Etiket: 22 yıl

  • 17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden 22 yıl geçti

    17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden 22 yıl geçti

    PİRHA- Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan ve Marmara Depremi, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Düzce ve Yalova ile civar il ve ilçelerde yıkıma yol açtı. 17 Ağustos 1999’da saat 03:02’de gerçekleşen, Richter ölçeğine göre 7,5 büyüklüğünde gerçekleşen deprem, büyük çapta can ve mal kaybına neden olmuştu.

    “Asrın felaketi” olarak tanımlanan Marmara Depremi’nin üzerinden 22 yıl geçti. 45 saniye süren Marmara Depremi, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Düzce ve Yalova’da büyük yıkımlara neden olmuştu.

    TBMM Deprem Riskinin Araştırılarak Deprem Yönetiminde Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu’nun Temmuz 2010 tarihli raporuna göre, depremde 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 43 bin 953 kişi yaralandı. Yaklaşık 200 bin kişinin evsiz kaldı, 66 bin 441 konut ve 10 bin 901 iş yerinin yıkıldığı depremden 16 milyona yakın kişi etkilendi, 285 bin 211 konut ve 42 bin 902 iş yerinde hasar tespit edildi.

    Marmara Depremi’nde İstanbul’da 454 kişi yaşamını yitirdi. Yalova, Düzce ve Gölcük’ten kentteki hastanelere getirilen yaralılardan hayatını kaybedenlerle bu sayı 981’e çıktı.

    İstanbul’da 1880 kişinin yaralandığı depremde, 41 bine yakın konut ve iş yerinde hasar oluştu, 18 bin 162 konut orta ve ağır şiddetteki hasar yüzünden oturulamaz hale geldi. İlde 3 bin 171 okuldan 820’si hasar gördü. Bunlardan 118’inde orta, 13’ünde ağır hasar belirlendi. İstanbul’daki 10 bine yakın kamu binasının 1137’sinde az, 387’sinde orta, 37’sinde ise ağır hasar oluştu.

    Depremden İstanbul’da en çok Avcılar zarar görürken, ilçede 270 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi de yaralandı. 1823 konut ve 326 iş yerinin yıkıldığı ya da ağır hasar gördüğü ilçede, 5 bin 106 konut ve 872 iş yerinde orta hasar, 3 bin 685 konut ve 461 iş yerinde de hafif hasar meydana geldi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Hapishanede kalamaz’ raporuna rağmen 22 yıldır cezaevinde-VİDEO

    ‘Hapishanede kalamaz’ raporuna rağmen 22 yıldır cezaevinde-VİDEO

    PİRHA – Hapishanelerdeki hak ihlallerine ve hasta mahpusların sağlık durumuna dikkat çekmek amacıyla 358 haftadır sürdürülen F Oturması’nda ‘Hapishanede kalamaz raporuna rağmen 22 yıldır cezaevinde tutulan 82 yaşındaki Mehmet Emin Özkan serbest bırakılsın’ denildi.

    Hapishanelerdeki hak ihlallerine ve hasta mahpusların sağlık durumuna dikkat çekmek amacıyla 358 haftadır sürdürülen F Oturması’nda, Adli Tıp Kurumu’nun ‘hapishanede kalamaz’ raporuna rağmen 22 yıldır cezaevinde tutulan 82 yaşındaki hasta mahpus Mehmet Emin Özkan’ın serbest bırakılması talep edildi.

    Tedavi hakları gasp edilen tüm hasta mahpusların sesi olmak için düzenlenen F Oturması, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde gerçekleşti. Eylemde, “Hasta mahpus Mehmet Emin Özkan serbest bırakılsın” ve “Tedavi haktır engellenemez” pankartları açıldı.

    Basın açıklamasını İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonundan Hatice Onaran okudu. Hapishanelerdeki hak ihlalleri ile tecrit ve işkence boyutlarının her geçen gün arttığını, hasta mahpusların tedavi olma haklarının engellendiğini belirten Onaran, Düzce T Tipi Hapishanesinde yaşanan ihlallere dikkat çekti.

    “POLİTİK MAHPUSLAR İŞKENCEYE MARUZ BIRAKILIYOR”

    İHD’nin gönüllü avukatından alınan bilgiyi aktaran Onaran, Düzce T Tipi Hapishanesinde nefret ve ırkçı söylemlerle politik mahpusların işkenceye maruz bırakıldıklarını söyledi: Düzce T Tipi Hapishanesinin müdürü, ‘Ben Telafer Türküyüm, ceddimiz sizi tir tir titretti. Türk’ün gücünü göreceksiniz. Hukuk yok ben varım! Siz daha 12 Eylül’ü görmediniz’ diyerek mahpuslara meydan okumaktadır.”

    “AÇLIK GREVİNDEKİ MAHPUSLAR BASKI ALTINDA”

    Onaran, 8 Kasım’da başlayan ve tüm hapishanelerde yayılarak devam eden açlık grevi yapan mahpuslara baskının sürdüğünü anlattı. Şakran Kadın Hapishanesindeki mahpuslara bu güne kadar B1 vitamini verilmediğini söyleyen Onaran, “Açlık grevindeki mahpuslar hastaneye çift kelepçe takılarak götürülmektedirler. Su ve şeker düzenli verilmeyen mahpuslar baskı altında olduklarını söylemişlerdir. Kırıklar Hapishanesinde açlık grevi yapan mahpuslar diğer mahpuslardan ayrı tutularak ve halen çıplak arama baskısına maruz kalmaktadırlar.” dedi.

    BEŞ KALP KRİZİ, İKİ AMELİYAT

    Onaran, gözaltı sürecinde uğradığı işkence sebebiyle sağlık durumunda ciddi sorunlar yaşayan 82 yaşındaki hasta mahpus Mehmet Emin Özkan’ın durumunu paylaştı. 22 yıldır hapishanede olan Özkan’ın beş kez kalp krizi geçirdiğini, iki defa da kalp ameliyatı olduğunu belirten Onaran, “Bağırsak, tansiyon, zehirli guatr gibi çeşitli hastalıkları da bulunan Özkan haftada en az iki üç kez hastaneye gidip gelmektedir. Adli Tıp Kurumundan ‘hapishanede kalamaz’ raporu bulunan Özkan halen Diyarbakır D Tipi Hapishanesinde tutulmakta. Özkan’ın bir oğlu Bandırma, diğeri ise Gaziantep hapishanesinde olduğundan ailesi maddi manevi olarak zorlanmaktadır. Aynı hapishanede kalma talepleri ise kabul edilmemektedir.” dedi. Onaran, Özkan’ın ve diğer hasta mahpusların serbest bırakılmasını talep etti.

    Açıklamanın ardından “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganlarıyla eylem sona erdi.

    PİRHA /İSTANBUL

  • Soma Katliamı davasında karar açıklandı, aileler isyan etti

    Soma Katliamı davasında karar açıklandı, aileler isyan etti

    PİRHA – 301 ișçinin yașamını yitirdiği Soma Katliamı’na dair davada iki gün önce ertelenen karar duruşması bugün görüldü. Davada patron Can Gürkan ve genel müdür Ramazan Doğru 22 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı. Madenci yakınları karara tepki gösterdi.

    301 ișçinin yașamını yitirdiği Soma Katliamı’na ilișkin açılan davada iki gün önce ertelenen karar duruşması bugün görüldü. Davada patron Can Gürkan ve genel müdür Ramazan Doğru 22 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı. Madenci yakınları karara tepki gösterdi.

    Soma Katliamı davasında kararın açıklanması beklenen pazartesi günü, mahkeme bașkanı bir heyet üyesinin rahatsızlığını gerekçe göstererek kararı çarşamba günü açıklayacağını duyurdu. Duruma tepki gösteren madenci aileleri ve avukatlar ise adalet nöbeti bașlatarak iki gün boyunca Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi durușma salonu önünde bekleyișe geçti.

    Bugün, sabah erken saatlerde polis, durușma salonunun önünün boșaltılmasını istedi. Aileler, avukatlar ve ailelerin destekçileri bariyerlerin dıșına çıktı.

    Polis durușma salonuna giden güzergahta, salona yakın bir yerde arama noktası kurdu. Durușma, saat 09.00’da başladı.

    ÇIKAN KARARA TEPKİ

    Hakkındaki karar açıklanan maden sahibi Soma Kömür İşletmeleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın “taksirle birden fazla öldürme” suçundan TCK 85/2 gereği 15 yıl ceza verilerek, tutukluluk halinin devamına karar verildi. Ayrıca Gürkan’a 3 yıl maden işletme işinden yasaklanmasına tutukluluk halinin devamına karar verildi.

    Genel Müdür Ramazan Doğru 22 yıl 6 ay, İşletme Müdürü Akın Çelik 18 yıl 6 ay, Teknik Müdür İsmail Adalı’ya 22 yıl 6 ay hapis, maden ocağın teknik nezaretçisi Ertan Ersoy’a da 18 yıl 9 ay hapis cezası verildi.

    Kararlar açıklanırken, mağdur aileler tepkilerini göstermeye başladı. Bunun üzerine avukatlar ailelerin olduğu tarafa geçti. Salonda gerginlik yaşanması üzerine sanıklar salondan çıkarıldı. Bazı aileler ise kriz geçirdi. Yaşananlar üzerine duruşmaya kısa süre ara verildi.

    SOMA A.Ş ESKİ PATRONU ALP GÜRKAN’A BERAAT

    Aranın ardından mahkeme heyeti Soma A.Ş. eski patronu Alp Gürkan’ın da aralarında bulunduğu 37 sanık hakkında beraat kararı verildi. Soma katliamı davasının 21. duruşmasında savcılık şirketin eski patronu Alp Gürkan’ın tutuklanmasını talep etmişti. (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Metin Göktepe mezarı başında anıldı

    Gazeteci Metin Göktepe mezarı başında anıldı

    Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe, katledilişinin 22’nci yılında mezarı başında anıldı. Anmaya katılanlar, Göktepe’nin mezarına Evrensel Gazetesi ile karanfiller bırakarak mezarı başında, “İnadına hepimiz birer Metin’iz” diye haykırdı.

    “Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar” diyerek gittiği haberde, gözaltına alınıp ve polislerce dövülerek öldürülen Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe, katledilişinin 22’nci yılında Esenler Kemer Mezarlığı’nda bulunan kabri başında anıldı. Anmaya Göktepe’nin ailesi, Evrensel Gazetesi çalışanları, CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ile Barış Yarkadaş, ÖHP’li avukatlar, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı ve eski milletvekili Levent Tüzel, Cumartesi Anneleri, DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren, TGS temsilcileri, HDP temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı.

    Göktepe’nin mezarına Evrensel Gazetesi ile karanfiller bırakıldı. Göktepe şahsında yaşamını yitiren gazeteciler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunulan anmada, “İnadına hepimiz birer Metin’iz” sloganı atıldı.

    “METİN’İN GAZETECİLİĞİ KARARLI BİR GAZETECİLİĞİN SERÜVENİDİR”

    Anmada ilk olarak Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat konuştu. Göktepe’nin katledilmesinin üzerinden 22 yıl geçtiğini hatırlatan Polat, Göktepe’nin katledilme hikayesini anlattı.

    Göktepe’nin kararlı bir gazeteci olduğunu söyleyen Polat, “Metin mesleğini coşku ve heyecanlı yapan biridir. Metin gözaltına alındığında yanında Ahmet Şık vardı. Ahmet, Metin davasını ilk takip edenlerdendir. Metin Göktepe cinayeti aslında devlet görevlileri tarafından işlenmiş ve ceza almış bir cinayet olarak tarihe geçti. Gazeteciler davayı kararlı bir şekilde takip ettiler ve ilk kez bir sonuç alındı” dedi.

    Ahmet Şık ve diğer bütün tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını isteyen Polat, tutuklu gazeteciler serbest bırakılıncaya kadar mücadele edeceklerini vurguladı. Polat, konuşmasını “Metin’in gazeteciliği, bir kuşağın kararlı gazetecilik sürüvenidir. Bugün pek çok genç gazeteci bunu takip ediyor. Türkiye’de eğer bugün 150’inin üzerinde gazeteci tutuklu ise, bu aslında güçlü bir gazeteciliğin olduğunun kanıtıdır” sözleriyle sonlandırdı.

    “BARIŞ VE ADALET İSTİYORUM”

    Anne Fadime Göktepe ise, oğlunun mezarı başında kendilerini yalnız bırakmayan herkese teşekkür etti.

    “Ben barış ve adalet istiyorum. Cezaevinden çocuklarımız çıksın istiyorum. İyi bir devlet istiyorum. Çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın, cezaevine girmesinler. Grevdekiler ölmesin istiyorum” diyen anne Göktepe, anmaya katılanlara “Hepiniz birer Metin’siniz” diyerek duygularını dile getirdi.

     “BU DÖNEMİ METİN OLARAK AŞACAĞIZ”

    Konuşmasında 22 yıldır acılarının halen taze olduğunu ifade eden DİSK Basın İş Başkanı Faruk Eren de, “Metin katledilen tek gazeteci değildi. Ondan sonra da gazetecileri ve insan hakları savunucularını kaybettik. Bugün yaşadığımız durum, o dönemden çok farklı değil. Yine gazeteciler ölüm ile tehdit ediliyor, öldürülüyor. Hapishanelere atılıyor. Karanlık bir dönemdeyiz. Ama bu dönemi daha çok Metin olarak aşacağız. Daha çok Metin olacağız. Hepimiz birer Metin’iz” dedi.

    ” YÜZLERCE GAZETECİ CEZAEVİNDE”

    Daha lisede okurken Göktepe’nin öldürüldüğünü söyleyen aynı zamanda TGS İstanbul Şube yöneticisi olan Evrensel gazetesi çalışanı Vural Nasuhbeyoğlu da duygularını şu sözlerle dile getirdi: “O zaman bu gazetede olacağımı bilmiyordum, ama bugün onun gazetesindeyim. Gerçekleri yazmak istediği için ve sesi duyurulmayanların sesi olmak istediği için katledildi. Bugün belki bu denklaşörlere basan gazetecilerin çoğu doğmamıştı. Ama hala gerçekleri yazmak için kalemini oynatan, denklaşörüne basan gazeteciler var. Yüzlerce gazeteci cezaevinde olmasına rağmen, demek ki gerçeklerin peşini bırakmayacağımızın bir simgesi Metin Göktepe.”

    “BİLEREK VE İSTEYEREK ÖLDÜRDÜLER”

    Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı ve eski milletvekili Levent Tüzel de, konuşmasında devletin şiddetinin mazlum haklar ve gazeteciler üzerinde sürdüğünü söyledi.

    Göktepe’nin ölüm haberini şaşkınlık ile karşıladığını dile getiren Tüzel, “Sonra morgda onun dövülerek öldürülen cenazesini gördüm. Çok konuşuyorsun denilerek gözaltına alındı. Sopalarla dövülerek öldürüldü. ‘Gazeteciyim’ demesine rağmen, ‘bu gazeteci’ denilerek öldürdüler. Bilerek ve isteyerek öldürdüler” dedi.

    Göktepe’nin ilk öldürülen gazeteci olmadığını sözlerine ekleyen Tüzel, “O dönem 25 gazetecinin devlet eli ile katledildiği söyleniyordu. Faşizm baskılarını gazeteciler üzerinden eksik etmedi. Faili meçhuller, baskılar hep devam etti. 22 yıl sonra KHK’lerle kendine itiraz eden bütün muhaliflere benzer müdahalelerde bulunuluyor” diye ifade etti.

    ” MÜCADELE BİZİM TEK ÇIKIŞ NOKTAMIZ”

    Anne Göktepe’nin “iyi bir devlet istiyorum” sözlerine de değinen Tüzel, “İyi bir devlet insanların işkence ile öldürülmediği, kadınların ezilmediği, hor görülmediği, hak arayan gazeteci akademisyenlerin tutuklanmadığı, demokratik, bağımsız ve özgür bir ülke demektir” diye belirtti. Tüzel, konuşmasını “OHAL ve KHK rejimine karşı direneceğiz, demokratik bir ülkeyi Fadime ana gibi bütün anneler adına ve gazeteciler adına başaracağız. Mücadele bizim tek çıkış noktamız bunu başaracağız” diyerek tamamladı.

    “METİN GÖKTEPE GİBİ GAZETECİLERE İHTİYACIMIZ VAR”

    CHP Milletvekili Barış Yarkadaş ise, Göktepe’nin katledildiği yıl, profesyonel olarak gazeteciliğe başladığını paylaştı.

    Göktepe’yi tek bir kelime ile anlatmanın mümkün olduğunu dile getiren Yarkadaş, “Metin Göktepe gerçeğin peşinde olmanın adıdır. Habercilikte ısrarın adıdır. Gerçeği aramanın ısrarın hakikatidir. 8 Ocak 1996 tarihinde katledilen iki tutuklunun cenazesini takip eden ve o haberin peşinde koşan, o katliamın unutulmasına izin vermeyen bir gazetecidir. Bugün bizim Metin Göktepe gibi gazetecilere ihtiyacımız var” dedi.

    Yarkadaş son olarak, Göktepe’nin arkadaşlarının uydurma suçlarla cezaevinde olduğunu söyleyerek, “Metin bugün yaşıyor olsaydı, o da Ahmet ile birlikte aynı hücrede olurdu. Gazetecilerin kaderi o günden bugüne değişmedi” ifadelerini kullandı.

    “GAZETECİLERİN KADERİ MEZAR VE CEZAEVİ OLMAMAMLI”

    CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da “Gazetecilerin kaderi mezar ya da cezaevleri olmamalıdır. Mutlaka bu durumdan çıkacağız” diye konuştu.

     

    Konuşmaların ardından anma sona erdi.

  • Metin Göktepe katledilişinin 22. yılında mezarı başında anılıyor

    Metin Göktepe katledilişinin 22. yılında mezarı başında anılıyor

    PİRHA – “Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar” diyerek gittiği haberde, gözaltına alınıp ve polislerce dövülerek öldürülen Evrensel Muhabiri Metin Göktepe, katledilişinin 22. yılında, mezarı başında anılıyor.

    Metin Göktepe, “Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar” diyerek gittiği haberde, gözaltına alındı ve polislerce dövülerek öldürüldü. Gün 8 Ocak 1996’ydı. Ümraniye E Tipi Cezaevinde öldürülen tutuklular Orhan Özen ile Rıza Boybaş’ın cenaze törenini izlemek üzere Alibeyköy’e gitmişti. Ancak, “Sarı Basın Kartı” olmadığı gerekçesiyle ilçeye sokulmadı. Haberi izlemekte “ısrarcı” davranınca da, gözaltına alındı ve yüzlerce insanla birlikte Eyüp Kapalı Spor Salonu’na götürüldü. Burada polislerin şiddetli cop darbeleriyle dövülerek öldürüldü.

    Sorumluların yargılanması için açılan şikâyetin ardından İstanbul’da başlayan dava Aydın’a, oradan da Afyon’a nakledildi. İlk karar Afyon Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 19 Mart 1998’te verildi. Afyon’daki yargılamada 5 sanık hakkında “kastı aşan adam öldürme” suçundan 7 yıl 6’şar ay hapis cezası verilirken, 6 sanık beraat ettirildi.

    Göktepe anması her yıl olduğu gibi İstanbul Atışalanı Esenler Kemer Mezarlığında saat 11.00’da gerçekleşecek.

    Anmaya Evrensel çalışanları, Metin’in ailesi, meslektaşları, basın örgütlerinin temsilcileri, yoldaşları ve dostları katılacak. (HABER MERKEZİ)

  • Cumartesi Anneleri: Çığlığımızı duyun-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Çığlığımızı duyun-VİDEO

    PİRHA – Cumartesi Anneleri eyleminin 644. haftasında Galatasaray Meydanı’nda gözaltında kaybedilen Süleyman Cihan için adalet istedi.

    Haberin Videosu

    31 yaşındaki iki çocuk babası öğretmen Süleyman Cihan’ın kaybedilişinin 36. yılı.

    Cumartesi Anneleri Galatasaray Meydanı’ndaki eylemlerinin 644. haftasında Süleyman Cihan’ın gözaltında kaybedilişinin 36. yılında “Adalet istiyoruz” dedi. Eyleme kayıp yakınlarının insan hakları savunucuları katıldı. Eylemde açılan “Failler Belli Kayıplar Nerede?” pankartının üzerine kayıpların fotoğrafları, kırmızı karanfiller ve barışı temsilen beyaz tülbentler bırakıldı.

    Eylemde işlerine geri dönme talebiyle başlattıkları açlık grevine hapishane koşularında devam eden eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın taleplerinin kabul edilmesi ve cezaevlerinde çıkarılmaları da istendi.

    KİMİ 37, KİMİ 22 YILDIR ADALET ARIYOR

    Eylemde ilk konuşmayı yapan Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, “Sözde kayboldu denilen çocuğum gözaltına alındıktan sonra kayboldu. Beyoğlu Savcısı  kaybettikleri çocuğumu bulmaları için yaptığım konuşmalardan dolayı bana soruşturma açmış. Savcının görevi bana soruşturma açmak değildir. Savcının görevi bizim neden bu alanda yaz kış oturduğumuzu araştırmak ve oğlumu kaybedenlere soruşturma açmaktır. Bana soruşturma açanlar Recep Tayip Erdoğan’dan korktukları kadar Allah’tan bile korkmuyorlar. Tam 22 yıldır bu alanda adalet bekliyoruz. Ne sizden ne de açtığınız soruşturmalardan korkuyorum” dedi.

    Yıldız’ın ardından konuşan Cemil Kırbayır’ın abisi Mikail Kırbayır da, “Tam 37 yıldır bu alanda adalet arıyoruz. Adaleti kimden arıyoruz? Adalet ve devlet iç içedir. Adaletsiz devlet devletsiz adalet olamaz. Ancak biz adaleti devletin kapısında arar olduk” ifadelerini kullandı.

    DOSYALAR VE KANITLARA RAĞMEN SORUŞTURMA YOK

    Meclis araştırma komisyonunun Cemil Kırbayı’ın gözaltında kaybedildiğine karar verdiğini belirten Mikail Kırbayır, “Kars Cumhuriyet savcılığına dosyalar ve kanıtlar elinizde neden soruşturma başlatmıyorsunuz diye sorduğumuzda aldığı cevabın ‘Ama ceset yok’ olduğunu söyledi. Kırbayır, “Süleyman Cihan, Rıdavan Karakoç ve Hasan Ocaklar’ın mezarlarının olmasına rağmen halen failleri açığa çıkmamış ve adalet yerini bulmamıştır” dedi.

    “İNSANLIK SUÇUNA KARŞI DURUYORUZ”

    Kırbayır’dan sonra Hasan Ocak’ın abisi Ali Ocak konuştu. Ocak, “Tam 22 yıldır adalet ve işlenen insanlık suçuna karşı durmak için bu alandayız. Tam 22 yıldır bu alanda Beyoğlu savcısı sesimizi ve çığlığımızı duymuyor. Ancak bir annenin kaybettiği oğlu için attığı çığlıklara, adalet arayışına ve yakarışına soruşturma açıyor. Yapılan bu haksızlığı ve adaletsizliği kabul etmiyoruz” dedi.

    “SUÇ İŞLEYEN HERKES YARGI ÖNÜNE ÇIKARILMALI”

    Son olarak Süleyman Cihan’ın abisi Ahmet Cihan konuştu. Cihan, “Ateş düştüğü yeri yakar. İşkence ile öldürülen ve kimsesizler mezarına gömülenlerin kardeşlerinin, annelerinin ve babalarının neler çektiğini ve neler yaşadığını her hafta burada yaşıyor ve anlıyoruz. Suç işleyen herkes yargı önüne çıkarılmalı ve devlet özür dilemelidir. Ancak böyle devlet adına suç işleyenlerin önüne geçilmiş olunur” dedi.

    “HÜKÜMET VE YARGI ÜÇ MAYMUNU OYNUYOR”

    36 yıldır sorumluları bulamayanlar ailelerin feryadına ve isyanına soruşturma açtıklarını belirten Cihan, ” Hükümet ve yargı üç maymunu oynamaya devam ediyor. Görmüyor, duymuyor ve gerekeni yapmıyorlar. Bugün halen devlet adına suç işleyen Mehmet Ağır ve adamları iş başındalar. İnandıkları dava adına işkence görüp katledilenler onurumuzdur. Bizler de onların bu haklı davasını devam ettireceğiz” diye konuştu.

    644 haftadır Galatasaray Meydanı’nda insanlığa karşı işlenen suçların etkili bir biçimde soruşturulması için oturduklarını söyleyen Mine Nazari, savcıları göreve çağırdıklarını ancak 644 haftadır anlattıkları gerçekler karşısında bu yükümlülükleri yerine getirmediklerini ifade etti.

    Mine Nazari, Beyoğlu Savcılığı’nın kaybedenler hakkında değil, Hanife Yıldız’ın 24 Temmuz 2017 tarihinde gözaltında kaybedilen oğlu Murat’ın doğum gününde Galatasaray’da yaptığı bir konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla göz altına alındığı kaydetti.

    Savcılara seslenen Mine Nazari “Bir kez daha sizleri evrensel meslek ilkelerinize uygun olarak tarafsız ve adil bir biçimde yükümlülüklerinizi yerine getirmeye çağırıyoruz. Bizler hakikatten ve haklılığımızdan aldığımız güçle, meşruiyetle susmayacağız” dedi.

    “36 YILDIR HUKUKU MÜCADELE SONUÇSUZ KALDI”

    644. haftasında 36 yıl önce gözaltına alınarak kaybedilen Süleyman Cihan dosyasındaki hakikatleri açıklamak için bir araya geldiklerini ifade eden Nazari Süleyman, Cihan’ın gözaltında kaybedilişini şöyle anlattı:

    “31 yaşındaki 2 çocuk babası Süleyman Cihan öğretmendi ve İstanbul’da yaşıyordu. 12 Eylül karanlığında sol bir örgütün yöneticisi olduğu iddiasıyla aranıyordu. 29 Temmuz 1981 tarihinde Süleyman Cihan’ın Edirne’den İstanbul’a gelmek üzere bindiği yolcu otobüsü İstanbul’a yaklaştığı sırada sivil bir ekip tarafından durduruldu. Gözaltına alınan Süleyman Cihan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Emniyette gözaltında bulunan çok sayıda kişi tarafından görüldü. Gözaltı kararını veren İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı ve gözaltı işlemini gerçekleştiren İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Süleyman Cihan’ın gözaltına alındığını reddetti. 85 gün süren ısrarlı arayışın sonunda Süleyman Cihan’ın ağır işkence sonucunda öldürüldüğü ve Zindanarkası Mezarlığı’na “meçhul kişi” olarak defnedildiği gerçeğine ulaşıldı. Bu gerçek karşısında İstanbul Emniyeti Süleyman Cihan’ın öldürülmesi ile ilgili Mehmet Ağar ve İbrahim Şahin’in de imzası bulunan sahte bir belge düzenledi. Belgede o güne kadar gözaltına alındığı reddedilen Süleyman Cihan’ın yer göstermeye götürüldüğü apartmanın 6. Katından atlayarak intihar ettiği yazıldı. Gerçek ise işkenceyle öldürülen Süleyman Cihan’ın cansız bedeninin uzun zamandır kimsenin yaşamadığı bir evin penceresinden atıldığıydı. Otopsi bulguları da bunu gösteriyordu.”

    “ADALET İSTİYORUZ”

    Cihan Ailesi’nin 36 yıldır devam eden hukuk mücadelesinin bugüne kadar sonuçsuz kaldığını ifade eden Mine Nazari “Hukukun işletilmesini, yargının görevini yapmasını istiyoruz! Adalet İstiyoruz! Süleyman Cihan dosyasında adalete ve hakikate ulaşma hakkımızı engelleyen herkesi itham ediyoruz!” diye konuştu. (HABER MERKEZİ)