Etiket: 1993

  • DAD’tan Sivas Madımak Katliamı açıklaması: Adalet mücadelemiz sürecek

    DAD’tan Sivas Madımak Katliamı açıklaması: Adalet mücadelemiz sürecek

    PİRHA – Demokratik Alevi Denekleri (DAD) Genel Merkezi, Sivas Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılına dair yaptığı yazılı açıklamada, Sivas Katliamı’nın planlı olarak yapıldığına dikkat çekerek, adalet ve yüzleşme çağrısı mücadelesinin süreceği kaydedildi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi Sivas Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılında yazılı açıklama yaparak hayatını kaybedenleri andı.

    “SİVAS KATLİAMI PLANLI BİR ŞEKİLDE YAPILDI”

    Alevilerin tarihinin sayısız katliamlara dolu olduğu belirtilen açıklamada, soykırım politikalarının sonucu olarak gerçekleştirilen bu sistematik kırımlardan birinin Sivas Katliamı olduğu belirtildi.

    Aleviliğin cümle insan ve varlıkla rızalık üzerinden ilişkilenmeyi esas alıp mazlum ve masum çizgiden birini temsil ettiği kaydedilen açıklamada, Sivas Madımak Katliamı’nın planlı olarak yapıldığına dikkat çekildi.

    Alevilerin fiziki ve kültürel soykırım saldırılarıyla hedeflendiği belirtilen açıklamada, “12 Eylül askeri faşist darbesiyle bir kez daha topyekûn biçimde hedefe konmuş; devrimci-demokratik güçlerle beraber Çorum, Maraş, Malatya gibi Aleviler üzerinde yoğunlaşan bir dizi planlı katliamla 12 Eylül faşist darbesine zemin yaratmışlardı. Halkımızın üzerine çöken 12 Eylül karanlığıyla kıyım, asimilasyon ve tarihsel yaşam alanlarımızdan göçertme politikaları bir kez daha tavan yapmış, halkımız dünyanın dört bir yanına savrulmuş, toplumsal bütünlüğümüz parçalanmış, adeta mülteci bir yaşama mahkûm edilmişti. Kadim zamanlardan süzülerek gelen yolumuz, toplumsal kurumlaşma ve varoluş biçimimiz ciddi biçimde darbelenmiş ve toplumsal bir kriz durumu ortaya çıkmıştı” ifadelerine yer verildi.

    “ALEVİLERİ VE TÜM FARKLI TOPLUMSAL KESİMLERİ TASFİYE ETMEK İÇİN İNSANLIK SUÇUNA BAŞVURDU”

    Açıklamada, tüm bu baskıcı politikalar ve uygulamalar karşısında, toplumsal varlığı koruma, bağları güçlendirme ve tarihsel değerlerle buluşma arayışları giderek güçlendiği, bu arayışların bir sonucu olarak, kadim yurtlarımızdan Sivas’ta, Yol ulularından Pir Sultan Abdal anma etkinliği düzenlendiği, sanatçıların, aydınların ve halkın, bu etkinlikte bir araya geldiği belirtildi.  Açıklamada, İttihatçı faşizmin farklı versiyonlarını temsil eden iktidarların, azami tahakküm hedefiyle tek tip bir iktidar alanı yaratmaya çalıştığı, bunun için homojen bir toplum dayattığı ve Alevileri ile tüm farklı toplumsal kimlikleri tasfiye etmek için insanlık suçlarına başvurduğu belirtildi.

    “BÖLGEYİ KÜRT VE ALEVİLERDEN ARINDIRMAK HEDEFLENDİ”

    Sivas Madımak Katliamı’nın12 Eylül karanlığını sürdürmek için halkların, emekçi ve kadınların, farklı toplumsal kesimlerin ve Alevilerin yükselen hak mücadelesini bastırmak için devletin derin odaklarınca planlanarak bir insanlık suçu işlendiğine dikkat çekilen açıklamada,  “Aleviler ve Kürt halk gerçekliğini bastırma, özelde Kürt Alevilerinin, genelde Alevi halkların o dönem Koçgiriye kadar uzanan Kürt direnişiyle buluşmasını engellemek, Alevilere gözdağı vermek, bölgeyi Kürt ve Alevilerden arındırmak ise en temel gerekçeydi. Bu vahşeti laik-anti laik ikilemi üzerinden tartıştırmak ise algı yaratmaya, faili görünmez kılmaya yönelik bir politika olmuştur” denildi.

    “KATİLLER ETKİN BİÇİMDE SORUŞTURULMADI”

    Fail ve katillerin etkin biçimde soruşturulmadığına, özel aflarla serbest bırakılıp birçoğunun ise aranır durumdayken normal yaşamlarını sürdürdüğü belirtilen açıklamada, “Bu katilleri savunanların pek çoğu çeşitli makam ve mevkilerle ödüllendirilmiştir. Dahası, insanlık suçları zaman aşımına uğrayamazken Madımak davası zaman aşımı iddiasıyla kapatılabilmiştir. Bu süreç ve tutum ise gerçek failleri bir kez daha ifşa etmiştir” ifadeleri kullanıldı.

    “ADALET MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Açıklamada adalet ve yüzleşme çağrısı mücadelesinin süreceği belirtilerek, “Tekçi, ittihatçı faşizmin beyaz ya da yeşil versiyonları halklarımıza sadece zulüm getirmiştir. İnanç ve etnik farklılıklarıyla, rıza hukukunun tecelli ettiği demokratik bir ülke gerek biz Alevi halklar gerekse tüm mazlumlar için bir zorunluluktur. Tam da bu gerçeklikten hareketle “Barış ve Demokratik Toplum Sürecine” sahip çıkmak Aleviler açısından da yaşamsal önem arz etmektedir” denildi.

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıldönümünde adalet talebi yenilenen açıklamada, katliamda hayatını kaybedenler anılarak, adalet mücadelesinin süreceği vurgulandı.

    HABER MERKEZİ

  • Cumartesi Anneleri: Üzeyir Kurt dosyasındaki 29 yıllık inkar ve cezasızlığa son verin!-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Üzeyir Kurt dosyasındaki 29 yıllık inkar ve cezasızlığa son verin!-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri’nin 920’nci haftaki açıklamasında, Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde 24 Aralık 1993’te gözaltında kaybedilen Üzeyir Kurt’un akıbeti sorularak, yetkililer göreve çağrıldı.

    Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin açığa çıkarılıp yargılanması için her hafta Galatasaray Meydanı’na çıkan Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 920’nci haftasını da meydanın kendilerine yasaklanmasından dolayı online gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde 24 Aralık 1993’te gözaltında kaybedilen Üzeyir Kurt’un akıbeti soruldu.

    Bu haftaki basın açıklamasını gözaltında katledilen Hasan Ocak’ın ablası Maside Ocak okudu. Hak arama özgürlüğünün, diğer temel hak ve özgürlüklerden yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvence olduğunu belirten Ocak, “Adalete ve hakikate ulaşma, haksızlığı engelleme, hakkı olanı elde etme bu özgürlüğün kullanımı ile mümkündür. Biz bu nedenle 920 haftadır tüm baskı ve engellemelere rağmen hak arama özgürlüğümüze sahip çıkıyoruz” dedi.

    KÖY BASILDI EV TARANDI

    Ocak, daha sonra Üzeyir Kurt dosyasını paylaştı. İlk olarak Üzeyir’in hikayesine dikkat çeken Ocak, şunları aktardı:

    “7 çocuk babası Üzeyir Kurt, Diyarbakır’ın Bismil ilçesinin Ağıllı (Bîrikê) köyünde yaşıyordu. 23 ve 25 Kasım 1993 tarihleri arasında jandarma ve köy korucularından oluşan güvenlik güçleri Ağıllı köyüne bir operasyon düzenledi. Operasyon boyunca köydeki her ev arandı, evlerden bazıları yakıldı. On üç köylü gözaltına alındı. Güvenlik güçleri köyden 25 Kasım’ın geç saatlerinde ayrıldı.

    ASKERLER TARAFINDAN BİR EVDE TUTULDU

    Gözaltına alınanlardan biri de Üzeyir Kurt’tu. Kurt, bir akrabasının evinden gözaltına alındı. Köydeki operasyon devam ettiği için iki gün askerler tarafından köydeki bir evde tutuldu. 25 Kasım günü anne Koçeri Kurt oğluna sigara, çorap ve ceket götürdü. Üzeyir’i tutulduğu evin önünde çok sayıda asker ve korucu arasında gördü. Operasyon sırasında gözaltına alınan on iki köylü 26 Kasım tarihinde serbest bırakıldı. Ancak Üzeyir Kurt’tan bir daha haber alınamadı.”

    GÖZALTINA ALINDIĞI İNKAR EDİLDİ

    Koçeri Kurt’un, 30 Kasım 1993 tarihinde Bismil Cumhuriyet Başsavcısı Rıdvan Yıldırım’a başvurarak, oğlunun nerede olduğunun araştırılmasını istediğini aktaran Ocak, savcının bilgi talep etmesi üzerine Jandarma Komutanlığı’ndan Yüzbaşı İzzet Cural’ınbBaşsavcılığa cevaben Üzeyir’in gözaltına alınmadığı ve muhtemelen “teröristler” tarafından kaçırıldığını bildirdiğini ifade etti. Bismil’den sonuç alamayan ailenin 14 Aralık 1993 tarihinde Diyarbakır DGM Savcılığı’na başvurduğunu belirten Ocak, buradan da Üzeyir’in gözaltına alındığına dair kayıtların bulunmadı cevabının alındığını hatırlattı.

    TÜRKİYE MAHKUM EDİLDİ

    Ocak, 21 Mart 1994 tarihinde Bismil Cumhuriyet Savcısı’nın jandarma varsayımına dayanarak dosya hakkında görevsizlik kararı verdiğini kaydederek, ailenin yaptığı başvurulardan sonuç alamaması üzerine 11 Mayıs 1994 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurduğu bilgisini verdi. AİHM’in yetkililerin ailenin şikayetlerine dair etkili bir araştırma yapmadığı sonucuna vardığını ifade eden Ocak, Türkiye’nin bu dosyadan mahkum edildiğini paylaştı.

    29 YILDIR İNKAR VE CEZASIZLIK

    Ocak devamında da hukuki girişim ve gelişmelere dair şu bilgileri aktardı: “21 Kasım 2014 tarihinde AİHM mahkumiyetine rağmen Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı Üzeyir Kurt’un gözaltında kaybedilmesine ilişkin yürüttüğü soruşturmada (2014/ 754) kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. 16 Mayıs 2015 tarihinde bu karara yapılan itiraz Diyarbakır 3. Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedildi. Kısacası 29 yıldır Üzeyir Kurt dosyasında inkar ve cezasızlık devam etti.”

    ETKİN SORUŞTURMA VE ADALET ÇAĞRISI

    İktidarı, uluslararası hukuk yükümlülüklerine uymaya çağıran Ocak, “Devletin sorumluluğu altındaki koşullarda kaybolan Üzeyir Kurt’un akıbetinin açığa çıkartılması ve işlenen bu insanlığa karşı suç hakkında etkin soruşturma ve kovuşturma yürütülmesi talebimizi yineliyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin; Üzeyir Kurt için, tüm kayıplarımız  için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 221 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • İzmir’de Sivas anması: Madımak utanç müzesi olacak- VİDEO

    İzmir’de Sivas anması: Madımak utanç müzesi olacak- VİDEO

    PİRHA -İzmir’de Alevi kurumları öncülüğünde sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler, Sivas’ta 26 yıl önce katledilen canları anarak katliamı lanetlediler. 

    İzmir’de bulunan Alevi kurumlarının temsilcileri ve üyeleri, Sivas Katliamı’nın 26. yılında hayatını kaybedenleri andı. Kurumlar adına basın açıklamasını Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Çeşme Şubesi Cemevi  Başkanı Sedat Mutlu okudu.

    Açıklamaya Alevi Bektaşi Federasyonu Bileşenleri, Demokratik Alevi Derneği (DAD), Dersimliler Derneği, CHP, HDP, Halkevleri, ESP, Partizan, EMEP’in yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    ‘Gün gelecek devran dönecek katiller halka hesap verecek’ , ‘Sivas’ı yakanlar AKP’yi kuranlar’, ‘Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek’, ‘Faşizme karşı omuz omuza’, Sivas’ı unutma, unutturma’, ‘Sivas için adalet Suruç için adalet’ sloganları atıldı.

    26 yıl önce Sivas’da aydınların, yazarların, kadınların, gençlerin ve sanatçıların aralarında olduğu 33 insanın tekbirler eşliğinde devlet güçlerinin gözü önünde yakılarak katledildiği belirten Mutlu, olaylardan birkaç gün önce Madımak Oteli’nin çevresine parke taşlarının bırakıldığına, dönemin belediye başkanın katliam sırasında “gazanız mübarek olsun” diyerek katliamı adeta teşvik ettiğine dikkat çekti. Açıklamada, güvenlik güçlerinin devlet yetkilileri tarafından olay yerine gönderilmediği, gönderilenlerin de katliamcılarla kol kola hareket ettiği belirtildi.

    Sivas Katliamı’da medyanın ise etkinliğe katılanları günlerce hedef gösterdiği, gericilerin haftalar öncesinden bildiriler dağıtıp “kıyam” ve “katliam” çağrıları yaptıkları belirtilen Mutlu, “Gerici katil güruh “kahrolsun laiklik, şeriat isteriz” , “şeriat gelecek zulüm bitecek” gibi sloganlar ve tekbirler eşliğinde otele yönelip kolluk güçlerinin gözü önünde katliamı gerçekleştirdiler” dedi.

    “KATLİAMI YAPANLAR ÖDÜLLENDİRİLDİ”

    “Sivas Madımak Oteli Katliamı egemenlerin askeriyle, polisiyle, yargısıyla, medyasıyla, belediyesiyle, hükümetiyle göz yumduğu gerici katillerin tetikçiliğiyle hayata geçirdiği planlı bir katliamdı” diyen Mutlu, katliamdan sonra küçük bir grup hakkında davanın açıldığı, uzun süren yargılamalarda ise küçük cezaların verildiği ya da ceza almadan kurtuldukları ifade etti.

    Açıklamada, Sivas Katliamı’nı gerçekleştirenlerin  AKP tarafından milletvekili, bakan hatta Anayasa Mahkemesi üyesi yapılarak adeta ödüllendirildiklerinin altı çizildi.

    “BİNLERCE İNSAN HUKUKSUZ KARARLARLA TUTUKLANDI”

    Sivas Katliamı’ndan sonra başta Alevi halkı olmak üzere tüm ilerici-demokrat toplum kesimlerine karşı baskı ve tehdit politikaları hız kesmeden devam ettiği vurgulayan Mutlu; 15 Temmuz darbe girişimi sonrası çıkarılan OHAL ile binlerce kişinin işinden edildiği, hukuksuzca tutuklandığı ve seçilmişlerin tutuklandığı ifade edildi.

    “DEVLET TEKÇİLİK ÜZERİNE İNŞA EDİLMİŞTİR”

    AKP’nin kurduğu yeni devletin tekçilik üzerine inşa edildiği ve bu tekçi iktidara karşı güçlü demokrasi mücadelesinin verilmesi gerektiği üzerinde duran Mutlu, AKP iktidarı son yerel seçim sonuçlarından da açık bir şekilde görülebileceği gibi halk desteğini hızla kaybetmektedir” denildi. Açıklamada,  AKP’nin tehdit ve baskıyla toplumu sindirerek egemenliğini devam ettirmeye çalıştığına vurgu yaptı.

    “SEKÜLER YAŞAM BİÇİMLERİ İKTİDAR TARAFINDAN HEDEF ALINIYOR”

    “Toplumsal yaşam AKP iktidarı eliyle hızla gericileştiriliyor” diyen Mutlu şunları kaydetti:

    “Devletin artık şeklen kalmış olan sınırlı laik niteliği bütünüyle ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Seküler yaşam biçimleri iktidar tarafından hedef alınıyor. Eğitimde akıl, bilim, eleştiri ve sorgulamanın yerine kör inançlara ve akıl dışı dogmalara dayalı gerici bir anlayış getiriliyor. Çocuklarımız sürekli taciz ve tecavüzle anılan gerici vakıflara teslim ediliyor.  Ülkemizin bütün kamusal kaynakları emperyalistlere ve yandaş sermaye gruplarına peşkeş çekiliyor. Doğa sermayenin çıkarları doğrultusunda talan ediliyor. Bunların yanında ekonomik kriz giderek derinleşmekte, krizin faturası işçilere ve emekçilere kesilmekte, işten atılmalar yaygınlaşmakta, sürekli gelen zamlar nedeniyle yaşam halkımız için her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Krizle mücadele adı altında gündeme getirilen programla kıdem tazminatı başta olmak üzere işçi sınıfının tarihsel kazanımlarının kaldırılması hedeflenmektedir.

    “ALEVİLER ÜZERİNDEKİ ASİMİLASYON POLİTİKALARI DEVAM EDİYOR”

    “Aleviler üzerindeki bin yıllık asimilasyon ve yok etme politikaları AKP iktidarı tarafından da hevesle uygulanıyor. Kutsal mekânlarımız ya çeşitli şekillerde yok ediliyor ya da çeşitli gerekçelerle elimizden alınarak siyasal İslamcı yapılara teslim ediliyor. Cemevlerimiz tanınmıyor. Alevi çocuklarına zorla din dersleri dayatılıyor. Dersim, Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarının üzeri devlet tarafından ısrarla örtülüyor. Alevi köylerine zorla cami yapılıyor. Cami olmayan köylerimize hizmet götürülmüyor. Kamuda ayrımcılığa uğruyoruz. Gençlerimiz Alevi kimliklerinden dolayı işe alınmıyorlar. Birçok insanımız baskı ve ayrımcılıktan dolayı toplumsal yaşamda Alevi kimliğini gizlemek zorunda kalıyor. Diyanet siyasetin emrine girmiştir.”

    Mutlu, 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı’nın tüm ezilen kesime  karşı yapılan bir katliam olduğu belirtilerek, herkes zulme karşı ortak mücadele etmeye çağırdı.

    PİRHA/İZMİR