Etiket: 2018

  • 2018 yılında 12 bin çocuk savaşlarda öldü ya da yaralandı

    2018 yılında 12 bin çocuk savaşlarda öldü ya da yaralandı

    Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre, 2018, silahlı çatışmaların çocukları etkilediği en kötü yıl olarak tarihe geçti.

    Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre 2018 yılı boyunca, 12 bin çocuk silahlı çatışmalar sonucu öldü ya da yaralandı.

    Genel Sekreter Antonio Guterres, çocuklara karşı benzeri görülmemiş ihlaller karşısında dehşete düştüğünü söyledi. Çocuk ölümleri en çok Afganistan, Filistin, Suriye ve Yemen’de görüldü. BM’ye göre, çocuklara karşı işlenen suçlar cinsel istismar, okul ve hastane saldırıları gibi saldırıları da içerdiğinde, sayı 24 bine ulaşıyor. 2005’den bu yana hazırlanan raporlarda, 2018 senesi çocuk ölüm ve yaralanmalarının en fazla olduğu yıl olarak tarihe geçti.

    2018 yılında, Afganistan’da 3 bin 62 çocuk hayatını kaybederken, bu sayı ülkede ölen insan sayısının, yüzde 28’ini çocukların oluşturduğu anlamına geliyor. 2’nci sırada bin 854 çocuk ölümüyle Suriye gelirken, üçüncü sırada bin 689 çocuk ölümüyle Yemen yer alıyor. İsrail-Filistin çatışmalarında, 59 Filistinli çocuk hayatını kaybederken, 2 bin 756 çocuk ise yaralandı.

    BM Genel Sekreteri Guterres, İsrail-Filistin gerginliğinde ölen ve yaralanan çocukların sayısındaki artış için kaygılı olduğunu dile getirirken, İsrail’e bir an önce aşrı güç kullanımını azaltma çağrısı yaptı.

  • Kadın Dayanışma Vakfından 2018 şiddet raporu

    Kadın Dayanışma Vakfından 2018 şiddet raporu

    Şiddete karşı polisten ve yargıdan destek bulamayan kadınlar, yasal süreçlere güvenmiyor. Yanlış yönlendirilen birçok kadın da hak kayıpları yaşıyor.

    Kadın Dayanışma Vakfı (KADAV) Kadın Danışma Merkezi kendilerine yapılan başvurular ve sunduğu destek doğrultusunda 2018 faaliyet raporu hazırladı. Rapora göre vakfın danışma merkezine başvuruda bulunan kadınların yarısından fazlası, maruz kaldığı şiddetle mücadele için destek istedi. Rapor yasal süreçlerin kadınlara güven vermediğini de bir kez daha ortaya koydu. Birçok kadın şiddet uygulayan eşlerinden bir an önce uzaklaşabilmek için neredeyse hiçbir hak talep etmeden boşandı. Maruz kaldığı şiddet sonrası polise giden bir kadın “Olayı abartıyorsunuz, burada sesiniz böyle çıkıyorsa kim bilir evde neler yapmışsınızdır” yanıtını aldı.

    ÇOCUKLARI DA ŞİDDETE MARUZ KALIYOR

    Rapora göre 2018 yılında Vakfın danışma merkezine 776 kadın başvuruda bulundu. Kadınların yüzde 54’ü (415 kadın) maruz kaldığı şiddetle mücadele etmek için Vakfa başvuruda bulundu. Bu kadınlar arasında temizlik işçisinden, eğitim danışmanına, doktordan, bulaşıkçıya birbirinden farklı alanlarda çalışan kadınların yanı sıra Türkiye’de sığınmacı veya mülteci olarak yaşayan kadınlar da (12 kişi) yer alıyor.

    Merkeze başvuran kadınların yüzde 21’i çocuk sahibi değilken, çocuk sahibi olan kadınların yüzde 19’unun çocukları da kadınlara şiddet uygulayan kişilerin şiddetine maruz kaldı.

    AŞAĞILAMA, İFTİRA, TEHDİT, ZORLAMA…

    2018 yılında kadın danışma merkezine başvuran kadınların yüzde 87’si hakaret, aşağılama, hareketlerini kısıtlama, iftira, şantaj, kıskançlık bahanesiyle üzerinde baskı kurma, suçlama, çocuğunu göstermeme, zarar vermekle tehdit etme, evden kovma, öldürmekle tehdit etme, istemediği şeyler için zorlama gibi farklı biçimlerde psikolojik şiddete maruz bırakıldı. Psikolojik şiddete maruz kalan kadınların 205’i aynı zamanda fiziksel şiddete de uğradı.

    EŞYALARI ÇALINIYOR, MAAŞINA EL KONULUYOR, BORÇLANDIRILIYOR…

    Vakfa danışan kadınların yüzde 56’sı fiziksel şiddete (tokat, darbetme, silahla vurma eve kapatma, bıçaklama, tedavi olmasına engel olma, üzerinde sigara söndürme, balkondan aşağı atma vb.) maruz kaldı. Yüzde 45’i ise ekonomik şiddet yaşıyordu. Kadınlar ekonomik şiddeti eşyasını çalma, çalışmasına engel olma, maaşını elinden alma, mahkeme tarafından belirlenen nafakayı ödememe, evin ihtiyaçlarını karşılamama, ziynet eşyalarına el koyma, ortak evin satılması, imzasını taklit ederek borçlandırma, aile içinde mal paylaşımında kız çocuğuna pay vermeme gibi şekillerde yaşadılar.

    DİJİTAL ŞİDDET ÇOK YAYGIN

    Danışanların yüzde 24’ü cinsel şiddete maruz kalırken, 49 kadın ise sevgili, eski sevgili, baba, arkadaşının sevgilisi gibi sosyal çevrelerinden tanıdıkları erkeklerin uyguladığı dijital şiddete (İzinsiz şekilde uygulama indirerek telefonunu takip etme, ısrarla mesaj atma ve arama, cinsel içerikli fotoğraflar gönderme, sosyal medya hesaplarını ve e-mail hesabını kontrol etme, kadının adına sahte hesap açarak fotoğraf paylaşma vb.) maruz kaldı.

    Kadınların yüzde 53’üne şiddet uygulayanlar eşleriyken, 27 kadın da eski eşinin uyguladığı şiddet nedeniyle Vakfa başvurdu. Yüzde 11’i sosyal çevrelerinden tanıdıkları veya arkadaşları olan erkeklerin şiddetine uğradı. 38 kadına kendi aile bireyleri olan erkekler şiddet uyguladı. 20 kadına şiddet uygulayanlar kadınların tanımadıkları kişilerken, 18 kadın erkek arkadaşından şiddet gördü. Şiddet uygulayan erkekler arasında öğretim görevlisinden taksiciye, doktordan bakkala farklı meslek gruplarından erkekler var.

    ŞEHİR DEĞİŞTİRSE DE TAKİP DEVAM EDİYOR

    Merkeze başvuran 20 kadın eşleri, eski sevgilileri, yabancılar ya da yaşadıkları mahallelerde yaşayan, gittikleri kafelerde çalışan erkekler tarafından ısrarla takip edildi-ler. Israrlı takibe maruz kalan bir kadının yaşadığı, rapora şu şekilde yansıdı: “Danışan kadına şiddet uygulayan kişi evinin önünde bekliyor, kadının aile bireylerinden telefon numaralarını öğrendiği kişilere mesajlar atıyor ve arıyor, kadını takip ediyor ve kadının işyerine gidiyordu. Kadının oturduğu binanın dış kapısının anahtarını bir şekilde edinen erkek, binanın içinde kadının karşısında çıkıyordu. İzini kaybettirmek için şehir değiştirmek zorunda kalan kadının yeni adresini öğrenmek isteyen erkek, kadının kardeşlerinin evlerinin önünde bekliyordu.”

    BİR AN ÖNCE KURTULMAK İÇİN HAK TALEP ETMİYORLAR

    Yasal süreçler kadınlara güven vermezken, kadınların birçoğu kadına yönelik şiddet karşısındaki yasal haklarına dair (doğru) bilgiye sahip değil. Görüşülen kadınların, başvuru süreçlerinin bürokratik yapısı ve başvurulardan sonuç alamayacağı endişesiyle yasal süreçlere girmekte tereddüt ettikleri görüldü. Raporda ayrıca birçok kadının aleyhlerine de olsa anlaşmalı boşanmayı kabul ettiği veya şiddet uygulayan eşlerinden bir an önce uzaklaşabilmek için neredeyse hiçbir hak talep etmeden boşandıkları ifade edildi.

    POLİS BIÇAKLI SALDIRIYA ‘OLAYI ABARTIYORSUNUZ’ DEDİ

    KADINLAR, maruz kaldığı şiddet sonrası polis veya jandarmaya başvurduklarında eksik bilgi verilmesi, şikayetlerinin ciddiye alınmaması gibi durumlar yaşadıklarını da aktardılar.

    Örneğin, eşinin bıçaklı saldırısı sonrasında polis çağıran ve eve gelen polislerle birlikte ifade vermek için üç çocuğuyla birlikte karakola giden bir kadın, çocuğuna “Olayı abartıyorsunuz, burada sesiniz böyle çıkıyorsa kim bilir evde neler yapmışsınızdır” denildiğini anlattı. Kadın, çocuklarıyla birlikte bir sığınağa yerleşmek istediğinde de kendisine “Sığınma falan talep etmeyin, sığınma yerlerini iyi bir şey sanmayın, siz evinize gidin, biz sizi koruruz” yanıtı verildi.

    Yine bir başka olayda maruz kaldığı fiziksel şiddet nedeniyle 155 polis imdat hattını arayan ve şikayetçi olmak isteyen bir kadın, ifade için karakola götürülürken, kendisini darbeden kişiyle aynı araca bindirildi.

    KORUYUCU TEDBİRLER ETKİSİZLEŞTİRİLİYOR

    Raporda koruyucu ve önleyici tedbir için başvuruda bulunan kadınların, ilk seferde 6 aya kadar hakları olmasına rağmen ancak 1-2 ay süreli tedbir kararı çıkarabildikleri örneklere yer verildi. Örneğin, kendisi ve 5 yaşındaki kızı eşi tarafından fiziksel şiddete uğrayan bir kadın, olayın hemen ardından polis çağırarak şikayetçi olmasına ve fiziksel şiddete dair darp raporu da sunmasına rağmen, yalnızca 10 gün uzaklaştırma kararı verildi.

    ADLİ YARDIM BÜROLARINDA SIKINTI YAŞANIYOR

    Raporda yasal süreç başlatmak isteyen ancak maddi durumu ücretli bir avukat tutmaya el vermediği için baroların adli yardım bürolarına yönlendirilen kadınların hizmete erişimde yaşadıkları sıkıntılar da paylaşıldı. Kadınların başvurularının, adlarına kayıtlı görünen ancak üzerinde neredeyse hiçbir söz hakları olmayan ev, işyeri, araba, para vb. nedeniyle reddedildiği belirtildi.

    Bunun yanı sıra kadınların yanlış bilgilendirildiği durumlara da dikkat çekildi. Örneğin, bilgi almak için adli yardım bürosunu arayan bir kadın, kendisine “Anne babanızın evi varsa adli yardım çıkmaz” denildiğini aktardı. Oysa kadının yalnızca kendi üzerine kayıtlı evi olması adli yardım almasına engel oluşturabiliyor.

    DAVA AÇAN KADINLAR ‘UZLAŞTIRMA’YA YÖNLENDİRİLİYOR

    Rapor, İstanbul Sözleşmesi’yle yasaklanmasına rağmen, merkeze başvuran birçok kadının şiddet uygulayan kişi veya kişilere karşı açtıkları davaların uzlaştırma kapsamına alındığını da ortaya çıkarıyor. Dosyaları uzlaştırma kapsamına alınan kadınların uygulamaya dair yeterince bilgilendirilmedikleri ya da yanlış bilgilendirildikleri belirtilen raporda şu örnek paylaşıldı: “İnternet üzerinden maruz kaldığı hakaret ve tehdit nedeniyle savcılığa suç duyurusunda bulunan ve daha sonra uzlaştırmacı tarafından aranan danışanımız, uzlaştırmayı zorunlu bir süreç olarak algılamış ve reddetme hakkı olmadığını düşünmüştü. Çünkü telefonda danışanımıza üç gün içinde gelip imza atmak zorunda olduğu söylenmişti. Bu şekilde bilgilendirildiği için uzlaştırma formunu imzalayan ancak aynı zamanda tazminat davası açmak isteyen ve bu aşamada bilgi almak için merkezimize ulaşan danışanımıza uzlaştırma halinde tazminat davası açamayacağını açıkladık.”

    YANLIŞ YÖNLENDİRME HAK KAYIPLARINA YOL AÇIYOR

    Türkiye’de uzlaştırma zorunlu olmadığı halde pek çok kadına bu bilgi verilmediği için yaşanan hak kayıplarına da dikkat çekilen raporda paylaşılan bir başka örnek şöyle: “Maruz kaldığı cinsel saldırı sonrasında şikayetçi olan, sevk edildiği sağlık kuruluşunda muayene edilen ve kıyafetlerinden örnekler alınan danışanımıza Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) gereğince atanan avukat tarafından davanın delil yetersizliği nedeniyle basit yaralama olarak devam edeceği bilgisi verilmişti. Dosya basit yaralamaya dönünce uzlaştırma kapsamına alınmış, danışanımıza kendisine tecavüz eden kişiyle uzlaşmak isteyip istemediği sorulmuştu. Merkezimize telefonla ulaşan ve hukuki destek verdiğimiz danışanımıza uzlaşmak zorunda olmadığını ve uzlaştırmayı reddedebileceğini, ilk duruşmada olayın aslında nasıl gerçekleştiğini anlatabileceğini aktardık.”

    Kaynak: Evrensel

  • İşsizlik 2018’de yüzde 11’e yükseldi

    İşsizlik 2018’de yüzde 11’e yükseldi

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2018 yılı işsizlik rakamlarını açıkladı. Buna göre geçen yıl işsizlik oranı yüzde 11 oldu.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2018 yılı ‘İşgücü İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2018 yılında bir önceki yıla göre 83 bin kişi artarak 3 milyon 537 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,1 puanlık artışla yüzde 11 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde 0,1 puanlık artışla yüzde 9,5 kadınlarda ise 0,2 puanlık azalışla yüzde 13,9 oldu.

    Aynı yılda; tarım dışı işsizlik oranı bir önceki yıla göre 0,1 puanlık azalışla yüzde 12,9 olarak tahmin edildi. 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı 0,5 puanlık azalış ile yüzde 20,3 olurken,15-64 yaş grubunda bu oran 0,1 puanlık artışla yüzde 11,2 olarak gerçekleşti.

    İSTİHDAM ORANI YÜZDE 47,4 OLDU 

    İstihdam edilenlerin sayısı 2018 yılında, geçen yıla göre 549 bin kişi artarak 28 milyon 738 bin kişi, istihdam oranı ise 0,3 puanlık artış ile yüzde 47,4 oldu. Erkeklerde istihdam oranı 0,1 puanlık artışla yüzde 65,7 kadınlarda ise 0,5 puanlık artışla yüzde 29,4 olarak gerçekleşti.

    Bu yıl, tarım sektöründe çalışan sayısı 167 bin kişi azalırken, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı ise 717 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin yüzde 18,4’ü tarım, yüzde 19,7’si sanayi, yüzde 6,9’u inşaat, yüzde 54,9’u ise hizmetler sektöründe yer aldı. Bir önceki yıl ile karşılaştırıldığında hizmet sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 0,8 puan, sanayi sektörünün payı 0,6 puan artarken, tarım sektörünün payı 1 puan, inşaat sektörünün payı 0,5 puan azaldı.

    İŞ GÜCÜNE KATILMA ORANI YÜZDE 53,2 OLARAK GERÇEKLEŞTİ 

    İşgücü 2018 yılında bir önceki yıla göre 631 bin kişi artarak 32 milyon 274 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,4 puan artarak yüzde 53,2 olarak gerçekleşti. Erkeklerde işgücüne katılma oranı 0,2 puanlık artışla yüzde 72,7, kadınlarda ise 0,6 puanlık artışla yüzde 34,2 olarak gerçekleşti.

    İŞSİZLİK ORANI EN YÜKSEK BÖLGE TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) OLDU 

    İşsizlik oranı en yüksek bölge yüzde 25 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) iken, işsizlik oranı en düşük bölge yüzde 5,1 ile TR82 (Kastamonu, Çankırı, Sinop) oldu.

    EN YÜKSEK İSTİHDAM ORANI TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) BÖLGESİ’NE AİT OLDU  

    En yüksek istihdam oranı yüzde 55,3 ile TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) Bölgesi’nde gerçekleşti. En düşük istihdam oranı ise yüzde 30,5 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) Bölgesi’nde oldu.

    İŞGÜCÜNE KATILIM ORANI EN YÜKSEK BÖLGE TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) OLDU

    En yüksek işgücüne katılma oranı yüzde 59,7 ile TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) Bölgesi’nde gerçekleşti. En düşük işgücüne katılma oranı ise yüzde 40,7 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) Bölgesi’nde oldu.

  • 2018 yılı Aleviler cephesinden nasıl geçti?

    2018 yılı Aleviler cephesinden nasıl geçti?

    PİRHA- 2018 yılında Alevilerin mücadeleler sonucu kazandıkları hakları ya tırpanlandı ya da gasp edildi. Sessiz kalmayan Aleviler, hemen her fırsatta alanlara çıkarak haklarından vazgeçmeyeceklerini duyurdular.

    Geride bıraktığımız yıl birçok baskı ve hak gasplarına aynı zamanda buna karşı mücadeleye de tanıklık ettik. Baskılara maruz kalan ama buna karşı direnenlerinden biri de Alevilerdi.

    2019’a girerken, 2018’in Aleviler açısından öne çıkan gelişme ve olaylarını derledik. Aleviler açısından baskı, gözaltı, tutuklamalar bu yıl da artarak devam etti, zorunlu din dersi uygulamaları, nefret söylemleri, doğa ve inanç tahribatı, yasaklar ve Diyanet’in fetvaları gibi uygulamalarla asimilasyon politikaları da gündemden düşmedi. Tüm bunlara karşı Aleviler her platformda yaptıkları eylem, etkinliklerde seslerini duyurmaya çalıştı. Hızır ve Aşure lokmalarını barış için dağıtan Aleviler, çalıştay, gençlik ve kadın kampı, kurultay ile her platformda çalışmalarına devam etti.

    DİYANET VE ALEVİLER

    Diyanet İşleri Başkanlığı başta eğitim olmak üzere çeşitli konularda yayınladığı fetvalarla asimilasyonun artmasında en etkili kurum oldu. Alevilerin yıllardır dillendirdikleri Diyanet’in kaldırılması yönündeki talepleri bir karşılık bulmaz iken Diyanet tüm bunlara rağmen Alevilere yönelik ayrımcı ifadeler de kullanmaya devam etti.

    ‘DİYANET KALDIRILSIN’ TALEBİ

    Ocak ayının başında KHK ve çocuk gelinlere ilişkin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Şubeleri Kadıköy’de, “‘Ne KHK’ler Ne Çocuk Yaşta Gelinlik İstiyoruz’ diyerek basın açıklaması yaptı. Aleviler yaptıkları açıklamalarda laik ve demokratik bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurum olmamalıdır” dedi.

    DİYANET DERSİM’DE

    Sünni İslam inancını Alevilere dayatan ve Alevileri yok sayan Diyanet İşleri Başkanı, Alevilerin en yoğun yaşadığı kent olan Dersim’e gitti.
    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Dersim’de, Alevileri kendilerinden ayırmadıklarını ve aynı inanç ve düşünceye sahip olduklarını söyleyerek Hacı Bektaş Veli Kültürü’nü Yayma ve Yardımlaşma Derneği’ndekilere Kur’an-ı Kerim hediye etti. Tunceli Cemevi’ni ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’tan, cemevine iki imam hatipli ve ilahiyatçı dede atamasının istenmesi tepkilere neden oldu.

    GRİ PASAPORTLU DEDELER

    Diyanet İşleri Başkanlığı, Tunceli İl Müftülüğü’ne iki ayrı yazı göndererek “Nevruz ve Hıdırellez Görevlendirmeleri” adı altında toplam 12 kişiyi Avrupa’ya gönderdiğine dair belge yayınladı. Aleviler gri pasaportlu dedelere tepki göstererek, “Böyle bir şey Alevilik aklıyla, Alevi yolu ve erkanı ile açıklanacak bir şey değil. Siz yola ihanet ediyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

    ALEVİLER GERİCİ EĞİTİME KARŞI SOKAKTAYDI

    Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, meclis genel kurulunda, milletvekillerinin zorunlu din dersi ile ilgili AİHM’in vermiş olduğu ancak uygulanmayan kararına ilişkin “Genelde -Alevi kardeşlerimizle de görüşme oldu- onlar din kültürü ve ahlak dersinin kaldırılmasını kesinlikle istemiyorlar.” diyerek Alevi yurttaş ve kurumlarının taleplerini görmezden geldi.
    Aleviler zorunlu din derslerine karşı 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılının ilk gününde Türkiye’nin pek çok kentindeki il milli eğitim müdürlükleri önünde eylem yaptı. Aleviler, ‘Irkçı ve gerici eğitim sistemi’ni protesto etti.
    Ankara’da ise ABF yöneticilerinin kendi binası önünde gerici eğitime karşı yapmak istediği basın açıklaması polis tarafından engellendi.

    EĞİTİM MÜFREDATI

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) dönem ortasında yaptığı değişikliklerde güncellenen öğretim programında birbirinden tartışmalı düzenlemelere gidildi. Bu değişiklikler arasında 12’nci sınıf Türk Dili ve Edebiyatı dersinde okuma bölümünde yer alan ünlü halk ozanı Aşık Mahsuni Şerif’in adının da çıkarıldığı görüldü. Öte yandan liselerde okutulan ‘tefsir’ dersinde Alevilere yönelik ölüm fetvalarıyla bilinen Ebussuud da müfredata girdi.
    İnsan Vakfı’nın, 2016 yılında “Mescitsiz Okul Kalmasın” adı altında başlattığı proje, bakanlık tarafından onaylandı.

    OHAL VE SEÇİM

    20 Temmuz 2016’da ilan edilen OHAL 18 Temmuz 2018’de kaldırıldı. OHAL koşullarında yapılan seçimler baskı ve korku ikliminde gerçekleşti. Resmi olarak kaldırılmış olsa da kalıcı olarak yasalaşan OHAL koşullarının sürdüğü Alevilerin yoğunluklu yaşadığı Dersim, Bingöl, Varto gibi illerde korku iklimi bu yıl da devam etti.

    OY DAYATMASI

    Önce oy sonra hizmet dayatması ile karşı karşıya kalan köylerde yaşayan Alevi vatandaşlar, vergileri ödedikleri ülkede taleplerinin karşılanmamasına tepkileri bu yıl da devam etti.
    Sadece bizim (PİRHA) gittiğimiz neredeyse her Alevi köyünde su, kanalizasyon, elektrik ve yol sıkıntısı hala çözülebilmiş değil. Köylülere ise açık açık AKP’ye oy verilmediği için hizmet gelmediği belirtilmiş.

    ALEVİ VEKİLLERLER MECLİSTE

    24 Haziran seçiminde İstanbul 3’ncü bölgede HDP’den 1’nci sıra adayı olarak gösterilen AABK Onursal Başkanı Turgut Öker’in ve HDP Adana Milletvekili adayı Demokratik Alevi Derneği Adana Eş Başkanı Pir Zeynel Kete’nin, Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiği iddiasıyla adaylıkları YSK tarafından kabul edilmedi.
    Öker’in yerine Zeynel Özen getirildi. Alevileri temsil eden Kemal Bülbül, Zeynel Özen, Ali Kenanoğlu olmak üzere 3 HDP’li vekil mecliste bulunuyor.
    Alevi vekiller, Alevilere ve tüm ezilenlere yönelik yaşanan birçok haksızlığı, hukuksuzluğu meclis gündemine taşırken alevi toplumunu ilgilendiren birçok konuda soru önergesi veriyor.

    ALEVİ MUHTARLAR GÖREVDEN ALINDI

    Genel seçimlerdeki atmosfer böyleyken önümüzdeki 31 Mart 2019 yerel seçim öncesi de Alevilere yönelik baskılar kendini göstermeye başladı.
    İçişleri Bakanlığı tarafından milli güvenliğe karşı faaliyette bulunan yapılarla bağlantılı oldukları iddiasıyla 103 köy ile 156 mahalle muhtarı olmak üzere toplam 259 muhtarın görevden alındığı bildirildi. İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasının ardından görevden alınan muhtarların çoğunun Kürt ya da Alevi olduğu ortaya çıktı.

    ASİMİLASYON POLİTİKALARI

    Alevileri asimile etmenin çeşitli yollarını arayan AKP hükümeti ve ona yakın cenah çeşitli yollara başvurdu.
    İstanbul Halkalı Atakent bölgesinde Dosteli Yardım Eğitim Kültür Vakfı ile AKP hükümeti yöneticilerinin birlikte temelini attıkları bir asimilasyon projesi olarak görülen Alevi imam hatip lisesi açıldı.
    Seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınıp tutuklanmasının ardından Dersim Belediyesi’ne kayyım olarak atanan Vali Tuncay Sonel ve Tunceli Üniversitesi’nde Alevi Bektaşi çalışması yürüten ve Alevi toplumu tarafından kabul görmeyen tartışmalı isim Coşkun Kökel öncülüğünde ‘Sarı Saltık Çalıştayı gerçekleşti.
    “Horasan’dan Anadolu’ya Anadolu’dan Balkanlar’a Erenler-Ocaklar-Dervişler Buluşması”na tepki gösteren ocak mensupları, bu etkinliğin Türkiye’deki Alevi ocaklarını parçalamaya, Alevileri asimile etmeye yönelik olduğuna dikkat çekerek, buraya gidecek dedeleri de kınadılar.
    İstanbul Sarıyer’de Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sarıyer Şubesi Ayazağa Cemevi’nin ve mahalledeki Alevi yurttaşların evlerinin önüne korsan hoparlörler takılarak yüksek sesle ezan sesi dinlettildi. Yetkililer ile görüşen cemevi yönetiminin başvuruları hala bir sonuç almış değil.
    Çorum’da Alevilerin, içinde cem yaptığı Koyunbaba Türbesi cami olarak kullanılmaya başlandı.

    MARAŞ KATLİAMI

    Her sene olduğu gibi bu yıl da Alevi kurumlarının Maraş Katliamı’nın 40. yıldönümü dolayısıyla yapacakları anma ve etkinlikler Maraş Valiliği tarafından yasaklandı. AKP’li vekiller ise yasağa rağmen açıklama için anmaya gidenleri provokatör ilan ederek hedef gösterdi. Yasaklamalara rağmen Alevi kurumları, siyasetçileri ve Alevi toplumu Maraş’ta bir araya gelerek katliamı lanetledi ve katliamda yaşamını yitirenler andı. HDP’li vekiller Ali Kenanoğlu, Zeynel Özen ile Kemal Bülbül, 24 Aralık’ın ‘Maraş Katliamı’nda Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü’ ilan edilmesi hakkında Meclis’e kanun teklifi verdi.

    DERSİM KATLİAMI

    İdam edilişinin 81’nci yıl dönümü olan 15 Kasım’da Seyit Rıza ve arkadaşları için organize edilen anmaya güvenlik gerekçesiyle İstanbul Galatasaray Meydanı’nda izin verilmedi. Anma ve basın açıklaması Odakule önünde gerçekleştirildi.
    4 Mayıs Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenleri anmak için Galatasaray Meydanı’ndaki açıklama da polis engeline takıldı. Açıklama İstanbul Zaza-Der binasında yapıldı.
    Dersim’de ise Seyit Rıza Meydanı’nda yaşamını yitirenler ağıtlar yakılıp açıklama yapılarak anıldı. Dersim katliamının yıldönümünde Türkiye’nin birçok ilinin yanı sıra Avrupa ve dünyanın birçok yerinde anma etkinlikleri yapıldı.

    23 YIL SONRA ÜMRANİYE DAVASI GÖRÜLMEYE BAŞLADI

    İstanbul’da Gazi ve Ümraniye Katliamı 23’üncü yıldönümünde yaşamını yitirenleri anma etkinliği de polis ablukasında gerçekleştirildi.
    Ümraniye Katliamı davası ise 23 yıl sonra görülmeye başladı. Dava dosyası kapsamında 220 polis memuru yargılanıyor. Avukat Gülizar Tuncer, “Bütün bu süreçte 23 yıl boyunca aslında Ümraniye Katliamı’nın üstü örtülmeye çalışıldı” dedi.

    KATLİAMLAR İÇİN ‘OLAY’ TANIMLAMASI

    Her yıl Maraş, Çorum, Sivas ve Dersim katliamlarının yıl dönümlerinde gerçekleştirilen anmalarda yinelenen talepler yerini bulmadı.
    Meclis Başkanlığı, Alevilere dönük geçmişten yaşananların araştırılması amacıyla verilen önergeyi ‘katliam’ ifadesini içerdiği gerekçesiyle iade etti. Bunun yanı sıra AKP iktidarı Alevilere yönelik yapılan Sivas, Maraş ve Çorum katliamlarını ‘olay’ olarak tanımladı.
    Ülkede bunlar yaşanırken Fransa’nın Başkenti Paris’te, Alevi katliamlarında yaşamını yitirenler adına “Alevi Anıtı” açıldı.

    DERSİM ORMAN YANGINLARI

    Son yıllarda devletin Alevilere yönelik asimilasyoncu politikaları Dersim üzerinde de etkili oldu. Dersim’de yapılan barajlar ile su altında kalan ziyaretler yaşanan çevre tahribatına bu yıl çatışmalar bahane edilerek çıkarılan yangınlar eklendi. Orman yangınlarının ardından Dersim coğrafyasında büyük tahribatlar yaşandı.
    Doğaseverler, sivil toplum örgütleri, siyasiler bölgeye giderek yaşananlara tepki gösterdi ve yangın bölgesine giderek kendi imkanlarıyla yangın söndürülmeye çalışıldı. Yangını yerinde incelemek isteyenlerin önü polis tarafından kesildi.

    DERSİM’DEKİ TÜM BARAJ VE HES PROJELERİ İPTAL

    2018’de belki de Dersim için çıkan en iyi haberlerden biri Munzur’daki tüm baraj ve HES projelerinin iptal edilmesi oldu.
    Ankara 3. İdare Mahkemesi’nin Munzur Millî Parkı’nda planlanan tüm baraj ve HES Projeleri ile 2003 yılında işletmeye alınan Mercan HES Projesi’ni iptal etti.

    ALEVİLERİN YAŞADIĞI BÖLGELERDEKİ DOĞA TAHRİBATLARI

    Dersim’de böyle bir olumlu sonuç çıkmasına rağmen Alevilerin yaşadığı alanlar HES’ler, altın madeni, barajlar ile yok edilmeye çalışıldı.
    Tokat, Adıyaman, Ardahan, Maraş, Sivas, Malatya gibi illerdeki çalışmalar Alevilerin inanç merkezi ve yaşam alanlarını olumsuz etkilemeye devam ediyor.
    Sivas’ın Divriği ilçesine bağlı Mursal Köyü’nde ise siyanürlü altın madeni çalışmaları halkın tepkisi ve hukuksal mücadele sonucu yürütmenin durdurulmasını sağladı.

    KEZBAN ANA’NIN DİRENİŞİ 

    Alevilere yönelik gözaltı ve tutuklamalar furyası bu yıl da sürdü. İstanbul’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sarıyer Şubesi’ne bağlı Armutlu Cemevi’ne polis baskın yaptı. Sonrasında ise Şube Başkanı Zeynep Yıldırım gözaltına alınarak tutuklandı. İstanbul Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’ın tutuklanmasının ardından annesi Kezban Bektaş cemevi bahçesinde oturma eylemine başladı. Meclis önünde PSAKD yöneticileri ve milletvekillerinin baskına karşı yaptığı eyleme polis müdahale etti.

    PSAKD YÖNETİCİLERİ, DEDEF BAŞKANI

    Mart ayında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Erol Yeter, Erzincan Şube Yöneticisi Akın Demir, PSAKD üyeleri Murat Demiray ve Doğan Şimşir’in de aralarında bulunduğu 16 kişi gözaltına alındı. 8 kişi ifadenin ardından tutuklandı. Tutuklanan PSAKD üyeleri için Aleviler Türkiye ve Dünya’da açıklamalar, eylemler yaptı. Her duruşmada Erzincan’a giden Alevi kurum yöneticilerinin eylemleri sonuç verdi ve tüm üyeleri serbest bırakıldı.

    Geçtiğimiz günlerde gözaltına alınan Dersim Dernekleri Federasyonu Başkanı Ali Haydar Ben için Alevi örgütleri ile emek ve demokrasi güçleri tepki gösterdi. Ben iki gün sonra serbest bırakıldı.

    TV10 YÖNETİCİLERİ VE KAMERAMANI HALA CEZAEVİNDE

    Önce televizyonları karartılan ardından da lokmalarla kurdukları kanallarının tüm eşyalarına el konulan TV10’nun yöneticileri Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç ile kameramanı Kemal Demir yaklaşık bir yıl önce tutuklandı. Bağlama ve Alevi dedesi ile görüşme isteği kabul edilmeyen Veli Büyükşahin, cezaevinde Alevi oldukları için fazladan ayrımcılığa uğradıklarını kaydetti.

    ALEVİLER SİLİVRİ’DE

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Şubeleri ve TV10’un çalışanları da Silivri Cezaevi’nde bir yıldır tutuklu bulunan Alevilerin adil yargılanıp serbest bırakılmalarını istedi. Jandarmanın engeliyle karşılaşan Aleviler, cezaevine 3 km uzaklıkta bulunan yol kavşağında açıklama yapmak zorunda bırakıldılar. Açıklamada jandarma engeline de tepki gösterildi.

    CAN TV YAYIN HAYATINA BAŞLADI

    Hem televizyonları hem de tutuklu çalışanları için eylem yapan TV10 çalışanları, 82 hafta boyunca yağmur çamur, sıcak soğuk demeden, kimi zaman 3 kişi ile bile olsa eylemlerini sürdürdü.
    Alevilerin sesi olmayı amaçlayan Can TV ise 1 Mayıs 2018 tarihinde yayına başladı.
    RTÜK tarafından Türksat’ta yayını durdurulan YOL TV yayınına 15 Mayıs’tan itibaren Alman uydusu Astra üzerinden devam etti.

    AFRİN MABATA’DAKİ ALEVİLER

    Türkiye’nin ‘Zeytin Dalı’ adı ile Afrin’e başlattığı harekatta Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Mabata ilçesinde yaşanan bombardımanda çok sayıda kişi yaşamını yitirdi. Yaşamını yitirenlerden bazılarının Dersim Katliamı’ndan kaçan aileler olduğu da bildirildi. Tüm bunlara rağmen Mabata Alevi Meclisi topraklarını terk etmeyeceklerini ifade ettiler.
    TSK’nin Afrin’e yönelik başlattığı harekatın durdurulması için Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu da (AABK) ‘Aleviler Barış İstiyor!’ şiarıyla miting düzenledi.
    Afrin bölgesine yapılan saldırıya Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) ve bileşenleri ise “Zeytin Dalı Hareketı’nın hedefine ulaşması büyük arzumuzdur” diyerek Alevilerin tepkisine neden olmuştu.

    NEFRET SÖYLEMLERİ

    Alevi inancına hakaret eden söylemler olarak Alevi kamuoyunda, bir arada yaşam inancını zedeleyen ve vicdani olarak kabul görmeyen söylemler bu yıl da artarak devam etti. Aleviler için kutsal kabul edilen ‘Hızır’ adı kız çocuğuna cinsel istismarda bulunan biri olarak işlendi. Alevi vatandaşların yine evleri işaretlendi. Cemevlerine nefret ifadeleri içeren yazılar yazıldı.
    Türk Dil Kurumu da Alevileri ‘geveze, sözünü bilmez, serseri’ anlamına gelen ‘vazalak’ diye tanımladı.
    Alevilere yönelik artan nefret söylemlerine karşı HDP Halklar ve İnançlar Komisyonuna bağlı Alevi Masası, baskıcı uygulamalara son verilmesi çağrısında bulundu.

    CEMEVİ TARTIŞMALARI DEVAM ETTİ

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ibadethane statüsü verilmesi gerektiğini kararlaştırdığı cemevleri, devlet bütçesinden herhangi bir destek almadı.
    Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan müfredatta, cemevlerine ibadethane yerine ‘cem erkanının yapıldığı yer’ ve ‘yol, adap ve erkan yeri’ olarak tanımlandı.
    İstanbul Ataşehir İçerenköy’de bulunan PSAKD ve Cemevi Kadıköy Malatya’daki Terzi Koca Horasan Erenleri Dergahı’nın elektrikleri kesildi.
    Avusturya’da Aleviliğin resmi olarak “İslam Yasası” çerçevesinde tanınması Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun itirazı sonucu mahkemeye taşındı.

    ALEVİLERE YÖNELİK TEHDİTLER

    Alevilerin tepkilerine neden olan toplantılar, görüşmeler de bu yıl gündemdeydi. Onlardan bazıları şöyle:

    Ankara Valisi Ercan Topaca’nın talimatıyla, Ankara’da Aleviler için ‘Tehdit toplantısı’ düzenlendi. Alevi dernekleri temsilcilerine “Alevi örgütlerine her an tahrik olabilir, dikkat” uyarısında bulunuldu.

    Barış akademisyenlerini oluk oluk kan akıtmakla tehdit eden mafya elemanı Sedat Peker, bir cenaze için verilen lokmaya katılmak için geldiği Beşiktaş Cemevi’nde Hz. Ali hakkında konuşup, cemevinin bölümlerini gezdi.

    Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın organize ettiği ve Alevilerin katılmayacaklarını ifade ederek, “Bizlerin bunlarla yan yana olmamız mümkün değil. Onların dertleri Alevilik değil bir yerlerden nemalanmaktır.” dediği ‘Alevilik Sempozyumu  düzenlendi.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019’da yeni bir Türkiye markası yaratmak için hazırladığı ülke tanıtımındaki inanç merkezleri arasında Alevi Bektaşi inancı ve tarihi mekanları ise yer almadı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül’ün, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu İstanbul’da Alibeyköy Cemevi’nde genel seçimden hemen önce kabul etmesi Alevi toplumunda tepkiyle karşılandı.

    HIZIR VE AŞURE LOKMALARI ‘BARIŞ’ İÇİN PAY EDİLDİ

    Hak ihlallerinin yanı sıra Aleviler bu yıl kutsal aylarında etkinliklerini gerçekleştirdi. Kamplar, sempozyumlar, kurultaylar, genel kurullar gerçekleştirdi.

    Aleviler için kutsal olan ve bolluğu, bereketi, hoşgörüyü, umudu, sevgiyi, birlikteliği simgeleyen Hızır ayında barış, insanlık, evren ve hak adına çerağları uyandırıldı. Hızır cemlerinde dualar edip lokmalar dağıtıldı. Muharrem ayı vesilesiyle Kerbela’da katledilenler için 12 gün boyunca tutulan orucun ardından birçok yerde pişirilen aşure lokmaları da barışı ve umudu büyütmek için pay edildi.

    Ankara’da Yüksel eylemcilerinin aşure etkinliğine müdahale eden polis, 2 kova aşureyi döküp kovaları gözaltına aldı.
    Alevi Vakıfları Federasyonu, Alevi Dernekler Federasyonu, Alevi Bektaşi Federasyonu ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun uyarılarına rağmen İstanbul’da Bayram cemi düzenleyen Şahkulu Sultan Dergahı’na sosyal medyadan tepki yağdı.

    NEVRUZ CEMİ, GADİR HUM

    Baharın uyanışı olarak da bilinen Newroz, yapılan cemlerle karşılandı. Barış mesajlarının verildiği etkinliklerde Alevilerin eşit yurttaşlık haklarının yerine getirilmesi çağrısında bulunuldu.
    29 Ağustos’ta kutlanmaya başlanan Ğadir Hum Bayramı Arap Alevilerinin bilinen en kutsal bayramı. Daha çok Arap Alevilerinin yaşadığı Güney bölgesi Tarsus, Adana ve Antakya’da kutlandı.

    GENEL KURULLAR İLE YÖNETİMLER BELİRLENDİ

    Alevi derneklerinin bu yıl olağan genel kurullarında kimi mevcut yönetimle yola devam etme kararı aldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Gani Kaplan, Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Hüseyin Mat, Garip Dede Kültür ve Cemevi Derneği Başkanı Celal Fırat ve Alevi Vakıflar Federasyonu Başkanı Remzi Akbulut yeniden başkan seçildiler.

    Yönetimde değişikliğe giden kurumlar ise şöyle:
    Muhittin Yıldız’ın yerine Alevi Bektaşi Federasyonu başkanlığına Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı da olan Hüseyin Güzelgül, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı başkanlığına Tuncer Baş’ın yerine Ercan Geçmez, Alevi Dernekler Federasyonu’na Zeynel Şahan’ın yerine Celal Fırat, Fransa Aleviler Birliği Federasyonu eş başkanları Hakan Alca ve Rozbi Demir, Demokratik Alevi Dernekleri’nin yeni eş genel başkanları Selda Güneş ve Musa Kulu geldi.

    HDP ALEVİLER İLE BİRARAYA GELDİ

    HDP de 3. Olağan Genel Kurul öncesi Alevi temsilcileriyle bir araya geldi. Kongrede geçmiş iki yılın değerlendirmesi ve gelecek iki yılın da planlamasını yaptı. HDP bileşenleri, Alevilerle ilgili taleplerde bir arpa boyu yol alınamadığına dikkat çekerek, eşit yurttaşlık inşa edecek zemine odaklanmak gerektiğine vurgu yaptı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Örgütü yerel seçimler öncesi Ege bölgesinde düzenlediği program kapsamında Narlıdere ve Yamanlar cemevini ziyaret etti. Ziyarette yapılan açıklamalarda Kürt düşmanlığı ile birlikte Alevi düşmanlığının da yapıldığını, demokrasi cephesini geliştirme zamanı olduğuna vurgu yapıldı.

    ÇALIŞTAY, KURULTAY, TOPLANTILAR…

    Alevi Bektaşi Federasyonu, 9-11 Mart tarihlerinde ‘Alevilik programı taslak çalıştayı’ düzenledi. Alevi Bektaşi Federasyonu çağrısıyla Avrupa’dan ve Türkiye’den çok sayıda Alevi Balıkesir’in Edremit ilçesinde bir araya geldi.
    Alevi sanatçılar, yazarlar, kurumlar, dernekler ve çok sayıda yurttaş da 5-6-7 Ekim’de “Dava insanlık davasıdır” başlıklı muhabbet toplantısında Aydın Kuşadası’nda toplandı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu ve Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Çorum’da Danışma Kurulu toplantısı gerçekleştirdi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde Türkiye’nin 9 kentinde bölge toplantıları yapıldı. Toplantıların değerlendirmesi ise 8 Aralık’ta Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nun kurultayında gerçekleşti.

    Alevi Akademisi tarafından düzenlenen 6. Ocakzadeler Buluşması Almanya’nın Duisburg kentinde yapıldı.
    Türkiye’de ilk kez yapılan “Şahkulu Alevi Kitap Fuarı”nın üçüncüsü yapıldı.

    ALEVİ KADINLAR SORUNLARINI TARTIŞTI

    Mersin’de bulunan Alevi kurumları Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Demokratik Alevi Dernekleri’nin kadın çalışmalarında yer alan kadınlar 1. Mersin Alevi Kadınlar Sempozyumu düzenledi. Sempozyumda Alevilikte yer alan temel kavramlar kadınların gözüyle yorumlanıp anlatıldı.

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AAKB), Britanya Parlamentosu Alevi Sekreteryası tarafından Britanya Parlamentosu’nda “Alevi Kadınlar ve Sorunları” başlığı ile bir oturum düzenlendi.

    Mersin Cemevi Kadın Kolları Türkiye’de bir ilk olan Alevi Kadın Bülteni çıkardı. Tamamı Alevi kadınların yazdığı yazılardan oluşan bültende kadının Alevi örgütlülüğü içerisindeki yeri, kadınların sorunları yer alıyor.

    ALEVİ GENÇLİK KAMPLARI 

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve Garip Dede Dergahı 21-28 Temmuz tarihleri arasında 5. Gençlik ve Kadın kampı düzenledi. Balıkesir Altınoluk’ta kampa İstanbul, Mersin, Antep, Adıyaman, Aydın, Karadeniz Ereğlisi ve Kayseri’den pek çok kadın ve genç katıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği de gençlik eğitim kampı düzenledi. 4’ncüsü düzenlenen kampta Alevi müziği, sanatı, kültürü üzerine söyleşiler yapıldı, deyişler okundu.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya’da tüm şubelerin katılımı ile dört gün süren eğitim kampı düzenledi. Dört gün süren eğitim kampı yoğun katılımla gerçekleşti.

    BAF ve PSAKD tarafından organize edilen ve BAF yerleşkesinde gerçekleştirilen 1. Gençlik Kampı’nda gençler 3 hafta boyunca İngilizce, felsefe, resim gibi alanların yanı sıra, Alevilik dersleri de aldı.

    ŞENLİKLER

    Aleviler bu yıl da etkinlikler, söyleşiler, paneller, şenlikler ile dayanışma göstermeye devam ettiler.
    İstanbul’da Eyüp Alibeyköy’de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Alibeyköy Cemevi, 12-13 Mayıs’ta “Bahar Şenliği” düzenledi. Şenlikte söyleşiler, paneller ve müzik dinletisi oldu.
    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Ataşehir Şubesi ikinci bahar şenliklerini gerçekleştirdi.
    Geleneksel birlik ve dayanışma pikniğinde biraraya gelen Dersimliler de diktatörlük rejiminden kurtulmanın yolunun birlikte mücadele etmekten geçtiğini vurguladılar.
    Kırklareli’nin Kofçaz ilçesine bağlı Topçular köyünde geleneksel Topçu Baba Şenlikleri’nin 21’ncisi düzenlendi. Sağanak yağış altında gerçekleşen etkinliğe ilgi büyüktü.
    Alevi Gençler Birliği’nin düzenlediği Hacı Bektaş-ı Veli Gençlik Şöleni İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nde gerçekleşti.
    Büyük bir sevinç ve coşku ile kutlanan Res Es-Seni (Yeni Yıl) Çukurova’nın birçok merkezinde gerçekleştirilen etkinlikler ile kutlandı.
    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, 3. geleneksel ‘Bahara merhaba’ kahvaltısını İstanbul Kadıköy’deki Fenerbahçe Khalkedon’da gerçekleştirdi.
    Britanya Alevi Fedarasyonu ve yöre dernekleri tarafından organize edilen 8. Alevi Festivali’nin açılış resepsiyonu Wood Green Cemevi’nde gerçekleştirildi.
    Belçika’nın Brüksel kentindeki Avrupa Parlamentosu (AP) binasında 3 gün boyunca devam edecek Alevi Tanıtım sergisi açıldı.
    PSAKD Genel Merkezi tarafından 2 Temmuz şehitleri adına HBVAKV Genel merkezinde bir fotoğraf sergisi açıldı.
    Pir Sultan Abdal anma etkinliklerinin 29’uncusu 14-15 Temmuz tarihlerinde Yıldızeli-Banaz Sivas’ta gerçekleştirildi.
    Dersim Hozat’a bağlı Bargini Köyü’nde her yıl geleneksel olarak yapılan Axuçan anması bu yıl da kitlesel bir şekilde söylenen deyişler ve dönülen semahlarla yapıldı.
    Abdal Musa Anma Törenleri Alevilerin inanç merkezi olan Antalya Elmalı İlçesi Tekke Köyü’nde gerçekleştirildi.
    OHAL nedeniyle iki yıl aradan sonra bu yıl Malatya Kürecik’te geleneksel olarak düzenlenen Kürecik Doğa ve Kültür Festivali yüzlerce kişinin katılımıyla coşkulu bir şekilde yapıldı.
    Hubyar Kültür Vakfı Kadın Kollarının düzenlediği “Hubyar Sultan’dan Dersim evliyalarına ziyaret” gezisi Dersim’de gerçekleştirildi.
    Asırlardır kutlana gelen Yunanistan’daki Seçek Yayla Etkinlikleri bu yıl da büyük bir coşku ve katılımla kutlandı. Batı Trakya Alevi Bektaşi toplumunda önemli bir yer tutan etkinlikler kapsamında üç gün boyunca çeşitli halklardan insanlar bir araya gelerek sevgi ile muhabbet ettiler.

    BEKTAŞ PİROĞLU DEDE HAKKA YÜRÜDÜ
    Bu yıl Aleviler önemli değerlerini de hakka uğurladı.
    Çepni Dedesi Bektaş Piroğlu, Manisa’da Çepnidere köyünde verilen aşure lokması sırasında yaptığı konuşma anında kalp krizi geçirdi. Alevi toplumu içinde çok önemli bir yere sahip olan gelenekçi Aleviliğin son temsilcilerinden Pir Bektaş Piroğlu, Dilek Köyü’nde vasiyeti üzerine deyiş ve semahlarla sırlandı.
    78’liler Girişi Sözcüsü Celalettin Can’ın annesi ve Dersim Katliamı’nda babası ve on amcası gözleri önünde kurşunlanan Sakine Can yaşamını yitirdi. Dersim tanıklarından Zarife Gayer, Ali Hıdır Şahin de yaşamını yitirdi.
    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu toplantısı için Kayseri’den Çorum’a giderken içinde bulundukları aracın şarampole yuvarlanması sonucu Hasan Müldür dede hakka yürüdü.
    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) kurucularından Ekrem Berkpınar, Hannover Alevi Derneği’nin kurucularından Ali Özcan, Makedonya Kırçova’da Bektaşi Yolu’na uzun yıllar hizmet etmiş Ziya Paşo Halifebaba Erenlerinin eşi Şefika Anabacı Sultan, Paris Pir Sultan Alevi Dergahı kurucularından, Sinemilli Ocağı Mensubu Meryem Deprem, Almanya’da Rheinfelden Cemevi kurucularından ve Onursal Başkanı Ayşe Önen, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) kurucularından İsmail Elçioğlu, Başak Kültür ve Sanat Vakfı kurucusu Şahhanım Kanat ve Ferhat Tunç’un kardeşi Nadire Yoslun hakka yürüdü.

    Sevim KAHRAMAN

     

     

     

     

     

     

  • Alevi kurum başkanlarından yeni yıl mesajı: İktidar yeni yılda halkla barışmalı

    Alevi kurum başkanlarından yeni yıl mesajı: İktidar yeni yılda halkla barışmalı

    PİRHA – Geride bıraktığımız 2018 yılını  değerlendiren Alevi kurum başkanları, 2018’in krizin olduğu, ekonominin bozulduğu, iç savaşların olduğu, insanların öldüğü ve öldürüldüğü karanlık bir yıl olduğu yorumunu yaptılar. Alevi başkanlar, 2019’da halkıyla barışması için iktidara çağrıda bulundular ve mücadele vurgusu yaptılar.  

    2018’de Türkiye’nin beş ayı OHAL ile geçti. Gözaltı, tutuklama ve baskıların giderek arttığı 2018’de, özellikle Aleviliğin merkezi olan Dersim coğrafyasında çıkarılan orman yangınlarıyla doğa tahrip edildi. Alevlerin kutsal mekanları adata kuşatıldı. Öte yandan AKP’nin kendi Alevisini yaratma çalışmaları kapsamında her yıl olduğu gibi bu yıl da Alevi Çalıştay’ları devam etti.

    Geride kalan 2018’i, bir yılı Alevi dernekleri ve federasyon başkanlarına sorduk.

    “2018’DE TÜRKİYE YARI AÇIK CEZAEVİNE DÖNDÜ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, 2018’in Türkiye açısından iç açıcı bir yıl olmadığını vurguladı.

    2018 yılında Türkiye’nin tek adam rejimine gittiği, parlamentonun devre dışı kaldığı, muhalif kesimlerin sindirildiği, konuşanın cezaevine atıldığı ve ülkenin yarı açık cezaevine geldiğini kaydeden Kaplan, televizyonların, gazetelerin ve haber alma özgürlüğünün elinden alındığı bir yılı geride bıraktıklarını söyledi.

    2018’de yaşananların aslında 2019’un aynası olduğunu belirten Gani Kaplan, 2018’de Alevileri diğer muhaliflerden ayrı tutmadığını belirterek, 2018’in Aleviler için de sıkıntılı bir yıl olduğunu kaydetti.

    Özelikle 15 Temmuz sürecinden sonra gazetelerin, televizyonların kapatılması, çalışanların gözaltına alınması ve tutuklanması süreciyle birlikte yargıda yaşananları eleştiren Kaplan, birçok PSAKD üyesinin ve TV10 çalışanlarının tutuklandığını ve hala iddianamelerinin hazırlanmamasına tepki gösterdi.

    “AKP KENDİ ALEVİSİNİ YARATMA ÇABASIYLA ÇEŞİTLİ KURUMLAR KURDU”

    Kaplan, AKP hükumetinin 2018’de de Alevileri zapturapt altına aldığını belirterek şunları söyledi:

    “Devletin kendi kurumlarını yarattığı, bu kurumlar üzerinden toplantılar yaptığı, Alevileri zapturapt altına alıp onların sesini kestiği, tamamen devletin Alevisi olmak için çeşitli kurumların kurulduğu bir yıl olarak geçti. Dersim’den başlayarak, kutsal alanlarımızın bombalandığı, saygı gösterilmediği bir yıl olarak geçti. Bütün bunlardan en çok etkilenen ise PSAKD üyeleridir. Birçok kişi hakkında açılmış onlarca dosya bulunuyor, tutuklamalar yaşandı.”

    2019’DA YEREL SEÇİMLER ÖNEMLİ

    Yaklaşan yerel seçimleri de değerlendiren Kaplan, “Yerel yönetimlerde kayyumların elindeki belediyeler alınarak hattın genişletilmesi gerekiyor. Özellikle Mart seçimlerinde bu anlamda bütün Alevi kurumların sahada olması gerekiyor. Örgüt olarak elimizden geleni sahada göstereceğiz” diye konuştu.

    Kaplan, barışa dair umudunu kaybetmediğini ve Türkiye’ye barışın tahsis edilmesi için Alevi kurumlarının üzerine düşen her şeyi yerine getireceğini söyledi.

    Öte yandan 2019’da mücadele vurgusu yapan PSAKD Başkanı Kaplan, “2019 yılında diğer muhalif kesimlerle yol yürümenin birlikte mücadele etmenin ne kadar gerekli olduğunu 2018’deki merkezi iktidarın yapmış olduğu çalışmalar bize gösterdi. Önümüzde yerel seçimler var. Buna dair de Alevilerin diğer muhalif kesimlerle ortaklaşarak daha iyi seviyeye çıkarılabilir” şeklinde konuştu.

    “2018 KRİZ YILIYDI”

    Alevi Vakıflar Federasyonu Başkanı Remzi Akbulut, Aleviler olarak kendilerini siyaset üstü gördüklerini ancak Türkiye’nin siyasetle yönetildiğini kaydetti. 2018’i krizin yılı olarak değerlendiren Akbulut, “2018 yılı krizin olduğu, ekonominin bozulduğu, iç savaşların olduğu insanların öldüğü ve öldürüldüğü karanlık bir yılı geride bıraktık. Ama umarım 2019 biraz daha aydınlık bir yıl olur diye düşünüyorum” dedi.

    “AHİM KARARLARI YOK SAYILDI, BUNU DOĞRU BULMUYORUZ”

    Akbulut, Alevilerin 2018’deki kazanımlarının yok sayıldığını, AHİM kararlarının uygulanması gerektiğini belirterek şunları söyledi;

    “16 yıldır AKP iktidarda. Bu süre zarfında iç hukuktaki tüm içtihatlarımız bitti. Cemevlerimizin ibadethane olması için nereye başvurduysak bizi Diyanet’e yönlendirdiler oysa ki bizim Diyanet’le bir ilişkimiz yok. Diyanet olmaz dedi ve bizlerin taleplerini hep reddettiler. Ama gelinen noktada AHİM kararları alındı. Prof. Dr. İzzettin Doğan ve 302 kişi ile birlikte kazanılan davada zorunlu din derslerinin kaldırılması, genel bütçeden pay ayrılması ve cemevlerimizin yasal statüye kavuşmasıyla ilgili karar verildi. AHİM’in kararları tüm yargı kararlarının üzerindedir. Danıştay’da cemevlerinin ibadethane olduğuna dair kararlar alındı, Yargıtay’da ve yerel mahkemeler de bu kararları verdiler ama ne yazık ki kararlar uygulanmadı. Bu da ülkede demokrasinin olmadığını gösteriyor. Avrupa üyesi ülkesi olacaksınız, Avrupa sözleşmesine imza atacaksınız, AHİM’de alınan kararları da yok hükmünde sayacaksınız. Bu doğru bir şey değil. Biz bunların takipçisiyiz.”

    2019 yılında barış, huzur, mutluluk istediklerini kaydeden AVF Genel Başkanı Akbulut,”Barış, huzur, güvenli bir ortam ve mutluluklar diliyoruz. Özellikle televizyon ekranlarının kararmadığı, herkesin kendini özgürce ifade ettiği, gazetecilerin, siyasetçilerin içeride olmadığı bir ülke olsun istiyoruz” dileklerinde bulundu.

    “DEVLET HALKIYLA BARIŞMALI”

    2018 yılının  iyi geçmediğini kaydeden Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Pir Celal Fırat da, onlarca insanın içeride tutsak olduğunu belirtti. Fırat, Türkiye için 2017-2018’in Türkiye’de yaşayan halklar için iyi bir karnesinin olmadığını belirterek, 2019 yılı için şu temennilerde bulundu:

    “2019 yılı için; bu toprakların umuda, barışa, sevgiye, kardeşlik ve beraberliğe ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Etkin bir şekilde mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Herkesin kendi düşüncesini özgürce demokratik çerçevede paylaştığı eşit yurttaşlık haklarının verildiği bir yıl olmasını beliyoruz. Siyasilerden de şu beklentimiz var: Toplumu birbirine düşman etmemelerini istiyoruz biz. El ele vermemiz lazım. Yoksa büyük sıkıntılar bizi bekliyor. 2019 yılında yapılacak seçimden sonra sevginin egemen olmasını diliyorum. Devletin halkıyla barışmasını gerektiğini düşünüyorum.”

    “ALEVİLER BİRLİKTE MÜCADELE ETMELİ”

    Alevi örgütlerine de çağrıda bulunan Fırat, “Alevi inancına saldırılar devam ediyor. Zorunlu din derslerine maruz bırakılıyor. Alevilerin bu süreçte beraber yol yürüme koşullarını bulması gerekiyor. Alevilerle ilgili çalıştaylar yapılıyor. Alevi örgütlerine büyük bir sorumluluk düşüyor. Kimse kendi koltuğunu almaktan çok toplumunun kaygılarını, sorunlarını kendine dert etmesi gerekir” dedi.

    “BİZE DÜŞEN RIZA ŞEHRİNİ KURMA ÇABASI”

    Demokratik Alevi Derneği Eş Başkanı Musa Kulu da hakikat arayışlarının devam edeceğini belirterek şunları şöyledi:

    21. Yüzyılın bir yılını daha geride bırakırken hala hak ve hakikatin kaf dağının arkasında olduğu bir dünyada yaşıyoruz. İnsanların inançları, kimlikleri, inançları, düşünceleri, yaşam tercihlerinden dolayı çarmıha girdiği bir dünyada yaşamak zorundayız maalesef. Bencilliğin hüküm sürdüğü sır dünya hak ve hakikatin dünyası olamaz olmamalıda. Yaşamakta olduğumuz ülkede tek adam rejiminin haklara giydirmek istediği deli gömleği evrenin  döngüsüne hakikat, adalet hakikate aykırı olması gerçeği orta yer alırken. Hak ve hakikat arayışları buna karşı Hızırın çabası ve gayreti ile hak ve hakikat çabasını büyütmeli. Kapitalist modernitenin insanlığı felakete götürdüğü gün gibi aşikar. Bize düşen hakkın rızası olan rıza şehrini kurma ve çabası olmalı.”

    Kulu, yeni yılın mutlu ve umut dolu bir yıl olması temennisinde bulunduğunu belirterek barış çağrısında bulundu.

    “ASİMİLASYON POLİTİKALARI DEVAM EDECEK”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ise 2019’da yerel seçimlerin olduğunu belirterek Alevi hareketinin bunu bir fırsata çevirmesi ve güçlü olduğu yerlerde kazanım elde etmesi gerektiğini belirtti.

    AHİM ve yerel kararlara rağmen birçok kazanımın hükmet tarafından engellendiği ve hayata geçirilmediğinin altını çizen Aydın, 2019’da da aynı politikanın devam edeceğini ön gördüklerini ve daha çok mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

    Aydın Deniz,  “İnançların eşitliği, adaletin yaşanabilir düzeyde herkese yansıyabilmesi, ifade özgürlüklerinin temennisiyle mutlu yıllar diliyorum” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • HDK’den yeni yıl mesajı: 2019 barışın ve umudun yılı olsun

    HDK’den yeni yıl mesajı: 2019 barışın ve umudun yılı olsun

    PİRHA – Halkların Demokratik Kongresi (HDK) yeni yıl mesajı yayınladı. 2018’in halklar açısında acı ve yıkım yılı olduğu vurgulanarak, 2019’un barış ve umudun yılı olması dileğinde bulunuldu. Öte yandan Hristiyan halkının Neol bayramını da kutladı.

    Halkların Demokratik Kongresi yeni yıl mesajı yayınladı. 2018’in halklar açısından, acı, gözyaşı ve yıkım yılı olduğunu belirten HDK, AKP ve MHP iktidarının, 2015 yılından beri gerek ülke içinde, gerekse ülke dışında uyguladığı politikalarla barışı ve bir arada yaşama iradesini yok etmeye dönük politikalarını uygulamaya devam ettiğini ifade etti.

    “MÜCADELEYE DEVAM”

    HDK’nin kurulduğu günden bugüne kadar bütün tekçi ve militarist politikalara karşı çoğulcu ve barışçı bir hayatı inşa etmeyi kendine ilke edindiğinin altını çizilen açıklamada, HDK’nin 2019’da halkların eşit ve özgür olarak kendilerini var edebilmeleri için bu mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğini vurguladı.

    HDK yeni yıl mesajı için, “Yan yana olmanın, daha fazla dayanışmanın gerekli ve zorunlu olduğu bu tarihsel süreçte, 2019’un dayanışma ve direniş ile bütün zorlukları aşacağımız; eşit, özgür, demokratik Türkiye’yi inşa edeceğimiz bir yıl olması dileğiyle…” ifadelerini kullandı.

    Öte yandan, Hristiyan halkının kutsal günü olan Noel bayramını da kutladı.

    PİRHA/İSTANBUL