Etiket: 2 yıl

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: İki yılda savunmasız 70 bine yakın Filistinli katledildi-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: İki yılda savunmasız 70 bine yakın Filistinli katledildi-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Filistin’de saldırıların yeniden başladığı 7 Ekim 2023 tarihinin ikinci yıldönümünde basın açıklaması yaptı. Okunan metinde, “Gazze soykırımı sadece soykırımcı Netanyahu’nun sorumluluğunda değil. Ortadoğu’nun yeniden paylaşılması için sıraya girmiş Batı emperyalizminin amaçlarına ulaşmak için sınır tanımaz şiddetinin konusudur” denildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Filistin’de saldırıların yeniden başladığı 7 Ekim 2023 tarihinin ikinci yıldönümünde Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı.

    ‘Barbarlık yenilecek, Filistin halkı kazanacak’ pankartının açıldığı açıklamanın basın metnini Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu.

    “GAZZE SOYKIRIMI SADECE SOYKIRIMCI NETENYAHU’NUN SORUMLULUĞUNDA DEĞİL”

    İki yılda savunmasız 70 bine yakın Filistinlinin katledildiğini belirten Ergin Tekin, “Yaşamını yitirenlerin 20 bini çocuk. Yardımların engellenmesi nedeniyle, 154 ü çocuk olmak üzere 460 kişi açlıktan hayatını kaybetti.  Hastaneler, okullar, yadım konvoy ve filoları vuruldu, Gazze halkı sadece açlığa terk edilmekle kalmadı, yüzbinlerce insan yerinden edildi. Netanyahu’nun ABD emperyalizminin işbirlikçisi olarak yürüttüğü ve bölgedeki karışıklıktan kendilerine düşecek payın peşinde olan diğer emperyalist devletler, Gazze operasyonunu desteklediler. Kendi ülkelerindeki protestoları ve barış eylemlerini de bastırmaya çalışıyorlar. Ortadoğu’daki ABD işbirlikçisi yönetimler sürece sessiz kaldıkları gibi bölgeden çıkmak zorunda kalan Filistinliler’e kapılarını açmadılar. Gazze soykırımı sadece soykırımcı Netanyahu’nun sorumluluğunda değil. Ortadoğu’nun yeniden paylaşılması için sıraya girmiş Batı emperyalizminin amaçlarına ulaşmak için sınır tanımaz şiddetinin konusudur” dedi.

    “GAZZE ÜZERİNDEKİ ABLUKA TAMAMEN KALDIRILMALIDIR”

    BM toplantısında Gazze için sunulan planın Ortadoğu’ya “barış değil daha fazla kaos” getireceğini vurgulayan Tekin, “Barış ve demokrasi mücadelesi verenler, İtalya’da, Belçika’da, İspanya’da, Yunanistan’da, Hindistan’da, Malezya’da ve daha birçok ülkede limanlarda ve tedarik zincirindeki emekçilerin protestosu, sokağa dökülen halklar, genel grev yapan işçilerdir. Soykırıma karşı dayanışma ve mücadele gösteren halklar bize örnektir. Soykırımcı Siyonist İsrail devletine, ABD’nin yağma politikasına, saray rejiminin işbirlikçiliğine karşı mücadele, savaşı durdurmanın ön koşullarından biridir. Filistin’de süren soykırıma, Ortadoğu halklarına dayatılan karanlığa karşı, Türkiye’de derinleşen yoksulluk ve hak gasplarına karşı emek ve özgürlük mücadelesi yükselmelidir. İsrail’in Gazze’deki soykırımı derhal durdurmalı, Gazze üzerindeki abluka tamamen kaldırılmalıdır. Türkiye, İsrail rejimiyle tüm siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilerini sonlandırılmalıdır” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • AABK: Depremde sorumluluğu olanların hesap vermesi için mücadeleye devam edeceğiz

    AABK: Depremde sorumluluğu olanların hesap vermesi için mücadeleye devam edeceğiz

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), depremin 2.yılında yaşamını yitirenleri anarak, 50 bini aşan can kaybı nedeniyle sorumlulardan hesap sorulmasını çağrısında bulundu.

    Sanal medya hesabından açıklama yapan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), deprem bölgesinde insanların hâlâ konteynerlerde yaşamak zorunda bırakıldığını ve aradan geçen iki seneye rağmen bir çok sorunların çözüme kavuşturulmadığını dile getirerek, “Deprem değil, ihmaller öldürdü, adalet için susmayacağız” vurgusunda bulundu.

    AABK, açıklamasında, “Deprem Değil, İhmaller Öldürdü: Adalet İçin Susmayacağız! 6 Şubat 2023’te yaşadığımız büyük felaketin acısı hâlâ yüreğimizde taze. Bugün, 6 Şubat 2025’te, kaybettiğimiz canlarımızı bir kez daha saygıyla anıyor, onları asla unutmayacağımızı vurguluyoruz. Depremin yıktığı hayatlar, halkımızın çektiği acılar ve çözümsüz bırakılan sorunlar hâlâ devam ediyor” denildi.

    “DEVLETİN İHMALİ VE TEDBİRSİZLİĞİ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu‘nun açıklaması şöyle:

    “Bu felaketin sorumluluğu yalnızca doğaya ait değildir. Alınmayan önlemler, denetimsizlik ve sorumsuzluk, yaşanan yıkımı büyütmüştür. Bolu’daki otel yangını ve son dönemde yaşanan diğer trajediler, doğal afet değil, alınmayan tedbirler ve hazırlıksızlık sonucu meydana gelen facialardır. Her biri, devletin ihmallerinin ve denetimsizliklerinin insanların canına mal olduğunun açık bir göstergesidir.

    Halkın güvenliği ve yaşam hakkı göz ardı edilmiştir. Afetlerden sonra halkın yaşamını ve güvenliğini sağlamak yerine, devlete bağlı kurumların halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan ziyade engeller çıkarması, insan hayatını hiçe sayan bir anlayışın sonucudur.

    YIKIMLAR DOĞAL AFETLE AÇIKLANAMAZ

    6 Şubat’tan bu yana, deprem bölgesindeki yapısal ve altyapısal sorunlar devam etmektedir. Evler, yollar, kamu binaları hâlâ kullanılamaz haldeyken, halkın yaşadığı travmalar ve temel ihtiyaçları çözümsüz bırakılmıştır. Bu yıkımlar sadece doğal afetlerle açıklanamaz; yıllardır alınmayan önlemler, ihmaller ve sorumsuz yönetim anlayışının açık sonucudur.

    Sorumlulardan hesap sorulmamıştır. Deprem sonrası başlatılan hukuki süreçlerin sonuçsuz kalması, sorumluların korunması ve adaletin sağlanmaması, felaketin en ağır sonuçlarından biri olmuştur.

    Adaletin sağlanmaması, yeni felaketlere davetiye çıkarmaktadır. Cezasızlık devam ettikçe, benzer sorumsuzluklar tekrarlanacak, insanların yaşam hakkı daha da savunmasız kalacaktır.

    “SORUMLULARIN HESAP VERMESİ İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Bu yüzden, yalnızca kayıplarımızı anmakla kalmıyor, sorumluların hesap vermesi için mücadele etmeye devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.

    Kaybettiklerimizi unutmadık, unutmayacağız. Birlikte direnecek, birlikte güçleneceğiz. Unutmadık, Unutturmayacağız!”

    PİRHA/ALMANYA

  • İzmir’de 6 Şubat anması: Deprem Anıtı’na karanfiller bırakıldı-VİDEO

    İzmir’de 6 Şubat anması: Deprem Anıtı’na karanfiller bırakıldı-VİDEO

    PİRHA- 6 Şubat depreminin yıl dönümünde İzmir’de gerçekleşen açıklamada, “Hem merkezi idarenin hem de yerel yönetimlerin depreme hazırlıklı olmak adına yapılması gereken hiçbir çalışmayı yapmadıklarını en acı şekilde gözler önüne sermiştir. Hayatta kalmayı başaranlarsa tek kelimeyle kaderleriyle baş başa bırakılmıştır” denildi.

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 6 Şubat 2023’de Maraş merkezli yaşanan depremde yaşamını yitirenleri andı.

    Bayraklı ilçesinde bulunan Depren Anıtı’nda gerçekleşen anmada “Unutmadık, affetmiyoruz” pankartı ve “Çadır satan düzeni yıkacağız”, “Deprem değil rant yıktı” ve “Deprem vergilerine ne oldu” dövizleri taşıyan kitle sık sık “Deprem değil bu bir katliam”, “unutmak yok affetmek yok, helalleşmek yok” ve “Yüz binlerin katili saray rejimi” sloganları attı.

    Anmaya sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcileri, Halkların Eşitlik ve Demokratik Partisi (DEM Parti) İzmir Milletvekili İbrahim Akın’ın yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Kitle adına konuşan Harita Mühendisleri Odasından Tuğba Yıldırım, depremde yaşamını yitiren yurttaşları anarak 6 Şubat depremleri başta deprem olmak üzere yaşanan onca doğa kaynaklı afetten hiçbir ders alınamadığının altını çizdi. Yıldırım, “Hem merkezi idarenin hem de yerel yönetimlerin depreme hazırlıklı olmak adına yapılması gereken hiçbir çalışmayı yapmadıklarını en acı şekilde gözler önüne sermiştir. Çöken binaların altında kalıp kurtarılmayı bekleyen vatandaşlarımız devletin ilgili kurumlarının koordine olamaması, arama kurtarma çalışmalarının sağlıklı yürütülememesi nedeniyle göz göre göre can vermiştir. Hayatta kalmayı başaranlarsa tek kelimeyle kaderleriyle baş başa bırakılmıştır” dedi.

    “BENZER FELAKETLERİN YAŞANMAMASI İÇİN DERHAL ADIM ATILMALI”

    Yıldırım, benzer felaketlerin yaşanmaması adına gerekli adımların atılması çağrısında bulunarak, “Afetlerin bundan sonra felakete dönüşmesini istemiyorsak; bütünlüklü bir plan, program, bu programı uygulayacak bir devlet yapılanması ve güçlü bir siyasi irade şarttır. Benzer felaketleri bir daha yaşamamak için derhal adım atılmalıdır. Yapı denetimi sistemi TMMOB ve bağlı Odalar, üniversiteler ve ilgili kesimlerin katılımıyla kamusal bir anlayışla yeniden düzenlenmelidir. Yapılaşmadan kaynaklanan risklerin bertaraf edilmesi için çağdaş bir “risk yönetim” sistemi oluşturulmalıdır. Güvenli yapılaşmanın sağlanması ve tüm bu süreçlerin sağlıklı işletilebilmesi için meslek odalarının sürece etkin katılımını sağlayacak yeni bir planlama, tasarım, üretim ve denetim süreci modeli benimsenmelidir. Depremlerde can kayıplarının önlenmesi için izlenmesi gereken tek yol, mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin bilimsel-teknik doğruların ışığında kamucu bir yaklaşımla uygulanmasıdır. Ülkemiz, yurttaşlarımız bu büyük acıları hak etmiyor!” ifadelerini kullandı.

    Anma sonrası yaşamını yitirenlerin anısına Deprem Anıtı’na karanfiller bırakıldı.

    PİRHA/İZMİR

  • Depremde yaşamını yitirenler Bornova Cemevi’nde anıldı, çerağlar uyandırıldı-VİDEO

    Depremde yaşamını yitirenler Bornova Cemevi’nde anıldı, çerağlar uyandırıldı-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Bornova Şubesi Cemevi’nde, Maraş merkezli depremlerin 2. yılında yaşamını yitirenler anılarak çerağ uyandırıldı.

    Maraş merkezli 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerin 2’nci yıl dönümü dolayısıyla anma programları devam ediyor.

    Maraş merkezli 11 ili etkileyen ve açıklanan resmi rakamlara göre 53 bin kişinin yaşamını yitirdiği 6 Şubat 2023 depreminin 2’nci yılında İzmir’de bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi’nde anma gerçekleştirildi.

    Atatürk Mahallesi’nde bulunan cemevi binasında gerçekleşen anmada Cemal Abdal Ocağı Pirlerinden İsmail Doğan’ın verdiği gülbeng sonrasında çerağ uyandırıldı.

    Anmada ayrıca yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    Pir İsmail Doğan, bilim insanlarının adeta nokta gösterircesine yaptıkları uyarıların iktidarca görmezden gelindiğine değinerek, ihmaller silsilesinin on binlerce insanın yaşamını yitirdiğini kaydetti. Doğan, tedbirsizlik, ihmal ve rant odaklı politikalar nedeniyle felakete dönüşen bu depremlerden sonraki süreçlerin felaketi daha da büyüttüğüne vurgu yaparak, yaraların toplumun kendi dayanışmasıyla sarılmaya çalışıldığını söyledi.

    Anma nefeslerin seslendirilmesi sonrasında lokmaların pay edilmesiyle son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Adıyaman’da 6 Şubat’ta hayatını kaybedenler mezarları başında anıldı-VİDEO

    Adıyaman’da 6 Şubat’ta hayatını kaybedenler mezarları başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman’da 6 Şubat’ta depremlerinde hayatını kaybedenler mezarları başında ağıtlar yakılıp, anıldı.

    6 Şubat 2023’te Maraş merkezli depremler 11 ilde yıkıma neden oldu. Resmi verilere göre 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti, 107 bin 213 kişi de yaralandı. On binlerce kişi evsiz kaldı.

    MEZAR BAŞINDA ANMA

    Adıyaman’da 6 Şubat’ta depremlerinde hayatını kaybedenlerin yakınları, sabah saatlerinde Karapınar Mezarlığı’na gelerek mezar ziyaretleri yapıp, lokmalar dağıttı. Mezarlığa gelen yurttaşlar, depremde kaybettikleri yakınlarının mezarlarının başında ağıtlar yakarak andı.

    Mezarlıkta bir duvarda ‘Burada yatanların hakları helal değildir’ yazılaması yapılması ve depremde hayatını kaybeden bir çocuğun mezarına oyuncaklar bırakılması da dikkatleri çekti.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • DAD Genel Merkezi, depremin 2. yılında yaşamını yitirenleri andı

    DAD Genel Merkezi, depremin 2. yılında yaşamını yitirenleri andı

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD),  Maraş merkezli depremin 2’nci yılında yaşamını yitirenler anarak, deprem kuşağında olan ülke gerçekliğinde iktidara sorumluluklarını hatırlattı. Açıklamada, “Dünden bugüne iktidarların sorunu görmezden gelen tutumları ve rant odaklı bir mimari ve şehirleşmeyi esas aldıkları, depremlerin birer felakete dönüşmesine neden oldukları da o kadar açık ve net bir gerçektir” denildi.

    Maraş merkezli 11 ili etkileyen ve açıklanan resmi rakamlara göre 53 bin kişinin yaşamını yitirdiği 6 Şubat 2023 depreminin 2’nci yılında Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi yazılı bir açıklama yaptı.

    Bilim insanlarının adeta nokta gösterircesine yaptıkları uyarıların iktidarca görmezden gelindiğine değinilen açıklamada ihmaller silsilesinin on binlerce insanın yaşamını yitirmesi ve yüz binlercesinin göç yollarına düşmesine sebep olduğunu kaydedildi.

    Tedbirsizlik, ihmal ve rant odaklı politikalar nedeniyle felakete dönüşen bu depremlerden sonraki süreçlerin felaketi daha da büyüttüğüne vurgu yapılan açıklamanın devamında depremin fırsata çevrilerek demografik yapının değiştirilmeye çalışıldığı, etnik ve inançsal farklılık arz eden Alevi, Kürt, Arap halklarına gerekli yardımların ya hiç ya da çok sınırlı ulaştırıldığı hatırlatıldı.

    “UYARILAR İKTİDAR TARAFINDAN GÖRMEZDEN GELİNMİŞ VE FELAKETE DÖNÜŞMÜŞTÜR”

    Demokratik Alevi Dernekleri‘nin depremin 2’nci yılına dair açıklaması şöyle:

    “6 Şubat 2023 Maraş, Elbistan ve Pazarcık merkezli yaşanan ve resmi rakamlara göre en az elli üç bin, fakat gerçekte çok daha fazla olduğuna inandığımız can kaybının ve On ilimizde büyük bir yıkımın yaşandığı depremlerin yıldönümünde acılarımız hala ilk günkü kadar tazedir.

    Depremler coğrafyasında olduğumuz ne kadar açık ve bilinen bir gerçek ise, dünden bugüne iktidarların sorunu görmezden gelen tutumları ve rant odaklı bir mimari ve şehirleşmeyi esas aldıkları, depremlerin birer felakete dönüşmesine neden oldukları da o kadar açık ve net bir gerçektir.

    Bilim insanlarının adeta nokta gösterircesine yaptıkları uyarılar, toplumun yükselen feryatları iktidar tarafından duymazdan-görmezden gelinmiş, felakete davetiye çıkarılarak on binlerce canımızın ölümüne, milyonlarca insanımızın evsiz kalmasına, yüz binlercesinin her şeylerini yitirerek ve arkalarında bırakarak göç yollarına düşmesine sebep olunmuştur.

    “HİZMET KURUMLARININ AİLE VE RANT KURUMLARINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜ ORTAYA ÇIKTI”

    Enkaz altında kalan canlarımız ve yakınları feryatlarını duyurmuş, son ana kadar yardım beklemiş fakat arama-kurtarma ekipleri inanılmayacak biçimde günlerce müdahale edememiş veya etmemiş, kurtarılabilecek binlerce can trajik biçimlerde yitirilmiştir. Tedbirsizlik, ihmal ve rant odaklı politikalar nedeniyle felakete dönüşen bu depremlerden sonraki süreçler felaketi daha da büyütmüştür. Arama-kurtarma ve enkaz kaldırma çalışmaları, temel ihtiyaçların karşılanması, barınma, sağlık, güvenlik, eğitim hizmetleri yeterli ve sağlıklı biçimde yürütülememiş, vatandaşın vergileriyle kurulup yaşatılmakta olan hizmet kurumlarının aile ve rant kurumlarına dönüştürülerek çökertildiği açığa çıkmıştı.

    Ayrıca, depremin fırsata çevrilerek demografik yapının değiştirilmeye çalışıldığı, etnik ve inançsal farklılık arz eden Alevi, Kürt, Arap halklarına gerekli yardımların ya hiç ya da çok sınırlı ulaştırılarak, bazen de STÖ’lerin ya da halklarımızın dayanışma amacıyla deprem bölgelerine ulaştırdığı yardımların çeşitli biçimlerde ve Cemevleri örneğinde olduğu gibi kayyum atanmasıyla engellenerek göçertilmeye çalışıldığı somut bir durum olarak yaşanmıştı.

    “YİTİRDİĞİMİZ CANLARI SAYGIYLA ANIYORUZ”

    Bu yıkımların üzerinden iki yıl geçmiş olmasına rağmen insanlarımız hala çadırlarda ya da konteynırlarda, hijyen ve temel ihtiyaçlardan mahrum biçimde yaşamakta, göç edenler ise gittikleri yerlerde sayısız sorunla boğuşarak yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadır.

    İnşa edilmekte, ya da edilecek olan konutların kurulacağı alanlar mağdur bölge halkının görüşleri alınmadan, sürece katmadan belirlenmekte, bölge insanlarının geçim olanaklarını ortadan kaldıracak ya da sınırlayacak biçimde arazilere el konularak yeni mağduriyetlere yol açılmaktadır.

    6 Şubat Maraş merkezli depremlerde yitirdiğimiz tüm canları saygı ve acıyla anıyor, geride kalanlara sabır diliyoruz. Bu vesileyle, ülkemizin depremler kuşağında olduğu gerçeğini ve tedbirler noktasında ki sorumluluklarını iktidara bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Ayrıca, depremler sürecinden ders çıkararak, ülkenin dört bir yanında tüm halkımızın tedbir ve dayanışma amaçlı kurumlaşmalara giderek hazırlıklı olması, yeni bir 6 Şubat felaketiyle karşı karşıya kalmamak için zorunluluk arz etmektedir.”

    PİRHA/DERSİM

  • İskenderun’da meşaleli yürüyüş: Şehrimizi yeniden kuracağız-VİDEO

    İskenderun’da meşaleli yürüyüş: Şehrimizi yeniden kuracağız-VİDEO

    PİRHA- Depremin 2. yıldönümünde İskenderun’da gerçekleşen meşalesi yürüyüşte, “Sorumlulardan hesap soracak, şehrimizi yeniden kuracağız” vurgusu yapıldı. 

    6 Şubat depremlerinin ikinci yılında yıkımın en büyük olduğu kentlerin başında gelen Hatay’ın İskenderun ilçesinde depremde yaşamını yitirenler için anma gerçekleştirildi. İskenderun 6 Şubat İnisiyatifi’nin düzenlediği anma programı, Deniz Alayı önündeki meşaleli yürüyüşle başladı.

    Yürüyüşte yaşamını yitirenlerin ve hala kayıp olan yurttaşların fotoğrafları taşındı. Kitle sık sık “Deprem değil, ihmal öldürdü”, “Depremi unutma unutturma”, “Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek” sloganları atıldı.

    Yürüyüşe Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekilleri Meral Danış Beştaş ve Saliha Aydeniz, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Hacı Bektaş-ı Veli Cemevinde toplanan yurttaşlar, enkaz kalıntılarından yapılan anıta hayatını kaybedenler için mum yaktı. Yaşamını yitirenler için iki dakikalık saygı duruşunun ardından basın açıklaması okundu.

    “KAYIPLARIMIZ NEREDE?”

    Açıklamayı okuyan depremzede Birgül Güden, iki yıldır eğitimden sağlığa, hukuki haklardan temel ihtiyaçlara, barınmadan ulaşıma, altyapı ve üst yapı sorunlarına kadar her alanda büyük sorunlarla mücadele ettiklerini belirtti. Depremde kayıpların hala izine rastlanmadığına da vurgu yapan Güden, “Bizler tam iki yıldır sevdiklerimizi arıyoruz. Kayıplarımız bulunsun, diye haykırıyoruz. Depremin üzerinden iki yıl geçmiş olmasına rağmen 142 vatandaşımıza dair hiçbir bilgimiz yok. Hayattalar mı hayattalarsa neredeler, hayatta değillerse mezarları var mı varsa nerede?” diye sordu.

    Depremde toplu ölümlerin yaşandığı apartmanların ve sitelerin davalarının sürdüğüne de değinen Güder, “Bu kadar yıkımın ve can kaybının yaşandığı bir memlekette hiçbir sorumlu istifa etmemiş, yargılanmamıştır. Kaybettiğimiz canlara ve kentimize sözümüz baki. Sorumlular yargılanana, yetkililer hesap verene kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    “MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Güder, depremin ardından temel haklara erişimde ciddi ihlaller yaşandığına işaret ederek, şunları söyledi:

    “Bu durum bizleri büyük bir insani krizle karşı karşıya bırakmıştır. Kaybettiklerimize verdiğimiz sözü unutmuyoruz, unutmayacağız! Bizi enkaz altında bırakanları da bugün konteynerlere mahkum edenleri de tanıyoruz. Sorumlulardan hesap soracak, şehrimizi yeniden kuracağız. Bedelsiz kalıcı konutlarımıza nitelikli eğitim ve sağlık hizmetlerine, güvenli ulaşıma, kayıplarımıza, adil yargılanmalara ve insanca yaşam koşullarına erişene dek mücadele etmeye devam edeceğiz.”,

    Anma sonunda yaşamını yitirenler için lokmalar pay edilerek, deyişler seslendirildi.

    PİRHA/ İSKENDERUN

     

  • Nurhak’ta konteynerde yaşayan kadınlar: Çaresizlikten bu tenekelerin içinde kalıyoruz-VİDEO

    Nurhak’ta konteynerde yaşayan kadınlar: Çaresizlikten bu tenekelerin içinde kalıyoruz-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat depremlerinin üzerinden 2 yıl geçmiş olmasına karşın Maraş’ın Nurhak ilçesinde yurttaşlar hala konteynerlerde yaşam mücadelesi veriyor. Mecburen konteynerde yaşadıklarını belirten yurttaşlar, “Devlet bize yardım etmedi, depremi halktan bize gelen desteklerle atlattık. Depremin üzerinden 1 yıl geçtikten sonra evlerin teslim edileceği söylendi ancak temelleri dahi atılmadı” dedi.

    Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden oldu. 6 Şubat depremlerinin üzerinden iki yıl geçmesine karşın yurttaşların sorunlar giderilmedi.

    Maraş’ın Nurhak ilçesinde AFAD’ın konteynerinde kalan yurttaşlar, yaşadıkları sorunları PİRHA’ya anlattı.

    “MECBUREN KONTEYNERDE YAŞIYORUZ”

    Mecburen konteynerde yaşadıklarını ifade eden Sultan Çadır, “Bize hiçbir yardım yapılmadı. Çaresizlikten bu tenekelerin içerisinde kaldık. Yardım için başvurduğumda sen emeklisin deniliyor bir şey verilmiyor. Devlet bizi görmüyor ki zaten” dedi.

    “DEVLET BİZE YARDIM ETMEDİ”

    Depremin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen zorluklar yaşamaya devam ettiklerini belirten Sultan Kartal, “Depremde bütün eşyalarımız gitti. Devlet bize yardım etmedi halk ile birlikte yardımlaştık. İmkanımız olmadığı için ev yapamadık, TOKİ’ye başvurduk ama daha bize bir şey çıkmadı” diye ifade etti.

    “HALKTAN GELEN DESTEKLERLE DEPREMİ ATLATTIK”

    6 Şubat depreminde çok zor bir süreç yaşadıklarını vurgulayan Meryem Karaca, şunları söyledi:

    “Depremi halktan bize gelen desteklerle atlattık, halen zorluklar yaşıyoruz. İnsanlar şu anda devletten para almıyorlar ama konteynerlere para veriyorlar. TOKİ evlerinin 1. etabı sona erdi evler yapılmaya başlandı ancak 2. etap kuraları daha çekilmedi. İnsanlar ne kadar kira ödeyeceğini bilmeden boş kağıda imza attırıldı. Devletten 2 yıl geçmesine rağmen bir yardım gelmedi. Depremin üzerinden 1 yıl geçtikten sonra evlerin teslim edileceği söylendi ancak temeller dahi henüz atılmadı. İnsanlar mecburiyetten konteynerde yaşıyor.”

    Cihan BERK-Kamber YILDIZ/MARAŞ

  • Milletvekili Celal Fırat, Adıyaman’da depremzedelerle bir araya geldi-VİDEO

    Milletvekili Celal Fırat, Adıyaman’da depremzedelerle bir araya geldi-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, 6 Şubat depreminde 32 kişinin hayatını kaybettiği Adıyaman’ın Bulam beldesini ziyaret etti. Vatandaşlarla bir araya gelen Fırat, Bulam Belediyesine de ziyaret gerçekleştirdi.

    Maraş merkezli 6 Şubat depremleri nedeniyle resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişi öldü 100 binden fazla kişi de yaralandı. Depremin üzerinden iki yıl geçmesine karşın Adıyaman’da sorunlar giderilmedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, 6 Şubat depreminde 32 kişinin hayatını kaybettiği, 400 evin yıkıldığı Adıyaman’ın Bulam beldesini ziyaret etti.

    Celal Fırat ayrıca, Pınarbaşı (Bulam) ilçe belediyesi, Zerban Ziyareti, Kotur Köyü, Bulam Beldesi, Pınarbaşı Kültür Evi’ne de ziyarette bulundu.

    “ÜLKEDEKİ SORUNLARIN ÇÖZÜLMESİ LAZIM”

    Milletvekili Celal Fırat, DEM Partili Pınarbaşı Belediyesi’nde başkan ve personelle bir araya geldi. Ülkede sevginin ve barışın egemen olmasını istediklerini söyleyen Fırat, “Herkesin ele ele vererek başta Kürt ve Alevi sorunları olmak üzere bütün sorunların çözülmesi lazım. Belediyelerimize kayyım atanıyor, halkın iradesi gasp ediliyor. Türkiye’de artık adaletin kalmadığı bir süreci yaşıyoruz” dedi.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Elbistanlılar: Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen Elbistan’a hiçbir şey yapılmadı-VİDEO

    Elbistanlılar: Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen Elbistan’a hiçbir şey yapılmadı-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat depreminin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen mağduriyetlerinin devam ettiğini söyleyen Elbistanlı yurttaşlar, “Şehir merkezinde inşaatlar daha yeni başladı, sokakta tozdan yürüyemiyoruz. Elbistan’a hizmet gelmesini istiyoruz” diye belirtti.

    Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden oldu. 6 Şubat depremlerinin üzerinden iki yıl geçmesine karşın Maraş’ta sorunlar giderilmedi.

    Depremden en çok etkilenen yerlerden birisi olan Maraş’ın Elbistan ilçesindeki yurttaşlara, yaşadıkları sorunları sorduk.

    “SOKAKTA GEZERKEN MASKE TAKIYORUZ, TOZUN İÇERİSİNDE YAŞIYORUZ”

    Ahmet Söylem, “Vatandaşın şu anda yapacağı bir şey yok. Elbistan Belediyesi’nin o kadar gücü yok o yüzden Elbistan’ı sadece devlet eski haline getirebilir” diye belirtti.

    Konutlarının kendilerini verildiğini ancak mağduriyetlerinin sürdüğünü vurgulayan Fevzi Kirik, “TOKİ’den konutlarımız verildi ancak evlerinde içinde oturan yok ama biz doğalgaz faturası ve aidat ödüyoruz. İnsanlar sokakta gezerken çoğunlukla maske ile dolaşıyor. Tozun içerisinde yaşıyoruz” dedi.

    “ESNAFLAR OLARAK ÇOK BÜYÜK SIKINTILAR YAŞIYORUZ”

    6 Şubat depremlerinden bu yana Elbistan’da olduğunu ifade eden Ahmet Bozkurt, konuşmasında şunları söyledi:

    “TOKİ’lerin ev yapmasıyla beraber konut sıkıntısı bir nebze de olsa çözüldü. Ancak halen şehir merkezinde esnaflar konteynerde hizmet veriyor. Şehir merkezini yapmaya çok geç başladılar ve o yüzden esnaflar olarak çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz. İnsanlar şehir merkezine geliyor ama inşaatlar nedeniyle oluşan tozdan dolayı burada durmuyorlar.”

    “ELBİSTAN’A HİÇBİR ŞEY YAPILMADI”

    Elbistan’da depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen hiçbir şey yapılmadığını belirten Selahattin Köker, “Şehir merkezinde inşaatlar daha yeni başladı, sokakta tozdan yürüyemiyoruz. Elbistan şu anda sahipsiz, siyasetçiler Elbistan ile ilgilenmiyor. Elbistan’a hizmet gelmesini istiyoruz” diye ifade etti.

    Depremde iki evinin yıkıldığını ancak devletin kendisine ne vereceğini bilmediğini söyleyen İbrahim Doğan, “6 Şubat’ta yurtdışındaydım depremden 5 ay sonra Elbistan’a geldim ama halk şu anda perişan durumda. Köydeki evimde de hasar vardı ama bana hiçbir yardım yapılmadı, bende kendi gücümle evimi tamir ettim” diye konuştu.

    Cihan BERK-Kamber YILDIZ/MARAŞ

  • Malatya’da konteynerde yaşayan yurttaşlar: Konteynerde yaşamak çok zor, devlet bize sahip çıksın-VİDEO

    Malatya’da konteynerde yaşayan yurttaşlar: Konteynerde yaşamak çok zor, devlet bize sahip çıksın-VİDEO

    PİRHA- 6 Şubat depremlerinin üzerinden 2 yıl geçmiş olmasına karşın yurttaşlar hala konteynerlerde yaşam mücadelesi veriyor. Konteynerde yaşamanın çok zor olduğunu belirten yurttaşlar, “Siyasetçiler konteynere gelip güzel laflar söylüyorlar ama gittikten sonra hiçbir şey olmuyor. Devleti yönetenlerden konteynerde yaşayan insanlara sahip çıkmalarını istiyoruz” dedi.

    Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden oldu. 6 Şubat depremlerinin üzerinden iki yıl geçmesine karşın Malatya’da eğitimden sağlığa, barınmadan ekonomiye dair sorunlar giderilmedi.

    Malatya’da CHP’li İzmir Güzelbahçe Belediyesi tarafından yapılan konteyner kentte yaşayan yurttaşlar, yaşadıkları sorunları PİRHA’ya anlattı.

    “KONTEYNERDE YAŞANMIYOR, BİR AN ÖNCE EVLERİMİZ YAPILSIN”

    Fatma Alagöz, “Havalar çok soğuk, iki tane elektrikli soba aldım onlarda bozuldu. Konteynerde yaşamak çok zor” dedi.

    Evinin yapılmasını istediğini belirten Hatun Korkmaz, “Konteynerde yaşanmıyor, kar yağarsa burada yaşayamayız. Konteynerde her gün bir şey bozuluyor” diye belirtti.

    “DEVLET, KONTEYNERDE YAŞAYANLARA SAHİP ÇIKSIN”

    Konteynerde yaşamanın çok zor olduğunu vurgulayan Fevziye Piro, şunları dile getirdi:

    “Banyo yapmak işkence resmen sürekli elektrikler kesiliyor. Konteyner çok ufak kapısını açmadığımız zaman nefes alamıyoruz. Elektrikli ocakta yemek yaptığımız için ya yemek yanıyor ya da pişmiyor. Burada insanca yaşamı unuttuk, misafir ağırlayamıyoruz. Konteynerde kapılar çok güvenli olmadığı için tek kaldığımda korkuyorum. Devleti yönetenlerden konteynerde yaşayan insanlara sahip çıkmalarını istiyoruz.”

    Büyük zorluklar içerisinde konteynerde yaşamaya çalıştıklarını belirten Ali Rıza Doğan, “Konteynerde yaşamak çok zor, içerisi çok dar olduğu için hareket edemiyorsun. Siyasetçiler konteynere gelip güzel laflar söylüyorlar ama gittikten sonra hiçbir şey olmuyor” diye konuştu.

    Cihan BERK-Kamber YILDIZ/MALATYA

  • Oto lastikçi Yasin Toprak: Devletten destek görmedim, günde yarım yevmiye zor kazanıyoruz-VİDEO

    Oto lastikçi Yasin Toprak: Devletten destek görmedim, günde yarım yevmiye zor kazanıyoruz-VİDEO

    PİRHA- 6 Şubat depreminden 6 ay sonra Malatya Valiliği tarafından kendisine iş konteyneri verildiğini söyleyen oto lastikçi Yasin Toprak, “Depremden dolayı 6 ay boyunca çok kaybımız oldu. Bu zorlu süreçte devletten bize bir destek gelmedi. İşler iyi gitmiyor günde yarım yevmiye zor kazanıyoruz” dedi.

    Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden oldu. 6 Şubat depremlerinin üzerinden iki yıl geçmesine karşın Malatya’da eğitimden sağlığa, barınmadan ekonomiye dair sorunlar giderilmedi.

    Malatya’da 25 yıldır oto lastik dükkanı olan Yasin Toprak’ın dükkanı ve evi 6 Şubat depremlerinde yıkıldı. 6 Şubat depremlerinden 6 ay sonra Malatya Valiliği Yasin Toprak’a iş konteyneri verdi.

    Toprak, depremin ardından geçen iki yılda yaşadığı sorunları PİRHA’ya anlattı.

    “İŞLER İYİ GİTMİYOR, YARIM YEVMİYE ZOR KAZANIYORUZ”

    6 Şubat depreminde mağduriyet yaşamış bir esnaf olduğunu söyleyen Yasin Toprak, “Dükkânın ve evin bütün eşyalarını köye taşıdık ve 6 ay orada kaldık. Depremden 6 ay sonra iş konteynerini valilik bana verdi. 14 Temmuz 2023 tarihinde buraya geldim ama geldiğimizde işler yolunda gitmedi. Müşteri bulana kadar kaybımız çok oldu zaten depremden dolayı 6 ay boyunca kaybımız vardı. Bu zorlu süreçte devletten bize hibe anlamında bir destek gelmedi. Herkese verdikleri 10 bin TL’yi bize de verdiler, bize verilen kredileri de geri ödeyeceğiz, bize bağışlanmış bir şey yok. İşler iyi gitmiyor günde yarım yevmiye zor kazanıyoruz, benden daha mağdur durumda olan esnaf arkadaşlarımız var. Şehir yıkıntılarını ortadan kaldırıp evleri bir an önce yapsalar da insanlar evlerine taşınsa ve şehir toparlansa belki o zaman işler de iyiye gidecek” dedi.

    “BAZI EVLERİN ENKAZLARI BİLE DAHA KALDIRILMADI”

    Depremin ikinci yılına girilirken bazı evlerin enkazlarının dahi kaldırılmadığını belirten Toprak, “Bu süreç epey zaman alacak gibi gözüküyor. Yetkililer işin bürokrasi kısmını bu kadar ağır yürütmesinler. Müteahhitler ruhsat almak için aylarca belediyede bekliyor. Böyle bir felakette bu sistemin böyle hantalca yürümesi tahammül edilecek bir şey değildir. Sanki felaket değil de sanki keyfiyet dönemi yaşıyormuşuz gibi belediye işlemleri çok ağır yürütüyor. İnsanlar evlerine kavuşabilmeleri için bir an önce işlemler hızlı bir şekilde yapılsın. Depremin ardından yıkılan binaların inşaatları halen ağır bir şekilde devam ediyor. Bu şekilde bu şehir nasıl toparlanacak” diye konuştu.

    Cihan BERK-Kamber YILDIZ/MALATYA

  • Malatya’da asbestli deprem molozları tüm şehri kaplamış durumda!-VİDEO

    Malatya’da asbestli deprem molozları tüm şehri kaplamış durumda!-VİDEO

    PİRHA- Malatya’daki depremde yıkılan 60 binin üzerindeki bina molozlarının tamamı şehir mezarlığına 200 metre yakınındaki bir alana dökülüyor. Şehrin tamamının asbest tehlikesi altında olduğunu söyleyen, Malatya Çevre Platformu Sözcüsü Hasan Kaya, “Ancak molozları taşırken yoldan kalkan tozlar, asbestler ciddi anlamda insan sağlığını tehdit eden sıkıntılar doğurdu. Malatya’da henüz verimli bir sağlığa kavuşulamadı çünkü yıkımlar halen devam ediyor” dedi.

    Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden oldu. 6 Şubat depremlerinin üzerinden iki yıl geçmesine karşın Malatya’da eğitimden sağlığa, barınmadan ekonomiye dair sorunlar giderilmedi.

    Malatya’da depremden sonra ilk etapta Yeşilyurt ve Battalgazi ilçelerinin molozlarını Mamurek (Beydağı) beldesine taşındı. Ancak halkın tepkisinin ardından Akçadağ, Doğanşehir, Yeşilyurt ve Battalgazi ilçelerindeki molozların tamamını şehir mezarlığına 200 metre yakınındaki alana dökülüyor.

    Malatya Çevre Platformu Sözcüsü Hasan Kaya ile asbest tehlikesi yaratan molozların yaşam alanlarına yakın bölgelere dökülmesine ilişkin konuştuk.

    “MOLOZLAR TAŞINIRKEN İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR”

    Malatya’da depremin ardından 60 binin üzerinde bina yıkıldığını ifade eden Hasan Kaya, “İlk etapta Yeşilyurt ve Battalgazi ilçelerinin molozları Mamurek beldesine taşındı. Ancak halkın tepkisinin ardından Akçadağ, Doğanşehir, Yeşilyurt ve Battalgazi ilçelerindeki molozların tamamını şehir mezarlığına taşıdılar. Ancak molozları taşırken yoldan kalkan tozlar, asbestler ciddi anlamda insan sağlığını tehdit eden sıkıntılar doğurdu. Akçadağ’da iki bölgede molozlar bahçe ve yerleşim yerlerinin ortasına döktüler. Battalgazi’de ise Mamurek beldesine döktüler ve tepkilerin ardından molozları şehir mezarlığının 200 metre yakınındaki alanlara molozları döktüler. Molozlar açık kamyonlarda ve molozlar ıslatılmadan taşındığı için ciddi anlamda sağlık tehdit altındaydı ancak tepkilerimiz sonucunda artık sulanan molozlar kamyonlar brandayla kapatıldı” dedi.

    “DEPREMİN ÜZERİNDEN 2 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN YIKIMLAR DEVAM EDİYOR

    Malatya’da depremin ardından geçen iki yılda halen yaraların sarılmadığını belirten Kaya, “Malatya’da evlerde çeşmeden su içebildiğimiz bir yerdi şimdi ise ayın belirli zamanlarda sular milli ve kırmızı renkli akıyor. Kayısı bahçeleri ve su kaynaklarının yanına molozlar taşındığı için o bölgelerde yapılan ölçümlerde de asbest değerinin yüksek olduğu tespit edildi. Malatya’da henüz verimli bir sağlığa kavuşulamadı çünkü yıkımlar halen devam ediyor. Depremin ikinci yılı olmasına rağmen molozları taşımak için her gün bir cadde kapatılıyor ve molozlar taşınırken de her yer toz içerisinde kalıyor ve insanlar ciddi anlamda etkileniyor. Bey Dağları’nı molozlar nedeniyle sis kaplamış durumda. Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen yıkılan binaların sadece üçte biri yapıldı ancak yetkililer bize bir yıl içerisinde vatandaşları mağdur etmeden evlerini teslim edeceğiz demişlerdi” diye konuştu.

    Cihan BERK-Kamber YILDIZ/MALATYA

  • ‘Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen sorunlarımız devam ediyor’-VİDEO

    ‘Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen sorunlarımız devam ediyor’-VİDEO

    PİRHA-Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen Malatya’da konteynerlerde yaşayan binlerce insan olduğunu belirten PSAKD Malatya Şube Sekreteri Hatice Zengin, “Yetkililer tarafından bir yıl sonra herkesin evleri teslim edilecek denilmişti ancak ikinci yıla giriyoruz ve bizim evlerimiz dahi yıkılmadı, sorunlarımız da devam ediyor” dedi.

    Maraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden olurken, kamuoyunda ise ölü sayısının 100 bini, yaralı sayısının 200 binin üzerinde olduğu ifade ediliyor.

    6 Şubat’ta Maraş merkezli meydana gelen ve büyük yıkıma neden olan depremlerin ikinci yıl dönümünde yaşamını kaybedenler anılıp, sorumluların cezalandırılması talebi yükselecek. Depremlerin en çok yıkıma uğrattığı kentlerden biri Malatya oldu. Birçok ilçede iki yıl geçmesine karşın eğitimden sağlığa, barınmadan ekonomiye dair sorunlar giderilmedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Sekreteri Hatice Zengin ile depremin ikinci yılına girilirken Malatya’da yaşanan sorunlar ve 6 Şubat’ta yapılacak anmalara ilişkin konuştuk.

    “DEVLETTEN BİR YARDIM GÖRMEDİK”

    Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen değişen bir şey olmadığını belirten Hatice Zengin, “Biz PSAKD olarak halen konteynerde kalıyoruz bu durum da Malatya’da değişen bir şey olmadığının göstergesi. Sağlığımız tehdit altında. Eğitimde de bir fırsat eşitliği yok derslerin 30 dakika yapıldığı bir yerde yaşıyoruz. 2 yıllık süre içerisinde devletten bir yardım görmedik, kendi çabalarımızla köylerimize ulaşmaya çalıştık” diye belirtti.

    “DEPREMİN ÜZERİNDEN 2 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN SORUNLARIMIZ DEVAM EDİYOR”

    PSAKD Malatya Şubesi olarak ellerinden gelen dayanışmayı göstermeye çalıştıklarını ifade eden Zengin, “Bugün halen konteynerlerde yaşayan binlerce insan var. Yıkımlar yapılırken olumsuzluklar var su kullanımı çok yetersiz her yer toz, toprak içerisinde kalıyor. Hayat bir yandan devam ederken bir yandan da önlem alınmadan yapılan yıkımlar var” diyerek yıkımkarın mevzuata uygun yapılmadığına işaret etti.

    Depremin olduğu yerlerin ortak sorunlarından bir tanesi de TOKİ tarafından yapılan evlerin durumu. Bir taradftan acale kamulaştırma adı altında tarım arazilerine el konulurken, diğer taraftan evleri yıkılan yurttaşlara verilecek dailerin ev sahipleri için ne kadara mal olacağı sorunu ortada duruyor.

    Bu duruma dikkat çeken Zengin, “Teslim edilen TOKİ’lerde vatandaşların ne kadar borçlanmaya gittiğini bilmiyor, boş belgelere imza atılıyor. Kentte yıkımlar devam ettiği için yatırım da yapılmıyor. Yetkililer, bir yıl sonra herkesin evleri teslim edilecek denilmişti ancak ikinci yıla giriyoruz ve bizim evlerimiz yıkılmadı. Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen sorunlarımız devam ediyor” dedi.

    “6 ŞUBAT’TA KAYBETTİKLERİMİZİ ANACAĞIZ”

    Zengin, 6 Şubat depremlerinin ikinci yıldönümünde Malatya’da yapılacak anmalara ilişkin ise şunları dile getirdi:

    “6 Şubat’ta Malatya Emek ve Demokrasi Platformu olarak ilk depremin yaşandığı saatte 04.17’de birçok insanımızı kaybettiğimiz Hayat Sitesi’nde anma yapacağız. Akşam saat 18.30’da ise depremde kaybettiklerimiz için meşaleli yürüyüş yapıp taleplerimizi dile getireceğiz.”

    Cihan BERK-Kamber YILDIZ/MALATYA

  • Üç Fidan, idamlarının 52. yılında Dersim’de anıldı-VİDEO

    Üç Fidan, idamlarının 52. yılında Dersim’de anıldı-VİDEO

    PİRHA-68 kuşağının önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan, idam edilişlerinin 52’nci yıldönümünde Dersim’de anıldı. Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “Üç Fidan’ı bedenen aramızdan almış olabilirler ama onların fikirleri, idealleri ve düşünceleri halen yanı başımızda” dedi.

    Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü, 68 Kuşağı’nın devrimci önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 52’inci yıldönümünde parti binasından yürüyüş gerçekleştirip Yeraltı Çarşısı üstünde anma programı gerçekleştirdi.

    Anma programına Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ile Birsen Orhan ve Dersim’de ki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Basın açıklamasını Eylül Yantemur okudu. Açıklamada ‘Yaşasın devrim ve sosyalizm’ pankartı açıldı.

    “ÜÇ FİDAN’IN SÖZLERİ HALEN HALKIN MÜCADELESİNE GÜÇ VERİYOR”

    Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in emperyalizme karşı mücadelesinin halka ilham kaynağı olmaya devam ettiğini belirten Eylül Yantemur, “Onlar baskının, sömürünün olmadığı sınıfsız bir toplumun kurulması nihai amacıyla, emperyalizme ve işbirlikçi egemen sınıfların köhne düzenine ve yöneticilerine karşı taviz vermeden mücadele ettiler. Bu mücadelenin tam zaferi, bugün de işçi sınıfının ve ezilen halkların, baskının ve sömürünün tüm biçimleriyle yok edildiği sınıfsız toplum davasının hedefi olmaya devam ediyor. Deniz Gezmiş’in idam sehpasında söylediği “Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm Leninizmin yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi, kahrolsun emperyalizm!” sözleri yarım asırdır, bu topraklarda çınlamayı sürdürüyor. Deniz Gezmiş’ten sonra darağacına çıkarılan Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın “Kahrolsun faşizm” haykırışı, bugün hâlâ grevlerde, meydanlarda, kampüslerde mücadeleye güç veriyor” dedi.

    “YAŞASIN DEVRİM VE SOSYALİZM”

    “Üç Fidan bedenen aramızdan almış olabilirler ama onların fikirleri, idealleri ve düşünceleri halen yanı başımızda” diyen EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “52 yıl geçmesine rağmen halen onların düşünceleri mücadelemizi büyütmemizi sağlıyor. Denizler idam sehpasında son sözlerini daha insanca yaşanacak sömürüsüz bir düzen için söylediler. Sömürüsüz bir dünya kurmak özlemiyle yaşasın devrim ve sosyalizm mücadelesi sözünü söyleyerek yeni gelen kuşakların gideceği adresi göstermiş oldular. Bizde buradan onların sözlerini miras olarak kabul ediyoruz yaşasın devrim ve sosyalizm diyoruz” diye konuştu.

    Anma şiir ve müzik dinletisinin ardından sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Gazeteci Hüseyin Narlı, Hakk’a yürüyüşünün 2’nci yılında mezarı başında anıldı-VİDEO

    Gazeteci Hüseyin Narlı, Hakk’a yürüyüşünün 2’nci yılında mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA- TV10 ve CAN TV kurucusu olan Gazeteci Hüseyin Narlı Hakk’a yürüyüşünün 2’nci yılında yol arkadaşları, sevenleri ve ailesi tarafından mezarı başında anıldı.

    Uzun zaman kanser tedavisi gören Türkiye devrimci hareketinin önemli isimlerinden, TV10 ve CAN TV kurucusu ve programcısı Hüseyin Narlı, Almanya’nın Bochum kentinde Hakk’a yürümüştü.

    Narlı, Hakk’a yürümesinin 2’nci yıl dönümünde Bochum’da bulunan mezarı başında anıldı. Anma töreni Ey Reqip ve Enternasyonal Marşı’nın birlikte okunmasıyla başladı. Yol arkadaşları, sevenleri ve ailesi Narlı’nın mezarına çiçekler bıraktı.

    Yazar Suat Bozkuş ve Gazeteci Ali Köylüce’nin konuşmalarıyla devam eden anma töreninde, Suat Bozkuş Narlı’nın mücadelesinin mirasına vurgu yaparken, Gazeteci Ali Köylüce ise Alevi inancındaki devriyeye atıfta bulunarak duygularını paylaştı.

    HÜSEYİN NARLI KİMDİR?

    Hüseyin Narlı, 1955 yılında Maraş Pazarcık’a bağlı Çiğli köyünde dünyaya geldi. 1970’li yılların henüz başında Maraş’ta lise yıllarında devrimci mücadeleyle tanıştı. 1972 yılında Ankara ODTÜ Kimya bölümünde üniversite eğitimine başladı. 1975 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesinde Elektronik Mühendisliği bölümüne başladı. Narlı, 1977 yılında SGB’nin kurucu kadrosunda yer aldı ve genel başkanlık görevini üstlendi. Narlı, son 30 yılında Alevi toplununum örgütlenme, kurumlaşma ve medya alanına adayan bir Alevi aydını olarak öne çıktı. Alevi toplumuna önemli katkılar sağlayan TV10 ve CAN TV’nin kurucularından olan Narlı, üç yıldır kanser tedavisi görüyordu. 

    PİRHA/ALMANYA

     

     

  • Deniz Poyraz için katledildiği yerde kitlesel anma-VİDEO

    Deniz Poyraz için katledildiği yerde kitlesel anma-VİDEO

    PİRHA- Deniz Poyraz’ın katledildiği HDP İzmir il binasında gerçekleştirilen anmada konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Deniz’e söz verdik bu mücadele büyüyecek” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü, 17 Haziran 2021 tarihinde il binasına yönelik silahlı saldırıda Onur Gencer tarafından katledilen Deniz Poyraz’ı ölümünün 2’nci yılında gün boyu yapılan etkinliklerle andı. Sabah saatlerinde yapılan mezarlık anmasının ardından program HDP İzmir il binasında yapılan sinevizyon gösterimi ve serbest kürsü ile devam etti.

    Anma programına Deniz Poyraz’ın ailesi, İzmir Barış Anneleri İnisiyatifi, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, EMEP, TÖP, Halkevleri, SYKP, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar, İbrahim Akın, İzmir Milletvekili Burcu Gül Çubuk ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    İl binasında Deniz Poyraz katliamına dair hazırlanan sinevizyon gösterimi izlendi. Ardından kurulan serbest kürsü ile konuşmalar yapıldı.

    PARTİ ÖNÜNDE AÇIKLAMA

    Programın ardından HDP İzmir İl Örgütü, parti binası önünde basın açıklaması yaptı. “Katillerden hesap soracağız. Faşizm yenilecek, biz kazanacağız” pankartının açıldığı açıklamada sık sık “Deniz’in hesabı sorulacak”, “Katiller hesap verecek”, “Jin, jiyan, azadi” ve “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı. Açıklamada “Zaman Denizler olmak zamanı”, “Deniz Poyraz isyanımızdır” ve “Deniz Poyraz için adalet” dövizleri ve Deniz Poyraz’ın fotoğrafları taşındı.

    “DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ”

    Açıklamada konuşan HDP İzmir İl Eş Başkanı Berna Çelik, “Katledilen her kadın arkadaşımızın gözlerinden katledenlerin gözüne bakarak onların karşısınnda diz çökmeyeceğiz. Acımız büyük ama öfkemiz büyüyerek mücadelenin mihenk taşını oluşturuyor. Biz kadın özgürlük mücadelesine söz verdik ‘Jin jiyan azadî’ dedik. Bu irade ve inançla mücadeleyi devam ettireceğiz Biz katillerin gözüne başı dik bir şekilde bakıyoruz ama onlar bizim gözlerimize bakamıyor” diye konuştu.

    KATİLİN SÖZLERİ HATIRLATILDI 

    Ardından konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ise eylemde oluşan kalabalığın Onur Gencer başta olmaz üzere onu azmettirenlere ders olacağını söyledi. Devletin Mardin’den ayrılan Poyraz ailesine, ‘Mardin’de de, İzmir’de de olsanız Kürtlerin kültüründen bahsederseniz karşınızda olacağız’ mesajı verdiğini kaydeden Uçar, “Yaşadığımız tablo bunun göstergesi. Bu cinayetin tek sorumlusu Onur Gencer değil. Onur Gencer mahkemede ‘benim bu cinayetin neden işlediğimi merak eden Kobanê davasına baksın’ dedi. Kobanê davası AKP-MHP’nin güç kaybettiği için uydurduğu siyasi bir davadır. Deniz Poyraz cinayeti davası da tıpkı onun gibi hukuki olarak işlemiyor” ifadelerini kullandı.

    “SÖZ VERDİK MÜCADELE BÜYÜYECEK”

    Cinayet sonrasında yaşanan tablonun iki mesaj içerdiğini sözlerine ekleyen Uçar, “Kolluk azmettiricilere ‘görevimizi tamamladık, bizlere de ‘demokratik siyasete devam ederseniz sonunuz böyle olur’ mesajı verdi. Fakat katliam sonrasında bu binaya yüzlerce insan geldi. Bu bina demokrasinin, barışın, eşitliğin teminatı olan bir binadır. Bu ülke 40 yıldır ölüm siyaseti yürütüyor. Onur Gencer’in abilerine sözümüz olsun: İzmir’in sokaklarında yapılan hak arayışı eyleminde Deniz’i, gülüşünü ve sesini göreceksiniz. Deniz’e söz verdik bu mücadele büyüyecek” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • Zeynep Yıldırım’ın Hakk’a yürümesinin 2. yılı-VİDEO

    Zeynep Yıldırım’ın Hakk’a yürümesinin 2. yılı-VİDEO

    PİRHA- Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, Hakk’a yürümesinin 2’nci yılında anılıyor. Yıldırım, İstanbul’da yakalandığı koronavirüs nedeniyle hastaneye kaldırılmış ve 22 Nisan tarihinde Hakk’a yürümüştü.

    Koronavirüs nedeniyle Sarıyer Hamidiye Etfal Devlet Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde tedavi gören Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım 22 Nisan 2021 tarihinde Hakk’a yürümüştü. Yıldırım, Hakk’a yürümesinin 2’nci yılında sevenleri tarafından anılıyor.

    Armutlu Cemevi’nde Hakk’a uğurlanan Zeynep Yıldırım, Gazi Mezarlığı’nda kardeşinin yanında toprağa sırlanmıştı.

    Zeynep Yıldırım’ın hemen ardından eşi Haydar Yıldırım da tedavi gördüğü Sarıyer Hamidiye Etfal Devlet Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde 29 Nisan 2021 tarihinde Koronavirüs nedeniyle Hakk’a yürümüş ve Ankara’da bulunan annesinin yanında toprağa sırlanmıştı.

    2018 YILINDA TUTUKLANMIŞTI

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Sarıyer Şube’ye bağlı Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, Temmuz 2018’de cemevine yapılan baskında polisin cemevine işemesine sert tepki verdiği için aynı hafta içinde gece yarısı evine düzenlenen polis baskınında gözaltına alınmıştı.

    Zeynep Yıldırım, 26 Temmuz 2018’den tutuklanmış, Silivri Cezaevi’ne konulmuştu. Yıldırım daha sonra Gebze Cezaevi’ne sürgün edilmişti.

    20 Nisan 2020’de İstanbul Çağlayan Adliyesi, 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasında Yıldırım tahliye olmuştu.

    Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, “Ben baskını teşhir ettim. Cemevine işediklerini, duvarlara hakaretler küfürler yazdıklarını, üç hilal yaptıklarını teşhir ettim. Tüm Alevi kurumlarına çağrıda bulundum. Hepsi de geldiler. Büyük bir tepki gösterdik ve bunu kaldıramadılar” diye konuşmuştu.

    “EMPERYALİZME VE FAŞİZME KARŞI ONURUMUZU KORUMAK İÇİN MÜCADELE VERİYORUZ” DEMİŞTİ

    Zeynep Yıldırım, Can TV’ye verdiği mülakatta da neden tutuklandığına dair şöyle konuştu:

    “Alevi bir aileden geliyorum. Alevi geleneklerine göre yetiştirildim. Bu suçların en büyüğünü işlemiş durumdayım. Niye alındım? Toplumumuza bakıyorsun, Alevilere yönelik gerçekleştirilen zulme bakınca hiç yadırgamadım. Maraş’a bakıyorsun, Maraş katliamcıları bugün meclisteler. Hem de baş tacı olmuş bir şekilde. Çorum’a bakıyorsun Çorum öyle… Dönüp arkamıza baktığımızda Kerbela’dan beridir böyle bu durum. Sivas’ta 35 insanı diri diri yaktılar ve katilleri bulamadılar, yargılamadılar. Oraya anmaya giden, oranın anıt olması için direnen insanlar gözaltına alındı işkenceler gördüler. 12 yaşındaki çocuğu yaktılar. Suçu  bağlama çalmak. Yani Alevi olmak bu ülkede başlı başına suçtur. Alevilik aydınlığı beraberinde getirir, bilimi beraberinde getirir. Biz aydınlığı temsil ettiğimiz için bizi karanlıkta boğmak, şükürcü mantığını güçlendirmek istiyorlar. Bunlara karşı çıkacak kimler var? Aleviler var, demokratlar var… Benim alınmamım en büyük nedeni Yezid’e karşı mücadele etmemizdir. Hz. Hüseyin efendimizin dediği gibi mazlumdan yana olacağız. Hz. Hüseyin Yezid’e ne için direndiyse, mazlumun hakkını korumak için kendi canından vazgeçtiyse biz de şimdi emperyalizme ve faşizme karşı halkımızı ve onurumuzu korumak için mücadele veriyoruz.”

    HEP İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ İSTEDİ

    Alevilerin inanç özgürlüğünü savunmak için mücadele ettiğini belirten Zeynep Yıldırım, “Biz inanç özgürlüğü istiyoruz. İnancımızı istediğimiz gibi yaşamak istiyoruz. Cemevlerimizde ibadet etmek istiyoruz. Bizlere hakaret ediyorlar, cemevine cümbüş evleri diyorlar. Ne kadar çirkin bir üslup bu. Biz hiç kimsenin kutsalına dil uzatmayız. Herkesin inancına sonuna kadar saygı duyarız. Herkes nasıl inanıyorsa öyle yaşasın isteriz. Bu demokrasidir zaten. Olması gereken budur. Demokrasi ve adalet yoksa o ülke de yoktur” demişti.

    ZEYNEP YILDIRIM KİMDİR?

    Amasya doğumlu Zeynep Yıldırım, soğuk bir kış günü 1972’de ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti. Yıldırım, tekstil sektöründe çalışarak hayatını sürdürdü. Yaşadığı yoksulluğa, zorluklara, baskılara, haksızlıklara hep başkaldırdı, mücadele etti.

    Annesi Kezban Bektaş İstanbul’a nasıl geldiklerini ve nasıl yaşadıklarını PİRHA’ya şöyle anlatmıştı:

    “Amasya’dan İstanbul’a gelip Kasımpaşa’da indiğimde çok soğuktu, kar vardı. Gideceğimiz yeri de bilmiyorduk. Geldik bir gecekonduya. Biz köyde mal, davar ile uğraşırken buraya geldik bir kuşun kafese girmesi gibi kafese girdik. Elin malı, davarı, ineği gelince biz ağlardık. Köyde ineği, davarı olan birinin gelip şehire yerleşmesi çok zor bir durum. 30 yıldır Armutlu’da açlıkla, yoksullukla, çamuru ile yaşadık. Su yoktu, yol yoktu, biz burada yaşamımızı sürdürdük. Armutlu’ya geldiğimizde çok yoksulluk yaşadık. Sudan, yemekten, giymekten her şeyden yoksulluk gördük. Burada ayağımız yarıya kadar çamura batardı. Burada bir bardak çayı kırk kişi içerdik. El ele bir dayanışma içindeydik. Birbirimizi yıllarca destekledik, yaşadık. Sonra toplandık Armutlu cemevini yaptık.”

    DİLAN ŞİMŞEK/ İSTANBUL

  • Alevilerin sesi TV10’un kapatılmasının üzerinden 2. yıl geçti; Büyükşahin’den mesaj var

    Alevilerin sesi TV10’un kapatılmasının üzerinden 2. yıl geçti; Büyükşahin’den mesaj var

    PİRHA- Alevilerin sesi TV10’un Başbakanlık emriyle kapatılmasının üzerinden 2 yıl geçti. 2 yöneticisi ve bir çalışanı tutuklu olan Tv10’un yeniden alınması ve açılması için mücadele devam ediyor. TV10’un tutuklu Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ise gönderdiği mesajında Alevilerin lokmalarıyla kurulan Tv10’un hukuksuz bir şekilde kapatıldığını hatırlattı. 

    17 Ağustos 2011 yılından beri aralıksız Alevi toplumunun sorunlarını, ihtiyaçlarını, yol erkanını, Dersim’den Tokat’a, Adıyaman’dan Tekirdağ’a, Hacıbektaş’a, Antakya’ya, Mersin’e kadar  Türkiye’nin her tarafında ekranlarına taşıyan Alevilerin sesi TV10’un yayının Başbakanlık emriyle bir yıl önce kesilmesinin ve kapatılmasının 2. yılı.

    TV10 2011 yılından beri aralıksız yayın yaparak Alevilerin sesi olmuştu. Ancak Tv10’un, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL kararnamesiyle ve Başbakanlık emriyle  28 Eylül 2016 tarihinde yayını kesildi, 4 Ekim’de ise kapısı mühürlendi.
    TMSF’ye devredilen TV10’un mal varlıkları ise ihale yoluyla geçtiğimiz yıl Eylül ayında satışa çıkarıldı.

    TV10’un çalışanları ise kanalın yeniden açılması için mücadele başlattı. İstanbul’da Cumartesi günü saat 14.00’te Galatasaray Meydanı’nda haftalarca eylem yaptı. Hukuki mücadelesi de süren Tv10 eylemlerine her hafta Alevi kurum yöneticileri, Alevi yurttaşlar, demokratik kitle örgütleri destek verdi.
    OHAL KOMİSYONU REDDETMİŞTİ
    TV10’un kapatılmasının ardından avukatlar da hukuki mücadeleyi de başlattı. 13 Eylül 2017’de  TV10 avukatları ve Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin Ankara’da OHAL Komisyonu’na başvurdu. Alevilere ait bir yayın politikası izleyen ve 668 sayılı KHK ile kapatılan TV10’nun başvurusunu “KHK listesinde adı yok” gerekçesiyle OHAL Komisyonu reddetti.

    Öte yandan, TV10’un açılması için mücadele devam ederken, Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi ve programcı Veli Haydar Güleç ile kameraman Kemal Demir ise hiç bir hukuki gerekçeye dayanmadan tutuklanarak Silivri Cezaevine konuldu. 9 aydır tutuklu olmalarına rağmen hala haklarında iddianame bile hazırlanmayan TV10 yöneticileri bir an önce yargılanmayı ve özgür kalarak, gazetecilik faaliyetlerine devam etmeyi bekliyor.

    “LOKMALARLA KURULAN TV10 HUKUKSUZCA KAPATILDI”

    Silivri Cezaevi’nden bir mesaj gönderen TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Alevilerin lokmalarıyla kurulan Tv10’un hukuksuz bir şekilde kapatıldığını hatırlattı.

    Büyükşahin, Tv10 hakkında verilen kapatma kararının siyasi bir karar olduğunu vurgulayarak, “Geçmişte yol ermişlerimizin ozanlarımızın dediği gibi bu bir insanlık davasıdır. Mücadele devam ediyor” dedi.  Büyükşahin, başta Aleviler olmak üzere bu ülkede hak hukuk arayan herkes üzerinde baskıların katmerleşerek arttığını da kaydetti.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

     

     

     

     

  • Antepli fıstık üreticisi Keskin: Fıstık üreticileri olarak mağduruz; kazanan tüccar oluyor-VİDEO

    Antepli fıstık üreticisi Keskin: Fıstık üreticileri olarak mağduruz; kazanan tüccar oluyor-VİDEO

    PİRHA – Fıstık üreticileri artan fıstık fiyatlarına ve fıstığın dışarıdan ithal edilmesine tepkili. Antep’te fıstık üreten Nadir Keskin, “Fıstığı dışarıda ithal etmeleri bizi çok olumsuz etkiler. Son 2 yıldır Antep’te fıstık üreticileri iklim koşullarından dolayı fıstık üretemiyor. Piyasada var olan fıstık ürünleri de tüccarların elinde yer almaktadır. Fıtıkta kazanan üretici değil tüccar oluyor ” dedi.

    Fıstık fiyatlarının artması sonucu iktidarın fıstığı dışarıdan ithal edeceğiz açıklaması, fıstık üreticilerinin tepkisine yol açtı. Antep Yavuzeli ilçesine bağlı Yukarıkayabaşı Köyü’nde fıstık üreten Nadir Keskin konuya ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “20 YIL ÜRÜN ALAMIYORUZ”

    “Fıstık bahçelerimiz 35 yıllık bir emeğin karşılığıdır” diyen Keskin, “Fıstık ektiğinizde 20 yıl ürün alamıyorsunuz. Hiçbir karşılık almadan 20 yıl emek veriyoruz fıstık bahçelerine. İktidarın yaptığı açıklama emeklerimizin hiçe sayılması demektir” diye konuştu.

    “FISTIK ÜRETİCİLERİNE DEVLET DESTEĞİ YOK”

    Fıstıklar genelde 2 yılda bir ürün verir. Bu yıl normal hasılatın olduğu bir yıl. Eğer bir dolu ve afet olmazsa 9. ayda hasatı toplayacağız. Fıstık üreticisi olarak biz halimizden memnun değiliz. Fıstık üreticilerine devlet desteği yok. Topladığımız fıstıkları götürüp ucuza tüccarlara vermek zorunda kalıyoruz. Çiftçiler zaten borçlu olduğu için fıstığı saklayıp daha iyi bir fiyata satması mümkün değil. Bu nedenle kazanan hep aradaki tüccarlar oluyor. Bizler devletin bu hususta fıstık üreticilerine destek olmasını ve pazarda bizi tüccarlara mecbur bırakmamasını, diğer ürünlerde olduğu gibi taban fiyat uygulanmasını istiyoruz” diyen Keskin şöyle devam etti:

    “Son yıllarda iklimler de değiştiği için gübreleme ve ilave sulama gibi ekstra bakım yapmak zorunda kalıyoruz. Bu su kanallarını devlet yapmadığı için bizler kendi imkanlarımız ile açtığımız artezyen kuyular ile yapıyoruz. Tüm bunlar bize ekonomik zorluk yaratıyor. Devlet desteği bize hiç olmuyor. Sadece mazot gübre desteği adı altında bize küçük bir yardım veriliyor. Fıstık bu bölgenin ana geçim kaynağıdır. Bu nedenle mazotta, gübrelemede ve sulama konusunda devletin fıstık üreticilerine destek olması gerekiyor.”

    “FISTIKTA KAZANAN TÜCCAR OLUYOR”

    İktidarın fıstığı dışardan ithal edeceğiz açıklamasına tepki gösteren Keskin şunları ifade etti:

    “Fıstığı dışarda ithal etmeleri bizi çok olumsuz etkiler. Son 2 yıldır Antep’te fıstık üreticileri iklim koşullarından dolayı fıstık üretemiyor. Piyasada var olan fıstık ürünleri de tüccarların elinde yer almaktadır. Bizde 25 TL’ye alınan fıstık tüccarlar tarafından 40 TL’ye satılmaktadır. Fıstıkta kazanan üretici değil tüccar oluyor. Bakanın yaptığı açıklama bir talihsizliktir. Çünkü fıstık üretimi zahmetli bir iştir. Bugün 40 TL’ye biz satsak bile çok cüzzi miktarda bir karımız oluyor. Geri kalan masrafa gidiyor. Dışarıda algılandığı kadar çok kazanmıyoruz. Ve fıstık üreticisi olarak mağduruz.”

    “FISTIK ÜRETİCİLERİNE TABAN FİYAT UYGULANMALIDIR”

    Fıstık üreticisi Nadir Keskin son olarak şu çağrıda bulundu:

    “Yetkililer, diğer ürünlerde olduğu gibi fıstık üreticilerine de sulama, mazot gibi konularda daha fazla destek olmalıdır.. Ayrıca fıstık üreticileri artık kooparitifleştirilmeli ve taban fiyat uygulaması uygulanmalıdır. Çünkü hasat dönemi tüccarın verdiği fiyata mecbur kalıyoruz. Onlar da kendi belirledikleri fiyatlar ile ürünlerimizi bizden ucuz bir şekilde alıyor. Büyük kazancı fıstık tüccarları sağlıyor.” (ANTEP/PİRHA)