Etiket: 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü

  • DEM Parti: Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin her bir maddesi uygulanıncaya dek mücadele edeceğiz!

    DEM Parti: Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin her bir maddesi uygulanıncaya dek mücadele edeceğiz!

    PİRHA- 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde, çocukların Mesleki Eğitim Merkezlerine (MESEM) dikkat çeken DEM Parti Çocuk Komisyonu Eşsözcüsü Beritan Güneş Altın, çocuk hakları ve çocuklara yönelik istismara zemin hazırlayan cezasızlık politikalarına tepki göstererek, MESEM’lerin kapatılması çağrısında bulundu.

    Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü. Ama haklar bildirgelerde, hayatlar sokaklarda ve fabrikalarda sürünüyor. Savaşlar çocukları öldürüyor. Yoksulluk onları aç bırakıyor. İstismar ve cezasızlık, gözleri bağlı bir dünyanın içinde sürüklüyor. Göçmen karşıtlığı, umutlarını sınırda bırakıyor.

    İSİG’e göre son 12 yılda 814, son 11 ayda 82 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Rapora göre 2025 yılının ilk on ayında 1737 iş cinayeti yaşanırken, bu işçilerden 72’si çocuk. 2025 yılının bitimine 2 ay kalmışken, son 12 yılda en çok çocuk işçinin hayatını kaybettiği yıl oldu. İSİG’e göre yıl başından bugüne dek en az 82 çocuk işçi, iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Çocuk Komisyonu da, Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin basın toplantısın düzenledi.

    DEM Parti Çocuk Komisyonu Eşsözcüsü Beritan Güneş Altın, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin DEM Parti Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

    Çocukların Mesleki Eğitim Merkezlerine (MESEM) dikkat çeken Beritan Güneş Altın, çocuk hakları ve çocuklara yönelik istismara zemin hazırlayan cezasızlık politikalarına tepki göstererek, MESEM’lerin kapatılması çağrısında bulundu.

    “ÇOCUKLARLA BİRLİKTE BARIŞI VE DEMOKRATİK TOPLUMU İNŞA EDECEĞİZ”

    Beritan Güneş Altın, sözlerni şöyle sürdürdü:

    “Bu günün önemine ve düne, bugüne ve yarına baktığımızda Türkiye’de ve Kürdistan’da yaşayan çocukların mevcut durumuna dair bir özetleme yapma şansımız olur. Bizler bugün 19 Kasım’a, yani 20 Kasım’dan bir gün öncesine gidecek olursak; Urfa’dan gelen acı bir haber karşımıza çıkıyor. Buradan hareketle 19 Kasım’a bakarsak, MESEM öğrencileri şahsında Türkiye’de işçileştirilmiş çocuk gerçekliğine biraz daha yaklaşabiliriz diye düşünüyorum. Urfa’da Bozova Yavuz Selim Mahallesi’nde bulunan bir marangoz atölyesinde çırak olarak çalıştırılan 15 yaşındaki Muhammed K’nin, 20 yaşındaki kalfası H. A. tarafından yüksek basınçlı bir kompresörle hava verilerek ne yazık ki uzun bir süre boyunca yaşam mücadelesi vermiş olmasına rağmen dün vefat ettiğini hep birlikte öğrenmiş olduk. Bu acı haberi almış olduk. Muhammed’in katledilşine ve katlediliş biçimine bakacak olursak devletin çocuklar için var ettiği mekanizmaların çocukları nasıl hedef aldığını ve çocukların yaşam hakkını nasıl ihlal ettiğini aslında Muhammed gerçekliğinden görebiliriz.

    Yine çocuk hakları gününün aslında ne kadar sembolik kaldığına hep birlikte şahitlik ediyoruz. 48 çocuğu cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle yargılanan Cizre Anadolu Lisesi’nin müdür yardımcısı Burak Ercan’ın ne yazık ki 2019 yılında  çok cüzi bir ceza alarak serbest kalmasının üzerine, kadın örgütlerinin, Eğitim Sen’in ve müthiş bir dayanışmayla kentte bulunan hak örgütlerinin mücadelesiyle birlikte bu dosyanın bugün şu saatlerde yeniden Cizre Adliyesi’nde görülmeye başladığını ve bu davanın sembolik bir değeri taşıdığını belirtmek gerekir. Bu dava sürecinde Türkiye’deki çocuk adalet sisteminin ne ölçüde çöktüğünü, aynı zamanda çocuğa yönelik suçlarda cezasızlık ile tüm bu suçların çocuklara her an bir risk oluşturma zemininin nasıl açıldığını hep birlikte görebiliriz.

    Barışın en temel hak olduğu bu anda küresel bir alt üst oluşun yaşandığı günümüzde dünyada, Ortadoğu’da, Türkiye’de, Kürdistan’da küresel ve bölgesel emperyal güçlerin savaş politikalarından en çok etkilenenler ne yazık ki çocuklardır. Nitekim Gazze’de yürürlüğe giren ateşkes sonrasında dahi İsrail’in fiili ihlallere ve insanlık suçu işlemeye devam etmesi sebebiyle Birleşmiş Milletler Özel Raporörlüğü’nün bilgilendirmesi dolayısıyla Gazze şeridinin yarısının insani yardım girişine kapalı tutulduğu bilinmektedir. İsrail’in Gazze’deki soykırımı nedeniyle UNICEF Gazze’de 64 binden fazla çocuğun katledildiğini veya yaralandığını belirlemiş ve bu çocukların yaklaşık 4’te birinin kalıcı yaralanmalar yaşadığını açıklamıştır.

    Bir yandan yoksullaştırılan çocuklar, bir yandan da iktidarın sermaye yanlısı politikaları nedeniyle MESEM’lerde işçileştirilen ve bu nedenle yaşamını kaybeden çocuklar gerçeği olarak toplumsal çürümenin en acı göstergesi karşımızda duruyor. Sadece bu yıl içerisinde yani şimdiye kadar en az 78 çocuğun iş cinayetinde yaşamını kaybettiği, her ay neredeyse 7 çocuğun işçileştirildiği için hayatını kaybettiğini biliyoruz. Sadece geçtiğimiz haftalarda 10 gün içerisinde basın yoluyla kamuoyuna yansıyan haberlere hep birlikte bakalım; 8 Kasım’da Kocaeli’nde Dilovası’nda bir parfüm deposunda meydana gelen yangında 4857 sayılı iş kanununa çocuk ve genç işçilerin çalıştırılması usul ve esasları hakkındaki yönetmeliğe ve Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) sözleşmelerine açıkça aykırı olacak bir şekilde 16 ve 17 yaşındaki işçiler işçileştirilen çocuklar ne yazık ki yanarak hayatlarını kaybettiler. 13 Kasım’da Mersin Anamur’da 16 yaşındaki Alperen Uygun, Türkiye’nin ilk mesleki eğitim merkezi olarak açılan Rüştü Kazım Yücelen, MESEM programında çalıştırıldığı asansör firması ile birlikte gittiği inşaatta asansör boşluğuna düşerek ne yazık ki hayatını kaybetti.

    Çocuk istismarı Türkiye’deki bütün çocukları ilgilendiren ve güncel bir risk olarak her çocuğu her gün tehdit eden bir meseledir. Türkiye İstatistik Kurumu’na göre 2023 yılında güvenlik birimlerine giden veya görüntülenen mağdur sayısı olan 242 bin 875 çocuğun yüzde 12’ye yakınının cinsel istismara maruz kaldığını bize gösteriyor. Bu oran yaklaşık 29 bin çocuğa denk geliyor. Yine 29 bin çocuğun yüzde 85’inden fazlasının kız çocukları olduğunu biliyoruz. TÜİK doğum istatistikleri 2024 verilerine göre 2024’te 15 yaşın altında 122, 15-17 yaş arasında 5 bin 952 çocuğun doğum yaptığını söylüyor. 6 Ekim 2025’te basına yansıyan haberlerle birlikte Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde 16 yaşındaki bir kız çocuğunun şiddetli karın ağrısıyla başvurduğu hastanede hamile kaldığı ortaya çıkıyor. Son olarak da Adana’da bir kolejde görev yapan bilişim teknoloji öğretmeninin 2019 yılından bu yana kadın öğretmenlerin ve öğrencilerin tuvaletlerine gizli kamera yerleştirip görüntüleri internete sattığı ortaya çıkarken okul yönetiminin durumdan haberi olmadığı ve herhangi bir adım atmak yerine öğretmenlere baskı yaptığı ileri sürülüyor.

    Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı altında 36’ncı yılını karşıladığımız Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin her bir maddesinin, Türkiye’deki her bir çocuk için uygulanıncaya dek bu süreci büyüteceğimize, mücadele edeceğimize, çocuklarla birlikte barışı ve demokratik toplumu inşa edeceğimize olan inancımızı bir kez daha vurgulayarak bütün çocukları saygı ve sevgiyle selamlıyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • Dünya Çocuk Hakları Günü: Hakları var hayatları yok

    Dünya Çocuk Hakları Günü: Hakları var hayatları yok

    PİRHA – Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü. Ama haklar bildirgelerde, hayatlar sokaklarda ve fabrikalarda sürünüyor. Savaşlar çocukları öldürüyor. Yoksulluk onları aç bırakıyor. İstismar ve cezasızlık, gözleri bağlı bir dünyanın içinde sürüklüyor. Göçmen karşıtlığı, umutlarını sınırda bırakıyor.

    Türkiye’de her üç çocuktan biri yoksulluk içinde. Bir yanda özel okullarda teknolojiyle buluşan çocuklar; öte yanda servis parasını karşılayamadığı için kilometrelerce yürüyenler. Tarikat ve cemaat yurtlarında kaybolan, istismara uğrayan, davalarda cezasızlığa terk edilen çocuklar var. Sistem korumuyor.

    1,5 milyon mülteci çocuk eğitim hakkından yoksun. Kayıt dışı işlerde çalışıyor, merdiven altı atölyelerde 12–14 saat ter döküyor, sokaklarda mendil satıyor. Hayatlarını kazanmaya çalışırken, Dünya Çocuk Hakları Günü’ne uzaktan bakıyorlar.

    MÜHÜRLENMİŞ HAKLAR: ALEVİ VE KÜRT ÇOCUKLAR

    Alevi çocuklar, hem ekonomik hem kültürel ayrımcılıkla büyüyor. Yurt ve okul sistemlerinde marjinalize edilen bu çocuklar, eğitim ve güvenlik haklarından eşit biçimde yararlanamıyor. Cemaat ve tarikat yurtları, bazı bölgelerde Alevi çocukların sistem tarafından korunmadığını gösteriyor. Zorunlu din dersleri Alevi çocukların inançlarını özgürce yaşamalarını engelliyor. Maddi imkânsızlıklar, dil ve inanç temelli ayrımcılık, çocukların kendilerini ifade etmesini ve topluma güvenle katılmasını engelliyor. Her kayıp ve istismar vakası, “çocuk hakları” söyleminin boş bir retorik olduğunu hatırlatıyor.

    Özellikle çatışma bölgelerinde büyüyen Kürt çocukları ise güvenlik, eğitim ve sağlık haklarına erişimleri ciddi biçimde kısıtlı. Anadilinde eğitim hakkına erişim eksikliği öğrenme ve toplumsal katılımı engelliyor. Göç ve zorunlu yer değiştirmeler, onları erken yaşta iş gücüne ve tehlikeli yaşam koşullarına itiyor. Devlet ve yerel politikaların yetersizliği, hem güvenlik hem de eğitim hakkını ellerinden alıyor.

    Dünya genelinde tablo daha da ağır. Gazze, Yemen, Sudan… Bombardıman, kuşatma, kıtlık. Okullar hedef alınıyor, sağlık hizmetine erişim engelleniyor, yiyecek yok. Afrika’da kobalt, altın ve koltan madenlerinde çocuklar birkaç dolara ağır işlerde çalışıyor. Teknoloji devleri, çocuk emeğinin ölüm gölgesinde yükseliyor.

    Avrupa’da sığınma merkezlerinde kaybolan çocuklar. Akdeniz’de batan teknelerde cesetleri kıyıya vuruyor. “Avrupa değerleri” sadece söylem.

    ÇOCUK İŞÇİLER

    Türkiye’de çocuk işçilerin durumu da dehşet verici. İSİG verilerine göre 2013–2025 arasında en az 770 çocuk işçi iş kazasında öldü. Yılda 60–70 çocuk, güvenli olmayan koşullarda hayatını kaybediyor. Göçmen çocuklar daha riskli; hem ekonomik hem sosyal olarak savunmasız. Ölümler resmi istatistiklerde görünmüyor; sadece aileler ve yerel kaynaklar rapor ediyor.

    İSİG, bu ölümlerin tesadüf olmadığını söylüyor. Neoliberal politikalar, yoksulluk ve denetimsizlik, çocukların hayatını sömürüye teslim ediyor. Her kayıp bir istatistik değil; sistemin, cezasızlığın ve ihmalkârlığın kurbanı.

    Bugün 20 Kasım… Ama bu çocuk hakları günü değil. Ölüme terk edilmiş çocuk işçilerin, kaybolan mülteci çocukların, ayrımcılık ve yoksulluk altında ezilen Alevi-Kürt çocukların günüdür.

    Çocukların haklarını savunmak, sadece onların değil, toplumun ve geleceğin sorumluluğudur ve bu sorumluluk, artık sadece sözcüklerde değil, hesap sorulacak politikalar ve fiili önlemlerde somutlaşmalıdır.

    HABER MERKEZİ

     

  • ‘İktidarların çocuk düşmanı politikalarına karşı duracağız’ – VİDEO

    ‘İktidarların çocuk düşmanı politikalarına karşı duracağız’ – VİDEO

    PİRHA – Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri’nin, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Gününe ilişkin yaptığı açıklamada “Devletin ideolojik taşıyıcıları kılınmak istenen çocuklar eğitim vasıtasıyla şekillendirilip nesne olarak görülmektedir” denildi.

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları günü vesilesiyle Sakarya Caddesi’nde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada “Çocuklar için, çocuklarla beraber eşit, özgür ve adil bir dünyayı inşa edeceğiz” yazılı pankart açıldı. Açıklamayı DEM Parti Ankara Kadın Meclisi Sözcüsü Nebahat Çalpan yaptı.

    “ASIL SORUMLU ONLARDIR”

    Tekçi ve çocuk düşmanı bir rejim olduğuna söyleyen Nebahat Çalpan, “35 yıldır rejim, çocukların tüm haklarının eksiksiz bir şekilde tanınmasına dönük mücadelesi karşısında suskunluğunu korumuştur. Çocukların sorunları ve hakları söz konusu olduğunda göstermelik açıklamalar yapmanın ötesine gitmeyip, bizzat bu sorunların gün geçtikçe derinleşerek büyümesinin esas sorumlusu pozisyonundadır” dedi.

    “ÇOCUKLAR BİZZAT SAVAŞ POLİTİKALARININ HEDEFİNDE”

    “Devletin ‘ideolojik taşıyıcıları’ kılınmak istenen çocuklar eğitim vasıtasıyla şekillendirilebilecek birer nesne olarak görülmekte” diyen Nebahat Çalpan, “Çocukların kendi yaşamlarının aktif birer öznesi olma halleri yok sayılmaktadır. Savaş politikalarının da bizzat hedefinde olan çocuklar, zırhlı araç çarpmalarıyla, yaşam alanlarına gelişigüzel bırakılmış olan savaş mühimmatlarının patlamasıyla yaşamlarını yitirmektedir. Faillerin çocuk düşmanı iktidar tarafından ‘cezasızlık zırhıyla’ kuşandırılması ise çocukların hiçbir yerde ‘güvende’ olmamaları sonucunu doğurmakta ve çocuklara karşı suçlara her geçen gün bir yenisinin eklenmesine sebep olmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUK DÜŞMANLIĞI VAR”

    Her savaşta katledilenlerin yine çocuklar olduğuna vurgu yapan Nebahat Çalpan, “21. yüzyılda egemenlerin yeni bölüşüm savaşlarından da en çok etkilenen yine çocuklar olmaktadır. İsrail’in bir soykırım uyguladığı Gazze’de son bir yıl içerisinde 17 binden fazla çocuk; Ukrayna’da en az 600 çocuk yaşamını yitirirken; Rojava’da ve Güney Kürdistan’da ise SİHA bombardımanlarıyla her gün çocuklar katledilmektedir. Bebeklerin dahi kar hırsıyla katledilmesi, Narin Güran cinayeti ve yoksulluk içindeki beş çocuğun acı biçimde yaşamını yitirmesi vakalarında yaşandığı gibi ülkemizde çocuklara karşı yaşanan suçlar savaş ve nefret politikalarının, çocuk düşmanlığının, kutsal aile söylemlerinin, erkek egemenliğinin, eril şiddetin ve cezasızlık politikalarının bir sonucu olarak yaşanmaktadır” diye belirtti.

    “İKTİDARIN DÜŞMAN POLİTİKALARI DEVAM EDİYOR”

    20 yıl önce 21 Kasım’da 13 kurşunla katledilen Uğur Kaymaz’ı hatırlatan Nebahat Çalpan, “Günlerce bedeni bulunmayan, çocuk düşmanı politikaların, bu politikaları yerelde hayata geçiren işbirlikçi çetelerin ve kutsal aile söylemlerinin suç ortaklığında katledilen Narin Güran’ı; İzmir’de sistemin yoksullaştırmasının sonucunda yaşamını yitiren 5 kardeşi, geçtiğimiz ay katledilen 8 yaşındaki Şirin’i ve kimliklerinden, sınıflarından, direnişlerinden, sadece varlıklarından dolayı kaybedilen ve katledilen tüm çocukları, çocuk yaşta kalanları bir kez daha saygıyla, özlemle anıyor; çocuklarla birlikte, iktidarların çocuk düşmanı politikalarına karşı yaşasın çocuk hakları diyoruz” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bugün Dünya Çocuk Hakları Günü!

    Bugün Dünya Çocuk Hakları Günü!

    PİRHA-Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 20 Kasım 1989’da kabul edilmesiyle birlikte dünya genelinde her yıl 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü olarak anılıyor. Peki Dünya Çocuk Hakları Günü tam olarak ne anlam ifade ediyor; detayları haberimizde.

    Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 20 Kasım 1989’da kabul edildi. Türkiye ise Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye 14 Eylül 1990’da imza attı.

    20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü, söz konusu sözleşmeyle birlikte çocuk haklarının yasalarca tanınmasının kutlandığı bir gündür. Bu gündeki asıl amaç; çocuk hakları ve bu haklara ulaşamayan çocuklar hakkında farkındalık oluşturmak olarak görülür.

    ‘ÇOCUK HAKLARI’ NE ANLAM İFADE EDİYOR?

    Çocuk hakları, kanunen veya ahlaki olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu; eğitim, sağlık, yaşama, barınma; fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini birden tanımlamakta kullanılan evrensel kavramdır.

    Çocuk hakları, insan hakları kavramının içinde ele alınması gereken bir konudur. Bugün, dünyanın birçok yerinde var olan insan hakları ihlalleri, çocuk boyutunda daha geniş kapsamlı ve büyüyerek, müdahale edilmesi daha zor bir şekilde yer almaktadır. Uluslararası Af Örgütü’nün belirttiğine göre; az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, emek sömürüsü, pornografi, şiddet, yasa dışılık gibi olumsuz etkenlerin dahilinde, çocuk hakları ihlalleri daha büyük boyutlarda olmaktadır.

    Çocukların erişkinlerden farklı fiziksel, fizyolojik, davranış ve psikolojik özellikleri olduğu, sürekli büyüme ve gelişme gösterdiği bilincinin yerleşmesi, çocukların bakımının bir toplum sorunu olduğu ve bilimsel yaklaşımlarla herkesin bu sorumluluğu yüklenmesi gerektiği düşüncesi, Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi ile şekillenmiştir. Günümüzde çocuk hakları ile ilgili olan uluslararası belge 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ve 193 ülke tarafından onaylanmış olan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmedir.

    20 Kasım günü günümüzde Evrensel Çocuk Günü (Universal Children’s Day) veya Çocuk Hakları Günü olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında çeşitli ülkelerde farklı günlerde çocuk günü kutlanmaktadır.

    EĞİTİM VE SAĞLIK HAKKI

    Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin çok sayıda maddesi çocukların sağlıklı bir yaşam sürdürmelerini desteklemektedir. Sözleşme’nin 6. maddesine göre her çocuk esas olarak yaşama hakkına sahiptir. İlaveten, 24. madde gereğince her çocuk ulaşılabilir en yüksek sağlık standartlarından; gerekli tedavi ve iyileştirme hizmetlerinden faydalanabilmelidir. İhmal edilen, terk edilen, istismara uğrayan ya da işkenceye tâbi tutulan çocukların iyileştirilmesi ve yeniden topluma kazandırmasından devletler sorumludur.

    Eğitim hakkı ise çocukların en önemli haklarından biridir. UNICEF’in 1999 tarihli raporunda da belirttiği gibi okuma-yazma bilmeme çok ciddi sorunlara neden olmaktadır. Anne ve çocuk ölümlerinin önde gelen etkenlerinden biri, annenin eğitim düzeyinin düşüklüğü veya okuma-yazma bilmemesidir. Kız çocuklarının okullaşma oranındaki 10 puanlık bir artış sonunda bebek ölüm hızı binde 4.1 azalmaktadır. Bu halde çocuğun en temel hakkı olan yaşama hakkı ile eğitim hakkı arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır.

    Kız çocukların da gereksinimlerini karşılayacak ve kendilerine yaşam becerisi kazandıracak nitelikli eğitim görmeye hakkı vardır. Oysa tüm Dünya’da okula gitmeyen 6-11 yaşlarındaki 130 milyon çocuğun 73 milyonunu kız çocukları oluşturmaktadır.

    İsveç, Finlandiya ve Ukrayna başta olmak üzere pek çok ülke, çocuk haklarını korumaya yönelik şikayet merciileri oluşturmuştur. Çocuk hakları ihlallerinin değerlendirilmesine yönelik ilk şikayet mercii, 1981 yılında Barneombudet adı altında Norveç’te kuruldu. Başlıca görevleri arasında tehlike altında olan çocukların güvenliğini sağlamak, çocukların toplum içinde söz sahibi olmalarını teşvik etmek ve eğitim, sağlık, kültür gibi konuları esas alarak çocukların içinde yetiştikleri koşulları denetlemek olan ombudsman, yasalar çerçevesinde bağımsız ve tarafsız olarak hareket etmektedir. Ukrayna, dünyada çocukları bu merciiye atayan ilk ülkedir.

    ÇOCUK İŞÇİLİĞİ

    Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirisi’nin 9. maddesi, çocukların her türlü istismar, ihmal ve sömürüye karşı korunmasını ve hiçbir şekilde ticaret konusu olmamasını beyan etmektedir. Ayrıca, çocukların uygun bir asgari yaştan önce çalıştırılmamasını; sağlığını ve eğitimini tehlikeye sokacak; fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişmesini engelleyecek bir işe girmeye zorlanmamasını gerektirmektedir.

    Uluslararası Çalışma Örgütü’nün verilerine göre dünya genelinde 200 milyondan fazla çocuk işçi bulunuyor. Bu ülkelerin başında ise Hindistan geliyor. Çocuk işçiler için en tehlikeli sektörler arasında tarım, inşaat ve madencilik yer alıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü, yaşları 5 ila 14 olan 132 milyon çocuğun tarım sektöründe çalışmaya zorlandığına ve bu nedenle eğitim ve sağlık olanaklarından yoksun kaldığına dikkat çekiyor. Ayrıca çocukların mafya ve çetelerin elinde; zorla gasp ve yankesicilik suçlarına yönlendirilmesi, duygusal istismarı göz önünde bulundurarak dilenciliğe teşvik ettirilmeleri verilecek örneklerden bazılarıdır.

    ÇOCUKLARIN YAŞAMA HAKKININ İHLALİ

    2003’ten bu yana, çocukken işledikleri suçlar nedeniyle Çin, İran ve ABD’de altı kişi idam edildi. Pakistan, Filipinler ve Sudan’da da çocuk suçlular infazı bekliyor. İran’da hâlen çocuk idamları sürmektedir.

    Savaşlar sebebiyle de çocukların hayatları altüst olmuştur. Bu etkilerin sonucunda sayısız çocuk ölmüş, birçoğu da sakat veya öksüz kalmıştır. Savaşlar nedeniyle çocuklar aç kalmış veya açlıktan ölmüştür. Milyonlarcası sevdiklerinden ayrılarak mülteci ya da yerinden-yurdundan edilmiş olarak, yollara dökülmeye zorlanmıştır. Çoğu; şiddet, korku ve zorluk dolu ortamda travma içinde yaşamaktadır.

    Binlerce çocuk cinayetlerde rol oynamaktadır. Eğitim hakkından yoksun kalan çocukların, topluma genel olumsuz etkisinin yanı sıra, suça eğilimli bireyler olma oranı yüksektir. Çoğu güvenlik güçleri ve silahlı muhalif güçler tarafından işe alınmış, diğerleri ise başka seçenekleri olmadığını düşündüklerinden gönüllü olmuşlardır. Deneyimsiz, korkusuz oluşları ve özellikle zor görevlerde kullanılmaları dolayısıyla çocuk askerler arasındaki ölü ve yaralı oranı çok yüksektir.

    UNICEF’in hazırladığı bir rapora göre çocuk ölümleri yapılan çalışmalar sonucunda giderek azalmaktadır. Buna göre dünyada 5 yaşından küçük ölen çocukların sayısı 2006’da, yılda 10 milyon barajının altına inerek 9,7 milyona düştü. Bütün bu gelişmelere rağmen Orta ve Batı Afrika’nınsa çocuk ölümlerinin en fazla görüldüğü bölgeler olmaya devam etmektedir. BM Nüfus Fonu’na göre Afrika kıtasında 5 yaşın altındaki her 1000 çocuktan 155’inin öldüğü belirtilirken bu çocukların büyük çoğunluğu kızamık, tetanos ve çocuk felci gibi, aşısı olan hastalıklar yüzünden ölüyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • İHD Malatya Şubesi: Çocuk haklarıyla çocuktur

    İHD Malatya Şubesi: Çocuk haklarıyla çocuktur

    PİRHA- İHD Malatya Şubesi, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’yle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, Türkiye’de çocuk hakları konusunda etkili bir yasal mevzuat oluşturulmadığı vurgulandı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Malatya Şubesi 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’yle ilgili açıklama yayımladı. Açıklamayı İHD Malatya Şube Başkanı Gönül Öztürkoğlu okudu.

    Açıklamadan satır başları şöyle:

    “Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin imzalanmasından sonra Türkiye’de çocuk haklarının korunması ve geliştirilmesi konusunda etkili ve bütünlüklü bir yasal mevzuat oluşturulamamıştır. Çocuk haklarının korunması ve geliştirilmesinin önündeki engel ve sorunlar önemli oranda tespit edilmekle birlikte çözümler genellikle palyatif, aktüel ve sadece resmi birimlere intikal etmiş olaylarda yapılacak iş ve işlemlerle sınırlı kalmıştır. Çocuklarla ilgili riskleri önceden tespit edecek ve riskleri önleyecek mekanizmalar ve politikalar henüz oluşturulamamıştır.”

    Anayasa dâhil yasal mevzuatlarda çocuklarla ilgili düzenlemelerin dağınık halde yer aldığının belirtildiği açıklamada, “Çocuk Haklarını düzenleyen bütünlüklü bir ‘Çocuk Hakları Temel Yasası’ çıkarılarak mevzuat karmaşası en kısa sürede giderilmelidir.” denildi.

    Açıklamada, adli makamlara suç mağduru olarak giden 137 bin 482 çocuğun çocuklarla ilgili istatistiklere de yer verildi. Buna göre, çocukların yüzde 59.1’i yaralama, yüzde 13.5’i cinsel, yüzde 6.8’i “aile düzenine” karşı, yüzde 3.8’i tehdit, yüzde 3.7’si hırsızlık, yüzde 3.1’i ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mağdur oldu.

    Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü istatistiklerine yer verilen açıklamada şöyle denildi:

    “2017 yılı adli istatistikler raporunda açılan ve karara bağlanan davalardan ‘Cinsel Dokunulmazlığa Karşı İşlenen Suçlar’ başlığında sunulan 35896 davanın 16348 tanesi “Çocukların Cinsel İstismarı’ konulu davalardan oluşmaktadır.”

    Açıklamada Suriye’deki savaşın çocuklar üzerinde ciddi olumsuz etkiler yarattığı belirtilerek, “Çoğu Suriyeli olan 1.7 milyon çocuktan 2018-2019 öğrenim yılı başlangıcında okula kayıtlı olan 616 bin çocuğa karşı, yaklaşık 430 bin çocuk hala okul dışındadır.” ifadeleri kullanıldı.

    Türkiye’nin mültecilerle ilgili hakları düzenleyen Cenevre Sözleşmelerini imzalaması gerektiğinin vurgulandığı açıklamada, “Geldikleri ülke ve coğrafyaya göre statü verme çifte standardına son vermelidir.” denildi.

    Açıklamada, “İnsan Hakları Derneği Olarak Çocukların Bugün Karşı karşıya Kaldığı Olumsuz Tablonun Değişebileceğine İnanıyoruz” denilerek şu talepler sıralandı:

    • Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde çocuk haklarını koruyup gözetecek “Çocuk Hakları İhtisas Komisyonu” kurulmalıdır
    • Çocuklarla ilgili verilerin hak temelli ve derli toplu olarak tutulacağı Ulusal Veri Tabanı oluşturulmalıdır
    • Çocuk İşçiliği ile etkin mücadele kararlılığı yasal olarak ortaya konulmalı ve denetimlerle süreç yakından izlenmelidir
    • Çocukları olan kadın tutuklu ve hükümlülerin cezaları ya seçenek yaptırımlara çevrilmeli ya da adli kontrol şartıyla evlerinde cezalarının infaz edilmesi için çalışma başlatılmalıdır.
    • Çocuk Hakları alanında alınan tedbirlerin uygulanması ve ilerlemenin raporlanması hususunda Çocuk Hakları ve İnsan Hakları örgütleriyle iş birliği içinde çalışma mekanizmaları kurulmalıdır
    • Çocuğun eğitim ve öğretim hakkı uyarınca ilköğretim zorunlu ve parasız olmalı, farklı etnik grupların çocuklarına anadilinde eğitim öğretim hakkı tanınmalı, farklı inanç gruplarına zorunlu din dersi dayatmasına son verilmelidir
  • Eğitim Sen: 82’si kız çocuğu olmak üzere 3 bin 85 çocuk cezaevlerinde

    Eğitim Sen: 82’si kız çocuğu olmak üzere 3 bin 85 çocuk cezaevlerinde

    20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla açıklama yayınlayan Eğitim Sen, 300 bin engelli çocuğun eğitiminin yapılmadığını, 350 bin mülteci çocuğunda eğitim dışında tutulduğunu vurgulayarak, bu yönlü çabalarının devam edeceğini belirtti.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla yazılı açıklama yayınladı. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne atıfta bulunulan açıklama da, “Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne yön veren temel değerler ayrım gözetmeme, çocuğun yararının gözetilmesi, yaşama ve gelişme hakkıdır. Çocuk hakları, dünya üzerindeki bütün çocukların doğuştan sahip olduğu; eğitim, sağlık, yaşama, barınma; fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi hakları içermektedir. Buna göre farklı etnik ve inanç gruplarında bulunan kesimlerin anadilinde eğitim hakkı ile inançlarına uygun dini eğitim alma hakları bulunmaktadır” denildi.

    Ayrıca zorunlu eğitimin parasız olması ve devlet tarafından karşılanmasının zorunluluğu bulunduğunun kaydedildiği açıklamada, “Bu kriterler çerçevesinde ülkemizde çocuk haklarının ne durumda olduğuna baktığımızda vahim bir tablo ile karşı karşıya kaldığımızı görmekteyiz” ifadesine yer verildi.

    Açıklamanın devamında şunlar belirtildi:

    “* Türkiye’de anadili Türkçeden farklı (Kürtçe, Arapça, Lazca, Hemşince, Çerkezce, Rumca, Gürcüce vb.) olan milyonlarca çocuğun kendi anadillerinden koparılmadığı bir ortamda eğitim görmeleri en temel haklarıdır.

    *Türkiye’de farklı inanca mensup çocukların zorunlu din dersine tabi tutulması sözleşmeye aykırıdır. AİHM’in Türkiye aleyhine verdiği çok sayıda karara rağmen zorunlu din dersi uygulaması devam ettirilmektedir.

    *Türkiye’de 1,5 milyon mülteci çocuk geçici koruma altındadır. Bu mülteci çocukların 610 bini okula kayıtlı durumdadır. Bununla birlikte, Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre, hâlen 350 bini aşkın mülteci çocuk, eğitim sisteminin dışında bulunuyor.

    *Her ne kadar ‘herkes için eğitim hakkı’ndan bahsedilse de farklı cinsel yönelimlere ve cinsel kimliklere sahip çocuklar yine görmezden gelinmeye devam ediyor.

    “300 BİN ENGELLİ ÇOCUK EĞİTİM ALAMIYOR”

    *Eğitim Reformu Girişimi raporuna göre, Türkiye’deki engelli çocukların yarısından fazlası, yani yaklaşık 300 bini eğitim alamıyor.

    *TÜİK verilerine göre, 6 yaş ve üzeri engellilerin neredeyse yarısı okuryazar bile değil.

    * Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2015-2016 eğitim-öğretim yılı istatistiklerine göre engelli çocukların yarısından fazlası örgün eğitim hakkına erişemiyor.

    BİN 608 ÇOCUK SUÇA SÜRÜKLENMİŞTİR

    *Toplumsal yaşamın sürdüğü alanlara, parklara, açık alanlara, ticari ve sosyal merkezlere, eğitim ve kamu kurumlarına engelli çocuklar çoğunlukla erişememektedir.

    *Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, 82’si kız çocuğu olmak üzere 3 bin 85 çocuk cezaevlerindedir.

    *2017 yılında her 100 bin çocuktan bin 608 çocuk suça sürüklenmiştir.

    *2009 yılından Mart 2017’ye kadar 17 çocuk hapishanede hayatını kaybetmiştir. Bu çocukların 9’u ‘intihar’ ederek yaşamına son vermiştir.

    SON 5 YILDA 319 ÇOCUK YAŞAMINI YİTİRDİ

    *Türkiye’de Çocuk İşçiliği ve İş Cinayetleri Raporu’na göre 2013’ten 2018’in ilk 5 ayına kadar 29’u mülteci/göçmen olmak üzere 319 çocuk iş cinayetinde yaşamını yitirmiştir.

    *Türkiye’de halen yasalara göre, çalışması yasak olan çocuklar, tarım işçisi çocuklar ve stajyer-çırakların da eklenmesiyle 2 milyondan fazla çocuk işçi bulunmaktadır.

    ÇATIŞMALARDA EN FAZLA ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLÜYOR

    *İHD’nin İnsan Hak İhlalleri Bilançosu’na göre, 8 çocuk zırhlı araç ya da sivil polis aracı çarpması sonucu; 24 çocuk resmi hata sonucu hayatını kaybetmiştir.

    *İHD’nin raporuna göre, mayın ve sahipsiz bomba patlaması sonucu 6 çocuk yaşamını yitirmiştir.

    *2017 yılında 15 çocuk (8 kız, 7 erkek) ‘intihar’ ederek yaşamına son vermiştir.

    *2017 yılı genelinde ve 2018 yılının ilk 6 ayında, 18 aylık bir süre zarfında 21 bin 957 çocuk hamile olarak kayıtlara geçmiştir.

    *Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre; 2017 yılında 387 çocuk, 2018 Ekim ayına kadar ise, bin 20 çocuk istismara uğradı.

    *2017’de çocukların cinsel istismarı hakkında açılan davalarda suç sayısı toplam 16 bin 348’i bulmuştur.

    MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK

    Açıklamanın sonunda Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin uygulanması için mücadeleye devam edileceği belirtilerek, “Çocukların hiçbir tehlike ve tehdide maruz kalmadan, gelecek kaygısı duymadan, barış içinde ve güvenli bir ortamda çocukluklarını mutlu ve özgürce yaşayabilmeleri için çocuklarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz” denildi.   (HABER MERKEZİ)