Etiket: 2024 yılı

  • İHD 2024 yılı raporunu açıkladı: Hapishanelerde insan onuruna uygun yaşam standartları getirilmeli-VİDEO

    İHD 2024 yılı raporunu açıkladı: Hapishanelerde insan onuruna uygun yaşam standartları getirilmeli-VİDEO

    PİRHA-İHD, 2024 Yılı Türkiye Hapishanelerinde Hak İzleme Raporu’nda çok sayıda hak ihlallerini kamuoyuna duyurdu. Yapılan açıklamada, 2024 yılı içerisinde çok sayıda işkencenin uygulandığına dikkat çekildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishaneler Komisyonu, 2024 Yılı Türkiye Hapishanelerinde Hak İzleme Raporu’nu açıkladı.

    “MEVCUT İKTİDAR ANLAYIŞI, İNSANLARI HAPSETME ÜZERİNE BİR GELECEK TAHAYYÜLÜ ÖNGÖRMEKTEDİR”

    2024 yılı içinde en az 26.632 ihlal meydana geldiği belirtilen açıklamada, “Hapishanelerde yaşamlarını yitiren mahpuslar, anneleriyle birlikte tutulan 0-6 yaş arası çocuklar dahil olmak üzere her başvurucu ve başvuruların içinde yer alan mahpus sayısına göre ihlaller alınmıştır. Ancak bu ihlallerin tüm mahpuslara uygulandığı düşünüldüğünde ihlallerin yüzlerce katı kadar gerçekleştiğini söylemek abartı olmayacaktır. İhlaller, rapor eki olan mahpuslar tarafından gönderilen mektuplar, mahpus-avukat görüşleri, aile ve yakınları tarafından yapılan başvurular, şubeler tarafından hazırlanan raporların bir araya getirilmesiyle oluşturulan dokümantasyondan tespit edilen ihlaller bu raporu haline oluşturmaktadır. 2024 yılında 54 İlde bulunan 15 Açık Ceza İnfaz Kurumu, 1 Kadın Açık Ceza İnfaz Kurumu, 2 Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, 8 Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu olmak üzere 148 hapishaneden başvuru/bilgi alınmıştır. Ayrıca Yurtdışından Irak’ta Bağdat Rufese Hapishanesi, Duhok Hapishanesi, Gürcistan’da Batum/Kuvaisi, Filipinler’de İsabella Cuayan Hapishanelerinden de toplam 29 başvuru alınmıştır” değerlendirmesine bulunuldu.

    Türkiye hapishanelerinde yaşanan sorunlar, bu raporda ve eklerinde ele alınan sorunlar ile kayıt altına alınan örneklerin çok daha ötesinde olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Türkiye hapishanelerinde mevcut durumu ortaya koyacak bilgi ve veriye sivil toplum örgütlerinin girmesi ve raporlama yapması engellendiği için olanaklı değildir. Bu raporda yer alan ihlaller sadece İHD’nin ulaşabildiği gerçek durumun çok kısıtlı bir bölümü ortaya koymaktadır” denildi.

    Raporu pdf halinde indirmek için: 2024 Yılı Hapishane Raporu

    PİRHA/ANKARA

  • İHD Dersim hak ihlalleri raporunu açıkladı: Toplumsal hak ihlalleri hız kesmeden devam etti-VİDEO

    İHD Dersim hak ihlalleri raporunu açıkladı: Toplumsal hak ihlalleri hız kesmeden devam etti-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Dersim Şubesi, 2024 yılındaki hak ihlalleri raporunu açıkladı. Yapılan açıklamada, “2024 yılı boyunca Türkiye’de, birçok coğrafyada olduğu gibi Dersim’de de toplumsal hak ihlalleri, derinleşen adaletsizlikler ve hukuk dışı uygulamalar hız kesmeden devam etmiştir” denildi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, 2024 yılındaki hak ihlalleri raporunu dernek binasında yaptığı basın toplantısında açıkladı. Açıklamayı İHD Dersim Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Yaşar Sezgin okudu.

    “DERSİM’DE HUKUK DIŞI UYGULAMALAR 2024 YILINDA DA DEVAM ETTİ”

    2024 yılı boyunca Dersim’de toplumsal hak ihlalleri, derinleşen adaletsizlikler ve hukuk dışı uygulamaların hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Hüseyin Yaşar Sezgin, “İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi olarak, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden ekolojik yıkıma, iş cinayetlerinden kolluk kuvvetlerinin orantısız şiddetine kadar birçok hak ihlalinin, Dersim’de de sıkça karşılaştığımız bir gerçeğe dönüştüğünü üzüntüyle ifade ediyoruz. Bu hak ihlalleri yalnızca bölgemizde değil, tüm Türkiye’de insan hakları mücadelesi verenlerin ve sivil toplumun önünde engel teşkil etmektedir. Dersim, çevre haklarının ve doğal yaşamın korunması adına en büyük tehditlerle karşı karşıya kalan coğrafyalardan biridir. Ekolojik yıkımın, ormanların talan edilmesi, su kaynaklarının kirletilmesi ve baraj projeleri ile hızla arttığı bölgemizde, bu süreçlerin yalnızca çevreye değil, halk sağlığına ve yaşam alanlarına büyük zararlar verdiği bir gerçektir. Dersim’deki ekolojik talan, Türkiye’nin birçok yerinde yaşanan benzer sorunlarla paralellik göstermektedir. İlimizde sıkça karşılaşılan kolluk kuvvetlerinin orantısız şiddeti ve temel hakların ihlali, bölgede yaşanan toplumsal olaylarla bağlantılı olarak arttı. Gözaltılar, tutuklamalar ve keyfi soruşturmalar, halkın demokratik haklarını kullanmasını engellemektedir. Kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanımı, yerel halkın güvenliğini tehdit etmekte ve hukukun üstünlüğünü zayıflatmaktadır” dedi.

    “ADALETİN SAĞLANMASI İÇİN DAHA GÜÇLÜ BİR MÜCADELE GEREKMEKTEDİR”

    Dersim, yalnızca Türkiye’nin değil, tüm dünya ile benzer hak ihlallerinin yaşandığı bir coğrafya olduğunu belirten Sezgin, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Kayyım atamaları, yerel demokrasiyi yok sayan bir uygulamadır. Kayyım siyaseti, halkın iradesini hiçe saymakta ve demokratik sistemin işlerliğini tehlikeye atmaktadır. Belediyelerimize kayyım atanmasını kabul etmiyor, belediye eş başkanlarının görevlerine iade edilmesini talep ediyoruz.

    Bu ihlallerin sona ermesi, adaletin sağlanması ve özgürlüklerin güvence altına alınması için daha güçlü bir mücadele gerekmektedir. Kadın hakları, çevre hakları, ifade özgürlüğü ve demokratik haklar için hep birlikte hareket etmeye çağırıyoruz. Hak ihlalleri sona ermeli, adaletin ve özgürlüğün önündeki engeller kaldırılmalıdır. Bizler, İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi olarak, demokratik hakların savunulması, adaletin sağlanması ve herkesin eşit ve özgür bir şekilde yaşaması için ortak bir mücadeleye davet ediyoruz. Birlikte, barış, adalet, eşitlik ve özgürlük temelli bir toplum inşa etmek için el birliğiyle çalışmalıyız.”

    PİRHA/DERSİM

  • Çilem Küçükkeleş: 2025 Alevi örgütlenmesinin büyüyeceği bir yıl olmalı- VİDEO

    Çilem Küçükkeleş: 2025 Alevi örgütlenmesinin büyüyeceği bir yıl olmalı- VİDEO

    PİRHA- Gazeteci Çilem Küçükkeleş, 2024 yılının Aleviler açısından zor geçtiğine, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı faaliyetleriyle asimilasyon, inkar ve imha politikalarının devreye sokulduğu bir yıl olduğuna dikkat çekti. Örgütlenmenin önemine vurgu yapan Küçükkeleş, “2025’te Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına karşı neler yapılacağı doğru organize edilirse iyi sonuçlar elde edilebilir” dedi.

    2024 yılı dünyanın birçok yerinde savaşların yoğun bir biçimde sürdüğü, kadınlara ve çocuklara yönelik erkek şiddetinin artış gösterdiği, Alevilere ve azınlık gruplarına yönelik hak ihlallerinin devam ettiği, kayyım politikalarının yeniden devreye sokulduğu bir yıl oldu.

    Öte yandan 2024 yılı, bir önceki yıllar gibi iktidarın Alevilere karşı yürüttüğü kültürel ve inançsal asimilasyon saldırılarına, Alevi toplumu ve kurumlarının da bu saldırılara karşı mücadelesinin sürdüğü bir yıl oldu.

    CAN TV Yayın Kurulu Üyesi ve Gazeteci Çilem Küçükkeleş, 2024 yılını PİRHA için değerlendirdi.

    “SAVAŞ YENİ KAOSLARA YOL AÇTI”

    Ortadoğu’daki savaşların toplumları çok büyük bir şekilde etkilediğini belirten Küçükkeleş, 2024’ün toplumların hak mücadelesinin terörize edildiği, toplumların rızasının alınmadığı, devletlerin halklara büyük baskılar uyguladığı bir yıl olduğunu söyledi.

    Özellikle İsrail’in Filistin’e uyguladığı soykırım ve yerinden etme savaşıyla başlayan Lübnan’a uzanan ve son olarak Suriye’yi HTŞ’nin ele geçirdiği bir düzenin, yeni kaoslara yol açtığını kaydeden Küçükkeleş, “Bu yıl, sivil halklara en büyük saldırıların yaşandığı bir yıl oldu ve HTŞ’nin Suriye’de yönetimi ele geçirmesi özellikle Aleviler açısından çok kaygı verici. Çünkü bu zihniyet, uzun zamandır toplumların reddettiği, mücadele ettiği akıllardı ama bu akıllar devletler tarafından silahlandırılıp halkların üstüne salındı.İslamiyetin iddia ettiği karşıt mücadeleyi gösteriyormuş gibi gözüken, İslami tüm kimliklerin bundan nemalanmaya çalıştığı yer, eninde sonunda İsrail’e hizmete dönüştü. Arap Baharı toplumların demokrasi talebi üzerinden geliştirdiği bir mücadeleyken devletler toplumların elinden zor gücüyle bu mücadeleyi ellerinden alıp kaos ve trajediye dönüştürdü” diye konuştu.

    Ortadoğu’daki kaosun; devletlerin zor kullanma, yolsuzluk, suç konusunda cesaretlendiren ikili bir hukuka yol açtığını ve Türkiye’de de böyle bir rejimin var olduğunu vurgulayan Küçükkeleş, “Devletlerin çürüdüğü, kirlendiği ve toplumu da çürümeye ittiği rejimler ortaya çıktı. Türkiye’de de bu böyle. Her gün toplum en olmayacak denilen olaylarla karşılaşıyor, korkunç bir yoksulluk var. Maalesef ki toplumun itirazının göründüğü bir yere dönüşemiyor devletin baskı kurması sebebiyle” sözlerini kullandı.

    “ALEVİLER İÇİN ZOR BİR YILDI”

    2024’ü Aleviler açısından da değerlendiren Çilem Küçükkeleş, en büyük sorunlardan birinin Kültür Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘nın faaliyetleri olduğuna dikkat çekti.

    Küçükkeleş, şunları dile getirdi:

    “2024 zor bir yıldı Aleviler açısından. Bu başkanlığın ideolojisi hepimizi Türklüğe örgütlemek şeklinde tespitlerde bulundu Alevi camiası, gerçekten de bu başkanlığın 2024’teki eylemleri bu yönde oldu. Bu başkanlık Aleviliğe bir kayyıma dönüştü ve Aleviliği tarif etmek, nasıl bir din olduğunu anlatmak, resmi devlet eliyle bir Alevilik yaratmak istedi. Devlet gücünü kullanıyor bu başkanlık. Ele geçirmek, tabela asmak, sandalye almak gibi küçük köylerdeki cemevlerinin ihtiyaçlarını görme şeklinde çeşitli faaliyetler yürüterek buraları kendine bağlanmaya zorluyor. Damal’da bir muhtar, aynı zamanda bir cemevi başkanı gözaltına alındı ve yerine kayyım atandı. Devletin güçlü olma halini Alevi toplumu üzerinde kullanmak ve mekanlarına el koymak, nasıl Alevilik yaşanacağını tasvir etmek istiyor.

    ALEVİ ÖRGÜTLENMESİ DAHA DA GÜÇLENMELİ

    Öte yandan Alevi kurumları öncelikli hedeflerini bu yapılanmaya aldılar, neye hizmet ettiğini çok net anlattılar ve bu kurumu net bir şekilde reddettiler. Bu duruş çok kıymetliydi. Ancak henüz nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzun pek de farkında değiliz bence. Anayasalarla yok hükmündeyiz hala. Bir plastik sandalyeye, bir tadilata vs. hiç tenezzül etmemek gerek. Tenezzül etmek bu suça bulaşmak demektir. Çünkü devlet sizi de kendisine benzeterek çürütüyor. Bunlara karşı dikkatli olmak ve daha güçlü bir örgütlenme yaratmamız gerekiyor. Sadece sokağa çıkıp eylem yapmakla değil, köy köy gezerek bu tehlikeler anlatılabilir. 2025 yılında Alevi örgütlerinin geçmiş yıllarda yürüttüğü tüm faaliyetler dışında farklı faaliyetler yürütmesine ihtiyaç var. Bu mücadeleye toplumu katarak çok güçlü sonuçlar elde edilebilir. 2025’te Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına karşı neler yapılacağı doğru organize edilirse iyi sonuçlar elde edilebilir. Yoksa bugün Diyanet’in ürettiği politikanın yarın bizi beklediğini unutmamak gerekir.”

    Küçükkeleş, 2025 yılının Alevi örgütlenmesinin daha da güçlendiği, Alevi kurumlarına sahip çıkıldığı, farklılıklarla zenginleşilen bir yıl olmasını dileyerek, tüm Alevilerin yeni yılını kutladı.

    Fatoş SARIKAYA-Devrim FINDIK/ İSTANBUL

  • Aleviler, 2024 Yılında da iktidarın asimilasyon girişimlerine karşı büyük direniş gösterdi-VİDEO

    Aleviler, 2024 Yılında da iktidarın asimilasyon girişimlerine karşı büyük direniş gösterdi-VİDEO

    PİRHA- Aleviler için 2024 yılı direniş yıl oldu. Anyı zamanda iktidarın inkar ve asimilasyon politikaları da devam etti. AKP-MHP iktidarının kurduğu, Alevi toplumunun ‘Alevi Diyaneti’ olarak tanımladığı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Aleviliği tanımayan cemevlerinin maddi ihtiyaçlarını karşılayınca Alevilerin taleplerini karşıladığını iddia eden politikalarına karşı Alevi toplumu ve kurumlarının da “Tanımıyoruz!” başlıklı direnişi 2024 yılına damgasını vurdu.

    Aleviler nezdinde 2024 yılı, bir önceki yıllar gibi iktidarın Alevilere karşı yürüttüğü kültürel ve inançsal asimilasyon saldırılarına, Alevi toplumu ve kurumlarının da bu saldırılara karşı mücadelesinin sürdüğü bir yıl oldu.

    Aleviler, 2024 yılında, Türkiye ve dünyanın bir çok merkezinde yaptıkları eylem ve etkinliklerle, Alevi toplumunun yok sayılan kimliğini ve eşit yurttaşlıktan kaynaklı ortaya çıkan haklarını savunmaya devam etti.

    AKP-MHP iktidarı, Alevi toplumunun ‘Alevi Diyaneti’ olarak tanımladığı Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle Alevi toplumunu ‘böl-parçala-yönet’ politikasıyla ayrıştırmaya ve çeşitli vaatlerle yanına çekmeye çalıştı. Alevi toplumu ve kurumlarıysa, 2024 yılı boyunca bu politikaya karşı Hacı Bektaş Veli’nin ‘Bir olalım, diri olalım, iri olalım’ sözünü haykırarak, “Devletin Alevisi olmayacağız” dediler.

    AKP-MHP İKTİDARI ALEVİLERİN ASİMİLASYONUNA DÖNÜK ÇALIŞMALARINA ALEVİLER YIL BOYUNCA DİRENDİ!

    AKP-MHP hükümeti, Alevilere karşı yeni hamlesini Eylül 2022’de uygulamaya koyarak, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Kültür Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Devlet, Alevilerin varoluşsal haklarını ve meşru demokratik taleplerini karşılamak ve anayasal güvenceye almak yerine, inkarda ısrar ederek, başkanlık eliyle Alevileri bölmeye çalıştı.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, İlahiyat görevlilerine, islamcı akademisyenlere “Alevi Ansiklopedisi” hazırlatırken, yıl boyunca kentlerde yaptıkları toplantılara, üniversitelerde yaptıkları etkinliklere katılım zorunluluğu getirdi.

    AKP/MHP iktidarı, uzun yıllardır dinselleştirmek için çabaladığı eğitim sistemini ÇEDES projesiyle bir üst aşamaya taşıdı. İmam, müezzin gibi din görevlilerinin okullarda görevlendirilmesinin yanında, İzmir ve Eskişehir’de okullarda olması gereken öğrencileri, camilere taşımak için çalışma başlattı.

    Cemevi Başkanlığı bu kez ‘Alevi-Bektaşi Deyiş, Nefes, Semah, Duaz-ı İmam ve Muharremiyye Güzel Okuma Ses Yarışması’ düzenleme kararı aldı. Yarışmaya başta zakirler ve aşıklar olmak üzere Alevi toplumu tepki göstererek, “Bu Yol aşk ile yürütülen bir yoldur” dedi.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, yıllardır Alevi kurumları tarafından yapılan Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’ne müdahale etmek amacıyla “alternatif” etkinlik düzenledi. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın etkinliğine katılan sanatçılar, boş sandalyelere konser verirken, Alevi kurumları yürüyüş ve oturma eylemleriyle iktidarın tavrını protesto etti.

    AKP-MHP hükümeti Alevi Bektaşi Ansiklopedisi için çalışma başlattı. Alevi Bektaşi Ansiklopedisi’ni hazırlayan kadronun Sünnilerden/ilahiyatçılardan oluştuğu biliniyor. Alevi inancı üzerindeki asimilasyon politikaları tartışılmaya devam ederken Alevi kurumları, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde hazırlığı yapılan Alevi-Bektaşi Ansiklopedisi çalışmasını eleştirdi.

    Alevi toplumu ve kurumları devletin ÇEDES başta olmak üzere sürdürdüğü inkar ve asimilasyon politikasına karşı eylem ve etkinliklerle cevap verdi.

    İşte Aleviler açısından 2023 yılında yaşananlar:

    ALEVİ KURUMLARI HACI BEKTAŞ’TA!

    *61. Ulusal 35.Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, Alevi örgütlerinin Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda yaptığı oturma eylemi ile başladı.

    *Alevi örgütleri hükümetin düzenlediği Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerini protesto etmek için Hacıbektaş’ta bir araya geldi.
    Yapılan toplantının ardından Alevi örgütlerinin Genel Başkanları Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamadan sonra dergahın birinci avlusunda oturma eylemi yapılarak Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenlediği anmaya tepki gösterildi.

    *MHP’nin desteğiyle AKP hükümeti tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, Alevi federasyonlarını yok sayarak Hacıbektaş’ta program düzenlemesi tepkilere neden oldu. Hükümetin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle bugün Hacıbektaş’ta düzenlediği etkinliğe sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın verdiği karta sahip olanların katılmasına izin verildi. Etkinliğe alınmayan halk ise duruma barikatların ardından tepki göstererek, “Sandalyeler içeride boş duruyor ama bizi içeri almıyorlar” dedi.

    ALEVİ KADINLAR, 2024 YILINI HAREKETLİ GEÇİRDİ

    *Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şubesi tarafından yapılan “Alevi Kadınlara Yönelik Ayrımcılığa Karşı İşbirliği” çalıştayında başta Alevi kadınlar olmak üzere, toplumda eşitsizliğe maruz bırakılan tüm kadınların sorunları konuşuldu. Çalıştayda kadınlara yönelik yapılan saldırılara karşı mücadele vurgusu yapıldı.

    *Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde kurulan Alevi Kadın Meclisi, kuruluşunun da ilan edileceği 1. Kadın Konferansı’nı 3 Şubat’ta Ankara’da Yılmaz Güney Sahnesi’nde gerçekleştirdi.

    *Alevi ve göçmen toplumları ile kadınları destekleyen çalışmalarıyla tanınan Zeynep Yeşilyurt, 2024 Avustralya Üstün Hizmet Madalyası’na layık görüldü.

    *Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Kuzey Bölge Temsilciliği Bileşenleri üyesi kadınların düzenlediği ve 2-4 Şubat tarihleri arasında Almanya’nın Lüneburg kentinde 1. Alevi Kadın Kampı düzenlendi.

    *Toplumun tepkiyle karşıladığı Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesine yönelik Alevi toplumunun itirazı sürüyor. ÇEDES uygulamanın iptali için Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi de harekete geçerek ve imza kampanyası başlattı. “ÇEDES projesi iptal edilsin!” başlığı ile change.org üzerinden 22 Haziran tarihinde imza kampanyası başlatan Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi’nin çağrısı ile imza verenlerin sayısı 10 bin oldu.

    *DAD Kadın Meclisi, kadına yönelik şiddetle mücadele günü kapsamında bir çok kentte açıklama yaparak, etkinlik düzenledi.

    *Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, 3 günlük eğitim kampı düzenledi. Program dahilinde Avrupa’da yaşayan kadınların örgütlenme süreçlerinin yanı sıra çözüm önerileri de ele alındı.

    ALEVİ TOPLUMU ÇEDES’E KARŞI MÜCADELESİNİ SÜRDÜRDÜ

    *Aleviler; ÇEDES ve zorunlu din derslerine karşı bu yıl da çalışmalarını sürdürdü.

    *AKP-MHP hükümetinin yürürlüğe koyduğu “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi kapsamında laik eğitim karşıtı uygulamalar sürüyor. Okullarda derslere giren imam ve vaizler, din içerikli derslere katılmaya devam ederken, bu yıl öğrenciler camiye götürülmeye çalışıldı.

    *İzmir Bornova’da 7’si anaokulu, 32’si ilkokul, 27’si ortaokul ve 33’ü lise tam 99 okuldaki öğrencilere, eğitim verilecek caminin adresi bildirildi. İzmir Fen Lisesi’ne de eğitimi belli olmayan Ahmet İnce adlı bir Kuran Kursu öğreticisi görevlendirildi. Bornova Alevi Bileşenleri, Bornova’da 99 okula ÇEDES Protokolü kapsamında atanan imamları protesto etmek amacıyla Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada “Karanlığa teslim olmayacağız” denirken, açıklama sonrası nöbet eylemi başlatıldı.

    *Mersin Cemevi, ‘değerler eğitimi’ adı altında okullara imam ve din görevlilerinin atanmasını sağlayan Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) protokolüne karşı kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla konferans düzenledi. Konferansa Mezitli ve Toroslar Cemevi yöneticileri, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, kentteki emek ve demokrasi kurum temsilcileri, çok sayıda öğretmen ve yurttaş katıldı.

    ALEVİLER YIL BOYUNCA BASKI, TEHDİT, GÖZALTI VE TUTUKLAMAYLA KARŞI KARŞIYA KALDI

    *Ardahan Valisi Hayrettin Çiçek, Ardahan’daki Alevi dedeleri, Cemevi başkanları ve 28 Alevi köyü muhtarlar ile yaptığı toplantıda, muhtarlardan köylerindeki cemevlerini Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlanmalarını istedi. İçişleri Bakanlığı Bakan Müşaviri Esma Ersin’in de bulunduğu toplantıda Muhtar Şahismail Güyük Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına bağlanmaya karşı çıktığı için gözaltına alındı, muhtarlığı düşürüldü, yerine kayyım atandı. Tepkiler üzerine kayyım yerine birinci aza atandı. Şahismail Güyük, Alevi olduğu ve haklarını savunduğu için gözaltına alındığını ve yargılandığını söyledi. Alevi toplumu Güyük’e sahip çıkarak, kayyım atanmasını kınadı.

    *DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüseyin Aral hakkında, idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarının anmasında yaptığı açıklamadan dolayı, “Halkı kin ve düşmanlığı teşvik” gerekçesiyle soruşturma başlatıldı. Mersin Adliyesi’ne çıkarılan Aral, yurt dışı yasağı konularak serbest bırakıldı.

    *Sivas/Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 insanı anma programına katılmak için Türkiye’ye gelen İsrafil Erbil, 1 Temmuz’da İstanbul havaalanında gözaltına alındı. 2019 ve 2020 yıllarında Maraş Katliamı’nı ve katliamcıları lanetlediği konuşmalar gerekçesiyle gözaltına alınan Erbil, İstanbul Havalimanındaki nöbetçi adliyede ifade verdikten sonra serbest bırakıldı. Britanya Alevi Federasyonu Kurucu Başkanı İsrafil Erbil’in, Maraş Katliamı ile ilgili sözleri nedeniyle yargılandığı davanın görülen karar duruşmasında mahkeme, Erbil’e 7080 TL adli para cezası verdi.

    *Sosyal medya paylaşımı gerekçesiyle sabah erken saatte evlerine yapılan polis baskınıyla gözaltına alınan ve ardından Balıkesir Terörle Mücadele Şubesi’nde ifadesi alınan Alevi Kültür Dernekleri (AKD)Burhaniye Şube Başkanı Muharrem Keskün, Balıkesir Eski Devlet Hastanesi’ndeki sağlık kontrolünün ardından serbest bırakıldı.

    *PİRHA Mersin Muhabiri Diren Keser, evine yapılan baskınla gözaltına alınıp tutuklandı. Keser’in tutuklanmasına tepki göstermek için PİRHA ve CAN TV’deki çalışma arkadaşları basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Meslektaşımız ve mesai arkadaşımız Diren Keser’e verilen ceza da esasında özgür basına, doğru habere, muhalefetin sözüne, habercilik kimliğine verilmiş bir cezadır” denildi. Alevi kurumları da Diren Keser’in serbest bırakılmasını istedi.
    PİRHA Mersin Muhabiri Diren Keser, tutuklu bulunduğu cezaevinden avukatı aracılığıyla mesaj göndererek, “İktidarın gazetecilere yönelik susturma hamlelerine karşı hakikatin peşinde koşmaya devam edeceğiz. Cezaevinde de olsam gazetecilik yapmayı sürdüreceğim” dedi. 10 Önce sosyal medyada paylaştığı haberler nedeni ile toplamda 10 ay tutuklu kalan gazeteci Diren Keser 1 Ağustos’da tahliye edildi.

    *İstanbul’da 12 Şubat günü İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alınıp, yurt dışına çıkış yasağı konularak serbest bırakılan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya, Erzincan Sulh Ceza Mahkemesi Anayasa Suçlar Masası’nda hakim karşısına çıktı. Çankaya’nın yurt dışı yasağı kaldırılarak, duruşma 18 Mart’a ertelendi.

    *Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ile Antep Şube Başkanı olarak atanan Hasan Çolak hakkında İhtiyati Tedbire Muhalefet” nedeniyle hapis cezası verildi. Ankara’da 1 Mart 2024’te yapılan duruşmada AKD Genel Başkanı Yılmaz ile Antep Şube Başkanı Çolak hakkında 3 gün disiplin hapsi cezası uygulanması yönünde karar çıktı. Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, İzmir Bayraklı Adliyesi’ndeki işlemleri sonrasında cezaevine girdi.

    *Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Gazi Şehitleri Cemevi Yöneticisi Eren Odabaş tutuklandı. Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nden Silivri Hapishanesi’ne sevk edilen Odabaş, tutuklanmadan önce agresif yumuşak doku tümörleri tedavisi görüyordu. 4 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi.

    *Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek hakkında 2016 yılında ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla açılan davada verilen 7,5 yıl hapis cezası onandı. Kırmızıçiçek’e verilen 7,5 yıllık hapis cezasına yurttaşlar, tepki gösterdi.

    *TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ile TV10 programcısı Veli Haydar Güleç’in yargılandığı davadan karar çıktı. Mahkeme, her iki isim için örgüt üyeliği yönünden beraat kararı verirken, Veli Büyükşahin’e propaganda suçundan 1 yıl 3 ay 22 gün, Veli Haydar Güleç’e ise 1 yıl 6 ay 22 gün ceza verdi.

    *Sanatçı Cihan Çelik’e, Koçgiri Katliamı’na ilişkin yazılan ‘Koçgiri Başladı Harba’ isimli şarkıyı seslendirdiği gerekçesiyle ‘örgüt propagandası yapmak’ suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Savcılık, Çelik’e ‘örgüt propagandası yapmak’ suçlamasından ceza verilmesini talep ederken Çelik ve avukatı mütalaaya karşı savunma yapmak üzere süre talebinde bulundu. Bunun üzerine mahkeme, duruşmayı 18 Şubat 2025 tarihine erteledi.

    *Yazar Ayhan Aydın hakkında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik yaptığı sosyal medya paylaşımları nedeniyle dava açıldı. Aydın, 9 Temmuz Salı günü saat 09.30’da İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ifade verdi.

    *AABF Yönetim Kurulu Üyesi Enver Uzungeliş, Türkiye’ye giriş yaptığı sırada pasaport kontrolünde gözaltına alındı.

    *Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm sabaha karşı evinden gözaltına alındı. İfadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.

    ALEVİLERE YÖNELİK AYRIMCI POLİTİKALAR BU YIL DA DEVAM ETTİ

    *6 Şubat depremlerinde ağır hasar görerek yıkılan Narlı Cemevi’nin inşası devam ediyor. AKD Narlı Şubesi Başkanı Tahir Ortaş, devletin Alevi ve Kürt yerleşim bölgelerine yardım etmediğini ifade ederek, “Biz bundan dolayı ciddi bir projeye adım atmak istedik. Valilik, bizler için ayrılan bütçeyi almak için Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı ile protokol imzalamamızı istedi. Böyle bir kuruma karşı olduğumuzu söylediğimizde projeye maddi destek sunmayacaklarını beyan ettiler” dedi.

    *İzmir Karabağlar’da Alevi köyünde kaçak olarak inşa edilen İsmailağa Cemati’ne ait yurt ve Kur’an kursu binası yıkım kararı olmasına rağmen faaliyetlerine başladı.

    *Sivas’ın Kangal ilçesinin Tekke (Samut) köyüne 500 metre mesafede mermer ocağının açılmasına itiraz eden köylüler Samut Baba Türbesi önünde yaşam nöbeti başlattı.

    *Aleviler, Çorum’un Osmancık ilçesinde Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılmasına tepki gösterdi.

    *Dersim Alevileri için kutsal sayılan en önemli yerlerden birisi olup son yıllarda doğal güzellikleri nedeniyle turizme de açılan Munzur Gözeleri’nin 1. Derece doğal Sit alanı olmaktan çıkarılıp, statüsünün 2’nci dereceye düşürülmesine karşı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Dersim İl Koordinasyon Kurulu, bu kararının iptali yönünde Erzincan İdare Mahkemesi’ne dava açmıştı. Açılan bu dava kapsamında mahkeme heyeti, 1 Kasım’da Munzur Gözelerinde keşif yaptı. Kamuoyunda ciddi tepkilere yol açan bu karar Alevi kurumları, demokratik kitle örgütü temsilcileri ve yurttaşlar tarafından protesto edildi.

    *Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı Güllüce köyünde cemevi-cami projesi kapsamında yapılan binada ezan okunuyor. Alevi oldukları halde günde 5 defa ezan okunmasına karşı çıkan köylüler, ezan okunmasının asimilasyon faaliyeti olduğunu, Aleviliğin bitirilmek istendiğini belirttiler.

    *Kırşehir-Nevşehir il sınırları arasında uzun zamandır altın madeni arama sondajları yapan altın şirketleri, Keşlik bölgesinde altın sondajları başlatılacağı, Hırka Dağı’nda Hacı Bektaş Veli’nin altında yattığı belirtilen ardıç ağacının olduğu bölgede de uranyum arandığı haberleri tepkilere neden oldu. Alevi-Bektaşi inancında kutsal kabul eldilen Aslanağzı suyu tehdit altında.

    *İstanbul Karaağaç Alevi Bektaşi Dergahı’na AKP tarafından hileli satış yöntemiyle el konularak İl binası yapılmış ancak yıkım sırasında külliye alanındaki tüm mezarlar ve tarihi eserler tahrip edilerek yok edilmek istenmişti. Alevi Bektaşi Eğitim ve Kültür Vakfı açtığı davayı kazanırken, AKP tarafından tahrip edilip yerinden edilen Karaağaç Alevi Bektaşi Dergahı’na ait mezar taşları yeniden dergahtaki yerlerine bırakıldı.

    *Elbistan’a bağlı Yapılıpınar, Gülpınar, Sevdilli, Yalıntaş, Yoğunsöğüt köyü ile birlikte Serçekuyusu, Kocapınar, Karakuyu mezralarına ulaşım hala toprak yollar ile sağlanıyor. Durumdan şikayet eden köylüler yetkililerden yol yapılmasını talep etti. Köylüler, çok defa dilekçe vermelerine rağmen geri dönüş yapılmadığını söyledi. Kışın ulaşımın daha da zorlaştığını dile getiren köylüler, mağdur olduklarını belirttiler.

    *Kırıkkale’nin Delice İlçesine bağlı Büyükavşar yerleşkesi, geçmiş yıllarda belde belediyesi statüsünü dahi elde etti ancak yine de yol hizmeti alamadı. Yöre halkı, Alevi olmaları nedeniyle yollarının yapılmadığını dile getirdi.

    *Ardahan’ın çoğunluğu Alevilerden oluşan Damal ilçesinde 14’e yakın köy okulu kapatıldı. Bölge halkı Damal’ın merkezine açılması planlanan imam hatip ortaokulu nedeniyle köylerde bulunan okulların kapatıldığını ve amacın Alevilerin çocuklarını imam hatip okuluna göndererek asimile etmek olduğunu belirtti.

    *Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 11-13 Haziran’da toplandı. Aleviler tarafından açılan davalara ilişkin alınan ara kararda Türkiyeli yetkililerin, zorunlu din eğitiminden vazgeçmeleri için uygun seçenekler sunması yönünde vurgu yapıldı. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Aralık 2024 sonuna kadar öngörülen tedbirler hakkında Türkiyeli yetkilileri bilgi vermeye davet etti.

    *Dersim’in Hozat ilçesinde bulunan Dersim 38 Duvarı’nda bulunan fotoğraflar Hozat Kaymakamlığı emriyle polis tarafından yerinden söküldü.

    *Tokat Almus Kaymakamı kendisine teşekkür etmeyen Hubyar Köyü muhtarına küsüp yapması gereken hizmetlerden vazgeçti. Durumu yerinde inceleyen Ali Kenanoğlu, “Alevi, Sünni ayrımcılığı yapmayın, hizmeti eşit götürün. Sarıören köyüne hizmet yapılırken Hubyar köyüne hizmet götürülmeyeceğine dair verilen söz kabul edilemez” dedi.

    *Alevilerin yoğunlukta yaşadığı Amasya’nın Kirazlıdere Mahallesi’nde, 7 Temmuz gecesi birçok evin kapısına “Hacet Namazı” başlıklı bildiri bırakıldı. Hangi örgüte ait olduğu bilinmeyen notta, Hacet Namazının nasıl kılınacağına dair detaylar yer alıyor. Muharrem ayının ilk gününde yaşanan olay, mahalleliler tarafından tepkiyle karşılandı.

    Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan Gazeteci Diren Keser ve İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz’ın, dede ile görüşme talebi kabul edildi.

    *Cemevlerinin Aydınlatma Giderlerinin Ödenmesine Dair Kültür ve Turizm Bakanlığı Yönetmeliği, 20 Nisan’da Resmi Gazete’de yayınlandı. Aleviler, cemevlerinin aydınlatma giderlerinin ödenmesine dair Kültür ve Turizm Bakanlığı Yönetmeliği’yle ayrımcılık yapıldığı, cemevi binasında bile ayrışmaya gidildiği gerekçesiyle tepki gösterdi.

    *HÜDA-PAR Dersim Belediye Başkan adayı Muhammet Ata Yüksel’in verdiği bir röportajda “HÜDA-PAR bir Alevi partisidir’’ sözlerini dile getirmesi Alevi toplumunun büyük tepkisine neden oldu.

    *Dersim’in doğasına, kültürüne, diline, inancına yönelik saldırılar devam ediyor. Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    *Avusturya hükümeti, ülkedeki Alevilere İslam dayatmasında bulunarak Aleviliğin bağımsız/özgür bir inanç olduğunu kabul etmiyordu. AİHM’ye başvuran AABF, Aleviliğin bağımsız bir inanç olduğunu belirtti, 4 yıl sonra mahkeme Alevileri haklı, Avusturya hükümetini ise haksız buldu. Federasyonun Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya, mahkeme kararının büyük bir kazanım olduğunu söyledi.

    *Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri’nin 26 Şubat’ta yapacağı 55. dönem toplantıda din dersinin yanında Alevilere yönelik ayrımcı politikalar da görüşüldü. Alevi Düşünce Ocağı, Türkiye’deki duruma ilişkin BM Yüksek Komiserliği’ne bir bilgi raporu gönderdi. Raporda, Türkiye’de Alevi toplumunun eşit vatandaşlık haklarından yararlanamadığı, Türkiye hükümetinin Alevilerin haklarını sağlamakta isteksiz davrandığı vurgulandı.

    *AİHM kararlarının uygulanıp uygulanmadığını denetlemek üzere Strazburg’da toplanan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, her devletin AİHM kararlarına uyma yükümlülüğünün altını çizerek, Türkiye’de inanç özgürlüğü ile zorunlu askerlik ve din eğitimi konularında ilerleme çağrısında bulundu.

    *Okmeydanı Cemevi’nde polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt’un davası Çağlayan Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, Sanık Sezgin Korkmaz’a 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Avukatlar ve Kurt’un ailesi “Adalet istiyoruz” diyerek karara tepki gösterdi.

    *Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde hayatını kaybeden 33 kişinin yakınlarının 10 yıl önce yaptıkları bireysel başvurusunu 15 Şubat’ta görüştü. Anayasa Mahkemesi, Alevilerin zaman aşımına karşı yaptığı başvurunun ek rapor hazırlandıktan sonra görüşülmesine karar verdi.

    *Adam yayınlarından 1982 yılında çıkan William Faulkner’in ‘Döşeğimde Ölürken’ romanını çeviren ve bir cümlede geçen ‘ensest’ sözcüğünü ‘Kızılbaş’ olarak çevirdiği ortaya çıkan Murat Belge’ye Aleviler, aydınlar tepki gösterdi. Murat Belge’nin derhal özür dilemesi gerektiği belirtildi. Bu arada, kitabın 2021 yılındaki baskısında ‘Kızılbaşlık’ sözcüğünün çıkarıldığı görülüyor.

    *Tokat merkeze bağlı Günçalı köyünde Alevilerin kutsalı olan ve ibadetlerini gerçekleştirdikleri Çal Baba alanına maden ocağı yapılması için ruhsat izni verildi. Ruhsatın iptali için dava açacaklarını belirten DAÇE gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, AKP’nin Alevi köylerini özellikle hedef aldığını söyleyerek, “Maden ruhsatları Alevilerin köylerini ve inanç yerlerini dağıtmak için bir araç olarak kullanıyor” dedi. Alevi dedesi Muharrem Erkan ise “Bu Alevilere, insanlara, doğaya yapılan en büyük zulümdür” dedi.

    *Muş Varto’da yaşayan O.Ö. isimli kişinin sosyal medyada paylaşılan semah dönme videosunun altına yaptığı ayrımcı/nefret paylaşımı, ilçedeki Alevi vatandaşların tepkilerine neden olmuştu. Bir süre görevden uzaklaştırılan O.Ö isimli kamu çalışanı, hakkındaki suç duyurusuna rağmen tekrar işbaşı yaptırıldı.

    *Çevresel tahribatlarıyla tanınan Koza Altın İşletmeleri, Göle’de yeni bir talan projesini hayata geçirmek istiyor. Yöre halkı ise her türlü maden faaliyetine karşı olduklarını belirterek “Bu projelerde daha çok siyasi faaliyet yürütülüyor. Özellikle Alevi ve Kürt köylerinde maden çalışmaları yapılıyor” ifadelerini kullandı.

    *Aydın’ın Bozdoğan ilçesindeki Tahtacı köyü Alamut’ta JES projesi yapılmak isteniyor. Alamutlular, “Yaşam alanımız yok edilmek isteniyor. Bu köyü haritadan silmek istiyorlar. Biz bunları Akbelen’den, Bergama’dan, Kaz Dağları’ndan, Cerattepe’den ve en son Erzincan İliç’ten tanıyoruz” diyerek projeye tepki gösterdi.

    *Kars Sarıkamış’a bağlı Aşağısallıpınar köyüne kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında, ‘Bu köye cami yapılacak. Camisiz hiçbir köy kalmayacak’ diretmesi sonrasında cami yapılmıştı. Aradan geçen 4 yılda camiye imam atanmadığı ve köy halkından kimsenin gitmediği belirtildi. Köylüler caminin cemevine çevrilmesini istiyor.

    *Hacıbektaş Belediyesi, Hacıbektaş Veli Dergahı içerisindeki bir kısım araziyi (174 Ada 7 Parsel) Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne sattı. 4 Ağustos 2022 tarihinde verilen kararla birlikte 9 milyon 24 bin TL karşılığında söz konusu arazi Hacıbektaş Veli Tekke ve Cami Vakfı’na devredildi. Dergâh içerisinde yer alan araziye geçtiğimiz yıllarda şadırvan yapılmak istenmiş ancak, Alevi toplumunun tepkileri üzerine geri adım atılmıştı.

    *Alevilere yönelik nefret saldırıları son bulmuyor. Üniversite öğrencisi F.B.’ye oda arkadaşları işkence yaptı. Kesici aletle yaralanan F.B., ‘Alevi olduğum için yaptılar’ dedi. İşkence gören öğrenci, saldırganların kendisine, “Alt ırksınız. İtlaf edilmeniz lazım. Köle olduğunuzu kabullenmelisiniz. İtaat etmek zorundasınız. Seni bu odada istemiyoruz. Buradan gitmezsen seni öldürürüz” dediklerini de aktardı. Bir çok Alevi kurumu işkenceye uğrayan öğrenciye sahip çıkarken, üniversite yönetimi soruşturma başlattığını açıkladı.

    *Malatya’nın Hekimhan ilçesinin Alevi köyü Hasançelebi’ye halkın talebi olmadan imam atandı. Muhtar Ali İhsan Durak, benzer girişimin yıllar önce de olduğunu belirterek, “Geçmişte yine bir imam atadılar ancak cemaat olmadığı için 1 yıl kalıp gitti. Üç gün önce aniden ezan sesi duyunca tuhaf olduk. Köylüler bu duruma itirazlarını dile getirecektir” dedi. Megafonla ezan okutulmasına köylüler tarafından tepki gösterildi.

    *Tokat ve Sivas’a bağlı birçok Alevi köy yollarının yapılmasının inançlarından ve siyasi fikirlerinden dolayı yapılmadığını belirten HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, Tokat’ta Alevi ve Sünni köylerinin aynı uzaklıkta olduğu halde Sünni köylerinin hatta mezralarının yollarının ve hizmetlerinin yapıldığına dikkat çekerek, İl ve İlçe yöneticilerinin gerekli hizmetleri eşit şekilde yapması gerektiğini söyledi.

    *Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi, 2023 yılı içerisinde basın taraması sonucu elde ettiği verilere göre; Alevilere, Kürtlere ve mültecilere dönük en az 208 ırkçı ve ötekileştirci saldırının yaşandığını açıkladı.

    *Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Karagöz köyü mevkiinde Dimin Madencilik tarafından yapılması planlanan Krom Ocağı arama ve üretim projesi ile ilgili toplantı, katılım olmadığı için yapılamadı. Dersim sivil toplum örgütleri, köylüler ve muhtarlar tarafından proje protesto edildi. Köylüler, “Bu alanlar bizim hali hazırda üretim yaptığımız alanlar. Her yıl binlerce hayvanın otladığı, tonlarca süt, peynir üretilen, yoğun bir arıcılık faaliyetinin yapıldığı, yüzlerce çeşit bitkiye sahip alanlar” dedi.

    *İlk olarak ajansımız PİRHA’nın duyurduğu ve 300 yıllık Tahtacı Alevi Türkmen köyü olan Uzundere’ye kaçak Kuran kursu ve öğrenci yurdu inşa edildi. 1/1000 ölçekli uygulama imar planında çocuk oyun alanı, park, yol, dere ve ağaçlandırılacak alanda kalan parsele inşa edilen yapı için Karabağlar Belediyesi birden fazla ceza kesti ve yıkım kararı aldı. 50 kişilik maskeli bir grup mahkeme kararıyla yapılmak istenen yıkıma karşı direnirken, emniyet ekip göndermedi. Mülk sahiplerinin yapı ile ilgili Karabağlar Belediyesi’ne ruhsat başvurusunun olmadığı öğrenildi. Binanın imar mevzuatına aykırı olarak zemin artı iki kat olarak yapıldığını tespit edildi.

    *Sivas’ın Kangal ilçesinin Tekke köyüne 500 metre mesafedeki mermer ocağının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ÇED olumlu raporu verilerek açılmasına tepki gösteren köylüler, “Aleviler açısından önemli bir yere sahip olan Samut Baba Türbesi de mermer ocağından etkilenecek. Mermer ocağının çalışması durumunda insanlar artık gelmemeye başlayacak” dedi.

    ALEVİLER; MADIMAK, GAZİ, DERSİM, ÇORUM MARAŞ KATLİAMLARINDA YAŞAMINI YİTİRENLERİ ANDI

    *Alevi kurum başkanları, Maraş Katliamı’nın 46. yılında katliamın yapıldığı Yörükselim Mahallesi’nde yürüyüşle lanetlendi. Yürüyüş sonrası yapılan açıklamalarda, demokratik bir cumhuriyetin inşasının kaçınılmaz olduğuna işaret edilerek, “Birlik olmalıyız, başka seçenek yok. Bu ülke kendi barışını sağlayacak, Suriye’ye ve Ortadoğu’ya yayacak. Bu da Alevilerin birleşmesiyle olacak” denildi.

    *Koçgiri Kültür Derneği, 1921’de Koçgiri’de katledilenleri anarak lokmalarını pay etti. 3 günlük anma kapsamında Sivas Zara ve İmranlı’daki katledilen canların mezarlarını ziyaret ederek çerağlar uyandıran Koçgiri Kültür Derneği üyeleri ayrıca Pir Köçek ziyaretinde geleneksel Newroz ateşi yaktı.

    *12 Mart 1995 yılında faşistlerin Alevilere yönelik yaptığı katliamı Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’nde protesto eden kitleye ateş açılması sonucu yaşamını yitiren 5 kişi için yürüyüş ve basın açıklaması yapıldı.

    *12 Mart 1995’te Gazi Mahallesi’nde faşistlerin gerçekleştirdiği ve 22 kişinin yaşamını yitirdiği Gazi Katliamı’nın 29. yıldönümünde katliam lanetlendi. Gazi Cemevi’nden eski karakola yüzlerce kişi yürüyüş yaparak, katliamın bir ‘devlet organizasyonu’ olduğuna dikkat çekti. Anmada, 23 yıl sonra yeniden açılan katliam davasında sanık polisler hakkında beraat kararı verilmesine de tepki gösterildi.

    *Dersim Tertelesi’nin 87. yılında Seyit Rıza ve onbinlerce kefensiz yatan bir çok kentte yapılan yürüyüş ve eylemler anıldı. Katledilenler anısına Seyit Rıza’nın köyü Ağdat’ta 40 fidan dikildi.

    *Alevi kurumları ve Sivas Katliamında yakınlarını yitiren aileler, katliamın 31. yılı nedeniyle Sivas’ta yürüyüş düzenledi. Katliam davasına ilişkin zaman aşımı kararını protesto edildiği yürüyüşte, “Unutmadık, unutturmayacağız” denildi.

    *1980 yılında faşistler tarafından yapılan Çorum Katliamı’nın 44. yıldönümü nedeniyle Çorum Emek ve Demokrasi Platformu bir yürüyüş düzenledi. Alevi kurumlarının öncülüğünde yapılan anmada arşivlerin açılıp, sorumluların yargılanması, Kadeş Meydanı’na bir barış anıtı dikilmesi istendi.

    *Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi katliamın 86. yılında Erzincan’ın Kılıçkaya Köyü’nde anıldı. Zini Gediği’nde katledilen insanların sadece sayıdan ibaret olmadığının ve hikayeleriyle hatırlanmasının istendiği anmada, “Çünkü o insanların hayalleri, umutları ve geleceğe dair planları vardı o yüzden o insanların hatırlamak gibi bir sorumluluğumuz var” denildi.

    ALEVİ TOPLUMU GAĞAND, NEWROZ, RAS EL-SENİ, HEFTEMAL, HIDIRELLEZ’İ KUTLADI XIZIR VE YAS-I KERBELA ORUCU TUTTU, YIL BOYUNCA FESTİVALLER VE ETKİNLİKLER YAPTI

    *61.Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri yapıldı. Alevi kurumları, ‘Dergahlarımızı Geri İstiyoruz’ sloganı ile Hacı Bektaş Veli Dergahı’na yürüdü.

    *Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), 21-22 Eylül 2024 tarihlerinde Strasburg’da Avrupa Alevi Çalıştayı düzenledi. Çalıştay’ın sonuç bildirgesini yayımladı. Bildirgede çalıştayın, Avrupa ve Türkiye’den geniş bir katılımla başarılı bir şekilde tamamlandığı belirtilerek, “Bu süreçte demokratik değerler, laiklik ve eşit yurttaşlık mücadelesi ana ekseni oluşturacaktır” denildi.

    *Almanya’nın Dortmund kentinde Rıza Şehri Akademisi tarafından organize edilen Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu yoğun katılımla gerçekleşti. Rıza Şehri Akademisi’nin düzenlediği, ‘Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu’ Sonuç Bildirgesi yayınlandı. Bildirgede, “Ansiklopedi yazılımı üç yıl devam edecektir. Ansiklopedi Türkçe, Kurmanci, Kîrmancki, İngilizce, Fransızca ve Almanca dillerinde çok dilli olarak canlara hizmet sunacaktır. 2025 başında Alevi Ansiklopedi Dijital sayfası tamamlanmış olacak. 15 Ocak 2025’ten itibaren bilim insanlarından tematik konular üzerine yazılmış makaleleri alınmaya başlanacak, Haziran 2025’ten itibaren tematik konular erişime açılacaktır” denildi.

    *Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Strasbourg’da Avrupa Parlamentosu’nun yanında Diplomasi Ofisi’nin açılışını yaptı. AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, yaptığı açılış konuşmasında, Diplomasi Ofisi’nin sadece Alevilerin değil tüm dünyanın merkezi olacağını söyledi. Avrupa Birliği’nin Alevilerin yaşadığı katliamlar ve olumsuzluklar karşısında iki yüzlü politika işlediğine de değinen Mat, “Kim Anayasada almış olduğu sorumluluğu yerine getirmiyorsa onun karşısında bu temsilcilik olacak” diye konuştu.

    *Arap Alevileri, Ras-el Seni’yi geleneksel olarak yüzyıllardır kutlamaya devam ediyor. Arap Alevileri için büyük bir öneme sahip olan Ras-el Seni, 13 Ocak’ı 14 Ocak’a bağlayan gece ve ertesi gün kutlanıyor.

    *Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) öncülüğünde ve Alevi kurumlarının desteği ile oluşturulan “Madımak Katliamı Hafıza Merkezi” kolektif bir emekle tamamladığı birçok projeyi adım adım faaliyete geçirdi.

    *Afyon’un Şuhut ilçesinde 27. Hamza Şeyh Dede’yi Anma ve Kültür Bahar Bayramı, Kayabelen Köyü’nde büyük katılımla gerçekleştirildi.

    *İstanbul’da DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu ile Halkların Demokratik Kongresi’nin birlikte gerçekleştirdiği “Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler Konferansı” yapıldı. Tespit, sorun ve taleplerin yer aldığı sonuç bildirgesinde, Alevilerle birlikte, her türden kimliğin kendi hakikatiyle tanındığı, ötekileştirilmediği, baskıya ve saldırıya uğramadığı eşit yurttaşlığa dayalı bir ülke için mücadele etmeye ve daha güçlü birliktelikler kurmaya devam edileceği vurgulandı.

    *Almanya Federal Cumhuriyeti liyakat nişanı, üstün hizmetlerinden dolayı AABF 2. Başkanı Aziz Aslandemir’e takdim edildi. Aslandemir, Alevilik dersleri ve kültürler arası diyalog konularında düzenlediği seminerler ve konferanslar ile tanınıyor.

    *Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF), Dersim İnşa Kongresi (DİK) tarafından organize edilen 14. Dêrsim Kültür Festivali, Almanya’nın Frankfurt kentindeki Rebstockpark’ta yapıldı.

    *Almanya’nın Dortmund kentinde, 12 Ocak’ta hizmete açılan Rıza Şehri Akademisi’nde dersler başladı. İlk derse Akademisyen Dilşa Deniz katılırken, Rıza Şehri Akademisi yöneticilerinden Ozan Genç, ilk eğitim programının 6 ay süreceğini belirtti.

    *İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi aldığı kararla, Alevilerin ibadethanesi cemevini, Dini Kurum ve Topluluklarla İlişkiler Şube Müdürlüğü’nün sorumluluk alanındaki ibadethaneler arasında saydı. Şube müdürlüğünün sorumluluk alanındaki ibadethaneler cami ve mescitlerin, diğer ibadethanelerin arasına cemevleri de girmiş oldu. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi’nin aldığı bu karar memnuniyetle karşılandı.

    *Britanya Alevi Federasyonu 6. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Federasyonun Eşit Başkanlığına Dilek İncedal ve Müslüm Dalkılıç yeniden seçildi. Britanya Alevi Federasyonu (BAF) 10. kuruluş yıldönümünü 13-14 Ocak’ta kutladı.

    *Dersim, Mersin, İzmir gibi bir çok kentte Gaxan kutlaması yapıldı.

    *“2024 Yılı GADEV Alevi Akademisi Aleviler/Alevilik Saha Araştırma Konferansları”, ‘Alevi Topluluklar Konferansı’ konu başlığıyla Garip Dede Cemevi’nde başladı. Konferansta Tahtacılar, Abdallar, Çepniler ve Arap Alevilerin inanç ritüelleri ve yaşadıkları sorunlara ilişkin konuşmalar yapıldı.

    *Almanya Berlin’in City Grundschule okulunda Öğretmen Şirin Ağdaşan Cantekin yönetiminde 20 ilkokul öğrencisi, ilk eğitimine Hızır lokması eşliğinde verilen gülbenkle başladı.

    *Avustralya’da yaşayan Alevilerin 1992 yılında kurduğu Avustralya Alevi Toplum Konseyi’nin Genel Kurulu yapıldı. Birlik ve beraberlik mesajlarının paylaşıldığı genel kurulda, yeni yönetim belirlendi.

    *Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) tarafından organize edilen 1. Maraş Festivali Deprem Dayanışma Etkinliği Almanya’nın Leverkusen şehrinde başladı. Etkinliğe Avrupa’nın farklı kentlerinde yaşayan binlerce insan katıldı.

    *’Çerağımız Uyansın Hak Aşkına’ şiarıyla gerçekleşen 12. Britanya Alevi Festivali’nin startı, İngiltere Alevi Kültür Merkezi Cemevindeki resepsiyon ile verildi.

    *22. Munzur Kültür ve Doğa Festivali yapıldı. Dört gün süren festivale binlerce yurttaş katılırken, Festival alanına “Doğamızın ve irademizin gaspına izin vermeyeceğiz” pankartı asıldı.

    *18’inci Geleneksel Cogi Baba Kültür Festivali ‘Doğamıza, İnancımıza, Dilimize Sahip Çıkıyoruz’ şiarıyla yapıldı. Pir İbrahim Kete, konuşmasında AKP-MHP hükümetinin yürüttüğü Alevi politikasını eleştirerek “Devletten maaş almayı, kimlikle dede olmayı yolumuz kabul etmez” dedi.

    *Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Altınoluk Şubesi’nin düzenlediği Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nin üçüncüsü yapıldı.

    *Varto Belediyesi, Varto-Gımgım Hızır Mekanı ve Doğa Koruma Derneği, Berlin Varto Derneği ile Rhermain Varto Derneği, Doğa, Kültür ve İnanç Festivali’nin açılışını yaptı. 27, 28, 29, 30 Ağustos tarihleri boyunca süren festival “İnancımızla ikrarlı, doğamızla rızalı, dilimizle dirençli, irademizle güçlüyüz” şiarıyla yapıldı.

    2024 YILINDA BİR ÇOK ALEVİ DEDESİ/ANASI VE AYDINI HAKK’A YÜRÜDÜ

    *Sözlü geleneğin sürdürücülerinden, yaşamı boyunca 800 civarında eser bırakan Halk Ozanı Tacim Yıldız (Tacim Baba) 26 Ocak’ta tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürüdü.

    *Uzun yıllar Alevi hak mücadelesinde emek veren Emekli Hakim Mehmet Tural, Mersin’de Hakk’a yürüdü.

    *Alevi toplumunun hak mücadelesinde avukatlık yapan, uzun dönem PSAKD GYK üyeliği ve PSAKD Alibeyköy Şube yöneticiliği yapan Nebahat Bektaş, Nurtepe Cemevi’nden deyişlerle Hakk’a uğurlandı.

    *Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Hacılı köyünde, Pir Sultan Abdal’ın soyundan olan torunu Mehmet Çelebi Hakk’a yürüdü. Söyleşilerinin birinde Pir Çelebi, “Pir Sultanları örnek alarak haksızlıklara karşı durmalıyız, tıpkı Hz. Hüseyin gibi” demişti.

    *Tozluoğulları Ocağı dedelerinden Abdal Kemal Tozkoparan Hakk’a yürüdü.

    *7 Haziranda Elbistan’da Maraş Katliamı tanığı Mahmut Duman Hakk’a yürüdü.

    *Davul-zurna geleneğinin en yoğun yaşandığı yerlerden olan Dersim’de, geleneğin sürdürücülerinden Davulcu Pilto (Hüseyin Ekrem) Hakk’a yürüdü.

    *İmam Rıza Ocağı mensubu Pir Mustafa Erdem Hakk’a yürüdü. Erdem, Kocaeli’de bulunan Çayırova Cemevinde yapılan erkan sonrasında Sivas’a toprağa sırlandı.

    *Yazar Cafer Coşar, Antalya’da tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürüdü.

    *Maraş Katliamı tanığı Şeyho Demir, Yenibosna Cemevi’nden Hakk’a uğurlandı.

    *İngiltere’de Alevi hak mücadelesi ve politik mücadelenin tanınan isimlerinden olan 77 yaşındaki Fadime Aksoy Elbistan’da geçirdiği trafik kazasında Hakk’a yürüdü.

    *Türkiye’de ve Avrupa’da uzun yıllar Alevi Yolu’na hizmet eden, önceki dönemler Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanlığı da yapan Alevi aydını Turan Eser, İsviçre’de Hakk’a yürüdü. Eser, akciğer kanseri tedavisi görüyordu.

    *Dinci/faşist kalabalıklar tarafından devletin gözü önünde 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde katledilen 33 kişiden biri olan Gülsüm Karababa’nın annesi Sultan Karababa, Ankara’da Hakk’a yürüdü. Hüseyin Abdal Ocağı evladı Sultan Karababa için Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevi’nde Hakk’a uğurlama erkanı yapıldı.

    *Şahkulu Sultan Dergahı’nın mütevelli heyeti üyesi Hüseyin Taştekin, Hakk’a yürüdü.

    *Halk Ozanı Meftuni Topcu Hakk’a yürüdü. Çorum Merkez Kuşsaray köyünde dünyaya gelen ve bir süre Hollanda’da yaşayan, daha sonra Mersin’e taşınan Halk Ozanı Meftuni Topcu, rahatsızlığı nedeniyle tedavi görüyordu.

    *CAN TV programcısı Ali Sizer’in oğlu Hüseyin Cem Sizer geçirdiği kalp krizi sonucu Adıyaman’da Hakk’a yürüdü.

    *Aleviler bir değerini kaybetti. Halk ozanı Hüseyin Gazi Metin Dede Hakk’a yürüdü! Hüseyin Abdal Ocağı Dedelerinden Hüseyin Gazi Metin, beyin ameliyatı sonrasında yoğun bakıma alınmıştı.

    Diren KESER/PİRHA

     

  • İHD Dersim Şubesi: İşkence olgusu 2024 yılında da Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu -VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: İşkence olgusu 2024 yılında da Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu -VİDEO

    PİRHA-Dersim’de insan hakları savunucuları, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası sebebiyle basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Anayasa’nın ve evrensel hukukun mutlak olarak yasaklamasına ve insanlığa karşı bir suç olma vasfına rağmen işkence olgusu 2024 yılında da Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu olmuştur. Resmi gözaltı merkezlerinin yanı sıra resmi olmayan gözaltı yerlerinde ve gözaltı dışındaki ortamlarda yaşanan işkence ve diğer kötü muamele uygulamaları, yeni bir boyut kazanmıştır” denildi.

    İnsan hakları savunucuları, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası sebebiyle Dersim’de Sanat Sokağı’ndan Özgürlük Anıtı’na yürüyerek basın açıklaması yaptı. Açıklamayı İHD Dersim Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Ateş okudu.

    “BM, YAŞANAN EŞİTSİZLİĞİ VE ADALETSİZLİĞİ SONLANDIRMADA YETERİNCE ETKİN OLAMAMIŞTIR”

    İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde yer alan hak ve özgürlüklere dayalı uluslararası bir düzen halen kurulamadığını belirten Özgür Ateş, “BM, küresel boyutta yaşanan eşitsizliği, adaletsizliği, ırkçılığı, ayrımcılığı, sömürgeciliği, otoriterleşmeyi sonlandırmada yeterince etkin olamamaktadır. Güçlü devletlerin çıkar ilişkilerine dayalı oluşturdukları askeri ve ekonomik birliktelikler, sürdürülen savaş politikaları yakın çevremizde Ukrayna, Gazze ve bugünlerde Suriye’de olduğu gibi halkları temel hak ve özgürlüklerini kullanamaz hale getirmiş, büyük bir insani krize yol açmıştır. Yaşanan tüm olumsuzluklara karşın dünyanın her yerinde halklar özgürlük, adalet, eşitlik ve insan hakları talepleriyle itirazlarını yükseltmektedirler. Devletlerin ve hükümetlerin bu itirazlara yanıtı ise şiddetin her türünü sistematikleştirip yaygınlaştırma ve hayatın tek gerçeği olarak toplumlara dayatma şeklinde olmaktadır. Bugün tüm dünyada yaşanan ağır kriz karşısında insan haklarını savunmak ve kurucu rolünü yeniden etkin kılmak en asli görevimizdir” dedi.

    “TÜRKİYE, 2016 YILINDAN İTİBAREN OHAL REJİMİ İLE YÖNETİLİYOR”

    Türkiye’nin 2016 yılından itibaren OHAL rejimi ile yönetildiğini vurgulayan Ateş, “Bu durum, siyasal iktidarın gücünü sınırlandıran anayasacılık ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin terkedilmesine yol açmıştır. Böylelikle keyfilik ve belirsizlik siyasal alanın asli unsurları haline gelmiştir. Özellikle bir yönetim tekniği olarak başvurduğu belirsizlik yaratma gücü, siyasal iktidara erkini daha da merkezileştirip toplum üzerindeki baskı ve kontrolünü arttırma olanağı sağlamaktadır” diye belirtti.

    Ateş, “Siyasal iktidarın ekonomiden toplum sağlığına ülkenin her meselesini güvenlik sorunu haline getiren, toplumu kutuplaştıran, ülke içinde ve dışında şiddeti esas alan, bilhassa da Kürt sorununun ve uluslararası sorunların çözümünde çatışma ve savaşı tek yöntem haline getiren politikaları sonucunda 2024 yılında da yoğun yaşam hakkı ihlalleri yaşanmıştır. Çok faklı toplumsal kesimlerden insanlar ya doğrudan kolluk güçlerinin şiddeti ya da devletin, “önleme ve koruma” yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu yapısal şiddetin veya üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen şiddetin sonucu yaşamlarını yitirmişlerdir” ifadelerini kullandı.

    “İŞKENCE OLGUSU, 2024 YILINDA DA EN BAŞAT İNSAN HAKLARI SORUNU”

    İşkence olgusunun 2024 yılında da Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu olmaya devam ettiğini belirten Özgür Ateş, şunları kaydetti:

    “Resmi gözaltı merkezlerinin yanı sıra kolluk güçlerinin barışçıl toplantı ve gösterilere müdahalesi sırasında, sokak ve açık alanlarda ya da ev ve iş yeri gibi mekânlarda, yani resmi olmayan gözaltı yerlerinde ve gözaltı dışındaki ortamlarda yaşanan işkence ve diğer kötü muamele uygulamaları, yeni bir boyut kazanmıştır. Denilebilir ki siyasal iktidarın baskı ve kontrole dayalı yönetme tarzı sonucu günümüzde tüm ülke adeta işkence mekânı haline gelmiştir. Yakın tarihimizin en utanç verici insan hakları ihlallerinden biri olan insanlığa karşı suç niteliğindeki zorla kaçırma vakalarının OHAL’in ilan edildiği 2016 yılından bu yana yeniden yaşanmaya başlaması son derece endişe vericidir. Devletlerin insan haklarına yönelik saygısının dolayımsız göstergesi olan hapishaneler, bugün Türkiye’de siyasal iktidarın hukuku bir baskı ve sindirme aracı olarak kullanmasının sonucunda tıka basa dolu durumdadır. Yaşam hakkı ihlalinden işkenceye, sağlık hakkına erişime kadar ağır ve ciddi ihlallerinin yaşandığı yerlerdir.”

    “İNSAN HAKLARINA SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    İHD Dersim Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Ateş, “Son söz olarak; hep vurguladığımız gibi, var oluş nedenleri hak ihlallerinin son bulduğu, adalet, barış ve demokrasinin tesis edildiği bir ülke ve dünyaya ulaşmak olan bizler, dün olduğu gibi bundan sonra da tüm zorluklara karşın ihlalleri belgeleyip, raporlayarak görünür kılmaya, böylelikle önlemeye, cezasızlıkla mücadele etmeye ve insan haklarının kurucu değerlerine kararlılıkla sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.

    Açıklamanın ardından Özgürlük Anıtı’na karanfil bırakıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Vergi Uzmanı Ozan Bingöl: 2024 yılının ilk 10 ayında saniyede 260 bin TL vergi ödedik

    Vergi Uzmanı Ozan Bingöl: 2024 yılının ilk 10 ayında saniyede 260 bin TL vergi ödedik

    PİRHA-Vergi Uzmanı Ozan Bingöl, 2024 yılının ilk 10 ayında ödenen vergi miktarını sanal medya hesabından yaptığı paylaşımla açıkladı. Bingöl’ün paylaştığı verilere göre, saniyede 260 bin TL vergi ödendiği ortaya çıktı.

    Vergi Uzmanı Ozan Bingöl, ödenen vergi miktarına ilişkin çarpıcı bir grafik paylaştı. Bingöl, X hesabından yaptığı paylaşımda, 2024 yılının ilk 10 ayında ödenen vergi miktarını açıkladı. Bingöl, ilk 10 ayda 6 trilyon 853 milyar lira vergi ödendiğini aktardı. Bingöl’ün paylaşımında, ödenen vergiler saniye, dakika, saat, gün ve ay olarak ayrı ayrı hesaplandı.

    Buna göre 2024 yılının ilk 10 ayında ödenen vergi miktarı şöyle:

    “Saniyede: 260 bin 943 TL

    Dakikada: 15 milyon 656 bin 583 TL

    Saatte: 939 milyon 395 bin 10 TL

    Günde: 22 milyar 545 milyon 480 bin 230 TL

    Ayda: 685 milyar 382 milyon 598 bin 981 TL

    On ayda: 6 trilyon 853 milyar 825 milyon 989 bin 805 TL

    Bu kadar vergi ödedik ama yine de yetmedi, yetiremedik. İlk on aylık açık 1 trilyon 260 milyar lira oldu!”

    (HABER MERKEZİ)

  • 2024 yılının ilk 5 ayında 738 işçi yaşamını yitirdi

    2024 yılının ilk 5 ayında 738 işçi yaşamını yitirdi

    PİRHA-İSİG Meclisi, 2024 yılının ilk 5 ayında 738 işçinin iş cinayetlerinde yaşamlarını yitirdiğini açıkladı.

    İşçi Sağlığı ve İşçi Güvenliği (İSİG) Meclisi, “2024 İş Cinayeti Raporu”nu yayınladı. Yılın ilk 5 ayını kapsayan rapora göre, 738 işçi, “iş cinayeti” olarak nitelendirilen iş kazalarında yaşamını yitirdi. Ölüm ortalamasına göre her 5 günde bir işçinin yaşamını yitirdiği vurgulanan raporda, Ocak ayında 161, Şubat’ta 149, Mart’ta 124, Nisan’da 165 ve Mayıs’ta 139  işçinin yaşamını yitirdiği kaydedildi.

    MAYIS AYINDA 139 İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ

    Raporda, ölümlerin yüzde 28’inin trafik kazaları, yüzde 21’nin ezilme-göçük, yüzde 17’sinin yüksekten düşme nedeniyle gerçekleştiği, yüzde 34’ünün ise diğer nedenlerden kaynaklandığı bilgisi paylaşıldı.

    Mayıs ayı verilerinin de yer aldığı İSİG Meclisi raporunda, Mayıs ayında 139 işçinin yaşamını yitirdiğini belirtirken, bu ayda en çok iş cinayetinin yaşandığı kentlerin başında 15 işçi ölümü ile İstanbul olurken, Bursa 8, Ankara 7, Urfa 6 ve Aydın 5 olarak açıklandı.

    Raporda Mayıs ayında yaşanan ölümlerin en çok 39 ölüm ile inşaat ve yol kolunda olduğunu belirtilirken, 25 rakamı ile tarım ve orman ikinci sırada yer aldı. Raporda, taşımacılık sektöründe 22 işçi hayatını kaybederken, metal iş kolunda 8, konaklama da ise 7 işçi hayatını kaybettiği kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İSİG: Yılın ilk üç ayında 425 işçi hayatını kaybetti

    İSİG: Yılın ilk üç ayında 425 işçi hayatını kaybetti

    PİRHA-İSİG Meclisi’nin yayınladığı 2024 Yılı İlk Üç Ayı İş Cinayetleri Raporu’na göre, en az 425 işçi hayatını kaybetti.

    İşçi Sağlığı ve İşçi Güvenliği (İSİG) Meclisi 2024 Yılı İlk Üç Ayı İş Cinayetleri Raporu’nu yayınladı. Rapora göre Ocak ayında 161, Şubat’ta 149 ve Mart’ta 115 olmak üzere üç ayda en az 425 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

    Raporda en çok iş cinayetinin yaşandığı il İstanbul olarak belirtildi. İstanbul’da 70 işçi hayatını kaybederken, İstanbul’u 33 işçi ölümü ile İzmir, 20 işçi ölümü ile Konya, 18’er işçi ölümü ile Bursa, Antep ve Urfa takip etti.

    Hayatını kaybedenlerin 13’ü kadın, 16’sı çocuk ve 9’u mülteci, göçmen işçilerden oluşuyor. Raporda en çok iş cinayetinin yaşandığı sektörün 105 ölüm ile inşaat, yol işkolu olduğu bilgisi verilirken; taşımacılıkta 58, tarım, orman işkolunda 39, metal işkolunda 31, konaklama işkolunda 27 işçinin hayatını kaybettiği belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD Eş Başkanları: 2024 yılı Alevilerin eşit ve özgür yurttaş olarak yaşayacağı yıl olsun -VİDEO

    DAD Eş Başkanları: 2024 yılı Alevilerin eşit ve özgür yurttaş olarak yaşayacağı yıl olsun -VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ve Zeynel Kete, 2024 yılının, ‘Alevilerin özgür ve eşit yurttaşlık için mücadele yılı’ olduğunu ifade ederek, yeni yıla dair dilek ve temennilerini paylaştılar. Mesajlarda, 2024’ün, savaş politikalarına karşı barışın inşa edildiği bir yıl olması istendi. 

    Alevilerin taleplerinin görmezden gelinmesi ve asimilasyon politikalarına karşı mücadele yürüten Aleviler, ikinci yüz yıla eşit yurttaşlık, özgürlük, barış ve demokrasi özlemiyle giriyor. 2024 yılı da tüm diğer yıllar gibi baskı politikalarının arttığı, zora, zorbalığa karşı mücadelenin büyütüleceği bir yıl olacak.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ve Zeynel Kete, yeni yıla dair mesajlarını PİRHA ile paylaştı.

    DAD Eş Genel Başkanları Doğan ve Kete’nin mesajları şöyle:

    Kadriye Doğan: Yeni yılda Nehak’a karşı Hakk’ı, savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunmak için örgütlenip hakikatimizle yaşayacağız.

    Zeynel Kete: Demokratik Alevi Dernekleri olarak cumhuriyetin ikinci yüzyılında kimsenin inancından, dilinden, kültüründen dolayı ötekileştirilmediği, zindanlara girmediği, katliamlara uğramadığı, eşit ve özgür yurttaş olarak yaşadığı yeni bir rıza anayasası ile barış içerisinde  yaşamayı diliyoruz. Gelin canlar bir olalım.

    (HABER MERKEZİ)

  • Doğan: 2023’te Aleviler ciddi bir mücadele verdi, 2024 de bu şekilde karşılanmalı- VİDEO

    Doğan: 2023’te Aleviler ciddi bir mücadele verdi, 2024 de bu şekilde karşılanmalı- VİDEO

    PİRHA-Alevilerin, 2023 yılını devlet tarafından uygulanan asimilasyon politikalarıyla mücadele ederek geçirdiklerini söyleyen DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Ben 2023 yılında Aleviler açısından ciddi bir mücadele verildiğini ve küçümsenmeyecek bir ortak aklın ortaya çıktığını düşünüyorum. 2024 yılını da bu şekilde karşılayıp, bu şekilde bir mücadele hattını örmemiz gerekiyor” dedi.

    Cumhuriyet’in 100. yaşına girdiği 2023 yılı da yüzyıllık inkar, imha ve asimilasyon politikalarının devam ettiği bir yıl oldu. Farklılıkları yok sayan Cumhuriyet, başta Aleviler olmak üzere, farklı inanç ve etnik kimlere dönük inkâr, imha ve asimilasyon politikalarını kesintiye uğratmadan yüz yıldır sürdürüyor.

    AKP/MHP iktidarı, uzun yıllardır dinselleştirmek için çabaladığı eğitim sistemine en sonunda her okula imam atadığı ÇEDES projesini ekledi. Aleviler ve örgütleri tüm bu hamlelere cevabını sokaklarda, meydanlarda, TBMM’nin önünde ve bulunduğu her yerde söyledi. 2023 yılını binlerin katıldığı mitingle uğurlayan Aleviler, ikinci yüz yıla eşit yurttaşlık, özgürlük, barış ve demokrasi özlemiyle giriyor. 2024 yılının da tüm diğer yıllar gibi baskı politikalarının arttığı, zora karşı mücadelenin büyütüleceği bir yıl olacağı belirtiliyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Aleviler açısından 2023 yılını değerlendirdi.

    “2023 YILINI DA ASİMİLASYON POLİTİKALARINA KARŞI MÜCADELE EDEREK GEÇİRDİK”

    Alevilerin 2023 yılını devlet tarafından uygulanan asimilasyon politikalarıyla mücadele ederek geçirdiklerini söyleyen Kadriye Doğan, “Alevi kurumları olarak 2023 yılında kurultaylar ve mitingler yaptık, o nedenle çok yoğun çalışmalarımız oldu. Ama geldiğimiz noktada Aleviler halen çok ciddi sorunlarla baş başalar. Çünkü Türkiye’nin kuruluş sürecindeki tekçi anlayışın kırılması, kendilerini eşit yurttaş hissetme noktasında mutlu olması gereken yerde hiçbir zaman hissedemediler ve 2023 yılında da bu taleplerini dillendirdiler. Eşit yurttaşlık, inançların ve ibadethanelerin kabulü ile dini eğitime maruz kalmamak gibi taleplerimizin hiçbiri karşılanmadı ve bu sorunlala 2023 yılını tamamladık” dedi.

    Toplumun Alevilere bakışı, devletin Alevilere bakışı ve Alevilerin kendilerini nasıl ve nerede gördükleri durumun söz konusu olduğunu belirten Doğan, “‘Aleviler olarak biz varız’ mücadelesini veriyoruz. ‘Siz neredesiniz’ sorusunu siyasilere sorduğumuzda evet varsınız deniliyor ama hemen kurucu değerler karşımıza çıkıyor. Bizden sınırsız bir hoşgörü isteniliyor ve verilenle yetinin yaklaşımı söz konusu. Zaten devlet tanımıyor ama muhalefet partileri de çok ciddi bir tıkanıklık. Yaptığımız mitinglerde DEM partisi ve diğer sosyalist partilerde sahiplenmeyi görsek bile ana muhalefet partisi ve iktidarda bizlere olan yaklaşımı Türkiye’nin temel sorunlarına yaklaşımda da aynı ketumluğu görmek mümkün. Alevi örgütleri olarak biz neredeyiz diye baktığımızda biz kendimizi bu siyasi yapılar içerisinde yakınlaşma ve çözüm noktasında çok iyi tahlil edebilmiş olduğumuzu düşünmüyorum. Ana muhalefet partisinin ‘hoşgörü gösterin biz burada yokuz’ demesine rağmen ısrarla orayı kendilerine çözüm yeri olarak gören bir noktada olduklarını gözlemleyebiliyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİ KURUMLARINA ÇOK BÜYÜK BİR SORUMLULUK DÜŞÜYOR”

    Alevi kurumlarının söylemde aynı şeyleri söylediklerini ancak icraatta aynı yerde durmadıklarını dile getiren Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tabi ki farklılıklar olacak bu da normal ama taleplerimizde örneğin ülkedeki dini eğitim, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi konusunda çok net durmamız gerekiyor. Yani söylemimiz ile duruşumuzun da net olması gerekiyor. Aleviler olarak böyle bir süreci yaşıyoruz ve önümüzdeki yıla da bu sorunlarla gireceğiz. Mücadele ediliyor, durumun farkındayız Alevi kurumlarına çok büyük sorumluluklar düşüyor. Yaptığımız miting bunu fazlasıyla ortaya koydu ve dillendirdiğimiz perspektif çok değerli ve önemliydi. Alevi kurumları, mitinglerde ortaya koyduğu perspektifle 2024 yılında da ortaklaşmayı ve sahayı kullanmayı önlerine bir iş olarak koymak durumundalar.

    “2023 YILINDA CİDDİ MÜCADELE VERİLDİ”

    Ben 2023 yılında Aleviler açısından ciddi bir mücadele verildiğini ve küçümsenmeyecek bir ortak aklın ortaya çıktığını düşünüyorum. 2024 yılını da bu şekilde karşılayıp, bu şekilde bir mücadele hattını örmemiz gerekiyor. Birlik önemlidir, hem sahada hem de siyasi anlamda söz kurarken de o birliğin olması gerekiyor.”

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL