Etiket: 17+alevi kadınlar

  • ‘Alevi kurumları tüzüklerini düzenlemeli, cem erkanını Aleviliğe uygun formata getirmeli’

    ‘Alevi kurumları tüzüklerini düzenlemeli, cem erkanını Aleviliğe uygun formata getirmeli’

    PİRHA- AKP hükümetinin kurduğu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yüzyıllardır ketleden, asimile eden bir geleneğin devamı olduğunu belirten 17+Alevi Kadınlar oluşumundan Araştırmacı Yazar Ceren Ataş, “Niyeti “Yavuzluk” olan bir kurumdan “Alilik” beklemek mümkün değil” dedi. Ataş, Alevi kurumlarının ciddi bir şekilde tüzüklerini düzenlemeleri, cem erkanının içeriğini reform ederek, özellikle cenaze erkanlarını Aleviliğe uygun formata getirmeleri gerektiğini kaydetti. 

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun temel talepleri var. Bunlar; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması.

    Bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, Alevilerin açtığı davalarda lehte verilmiş mahkeme kararları dahi tanınmıyor. AKP, Alevilere rağmen Alevi inancını tanımlıyor, Alevi örgütlerini muhatap almıyor.

    9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve yönetimi, Alevi inancından uzak bir bakış açısına sahip. Bu başkanlık da hükümet gibi Alevi örgütlerini yok sayan bir yerde duruyor.

    Alevi Diyaneti olarak adlandırılan başkanlığı Alevi örgütleri de kesin bir dille reddediyor. Ayrıca AKP hükümeti Alevi Bektaşi Ansiklopedisi hazırlamak için de Sünni akademisyenler ve ilahiyatçılardan oluşan kadro kurdu.

    Alevi toplumunu en çok rahatsız eden sorunlardan biri de eğitim-öğretim sisteminin dinselleştirilmesi, okullarda tarikatların, cemaatlerin, dinci vakıfların etkili olması!

    Alevilerin temel sorunlarının çözümü konusunda ve eğitim sistemindeki bu gericileşmeye, asimilasyona karşı, Aleviler/Alevi örgütleri ne yapmalı? Nasıl bir yol izlenmeli?

    Bu sorularımızı 17+ Alevi Kadınlar oluşumundan Araştırmacı Yazar Ceren Ataş yanıtladı.

    “NİYETİ YAVUZLUK OLAN BİR KURUMDAN ALİLİK BEKLEMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    PİRHA: AKP hükümeti, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Bu başkanlık temsilcileri pek çok ilde birçok cemevine gidip görüşmeler yaptı/yapıyor. Görüşmelerde hala cemevinin ihtiyaçları soruluyor ve başkanlığı tanımaları isteniyor. Alevilerin temel talepleri ve asıl sorunları konuşulmuyor, bir çözüm üretilmiyor. Bu konudaki görüşünüz nedir?

    CEREN ATAŞ: Öncelikle şunun altını çizmek isterim ki Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi toplumu için herhangi bir karşılığı, kabulü, meşruluğu yok. Onlar da bunun farkında oldukları için bu görüşmeleri yapıyorlar ve çabalarının neye karşılık geleceğini kestiremiyorlar. Bu bağlamda baktığımızda bu atanmış kadronun yaptığı cemevi ziyaretlerinden de “Aleviliğe ve Alevi toplumuna” dair bir yarar sağlayacağı beklentimiz olmadığı gibi, esas niyetin ne olduğunu görebiliyoruz. Alevi toplumunu değiştirme, dönüştürme, kontrol altına alma. “Size Aleviliği bizim formatımızla öğreteceğiz” iddiası yeni değil, ilk değil. Yüzyıllardır gerek katlederek gerekse asimile ederek süregelen bir geleneğin devamı bu kurum. Niyeti “Yavuzluk” olan bir kurumdan “Alilik” beklemek mümkün değil. Asıl sorunlar konuşulursa o başkanlığın ortadan kalkması ilk hedef olacaktır.

    “IRKÇI KAFA YAPISI BU BAŞKANLIĞA TESADÜF OLARAK ATANMADI”

    -MHP destekli AKP hükümeti, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurarken Alevi örgütlülüğünü muhatap almadı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da bu ciddiyetsizliği, dışlamayı devam ettiriyor. Başkanlığın başındaki Alirıza Özdemir ülkücü-MHP geleneğinden geliyor. Hiçbir şekilde Alevi örgütleriyle iletişim kurmadı. Zaten kurumlar da bu başkanlığı asimilasyon merkezi olduğunu beyan ederek tanımadıklarını ilan etmişti başından beri. Dolayısıyla Alevilerin temel sorunları bu şekilde çözülebilir mi? Siz bu durumu nasıl değerlendirirsiniz?

    Alevi örgütlülüğü hükümetin atadığı başkanlığa amasız/ fakatsız karşı bir tavırda olduğu için elbette muhatap alınmayacaktı. Şaşırtıcı değil ki başkanlığın kurulma amacı, Alevi örgütlüğünün bağımsızlığını ortadan kaldırmak, buna müdahale edip Alevileri kontrol altında hükümetçe “güvenli” bir alana sevk etmek. Örneğin İstanbul’da gerçekleşen Büyük Alevi Kurultayı’nı hatırlayalım, oradaki konuşmalar bize şunu gösteriyordu: Alevi örgütleri etnik olarak Alevi çeşitliliğini tanıyan ve bu renklerle övünen, kadın erkek eşitliğini önemseyen, Analar ve Dedeleri birlikte görmek isteyen, LGBTİ+ haklarına dair dayanışmacı bir tavır içinde olan, insana-doğaya-hayvana değer veren bir tutumla Alevilik inancını kendi başına bir inanç olarak tanımlayıp “mezhep, İslam yorumu, felsefe” gibi gerçeğinden kopuk tavrı reddeden bir noktadaydı. Tabii ki bu saydıklarımızın hepsi devletin istediği Alevi formatına uymuyor. Ülkücü geleneğe de uymuyor.

    Resmi devlet yazıcılığı ve Türkçü araştırmacıları “gerçek Türkler Alevidir”, “Alevilik bir Türk inancıdır”, “Kürt Alevi yoktur” gibi ırkçı zihniyeti her ne kadar senelerdir Alevi kurumlarına, cemevlerine sokmak istese de başarılı olamadı. Bu fikri benimseyen Alevilerin oranı oldukça düşük. Bu resmi ideolojinin Aleviliğe müdahalesi. Bu fikir Türkçüler tarafından Alevi toplumuna zerk ediliyor. Aleviler bilir ki Alevilik ırksal üstünlüğü, ırksal farklılıkları reddeder. 72 millete bir nazarla bakmak düsturunu vurgular. Özetle, tabii ki ırkçı kafa yapısı bu başkanlığa tesadüf olarak atanmadı; ancak hedeflenen kültürel asimilasyon daha önce işe yaramadığı gibi yine işe yaramayacak.

    “ALEVİ KADIN ARAŞTIRMACILARIN, YAZARLARIN DESTEKLENMESİ GEREKİYOR”

    -Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, aralarında bir iki kendi belirledikleri Alevi olsa da ağırlıklı olarak İslamcı akademisyenlere ve ilahiyatçılara Alevi Bektaşi Ansiklopedisi hazırlatıyor. Buna Alevi örgütleri yazılı bir açıklamayla tepki verdi. Sizce Aleviler/Alevi örgütleri ne yapmalı? Nasıl bir yol izlenmeli bu çalışmaya karşı?

    Bunu ciddiye almak gerekiyor, öte yandan ciddiye almamak gerekiyor. Neden derseniz, resmi ideolojinin bugüne dek masa başında yazdırdığı Alevilik hem Türkçü hem Aleviliği İslam’ın içinde eriten, aynı zamanda ırkçı ve erkek egemen bir Alevilikti. Resmi tezler Alevi erenlerinin hepsini erkekleştirmiş, hepsini hacı yapmıştır. Oldukça asimilasyon içeren bu resmi tarihçilik eğer Alevi toplumunu asimile etmeye yarasaydı zaten bu atanmış başkanlık bugün kurulmazdı. Aleviler yüzyıllardır istedikleri gibi asimile edemedikleri için bu atağı gerçekleştirdiler. Peki tüm tarih yazımı erkekçe, Türkçülükle ve İslamla bezeliyken neden Aleviler asimile olmadı? Çünkü Aleviliğin sözlü anlatısı, deyişleri, beyitleri, yerel ziyaretlerinin anlatıları, doğa ile iç içe geçmiş yapısı Aleviliğin kendi öz değerlerini, düsturunu ve felsefesini korumaya yetti.

    Dersim’deki Munzir Bava ziyaretinin anlatısındaki Munzir’in adını Munzur yapıp, hikayeyi evirip çevirip çobanı hacca göndermekle iş bitseydi şimdi tüm Dersimlilerin hacca gitmesi gerekirdi. Diğer bir örnekle Türkmen Alevilerin serçeşmesi Hace Bektaş Veli’yi bugün resmi tarih çalışmalarında hacı, hoca, namaz kılan, abdest alan bir şeyh gibi okuyoruz. Peki Alevilerin nazarında öyle mi? Hace Bektaş, Aleviler için Babai ayaklanmasının mücadelecilerinden, dine-kitaba sığmayan evliyası, Kadıncık Ana’nın eşi değil eşiti olan bir eren ve onun yolundan giden Aleviler de kendi inançlarını Alevice yaşamaya devam ediyorlar.

    ALEVİ YAZARLAR, ARAŞTIRMACILAR ARASINDA ERKEKLERİ KADINLARDAN DAHA ÇOK DESTEKLİYORLAR

    Elbette Alevi tarihinin resmi tarihteki ele alınış biçiminden rahatsızım ve bu asimilasyon çabasına karşı mücadele edeceğim; ancak korkmuyorum da. Bizim gibi Alevi araştırmacıların Aleviliği yeniden yeniden yeniden yazmaya devam etmemiz gerekiyor. Kadıncıl, bağımsız ve rengarenk bir şekilde. Bu noktada Alevi örgütlerinin de Alevi araştırmacıları desteklemesi gerekiyor. Alevi kurumları bu konuda ciddi eksiklik içerisinde. Belli başlı birkaç akademisyenden başka hiçbir akademisyene, araştırmacıya üretme, dayanışma, çalışma imkânı sunmuyorlar. Alevi yazarlar, araştırmacılar arasında erkekleri kadınlardan daha çok destekliyorlar. Bu bağlamda Alevi kurumlarına ciddi iş düşüyor; eğer bu dayanışmayı ve sorumluluğu yerine getirmezlerse aynı şekilde birkaç isimle çalışmaya devam ederlerse üretilecek çalışmalar yetersiz olacaktır.
    Aleviler ve Alevi kurumları Türkçülük ve İslam’ın asimilasyonuna karşı mücadele etmek istiyorsa buna karşı güçlendirilecek en önemli adım Alevi kadınların önünün açmak olacaktır. Gerek örgütlenmede, gerek Ana’ların önünün açılmasında ve gerekse de Alevilik ve Alevi toplumunda Alevi kadınlar üzerine çalışmalar yapan Alevi kadın araştırmacıların, yazarların güçlendirilmesi, desteklenmesi gerekiyor. Alevi kurumu ve toplumu içinde cinsiyetçilikle, eşitsizliğe karşı verilecek mücadele Türk İslam sentezinin panzehiridir. Alevi kurumlarının bunun farkında olduklarını düşünüyorum. Geriye kalıyor kendilerini değiştirme çabası.

    “CEMEVLERİ DE ALEVİLİĞİ DOĞRU YAŞATMIYOR, İSLAMİ BİRÇOK UYGULAMA VAR”

    -Okullarda “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi kapsamında imamlar, müftüler ders vermeye başladı. Çocuklar camilere götürülüyor. Ayrıca okullarda mescitler açılıyor. Dini faaliyetler anaokullarına kadar indi. Dinci vakıflarla ve cemaatlerle yasa dışı şekilde protokoller imzalanıyor ve öğrenciler kontrolsüz bir şekilde dini faaliyetlere götürülüyor. Laik eğitim öğretim tamamen yok edilmiş durumda. Alevi çocukların ve ailelerinin pek çok zorluğu yaşadığını biliyoruz. Ancak Alevi kurumları bu konuda bir tepkiyi örgütleyemedi. Eğitim sistemindeki bu gericileşmeye karşı neler yapılabilir, önerileriniz nelerdir?

    Aleviler bağlamında konuşacaksak; Alevilik seküler bir inanç. Eğitimde herhangi bir inancın bu denli dayatılmasına tüm Aleviler karşı çıkmalıdır. Çevremizde gözlemliyorum, Alevi çocukları ayetlerden, hadislerden bahsediyorlar. Bana göre 8 yaşında bir çocuğun bunları konuşmaması gerekiyor. Öyle sanıyorum ki bizim en çok dikkat etmemiz gereken asimilasyon yöntemi bu. Çünkü çocuk beyni çok tazedir ve her duyduğunu tertemiz bir şekilde kapar. Bu korku ile çocuklarını cemevlerine getiren aileleri görüyorum. “Çocuklarımızı asimile edecekler diye zorla cemevine getiriyoruz” diyorlar. Ancak üzülerek söylüyorum ki, şahsen benim de üstünde defalarca durduğum bir konu var, kimi Cemevleri de Aleviliği doğru yaşatmıyor. Bazı Cemevlerinde harem-selamlık oturma düzeni, başörtüsü dayatması, abdest alma yerlerinin yapılması, cem erkanında fatiha okunması, cenaze erkanlarında Türkçe namaz kıldırılması gibi daha sayabileceğim İslami bir çok uygulama var ve dolayısıyla çocukları devletin asimilasyonundan koruyalım derken bu cemevlerine getirip aynı asimilasyona ellerine teslim ediyor aileler.

    “ALEVİ KURUMLARI TÜZÜKLERİNİ DÜZENLEMELİ, CEM ERKANINI ALEVİLİĞE UYGUN FORMATA GETİRMELİ”

    Alevi topumu için gerçekten hizmet veren Alevi kurumlarının ciddi bir şekilde tüzüklerini düzenlemeleri, cem erkanının içeriğini reform ederek Aleviliğe uygun formata getirmeleri gerekiyor ve de en önemlisi cenaze erkanları. Bunları ciddiye almadıkça asimile oluyor Alevi toplumu. Bugün Kuran kursu veren cemevleri ve orada birçok Alevi çocuğu kayıtlı. İktidarın İslamcı cemaatlere yol vermesi ve o aracılıkla eğitim sistemini mahvetmesi ne kadar tehlikeliyse cemevlerindeki durum da bir o kadar tehlikeli. Bence bu ikisini beraber ele almalıyız ve önce Alevi kurumlarını düzene sokmalıyız.

    “SÜNNİ KESİMDEN FARK KALMAYINCA KURAN KURSU AÇILMASI SIRITMIYOR”

    -Aleviler yıllardır çocuklarının zorunlu din dersine girmemesi için mücadele ediyor. Mahkemelere taşındı. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidildi ve davalar kazanıldı. Hükümet kararları uygulamadı. Öte yandan, zorunlu din dersi mücadelesini boşa düşürecek bir sorun var. Bazı cemevlerinde yıllardır Kuran kursu veriliyor. Bunlardan biri Kartal Cemevi. Ne yazık ki hem mahkeme kararlarının uygulanması için hem de Kuran kursu veren cemevi/derneklere yeterli baskı, tepki, örgütlenme yapılamadı. Cemevlerinde Kuran kursu verilmesinin önüne nasıl geçilebilir?

    Cemevlerinde Kuran kursu verilmesi gerçekten çok ürkütücü ancak az önce de bahsettiğim gibi cemevlerinin tek İslami uygulaması bu değil. Cemevi Dedelerinin bir kısmı yolundan saptı, “Alevilik gerçek İslam’dır” düsturu ile Anaları reddediyorlar. Bana sorarsanız bunların hepsi birbiri ile bağlantılı. Anaları reddedip Alevi kadınları görmezden gelmek, cemevinde kadın erkek eşitliğini sağlayamamayı doğuruyor. Kadın erkek eşitliği olmayınca can olunmuyor ve cem erkanında kadınlar ve erkekler birbirinden harem- selamlık şekilde uzak durma fikrini sorgulamıyor, öyle oturabiliyor. Harem selamlık sistem olunca kadınlara zorla başörtüsü taktırılıyor cemevlerinde. Yönetimlerde kadınların sayısı oldukça düşük, başkanlık makamlarında sadece erkekler var, eşit başkan sayısı az. Çok önemli bir diğer şey yönetim organlarında yer alacak kadınların kadın bilincine sahip olmaları. Aynı şey Analar için de geçerli. Kurumlara seçilen, delege olan Alevi kadınlarının oranı erkeklere oranla düşük. Ev içinde kadına yönelik şiddet hepimiz biliyoruz ki yüksek… Bunların olduğu bir topluluğun Sünni kesimden farkı yok değil mi? Sünni kesimden fark kalmayınca Kuran kursu açılması da sırıtmıyor açıkçası. Bu yüzden en başa dönmeliyiz, Aleviliğin ayrı bir inanç olduğunu, varoluş anlatısını, Alevilikte ölüm olmadığını, çok dilli ve çok kültürlü olduğunu anlatmalıyız. Kadın ile erkeğin Alevilikte eşit olduğunu, kadın regl oluyor diye kadını posta oturtmayan dedeleri ceme almamayı öğrenmeliyiz. Eğer bu noktalardan fire verirsek elbette kuran kursunu kaldırmamız da zorlaşır. Cemevinde başı örtülü, erkeklerle tokalaşmayan kadınlar olursa çocuklar kuran kursuna da gider, Hacca da gider.

    “CİDDİ BİR DAYANIŞMA GEREKİYOR”

    -Alevi nefretinin, Alevi asimilasyonunun yükseldiği bir dönem yaşıyoruz. Kurumların geleceğe dair projeler üretmesi, kalıcı hukuk komisyonları kurulması, kararların çabuk alınması, hızlı refleks gösterilmesi, cemevlerinin ibadetin yanında birer okula çevrilmesi, asimilasyonun önüne geçilmesi gibi pek çok konuda toplum Alevi örgütlülüğünden çok şey bekliyor. Kurumlara neler önerirsiniz? Önermekle kalmayıp birlikte neler yapılabilir?

    Yaptığı çalışmalar, ürettiği fikirler ve siyasi tutumları nedeniyle sık sık PİRHA’da haberlerini gördüğümüz 17+ Alevi Kadınlar grubumuzda 8 senedir kadın arkadaşlarımızla çalışma yürütüyoruz. Bizim önerdiğimiz ve çok önemsediğimiz bir konu var, yukarıda da değindim. Alevilik anlatılarını, Aleviliği bir de kadınlardan dinlemek Aleviliği kadınlardan öğrenmek. Biz bağımsız, feminist Alevi kadınlardan oluşan, farklı etnik kökenlerden gelen kadınların yan yana gelmesiyle olmuş bir grubuz. Derdimiz bir özne olarak Alevilikte kadınların varlıklarını, katkılarını ortaya çıkarmak. Çünkü Alevi toplumu da büyük oranda erkek egemen bir topuma dönüşmüş maalesef. Oysa Alevilik kadıncıl bir inanç. Kandildeki nur, Ana Fatma, yani her şeyin başı.
    Biz de araştırmalarımızda kullandığımız feminist metodoloji ile Alevilerin bile üzerini örtmeye çalıştığı, unutturmayı amaçladığı kadıncıl Aleviliği yaşatmak için çabalıyoruz. Aklımız, enerjimiz, imkânlarımız yettiğince. Bu konuda gelinen sonucu yeterli görmesek de başlangıçtaki duruma göre azımsanamayacak bir yol aldığımıza inanıyoruz. Çünkü artık inatla ve özenle ürettiğimiz, baskılara rağmen susmadan dillendirdiğimiz fikirlerimiz çok geniş kesimlerce kabul edildi. Daha önce erkek yöneticileri “incitecek” söylemleri dillerine almayan nice insan artık rahat konuşuyor. Kendisine feminist demeyen kadınlar feministim diyor. Bu da bizim gibi Alevi feminist kadınların göğsünü kabartıyor.
    Elbette daha çok baştayız. Alevi toplumuna kadıncıl Aleviliği anlatıp, bu tür çalışmaları çoğaltmak, yazmak, yeniden üretmek ve anlatmak gerekiyor. Bu noktada bağımsız feminist araştırmacılara mikrofon uzatmak gerekiyor. Kurumlardaki koltuklaşmanın ortadan kalkması gerekiyor. En önemlisi de başta kadınlar arasında olmak üzere ciddi bir dayanışma gerekiyor. Ve ötekileştiren, dışlayan her eylemin bir bu topluma negatif geri dönüşü olduğunu, bu tür tutumların mutlaka gün gelip ayağımıza dolanacağını unutmamak gerekiyor.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İktidar manevralar yapıyor; bir duruşumuz olmalı, belirleyici olmamız gerekiyor-VİDEO
    2-‘Alevi örgütleri mücadeleyi toplumsallaştırmalı, Alevi ailelerle ortaklaşılmalı’- VİDEO
    3- ‘Alevi kurumları ortaklaşa bir enstitü kurabilirler; bir hukuk birimi kurulabilir’ – VİDEO
    4-‘Mutlaka hukuk komisyonu kurulmalı, sorunlara çözüm üreten bir örgütlülük olmalı’-VİDEO
    5-‘Alevilerin sorunu siyasetle, hukuk mücadelesiyle çözülür; ciddi çalışmalara başlanmalı’
    6- ‘Cemevlerini ibadetin yanında sosyal, kültürel merkeze dönüştürmeliyiz, insana dokunmalıyız-VİDEO
    7-‘Sünni ulema zihniyetinin inancımızı bize anlatması mücadele etmemiz gereken bir durum’- VİDEO
    8- ‘Alevi kurumlarının bünyelerinde siyasi birimler oluşturulmalı, ortak akılla hareket edilmeli’
    9-‘Aleviler sokakta, hukuksal alanda mücadele etmeli ve sivil itaatsizlik örgütlenmelidir’
    10-‘Alevi enstitüleri kurularak inançtaki resmi ideolojinin yarattığı deformasyonlar ayıklanmalıdır’- VİDEO
    11-‘Alevi örgütlenmesinin yeni bir inşaya ihtiyacı var; dernekler yasasından çıkılmalı’-VİDEO
    12-‘Asimilasyonla mücadele ilk olarak devletle değil cemevlerinde başlamalı’-VİDEO
    13-‘Bilimsel çalışmalar yapılmalı; Sadece anma günleri ile Alevilik yeniden inşa edilemez’-VİDEO
    14-‘Alevi örgütleri mücadeleyi toplumsallaştırmalı, Alevi ailelerle ortaklaşılmalı’
    15-‘Alevi kurumlarının örgütlülüğe önem vermesi gerekiyor, örgütlü olmak güçtür’ -VİDEO
    16- ‘Aleviliği yaşamayı ve yaşatmayı merkezimize almalıyız, tehlikeli olan iç asimilasyon’
    17-‘Asimilasyona karşı aktif direniş ve sivil itaatsizliği örgütlemek gerekiyor; o zaman hak alınır’
    18-‘Asimilasyona karşı çıkmak onun alternatifini oluşturmakla mümkündür, program ve hedef olmalı’-VİDEO

    19-‘Bazı Alevi kurumlarının merkezi kurum olma arzusu, en yapılmayacak şeylerden biri’
    20- ‘Bazı cemevlerinde Sünni-Şii erkan uygulanıyor, buna ses çıkarılması lazım’- VİDEO 
    ‘Alevi örgütleri iyi bir eğitimden geçmeli, neler yapılacağı konusunda bir karar çıkartmalı’-VİDEO
    21- ‘Cemevi Başkanlığı’na karşı ortak mücadele hattı örülürse asimilasyon bertaraf edilebilir’-VİDEO

    22-‘Alevi dünyasında emek veren herkes asimilasyona karşı adım atmalı; bu güce sahibiz’

    23-‘Topyekün saldırıya karşı etkin bir mücadele hattı kurulmalı, sivil itaatsizlik olmalı- VİDEO

     

  • 17+ Alevi Kadınlar’dan hükümetin kadıncık ana programına tepki

    17+ Alevi Kadınlar’dan hükümetin kadıncık ana programına tepki

    PİRHA- 17+ Alevi Kadınlar, hükümetin düzenlendiği anma programı kapsamında Kadıncık Ana Türbesi’nde yapılacak lokma ikramını eleştirdi. Yapılan açıklamada, “Pirlerimizi ırkçılığınıza, dinciliğinize, cinsiyetçiliğinize alet edemeyeceksiniz” denildi.

    MHP’nin desteğiyle AKP hükümeti tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi kurumlarını yok sayarak Hacıbektaş’ta program düzenlemesi tepkilere neden oldu.

    17+ Alevi Kadınlar, hükümetin düzenlendiği anma programı kapsamında Kadıncık Ana Türbesi’nin yanında yapılacak lokma ikramını eleştirdi.

    “PİRLERİMİZİ IRKÇILIĞINIZA, DİNCİLİĞİNİZE, CİNSİYETÇİLİĞİNİZE ALET EDEMEYECEKSİNİZ”

    17+ Alevi Kadınlar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Dün cami cemevi projesiyle yapamadığınız gibi yıllardır sürdürdüğünüz Hace Bektaşı Veli ve Kadıncık Ana Etkinliklerini de kayyumlarınızla ele geçiremeyecek; pirlerimizi ırkçılığınıza, dinciliğinize, cinsiyetçiliğinize alet edemeyeceksiniz.”

    PİRHA/ANKARA

  • 17+ Alevi Kadınlar: Devlet Maraş Katliamı’yla yüzleşmeli, özür dilemeli, hesap vermeli

    17+ Alevi Kadınlar: Devlet Maraş Katliamı’yla yüzleşmeli, özür dilemeli, hesap vermeli

    PİRHA- 17+ Alevi Kadınlar, Maraş Katliamı’nın 45. yılı dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, katliamla Alevi toplumunun ve Aleviliğin yok edilmek istendiği belirtilerek, devletin katliamlarla yüzmesi, Alevilerden özür deilemesi ve hesap vermesi için çağrı yapıldı. 

    Ülkücü faşistlerin Maraş’ta gerçekleştirdiği Alevi Katliamı 45. yılında lanetleniyor.

    Yazılı bir açıklama yapan 17+ Alevi Kadınlar, Maraş Katliamı’nın diğer Alevi katliamlarında olduğu gibi Alevi toplumunu ve Aleviliği yok etmeyi, yok edemezse kontrolü altına almak isteyen devlet geleneğinin izlerini taşıdığını vurguladı.

    Katliamın Türk İslamcı geleneğin yönettiği planlı organizasyon olduğunu belirten 17+ Alevi Kadınlar, devletin katliamlarla yüzleşmesi, Alevilerden özür dilemesi ve hesap vermesi gerektiğini kaydetti.

    17+ Alevi Kadınlar‘ın açıklamasının tamamı şöyle:

    “Maraş Katliamı’nın 45. Yılında sorumlular hâlâ üç maymunu oynamaya devam ediyor.
    Maraş Katliamı’nın diğer Alevi katliamlarında olduğu gibi Alevi toplumunu ve Aleviliği yok etmeyi, yok edemezse kontrolü altına almak isteyen devlet geleneğinin izlerini taşıdığını biliyoruz. Aleviler, tarihçiler, bilim insanları, siyasetçiler bunları açık açık her yerde dilendiriyor.
    Her katliam gibi Maraş Katliamı’nın etkileri de yaşandığı günlerle sınırlı değil. Katliamı yaşayanlar, katliamda yakınlarını yitirenler, manevi ve maddi olarak yaralananlar ve bir bütün olarak Alevi toplumu katliamın etkilerini 45 yıldır yaşamaya devam ediyor.

    “MARAŞ KATLİAMI, TÜRK İSLAMCI GELENEĞİN YÖNETTİĞİ PLANLI ORGANİZASYONDUR”

    Demografik yapının değiştirilmesini hedefleyen, Alevilerin ve Alevilik inancına sahip olan, seküler, devrimci bir topluma karşı organize edilmiş katliamın adıdır Maraş Katliamı. İslamcı ve Türkçü yapıların kullanılarak ülkeyi tekçileştirmek hedefiyle Türk İslamcı geleneğin yönettiği planlı organizasyondur.

    “ALEVİLERİN TOPRAKALRINA EL KONULARAK SERVET TRANSFERİ YAPILMIŞTIR”

    Maraş Katliamı’nda da diğer Alevi katliamlarında olduğu gibi Alevileri yaşadıkları yerlerden göç ettirip onların topraklarına, taşınır taşınmaz mülklerine el konarak servet transferi yapılmıştır. Aynı zamanda Aleviler yoksullaştırılmakla, yaşadıkları topraklardan uzaklaştırılmakla kalmamış ülkede Alevilerin çoğunlukta olduğu iller “Alevisizleştirilmeye” çalışılmıştır. Bu politika yıllarca sürdürülmüştür. Ortaca, Sivas, Malatya gibi diğer Alevi katliamları buna örnektir.

    “DEVLET YÜZLEŞMELİ, ALEVİLERDEN ÖZÜR DİLEMELİ, HESAP VERMELİDİR”

    Topumun hafızası kolay kolay silinemiyor, silinmiyor. Sessiz kalınsa da, susulsa da muhakkak bir gün bir yerden bir dal kıpırdamaya başlıyor. Aleviler yaşadıklarını konuşuyor, dillendiriyor, failleri ve esas sorumluları tanıyor, affetmiyor.
    Bilinmelidir ki katliam ile yüzleşmeyen toplum ve iktidarlar (katliamdan bu yana değişenler) suç eylemini sahiplenmektedir. Katliam ile arasına mesafe koymayanlar onu bir miras gibi sahipleniyor. Alevilere yönelik katliamlar ile yüzleşme ve etkin muhakeme edilmeden, bu toplumda ne sulh olur ne de toplumsal eşitlik sağlanır
    Yeni katliamlar olmaması için devlet katliamlarla gerçekten yüzleşmeyi hedeflemeli, Alevilerden özür dilemeli, yargı önünde HESAP vermelidir. Tekçilikten vazgeçip, çoğulcu ve birlikte yaşam koşullarının oluşması için sorumluluktan kaçmamalı, gerekli düzenlemeleri, üzerine düşenleri daha da gecikmeden yerine getirmelidir.

    BİR ARADA DURMA ÇAĞRISI

    Maraş’ta günlerce süren organize katliamı yaşayan ve katledilen canları saygıyla anıyoruz. Katliamdan yaralı kurtulan, manevi olarak yaralanan herkesle birlikteyiz, yalnız değiliz diyoruz. Maraş Katliamı’nı etinde, kemiğinde, ruhunda hisseden tüm canları daha güçlü ve daha örgütlü olmak için daha da bir arada durmaya çağırıyoruz.
    Maraş Katliamı’nın üzerinden geçen seneler, tüm insanlık suçları gibi, hafızamızda ve kalplerimizde dün gibi.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi kadınlardan, Gülfer Akkaya’ya destek

    Alevi kadınlardan, Gülfer Akkaya’ya destek

    PİRHA- Alevi inanç yürütücüsü Ana’lar, zakirler, Alevi kurum eşit (eş) başkanları, bölge başkan ve temsilcilerinden oluşan Alevi kadınlar 26 Nisan günü başlayacak olan HDP’lilerin yargılandığı Kobane mahkeme öncesinde bir açıklama yaparak Yazar Gülfer Akkaya’ya sahip çıktılar.

    17+ Alevi Kadınlar grubunun çağrısıyla Türkiye, Kıbrıs ve Avrupa’da yaşayan Alevi kadınlar, 26 Nisan günü başlayacak olan yazar Gülfer Akkaya’nın da yargılandığı Kobane mahkeme öncesinde bir açıklama yaptı.

    Barışı, eşitliği, özgürlüğü savunan Gülfer Akkaya’nın davada iddia edilen suçlamalarla ilişkilendirilmesini kabul etmediklerini belirten Alevi kadınlar, Gülfer Akkaya ve diğer HDP’lilerin yargılamaktan vazgeçilmesini isteyerek daha fazla mağduriyet yaşatmadan dosyanın kapatılmasını, tutukluların serbest bırakılmasını talep ettiler.

    “ALEVİ KADINLAR OLARAK, GÜLFER CANIMIZIN YANINDAYIZ”

    17+ Alevi Kadınlar grubunun çağrısıyla Türkiye, Kıbrıs ve Avrupa’da yaşayan Alevi kadınların yaptığı dayanışma açıklamasının tam metni şöyle:

    “Gülfer Akkaya emeği, aklı, enerjisi ile tüm kadınların güçlenmesi için çeyrek asırdır feminist mücadele içinde yer alan aktif, aynı zamanda yaptığı araştırmalar, yazdığı makale ve kitaplarla kadınların belleğinin oluşmasına da katkı sağlayan yazardır. On yıla yakın süredir özel olarak Alevi kadınların güçlenmesi için mücadele eden canımızdır. Bulunduğu, çalışma yürüttüğü her alanda savaşın değil barışın, ayrımcılığın değil eşitliğin, baskıların değil özgürlüğün sağlanması için çabalamıştır. Biz aşağıda imzası bulunun Alevi kadınlar, barışı, eşitliği, özgürlüğü savunan Gülfer canımızın bu davada iddia edilen suçlamalarla ilişkilendirilmesini kabul etmiyoruz. Hem Gülfer canımızı hem de diğer arkadaşlarımızı bu hukuksuz, asılsız, siyasi davadan yargılamaktan VAZGEÇİN, arkadaşlarımızı daha fazla mağdur etmeden dosyayı kapatıp herkesi SERBEST BIRAKIN diyoruz.”

    NE OLMUŞTU?

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 5-8 Ekim 2014 tarihleri arasında düzenlenen Kobani eylemlerine ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında 7 ilde 82 kişi hakkında gözaltı kararı vermişti. Gözaltına alınanlar arasında Alevi inancı ve kadın hareketi alanında yaptığı çalışmalarla tanınan yazar Gülfer Akkaya da bulunuyordu. Gözaltı sonrası Mahkemeye çıkarılan Akkaya adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    İmzacılar:
    1 Narin Gülçiçeği-Ana
    2 Ela Kaya- Ana
    3 Ayten Şimşir- Ana
    4 Yaprak Dengiz- Zakir
    5 Ayten Yaşar- AKM Karlsruhe
    6 Afife Varan- Berlin Arap Alevileri Birliği Kadınlar Kolu Üyesi
    7 Belgin Baklacı- Den Haag Türkiye Akdeniz Alevi Kültür Birliği Yönetim Kurulu Üyesi
    8 Beyhan İpek- Baden-Würtemberg AABF Bölge Kadınlar Birliği Başkanı
    9 Destina Çiçek- Uppsala Alevi Kültür Dernegi Eşit Başkanı
    10 Dilek Güneş- Alevi Bektaşi Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi
    11 Dilek İncedal- Britanya Alevi Federasyonu Yönetim kurulu
    12 Dilek Odabaş Bakır
    13 Elif Duman- Bremen Cemevi Disiplin Kurulu Başkanı
    14 Elife Bozar- Ingolstadt Cem Evi
    15 Emine Enhas- Hamburg Hak Evi Eşbaşkanı
    16 Emire Hamurcu- Berlin Arap Alevileri Birliği Kadınlar Kolu Başkanı
    17 Ergül Altunkaymak- Nürnberg Cem Evi İkinci Başkanı
    18 Evrim İnan- Bodrum Alevi Bektaşi Kültür Derneği – Cemevi / Avukat

    19 Fadime Varlı Augsburg Alevi Kültür Merkezi ve Cem Evi Birinci Saymanı
    20 Feriha Mavigöz Stuttgart AKM Eşbaşkanı
    21 Fidan Kabayel Mardef Kadın Eşsözcüsü
    22 Güler Akgül Kiel Cemevi Kadınlar Birliği Başkanı
    23 Gülhanım Kızılkaya Devrimci Alevi Birliği (DAB) Eşsözcüsü
    24 Hasret Aydoğdu Galler Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı
    25 Hatun Terzi Maraş Alevi İnisiyatifi
    26 Hülya Elmas Hollanda Ehlibeyt Kültür Derneği Başkanı
    27 Hülya Özdemir Yıldız HAAK BİR Yönetim Kurulu Üyesi
    28 Huriye Tosun Ingolstadt Cem Evi
    29 Mehtap Durmuş Ingolstadt Cem Evi
    30 Melek Şakar Göteborg Alevi Derneği Eşit Başkanı
    31 Meryem Summakoğlu Berlin Arap Alevileri Birliği Kadınlar Kolu Üyesi
    32 Nadiye Dağ Berlin Arap Alevileri Birliği Başkanı
    33 Necmiye Gülbol Berlin Arap Alevileri Birliği Kadınlar Kolu Başkan Yardımcısı
    34 Nilgün Yıldırım Hollanda Alevi Kadınlar Birliği Sekreteri
    35 Nuran Yılmaz Devrimci Alevi Birliği (DAB) Kadın Komitesi Üyesi
    36 Nursel Çiçek Cemre Alevi Kadın Grubu
    37 Öznur Özyıldîz Berlin Arap Alevileri Birliği Kadınlar Kolu Üyesi
    38 Pervin Giyik Devrimci Alevi Birliği (DAB) Kadın Komitesi Üyesi
    39 Selma Kara Ingolstadt Cem Evi
    40 Selver Kaya Kıbrıs Pir Sultan Derneği Eşbaşkanı
    41 Serap İşçi AABF Bavyera Bölge Temsilciliği Sekreteri
    42 Şerife Köylüce Hamburg ve Çevresi Alevi Kültür Evi Eşbaşkanı
    43 Seval Ünlü Haak-Bir
    44 Seval Uzun Berlin Arap Alevileri Birliği Kadınlar Kolu Üyesi
    45 Sevda Mor Devrimci Alevi Birliği (DAB) Basın Yayın Sorumlusu
    46 Sevim Kaplan Hollanda Alevi Kadınlar Birliği Başkanı
    47 Sevinç Hamurcu Berlin Arap Alevileri Birliği Kadınlar Kolu Üyesi
    48 Songül Çelik FEDA İsviçre Eşbaşkanı
    49 Ülkü Bingöl Kiel Cemevi Kadınlar Birliği İkinci Başkanı
    50 Yıldız Kavak Devrimci Alevi Birliği (DAB) Kadın Komitesi Üyesi
    51 Zeynep Arslan Kamu Görevlisi , Akademisyen (Avusturya)
    52 Zeynep Demir Enfield Alevi Kültür Dernek Başkanı

    (HABER MERKEZİ)

  • 17+ Alevi Kadınlar, Yazar Gülfer Akkaya’nın gözaltına alınmasına tepki gösterdi

    17+ Alevi Kadınlar, Yazar Gülfer Akkaya’nın gözaltına alınmasına tepki gösterdi

    PİRHA – Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı başlattığı “Kobani soruşturması” kapsamında 7 ilde 82 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Gözaltına alınanlar arasında olan yazar Gülfer Akkaya için 17+ Alevi Kadınlar tepki gösterdi.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 5-8 Ekim 2014 tarihleri arasında düzenlenen Kobani eylemlerine ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında 7 ilde 82 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Gözaltına alınanlar arasında Alevi inancı ve kadın hareketi alanında yaptığı çalışmalarla tanınan yazar Gülfer Akkaya da bulunuyor.

    Akkaya, Twitter’dan, “Evime polis geldi gözaltına alınıyorum” mesajını paylaştı. 17+ Alevi Kadınlar, Yazar Gülfer Akkaya’nın gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

    “HUKUKSUZLUĞA SON VERİLMELİ”

    17+ Alevi Kadınların açıklaması şöyle:

    “Alevilik üzerine çalışmalar yapan, kadın hareketi, azınlık hakları alanında mücadele eden, Ankara Katliamında yaralanan, araştırmacı yazar arkadaşımız Gülfer Akkaya bugün gözaltına alındı.

    Daha önce ifadesi alınmış, gerek duyulması halinde davet üzerine ifade vermeye veya mahkemeye gelebileceği bilinen birinin veya delillerin karartılma tehlikesi bulunmadığı durumda, gözaltına alma kararı orantısız bir işlemdir. Niteliği aşağılama, onur kırma, gözdağı verme gibi bir amaca hizmet ettiğini, usul ve hukuka aykırı olduğunu hepimiz biliyoruz. Dört günlük ilan edilen gözaltı kararını tanımıyoruz. Hukuksuzluğa derhal son verilmeli! Arkadaşımızı serbest bırakın.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 17+ Alevi Kadınlar: Madımak’ta katledilen 33 canımız için adalet istiyoruz

    17+ Alevi Kadınlar: Madımak’ta katledilen 33 canımız için adalet istiyoruz

    PİRHA- 17+ Alevi Kadınlar, Sivas Katliamı’nın 27. yılı dolayısıyla yazılı bir açıklama yaparak, “Sivas’ın ışığı sönmeyecek, Madımak’ta katledilen 33 canımız için adalet istiyoruz”  dedi.

    17+ Alevi Kadınlar, Sivas Katliamı’nın 27. yılı dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı.

    “Sivas’ın ışığı sönmeyecek, Madımak’ta katledilen 33 canımız için adalet istiyoruz” denilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Bu yıl, 2 Temmuz 1993 yılında Sivas Madımak Oteli’nde yapılan katliamın 27. yıldönümü. Katliamın yaşandığı günden bugüne yani 27 yıllık süreç boyunca katliam ile ilgili bir arpa boyu yol alınmadığı gibi, bu katliamın sorumluları, katliamcılar peş peşe devlet ve iktidarlar tarafından zaman aşımı ve siyasi af kararları ile ödüllendirildiler. Katiller ya serbest bırakıldı, ya yurt dışına gitti ya da Sivas şehrinin merkezinde, karakola yakın bir evde yaşadığı ortaya çıktı.

    Bu katliamı savunanlar, sahiplenenler siyasi partiler kurdular, iktidara geldiler, milletvekili, bakan oldular.

    Alevileri her daim kontrol altında tutmayı amaçlayan devlet bunu sistematik katliamlarla yapmayı amaçladı. Bu nedenle Alevilere yönelik birçok katliam tertip edildi. Bu katliamlar için dönemine göre ya Türk İslamcı politikalar ya da İslamcı Türkçü politikalar uygulandı. Netice olarak bugün iktidarda bulunan İslamcı Türkçü iktidar Madımak Katliamı ile ilgili katliamın tutuklu son sanığını yaşlılık ve sağlık nedeni ile cezaevinden çıkartarak ikinci bir “Hayırlı olsun” kararı verdi.

    “MADIMAK KATLİAMI İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ BİR SUÇTUR”

    Ancak bu karar da tıpkı diğer kararlar gibi hukuksuzdu ve toplum vicdanında kabul görmedi. Çünkü insanlığa karşı işlenen suçlar zaman aşımına uğratılamaz ve affedilemez. Madımak Katliamı sadece Alevilere karşı değil, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Onu AK’layanları bu toplum affetmeyecek.

    Bizler Sivas Madımak katliamını unutmadık, unutturmayacağız!

    “TÜRKÜLERİ YAPANLAR YASALARI YAPANLARDAN DAHA GÜÇLÜ”

    Katliamlara ilişkin toplumsal hafızanın önemini bir kez daha anımsatarak talep ediyoruz; Madımak Oteli müze yapılsın. Yurt içindeki ve yurt dışındaki katiller yeniden yargılansın.

    Sivas’ın ışığı sönmeyecek, Madımak’ta katledilen 33 canımız için adalet istiyoruz.

    Türküleri yapanlar yasaları yapanlardan güçlüdür.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Alevi kadınlar ilk kez talepleriyle 8 Mart’ta alanda olacaklar

    Alevi kadınlar ilk kez talepleriyle 8 Mart’ta alanda olacaklar

    PİRHA- 8 Mart’ta İstanbul’da İstiklal Caddesi’nde düzenlenen Feminist Gece Yürüyüşü’ne kendi talepleriyle katılacaklarını açıklayan 17+Alevi kadınlar, “Sözümüz bir, mücadelemiz aynı. 8 Mart’ta sokaklarda yan yana gelerek güçleneceğiz” dedi. 

    8 Mart’ta Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla kadınlar, başta İstiklal Caddesi olmak üzere İstanbul’un her yerinde sokakta olacaklarını duyurdu.

    Bazı alanların ve meydanların ruhu ve kimliği olduğunu kaydeden kadınlar, İstiklal Caddesi’nin de böyle bir öneme sahip olduğunu belirterek, iktidarın kadın düşmanı politikaları ve yasakçı zihniyetine karşı sokakta olacaklarını vurguladılar.

    Kadınlar Feminist Gece Yürüyüşü’nü Fransız Kültür Merkezi önünde saat 19.00’da başlatacaklar.

    FEMİNİST GECE YÜRÜYÜŞÜNDE OLACAKLAR

    Bu arada, Alevi kadınlar kendi talepleri ile ilk kez bu yıl 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nde yer alacaklar.

    Yürüyüşe katılacak olan 17+ Alevi kadınlar, bu yıl talepleri ile görünür olarak sokaklara çıkacaklarını belirterek, “Alevi kadınlar ilk kez talepleri ile bu yıl 8 Mart’ta sokaklarda olacağız. Elbette çok gecikilmiş bir karar ama geç olsun, sokaklara çıkılmamış olmasın değil mi?” dedi.

    17+ Alevi kadınlar, 8 Mart’a ilişkin şu açıklamayı yaptı:

    “Alevi kadınlar da tüm kadınlar gibi en çok eviçi erkek sömürüsünden, erkek şiddetinden ve devletin baskılarından muzdaripler.

    17+ Alevi kadınlar olarak yıllardır bunları dillendiriyoruz ve bu yıl ilk kez sokaklarda ellerimizde taleplerimizin yazılı olduğu dövizlerle yüksek sesle söylemi oluyoruz. Bu ilk aynı zamanda Alevi kadınların 8 Mart’a kendi talepleriyle görünür olarak katılışlarının da ilki. Mutluyuz.

    “BİZDE ÇOK DERİNLEŞTİRİLMİŞ EŞİTSİZLİK VAR”

    Dövizlerimize patriarkal (erkek egemen sistemi) Alevi evlerinde ve kurumlarındaki cinsiyetçiliği, kadın emeğinin sonsuz sömürüsünü, homofobi ve transfobiyi hedef alan taleplerimizi yazdık.

    Alevi toplumu tarafından bilinen, mücadele için sıkça kullanılan kimi sloganları da kadınlar açısından uyarlayarak yazdık dövizlerimize. Çünkü kadın erkek eşitliği Alevilerin dediği gibi “Bizde eşitlik” var söyleminin tam tersi. Hayır. Bizde çok derinleştirilmiş, üstelik hakkında yeni yeni konuşulan derin bir eşitsizlik var. Alevilerde eşitsizliğin olduğunu, Alevilerin kadıncıl eşitlikçi inançlarından uzaklaştıklarını ve Aleviliği erkekleştirmeye çalıştıklarını, bunu da Alevi erkeklerin bilerek yaptıklarını göstermek için bu sözleri kullandık.

    Hepimizin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun. 8 Mart’ta evde değil, eylemde olalım, her yerde sokaklara çıkalım.”

    17+ Alevi kadınlar açıklamasında, “Sözümüz bir, mücadelemiz aynı. 8 Mart’ta sokaklarda yan yana gelerek güçleneceğiz” ifadesini kullandı.

    PİRHA/İSTANBUL