Etiket: 2022

  • Gazeteci Çilem Küçükkeleş: Bir yüzyıl daha Aleviler yoktur diyemezsiniz-VİDEO

    Gazeteci Çilem Küçükkeleş: Bir yüzyıl daha Aleviler yoktur diyemezsiniz-VİDEO

    PİRHA-Gazeteci Çilem Küçükkeleş, 2022 yılının Aleviler açısından nasıl geçtiğini PİRHA’ya değerlendirdi. Çilem Küçükkeleş, 2022 yılının değişimin açığa çıktığı bir yıl olduğuna dikkat çekerek, “Umut ediyorum ki yeni bir yüzyılın cumhuriyeti kurulurken tıpkı kurultayda adı konulduğu gibi “demokratik bir cumhuriyet” aynı zamanda bu cumhuriyetin en büyük paydaşlarından birinin Aleviler olacağı bir yüzyıla doğru yol yürüyeceğiz” dedi.

    Alevilerin eşit yurttaşlık talebiyle yıllardır sürdürdüğü mücadele 2022 senesinde kendisini daha da görünür kıldı. Zorunlu din derslerine ilişkin açılan davalar, Alevilere yönelik sonu gelmeyen nefret söylemleri, demokratik Alevi hareketindeki kongreler, devletin Aleviler ve cemevlerine dönük çalışmaları, AKP’li cumhurbaşkanının kararıyla kurulan ve çok tartışılan Alevi, Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile seçimlere yaklaşınca hatırlanan Aleviler geride bıraktığımız yıl içerisinde konuşulan konu başlıkları oldu.

    Gazeteci Çilem Küçükkeleş de geride kalan 2022 yılının Aleviler açısından nasıl geçtiğini PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “KONGRELER YENİLENME AÇISINDAN ÖNEMLİDİR”

    Sözlerine “Her yıl gibi elbette ki 2022 de zor bir yıldı. Ama Aleviler açısından çeşitli değişimlerin olduğu bir yıldı” diyerek başlayan Küçükkeleş, dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisinden kaynaklı olumsuzluklara da değinerek, şunları söyledi:

    “Pandemi gibi çok ağır bir hastalık süreci geçirildi. Toplumsal bağların zayıfladığı, bir araya gelinemediği, bulaşıcı hastalıktan kaynaklı yan yana durulamayan ve büyük bir kısmı böyle geçen bir yıldı. Bir diğer önemli nokta ise 2015’ten beridir ağır bir atmosfer var Türkiye’de. Daha önce de ağırdı ama aslında adına ‘OHAL’ denilen, çok uzun süren, kaldırıldığı ifade edilen ama koşullarının Türkiye’de hala çok canlı yaşadığı bir yıl oldu 2022 de. Fakat şu tarz değişimler oldu. Pandemi süreci sonrası Türkiye’de çeşitli toplumsal hareketler başladı. Aleviler açısından da başladı ve uzundur kongre yapamayan Alevi hareketi bir kongre yapma imkanı buldu ki kongreler önemlidir. Yenilenme açısından, süreci tartışma, yeni dönemi kurma konusunda kongreler önemlidir. Bu kongreleri gerçekleştirebilme, pandemi sürecinin o ağır atmosferinin hafiflemesi, bir şekilde Türkiye’de siyaseten değişimin arzusunun her tarafa yansıması gibi Alevi kurumlarına da yansıdı ve çok hareketli bir baharla başladı.”

    “DEVLETİ MUTLAKA ZORLAMAK GEREKİYOR”

    Küçükkeleş, Mayıs ayında “Aleviler din, beden, cinsiyet, neşeden, kedere” başlığıyla İzmir’de yapılan sempozyumu da hatırlatırken, şöyle konuştu:

    “Kongrelerden hemen sonra üç büyük kurumun ortaklığıyla Mayıs ayında çok önemsediğim bir sempozyum gerçekleşti. “Aleviler din, beden, cinsiyet, neşeden, kedere” ismiyle kadınlarla, LGBTİ’lerle, farklılıklarla ilişkisi bir daha tartışıldı. Aynı zamanda bu sempozyumla beraber Türkiye’de, İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasıyla ortaya çıkan boşlukta, her sorumluluğu devlete atan değil aynı zamanda kendi sorumluluğumuzu da yerine getirmemiz gerekir aklıyla, “Peki İstanbul Sözleşmesi yok. Biz bunu kendi içimizde nasıl işletir hale edeceğiz? Yani genelde “Devlet ne yapar?” diye uzundur bakıyordu tüm hak mücadeleleri yöntemleri. Ama biz anladık ki, devleti mutlaka zorlamak gerekiyor. Mutlaka talep etmek gerekiyor ama bununla beraber hem kendi iç demokrasimiz konusunda bir şeyler söylemek, aynaya bakmak hem de kendi yaşadığımız mekanlarda yaşatmak konusunda bir yol güzergahı çizmek gerekiyor. Alevi kurumları çok önemli bir sempozyumu gerçekleştirdiler. Buradan çıkan ve kamuoyuna yansıyan önemli kararlardan biri de cenazelerimizdi.

    Ortada kalan, çeşitli inanç merkezlerine alınmayan, hakaret edilen cenazelerle ilgili de şunu söyledi kurumlarımız: Kim olursa olsun kapımıza gelen her cenazeyi kendi istediği ritüelle biz Hakk’a uğurlayacağız kararı o sempozyumdan çıktı. Diğer önemli çıkan kararlardan biri de şuydu: Sempozyum yapıp bırakmayacağız. Buradan Alevi hareketi olarak kadın meselesine yönelik bir tutum belgesi inşa edeceğiz ve tutumumuzu tüm kamuoyuyla paylaşacağız. Bunlar önemli sonuçlardı. Çünkü çalıştaylar, sempozyumlar elbette ki gerçekleşirken çok değerli katkılar sunuyorlar ama orada bırakıp gitmek doğru değil. Bütün o tartışmalardan çıkan sonuçla önemli adımlar atmak gerekiyor.”

    “FESTİVALLER ALEVİ HAREKETİNİN TOPLUMSALLAŞMASINA YOL AÇTI”

    Yaz aylarında Türkiye’nin birçok yerinde gerçekleşen festivallere de değinen Küçükkeleş, bu tarz etkinliklerin topluma sağladığı katkıları şöyle aktardı:

    “Haziran, Temmuz ayları başladığında festivaller başladı. Aslında toplum bir araya gelerek o moral bozukluğunu, kederini biraz neşeye evrilten bir yol izledi. Değerli festivaller oldu. Dersim festivali valilik tarafından iptal edilse de toplum kendine göre kendi festivalini gerçekleştirdi. Varto’da yine çok değerli bir festival oldu. Öyle göründü ki Alevi kurumlarının yönetici kısmı açısından bir gün bile genel merkezlerinde oturamaz hale geldiler. Mütemadiyen hareket halindelerdi. Bu hareket hali önemli bir şeyi gerçekleştirdi. Alevi hareketinin toplumsallaşmasına yol açtı. İkincisi de Alevi hareketinin toplumla buluşması, toplumun da ilgisini yeniden demokratik Alevi hareketinin üzerine çekti. Bütün bu söylediklerim demokratik Alevi hareketi üzerine. Çünkü geri kalanının zaten böyle bir alanı, böyle bir mecrası, böyle bir niyeti de yok. Yani bir hak mücadelesi alanında değiller. Onlar sadece inancın nasıl yürüyeceği konusunda hizmet vermek istiyorlar. O yüzden de demokratik Alevi hareketinden hani bahsediyorum.”

    “HEDEFLERİ PARÇALI, BİRBİRİNİ GÖRMEYEN, BİRLİKTE DURMAYAN ALEVİ HAREKETİ”

    Küçükkeleş, AKP’nin birkaç yıldır Alevilere dönük geliştirdiği çalışmaların bu yıl somutlaştığı kararlara ilişkin ise şunları kaydetti:

    “Bu süreç içerisinde aynı zamanda Alevilere yönelik gelişen bir AKP hareketi de vardı. Bir dönem çok fazla Alevilere müdahale etmeyen, belki daha inisiyatifli davranan, karşısına almamaya çalışan AKP’nin aynı zamanda yürüttüğü bir çalışma vardı. Aslında bir araya gelen, toplumsallaşmaya çalışan Alevi hareketini biraz içeriden bölmek, parçalamak, tekleştirmek ki mesela gittikleri, ziyaret ettikleri cemevlerine de “Genel merkezinizden ayrılırsanız sizinle çok daha ilişki kurabilir; size çok daha rahat yardım edebiliriz” telkinlerinde bulundular. Anlaşıldı ki hedef parçalı, birbirini görmeyen, birlikte durmayan bir Alevi hareketine doğru yol izlemekmiş. Bunu niye yapıyorlar diye çok konuşuldu, tartışıldı. Niye yaptıkları konusu aslında döndü dolaştı bir torba yasa ve cumhurbaşkanlığı kararnamesi meselesiyle ortaya çıktı. Alevilerin ziyaret ettikleri yerlerde çeşitli kurumsal eksikliklere yaptıkları yardımlar Alevilerin talepleri olarak topluma yansıtılmaya çalışıldı. Bu talepleri karşıladıklarını ifade ettiler. Toplamda karşısındakini yok sayan ama konu, çimento veriyorsa oradan bir talep sanki varmış gibi bir politika izlendi. Bu politika elbette ki Alevi toplumu tarafından çok büyük bir tepki ile karşılaştı. Cumhurbaşkanı’nın cemevi ziyaretleri yoğun eleştirildi. Bu cemevi ziyaretlerindeki görsel değişiklikler, mekana müdahaleler, oraya gitme hali, beraberinde gittiği heyeti vs. yoğun tartışmalara yol açtı. Oralardan, müjdelenen, torba yasa da Alevi kurumları açısından büyük bir itiraza neden oldu.”

    “TOPLUM HALA DEMOKRATİK BİR MECLİSİ İŞARET EDİYOR”

    AKP’nin adımlarına Alevilerin verdiği yanıt ise birçok ilde basın açıklamaları ve eylemler oldu. 8 Kasım günü ise eylem Ankara’ya TBMM önüne taşındı. Yapılan eylemleri “değerli” olarak niteleyen Küçükkeleş, şöyle konuştu:

    “Meclis önünde çok değerli bir eylem konuldu. Bu eylemin meclis önünde kurulmasının şöyle bir anlamı olduğunu düşünüyorum. Türkiye toplumları hala demokratik bir meclisi işaret ediyorlar. Hala orayı muhatap almak istiyorlar ve itirazlarını orada dile getirmek istiyorlar. Bunu yaparken de sadece hani biz Alevilere bunu yapma anlamında değil yani. “Bu meclis işlesin” mesajı da bu eylemin içeriğinde vardı aynı zamanda. Cumhurbaşkanlığı kararnamesine itiraz da yine meclis önünden yapıldı. Aleviler sert bir müdahale gördüler o meclis önünde. Ama o sert müdahaleyle beraber çıkarılmak istenen torba yasayı, cumhurbaşkanlığı kararnamesini de yine aynı meclis önünde çöpe çevirdiler. Çünkü rızalık olmadan bir topluma herhangi bir faaliyetinizi dayatmanız mümkün değil. Bir şekliyle kendi medyasında çok büyük müjde gibi yansıttığı meselenin aslında Aleviler için hiçbir müjde olmadığını çok net bir şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önünde ifşa ettiler.

    Bu önemli ve kıymetliydi, uzundur en hareketli eylemiydi Alevi hareketinin de aynı zamanda. Bu hareketin çevresinde toplum toparlandı. Burada birlikte durma gayreti çok gelişti. Bu eylemden sonra yerelde çok sayıda toplantı yapıldı. Toplumla buluşuldu ve en nihayetinde burada konuşulanlar da bir kurultaya evrilerek bu çok yakın tarihe taşındı. Birlikte takip ettik. Değerli bir kurultay gerçekleşti 25 Aralık’ta. Gerçekleşen kurultayla beraber aslında Türkiye siyasetinde uzundur varlığını kabul ettiremeyen Aleviler, “Siz böyle kentlerin çeperlerinde olun, siz hele bir yerde durun, biz size haklarınızı zaten veririz” siyasetini reddettiğini, aslında kentin merkezine, göbeğine ve siyasetin kalbine doğru artık Alevilerin de cümle kurmak istediğini çok net ifade ettiği, benim açımdan kurultayın en önemli konularından biriydi.”

    “BİR YÜZYIL DAHA BİZSİZ BİR CUMHURİYET KURAMAZSINIZ”

    Küçükkeleş, 25 Aralık günü İstanbul’da gerçekleştirilen ‘Büyük Alevi Kurultayı’na da değinirken; “Bir geçmiş yüzyılın şeyi çok iyi tartışıldı. Aleviler neler yaşadılar geçmiş yüzyılda? Kurultaya gelen tüm seyirciler açısından da çok açıklayıcı ve ön açıcı oldu. Ama bir daha böyle bir şeyi bir yeni yüzyılda yaşamayacaklarını ifade ettikleri yer de oldu. Bununla ilgili yine takip ettiğimiz Hacıbektaş’ta da önemli bir toplantı gerçekleşmişti. Pirler, analarla da Ankara’da bir toplantı gerçekleşmişti. Toplumun toplamda ifade ettiği ve kurultaya gelen şey şuydu ki; “Bir yüzyıl daha Aleviler yoktur diyemezsiniz. Bir yüzyıl daha bize katliamlar yüzyılı çizemezsiniz. Bir yüzyıl daha bizsiz yeni bir cumhuriyet kuramazsınız” mesajı çıktı aslında toplamda” ifadelerini kullandı.

    “MADIMAK KATLİAMI SONRASI KİMİNLE YÜRÜDÜYSEK ONLARLA BİR ARADAYIZ”

    Alevi hareketinin 2023’e çok daha güçlü gireceğini söyleyen Küçükkeleş, Alevilerin kendi gündemlerini yaratmalarının öneminden de bahsetti. Küçükkeleş sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Demokratik siyaset ve demokrasi mücadelesi cephesinden 2015’te beraber hızla uzaklaşan Alevi hareketi 2022’de tam tersi hızla buraya doğru bir yol çizdi. Çevresini, dostlarını genişleten bir çaba ve gayret çok gözle görülür hale geldi. Yalnızlaşan, kendini tartışan, kendi içinde mütemadiyen iktidar ve muhalefet hegemonyası yaşayan Alevi hareketi bir anda bütün bunların dışına çıkan, kendi kendiyle değil tam tersi kendisine bunu yaşatan sistemle bir mücadeleyle karşı karşıya geldi ki önemli. İşte burada dostları da çoğaldı. Burada birliktelikler de attı. Aslında nereye döndük dersek, Madımak katliamı sonrasında kiminle birlikte yürüdüysek bugün o yol arkadaşlarımızla yeni baştan bir araya gelmeye başladık. Bu değerli ve kıymetli. 2021, 2020 öncesi süreçlerde yaşanan gergin Türkiye atmosferinde aslında tartışamaz, konuşamaz, sürece dahil olamaz, kendi gündemini tutamaz haldeyken bir anda Türkiye gündemi daha büyük bir sıklıkla değişse de Aleviler gündemini ayakta tuttular. Kendi gündeminizi korumanızın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha fark ettiler, hem de fark ettirdiler. Türkiye gündemi çok sık değişse de Aleviler kendi gündeminde kaldılar ve buradaki bileşkeyi çoğaltmak, daha fazla sayıda birleşerek hareket etmek konusunda da bir yol çizdiler.

    Toplumda uzundur bunu öneriyor aslında. Hem tüm demokratik kitle örgütlerine, hem siyasi partilere hem de aslında toplumun her kesimine böyle bir kaostan çıkmanın yolu, yöntemi, birlikte olmak olduğunu tarif ettiler. Eskiden birlik deyince birbirine benzemeyi anlaşılır ve hiç bir araya gelinmez gibi gözükürken şimdi hiç birbirimize benzemesek de bir arada durmayı bilmeliyiz formülü hem Türkiye siyasetinin hem Alevi hareketini büyük oranda etkilediğini düşünüyorum. Bu dönüşüm, bu yol, yöntem bu kadar toplumsallaşan Alevi hareketi inanıyorum ki 2023’e çok daha büyük bir güçle girecek. 2023 açısından Türkiye siyasetine çok daha büyük dahil olacak. Umut ediyorum ki yeni bir yüzyılın cumhuriyeti kurulurken tıpkı kurultayda adı konulduğu gibi “demokratik bir cumhuriyet” aynı zamanda bu cumhuriyetin en büyük paydaşlarından birinin Aleviler olacağı bir yüzyıla doğru yol yürüyeceğiz. Her dönemden çok daha güçlü Türkiye siyasetine de, toplumuna da kendini hissettirdi diyebilirim.”

    “TÜM SİYASİ PARTİLERİN ALEVİ POLİTİKASI OLMAK ZORUNDA”

    Küçükkeleş son olarak seçim sürecine giren Türkiye’de, tüm siyasi partilerin bir Alevi politikası olması gerektiğini belirtirken, “Yani bu 25 Aralık kurultayı siyasi partiler açısından da çok büyük bir mesaj. Çünkü bu kurultaydan sonra Alevilerin söyledikleri sözlerden kaynaklı başka bir siyaset üretmek zorundalar. Hani eskiden “Siz yerinizde durun biz sizin için yaparız. İhtiyacınız neyse gideririz.” bir şekliyle en ilerisindeydi; HDP’nin “Verin temsilcilerinizi gelsinler, siyaset yapsınlar” meselesinin artık sona erdiğini düşünüyorum. Meselenin temsilci olduğu değil bundan sonra Türkiye’deki tüm siyasi partilerin artık bir Alevi politikası olmak zorunda olduğunu düşünüyorum. O kurultaya cevap olamayan siyasi partiler açısından da Türkiye’deki yalnız Alevi hareketinin değil Alevilerin artık başka bir yerden başka bir cevap vereceğini düşünüyorum” dedi.

    Barış KOP / İSTANBUL

  • Türkiye, 2022 yılında da hak ihlalleri ve baskılarla gündemdeydi

    Türkiye, 2022 yılında da hak ihlalleri ve baskılarla gündemdeydi

    PİRHA- Geride bıraktığımız 2022 yılı, her alanda hak ihlallerinin yaşandığı, baskının, şiddetin ve saldırıların, kadın cinayetlerinin artarak devam ettiği bir yıl oldu. 

    Bir yılı daha geride bırakıyoruz. 2022 yılı Türkiye ve dünya açısından olumlu sayılabilecek bir yıl olmadı. Özellikle Türkiye’de hak ihlalleri, baskılar ve şiddet artarak devam etti.

    2022 yılı; Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşla, İran’da kadınların öncülük ettiği direnişlerle, Fransa’da bulunan Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne yapılan silahlı saldırıyla, gazetecilere yönelik tutuklamalarla, hak arama eylemlerine yapılan saldırılarla, iktidar partisi içerisinde yaşanan çıkar çatışmalarının sonucunda gelen bakanların istifalarıyla, Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını onaylamasıyla, Gezi Davası’nda verilen ağır cezalarla, çalınan sorular nedeniyle KPSS’nin iptal edilmesiyle, konser ve festival yasaklarıyla, Taksim’de yaşanan bombalı saldırıyla, Bartın’da meydana gelen maden faciasıyla, 6 yaşındaki çocuğa yönelik cinsel istismarla, belediye başkanlarına ve siyasetçilere verilen cezalarla tarihe geçmiş oldu.

    İşte 2022 yılında yaşanan önemli olaylar ve yaşananlar…

    – Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara, cemaat yurdunda yaşadığı baskı sebebiyle “artık dayanamıyorum” diye anlattığı video paylaşımının ardından intihar etti. 29 Yaşında olduğu belirtilen Enes Kara’nın Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi olduğu bilgisi paylaşıldı.

    – Sezen Aksu, 2017’de yaptığı bir şarkıda geçen “Binmişiz bir alamete. Gidiyoruz kıyamete. Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem’e…” sözleri nedeniyle Diyanet İşleri Başkanlığı ve AKP’liler tarafından hedef gösterildi. İktidar ve yandaşları tarafından hedef alınan Sezen Aksu, “Konu ben değilim, konu memleket’ diyen Aksu, yazdığı ‘Avcı’ isimli şarkısının sözlerini de paylaştı: “Beni öldüremezsin / Sesim, sazım, sözüm var benim / Ben derken ben herkesim” açıklamasını yaptı.

    – Katıldığı televizyon programında kullandığı ifadeler gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla hakkında soruşturma başlatılan ve gözaltına alınan gazeteci Sedef Kabaş tutuklandı. Kabaş, 11 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor.

    – Türkiye sinemasının yıldızlarından Fatma Girik, tedavi gördüğü İstanbul’da 79 yaşında yaşamını yitirdi.

    – Gazeteci Hüseyin Murat Dörtyol, geçirdiği kalp ameliyatı sonrası yaşamını yitirdi.

    – Adalet Bakanı Abdulhamit Gül görevinden istifa etti. Resmi Gazete’de yayımlanan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan karara göre Gül’ün yerine Bekir Bozdağ atandı. İstifa eden Gül, Temmuz 2017’den beri Adalet Bakanlığı görevini yürütüyordu. Gül, görevi Bekir Bozdağ’dan devralmıştı.

    BBC’DE GREVE GİDEN GAZETECİLER KAZANDI

    – İşverenle yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin uzlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine 14 Ocak’ta greve çıkan BBC emekçilerinin mücadelesi başarıyla sonuçlandı. Grevin başarıyla sonuçlanmasının ardından Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), yaptığı açıklamada, 13 yıl sonra ilk kez bir basın kuruluşunda yapılan grevde gazetecilerin başarılı bir sonuca ulaştığını belirtti.

    – Yazar ve fotoğraf sanatçısı Remzi Aydın, geçirdiği kalp krizi sonucu Hakk’a yürüdü.

    – Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi’nde, Ankara Emniyeti’nde işkence iddialarına dair hazırladığı raporun yayınlanmasını engelleyen Ankara Barosu yönetimindeki kriz aşılamayınca 4 avukat istifa etti.

    – 19 Aralık 2000 yılında ‘Hayata Dönüş Operasyonu’ adı altında yapılan cezaevi katliamı sırasında “Diri diri yaktılar” sözleriyle hatırlanan Birsen Kars, kanser tedavisi gördüğü Almanya’da yaşamını yitirdi.

    – 12 Eylül Darbesi sonrası tutuklu oğlunun ziyareti sırasında, Kürtçe konuşmak yasak olduğu için bildiği tek Türkçe cümle ile seslenen İpek Ateş hayatını kaybetti.

    801 MİLYON TL HARCAMA YAPILAN ANKAPARK’IN İFLASI AÇIKLANDI

    – Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubunun cenazesini haber yaptıkları için yargılanan gazeteci Barış Pehlivan ve Murat Ağırel, cezalarının onanmasının ardından İstanbul Adliyesi’ne teslim olmaya gitmiş, sonrasında Silivri Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edilmişti. Aynı davada cezası onanan gazeteci Hülya Kılınç ise Manisa Adliyesi’ne gitmiş ve işlemlerinin ardından Manisa Cezaevi’ne sevk edilmişti. Haklarındaki hapis cezasının onanması nedeniyle cezaevine konulan gazeteci Barış Pehlivan ve Murat Ağırel serbest bırakıldı. İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 9 Eylül 2020’de sanıklar Aydın Keser, Ferhat Çelik ve Murat Ağırel’in ‘istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek’ suçundan 4 yıl 8 ay 7’şer gün, Barış Pehlivan ve Hülya Kılınç’ın ise 3 yıl 9’ar ay hapis cezalarına çarptırılmasına ilişkin verdiği karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi tarafından 28 Ocak 2022’de onandı.

    – Ses Kocaeli Gazetesi sahibi Güngör Arslan, 19 Şubat’ta saat 15:00 sularında Cedit Mahallesi’ndeki ofisinde silahlı saldırıya uğrayarak hayatını kaybetti. Gazeteciyi katlettikten sonra olay yerinden kaçan saldırgan ise gece yarısı yakalandı. Katil Ramazan Önder ifadesinde tetikçi olduğunu söyledi.

    – Rusya Devlet Başkanı Putin, Ukrayna’nın doğusundaki Donbas’a özel askeri operasyon başlattıklarını duyurdu. Ukrayna, Putin, Ukrayna’ya karşı geniş çaplı bir savaş başlattığını açıklarken, AB, savaşın durdurulması çağrısında bulunarak, Ukrayna’nın yanında olacaklarını belirtti.

    – Tartışmalı bakanlardan biri olan ve Türkiye’nin pek çok bölgesinde çıkan yangınlar mücadeledeki yetersizliği ile tepki toplayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli görevinden istifa etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, Pakdemirli’nin yerine Vahit Kirişci atandı.

    – Dönemin Belediye Başkanı Melih Gökçek tarafından yapılan ve birçok kez el değiştirmesine rağmen talep görmeyen Ankapark için iflas açıklaması yapıldı. Çok sayıda ağaç kesilerek AOÇ arazisi üzerine inşa edilen ve ‘kara delik’ olarak adlandırılan Ankapark için 801 milyon TL harcama yapılmıştı. Mahkeme aracılığı ile yapılan duyuruda Ankapark işletmesinin iflas ettiği kamuoyuna açıklandı.

    – Ermeni Yazar Mıgırdiç Margosyan hayatını kaybetti.

    GEZİ DAVASINDA AĞIR CEZALAR VERİLDİ

    – 2013’teki Gezi eylemlerine ilişkin beraat kararının bozulmasının ardından Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 17 sanıklı davada karar çıktı. Mahkeme, Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Can Atalay, Mine Özerden, Yiğit Ali Ekmekçi, Tayfun Kahraman’a da 18’er yıl hapis cezası verildi.

    – Fransa’da yaşayan ve uzun süredir tedavi gören şair ve yazar Emirali Yağan Hakk’a yürüdü.

    – Medyada Aleyna Çakır’ı darp ettikten sonra sosyal medya canlı yayını yaptığı için gündeme gelen Ümit Uygun, Çakır’ın cinayetinin baş şüphelisi olmasına rağmen serbest bırakılmıştı. Uygun, geçtiğimiz Ağustos’ta Mamak ilçesinde beraber yaşadığı Esra Hankulu’nun öldürülmesinden tutuklandı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davadan karar çıktı. Ağırlaştırılmış müebbet istenen Uygun, tutuklu olarak mahkemeye katıldı ve son söz olarak, suçsuzluğunun ortaya çıkacağını savundu. Avukat beyanından sonra kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Uygun’a “ağırlaşmış yaralama” suçundan 10 yıl hapis cezası verdi. Uygun’un tutukluluk halinin devamına hükmedildi.

    – Ülkenin birçok ilinden Ankara’ya gelen binlerce emekli, artan hayat pahalılığına “Hayır” demek için Anıtpark’ta buluştu. Yakın zamanda yapılan zamlara karşı dövizlerle miting alanına giren Emekliler Dayanışma Sendikası ve Tüm Emekliler Sendikası üyeleri, “Zam, zulüm, işkence işte AKP. Savaşa hayır barış hemen şimdi. Bu zamlarla yaşanmaz zamlar geri alınsın” sloganları atarak iktidarı protesto etti.

    – Fahiş zamları protesto etmek amacıyla elektrik faturasını ödemeyen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun evinin elektriği kesildi. Kılıçdaroğlu, zamları protesto etmek için 1 hafta faturasını ödemeyerek karanlıkta oturdu.

    – Urfa’nın Suruç ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde Şenyaşar ailesinin dükkanına yapılan baskın ve Suruç Devlet Hastanesi’nde yapılan saldırıda Şenyaşar ailesinden 3 kişi öldürüldü, 2 kişi ise yaralandı. Söz konusu olaya ilişkin 4 yılın ardından gözaltına alınan AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın ağabeyi Celal Yıldız, yeğeni Osman Şah Yıldız, Şeğsin Yıldız, Mustafa Amaç, İbrahim Şimşek, Mikail Şimşek ve Osman Yıldız’ın aralarında olduğu 11 kişi, Urfa Adliyesi’ne sevk edildi. Yapılan savcılık sorgusunun ardından gözaltına alınan 11 kişiden Osman Şah Yıldız ve Osman Yıldız serbest bırakılırken 9 kişi ‘Adam öldürmek’ ve ‘Delil karartmak’ iddiasıyla tutuklanmaya sevk edildi. Sulh Ceza Hakimliği’nde ifadeleri alınan Celal Yıldız, Mikail Şimşek, Müslüm Yıldız, İbrahim Şimşek tutuklanırken, 5 kişi ise adli kontrolle bırakıldı.

    ÜLKENİN BİRÇOK YERİNDE HAK ARAMA EYLEMLERİ DEVAM ETTİ

    – 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü bu yılda ülkenin birçok yerinde coşkuyla kutlandı. İstanbul’da yapılan eylemlere polis sert müdahalede bulunarak çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.

    – Sanatçı Ozan Garip Şahin uzun bir süredir İsveç’te tedavi gördüğü hastanede Hakka yürüdü.

    – Barış Grubu üyesi Aysel Doğan Hakk’a yürüdü. Doğan’ın cenazesinin içinde bulunduğu konvoyun, Dersim’e girişi engelleyen polis cenazeye katılanlara sert müdahalede bulundu. Aralarında milletvekilleri ve gazetecilerinde olduğu çok sayıda kişi yaralandı.

    – Ülkenin dört bir yanından gelerek Ankara’da buluşan sağlık emekçileri ve hekimler, ‘Beyaz Miting’ düzenleyerek taleplerini dile getirdi.

    – Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekilleri Gezi direnişinin 9’uncu yılında Boğaziçi Köprüsü’ne “Her yer Taksim her yer direniş” pankartı astı. Polisler milletvekillerine müdahale ederken, pankartı kesti. Çıkan arbedede milletvekili Sera Kadıgil’in telefonunu denize düşürdüğü belirtildi.

    – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik Çubuk’taki linç girişimi davasında karar çıktı. Mahkeme, Kılıçdaroğlu’na yumruk atan Osman Sarıgün’e “basit yaralamadan” 2 yıl 1 ay hapis cezası verildi, hükmün açıklanması geri bırakıldı.

    – Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun 2012’deki sosyal medya paylaşımlarına ilişkin yerel mahkemenin verdiği 4 yıl 11 ay 20 günlük hapis cezasını onadı. Kaftancıoğlu tutuklanarak Silivri Kapalı Hapishanesi’ne götürüldü. Buradaki işlemleri tamamlanan Kaftancıoğlu, aynı gün denetimli serbestlik kapsamında cezaevinden çıktı.

    – Cumhurbaşkanı Erdoğan partisinin Meclis’teki grup toplantısı sırasında Gezi Direnişi’ne katılanlara ‘çürük, sürtük’ diyerek hakaret etti. Bu ifadeler başta kadınlar olmak üzere birçok kesimin tepkisine neden oldu.

    DANIŞTAY, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN ÇEKİLME KARARINI ONADI

    – Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 8 Haziran’da gözaltına alınan 22 gazeteciden 16’sı tutuklandı. Nöbetçi Sulh Mahkemesi’ne sevk edilen JİNNEWS Müdürü Safiye Alagaş, DFG Eşbaşkanı Serdar Altan, MA Editörü Aziz Oruç, Xwebûn Yazıişleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş,  Zeynel Abidin Bulut, Ömer Çelik, Mazlum Doğan Güler, İbrahim Koyuncu, Neşe Toprak, Elif Üngür, Abdurrahman Öncü, Suat Doğuhan, Remziye Temel, Ramazan Geciken, Lezgin Akdeniz ve Mehmet Şahin tutuklandı. Gazeteci Esmer Tunç, Mehmet Yalçın, Kadir Bayram, Feynaz Koçuk ve İhsan Ergülen ise adli kontrolle serbest bırakıldı.

    – Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali için açılan ve haziran ayı boyunca üç grup halinde görülen duruşmalar sonrasında Danıştay, sözleşmeden çekilme kararının hukuka uygun olduğuna hükmetti. Söz konusu karar her kesimin tepkisine neden oldu.

    – Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından her yıl düzenlenen ‘Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri’ kapsamında, 2021 yılında HES’lere yönelik çevre haberleri yapan Jinnews muhabirine ödül verilmesi üzerine Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu’na, ‘Terör örgütü propagandası’ yaptığı iddiasıyla dava açıldı.

    – Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı, Pınar Gültekin’i katleden Cemal Metin Avcı’nın ‘canavarca hisle eziyet çektirerek ve tasarlayarak öldürme’ suçundan yargılandığı davada aldığı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının haksız tahrik indirimi uygulanarak 23 yıla düşürülmesi ve kardeşi Mertcan Avcı’nın beraat kararları için İstinaf Mahkemesi’ne taşındı.

    – Kolombiya’nın Tulua kentindeki bir cezaevinde mahkumlar isyan etti, yangın çıkardı. Cezaevinde isyan amacıyla çıkarılan yangında 52 kişi hayatını kaybetti. Yetkililer cezaevinin tahliye edildiğini açıkladı.

    – Batman’da intihar eden İpek Er’in, bıraktığı mektupta kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu yazdığı eski uzman çavuş Musa Orhan’a sosyal medya hesabından hakaret ettiği suçlaması ile yargılanıp, para cezası alan oyuncu Ezgi Mola hakkında bir suç duyurusu daha yapıldı. Orhan’ın avukatı Mehmet Erkan Akkuş, savcılığa verdiği dilekçesinde; açılan davada uzlaştırma görüşmelerinde talep edilen para miktarı ile diğer diyalogları açıklayan Ezgi Mola’nın ‘gizli kalması gereken bilgilerin açıklanmasını ihlal’ suçunu işlediğini belirtti. Mola’nın 5 yıla kadar hapis istemiyle cezalandırılmasını istedi.

    POLİS ŞİDDETİ DEVAM ETTİ

    – Kemal Kurkut’un katledilme anını fotoğraflayan gazeteci Abdurrahman Gök’e 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verildi.

    – Uzun zamandır organ yetmezliği nedeniyle tedavi gören Seyit Sabun Ocağı evlatlarından Pir İmam Hüseyin Kılavuz Hakk’a yürüdü.

    – Bu yıl da yapılmak istenen ‘Onur Yürüyüşü’ İstanbul’da ve Ankara’da yasaklandı. Polis eylem yapmak isteyenlere ve gazetecilere saldırdı. Çok sayıda kişi gözaltına alınırken, yaralananlar ve hastaneye kaldırılanlar oldu.

    -CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sosyal medya hesabından yaptığı çağrıyla KYK kredileri gündem oldu. Kılıçdaroğlu hükümete yaptığı çağrıda KYK kredilerinin faizlerinin silinmesini istedi. Gençlere da seslenen Kılıçdaroğlu, kredi faizlerini ödememelerini, iktidara geldiklerinde bunları sileceklerini söyledi. Kılıçdaroğlu’nun çağrısına cevap veren gençler eylemler ve açıklamalar yaparak gündem yarattı. Oluşan kamuoyu tepkisi karşısında AKP hükümeti yeni bir düzenleme yaparak KYK kredilerinin faizlerini sildi.

    -Başta Muğla olmak üzere Ege bölgesinin birçok yerinde orman yangınları yaşandı. İlgili kurumlar yangına müdahalede yetersiz kalırken yüzlerce kişi evlerinden tahliye edildi. Onlarca ev ve ahır gibi mülkler kullanılamaz hale gelirken, çok sayıda hayvanda telef oldu.

    – Tarihinin en büyük ekonomik krizine karşı protestoların yükseldiği ve halkın başkanlık sarayını bastığı Sri Lanka’da, Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaksa’nın ülkeden kaçtığı açıklandı. Sri Lanka Başbakanı Ranil Wickremesinghe, başkan vekili olarak Olağanüstü Hal (OHAL) ilan ettiğini açıkladı.

    KPSS’DE SORULAR ÇALINDI, SINAV İPTAL EDİLDİ

    – Pandemi sebebiyle son iki yıldır gerçekleştirilemeyen ve bu yıl 20’ncisi yapılacak olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali Tunceli Valiliği tarafından yine engellendi. Valilik, Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında yozlaşmaya karşı yapılması planlanan ve Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanına kadar sürecek olan yürüyüşü, stadyumu, yurtları ve Grup Yorum ile Grup İsyan Ateşi’nin sahneye çıkmasını yasakladı.

    -Sanatçı İlhan İrem, böbrek yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

    -31 Temmuz günü yapılan Kamu Personel Seçme Sınavı’ndaki (KPSS) ‘sızıntı’ iddialarının ardından tartışmalar da büyüdü. KPSS’de çıkan soruların Yediiklim Yayınevi’nin kaynak kitaplarındaki sorularla benzerliğinin ortaya çıkması sonrası ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün görevden alındı. ÖSYM’nin yeni atanan başkan Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy KPSS’nin son yapılan oturumlarının iptal edildiğini duyurdu. Yeni oturumlar Eylül ayında yapıldı.

    -Türkiye İşçi Partisi (TİP) Merkez Komite Üyesi, Türkiye sosyalist hareketinin önde gelen isimlerinden Metin Çulhaoğlu, 74 yaşında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

    -Mardin’in Derik ilçesi girişinde aksam saatlerinde iki otomobilin karıştığı kaza meydana geldi. Yurttaşlar, kazada yaralananlara yardıma koşarken, bu sırada Cengiz Holding’e ait Eti Bakır Fabrikası’ndan gübre taşıdığı öğrenilen kamyonun freni patladı. Kamyonun hakimiyetini kaybeden şoför yurttaşların arasına daldı. Meydana gelen kazada en az 16 kişinin yaşamını yitirdiği çok sayıda kişinin de yaralandığı belirtildi.

    -Nisan ayında verdiği konserde imam hatipliler ile ilgili söylemleri nedeniyle hedef gösterilen ve hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan şarkıcı Gülşen, ev hapsi kararı ile tahliye edildi.

    BİRÇOK YERDE FESTİVALLER VE KONSERLER YASAKLANDI

    -1 Eylül Dünya Barış Günü’ne ilişkin basın açıklaması yapmak isteyen yurttaşlar birçok ilde alanlara çıktı. Polis başta İstanbul olmak üzere çoğu yerde açıklamalara müdahale ederek çok sayıda yurttaşı gözaltına aldı.

    -Sinan Aygün, TOGO İkiz Kuleleri davasında taraf olan, Çankaya Belediyesi’nde de görev yapan Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan hakkında ‘işe gitmeden maaş aldığı, haksız kazanç sağladığı’ gerekçesiyle şikâyette bulundu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da Karakuş hakkında soruşturma izni verdi. Yargıya başvuran Karakuş’un soruşturma izni Danıştay 1. Dairesi tarafından iptal edildi. Karakuş hakkında verilen soruşturma izninin, geçtiğimiz mayıs ayında Danıştay’dan dönmesine rağmen soruşturma yürütülmeye devam etti ve Karakuş’un memuriyetine son verildi.

    – 2022 yılı içerisinde birçok sanatçı ve şarkıcının konserleri valilikler ve kaymakamlıklar tarafından çeşitli bahanelerle yasaklandı.

    -Demokratik hak arama eylemlerine müdahale eden polisler birçok ilde gazetecilerin haber yapmak istemesini engelledi. Gazetecilere silah da çeken polisler, birçok gazeteciyi darp ederek gözaltına aldı.

    – Buckingham Sarayı, Kraliçe 2. Elizabeth’in hayatını kaybettiğini açıkladı. Britanya’nın 96 yaşındaki kraliçesi 2. Elizabeth, doktorların tavsiyesi üzerine dünkü programını da iptal etmiş ve istirahate çekilmişti. 2.Elizabeth, 2015’te 89 yaşındayken büyükannesi Kraliçe Victoria’nın en uzun süre tahtta kalma rekorunu kırdı. 1901’de 81 yaşındayken hayatını kaybeden Kraliçe Victoria, 63 yıl 7 ay tahtta kalmıştı.

    -Ankara’nın Çankaya ilçesine bağlı Kızılay semtinde daha önce polislerin ırkçı saldırısına maruz kalan Saab restoran sahibi Somalili Mohammed Isse Abdullah, gözaltına alındı. Hakkında “sınır dışı edilme” kararı alınan Abdullah, gözaltına alındıktan sonra Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Abdullah, daha sonra Çankaya Karakolu’na, buradan da Akyurt Geri Gönderme Merkezi’ne gönderildi. Verdiği hukuk mücadelesi sonucu serbest kaldı. Daha önce polisler tarafından dükkanında yer alan sarı, kırmız, yeşil renkleri nedeniyle ırkçı saldırıya uğrayan Abdullah, Ağustos 2021’den bu yana polis baskısına maruz kalıyordu. Abdullah’ın restoranı Saab’ın tabelası da polisler tarafından sökülmüştü.

    AKADEMİSYEN NAGİHAN AKARSEL, SİLAHLI SALDIRI SONUCU ÖLDÜRÜLDÜ

    -20 Eylül 1992’de Diyarbakır’da öldürülen Kürt aydın, gazeteci ve yazar Musa Anter’in katledilmesine dair açılan davanın 37’nci duruşması, yasal zaman aşımı süresinin dolmasından bir gün sonra Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Mahkeme heyeti, 20 Eylül itibariyle yasal zaman aşımı süresinin dolduğunu gerekçe göstererek Anter davasının zaman aşımına uğramasına karar verdi.

    -Mersin’in Mezitli ilçesinde bulunan Tece Polisevi’ne bombalı saldırı düzenlendi. Saldırının ardından çıkan çatışmada 1 polis ve 2 saldırgan öldü.

    -Erzurum’un Yakutiye ilçesi Yukarı Mumcu Caddesi’nde meydana gelen olayda, arkadaşı Enes K. ile yürüyen Mehmet G.’nin yanına gelen 2 kişi, küpesiyle alay etti. Çıkan tartışma sonrası şüphelilerden biri, Mehmet G.’yi kalçasından bıçakladı. Diğer saldırgan ise sopayla vurdu. Saldırganlar kaçarken, ihbar üzerine sağlık ve polis ekipleri bölgeye geldi.

    -Jineoloji Araştırma Merkezi üyesi, Jineoloji Dergisi editörü, gazeteci, yazar, akademisyen Nagihan Akarsel, Federe Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde bulunan evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu katledildi.

    -Halkların Demokratik Partisi (HDP) Karlıova İlçe Örgütü binasına silahlı saldırı yağıldı. Gece saat 02.00 sıralarında gerçekleşen saldırıda, binaya iki el ateş edildiği ve kurşunların ilçe örgütünün içerisine isabet ettiği belirtildi. Sabah saatlerinde parti binasına gelen partililerin bekleyişi sürerken, polis saldırı yerinde inceleme yaptı. Saldırgan Tanju Bingöl’ün gözaltına alındığı kaydedildi.

    – Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde “Özgürlük yürüyüşü” düzenlenmek istendi. Yürüyüşe yönelik polisin sert müdahalesi sonrası, en az 20 kişi gözaltına alındı. Polisin sert müdahalesinde HDP milletvekilleri Habip Eksik ve Sait Dede, yerlerde sürüklenerek darp edilirken, ayağı kırılan Habip Eksik hastaneye kaldırıldı.

    – Irak Cumhurbaşkanlığı için yapılan seçim sonuçlandı. İkinci tur seçimlerde, üçte iki çoğunlukla Latif Reşid seçilerek, Irak’ın yeni cumhurbaşkanı oldu.

    İRAN’DA KADINLARIN ÖNCÜLÜK ETTİĞİ DİRENİŞ BAŞLADI

    -TBMM’den geçen ‘sansür yasası’ Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da onaylaması sonrasında Resmi Gazete’de yayımlandı. Yasanın bazı hükümleri 1 Ocak ve 1 Nisan 2023 tarihlerinden itibaren uygulanacak.

    -İzmir Barosu Genel Kurulu’nda Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İzmir Grubu adına konuşma yapan Avukat Arjen Turan konuşması esnasında bir grup tarafından ırkçı saldırıya ve hakarete maruz kaldı, tehdit edildi. Konuşmasının sonunda “Jin jiyan azadi” sloganı atan Arjen’e, aynı grup kürsüden indikten sonra fiziksel saldırıda bulunmaya çalıştı.

    -İran rejim güçlerinin Jina Mahsa Amini’ni katletmesi sonrasında İran kentlerinde eylemler başladı. İran İnsan Hakları Örgütü’nün yaptığı son açıklamalara göre, 3 ayı aşkın süredir devam eden eylemlerde en az 450 kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi gözaltına alınarak işkence gördü ve tutuklandı. Eylemler sürerken, farklı ülkelerde de destek eylemleri gerçekleştiriliyor.

    -Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) kimyasal silah kullandığı iddialarının araştırılması gerektiğini dile getirmesinin ardından AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından hedef gösterilen TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, “örgüt propagandası” iddiasıyla tutuklandı.

    KÜRT KADIN SİYASETÇİ AYSEL TUĞLUK TAHLİYE EDİLDİ

    -Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde tutulan demans hastası Aysel Tuğluk’a ilişkin Adli Tıp Kurumu (ATK) “Cezaevinde kalamaz” yönünde rapor verdi. Tuğluk, 27 Ekim’de tahliye edildi.

    -Yaptıkları haberler ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilen 12 gazeteci Ankara merkezli soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Mahkemeye çıkarılan gazetecilerden Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, muhabirler Deniz Nazlım, Berivan Altan, Selman Güzelyüz, Hakan Yalçın, Emrullah Acar, Ceylan Şahinli, JINNEWS muhabirleri Habibe Eren, Derya Ren ve Öznur Değer tutuklanırken, MA Ankara bürosunda bir süre stajyer olarak çalışan Mehmet Günhan ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 45 günlük bebeği olan Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Zemo Ağgöz ise ev hapsi şartıyla serbest bırakıldı.

    -Gazeteci-Yazar Ahmet Tulgar (63), geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

    -Güney Kore’nin başkenti Seul’de Cadılar Bayramı kutlaması sırasında yaşanan izdihamda 120 kişi yaşamını yitirdi, 100 kişi yaralandı. İzdihamın nedenine ilişkin bir açıklama yapılmadı.

    -Brezilya’da ikinci turu yapılan başkanlık seçimini mevcut lider Jair Bolsonaro’yu yenen solcu aday Luiz Inácio Lula da Silva veya kısa adıyla Lula kazandı. İlk sonuçlara göre Lula oyların yüzde 50,83’ünü aldı. 1 Ocak 2023’te görevi devralacak Lula, en acil görevin açlığı bitirmek olduğunu söyledi, halkın iyi yaşamak ve yeniden umuda sahip olmak istediğini kaydetti. Lula, Amazon ormanlarındaki tahribata da son verileceğini vurguladı.

    BARTIN’DAKİ MADEN FACİASINDA 41 İŞÇİ ÖLDÜ

    – Bartın’ın Amasra ilçesindeki, Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessese Müdürlüğü’nde, yeraltında patlama meydana geldi. 41 işçinin hayatını kaybettiği duyuruldu. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Müessese Müdürü Cihat Özdemir, TTK Amasra Müessese Müdür Yardımcısı Salih Atmaca, işletme müdürü Selçuk Ekmekçi ile kartiyelerden (Birkaç üretim ünitesinden oluşan ocak) sorumlu maden mühendisleri Levent Aydın ve İbrahim Hakan Mengeş, TTK Amasra Müessese İşletme Baş Mühendisi Mehmet Tural, iş güvenliği şube müdür vekili Volkan Soylu ve emniyet mühendisi Şahan Kahraman, savcılıktaki sorgularının ardından tutuklama talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi. Nöbetçi hakimlik, sekiz şüphelinin “bilinçli taksirle birden fazla insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olmak” suçundan tutuklanmasına karar verdi.

    – Eğitim emekçileri, Öğretmenlik Meslek Kanunu başta olmak üzere yaşadıkları sorunları ve taleplerini dile getirmek için 2 Kasım günü ülke genelinde iş bırakma eylemi yaptı.

    -Dersim Katliamı tanığı ve mağdurlarından Bego Polat (93) Hakk’a yürüdü. Dersim Katliamı sırasında annesi ve 3 kardeşi gözleri önünde öldürülüp suya atılan Polat’ın, kendisi ise yaralı olarak kurtulmuştu.

    -ÇHD VE HHB avukatlarının yargılandığı davada karar çıktı. Haklarında 12’şer yıl ceza verilen Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik’in tutukluluğunun devamına karar verildi.

    İSTANBUL’DA BOMBALI SALDIRI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

    -İstanbul Taksim’deki İstiklal Caddesi’nde bombalı saldırı gerçekleştirildi. Saldırı sonucunda 6 kişi hayatını kaybetti, 81 kişi de yaralandı. Ardından yapılan operasyonlarda aralarında bombalı çantayı bıraktığı iddia edilen zanlı da dahil 46 kişi gözaltına alındı. Konuya ilişkin açıklama yapan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, saldırıyı PKK’nin düzenlediğini öne sürerek, “Eylemin talimatının Kobani’den geldiği, eylemi yapanın Afrin’den geçtiği konusunda bir değerlendirmemiz var. Biraz önce bombayı bırakan kişi İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı. Elde ettiğimiz bulgular çerçevesinde PKK/PYD terör örgütü” dedi. Emniyet Genel Müdürlüğü de açıklamasında, bombalı saldırının failinin PKK’li olduğunu ileri sürdü.
    ANF’nin yaptığı habere göre ise PKK’nin silahlı kanadı olan HPG saldırıya dair açıklama yaptı. HPG açıklamasında, “Taksim’deki saldırıyla herhangi bir ilişkimiz yok” dedi. Hayatını kaybedenlere başsağlığı dilenen açıklamada, “Bunun karanlık bir planın başlangıcına işaret ettiği anlaşılmaktadır” ifadeleri yer aldı.

    -Konya’nın Meram ilçesinde 12 Mayıs 2021’de Keleş ve Çalık aileleri tarafından ırkçı saldırıya maruz bırakılan Dedeoğulları ailesinden 7 kişi, saldırının ardından gereken koruma tedbirlerinin alınmaması sonucu 30 Temmuz 2021’de tetikçi Mehmet Altun tarafından katledilmesine dair süren davanın karar duruşması, Konya 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, tetikçi Mehmet Altun’a 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi, diğer tüm sanıklar yönünden beraat kararı verdi.

    -Sansür yasasının kabulü sonrası soruşturma açılan ilk gazeteci Mehmet Selçuk Ada oldu. Emniyet Selçuk Ada’ya kendisi hakkında dezenformasyon yasasının 29. maddesinden soruşturma açıldığını bildirdi.

    -Arjantin’de askeri diktatörlük döneminde kaybedilen oğullarını arayanların kurduğu ve Türkiye’de de Cumartesi Anneleri’ne ilham veren ‘Mayıs Meydanı Anneleri’nin (Plaza de Mayo Anneleri) kurucularından Hebe de Bonafini, 93 yaşında yaşamını yitirdi. Ülkenin 1970’ler ve 1980’lerdeki askeri diktatörlük sırasında yaşanan insan hakları ihlallerine karşı mücadelenin öne çıkan isimlerinden biri olan Bonafini’nin ölümünün ardından ülkede üç günlük yas ilan edildi.

    -Dersim’de 8 Aralık 2019’da verdiği konser gerekçe gösterilerek evine düzenlenen polis baskınıyla gözaltına alınan sanatçı Yılmaz Çelik, çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Bir süre hapishanede kalan Çelik, birkaç ay sonra tahliye edilmişti. Çelik hakkında ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla dava açılmış, 1 Haziran 2021 tarihinde ise beraat kararı verilmişti. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı sonrası sanatçı Yılmaz Çelik hakkında Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen beraat kararı, Erzurum İstinaf Mahkemesi tarafından bozuldu.

    TTB BAŞKANI PROF. DR. ŞEBNEM KORUR FİNCANCI TUTUKLANDI

    -Halkın Hukuk Bürosu (HHB) sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile müvekkilleri Gökhan Yıldırım hakkında infaz erteleme kararının kaldırıldığını duyurdu. Yıldırım’ın Silivri Cezaevine götürüldüğü kaydedildi. Yıldırım, adil yargılanma talebiyle 255 gün ölüm orucu eylemi yapmış ve sağlık durumu nedeniyle hakkında infaz erteleme kararı verildikten sonra ölüm orucunu bırakmıştı.

    -Ankara’nın Çankaya ilçesindeki eğlence mekanında çıkan tartışmada, müzisyen Onur Şener’in, kırık cam bardakla boynundan yaralanarak öldürülmesine ilişkin 5 kişi hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, 11 Kasım’da tamamlanan iddianame, Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. İddianameyi kabul eden mahkeme, üç sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar vererek, duruşma için 25 Ocak gününü belirledi.

    -Kocaeli Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde maruz kaldığı sistematik işkence sonrası kendisine tecavüz edildiğini duyuran ve 9 Aralık 2021 tarihinde intihar ettiği iddia edilen Garibe Gezer’in ölümüne ilişkin 22 Kasım Salı günü, Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, “Garibe Gezer’in ölümünde herhangi bir kimsenin kast veya kusurunun bulunduğuna dair kamu davası açmaya yeter delil elde edilemediği” gerekçesiyle “kovuşturmaya yer yok” kararı verildi.

    -Kimyasal silah iddialarının araştırılmasını isteyen açıklamaları nedeniyle tutuklanan TTB Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 7 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı.

    -25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde birçok ilde kadınlar alanlardaydı. Kadınlar, “Özgürlüğümüz için susmuyoruz. Hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz. Erkek devlet şiddetine itaat etmiyoruz” şiarıyla bir araya geldi. Polis yapılan eylemlere müdahalede bulunarak çok sayıda kadını gözaltına aldı.

    – Türk Eczacılar Birliği, mesleki sorunlara karşı Ankara’da büyük eczacı mitingi düzenledi. Yapılan açıklamada ilaç yokluğundan hak kayıplarına birçok başlık dile getirilerek, “Eczacıya hak ettiği değer verilmelidir” denildi.

    -Altılı Masa, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği önerisini açıkladı. Taslağa göre, seçim barajı yüzde 3’e indiriliyor, tek dönem seçilecek cumhurbaşkanının partisi ile ilişiği kesilecek, yargı kararı olmadan kayyım atanamayacak.

    HİRANUR VAKFI’NDA 6 YAŞINDAKİ ÇOCUĞUN CİNSEL İSTİSMARA UĞRADIĞI ORTAYA ÇIKTI

    -Gezi eylemlerinde polisin gaz fişeğiyle ayağından vurulan ve yüzde 42 engeli oluşan Aydın Aydoğan’ın davası ‘zamanaşımı’ gerekçesiyle kapatıldı. Böylelikle Gezi eylemleri sonucu açılan son dava da kapatılmış oldu.

    -KHK ile işinden olan binlerce KESK’liden biri olan Mersin Eğitim-Sen Şube Başkanı Öğretmen Mahmut Sümbül, İstinaf Mahkemesi’nin kararıyla işine iade edilmesine karşın güvenlik soruşturması gerekçe gösterilerek görevine başlatılmadı.

    -Psikolog Dr. Gözde Özdikmenli’nin, 5. sınıf öğrencisi çocuğunun zorunlu din dersinden muaf tutulması için açtığı dava reddedilmişti. Bunun üzerine Özdikmenli son çare olarak çocuğunun muaf tutulması adına din değiştirmek zorunda kaldı ve Hristiyan olmayı seçti. Özdikmenli’nin E- devlet üzerinden yaptığı din değişikliğiyle birlikte talebi kabul edildi ve çocuğu din derslerinden muaf tutuldu.

    -Kürt araştırmacı ve yazar Munzur Çem (Hüseyin Beysülen) Almanya’nın Berlin şehrinde Hakk’a yürüdü.

    -Bitlis’in Tatvan ilçesinde yaşanan bir taciz olayına dair paylaşımları nedeniyle sabah saatlerinde gözaltına alınan Bitlis Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sinan Aygül, çıkarıldığı mahkemece “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla tutuklandı.

    -Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşında kızı H.K.G.’yi 29 yaşındaki Kadir İstekli ile dini nikahla evlendirdiği ortaya çıktı. Tarikatta 6 yaşındaki çocuğa istismar skandalında kamuoyunda oluşan tepkilerin ardından gözaltına alınan Kadir İstekli ve baba Yusuf Ziya Gümüşel adliyedeki işlemleri sonrası tutuklanarak, cezaevine gönderildi.

    EKREM İMAMOĞLU’NA SİYASİ YASAK CEZASI VERİLDİ

    – İptal edilen İstanbul seçimlerinin ardından YSK üyelerine “ahmak” dediği gerekçesiyle İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verdiği 2 yıl 7 ay 15 günlük hapis cezası ve siyasi yasak kararı büyük tartışma yarattı. Kararın ardından altılı masanın siyasi parti liderleri İBB’nin Saraçhane binası önünde bir araya geldi.

    -Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK)17 Aralık Cumartesi günü Ankara Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştirmek istediği ‘Seçim bütçesi değil, geçim bütçesi istiyoruz’ mitingi Ankara Valiliği tarafından engellenmişti. Kararı protesto etmek için TBMM önünde bir araya gelmek isteyen sendika yönetici ve üyelerine burada da müdahalede bulunuldu.

    -2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. 2022 yılı için öngörülen bütçe geliri 1 trilyon 472 milyar lira iken, 2023 yılı bütçe geliri beklentisi 3 trilyon 810 milyar lira olarak gerçekleşti.

    -16 Aralık’ta evine yapılan baskınla gözaltına alınan belgesel yönetmeni Sibel Tekin, sevk edildiği adliyede “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandı. Tekin’in arşivine el konuldu.

    -Hasta ve infazı yakılan tutukluların durumuna dikkat çekmek için adalet nöbetini sürdüren ailelerin eylemine polis müdahale etti. Bir polis memuru HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encü’ye tokat attı. O anları görüntüleyen kameran Mehmet Zeki Kaya gözaltına alındı.

    -Deniz Poyraz’ın katledilmesini HDP’nin organize ettiğini söyleyen Türkiye Gazetesi yazarı Fuat Uğur, kendisini eleştiren Gazeteci Sezgin Kartal’dan davacı oldu. Karar duruşmasında Kartal beraat etti.

    -Afganistan Yüksek Öğretim Bakanlığı, üniversitelere gönderdiği bir yazıyla ülkedeki kadınların üniversite eğitiminin süresiz olarak yasaklandığını duyurdu.

    -Asgari Ücret Tespit Komisyonu, milyonlarca insanı doğrudan ilgilendiren 2023 yılı asgari ücreti belirledi. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı asgari ücret 8 bin 500 lira oldu.

    -Halkların Demokratik Partisi (HDP) tutuklu Semra Güzel’in milletvekilliği Meclis Genel Kurulu’nda yapılan oylama ardından düşürüldü. HDP’li Semra Güzel’in yasama faaliyetlerine katılmadığı nedeniyle vekilliğinin düşürülmesine dair Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu’nun raporu sonrası Meclis Genel Kurulu’nda Güzel’in vekilliğinin düşürülmesine dair oylama yapıldı. Toplamda 371 oyu kullanıldığı oylamada 330 kabul oyuna karşı 42 ret oyu kullanıldı. AKP, MHP, İYİ Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) grubu vekilliğin düşürülmesi yönünde oy kullandı. HDP grubunda yer alan tüm milletvekilleri ise düşürülmemesi yönünde görüş bildirdi.

    -Fransa’nın başkenti Paris’teki Strasbourg Saint Denis Mahallesi’nde bulunan Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne saldırı gerçekleşti. Görgü tanıklarına göre merkezin olduğu caddeye bir otomobille bırakılan kişi merkezi silahla taradı. Saldırıda 2 kişi hayatını kaybetti, 4’ü ağır en az 10 kişi yaralandı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Taştan: Cemevini bir kültürel mekan olarak yasaya yazmak inanç özgürlüğünün ihlalidir-VİDEO

    Taştan: Cemevini bir kültürel mekan olarak yasaya yazmak inanç özgürlüğünün ihlalidir-VİDEO

    PİRHA- ‘Türkiye’de Ayrımcılık Araştırması Kasım 2022’ raporunu hazırlayan Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nin yönetim kurulu üyesi Nejat Taştan, “Ayrımcılığı önlemekle yükümlü olan devletin kendisi hiçbir şey yapmıyor. Alevilerin ibadethanesi olan cemevini, bir kültürel mekan gibi kabul etmek ve bunu bir de yasalara yazmak inanç özgürlüğünün ihlalidir” dedi. 

    Eşitlik İzleme Merkezi, Ankara’da düzenlediği basın toplantısıyla kuruluşunu açıkladı. Merkez, Türkiye’de ayrımcılığa uğrayanların adalete erişiminin güçlendirilmesi için ulusal ve uluslararası alanda faaliyet yürütecek.

    Merkez açılışında, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nin (ESHİD) ‘Türkiye’de Ayrımcılık Araştırması Kasım 2022’ raporunu da açıkladı.

    Raporda yer alan verilere göre, Türkiye’de siyasi görüşünden dolayı ayrımcılığa uğradığını düşünenlerin oranı yüzde 54,3 oldu. Ankete katılanların yüzde 25,8’i etnik kökene dayalı ayrımcılığa her zaman maruz kaldığını belirtirken, yüzde 26,5’i dini inanca veya inançsızlığa dayalı ayrımcılığa, yüzde 36,6’sı da göçmen olduğu için ayrımcılığa maruz kaldığını söyledi. Cinsiyete dayalı ayrımcılığa uğradıklarını düşünenlerin oranı yüzde 36,3 oldu.

    Eşit Haklar İçin İzleme Derneği (ESHİD) yönetim kurulu üyesi Nejat Taştan, hazırladıkları rapora ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “HER ALANDA AYRIMCILIK 2018 YILINA GÖRE ÇOK FAZLA ARTMIŞ DURUMDA”

    2018 yılından bu yana ‘Ayrımcılık algısı’ üzerine her yıl rapor hazırladıklarını kaydeden Taştan, “Türkiye’de toplum ayrımcılık konusunda ne düşünüyor? Ayrımcılığın ne kadar yaygın olduğunu düşünüyor? Hangi temellerde yapıldığını düşünüyor? Ayrımcılığa uğrayan insanlar haklarını arayabiliyor mu? Raporumuzda buna bakmaya çalışıyoruz. Açıkladığımız raporun sonuçlarına göre hemen her alanda ayrımcılık 2018 yılına göre çok fazla artmış durumda. Rapor vahim bir tabloya işaret ediyor fakat buradaki tek problem ayrımcılığın artması değil” dedi.

    “AYRIMCILIĞI ÖNLEMEKLE YÜKÜMLÜ OLAN DEVLETİN KENDİSİ HİÇBİR ŞEY YAPMIYOR”

    Ayrımcılıkla ilgili devletin de, eşitlik kurumunun da bir şey yapmadığını belirten Taştan, “Araştırma bize bir şeyi daha gösterdi. Ayrımcılığı önlemekle yükümlü olan devletin kendisi hiçbir şey yapmıyor. Türkiye’de ayrımcılığı önlemekle yükümlü bir eşitlik kurumu var. O da kendi görevlerini yapmıyor. İnanç ayrımcılığı üzerinden baktığımızda şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz: Türkiye bütün uluslararası kuruluşlara verdiği beyanlarda, ‘Biz de ayrımcılık yok’ diyor. Ama bakıyoruz ki devlet bir veri toplamıyor. Alanda ne oluyor, bilemiyoruz. Devlet sadece bir inkar politikası yürütüyor. ‘Biz de ayrımcılık olmaz’ diyor. Türkiye’de olduğu kabul edilen ayrımcılığı, devlet kendisinin hiçbir rolü, fonksiyonu yokmuş, fail kendisi değilmiş toplumsal hayatta Ahmet, Ayşe’ye ayrımcılık yapıyormuş gibi gösteriyor. Kendi rolünü gündelik ilişkilerdeki ayrımcılığın üzerine yıkmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

    “TOPLUM, YASALARIN KENDİSİNİ KORUMADIĞINI DÜŞÜNÜYOR”

    Hazırladıkları raporda, devlete bağlı kurumlarda yapılan ayrımcılığın özel sektöre göre daha fazla olduğunu belirten Nejat Taştan, ülkedeki farklı inançlara sahip birçok insanın eğitim, istihdam, sağlık, barınma gibi konularda çok fazla ayrımcılığa uğradığını söyledi.

    Yaptıkları araştırmaya dair bilgiler vermeye devam eden Taştan, “Yine yaptığımız araştırmada insanların kendini güvende hissetmediği ortaya çıkıyor. Toplum yasaların kendisini korumadığını düşünüyor. Kurumların işlevini yerine getirmediğini söylüyorlar ve ayrımcılık yapanların cezasız kaldığını düşünüyorlar. Buna bağlı olarak da hak aramaktan da imtina ediyorlar. 2018 yılından bu yana yaptığımız 3 araştırmada da bu veriler net olarak ortaya konuluyor. Sünni İslam dışındaki bütün mezheplere, inançlara, inançsızlıklara bakıp bir tablo çıkartması gereken devlet, var olan ayrımcılığı inkar etmekle yetiniyor” şeklinde konuştu.

    “DEVLET SON ÇIKARDIĞI YASAYLA, BİR İNANCI KÜLTÜREL DEĞER HALİNE GETİRDİ”

    Geçtiğimiz aylarda cemevlerine yönelik yapılan saldırılara ve Meclis’e gelen torba yasa ile birlikte kurulan Alevi Bektaşi Kültür Başkanlığı birimine de değinen Taştan, sözlerine şöyle devam etti:

    “İnanç mekanlarına yönelik her saldırıda devlet durumları yaptıkları açıklamada, ‘Akli dengesi yerinde olmayan biri, mahalledeki çocuklar ya da sarhoş olan birisi yapmıştır’ diyor. Alevilik konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) verdiği zorunlu din dersleri ile ilgili kararlar var. Cemevleri kararları var, ibadethane olarak tanınmalı deniyor. Alevilik bugüne kadar bir inançtı. Devlet son çıkardığı yasayla, bu inancı bir kültürel değer haline dönüştürmeye çalıştı. Yani devlet, bir inancı inanç olmaktan çıkardı bu yasayla ve hiç kimseden ses çıkmadı.

    “TİHEK, FARKLI KİMLİKLERE SAHİP İNSANLARI KORUYAMAYACAKSA FESHEDİLSİN”

    Örneğin Türkiye İnsan Hakları Ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK) görevlerinden birisi Meclis’in yasa çalışmalarını izlemek ve o yasa çalışmaları ile ilgili görüş bildirmek. Yani ayrımcı bir hükmün yasalaşmasını engellemeye çalışmakla ilgili bir görevi var. Ancak bu yasa ile ilgili hiçbir görüş açıklamadı. Mahkemelere düşen Alevilere yönelik saldırı davalarının hiçbirisine görüş vermiyor. Eğer bir eşitlik kurumu bunları yapmayacaksa, farklı özelliklere, farklı kimliklere sahip insanları koruyamayacaksa bu kurumu feshetmek en doğrusu.”

    “DEVLET BAŞKA BİR İNANÇ, KİMLİK YOKMUŞ GİBİ DAVRANIYOR”

    Devletin Aleviler içerisinde birtakım işbirlikçiler bulduğunu ve iyi bir şey yapıyormuş gibi lanse ettiğini kaydeden Taştan, son olarak şunları kaydetti:

    “Bütünsel bir yok sayma hali var. Bir başka kimlik yokmuş gibi davranılıyor. Bir Hristiyan’ın, Alevinin verdiği vergi ile Diyanet İşleri Başkanlığı Sünni anlayış için çalışmalar yapıyor. Sünniler dışındaki tüm inançlar, mezhepler yok sayılıyor. Cumhurbaşkanı, ‘Bu ülkede farklı inançlara mensup kişilerin hakkı bana ait’ diye açıklama yaptı. Hayır, böyle bir şey olamaz. Hukukun, yasaların herkesi eşit bir şekilde kapsaması gerekiyor. Yasaların herkesi eşit bir şekilde koruması gerekiyor ama Türkiye’de böyle bir ortam yok. Alevilerin ibadethanesi olan cemevini, bir kültürel mekan gibi kabul etmek ve bunu birde yasalara yazmak inanç özgürlüğünün ihlalidir.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • 17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden 23 yıl geçti

    17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden 23 yıl geçti

    PİRHA- Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan ve Marmara Depremi, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Düzce ve Yalova ile civar il ve ilçelerde yıkıma yol açmıştı. 17 Ağustos 1999’da saat 03:02’de gerçekleşen, Richter ölçeğine göre 7,5 büyüklüğünde gerçekleşen deprem, büyük çapta can ve mal kaybına neden olmuştu.

    “Asrın felaketi” olarak tanımlanan Marmara Depremi’nin üzerinden 23 yıl geçti. 45 saniye süren Marmara Depremi, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Düzce ve Yalova’da büyük yıkımlara neden olmuştu.

    TBMM Deprem Riskinin Araştırılarak Deprem Yönetiminde Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu’nun Temmuz 2010 tarihli raporuna göre, depremde 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 43 bin 953 kişi yaralandı. Yaklaşık 200 bin kişinin evsiz kaldı, 66 bin 441 konut ve 10 bin 901 iş yerinin yıkıldığı depremden 16 milyona yakın kişi etkilendi, 285 bin 211 konut ve 42 bin 902 iş yerinde hasar tespit edildi.

    Marmara Depremi’nde İstanbul’da 454 kişi yaşamını yitirdi. Yalova, Düzce ve Gölcük’ten kentteki hastanelere getirilen yaralılardan hayatını kaybedenlerle bu sayı 981’e çıktı.

    İstanbul’da 1880 kişinin yaralandığı depremde, 41 bine yakın konut ve iş yerinde hasar oluştu, 18 bin 162 konut orta ve ağır şiddetteki hasar yüzünden oturulamaz hale geldi. İlde 3 bin 171 okuldan 820’si hasar gördü. Bunlardan 118’inde orta, 13’ünde ağır hasar belirlendi. İstanbul’daki 10 bine yakın kamu binasının 1137’sinde az, 387’sinde orta, 37’sinde ise ağır hasar oluştu.

    Depremden İstanbul’da en çok Avcılar zarar görürken, ilçede 270 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi de yaralandı. 1823 konut ve 326 iş yerinin yıkıldığı ya da ağır hasar gördüğü ilçede, 5 bin 106 konut ve 872 iş yerinde orta hasar, 3 bin 685 konut ve 461 iş yerinde de hafif hasar meydana geldi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avrupa Dersim Kültür Festivali’nin programı netleşti-VİDEO

    Avrupa Dersim Kültür Festivali’nin programı netleşti-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ve Dersim İnşa Kongresi’nin (DİK) 03-04 Haziran tarihlerinde düzenleyeceği Avrupa Dersim Kültür Festivali’nin programı netleşti.

    2020’de pandemi nedeniyle yapılamayan Geleneksel Avrupa Dersim Kültür Festivali’nin 12’incisi bu yıl 03-04 Haziran tarihlerinde Frankfurt’ta düzenlenecek. Bu yıl ki festival, Koçgiri soykırımının yüzüncü yılı vesilesiyle Zarife Ana ve Alişer şahsında Koçgiri soykırımında yaşamını yitirenlere adandı.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ve Dersim İnşa Kongresi (DİK) tarafından düzenlenen festival bu yıl Koçgiri soykırımının yüzüncü yılı vesilesiyle Alişer ve Zarife Ana şahsında Koçgiri soykırımında yaşamını yitirenlere adandı. Festivalin bu yıl ki ana şiarı ise “Soykırıma Karşı Birlikte Direnerek Kazanacağız” olarak belirlendi.

    Ulus devletin, toplumsal dinamikleri ve toplumsal kesimleri ayrıştıran, parçalayan, katılımcılığı engelleyen, karşıtlık üreten ve demoralize eden tekçi zihniyetine karşı birlikte mücadele ile Dersim’e sahip çıkılabileceğinin vurgulandığı açıklamada, güncellenen soykırımlara dur demek amacıyla Dersimi bütün yönleriyle ve renkleriyle örgütlenen festivale güçlü bir şekilde katılarak sahip çıkma çağrısında bulunuldu.

    FESTİVAL PROGRAMI 

    Festivalin ilk günü, ‘Soykırım Devam Ediyor’ konulu panelle başlayacak. Saat 20.00’de ise Cem yürütülecek.

    4 Haziran Cumartesi günü festival saat 11.00’de Yönetmen Devrim Tekinoğlu’nun konuk olacağı ‘1994 Dersim Köy Yakmaları’ belgeselinin gösterimi ile başlayacak. Saat 13.00’de gülbanglar ile açılışı yapılacak ana sahne programında HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Dersim Belediye Başkanı Fatih Maçoğlu, DEDEF Başkanı Özkan Tacer, AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Gazeteci Hayko Bağdat, FEDA Eş Başkanı Ayfer Kılınç, ADEF Başkanı Muharrem Erdoğan, DİK Eş Başkanı Hülya Yer, Alman parlamenter ve Frankfurt Belediyesi temsilcisi konuşmacı olarak yer alacak.

    Sanatçılar Stera Müzik Topluluğu, Grup Munzur, Mikail Aslan, Beser Şahin, Doğan Çelik, Lale Koçgün, Levent Özdemir ve Serhat Med sahneye çıkacak.

    Dersim kültürünün örneklerinden Varvara, Gaxan ve Dersim düğününün yer alacağı festivalde, yazarlar çadırı ve resim sergisi de ziyaretçilere açık olacak.

    PİRHA/ALMANYA

  • 2022 yılı Munzur Kültür ve Doğa Festivali yapılacak

    2022 yılı Munzur Kültür ve Doğa Festivali yapılacak

    PİRHA- 2022 yılı Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin 28 -31 Temmuz günleri arasında yapılmasına karar verildi. 

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin bu yıl yapılıp yapılmayacağı tartışılıyordu. Tunceli Belediyesi meclis üyeleri oy çokluğuyla bu yıl festivalin yapılmasına karar verdi. Festival, 28 Temmuz’da başlayıp 31 Temmuz’da sona erecek. Festivalin içeriği ise daha sonra kurumlarla yapılacak toplantıların ardından belli olacak.

    Yapılan konuşmaların ardından HDP, CHP, TKP ve SMF festivalin yapılması yönünde oy kullandı. Emek Partisi yapılmamasını isterken, AKP ise çekimser kaldı. Oylama sonucunda 2022 yılı Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin oy çokluğuyla yapılmasına karar verildi.

    PİRHA/ DERSİM

     

  • İstanbul 2022 Newroz’u: Şimdi omuz omuza mücadele zamanı, şimdi kazanma zamanı-VİDEO

    İstanbul 2022 Newroz’u: Şimdi omuz omuza mücadele zamanı, şimdi kazanma zamanı-VİDEO

    PİRHA- Yenikapı’da Newroz alanına binlerce insan akın etti. Burada okunan ortak açıklamada, emperyalizme ve faşizme karşı mücadele çağrısı yapıldı. Açıklamada, “Savaşa karşı barış, AKP-MHP faşizmine karşı özgürlük, yoksullaştırmaya karşı iş ve ekmek için omuz omuza mücadeleye çağırıyoruz.
    Şimdi omuz omuza mücadele zamanı! Şimdi kazanma zamanı” denildi. 

    İstanbul 2022 Newroz’u binlerce kişinin katılımıyla Yenikapı Miting alanında kutlanıyor.

    Metro çıkışlarında polis tarafından oluşturulan arama noktalarının yanı sıra İstanbul Newroz Tertip Komitesi tarafından belirlenen görevliler ayrı bir arama noktası kurdu. Polisin engelleyici tutumuna rağmen yurttaşlar, pankart ve flamalarıyla alana giriş yaptı.

    Tertip komitesi adına Atilla Özdoğan konuşma yaptı.

    HDP İstanbul İl Eş Başkanları İlknur Birol ile Ferhat Encü açılış konuşması yaptı.

    İlknur Birol, “Söz verdik baharı bu ülkeye getireceğiz. Şimdi kazanma zamanı. Eğmediğimiz başımızla ileriye bakmak ve kazanmak zamanı.
    Yenikapı bugünden itibaren Newroz alanıdır” dedi. Yenikapı’da Newroz ateşini Barış Annesi Güler Buğday yaktı.

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve HDP Milletvekili Züleyha Gülüm, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, TİP Milletvekili Ahmet Şık, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz’in de katıldığı Newroz Bayramı’nın ortak metnini ise Tuğçe Özçelik okudu.

    Açıklama şöyle:

    “Selam olsun! İstanbul’un dört bir tarafından gelip bu meydanı coşkuyla, cesaretle, umutla dolduran Demirci Kawa’nın oğullarına kızlarına.
    Selam olsun! ülkenin dört bir yanında direnenlere, cezaevlerinde, işyerlerinde, tarlalarında, yaylalarında, dağlarında, ovalarında, sokaklarında, üniversitelerinde direnenlere.
    Selam olsun Demirci Kawa’nın sınıf kardeşlerine, selam olsun kapitalist sömürüye direnen işçi sınıfına.
    Selam olsun! yeni bir dünyayı, yeni bir ülkeyi, yeni bir yaşamı, yeni bir geleceği kurmak için düşünen kafalara, yazan kalemlere, haber yapanlara, işleyen ellere, söyleyen dillere.
    Selam olsun inatçı direnişleriyle erkek egemen iktidara meydan okuyan, karanlığın ülkemiz üzerine topyekun çökmesine izin vermeyen kadınlara.
    Selam olsun özlemini duyduğumuz bir yaşamın bedelini hayatlarıyla ödeyenlere, kalbimize gömdüğümüz, mücadelemizde yaşayan en güzel yoldaşlarımıza.
    Selam olsun! yeni güne selam olsun! Newroza.

    “EMPERYALİZM, FAŞİZM, EN KİRLİ YÜZÜ VE KANLI ELBİSESİYLE BÖLGEMİZİN ÜZERİNDE DOLAŞIYOR”

    Emperyalizm ve faşizm en kirli yüzü ve en kanlı elbisesiyle ülkemizin ve bölgemizin üzerinde dolaşmaktadır. 30 yıl önce güneyimizden başlattıkları; Irak, Suriye, Yemen, Libya’ya yayarak sürdürdükleri yeniden sömürgeleştirme ve hegemonya savaşını bugün de kuzeyimizden, Ukrayna’dan başlattılar. Bizler, bölge ve dünya halklarına sömürü, zulüm, ölüm ve göçlerden başka bir şey getirmeyen bu emperyalist sömürgecilik ve hegemonya savaşlarını ve işgalleri reddediyoruz.
    Ülkemizde de Alevilerin ve Kürt halkının kimliğinin, kültürünün inkarına dayanan; Kürtlerin anadillerini asimile etmeye çalışan, siyasal haklarını tanımayan devlet politikalarını ve Kürt Halkının siyasal temsilcilerine dayatılan tecrit, hapsetme ve yok etme politikalarını reddediyoruz. Şenyaşar ailesi ve Deniz Poyraz cinayetleri başta olmak üzere Kürtlere karşı işlenen canice cinayetlerin yargılanmamasını, adaletin sağlanmamasını reddediyoruz.

    “CEZAEVLERİNDE TECRİTİ REDDEDİYORUZ”

    Özgürlük, eşitlik, demokrasi, adalet, insanca yaşam mücadelesi veren ve bu mücadelelere önderlik eden işçilerin, üniversite öğrencilerinin ve hocalarının, gazetecilerin, ekolojistlerin/yaşam savunucularının cezaevlerinde tecrite, baskıya, işkencelere maruz bırakılmalasını reddediyoruz.
    İşçilerin, ağır koşullarda, açlık sınırındaki ücretlerle çalıştırılmalarını, ağır bir yoksulluk ve sömürüye maruz bırakılmalarını; hakları için mücadele edenlerin polis terörüne maruz bırakılmalarını, işten atılmalarını, sendikal haklarının gasp edilmesini reddediyoruz.
    Derelerin, tarım alanlarının, ormanların, zeytinliklerin kısaca doğanın ve kentlerin ortak kullanım alanlarının sermayenin yağmasına, politika erbabının rantına kurban edilmesini reddediyoruz.

    “OKULLARI TARİKATALRIN FAALİYETİ HALİNE GETİREN UYGULAMALARI REDDEDİYORUZ”

    Gençlerin geleceğini yok eden, üniversitelerin bilimsel niteliğini ortadan kaldırıp gerici-faşist siyasetin işgaline açan, eğitimin bütününü ise bir yandan ticarileştirirken diğer yandan dinselleştiren, din eğitimini 4 yaşa kadar indirmeyi hedefleyen, okulları tarikatların faaliyet alanı haline getiren uygulamaları reddediyoruz.
    Kadınların ve lgbt+ların yaşam haklarına saldıran, şiddeti ve eşitsizliği yasallaştırmaya çalışan erkek egemen politikaları reddediyoruz.
    Emperyalistlerin ve faşizmin dünyada ve ülkemizde halklara dayattığı yaşam biçimi savaş, sömürgecilik, faşizm ve neoliberal yağmacılıktır ve biz böyle bir yaşamı reddediyoruz.
    Bugün bu meydanda ve ülkemizin birçok meydanında Newroz için bir araya gelen onbinler, yüzbinler, milyonlar savaşa, faşizme, yoksullaştırmaya karşı seslerini yükseltiyorlar.
    Newroz ezilen halkların özlemini duyduğu barışı, kardeşliği, eşitliği kazanmanın mücadelesidir.
    Savaşa karşı barış, AKP-MHP faşizmine karşı özgürlük, yoksullaştırmaya karşı iş ve ekmek için omuz omuza mücadeleye çağırıyoruz.
    Şimdi omuz omuza mücadele zamanı! Şimdi kazanma zamanı! Newroz kutlu olsun.”

    “ÖNCELİKLE SAVAŞ POLİTİKALARINI ORTADAN KALDIRACAĞIZ”

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ise şöyle konuştu:

    “Eşitliğin demokrasinin yolunu açıyoruz. Bu yol zor bir yoldur. Zulümle, baskıyla, engellemelerle doludur. Ama hiçbir güç bizi engelleyemez. Çünkü bugün kazanma zamanıdır. Sadece iktidarı değiştirmekle kalmayacağız, yeni bir başlangıç yapacağız. Newroz bu ülkeye getireceğimiz baharın başlangıcıdır. Mutlaka başaracak mutlaka kazanacağız. Bu iktidar savaş politikaları ile ayakta kalıyor. Öncelikle bu savaş politikalarını ortadan kaldıracağız. Barışa giden yolu Kürt sorununun demokratik çözümü ile açacağız. 2013 Newroz’unda okunan o barış deklarasyonun arkasındayız, biz Domabahçe’de açıklanan metnin arkasındayız. Biz barışa gitmekte kararlıyız, sözümüzde duruyoruz.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • On binler Mersin Newrozu’nda: Birlikte başaracağız-VİDEO

    On binler Mersin Newrozu’nda: Birlikte başaracağız-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de onbinler Newroz ateşi etrafından bir araya geldiği  kutlamada 3’üncü yolun önemine ve ortak mücadeleye dikkat çekilerek, ‘Birlikte başarcağız’ denildi.

    Bu yıl “Dem dema serkeftinê ye” (Şimdi kazanma zamanı) şiarıyla Çukurova bölgesinde 5 il ve 2 ilçede kutlanacak Newroz’un hazırlıkları tamamlandı. İlk Newroz kutlaması Mersin’de Tırmıl Alanı’nda kutlanmaya başlandı. Alan, polis bariyerleri ile kapatılırken; Newroz’a gelmek isteyen 2 farklı arama noktasında üstleri aranarak, alana geçebildi. Alan renga renk flamalarla süslenirken, alana; “Tecrit kıracağız faşizmi yeneceğiz”, “Newroz piroz be” ve “Kemal Kurt ölümsüzdür” pankartları asıldı. Ellerinde Newroz bayrakları ile sarı, kırmızı ve yeşil flamalar olan kadın ve çocuklar, “Biji Newroz” sloganı ve zılgıtlarla alana girdi.

    Kutlamalara; HDP, HDK, DBP, TJA, Barış Anneleri Meclisi, Mersin Emek ve Demokrasi Güçleri, HDP Milletvekilleri Fatma Kurtulan ve Rıdvan Turan ile SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce, Birleşik Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk ve eski milletvekili Sırrı Sakık ile 7’den 70’e binlerce yurttaş katıldı.

    “ORTAK MÜCADELE İLE BU İKTİDARI GÖNDERECEĞİZ”

    Açılış konuşmasını yapan HDP Mersin İl Eş Başkanları Bedriye Kuş ve Avukat Hoşyar Sarıyıldız, kitleyi selamlayıp, Newroz’unu kutladı. Konuşma ardından Newroz ateşini Barış Annelerinizce alkış ve zılgıtlarla yakıldı. Kadın ve çocuklar Serhılda ezgisini söyleyerek, halaya durdu. HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, kitlenin Newroz’unu kutladı. Yarın bu günden daha güzel olacağını ifade eden Turan, yarının tecridin kalktığı ve barışın bir gün olacağını dile getirdi. Tüm halkın Newroz’unu kutlayan SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce, AKP ve MHP ittifakının halka; baskıyı, zulmü, yoksulluğu ve savaşı dayattığını belirterek, bu politikalara karşı tüm kesimlerin direndiğini söyledi. Yüce, 3’üncü yolun önemine ve ortak mücadeleye dikkati çekerek, sortak mücadeleyle bu iktidarı göndereceklerini ifade etti.

    “BİRLEŞİK MÜCADELEYİ YÜKSELTECEĞİZ”

    Halkın Newroz’unu kutlayan Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, “Şimdi birlikte kazanma zamanı. Yaşasın Newroz” dedi. Öneren, iktidarın politikalarına karşı diz çökmeyip, mücadele ettiklerini ifade ederek, halkın birleşik mücadelesini yükseltme zamanı olup, isyan ateşini harlayacaklarını vurguladı. Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk, tüm hasta tutuklular ile tutuklu Kürt siyasetçilere selam söyledi. Kürtçe’ye dönük saldırılara değinen Merttürk, ülkede eşitlik ve barış mücadelesini yükselteceklerini kaydetti.

    “SİZLER NEWROZ’U YOKLUKTAN YARATTINIZ”

    Tüm halkın Newroz’unu kutlayan eski milletvekili Sırrı Sakık, “Sizler Newroz’u yokluktan yarattınız. Bugün milyonlar olarak kutluyoruz. Diyoruz ki Newroz kutlu olsun kadınlara halklara kutlu olsun. Ve Kürtlerin ulusal birliğine vesile olsun. 92’deki Newwroz’da yüzlerce insan katledildi. Biz bugün onlar için Newroz ateşini bir kez daha yakacağız” dedi. Tüm hasta tutuklular ile tutuklu Kürt siyasetçilerin de Newroz’unu kutlayan Sakık, “Sizin iradenizi ve HDP’yi tanımayanlar faşisttir. HDP halktır, halk burada” diye konuştu. Sakık, bu toprakların ihtiyacının barış masasının tekrardan kurulmak olduğunu belirterek, “Dişimiz tırnağımızla demokrasi mücadelesi veriyoruz. Halkı baskıcı yöntemlerle çözemezsiniz. Barış masasını kuracaksınız. Bu toprakların ihtiyacı çözüm sürecine dönmektir” diye konuştu.

    “DEKLARASYONU HAYATA GEÇİRECEĞİZ”

    Son olarak konuşan HDP Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan, Newroz’un sadece bir bayram değil, dirilişin direnişin adı olduğunu söyleyerek Rahşanları, Berivanları, Zekiyeleri bir kez daha saygı ile andığını söyledi. Bu yıl ki Newrozu Kürtlerin dostalarıyla birlikte örgütleyerek alanlara geldiklerini dile getiren  Kurtulan “Biz Kürtler 2013 yılındaki Newroz’un izinden gidiyoruz. 2013 Newroz’unda Sayın Öcalan bir deklarasyon yayınladı. Diyarbakır Newroz’unda Sayın Öcalan Kürt sorunun demokratik çözümünün nasıl olacağını dünyaya, Türkiye’ye dünyaya bizlere izah etti. Biz Kürtler Sayın Öcalan’ın sunduğu deklerasyonun hayata geçmesi için  sonuna kadar mücadele edeceğiz” dedi. “İktidar Sayın Öcalan’la görüşecekler başka çareleri yok” diyen Kurtulan 3’üncü yolla mücadele edip, bu ülkeye barış getireceklerini kaydetti.

    Newroz kutlamaları, sanatçı Talat Yeşil, Azad Bedran ve Mehmet Aykut’un sahne alması kitlenin coşkusu bir kat daha arttı. Newroz çekilen halaylarla sona erdi.

    PİRHA/MERSİN

  • Dersimli kadınlar: Kadın cinayetlerinin olmadığı bir yıl olsun-VİDEO

    Dersimli kadınlar: Kadın cinayetlerinin olmadığı bir yıl olsun-VİDEO

    PİRHA- 2021 yılında kadınlar hakları için sokaktaydı. Dersimli kadınlar, 2022’ye dair mesajlarında kadın katliamlarının olmadığı, doğa ve tüm canlıların korunduğu, barışın hakim olduğu bir yıl olmasını istediler.

    2021 yılı geride kalırken, yıl boyunca hem dünya hem de Türkiye çalkantılı bir süreç yaşadı. Koronavirüs salgınının da eklenmesiyle kapitalist modernite krizi yaşandı. Türkiye ise ekonomik krizin yanında siyasal krizin de etkisiyle derin bir ekonomik buhran yaşadı, yaşıyor. Yüzyıllar boyunca olduğu gibi bu yılda Alevi toplumunun inançsal ve kültürel varlığı inkar edilirken, kamusal alandaki eşit yurttaşlık hakları tanınmadı.

    2021 yılında kadınlar yaşamları ve hakları için sokaktaydı. İstanbul Sözleşmesi’nin tek taraflı feshine, katliamlara, tacize ve tacevüze karşı seslerini yükseltirken, 2022 yılına dair değerlendirmede bulunan Dersimli kadınlar, 2022’ye dair mesajlarında kadın katliamlarının olmadığı, doğa ve tüm canlıların korunduğu, barışın hakim olduğu bir yıl olmasını isteyerek, PİRHA’ya şu mesajları paylaştılar:

     

  • Alevi kurum temsilcileri: 2022, sağlık ve huzur dolu bir yıl olsun-VİDEO

    Alevi kurum temsilcileri: 2022, sağlık ve huzur dolu bir yıl olsun-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurum temsilcileri 2021 yılının zor bir ağır bir yıl olduğunu belirterek, 2022’nin sağlık, huzur, ayrılıkların olmadığı ve barış içinde bir yıl olması mesajını paylaştılar.

    2021 yılı geride kalırken, yıl boyunca hem dünya hem de Türkiye çalkantılı bir süreç yaşadı. Koronavirüs salgınının da eklenmesiyle kapitalist modernite krizi yaşandı. Türkiye ise ekonomik krizin yanında siyasal krizin de etkisiyle derin bir ekonomik buhran yaşadı, yaşıyor. Yüzyıllar boyunca olduğu gibi bu yılda Alevi toplumunun inançsal ve kültürel varlığı inkar edilirken, kamusal alandaki eşit yurttaşlık hakları tanınmadı.

    2021 yılında Alevi toplumunun eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, zorunlu din derslerinin kaldırılması, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kapatılması, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi, çeşitli adlar altında işgal edilen inanç merkezleri ve kutsal mekanlarının tahrip edilmeyip, Alevi toplumuna bırakılması gibi temel talepleri bu yıl da karşılık bulmazken, uluslararası mahkemelerin vermiş olduğu kararlar bu yıl da uygulanmadı.

    Alevi kurum temsilcileri, 2021 yılının her alanda zor geçtiğinin altını çizerken 2022’ye dair PİRHA’ya şu mesajları paylaştılar:

     

  • ‘2022’ye sevgi ve barış hakim olsun’-VİDEO

    ‘2022’ye sevgi ve barış hakim olsun’-VİDEO

    PİRHA- 2021 yılı geride kalırken, sanatçılar 2022’ye dair sevginin ve barışın hakim olduğu bir yıl paylaşımında bulundular.

    2021 yılı geride kalırken, yıl boyunca hem dünya hem de Türkiye çalkantılı bir süreç yaşadı. Koronavirüs salgınının da eklenmesiyle kapitalist modernite krizi yaşandı. Türkiye ise ekonomik krizin yanında siyasal krizin de etkisiyle derin bir ekonomik buhran yaşadı, yaşıyor. Yüzyıllar boyunca olduğu gibi bu yılda Alevi toplumunun inançsal ve kültürel varlığı inkar edilirken, kamusal alandaki eşit yurttaşlık hakları tanınmadı.

    Sanatçılar, 2022’ye dair PİRHA’ya şu mesajları paylaştılar:

     

     

  • Alevi kurum başkanları: Eşit, özgür ve barış içinde bir yıl olsun-VİDEO

    Alevi kurum başkanları: Eşit, özgür ve barış içinde bir yıl olsun-VİDEO

    PİRHA- 2021 yılı geride kalırken, Alevi kurum temsilcileri 2022 yılına dair verdikleri mesajlarda, ötekileştirmenin olmadığı, Alevi haklarının tanındığı, eşit yurttaşlığın hayat bulduğu bir yılın olmasını ifade ettiler.

     

    2021 yılı geride kalırken, yıl boyunca hem dünya hem de Türkiye çalkantılı bir süreç yaşadı. Koronavirüs salgınının da eklenmesiyle kapitalist modernite krizi yaşandı. Türkiye ise ekonomik krizin yanında siyasal krizin de etkisiyle derin bir ekonomik buhran yaşadı, yaşıyor. Yüzyıllar boyunca olduğu gibi bu yılda Alevi toplumunun inançsal ve kültürel varlığı inkar edilirken, kamusal alandaki eşit yurttaşlık hakları tanınmadı.

    2021 yılında Alevi toplumunun eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, zorunlu din derslerinin kaldırılması, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kapatılması, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi, çeşitli adlar altında işgal edilen inanç merkezleri ve kutsal mekanlarının tahrip edilmeyip, Alevi toplumuna bırakılması gibi temel talepleri bu yıl da karşılık bulmazken, uluslararası mahkemelerin vermiş olduğu kararlar bu yıl da uygulanmadı.

    2022 yılına dair değerlendirmede bulunan Alevi kurum temsilcileri, ötekileştirmenin olmadığı, Alevi haklarının tanındığı, eşit yurttaşlığın hayat bulduğu bir yılın olmasını ifade ederek, PİRHA’ya şu mesajları paylaştılar:

     

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Yeni yıla yeni zamlar ile girildi: Elektrik, doğalgaz, akaryakıt, köprü geçiş ücretleri zamlandı

    Yeni yıla yeni zamlar ile girildi: Elektrik, doğalgaz, akaryakıt, köprü geçiş ücretleri zamlandı

    PİRHA-2021 yılında devam eden zamlar yeni yılda da sürüyor. Elektrikten, doğalgaza, akaryakıttan, köprü geçiş ücretlerine kadar birçok kaleme yeni zamlar yapıldı.

    2022 yılına yeni zam haberleri ile girildi. Elektrikten doğalgaza, akaryakıttan köprü geçiş ücretlerine, taşıt vergilerinden pasaport harçlarına kadar birçok kaleme zam yapıldı.

    ELEKTRİK ZAMLANDI

    Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu yaptığı açıklamada “1 Ocak 2022 tarihinden itibaren mesken aboneleri için aylık 150 kWhe kadar olan tüketim miktarları için nihai fiyat 1,37 TL/ kWh, aylık tüketimlerin 150 kWhın üstündeki kısmı için ise 2,06 TL/ kWh olarak uygulanacaktır” ifadelerini kullandı. Buna göre elektriğe konutlarda 150 kWh’ın altında kalan tüketim için yüzde 52, üzerindeki tüketim içinse yüzde 127 zam geldi.

    DOĞALGAZA DA ZAM YAPILDI

    Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) 2022 yılı Ocak ayı doğalgaz toptan satış fiyat tarifesine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamaya göre, konutlarda kullanılan doğalgaza yüzde 25 zam yapılırken; büyük sanayi ve ticari kuruluşlara sağlanan doğalgaza ise yüzde 50 zam yapıldı.

    AKARYAKITA YİNE ZAM 

    Akaryakıt fiyatlarındaki zam ise devam ediyor. 1 Ocak itibarıyla benzin, motorin ile LPG’ye de yeni zamlar geldi. Benzine 61 kuruş, motorine 1 lira 29 kuruş, LPG’ye ise 78 kuruş zam geldi.

    KÖPRÜLERDEN İKİ YÖNLÜ ÜCRET ALINACAK 

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, İstanbul’da 1 Ocak’tan itibaren geçerli olacak köprü ve Avrasya Tüneli ücretlerini açıkladı. Açıklamada, “Boğaz Köprülerinde tek yön otomobil geçiş ücreti 8,25 TL olarak belirlenmiştir” denildi. Geçtiğimiz yıl köprü geçiş ücreti yüzde 26 zamlanmış ve 13,25 liraya yükseltilmişti. 2022 yılı itibariyle geçiş ücreti tek yön değil çift yönlü olacak ve araç sahipleri toplam 16,50 lira ödeyecek.

    Bakanlık açıklamasında, ”Avrasya Tüneli’nde ise otomobil geçiş ücreti 05:00 24:00 saatleri arasında tek yönde 53 TL, 00:00 – 05:00 saatleri arasında yüzde 50 indirimli olarak 26,50 TL olarak belirlenmiştir” ifadesi yer aldı.

    MTV’YE DE ZAM GELDİ

    Motorlu Taşıtlar Vergisi’nde (MTV) yeniden değerleme oranını yüzde 25 olarak belirleyen Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete’de yayımlanmıştı. Bu karara göre ocak ayı itibariyle ödenecek MTV yüzde 25 olarak zamlanmış oldu.

    PASAPORT, EHLİYET, HARÇ ÜCRETLERİ VE CEZALARA ZAM

    1 Ocak itibariyle pasaport, ehliyet, harç ücretleri ve ödenecek trafik cezaları da zamlandı.

    Tüm bu kalemlerde uygulanacak zam yüzde 36.20 olarak açıklandı. 1 Ocak’tan itibaren süresi 6 ay olan pasaport için 339 lira, 3 yıldan fazla süreli olanlar için 1477 lira ödenecek. 820 lira olan B sınıfı ehliyet harcı 2022’de bin 116 liraya yükselecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD’den yeni yıl mesajı: Biz Aleviler ırkçılığa ve şeriata karşı mücadeleye devam edeceğiz

    PSAKD’den yeni yıl mesajı: Biz Aleviler ırkçılığa ve şeriata karşı mücadeleye devam edeceğiz

    PİRHA- PSAKD Genel Merkezi yayınladığı yeni yıl mesajında, “Biz Aleviler, 2022 yılında da ırkçılığa ve şeriata karşı tüm devrimci ve demokratlarla omuz omuza olmaya devam edeceğiz” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi (PSAKD), yeni bir yıla girerken mesaj yayınladı.

    Yazılı olarak paylaşılan mesajda, AKP iktidarı gitmeden, savaşlar bitmeden 2022’de ezilen ve ötekileştirilenler açısından değişen bir şey olmayacağı belirtilirken, 2022’nin emekçiler açısından güzel bir yıl olması için, tüm ötekileştirilmiş ve yoksulluğa mahkûm edilmişlerin, laiklik, demokrasi ve özgürlük için omuz omuza mücadele verilmesi gerektiği vurgulandı.

    “AKP GİTMEDİĞİ SÜRECE YOKSUL HALKLARIN 20 YILLIK KABUSU DEVAM EDECEK”

    AKP İktidarı gitmediği sürece halklar için huzurlu ve umutlu bir yıl olmayacağı ifade edilen açıklamada şu sözlere yer verildi:

    “Başta Alevi halkına yönelik olmak üzere, hak ihlallerinin devam edecek, özellikle Kürt politikacılar ve devrimcilere karşı baskılar devam edecek, çocukların istismara uğraması meşru görülecek, kadınlar sokağa dahi çıkamayacak, işsizlik, yoksulluk ve savaş devam edecek. Yani yoksul halkların 20 yıllık kabusu devam edecek.

    Çünkü AKP demek, yoksulluk açlık iflas ve yalan demektir. Doğa katliamları, ekolojik dengenin bozulması, adaletsizlik demektir. Basına sansür, siyasetçilere yasak, Kürtlere ölüm, Alevilere imha, kadınlara ölüm, hayvanlara eziyet demektir.

    “TÜM EMEKÇİLER LAİKLİK, DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK İÇİN OMUZ OMUZA MÜCADELE ETMELİDİR”

    2022’nin biz emekçiler için güzel bir yıl olması için, tüm ötekileştirilmiş ve yoksulluğa mahkum edilenlerin, laiklik, demokrasi ve özgürlük için omuz omuza mücadele vermeleri gerekmektedir.

    Biz Aleviler olarak 73 millete bir nazar ile bakmanın bilinci ve şiarıyla tüm dünya halklarının özgür ve mutlu bir yıl geçirmelerini diliyoruz…”

    PİRHA/ANKARA

  • Diyanet’in 2022 bütçesi şaşırtmadı!

    Diyanet’in 2022 bütçesi şaşırtmadı!

    PİRHA- Meclis Başkanlığı’na sunulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2022 bütçesi 3,2 milyarlık artışla 16,1 milyar lira olarak belirlendi. Bu rakamlara göre DİB bakanlıklar da dahil 26 kuruluşunun bütçesini geride bırakıyor. 

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla geçtiğimiz hafta “2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi” Meclis Başkanlığı’na sunuldu.

    2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa İlişkin Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın 15 Ekim 2021’de TBMM’ye sunmuş olduğu 2022 Yılı MYBK’na göre; Genel Bütçe için ayrılan pay 1 Trilyon 750 Milyar TL, Bütçe Geliri beklentisi ise 1 Trilyon 472 Milyar TL, net borçlanma beklentisi ise 278 Milyar TL olarak belirlendi.

    Son zamanların en çok tartışılan kurumlarının başında yer alan Alevilerin yapısının değiştirilmesi veya kaldırılması yönündeki taleplerinin de olduğu Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) bütçeden 26 kamu kurumunu geçerek 3,2 milyarlık artışla 16,1 milyar lira ayrıldı.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2022 bütçesine göre, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı gibi bakanlıklarının da yer aldığı 26 kuruluşunun bütçesini geride bırakıyor.

    PİRHA/ANKARA