Etiket: 2024

  • Küresel ısınmada tehlike çanları: Sıcaklık 1.5°C’lik eşiği geçti!

    Küresel ısınmada tehlike çanları: Sıcaklık 1.5°C’lik eşiği geçti!

    PİRHA- 2024 yılı öngörüleri doğrulayarak sıcaklık kayıtlarının tutulmaya başlandığı 1850 yılından bu yana kaydedilen, en sıcak yıl oldu. Copernicus’a göre 2024 küresel ısınmanın Paris İklim Anlaşması ile belirlenen uzun vadeli sınır olan 1.5°C’lik ısınmanın ötesindeki “ilk yıl” oldu.

    Avrupa Kopernik Gözlemevi’nin (Copernicus) İklim Değişikliği Servisi (C3S) bu sabah yayımladığı raporunda, felaketler ve rekorlarla dolu 2024’ün, son rekoru elinde tutan 2023’ten bile daha sıcak bir yıl olduğunu açıkladı. Copernicus, küresel ısınmanın Paris İklim Anlaşması ile belirlenen uzun vadeli sınır olan 1.5°C’lik ısınmanın ötesindeki “ilk yıl” olduğunu bildirdi.

    GÖRÜLMEMİŞ BİR ARTIŞ

    Copernicus açıklamasında, dünyanın sadece 2024 yılında değil, aynı zamanda 2023-2024 yıllarının ortalamasında da sanayi öncesi döneme kıyasla 1.5°C’lik bir ısınma yaşadığını açıkladı.

    Avrupa Gözlemevi, bu rakamların “modern tarihte sıcaklıklarda sürekli ve benzeri görülmemiş bir artışın işareti olduğunu” duyurdu. BM Paris İklim Anlaşması’nın en iddialı sınır olan küresel ısınma sınırını, geri dönülmez eşik olarak tanımlanan 2°C’nin çok altında tutmayı ve “Sanayi öncesi döneme kıyasla 1,5°C’yi aşmama” hedefini içeriyordu.

    22 TEMMUZ’DA REKORA İMZA ATILDI

    ERA5 atmosferik yeniden analiz sistemine dayanan Copernicus’a göre, geçen yıl 15.1°C olan küresel ortalama sıcaklık, sanayi öncesi seviye olarak adlandırılan 1850-1900 yılları arasındaki sıcaklık tahmininden 1.6°C daha yüksek. Ancak uzun vadeli eğilimlere atıfta bulunan Paris Anlaşması’na göre, “sınırın aşıldığını kabul etmek için” ortalama 1.5°C’lik ısınmanın en az 20 yıl boyunca gözlemlenmesi gerekiyor. Copernicus’un açıkladığı verilere göre, Ocak-Haziran 2024 arasındaki her ay, bir önceki yılın kayıtlara geçen aynı döneminden daha sıcak oldu. Ayrıca günlük ortalama sıcaklığın 17,16°C olduğu 22 Temmuz 2024’te yeni bir rekora imza atıldı.

    Copernicus’a göre bu durum, küresel sıcaklıklar, modern insanların deneyimlediği seviyenin ötesine geçiyor. Bilim insanlarına göre iklimin şu anki ısınması en az 120 bin yıldır görülmemiş düzeyde. Kopernik’in İklim Değişikliği Servisi’ne (C3S) göre, aylardır tahmin edilen ve 31 Aralık’a kadar olan tüm sıcaklıklarla teyit edilen 2024 yılı, kayıtların 1850’de tutulmaya başlanmasından bu yana kaydedilen en sıcak yıl oldu.

    OKYANUSLARDA AŞIRI ISINMA

    Okyanuslar da aşırı ısınmaya devam ediyor. Antarktika’da üst üste ikinci yıldır rekor veya rekora yakın düşük değerlere ulaşıldı. Kutup bölgeleri hariç, yıllık ortalama deniz yüzeyi sıcaklığı da 1991-2020 ortalamasına göre 0,51 derece artarak 20,87 derece ile rekor kırdı. Raporda ayrıca, küresel iklim ‘istikrarının’ önemli bir göstergesi olan Arktika ve Antarktika çevresindeki deniz buzu kapsamının, “geçen yılki buzlu deniz suyu kapsamının ortalamasının önemli ölçüde altında olduğunu” belirtiyor.

    Deniz ısı dalgalarının mercanlar ve balıklar üzerindeki ani etkilerine ek olarak, okyanusların bu kalıcı aşırı ısınması, Dünya ikliminin başlıca düzenleyicisi olup, deniz ve atmosfer akıntılarını etkiliyor. Daha sıcak denizler atmosfere daha fazla su buharı salarak tayfunlar, kasırgalar ve fırtınalar için ek enerji sağlıyor.

    ATMOSFERDE REKOR NEM SEVİYESİ

    Rapora göre ayrıca, 2024 yılında, küresel ısınmaya neden olan iki ana sera gazı olan “karbondioksit ve metan gazının” atmosferdeki yoğunlukları da artmaya devam etti. Bunlar sırasıyla milyonda 422 parça (ppm) ve milyarda 1897 parça (ppb) olmak üzere rekor yıllık seviyelere ulaştı. Küresel ısınma atmosferin su alma kapasitesini de artırıyor: Clausius-Clapeyron formülüne göre, her ilave derece atmosferin maksimum su içeriğini yüzde 7 artırıyor. C3S’ye göre, geçen yıl atmosferdeki toplam su buharı miktarı rekor seviyeye ulaşarak 1991-2020 ortalamasından yaklaşık yüzde 5 daha arttı.

    Avrupa İklim Kurumu, “Bu nem fazlalığı, aşırı yağış potansiyelini artırdı. Ayrıca yüksek deniz yüzeyi sıcaklıklarıyla birleşince tropikal siklonlar da dahil olmak üzere büyük fırtınaların oluşumuna katkıda bulunmuştur” diye değerlendiriyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Özgür Kaplan: 2024 yılı karanlıklarla dolu bir yıl oldu-VİDEO

    Özgür Kaplan: 2024 yılı karanlıklarla dolu bir yıl oldu-VİDEO

    PİRHA- ABF Genel Sekreteri Özgür Kaplan, 2024 yılının karanlıklarla dolu bir yıl olduğunun altını çizerek, “Yetmiş iki milletin bir arada, özgürce yaşadığı, bütün renklerin kendini özgürce ifade edebildiği bir ülke düşlüyoruz. 2025 yılında da bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    2024 yılını geride bıraktığımız günlerde, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Özgür Kaplan, 2024 yılını değerlendirirken yeni yıl dileklerini PİRHA’ya aktardı.

    “IRKÇI, KAFATASÇI VE ŞERİATÇI SALDIRILARA TANIKLIK ETTİK”

    “2024 yılı sadece Aleviler açısından değil; alın teriyle, emeğiyle yaşamını idame ettirmeye çalışan milyonlarca emekçi açısından karanlık bir yıl oldu” diyen Özgür Kaplan, “Kabuslarla dolu bir yıl oldu. Hayat pahalılığı, ekonomik krizler, yüz binlerce ve milyonlarca insanın açlık sınırının altında bir yaşama mahkum edildiği bir yıl oldu. Can kayıplarının yaşandığı, çokça kadın cinayetinin, artık kanıksanma noktasında kadın cinayetlerinin bize yaşatıldığı, toplumumuza yaşatıldığı bir yıl oldu. Sokak hayvanları ile ilgili, sokakta yaşayan canlarla ilgili çıkartılan yasalara tanık olduk. İş cinayetlerine tanık olduk. İş yerlerinde yüzlerce emekçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Irkçı, kafatasçı ve şeriatçı saldırılara tanıklık ettik. Emekçiler, ötekileştirilenler açısından 2024 yılı her açıdan ciddi anlamda karabasan bir yıl niteliğinde oldu” dedi.

    “SURİYE’DE ALEVİ SOYKIRIMI SÖZ KONUSU”

    2024 yılının son birkaç ayında Suriye’de bir rejim değişikliği yaşandığını hatırlatan Kaplan, “Bu rejimi Suriye halkı kendi özgür iradesiyle yapmadı. Rejim dışarıdan müdahaleyle, özellikle İsrail’in müdahalesiyle Suriye tekfirci ve şeriatçı grupların öncülüğünde bir işgale maruz bırakıldı. Orada azınlıklar, özellikle Aleviler, Alevi kimliğine sahip olan insanlar yaşam mücadelesi, yaşam kaygısı yaşamaktalar. Katliama maruz kalmaktalar, orada bir Alevi soykırımı söz konusu.” diye ekledi.

    “BÜTÜN RENKLERİN KENDİNİ ÖZGÜRCE İFADE EDEBİLDİĞİ BİR ÜLKE DÜŞLÜYORUZ”

    2025 yılında da mücadele etmeye demokratik alanda devam edeceklerinin altını çizen Kaplan, şunları ekledi:

    “Ülkemizde ve sınır dışında bize benzeyen, bizim gibi emekçi insanların açısından 2024 yılı karanlıklarla dolu bir yıl oldu. 2025 yılında ırkçılığı, tekçiliği, kandan beslenmeyi siyasi argüman edilenlerin seçim yenilgisi yaşamasını temenni ediyoruzBu minvalde siyaset üretenler, ırkçılar, şeriatçılar, faşistler, tekçiliği savunanlar 2025 yılında bir seçim yenilgisine uğramasını temenni ediyoruz. Yetmiş iki milletin bir arada özgürce yaşadığı, bütün renklerin kendini özgürce ifade edebildiği bir ülke düşlüyoruz. 2025 yılında da bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz demokratik alanda. Demokratik haklarımızı kullanarak bütün renklerin, bütün kimliklerin, bütün dillerin, inançların yan yana ve özgürce kendini ifade eden bir ülkede yaşamak için demokrasi mücadelemize, eşit yurttaşlık mücadelemize devam edeceğiz. Bu anlamda bütün halkımızın, emekçi halkın, bütün inançların, bütün 2025 yılında daha mutlu olmalarını dileyerek yeni yıllarını kutluyoruz.

    Cebrail ARSLAN-Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • Mersin’de mücadele yürütenlerin 2025 mesajı: Barış ve eşit bir yıl diliyoruz- VİDEO

    Mersin’de mücadele yürütenlerin 2025 mesajı: Barış ve eşit bir yıl diliyoruz- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinde mücadele yürüten yurttaşların 2025 dileği, barış ve eşitlik oldu.

    2024 yılı dünyanın birçok yerinde savaşların yoğun bir biçimde sürdüğü, kadınlara ve çocuklara yönelik erkek şiddetinin artış gösterdiği, Alevilere ve azınlık gruplarına yönelik hak ihlallerinin devam ettiği, kayyım politikalarının yeniden devreye sokulduğu bir yıl oldu. Mersin’de siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinde mücadele yürüten yurttaşlar yeni yıla dair dileklerini PİRHA ile paylaştı.

    “SAVAŞLAR SON BULSUN”

    2024 yılının hem Türkiye’de hem de Ortadoğu’da büyük felaketlerle geçtiğini söyleyen DEM Parti Mersin İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, “Rojava’da, Suriye’de, Filistin’de ve savaşın, kaosun hüküm sürdüğü diğer yerlerde birçok insan katledildi. Dünyada yaşanan savaşların en büyük bedelini ise yine kadınlar yaşadı. Bu nedenle kadın cinayetlerinin olmadığı, savaşların son bulduğu, yoksulluğun sona erdiği, özgür ve eşit bir sene diliyorum” diye konuştu.

    Maşallah Nas, “2024 yılı hep savaş ve şiddetle geçti. Tüm bu olanların odağında ise elbette kadınlar var. En çok etkilenen kadınlar ve anneler oluyor. Barış Anneleri kayıpları olmasına rağmen yıllardır barış için mücadele ediyorlar. Dileriz ki, 2025 yılı barış, huzur getirsin. İnsanların ölmesini, annelerin ağlamasını istemiyoruz” sözlerini kullandı.

    “2024 KARANLIK BİR YIL OLDU”

    Dünya genelinde yaşanan savaşlara ve buradaki hak ihlallerine değinen İhsan Derinöz, 2024’ü ‘İnsanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri’ olarak değerlendirdi. Haksız yere hapis yatan yurttaşlar için genel af çağrısı yapan Derinöz, “Bir kaç aydır süreç tartışması var. Heyetin İmralı’ya gitmesinin ardından toplumda bir beklenti oluştu. Bundan 8-10 yıl önce yaşanan sürece benzememesini umut ediyorum. Hükümetin mevcut anayasaya uymadığı bir süreçten geçiyoruz. Gazetecilerin, aydınların, siyasi tutsakların, haksız bir biçimde tutsak edilenlerin genel afla serbest bırakılması gerekiyor. Her şeye rağmen dünyanın bütün mazlum halklarına 2025 yılının barış ve umut getirmesini diliyorum” dedi.

    EŞİT YURTTAŞLIK DİLEĞİ

    Hasan Cide, savaş ortamının yanı sıra 2024 yılının kayyımların gölgesinde geçtiğine değinerek, “AKP hükümeti kayyım politikalarıyla kazanılan belediyeleri hedef aldı. Kayyım politikalarına son verilmesi gerekiyor. Dünyanın birçok yerinde savaş var ancak bunun yanında inançlara, yaşayış tarzına yönelik de saldırılar var. 2025 yılının çok farklı geçeceğini düşünmüyorum. Kaos Ortadoğu’nun kaderi olmuş gibi. Bu coğrafyada savaş, kan, gözyaşı istemiyoruz. 2025 yılında barış, huzur istiyoruz. Herkesin eşit yurttaş hakkına sahip olduğu bir yıl diliyorum” diye kaydetti.

    “2025 MÜCALEDE BAŞARIYA ULAŞTIĞIMIZ BİR YIL OLSUN”

    Güler Cırlaz ise, 2025 yılının mücadelenin başarıya ulaştığı bir yıl olmasını dileyerek şunları söyledi:

    “2024 yılına büyük beklentilerle girdik ancak umut ettiğimiz hiçbir şey gerçekleşmedi. Savaş, talan, gözyaşı, kadın kırımı, çocuk istismarı, yoksulluk… Üstesinden gelemediğimiz, mücadeleyle baş edemediğimiz bir sürü olumsuzlukla bitirdik bu yılı. Umarım 2025’te barışın, özgürlüğün hüküm sürdüğü, hukukun ayaklar altına alınmadığı, yoksulluğun ortadan kalktığı, cinsiyet eşitliğinin olduğu, mücadelemizin başarıya ulaştığı bir yıl olur. Umarım barış ve kardeşlik hüküm sürer, umarım güzel günlere kucak açarız.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Erçe: 2025’in, mücadelenin meyvelerini toplayacağımız bir yıl olacağını umut ediyoruz-VİDEO

    Erçe: 2025’in, mücadelenin meyvelerini toplayacağımız bir yıl olacağını umut ediyoruz-VİDEO

    PİRHA- 2024 yılının bütün toplumsal kesimler için ekonomik, kültürel ve siyasal açıdan kötü bir yıl olduğunu belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, 2025 yılına ilişkin, “Bugüne kadar biriktirdiğimiz mücadelenin meyvelerini toplayacağımız bir yıl olacağını umut ediyoruz” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, 2024 yılını değerlendirirken 2025 yılına ilişkin temennilerini PİRHA’ya anlattı.

    “2024 TOPLUMUN GENELİNE KARA BİR TABLO SUNDU”

    2024 yılının herkes açısından çok yoğun hukuksuzluklarla, adaletsizliklerle geçtiğini hatırlatan Cuma Erçe, “2024 yılı Aleviler açısından, özellikle asimilasyon politikaları açısından hafızalarımızdan çıkmayacak kadar bize ve aslında toplumun geneline kara bir tablo sunan bir yıl oldu” dedi.

    “ALEVİ CAMİASINA SİRAYET EDEN BİR POLİTİKA İZLENDİ”

    Özellikle Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı üzerinden bütün Alevi camiasına, Alevi köylerine, cemevlerine ve Alevi kurumlarına sirayet eden bir politika izlendiğinin altını çizen Erçe, “Bu yıl içerisinde adaletten, eşit yurttaşlıktan ve aynı zamanda gerici, ırkçı, dinci bir eğitim sisteminden mustarip bir yıl olarak geride kaldı 2024. Bakıldığında her zaman olduğu gibi kötü bir yılı geride bırakıyoruz” diye konuştu.

    “KATLİAMLARIN YAŞANDIĞI BİR YIL OLDU”

    “Bu yılın hafızalarda kalan en önemli özelliklerinden bir tanesi çok derin bir ekonomik krizin, çok derin bir kültürel ve siyasal krizin de geçtiği bir yıl oldu” diyen Cuma Erçe, başta Aleviler olmak üzere 2024 yılında Suriye halkına yönelik katliamlar yaşandığını belirtti.

    Erçe şunları kaydetti:

    “Toplumumuz açlıkla sefaletle, işsizlikle sınandı ve hemen yakın bir zamanda da yakın komşumuz Suriye’de, akrabalarımızın olduğu yerde yine insanlık dışı zulmün ve katliamların yaşandığı bir yıl oldu. Bugün aslında Maraş’ın 46. yıl dönümü içerisinde, katliamda katledilen canlarımızı andığımız günlerde Lazkiye’den, Humus’tan yine Tartus’tan ve benzeri yerlerden başta Aleviler olmak üzere Hristiyanlara, Ezidilere, Süryanilere, Ermenilere, Dürzülere, Kürtlere yönelik katliam görüntüleriyle ciğerimiz aynı Maraş’ta olduğu gibi, aynı Roboski’de olduğu gibi yanmaya devam etti.”

    “2025’İN UMUT DOLU BİR YIL OLACAĞINA İNANIYORUZ”

    Alevilerin tarihin hiçbir aşamasında karamsarlığa kapılmadığını vurgulayan Erçe, 2025 yılında da ortak mücadelenin önemli olduğunu belirtti. Erçe şunları ekledi:

    “Asla ve asla umudumuzu yitirmedik ve 2025 yılına girerken bu umudumuzla beraber giriyoruz. Onların bütün zulmüne, onların ülkemizi ve çocuklarımızın geleceğini karartan politikalarına rağmen 2025 yılının halklar açısından, bizim yoksul, emekçi halkımız açısından, inancı, etnik yapısı, milliyeti ne olursa olsun, cinsiyeti ne olursa olsun bütün halklar açısından umut dolu bir yıl olacağına inanıyoruz. Bugüne kadar biriktirdiğimiz mücadelenin meyvelerini toplayacağımız bir yıl olacağını umut ediyoruz. Bunu sağlamamızın tek bir yolu var, bu umudumuzun gerçeğe ulaşmasının tek bir yolu var; o da birleşik mücadele. O da bütün toplumun, bütün toplumsal kesimlerin ortaklaştırdığı bir mücadele. Laik, demokratik, eşit yurttaşlığa dayalı bir cumhuriyet mücadelesinde 2025’te daha önemli bir yol umuduyla bütün halkımızın, tüm dünya halklarının yeni yılını Pir Sultan Abdal Kültür Derneği genel örgütlülüğü adına kutluyorum.”

    Cebrail ARSLAN-Buse Nehir DEMİR/ANKARA

     

  • 2024’te kadına yönelik şiddet arttı; kadınların mücadelesi de yükselişe geçti

    2024’te kadına yönelik şiddet arttı; kadınların mücadelesi de yükselişe geçti

    PİRHA- Kadınların erkek egemen sistemle mücadelesi 2024 yılında da sürdü. Erkek-devlet şiddetine, yoksulluğa, eşitsizliğe, tacize, tecavüze, sistematikleşen kadın cinayetlerine karşı direnen kadınlar, mücadeleleriyle birbirlerine ilham olup dayanışmanın sınırlarını genişletti. Bu ilhamın esintisi Alevi kadınları da sardı ve Alevi kadınların örgütlülük çeperi genişleyerek sürdü. 

    2024 yılı çokça savaşların patlak verdiği ve önceki yıllarda başlayan savaş, kaos ortamının sürdüğü bir yıl oldu. Özellikle İsrail’in Filistin’e saldırılarında çok sayıda sivil yaşamını yitirdi. Suriye’de Esad rejiminin sona ermesiyle birlikte başta Aleviler olmak üzere birçok etnik kimlik ve dini inanç toplumları selefi grupların olası bir katliam girişimi ile burun buruna yaşıyor. Kırsal kesimlerde cihatçı çetelerin insanları kaçırıp işkenceyle katlettiği haberleri geliyor. Tüm bu saldırı ortamlarından elbette ki en çok etkilenen kadınlar ve çocuklar oluyor.

    Öte yandan bu yıl Türkiye’de erkek şiddeti önceki senelere göre tırmanışa geçti. Cezasızlık politikalarından cesaret alan erkekler, 400’e yakın kadını katletti. Kadınlar bu yıl da erkek-devlet şiddetine, yoksulluğa, eşitsizliğe, tacize, tecavüze, sistematikleşen kadın cinayetlerine, ahlaki normlarla baskılanmaya, haklarına göz diken sistemle, gözaltı ve davalarla mücadele etti.

    2024’te kadınların gündeminde şu başlıklar öne çıktı:

    ALEVİ KADINLARIN ÖRGÜTLENMESİ GÜÇLENDİ

    -Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde kurulan Alevi Kadın Meclisi kuruluşunun da ilan edildiği 1. Kadın Konferansı Ankara’da yapıldı. 1. Alevi Kadın Konferansı sonuç bildirisinde kadınlar, “Semavi-İbrahimi dinlerin hakimiyetindeki coğrafyada Aleviler, Fatma Ana’yı Adem’den önce sayan, Kırklar Cemi’nde kadınla erkeği bir semahta buluşturan öğretilerinden vazgeçmemiştir” diyerek Alevi kadınları mücadelenin her alanında yanlarında olmaya çağırdı.

    -Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) bünyesinde kurulan Alevi Kadın Meclisi‘nin düzenlediği konferansa; kadın örgütleri, siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütleri de katıldı.

    -Mersin Cemevi Kadın Komisyonu tarafından ‘İnançta Örgütlenme ve Kadının Yeri’ eğitimi yapıldı.

    -Mersin Cemevi Kadın Komisyonu’nun düzenlediği ‘İnançta Örgütlenme ve Kadının Hukuktaki Yeri’ konulu söyleşide kadınların kazanımları, kadın mücadelesi, İstanbul Sözleşmesi, Alevilikte kadının önemi konuları konuşuldu.

    -Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisi, Kadıncık Ana Dergahı’nda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin basın açıklaması yaptı. Kadınlar, “Umudumuzla, direncimizle ve inancımızla, dört bir yanımızı kuşatan duvarları aşacağız” dedi.

    -Dersim Kadın Platformu öncülüğünde düzenlenen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mitinginde, yüzlerce kadın Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi. Örgütlü mücadelelerini büyüteceklerini vurgulayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Biz kadınların bu topraklarda onurlu bir barışı inşa edecek gücü var. Meclis’te sokakta, evde fabrikada, tarlada kadın bakış açımızla mücadelemizi yükselteceğiz” diye konuştu.

    -Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi, ÇEDES projesinin sonlandırılması için imza kampanyası başlattı.

    -Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (AFA) eski başkanı Suzan Saka, Avustralya İşçi Partisi’nden Merri-Bek Belediye Meclis Üyesi adayı oldu.

    -Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliği programları dahilinde Alevi kadınlar, “Zorunlu Din Dersleri ve Medeni Kanun’un Alevi Kadının Yaşamında Etkileri ve Önemi” konulu panelde bir araya geldi.

    -Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Kadın Meclisi, Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri kapsamında Kadıncık Ana anısına muhabbet demi programı düzenledi.

    -Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri kapsamında “Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde” isimli panel düzenlenerek Alevilikte kadın konusu konuşuldu. Panele çok sayıda Alevi katılırken polis barikatları nedeniyle izleyicilerin panele katılmaları büyük ölçüde engellendi.

    -Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, 3 günlük eğitim kampı gerçekleştirdi. Program dahilinde Avrupa’da yaşayan kadınların örgütlenme süreçlerinin yanı sıra çözüm önerileri de ele alındı.

    -20 Aralık’ta gözaltına alınan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

    8 MART VE 25 KASIM’DA KADINLAR SOKAKLARDAYDI

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin başta olmak üzere birçok kentte kadınlar ve LGBTİ+’lar, eşitlik talebiyle alanlara çıktı. Kadınlar, erkek-devlet şiddetini bir kez daha alanlardan ifşa etti.

    ERKEK ŞİDDETİ 2024’TE ARTTI

    Türkiye’de kadınların mücadele ettiği alanların başında gelen erkek şiddeti ve kadın cinayetleri bu yıl daha da artış gösterdi. Medyaya yansıyan haberlere göre 2024 yılında 375 (aralık ayı hariç) kadın erkekler tarafından öldürüldü, 233 kadının ölümü ise şüpheli olarak kayıtlara geçti.

    Özellikle İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil’in Semih Çelik tarafından katledilmesi ülkede infial yarattı. Narin Güran cinayeti de ‘kutsal aile’ söylemleriyle bezenen aile yapısının çocuklar ve kadınlar için ne denli güvensiz olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Son olarak Van’da önce kaybolan ve ardından cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş’in ölümü henüz aydınlatılmadı. Tüm bu cinayetlere karşı ise kadınlar her zaman olduğu gibi bulundukları alanlardan isyan ederek, gerçek adalet taleplerini haykırdılar.

    KADINLAR CEPHESİNDE NELER YAŞANDI?

    -7,5 yıldır cezaevinde olan eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, HDP ve DBP’nin eski eş genel başkanlarından Sebahat Tuncel tahliye edildi. Kışanak, tahliye sonrası yaptığı açıklamada, “Bizim tahliyeye değil, özgürlüğe ve barışa ihtiyacımız var!” dedi. Tuncel ise, “Kobani bir intikam davası, bizi yargılayan heyet değildi, cübbesini giymiş Cumhur İttifakı’ydı! Arkadaşlarımıza bir tweet attıkları için onlarca yıl ceza verdiler” dedi.

    -Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Saymanı Şimal Deniz, İstanbul Adliyesi’nde görülen duruşma sonrası tahliye edildi. Mahkeme, Deniz’i oy çokluğu kararıyla İstanbul’u terk etmeme ve adli kontrol şartıyla tahliye etti.

    -DEM Parti 31 Mart yerel seçimlerinde, 3’ü büyükşehir, 7 il, 58 ilçe ve 7 belde belediyesini kazandı. Özellikle HÜDA-PAR’ın seçime girdiği ve kendini güçlü olarak gördüğü Batman’da yüzde 64 oy oranıyla Gülistan Sönük’ün belediye başkanı olarak seçilmesi kadınlar cephesinde büyük bir sevinç ve umut yarattı. Ancak 4 Kasım’da İçişleri Bakanlığı kararı ile DEM Parti yönetimindeki Batman, Mardin ve Şanlıurfa’nın Halfeti Belediyesi’ne kayyım atandı.

    -TBMM Genel Kurulu’nda 9. Yargı Paketi olarak bilinen “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” kabul edilerek yasalaştı. Teklif metninde, evli kadının bekarlık soyadını ancak eşinin soyadıyla birlikte kullanmasını öngören hüküm siyasi partilerin ortak önergesiyle metinden çıkarıldı. Aksi bir düzenleme yapılmazsa, evli kadınlar istemeleri halinde sadece bekarlık soyadını kullanabilecek.

    -Diyarbakır Valiliği, “Jin, jiyan, azadî” sloganını yasakladı. “Jin, jiyan, azadî” sloganının “örgüt propagandası” olduğu öne sürüldü. Öte yandan İstanbul ve Ankara’daki üniversitelerde “Jin, jiyan, azadi” sloganını atan kadınlara ülkücüler saldırdı.

    -Mersin Üniversitesi Müfide İlhan KYK Kız Yurdu’nda kalan iki öğrencinin sözlü tacize uğramasının ardından yurt önünde eylem yapılmıştı. Eyleme katıldıkları için birçok kadın öğrenciye yurttan atılma cezası verilerek soruşturma başlatıldı.

    -2025 yılı için hazırlanan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi, kadınların hak mücadelesine ve toplumsal eşitlik taleplerine kulak tıkayan eşitsiz sistemi bir kez daha gözler önüne serdi. ‘Ailenin korunması ve güçlendirilmesi’ için 16,6 milyar TL ayrılırken, ‘Kadının güçlenmesi’ için yalnızca 5,9 milyar TL ayrıldı. Bu, aileye ayrılan bütçenin, kadına ayrılan bütçeyi neredeyse üçe katladığını gösteriyor. Kadın başına düşen yıllık bütçe ise sadece 139 TL. Bu, günlük 38 kuruşa denk geliyor.

    -Diyanet İşleri Başkanlığı’nca yayımlanan Aile Dergisi’nin Mayıs sayısında, “Kaybolan Erkeklik Azalan Kadınlık” başlıklı bir yazı yayımlandı. Yazıda, çalışan kadınlar ve kadınların çalışma yaşamına katılması hedef alındı.

    -Mersin’de bir okulda, kadın öğretmene ‘yırtmaçlı etek, kısa kollu tişört, yakası açık gömlek giymek’ gerekçesiyle uyarı cezası verildi.

    -Gülistan Doku’nun kayboluşunun 4. yılında ülkenin dört bir yanında kadınlar sokağa çıkarak Gülistan’ın bulunması taleplerini yineledi.

    -İkizköy muhtarı Nejla Işık, köyün kadınlarıyla birlikte verdiği Akbelen mücadelesi ile BBC’nin her sene yayımladığı “İlham Veren 100 Kadın” listesinde yer aldı.

    – Mersin’de kadın gazeteciler, sektörde yaşadıkları eşitsizler karşısında örgütlü mücadele yürütmek adına Kadın Gazeteciler Derneği’ni kurduklarını duyurdu.

    -‘İnsan Hakları Onur Ödülü’, 12 Eylül’de Mamak Cezaevi’nde dövülerek katledilen İlhan Erdost’un eşi Gül Erdost’a verildi.

    KADIN GAZETECİLER YİNE HEDEFTEYDİ

    Gazeteciler, Türkiye’de ve dünyada iktidarların rahatsız olacağı haberler yaptıkları için katlediliyor. Bir kısmı da yazdıkları veya söyledikleri nedeniyle cezaevinde tutuluyor. Gazeteciler özgürlüğünü yitirirken toplumun haber alma hakkı da engellenmiş oluyor. Yıl boyunca birçok kadın gazeteci gözaltına alındı, haklarında soruşturma açıldı ve şiddete uğradı. Tüm bunların yanı sıra, 23 Ağustos’ta Irak Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye vilayetinde, Chatra Prodüksiyon’da görevli gazeteciler Hêro Bahaddin ve Gülistan Tara, bindikleri aracın Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) ile hedef alınması sonucu yaşamlarını yitirdi. Aralık ayında ise Suriye’de görev başındaki gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin SİHA’larla hedef alınarak katledildiler.

    Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun (IJF) verilerine göre, 2024’te şimdiye kadar dünya genelinde 104 gazeteci yaşamını yitirdi. Bu gazetecilerin 55’i Filistin’de hayatını kaybetti. Bölgede çalışan gazetecilerin yüzde 90’ı ekipmanlarını kaybetti.

    DÜNYADA KADINLARIN GÜNDEMİ

    Kürdistan coğrafyasında doğan ‘Jin, Jiyan, Azadi’ hareketinin sınırı dünyaya yayıldı. Jina Mahsa Amini’nin katledilmesiyle fitili ateşlenen protestolarda yayılan Jin, Jiyan, Azadi hareketi son olarak Hindistan’da yankı buldu. Hindistan’da bir kadının tecavüze uğrayıp katledilmesini ‘Geceyi geri al’ eylemleriyle protesto eden kadınlar “Jin, jiyan, azadî” pankartı açarak, kadına yönelik şiddete tepki gösterdi.

    – Eylül 2022 tarihinde İran’da zorunlu başörtü kuralların uymadığı gerekçesiyle gözaltına alınıp işkenceyle öldürülen Jina Mahsa Amini’nin ikinci yıl dönümü için dünya genelinde toplu grev çağrısı yapıldı. Dünyanın dört bir yanında eylem ve protestolar yapıldı.

    -İranlı Kürt kadın aktivist Roya Heshmati paylaştığı fotoğrafta başının açık olması bahane edilerek 74 kırbaç cezasına çarptırıldı.

    -Zorunlu başörtüsü gerekliliğine karşı üniversite bahçesinde kıyafetlerini çıkaran öğrenci Ahu Deryayi akıl hastanesine nakledildikten bir süre sonra serbest bırakılarak ailesine teslim edildi.

    – Kenya’da son aylarda artan kadın katliamlarını protesto etmek için binlerce kadın ülke çapında gösteriler düzenledi. Başkent Nairobi’de yapılan yürüyüşte kadınlar “Kadınları öldürmeyi bırakın” ve “Kadın cinayetlerini durdurun” yazılı pankartlar açtı.

    -Namibya’da, 27 Kasım genel seçimlerinde 34 yıldır iktidardaki Güney Batı Afrika Halkları Organizasyonu’nun (SWAPO) adayı Nandi-Ndaitwah, ülkenin ilk kadın cumhurbaşkanı seçildi.72 yaşındaki deneyimli siyasetçi, Nandi-Ndaitwah, oyların yüzde 57’sini aldı.

    -Eski eşi Dominique Pelicot tarafından uyuşturucu verilerek 10 yıl boyunca cinsel saldırıya uğrayan Gisèle Pelicot’un davası sonuçlandı. Mahkeme Dominique Pelicot’yu suçlu bularak 20 yıl hapis cezasına çarptırdı, 20 sanık da suçlu bulundu. Gisèle Pelicot yaşananları polis sorgusu sırasında öğrenirken mahkeme sürecinde gizli kalma hakkını kullanmayı reddetti. Pelicot, “Tecavüze uğrayan tüm kadınların ‘Madam Pelicot bunu yaptı, ben de yapabilirim’ demesini isterim. Artık utanmalarını istemiyorum. Utanç taraf değiştirmeli” demişti. Bu söz birçok kadına ilham oldu.

    Fatoş SARIKAYA/PİRHA

  • Alevilerin Yas Orucu başladı

    Alevilerin Yas Orucu başladı

    PİRHA- Aleviler, Muharrem Orucu’nu tutmaya başladı. Yas Orucu olarak bilinen oruç 12 gün sürüyor. Öncesinde Masum-u Paklar Orucu, Fatma Ana Orucu tutuluyor. 

    Kerbela’da Hz. Hüseyin ile birlikte susuz bırakılarak katledilen 72 insan için tutulan Yas Orucu (Yası Kerbela) başladı. Oruçta su içilmezken eğlenceden de uzak durulur. Oruç açma saatleri ise güneşin batışına denk gelir.

    Alevilerin, tutmaya başladığı yas orucu 12 gün sürecek.

    Muharrem ayı Aleviler açısından yas ayıdır. Kurban Bayramı’ndan 20 gün sonra başlar. 680’de Kerbela’da Yezit tarafından öldürülen İmam Hüseyin ve 71 kişi için tutulan oruç aslında bir yas ibadetidir ve İmam Hüseyin şahsında bütün mazlumlara adanır.

    SAHUR YOK, ORUÇ GÜNEŞE GÖRE AYARLANIR

    Alevilerde sahur olmadığı gibi oruç açarken belirlenmiş bir saat de yoktur. Ne yenirse gece yarısından önce yenir. Aleviler güneş batınca oruçlarını açarlar. Görkemli sofralar da kurulmaz.

    Oruç süresince de (12 gün boyunca) düğün, nişan, sünnet ve benzer törenler/etkinlikler yapılmaz, kurban kesilmez, et yenilmez. Kerbela Şehitleri’nin çektikleri susuzluğu hissetmek için su içilmez (Vücudun su ihtiyacı yenilen yemeklerden, çay, kahve, meşrubat, meyve suyu, ayran gibi sıvı içeceklerden karşılanır.)

    Muharrem Orucu, bu yıl da yakılan çerağlar ve yürekten dile getirilen gülbenglerle tutulmaya devam edilecek. Aleviler, kimi yörelerde 10, kimi yörelerde de 12 gün oruç tutarlar. Orucun ardından aşure paylaştırılacak.

    Yas Orucuna ilişkin bilgiler şöyle:

    03 – 05 Temmuz 2024
    MASUM-U PAKLAR ORUCU

    06 Temmuz 2024
    FATMA ANA ORUCU

    07 Temmuz 2024
    MUHARREM ORUCU’NUN BAŞLAMASI

    16 Temmuz 2024
    MUHARREM ORUCU’NUN BİTİŞİ

    PİRHA/İSTANBUL

  • 31 yıl önce Sivas’ta yapılan Alevi kırımı Madımak Oteli önünde lanetlendi-VİDEO

    31 yıl önce Sivas’ta yapılan Alevi kırımı Madımak Oteli önünde lanetlendi-VİDEO

    PİRHA- Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 kişi, Sivas’ta Madımak Oteli önünde anıldı. Burada kurumlar adına açıklama yapan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, 31 yıldır sürdürülen adalet mücadelesinin dünyada eşine az rastlanır bir direnişin tarihi olduğunu söyledi. Erçe, “Halkımızı, emekten, barıştan, demokrasiden, özgürlüklerden yana olan bütün kurumları çağrımıza destek vermeye ve alanlarda kol kola mücadele etmeye çağırıyoruz” dedi. 

    Alevi örgütlerinin öncülüğünde Sivas’ta bir araya gelen binlerce insan, Madımak Oteli’nde 33 aydın, yazar ve 2 otel çalışanının dinci-faşist kalabalıklar tarafından devletin kontrolünde yakılarak katledilmesini lanetledi.

    Sivas Katliamı’nın 31. yılında birçok ilden yola çıkan binlerce insan, sabah saatlerinde Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sivas Şubesi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sivas Şubesi önünde bir araya gelip, burada kortejler halinde katliamın yapıldığı alana doğru yürüyüş gerçekleştirdi.

    ÖZEL VE BAKIRHAN MADIMAK ÖNÜNDE

    Yürüyüşe CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, Sebahat Tuncel, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, DEM Parti ve CHP Milletvekillerinin yanı sıra siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri de katıldı.

    PANKARTLAR

    “Yolumuz uludur, ışığımız sönmez. Sonsuzluğa yürüyen Pir Sultan Abdal ölmez” yazılı pankartı açan ve katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğraflarını taşıyan kitle, yürüyüş boyunca, “Sivas’ı unutma, unutturma” ve “Sivas’ın ışığı sönmeyecek” sloganları attı. Yürüyüş esnasında pencere ve balkonlara çıkan yurttaşlar da kitleye alkışlar ile destek verdi.

    “UTANÇ MÜZESİ OLSUN

    Taşıdıkları fotoğraflar ve karanfillerle Madımak Otelinin önüne gelen aileler, otelin “utanç müzesi” olması yönündeki taleplerini yinelediler.

    AİLELER OTEL ÖNÜNE KARANFİL BIRAKTI

    Madımak Oteli’nin bulunduğu Sivas İl Özel İdaresi’ne ait Bilim ve Kültür Merkezi önüne katliamda yaşamını kaybeden 33 insanın aileleri tarafından kırmızı karanfiller bırakıldı. Hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    SEMAHLAR DÖNÜLDÜ

    Madımak Oteli önünde gerçekleşen anmada katledilen 33 can için semah dönüldü.

    ERÇE: 31 YILDIR SÜRDÜRÜLEN ADALET MÜCADELESİ BİR DİRENİŞİN TARİHİDİR

    Kurumlar adına ortak açıklamayı okuyan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, 31 yıldır sürdürülen adalet mücadelesinin dünyada eşine az rastlanır bir direnişin tarihi olduğunu söyleyerek, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği genel örgütlülüğü, Alevi kurumları ve özelde de Sivas Madımak ailelerinin demokratik, insani ve vicdani talepleri bugüne kadar karşılanmadı. Üstelik aranmakta olan sanıklar yönünden devam eden Sivas Madımak davası, zaman aşımına uğratılarak düşürüldü. Sivas Madımak otelinin utanç müzesi yapılması, Madımak davasının da insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamına alınması talebimiz ise hiç duyulmadı. İktidarların bu ketum tutumları elbette siyasi ve ideolojik bir tutumdur. İktidarların katliamdan ve katliamcılardan yana olan bu tutumuna karşılık, bizim de adalet, eşitlik, demokrasi ve özgürlük mücadelemiz, halkların barış içinde, özgür ve eşit yurttaşlar olarak bir arada yaşama iradesine bağlılığımızdaki ısrarımız siyasi ve ideolojik bir tutumdur” dedi.

    AKP-MHP KOALİSYONUN UYGULAMALARINA TEPKİ

    Sivas Madımak Katliamı’nın bugünkü siyasal iktidarın ve şeriatçı faşist politikaların önündeki engelleri temizlemeyi amaçlayan bir katliam olduğuna vurgu yapan Erçe, “Katliamlarla yüzleşmekten ve insani ve demokratik taleplerimizi görmezden gelen AKP/MHP koalisyonu, seçilmiş belediye başkanları yerine kayyum atayarak, sandıklara darbe yapıyor. Madımak otelini utanç müzesi yapmamak için direnen AKP/MHP ortaklığı, işçilerimizin maden sahalarında daha fazla rant ve kar uğruna katledilmesine göz yumuyor. Dersim, Koçgiri, Zini Gediği, Sivas, Maraş, Çorum, Gazi, Gezi, Suruç, 10 Ekim Ankara Gar başta olmak üzere yaşanmış katliamların bütün yönleri ile açığa çıkarılması ve gerçek sorumlularının açıklanması talebimize kulağını kapatan AKP/MHP iktidar bloku “dindar, kindar ve itaatkar bir neslin yetişmesi için özel programlar, projeler hazırlıyor ve yarının katliamcılarını yetiştirecek cemaat ve tarikatlarla protokoller imzalamaya devam ediyor” diye konuştu.

    “ALEVİLİĞİ ÖLDÜRMEYİ, ALEVİLERİ BÖLÜP PARÇALAMAYI HEDEFLİYORLAR”

    ÇEDES ve yeni müfredat uygulamalarını eleştiren Erçe, “Biz Aleviler her yerde ve her fırsatta, ‘inancımızı tarif etmeyin, tanıyın, cem ibadetimiz, Cemevleri ibadethanemizdir, Alevilik Aleviliktir, Alevilik vardır ve haktır, asimile etmeye çalışmayın dedik, onlar Aleviliği öldürmeyi, Alevileri kendi içlerinde bölüp parçalamayı hedefleyen ve asimilasyon üssü haline gelen “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı”nı kurdular. Bu başkanlığı da Kültür ve Turizm Bakanlığına bağladılar” ifadelerini kullandı.

    “DEMOKRATİK CUMHURİYET İÇİN MÜCADELE”

    Erçe son olarak şunları söyledi:

    “Yaşadığımız onlarca sorun, derin yoksulluk, derin kriz, buna bağlı olarak gelişen umutsuzluk, çaresizlik, işsizlik, açlık, intiharlar ne kadar olumsuzluk var ise hepsinin ana nedeni olan tekçi, katliamcı, Türk, İslam ve erkek egemen sistem ve bu sistemin yürütücüsü siyasal iktidardır. Artarak devam eden kadın cinayetleri bu iktidar anlayışının eseridir. Bu iktidara ve maruz kaldığımız anti demokratik uygulamalara karşı birleşmek zorundayız. Faşist ve şeriatçı bir abluka altında yaşamak istemiyor isek laik ve demokratik bir cumhuriyet için ortak mücadele etmeliyiz. Bu mücadelenin en büyük buluşma noktalarından biri 2 Temmuzdur. Halkımızı, emekten, barıştan, demokrasiden, özgürlüklerden yana olan bütün kurumları çağrımıza destek vermeye ve alanlarda kol kola mücadele etmeye çağırıyoruz.”

    SİVAS KATLİAMI İÇİN O DÖNEMİN SİYASETÇİLERİ NE DEMİŞTİ?

    Dönemin Başbakanı DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, oteli yakan azgın saldırganlar için “Çok şükür, otel dışındaki vatandaşlarımız bir zarar görmemiştir” demişti.

    Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise olayın münferit olduğunu iddia etmiş, “Alevi-Sünni çatışmasına dönüşmemiş olmasına” gönderme yapıyor ve şöyle diyordu:

    “Olay münferittir. Ağır tahrik var. Bu tahrik sonucu halk galeyana gelmiş… Güvenlik kuvvetleri ellerinden geleni yapmışlardır… Karşılıklı gruplar arasında çatışma yoktur. Bir otelin yakılmasından dolayı can kaybı vardır.”

    Dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu da Aziz Nesin’i hedef göstererek, “Aziz Nesin’in halkın inançlarına karşı bilinen tahrikleriyle halk galeyana gelerek tepki göstermiştir” ifadelerini kullanmıştı.

    Koalisyonun ortaklarından SHP’nin eski genel başkanı, dönemin başbakan yardımcısı Erdal İnönü ise olaylar sırasında Aziz Nesin’le telefonla görüşerek, en kısa zamanda takviye güç gönderileceğini, kimsenin kılına dahi zarar gelmeden kurtarılacağını söylemişti ancak hiç bir müdahale edilmedi. İnönü kendini, “Ne yapayım, yetkim yoktu” diyerek savundu.

    29 Şubat 1993’te göreve getirilen Sivas Valisi Ahmet Karabilgin, katliamın ardından 9 Temmuz 1993’te görevinden alındı. Karabilgin, “Birçok yerden yardım istedim. Yardım iş işten geçtikten sonra geldi. Taleplerimi dikkate almayanlara dokunulmadı” demişti.

    ERSİN ÖZGÜL-FATOŞ SARIKAYA-EREN GÜVEN/SİVAS

     

    İLGİLİ HABER

    Sivas’ta dinci faşist kalabalıklara yaptırılan Alevi Katliamı 31. yılında!

  • İzmir’de Gündoğdu Meydanı’ndan mesaj: Taksim’i kapatarak engelleyemezler!

    İzmir’de Gündoğdu Meydanı’ndan mesaj: Taksim’i kapatarak engelleyemezler!

    PİRHA- İzmir’de sendikalar, siyasi partiler ve işçiler 1 Mayıs’ı kutlamak için Gündoğdu Meydanı’nda toplandı.

    İzmir’de siyasi partiler, belediye başkanları ile temsilcileri, sendikalar, meslek örgütleri Basmane, Liman, Konak, Kültürpark ve Cumhuriyet Meydanı yönünden Gündoğdu Meydanı’na kortejler halinde yürüyüş ile Gündoğdu Meydana’na geldi.

    Pankartlar dövizler hazırlayan emekçiler sık sık “Bu daha başlangıç mücadeleye devam”, “Hak hukuk adalet”, “Her yer Taksim her yer direniş”, “Yaşasın 1 Mayıs alanlardayız”, “Direne direne kazanacağız”, “Taksim’de düşene dövüşene bin selam” sloganları attı.

    DENİZ YÜCEL: TAKSİM’İ KAPATARAK ENGELLEYEMEZLER!

    Yürüyüşte 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’ne dair değerlendirmelerde bulunan CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, “Bugün emek mücadelesi için haksızlığa, hukuksuzluğa uğrayanlar için bir sembol bir gün. Bugün biz de İzmir’de Cumhuriyet Halk Partisi olarak il başkanlığımızı, örgütlerimizle, büyükşehir belediye başkanımız, belediye başkanlarımız, genel başkan yardımcıları, milletvekillerimizle birlikte kortej yürüyüşümüzü yapıyoruz. Birazdan alanda olacağız. İstanbul’da yaşananlar tabii ki ülkemiz demokrasisi adına gerçekten üzüntü verici. Ama bu emek mücadelesini, işçinin, emekçinin dayanışmasını, hakkını aramasını hiçbir şekilde zor kullanarak alanları kapatarak, Taksim’i kapatarak engelleyemezler” dedi.

  • Saraçhane’den Taksim’e yürümek isteyen emekçilere polis müdahalesi-VİDEO

    Saraçhane’den Taksim’e yürümek isteyen emekçilere polis müdahalesi-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da 1 Mayıs nedeniyle Taksim’e çıkmak için binlerce emekçi Saraçhane’de bir araya geldi. Polis saldırısı üzerine işçiler direnişe geçti. Bozdoğan Su Kemeri’nin önündeki müdahalede polis plastik mermi ve biber gazı kullandı.

    İşçiler, emekçiler iktidarın gerici, baskıcı, emek düşmanı politikalarına karşı ülkenin dört bir yanında 1 Mayıs için alanlara çıktı.

    Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) hak ihlali kararına rağmen 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda Taksim Meydanı polisler tarafından ablukaya alındı. Taksim’i emekçilere yasaklayan İstanbul Valiliği’nin halkı meydana sokmamak amaçlı koyduğu yasaklar kapsamında, sabahın erken saatlerinde Taksim Meydanı’na çıkan tüm yollar trafiğe kapatıldı.

    Taksim, Şişhane, Kabataş, Mecidiyeköy, Şişli, Saraçhane, Beşiktaş Meydanı ve Dolmabahçe’de otoparklarda bulunan park halindeki araçlar kaldırıldı.

    Karaköy çevresi ve Galata Köprüsü de kapatılırken Saraçhane’ye polis yığıldı. Her sokak başına polis barikatları konuldu. Saraçhane’deki Bozdoğan Su Kemeri önüne boydan boya ‘polis kemeri’ kuruldu.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Diş Hekimleri Birliği ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) öncülüğünde binlerce işçi ve emekçi sabahın erken saatlerinde Saraçhane’de bir araya geldi. İşçiler, kortejler eşliğinde Taksim’e yürüyüşe başladı. Saraçhane surlarının önüne polisler kitleye plastik mermiler ve gazla saldırdı.

    Saldırıda çok sayıda kişinin gözaltına alındığı belirtildi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • İstanbul’da 1 Mayıs’a iktidar ablukası: Emekçiler Saraçhane’de buluştu-VİDEO

    İstanbul’da 1 Mayıs’a iktidar ablukası: Emekçiler Saraçhane’de buluştu-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da 1 Mayıs nedeniyle sabah erken saatlerde Taksim Meydanı’na çıkan yollar trafiğe kapatıldı. Taksim ve geniş çevresi polis ablukasına alındı, her sokak başına polis barikatları konuldu. Emekçiler, Saraçhane Meydanı’nda buluştu. 

    İşçiler, emekçiler hükümetin baskıcı, emek düşmanı politikalarına karşı ülkenin dört bir yanında 1 Mayıs için sokaklara akın akın gidiyor.

    1 Mayıs’ta Taksim’i emekçilere yasaklayan İstanbul Valiliği’nin halkı meydana sokmamak amaçlı koyduğu yasaklar kapsamında, sabahın erken saatlerinde Taksim Meydanı’na çıkan yollar trafiğe kapatıldı.

    Meydana çıkan cadde ve sokaklarda araç parkına izin verilmezken, Taksim, Şişhane, Kabataş, Mecidiyeköy, Şişli, Saraçhane, Beşiktaş Meydanı ve Dolmabahçe’de otoparklarda bulunan park halindeki araçlar kaldırıldı. Karaköy çevresi ve Galata Köprüsü de kapatılırken Saraçhane’ye polis yığıldı.

    Beşiktaş, Beyoğlu, Şişli, Fatih ve Kadıköy’de ise çöp konteynerleri kaldırıldı. Belediyelere ait araç ve personelin bulunmasına da izin verilmedi.

    Emekçiler, Saraçhane Meydanı’nda buluştu.

    Öte yandan İstiklal Caddesi’nin ara sokaklarından Taksim Meydanı’na yürümek isteyen yurttaşlara polis müdahale etti. Pankart açıp yürüyen grup gözaltına alındı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Diyarbakır’da milyonların katılması beklenen Newroz alanına girişler başladı

    Diyarbakır’da milyonların katılması beklenen Newroz alanına girişler başladı

    PİRHA – Diyarbakır’da milyonların katılması beklenen Newroz programı saat 08:30 itibariyle alana girişlerle başladı. 

    Bu yıl “Rabe dema azadî û serkeftinê ye” şiarıyla 15 Mart’ta başlatılan Newroz Bayramı kutlamalarının finali Diyarbakır’da yapılıyor. Kürt sorununun çözümüne dair taleplerin damga vuracağı Newroz’un adresi, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yılda da Bağlar ilçesinde bulunan Newroz Parkı.
    Newroz alanına girişler saat 08.30 itibariyle başladı.

    KONUŞMALAR VE SANATÇILAR 

    Bugün yapılacak olan Newroz programı ise şöyle: 

    Newroz programı, 2017 Newrozu’nda polis kurşunuyla katledilen Kemal Kurkut anmasıyla başlayacak. Kurkut, saat 10.00’da katledildiği yerde anılacak. Özgürlük ve demokrasi mücadelesinde hayatını kaybedenlerin anısına yapılacak saygı duruşu sonrası Tertip Komitesi kitleyi selamlayacak.

    Kürt sorununun çözümüne ilişkin taleplerle açlık grevinde olan mahpusların mesajı okunacak. Yine bir dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanıyken tutuklanan ve şu an DEM Parti Ankara Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayı olan tutuklu Gültan Kışanak’ın mesajı okunacak.

    Newroz ateşinin tutuşturulmasının ardından Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk ve Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivisti Aynur Sarıca birer konuşma yapacak.

    Sanatçı Xezel Mistefa sahne alacak ve sonrasında DEM Parti Belediye Eş başkan adayları Serra Bucak ve Doğan Hatun kitleyi selamlayacak.

    Hemen sonrasında Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar konuşacak ve sanatçı Faraj Ali Pour şarkılarını seslendirecek.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş sözcüsü Cengiz Çiçek, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın geçmiş yıllarda yaptığı Newroz değerlendirmelerini okuyacak.

    Leyla Zana konuşma yapacak. Program, dünyaca tanınan Tunuslu sanatçı Emel Matlouthi’nin sahneye çıkmasıyla devam edecek.

    Programın son konuşmacısı DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan olacak. Sanatçılar Mikail Aslan ve Arhat’ın sahneye çıkmasıyla program son bulacak.

    Konuşmalar 5 ila 10 dakika arasında olacak.

    PROVOKASYONA İZİN VERİLMEYECEK 

    İstanbul ve İzmir Newrozlarında bazı kesimlere karşı provakatif girişimlerde bulunan ve kendilerini “Nasyonalist” olarak nitelendiren kişilere karşı tedbir alınacak. Newroz alanındaki görevliler, söz konusu kişilerin provokasyonlarına izin vermeyecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Antep’te Newroz coşkuyla başladı -VİDEO

    Antep’te Newroz coşkuyla başladı -VİDEO

    Antep’te binlerce kişi Newroz alanına gelmeye başladı. Newroz programına Babetna ve Koolektifa Ritmen Azad şarkılarıyla eşlik ederken, kutlamalara Antep Dem Parti İl ve İlçe yönetimi, DEM Parti PM üyesi Mehmet Bozgeyik, DEM Parti Şırnak Milletvekili Newroz Uysal da katıldı.

    Antep’te Newroz coşkusu, sabahın erken saatlerinde Şehit Kamil ilçesinde bulunan Eski Tur Otobüsleri Alanı’nda (Mehmet Akif Ersoy Lisesi yanı) başladı. Birçok kişi kiras-fîstan ve şal-şepik elbiselerle kutlamalara katılırken, kadınlar ve gençlerin yoğun olması dikkat çekti. Kutlamalara kentteki siyasi parti ve sivil toplum örgütleri temsilcilerinin yanı sıra binlerce kişi katıldı.

    “ONLARCA İSİM DEĞİŞTİ AMA PARTİNİN ÇİZGİSİ DEĞİŞMEDİ”

    Kutlamada Newroz Tertip Komisyonu adına konuşan DEM Parti Antep Eş Başkanı Mehmet Satan, halkı selamlayarak, Newrozlarını kutladı.

    DEM Parti Antep Eş Başkanı Zozan Ayhan da kitlenin Newroz’unu kutluyarak, Newrozun direnişin sembolü olduğunu dile getirdi. Ayhan, “Onlarca isim değişti ama bu partinin çizgisi değişmedi. Dün Halepçe Katliamı’nın yıldönümüydü. Bütün diktatörlerin sonu Saddam gibi olur” dedi.

    “RANTÇI ANLAYIŞI SANDIĞA GÖMECEĞİZ”

    Daha sonra konuşan DEM Parti PM Üyesi Mehmet Bozgeyik, tüm halkın Newroz’unu kutlayarak, halkın iradesini gasp edenlerin 31 Mart Yerel Seçimlerinde halk tarafından sandığa gömüleceğini vurguladı. Ülkede derinleşen ekonomik krize değinen Bozgeyik, halkın yoksullaştırılarak, aç mahkum edildiğini belirtti.

    Antep halkını sandığa gidip iradelerine sahip çıkmaya çağıran Bozgeyik, kitleye, “Ezilen tüm halklar sömürülenler gençler, ezilenler bu rantçı belediye anlayışını sandığa gömecektir” dedi. Bozgeyik, son olarak birleşik mücadele çağrısında bulunarak, iktidara gereken cevabı vermeye çağırdı.

    Konuşmalarda ayrıca cezaevlerinde mahpus siyasetçilere selam gönderilerek, “Her DEM direniş her dem özgürlük” ifadeleri kullanıldı.

    Eş Başkanların konuşmalarının ardından DEM Parti belediye eş başkanları sahneye çağırılarak, halka tanıtıldı.

    PİRHA/ANTEP

  • 2024 Newroz deklarasyonu açıklandı

    2024 Newroz deklarasyonu açıklandı

    PİRHA-2024 Newrozu’nun startı, Diyarbakır’da açıklanan deklarasyonla verildi. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi gerektiğini ifade eden DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Kürt sorununun 40 yıldır bu ülkede devam eden ve özü itibariyle 100 yıllık bir mesele olan Kürt sorunun sadece Türkiye’de değil, 4 parça Kürdistan’da barışçıl demokratik yöntemlerle çözülmesi konusunda ısrarımızı sürdürüyoruz, sürdüreceğiz” dedi.

    Newroz Bayramı, bu yıl 57’si merkezi olmak üzere yüzlerce yerde kutlanacak. Newroz kutlamalarının startı, Mazlum Doğan’ın memleketi Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde 15 Mart’ta verilecek. Kutlamalara dair Demokratik Toplum Kongresi (DTK) , Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinen Azad-TJA) Dicle Kültür ve Sanat Derneği’nde 2024 Newroz deklarasyonunu açıkladı.

    Açıklamaya, DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ve TJA aktivisti Dilan Güvenç katıldı. Açıklamanın yapıldığı alana “Newroz Piroz”, “Rabe dema azadî û serkeftinê ye” flamaları asıldı.

    Deklarasyonu DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk okudu. Deklarasyon ardından TJA aktivisti Dilan Güvenç söz aldı.

    “NEWROZ DİRENİŞTİR”

    Newroz’un yeni yaşamın nişanı olduğunu dile getiren TJA aktivisti Dilan Güvenç, “Bu yeni yaşam aynı zamanda zalim iktidarlara karşı direnişin de simgesidir. Bu bize gösteriyor ki bir yerde zulüm, yok sayma, soykırım, baskı, adaletsizlik varsa, buna karşı direniş ve mücadele olduğunu da gösteriyor. Bir yerde direniş ve mücadele varsa, orada Newroz’un ruhu da vardır. Ondan dolayı bu Newroz direniştir. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Newroz’u kadına ve halklara yönelik baskıların olduğu bir süreçte karşılıyoruz. Özel savaş politikalarının yoğun olduğu, dilin asimilasyonuna yönelik her şeyin mubah görüldüğü bir süreçte karşılıyoruz” dedi.

    “NEWROZ MÜCADELEDİR”

    Newroz’un mücadele olduğunu belirten DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Newroz, Kawa’nın elinde balyoz, Mazlum’un elinde alev, Rahşan Demirel ve Zekiye Alkan’da vicdan olarak bize kaldı. O dönemde Aleviler, Kürtler ve kadınlar üzerindeki zorbalık asla eksilmedi. Şimdi de eksik değil, dağlarımızda, ülkemizin, kimliğimizin, dilimizin kadınlarımızın, çocuklarımızın üzerindeki baskı hala çok fazla. Devlet çok iyi biliyor ki, Kürt sorunu toplumsal bir şekilde çözülmezse, hiçbir sorun çözülmez” diye belirtti.

    “KÜRT SORUNU BİR STATÜ SORUNUDUR”

    Newroz Deklarasyonunu Kürdistan’ın kalbinden bütün dünyaya deklare ettiklerini vurgulayan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Kürt sorununun 40 yıldır bu ülkede devam eden ve özü itibariyle 100 yıllık bir mesele olan Kürt sorunun sadece Türkiye’de değil, 4 parça Kürdistan’da barışçıl demokratik yöntemlerle çözülmesi konusunda ısrarımızı sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Israrımızı mücadelemizle daha da büyüteceğiz bir sonuç alana dek elbette bu mücadelemiz devam edecek. Kürt sorunu bir statü sorunudur. Statü sorunu 4 parça Kürdistan’ın her birinin kendi içinde kazanacağı statüyle çözüme kavuşur. Gelin Kürt sorununu hep birlikte çözelim, gelin tecridi hep birlikte kaldıralım, gelin Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne kavuşmasını hep birlikte sağlayalım. Bugün yaşanan savaş ve çatışmalar, İHA’lara, SİHA’lara ayrılmış bütçe Türk kardeşlerimizin, Türk işçi emekçi kardeşlerimizin ekmeğini küçülterek yapılıyor. Oysa biz 72 milletten bir arada yaşamayı başaran bu coğrafyada, devletin çözümsüzlüğü dayatmasına karşı barışı tesis edersek, halkların, işçilerin, emekçilerin ezilenlerin sorunlarının çözümünde çok büyük bir adım atmış oluruz” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’dan yeni yıl mesajı: Her şeye rağmen umudumuzu büyüterek yeni yıla hazırlanacağız-VİDEO

    Ankara’dan yeni yıl mesajı: Her şeye rağmen umudumuzu büyüterek yeni yıla hazırlanacağız-VİDEO

    PİRHA- 2023 yılını geride bıraktığımız günlerde, Ankara’dan yeni yıl dilekleri gelmeye devam ediyor. Mesajlarda, Aleviler dönük katliamların son bulması, hayat pahallığının son bulması gibi temenniler yer alırken, tüm bu umutsuzluklara rağmen mücadelenin süreceği vurgulandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi Başkanı Fadime Türkyılmaz, DİSK eski Ankara Bölge Yöneticisi Muharrem Aslan ve CHP’den Selma Kurtul yeni yıla ilişkin mesajlarını PİRHA’ya paylaştı.

    “NOEL AĞACI SÜSLEMEK YASAKLANIRKEN, KIZ ÇOCUKLARI SÜSLENİP MOLLALARIN KOYNUNA SOKULUYOR”

    PSAKD Mamak Şubesi Başkanı Fadime Türkyılmaz, yeni yılda mücadele etmeye devam edeceklerini belirterek, “Yeryüzünde eşit yurttaşlığın olduğu, barışın olduğu bir ülke dilerken şöyle bir reel yaşamımıza baktığımızda ise Noel ağacının süslenmesinin yasak olduğu, ama on iki yaşında kız çocuklarımızı süslenerek gerdeğe, yetmiş yaşındaki kendi mollalarının koynuna sokulduğu bir anlayışın uygun görüldüğü bir ülkede yaşamak gerçekten zor geliyor artık. Ama her şeye rağmen, her şeye inat bizim ne gülüşlerimizi ne de mücadelemizi durduracağız. Ve önümüzdeki yılın derilerimizin yüzülmediği, katliamların olmadığı, Çorumların, Maraşların yaşanmadığı, Dersimlerin yaşanmadığı, Gezilerin, Roboskilerin, Gazilerin yaşanmadığı bir yıl olmasını istiyorum. Çünkü biz Aleviler anma yapmaktan kafamızı kaldıramaz hale gelmiş durumdayız. Ama her şeye inat biz yasta değil, isyandayız diyoruz. Yaşasın örgütlü mücadelemiz diyoruz. Örgütlenmeye, mücadele etmeye, başımızdaki ceberutlardan kurtulmaya devam edeceğiz” dedi.

    “TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER MÜCADELESİNİN SESİNİ YÜKSELTECEĞİZ”

    DİSK eski Ankar Bölge Yöneticisi Muharrem Aslan ise, şunları ifade etti:

    “Geçirdiğimiz yıl ülkemiz açısından, emekçiler açısından, yoksullar açısından, öğrenciler açısından ve tüm halk katmanları açısından çok iç açıcı geçmedi. Ülkemizin içinden geçtiği hem siyasal hem de ekonomik olumsuzluklar, toplumumuzun bütün katmanlarını çok ciddi anlamda etkilemektedir. Yoksulluk, sefalet, zulüm, hayat pahalılığı, gazetecilerin tutuklanması, demokrasi değerlerimizin ortadan kaldırılması, fabrikalarımızın satılması, bugüne kadar cumhuriyet değerlerimizin tamamına saldırılar, gerici yobaz bir eğitimin dayatılması yani bu yılı ülkemiz açısından ve ülkemizdeki sosyal katmanların temel insan hak ve özgürlükleri açısından çok iyi geçirdiğini söylemeyiz. Ama her şeye rağmen umudumuzu büyüterek yeni yıla hazırlanacağız ve yeni yılda da ülkemizin, önce insani ve toplumsal olarak yeniden ayağa kaldırılması için sahada, alanda bütün toplumsal katmanlarla birlikte temel insan hak ve özgürlükler mücadelesinin sesini yükselterek yaşamımıza devam edeceğiz. Yeni yılın tüm dünyaya ülkemize ve tüm dünya emekçi halklarına barış, demokrasi, insan hakları getirmesini diliyor, temenni ediyorum.”

    CHP’li Selma Kurtul da yeni yılla ilgili şu mesajı verdi:

    “Mücadelenin tam içindeyim, bu bağlamda Mamak’ta kadınların sesi olma adına, ayrıştırmadan, sosyal belediyeciliğin işleyeceği, kadın haklarının, örgütlü mücadelenin tam verileceği, değerlerimize sahip çıkılacağı bir yaşam istiyorum. Barış ve özgürlüğün hakim olduğu, sosyal demokrasinin tam işlediği bir belediyecilik anlayışı istiyorum”

    PİRHA/ANKARA

  • Antalya’daki Alevi kurum temsilcilerinden yeni yıl mesajı: İnkar politikaları son bulsun- VİDEO

    Antalya’daki Alevi kurum temsilcilerinden yeni yıl mesajı: İnkar politikaları son bulsun- VİDEO

    PİRHA- Antalya’da bulunan Alevi Kurum temsilcileri 2023 yılında yaşanan depremler, Alevilere dönük ötekileştirme ve inkar politikalarının son bulduğu, savaşların olmadığı, herkesin kardeşçe barış içerisinde bir arada yaşayacağı bir 2024 yılı olmasını dilediklerini belirttiler.

    İnkar ve asimilasyon politikalarına karşı mücadele yürüten Aleviler, ikinci yüz yıla eşit yurttaşlık, özgürlük, barış ve demokrasi özlemiyle giriyor. 2024 yılı da tüm diğer yıllar gibi baskı politikalarının arttığı, zora, zorbalığa karşı mücadelenin büyütüleceği bir yıl olacak.

    Antalya’daki Alevi kurum başkanları ve pirler yeni yıla dair mesajlarını PİRHA ile paylaştı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, “2024 yılı daha refah daha huzurlu daha sosyal ve ekonomik yönden huzura kavuşacak bir yıl olmasını diliyor, tüm canlarımıza saygı ve selamlar iletiyorum”dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD)Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, ” 2023 yılını acılarla tatlılarla yılın sonuna doğru geldik. Bir deprem yaşadık felaketler yaşandı. Alevler olarak zaten acılar çekiyoruz. 2024 yılında da acısız katliamsız ötekileştirilmemiş bir yıl olmasın diliyoruz.Bu ülkede kardeşçe yaşamak arzusu içerisindeyiz. İnşallah 2024 yılında ‘Eşit Yurttaşlık’ hakkımızı da ülkeyi yönetenler verir. Yerel seçimlere gidiyoruz. Bu yerel seçimler İnşallah hayırlı olur. Ülkemize amacımız birlik ve beraberlik içerisinde yaşamaktır. Üzerimizdeki kara bulutlar dağılır aydınlık bir ülke aydınlık bir dünya içerisinde hep beraberce yaşarız” diye belirtti.

    HBVAKV Döşemealtı Şube Başkanı Binali Efe, “2023 yılı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çok hoş şeyler yaşanmadan nihayeti 2023 yılının sonuna geldik. İnşallah 2024 yılında bütün savaşlarım son bulduğu, insanların öldürülmediği Hak hukuk adaletin yok sayılmadığı bir yıl olması vesilesiyle en büyük temennimiz sağlık mutluluk ve huzurun gelmesi dileğimizdir” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANTALYA

  • İzmir’den yeni yıl mesajı: Halklar ve inançlar için özgürlük ve eşit yurttaşlık yılı olsun-VİDEO

    İzmir’den yeni yıl mesajı: Halklar ve inançlar için özgürlük ve eşit yurttaşlık yılı olsun-VİDEO

    PİRHA- İzmir’deki Alevi kurum başkanları ve pirler, 2024 yılının halklar ve inançlar için özgürlük ve eşit yurttaşlık yılı olmasını temenni ederek ifade ederek, yeni yıla dair dileklerini paylaştılar. Mesajlarda, 2024’ün, savaş politikalarına karşı barışın inşa edildiği bir yıl olması istendi. 

    İnkar ve asimilasyon politikalarına karşı mücadele yürüten Aleviler, ikinci yüz yıla eşit yurttaşlık, özgürlük, barış ve demokrasi özlemiyle giriyor. 2024 yılı da tüm diğer yıllar gibi baskı politikalarının arttığı, zora, zorbalığa karşı mücadelenin büyütüleceği bir yıl olacak.

    İzmir’deki Alevi kurum başkanları ve pirler yeni yıla dair mesajlarını PİRHA ile paylaştı.

    EŞİT YURTTAŞLIK VURGUSU

    Yeni yıla dair mesajlar şöyle:

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Menderes Şube Başkanı Satı Çelen: “Hacı Bektaş Veli’nin dediği gibi, sevginin, hoş görünün egemen olduğu bu topraklarda, sevgiyi gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan bu mekanlarda birliğimizi sağlamalıyız. Tüm canları sevgi ve muhabbetle kucaklayarak, yeni yılın sağlık ve huzur içerisinde geçmesini niyaz ediyoruz. Aşk ile.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bornova Şube Başkanı Barış Çelik: Dünyada sevgi ve barışın egemen olduğu, özgür düşüncenin aydınlık yarınlara vesile olduğu bir yıl olmasını diliyoruz.  Savaş ve şiddetten uzak, kardeşliği esas olan barış dilinin muhabbetlerimizde daim olmasını diliyoruz. Kerbela’dan bu yana Yezit’e karşı nasıl Hüseyni durduysak bu yılda günün Yezitlerine karşı Hüseyni durmayı diliyoruz. ÇEDES projelerine karşı, eşit yurttaşlığı örmek için, doğamıza , dilimize, kültürümüze, inancımıza yönelik saldırılara karşı bir olmalıyız.

    “HALKLAR VE İNANÇLARIN ÖZGÜRCE YAŞADIĞI BİR YIL OLSUN”

    İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi Başkanı Mehmet Bozkurt: Gerek dünyada gerekse ülkemizde özgürlüklerin, kimliklerin, inançların yok sayıldığı, adaletin ayaklar altına alındığı, eğitimin tarikatlara bırakıldığı, hayat pahalılığının had safhaya ulaştığı bir yılı yaşadık. Toplum olarak 2024 yılında bunların yaşanmamasını, demokrasinin yaşam bulmasını, halklar ve inançların barış içerisinde yaşamasını umut ediyoruz. 2024 yılının barış ve kardeşlik yılı olmasını diliyor, bütün canları mutlu yıllar diliyorum.

    Kureyşan Ocağı Piri Hamza Takmaz: Kanunların olmadığı, yasaların işlemediği bir yılı geride bıraktık. 2024 yılı tüm canlar için barışın, sevginin olduğu, katliamlar ve savaştan uzak olduğu bir yıl diliyorum. Gençlerimizin bilim yana muradı açık olsun. İşleri, aşı, gönülleri güzellikler ile var olsun. Hızır yar ve yardımcımız olsun.”

    PİRHA/İZMİR

  • ABF: 2024 yılında da yoksula yoldaş, mazluma Hızır olacağız

    ABF: 2024 yılında da yoksula yoldaş, mazluma Hızır olacağız

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), yeni yıla dair yayımladığı mesajda, “Cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk yılına girerken, ırkçı ve şeriatçı kuşatmaya karşı eşit yurttaşlık mücadelemizin yükseldiği, tüm komşu inanç ve kimliklerin özgürce bir arada yaşadığı bir ülkeyi kuracağımıza olan inancımızla yeni yılınızı kutluyoruz” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, 2024 yılana dair sanal medya hesaplarından bir mesaj yayımladı.

    ‘2024 yılında da yoksula yoldaş mazluma Hızır olacağız’ başlığıyla yayımlayan mesajda yeni yılda da eşit yurttaşlık ve demokratik cumhuriyet mücadelesinin büyüyeceğine dair temenni de bulunuldu.

    “İNANÇLARIN VE KİMLİKLERİ ÖZGÜRCE YAŞADIĞI BİR YIL DİLİYORUZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun yeni yıl mesajı şöyle:

    “Biz Aleviler yüzlerce yıldır yaşadığımız zulme rağmen; Tüm canlıların eşit ve adil bir yaşam kurmaları için mücadele ederken, mazlumun yanında zalimin karşısında olduk. Uğruna sayısız bedeller ödediğimiz yolumuzdan ve ikrarımızdan dönmeden bu gün de yürümeye devam ediyoruz.

    2023 yılı da yaşadığımız zor zamanlardan biri oldu. Bizi açlığa ve onursuzluğa mahkum etmeye çalışanlar, yaşadığımız depremde yüzbinlerce yurttaşı göçük altında ölüme terk etti. Cemevlerimizle, demokratik kitle örgütlerimiz ve devrimciler omuz omuza vererek kendi yaramıza merhem olmaya çalıştık.

    Halk yaşamda kalma mücadelesi verirken, iktidar sahipleri kadına yönelik gün geçtikçe artan şiddet ve katliamlarını, hayvanların ve doğanın yaşam haklarına yapılan saldırılarını sürdürdü. Can’lar-yaren yoldaşlar; Halkının derdini kendi derdi bilmeyenin Piri olmaz.

    Tüm zamanlarda olduğu gibi, bu karanlık günleri de omuz omuza yürek yüreğe verip hep birlikte atlatacağız. Cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk yılına girerken, ırkçı ve şeriatçı kuşatmaya karşı, eşit yurttaşlık mücadelemizin yükseldiği, tüm komşu inanç ve kimliklerin özgürce bir arada yaşadığı bir ülkeyi kuracağımıza olan inancımızla yeni yılınızı kutluyoruz. Bozatlı Hızır yoldaşımız olsun.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Köprü ve otoyol ücretlerine yeni yıl zammı

    Köprü ve otoyol ücretlerine yeni yıl zammı

    Yeni yılla birlikte köprü ve otoyol ücretlerine zam yapıldı. 

    Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM), yeni yılla birlikte köprü ve otoyol ücretlerine zam yapıldığını duyurdu. Sanal medya hesabından yapılan paylaşıma göre, KGM’nin işlettiği otoyollarda otomobil için en düşük geçiş ücreti 9, en yüksek geçiş ücreti 84, boğaz köprüleri tek yön otomobil geçiş ücreti ise 15 TL oldu.

    Yeni tarife 1 Ocak 2024’ten itibaren uygulanacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM partili Kordu’dan yeni yıl mesajı: Sera simaya newiye bimbarek bo.

    DEM partili Kordu’dan yeni yıl mesajı: Sera simaya newiye bimbarek bo.

    PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu yeni yıl mesajı yayımlayarak, 2024 yılının özgürlüğe vesile olmasını diledi.

    Dem Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yeni yıla dair mesaj yayımladı. Kordu mesajında, “Kadim dillerin ve inançların özgürce yaşanacağı, doğamızın talan edilmediği, barışın ve adil bir yaşamın tesis edildiği bir yıl olması dileği ile yeni yılınızı en içten dileklerimle kutlarım. Sera simaya newiye bimbarek bo.
    Sersale we piroz be” dedi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • 2023 yılı Türkiye ve Dünya için savaşın, yoksullaşmanın yılı oldu

    2023 yılı Türkiye ve Dünya için savaşın, yoksullaşmanın yılı oldu

    PİRHA- 2023 yılı Türkiye Orta Doğu ve dünyada savaşların, yoksulluğun ve göçün gölgesinde geçti.

    2023 yılı Türkiye, Orta Doğu ve dünyada savaşların, yoksulluğun ve göçün gölgesinde geçti. Türkiye Cumhuriyeti 100’üncü yılını geride bırakırken, temel sorunları ikinci yüzyıla taşındı. Aleviler, Kürtler ‘Demokratik Cumhuriyet’e dair mücadelesini 2024’e taşırken, yurttaşlar, ekonomik krizin derinleştiği ülked eher geçen gün daha da fakirleşti.

    CUMHURİYETİN 100. YILI VE DEĞİŞMEYENLER…

    24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile Türkiye-Suriye sınırı, Ankara Antlaşması’nda çizilen sınırlar olarak kabul edildi. Lozan’ın ardından 23 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi. Türkiye, geride kalan 100 yılda “tek dil, tek din, tek kimlik” ile yönetildi.

    Özelde Aleviler için ise koca bir yüzyıl inkar, katliam ve asimilasyon politikalarına maruz kalarak geçerken, toplumsal talepleri sürekli kriminalize edilmek istendi.

    Alevi köylerine cami yapılmaya, çocuklarına zorunlu din dersi verilmeye devam edildi. Alevi sözcüğünün yasaklı olduğu 80 yıl boyunca Alevi toplumu, kendi varlığını korumak için yoğun bir çaba harcadı.

    Aleviler, ikinci yüzyıla eşit yurttaşlık, özgürlük, barış ve demokrasi özlemiyle giriyor. Dergahları, ziyaretgahları, kutsal mekanları işgal altında olan Alevi toplumu, son olarak Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle dağıtılmak istendi.

    6 ŞUBAT DEPREMLERİNDE ONBİNLERCE İNSAN YAŞAMINI YİTİRDİ

    6 Şubat sabaha karşı Maraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde 9 saat arayla 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde iki korkunç deprem meydana geldi.

    Deprem, Adıyaman, Diyarbakır, Antep, Hatay, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Urfa olmak üzere 10 kenti etkiledi. 13,5 milyon insanın yaşadığı Macaristan topraklarından daha büyük bir alanı etkileyen depremde yüzbinler evsiz kaldı.

    6 Şubat depremlerinden 10 şehir etkilendi. Ancak yıkımların büyük kısmı Maraş, Malatya, Adıyaman ve Hatay’da yaşandı. Deprem bölgelerine kurtarma çalışmaları geç gittiği için onbinlerce insan eksi derecedeki soğuklarda enkaz altında donarak can verdi. Yıkılan binaların altında yardım isteyen insan çığlıkları bir ülkenin tarihine kara leke olarak geçti.

    Oldukça geniş bir coğrafyayı etkileyen depremlerde resmi açıklamalara göre 50 bin 783 kişinin hayatını kaybettiği, 107.204 kişinin ise yaralı olduğu belirtildi. Fakat rakamların şeffaf olayarak paylaşılmadığı, can kayıplarının yüzbinlerce olduğu yorumları da yapıldı.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan felaketler sonrasında yaptığı, herşeyi kadere havale etme açıklamalarını bu depremde de sürdürdü.

    Bartın’ın Amasra ilçesindeki maden faciası için söylediği “kader planı” ifadesini bu kez Maraş depreminde tekrar etti. Maraş’ta ailesini, komşularını, evini kaybeden depremzedeleri ziyaret eden Erdoğan, “Bunlar kader planının içerisinde olan şeyler” dedi. Bu açıklaması büyük tepki çekti.

    Kurtarma çalışmalarında organize olamayan iktidar, yardım çalışmalarında da benzer politikalar izledi. Çoğu bölgeye 3-4 gün sonra ulaşan devlet görevlileri, bölgeye yardım götürmek isteyen siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve Alevi örgütlerini engellemeye çalıştı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum AFAD harici koordinasyona müsaade edilmeyeceğini açıkladı.

    Pazarcık’ta HDP ve yöre dernekleri tarafından bir dayanışma alanına dönüştürülen Hasankoca Cemevi’ne kayyum atandı.

    Yine deprem kentlerinde yardımların organizesi sırasında özellikle Alevi mahallelerine ayrımcılık yapıldığı da gündeme geldi. Birçok Alevi köyü ve mahallesine yardımlar gitmedi.

    Maraş merkezli meydana gelen depremlerin ardından kayıp çocuklar da gündeme gelmişti. Depremde refakatsiz kalan çocukların bazılarının tarikatlarin ellerine düştüğü, tarikatlere bağlı Kur‘an kurslarına götürüldüğü ortaya çıktı. Depremin ardından deprem bölgelerinden büyük bir göç yaşandı. Özellikle Alevilerin yaşadığı bölgelerin bilinçli olarak boşaltıldığı belirtildi.

    Gönüllüler topraklarının yeniden inşası için çağrılar yaptı. Maraş’ta 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin ardından sorunlar çözülmedi. Ağır yıkım yaşanan 11 ilde depremzedelerin barınma, beslenme, sağlık gibi temel ihtiyaçları hala karşılanmış değil. Depremzedelerin çadır ve konteynerleri her sağanağın ardından sular altında kalıyor, ısınma sorunu da hala çözülemeyen sorunlar arasında yer alıyor.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mart ayında verdiği “650 bin yeni konut yaparak depremzedelere teslim edeceğiz” sözlerine karşın herhangi bir adım atılmadı.

    Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yasallaşması da tepkileri artırdı.

    Kanuna göre; her yer rezerv yapı alanı ilan edilebilecek. Dönüşüm kapsamında borcunu ödeyemeyenler mülkiyet hakkını kaybedecek.

    Evlerine kavuşmak için adeta gün sayan yurttaşlar, bu kanun ve kararnameyle şimdi de ‘rezerv alan’ denilerek rant uğruna mülkiyet hakkı kaybı yaşama riskiyle de karşı karşıya.

    Diğer taraftan kentlerin inşası için iktidara yakın şirketlerle imzalanan protokoller de gündeme geldi. Deprem bölgelerinin inşası iktidar yanlılarına teslim edildi.

    Yine deprem alanlarında enkazlar, tüm uyarılara rağmen kontrolsüzce tarım ve yaşam alanlarına döküldü ve  oluşan absest ciddi sağlık sorunlarına neden oldu. Maraş depremlerinden etkilenen illerde sorunlar altı aydır çözülmeyi beklerken Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve bağlı il müdürlükleri, bölgenin doğasını tehdit eden maden şirketleri için onay vermeye devam ediyor.

    Bakanlık depremden bu yana bölgede toplamda 350 projeyi onayladı. Ormanları, meraları ve binlerce insanın geçimini sağladığı tarım alanlarını tehdit eden 112 maden projesine ÇED onayı verildi.

    14-28 MAYIS SEÇİMLERİ

    14 ve 28 Mayıs’ta gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri cumhuriyet tarihinin en önemli seçimlerinden biri oldu.

    Seçimlere giderken AKP-MHP iktidarının cumhurbaşkanı adayı Recep Tayip Erdoğan iken, 6’lı masa olarak seçimlere giren bloğun aday belirleme süreci tartışmalı ve uzun sürdü.

    6’lı masada Cumhurbaşkanı adayı krizi İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in masadan kalkmasıyla derinleşirken, sancılı bir sürecin ardından 14 Mayıs seçimlerinde 6’lı masanın adayı Kemal Kılıçdaroğlu oldu.

    Aday göstermeyen ve destek açıklamaları yapmaktan kaçınan HDP ise isim vermeden Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklediklerini açıkladı.

    14 Mayıs’ta sonuçlanmayan Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kaldı. 28 mayıs’ta yapılan ikinci turda ise seçimleri AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan kazandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan her zamanki gibi Beştepe’de yaptığı balkon konuşmasında nefret dili kullanmaya devam etti, Selahattin Demirtaş’ı hedef aldı.

    Seçimlerin ardından Kılıçdaroğlu ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile imzalanan protokol tartışma konusu oldu. Özdağ, Kılıçdaroğlu ile ikinci tur öncesi yaptığı gizli protokolün belgelerini paylaştı. “Hükümetin Oluşturulması ve Görev Bölümü” başlıklı kısımda; İçişleri Bakanlığı ve iki bakanlığın daha Zafer Partisi’ne verilmesi, güvenlik, adalet ve ekonomi bürokrasisi öncelikli olmak üzere bazı bakan yardımcılıklarının Zafer Partisi’ne tahsis edilmesi konusunda anlaşıldığı görüldü.

    Parlamento seçimlerinde ise Yeşil Sol Parti Alevi kimliğini temsilen adaylara yer verdi. Yeşil Sol Parti İstanbul 3. Bölge’den milletvekili adayı olan Celal Fırat meclise girmeyi başardı. Dersim’de ise Ayten Kordu seçildi. 25 ve 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili olan Ali Kenanoğlu ise Yeşil Sol Parti’den Adıyaman’da seçimlere girdi ancak seçilmedi. Yeşil Sol Parti İstanbul 1. Bölge Milletvekili adayı Turgut Öker de meclise giremeyen bir başka isim oldu.

    PSAKD Eski Genel Başkanı Gani Kaplan da Yeşil Sol Parti listesinde Sivas’tan aday gösterilmişti. Kaplan da Meclis’e giremedi.

    CUMARTESİ ANNELERİ’NİN EYLEMİNE POLİS MÜDAHALE ETTİ, ANNELER DİRENDİ

    Türkiye’nin en uzun süredir devam eden sivil itaatsizlik eylemi olarak kabul edilen ve 27 Mayıs 1995’ten beri cumartesi günleri Galatasaray Meydanı’nda düzenlenen Cumartesi Anneleri eylemine yönelik yasaklamalar bu yıl da devam etti.

    Cumartesi Anneleri’nin, Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararına rağmen Galatasaray Meydanı’na çıkışına polis yine haftalarca izin vermedi. Birçok eylemde ters kelepçe ile gözaltılar yaşandı.

    Cumartesi Anneleri‘nin direnişi sonuç verdi. 8 Nisan’dan itibaren 30 hafta boyunca gözaltına alınan ve meydana karanfil bırakmaları engellenen Cumartesi Anneleri/ İnsanları eylemlerinin 972. haftasında abluka altında tutulmaya devam edilen Galatasaray Meydanı’na karanfillerini bıraktı. Eylem yalnızca 10 kişinin katılmasına izin verilirken, Cumartesi Anneleri adına konuşma yapan İkbal Eren, “Kayıplarımızı aramaktan, kaybedenlerin yargılanmasını talep etmekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    CAN ATALAY KARARI

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi Parkı Davası’nda, Osman Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis ile Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater Utku’ya verilen 18’er yıl hapis cezalarını onadı.

    Ali Hakan Altınay, Yiğit Ali Ekmekçi ve Ayşe Mücella Yapıcı hakkında verilen 18’er yıl hapis cezaları ise Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından bozuldu.

    Dairenin kararında, bu sanıkların eylemlerinin, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” kapsamında olmadığına işaret edildi. Daire, mahkumiyet hükümlerini bozduğu sanıklar Yapıcı ile Altınay’ın adli kontrol hükümleri uygulanarak tahliyesini kararlaştırdı. Bunun yanında Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Can Atalay’a “hak ihlali” kararı veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunarak yargıda bir skandala imza attı.

    AYM’nin “hak ihlali” kararını görüşen yargıtay, kararın uyulmamasına hükmetti. Yargıtay , Atalay’ın milletvekilliğinin de düşürülmesi için Meclis’e bildirimde bulundu.

    Yargıtay, Atalay hakkındaki mahkumiyet hükmünün onanması ile hükümlü sıfatını kazandığını, anayasaya göre milletvekilliğinin düşmesi sebeplerinden biri olarak, “kesin hüküm giyme veya kısıtlanma halinin” düzenlenmiş olduğunu, Anayasa’nın 76. maddesinde sayılan milletvekilliği ile bağdaşmayan suçlardan kurulan mahkumiyet hükmünün milletvekilliğini düşüreceğini belirtti. Yargıtay, ayrıca AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu. Bu karar hukukçular tarafından “yargı darbesi” olarak değerlendirildi. AYM başvuru üzerine tekrardan hak ihlali kararı verirken, yerel mahkeme AYM’nin kararını tekrardan Yargıtay’a yolladı.

    Yerel mahkemenin kararına karşı başta İstanbul olmak üzere birçok kentte oturma eylemi başlatıldı.

    TTB’YE KAYYUM ATANMASINA KARAR VERİLDİ

    Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması talebiyle açılan davanın 7’nci duruşması 30 Kasım’da Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, TTB’nin Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı ile Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasına karar verdi. Buna göre mahkeme, yeni merkez konseyi seçimlerini tamamlamak üzere beş kişilik bir heyet görevlendirdi.

    Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin TTB Yönetim Kurulu’nu görevden alma kararı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kayyum kararlarıyla özdeştirildi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yıllardır TTB yöneticilerini hedef gösteriyordu.

    TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, kimyasal silahların çatışmalarda kullanıldığına dair uzman görüşlerini ve gözlemlerini aktarınca iktidar medyası tarafından hedef alınmış, Ankara Başsavcılığı da Fincancı hakkında soruşturma başlatmıştı.

    CHP KONGRESİNDE ‘DEĞİŞİM’ ÇIKTI, ÖZEL CHP GENEL BAŞKANI OLDU

    Seçimlerin ardından değişim sloganları ile yapılan CHP 38. Olağan Kurultayı’nda genel başkanlık seçimini Özgür Özel kazandı. Böylece CHP’de 13 yıllık Kemal Kılıçdaroğlu dönemi sonra erdi.

    Kılıçdaroğlu’nun kurultayda yaptığı, “Sırtımdaki hançerlerle seçime girmek zorunda kaldım. Beni asıl üzen, sırtımdaki yük değildi, sırtımdaki hançerlerdi” sözleri büyük tartışma yarattı.

    Kurultay‘ın ilk tur oylamasında Özel 682 oy, Kılıçdaroğlu ise 664 oy aldı. Çekilir mi, çekilmez mi tartışmaları sürerken, Kılıçdaroğlu ikinci tura da katıldı.

    Kılıçdaroğlu oy kullandıktan hemen sonra kurultay salonundan ayrılarak CHP Genel Merkezi’ne geçti. Oylamanın sonucuna göre Özel, delegelerden 812 oy alırken, Kılıçdaroğlu ise 536 oy aldı. Böylece Özgür Özel CHP’nin 8. Genel Başkanı oldu.

    HEDEP YARGITAY’A TAKILDI, DEM OLDU

    İktidar tarafından hedef alınan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılmasına yönelik Anayasa Mahkemesi’ndeki davası sürüyor.

    Anayasa Mahkemesi, HDP’nin “kapatma davasının seçim sonrasına bırakılması” başvurusunu reddetmiş, HDP ise 14 mayıs seçimlerini riske atmamak için seçimlere Yeşil Sol Parti ile girme kararı almıştı.

    Seçimlerin ardından Yeşil Sol Parti kısa adı HEDEP olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi olarak yoluna devam etti. “Özgürlük için yeniden” sloganıyla düzenlenen 4. Olağan Kongre’de eş genel başkanlar Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları oldu.

    HEDEP ismi 13 Mart 2003 tarihinde AYM tarafından kapatılan HADEP’e benzerliği nedeniyle Yargıtay tarafından değiştirilmesi yönünde tebliğde bulunulan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi, kısa adını DEM Parti olarak değiştirdi.

    VARTİNİS KATLİAMI ZAMAN AŞIMINA UĞRATILDI

    Muş’un Korkut ilçesine bağlı Vartinis beldesinde 3 Ekim 1993 tarihinde aynı aileden 9 kişinin evleri ateşe verilerek katledilmesiyle ilgili dava zaman aşımı gerekçesiyle düşürüldü.

    Vartinis kırsalında 2 Ekim 1993’te yaşanan çatışmada bir astsubay yaşamını yitirmişti. Çatışmadan sonra astsubayın cenazesini almaya gelen askerler, Vartinis’ten geçerken havaya ateş açmış ve, “Bu gece gelip köyünüzü yakacağız” diyerek bölgeden ayrılmıştı. Olaydan bir gün sonra, 3 Ekim’de beldeye gelen askerler “örgüte yardım ettikleri” iddiasıyla köyü ateşe vermişti.

    Evlerinin ateşe verilmesi sonucu Nasır ve Eşref Öğüt çifti, en büyüğü 12, en küçüğü ise henüz 3 yaşında olan 7 çocukları ile birlikte can vermişti. Evden sağ kurtulan tek kişi olan Aysel Öğüt ise daha sonra olaya ilişkin suç duyurunda bulunmuştu.

    HİRANUR VAKFI DAVASI

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G. babasının kendisini altı yaşındayken, o dönem 29 yaşında olan Kadir İstekli ile imam nikahıyla ‘evlendirdiğini’ ve çocukluğu boyunca cinsel istismara uğradığını anlatarak şikâyetçi olması üzerine skandal ortaya çıktı.

    İddianame 30 Ekim 2022’de İstanbul Anadolu Başsavcılığı tarafından tamamlandı. İddianamede H.K.G.’nin ifadeleri de yer aldı. H.K.G. imam nikahı kıyıldıktan bir gün sonra, Kadir İstekli’nin cinsel istismarına maruz kaldığını anlatarak 13 yaşındayken nişan, 14 yaşına geldiğinde ise düğün yapıldığını ve düğünden sonra Kadir İstekli ile aynı evde yaşamak zorunda kaldığını belirtti. İddianamede Kadir İstekli, tarikat lideri baba Yusuf Ziya Gümüşel ile anne Fatma Gümüşel’in zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediklerini belirtildi.

    Davanın görülen ilk duruşmasında mahkeme heyeti, gizlilik kararı alarak yayın yasağı getirdi. Davanın 7’nci duruşmasında mahkeme heyeti, “zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan Kadir İstekli’ye 30 yıl, Yusuf Ziya Gümüşel’e 20 yıl, Fatıma Gümüşel’e ise 16 yıl 8 ay hapis cezası verdi. Mahkeme, tutuklama kararıyla birlikte tutuksuz yargılanan Fatıma Gümüşel hakkında yakalama kararı çıkardı.

    İSRAİL-FİLİSTİN SAVAŞI

    2023 yılına, ulus devlet sisteminin yarattığı bir kriz olan İsrail-Filistin arasındaki savaş hali damga vurdu. “İslami Direniş Hareketi” olarak adlandırılan Hamas’ın 7 Ekim’de başlattığı ssaldırılarla İsrail-Filistin arasındaki savaş yeniden patlak verdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bu saldırıya karşı 1973 Yom Kippur Savaşı’ndan bu yana ilk kez savaş durumu ilan etti ve yaklaşık 300.000 yedek askeri askerlik hizmetine çağırdı. Ekim 2023’ün sonunda İsrail Savunma Kuvvetleri Gazze Şeridi’nin kuzeyinde kara saldırısı başlattı. Birleşmiş Milletler’e göre, çatışmalar başladığından bu yana Gazze nüfusunun %70’ten fazlası yerinden edildi.

    Gazze’deki Sağlık Bakanlığı’na göre savaşın başlangıcından bu yana yaklaşık üçte ikisi kadın ve çocuk olmak üzere en az 19 bin 453 Filistinli hayatını kaybetti, 52 bin 286 kişi yaralandı. İsrail’in uyguladığı topyekûn kuşatma ve yoğun hava saldırıları nedeniyle Gazze’de su, elektrik, gıda ve ilaç sıkıntısı yaşanıyor. Abluka altındaki Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’den bu yana süren yoğun bombardıman, dünyada büyük tartışmalar ve kitlesel yüzlerce protestoya neden oldu. İsrail’e dönük tepkiler artarak devam ederken, saldırıların başladığı dönem İsrail’e destek veren Avrupa ve ABD yönetimleri, gerek kendi ülkeleri gerekse dünyadan gelen eleştiriler karşısında insani söylemi artırmaya başladı.

    UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI

    24 Şubat 2022’de başlayan savaşta Rus ordusu ocak ayında 300 bin yedek askerle takviye edilen güçleriyle Ukrayna’nın doğusundaki Donbass bölgesinde yeniden saldırıya geçti.

    Moskova, mayıs ayındaki işgalinden bu yana en uzun ve en kanlı savaşta Bahmut’un ele geçirildiğini duyurdu. Kiev, Moskova’nın işgal ettiği toprakları geri almak amacıyla haziran ayında karşı saldırı başlattı; ancak sadece güney ve doğudaki birkaç köyü geri almayı başardı. 24 Haziran’da Wagner grubundan isyancı savaşçılar Moskova’ya doğru yürüyüşe geçti. Geri adım atan grubun lideri Yevgeny Prigozhin, iki ay sonra uçak kazasında öldü. Kiev, kasım ayı ortasında Rus ordusunu güneydeki Herson bölgesinde birkaç kilometre geri püskürttüğünü iddia etti. BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi Ukrayna’da savaşın başlangıcından bu yana 9 bin 900 sivilin öldürüldüğünü açıkladı. ABD istihbarat raporuna göre, Ukrayna’daki savaşta 315 bin Rus askeri öldü ya da yaralandı.

    Savaştan sonraki beş hafta içinde Rusya, 1917 Ekim Devrimi’nden  bu yana en büyük göçünü verdi. Savaş ayrıca küresel çapta gıda kıtlığına neden oldu.

    Ayrıca Rusya’da 15-17 Mart 2024 tarihleri arasında yapılacak devlet başkanlığı seçimlerinde, Ukrayna’da işgal edilen bölgelerde de sandık kurulacağı açıklandı. Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, düzenlenecek devlet başkanı seçiminde aday olacağını Merkez Seçim Komisyonu’na bildirdi.

    Elif SONZAMANCI-Diren KESER/PİRHA