Etiket: 2 temmuz sivas katliamı

  • Siyasetçiler Sivas’tan seslendi: İnsanlığa karşı suçta zaman aşımı olmaz, sorumlular yargılansın!

    Siyasetçiler Sivas’tan seslendi: İnsanlığa karşı suçta zaman aşımı olmaz, sorumlular yargılansın!

    PİRHA – Sivas’a giden siyasetçiler, Madımak’ta katledilen 33 insanın anmasına katıldılar. Yapılan konuşmalarda Madımak Katliamı davasının zaman aşımından düştüğünü ancak insanlığa karşı suçlarda zaman aşımının olmadığını hatırlattılar. Kararın bozularak sanıkların insanlığa karşı suçtan yargılanmasını isteyen siyasetçiler, gerçek sorumluların açığa çıkarılmasını istediler.  

    Sivas merkezde bulunan Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te gerici-faşist kalabalıklar tarafından devletin gözü önünde katledilen 33 insan, katledilmelerinin 31’inci yıl dönümünde anıldı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Sivas Şubesi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sivas Şubesi önünde bulunan Seyrantepe’den başlayan yürüyüş Madımak Oteli önünde tamamlandı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, Alevi örgütlerinin yanı sıra çok sayıda parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi de yürüyüş kortejinde yer aldı.

    “İNSANLIĞA KARŞI SUÇ OLARAK NİTELENDİRİLMELİ”

    Madımak Oteli önünde tamamlanan yürüyüşte konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Madımak Katliamı’nı unutturmamak için 2 talepleri olduğunu söyleyerek, “Birinci talep bizim ve ailelerin ortak talebimiz. Madımak’ın bir utanç müzesi olmasıdır. Bu bilim ve kültür merkezi yazısını gören ailelerin içi yanıyor. ‘Biz bunu hak etmedik. Ne bilimi ne kültürü? İnsan yakmak bizim kültürümüzde var mı? Bilime kültüre inanan, sanata inanan canları burada yaktınız’ diyorlar. Burası utanç müzesi olacak. İkincisi de istinafta umudumuzu sürdürüyoruz. Ama eninde sonunda, bu kararların bozulup bunun insanlığa karşı suç olarak nitelendirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Katliamın dava sürecindeki hukuksuzlukları ve katliamın faillerinin firari olduğunu hatırlatan Özel, “Firari olanlar kaçaktır, kaçak olanlar hakkında da karar verilebilir, ancak bu kararın insanlığa karşı işlenen suç üzerinden verilmesini son derece önemsiyoruz. Burada hayatını kaybeden herkes hepimizin ailelerinin büyüğüdür, yüreğimiz onlar için yanıyor” diye konuştu.

    “GERÇEK FAİLLER ORTAYA ÇIKARILMADI”

    Özel’in ardından konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da “Burada yaşanan, göstere göstere gelen bir cinayetti. Bu cinayet işlendiğinde dönemin cumhurbaşkanı münferit bir olay olduğunu, kolluk kuvvetlerinin görevini yaptığını söylemişti. Bu ülkenin başbakanı da cumhurbaşkanına eşdeğer bir konuşma yaparak, ‘Halkımız çok şükür zarar görmemiştir, başına bir şey gelmemiştir’ demişti. Yani içeride yanan canları, Alevileri, Kürtleri yok sayan, acısını görmeyen; dışarıda kışkırtıcılık yapan, burayı yakmaya çalışanlar için de ‘Çok şükür onlara bir şey olmamıştır’ diyen bir yönetimin olduğu bir süreçte burada bir cinayet, bir katliam yaşandı ve süreç içerisinde de cezasızlıkla sonuçlandı. Gerçek failler ortaya çıkarılmadı. Sadece o dönem burada bulunan birkaç kişi yargılandı. Birçoğu da zaten tahliye edildi, beraat etti. Cumhurbaşkanı affıyla birlikte serbest bırakıldı” şeklinde konuştu.

    “MUHAKKAK GERÇEK SORUMLULAR AÇIĞA ÇIKACAKTIR”

    Madımak Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunun vurgulayan Bakırhan, şöyle devam etti:

    “Biz de DEM Parti olarak dün olduğu gibi bugün de Alevi yurttaşlarımızla bu ülkenin ezilenlerinin, sömürülenlerinin, katledenlerinin, katliamlara kurban gidenlerin davasının takipçisi olacağız, birlikte mücadele edeceğiz. Bir gün muhakkak bu topraklarda cezasızlık politikasıyla sonuçlanan bu davalar gerçek bir yargı karşısında yargılanacaktır ve gerçek sorumlular açığa çıkarılacaktır. Gerçek sorumlular açığa çıkarılıncaya kadar Alevi yoldaşlarımızla ve kurumlarımızla birlikte mücadelemize devam edeceğiz. Bu ülkede yaşanan hiçbir cinayet, hiçbir bir katliam cezasız kalmayacak. Tekrar Alevi ve Kürt yurttaşlarımızın acısını paylaşıyor, mücadelelerinin yanında olduğumuzu belirtiyorum.”

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ise “Biz bugün burada, 31 yıl önceki bir gerici kalkışmanın bugün hala hedefe ilerlemek için çaba sarf eden, Türkiye’yi karanlığa boğmak isteyen anlayışa karşı laik bir ülke mücadelesini kararlılıkla devam ettiriyoruz” dedi.

    “İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ SUÇUN AFFI OLMAZ”

    EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, Madımak Katliamı’nın Soma, Ermenek, 10 Ekim, Suruç gibi Türkiye’nin karanlık tarihinden olduğunu ifade ederek, şunları dile getirdi:

    “1993 Türkiye’de aynı zamanda faili meçhullerin de olduğu bir dönemdi. İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçun affı olmaz. Biz Sivas’ta yakılan aydınlarımız için adalet gelene kadar, Türkiye’ye demokrasi gelene kadar, Kürt ve Türk halkı eşit bir şekilde kaygısız bir biçimde yaşayana kadar bu mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    “SANIK SANDALYESİNE İKTİDİDARIN KENDİSİ OTURDU”

    DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise, katliamın devletin karanlık odakları tarafından yapıldığını kaydetti. Katliam davasının 30 yıl devam ettiğini ve zaman aşımıyla sonuçlandığını ifade eden Kılıçgün, “Bu katliam zihniyeti 31 yıl boyunca devam etti. Mahkemede zaman aşımı kararı verildiğinde aslında biz de şu sonucu gördük: İktidar, Alevilere yönelik katliamların cezasız kalacağının önünü açmış oldu ve 31 yıldır boş kalan sanık sandalyesine iktidarın kendisi oturmuş oldu” diye belirtti.

    “ZAMANAŞIMINA UĞRAMASI GEREKEN İKTİDARDIR” 

    İktidarın katliamcı anlayışının sadece Alevilere dönük olmadığını söyleyen Uçar, şöyle devam etti:

    “Bu ülkedeki çoğulcu yapıyı ortadan kaldırmak için, bu ülkedeki ortak yaşam iradesini ortadan kaldırarak milliyetçiliği, ırkçılığı, din, kültür, cinsiyet açısından tekçiliği dayattığı bir sistemi yaratmak için yürüttüğü politika olarak görüyoruz. Açık ifade edelim, Aleviler olarak, Kürtler olarak, Türkiye’de demokrasi mücadelesi yürütenler olarak zamanaşımı kararını kabul etmiyoruz. Zamanaşımına uğraması gereken şey iktidarın kendisidir mücadelemiz de bu zihniyeti değiştirmek ve bir daha bu katliamlara yol vermemek üzerinedir.”

    Anma, yapılan konuşmaların ardından otelin önüne karanfillerin bırakılmasıyla sona erdi.

    PİRHA/SİVAS

  • Sivas’ta katledilen Yazar Asım Bezirci mezarı başında anıldı

    Sivas’ta katledilen Yazar Asım Bezirci mezarı başında anıldı

    PİRHA – 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde gericiler tarafından katledilen Yazar Asım Bezirci, İstanbul’da Zincirlikuyu’daki mezarı başında anıldı. Yazar Adnan Özyalçıner, Sivas’ta insanların sularını, nefeslerini kestiklerini, dostu olan Asım Bezirci ile birlikte nice değerlerinin de, ülkenin aydınlığı ile birlikte Sivas’ta yok edildiğini, TYS olarak her yıl Sivas Katliamı’nda hayatlarını kaybedenleri anmaya devam edeceklerini söyledi.

    Sivas’ta Madımak Otelinde katledilen 33 kişiden biri olan Yazar-Şair Asım Bezirci, Zincirlikuyu’daki mezarı başında anıldı.

    Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) öncülüğünde gerçekleştirilen anmaya TYS üyeleri, Kor Yayınları, EMEP üyeleri, Grup Yorum üyeleri, Kamil Tekinsürek, Gürel Sürücü, Yazar Levent Tüzel, Şair Rahime Henden ve Yazar Ayhan Aydın katıldı.

    Anmada Simurg üyelerinden Mehmet Esatoğlu, Kor Yayınları adına bir kişi, Asım Bezirci’nin yaşamı, çalışmaları ve Türk düşünce hayatındaki yeri hakkında birer konuşma yaptılar.

    TYS adına konuşan Adnan Özyalçıner, Sivas’ta insanlara bir suyu bile çok gördüklerini, çok görmek bir yana insanların sularını, nefeslerini kestiklerini, dostu olan Asım Bezirci ile birlikte nice değerlerinin de, ülkenin aydınlığı ile birlikte Sivas’ta yok edildiğini, TYS olarak her yıl Sivas Katliamı’nda hayatlarını kaybedenleri anmaya devam edeceklerini söyledi.

    “BU KÖR KARANLIĞA KARŞI NEFESİMİZ, GÜCÜMÜZ YETTİKÇE SUSMAYACAĞIZ!”

    Mehmet Esatoğlu da Sanat Meclisi adına şu açıklamayı yaptı:

    “2 Temmuz 2024’te diyoruz ki, bundan 31 yıl önce Sivas’ta Madımak otelinin girişinde çakmakla perdeleri tutuşturmaya çalışan kişi ülkesinin hangi değerlerini yok ettiğinin farkında mıydı? 2 Temmuz günü Sivas’ta yüzlerce kişi bir otel binasının önünde “yak, yak” diye bağırıyordu. Otelin içinde ülkenin çeşitli dönemlerinde yetişmiş, kendini geliştirmiş, ülkesini aydınlatmış, yeni insanlar yetiştirmiş sanatçı ve aydınlar vardı. Onlar ülkenin dört bir yanına sanatını, bilgilerini, deneyimlerini taşıyan insanlardı. Şiirleriyle, oyunlarıyla, şarkılarıyla, danslarıyla, fotoğraflarıyla, çizgileriyle insan ruhunun mimarları olmuştular. Dışarda ise ne yaptığının farkında olmayan, yaşadığı kentin tarihine nasıl kara bir gün yazdığının bilincinde olmayan bir kalabalık vardı. Çevrelerindeki kışkırtıcıların ağına düşmüştüler. En arkada ise bu kanlı oyunu planlayan iktidar mensupları duruyordu. Otelin içinde bizim 31 yıldır yokluğunu her an hissettiğimiz bilge Asım Bezirci vardı. Yazarak, anlatarak, düşünsel savaşımlar vererek ne çok şey öğretmişti bizlere. Edebiyatın ve yaşamın doğru yolda ilerlemesi için 70 kitap yazmıştı. Asım Bezirci’ye göre bilimsel yöntemin işlemediği eleştiri, edebiyatın niteliğini yükseltemezdi Dışardakilerin ise “edebiyatın niteliğinin yükselmesi” diye bir dertleri yoktu.
    Her gün acılar içinde bir hayatın içindeydiler ama acıları yazmanın ustası bir şairi yok etmek üzere saldırıyorlardı. Metin Altıok insanın acılarını yazıp dururdu. Neden acı diye soranlara da “Bense acımın yurdumuzda var olan somutlaşmış acıyla tam olarak örtüşmediğine inanıyorum. Çünkü bırakın insan olmayı, şair olarak bile yetişemiyorum bütün acılara. Eğer yetişseydim belki de yaşayamazdım. Metin Altıok’u tanımayan, yazdıklarını bilmeyenler ise dışarda bağırıp duruyorlardı. Sağlıkları tehlikedeydi ekmekleri gibi.

    Saldırdıkları otelin içinde hem insan sağlığı hem de edebiyatı için çaba harcayan doktor Behçet Aysan vardı. Saldırganlar içinde belki yüreği sevdalılar vardı. Ama emeklerinin hakkını alamadıkları ülkede sevdalıları için bir yuva bile kuramıyorlardı. Otelin içindeyse “Aşkınam” dizeleriyle onların yüreğini dile getiren Sivas Zaralı Uğur Kaynar vardı. Sivas’ta Madımak Otelinin etrafı saldırgan bir kalabalıkla çevrilmişti. Kapının girişine gençler bir barikat kurmuşlardı. Barikatın başında Kameraman Erdal Ayrancı vardı. Erdal ülkesini çok severdi. Anadolu’nun değişik kentlerinin kültürel ve sosyal hikayesini anlatacak filmler yapmayı düşlerdi. Sivas’a Pir Sultan Abdal kültür etkinliklerini filme çekmek üzere gelmişti. Saldırganlar otelin kapısından giremiyorlardı. Kapının önünde ülkenin gençleri omuz omuza duruyorlardı. Ellerinde pirinç küllüklerin metal ayakları. Barikatın ardında fotoğraf sanatçısı Mehmet Atay, oyuncu Muammer Çiçek, Sivas’a bir kamyon kitabı taşıyan Murat Gündüz, aslan yürekli Serkan Doğan, sahnede Pir Sultan’ı canlandıran Sait Metin duruyordu. Saldırganlar onlarla baş edemeyince otele taş yağdırmaya başladılar. Öndeki barikat ise bir adım bile geri atım atmıyordu. Barikatın ardı vatandır diye haykırıyorlardı. Bağlamanın ve şelpenin biri genç biri yaşlı ustaları Nesimi Çimen ve Hasret Gültekin yapışıp sazlarının sapına dimdik duruyorlardı. Sahnede semah dönen kızlar Belkıs, Serpil, Gülsüm, Yeşim, Nurcan, Huriye, Özlem, Yasemin bu saldırganlığa dehşet içinde bakıyorlardı. Muhlis Akarsu yanı başında biri atılan taşlardan yaralandıkça içi kan ağlıyor. Türküsünün sözleri kafasında yankılanıyordu.

    Bugün dost yaralanmış
    Yine gönlüm hoş değil
    Her yanı parelenmiş
    Yine gönlüm hoş değil

    Herkesin acısına derman olmaya koşan eczacı İnci Türk, ülkemize halk kültürünü öğrenmeye gelmiş Hollandalı Carina, Muhlis Akarsu’nun can yoldaşı Muhibe Akarsu, ozan Davut Sulari’nin kızı Edibe Sulari, 14 yaşındaki Menekşe, 12 yaşındaki Koray, toplam 33 can alevler arasında kalıp yok oldular. Onların güzel aydınlığı kaybolunca ortalığı kara kapkara bir karanlık sardı. Bizlerin de etrafını baskılar, yasaklamalar, engellemeler, cezaevleri, işkenceler ve öldürümler sardı. Biz o gün anladık ki bizi de sustururlarsa karanlık büsbütün halkın başına çöküverecek. O yüzdendir ki 31 yıldır susmuyoruz. Hem burada hem de ülkenin, yeryüzünün dört bir yanında sesimizi yükseltiyoruz.
    Bu kör karanlığa karşı nefesimiz, gücümüz yettikçe susmayacağız!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin’de hükümete çağrı: Madımak’ın önü barış meydanı olsun- VİDEO

    Mersin’de hükümete çağrı: Madımak’ın önü barış meydanı olsun- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de Aleviler, AKD Mersin Cemevi öncülüğünde Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri Madımak Parkı’nda andı. Anmada konuşan AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, devletin katliamı izlediğini belirtirken, Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz ise Madımak önündeki meydanın ‘barış meydanı’ olması için iktidara çağrıda bulundu.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Mersin Cemevi, Sivas Katliamı’nın 31. Yıldönümünde Madımak Parkı’nda yaşamını yitirenler için anma programı düzenledi. Programa AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, Akdeniz Belediye Eş Başkanları Nuriye Arslan ile Hoşyar Sarıyıldız, Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Anma, saygı duruşu ve Erdoğan Sevin dedenin gülbenk okumasıyla başladı. Zakir Rıza Aydın’ın söylediği deyişler eşliğinde semah dönüldü.

    “HİÇBİR İKTİDAR BU KATLİAMI LANETLEMEDİ”

    Anmada ilk olarak konuşan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, 31 yıl boyunda mevcut iktidarlardan hiçbirinin Madımak Katliamı’nı kınayan tek bir söylemlerinin olmadığına dikkat çekti. Kılavuz, “Günde beş vakit namaz kılan Diyanet İşler Başkanı tek bir camide cuma hutbesinde ateşe atılanlar, yakılanlar hakkında tek bir söz söylemedi” diye belirtti.

    İktidara Madımak Otelinin utanç müzesi olması için çağrıda bulunan Kılavuz, “Madımak’ın önündeki meydan barış meydanı olsun. Biz 31 yıldır bir daha aynı acılar yaşanmasın diye Madımak Oteli Utanç Müzesi olsun istiyoruz. Eğer katliamları anmazsak, anlatmazsak onlar tekrarlanır. Bir daha tekrarlanmasın diye sazımızla, sözümüzle o canlarımızı hep anacağız” sözlerini kullandı.

    “DEVLET KATLİAMI İZLEDİ”

    AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz da Madımak Katliamı’nın bilinçli yapıldığını söyleyerek, “31 yıl önce aslında bir sosyal deney yaptılar. Birileri oyunu kurdu, şeriat isteyen bir güruhu oraya getirtti ve göz göre göre 8 saat boyunca binlerce insanın oraya toplanmasını ve 33 canımızın diri diri yakılmasını polis, asker, devlet izledi. Bu şeriat isteyen, insanlığa ve doğaya zulmeden herkese bir kez daha seslenelim ki ne yaparsanız yapın bu toplumu sevgi dilinden döndüremeyeceksiniz” diye konuştu.

    Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Nuriye Arslan ve Hoşyar Sarıyıldız, “Madımak Katliamının hesabı sorulsaydı bugün Roboski, Suruç, Ankara gibi birçok katliam olmayacaktı. Bir daha benzer olayların yaşanmaması için var olan mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

    Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız ise şu ifadeleri kullandı:

    “Devlet önce sanki böyle bir şey olmamış gibi davrandı, sonra da bu katliamı yapanları yargılamamayı tercih etti. Ancak biz yıllardır bir daha aynı acılar yaşanmasın diye mücadele etmeli ve Madımak davasını toplumun vicdanında gerçekten nihayetlendirene kadar bu işin takipçisi olmalıyız.”

    Konuşmaların ardından Madımak Anıtında çerağların uyandırılmasıyla anma programı sona erdi.

    PİRHA/MERSİN

  • Kenanoğlu: Katliam davasının kararında devlet aklının kendisi vardır – VİDEO

    Kenanoğlu: Katliam davasının kararında devlet aklının kendisi vardır – VİDEO

    PİRHA – 27. dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Sivas Madımak Katliamı Davası’nın Alevi kurumları ve toplumu tarafından yeteri kadar sahiplenilmediğinin altını çizerek, “Alevi örgütleri özellikle Madımak Katliamı’nın küllerinden doğdular. Fakat aynı örgütlenmeyi davanın güncellenmesine, kamuoyunda yer edinmesinde göstermediler. Bunda hepimiz sorumluyuz” dedi.

    Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te 33 aydının yakılarak öldürülmesine ilişkin davada mahkeme heyeti davanın düşmesine karar verdi. Savcı, 30 yıllık olağanüstü zaman aşımı süresinin 2 Temmuz’da dolduğunu söyleyerek üç firari sanık hakkında zaman aşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etmişti.

    Alevi kurumları, siyasi partiler, milletvekilleri ve hak savunucuları başta olmak üzere toplumun büyük bir kesiminden karara ilişkin tepkiler yükseliyor. Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na da büyük tepki gösteriyor.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Sivas Madımak Katliamı Davası’nda verilen zaman aşımı kararını ve AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı çatısı altında kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla Alevilere yönelik uyguladığı asimilasyon politikasını CAN TV’de yayınlanan Veli Haydar Güleç‘in sunduğu Candan Bakış programında ele aldı.

    “DEVLET İSTEMEDİĞİ SÜRECE BUNLAR KATLİAMA DÖNÜŞMEZ”

    Kenanoğlu, Madımak Katliamı’nın cumhuriyeti yıkmak için değil cumhuriyetin kuruluş kodlarını pekiştirmek için yapılmış katliamlardan birisi olduğunu söyleyerek “Derin yapı denilen kontr yapı cumhuriyetin kuruluş kodlarından sıyrıldığını, sarkmalar yaşandığını, buraya müdahale edilmesi gerektiğini düşünür ve bu müdahalenin zeminini oluşturur. Bunu bazen darbe ile yapar, bazen bu tür katliamlarla yapar. Sivas Madımak Katliamı, cumhuriyetin zaman zaman toplumu dizayn etmek için devreye sürdüğü katliamlardan birisidir. Bu işin içerisinde devletin derin yapıları, devletin aklının kendisi vardır. Fakat devlet istemediği sürece bunlar katliama dönüşmez” dedi.

    “HEPİMİZ SORUMLUYUZ”

    Kenanoğlu, Sivas Madımak Katliamı Davası’nın yeterince sahiplenilmediğini de belirterek şunları ifade etti:
    “Alevi kurumları, Alevilerin yakın izlediği medya bu meselenin sönümlendirilmesine neredeyse rızalık verdiler gibi bir şey oldu. Bir şey yapmamak bu sonuca eviriyor. Bütün bu süreçlerde bir sahipsizlik söz konusu. Aileler bu işin altından kalkamazlar. Alevi örgütleri özellikle Madımak Katliamı’nın küllerinden ateşiyle harlanarak oluştular. Bütün Alevi kurumları böyledir. Cem Vakfı’nın kuruluş tarihi dahil 2 Temmuz 1993 sonrasıdır. Bütünüyle Alevi örgütlülüğü yapısı oradan oluşan tepkiyle örgütlendiler. Fakat aynı örgütlenmeyi davanın güncellenmesine, kamuoyunda yer edinmesinde göstermediler. Bunda hepimiz sorumluyuz.”

    Mahkeme süreçlerinin yerelde bittiğini belirten Kenanoğlu, bundan sonraki süreçlerde davayı sahipsiz bırakmamak gerektiğinin de altını çizerek, “Bunun Yargıtay safhası, AYM safhası ve AİHM safhaları olacak. Bu süreçlerde bu davayı sahipsiz bırakmamak bugüne kadar ki yapmış olduğumuz hataları telafi etmek için bir fırsat olarak görmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİ DİYANETİ KELİMESİ BİLE ÜRKÜTÜCÜ”

    AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı çatısı altında kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla Alevilere yönelik uyguladığı asimilasyon politikasını da değerlendiren Kenanoğlu, “Şu anda onlar köylerin çok örgütsüz bir alan olduğunu tespit ettiler. Köylerin boş olduğunu gördüler. Muhtar aynı zamanda köylerde cemevi başkanıdır. Muhtarlar üzerinden bu işi örgütleyeceklerini çok iyi biliyorlardı. Bu işin tehlikeli bir şey olduğunu anlatmak gerekiyor. Düşündüğünüz zaman Alevi Diyaneti kelimesi bile ürkütücü. Bence bundan sonra Alevi Kurumları yoğun olarak ‘biz bu işe niye karşı çıkıyoruz?’ içerikli broşür bastırıp köy köy dağıtmalılar” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

    Programın tamamını CAN’DA BAKIŞ izleyebilirsiniz.

  • DEDEF: Sivas’ın Işığı Sönmeyecek

    DEDEF: Sivas’ın Işığı Sönmeyecek

    PİRHA- Sivas Katliamı’nın 30’uncu yıl dönümüne ilişkin DEDEF yetkilileri tarafından yapılan açıklamada katliamlara alışmayacağız, unutmayacağız, unutturmayacağız denildi.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) tarafından Sivas Katliamı’nın 30’uncu yıl dönümü sebebiyle açıklama yapıldı.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi; “2 Temmuz 1993’te yaşanan Sivas Katliamı’nın üzerinden tam 30.yıl geçti. 30 yıl önce Madımak Oteli’ne düşen ateş yüreklerimizi dağlamaya devam ediyor. Karanlığa karşı aydınlığı ve gerçek laikliği, zulme karşı adaleti, zorbalığa karşı özgürlüğü savunmaya devam edeceğiz. Katliamlara, ölümlere alışmayacağız Unutmayacağız, unutturmayacağız! Özgür, eşit, demokratik, laik bir ülkede barış içinde bir arada yaşam mücadelemize devam edeceğiz. Yaşadığımız katliamların hesabını barışın, kardeşliğin, emeğin ülkesini kurarak soracağız. DEDEF olarak, otuzuncu yıl dönümü vesilesiyle, Sivas Katliamı nezdinde yaşadığımız tüm katliamları bir kez daha lanetleyip yaşamını yitiren insanlarımızı saygıyla anıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Pir Hasan Kılavuz: Eşit yurttaşlık, barış ve kardeşlik her dem bizim şiarımız olsun-VİDEO

    Pir Hasan Kılavuz: Eşit yurttaşlık, barış ve kardeşlik her dem bizim şiarımız olsun-VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevinde Sivas Madımak Oteli’nde katledilen 33 can anıldı. Anmada konuşan Pir Hasan Kılavuz, şiddet ve inkârın tarihsel bir miras olarak kutsandığını ve günümüze taşındığını vurgulayarak, “Eşit yurttaşlık, barış ve kardeşlik her dem bizim şiarımız olsun” dedi.

    Sivas Madımak Oteli’nde aralarında şair, yazar, sanatçı ve bilim insanlarının bulunduğu 33 can, Mersin Cemevinde anıldı. Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dede, 33 can için gülbeng okudu, çerağlar uyandırıldı.

    Sinevizyon gösteriminin ardından konuşan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, ‘‘Alevilerin hafızasında unutulmayan tarihi günler vardır. Bu günlerin acıları ilikten kemiğe ruhumuza işlemiştir. Silmek istesek de olmuyor. 2 Temmuz 1993 böyle bir gündür” dedi.

    “PLANLI PROGRAMLI KATLİAM GÜNÜDÜR’’

    2 Temmuz günü Sivas’ta hava gergin ve kurşun gibi ağır olduğunu aktaran Kılavuz, “Gün Cuma idi, camiden çıkan cemaatle birlikte bir takım şeriat heveslileri, Ozanlar Anıtını yerde sürükleyerek parçaladılar. Toplumu kışkırtarak, ‘’Ya Allah Bismillah Allahu Ekber’’ deyip Madımak Otelini taş yağmuruna tutup ateşe verdiler. ‘’Yaşasın şeriat, şeriat gelecek zulüm bitecek.’ 2 Temmuz 1993,Sivas’ta Tekbir seslerinin unutulmadığı, planlı programlı katliam günüdür’’ diye konuştu.

    Pir Kılavuz, ateşi tutuşturanlar, 33 canı diri diri yakanlar görünümde şeriatçılar olduğunu ancak, çok iyi bilindiği gibi görüntünün arkasındaki asıl gücün, şeriatçıları besleyen, büyüten ve ordulaştırıp devrimcilerin, ilericilerin, Alevilerin üzerine salan, katliamları yaptıran, devlet içinde kümelenen halk düşmanı sivil çeteler olduğunu belirtti.

    “EŞİT YURTTAŞLIK HER DEM BİZİM ŞİARIMIZ OLSUN”

    “Bu gün iktidar olanların içerisinde Sivas’ta canlarımızı diri diri yakan halk düşmanlarının gönüldaşları vardır” diyen Kılavuz, şunları ifade etti:

    “Asırlara yayılmış gerici gelenek değişmedi bu topraklarda. Şiddet ve inkâr tarihsel bir miras olarak kutsandı ve taşındı günümüze. Kültürel zenginliğin beşiği yapılmayan bu topraklar, kültürel katliamların toplu mezarlıklarına dönüştürüldü. Bu topraklardaki farklı inanç ve kültürlere hiçbir zaman tahammül edilmedi. Madımak Otelinde yakılan 33 canın katili, saray tarafından affedilip ceza evinden çıkarıldı. 30 yıl içerisinde gelip giden iktidarlar ve hâlen iktidar olanlar tek bir sefer olsun mağdur ailelerden ve Alevi camiasından özür dilemediler.

    Ama unutulmamalı ki bedeli ölüm bile olsa, o affedilip serbest bırakılan kişi, milyonlarca Alevinin vicdanlarında hep mahkûm kalacaktır. Eşit yurttaşlık, barış ve kardeşlik her dem bizim şiarımız olsun.”

    Kılavuz’un konuşmasının ardından semah dönüldü ve Mersin Cemevi Korosu tarafından Sivas Katliamı’nda Hakk’a yürüyenler itafen deyişler ve şarkılar okundu.

    PİRHA/MERSİN

  • 2 Temmuz’da Hacılı köyünde ‘Pir Sultan Abdal’ oyunu sahnelenecek-VİDEO

    2 Temmuz’da Hacılı köyünde ‘Pir Sultan Abdal’ oyunu sahnelenecek-VİDEO

    PİRHA-Pülümür Belediyesi, 2 Temmuz’da Hacılı köyünde “Pir Sultan Abdal” tiyatro oyununu sahneye taşıyacak. 

    Pülümür Belediyesi, 2 Temmuz’da Hacılı köyünde ‘Pir Sultan Abdal’ tiyatro oyununu sergileyecek. Pir Sultan Dergahı’nda yapılacak programa ilişkin Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, PİRHA’ya konuştu.

    “PİR SULTAN’IN MEKÂNINDA VE 2 TEMMUZ’DA OLMASI ÇOK ÖNEMLİ”

    2 Temmuz’un önemine dikkat çeken Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, “Hem Pir Sultan Abdal’ın mekânında olması hem de 2 Temmuz’a denk gelmesi açısından çok önemli. Pir Sultan isimli tiyatroyu mekanında olması nedeniyle orada yapmak istiyoruz. Tüm halkımı davet ediyorum, umarım gerekli ilgiyi görürüz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Sivas’ta katledilen 33 can için Malatya PSAKD Ören Cemevi’nde anma-VİDEO

    Sivas’ta katledilen 33 can için Malatya PSAKD Ören Cemevi’nde anma-VİDEO

    PİRHA-2 Temmuz’da yaşamını yitirenler Malatya PSAKD Ören Cemevi’nde anıldı. Yapılan etkinlikte konuşan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Madımak Katliamı sadece 2 Temmuz’da olmuş bitmiş bir olay olmayıp Kerbela’dan bu yana gelen katliamlar silsilesinin bir devamıdır. Aleviler, Kürtler, Ermeniler sistematik olarak soykırıma tabi tutulmuştur” dedi.

    2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler, Malatya PSAKD Ören Cemevi’nde anıldı. Anmaya PSAKD Ören Şubesi Başkanı Mazlum Köse, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Anma 2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.

    “MADIMAK, KERBELA’DAN BU YANA GELEN KATLİAMLAR SİLSİLESİNİN DEVAMIDIR”

    Madımak Katliamı sadece 2 Temmuz’da olmuş bitmiş bir olay olmayıp Kerbela’dan bu yana gelen katliamlar silsilesinin bir devamı olduğunu vurgulayan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Aleviler, Kürtler, Ermeniler sistematik olarak soykırıma tabi tutulmuştur ama bugünkü zihniyet bunu açık bir şekilde yapmaktadır. O halde Alevilerin, Kürtlerin, Ermenilerin, kadınların, emekçilerin bir araya gelmesi lazım başka bir çıkar yolumuz yoktur. Biz sizi sabahın ışıkları ile birlikte Sivas’ta bekliyoruz. Birlikte Hasret Gülltekin’in türkülerini söylemek için bekliyoruz, birlikte 17 kadın gibi semah dönmek için bekliyoruz, Nesimi Çimen’in yanan curasını tekrar çalabilmek için bekliyoruz” dedi.

    2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda 33 canımız gericiler tarafından yakılarak katledildiğini belirten PSAKD Ören Şubesi Başkanı Mazlum Köse, “Bu katliamın üzerinden 28 yıl geçmesine rağmen halen failleri bulunmadı ve hesap sorulmadı. Bırakın katillerden hesap sormayı tam tersine katilleri ödüllendirdiler. Ama bizler Aleviler olarak 28 yıl önce Sivas’ta yaşamını kaybeden canlarımızı ne unuttuk ne de unutturacağız. Katiller hesap verene kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    Anma 2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler için çerağ uyandırıldıktan sonra sona erdi.

    PİRHA/MALATYA

  • Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren canlar Garip Dede Dergahında anılacak-VİDEO

    Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren canlar Garip Dede Dergahında anılacak-VİDEO

    PİRHA-2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 35 can 4 Temmuz Pazar günü Garip Dede Dergahında anılacaklar. 

    Garip Dede Dergahında, 2 Temmuz Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren canları anma programı düzenlendi. Anma, 4 Temmuz Pazar günü saat 17:00’de başlayacak.

    Anma etkinliğinde, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat konuşma yapacak. Sanatçılar Tolga Sağ, Muharrem Temiz ve Özlem Taner de deyişler seslendirerek canları anacaklar.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Bülbül: AKP, Madımak Katliamı’nda suçlulardan yana taraf olmuştur-VİDEO

    PİRHA-HDP Milletvekili Kemal Bülbül bugün görülen Sivas Katliamı davasına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve AKP’de bu suçun bir tarafıdır” dedi.

    2 Temmuz 1993’de Sivas Madımak Otel’inde yaşanan ve 33 kişinin yaşamını yitirdiği katliamın davasının duruşması görüldü. Duruşma sonrasında PİRHA’ya açıklamalarda bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu katliamda suçlulardan yana olduğunu, onları koruduğunu belirterek bundan sonra yapılacak olan yargılamalardan etkili ve adil bir sonuç çıkacağını düşünmediğini aktardı.

    “ARANAN SANIKLARIN İADESİ KONUSUNDA SAMİMİ BİR YAKLAŞIM YOK”

    Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan Madımak Katliamı ile ilgili davanın duruşmasına katılarak takip ettiğini belirten Bülbül şunları dile getirdi:

    “Tabii duruşma esnasında mahkeme başkanı bazı açıklamalar yaptı. Yapmak zorunda kaldı. Şimdi 3 tane sanık hakkında yürütülüyor bu dava. Hukuki tabirle, mahkemenin dili ile söylüyorum bunu. Bizim dilimizle başka. Ve bu sanıklar çok büyük ihtimalle Almanya’da. Avukatlarımızın yaptığı açıklamadan şunu gördük ki iadeleri konusunda samimi bir yaklaşım yok. İkincisi bunlar herhangi bir suçluymuş gibi Alman makamlarına söylenmişler. Alman yetkili makamları da Madımak Katliamının insanlığa karşı bir suç olduğunu bilmediklerini ya da böyle bir telâkkilerinin olmadığını söylüyorlar. Yani ortada bir sağırlar diyaloğu var ve bu mahkeme zaman aşımına doğru gidiyor.”

    “ERDOĞAN MADIMAK KATLİAMI DAVASINDA KATİLLERDEN YANA TARAF OLMUŞTUR”

    Davada yargılanan sanıkların adreslerinin biliniyor olduğunu vurgulayan Bülbül sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Avukatlar adreslerini söylüyor bu katillerin. Bir yurttaş adresi bildiği halde devlet, devletin istihbarat kurumları ilgili birimleri vesaire bu sanıkları bulamıyor. Mesele şu biliyorsunuz katillerden bir tanesi Recep Tayyip Erdoğan tarafından affedildi. Gerekçede yaşlı ve hasta olması. Şu anda hapishanelerde binlerce yaşlı ve hasta siyasi tutuklu ve hükümlü var. Ama bunlar solcu, Kürt ve benzeri… Hiç bir tanesi bırakılmıyor. 83 yaşındaki Mehmet Özkan yürüyemiyor, kelepçe ile hapishaneden hastaneye götürülüyor. Mesele yaşlılık değil yani. Recep Tayyip Erdoğan Madımak Katliamı davasında katillerden yana taraf olmuştur. Bu birincisiydi suçluyu affetmesi yani. İkincisi 2011 yılında Madımak Katliamı ile ilgili verilen zaman aşımı kararına karşı ‘Türkiye’ye hayırlı uğurlu olsun’ demesiyle taraf oldu. Ve üçüncüsü de Madımak Katliamı ile Alevi toplumu söz konusu olduğunda siyasi tutum ve davranışlarıyla açıkça taraf olmuştur.”

    “BU KATLİAM MEHMET AĞAR’IN 1000 OPERASYONUNDAN BİRİSİDİR”

    Bundan sonra yapılacak olan yargılamalardan etkili ve adil bir sonuç çıkacağını düşünmediğini ifade eden Bülbül , “Bu kadar çete, bu kadar mafya, bu kadar katliamcı ortada dolaşıyor. Aslında Mehmet Ağar’ın ‘1000 operasyon yaptık’ dediği konu çok önemli. Bu çete başlarından birisidir Mehmet Ağar. Madımak Katliamı Mehmet Ağar’ın yaptığı 1000 operasyondan birisidir. Gazi katliamı da yine aynı şekilde, Ümraniye katliamı da aynı şekilde. Musa Anter, Uğur Mumcu, Metin Göktepe de bu operasyonlar içerisinde yer alıyor” diye konuştu.

    “MADIMAK KATLİAMI’NIN YILDÖNÜMÜNDE HER YERDE ANMALAR YAPALIM”

    “Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve AKP bu suçun bir tarafıdır” diyen Bülbül, “Dolayısıyla Madımak Katliamıyla ilgili asıl hakkaniyetin yerini bulabilmesi için bu 1000 operasyonun, çetelerin ifşa edilmesi, hukuk bağlamında yargılanması gerekir. Gerekli cezanın verilmesi gerekir ve Alevi toplumunun buna daha büyük bir ehemmiyetle ve daha büyük bir dikkatle sahip çıkması gerekir. Yaklaşık bir ay sonra Madımak Katliamı’nın yıldönümü olacak, anma programına gideceğiz. Bu vesile ile de dostlara, can dostlara Madımak Katliamı ile ilgili olarak gelebiliyorsanız Sivas’a gelin, gelemiyorsanız eğer bulunduğunuz yerde mutlaka bir anma programı yapın. Çünkü Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve AKP bu suçun bir tarafıdır” diyerek Madımak anmasına katışım çağrısında bulundu.

    PİRHA/ANKARA

  • Türkdoğan: Devlet her türlü tedbiri almak zorunda, Aleviler de kendini korumalı-VİDEO

    Türkdoğan: Devlet her türlü tedbiri almak zorunda, Aleviler de kendini korumalı-VİDEO

    PİRHA-İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, organize suç örgütü başı Sedat Peker’in, cemevlerine dönük saldırı iddiasına ilişkin “Alevilere yönelik provokatif saldırılar olabilir. Alevi toplumu, böylesi zamanlarda provokasyonlara gelmemeli” dedi. Türkdoğan, “Özellikle devlet yetkilileri, konuşulanları seyretmemeli. Her türlü önlemi almak zorundasınız. Alevi toplumu kendini koruyacak tedbirleri almalıdır” uyarısında bulundu. 

    Organize suç örgütü başı Sedat Peker’in, Mehmet ağar’ı kastederek, “Mehmet ve adamamlarının planları bir cemevine saldırıdır” iddiasının ardından bir açıklama da İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan’dan geldi. PİRHA’ya konuşan Türkdoğan, “Alevilere yönelik provokatif saldırılar olabilir” diyerek toplumun provokasyonlardan uzak kalması gerektiğini vurguladı.

    “ALEVİLERİN SİNDİRİLMEK İSTEDİĞİ GÜNLERİ GEÇMİŞTE ÇOK YAŞADIK”

    Öztürk Türkdoğan, Sedat Peker’in iddialarını ciddiye aldıklarını belirterek “Çünkü içerden bir kişinin ifşaatları ile karşı karşıyız” yorumunu yaptı. Türkdoğan, Alevi sorunun çözülmesi gereken en temel konulardan biri olduğuna işaret ederek şu aktarımda bulundu:

    “Türkiye’de çok temel problemler var. Nasıl ki Kürt sorunu çözülememiş ise Alevilerin çok uzun zamandan beri dile getirdiği eşit yurttaşlık hakkı, talepleri de karşılık bulmamıştır. Türkiye’deki Diyanet İşleri Başkanlığı aslında bir nevi resmi Sünni Müslümanlığının devletleşmiş halidir. Bunun dışındaki inançları dışlayan, kabul etmeyen bir sistem var. Lozan anlaşmasıyla tanımlanmış, Müslüman olmayan çeşitli dini grupların; Hıristiyanlar gibi çeşitli hakları sınırlı olarak güvence altında olsa da ama nüfusun önemli bir kısmını oluşturan Alevilerin inançlarıyla ilgili dini, ahlaki veya inançsal değerleriyle ilgili herhangi bir resmi tanımı yok.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları ile birlikte Yargıtay’ın yeni aldığı bazı kararlar var. Ama hala cemevlerinin ibadethane statüsü kabul edilmemiştir. Hala zorunlu din dersi uygulamasına devam edilmektedir.

    “POLİTİKACILARIN DİNİ KULLANMASI ALEVİLERİ KORUMASIZ HALE GETİRİYOR”

    Türkiye’nin tarihinde Dersim’deki Soykırımı başta olmak üzere Alevilere dönük çok sayıda katliam var. 78 Maraş Katliamı, hafızalarımızdan hiç silinmeyen 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı, 90’lı yıllarda Gazi Mahallesi Katliamı… Tabi hep Alevi katliamlarından sonra yaşanan siyasi tartışmalara baktığımızda toplumun kutuplaştırıldığı ve özellikle Sünni-Müslüman dini değer anlayışı üzerinden bu kutuplaştırmanın sürdürüldüğü, Alevi toplumu üzerinde ise baskı politikasının sürdürüldüğü ve onların sindirilmek istediği günleri geçmişte çok yaşadık. Her tartışmada maalesef karşımıza bu çıkıyor. Özellikle çeşitli dini değerleri siyasetin malzemesi haline getiren politikacılar, bunu çok sık kullanıyor. Bu da aslında Alevileri korumasız bırakan bir durum.

    “PEKER’İN İDDİASINA ŞAŞIRMADIK”

    Peker bir iddiada bulundu ve şaşırmadık. Çünkü bu noktada çok sık Alevilere dönük provokatif saldırılar gerçekleşti. Yakın zamana kadar bazı yerleşim yerlerinde Alevilerin evlerinin üzerine çarpı işareti konulması, Alevilere ait değerlere hakaretler gibi özünde nefrete dayalı ayrımcılığı barındıran uygulamalar hep oldu. Burada tabii ki toplumun dikkati dağıtılmak isteniyor. Devlet içindeki çete yapılarının tartışılması yerine bu tarz toplumu birbirine düşürecek provokatif eylemlerle hem toplumun bir kesimi baskı altına alınmak isteniyor hem de tartışmalar başka boyutlara, yani Alevi-Sünni sorunu varmış gibi bir noktaya götürülmek isteniyor.”

    “ALEVİ TOPLUMU KENDİNİ KORUYACAK TEDBİRLERİ ALMALIDIR”

    İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı taleplerini hatırlatarak “Bu iktidar, defalarca söz vermesine, AİHM büyük dairesinin kararlarına rağmen bunları yerine getirmedi. Hakikate susamışlık var” diyerek toplumun adalet ısrarını sürdürmesi gerektiğini vurguladı.

    Öztürk Türkdoğan, provokatif söylemlere karşı uyarıda bulunarak sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Tam da böylesi dönemlerde örgütlü bir şekilde bireysel insiyatifleri olarak değil, ama daha dikkatli olacak şekilde provokasyonlara gelmeyecek şekilde hakkımızı aramamız gerektiğini düşünüyorum. İktidarın özellikle yeni açtırdığı camilerde cuma günü duyduğumuz o hutbeler, vaazlar, dini söylemler ki orada çok sık nefret söylemi kullanılıyor. Bu tarz söylemlerle aslında kendi tabanlarını konsolide etmek istiyorlar. Buna karşı da elbette ki Alevilere yönelik provokatif saldırılar olabilir. Tam da böylesi zamanlarda Alevi toplumunun elbette ki bu provokasyonlara gelmemesi ama aynı zamanda bu tarz gericiliğin karşısına çıkmanın yolu da daha güçlü örgütlenme gerçekleştirmek, hem toplumsal hem de siyasi muhalefet içerisinde Alevilerin haklarının savunulması noktasında bir pratik sergilemek gerekiyor. İnsan hakları savunucuları olarak bizler bu konuda yıllardır mücadelenin içerisindeyiz. Her zaman Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı taleplerinin gerçekleşmesi noktasında birlikteyiz. Adalet arama, hakikat noktasında çalışmaları birlikte elbette ki yürütebiliriz.”

    İktidara da seslenen İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, “Özellikle devlet yetkilileri, konuşulanları seyretmemeli. Her türlü önlemi almak zorundasınız. Birileri siyasi olarak zora girmiş olabilir. Kendi tabanını konsolide etmek için Alevilere yapılacak saldırı üzerinden tekrar dinci bir söylem geliştirmek isteyebilir. Buna karşı hem devlet yetkilileri tedbir alacak hem de Alevi toplumu kendini koruyacak tedbirleri almalıdır.”

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • FEDA: Hesabını  sormak boynumuzun borcudur

    FEDA: Hesabını  sormak boynumuzun borcudur

    PİRHA- FEDA yaptığı yazılı açıklamada, “Tekçi Na Hak zihniyetin gercekleştirdiği katliamlarla yüzleşmek, bu zihniyeti tanımak ve yitirdiklerimizin  hesabını  sormak boynumuzun borcudur. Bu zihniyetle  mücadele edeceğimizi bir kez daha deklare ediyoruz” diye belirtildi.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Sivas Madımak Katliamı’nın 25. yılı vesilesiyle yazılı bir açıklama yaptı.

    “Üzerinden 25 yıl geçen 2 Temmuz 1993 Sivas olayları, bir katliam tarihi olarak hafızalara kazındı” denilen açıklamada,

    ” 2  Temmuz 1993 günü; Muaviye-Yezit anlayışını savunanlar Hüseyin’in direniş geleneğinin savunucusu Pir Sultan’ın diyarında, bir kez daha canlarımızı ateşlere attılar. Onlar, karanlığın temsilcileri bilmiyorlardı ki, biz ateşe semah duranların evlatlarıyız. “Bir ölür bin diriliriz” ifadelerine yer verildi.

    ” KATLİAMDAN SONRA GÖÇLERLE DEMOGRAFİK YAPI DEĞİŞTİ”

    Sivas Madımak Katliamı’nın planlı programlı bir soykırım hareketinin devamı olduğu belirtilen açıklamada, ” Yakın tarihimize kadar Alevilerin çoğunluk olarak bulunduğu kentler olan Maraş, Malatya, Çorum, Adıyaman, Erzincan, Tokat, Dersim  şehirleri; gerçekleşen her Alevi katliamı sonrası, Türkiye’nin metropollerine ve yurt dışına yoğun göçler yaşandığından şehirlerin demografik yapıları değişmiş, geçmişte ilericilerin, devrimcilerin ve elbette Alevilerin kalesi olan bu kentlerimiz islam faşizmine hizmet eden gericilerin, faşistlerin kalesi haline getirilmiştir”  denildi.

    “HESABINI SORMAK BOYNUMUZUN BORCUDUR”

    Açıklamanın devamında şunlar belirtildi:

    “Sivas katliamı başta olmak üzere Alevilere ve ilericilere, aydın ve sanatçılara karşı işlenen tüm katliamları besleyerek gercekleşmesini sağlayan asıl sorumlunun tekçi zihniyet olduğunu bir kez daha  belirtiyoruz. İnsanlığa karşı işlenen suçların ve böylesi büyük acıların zaman aşımına uğrayamayacağı, telafi edilemeyeceği bilinciyle faillerin bulunup mutlaka yargılanarak hesap vermesi gerektiğini bir kez daha belirtiyoruz. Tekçi Na Hak zihniyetin gercekleştirdiği katliamlarla yüzleşmek, bu zihniyeti tanımak ve yitirdiklerimizin  hesabını  sormak boynumuzun borcudur. Bu zihniyetle  mücadele edeceğimizi bir kez daha deklare ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Devlet Alevileri metropollerde eritmek istedi’-VİDEO

    ‘Devlet Alevileri metropollerde eritmek istedi’-VİDEO

    PİRHA-AKA-DER tarafından “2 Temmuz’u ve seçimleri konuşuyoruz” söyleşisi düzenlendi. Söyleşiye konuşmacı olarak PSAKD Mamak Şube Başkanı Hasan Gürer, Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Hasan Altun ve AKA-DER temsilcisi Nursel Güvendir katıldı. 

    Halk Ozanı Aşık Feyzullah Çınar Parkı’nda yapılmak istenen etkinlik yoğun yağış nedeniyle AKA-DER Şubesi’nde gerçekleştirildi. Etkinliğe Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, HDP 1. Bölge milletvekili adayları, HDK Ankara İl ve PSAKD üyeleri katıldı.

    Söyleşide PSAKD Mamak Şube Başkanı Hasan Gürer yaptığı açılış konuşmasında katliamlara karşı omuz omuza mücadele edilmesi gerektiğini belirterek, “Biz ki Sivas’ta yitirdiğimiz tüm canlarımızın katledilme nedenlerini biliyoruz. 7′ den 70′ e hak yolunda yürümeyi kendilerine görev kabul edip, hak aşkına, pir aşkına deyip yola düşenler sanmasınlar ki unutuldu.  Sivas’ın ışığı sönmedi, sönmeyecek ve katliamların hesabı sorulacaktır” dedi.

    “DEVLET ALEVİLERİ METROPOLLERDE ERİTMEK İSTEDİ”

    DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi Eşbaşkanı Hasan Altun ise “Sivas’ta Madımak otelindeki katliam, devletin öngördüğü hedeflere ulaşmak istediğinden, askerinin ve polisinin gözü önünde seyredilerek yapılan planlanmış bir katliamdır. Devletin müdahale etmemesi sonucunda 33 canımızın yakılarak hayatını kaybetmesine neden olmuştur” diye konuştu.

    Sivas’ta yapılan katliamda Alevileri ile sol güçler ve aydınlar üzerinde büyük bir baskı kurulduğunu kaydeden Altun şunları söyledi:

    “Sivas’taki dinsel bağnazlığın kışkırtılması çerçevesinde şeriat çağrıları yapılmış bu tehlike karşısında Aleviler, laik aydınlar, demokratlar devlete sığınır hale getirilmiştir. Devlet bu katliamdan sonra  Alevileri, aydınları, demokratları, laik çevreleri himaye eden bir güç olarak göstermeye çalışmıştır. Demokrasi cephesi etrafında toplanan muhalif güçlerin bir kısmını bu cepheden kopararak kendi yanına çekmeye çalışmıştır.
    Devlet gerek Alevi Kürtleri, gerekse Alevi Türkleri hem metropollerde eritmek, hem de kendi çizgisine getirmek için çok boyutlu özel savaş yürütmüştür.”

    “Mevcut tekçi zihniyetin ülkeyi yönetememe krizi derinleşmektedir” diyen Altun, “Mevcut tekçi zihniyet  “biat” etmeyen, emek, demokrasi, insan hakları, hakikat ve özgürlük mücadelesi verenleri “hain” ilan etmektedir. Özellikle seçim dönemlerinde ayrıştırma, ötekileştirme, halkları ve inançları karşı karşıya getirme bir devlet aklı haline gelmiştir. Bu tekçi zihniyet; dinci, ırkçı, mezhepçi, şoven, ulus devletçi düşünceler ve politikalarla yapmış oldukları zulmü unutturmaya çalışmaktadırlar. İktidar, devletin ideolojik ve zor aygıtlarını elinde bulundurduğu için, muhalefetin yani biz ötekilerin eşit şartlarda seçime girmeleri söz konusu değildir” diye belirtti.

    “BU BİR DEVLET KATLİAMIDIR”

    Daha sonra söz alan AKA-DER Aktivisti Nursel Güvendir ise 1 Temmuz 1992 de Banaz da yapılan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği etkinlikleri o zamana kadar yapılan etkinliklerin en kalabalığı olmuştu. Katılımın fazla olmasından kaynaklı bir sonraki yıl yapılacak etkinliklerin bir kısmı Sivas’a taşınıyor. Sadece bu örnek bile bize şunu gösteriyor: Alevi halkı biraraya geliyor, örgütleniyor. Kimliğine kültürüne sahip çıkmaya başlıyor” dedi.

    Sivas Katliamı davasında mahkemenin tutumunun zaman aşımı kararı olduğuna dikkat çeken Güvendir, “Araştırırsak daha çok kanıt bulabiliriz ki bu bir devlet katliamıdır. Bu Alevi Sünni çatışması değildir. Dolayısıyla katilimizi iyi tanımamız gerekir” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • AKA-DER Mamak Şubesi’nden 2 Temmuz ve seçimler konulu söyleşi

    AKA-DER Mamak Şubesi’nden 2 Temmuz ve seçimler konulu söyleşi

    PİRHA-AKA-DER Mamak Şubesi 2 Temmuz Sivas Katliamı ve seçimler konulu bir söyleşi düzenliyor.

    AKA-DER Mamak Şubesi “2 Temmuz’u ve seçimleri konuşuyoruz” konulu söyleşi düzenliyor. Söyleşiye Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mamak Şube Başkanı Hasan Gürer, Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube Eş Başkanı Hasan Altun ve AKA- DER Mamak Şube Temsilcisi katılacak.

    Tuzluçayır Feyzullah Çınar Parkı’nda yapılacak olan söyleşi 10 Haziran Pazar günü saat 17:00’da.

     

     

  • Av. Kazım Genç: Sivas Katliamı’nı katliam olarak görmemesi devletin itirafıdır-VİDEO

    Av. Kazım Genç: Sivas Katliamı’nı katliam olarak görmemesi devletin itirafıdır-VİDEO

    PİRHA – Adalet Bakanlığı’nın Sivas Katliamı’na ilişkin Anayasa Mahkemesi’ne vermiş olduğu savunma ile ilgili PSAKD’nin Eski Genel Başkanı Kazım Genç PİRHA’ya konuştu. Genç, “Sivas Katliamı’na, kendisine insanım diyen kim yaşam hakkı ihlali yok diyebilir” diyerek tepki gösterdi.

    Adalet Bakanlığı, Sivas Katliamı davasının zaman aşımı ile düşmesi nedeniyle AYM’ye yapılan bireysel başvuruya savunma gönderdi. Bakanlık, savunmasında katliamdan “olay” diye bahsetti.

    Katliamdan sağ kurtulan başvurucuların “yaşam hakkı ihlali” iddiasının tartışılır olduğunu savunan bakanlık, başvurucuların artık “mağdur sıfatını” taşımadıklarını öne sürdü.

    “KATLİAMDA, HANGİ İNSAN YAŞAM HAKKI İHLALİ YOK DİYEBİLİR”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan PSAKD’nin Eski Genel Başkanı Kazım Genç, bakanlığın bu savunmayı yapmasını en hafif tabiri ile kınıyoruz. Yani Sivas madımak otelde 33 canımız 2 otel görevlisi 35 insanımızın katledildiği bir ortamda hangi kendisine insanım diyen, burada insan yaşam hakkı ihlali yok diyebilir ki. Öyle görünüyor ki bunlar sırf usulü yerine getirmek, gelen geçer cevaplar vererek acaba kafa bulandırmayı nasıl yapabiliriz anlamındaki savunmalardır” diye konuştu.

    “KATLİAM OLARAK DEĞERLENDİRMEMEK DEVLETİN AÇIKÇA İTİRAFIDIR”

    “İsminde adalet olan bir bakanlığın 35 insanın yakılarak katledildiği bir oteldeki bu katliamı yaşam hakkı ihlali yoktur savunmasına dayandırması kınamanın çok ötesindeki sözleri hak ediyor. Ne yazık ki bizim nezaketimiz ve öğretimiz buna izin vermiyor” diye tepkisini dile getiren Genç, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak. Kahrolsun laiklik, yaşasın şeriat sloganlarıyla bir öğretiye, bir inanca ilişkin insanların etkinliklerinde ve o insanları yok etmeye yönelik olan ve saat 13.00 sıralarında başlayıp 20.00 kadar 6-7 saat süren ve devletin acziyeti ve belki de aklımızda hala var olan ve o günden sonra var olan soru işaretleri ile bir yerlerden birilerinin katkısıyla kurgulanmış olan bu katliamı, katliam olarak değerlendirmemesi devletin açıkça itiraf etmesidir. ‘Evet bu meselenin bir yerinde benden birileri vardı; O yüzden de katliam olarak değerlendiremem. Kendimi katliam sanığı katliam suçlusu yerine koyamam’ savunması yapıyor.”

    “BAKANLIK, NASIL OLUMSUZ KARAR ÇIKARTIRIM İŞGÜZARLIĞI YAPIYOR”

    Genç, dava hakkında şu bilgiyi verdi:

    “Ceza davası yürüdü tamamlandı ve orada tazminatlara hükmetti söylemi de şöyle doğru değil. Ceza davasının bir kısmı hala sürüyor. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde. O da zaman aşımının içine katıldı. Kapatmaya çalışıyorlar. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlara zaman aşımı olmaz. 5327 sayılı yasamızın 85 maddesine dayanarak bunları söylüyoruz. Dava kısmen sürüyor.”

    Av. Kazım Genç, “Adalet Bakanlığı değişik değişik yerlerden hukuka uygun olmayan argümanlar sunarak, Anayasa Mahkemesi’ni bu konuda nasıl olumsuz karar, başvuranların aleyhine nasıl olumsuz bir karar çıkartabilirim işgüzarlığı yapmaktadır. Hiç birisinde hukuki neden bir tutar yan bulunmamaktadır.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Ankara’daki Alevi kurumlarının Sivas katliamına ilişkin basın açıklaması 1 Temmuz’da

    Ankara’daki Alevi kurumlarının Sivas katliamına ilişkin basın açıklaması 1 Temmuz’da

    PİRHA – AKA-DER, DAD, Divriği Kültür Derneği, Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu ve PSAKD 2 Temmuz Sivas katliamını kınamak için 1 Temmuz Cumartesi günü Ankara/Yüksel Caddesi’nde ortak bir basın açıklaması düzenleyecek. 

    AKA-DER, Demokratik Alevi Derneği, Divriği Kültür Derneği, Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği 1 Temmuz Cumartesi günü Ankara/Yüksel Caddesi’nde ortak bir basın açıklaması düzenleyecek. Düzenlenecek basın açıklamasında başta 2 Temmuz Sivas katliamı olmak üzere bütün katliamlar kınanacak.

    Saat 16:00’da yapılacak olan basın açıklamasında 2 Temmuz gazisi olan Zerrin Taşpınar konuşmacı olarak katılacak. Konuşmaların ardından semah dönülecek.