Etiket: 20 kasım çocuk hakları günü

  • Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı: Çocuklar hala depremin sorunlarını yaşıyor

    Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı: Çocuklar hala depremin sorunlarını yaşıyor

    PİRHA-20 Kasım Dünya Çocuklar Günü’nde açıklama yapan Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynel Polat, “Deprem sonrası çocuklara yönelik yeteri kadar çalışma yapılmadı. Deprem sonrası ebeveyn kaybı yaşayan çocuklar, kaybolan çocuklar, koruma altına alınan çocuklara dair sıkıntı ve sorunlar devam etmektedir” dedi.

    14 Aralık 1954’te Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ‘Dünya Çocuk Hakları’ gününde açıklama yapan Adıyaman Eğitim-Sen Şube Başkanı Zeynel Polat, “Türkiye, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni onaylamakla birlikte 17. 29. ve 30. maddelerine çekince koymuştur. Genel olarak bu çekincelerin azınlık çocuklarının dil, eğitim, kültür alanındaki haklarına ilişkindir. Birçok etnik kültürü barındıran ülkemizin, taraf devlet olarak bu çekinceleri halen kaldırmamış olması, özellikle anadili farklı olan çocukların eğitim sistemine uyumunu güçleştirmekte, öğrenme güçlüğü, okula uyum sorunu ve okul terki gibi temel sorunların sürmesine neden olmaktadır” dedi.

    “ANADİLDE EĞİTİMİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILMALI”

    Çocukların anadildeki eğitimine yönelik konuşan Polat, “Milyonlarca çocuk kendi anadilini kullanamadığı, anadilinde eğitim göremediği için başta eğitim süreçleri olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarında mağduriyet yaşamaktadır. Kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde anlayışının ayrılmaz bir parçası olan farklı ana dilleri üzerinde ki sınırlamalara son verilmeli, her bireyin kendi anadilini öğrenmesi ve bu dilde eğitim almasının önündeki engeller kaldırılmalıdır” çağrısında bulundu.

    DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE ÇOCUKLARA VE HAKLARINA YÖNELİK TEHDİTLER ARTIYOR”

    Adıyaman Eğitim-Sen Şube Başkanı Zeynel Polat, şöyle devam etti:

    “7 Ekimde İsrail in Filistin’e  saldırmasıyla başlayan savaşta çocuklar  olmak üzere  Dünyada ve Türkiye’de yaşayan çocukların uygun yaşam standartlarında insanca yaşama hakkı başta olmak üzere, eğitim ve sağlık hakkına yönelik ihlaller sürmekte, çocuklara yönelik hak ihlalleri artarak devam etmektedir. Çocuklar sağlıklı gıdaya, suya, eğitime erişememekte, çocuk yaşta zorla evlendirilmekte, istismara uğramakta ve tutuklanmaktadır.

    Ülkemizde yaşanan ekonomik ve toplumsal sorunlar en çok çocuklar üzerinde etkili olmakta, çocuklar ekonomik, sosyal ve siyasal krizlerin ortasında çocukluklarını yaşamak zorunda bırakılmaktadır. Savaş ve çatışma bölgelerinde en büyük mağduriyeti çocuklar yaşamaktadır. Barışın olmadığı bir dünyada çocuklar, eğitim ve sağlık gibi temel haklarından mahrum kalmaktadır.

    DEPREM BÖLGELERİNDE ÇOCUK HAKLARI

    6 şubat depremlerinin üzerinden 21 ay geçmesine rağmen deprem bölgelerinde ki çocukların, beslenme, barınma, sağlıklı ve temiz suya ulaşma konusunda ciddi sorunlar yaşamaya devam ediyor. Deprem bölgelerinde çocukların kamusal hizmetler ulaşma noktasında ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Çocuklar ve aileler hala sağlıksız yaşam koşullarında yaşamaya devam etmektedirler. Özellikle sağlıklı beslenme noktasında ciddi eksiklikler yaşanıyor. Deprem sonrası çocuklara yönelik yeteri kadar çalışma yapılmadı. Deprem sonrası ebeveyn kaybı yaşayan çocuklar, kaybolan çocuklar, koruma altına alınan çocuklara dair sıkıntı ve sorunlar devam etmektedir.

    “ÇOCUK EMEĞİ SÖMÜRÜSÜ ARTIYOR: 2024’TE 42 ÇOCUK HAYATINI KAYBETTİ”

    “Türkiye’de çocuk işçiliği ve buna bağlı iş cinayetlerinde tablo, her geçen yıl daha da ürkütücü boyutlara ulaşıyor. 2024’te 42 çocuk işçi hayatını kaybetti. İktidarın benimsediği piyasa ve sermaye merkezli ekonomi politikalarının kaçınılmaz bir sonucu olarak ortaya çıkan işsizliğin, yoksulluğun ve sömürünün yaş ayrımı olmadığı gibi, bu politikalardan en çok etkilenenler çocuklar ve çocuk işçiler olmaktadır. TÜİK’e göre çocuk yaşta iş gücüne katılanların oranı en az yüzde 22’dir. Türkiye’de 2 milyonu aşkın çocuk işçi olduğu tahmin edilmektedir. Özellikle mesleki eğitim ya da beceri eğitimi üzerinden ‘çırak’ ve ‘stajyer’ adı altında milyonlarca çocuk zorunlu olarak çalıştırılarak yoğun emek sömürüsüne maruz bırakılmaktadır.

    “MESLEKİ EĞİTİM ADI ALTINDA 9 ÇOCUK YAŞAMINI YİTİRDİ”

    Mesleki eğitim adı altında çalıştırılan çocuklar, ailelerinin ekonomik yükünü hafifletmek için küçük yaşlardan itibaren çalışmaya zorlanmaktadır. Ancak bu, kısa vadeli bir çözüm gibi görünse de, uzun vadede yoksulluk döngüsünü derinleştirmektedir. Eğitimden uzaklaşan çocuklar, düşük nitelikli işlerde çalışarak yaşamları boyunca düşük gelir seviyesine mahkûm edilmekte ve yoksulluk bir nesilden diğerine aktarılmaktadır.
    Mesem’ de bir yılda en az 9 çocuk işçi yaşamını yitirdi.

    MEVSİMLİK TARIM İŞÇİSİ ÇOCUKLAR RİSK ALTINDA” 

    Özellikle mevsimlik işçi göçlerinin yoğun olarak yaşandığı yaz aylarında çocuk işçi ölümlerinde ciddi artış olduğu gözleniyor. Mevsimlik tarım işçisi ailelerinin çocukları Eğitim, Sağlık başta olmak üzere Kamusal hizmetlerden yoksun kalıyorlar.

    ÇOCUKLARIN SERMAYENİN İHTİYAÇLARINA GÖRE ŞEKİLLENDİRİLMESİNE SON VERİLMELİ”

    Mesleki Eğitim Merkezleri ve mesleki ortaokullar mevcut haliyle çocuk emeğinin sömürülmesine zemin hazırlamaktadır. Çocukların eğitimi ve gelişimi için ayrılması gereken kaynaklar, sermaye gruplarına ucuz iş gücü sağlamak için kullanılmaktadır. Bu uygulamalara karşı, kamusal eğitimin güçlendirilmesi ve çocuk emeği sömürüsüne son verilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz. Çocukların ve öğrencilerin geleceğinin, sermayenin/patronların ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesine son verilmelidir.

    Çocuk Hakları Sözleşmesi temelinde demokratik, eşit ve özgürlükçü politikalar üretilmeli ve çocuk Hakları Sözleşmesine konulan çekinceli maddeler kaldırılmalıdır. Tüm çocukların parasız, nitelikli, laik, bilimsel, cinsiyet eşitlikçi ve kendi anadilinde kamusal eğitim alması için gereken adımlar atılmalıdır.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • ‘Roman çocuklar, yoksulluk sarmalı içerisinde her anlamda kısıtlılar’-VİDEO

    ‘Roman çocuklar, yoksulluk sarmalı içerisinde her anlamda kısıtlılar’-VİDEO

    PİRHA- Sıfır Ayrımcılık Derneği, Roman Diyalog Ağı’nın Güçlendirilmesi Projesi kapsamında ‘Pandemi döneminde Roman çocukların eğitime erişimi’ ile ilgili rapor hazırladı. Dernek üyesi Ekin Çuhadar, Hazırladıkları rapora ilişkin konuşarak “Roman çocuklar, yoksulluk sarmalı içerisinde her anlamda kısıtlılar. Romanlar da dahil olmak üzere her grubun farklılıkları ile birlikte ve farklı ihtiyaçlarına karşılık verecek bir eğitim sistemini tasarlamak gerekir” dedi.

    COVID-19 salgınının, herkesi eşitleyen adil bir hastalık olduğu söylense de, salgının eşitsizlikleri görmezden gelmeyip aksine yoksul ve kırılgan gruplar için tüm eşitsizlikleri derinleştirdiği görülmüş oldu.

    Türkiye’de 11 Mart 2020’de ilk vakanın resmi olarak açıklanmasının ardından 16 Mart 2020 tarihinde Türkiye’nin de içinde olduğu 124 ülkede tüm okullarda örgün eğitime ara verilerek çevrimiçi eğitimlere geçildi. UNESCO’ya göre örgün eğitime ara verilmesi nedeniyle dünya çapında öğrencilerin yüzde 90’ı bu durumdan olumsuz etkilendi. Öğrencilerin yaşadığı sorunların başında uzaktan eğitim için gerekli olan teknik olanakların yetersizliği geliyor.

    OECD raporuna göre; Türkiye’de bilgisayara erişimi olan öğrencilerin ortalaması yüzde 70’in altında. 77 ülkenin kıyaslandığı rapora göre, Türkiye ‘internet bağlantısına erişimi olan öğrenciler’ listesinde 70’inci sırada. Tableti ya da bilgisayarı olmayan milyonlarca öğrenci eğitim sürecinin tamamen dışında kaldı.

    Yoksul ailelerin çocukları, engelli çocuklar, birden fazla çocuğun öğrenci olduğu evlerde toplumsal cinsiyet kalıpları nedeniyle ikinci plana itilen kız çocukları, Türkçe dışında diğer dillerin konuşulduğu yoksul evlerdeki çocuklar, pandemi sürecinin derinleştirdiği eşitsizliklerden en fazla etkilenen grupların başında geldi.

    Sıfır Ayrımcılık Derneği, Roman Diyalog Ağı’nın (RODA) Güçlendirilmesi Projesi kapsamında ‘Pandemi döneminde Roman çocukların eğitime erişimi’ ile ilgili rapor hazırladı. Hazırlanan raporda, COVID-19 salgınının yoksul ve kırılgan bir grup olan Romanların eğitime erişim olanakları incelenerek, Roman çocukların eğitime erişimini artıracak öneriler geliştirildi.

    Sıfır Ayrımcılık Derneği üyesi Ekin Çuhadar, raporun temel amacının, pandemi döneminde dijitalleşen eğitim hakkından Roman çocukların ne kadar faydalanabildiğini göstermek olduğunu belirtti.

    “ROMAN GRUPLARIN EĞİTİME ERİŞİM KONUSUNDAKİ DENEYİMLERİNİ AKTARMAK İSTEDİK”

    Çuhadar, saha ziyaretlerinde tanıklık ettiklerini farklı paydaşlara aktarabilmek için böyle bir rapor hazırladıklarını ifade ederek; “Raporu hazırlarken bir kriter benimsediğimizi söyleyemeyeceğim. Tek niyetimiz Türkiye’nin farklı coğrafi bölgelerinde yaşayan, farklı Roman grupların deneyimlerini aktarabilmekti. İşte bu yüzden de, Balıkesir/Gömeç, Edirne, Gaziantep, Hatay, Hatay/Kırıkhan, İzmir/Dikili, Samsun, Tekirdağ/Muratlı il ve ilçelerinde toplamda 117 hane halkı ile görüştük. Her birine aynı soruları, dijitalleşen eğitim hakkından faydalanma durumlarına yönelik oldukça gündelik düzeyde olacak şekilde yönelttik” şeklinde konuştu.

    “ROMAN ÇOCUKLAR, YOKSULLUK SARMALI İÇERİSİNDE HER ANLAMDA KISITLILAR”

    Roman çocuklarının, eğitim hakkından tam olarak ve eşit fırsatlarda faydalanmalarını etkileyen unsurların çok boyutlu olduğunu söyleyen Çuhadar sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Ayrımcılık, ekonomik yoksulluk, yaşamaya elverişsiz koşullarda barınma gibi temel unsurlar, Roman çocukların eğitim hakkından tam olarak ve eşit fırsatlarda faydalanmalarını kısıtladı. Pandemi ile birlikte eğitimin dijitalleşmesinin bu hakkı, Roman çocuklar için, fiili olarak ortadan kaldıracak kadar kısıtladığını gördük.”

    Çuhadar, Roman çocukların eğitime erişim konusunda yaşadıkları sorunları üç maddede anlatarak; “Birincisi, çevrimiçi eğitim materyallerine erişim sorunu var. İnternet veya tablet erişimi olmasına gelene kadar birçok hanenin elektrik kesintileriyle yaşamlarını sürdürdüğü görülüyor. Bu konuda geçen hafta gerçekleştirdiğimiz bir alan çalışmasında kimi belediyelerde, evinde televizyon olduğu için eğitim seti desteği verilmeyen çocuklar olduğuna tanıklık ettik. Bu çok garip. Çünkü evinde televizyon olmayan çocuk EBA ile dahi eğitime erişim sağlayamadı.

    İkincisi, çevrimiçi eğitim materyallerine erişimi olanlar da sorunlar yaşıyor. Bu materyaller genelde hane içindeki bir yetişkinin cep telefonu oluyor. Hem çocukların hem bakım verenlerin dijital okur yazarlık becerilerinden yoksun olması eğitime erişimini kısıtlamaya devam ediyor. Toplum, E-Devlet, E-Nabız, MHRS gibi uygulamaları kullanma becerisinden dahi yoksun.

    Üçüncüsü, dijitalleşen dünyanın getirdiği çocukların haklarının ihlal ve istismar edilmesi riskinin yanı sıra eğitimin dijitalleşmesinin Roman çocukların sahip olduğu tek korunma alanı olan okullardan da yoksun kalmasıdır. Türkiye’de birçok çocuk eğitim hakkından faydalanma bakımından benzer yapısal kırılganlıklardan etkileniyor aslında. Roman çocuklar için durumu katmanlı hale getiren, onların kesişimsel pozisyonları. Fiziksel ve ekonomik olarak okul kapısından içeri girebilir hale gelseler o kapıyı geçtikten sonra karşılaştıkları muamele, eğitimlerini sürdürmeleri için gerekli eğitim ve öğretim materyallerine erişimde yaşadıkları kısıtlılık, bakım verenlerinin okur yazarlık durumları, hane halkı gelirine katkı sunma gayreti… Roman çocuklar, bir yoksulluk sarmalının içinde ve bu sarmaldan çıkarak mevcut sistemin içine girecek ekonomik, sosyal ve kültürel sermayeden yoksunlar” ifadelerini kullandı.

    “HER GRUBUN FARKLI İHTİYAÇLARINA KARŞILIK VERECEK EĞİTİM SİSTEMİ TASARLANMALI”

    Sorunların çözümü için mevcut sistemin, Roman çocuklar ile birlikte tüm çocukların ihtiyaçlarına karşılık verecek şekilde uyarlanmasının ve kapsayıcı hale gelmesi gerektiğinin altını çizen Çuhadar; “Aslında kapsayıcı bir eğitim sistemini mevcut ve sürdürülebilir hale getirmek için Romanların eğitim hakkından tam olarak ve eşit fırsatlarda faydalanmalarını sağlamak gerekir. Onları eğitim sistemine uyumlaştıracak kısa vadeli, özel önlemlerin yerine artık Romanlar da dahil olmak üzere her grubun farklılıkları ile birlikte ve farklı ihtiyaçlarına karşılık verecek bir eğitim sistemini tasarlamak gerekir” dedi.

    “ÇOCUKLARIN SÖZLERİNİN DUYULMASINA DAHA ÇOK İHTİYACIMIZ VAR”

    20 Kasım ‘Dünya Çocuk Hakları Günü’ne dair de konuşan Çuhadar, son olarak; “Türkiye’de çocuklar hak sahibi özneler olarak değil, korunması gereken yarınlarımız olarak görülüyor. Bu nedenle, çocukların sözlerinin duyulmasına daha çok ihtiyacımız var. Mesela bu raporun değerlendirmesini bu sorunun öznesi olan çocuklardan birinden dinliyor olsaydık ne şahane olurdu” sözlerini dile getirdi.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA