Etiket: 2022 raporu

  • Sağlık-Sen: 2022 yılında 422 sağlık emekçisi şiddete maruz kaldı

    Sağlık-Sen: 2022 yılında 422 sağlık emekçisi şiddete maruz kaldı

    PİRHA-Sağlık-Sen 2022 Yılı Sağlıkta Şiddet Raporu’nda sağlık emekçilerine yönelik 249 şiddet olayının meydana geldiği, 422 sağlık emekçisinin şiddete maruz kaldığı belirtildi.

    Sağlıkçılara yönelik yaşanan şiddet olayları her geçen gün artarak devam ediyor. Sağlık emekçileri, hakaret ve şiddete uğramalarının önüne geçecek yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurgularken Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni güvenlik uygulamasına geçildiğini belirterek kapı güvenlik sistemlerinin kurulduğunu duyurmuştu.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası’nın (Sağlık-Sen) 2022 Yılı Sağlıkta Şiddet Raporu’nu açıkladı.

    “SALDIRGANLARIN SERBEST BIRAKILMASI FAİLLERİ CESARETLENDİRMİŞTİR”

    2022 yılında, sağlık emekçilerine yönelik şiddetin artarak devam ettiği belirtilen açıklamada, “Aralık ayında yaşanan 15 şiddet olayıyla birlikte 2022 yılında toplamda 249 şiddet olayı yaşandı. 2021 yılında bu rakam 190 idi. Yıl boyunca yaşanan 494 saldırganın neden olduğu 249 şiddet vakasında 422 sağlık çalışanı şiddet kurbanı oldu. 1 doktor ve 1 güvenlik görevlisi ise görevi başında hayatını kaybetti. Şiddet olaylarının 210’una hasta ve hasta yakınları neden olurken, 35’ine kendini bilmez kişiler sebebiyet verdi. 4 olaya ise idareciler neden oldu. 249 şiddet olayının 216’sı hem sözlü hem fiili, 32’si sözlü, 1’i mobbing şeklinde cereyan etti. 2022 yılı boyunca yaşanan 249 şiddet olayının 206’sı hastanelerde vuku buldu. 23 olay sahada yaşanırken, 16 şiddet olayı ise aile sağlık merkezlerinde gerçekleşti. Aynı zamanda 1 olay sosyal medya, 3 olay ise SABİM üzerinden tehditle gerçekleşti. Mağdurlara branş bazlı baktığımızda ise yıl boyunca en çok şiddete maruz kalanların doktor ve hemşireler olduğunu görüyoruz” denildi.

    Açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Sağlıkta Şiddet Yasası’na rağmen saldırganların adli mercilerce serbest bırakılması, her zaman olduğu gibi sağlık çalışanlarını yaralarken, failleri cesaretlendirmiştir. Bu nedenle, hâkim, savcı ve kolluk kuvvetlerine önemli görevler düştüğünü hatırlamakta fayda var. Elbette sağlık idaresine de her zaman olduğu gibi önemli görevler düşmektedir. Bu kapsamda X-ray cihazlarının hastanelere yerleştirilmeleri hızlandırılmalıdır. Güvenlik görevlilerine hem eğitim verilmeli hem de yetkileri artırılmalıdır. Hasta ve hasta yakınlarının hastanede bekleme alanları ayrı tutulmalıdır. Şiddet olaylarının yoğun yaşandığı acil servislerde ilave güvenlik tedbirlerine yer verilmelidir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İSİG: 10 yılda 828 mülteci işçi yaşamını yitirdi

    İSİG: 10 yılda 828 mülteci işçi yaşamını yitirdi

    PİRHA- İSİG Meclisi’nin 18 Aralık Uluslararası Göçmenler Günü dolayısıyla hazırladığı rapora göre, son 10 yılda en az 828 göçmen/mülteci işçinin hayatını kaybettiği açıklandı.

    İSİG Meclisi, 18 Aralık Uluslararası Göçmenler Günü dolayısıyla hazırladığı raporu açıkladı.

    Raporda, son 10 yılda en az 828 göçmen/mülteci işçinin yaşamını yitirdiği belirtildi. ‘Bizleri yoksullaştıran, işsizliğe neden olan patronlardır ve iktidar politikalarıdır’ denilen raporda, şu tespitlere yer verildi:

     “HER YIL ORTALAMA 83 GÖÇMEN/MÜLTECİ İŞ CİNAYETİ TESPİT EDEBİLDİK”

    “-Öncelikle raporlarımızda göçmen/mülteci işçi olarak birleşik bir olgu kullanıyoruz. Çünkü emek hareketinin kullandığı geleneksel olgu “göçmen işçi” iken günümüz Türkiye’sinde (ve Avrupa’da) bu durumun temel belirleyeni savaşlar (Suriye, Afganistan ve Avrupa için Ukrayna) sonucu gerçekleşen “mültecilik”tir. Bu anlamda tek başına göçmen işçi ya da mülteci işçi olgularının eksik kalacağını düşünüyoruz.

    -Yıllara göre baktığımızda her yıl ortalama 83 göçmen/mülteci iş cinayeti tespit edebildik. Tüm iş cinayetlerine baktığımızda ise oransal olarak ölümlerin yüzde 4,41’i.

    -İş cinayetlerinde ölen göçmen/mülteci işçilerin geldikleri ülkelere baktığımızda yüzde 51’i Suriyeli ve yüzde 18’i Afganistanlı. Yani her on ölümün yedisinin savaşlardan dolayı mülteci konumuna gelen işçilerden oluşması ‘savaşların milyonlarca insanı yerinden yurdundan etmesi yanında işçileştirdiği’ni de gösteriyor.

    -Çalıştıkları işkollarına göre baktığımızda göçmen/mülteci iş cinayetlerinin tarım (yüzde 29) ve inşaat (yüzde 25) işkollarında yoğunlaştığını görüyoruz. Patronlar tarafından “harcanabilir işçiler” olarak görülen göçmen/mülteciler hemen hemen hiçbir kural olmadan uzun çalışma saatlerinde, en düşük ücretle, işçi sağlığı ve güvenliği önlemleri alınmadan ‘en dipte koşullarda’ çalıştırılmaktadır. Keza bu iki işkoluna genel işleri (hurda ve atık kağıt toplama, ev işçiliği vb) eklemeliyiz. Tabi tüm sanayi işkollarında da (yüzde 21) ölümler oldukça fazladır (özellikle tekstil, metal, gıda). Sanayide de benzer güvencesiz çalışma koşulları hakimdir.

    “KADIN İŞÇİLERİN ÖLÜM ORANI YÜZDE 9”

    -Diğer yandan taşımacılık ve gemi/tersane işkollarında meydana gelen ölümler için bir parantez açalım. Bu iki işkolundaki ölümleri Türkiye topraklarında, tersanelerinde veya karasularında ya da Türkiye hukukunun geçerli olduğu taşımacılık aracında (gemi, tır) olduğu için kayıt altına alıyoruz. Ancak tam anlamıyla işçilerin hukuki durumlarını (ölümlerin hangi ülkeye tabi olacağını) tespit edemiyoruz.

    – Tarım işkolunda uygun olmayan minibüslerde ve insan taşımacılığının yapılmaması gereken traktör römorklarında aşırı sayıda işçinin taşınması ve yollara savrulması; inşaatlarda alınmayan önlemler sonucu yüksekten düşmeler; sanayide patlamalar, yanmalar, ezilmeler ve zehirlenmeler ile göçmen/mülteci işçilere dönük şiddetler (bazen işyerlerinde göçmenler arası) başlıca ölüm nedenleri.

    -Göçmen/mülteci işçilerde çocuk işçilerin ve kadın işçilerin ölüm oranı yüzde 9. Tüm iş cinayetleri ile karşılaştırdığımızda çocuk işçi ölümleri iki katı aşkın kadın işçi ölümleri yarım kat fazla. Yani göçmen/mülteci çocuk ve kadın işçiler güvencesiz çalışma havuzunun en önemli kaynakları ve iş cinayetlerine daha fazla maruz kalıyorlar. Burada bir ekleme daha yapmak gerekiyor. 51 yaş ve üstü işçi ölümlerinin oranı ise yüzde 9, yani tüm iş cinayetlerindeki oranı Türkiye ortalamasının üçte biri kadar. Yani göçmen/mülteci nüfusu genç.

    -Şehirlere göre baktığımızda ise en çok ölüm sırasıyla İstanbul, Şanlıurfa, Konya, Gaziantep, Kocaeli, Ankara, Bursa, İzmir, Antalya ve Mersin’de. Bu şehirler sanayinin ve tarımın merkezleri olmanın yanı sıra yoğun bir yapı inşasının olduğu yerler. Diğer yandan Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa, Hatay vd. bölgesinde sanayinin Suriye’nin kuzeyi ile entegre edildiğini (ve hatta Azez’de, Afrin’de; PTT, sağlık ocağı, meslek yüksek okulu vb. açıldığını) unutmayalım.”

    (HABER MERKEZİ)