Etiket: 2017

  • İzmir’de 192 sanıklı Gezi davası sonuçlandı: 13 ay 10 gün hapis cezası!

    İzmir’de 192 sanıklı Gezi davası sonuçlandı: 13 ay 10 gün hapis cezası!

    PİRHA- İzmir’de Gezi eylemlerine katılan 192 kişi hakkında açılan dava 8 yıl sonra sonuçlandı. 3 kişi hakkında toplamda 13 ay 10 gün hapis cezası veren mahkeme, 189 kişi hakkında ise beraat kararı verdi.

    2013 yılının Haziran ayında İstanbul Taksim Gezi Parkı’nda başlayan ve ülke geneline yayılan eylemlerin sonucunda binlerce kişiye dava açılmıştı. İzmir’de de açılan davalarla ilgili hukuki süreçler zaman aşımına kısa bir süre kalmasına rağmen halen devam ediyor.

    İzmir’de Gezi Parkı eylemlerine katılan 192 kişi hakkında “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” iddialarıyla haklarında hapis cezaları isteniyordu.

    2017 YILINDA DAVA AÇILDI

    Gezi eylemlerinin üzerinden geçen 4 yılın ardından 2017 yılında İzmir’de eylemlere katılan 192 kişi hakkında toplam 80 yıl hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanmıştı. Aralarında eylemleri gözlemci olarak takip eden insan hakları savunucuları ve hukukçuların da bulunduğu 192 kişiye “2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” suçlaması yöneltilmişti.

    İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 2017 yılında kabul edilen ve 24 sayfadan 23 sayfasının isim listesinden oluştuğu iddianamede polisin sert müdahalesi belirtilmiş, kitlenin ise müdahale karşısında çevreye zarar verdikleri ve hatta polislerin yaralanmasına da sebep oldukları savunulmuştu.

    189 KİŞİ HAKKINDA BERAAT

    192 sanık hakkında 2017 yılında açılan davanın 38. duruşması dün İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Avukatların savunmaları ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” iddiasıyla haklarında dava açılan 189 kişi hakkında atılı suçları işlediklerine dair somut delil olmadığı gerekçesiyle beraatlerine karar verdi.

    3 KİŞİYE TOPLAMDA 13 AY 10 GÜN HAPİS CEZASI VERİLDİ

    Davada yargılanan G.Y ve Ö.A hakkında kararını açıklayan mahkeme heyeti, ‘Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama’ suçunu işledikleri iddiasıyla 6 ay hapis cezası verdi. Cezada 1/6 oranında indirim yapan mahkeme heyeti, G.Y ve Ö. A’ya 5 ay hapis cezası vererek hükmün açıklamasının geri bırakılmasına hükmetti.

    Yine aynı davada yargılanan Y.S hakkında kararını açıklayan mahkeme heyeti, Gezi eylemleri döneminde 18 yaşından küçük olduğu gerekçesiyle Y. S’ye 3 ay 10 gün hapis cezası verdi. Mahkeme, hükmün açıklamasının geriye bırakılmasına hükmetti.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

  • Kemal Kurkut katledildiği yerde karanfillerle anıldı-VİDEO

    Kemal Kurkut katledildiği yerde karanfillerle anıldı-VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır’da 2017 yılındaki Newroz kutlaması sırasında polis tarafından vurularak katledilen üniversite öğrencisi Kemal Kurkut, vurulduğu yerde anıldı. Kurkut’un katledildiği yere karanfiller bırakıldı. 

    Diyarbakır’da 2017 yılındaki Newroz kutlaması sırasında polis tarafından canlı bomba olduğu iddiasıyla katledilen üniversite öğrencisi Kemal Kurkut, vurulduğu Evrim Alataş Caddesi’nde karanfillerle anıldı.

    Anmaya, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP)  Eş Genel Başkanları Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları ve Tuncer Bakırhan, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Avrupa ve Federe Kürdistan Bölgesinden gelen heyetler katıldı.

    “2025 NEWROZUNU KURKUT’A HEDİYE EDİYORUZ”

    Anmada konuşan DBP Eş Genel Başkanı Keksin Bayındır, bu Newroz’un barış ve özgürlük Newroz’u olduğunu belirterek, “Bugün, 2017 yılında, halkın yanında, Kürt bir genç Newroz günü katledildi. 2025’te diyoruz ki hiçbir zaman Kürt gençleri katledilmesin. Bugün her yerde Newroz’u nasıl barış için kutluyorsak, artık barış ve özgürlük Newroz’u olsun. Kemal Kurkut burada katledildi. Kürtlerin üzerinde zulüm var. Bugün milyonlarla Amed Newrozunu kutlayacağız. Bugün burada, Kemal Kurkut’u saygı ile anıyoruz. 2025 Newrozunu Kemal Kurkut’a hediye ediyoruz. Demokratik çözüm ve barışı onlara armağan ediyoruz. Halkımızın, Kemal Kurkut’un, herkesin Newrozu kutlu olsun” dedi.

    Ardından Kurkut’un katledildiği yere karanfil bırakıldı.

    PİRHA/DİYARBAKIR

    İLGİLİ HABERLER

    >Kemal Kurkut’un ağabeyi Ercan Kurkut: Barışın en temel taşı adalettir, adaletin gelmesi gerekiyor!- VİDEO

  • KHK ile ihraç edilen Nazife Onay: Adil yargılanma hakkımız ihlal edildi-VİDEO

    KHK ile ihraç edilen Nazife Onay: Adil yargılanma hakkımız ihlal edildi-VİDEO

    PİRHA-2017 yılında 686 No’lu KHK ile İstanbul’da Zuhal Ortaokulu’ndan ihraç edilen Öğretmen Nazife Onay, “Eğitim-Sen içerisinde yaptığımız eylem ve etkinlikler, basın açıklamaları, yürüyüşler, 4+4+4 sistemi ve parasız eğitimi istediğimiz için bu cezalar bize verildi. Biz o zaman savunduklarımızı mesleğimize geri dönsek de savunacağız ve istediklerimizin suç olduğunu düşünmüyoruz. Adil yargılanma hakkımız ihlal edildi” dedi.

    15 Temmuz ‘darbe girişimi’ sonrası ilan edilen OHAL ve Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK) sonuçları ağır oldu. 15 Temmuz 2016’da yaşanan ‘darbe girişimi’ sonrası birçok kamu kurum ve kuruluşunda yürütülen çalışmalar kapsamında 139 bin 356 kamu çalışanı hakkında idari işlem yapılarak 104 bin 771 kamu çalışanı kesin olarak ihraç edildi.

    Resmi Gazete’de yayımlanmayan veya kurum internet sayfalarında duyurulmayan ihraçlar da olduğundan, toplam ihraç sayısının belirtilen rakamdan daha fazla olduğu kaydediliyor. KHK’lilerin mağduriyet listesi bilinenden çok daha uzun.

    2017 yılında 686 No’lu KHK ile İstanbul’da Zuhal Ortaokulu’ndan ihraç edilen Öğretmen Nazife Onay, yaşadıklarını anlattı.

    “İHRAÇ EDİLDİKTEN SONRA HİÇBİR GEREKÇE SUNULMADI”

    İhraç edildikten sonra kendisine hiçbir gerekçenin sunulmadığını söyleyen Nazife Onay, “Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’nın yaptığı açlık grevinin ardından OHAL Komisyonu kuruldu ve OHAL Komisyonu’nun bize verdiği ret kararının ardından biz mahkemeye başvurabildik. Mahkemeye başvurduğumuzda öğrendim ki ihraç edilmeme 2013 yılında hakkımda açılan dava, kurum kanaati ve ihraç edildikten sonra işimi geri istediğim için açılan dava gerekçe gösterildi. Baştan sona hukuksuz bir süreç işletildi ve hiçbir yasal dayanağı olmayan bir ihraçtı. Şu anda dosyam istinafta fakat bu süreçte 10 yıl süren bu dava 16 Haziran’da sonuçlandı. İstanbul’da 55 kişi yargılanıyorduk, 39 kişiye ceza verildi bunlardan birisi de benim. Bu dava açıldı diye ihraç edilmiştik ama henüz bir ceza almamıştık. Şimdi ihraç olduk işe geri dönmemizin şartı, bu dosyanın nasıl sonuçlanacağına bağlı ve bize ceza verildiği için işe geri dönme yolumuz kapatılmış oldu. Bizim dışımızda gelişen ve bizim bedelini ödediğimiz bir süreç yaşandı” dedi.

    “SAVUNDUKLARIMIZI MESLEĞİMİZE GERİ DÖNSEK DE SAVUNACAĞIZ”

    ‘Eğitim-Sen içerisinde yaptığımız eylem ve etkinlikler, basın açıklamaları, yürüyüşler, 4+4+4 sistemi ve parasız eğitimi istediğimiz için bu cezalar bize verildi’ diyen Onay sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hakkımızda örgüt üyeliği isteniyor, benim hakkımda CD’den bile bahsedilmemişken diğer dosya arkadaşlarıma 55 No’lu CD’de adınız geçiyor denilmişti ama avukatlarımız tarafından istenmesine rağmen 10 yıldır ortada bir CD yok. Ortada olmayan bir CD ile 39 kişiye ceza verildi. Bu bizim işe geri dönüşümüzü de etkileyecek ve aslında sendikal faaliyetler yargılanıyor. O yüzden örgütlenmenin de önüne geçilmek isteniyor. Şu anda da siyasi baskılardan kaynaklı insanlar sendikalara üye olamıyor. Bize verilen bu cezalarla aslında bu amaca hizmet ediyorlar. Biz o zaman savunduklarımızı mesleğimize geri dönsek de savunacağız ve istediklerimizin suç olduğunu düşünmüyoruz. Bugüne kadar yaptığımız hiçbir şeyi inkâr etmedik ama siyasi iktidar sürece göre önüne çıkan herkesi suçlu ilan edebiliyor. Adil yargılanma hakkımız ihlal edildi, umarız bu karar istinafta bozulur. Ülkede hukukun olduğuna dair umut istiyoruz.”

    Kamil Murat DEMİR/PİRHA

  • HDP Sözcüsü Bilgen: Aleviler için tehdidin daha da yoğunlaştığı bir dönem oldu-VİDEO

    HDP Sözcüsü Bilgen: Aleviler için tehdidin daha da yoğunlaştığı bir dönem oldu-VİDEO

    PİRHA- HDP Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, 2017 yılının tüm halklar ve inançlar açısından zor bir yıl olduğunu söyledi. Bilgen, “Umut edelim ki önümüzdeki dönem artık özgürlükler açısından aydınlık bir Türkiye, özgür onurlu yaşayacağımız bir ülke için bir dönüm noktası olsun” temennisinde bulundu.  

    HABERİN VİDEOSU

    2018’e sayılı günler kaldı. OHAL ile bitirdiğimiz 2017 yılını HDP Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen PİRHA’ya değerlendirdi.

    Bilgen, “Ne yazık ki bir önceki yıldan 2015’in ortalarından itibaren aslında Haziran seçimlerinden hemen önce başlayan Haziran seçiminden sonra yükselen yoğunlaşan katliamlar, saldırılar ve onun 2016 yılına devrettiği de bu katliamlarla ilgili cezasızlık, faillerin adeta göz yumularak yargılanmaması yönündeki tutum 2016’dan 2017’ye kaldı” dedi.

    Darbe bahane edilerek 2017’de her türlü zulmü, baskıyı meşrulaştıran, normalleştiren, olağanlaştıran bir dönem yaşandığını söyleyen Bilgen sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tabi zulmün derinleşmesi, yoğunlaşması, yaygınlaşması aslında sonunun yaklaştığının da işaretidir. Yani 2017’nin sonuna yaklaştığımızda iktidar pratiği açısından olumlayabilecek hiçbir şey yok. Hiçbir temel sorun alanıyla ilgili atılmış ciddi bir adım yok. Ama bu durumun sürdürülemezliği, bu durumun daha fazla yönetilemezliğine dair de bir genel kabul oluşmuş durumda. Dolayısıyla belki 2018 2017’den daha zor geçebilir. Daha çok baskı, daha çok yasaklama, daha çok tutuklama gelebilir. Ama bunun hemen ardından da bu girdaptan çıkacağımızı, bu handikaptan kurtulacağımızı umuyorum. Buna dair de çok olumlu işaretler var aslında. Yani umut edelim ki önümüzdeki dönem artık özgürlükler açısından, aydınlık bir Türkiye, özgür onurlu yaşayacağımız bir ülke için bir dönüm noktası olsun.”

    ALEVİLERİN HAK TALEPLERİ DİKKATE ALINMADI

    Bilgen, bu yılın Aleviler ve diğer inançlar açısından da iç acıcı geçmediğini söyledi.

    Bu bir yıl içinde AİHM’in kararlarına rağmen Alevilerin haklarına yönelik iç hukuk yollarının hala kapalı olduğuna dikkat çeken Bilgen şöyle konuştu:

    “Ne yazık ki özellikle Alevilerin beklentileriyle ilgili daha önce aslında AİHM kararlarıyla iç hukukun da bir parçası haline gelen yani anayasanın 90. maddesi dolayısıyla iç hukukun da parçası haline gelen düzenlemelerin hiçbirisi gerçekleşmedi. Bu aslında bir sorumluluktan kaçıştır. 7 civarında Alevi çalıştayı yapıldı. Bu çalıştayların çıktılarının hiçbirisi dikkate alınmadı. Yani çalıştayla sanki bir şey yapılacakmış gibi yapıp ama hiçbir şey yapmamanın aslında bir zaman harcama, oyalama mekanizmasına dönüştü. Aksine olumlu adımlar atılmadığı gibi tam tersi başta Aleviler olmak üzere Türkiye’de farklı yaşam biçimi farklı inanç ve düşünce kültürel arka plana sahip gruplar için tehdidin daha da yoğunlaştığı, ağırlaştığı bir dönem oldu.”

    BİR TEHDİT UNSURU OLARAK EĞİTİM MÜFREDATI

    Eğitim müfredatına da değinen okullarda gittikçe tek tipleşmeye yönelme, muhafazakarlaşmayı adeta bir baskı aracına dönüştürme eğiliminin bu yıla damga vurduğunu söyledi.

    Ayhan, “Burada belki özgün olarak Alevileri tehdit ediyor gibi gözükmese de bütün bu uygulamalar sonuç itibariyle Alevileri ve Türkiye’deki egemen sağ milliyetçi ideolojiye karşı duran, eleştirel yaklaşımı olan ya da tarihsel arka plana sahip olan herkesi tehdit eden bir durumdur bu aslında” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

  • Eski İHD Genel Başkanı Öndül: 2017 yılı sürekli ve sistemli ihlallerle geçti-VİDEO

    Eski İHD Genel Başkanı Öndül: 2017 yılı sürekli ve sistemli ihlallerle geçti-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği’nin Eski Genel Başkanı Hüsnü Öndül, 10 Aralık İnsan Hakları Haftası dolayısıyla PİRHA’ya açıklamalarda bulundu. Öndül, “Türkiye’nin asıl sorunu insan hakları ve demokrasi sorunudur ve bu sorunun da en önemli halkası Kürt sorunudur” dedi. Öndül, özgürlükler açısından 2017 yılının sürekli sistemli ihlallerle geçtiğini vurguladı. 

    Haberin Videosu

    Eski İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı, hukukçu Hüsnü Öndül, 2017’de Türkiye’nin insan hakları karnesini  PİRHA’ya değerlendirdi.

    2017 yılının Olağanüstü Hal rejimi altında geçtiğini belirten Öndül, “1 yıl önceki ihlaller 2017 yılında da devam etti. Yaşam hakkı, işkence yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, ifade özgürlüğü, inanç özgürlüğü gibi konularla, savaş hukukunun ilgi alanına giren güneydoğudaki silahlı çatışmalar devam etti” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN ASIL SORUNU İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ SORUNU”

    “Son 2 yılda 3 binden fazla insan, -asker, polis, militan, işçi, işsiz, hiç önemli değil- Türk Kürt yaşamlarını yitirdiler” diyen Hüsnü Öndül, şöyle konuştu:

    ” Türkiye’nin asıl sorunu insan hakları ve demokrasi sorunudur ve bu sorunun da en önemli halkası Kürt sorunudur. Bu bağlamda biz Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümünü istiyoruz. Ama genel olarak özgürlükler açısından 2017 yılı sürekli sistemli ihlallerle geçti. Hem işkenceler yaşandı, hem gözaltında kayıp iddiaları gündeme geldi ve özellikle halkın iradesi ile seçilmiş olan belediye başkanları veya milletvekillerinin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı bir yıl oldu.”

    İnsan hakları savunucuları olarak çalıştıklarını ifade eden Hüsnü Öndül, “Umarım bu dönem sona erer ve  Türkiye barış ve demokrasi yolunda ilerler ve yüksek standartlara sahip demokratik bir ülke haline gelir” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA