Etiket: 23 haziran seçimleri

  • DAD: 23 Haziran, irade gasbına karşı halkların mücadelesinin zaferidir

    DAD: 23 Haziran, irade gasbına karşı halkların mücadelesinin zaferidir

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, YSK tarafından iptal edilen ve tekrarlanan 23 Haziran İstanbul seçimine dair açıklama yaptı. Açıklamada, “23 Haziran halkın demokrasi mücadelesi, yapılan irade gaspına karşı ortak mücadele ile Türkiye demokrasi geleceğini belirleyecek bir zafere imza atmıştır” denildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, 23 Haziran’da tekrarlanan ve Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı İstanbul seçimine dair yazılı açıklama yaptı.

    23 Haziran seçiminin halkların birlikte yaşama ve ortak demokrasi mücadelesi için bir perspektif olduğunun hatırlatıldığı açıklamada, “Türkiye halklarının demokratik ısrarını kutluyor, halkların tercihini olgunlukla karşılama gücünü demokratik Türkiye’nin önünü açacak en olgun yaklaşım olduğunu belirtiyoruz” ifadelerine yer verildi.

    “İRADE GASBINA KARŞI ORTAK MÜCADELE ZAFERİDİR”

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    23 Haziran halkın demokrasi mücadelesi, yapılan irade gaspına karşı ortak mücadele ile Türkiye demokrasi geleceğini belirleyecek bir zafere imza atmıştır. Türkiye halklarının ortak demokrasi mücadelesi bir gelecek perspektifini içinde barındırmaktadır. Tüm Türkiye bürokratik ve demokrasi dinamiklerine Reya Heq / Hakk Yol Alevi inancımızın düsturu olarak açık çağrıda bulunmak elzem bir görevdir. Türkiye jeopolitik yapısı ve halklar dinamiği özelliği ile Ortadoğu ve dünyaya çözüm önerileri üretebilecek bir eşiktedir. Bu eşik Hakk olanın arzulanacağı ahlaki, sorumlu bir duygu ve diplomatik çözümleyicilikle gelecek örme gücüne açıktır. Ya halklarımızla Anadolu gerçeğini tüm dünyaya örnek kılacak, gerçeklerimizle yüzleşir vicdana yöneleceğiz ya da Eyüp kuyusunda zaman dolduracağız Hakk olanı yaşayana kadar.

    Bu manada:

    1) Türkiye demokrasi güçlerinin ortak mücadele ile taçlandırdıkları demokratik ısrar. Sonrası için çok daha derinlikli çözümlemelere kavuşacak birlikteliği sağlamalıdır. Bu süreç Gezinin anısıdır. Saygı duyulmayı fazlası ile hak etmektedir. Demokrasi güçlerinin özelde HDP’nin ve Kürt halkının bu iradeli demokratik direnci ideolojik aynılıklara kurban edilmemelidir.

    2) Türkiye iktidar dinamikleri ve bürokratik oluşumları Türkiye halklarının demokratik cevabını popülist travmalardan uzak değerlendirmeli. Toplumun huzur ve barışma arzusunu doğru anlamalıdır.

    3) Reya Heq / Hakk Yol Alevi kurumları süreci doğru tahlil edecek ve özendirecek ikrarlaşmalar için acil tarafı ile toplantılar organize etmeli. Sürecin pasif yedeklenen tarzından hızlıca sıyrılmalı Hakk Yol Alevi Halkların ortak yaklaşımını, projelerini ortaya koymalı. Halkların birlikte rızalı yaşam düsturunu güçlü açığa çıkarmalı ve politik kolaylaştırıcı görevini açığa çıkarmalıdır. Demokratik Alevi Dernekleri olarak rızalı görevlerin hepsini birlik ruhu ile Yol’a hizmet olarak algılayacağımızı belirtiriz.

    4) Zaman bize göstermiştir ki Rızalı toplumlar Rızalı gelecekleri tüm canlarla güçlendirebilir. Ebul Vefa’yı, Mevlanayı, Şemsleri, Baba Tahirleri, Yunusları, Pir Sultanları, Hacı Bektaş Veli’yi, ocakları, kutsal mekanları ile halkın kendi kendini yönetme gücünü tüm tarihi birikimi ile başarmış Anadolu ve Mezopotamya mirasını taşıyan halklarız. Hakk Deryası birlik makamıdır. Birlik külli candadır. Nefis iktidarları değil Rıza toplumlarıdır arzuladığımız.

    Türkiye halklarının demokratik ısrarını kutluyoruz. Halkların tecihini olgunlukla karşılama gücünü Demokratik Türkiye’nin önünü açacak en olgun yaklaşım olduğunu belirtiyoruz. Mazlum çaresiz, mekan rızasız, zaman sahipsiz değildir. Xızır yardımcımızdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP İstanbul seçimi öncesi Alevilerle bir araya geldi-VİDEO

    HDP İstanbul seçimi öncesi Alevilerle bir araya geldi-VİDEO

    PİRHA- 23 Haziran’da yapılacak İstanbul seçimlerine 2 gün kala HDP Alevi kurum temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantıda konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli,  23 Haziran seçimleri kadar 24 Haziran günü ‘Ne yapacağız?’ sorusuna verilecek cevabın da önemli olduğunun altını çizerek, “24’ünden itibaren siyaseti yeniden kurmalıyız. Politik seçeneği halklarla beraber var etmemiz gerekiyor” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) 23 Haziran’da yapılacak İstanbul seçimlerine 2 gün kala Taksim Hill Otel’de Alevi kurum temsilcileriyle bir araya geldi.

    Toplantıya HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, HDP Milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Zeynel Özen, Gülistan Kılıç Koçyiğit, Alican Önlü ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, eski Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, Güngören Şube Başkanı Zeynel Abidin Özbay, Zeytinburnu Şube Başkanı Hakan Rakip, Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Demokratik Alevi Derneği (DAD) Eş Başkanı Selda Güneş, Aziz Baba Cemevi Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Enver Can, Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, Alevi aktivist Servet Demir, DAD Eski Eyüp Şube Eş Başkanı İmam Balsever, PSAKD GYK Üyesi Özgür Kaplan, AABK İkinci Başkanı Mehmet Ali Çankaya, AKD Esenyurt Şube Başkanı Hüseyin Çam, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Dursun Önal, Alevi aktivist Aydın Deniz, Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç, Maltepe Cemevi Başkanı Erdinç Yılmaz, sanatçılar Doğan Çelik ile Ayfer Düzdaş katıldı.

    Açılış konuşmasını HDP PM Üyesi Nesimi Aday yaptı. Yurttaşlardan rızalık alarak konuşmasına başlayan Aday, programın akışı hakkında bilgi verdi.

    İmam Rıza Ocağı Dedelerinden Celal Fırat açılış gülbengini verdi. Gülbengin ardından sanatçı Ayfer Düzdaş deyişler okudu.

    “KÜRT ALEVİSİ OLMAK DAHA ÇOK BASKI NEDENİ”

    Alevilerin nasıl baskılardan ve zorluklardan geçerek bugünlere geldiğine değinen Düzdaş, Kürt Alevilerin yaşadığı bölgelerde derleme çalışmaları yaptığını söyleyerek “Kürt Alevisi olmak daha çok baskı nedeni olarak görülüyor” dedi.

    Divana HDK Eş Sözcüsü ve HDP Milletvekili Gülistan Kılıç, Zeynel Özen, Alican Önlü, Ali Kenanoğlu, Kemal Bülbül seçildi.

    Kısa bir konuşma yapan HDP Eş Başkanı Sezai Temelli, seçimlere günler kala parti olarak yoğun çalışmalar gerçekleştirdiklerini söyledi. Temelli’nin konuşmasından satır başları şöyle:

    “BÜTÜN MESELE SANDIK DEĞİL”

    Yaptığımız çalışmalarda gördük ki insanlar kararını vermiş. Amacımız herkesin sağlıklı karar vermesini sağlamaktı. Biz meseleyi sandığa kilitlemeden bütün siyaseti sandığın içine sıkıştırmadan bir stratejiyi belirlemek istedik. Güçlü bir stratejimiz vardı. Bunu toplumla buluşturmak önem taşıyordu.

    Bütün meseleyi sandığa kilitlerseniz sandıktan geriye bir şey kalmıyor. Kalmadığını geride bıraktığımız seçimlerde gördük. Seçimlerden sonra enerji çabuk yitiriliyor. Birlikte çözüm üretmemiz gereken ciddi sorunlarımız var. Buna en çok vakıf olan Alevi toplumudur. Toplumun herhangi bir kesiminde sorun varsa bu sorunu birlikte çözmeliyiz. Bir arada çözebilecek zeminler yaratmalıyız.

    “TÜRKİYE HALKLARINA TEKÇİLİK DAYATILIYOR”

    Çokluğun, tekçiliğin karşısında yerini alması gerekiyor. Geçtiğimiz son yüzyıla baktığımızda Türkiye halklarına bir tekçiliğin dayatıldığını görüyoruz. Türk İslam olarak dayatılan bu tekçiliğe mahkum edilmiş bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu yüzden stratejimizi toplumla buluşturmaya çalışıyoruz.

    “SİYASETİN TOPLUMSALLAŞMASI ÜZERİNE STRATEJİLER ÜRETİYORUZ”

    İddiamız bir seçenek yaratma iddiasıdır. Toplumun bütün kesimlerinin bir araya gelebileceği kendi sorunlarını bir arada çözebileceği bir yolu yaratmadır. HDK’den bugüne HDP ile siyasetin toplumsallaşması toplumun siyasallaşması üzerine stratejiler üretiyoruz.

    Geride bıraktığımız dört seçimde kamplaşmanın, kutuplaşmanın topluma dayatıldığını gördük. Zaman zaman milliyetçi, mezhebi dozun arttığı bir ittifak halkların sesini kabul etmiyordu. Bugün de seçimlere giderken üçüncü yolu yaratma hedefindeyiz. Bu sıkışıklığı ancak böyle aşabiliriz. Bu inançla çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz.

    “ESAS MESELE 24 HAZİRAN’DA NE OLACAK?”

    Her seçimde derler ya ‘son hafta her şey netleşir’. Geçen hafta sonuçlar netleşmiştir. Bu sonuçların ne olacağını Pazar akşamı hep birlikte izleyebiliriz. Ama esas mesele 24 Haziran’da ne olacak? 24 Haziran’da nasıl yol alacağız? Seçimlerin etkisinden belki de bir an önce çıkmak gerekiyor. 24’ünden itibaren siyaseti yeniden kurmalıyız. Politik seçeneği halklarla beraber var etmemiz gerekiyor. Seçim tabi ki etkili olacaktır ama o etkinin sınırlarını aşmalıyız.

    “TÜRKİYE’DE TEMSİLİYET KRİZİ VAR”

    Adil, demokratik seçimler yapamıyoruz. Sandığa sahip çıksak da haksızlıklar devam ediyor. Tüm bunlardan kurtulabilmek, seçim sonuçları üzerindeki şaibeleri kaldırabilmek için de adımlar atmalıyız. Temsiliyet krizi var Türkiye’de. Hem seçim sistemlerinden hem de toplumun siyaset yapma hakkının gasp edilmesinden dolayı temsiliyet krizi yaşanıyor 12 Eylül’den beri. Hala 12 Eylül anayasası var. Son yapılan anayasa referandumuyla getirilen cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi 12 Eylül ruhuna dönüş yaptı. Çünkü referansınız 12 Eylül anayasasıysa gideceğiniz yol da böyle bir yol oluyor. Peki bu sistemden önce var olan parlamenter sistem bu çoğulculuğu yansıtıyor muydu? Eğer yansıtmış olsaydı bu kadar sorunla karşı karşıya olmazdık.

    “YEREL DEMOKRASİ VE YERİNDEN YÖNETİMİ İNŞA ETMELİYİZ”

    Kayyumlara karşı mücadele ederken ‘ne yapmalı?’ sorununu önümüze koyduk. Bir kere her eşeyden önce belediyeleri kazandık. Yerel demokrasiyi, yerinden yönetimi inşa etmeliyiz. Bu yerel demokrasi inşasında bir arada çözüm bizim önceliğimiz olsun dedik. Sadece yerelde bu hamleyi yapmak yeterli değil.

    “TÜM TOPLUMLARI SİYASETE DAVET EDİYORUZ”

    Seçim sonuçlarını nihai sonuç olarak görmeden stratejimizi ortaya koyduk. Önümüzdeki süreci de buradan okuyoruz. Atmamız gereken adımlar var. Siyasete bir devinim kazandırmalıyız. Tüm toplumsal kesimleri siyasete davet ediyoruz. Bizim bir anayasaya ihtiyacımız yani bir zemine ihtiyacımız var. Demokratik bir anayasayı var etmek için uzlaşma zamanı. Sadece HDP’nin alıp gideceği bir şey değil bu. Mecliste olan tüm partiler bu sorumluluğu üstlenmelidir.

    “SİYASET İPOTEK ALTINDA”

    Eğer bir demokratik zemin yoksa orada yaptığınız siyaset ipotek altındadır. Gelin siyaseti bu ipotekten kurtaralım. Açın meclisin duvarlarını, kapılarını tüm kesimlerle buluşun. Eşit yurttaşlık temelinde herkesin bir arada yaşayabileceği bir anayasa yapalım. Tarihsel, kültürel, politik, sosyolojik olarak Türkiye’ye baktığınızda halkların ihtiyaç duyduğu şey böyle bir anayasadır, zemindir. Savaş, baskı ve şiddet politikalarıyla toplum bir cendereye sıkıştırılmış durumda. Ortak iyiyi üretmek zorundayız. Önümüzdeki döneme biz bir geçiş dönemi olarak bakıyoruz. Evrensel hukuk ve insan hakları değerlerinin içselleştirilmesi ve bu anayasanın çerçevesini oluşturması önceliğimizdir.

    Birbirimizle konuşmalıyız, müzakere zeminlerini var etmeliyiz. Bu bizim kendi hakikatimize ulaşmamızın yoludur. Tüm toplumsal kesimler bu konuda sorumluluk almalıdır. Halkın doğrudan siyasete katılabileceği zeminlere sahip olmalıdır. 24’ünden itibaren böyle bir yol bizi bekliyor. Bu yolda yürüme konusunda kararlıyız. Demokratik bir anayasayı yapmak ve demokratik bir birlik için mücadele edeceğiz. İhtiyaç duyduğumuz şey bu zemini var etmektir.

    “YARGI TALİMATLARLA HAREKET EDİYOR”

    Beklemeye tahammülü olmayan sorunlarımız var. Yargı bağımsızlığını yitirmiş durumda. Binlerce insan suçsuz yere cezaevinde. Talimatlarla hareket eden bir yargının olduğunu görüyoruz. Öncelik bu yüzden meclistedir. Meclis kendini vesayetten bir an önce kurtarmalı, basın özgürlüğü ifade özgürlüğü konularında bir an önce adım atılmalıdır. Bu sorunlar birleştikçe Türkiye büyük bir çöküşe sürükleniyor.

    “TÜRKİYE KENDİ HALKLARINA DÜŞMAN”

    Türkiye’nin demokrasi meselesini çözerken Kürt meselesini de çözmeliyiz. Barışı da var etmeliyiz. Nasıl ki siyaset bir diyalog zeminidir bunu güçlü kalıcı onurlu bir barış zeminine hızla çekmek zorundayız. Bölge ve dünya bunu bekliyor. Bu konuda adım atabilecek tek ülke Türkiye’dir. Ama Türkiye kendi halklarına düşman. Alevilere, Kürtlere, Ermenilere düşman. Düşmanlık iktidarına sahipler. Gelin bu düşmanlık iktidarını bitirelim. Seçimlerden öte büyük bir değişim ve dönüşüm için bu yolu kat etmek durumundayız. Dönen dönsün yolundan biz dönmeyeceğiz. Hızır yar ve yardımcınız olsun.

    Temelli’nin konuşmasının ardından toplantı basına kapalı bir şekilde devam etti.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Kemal Kılıçdaroğlu: Ekrem Bey’in rakibi Yüksek Seçim Kurulu

    Kemal Kılıçdaroğlu: Ekrem Bey’in rakibi Yüksek Seçim Kurulu

    PİRHA –  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, YSK’nin seçim kurulu kararını, “Ekrem Bey’in rakibi artık Binali Bey değil, Yüksek Seçim Kurulu” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Tuzla’da Marmara Bölgesi Manav Türkleri Dernekleri Federasyonu’nu ziyaret etti. Kılıçdaroğlu, ziyaret sonrası medya mensuplarına açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, yaptığı açıklamada “Hepinizin bayramını kutluyorum. Bu bayramın bütün vatandaşlarımız açısından huzur içinde geçmesi en büyük dileğim. Malum bayramlar bira raya gelme, oturma, konuşma, sohbet etme dertleşme aynı zamanda bayramları huzur içinde geçirmekte hepimizin ortak amacı. Umarım bu bayram da politik gerilimler de fazla olmaz, birlikte huzur içinde bir bayram geçirmiş oluruz” dedi.

    “YSK,KARARI İTİRAFTIR”

    YSK’nin seçim kurulu kararının sorulması üzerine Kemal Kılıçdaroğlu, “Yüksek Seçim Kurulu, aldığı kararla İstanbul seçimlerini haksız yere iptal ettiğini aslında itiraf ediyor. Bir itiraf kararı bu. Daha önce de benzer pek çok şeyler söylendi. Ama Yüksek Seçim Kurulu’nun aldığı bu karar, bir önceki kararın iptal kararının doğru olmadığını bir anlamda ifade etti. Yüksek Seçim Kurulu’nun kararı bizim açımızdan bir anlam ifade etmiyor. Ekrem Bey’in rakibi de artık Binali Bey değil, Ekrem Bey’in rakibi Yüksek Seçim Kurulu. İstanbullular inşallah bir haksızlığı giderirler, verdikleri oylarla Yüksek Seçim Kurulu’nun artık hiçbir gerekçe üretemeyeceği bir çoğunluğa ulaşır ve dolayısıyla Ekrem Başkan yeniden, seçilen başkan yeniden ikinci kez yenilenen seçimlerde gelir ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturur. Onun bütün amacı İstanbullulara hizmet etmek. Ve yine şunu da ifade edeyim bu saatten sonra Ekrem İmamoğlu, sadece CHP’nin büyükşehir belediye başkanı değil, Ekrem İmamoğlu artık bu saatten sonra 16 milyon İstanbullunun büyükşehir belediye başkanıdır ve biz umuyoruz bozulan adalet terazisini İstanbullular düzeltecektir” diye yanıt verdi.

    “EĞER İSİM VARSA AÇIKLASINLAR”

    Bir basın mensubunun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İstanbul’u Konstantinapol olarak görenler var’” açıklamasını sorması üzerine Kemal Kılıçdaroğlu, “Kim görüyor, sormak isterim, kim görüyor. Eğer isim varsa açıklasınlar. Birisi böyle görüyorsa açıklasınlar. Devletin en tepesindeki koltuğa oturan kişi halkı yanıltmamalı. Halkı yalan söylememeli. İstanbul 1453’ten bu yana İstanbul’dur. İstanbul için iki ismi asla unutamayız. Birisi Fatih Sultan Mehmet’tir, ikincisi işgal altındaki İstanbul’u kurtaran Gazi Mustafa Kemal’dir. Her dönemde İstanbul’un adı İstanbul’dur. Halkın kafasını karıştırmaya kimsenin hakkı ve yetkisi yoktur. Eğer birisi söylemişse onun söylediği dili kullanmışsa çıksın söylesin sen bunu niye söyledin diye. Kendisi ifade ediyor onun dışında kimsenin ifade ettiği yok” diye cevap verdi.

  • İmamoğlu: Millete düştü yine demokrasiyi tamir etmek

    İmamoğlu: Millete düştü yine demokrasiyi tamir etmek

    Mazbatası elinden alınan CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Ekrem İmamoğlu “YSK, verdiği gerekçeli kararın hiçbir anlam ifade etmediğini ortaya koydu; demokrasiyi tamir etmek yine millete düştü” dedi. 

    Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) AKP’nin talebi doğrultusunda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini iptal etmesinin ardından mazbatası elinden alınan CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü’ndeki Fatih Sultan Mehmet Camisi’nde kıldığı bayram namazı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    İmamoğlu, YSK’nin önceki gün verdiği “soruşturma geçiren ilçe seçim kurulu başkanları ve seçim müdürlerinin tekrar görev alabilecekleri” kararına ilişkin açıklamalarda bulundu. Kararı, “üzücü” olarak değerlendiren İmamoğlu, “Bugün gelinen noktada uydurma bir gerekçe olduğu ortaya çıktı. Böyle bir karara imza atarak aslında verdikleri gerekçeli kararın hiçbir anlam ifade etmediğini ortaya koydular. Millete düştü yine demokrasiyi tamir etmek” diye konuştu.

    “YILDIRIM’IN ŞARTLI TEKLİFİ”

     İmamoğlu, rakibi AKP’nin adayı Binali Yıldırım’ın şartlı olarak bir televizyon programında bir araya gelme teklifiyle ilgili olarak da irtibatın kurulduğunu belirterek, “Bu çağdaş bir ortamın gereği” dedi. İmamoğlu, Yıldırım’ın şartına ilişkin olarak da, “Asla şartlı bir süreci kabul etmemekle beraber İstanbul konusu üzerinde konuşma konusu üzerinde hem fikirim. Ama İstanbul’un geçmişi var, geleceği var ve tabii ki 31 Mart’ta yaşadığı bir seçim süreci var. Bunların da konuşulacağı bir programda, tartışma yapacağımız programda çok isterim” ifadelerini kaydetti.

    “AKP’Lİ VEKİLE: ALLAH AKIL VERSİN”

    İmamoğlu ayrıca, İçişleri Bakan Yardımcısı ve eski AKP Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy’un, “Bir Yunan’ın İstanbul’un başına geçmesiyle ekonomi düzelmez” sözleriyle ilgili olarak da tepki gösterdi. “Her zaman söyledim, bu tür lafları söyleyenleri Allah’a havale ediyorum. Bir yönüyle de lafa bakarım laf mı diye söyleyene bakarım adam mı diye” diyen İmamoğlu, “Allah akıl ve ahlak versin” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Aleviler, Kürtler gibi kimlik mücadelesi vermeli’-VİDEO

    ‘Aleviler, Kürtler gibi kimlik mücadelesi vermeli’-VİDEO

    PİRHA-HDP Şişli ilçe binasında düzenlenen “Aleviler süreci nasıl değerlendiriyor?” panelinde konuşan HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, tecridin bir insanlık suçu, asimilasyon ve sömürü aracı olduğunu ve tüm ülkeye yayıldığını belirterek Alevilerin inançları gereği mazlumun yanında olmak ve zulme karşı çıkmak zorunda olduklarını ifade etti. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şişli İlçe binasında “Aleviler süreci nasıl değerlendiriyor?” başlıklı bir panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen ve Alevi yazar, aktivist Gülfer Akkaya katıldı. Panelin moderatörlüğünü ise HDP Şişli İlçe Eşbaşkanı Derya Goral yaptı.

    Panele HDP PM Üyesi Nesimi Aday, DAD Örgütlenme Sekreteri Yusuf Gülen, DADyöneticileri, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği temsilcileri,  Alevi yazar ve aktivist Aydın Deniz ve Alevi yurttaşlar katıldı.

    “ALEVİ HAREKETİ, TOPLUMUN SORUNLARINA GÖRE KENDİNİ DÜZENLEMELİ”

    İlk olarak söz alan Gülfer Akkaya, Alevi hareketinin Alevi toplumunun sorunlarına göre kendini düzenlemesi gerektiğini altını çizdi. Alevi inancında kadın ve erkeği eşitleyen durumlarının yok olmak üzere olduğuna değinen Akkaya, Alevi örgütlerinde de kadın erkek eşitliğinin olmadığını kaydetti. Akkaya, Alevi örgütlerinin toplumla iç içe geçmek için yeni politikalar üretmesi ve Rönesans yapması gerektiğini ifade etti.

    “KÜRTLER VE ALEVİLER CEBERUT ANLAYIŞA KARŞI DİRENİYOR”

    Aleviler ve Kürtlerin eşit yurttaşlık taleplerinin hala kabul edilmediğine değinen Akkaya, Kürtlerin ve Alevilerin bu ceberut anlayışa direndiklerini ve çalık grevlerinin de bu durumla doğrudan ilişkili olduğunu belitti. İktidar ve devletin Kürtlere karşı durumu giderek zorlaştırdığını ancak bu mücadelede Alevilerin Kürtlerin yanında olduğunu ve yalnız bırakmayacağını söyledi.

    “KAZANILMIŞ HAKLAR KORUNMALI”

    “Biz bu ceberut devlete karşı mücadele verirken yürüttüğümüz stratejilerin kazanımlarımızı geri düşürmemesi lazım” diyen Akkaya, kadınların kazanılmış haklarının ve kadın mücadelesinin geri plana atılmaması gerektiğine işaret etti.

    Beyaz tülbentin Kürtlerde ve Alevilerde kadınların kavgaları durdurmak için kullandıkları bir sembol olduğunu hatırlatan Akkaya, erkek devlet şiddetine karşı verilecek mücadelenin önemine de vurgu yaptı.

    ALEVİLER NEDEN CUMHURİYETE DÖRT ELLE SARILIYOR?

    Akkaya’nın arkasından söz alan HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Mayıs ayının katliamlar ayı olduğunu hatırlatarak konuşmasına başladı. Alevilerin sorunlarının Cumhuriyet ile başlamadığını ta Osmanlı’dan beri var olduğunu belirten Özen, Cumhuriyet’in ilk kurulduğu yıllarda Kürtlerin ve Alevilerin temsiliyetinin olduğunu ancak sonrasında bunun bozularak tek dil, tek din, tek ırk sistemine geçildiğini kaydetti. AKP’nin Cumhuriyet projesinin bugünkü yansıması olduğuna vurgu yapan Özen, Alevilerin Cumhuriyeti desteklemelerinin nedeninin Osmanlı döneminde Aleviler için verilen fetvaların olduğunu ancak Cumhuriyetle birlikte yurttaşlık kavramı geliştiği için Alevilerin Cumhuriyete dört elle sarıldıklarını ekledi.

    “ALEVİLİĞİN SİYASALLAŞTIRILMASINA KARŞIYIZ”

    Aleviliğin bir inanç olduğunu hatırlatan Özen, cemevlerinin her birinde inanç kurullarının olduğunu ancak günümüzde cemevlerinde siyaset yapmanın yasaklandığını kaydeden Özen, siyasetin yaşamın ta kendisi olduğunu söyledi.

    Alevilerin Kürt hareketi kadar başarılı olamadığına değinen Özen, Alevilerin kimliklerini bir tarafa bırakmadan siyasi partilerin içinde yer alamadığını belirtti. Alevilerin HDP’nin içinde kendinden vazgeçmek zorunda kalmadığının altını çizen Özen, “HDP projesi sadece Aleviler için değil tüm kimlikler, kültürler ve inançlar için bir şanstır. Hiç kimse kendini değiştirmek zorunda değil. Türkiye’nin kurtuluşu da burada” dedi.

    Aleviliğin siyasallaştırılmasına karşı olduklarını ifade eden Özen, Alevilerin tıpkı Kürtler gibi kimlik mücadelesi vermek zorunda olduklarının da altını çizdi. Özen, Türkiye’deki Alevi sorununun çözülmesi için Alevilerin olduğu gibi tanınması ve taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini kaydetti.

    “TECRİT BİR İNSANLIK SUÇUDUR”

    Tecridin kaldırılması için devam eden açlık grevleri, ölüm oruçları ve annelerin eylemlerine de değinen Özen, “Onların mücadelesine destek olmak zorundayız” dedi. Tecridin bir insanlık suçu, asimilasyon ve sömürü aracı olduğunu ve tüm ülkeye yayıldığını belirten Özen, Alevilerin inançları gereği mazlumun yanında olmak zorunda olduklarını, zulme karşı çıkmak zorunda olduklarını ifade etti. Özen, “İnsanım diyen ve vicdanı olan herkesin tecride karışı çıkması gerekiyor” dedi.

    “23 HAZİRAN’DA DA DEMOKRASİ GÜÇLERİLYE BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ”

    23 Haziran’da yeniden yapılacak olan İstanbul seçimlerine de değinen Özen, HDP’nin batıda izlediği stratejinin yüzde 100 tuttuğunu belirtti. Tüm güçlerin devletin elinde olduğu için her şeyi kendi istediği gibi dizayn ettiğini aktaran Özen, demokrasi güçleriyle birlikte AKP’ye karşı mücadele edeceklerini ifade etti. Özen, HDP’nin AKP ile pazarlık yaptığı iddiaları için de “Bu iddialara itibar etmeyin. Biz bu ceberut devletin gitmesi için mücadele edeceğiz” dedi.

    Cezaevlerinde bulunan HDP milletvekilleri, Belediye eşbaşkanlarının rehin olduklarını kaydeden Özen, tüm halkların bir araya geldikleri taktirde başaramayacakları hiçbir şeyin olmadığını da ekledi.

    Panel soru-cevap eşliğinde devam etti.

    PİRHA/İSTANBUL