Etiket: 21 mart

  • Cuma Erçe: Hakk ve hakikat mücadelesi verenlerin Newroz Bayramı kutlu olsun!-VİDEO

    Cuma Erçe: Hakk ve hakikat mücadelesi verenlerin Newroz Bayramı kutlu olsun!-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Newroz Bayramı’na ilişkin paylaştığı mesajında, “Yunus’un Hakk aşkı, Hünkar’ın bilgeliği ve Pir Sultan Abdal’ın direnciyle yol süren, Hakk ve hakikat mücadelesi veren Alevi canların, Kürt halkının ve cümle mazlum halkların umudu olan Newroz Bayramı kutlu olsun. Umudu, barışı, baharı ve yaşamı yeniden örgütleyene, karanlığa ışık saçan iradeye selam olsun” dedi.

    Newroz Bayramı tüm coşkusuyla kutlanmaya devam ediyor. Alevi toplumu da bulunduğu her alanda newroz ateşi etrafında buluşuyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, ajansımız aracılığıyla Newroz Bayramı’na ilişkin mesajını paylaştı.

    Pirlerin niyazıyla, enel Hakk diyenlerin avazıyla Anadolu ve Mezopotamya’nın kadim topraklarında yanan Nevruz ateşi daim olmasını dileyen Cuma Erçe, “Yunus’un Hakk aşkı, Hünkar’ın bilgeliği ve Pir Sultan Abdal’ın direnciyle yol süren, Hakk ve hakikat mücadelesi veren Alevi canların, Kürt halkının ve cümle mazlum halkların umudu olan Nevruz Bayramı kutlu olsun. Umudu, barışı, baharı ve yaşamı yeniden örgütleyene, karanlığa ışık saçan iradeye selam olsun” dedi.

    “Zulüm bitsin, savaşlar son bulsun” çağrısında bulunan Erçe, “Zalimler berbat olsun. Sınırsız ve sınıfsız bir dünyanın kapısı aralansın. Nevruz ateşi yansın, yakılsın ve mazlum halkların çerağı olsun. Yol göstersin. Darda, zorda kalan cümle canların umudu olsun. Birliğimize, dirliğimize ve özgürlüğümüze bize vesile olsun. Pir Sultanlar Kültür Derneği Genel Örgütlü adına tüm halkların Nevruz Bayramı’nı kutluyorum. Newroz piroz be, Nevruz’unuz kutlu olsun” diye belirtti.

    PİRHA/ANKARA

  • Ziraat Mühendisleri Odası: Dünya Ormancılık Günü’nü ülkemizde buruk kutluyoruz

    Ziraat Mühendisleri Odası: Dünya Ormancılık Günü’nü ülkemizde buruk kutluyoruz

    PİRHA – Ziraat Mühendisleri Odası, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü sebebiyle yaptığı açıklamada “Tam da şimdi, orman ekonomisi değil, orman ekolojisi zamanıdır. Ormanlarımızı kamucu politikalarla koşulsuz koruyalım” çağrısında bulundu.

    Uluslararası Ormanlar Günü, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 28 Kasım 2013’teki kararıyla 21 Mart tarihinde kuruldu. Her yıl bu tarihte çeşitli etkinliklerle tüm orman türlerinin önemi konusunda farkındalık yaratılmakta.

    Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez de 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nde uyarıda bulunarak “Tam da şimdi, orman ekonomisi değil, orman ekolojisi zamanıdır. Doğamızı ve geleceğimizi yok etmeyelim. Ormanlarımızı kamucu politikalarla koşulsuz koruyalım” dedi.

    Yazılı açıklama paylaşan Baki Remzi Suiçmez, ormanların yalnızca bir ağaç topluluğundan ibaret olmadıklarını vurgulayarak “Orman, doğal yaşamın ve insan yaşamının vazgeçilmezidir” diye belirtti.

    “RAKAMLARA İHTİYATLA YAKLAŞIYORUZ”

    Baki Remzi Suiçmez, şu açıklamada bulundu:

    “Ülkemiz ormanları, biyolojik çeşitlilik açısından kuzey yarımkürenin en önemli ormanlarındandır. Orman Genel Müdürlüğü 2023 yılı faaliyet raporuna göre; ülkemiz orman varlığı ülke yüzölçümünün yaklaşık %29,8’ini kaplamakta, 23.363.071 hektar toplam orman alanı içerisinde normal kapalı orman alanı 13.708.972 hektar ile toplam orman alanının %58,68’ini, boşluklu kapalı orman alanı ise 9.654.099 hektar ile %41,32’sini oluşturmaktadır. Orman alanının %95,74’ü koru, %4,26’sı baltalık olarak işletilmekte olup, toplam ağaç serveti yaklaşık 1,77 milyar m3, ormanların odun hammaddesi verim gücünün bir göstergesi olan artım ise 50,1 milyon m3 düzeyindedir.

    Resmi istatistiklere göre; 2002 yılında 20,8 milyon hektar olan orman varlığımız, 2023 yılında 23,3 milyon hektara çıkmıştır. Orman varlığımızın artmasından memnuniyet duyduğumuzu belirtmekle birlikte, ormanlık olarak gösterilen alanların fiili olarak orman olmadığı gerçeği karşısında bu rakamlara ihtiyatla yaklaşıyoruz.

    2023 yılına kadar 811 bin hektar orman alanı madencilikten enerjiye, turizm ve imardan ulaştırmaya uzanan geniş bir yelpazedeki uygulamalara tahsis edilmiş iken, fiilen orman olmayan ve ülke toplam ormanların %3’ünden fazlasına karşılık gelen bu alanlar orman varlığı envanterinde halen orman olarak görünmeye devam etmektedir.

    Ormanlarımızın azalmadığı aksine arttığı yönünde oluşturulan kamuoyunu yanıltıcı bu algıya karşı, tek tek ağaç dikmenin ya da fidan dikme seferberliğinin orman alanlarını artırmaya çözüm olmadığını görerek, rakamlar üzerinden haklılık yarışına girmeden, koşulsuz olarak ekosistemi ile birlikte ormanlarımızı koşulsuz korumanın önemi ve gereğinin kamuoyuna anlatılmasını zorunlu görüyoruz.”

    “RESMİ İZİNLERLE ORMANLIK ALANLARIMIZ YOK OLMAKTA”

    Baki Remzi Suiçmez, dünyada ve de ülkemizde orman varlığımızın kaybının ana nedenine de değinerek, ekonomik çıkarlar sebebiyle yaşatılan tahribata dikkat çekti.

    Suiçmez, açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Bu geri dönülmez tahribat ve talanın nedeni ise, bu olumsuzluğa izin veren ve göz yuman siyasi iktidar tercihleridir. Ormanlarımızı koruması gereken kamu yönetimi ormanlarımızın ormancılık amacı dışında kullanılmasına yönelik Anayasaya aykırı yasal izinler vermektedir. Ülkemizde ana düzenleme olan 6831 sayılı Orman Kanunu, çıkarıldığı 1956 yılından bugüne kadar çok sayıda değişikliğe uğradı. Özellikle son yıllarda siyasal iktidarın “torba yasa”larla “yaz-boz tahtasına” dönüştürdüğü çok sayıda hukuksal düzenlemelerde yapılan her değişiklik, Anayasanın 44., 169. ve 170. maddelerine karşın ormanlarımızı, orman köylülerimizi ve orman topraklarımızı koruma adına değil, aksine madencilik, enerji, turizm, ekoturizm yatırımlarına ve kentleşme süreçlerine dayanak oluşturmuştur.

    Ülkemizde son yıllarda “İnsan için orman, ekonomi için orman” söylemiyle, ormanın korunması gereken bir ekosistem değil, insan ve ekonomi için bir kaynak olarak görüldüğü bir politika tercihi izlenmektedir. Yaşamsal ve çevresel etkileri göz önünde bulundurulmaksızın hazırlanan projelere verilen resmi izinlerle yasal olarak nitelikli ormanlık alanlarımız yok olmakta, zarar görmektedir. Kitlesel imhaya yol açan amaç dışı kullanım izinleri kadar, özel ormancılık, rehabilitasyon, odun ticareti, tarıma açma uygulamaları da tartışılması gereken diğer ciddi politika tercihleridir.

    Ekosistem bütünü bozularak yapılan orman talanı, toplumsal mücadele ve hukuk mücadelesine karşın maalesef devam etmektedir. 2002 yılından beri sürekli gündeme gelen mevzuat değişiklikleri, doğayı, çevreyi, ormanı ve tarım alanlarını korumaya duyarlı kesimlerin toplumsal mücadelesi ve hukuk mücadelesi ile defalarca yargı tarafından durduruldu. Kaz Dağları’ndan Fatsa’ya, İkizdere’den Akbelen’e, Cerrattepe’den İliç’e kadar ODA’mızın da açtığı davalarda verilen yargı kararlarına ya uyulmadı ya da yeni düzenlemelerle hukuka karşı hile yöntemi seçildi. Bilinmelidir ki; doğamızı, ormanlarımızı, tarım alanlarımızı, meralarımızı, zeytinliklerimizi, su havzalarımızı koruma mücadelemize devam edeceğiz.

    “ORMAN HAFTASI’NI ÜLKEMİZDE BURUK KUTLUYORUZ”

    Dünyada ve de ülkemizde orman varlığımızın kaybının ana nedenlerinde diğeri, orman yangınlarıdır. 2021 yılında ülkemizde çok vahim sonuçlara yol açan ve ciddi müdahale yetersizlikleri yaşanan orman yangınlarını önlemek için son dönemde hava ve yer filosu güçlendirmeleri gibi bazı olumlu adımlar atıldı. Ancak OGM verilerine göre, yangın başına yanan alan miktarı 2023’te 2,60 hektar olarak hedeflenmişken, yangın başına ortalama 6,1 hektarlık alan yanarak kül oldu. Orman yangınlarının topyekûn bir yok oluş olduğu gerçeğinden hareketle, yangın öncesi, yangın anı ve yangın sonrası gereken hazırlıklar ve anında gerekli müdahale gecikmeden yapılmalıdır.

    Gelecek nesillerimize temiz bir çevre ve yaşanabilir bir dünya bırakmanın yolu, su kaynaklarımızı korumanın yolu, toprak erozyonunu önlemenin yolu, temiz hava solumamızın yolu; sessizce çığlık atan ormanlarımızın sesini duymak, ormanlarımızı korumak, geliştirmek ve orman alanlarımızı genişletmekten geçmektedir.

    Dünyanın akciğeri ormanlarımızın sınıfsal veya bireysel çıkar uğruna vahşice yok edilmediği, ülkemiz ormanlarının Kazdağları dahil sermayenin çıkarları için katledilmediği, 2/B uygulamalarına son verildiği, 2/A uygulamalarının orman köylüsünün gerçek gereksinimlerine hizmet ettiği, bazı meslek odası ve sendikaların çıkar hesaplarıyla yanlışlara ve orman talanına karşı susmadığı, bilimsel esaslara dayalı halk yararına kamucu ormancılık politikalarının uygulandığı bir gelecek umuduyla; 21 Mart 2024 tarihinde “Dünya Ormancılık Günü”nü ve “Orman Haftası”nı ülkemizde buruk kutluyoruz.

    “MADENCİLİK PROJELERİNE KESİNLİKLE İZİN VERİLMEMELİDİR”

    Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, orman politikaları konusunda yapılması gerekenleri de şu şekilde sıraladı:

    “Kamucu ormancılık politikaları derhal yaşama geçirilmelidir.

    Ormancılık kamu yönetiminin tek beklentisi ormandan sağlanacak gelir olmamalı, uygulanacak politikaların özü endüstriyel ormancılık değil, orman ekosistemlerinin varlığının sağlıklı bir şekilde bütünsel devamlılığının sağlanması olmalıdır.

    Artırılan bütçesi ve güçlendirilen personel yapısı ile Orman Bakanlığı yeniden kurulmalıdır.

    Orman alanlarının tespiti ve tescili tamamlanmalı, nitelikli orman alanları artırılmalıdır.

    Boşluklu kapalı, bozuk, verimsiz orman sayılan orman ekosistemleri korunmalı ve iklim değişikliklerine direnebilecek biçimde kendini yeniden üretebilme kapasitesi desteklenmelidir.

    Ayrımsız tüm ormanlık alanlar 2/B uygulamaları ile imara açılmamalıdır.

    Ormanlarda madencilik, enerji, imar, turizm, tarım, yol, güvenlik gibi amaç dışı faaliyetler sonucu ağaç keserek ya da alan yok ederek orman ekosistemine zarar verilmemelidir.

    Halkın yaşam hakkını görmezden gelen, doğal yaşamı tehdit eden, denetimsiz, çevreye telafisi imkânsız zararlar veren ve orman alanlarını en fazla tehdit eden vahşi ve sömürgeci madencilik projelerine kesinlikle izin verilmemelidir.

    Orman alanları ekoturizm projeleriyle belli kişi ve şirketlerin rant amaçlı kullanımlarına açılmamalıdır.

    Orman yangınlarına karşı hazırlıklı olunmalı, en kısa sürede en uygun ve etkin bütüncül müdahale yapılmalıdır.

    Orman alanlarının orman alanı olarak kalmasına ve kendini yenilemesine izin verilmelidir.

    Ormanlarda toprak kaybının azaltılmasına yönelik erozyonla mücadele ile mera ıslah çalışmaları geliştirilmelidir.

    Orman hastalık ve zararlılarına karşı etkin mücadele yürütülmelidir.

    Orman köylüleri güçlü kooperatifler temelinde desteklenmeli ve kalkındırılmalıdır.

    Orman ve de doğa katliamı ivedilikle durdurulmalı, insanlık suçu işleyenler yargılanarak en ağır cezalara çarptırılmalıdır.

    Çözüm, belli; ciddi bir siyasi irade, bilime uygun kararlar, sürekli toplumsal ve hukuksal mücadele. Tam da şimdi, Orman Ekonomisi değil, Orman Ekolojisi zamanıdır.

    Şairin dediği gibi; “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim. Bu cennet bizim.”

    PİRHA/ANKARA

  • Yüz binlerce kişinin katıldığı Diyarbakır Newroz’u başladı-VİDEO

    Yüz binlerce kişinin katıldığı Diyarbakır Newroz’u başladı-VİDEO

    PİRHA-Diyarbakır’da yüz binlerce kişinin katıldığı Newroz, coşkuyla kutlanıyor. Newroz ateşi yakıldıktan sonra halaylar çekildi.

    Bu yıl “Rabe dema azadî û serkeftinê ye” şiarıyla 15 Mart’ta başlatılan Newroz Bayramı kutlamalarının finali Diyarbakır’da yapılıyor. Kürt sorununun çözümüne dair taleplerin damga vuracağı Newroz, Bağlar ilçesinde bulunan Newroz Parkı’nda kutlanıyor.

    1 milyonu aşkın kişinin katıldığı Diyarbakır Newrozu’nda alan hınca hınç dolarken, gelişler halen sürüyor. Görkemli Diyarbakır Newrozu’nda, Newroz ateşi yakıldıktan sonra halaylar çekildi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • PSAKD Yenimahalle Şubesi ve Cemevi’nde Newroz Ateşi yakılacak!

    PSAKD Yenimahalle Şubesi ve Cemevi’nde Newroz Ateşi yakılacak!

    PİRHA – PSAKD Yenimahalle Şubesi, 21 Mart gecesi Newroz kutlaması yapacak.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yenimahalle Şubesi ve Cemevi, 21 Mart’ta Newroz ateşi yakacak. Saat 19:30’da başlayacak kutlamada Müzisyen İlke Yıldız ezgiler seslendirecek. Gecede davul zurna eşliğinde halaylar da çekilecek.

    PİRHA/ANKARA

  • Newroz’da Didim Cemevi bahçesinde ateş yakılıp semah dönüldü- VİDEO

    Newroz’da Didim Cemevi bahçesinde ateş yakılıp semah dönüldü- VİDEO

    PİRHA- Baharın gelişini ve yeniden var olmayı müjdeleyen Newroz Bayramı’nda, Didim Cemevi bahçesinde ateş yakılarak etrafında deyişler okunup semah dönüldü. 

    21 Mart baharın gelişini müjdeleyen Newroz bayramı kutlamaları alanlarda etkinliklerle devam ediyor. Aleviler, Didim Cemevi bahçesinde yaktıkları ateş ve söyledikleri deyişlerle Newroz Bayramı’nı kutladı.

    Didim Cemevi bahçesinde yapılan kutlamaya Didim Belediye Başkan Ahmet Deniz Atabay, Kureyşan Ocağı dedelerinden Engin Seyitalidedeoğlu, siyasi parti temsilcileri ve depremzede yurttaşlar katıldı.

    Didim Cemevi Başkanı Hüseyin İlhan, konuşmasına 6 Şubat’ta meydana gelen ve 11 ilimizi etkileyen depremde hayatını kaybedenleri anarak başladı. Didim’de misafir edilen depremzede misafirlerin de Newrozu kutladığını hatırlatan İlhan, 45 gündür cemevi olarak depremzedelere ayırt etmeden yardım yaptıklarını ifade etti. Newroz’un önemine de değinen İlhan, tüm ülkeye ve insanlığa sağlık, huzur ve barış getirmesini dileyerek emeği geçenlere teşekkür etti.

    Hakk’a yürüyen yol hizmetkarları ve depremde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşundan sonra Engin Seyitalidedeoğlu tarafından verilen gülbeng ile Newroz ateşi yakıldı, semah dönüldü.

    Ayrıca Grup Pir Sultan Abdal eserlerini seslendirdi.

    PİRHA/AYDIN

  • Pir Hasan Hayri Şanlı: Hawtemal bizim değerimiz, devam ettirilmeli-VİDEO

    Pir Hasan Hayri Şanlı: Hawtemal bizim değerimiz, devam ettirilmeli-VİDEO

    PİRHA- Baharın gelişini müjdeleyen Hawtemal’e ilişkin PİRHA’ya konuşan Derviş Cemal Ocağı’ndan Hasan Hayri Şanlı, “Bizim köyde toplu olarak Munzur Baba’ya gidiyorlardı. Bazen köylüler ortak bir kurban alıp, orada kesiyordu. Ondan sonra herkes kendi pirinin evine gidip, cem yapıyordu. O günler güzeldi. Hawtemal bizim değerimiz. Bırakılmamalı, devam ettirilmeli” dedi.

    Aleviler için kutsal kabul edilen Hawtemal, mart ayının ilk haftasında başladı. Hawtemal, Dersim toplumunda önemli bir yere sahiptir. Gaxan ile başlayan Dersim toplumunda Hızır ayı ve ardından da Hawtemal ile devam eder. Baharın gelişini müjdeleyen Hawtemal yeni yılın da başlangıcı kabul edilir.

    “HAWTEMAL ARYAN KÖKENLİ BİR İNANIŞ”

    Hawtemal’e ilişkin PİRHA‘ya konuşan Derviş Cemal Ocağı’ndan Pir Hasan Hayri Şanlı, “Mart ayının ilk haftasında başladığı için Hawtemal deniliyordu. Hawtemal Aryan kökenli bir inanış. İslam öncesi yıllık bayramlar vardı. O bayramların en sonuncusu ve ilki mart ayına denk geliyor. 11 Mart’ta başlayan inanış 21 Mart’a kadar sürüyor. O günlere göre Tanrı insanları 16 Mart’ta yaratmaya başlamış, 21 Mart’ta tamamlamış deniliyor. 21 Mart aynı zamanda gece ile gündüzün eşit olması, gündüzün geceyi geçmesi, aydınlığın karanlığı yenmesidir. 21 Mart gecesi atalarının evlerine geleceklerine inanıyorlardı. O gün yemek yaparlardı, sabaha kadar uyumazlardı. Güya atalarının ruhları gelip, yemeği yesin, eğlensin diye. 21 Mart gecesinin ateşin yaratıldığı gün kabul edilir. Ateş için atalarımız, “Tanrının ruhudur” derdi. Ateş ısıtır, ışıtır. Isıtır ama insanı yakmaz. Işıtırken de evreni karanlıktan kurtarır. İnsanın gönül gözünü açar, gönül çerağını yaktırır. İnsanın kendi gönül çerağı yanmadıkça, mum yakmak hiçbir şey değil” dedi.

    “HAWTEMAL BİZİM DEĞERİMİZ, UNUTULMAMALI”

    Eskiden Hawtemal zamanı yapılan ritüellere de değinen Şanlı, şunları söyledi:

    “Babam 15 gün oruç tutardı. 21 Mart haftasının perşembeye gelen günü kurban keserdi. Aynı akşam cem yapıyordu. Zaten o dönemde her perşembe cem vardı. Hawtemal’de en çok ‘bıçka şiri’ pişirilirdi. Yenildikten sonra gülbeng okunurdu. Gülbeng yeterliydi ama onu aşarak kuran okutuyorlardı. Kuranı niçin okuyorlardı? Bazıları Muhammed’in ölümü, bazıları da Ali’nin doğum günü diyorlardı. Halbuki ne Muhammed o ay vefat etmişti, ne de Ali o ay doğmuştu. Yani Şia’nın uzantısı. Bizim köyde toplu olarak Munzur Baba’ya gidiyorlardı. Bazen köylüler ortak bir kurban alıp, orada kesiyordu. Ondan sonra herkes kendi pirinin evine gidip, cem yapıyordu. O günler güzeldi. Hawtemal bizim değerimiz. Bırakılmamalı, devam ettirilmeli. Mart’ın yedisinden başlayıp, yirmi birine kadar sürüyor.”

    ŞANLI’DAN CEMEVİ BAŞKANLIĞINA TEPKİ

    Pir Hasan Hayri Şanlı, Kültür Bakanlığı bünyesinde kurulan Cemevi Başkanlığı’na da değinirken, “Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı kuruldu. Başkanı da Ali Arif Özzeybek. Kayyum atayacaklar, aylığa bağlayacaklar, istedikleri gibi yönlendirecekler. Yani o zaman Hawtemal verdiğimiz zaman da gidip Özzeybek’ten izin alalım. Özzeybek “Bu yanlıştır” diyecek. Niye yanlış olsun ki? Toplumu bir araya getiren, kaynaştırandır” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin Cemevinde yapılan Newroz’da, depremde yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    Mersin Cemevinde yapılan Newroz’da, depremde yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevinde yapılan Newroz’da, depremde yaşamını yitirenler anıldı.

    21 Mart baharın gelişini müjdeleyen Newroz bayramı kutlamaları alanlarda etkinliklerle devam ediyor. Mersin Cemevindeki Newroz’da, Maraş merkezli iki depremde Hakk’a yürüyenler anıldı.

    Anmada Hakk’a yürüyenler için çerağ uyandırıldı, Erdoğan Sevin Dede tarafından gulbang okundu.

    Ardından sinevizyon gösterimi yapıldı. Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, Newroz’un deprem felaketinden dolayı yas içinde karşıladıklarını belirterek, Alevi kurumlarının önemli bir çalışma yürüttüğünü ifade etti.

    Kılavuz’un ardından Ayhan Danyal ve Rıza Aydın nefesler okudu, semah dönüldü.

    PİRHA/MERSİN

  • AABK İnanç Yol Erkan Kurulu: Newroz yeniden doğuşun simgesidir, kutluyoruz

    AABK İnanç Yol Erkan Kurulu: Newroz yeniden doğuşun simgesidir, kutluyoruz

    PİRHA- AABK İnanç Yol Erkan Kurulu, 21 Mart Newroz Bayramı’nı kutlayarak, tüm dünya halklarının kansız ve kavgasız insanca yaşayacakları güzel bir gelecek dileğinde bulundu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu İnanç Yol Erkan Kurulu, Ortadoğu halkları içerisinde farklı isimlerle kutlanılan Newroz Bayramı’na ilişkin yazılı açıklama yaptı. Newrozu yeniden doğuşun, hayata dönüşün ve cana gelişin bayramı olarak olarak adlandıran Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu İnanç Yol Erkan Kurulu, tüm dünya halklarının Newroz Bayramı’nı kutladı.

    “YENİDEN DOĞUŞUN SİMGESİ NEWROZ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu İnanç Yol Erkan Kurulu’nun açıklaması şöyle:

    “Binlerce yıllık bilimsel bir geçmişe sahip olan, dünya üzerinde yaşayan geniş topluluklar tarafından değişik coğrafyalarda, değişik mitolojiler ile kutsanıp kutlanan bir bayramıdır. Her toplum için ayrı bir anlam ifade etse de, ne zaman ve nerde başladı bilinmese de bildiğimiz tek bir şey var ki, çok eski tarihlerden beri kutlanan yeniden doğuşun, hayata dönüşün, cana gelişin simgesidir.

    Binlerce yıllık bilimsel bir geçmişe sahip olan, dünya üzerinde yaşayan geniş topluluklar tarafından değişik coğrafyalarda, değişik mitolojiler ile kutsanıp kutlanan bir bayramıdır. Her toplum için ayrı bir anlam ifade etse de, ne zaman ve nerede başladı bilinmese de bildiğimiz tek bir şey var ki, çok eski tarihlerden beri kutlanan yeniden doğuşun, hayata dönüşün, cana gelişin simgesidir. Anadolu Alevileri açısından Newroz birçok güzellik ile kutsanır ve kutlanır. Hz Ali’nin doğum günü, zalime, zulme isyanın başlangıcı, doğadaki devriyenin devamlılığı, tabiatın cana gelişi, Med-Cezir’lerin yaşandığı, gece ile gündüzün eşitlendiği, kışın bitişi baharın gelişi bolluk ve bereketin başlangıç günü olarak meydanlar açılarak 21 Mart’a Newroz Bayramı kutlanır.

    “DÜNYA HALKLARINA SAVAŞSIZ BİR GELECEK DİLİYORUZ”

    Doğa ana etnik kökene, inanca veya dine göre hareket etmez, kendi doğal döngüsünü sürdürürken üzerinde yaşayan canlıları ayırt etmez. Çetin kış şartlarından sonra toprak ananın kendinde, saklayarak koruduğu tüm bitkilere, ağaçlara, tabiata, kısacası suyun cana can kattığı yeni yaşama aktığı gündür. O gün doğanın uyanışı, tohumun toprağı deldiği, filize, yaprağa, çiçeğe durduğu gündür. Dert ve kederlerimizi geride bırakıp, günlerimizin bahara dönmesi dileğimizle tüm dünya halklarının kansız ve kavgasız insanca yaşayacakları güzel bir gelecek aşkıyla tüm canların Nevrozunu kutluyoruz.

    Newrozumuz kutlu olsun, Newroz sıma bımbarek bo, Newroz piroz be. Cümlemizin yolu açık, baharlarımız uzun ola.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • FUAF: Newroz ateşini zalimlere karşı özgürlük ateşiyle harlayacağız

    FUAF: Newroz ateşini zalimlere karşı özgürlük ateşiyle harlayacağız

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Newroz Bayramı’nı kutladığı açıklamasında, “Bu yıl Newroz’u buruk, hüzünlü ve öfkeli bir zaman diliminde karşılıyoruz. Bu sene Newrozu zalimlere, sömürücülere, diktatörlere ve işbirlikçilerine karşı, özgürlük-eşitlik-demokrasi ateşini harlayarak karşılayacağız” dedi.

    21 Mart Newroz Bayramı’nın depremin gölgesinde buruk kutlandığını belirten Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu, bu yıl ki Newroz ateşinin özgürlük, eşitlik ve demokrasi için harlayarak karşılanacağını dile getirdi.

    Yazılı olarak yapılan açıklamada ayrıca seçimlerde iktidarı değiştirilerek  yaşatılan acıların hesabının sorulması için dayanışmanın ve bu mücadelenin yükseltilmesi çağrısında bulundu.

    “NEWROZ ATEŞİ HAK YOLUNU AYDINLATMAYA DEVAM EDECEK”

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun açıklaması şöyle:

    “Kızılbaş Aleviler olarak binlerce yıl yaşadığımız coğrafyada Newroz ateşi her koşulda Rea Haq hak yolunu aydınlatmaya devam edecek. Nasıl ki çiçeklerini kuşatır baharla birlikte toprak ana, nasıl ki kırar sertliğini soğuğun Demirci Kawa’nın yaktığı ateşin sıcaklığı da halkların öfkesinde ve özleminde devam etmekte.

    Devlet ve iktidarlar tarafından halklarımıza dayatılan yaşam hakkı ve özgürlük umudunu yok etme politikalarının dayanılmaz ağırlığı, soğukluğu ve sertliğini her geçen gün artarak hissederken, “depremlerle, afetlerle” bizlere umutsuzluğu ve çaresizliği dayattığı bugünkü koşullarda; Dehak’lara Kawa olma zamanıdır!

    Newroz Orta Doğu halklarının evrensel değeridir çünkü her halk kendi inancında, kendi dilinde, kendi renginde şarkılarla, türkülerle direnişleriyle kutlamasını yaptığı tek bayramdır neredeyse. Newroz; Şah-ı Merdan Ali’nin doğduğu gün, Fatıma Zehra ile eşit olduğu, kırklar ceminin toplandığı ilk semah dönüldüğü gündür.

    “NEWROZ ATEŞİNİ ZALİMLERE KARŞI HARLAYACAĞIZ”

    Cemreden bahara dönüşen zaman döngüsüdür. 365 günün Sultanıdır. Sultan Newroz’dur. Gece ile gündüzün eşitlendiği, Doğanın doğum sancısı, Demirci Kawa’nın çekicinden çıkan özgürlük ateşi, sarp dağlarda kara inat direnen kardelenin güneşle buluşması, varlığı yasak Kürt halkının varoluşudur.

    Bu yıl Newroz’u buruk, hüzünlü ve öfkeli bir zaman diliminde karşılıyoruz. Yaşadığımız deprem ve afetler, bu zalim iktidar ve onların politikaları sebebiyle haklarımıza katliam olarak, ölüm acı ve çaresizlik olarak yaşatılıyor. Bu sene Newroz’u zalimlere, sömürücülere, diktatörlere ve işbirlikçilerine karşı, özgürlük-eşitlik-demokrasi ateşini harlayarak karşılayacağız. Ve yakın zamanda yapılacak olan seçimlerde de bu iktidarı değiştirmek, bugüne kadar haklarımıza yaşatılan acıların hesabını sormak için dayanışmayı ve bu mücadeleyi yükselteceğimiz bir gün olarak kutlayacağız.

    Newroz; direnen halkların umudu, cesareti harladığı isyan ateşinin yakıldığı gündür. Newroz ateşinin tüm halklara çerağ olması dileğimizle.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP’den kanun teklifi: 21 Mart Kemal Kurkut’u anma günü ilan edilsin

    HDP’den kanun teklifi: 21 Mart Kemal Kurkut’u anma günü ilan edilsin

    PİRHA- HDP Milletvekili Zeynel Özen, 21 Mart’ın Kemal Kurkut’u anma günü ilan edilmesi için Meclis’e kanun teklifi vererek, “Benzeri suçların tekrarlanmasına müsait bir zemin yaratılmasının önüne geçerek, toplumsal farkındalığın sağlanması ve tüm farklılıklarımızla beraber huzur içinde bir barış ortamının yaratılması için 21 Mart’ın Kemal Kurkut’u Anma Günü olarak ilan edilmesi öngörülmüştür” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, 21 Mart’ın Kemal Kurkut’u anma günü ilan edilmesi için Meclis’e kanun teklifi verdi.

    “ATEŞ ETMEYİN UYARILARINA RAĞMEN ÖLDÜRÜLDÜ”

    Özen’in verdiği kanun teklifinde şu ifadeler yer aldı:

    “İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü öğrencisi 23 yaşındaki Kemal Kurkut, 21 Mart 2017 tarihinde Diyarbakır’da katıldığı Nevroz etkinliğinde polis kontrol noktasında vurularak hayatını kaybetmiştir. Olay anında çekilen fotoğraflarda, vücudunun üst bölümü çıplak haldeyken kontrol noktasında üzerine ateş açıldığı görülmektedir. Olayla ilgili kayıtlarda; bir polis amirinin “Ateş etmeyin” uyarılarına rağmen Kemal Kurkut’un vurulup yere yığılmasından hemen önce başka bir polisin de “Adamı vurmaya gerek yok ki’’ dediği de açıkça anlaşılmaktadır. Bu cinayetle ilgili iki polisin ifadesi alınmış, polislerden Y.Ş.’ye “olası kastla öldürmekten” müebbet hapis istemiyle dava açılmıştır.

    “BARIŞ ORTAMININ YARATILMASI İÇİN KEMAL KURKUT’U ANMA GÜNÜ OLMALIDIR”

    Kemal Kurtkut’un ölümünde olduğu gibi güvenlik güçlerinin zaman zaman ölümle sonuçlanan benzeri müdahalelerine karşı gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ve böyle olası ölümlerin yaşanmaması için hatırlanıp yüzleşilmesi şarttır. Böyle bir anma ilan edilerek; benzeri suçların tekrarlanmasına müsait bir zemin yaratılmasının önüne geçerek, toplumsal farkındalığın sağlanması ve tüm farklılıklarımızla beraber huzur içinde bir barış ortamının yaratılması amaçlanmaktadır. Bu nedenle bu kanun teklifi ile 21 Mart’ın Kemal Kurkut’u Anma Günü olarak ilan edilmesi öngörülmüştür.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • ‘Newroz/Nevruz, Alevilerin lokmalarını paylaştığı binlerce yıllık geleneğin adıdır’

    ‘Newroz/Nevruz, Alevilerin lokmalarını paylaştığı binlerce yıllık geleneğin adıdır’

    PİRHA – Mainz Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Yönetim Kurulu, Newroz bayramına dair paylaşımında “21 Mart; işkencede 3 kibrit çöpü ile yanan 4 can demektir. Newroz/Sultan-ı Nevruz; Alevilerin Sultan Nevruz ile Cem olup, lokmalarını paylaştığı binlerce yıllık geleneğin adıdır” denildi.

    Mainz Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Yönetim Kurulu, 21 Mart Newroz sebebiyle açıklama yaptı. Yazılı paylaşılan açıklamada Newroz’a dair “Kürtlerin, Türklerin, Farsların, Arapların, Afganların, Urduların, Asya, Mezopotamya, Balkanlar ve Ortadoğu gibi birçok coğrafyada halkların asırlara yayılmış bir şenliği, direniş ve barış bayramı olarak kutlanır. Her halk ve coğrafyada bu güne dair farklı anlamlar yüklense de, özünde insanlığın ve doğanın huzura ve barışa uyanış davetidir” denildi.

    Yapılan açıklamada, Alevi inancında “Sultan-ı Nevruz/Newroz” geleneğinin anlamına da değinilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Sultan-ı Nevruz/Newroz evrensel bir varoluştur. İnsan ve doğanın Hak ile birlenmesidir. Doğanın sahip olduğu bereketini, insanlığa hakça sunmasıdır. Doğa ve insanın, Hak ile vahdet-i vücud oluşudur. Tüm canlıların varlıkta birlik olmasıdır. Yeryüzünün yenilenerek uyanış günüdür.

    21 Mart; Gün ile Tün’ün eşitlenmesidir. Yani eşitliğin gündüz ve gece olarak evrende varlık bulmasıdır.

    21 Mart; zalim Kral Dehak’a karşı Demirci Kawa’nın önderliğindeki başkaldırının tarihidir.

    21 Mart; yıllar boyunca yasaklamalar, baskı ve tutuklamalar demektir. Kürt halkının yasaklı bayramıdır.

    21 Mart; işkencede 3 kibrit çöpü ile yanan 4 can demektir.

    21 Mart; Alevi, Bektaşi ve Kızılbaş inancında Şahı Merdan Ali’nin doğum günüdür.

    21 Mart; farklı kültürlerin, kimliklerin ve renklerin eşit haklar ile eşit koşullarda, bir arada yaşama talebidir.

    21 Mart; halkların kardeşliğini ısrar etmenin günüdür.

    21 Mart; dargınların ve küskünlerin barıştırıldığı, bereketli sofraların kurulduğu, muhabbetlerin aşk ile yürütüldüğü dayanışma günüdür.

    Kısacası Newroz/Sultan-ı Nevruz; halayların çekilip, barış türkülerinin söylendiği, ateş üstünden atlayanların dileklerini tuttuğu, Alevilerin Sultan Nevruz ile Cem olup, lokmalarını paylaştığı binlerce yıllık geleneğin adıdır.

    21 Mart çok geniş bir coğrafyaya ve pek çok halkın kültürüne yerleşmiştir.

    Newroz, Nevruz, Novruz, نوروز , Nooruz, Noruz, Nawrız, Navro, Nowruz, Navrez ve Sultan-ı Nevruz bayramı tüm Canlara Kutlu Olsun. Newroz Piroz Be!

    Aşk ile.”

    PİRHA/ALMANYA

  • ‘Hakk’a yürüme erkanı Aleviler için devrimdir, meydanı kendi erkanımızla dolduralım’-VİDEO

    ‘Hakk’a yürüme erkanı Aleviler için devrimdir, meydanı kendi erkanımızla dolduralım’-VİDEO

    PİRHA- HBVAKV Uzundere Cemevinde yürütülen Mekteb-i İrfan muhabbetinde konuşan Hacı Bektaş Ocağı’ndan Özdoğan Sağlam, “En büyük ibadetimiz cemal cemale olan cemdir. Biz meydanlarımızı kendi erkanlarımızla, gerçeğimizle doldururuz. Nereye gidersek gidelim bütün erkanlarda, hizmetlerde Alevi toplumun kendi dili, anlayışı, geleneğine uygun hizmet edersek asıl varlığımızı o zaman ortaya koymuş oluruz” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Uzundere Şubesi ve Cemevinde bir çok yurttaşın katılımıyla Mekteb-i İrfan muhabbeti gerçekleşti.

    Hacı Bektaş Ocağı’ndan Özdoğan Sağlam, HBVAKV Çiğli Şube Başkanı Hüseyin Han, Mekteb-İrfan zakirlerinin katıldığı muhabette çerağlar uyandırıldı.

    Hakk’a yürüme erkanlarına dair yürütülen hizmetleri Alevi toplumu için devrim olarak nitelendiren Hacı Bektaş Ocağı’dan Özdoğan Sağlam, Alevi toplumunun yürütülen tüm erkanlarda kendi dili, anlayışı, geleneğine uygun hizmet etmesi ile ancak asıl varlığını o zaman ortaya koyabileceğine vurguda bulundu.

    “DOĞANIN TAKVİMİNE GÖRE YENİ YIL NEVRUZ’DUR”

    Doğanın kendisine göre takvimi olduğuna işaret eden Sağlam, bu takvime göre yeni yılın Nevruz olduğunu ifade etti. Sağlam, “Hızır ayından sonra cemreler düştü. Cemreden kasıt ateş, ısı, kor demektir. Daha sonra 21 Mart Nevruz bayramı gelir. 21 Mart hemen hemen bir çok ulus tarafından kutlanıyor. Bütün insanlık aleminin bir takvimi, saati vardır. Kendine göre bir ay, yıl belirlemek için bir takvim oluşturmuştur. Doğanın da bir takvimi, saati vardır. Doğanın takvimine baktığınız da aslında yeni yıl Nevruz’dur 21 Mart Nevruz’un başlangıcıdır ve yeni bir yıldır. Saatin akrebini, yelkovanını sağa sola çevirebilir, geriye ileriye alabilirsiniz. Ama doğanın dengesini ileri geri yaptıramazsın, güneşin doğuşunu sağa sola çeviremezsin. Gerçek yeni yıl baharın gelişi ile başlıyor. O nedenle biz kendi kutsalımız ile bunu dile getirmişiz. Nevruz’a Ali’nin doğuşu demişiz. Biz Ali dediğimiz zaman kainatın kendisi olduğuna inandığımız bir Ali modelini söylemişiz” dedi.

    “ALEVİ TOPLUMU EMEKTEN YANADIR, SERMAYEDEN YANA DEĞİL”

    Sermayenin doğanın dengesini bozup, emeğe karşı hoyratça saldırdığını ifade eden Sağlam, Alevi toplumunun emekten yana olduğunu sözlerine ekleyerek, “Doğada her şey var, bereketi çok fazladır. Bütün canlıya, kurda kuşa, börtü böceğe ve bütün insanlığa yetecek kadar mahsulü vardır. Bunun karşısında bir de emek ve sermaye vardır. Sermaye maalesef doğadaki o dengeyi bozup bunu kendi lehine çevirip emeğe karşı savaşarak onu adaletli dağıtmadığı için dünya bu hale gelmiştir. Emeğin de, sermayenin de ne olduğunun farkına varmak lazım. Sermayenin de üzerimizde oluşturduğu bir asimilasyon payı var. Alevi toplumu emekten, halktan yanadır. Sermayeden asla yana değildir. Emek alın teridir, helaldir. Emek razılıktır, rızalıktır” diye konuştu.

    “HAKK’A YÜRÜME ERKANLARI ALEVİLER İÇİN YÜZYILIN DEVRİMİDİR”

    “Hakk’a yürüme erkanını Alevi toplumu için yüzyılın devrimi olarak tanımlıyoruz” belirlemesinde bulunan Sağlam, bu hizmeti yürütürken Alevi toplumunun aşırı tepkiler verdiğine dikkat çekti.

    Hakk’a yürüme erkanları ile Alevi toplumunun düşünceye sevk edilerek, sarsıldığını dile getiren Sağlam, Alevi toplumunun tüm erkanlarında kendi dili, anlayışı ile geleneğine göre hizmet etmesinin kendi varlığını orta koymasında yardımcı olacağının altını çizerek şöyle konuştu:

    “Bugüne kadar bu hizmetin savaşını verirken bu da nereden çıktı, böyle bir şey yoktur, halka düzeninde değil saf düzeninde duralım gibi aşırı tepkileri şaşkınlıkla izledik. Ama gördük ki Alevi toplumu mücadeleyi, davayı bırakmış. Asimilasyona tabi olmuş, kendi özünün gerçeğine uzaylı kadar uzak kalan bir toplum olduğunu gördüm. Bu Alevi toplumunun aklında büyük bir derinim yarattı. Onları düşünceye sevk ettik, sarstık. Su bulandı ve bulandıktan sonra ancak durulur. Büyük bir mücadele ile Hakk’a yürüme erkanlarını İzmir’in yüzde 80-90’ı kadarına kabul ettirmiş durumdayız. Alevi toplumu yaşamış olduğu katliamlara karşı davayı yürüterek birlik olur, kavgasını yapar ama; katliam olmadığı zaman da Alevi toplumu birbiri ile uğraşır. Böyle bir alışkanlığımız var. Bizim ibadet geleneğimiz cemdir. En büyük ibadetimiz cemal cemale olan cemdir. Bundan sonraki diğer erkanlarımız da yine aslında bu geleneğe uygun olması lazım. Biz meydanlarımızı kendi erkanlarımızla, gerçeğimizle doldururuz. Nereye gidersek gidelim bütün erkanlarda, hizmetlerde Alevi toplumun kendi dili, anlayışı, geleneğine uygun hizmet edersek asıl varlığımızı o zaman ortaya koymuş oluruz.”

    PİRHA/İZMİR 

     

  • HDK: İnsanlığı ve doğayı, Newroz ruhunun özgürlük rüzgarı kurtaracaktır

    HDK: İnsanlığı ve doğayı, Newroz ruhunun özgürlük rüzgarı kurtaracaktır

    PİRHA – HDK, Newroz’a ilişkin açıklama yaptı. “2020 Newrozu mücadelenin sesi olacaktır” denilen açıklamada, “Çürüme aşamasına gelen kapitalizmden, insanlığı ve doğayı, Newroz ruhunun dağların yüce doruklarından getirdiği özgürlük rüzgarı kurtaracaktır” denildi. 

    Halkların Demokratik Kongresi, 21 Mart Newroz Bayramı’na ilişkin açıklama yayınladı.

    Açıklama şöyle:

    “Zulüm ve kandan beslenen iktidarların halklar için kader olmadığının kanıtlandığı Newroz’u 2020 yılında da büyük bir coşku ve büyüyen mücadele iradesiyle karşılayacağız. Bilinmektedir ki, İnsanlık, ana-tanrıça kültüyle eşdeğer gördüğü özgürlüğe olan tutkusuyla, sahte tanrıların kendisi için yazdığı fermanı yırtmıştır ve Newroz zafere ulaşan bu anıtsal direnişin sembolü olarak kanıksanmıştır.

    “NEWROZ, EŞİTLİK TEMELİNDE ÖRÜLEN YAŞAMIN İNŞASIDIR”

    Bu yönüyle Newroz, zulüm saltanatının yıkılmasıyla birlikte toplumların konfederal eşitlik temelinde ördüğü yaşamın da inşasıdır aynı zamanda. Asur iktidarının zorla dayattığı sömürü ve egemenlik düzenine boyun eğmeyen başta Kürt halkı ve Kürdistan halklarının zihnî/ siyasi ana-atalarını oluşturan asil aşiret ve kabileler Asur egemenliğini ortadan kaldırdıktan sonra özgür, eşit ve dayanışmaya dayalı konfederal temelde oluşturulan sistemin öncülüğünü yapmışlardı.

    “MİLYONLAR, ÖZGÜRLÜĞÜN, DİRENİŞİN BAYRAMI OLARAK KUTLAMAKTADIR”

    Büyük direnişlerin anlamlı bir yaşamın inşasına dayalı olarak varlık kazanacağı, insanlığın zihnine o tarihlerden bu yana ışık tutan, yol gösterici bir ilke olmuştur. Bundan ötürüdür ki Newroz’un temsil ettiği yaşam, ateşle sembolleşmiştir.Halklar binlerce yıldan bu yana özgürlük ateşini, içinde bulunduğu koşullarda verdiği direniş ve yeni yaşamı inşa iradesinin sembolü olarak harlamıştır. Bundan dolayı, Kürt halkı başta olmak üzere, Mezopotamya halkları ve dünyanın dört bir yanında yüreği özgürlük ve eşitlikten yana atan milyonlar 21 Mart’ı özgürlüğün direnişin ve dirilişin bayramı olarak kutlamaktadır.

    “2020 NEWROZU MÜCADELENİN SESİ OLACAKTIR”

    2020 Newrozu; savaşa, zülme, eşitsizliğe, baskılara ve tutuklanmalara karşı her zamankinden daha fazla özgürlüğün ve mücadelenin sesi olacaktır.
    Halklarımız inkara ve imha politikalarına karşı bugün de özgürlük ve yeni yaşama dair ısrarını sürdürecektir.
    Ortadoğu’da sürekli güncelleştirilmeye çalışılan paylaşım savaşlarına karşı,Rojava’da, devrimi yaratan, özgür yaşamı inşa eden ve her türlü karşı-devrimci yönelime karşı kahramanca savunan halkların iradesinin de gösterdiği üzere, tarihin hakikat savaşçılarının anısına doğru temelde sahip çıkıldığı takdirde, kızılca kıyametlerin koptuğu koşullarda küllerinden yeniden doğmak mümkündür. Rojava’dan Şili’ye, özgürlüğün ve demokratik mücadelenin  sesinin daha gür çıktığı bu 2020 yılında da, Newroz, mücadele iradesini yücelten en önemli faktörlerden biri olarak belirginlik kazanacaktır.

    “8 MART’TAN ALINAN İVMEYLE TALEPLER NEWROZ ATEŞİYLE BÜYÜYECEK”

    Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle özdeş kılınan 8 Mart’tan alınan ivmeyle halkların eşitlik, özgürlük ve demokrasi talebi Newroz’un isyan ateşiyle büyüyecektir.

    2020 Newrozu, demokrasi ve özgürlük mücadelesi veren güçler için, kapitalist sistemin neden olduğu ekolojik yıkımın, intiharların lanetli sebebi sömürünün, ahlaki-kültürel çürümeden başka bir ‘getirisi’ olmayan siyasi baskının, toplumsal cinsiyetçiliğin ürettiği cinayet kültürünün  ve merkezi uygulama noktası İmralı olarak belirlenip tüm ülkeyi açık hava zindanına dönüştüren tecrit politikasının ortadan kaldırıldığı insanca bir yaşamın  sözü ve mücadelesini büyütme iradesi olacaktır.

    “İNSANLIĞI VE DOĞAYI NEWROZ RUHUNUN ÖZGÜRLÜK RÜZGARI KURTARACAKTIR”

    Tarih boyunca yaşanan salgın hastalıklar gerçekliğinin aktüel tezahürü, koronavirüsün neden olduğu ve daha şimdiden binlerce kişinin canına malolan hayati sorun da göstermektedir ki, kapitalist sistemin insanlık ve doğa için tek bir meşru varlık gerekçesi kalmamıştır. Savaşlar ve açlık-yoksulluk gibi sorunlar karşısında yaşadığı acziyet, çözümsüzlük ve duyarsızlık hâli de kapitalist sistemin tüm çirkinliklerinin teşhiri olmuştur. Kapitalist sistem, ‘mahşerin dört atlısı’ karşısında cascavlak ortada kalmıştır. İçinde taşıdığı yapısal çelişkilerle çürüme aşamasına gelen kapitalizmden, insanlığı ve doğayı, Newroz ruhunun dağların yüce doruklarından getirdiği özgürlük rüzgarı kurtaracaktır.

    Bu bağlamda, 2020 Newrozu’nu karşıladığımız bu günlerde özgürlüğe daha yakın olduğumuzun bilincinde olarak mücadele ve inşa görevlerimize asılacağımızı vurgulamak istiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Antalya Çatallar Köyünde birliği ve bereketi simgeleyen Pıngıdık kutlandı-VİDEO

    Antalya Çatallar Köyünde birliği ve bereketi simgeleyen Pıngıdık kutlandı-VİDEO

    PİRHA – Antalya Finike Çatallar Köyünde yaşayan Tahtacı Türkmen Alevileri her yıl geleneksel olarak kutladıkları dirliği, birliği, bereketi, bölüşmeyi simgelediği düşünülen ve nesillerdir sürdürülen Pıngıdık’ı kutladı.

    Tahtacı Türkmen Aleviler’in her yıl çoşku ile kutladıkları, baharı karşılamayı, dirliği, birliği, bereketi, bölüşmeyi simgelediği düşünülen ve nesillerdir sürdürülen Pıngıdık etkinliğini bu yıl da coşkulu bir şekilde kutladı.

    Antalya Finike Çatallar Köyünde yaşayan Tahtacı Türkmen Alevileri  ateşler yakarak, türküler söyledi.

    Pıngıdık geleneği her yıl 21 Mart’ta kutlanırken, son yıllarda köy nüfusunun çoğunluğunun dışarıda yaşaması dolayısıyla sömestr tatilinde gerçekleştiriliyor.

    Baharı karşılama, dirlik, birlik, bereket ve bölüşmeyi simgeleyen bu gelenek için tüm köylü görev paylaşımı yaparak sorumluluk alıyor.

    Pıngıdık etkinliğinin hazırlığı birkaç gün önceden başlıyor. Şehir dışında olan köy halkının ve özellikle gençlerin bugüne özel köye gelmesi ile birlikte  özellikle ergenlik çağına gelmiş erkekler toplanarak iş paylaşımı yapıyor.

    Sabah erken saatlerde kalkan genç erkekler ormanlardan topladıkları ve kamyonla getirdikleri odunları belli bir alana yığmaya başlıyor. Kule şeklinde dizilen odunlar gece boyu yanacak şekilde istifleniyor. Güneş batmadan yaklaşık bir saat önce köy halkının yerini bilmediği ve gidilmesi yasak olan bir yerde pıngıdık olacak genç hazırlanmaya başlıyor.

    Pıngıdık yapılan gence, siyah keçi postu giydiriliyor, yüzü siyaha boyanıyor. Pıngıdık olan gencin önünde ve omuzlarında bereketi simgeleyen çan takılı sopanın ucuna zil bağlanıyor. Böylece pıngıdık artık akşama hazır oluyor.

    PINGIDIK GECE EV HALKINDAN LOKMA TOPLUYOR

    Havanın kararması ile birlikte pıngıdık ve beraberinde gençler hazırlık yapılan yerden çıkarak yavaş yavaş evleri dolaşmayı başlıyor. Darbuka, teneke ve gençlerin sloganları ile başlayan etkinliğin sesinin duyulması ile köy halkı lambalarını kapatmaya başlıyor. Lamba kapatmanın katı bir kural olduğu köyde, pıngıdık olan genç lamba kapatılmadan asla kapıyı çalmıyor. Gençlerin çıkardığı sesler ile Pıngıdık’ın kendi evine yaklaştığını anlayan ev halkı ise bütçesi ve ekonomik durumuna göre Pıngıdık’a kuru yiyecek, odun, un veya bakliyat sunuyor. Pıngıdık’ın peşi sıra gelen gençler ise verilen lokmayı el arabaları içinde toplamaya başlıyor. Pıngıdık’ın ev halkı ile kısa oynayıp eğlenmesi ile sıra diğer eve geçiyor. Büyük heyacanla Pıngıdık’ı bekleyen ev halkı küçük, büyük demeden kapı önünde hazır bulunuyor.

    GENÇ KIZLAR OCAK BAŞINA GEÇİYOR VE EKMEK ÇALINIYOR

    Pıngıdık’ın uğradığı ve lokmasını veren ev halkı, havanın kararması ile dirlik ateşinin yakıldığı yere geçiyor. Genç kızlar kırmızı eşarp takarak kendi ekmek ocaklarını yakarak sofranın başına geçiyor. Önceden yoğrulan ekmek hamuru pişirilmeye başlanıyor. Bu arada Pıngıdık, ellerindeki tenekeleri çalarak arkasından gelen gençlerle birlikte dolaşmaya devam ediyor. Köy yerindeki tüm evlerin dolaşılması ile birlikte Pıngıdık def çalarak ateşin yakıldığı alana geliyor. Burada kısa sürede köy halkı içinde sağa sola koşturan Pıngıdık daha sonra oradan uzaklaşıyor.

    GENÇ ERKEKLER EKMEK OCAĞI PEŞİNDE NÖBET TUTUYOR

    Genç kızların pişirdiği ekmekler, evli olanlar tarafından çalınmasın diye genç erkekler tarafından nöbet tutuluyor. Yetişkinler ekmek çalmaya kalktığında ise gençler harekete geçiyor ve ekmek çalan yetişkini alandan çıkmadan yakalamaya çalışıyor. Daha sonra ekmekler köy halkı ve dışardan gelen konuklara ikram ediliyor. Tahtacı Aleviler bu kültür içinde inanç kimliğini de bularak yaşlı, genç demeden semah dönmeye başlıyor.

    Gece yarısından sonra da artan malzeme ve ekmekler gençler tarafından ihtiyacı olan ailelerin kapısına gizlice bırakılıyor. İçerisinde bütün bu komünalite değerlerini barındıran bu gelenek bir diğer yılda gerçekleşmek üzere son buluyor.

    PİRHA/ANTALYA

  • Adana emek ve demokrasi güçleri, Newroz’a katılım çağrısı yaptı

    Adana emek ve demokrasi güçleri, Newroz’a katılım çağrısı yaptı

    PİRHA –  İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi baharın, özgürlüğün ve zalimlere karşı verilen direnişin sembolü olan ve her yıl 21 Mart’ta kutlanan Newroz Bayramına herkesin katılımı için çağrıda bulunarak yazılı bir basın açıklama yaptı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesinin yaptığı yazılı basın açıklamasına İnsan Hakları Derneği ,Kamu Emekçileri Sendikası (KESK), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Makina Mühendisleri Odası (MMO), Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO), HALKEVLERİ, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Vartolular Derneği, EMEP, Dersimliler Derneği, Anadolu Halkları Derneği, Demokratik Alevi Derneği, Adana Alevi Bektaşi Kültür Derneği, Pir Sultan Abdal Derneği, Bulamlılar Derneği, Disk Emekliler Sendikası, Arap Alevileri Derneği, SYKP, Devrimci Parti, ESP katıldı.

    “Ortadoğu’nun kadim halkları, baharın gelişini, özgürlük ve zalimlere karşı verilen direnişin sembolü olan Newroz  bayramını, bugün yine kan ve şiddet ortamında kutlanıldığına dikkat çekilen yazılı açıklamada, “Newroz; tarih boyunca  iktidarların, Zalim DEHAK’ların  değil, halkların “barış, kardeşlik, özgürlük” bayramı olmuştur. Bu nedenledir ki; Newroz, bahardır, her renktir. Zalimlerin kaybettiği, halkların kardeşliği ve özgürlüğünün kazandığı yeni gündür. “Coğrafya kaderdir” deyişine inat, Newroz; emekle var olmuş yağmur sonrası en güzel gök kuşağıdır” ifadeleri kullanıldı.

    “COĞRAFYAMIZ BİR ÇATIŞMA ALANI HALİNE GETİRİLMİŞTİR”

    Açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Bugün, Newroz’un var olduğu kadim coğrafyamız, kadim halklarımızın yarattığı tüm tarihsel ve kültürel birikimlerimiz, rantçı egemen iktidarlar tarafından  yok edilmeye çalışılmaktadır. Binlerce yıllık kardeşlik hukuku içerisinde yaşayan halklarımız bu şiddetin, savaşın tarafı olmayıp, hiçbir zamanda olmamışlardır. Coğrafyamız, en ileri teknolojik silahlara sahip egemen devletlerin birbirlerine adeta güç gösterisi yaptığı bir saha olarak seçilmiş ve bir çatışma alanı haline getirilmiştir. Oysa ki; aynı devletler, Halkların kendi kaderlerini tayin hakkı, barışın insan hakkı olduğu, yaşam hakkı gibi bir dizi evrensel insan hakları ilkelerini de kabul etmiş ve uluslar arası sözleşmelere taraf olmuşlardır. Ancak; İnsanlık tarihinin binlerce yıllık mücadeleleri neticesinde kazanılan bu temel insan haklarının, bugün yok edilmeye çalışıldığı aşikardır. Egemen, baskıcı, totaliter  iktidar, salt insani gerekçelerle yaşam hakkını ve barışı savunanlara karşı nefret ve çatışmacı dil söylemini, yargı  eliyle gözaltı ve tutuklama kararlarıyla  savaş dili ve pratiğini bir devlet aklı olarak hayata geçirmiştir.”

    “NEWROZ FARKLILIĞIMIZ VE ZENGİNLİĞİMİZDİR”

    Ekolojik yaşamı tahrip eden doğa katliamları, emek sömürüsü politikaları, yaşam hakkı ihlalleri, etnik ve dini nefret söylemleri, ifade özgürlüğüne karşı baskıcı politikalar, halkların kollektif hak talepleri karşısındaki totaliter ve asimilasyoncu devlet aklı pratiği, Newroz’un anlam ve ruhuna aykırı olduğu belirtilen yazılı açıklamada, “Tek tipleştirici, inkar ve asimilasyoncu egemen iktidarın akıl ve pratiğine karşı, bu  coğrafyanın kadim halkları olarak, Newroz’u tarihsel anlamına uygun; “farklılıklarımız, renklerimiz zenginliğimizdir” diyerek bir demokrasi ve özgürlük bayramı olarak kutlamak istiyoruz. Zülme karşı direnişin sembolü olan bu YENİGÜN’de;  BARIŞ, EMEK, ÖZGÜRLÜK çağrımız ve mücadelemiz  devam edecektir” denildi.

    Açıklamada son olarak şu çağrıda bulunuldu:

    “Bizler; aşağıda imzası bulunan Adana emek ve demokrasi kurumları olarak, coğrafyamızda BARIŞ’ın ve İNSANCIL HUKUKUN tesis edilmesi, özgür ve  demokratik bir yaşamın inşaası için dünden bugüne zülme karşı hep beraber yarattığımız tarihsel değerimiz NEWROZ’a sahip çıkmaya  tüm halklarımızı davet ediyoruz. Bu inanç ve şiarla, 21 Mart günü saat 12:00’de Mimar Sinan Açık Hava Salonu’nunda  tüm Adana kamuoyunu, halklarımızı Yeni günü Newroz’un sıcaklığıyla kucaklaşmaya davet ediyoruz.” (HABER MERKEZİ)