok okullu olması ve veliler istiyor” gerekçelerinin erkeklik birliği olan AKP ve ortaklarının fıtratındaki kadın erkek eşitsizliğinin örtüsü olduğunun farkındayız. Bakanın açıklamasının dumanı üstündeyken erkeklik ittifakının muhafazakâr, sağcı, faşist, laiklik karşıtı ortaklarının verdiği destek bunu göstermekte” ifadeleri kullanıldı.

    “AKP’NİN ‘ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK’ SOSLU HAMLESİNİ BOŞA DÜŞÜRECEĞİZ”

    Karma eğitimin hedef alınmasının, okullara imam atanması projesi olan ÇEDES’in bir parçası olduğuna değinilen açıklamada son olarak şunlar kaydedildi:

    “Bizler hem kadınlar olarak hem Alevi kadınlar olarak AKP ve ortaklarının karma eğitim karşıtı adımın geri dönülmez önemli bir siyasi karar ve bu kararın hamlesi olduğunu görüyoruz. AKP’nin aynı şekilde okullu gençleri hedef alan ÇEDES projesinin de aynı bütünün parçası olduğunu biliyoruz. Farklı inançlardan, farklı hayatlardan, farklı sınıflardan gelen ama eşitliğe inan kadınlar bu haklı mücadelede birleşerek AKP ve ortaklarının “özgürlükçülük” soslu kadın düşmanı, eşitlik karşıtı hamlesini boşa düşürmeliyiz. Çünkü kadınların yurdu yine kadınlardır.

    Çok önemi bir eşikte olduğumuzun farkındayız. Tam bu anda “Eşitsizliğe geçit yok!” diyerek bu saldırıyı püskürteceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Biz kadınlar bugün sahip olduğumuz her şeyi birlikte mücadele ederek kazandık.

    Yüzyıllardır saraylara karşı mücadele vererek bu topraklara eşitliğin kök salmasını sağlamış Kadıncık Ana’nın, Bacıyan-ı Rumların, Fatma Bacı’nın, Anşa Bacı’nın, Zarife Hanım’ın torunlarıyız. Ne inancımıza, ne yaşam biçimimize, ne de eşitliğimize zarar verecek böyle devasa bir saldırı karşısında sessiz kalmayız.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Alevilerden kurultay öncesi sosyal medya kampanyası: 25 Aralık’ta buluşuyoruz!

    Alevilerden kurultay öncesi sosyal medya kampanyası: 25 Aralık’ta buluşuyoruz!

    PİRHA-Aleviler tarafından 25 Aralık Pazar günü İstanbul Yenikapı’da gerçekleştirilecek olan Büyük Alevi Kurultayı öncesi sosyal medya kampanyası yürütülüyor. #AleviKurultayı etiketiyle Twitter’dan kurultaya çağrıda bulunuluyor. 

    İstanbul Yenikapı’da “Laik ve demokratik bir Türkiye için buluşuyoruz” sloganıyla 25 Aralık Pazar günü gerçekleştirilecek olan “Büyük Alevi Kurultayı” öncesi sosyal medya kampanyası düzenleniyor. #Alevikurultayı etiketiyle yapılan paylaşımlardan öne çıkanlar şöyle:

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı: Folklorik öğe değiliz. Kültür Bakanlığı’na sığmayız. Büyük Alevi Kurultayı’nda buluşuyoruz.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi: “Cemevlerimizden elinizi çekin!” demek için 25 Aralık Pazar günü 10:00’da Yenikapı Gösteri Merkezinde #AleviKurultayı’nda buluşuyoruz.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan: #AleviKurultayı laik, demokratik bir Türkiye için 25 Aralık’ta İstanbul Yenikapı Kapalı Sanat ve Gösteri Merkezi’nde buluşalım.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat: Bizi asimile etmeyi hedefleyen yasalara ve kararnamelere karşı Büyük Alevi Kurultayı’nda buluşuyoruz. Lütuf değil, hakkımız olanı istiyoruz. 

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe: Bizi asimile etmeyi hedefleyen yasalara ve kararnamelere karşı Büyük Alevi Kurultayı’nda buluşuyoruz.

    Sanatçı Arif Sağ: 25 Aralık’taki Alevi kurultayında buluşalım. Bence herkes bu toplantıyı ciddiye almalı.

    CHP PM üyesi Eren Erdem: Hangi fikir ve düşünceden olursanız olun davetlisiniz. Bu ülkede Aleviler var. İnançları inkar edilen, hatta hükümet tarafından “tarif edilen…” Eşitliği savunmak için Alevi olmanıza gerek yok. Adil olmanız yeter. Bu sebeple, tüm Can’lar #AleviKurultayı’na davetlidir.

    Gazeteci Sezgin Kartal: Artık yeter, yüz yıllık saygısızlık bitsin istiyoruz! Eşit, özgür, demokratik ve laik bir ülke için: Büyük #AleviKurultayı‘nda buluşuyoruz! 

    Gazeteci Dilek Odabaş Bakır: Ne Kültür Bakanlığı Ne de Diyanet! Alevilik yasalarınıza da torbanıza da sığmaz!

    17+ Alevi Kadınlar: Bizler Kadıncık Ana’nın torunlarıyız. Pir Sultan’ın, Börklüce’nin, Zarife Hanım’ın. Zulme baş eğmeyiz. Alevilik Aleviliktir, torbaya sığmaz.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin: Sizlerin tanımlamalarının çok ötesindeyiz. Maddenin cevheri menem. Dağa ummana sığmazam. Can ile cihan menem. Dünya ile zaman menem. Ama gel gör ki ne dünyaya, ne de zamana sığmazam.

    PİRHA / İSTANBUL

  • 17+ Alevi Kadınlar: Haklarımızı erkeklere de, devlete de kabul ettireceğiz, asla vazgeçmiyoruz

    17+ Alevi Kadınlar: Haklarımızı erkeklere de, devlete de kabul ettireceğiz, asla vazgeçmiyoruz

    PİRHA-8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle “Kadınlar mutlu değilse kimseye huzur yok” başlıklı yazılı bir açıklama yayımlayan 17+ Alevi Kadınlar, “Gasp etmeye çalıştığınız haklarımızın hepsini ve daha nicelerini erkeklere de, devlete de kabul ettireceğiz. Asla vazgeçmiyoruz” ifadelerini kullandı.

    17+ Alevi Kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı. “Kadınlar mutlu değilse kimseye huzur yok” başlıklı yazısında 17+ Alevi Kadınlar, “İstanbul Sözleşmesi’nden çıktık diyerek erkek ve devlet şiddetini meşrulaştırmanıza, medeni kanunu hedef alan politikalarınıza, nafaka hakkımıza el uzatmanıza, nafaka mağduru erkekler palavranıza karşı haklarımızdan vazgeçmiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “SESİMİZ ÜLKEDEKİ EN YÜKSEK SES”

    Açıklamanın tamamı şöyle:

    “Kadınlar mutlu değilse kimseye huzur yok. Tıpkı önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da biz kadınlar erkeklere, devlete ve sermayeye karşı ayaktaydık. Bizlerden hayatlarımızı, hayallerimizi, kurmak istediğimiz feminist dünyayı almaya çalışanlara karşı mücadele ettik, ediyoruz. Her geçen yıl daha çoğalıyoruz, daha örgütleniyoruz.

    Sesimiz ülkedeki en yüksek ses. Mücadelemizle feminist destanlar yazıyoruz. Erkeklere hayatlarımıza karışmaktan vazgeçin, orada durun, haddinizi bilin diyoruz. Haklarımız için, istediğimiz hayatı yaşamak için kimsenin olurunu almaya niyetimiz de yok, ihtiyacımız da yok. Kendi hayatlarımızı yöneteceğimiz gibi ülkeyi ve dünyayı yönetmeyi, kadınlar için muazzam bir dünya yaratmayı hedefliyoruz. Rahat rahat oturduğunuz o koltuklarda rahatınızı kaçırmaya niyetliyiz. Erkeklerin egemen olduğu dünyayı değiştirmeyi hedefliyoruz. Başaracağız. Bu yüzyıl kadınların yüzyılı olacak.

    Siyasi olarak kadınları susturmaya çalışan, ekonomik olarak ücretli alandan evlerin içine tıkıştırmayı amaçlayan, pandeminin yükünü kadınlara yükleyerek erkeklerin, devletin, sermayenin çıkarlarını kollayan, kadın düşmanı ekonomi politikaları ile her zamankinden daha çok kadın işsiz yaratan, çoğunluğu kadınlardan oluşan yoksul ve işsizler sınıfı oluşturan, sendikasız, kısa zamanlı, güvencesiz çalışmayı dayatan, sermaye sömürüsünü evin içine kadar getirerek kadınları aynı anda hem patriarkanın hem kapitalizmin amansız sömürüsüne terk eden…

    “HAKLARIMIZDAN VAZGEÇMİYORUZ”

    Emperyalist hayallerle savaş politikalarını destekleyip ülkede, bölgede ve dünyada milyonlarca kadının ölümüne, savaştan kaçarken insanlık dışı koşullarda yaşamasına, fuhuş çetelerinin ellerine düşmesine, göçmenleşmesine neden olan…

    Kadınlar direndikçe, örgütlendikçe, güçlendikçe onları yaşamları ile tehdit eden patriarkaya karşı sesimizi her gün her gün daha yükseltiyoruz, susmuyoruz, pes etmedik, etmiyoruz. Kadınların kimlikleri üzerinden ayırılmasına, cinsiyetçi politikalara karşı kadın dayanışması diyoruz. Heteroseksist politikalara karşı Dilber Zöhre’yi sevebilir diyoruz. Hayatlarımızı cehenneme çeviren, erkek şiddetinin yuvası olan aileye karşı feminist isyandayız. Bu dünyaya erkeklere köle olmak için gelmedik. Evlilik ve aile dışında hayat olduğunu biliyoruz.

    İstanbul Sözleşmesi’nden çıktık diyerek erkek ve devlet şiddetini meşrulaştırmanıza, medeni kanunu hedef alan politikalarınıza, nafaka hakkımıza el uzatmanıza, nafaka mağduru erkekler palavranıza karşı haklarımızdan vazgeçmiyoruz. Gasp etmeye çalıştığınız haklarımızın hepsini ve daha nicelerini erkeklere de, devlete de kabul ettireceğiz. Asla vazgeçmiyoruz. Asla itaat etmiyoruz. Evde, inançta, fabrikada, okulda, ofiste, sokakta feminizm mücadelemiz, feminist hareket isyanımız. Yaşasın kadınlar, yaşasın feminist mücadelemiz. Yaşasın 8 Mart.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • 17+ Alevi Kadınlardan sempozyuma eleştiri: Alevi tarihi ‘kadınsız’ değildir!

    17+ Alevi Kadınlardan sempozyuma eleştiri: Alevi tarihi ‘kadınsız’ değildir!

    PİRHA-İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenecek olan Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli ve Ahi Evran’ı konu eden sempozyumu 17+ Alevi kadınlar “Alevi tarihi ‘kadınsız’ değildir” diyerek eleştirdi. 

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) 4-5 Aralık tarihlerinde Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli ve Ahi Evran’ı konu eden bir sempozyum düzenliyor. İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşecek sempozyumda Ahi Evran, Hacı Bektaş ve Yunus Emre’nin düşünceleri, ortaya çıktığı tarihsel bağlamlar ve sonraki yüzyıllar üzerindeki etkileri tartışılacak.

    “ALEVİ TARİHİ ‘KADINSIZ’ DEĞİLDİR”

    17+ Alevi Kadınlar, yapılacak olan sempozyuma ilişkin “Alevi tarihi kadınsız değildir” diyerek eleştirisini dile getirdi. Sosyal medya hesabından sempozyuma dair haberi alıntılayan Ceren Ataş şu ifadeleri kullandı:

    “Hayatlarının şekillenmesinde kadının işareti var; ama erkek erkeğe anılıyorlar. Çünkü erkeklik-İslam-bir de Türkmenliği katmazsanız bu kültürü anlatamıyorsunuz(!) Hep kabul görenlere uyarlayın. Abdal Hace Bektaş sakallı oluverdi. Belki kirpiğine kadar yoluyordur; hadi anlatın… Hace Bektaş’ı Kadıncık Ana’sız anmak zaten tarih bilmemektir. Bu da öylesine bir çalım değil, ataerkil tarihçiliğin fışkırması. Kadınların üzerini ha bir örtüyle örtmüşsünüz ha yok saymışsınız; ikisi de öldürmektir nihayetinde. Alevi tarihi “kadınsız” değildir! Bahsettiğiniz erkeklerle beraber kadınlar vardı. Bu mücadele yalnızca erkeklerin mücadelesi değildi, sadece erkeklerin felsefesi değildi. Kadınlar vardı ve bu mücadeleyi beraber yaptılar. İBB cinsiyetçi bir etkinlik yapmamalı, İstanbul nüfusunun yarısı kadın ve onların vergisi, emeği ve hatta oyu ile oradasınız. Sorumluluklarınızı yerine getirmeye davet ediyoruz!”

    “KADIN İLE ERKEĞİ BİR ANLATMADAN DÖNEMİ ANLATAMAZSINIZ”

    Gülfer Akkaya ise “Kadıncık Ana’yı da yok sayıyorsunuz, bizim gibi o tarihi araştıranların emeğini, çabasını, varlığını da. Hace Bektaş ile Kadıncık Ana’yı, Ahi Evren ile Fatma Bacı’yı, dördünü birlikte anlatmadan dönemi anlatamazsınız. Cinsiyetçilik ve erkek işi olur o” diyerek tepki gösterdi.

    PİRHA / İSTANBUL

  • 17+ Alevi Kadınlar: Tülay Hatimoğulları yalnız değildir; etkin soruşturma yapılmalıdır

    17+ Alevi Kadınlar: Tülay Hatimoğulları yalnız değildir; etkin soruşturma yapılmalıdır

    PİRHA-HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları’na yönelik polis olduklarını söyleyen iki kişinin saldırı girişimine dair bir açıklama yayımlayan 17+ Alevi Kadınlar, etkin soruşturma çağrısı yaptı. Yapılan açıklamada, “Ülkede, her geçen gün kadınlara karşı artan erkek ve devlet şiddetini lanetliyoruz. Hukukun işlemediği sürecin var olması ise, saldırganların iktidar, devlet tarafından korunmasına denk düşmektedir” ifadeleri kullanıldı.

    17+ Alevi Kadınlar, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları‘nın evine gelen iki kişinin sivil polis oldukları iddiasıyla içeri girmeye çalışmasına ilişkin bir açıklama yayımlayarak; olayın etkin soruşturulması çağrısında bulundu.

    “SALDIRGANLAR KORUNUYOR MU?”

    Açıklamada, saldırı girişimine dair iktidar partisi ve İçişleri Bakanlığı’ndan herhangi bir açıklama yapılmadığı belirtilirken, şunlar kaydedildi:

    “HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları’na yönelik saldırı demokratik siyasetle kadınların karşısına çıkamayanların kanun dışı yöntemlerden medet umarak düzenlediği bir tertiptir. Saldırının üzerinden bir haftaya yakın süre geçmesine rağmen hala somut bir gelişmenin kaydedilmemiş olması akıllara daha önceki saldırılarda olduğu gibi “Saldırganlar korunuyor mu?” sorusunu getirmekte. Bir süredir siyasi partilere, siyasetçilere, gazetecilere, hak mücadelesi verenlere, demokrat ve aydınlara yönelik saldırıların sistematik olarak yürütüldüğüne tanıklık ediyoruz. HDP milletvekili Tülay Hatimoğulları’na karşı yapılan saldırı da kuşku yok ki bunlardan.”

    “KADINLARA KARŞI ARTAN ERKEK VE DEVLET ŞİDDETİNİ LANETLİYORUZ”

    Açıklamada ayrıca, “Kadınların eşitlik, özgürlük mücadelesi baskılarla, korkutmalarla engellenemez. Tülay Hatimoğulları yalnız değildir. Kadınlar birlikte güçlü. Ülkede, her geçen gün kadınlara karşı artan erkek ve devlet şiddetini lanetliyoruz. Saldırganlar hakkında ivedi etkin soruşturma başlatılarak, gereken yargılanmanın yapılmasını ve kamuoyunun bilgilendirilmesini istiyoruz. Hukukun işlemediği sürecin var olması ise, saldırganların iktidar, devlet tarafından korunmasına denk düşmektedir” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA / İSTANBUL

  • 17+ Alevi Kadınlar: Abdal kadınlarla yan yanayız

    17+ Alevi Kadınlar: Abdal kadınlarla yan yanayız

    PİRHA-Hacıbektaş’ta Celal Abbas Ulusoy tarafından hakarete maruz bırakılan Abdal kadınlara ilişkin açıklama yayımlayan 17+ Alevi Kadınlar, “Erkek şiddetine, ayrımcılığa karşı taraf olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz” dedi.

    17+ Alevi Kadınlar; Hacı Bektaş Veli’yi anma törenleri kapsamında geçtiğimiz ay Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine giden Abdal kadınların, kaldıkları misafirhanede Celal Abbas Ulusoy tarafından hakarete uğramasına ilişkin olarak bir açıklama yayımladı.

    “Abdal kadınlarla yan yanayız” denilen açıklamada, hakarete maruz bırakılan kadınlardan Songül Susmaz ile yapılan görüşmeye yer verilirken; “Erkek şiddetine, ayrımcılığa karşı taraf olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz” denildi.

    “BİZİ, ‘ÇİNGENELER’ DİYEREK AŞAĞILADILAR”

    Abdal kadınlardan Songül Susmaz, Hacıbektaş ilçesine gidiş sürecini anlattığı görüşmede, “Pir’i ziyarete gidecek durumum olmasa da giderim. Beş kuruş param olmasa da giderim. Hiç durumum yoktu. Bir yerden borç alarak gittim. Daha önce 20 defa gitmişimdir. Fakat ilk defa böyle bir şeye şahit oldum. Bizi “çingeneler” diyerek aşağıladılar. Sessiz olun diye bağırdılar. Bizim için önemli olan Pir’i ziyaretti. Bize yapılan saygısızlığı anlatsam dile gelmez” dedi.

    Kendilerine yapılan muameleye ilişkin olarak ise Susmaz şunları söyledi:

    “Nedeni ne biliyor musunuz? Kadın olmamız. Aleviliğimi, Abdallığımı bir kenara koyuyorum. Tüm kadınlar için size yalvarıyorum. Sesimiz duyulsun. Öyle bir rencide olmak; öyle bir kırılmak olamaz. Ama şunu da bilsinler, ben dimdik ayaktaydım. Bir kaldırımda da olsa çocuklarımla gider uyurdum.”

    “CELAL ABBAS ULUSOY DARA ÇEKİLSİN”

    Susmaz, Celal Abbas Ulusoy’un dara çekilmesini istediklerini söylerken; “Önce kendi mahkememiz. İkincisi için de hukuk mahkemesinde ceza alsın. Siciline geçsin. Bir kadına el kaldırıp Pir’in mekânında yaptığı hareketin cezasını çekmeli. Biz oraya hiç kimse için gitmedik. Kaç saatlik yol. Aç susuz, bu yola başımızı koyduk. Gidip gelmemek; gelip bulmamak var. Biz geride nelerimizi bırakıp gidiyoruz. Yananlar var; yakılanlar var. Herkes biliyor Sivas’ı. Biz Pir’i ziyarete gittik. Bizim onlarla hiçbir alakamız yoktu ve yine dışlandık, yine dışlandık” ifadelerini kullandı.

    “ULUSOY’UN ÖZRÜ HİÇBİR ŞEY İFADE ETMİYOR”

    Celal Abbas Ulusoy’un özür açıklamasının kendileri için hiçbir şey ifade etmediğini kaydeden Susmaz, şöyle konuştu:

    “Özür benim için bir şey ifade etmiyor. Su dolu bir bardağı alsın ve yere atıp, paramparça etsin. Suyla birlikte o bardağı geri getirebilirse; beni, kırdığı kalbimi, onurumu, kadınların onurunu geri getirmiş olabilir. Zaten bunu yapması imkânsız. O parçaları toparlayamaz. Aleviliğimize, kadınlığımıza, Abdallığımıza her şeyimize hakaret etti. Başkaldıran bendim, başkaldıramayan kadınları orada görseydiniz oturup ağlardınız.

    İsterse bana dünyaları versin, onun özrünün kıymeti olamaz. Biz Pir’imizi ziyarete gittik. Eğer benim erkek kardeşim yanımda olmasaydı şu anda benim ağzım burnum kırıktı. Alevilikte kadın erkek eşittir. Kadınlar ceme gelemez veya sadece erkekler ocaktır gibi şeyler bizde yoktur. Analar da var. Ceme de beraber gideriz. Bir kadın eşinden şikayetçiyse önce kadın gelir, kadın dinlenir, kadın posta oturur. Abdal olmayanlarda da gördüm, kadın her zaman öncüdür. Bir erkeği de dünyaya getiren kadındır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 17+ Alevi Kadınlar’dan Gülfer Akkaya için özgürlük çağrısı

    17+ Alevi Kadınlar’dan Gülfer Akkaya için özgürlük çağrısı

    PİRHA – 25 Eylül’de Ankara merkezli HDP operasyonu çerçevesinde gözaltına alınan ve hala gözaltında tutulan Gülfer Akkaya için 17+ Alevi Kadınlar özgürlük çağrısı yaptı. 

    25 Eylül’de Ankara merkezli HDP operasyonu çerçevesinde gözaltına alınan ve hala gözaltında tutulan Gülfer Akkaya için 17+ Alevi Kadınlar özgürlük çağrısı yaptı.

    “AKKAYA’NIN TEKRAR YARGILANMASI SİYASİDİR”

    #GülferCanaÖzgürlük  diye yapılan çağrı açıklamasında, şunlar kaydedildi:

    “Alevilik üzerine araştırmalar, çalışmalar yapan Gülfer Akkaya, kendisine isnat edilen suçlamaya ilişkin daha önceden ifade verdi ve beraat etti! Şimdi aynı suç tekrar isnat edilerek (6-8 Ekim Kobane protestoları) yeni bir dava açarak ikinci kez yargılanmak isteniyor. Herkes, bir suçtan ancak bir defa yargılanabilir ve bir defa cezalandırılabilir. Kişi, yargılandığı suçtan keyfi olarak tekrar yargılanıp cezalandırılamaz. Gülfer’in de daha önce beraat etmesi ile birlikte suç işlemediği, dolayısıyla suçsuz olduğu halde, tekrar yargılanması keyfi ve siyasidir.

    “ALEVİ KADINLARIN DESTEĞİ ÖNEMLİDİR”

    17+ Alevi Kadınlar oluşumu olarak, Alevilik inancı ve inancın içerisindeki kadıncıl ögeler üzerine çalışan, pratikte de Alevi kadınların bir olması, güçlenmesi için çabalayan kadınlarız.

    Gülfer’in oluşumumuzun ortaya çıkmasında fikri ve emeği büyük; feminist mücadeledeki deneyimlerini Alevi kadınları anlamak ve güçlendirmek için kullanarak ilk feminist Alevi örgütlenmesinin kurulmasında öncülük etmektedir. Daima kadıncıl bir inanç olan Aleviliğin erkekleştirilmesini engellemek için gerek pratik ve örgütsel gerekse teorik alanda kurucu, yol açıcı bir üretkenlik içerisinde oldu.

    Bugüne kadar Alevilik alanında “Sır İçinde Sır Olanlar, Alevi Kadınlar”, “Yol Kadındır”, “Alevi Kadınlar: Vardık, varız, var olacağız”, “Yol Kurucusu Kadıncık Ana” adlı dört kitap yayımladı. Yazdıklarının kitapta kalmaması ve Alevi kadınların hayatlarına girebilmesi için Türkiye’de, Avrupa’da ve Kıbrıs’ta sayısız panelde, söyleşide binlerce Alevi kadın ile bir araya geldi, tanıştı, yol’daş oldu. Bu bağlamda özellikle Alevi kadınların Gülfer’in yanında olmasını önemsiyoruz.

    “GÜLFER’İN MÜCADELESİNDEN KORKUYORLAR”

    Gülfer, kadınları güçlendirme mücadelesi mesnetsiz iddialarla kriminalize edilemeye çalışılıyor; Gülfer’in emeğinden, zekasından ve mücadelesinden korkuyorlar! Onun kadınların evrensel kurtuluş perspektifi olan feminizm yerel ve tarihsel olanla buluşturabilmesinden rahatsız oluyorlar. Demokrasi, eşitlik, özgürlük talebi ile HDP çatısı altında faaliyet yürütmeyi seçen pek çok insan gibi Gülfer de kadın ve Alevi kimlikleri ile bu çatı altında çalışmış, onların hak ve taleplerini gündeme getirmiş, kazanımlar sağlamıştır.”

    17+ Alevi Kadınlar’ın yazılı açıklamasında demokratik alanda mücadele eden tüm gözaltıların serbest bırakılması istendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Akkaya: Alevi kadınlar üzerinde hem erkek hem devlet şiddeti var-VİDEO

    Akkaya: Alevi kadınlar üzerinde hem erkek hem devlet şiddeti var-VİDEO

    PİRHA-AKP hükümetinin İstanbul Sözleşmesi’ni iptal etmek istemesine bir tepki de 17+ Alevi Kadınları Grubu’ndan feminist Yazar Gülfer Akkaya’dan tepki geldi. Akkaya, “Türkiye’de ya da Avrupa’nın her hangi bir ülkesinde kadınlar yaşıyorlarsa İstanbul Sözleşmesi’nin kapsayıcılığı altındalar” diyerek sözleşmenin uygulanmasını istedi. Akkaya, Alevi kadınların da hem erkek hem de devlet şiddetine maruz kaldığını kaydetti. 

    Haberin videosu;

    Kadınlara yönelik şiddeti önleme amacıyla hazırlanan ve Türkiye’nin de ilk imzacısı olduğu ve uluslararası nitelikte olan İstanbul sözleşmesinden Türkiye’nin çekilmesini savunanlar sözleşmenin Türk aile yapısına zarar verdiğini öne sürüyor.

    17+ Alevi Kadınlar Grubu’ndan Yazar Gülfer Akkaya, Türkiye’nin bu sözleşmede taraf devletlerden bir tanesi olduğunu belirterek sözleşmenin amacının şiddetin eviçi ve kamusal alanda ortadan kaldırılması, şiddetle mücadele, şiddetin önlenmesi, şiddete uğrayanların korunması ve şiddetsiz bir hayatın mümkün olması için çeşitli standartlar oluşturulduğunun altını çizdi.

    Sözleşmenin, imzası olan devletlerin sözleşmeye uygun standartlar sağlayarak şiddetle mücadele etmesini amaçlamak olduğunu belirten Akkaya, “Şiddet söz konusu olduğunda akla gelen ilk kesim elbette kadınlar, çocuklar, LGBTİ’lerin yanı sıra engelliler, göçmenler, dili, dini, ırkı dolayısıyla ayrımcılığa uğrayan tüm toplumsal kesimlerin hepsinden bahsetmiş oluyoruz” dedi.

    Alevi kadınların da başta kadın oldukları için İstanbul Sözleşmesi’yle yakından ilgili olduklarını belirten Akkaya, Alevi kadınların da erkek ve devlet şiddetine maruz kaldıklarını söyledi.

    “ALEVİ KADINLAR İNANCINDAN DOLAYI DA AYRIMCILIĞA UĞRUYORLAR”

    Alevi kadınların aynı zamanda inancından dolayı da çok çeşitli şekillerde ayrımcılığa uğradığının altını çizen Akkaya, şunları kaydetti:

    “Alevi kadınlar hem Alevi oldukları için hem de kadın oldukları için ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Mesela Alevi kadınlar üzerinde son dönemde de gördüğümüz gibi erkek şiddetinin yanı sıra devlet şiddeti de var. İşten atıldığı için sermayenin şiddetine de maruz kalıyorlar. Aynı zamanda yerel yönetimlerde de Alevi oldukları için kadınlar genellikle işe alınmıyorlar.”

    “AVRUPA’DA DA KADINLAR ŞİDDETE MARUZ KALIYOR”

    İstanbul Sözleşmesi’nin Avrupa Konseyi bünyesinde uluslararası bir sözleşme olduğunu ve imzacısı olan ülkelerde yaşayan kadınların da bu sözleşmenin olanaklarından faydalandığını belirten Gülfer Akkaya, “Dolayısıyla Alevi kadınlar çok çeşitli alanlarda şiddete maruz kalmaktadırlar. Fakat sadece Türkiye’de yaşayan kadınlar mı şiddete maruz kalıyor. Elbette değil, yazık ki değil. Türkiye dışında Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan kadınlar şiddete maruz kalmaktadır. Ancak İstanbul Sözleşmesi’nin söyle bir yanı var: Avrupa Konseyi bünyesinde uluslararası bir sözleşme olduğu için bu ülkelerde yaşayan kadınlar da bu sözleşmenin olanaklarından faydalanıyorlar. Yani Alevi kadınlar Türkiye’de ya da Avrupa’nın her hangi bir ülkesinde yaşıyorlarsa İstanbul Sözleşmesi’nin kapsayıcıları altındalar” diye konuştu.

    Yazar Gülfer Akkaya,”Şiddetsiz bir dünya için İstanbul Sözleşmesi yaşatır. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz. İstanbul Sözleşmesi uygulansın diyoruz” diyerek, AKP iktidarının ve cemaatlerin İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesi ısrarına tepki gösterdi.

    Burcu ANIL/İSTANBUL

  • 17+ Alevi Kadınlar: Haklarımızın elimizden alınmasına izin vermiyoruz, vermeyeceğiz

    17+ Alevi Kadınlar: Haklarımızın elimizden alınmasına izin vermiyoruz, vermeyeceğiz

    PİRHA- 17+ Alevi Kadınlar , yaklaşan 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’ne  dair yazılı açıklama gerçekleştirdi. Açıklamada, “Bu 25 Kasım’da da tüm kadınları bulundukları yerlerde haklarımızı ve hayatlarımızı erkeklerden kurtarmak, AKP’nin cinsiyetçi politikalarını yenmek, cinsiyetçi heveslerini kursaklarında bırakmak için sokaklara çıkmaya çağırıyoruz” denildi.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde kadınların, kadın cinayetlerine, şiddete, istismara, eşitsizliğe, ayrımcılığa, yoksulluğa ve güvencesizliğe karşı alanlarda olacaklarının belirtildiği açıklamada, kadınların kazanılmış hakları olan ve Türkiye’nin 2011 yılında imzaladığı İstanbul Sözleşmesi ile kadınları koruyan 6284 sayılı kanundan vazgeçilmeyeceğine vurgu yapıldı.

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “KENDİMİZE AİT HAYATLARIMIZIN OLABİLECEĞİNE İNANIYORUZ”

    Araştırmalara göre dünyada her 3 kadından 1’i evde kocasının, erkek akrabasının ya da sevgilisinin fiziksel şiddetine maruz kalıyor. Kadına yönelik erkek şiddeti bütün dünyada en yaygın insan hakkı ihlalleri arasında yer almakta.
    Dominik Cumhuriyeti’nde 1960 yılında Mirabel kardeşlere yönelik faşist devletin cinsel saldırı ve şiddeti sonrası üç kız kardeşi katletmesi nedeniyle bu suçun işlendiği 25 Kasım günü kadınlar tarafından uluslar arası şiddetle mücadele günü olarak kabul edildi.

    Bugün ülkemizde yaşayan kadınlar da cinsiyetçi, muhafazakâr AKP iktidarının ve erkeklerin şiddetine rağmen erkeklerden bağımsız, kendimize ait hayatlarımızın olabileceğine inanıyoruz. Bunun için tüm zorluklara rağmen eşit ve insanca yaşama isteğimizden vazgeçmiyoruz. AKP ve erkeklerin ortak baskılarına karşı, yaşamımızı kaybetme pahasına hayatlarımızı mahveden erkeklerden kurtulmak için mücadele veriyoruz.

    “HAKLI OLDUĞUMUZU BİLİYOR VE GÜÇ ALIYORUZ”

    Bugünkü siyasal ortamda fıtratımızda kadın erkek eşit değil diyerek anayasal suç işleyen bir parti, o partinin beslendiği cinsiyetçi dini kadınların yaşam biçimini belirlemek istiyor. Bu dini inanç erkeklere kadınlara şiddet uygulama hakkı veriyor. AKP, Diyanet İşleri Başkanlığı, bakanlıklar, devletin içine yerleşmiş cemaatler, cinsiyetçi eğitim sistemi ile erkekleri kadınlara karşı kışkırtıyor. Onların kadınlara önerdiği toplumsal modelde kadın eve hapsedilecek, karı, anne olarak erkeklere biat eden köleler haline dönüştürülecek.

    Biz kadınlar nasıl istiyorsak öyle yaşamak için erkeklerden ve iktidarlardan çekinmeden, korkmadan hayatlarımızı her ne pahasına olursa olsun istediğimiz gibi yaşamak için mücadele veriyoruz. Haklı olduğumuzu biliyoruz ve buradan güç alıyoruz.

    “HAKLARIMIZIN ALINMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    AKP’nin biz kadınların alın teri ile kazandığı haklarımızı elimizden almasına izin vermiyoruz, vermeyeceğiz.
    Hiç kimse tecavüzcüyle evlenmeye zorlanamaz. Bu saldırı, yasal hale hiç getirilemez. Yasalar suçlulara ceza vermeyi amaçlar, mağdurları cezalandırarak suçluları ödüllendirmeyi değil. AKP bunu başaramayacak. İzin vermeyeceğiz.
    Kadın ve erkeklerin eşit olmadığı toplumda nafaka hakkına dokunulamaz, nafakaya sınırlar getirilemez. Aksine açlık sınırının bile çok altında olan nafaka hakkının yeterli olmadığı için nafakanın yanı sıra kadınların ve çocukların pozitif ayrımcı ekonomik ve sosyal politikalarla güçlendirilmesini talep ediyoruz.

    Aile içi şiddeti önlemeyi amaçlayan, şiddete kaşı devletleri mücadeleye mecbur kılan uluslar arası İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz. Kimse bunu aklının ucundan bile geçirmesin. 6284 sayılı şiddetle mücadeleyi amaçlayan yasadan da vazgeçmiyoruz.

    “ALEVİ KADINLAR OLARAK SUSMAYACAĞIZ”

    AKP’nin toplumu kutuplaştırıcı, ayrımcı ve cinsiyetçi politikalarla hedef gösterdiği politikalardan fazlasıyla etkilenen Alevi toplumu ve özellikle Alevi kadınlar olarak bu zulme karşı susmadık, susmayacağız.

    İnancı, toplumsal değerleri, kültürü hor görülen, çocukları öldürülürken bile bir kadını Alevi olduğu için hedef haline getiren cinsiyetçi, şovenist, militarist, nefreti kendisine bal eyleyen AKP’ye karşı feminist mücadelemizin temel ilkeleri olan kadınların birliği, kadın dayanışması ve kız kardeşlik bilinciyle mücadelemizi yükselterek sürdüreceğiz.
    Bu 25 Kasım’da da tüm kadınları bulundukları yerlerde haklarımızı ve hayatlarımızı erkeklerden kurtarmak, AKP’nin cinsiyetçi politikalarını yenmek, cinsiyetçi heveslerini kursaklarında bırakmak için sokaklara çıkmaya çağırıyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

  • 17+ Alevi Kadınlar’dan Diyanet tepkisi: Alevilik inancını hizaya sokmayın

    17+ Alevi Kadınlar’dan Diyanet tepkisi: Alevilik inancını hizaya sokmayın

    PİRHA- 17+ Alevi Kadınlar bir açıklama yaparak Diyanet İşleri Başkanı (DİB) Ali Erbaş’ın bir televizyon kanalında Alevileri ibadet yapmak için camilere çağırmasını eleştirdi.

    “DİB’in görevi Alevilik inancını kendisine göre tanımlamak, şekillendirmek, hizaya sokmak, müslümanlaştırarak asimile etmek değildir” denilen açıklamada, DİB’in kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel içerikli saldırılar konusunda üzerine düşenleri yapması gerektiği belirtildi.

    “DİB’İN GÖREVİ ALEVİLİĞİ KENDİNE GÖRE TANIMLAMAK DEĞİLDİR”

    “Alevilik inancı hakkında nitelikli bilgi sahibi olmayan, ancak fikir beyan eden DİB başkanı, Alevi toplumunu söylemleri ile yok saymaktadır. İnancımıza karşı var olan hakareti başka bir kılıf içerisinde meşru kılmaya çalışmaktadır” vurgusu yapılan açıklamada şöyle denildi:

    ” Muhabbet, Alevi inancının değerli bir simgesidir. Çünkü muhabbet, Alevilik inancında aşkla, cemal cemale yapılan ibadetin adıdır. Canlar arasında muhabbet sadece cemevlerinde yapılır. Muhabbetin yeri cemevleridir. DİB’in görevi Alevilik inancını kendisine göre tanımlamak, şekillendirmek, hizaya sokmak, müslümanlaştırarak asimile etmek değildir. DİB’in günden güne artan ve gittikçe insanlık temel etik kurallarını yok sayan tutum ve görüş bildirmeleri yetmezmiş gibi, bir de yetki ve görev alanlarında bulunmayan inanç ve alanlara ilişkin beyanda bulunmalarına itirazımız var.”

    “KİBİRLİ VE NOBRAN TAVRI KINIYORUZ”

    Açıklamanın devamında şu tepki gösterildi:

    “Biz Alevi kadınlar; DİB başkanından bilgi sahibi olmadığı bir inanç hakkında konuşmak yerine, DİB bünyesinde yetiştirilmiş ve DİB kadrosunda bizlerin vergileriyle (buna karşı olduğumuz halde) maaşları ödenen imam, müftü ya da başka sıfatlarla tanımlanan erkek dini otoritelerin, kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel içerikli saldırılar konusunda üzerine düşenleri yapmasını beklerken, DİB’in bizzat kendi internet sitesinde sistematik olarak kadın ve çocuklara yönelik yapılan cinsel içerikli saldırıların topluma karşı suç teşkil ettiğini kabul edip, cemaatini evrensel etik kurallara göre şekillendirmesi gerektiği ortadayken, DİB başkanının bu konularda sessizliğini koruyarak, kadınlara, çocuklara karşı kurumsal olarak işledikleri suçlar nedeniyle özeleştiri verme gereği bile duymadan, üstüne Alevi toplumuna “akıl veren, öneride bulunan” Alevilerin ibadet yerlerinin neresi olduğunu “Alevilere öğreten” kibirli ve nobran tavrını kınıyoruz. Alevilik bir inançtır ve Alevilik inancının ibadet yeri cemevleridir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gülfer Akkaya: Toplumu bölen, nefret üreten her kurum ve yasa gibi Diyanet de kaldırılmalıdır

    Gülfer Akkaya: Toplumu bölen, nefret üreten her kurum ve yasa gibi Diyanet de kaldırılmalıdır

    PİRHA-+17 Alevi Kadınlardan yazar Gülfer Akkaya Diyanetin açıklamalarına tepki göstererek, toplumun kutuplaştırılmasında iktidara en çok destek olan kurumun Diyanet olduğunu kaydetti. 

    Diyanet’in, resmi internet sitesinde buluğ yaşının alt sınırını kızlarda 9, erkeklerde 12 olarak belirtilen, kızların 9 yaşında gebe kalabileceklerini, erkeklerin de 12 yaşına girdiklerinde baba olabileceklerini ifade eden açıklamaya +17 Alevi Kadınlardan yazar Gülfer Akkaya’dan tepki geldi.

    “DİYANETE VE ONUN FETVA VERMESİNE HAYIR DİYORUM”

    Diyanetin fetva vermesini absürd bulduğunu söyleyen Akkaya, “Diyanet İşleri Başkanlığı bu kadar aktif ve bu kadar rol sahibi olup toplumu yönlendirmeye çalışamaz, fetva falan veremez. Diyanetin fetva vermesine alışmamalıyız, bunu normal görmemeliyiz. Kabul etmemeliyiz. Öyle ki, herhangi bir konuda olumlu fetva verse bile kabul edemeyiz çünkü fetva denen şey din işidir, şeriattır. Biz dinle ve şeriatla yönetilmiyoruz. Bizler mücadeleler tarihinin kazanımlarıyla elde edilen kurallara, yasalara, insan haklarına göre düzenlenmiş topumdan yanayız. Herhangi bir dinin kurallarını kabul edemeyiz. İlk olarak Diyanete ve onun fetva vermesine hayır diyorum, ikisini kabul de etmiyorum, tanımıyorum da” şeklinde ifade etti.

    “EVLİLİĞE HAZIRLIYORLAR”

    Diyanetin bu tür açıklamalarının ilk olmadığına işaret eden Akkaya, İslami kesimden fazla tepki gelmediğini belirterek bu tepkisizliğin korku ve kaygı ile açıklanamayacağını kaydetti. Çocukların ilkokuldan başlayarak evliliğe hazırlandıklarını ifade eden Akkaya, “İlkokullarda, kreşlerde oyun diye düğün dernek kurmaları, oğlan çocukların ayaklarını kız çocuklarına yıkatmaları boşuna değil. Evliliğe hazırlıyorlar. Evliliği de 30-35 yaşında düşünmüyorlar. Düşünseler o yaşta “karı-koca” olmayı öğretmezler, daha zaman var derler” dedi.

    “ERKEKLERİN İNSAFINA KALIYOR”

    Geçtiğimiz yıllarda 12 yaşında evlenmenin meclisten geçirilmesine kadınların engel olduğunu ve AKP’li vekillerin “Bunda ne var ki? Neden bu kadar fırtına kopardınız anlamıyoruz” diyerek hayrete düştüklerini hatırlatan Akkaya, şöyle devam etti: “Çünkü aldıkları eğitim böyle, öğrendikleri bu, kafaları da bu. Diyanet de toplumu bildiği ve sırtını iktidara dayadığı için çekinmeden bu tarz açıklamaları yapıyor. Din kitaplarında ne yazıyorsa onu yaşama geçirmeye çalışıyorlar. Din cinsiyetçi olunca da erkeklerin eli iyice güçleniyor, şehvetleri kabarıyor. Çocuk, genç kadın, yetişkin kadın… Karnını doyurabildiğin kadar kadınla evlenmek serbest. Kadınların çalışmasını engelleyen, aç bırakıp erkeklere muhtaç bırakan bir iktidar da var. Hal böyle olunca çocuklar ve kadınların hayatı erkeklerin insafına kalıyor. Pedofili, kadın düşmanlığı gibi kavramlarımız bile bazen durumu açıklamakta zayıf kalıyor.”

    “DİYANET İNANÇLAR KONUSUNDA TOPLUMU TEK TİPLEŞTİRMEK İÇİN VAR”

    Diyanetin bütçesinin eğitim, sağlık ve sosyal işlere bakan bakanlıklardan daha yüksek olduğunu kaydeden Akkaya, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın İslam dinini tüm topluma zorla yaymak ve Alevilik gibi inançları asimile ederek toplumu inançlar konusunda tek tipleştirmek için var olduğuna işaret etti. İslamın ideal toplumunda eşitsizlik olduğunu ifade eden Akkaya şunları belirtti:

    “Din, itaati emreder. Sorgulamak yasaktır dinde. İtaat, öğrenilen bir şeydir. Okuyarak, vaazları dinleyerek, şiddet görerek, abi-ablalardan eğitimler alarak. Sadece Fetocuların abileri ablaları yok değil mi? Diyanet aynı zamanda birçok yayın evinden çok daha fazla yayın çıkartan, okullara, evlere, mahallelere, hastanelere, iş yerlerine dek girebilen devasa bir örgütsel yapı. Ayrıca buralara giren Diyanet halkı iktidarın arkasında durmaya çağırır. Yani halkı iktidara itaate davet eder. E tabii her mahalleye, köye camii gereklidir. Bunları yaptığı için Mercedes marka son model arabalarla, jakuzilerle ödüllendirilir Diyanet başkanı. İşte tüm bunlar için para gerekir. Parayı kesin bakalım kaç tane imam kalır?”

    “TESADÜF DEĞİL”

    Toplumun kutuplaştırılmasında iktidara en çok destek olan kurumun Diyanet olduğun altını çizen Akkaya, anayasasında laiklik ilkesi olan bir ülkede Diyanet gibi dini siyasallaştıran bir kurumun olmasının açıklanamaz olduğunu belirterek şunları kaydetti:

    “Patriarka dediğimiz erkek egemenliği soyut bir şey değildir. Aksine somuttur. Erkek egemenliği de tıpkı kapitalizm gibi bir sistemdir ve bu sistemin de tüm sistemler gibi var olması için kurumlara ihtiyacı vardır. Diyanet İşleri Başkanlığı bu ülkede patriarkanın da en temel kurumlarından biridir. Tesadüf değil yaptığı açıklamaların, çıkardığı sözlüklerin, bastığı kitapların çoğunda kadın erkek ilişkilerinin nasıl olması gerektiği konusunu işlemesi. Tesadüf değil ailelere, erkeklere adap, gelenek, töre diyerek kadınları nasıl kontrol edeceklerini en ince ayrıntılarıyla tarif etmesi. Tesadüf değil kadınları eve kapatmak, aileye ve erkeklere itaat etmesini sağlamak için erkeklere kadınları nasıl iz bırakmadan ama başkaldırmasını da engelleyecek şekilde döveceklerinin eğitimini vermesi. Tesadüf değil hep erkekler lehine fantastik, saldırgan, homofobik, pedofili içerikli cinsellik dersleri vermesi. Tesadüf değil bir kere bile erkek şiddetini kınamaması… Birden bire artmadı kadına yönelik erkek şiddeti. Yıllar içinde arttı ve bu yıllar içinde işte bu kurumlar erkekleri kadınlara karşı kışkırttı ve eğittiler.

    Tüm bunları düşününce ara ara yapılan açıklamalarla Diyaneti özür dilemeye, geri adım atmaya, sitesinde bilmem ne açıklamasını kaldırmaya çağırmayı yeterli görmüyorum. Toplumu bölen, nefret üreten, kadınları eşitsiz bir hayata mahkum etmek için gece gündüz demeden çalışan her kurum, yasa vb gibi Diyanet de kaldırılmalıdır. O devasa bütçe kadınların eşitliği, eğitim, sağlık, sosyal kurumlar, engellilere destek ve kaliteli yaşlılık için ayrılmalıdır.” (HABER MERKEZİ)

     

  • +17 Alevi Kadınlar: İşaretlenen Alevi evleri değil, devletin kendisidir

    +17 Alevi Kadınlar: İşaretlenen Alevi evleri değil, devletin kendisidir

    PİRHA- 17+ Alevi Kadınlar Malatya’da Alevilerin evlerinin işaretlenmesine ilişkin yaptığı açıklamada devletin ve onun değişen iktidarlarının değişmeyen Alevifobik politikalarının farkında olduklarını belirtti. Alevilere yönelik bu tür tehditleri geçmişteki katliamlardan bildiklerini belirten 17+Alevi Kadınlar, Alevi evlerinin işaretlenmesinin kabul edilemeyeceğini belirtti. 

    Malatya, Cemal Gürel Mahallesi’nde Alevi evlerinin işaretlenmesine tepki gelmeye devam ediyor.

    Konuya ilişkin +17 Alevi Kadınlar yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Mahallelerin kendilerinden önce polisin durumdan haberdar olduğunu ve mahalleye geldiğini söylediği olay gerek Aleviler, gerek toplumsal hafıza açısından akıllara geçmişte Alevilere karşı yapılan katliamları getirdi” denildi.

    “EN ÇOK KADINLARI VE ÇOCUKLARI TEHDİT EDİYOR”

    Faillerinin bulunmadığı belirtilen açıklamada şu sözlere yer verildi:

    “Bulunsa da sırtlarının sıvazlanıp ilerde siyasi kariyer sağlanarak ödüllendirileceklerini Madımak, Maraş, Çorum katliamlarından yola çıkarak tahmin etmek zor olmasa gerek. Ekonomik, sosyal, demografik ve inançsal açıdan Alevileri var oldukları coğrafyalardan atmak, baskı ve şiddet politikaları sonucunda asimilasyonla görünmez kılmak, toplumu tek tipleştirmek amacını taşıyan bu saldırılar belli aralıklarla sistematik şekilde aynı eller tarafından Alevilerin evlerini işaretlemeyi sürdürmekte. Alevi evlerinin işaretlenmesi en çok kadınları ve çocukları tehdit etmektedir. Çünkü kadınlar hemen her saat o evlerde yaşamaktalar. Yaşam alanlarından edilmek istenen Alevi toplumunun başta kadınlar olmak üzere yaşayacakları zorluk aşikar. Kadınların bulundukları topraklarda yüzyılların verdiği deneyim ve sosyal denge ile kurdukları komşuluk ilişkileri, üretim ilişkileri ve inançsal mekanlarından devlet zoru ile kopartılarak büyük kentlere göç ettirilip yalnızlaştırılması, doğal çevresinden kopartılması başlı başına şiddettir.”

    “ALEVİLERDE KORKU YARATARAK SONUÇ ALAMAYACAKLAR”

    “17+ Alevi Kadınlar olarak devletin ve onun değişen iktidarlarının değişmeyen Alevifobik politikalarının farkında olduğumuzu söylüyoruz” denilen açıklamada kapıları işaretleyenlerin akli dengesi bozuk, agresif ya da Alevi düşmanı bir ya da bir kişi olduğunu da düşünmediklerini belirttiler.

    Açıklamada, “Bu yüzden özellikle belirtiyoruz; devlet ve onun iktidarları Alevileri tehdit ederek, Alevilerde korku yaratarak sonuç alamayacaklarını, tekçi, nefret dolu politikalarını Aleviler üzerinden yürütemeyeceklerini bilmelidir” denildi. (HABER MERKEZİ)