Etiket: 2 temmuz sivas

  • PSAKD Mamak Şubesi, ‘Madımak Katliamı ile yüzleşme’ paneli düzenledi -VİDEO

    PSAKD Mamak Şubesi, ‘Madımak Katliamı ile yüzleşme’ paneli düzenledi -VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mamak Şubesi, yaklaşan 2 Temmuz öncesinde ‘Madımak Katliamı ile yüzleşme’ adlı panel düzenledi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi, yaklaşan 2 Temmuz öncesinde ‘Madımak Katliamı ile yüzleşme’ adlı panel düzenledi.
    Panele Ankara 78’liler Derneği, 29 Ekim Kadınları Derneği ve yöre dernekleri de katıldı.
    Mamak’taki Mursal Köyü Kültür Derneği’nde gerçekleştirilen panel, Madımak Katliamı nezdinde tüm Alevi hak mücadelesinde hayatını kaybedenler için saygı duruşu yapılmasıyla başladı.

    “2 TEMMUZ’ DA SİVAS’TA OLALIM “

    PSAKD Mamak Şubesi Başkanı Fadime Türkyılmaz açılış konuşması yaptı. Türkyılmaz konuşmasında 2 Temmuz’da Sivas’a gitme, gitme imkanı olmayanların ise bulundukları yerde alanlara çıkması çağrısı yaptı.

    Panelin moderatörlüğünü PSAKD Mamak şube yöneticisi Aşur Eylen yaptı. Eylen yaptığı açılış konuşmasında, “Tüm katliamlarla yüzleşmeliyiz. Yüzleşme olmadan olmaz. O yüzden panelimizin ismine yüzleşme dedik. Unutmayalım unutturmayalım. Bundan dolayı 2 Temmuz’da Sivas’ta olalım. Sivas’a gidemeyenlerle burada Tandoğan Meydanı’nda buluşacağız. Tüm canları davet ediyoruz” dedi.

    KATLİAM TANIKLARI YAŞADIKLARINI ANLATTI

    Yapılan açılış konuşmasının ardından Sivas ve Maraş katliamlarının tanıkları söz aldı.
    Maraş Katliamı’nın tanığı Elif Şerik, “Ben Maraş’ta amcamın oğlunu ve ailesini kaybettim. Eliyle birlikte diri diri yaktılar. Bir çocuğunu kaçırdılar. Sonra kafasını kesip verdiler sadece. O kafayı gömdük mezarlığa. Ama gerçekten o mu bilmiyoruz” diye konuştu.
    Sivas Katliamı’nın tanığı Zöhre Şimşek ise, “Biz Madımak’ta o katliamı yaşadık. Dayanılmaz bir acıydı. Bizim oraya gitmemize engel oldular. Bunları insan olan yapar mı? İnsan olan insan yakar mı?” dedi.

    “SENİN BENİM ACIM DEMEDEN BİRLİK OLMALIYIZ”

    Tanıkların konuşmasının ardından panelistlerin konuşmalarına geçildi. İlk olarak Pir Sultan Abdal ve 2 Temmuz Eğitim Vakfı önceki dönem başkanı Emel Sungur Uzman söz aldı. Uzman Madımak Katliamı’na ilişkin yaşadıklarını anlatarak şunları dile getirdi:
    “Yaşadıklarımız çok korkunçtu. Öncesinden planlanmış bir katliamdı. Aleviler üzerinden toplum susturulmaya çalışıldı. Aleviler bugün birlik olmalı. Özellikle kurumlar bir araya gelmeli. Senin acın benim acım dememeliyiz. Birlik dayanışma olmazsa katliamlar devam edecek. Kendi yolumuzu kendimiz çizmeliyiz.”

    “İNCİNSEN DE İNCITME DİYORLAR YA, HAYIR HESABINI SOR “

    Uzman’ın ardından sözü Müslim Metin aldı. Metin konuşmasında, o dönemde tanık olduklarını anlatarak şunları aktardı:
    “Ben o gün Sivas’a gitmemiştim. Yakınlarım gitmişti. Televizyonlardan öğrendik. Hemen kalkıp Sivas’a gittik. Hayatımın en uzun yolculuğuydu. Dirisinin önünden gitmeyen toplum ölüsünün arkasından gider. Biz ezilenler birleşmeliyiz. Örgütlü olmazsak yok oluruz. Bakin bugün hala Alevi katliamı olabileceğini söylüyorlar. Yıllar geçti biz Sivas’a gittiğimizde yine saldırıya uğradık. Bizi de katletmeye çalıştılar. İncinsen de incitme diyorlar ya hayır. İnciteni sen de incit. Hesabını sor. Bugün yalnız kalmış durumdayız maalesef. Katliamların yaşanmaması için birleşmeliyiz. ”

    Panelistlerin konuşmalarının ardından soru cevap kısmı yapılarak panel sonlandırıldı.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Çeyrek yüzyıllık davamız Ulu divana kalmayacak’-VİDEO

    ‘Çeyrek yüzyıllık davamız Ulu divana kalmayacak’-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da Madımak katliamının yıl dönümü vesilesiyle yapılan mitinge yurttaşlar kitlesel bir katılım sağladı. Mitingde konuşan PSAKD Genel Sekreteri Onur Şahin, “Bugün ise AKP iktidarı Sivas Katliamında kendi özünü ve ruhunu bulan bir parti olarak Alevi halkımıza ve diğer tüm ilerici demokrat toplum kesimlerine karşı baskı ve tehdit politikalarına hız kesmeden devam ediyor” dedi.

    Ankara’da Madımak katliamının 25’nci yıl dönümü vesilesiyle yüzlerce kişi Toros sokakta bir araya geldi. Sivas Madımak katliamında yaşamını yitirenlerin fotoğraflarını taşıyan ve katliamında yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının olduğu “Madımak utanç müzesi olacak” pankartı açan yurttaşlar. Sık sık “Sivas’ı unutma unutturma” “Sivas’ın ışığı sönmeyecek” sloganı atarak mitingin yapılacağı Tandoğan Meydanına doğru yürüyüşe geçti.

    Yapılan yürüyüşe PSAKD, ABF,DAD , KESK,AKA –DER, Halk Evleri, Divriği Köy Dernekleri Federasyonunu, STK ve Siyasi Parti temsilcileri katıldı.

    Sivas şehitleri ve demokrasi, özgürlük mücadelesinde katledilen tüm canlar için bir dakikalık sayı duruşu yapıldı.

    Ortak basın metni okuyan PSAKD Genel Sekreteri Onur Şahin, “Bundan tam 25 yıl önce 33 canımız Sivas’ın ortasında tekbirler eşliğinde devlet güçlerinin gözü önünde yakılarak katledildi. İçlerinde aydınlarımız, yazarlarımız, şairlerimiz, sanatçılarımız, semahçılarımız, kadınlarımız, gençlerimiz ve çocuklarımız vardı.

    “MADIMAK PLANLI BİR KATLİAMDIR”

    “Birkaç kişilik eylemlere dahi binlerce polisi yığan devlet o gün hiçbir polisi müdahale etmek için katliamın yaşandığı bölgeye göndermedi. Gelen birkaç polis de ya olayları izledi ya da katliamcılarla kol kola hareket etti. Medya ise işbirlikçi rolüne yakışacak şekilde gericilerle birlikte Aziz Nesin’in bazı sözlerini bahane ederek etkinliklere katılan canlarımızı günlerce hedef gösterdi” diyen Şahin şöyle devam etti:

    “Sivas Madımak Oteli Katliamı egemenlerin askeriyle, polisiyle, yargısıyla, medyasıyla, belediyesiyle, hükumetiyle organize ettiği ve orta çağ artığı gerici katillerin tetikçiliğiyle hayata geçirdiği planlı bir katliamdı. Katliamdan sonra gerici katil güruh içinden sadece küçük bir grup hakkında dava açıldı. Uzun süren yargılamalar sonunda bu katillerin çoğu ya hiç ceza almadılar ya da küçük cezalarla kurtuldular. Haklarında dava açılan katillerin bir kısmı ise hiç bulunamadı. Daha sonra bu katillerin bazılarının Sivas’tan hiç ayrılmadan yaşamlarına devam ettikleri, hatta resmi olarak haklarında arama kararları olmasına rağmen evlendikleri, askere gittikleri, işe girip çalıştıkları, ehliyet aldıkları anlaşıldı. Bir kısmı da arama kararlarına rağmen ellerini kollarını sağlayarak yurt dışına çıktılar. Daha sonrasında devlet tarafından bulun(a)mayan bu katiller zaman aşımı kararıyla ceza almaktan kurtuldular. Dönemin başbakanı olan AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bu karar için “hayırlı olsun” dedi. Sivas katillerinin avukatları AKP tarafından milletvekili, belediye başkanı, bakan ve hatta Anayasa Mahkemesi üyesi yapılarak ödüllendirildiler. Sivas Katliamından bugüne kadar çeyrek yüzyıl bu şekilde geçti”

    “MİLLİYETÇİ POLİTİKALARLA İNSANLAR DÜŞMANLAŞTIRILMIŞ”

    “Bugün ise AKP iktidarı Sivas Katliamında kendi özünü ve ruhunu bulan bir parti olarak Alevi halkımıza ve diğer tüm ilerici demokrat toplum kesimlerine karşı baskı ve tehdit politikalarına hız kesmeden devam ediyor. Gezi direnişinden beri olağan bir şekilde rıza üreterek iktidarını devam ettirme şansı kalmayan AKP ülkeyi baskıya dayalı OHAL rejimiyle yönetmektedir” ifadelerini kullanan Şahin şunları söyledi:

    “15 Temmuz bahanesiyle ilan edilen OHAL’den sonra çıkarılan KHK’larla yüz binlerce insan haksız yere işinden atılmış, muhalif basın yayın organları kapatılmış, binlerce insan hukuksuz kararlarla tutuklanmış, insanların malına mülküne keyfi bir biçimde el konulmuştur. Bu haksızlığa boyun eğmeyip direnen insanlara da AKP iktidarı vahşice saldırmıştır. Toplumsal yaşam siyasal iktidar eliyle hızla gericileştirildi. Devletin artık şeklen kalmış olan sınırlı laik niteliği bütünüyle ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Eğitimde akıl, bilim, eleştiri ve sorgulamanın yerine kör inançlara ve akıl dışı dogmalara dayalı gerici bir anlayış getiriliyor. Roboski’de, Cizre’de, Sur’da ve daha birçok yerde sivil halka dönük insan haklarına, uluslararası hukuka ve vicdana aykırı çok acı olaylar yaşanmıştır. Buna karşı çıkan bir bildiriye imza atan yüzlerce akademisyen ise üniversitelerden atılmışlardır. Ülkeyi yönetenler kan üzerine yaptıkları sığ milliyetçi politikalarıyla insanları birbirine düşman etmeye çalışıyorlar. Bunların dışında ülkemizin bütün kamusal kaynakları emperyalistlere ve yandaş sermaye gruplarına peşkeş çekiliyor. Doğa sermayenin çıkarları doğrultusunda talan ediliyor”

    “DAYANIŞMAYI VE MÜCADELEYİ BÜYÜTMELİYİZ”

    “2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı özünde sadece Alevilere karşı değil, ezilen, ötekileştirilen, dışlanan, yok sayılan bütün toplumsal kesimlere karşı yapılan bir katliamdır” diyen PSAKD Genel Sekreteri Onur Şahin, “Bugün bütün ötekileştirilen kesimlerin yaşam alanları, mahalleleri, sokakları, inanç yerleri, mezarlıkları, inanç merkezleri tehdit altındadır. O yüzden ezilen, dışlanan, ayrımcılığa uğrayan ve yok sayılan herkesi zulme karşı ortak mücadeleye çağırıyoruz. Gelin hep birlikte 2 Temmuz’da tek adam rejimine, faşizme, gericiliğe ve baskı politikalarına karşı birlik olalım. Gelin hep birlikte dayanışmayı ve mücadeleyi büyütelim. Büyütelim ki bize bu acıları yaşatanlardan hesap sorabilelim” diye konuştu.

    Yapılan açıklamanın ardından PSAKD Yenimahalle Şube Batıkent Cemevi  bağlı Zakir Türkan Akbıyık ve Eylem Ulusoy’un deyiş Duaz-ı imamlarıyla Madımak’ta katledilen canlar için semaha dönüldü. Malik İnce’nin müziği eşliğinde türkü ve marşlarla miting sonlandırıldı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • CHP’li Ağbaba: Sivas Katliamı’yla ilgili önergelerimizi AKP reddetti

    CHP’li Ağbaba: Sivas Katliamı’yla ilgili önergelerimizi AKP reddetti

    PİRHA-CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, “Sivas Katliamdaki her türlü soru işareti aydınlatılmadan, toplumsal yaşamda ayrımcı ve gerici zihniyetle hesaplaşılmadan ne hoşgörü ve barışa olan hasretimiz bitecek ne de kor olan yürekler soğuyacak” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, 2 Temmuz Sivas Katliamı’nın yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı.

    Ağbaba, yayımladığı mesajda, dünyanın neresinde olursa olsun, faillerin anında bulunup, cezalandırılacağı böyle bir katliamda, sorumluların adeta ödüllendirildiğini, AKP’nin katliamcıları koruyup, kollayıp, hesap vermekten kurtardığını savundu. Ağbaba, “Katliamdaki her türlü soru işareti aydınlatılmadan, toplumsal yaşamda ayrımcı ve gerici zihniyetle hesaplaşılmadan ne hoşgörü ve barışa olan hasretimiz bitecek ne de kor olan yürekler soğuyacak” dedi.

    AYNI ACIYI VE HÜZNÜ TAŞIYORUZ

    Ağbaba, “Yakın tarihin en kara günlerinden biri olan Sivas Katliamı’nın 25. Yılında hala aynı acıyı ve hüznü yaşadığını belirtti. Ağbaba, “Olayın sorumlularını milletvekili yapanlar, katliama karışmış sanığı korumaya alanlar, Alevi evlerine işaret koyanlar, ‘Cemevleri cümbüş evleridir’ diyenler, bu eylemin ve bu zihniyetin devamıdır” ifadelerini kullandı.

    GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEKTEN KORKTULAR!

    Cumhuriyet Halk Partisi olarak meclise, konunun aydınlatılması ve yaraların sarılması için çok sayıda kanun teklifi ve önerge verdiklerini, katliamla ilgili çok sayıda rapor hazırladıklarını kaydeden Ağbaba,şunları söyledi:

    “Her zaman olduğu gibi AKP Milletvekillerinin oylarıyla önergelerimiz reddedildi. Çünkü gerçeklerle yüzleşmekten korktular. Ne kadar süre geçerse geçsin katliamlara verdiğimiz kurbanlar için adalet arayışımız devam edecek. Katliamlardaki her türlü soru işareti aydınlatılmadan, sorumlularla hesaplaşılmadan yürekler soğumayacaktır. Biz çok iyi biliyoruz ki Sivas Katliamı’nın tüm sorumluları bulunup cezalandırılmadığı sürece bu ülkeye adalet gelmez. Sivas’tan, Suruç’a, Ankara Garı’ndan, Reyhanlı’ya tüm katliamların aydınlatılması için mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’da Sivas paneli: Yezid’e bin sene daha mı boyun eğeceğiz-VİDEO

    Ankara’da Sivas paneli: Yezid’e bin sene daha mı boyun eğeceğiz-VİDEO

    PİRHA – 2 Temmuz Sivas Katliamı’na ilişkin ‘Devlet, katliam, kimlik ve yüzleşme’ başlıklı panel gerçekleştirildi. Filiz Kerestecioğlu, Zeynep Altıok, Turan Eser ve Ali Murat İrat’ın konuşmacı olarak katıldığı panele kurum temsilcileri ve şehit aileleri katıldılar.

    PSAKD Genel merkezi tarafından 2 Temmuz şehitleri adına HBVAKV Genel Merkezi’nde, ‘Devlet, katliam kimlik ve yüzleşme’ başlıklı panel gerçekleştirildi. Filiz Kerestecioğlu, Zeynep Altıok, Turan Eser ve Ali Murat İrat’ın panelist olarak katıldığı panele kurum temsilcileri ve şehit aileleri katıldılar.

    Panelde konuşan Zeynep Altıok, “25 yıl dile kolay, genel de konuşma güçlüğü çekmeyen birisiyim, ama önce ailelerimizle göz göze konuşmak çok zor. 25 yıldır bozuk plak gibi kendini tekrar etmek çok zor. Zor bir zamandayız. Ne yazık ki bu zor zamanı içinde bulunduğumuz karanlığı iliklerine kadar duyumsayanlar da, hissedenler de en çok biziz. Çünkü bu karanlığın neler getirebildiğini neler götürebildiğini, nelere mal olabildiğini en iyi deneyimleyenlerdeniz” diye konuştu.

    “BU TOPRAKLARDA BESLENEN GERİCİ FAŞİST ZİHNİYET YENİ DEĞİL”

    “2 Temmuz takvimde yerini aldığında, en fazla bir gün öncedir 2 gün önce değil, bütün gazetelerin aradığı, ne hissediyorsunuz diye sorduğu, sizden hep aynı şeyi anlatmanızı beklerler ve sadece o gün ilgilenirler” ifadelerini kullanan Altıok, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Menekşeden önce bir belgesel hazırlandı ve yayınlandı. Menekşeden önce ben Soner Yalçın tutukluyken yarım kalan belgeselin tamamlanması sürecinde anlatmam istendiğinde belgeseli önce kopuk kopuk sonra avukatlar aracılığı ile tekrar tekrar defalarca izledim. İzlerken ilk defa ailelerin ağzından o yaşanan acıyı orada dinlemiş oldum. Neden? Biz bir birimize uzak olduğumuz için mi? Birbirimizin acılarına duyarsız kaldığımız için mi? Kulak tıkadığımız için mi? Aynı acıyı daima yan yana hissettik. Ama sessiz bir kabul vardır, sormazsanız, sormazlar. Birbirimizden sakınırız birbirimizi.

    25 yılın gerisinden bugüne bakmak lazım. Bugün ülkenin içerisinde bulunduğu seçim atmosferinde bize dayatılanın ne olduğunu, buradan 25 yıl önceye bakarak en iyi anlayabileceğimizi düşünüyoruz. Elbette bu tarih daha önce 100 yıl öncesine gidiyor. Bu topraklarda beslenen gerici, faşist zihniyet yeni değil. Sivas Katliamı’na gelene kadar birçok can aldı, almaya da devam etti. Bizler son olsun dedik, son olmadı. Birbirimizin de adaletine beraber düştük, bunu da sürdüreceğiz.”

    “İKTİDAR YÜZLEŞMEKTEN KAÇINIYOR”

    HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ise şunları kaydetti:

    “Öncelikle hepinizin acılarını selamlıyorum. Bütün kaybettiklerimizi sevgiyle anıyorum. Sadece İstanbul’da cenazelerinde bulunabildim. Sizler gibi onlarla yakın yaşama şansım olmadı. Bize toplum olarak kattıkları çok şey vardı. Hepsi ayrı ayrı özelliklere sahip insanlardı. O acıda bu ülkenin vicdanlı insanlarının kalbine yerleşti, bir daha çıkmamak üzere.

    Barış ve demokrasi mücadelesinin yükseldiği, baskıların da aynı oranda arttığı bir dönemden geçiyoruz. Barış sürecinde konuşulmaya başlanan yüzleşme gibi kavramlar bugün iktidar tarafından bugün zorla unutturulmaya çalışılıyor. Aslında iktidarın Dersim Katliamı için etkisiz bir komisyon kurmaya razı olduğu dönemde bile siyasi geleneğinin ortağı olduğu Malatya, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarından yüzleşmekten kaçındığını biliyoruz.”

    “MUTLAK BİR İNKAR POLİTİKASI İZLENİYOR”

    “Bugün ise mutlak bir inkar politikası izliyorlar. Türkiye’nin her zaman Sünnileştirme, Türkleştirme hedefi taşıdığını biliyoruz. Bu politikanın nedeni ulus devletin tek bir kimlik üzerinde inşa edilmesi, bir nedeni ise Alevi toplumunun eşitliği temel hedef alan yaşam biçiminin baskıcı iktidarlar tarafından engellenmek istenmesi” diye konuşan Kerestecioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Her zaman Aleviler eşitlikçi ve özgürlükçü anlayışları nedeniyle bir tehdit unsuru olarak görüldü. Aleviler yalnızca farklı bir inancın mensubu oldukları için değil, biatı kabul etmeyen insanların eşit, özgür ve barış içinde yaşamalarını savunan bir toplumsal örgütlenmeye inandıkları için de hedef gösterildiler. Bir ülkenin işkence ile kayıplarla dolu mirası ile yüzleşmek sadece mağdurların değil, bütün toplumun ve her insanın sorunu olmalı.

    Bu ülkede bir taraftan Süryanilerin, Ermenilerin, bir tarafta Kürtlerin, yaşadıklarını biliyoruz. Aslında toplum olarakta baktığımızda ayrıştıramayacağımız bir şekilde ellerde epey kan var. Toplum olarak da bu yüzleşmeyi yeterince yapamıyoruz. Herkes kendi acısı ile yüzleşilmesini isterken bir başkasının acısını unutabiliyor. Bunları daha fazla ortaklaştırabildiğimizde daha çok adım atma şansına sahip olacağız ve daha demokratik bir ülke olabileceğiz.”

    “YEZİD’İ NE ZAMAN ALT EDECEĞİZ”

    Birgün Gazetesi Köşe Yazarı Ali Murat İrat ise,25. yıl35. Yıl, 55., 105. yılda konuşacaklarımız ya da 10. yılda konuşacaklarımızın benzeşmesi de aslında niye burada kimsenin olmadığının bir göstergesi. Olmaz çünkü aynı şeyleri duyacaklar. Burada iç ve dış suçlamayla sürekli olarak ilerlemeye çalışmamız yüzleşme dediğimiz şeyin kendi acısıyladır. Bırakın başkasının acısının hesabını sormayı kendi acısının hesabını sormayan insanlara bunla yüzleşin demenin komikliğiyle beraber bu toplantıları yapıyoruz. Adam Soma’da gömülüyor, kardeşi çoluğu çocuğu komşusu onun acısının, kendi acısının hesabını sormuyor ve biz kalkıyoruz bu insanlara diyoruz ki Sivas’ta 33 kişi yakıldı, 25. senesi bununla yüzleş. Kendimizle dalga geçiyoruz, ya da bunlarla dalga geçiyoruz. Yüzleşmenin ilk başlayacağı yer bence burasıdır. Bizim artık örgütlülüğümüzden dem vurmamız, bizim artık kendi dışımızda failleri aramamızın geçmiş olması gerektiğini düşünüyorum. Biz örgütsüz falan değiliz. Biz örgütlerimizi yönetemiyoruz. Akıllıca ve disiplinli bir şekilde çalışmıyoruz. Biz yattık şu 2018 Haziran seçimlerinde hangi Alevi örgütü hangi raporu hazırladı. Seçim geçti doğru dürüst ortada bir analiz yok. Yıllardır Yezid’e boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Tamam, Yezid’e boyun eğmede bu Yezid’i ne zaman alt edeceğiz. Bu Yezid’e 1000 sene daha mı boyun eğeceğiz. Bu Yezid ne zaman tarihe gömülecek. 1000 sene sonra da biz bundan mı şikâyet edeceğiz. Edeceğiz gibi çünkü çalışmıyoruz” diye konuştu.

    “DEVLETİN İÇİNDEKİ BİRİMLER BU KATLİAMLARA İHTİYAÇ DUYARLAR”

    Panelde son olarak konuşma yapan Turan Eser ise şunları belirtti:

    “Bu devlet, katliam kimlik ve yüzleşme sadece Sivas’a ilişkin değil Sivas katliamını anlamak bu ülkede dini ve etnik tahriklerle toplumsal galeyanı örgütleyip milli, dini tahriplerle çocuklarımızı nasıl öldürdüklerini ve niçin öldürdüklerine bir bakmak istiyoruz.

    Bu katliam tarihleri ilk değildir, son da olmayacak. Bundan sonrada katliamlar yaşayacağız. Bu sadece bir bölgeye, bir coğrafyaya özgü değil, katliamlar dünyanın her bir coğrafyasında farklı bir karakterle, farklı biçimlerle, farklı şekillerde yaşatılıyor. Özellikle son dönemlerde neden katliamlar daha çok kimliklere yönelir. Bunlar bizim Sivas katliamını anlamamız için cevap vermemiz gereken sorulardan da birisi. Her ne kadar kimlik eksenli katliamlar bir devlet politikası haline gelmişse 1915 Ermenilere yönelik soykırım 6-7 Eylül olayları, Dersim, Koçgiri, Maraş, Sivas, Çorum Malatya, Roboski, Gazi, Suruç, Ankara, Soma; Soma da bir katliamdır. Bir işçi katliamıdır. Siyasal bir iş cinayetidir.

    Çünkü bütün bunlar devletin gözü önünde, denetiminde, olan biten siyasi cinayetlerdir. Bu cinayetlerin arkasında bir ihtiyaç var. Dönem dönem devletin içindeki birimler bu katliamlara ihtiyaç duyarlar.

    Çünkü duymak içinde sebepleri vardır. Bir ülkede toplumsal sosyal bir kriz vardır, bunu yönetmek için devlet katliama başvurabilir. O ülkede siyasi ekonomik kriz vardır, yönetilemez hale gelmiştir toplumsal dikkati dağıtmak için yapılabilir. Güç ve siyasi erki elinde bulunduranlar toplumsal muhalefetin gücünü parçalamak korku ile sindirmek, yine ilgi odaklarını dağıtmak için katliamlara başvurabilir. Toplumsal muhalefetin biraraya gelmesini parçalamak için bu tür faaliyetlere girebilir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA