Etiket: 19-26 aralık maraş katliamı anma haftası

  • ‘Sürekli ‘Mehmetçik’ diyorlar; ‘Mehmetçik’ evine döndüğünde evini yakmışlardı’

    ‘Sürekli ‘Mehmetçik’ diyorlar; ‘Mehmetçik’ evine döndüğünde evini yakmışlardı’

    İSTANBUL- DAD, Maraş ve Roboski katliamına ilişkin düzenlediği etkinlikte, sorumluların yargılanması gerektiği yerde ailelerin yargılandığına dikkati çekerek, sorunun ancak güçlü bir yüzleşme ile aşılabileceğini belirtti.

    Demokratik Aleviler Dernekleri (DAD), Maraş ve Roboski Katliamına ilişkin Sultangazi’de bulunan dernek binalarında panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Gazi Cemevi Derneği üyesi Nergiz Güzel’in yaptığı panelde konuşmacı olarak katliama tanıklık eden Semira Alma ve Pir Aziz Güler, yazar Mehmet Kömür, Maraş-Elbistan Kaşanlılar Derneği üyesi Derviş Güllü ve Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş yer aldı. Salona, “Maraş, Roboski unutma, unutturma!” pankartı asıldı.

    SORUMLULAR YARGILANINCAYA DEK

    Panelde ilk olarak söz alan tanıklardan Semira Alma, Roboski Katliamını işleyenlerin bu zamana kadar hiçbir ceza almamasına dikkati çekerek, katliamın o dönemin Başbakanı, Genelkurmay Başkanı, İçişleri Bakanı’nın bilincinde gerçekleştiğini söyledi. Katliamın sınır ticaretini bitirmek için yapıldığını ifade eden Alma, “Katliamdaki amaç Roboski halkını koruculuk sistemine dahil etmekti. Oradaki halk ya sınır ticareti yapacaktı ya da korucu olacaktı. Devlet onlara farklı bir alternatif bırakmamıştı. Onlar sınır ticareti yaptılar ve bedelini de çok ağır bir şekilde ödediler. Orada yaşamını yitirenlerden birisi benim 25 yaşındaki Nadir ağabeyimdi. Olayın üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen hala acılarımız dinmedi. Bu dava da failler ceza almadı. Roboskili aileler ceza aldı. Yargılaması gerekenler yargılandı ve hala yargılanmaya devam ediyor. Ama bizler asla dayanışmamızdan, mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Katliamdan sorumlu herkesin yargılanıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    Tanıklardan Pir Aziz Güler, katliamın boyutunu anlattı. Hiçbir zaman insan ayrımı yapmadıklarını belirten Güler, “Biz kimseyi incitmek istemezken bizi incitiyorlar. Bizim de toplum olaraktan birlik beraberlik içerisine girmemiz gerekiyor. Bizler sevgi, barış ile yaşamamız gerekir” dedi.

    “SÜREKLİ ‘MEHMETÇİK’ DİYORLAR YA, MEHMETÇİK EVİNE DÖNDÜĞÜNDE EVİNİ YAKMIŞLARDI.”
    Söz alan yazar Mehmet Kömür de, devletin kendi sistemini oturtmak için bu katliamı gerçekleştirdiğini söyleyerek, bu anlayışın başında ittihat ve terakki zihniyetinin olduğuna dikkati çekti. Kömür, “Daha sonra hükümetin yeni kadroları bunu şark ıslahat planı ile devreye soktu. Bununla birlikte katliam sürecini biz yaşadık” diye belirtti.

    Katliam sırasında askerde olduğunu ifade eden Kömür, “Sürekli ‘Mehmetçik’ diyorlar ya, Mehmetçik evine döndüğünde evini yakmışlardı” ifadelerine yer verdi.

    Gerçekleştirilen katliamlara karşı mücadele ettiklerini sözlerine ekleyen Kömür, “Bunlara cevap olsun diye 2 sene önce ‘Yaşamı Yeniden ve Yerinde Kuruyoruz’ diye proje başlattık. Bu projenin amacının kültürel soykırıma bir cevap vermek. Bu proje kapsamında bölgemizi ağaçlandırdık. Bu ağaçlandırma çalışmamızın sayısı yüz binleri buldu. Bu anlamda herkes bölgesinde soykırıma karşı bir tane ağaç diksin. Devletin amacı köylerimizi boşaltmaktı ve bunu kısmen başardı. Bizimde çalışmamız tam olarak buna karşı. Bunu hep birlikte tersine çevirelim” çağrısında bulundu.

    ‘MÜCADELE HATTI OLUŞTURABİLİRİZ’
    Ardından söz alan Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş ise, tüm bu katliamlara karşı birliğin önemine dikkat çekerek, “Kim ne derse desin. Bizi çatıştırmaya çalışanlara dur demek zorundayız. Başka türlü cevap olamayız. Tüm egemenlere karşı bir mücadele hattı oluşturabiliriz” diye vurguladı. Konuşmaların ardından soru cevap bölümüne geçilen panelde, anadilinde konuşan bir katılımcı kendi değerlendirmelerinde bulundu. “Kendi kültürümüzü kaybettikçe bu katliamlara devam ediyoruz. Kendi birliğimize ve kültürümüze sahip çıktığımız gün şehitlerimizin kanı yerde kalmaz” dedi.

    Katliamı anmak için panelin ardından dernek binası önünde basın açıklama yapıldı. Açıklamayı okuyan DAD üyesi Mesude Yalçın, katliamların genelde Aleviler, özelde ise Kürt Alevilerin yaşadıkları yerlerin hedef alındığını söyleyerek, amaçlarının bölgenin demografik yapısının değiştirilmek olduğunu vurguladı. Yalçın, katliam politikasıyla yürütülen asimilasyonun, devşirtme devlet sisteminin bir ürünü olduğunu ifade ederek, katliamın ayrıca Türkiye halkları için de bir yüzleşme sorunu olduğunu vurguladı. Bunun ancak güçlü bir yüzleşmeyle aşılabileceğini kaydeden Yalçın, “Hakk yol Alevi halkların bu süreci ancak kendi iç birlikleri ve demokrasi güçleri ile ortak mücadele yöntemleriyle mümkündür” diye vurguladı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDK’den Maraş Katliamı paneli: İlk değildi son da olmadı

    HDK’den Maraş Katliamı paneli: İlk değildi son da olmadı

    PİRHA- HDK Maraş katliamına ilişkin panel düzenledi. Panele katılan Demokrat Yargı Derneği sözcüsü Hakim Ertekin, “Maraş katliamına dört ya da beş gün sürdü demek ardından yaşanan bu olayları saymamak olur. Maraş katliamı sadece bir katliam değil bir pogrom. Pogrom, devlet eskortluğunda kıyım yapmaktır” dedi. 

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) başlangıcı 19 Aralık sayılan Maraş katliamına ilişkin yazar ve araştırmacılarla bir panel düzenledi. Nergiz Güzel’in moderatör olduğu panele insan hakları savunucusu Fatma Bostan Ünsal, Çerkes yazar ve araştırmacı Aysel Okan Hoşgit ve Demokrat Yargı Dermeği sözcüsü hakim Orhangazi Ertekin katıldı.

    “150 YILLIK İŞKENCE VE KATLİAMLARDA BİLİNEN HER ŞEY MARAŞ’TA UYGULANDI”

    26 yıl yargıçlık yapan Ertekin, “Katliamlar, kıyımlar bugünden bakıldığında geçmişte kalmış gibi görünüyor. Ayrıca katliamlar hep başkalarının başına gelir ve bizden uzak kalacağı zannedilir. Bu algılar yanlıştır. Bizden uzak değildir. Bizim içinde olduğumuz süreçlerdir. Kötü ve tanınmadık insanlarla değil, komşularımız, arkadaşlarımızla yapılır. Mümkün olduğunca yakınlaştığımızda katliamla tanışır ve yüzleşiriz” diye konuştu.

    Ertekin, 19 Aralık tarihinin özel olarak seçildiğini belirtirken; “Oysa katliam 22 aralıkta iki sol görüşlü öğretmenin öldürülmesi ve cenazenin kaldırılırken 30 bin kişinin olduğu kitlenin öldürülmeye çalışılması ile başlamıştır. Yörük Selim ve Kara Maraş mahallesine sığınan kitle dört gün boyunca aralıksız saldırıya maruz kalmışlardır. Son 150 yıl içerisindeki akıllara gelen özel şiddetleri toplandığında, hepsinin Maraş’ta görülebilir. Ermeni katliamındaki askeri hazırlık vardır. Dersim’deki göç ettirtme vardır. 6-7 Eylül’deki mala el koyma var” ifadelerini kullandı.

    Ölüm sayısının da devlet tarafından zamanla azaltığını belirten Ertekin, “TRT ilk günkü haberlerinde ölen sayısını 300 olarak açıklamıştı. Süreç içerisinde azalta azalta 112 kişiye düşürdüler. Oysa tanıklar en az 700 kişi olduğunu hala birçok cenazenin de kayıp olduğunu söylüyor” dedi.

    BİR KATLİAMLA NASIL YÜZLEŞİLMEZ EN İYİ ÖRNEĞİ TÜRKİYE

    “Devlet, katliamdan kurtulanları yargıladı” diyen Ertekin sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye, bir katliamla nasıl yüzleşilmez en iyi şekilde gösterdi. Maraş katliamına dört ya da beş gün sürdü demek ardından yaşanan bu olayları saymamak olur. Maraş katliamı sadece bir katliam değil bir pogrom. Pogrom, devlet eskortluğunda kıyım yapmaktır. Bunu tezgahlayanların “Ülkücü, İslamcı, Sünni, ABD” gibi listelemek devletten ayırmak olur. Halk masum değil, kuşkusuz Amerikalıların da parmağının olduğu bir dönem ancak bunun altyapısını devlet hazırlamıştır. Ortada birden fazla fail var. Ancak katliamı anonimleştirmemek gerekir.”

    “UTANCIMIZI YAŞAYABİLİRSEK YÜZLEŞEBİLİRİZ”

    İnsan Hakları Savunucusu Fatma Bostan Ünsal konuşmasına ana akımda katliam tanıkları olmadığı için bu hikayeleri toplumun hala bilmediğini belirtti. Ünsal, “İlk mağdurları Aleviler, solcular belki. İkinci mağdur ise tüm Türkiye halklarıdır. Çünkü hesap veremeyen, şeffaf olmayan siyasetçilerle yönetiliyor. Maraş katliamı sonrasında ne oldu? Önce sıkıyönetim ardından da askeri darbe gerçekleşmiştir” diye konuştu.

    Ünsal, İngiliz siyaset bilimci John Stuart‘ın “Eğer bir toplum millet oluşturamıyorsa o zaman ya askeri vesayete ihtiyaç olur ya da dışarıdan müdahaleye açılır” sözünü hatırlattı. Ardından “İşte bu vesayetten kurtulabilmek için farklı kesimlerin bir arada yaşayabilmesi ve düşman görmemesi gerekir. Grupların kendi olumsuz hatıralarını paylaşarak yapılabilir. Maraş katliamı bütün Türkiye için utanç vericidir. En iyi ihtimalle sessiz kalan olarak katliamın parçası olanlar bu utancı yaşamalıdır” ifadelerini kullandı.

    “HAZİRAN’DA ÖLMEKSE ARALIK’TA DA YAŞAMAK ZOR”

    Aysel Okan Hoşgit, Nazım Hikmet Ran’ın sözleri ile konuşmasını açtı. “Hani şair diyor ya Haziran’da ölmek zor”. Bizim içinse Aralık’ta yaşamak zor” dedi. Çerkeslerin yaşadığı katliamı anlatan Hoşgit, Çarlık Rus askerinin bir ifadesini hatırlatırken, şöyle konuştu:

    “Diyor ki, ‘Köydeki herkesi öldürdük. Hayvanlarını öldürdük. Köy temizlendi.’ Bir başka asker diyor ki, ‘Köyün yarısını öldürdük, geri kalan yarısı da acısından ölecek durumdaydı. Bıraktık.’ Çerkesler olarak ölülerimizi Karadeniz’e attık. Yıllarca hiç balık yemedi büyüklerimiz ve bunları çok sonradan öğrendik. Müthiş bir asimilasyona uğramışız. Dünya tarihi bunlarla dolu. Kurtulmanın en iyi yolu dinlemek, anlamak ve empati yapmak olur diye düşünüyorum.”

    PİRHA/ISTANBUL

  • MARDEF: 19-26 Aralık tarihlerini ‘Maraş Katliamı Anma Haftası’ ilan ediyoruz

    MARDEF: 19-26 Aralık tarihlerini ‘Maraş Katliamı Anma Haftası’ ilan ediyoruz

    PİRHA- Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF), Maraş Katliamı’nı daha görünür kılmak ve bu katliamın hesabının sorulabileceği bir süreç başlatabilmek adına bir dizi karar aldı.

    3. Meclis toplantısını gerçekleştiren Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF), toplantı sonrası aldığı kararları kamuoyu ile paylaştı.

    19-26 Aralık tarihlerini ‘Maraş Katliamı’nı Anma Haftası’ ilan eden MARDEF, sadece yıl dönümlerinde yapılan çeşitli etkinliklerle katliamı anlatmanın yetersizliğinden hareketle alınan bu kararın demokratik kamuoyu tarafından da dikkate alınacağı, değer verileceğini beklentisinde olduklarını dile getirdi.

    MARDEF 19-26 tarihleri arasında katliamının tanıkları ve katledilenlerin mezar yerlerinin ziyaret edilmesi, katliama dair anlatımların yer aldığı Maraş Katliam Köşesi oluşturulması ve yas tutulan bu haftada eğlenceli etkinlik düzenlememesi çağrısında bulundu.

    “ETKİNLİKLERLE KATLİAMI GÜNDEMDE TUTMAK MÜMKÜN OLMUYOR”

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    Kısa adı MARDEF olan Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu olarak, 3. Meclis toplantımızı büyük bir kararlılık ve yüksek bir motivasyonla gerçekleştirmiş bulunuyoruz.

    Bu toplantımızda alınan birçok kararın yanında, özellikle bir konuyu öneminden dolayı özel olarak kamuoyu ve basınla paylaşmak istiyoruz. Bilindiği gibi 19-26 Aralık 1978 yılında, devletin bir organizasyonu olarak bir hafta boyunca devam eden ve onlarca insanın katledildiği Maraş Katliamı bütün demokratik kamuoyunun hiç unutmadığı ve unutturulmasına izin vermediği çok önemli bir siyasal katliam olarak her yıl dönümünde birçok etkinlikle ve çok sayıda alanda anılmaktadır.

    Ancak yaşadığımız coğrafyada o kadar çok katliam yaşandı ve o kadar çok katliam yaşanmaktadır ki sadece yıl dönümlerinde yapılan etkinliklerle, bir katliamı toplumun gündeminde tutmak ve hesabının sorulacağı bir zemine taşımak ne yazık ki mümkün olmayabilmektedir.

    “MARAŞ KATLİAMINI ANMA HAFTASI İLAN EDİYORUZ”

    MARDEF’in en temel çalışma alanlarında birisi olarak belirlediğimiz Maraş Katliamı’nın bilinmesi ve hesabının sorulması konusunda, daha fazla ne yapabiliriz diye bir sorunu, bu toplantımızın en temel sorunlarından biri olarak ele aldık.

    Bu amaçla yukarıda belirtilen noktalardan hareketle MARDEF Genel Meclisi olarak, Maraş Katliamı’nı, katliamın yaşandığı bir hafta boyunca anmanın/anlatmanın daha anlamlı, daha doğru ve daha sonuç alıcı olacağını belirlemiş ve 19-26 aralık günlerini “MARAŞ KATLİAMINI ANMA HAFTASI” olarak ilan etmeye karar vermiş bulunuyoruz.

    Bu kararla Maraş katliamını daha görünüyor kılmak ve bu katliamın hesabının sorulabileceği bir süreci başlatmak istiyoruz. Maraş katliamı gibi kapsamlı ve çok yönlü bir soykırım uygulamasının, sadece yıl dönümlerinde yapılan çeşitli etkinliklerle anlatmanın yetersizliğinden hareketle alınan bu kararın demokratik kamuoyu tarafından da dikkate alınacağını, değer verileceğini umuyor ve bekliyoruz.

    MARDEF önerilerini şöyle sıraladı:

    “19-26 ARALIK MARAŞ KATLİAMINI ANMA HAFTASI”nda:

    1. Başta bütün Maraşlılar olmak üzere bütün demokratik kamuoyunun, 1 hafta boyunca evinde, işyerinde veya uygun herhangi bir mekânda çocuklarına, yakınlarına, arkadaş, komşu ve dostlarına Maraş Katliamı’nı anlatmasını, katliamı yaşayan tanıdıklarını veya mezarlarını ziyaret etmesini öneriyoruz.

    2. Her Maraşlının ve demokratik kamuoyunun, 1 hafta boyunca, kurumlarda evlerde ve işyerlerinde, katliamda katledilen canlarımızın resimlerinin ve katliama dair anlatımların veya bilgilerin yer aldığı “MARAŞ KATLİAMI KÖŞESİ” oluşturulmasının önemli olduğunu düşünüyoruz.

    3. Yine başta demokratik Maraşlılar olmak üzere tüm demokratik kamuoyunun 1 hafta boyunca, Maraş Katliamı’nı unutmadığını, o acıların YAS’ını tuttuğunu ifade etmek amacıyla eğlenceli etkinlikler düzenlememesi gerektiğini, düğün ve benzeri etkinlikleri planlarken bu günlerde bir katliam yaşandığını, kimsenin bu katliamın yaşattığı acıları unutamayacağını göz önüne almasının gerekli ve önemli olduğunu, mümkün oldukça bu etkinliklerin bugünlere denk getirilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.

    Bu düşünce ve önerilerimiz, geliştirilebilir, zenginleştirilebilir. Her durum ve koşulda bu önerilerimizin takipçisi olacağımızın, bu katliamın hesabının sorulacağı bir geleceği yaratmadan asla vazgeçmeyeceğimizin bilinmesini istiyor ve başta Maraşlı demokratik çevreler olmak üzere bütün demokrasi güçlerinin bizi yalnız bırakmayacağına, bize güç ve destek vereceğine inanıyoruz.

    (HABER MERKEZİ)