Etiket: 23 nisan

  • Okul yönetimine, DEM Partili eşbaşkanlar soruşturması-VİDEO

    Okul yönetimine, DEM Partili eşbaşkanlar soruşturması-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan’ın, 23 Nisan etkinlikleri kapsamında Mersin’in Akdeniz ilçesinde bulunan Hatice Uluğ İlkokulu’nda açılan resim sergisine katıldıkları için okul yönetimi hakkında soruşturma başlatıldığı iddiası üzerine konuyu Meclis’e taşıdı. Bozan, “Kenti saran bu iddia için açıklama bekliyoruz” dedi.

    Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan’ın, 23 Nisan etkinlikleri kapsamında Mersin’in Akdeniz ilçesinde bulunan Hatice Uluğ İlkokulu’nda açılan resim sergisine katıldıkları için okul yönetimi hakkında soruşturma başlatıldı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan, konuyu Meclis gündemine taşıdı.

    “KENTTE HERKES BU İDDİAYA İLİŞKİN CEVAP BEKLİYOR”

    DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Meclis’te konuya ilişkin şunları dile getirdi:

    “23 Nisan Çocuk Bayramı dolayısıyla Hatice Uluğ İlkokulunda başarılı bir öğrencinin bir resim sergisi açılıyor. Okul idaresi tarafından sergiye kent protokolü davet ediliyor. Kent protokolünden sadece Akdeniz Belediyesi Eşbaşkanları bu sergiye katılıyor ve çocukların coşkusuna ortak oluyor. Sonra ne mi oluyor? Bugün o okulun idarecileri ile ilgili soruşturma yürütüldüğünü duyuyoruz. Kenti bu iddia sarmış ve kentte herkes bu iddia ile ilgili bir cevap bekliyor. Şimdi mafyaların, çetelerin araştırılmasını istiyoruz ya; işte tam da mafya budur, tam da çeteleşme budur. Bugüne kadar bayrak üzerinden, İstiklal Marşı üzerinden her fırsatta partimizi terörize edenlerin gerçek yüzünü ortaya koyan budur. Tüm ülke kamuoyunu Mersin’de bu çirkinliğe fırsat açanlara, bu ülkenin huzurunu kaçırmaya çalışanlara, bir okul müdürünü görevden alma düşüncesi sefilliğine ulaşanlara karşı ses çıkarmaya davet ediyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • PSAKD Mamak Şube, 2. Geleneksel Çocuk Şenliği düzenledi-VİDEO

    PSAKD Mamak Şube, 2. Geleneksel Çocuk Şenliği düzenledi-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Mamak Şube Gençlik Meclisi, çocuk şenliği düzenledi. PSAKD Mamak Şubesi’nin bahçesinde düzenlenen şenliğe çok sayıda çocuk katıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi Gençlik Meclisi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle, 2. Geleneksel Çocuk Şenliğini gerçekleştirdi.

    PSAKD Mamak Şubesi’nin bahçesinde düzenlenen şenliğe çok sayıda çocuk katıldı. Düzenlenen etkinlikler ile çocuklar bir araya geldi.

    PİRHA/ANKARA

  • Bir 23 Nisan’da daha çocuk işçiliği sürüyor, 552 çocuk anneleriyle cezaevinde

    Bir 23 Nisan’da daha çocuk işçiliği sürüyor, 552 çocuk anneleriyle cezaevinde

    PİRHA- 23 Nisan Türkiye’de her çocuk için bir bayramı ifade etmiyor. 0-6 yaş arası 552 çocuk anneleriyle birlikte cezaevinde kalıyor. TÜİK verilerine göre ise çocukların işgücüne katılım oranı erkek çocuklar için yüzde 32,2 kız çocuklar için yüzde 11,5 olarak tespit edildi. 2022 yılında yüzde 18,7 olan çocuk işçilik oranı bu yıl ise yüzde 22,1’e yükseldi.

    23 Nisan her çocuk için bayram tadında geçmiyor. Adalet Bakanlığı’nın 2023 verilerine göre 0-6 yaş arası 552 çocuk anneleriyle birlikte cezaevinde kalıyor. Temel ihtiyaçlarının cezaevlerinde karşılandığı söylenen bu çocuklar bayramı cezaevlerinde anneleriyle geçiriyor.

    Türkiye’de giderek derinleşen yoksulluk çocukları okullardan çıkarıp MESEM’lere hapsetti. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre çocukların işgücüne katılım oranı erkek çocuklar için yüzde 32,2 kız çocuklar için yüzde 11,5 olarak tespit edildi. 2022 yılında yüzde 18,7 olan çocuk işçilik oranı bu yıl ise yüzde 22,1’e yükseldi.Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM), çalıştırılan göçmen çocuklar ve mevsimlik tarım işçileri çocuklar ise dahil edilmiyor. Resmi olmayan verilere göre ise ülkede çalıştırılan çocukların sayısı 2 milyona yaklaşmış durumda.

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı, “Çocuklar Güvende” ekiplerinin Haziran 2017-Aralık 2023 döneminde yaptığı saha çalışmaları sonucunda ise sokakta çalıştırılan on binlerce çocuk tespit edildi. Bakanlığa bağlı ekiplerin, sokakta çalıştırılan çocuklara yönelik tarama çalışmasına göre 46 bin 754 çocuğun sokakta çalıştırıldığı ortaya çıktı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kete’den MİT’in yarışmasına tepki: Çocukların ruh dünyasına uygun değil-VİDEO

    Kete’den MİT’in yarışmasına tepki: Çocukların ruh dünyasına uygun değil-VİDEO

    PİRHA-DAD Eş Genel Başkanı, Eğitimci Zeynel Kete, MİT’in, 23 Nisan dolayısıyla okullarda, çocuklardan ‘güvenlik’, ‘istihbarat’ ve ‘gizli ajan’ kelimelerini resimle ya da mektupla kağıda dökmelerini istediği bir yarışma düzenlemesine tepki gösterdi. Kete, “Çocuklar MİT’e karşı bir duruş mu sergiliyor ya da milli savunmayı ve istihbaratı zaafiyete mi uğratıyorlar da böyle bir yarışma düzenleniyor. Bu yarışma çocuğun ruh dünyasına asla uygun değildir” dedi.

    Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT), 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla çocuklardan ‘güvenlik’, ‘istihbarat’ ve ‘gizli ajan’ kelimelerini resimle ya da mektupla kağıda dökmelerini istediği bir yarışma düzenlemesi tepkilere yol açtı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı, Eğitimci Zeynel Kete, konuya ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “YAPILACAK YARIŞMA ÇOCUKLARIN RUH DÜNYASINA UYGUN DEĞİLDİR”

    Hükümetin, 23 Nisan Çocuk Bayramı’nı istihbarat, güvenlik şeklinde çocuğun ruh dünyasına uygun olmayan kavramlarla bir yarışma düzenlemesine tepki gösteren Zeynel Kete, “Çocuklar MİT’e karşı bir duruş mu sergiliyor ya da milli savunmayı ve istihbaratı zaafiyete mi uğratıyorlar da böyle bir yarışma düzenleniyor. Yapılacak yarışma çocuğun ruh dünyasına pedagojik olarak da psikolojik olarak da asla uygun değildir. Çocuğun beyninde bir algı oluşturmaya yönelik bir duruştur. Niye sevgiyle, paylaşımla, kardeşlikle ve hoşgörüyle ilgili yarışmalar düzenlenmiyor da ağırlıklı olarak bu kavramlar üzerinde bir yarışma düzenleniyor. Yapılacak yarışma çocuk haklarına da aykırıdır. Son dönemde hemen hemen bütün kurumların çocuklara yönelmesi boşuna değil” dedi.

    “ÇOCUKLAR KONTROL ALTINA ALINMAK İSTENİYOR”

    Çocuğun bir hafızayı inşa edebilecek en genç dinamik olduğunu ifade eden Kete, şöyle devam etti:

    “Çocuğun hafızasına neyi yerleştirirseniz çocuk ileride onu dışarı verir. Çocuğu kontrol ve denetim altına alıp belirli bir şekil verildiği zaman çocuklar ileride ona hizmet eder. Çocuğa yönelmeleri bundandır. İktidarın ana sınıflarına kadar İslam’ın tekçi zihniyetini anlatması boşuna değildir. Buna karşı veli dernekleri, öğrenci dernekleri, okul aile birlikleri buna hayır diyebilmelidir. Çünkü aslında bu yarışma ile çocuğa psikolojik şiddet de vardır. Yapılacak yarışma ile resim yoluyla çocuğun bilinç altına inip çocuğun hafızasına yönelme, çocuğu kontrol altına alma var. Biz bunu kabul etmiyoruz.”

    Cihan BERK/PİRHA

  • Eğitim Sen’den MİT’in çocuk etkinliğine tepki: Kabul edilemez!

    Eğitim Sen’den MİT’in çocuk etkinliğine tepki: Kabul edilemez!

    PİRHA- MİT’in, 23 Nisan kapsamında çocuklardan, “istihbarat”, “gizli ajan” kelimeleriyle mektup yazmalarını istemesine ilişkin açıklama yapan Eğitim Sen, “MİT’in, çocuklara yönelik faaliyetlerde bulunması kabul edilemez. Bu uygulama derhal kaldırılmalı” dedi. 

    Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), 23 Nisan dolayısıyla çocuklardan “güvenlik”, “istihbarat” ve “gizli ajan” kelimelerini resimle ya da mektupla kağıda dökmelerini istedi. MİT’in internet sitesindeki duyuruda, 5-14 yaş arasındaki çocuklar hayal güçlerini kullanmaya davet edildi. Çocuklardan, MİT’in görev alanını tanımlayan “güvenlik”, “istihbarat” ve “gizli ajan” kelimelerinden yola çıkarak resim yapmaları ya da mektup yazmaları istendi. Ailelerden, çocuklarının hazırladığı resim ya da mektupların elektronik posta ile MİT adresine gönderilmesi istenildi.

    Konuya ilişkin açıklama yapan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Diyanet ve MİT gibi kurumların kendi görev alanları dışına çıktıklarını belirterek, tepki gösterdi.

    “MEB İZİN VERMİŞSSE SORUNDUR”

    Açıklamada MİT’in başlattığı etkinliğin çocukları ilgilendiren bir boyutunun olmadığı belirtilerek, “Bu kavramlar çocuk gerçekliğine uygun olmadığı gibi, bu tür işler MİT’in görevi de değildir. MİT böyle bir etkinlik düzenleyeceğini Milli Eğitim Bakanlığı’na sormuş mudur? Sormamışsa bu bir sorundur. Sormuş ve MEB izin vermişse bu çok daha büyük bir sorundur” denildi.

    Eğitim Sen, Diyanet İşleri Başkanlığı ile imzalanan protokol kapsamında “Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)” Projesi ile çocuklara okul içinde ve dışında dini etkinliklerin dayatıldığını belirterek, benzer bir çalışmanın MİT tarafından yapılmak istendiğini ifade etti. Açıklamada, bu çalışmanın çocukların zihinsel süreçlerini olumsuz etkileyeceğine dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi: “Diyanet ve MİT gibi kurumların kendi görev alanları dışına çıkarak, hangi gerekçeyle olursa olsun, çocuklara yönelik etkinlik ve faaliyetlerde bulunmaları kabul edilemeyeceği gibi, bu durum çocuk haklarına, çocuk psikolojisine aykırı ve pedagojik açıdan da asla doğru değildir. Bu uygulama derhal kaldırılmalı.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Çocuk bayramına değil işkenceye götürülen çocukları unutmadık’-VİDEO

    ‘Çocuk bayramına değil işkenceye götürülen çocukları unutmadık’-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri 891. hafta basın açıklamasında 23 Nisan Çocuk Bayramı’na değinilirken, “Çocuk bayramına değil işkencehanelere götürülen ve gözaltında kaybedilen çocukları unutmadık. İnsan Hakları Derneği’nin tespitine göre 1992-1997 yılları arasında Batman, Bitlis, Bingöl, Cizre, Dargeçit, Dersim, Şırnak, Kulp, Nusaybin, Yüksekova, Silopi, Bismil, Silvan, Kızıltepe, Diyarbakır ve Lice’de 27 çocuk gözaltında kaybedildi” ifadelerine yer verildi.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve fail ile sorumluların cezalandırılması için adalet mücadelesini sürdüren Cumartesi Anneleri, 891. hafta basın açıklamasında ’23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na değinirken; “Çocuk bayramına değil işkencehanelere götürülen ve gözaltında kaybedilen çocukları unutmadık” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUKLARA BAYRAM ARMAĞAN EDEN TEK ÜLKE OLMAKLA ÖVÜNÜLECEK”

    Cumartesi Anneleri adına açıklamayı okuyan İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Çocuk Komisyon Üyesi Sevinç Koçak, her yıl 23 Nisan günü çocuklar için renkli etkinlikler yapıldığını belirterek, “Bu yıl da çocuklar için renkli, eğlenceli görünen etkinlikler düzenlenecek. Dünyada çocuklarına bayram armağan eden tek ülke olmakla övünülecek. Hatta kimi çocuklar birkaç dakikalığına iktidarın makam koltuğuna oturtulacak. Ancak kimse yaşam hakkı ellerinden alınan çocuklardan bahsetmeyecek. Türkiye’nin de imzacı olduğu Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre 18 yaşına kadar her insan çocuktur. Yine Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre devletler çocuğun yaşama ve gelişme hakkını korumakla yükümlüdür. Türkiye’de devlet Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Çocuk Koruma Kanunu gereğince çocuk haklarını ihlal etmemek ve çocuk haklarının ihlal edilmesini önlemekle yükümlüyken, en başta kendisi ihlal etti. Onlarca çocuk gözaltına alındı, işkence gördü ve kaybedildi” diye konuştu.

    “ADALET TALEBİMİZ KARŞILIKSIZ BIRAKILDI”

    İHD’nin tespit ettiği hak ihlallerini hatırlatan Koçak, şu ifadeleri kullandı:

    “İHD tespitine göre 1992-1997 yılları arasında Batman, Bitlis, Bingöl, Cizre, Dargeçit, Dersim, Şırnak, Kulp, Nusaybin, Yüksekova, Silopi, Bismil, Silvan, Kızıltepe, Diyarbakır ve Lice’de 27 çocuk gözaltında kaybedildi. Dersim Mirik mezrasında ailesiyle birlikte kaybedilen 3 yaşındaki Dilek Serin, Şırnak’ta kaybedilen 12 yaşındaki İlyas Diril, Yüksekova’da kaybedilen 13 yaşındaki Münir Sarıtaş, Lice’de kaybedilen 14 yaşındaki Metin Budak, Kulp’ta kaybedilen 15 yaşındaki Ümit Taş ve gözaltında kaybedilen onlarca çocuğun akıbetinin açıklanması ve adaletin sağlanması talebimiz bugüne kadar karşılıksız bırakıldı.”

    “BÜTÜN BU VAHŞİ UYGULAMALARI KİM YAPTI?”

    Koçak, fail ve sorumlular hakkında etkili soruşturma yürütülmediğini de vurguladı. “Güvenlik güçleri ve onların desteklediği gruplar değilse bu çocukları kim kaybetti?” diye soran Koçak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kaybedilen çocukların nasıl gözaltına alındığı, nasıl kaybedildikleri tanık ifadelerinde, savcılık iddianamelerinde, mahkeme tutanaklarında, AİHM kararlarında ve TBMM raporunda tüm ayrıntılarıyla yer alıyor. Buna rağmen kamu görevlileri hakkında etkili bir cezai soruşturma yürütülmüyor, çocuklar değil failler korunuyor ve failler cezasızlıkla ödüllendiriliyor. İlgili makamlar, adalet arayışındaki ailelerin ve insan hakları savunucularının tüm başvurularına “Bu çocukları biz almadık, bizde yok” cevabı verdi.

    Çocukları her türlü ihlal ve zulme karşı korumakla görevli olan adli ve siyasi makamlara yine sesleniyoruz; bizim iddialarımızı reddediyorsunuz, tanık beyanlarını, AİHM mahkûmiyetlerini dikkate almıyorsunuz, TBMM raporunu göz ardı ediyorsunuz. O zaman söyleyin bize; güvenlik güçleri tarafından tanıklar önünde gözaltına alınan ya da Hizbullah tarafından kaçırılan bu çocuklara ne oldu?

    Güvenlik güçleri ve onların desteklediği gruplar değilse bu çocukları kim kaybetti? Davut Altunkaynak ve Seyhan Doğan’da olduğu gibi onları ölüm kuyularına kim attı? Metin Budak gibi işkence görmüş bedenlerini gizlice kim gömdü? Onlarca çocuğun küçük bedenini kim mezarsız, mekânsız bıraktı? Bütün bu vahşi uygulamaları kim yaptı?”

    “ONLAR SAYI DEĞİL ÇOCUKTU”

    Koçak açıklamasını şöyle sonlandırdı:

    “Biz hakikat adına, adalet adına, vicdan adına bu soruları sormaya devam edeceğiz. Kaç yıl geçerse geçsin gözaltında kaybedilen çocuklar için adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 192 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.

    Dilek Serin 3 yaşındaydı. Davut Altunkaynak 12 yaşındaydı. İlyas Diril 12 yaşındaydı. Abdulaziz Gasyak 12 yaşındaydı. Vezir Tarhan 12 yaşındaydı. Seyhan Doğan 13 yaşındaydı. Münir Sarıtaş 13 yaşındaydı. Metin Budak 14 yaşındaydı. Ahmet Dansık 14 yaşındaydı. Nuri Dayan 14 yaşındaydı. Servet İpek 15 yaşındaydı. Çayan Çiçek 15 yaşındaydı. Ümit Taş 15 yaşındaydı. Ahmet Akbaş 15 yaşındaydı. Ahmet Sanır 15 yaşındaydı. Fatih Kaya 15 yaşındaydı. Zeki Diril 16 yaşındaydı. Nedim Akyön 16 yaşındaydı. Faruk Aksan 16 yaşındaydı. Lokman Kaya 16 yaşındaydı. Mahmut Abak 16 yaşındaydı. Mehmet Zeki Akyıldız 16 yaşındaydı. Orhan Yakar 16 yaşındaydı. Yahya Akman 16 yaşındaydı. Sabah Oruç 17 yaşındaydı. Yılmaz Gümüş 17 yaşındaydı. Deham Güney 17 yaşındaydı.

    23 Nisan vesilesiyle bir kez daha hatırlatıyoruz: Onlar sayı değil çocuktu.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Uzundere Cemevi bahçesinde çocuklar gül fidanı dikti

    Uzundere Cemevi bahçesinde çocuklar gül fidanı dikti

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı İzmir Uzundere Şubesi Cemevi, 23 Nisan dolayısıyla çocuklarla birlikte gül fidanları dikti.

    İzmir’de Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Uzundere Şubesi Cemevi gönüllüleri ve çocuklar ‘23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ nedeniyle cemevi bahçesinde bir araya gelerek gül fidanları dikti.

    PİRHA/İZMİR

  • Türkiye’de bayram yüzü görmeyen 720 bin çocuk var

    Türkiye’de bayram yüzü görmeyen 720 bin çocuk var

    PİRHA- Türkiye’de Çocuk İşgücü Araştırması’nın 2019 sonuçlarına göre ise 5-17 yaş grubunda çalıştırılan çocuk sayısı 720 bini buluyor. Çalışmak zorunda bırakılan çocukların yüzde 79,7’sini 15-17 yaş grubundakilerin oluşturduğu belirtilen rapora göre yüzde 15,9’unu 12-14 yaş grubundakiler, yüzde 4,4’ünü ise 5-11 yaş grubundan oluşuyor. 

    23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı salgın nedeniyle stat, meydan ve sokaklar yerine evlerde ve balkonlarda kutlanıyor. 100. yıl için birçok etkinlik internet üzerinden canlı olarak yapılacak. Saat 21.00’de ise yurttaşlar balkonlarda olacaklar.

    Bir yandan çocuk bayramı kutlanırken bugün, diğer yanda başka bir gerçek var. Türkiye’de 5 ile 17 yaş arasında çalışmak zorunda olan çocuklar kötü, eşit olmayan yaşam koşullarına sahip.

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), “İstatistiklerle Çocuk 2019” başlıklı araştırma raporuna göre, 83 milyon 154 bin olan ülke nüfusunun 22 milyon 876 bin 798’i çocuklardan oluşuyor.

    Raporda, çocuk nüfus oranının 2023 yılında yüzde 27, 2030 yılında yüzde 25,6, 2040 yılında yüzde 23,3, 2060 yılında yüzde 20,4 ve 2080 yılında yüzde 19 olacağı öngörülüyor.

    Çocuk İşgücü Araştırması’nın 2019 sonuçlarına göre ise 5-17 yaş grubunda çalıştırılan çocuk sayısı 720 bini buluyor. Çalışmak zorunda bırakılan çocukların yüzde 79,7’sini 15-17 yaş grubundakilerin oluşturduğu belirtilen  rapora göre, yüzde 15,9’unu 12-14 yaş, yüzde 4,4’ünü ise 5-11 yaş grubundan oluşuyor.

    SALGIN OLMASINA RAĞMEN ÇALIŞAN ÇOCUKLAR

    TÜİK verilerinin aksine kayıt dışı çalıştırılan çocukların sayısının daha fazla olduğu belirtilirken, işsizliğin en yoğun yaşandığı kentlerden biri olan Batman, Siirt ve Mardin gibi kentlerde bu sayı daha da yükseliyor.

    Batman’da çocuk işçiler, Covid-19 salgınına rağmen sokaklarda çalışmak zorunda bırakılıyor. Çocuklar, katı atık işinin yanı sıra oto sanayi, büfe, market ve lokantalarda çalışırken, bazı çocuklar da yaz aylarında aileleri ile birlikte tarım işçiliği yapıyor.  (HABER MERKEZİ)

  • Tugay komutanı HDP Kars Belediye Eş Başkanı Ayhan Bilgen ile tokalaşmadı

    Tugay komutanı HDP Kars Belediye Eş Başkanı Ayhan Bilgen ile tokalaşmadı

    Kars’ta 23 Nisan kutlamaları tören programı sırasında protokolde tokalaşma krizi yaşandı.

    23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları çerçevesinde Kars Valiliği önünde bu sabah tören düzenlendi. 14. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Özgür Nuhut, 23 Nisan törenlerine katılan HDP’li Belediye Başkanı Ayhan Bilgen’le tokalaşmadı.

    Gösteriler başlamadan önce 14. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Özgür Nuhut, protokol konuklarından HDP’li Kars Belediye Eş Başkanları Ayhan Bilgen ve Şevin Alaca’nın tokalaşma isteğini geri çevirdi. Eş başkanlar ve meclis üyeleri, diğer kişilerle tokalaştıktan sonra yerlerine oturarak gösterileri takip etti. (HABER MERKEZİ)

     

     

  • ’24 Nisan bir milattır ve o millatla yüzleşmek kötülüğe hesap sormaktır’- VİDEO

    ’24 Nisan bir milattır ve o millatla yüzleşmek kötülüğe hesap sormaktır’- VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri eylemlerinin 734. haftasında, kaybedilen küçük çocukların ve Ermeni aydınlarının akıbetini sordu.

    İçişleri Bakanlığı ve Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemleri yasaklanan Cumartesi Anneleri 734’nci haftada da İnsan Hakları Derneği binası önündeydi.

    Bu hafta kaybedilen küçük çocukların ve Ermeni aydınlarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri’nin eylemi yine polis ablukası altında gerçekleşti. Yoğun yağmur altında yapılan açıklamaya HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu katıldı.

    “26 ÇOCUK KAYBEDİLDİ; BU GERÇEK İLE YÜZLEŞİN”

    Bu haftaki basın açıklamasını kayıp yakını Besna Tosun okudu.

    “23 Nisan vesilesiyle bir kez daha devleti ve toplumu gözaltında kaybedilen çocuklar gerçeği ile yüzleşmeye çağırıyoruz” diyen Tosun şunları söyledi:

    “Bu topraklarda yaşam hakları devletin güvencesinde olan çocuklar, yaşam hakkının en vahşi ihlali olan gözaltında kaybetme fiiline maruz kaldılar. 1992-1997 yılları arasında OHAL yönetimindeki Batman, Bitlis, Bingöl, Cizre, Dargeçit, Dersim, Şırnak, Kulp, Mardin, Nusaybin, Yüksekova, Silopi ve Lice’de 26 çocuk gözaltında kaybedildiler. Çocukların gözaltında kaybedilişi savcılık fezlekelerinde, mahkeme tutanaklarında ve AİHM’in kararlarında detaylı bir biçimde yer aldı. Ancak ailelerin başvuruları iç hukukta sonuçsuz bırakıldı. Devlet bugüne kadar etkin soruşturma yürüterek suçun açığa çıkartılması ve faillerin cezalandırılması yükümlülüğünü yerine getirmedi.”

    “ADALET TALEBİ YİNE KARŞILIKSIZ BIRAKILDI”

    Tosun, Dersim Mirik Mezrası’nda ailesiyle birlikte kaybedilen 3 yaşındaki Dilek Serin, Şırnak’ta kaybedilen 12 yaşındaki İlyas Diril, Yüksekova’da kaybedilen 13 yaşındaki Münir Sarıtaş, Lice’de dedesi ile birlikte kaybedilen 14 yaşındaki Metin Budak ve diğer çocukların akıbetlerinin açıklanması, adaletin sağlanması taleplerinin karşılıksız bırakıldığını söyledi.

    ERMENİ SOYKIRIMI’NIN 104. YILDÖNÜMÜ

    1915 Ermeni soykırımın 104’ncü yıldönümü vesilesiyle gözaltında kaybedilen Ermeni aydınlarını da anan Tosun, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “24 Nisan 1915 tarihinde İttihat ve Terakki hükümetinin İçişleri Bakanı Talat Bey’in emriyle İstanbul’da 250 Ermeni evlerinden gözaltına alındı. Milletvekili, yazar, şair, avukat, doktor, gazeteci, eczacı, müzikolog, yayıncı, siyasetçi olan bu aydınlar Ermeni toplumunun en saygın isimleri, kanaat önderleriydi. Gözaltına alınanlar önce Sultanahmet’teki Merkez Cezaevi’ ne götürüldüler. 25 Nisan 1915 tarihinde güvenlik güçleri eşliğinde özel bir trenle Ankara’ya doğru yola çıkarıldılar. Neden tutuklandıklarına ve nereye götürüldüklerine dair kendilerine bilgi verilmedi. 158 kişilik grup Çankırı’ya, 92 kişilik grup Ayaş’a sevk edildi. Gözaltına alındıkları andan itibaren başlarına geleceklerden hükümetin sorumlu olduğu bu insanlardan 174’ü bir mezar taşları bile olmadan yok edildi. Gözaltında kaybedilen Ermeni aydınlar ve gözaltında kaybedilen çocuklar gerçeği, bu topraklarda farklılığa hayat hakkı tanımayan, kendi varlığını ötekinin yokluğuna bağlayan tekçi zihniyetin sonucudur.”

    “SADECE 7 ÇOCUĞUNUN MEZARINA ULAŞILDI”

    Tosun’ un ardından gözaltında kayıp yakını Maside Ocak konuştu. Ocak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘Eminönü’nde gezerken mi kaybedildiler’ sözünü hatırlattı.

    Ocak, “Burada gündeme getirdiğimiz gözaltına kaybedilken çocukların, annelerinin kucaklarından çekilip alındılar. 26 tane çocuğumuz gözaltında kaybedildi. Sadece 7 tanesinin mezarına ulaşılabildi. 26 çocukla ilgili AİHM’ in mahkumiyet kararına rağmen iç hukukumuzda etkin soruşturma yürütülmedi. 3 yaşındaki Dilek bizim çocuğumuzdu, biz Dilek’in, Zeki İlyas’ın büyüdüğünü göremedik. Galatasaray’dan onlar için balonlar uçurduk. Oysaki biz onlar için sadece birer mezar istiyoruz. Evlat acısını ne demek olduğunu en iyi biz biliyoruz. Çünkü biz yaşadık ve hala yaşıyoruz. Din Gebze Cezaevi’nde itilen annelerin ne yaşadığını en iyi biz biliriz. Onlar sadece evlatlarının yaşam hakkını arayan annelerdi. Tıpkı 700’nci haftada maruz kaldığımız gibi. Anneler üzerinden elinizi çekin artık. Annelerden uzak durun.” ifadelerini kullandı.

    “24 NİSAN BİR MİLLATTIR; YÜZLEŞMEK KÖTÜLÜĞE HESAP SORMAKTIR”

    Cumartesi Anneleri eylemine katılan Ermeni Milletvekili Garo Paylan da Ermeni soykırımının yıl dönümü vesilesiyle bir açıklama yaptı. Paylan sözlerine, “734 haftadır bir onur abidesi evlatlarının, eşlerinin, babalarının adaleti için duran Cumartesi Anneleri’ni saygıyla selamlıyorum. Cumartesi Anneleri bugün evlatlarının, eşlerinin fotoğraflarının yanında gözaltına alınıp kaybedilen Ermeni aydınlarının fotoğraflarını da kattılar. Çünkü kötülük 24 Nisan 1915’te sıradanlaşmıştı. Döneminin cuntası öyle bir karanlık plan devreye sokmuştu ki topyekün Ermeni halkını öyle bir hain planla yürüttü ki kötülük sıradanlaştı. Anayasayı, yasaları hiçe saymak o gün başlamıştı. Maalesef kötülük o günden beri başladı. Erkekler katledildi, geriye kalan çocuk ve yaşlılar sürgün yolunda katledildi. 24 Nisan 1915’te kötülüğün başladığı milattır. O milatla yüzleşmek aynı zamanda sıradanlaşan kötülükle hesap sormaktır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Türkiye’de iki milyon çocuk işçi var, çocuk istismarı 10 kat arttı

    Türkiye’de iki milyon çocuk işçi var, çocuk istismarı 10 kat arttı

    Türkiye’de iki milyon çocuk işçi var. Çocuk istismarıyla ilgili dava sayısı son on yılda üç kat artarken 483 bin kız çocuğu devlet izniyle evlendirildi. Çocuk istismarı 10 kat arttı. 700 çocuk anneleriyle birlikte cezaevine konuldu. 

    Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ancak Türkiye’de iki milyon çocuk işçi var. Çocuk istismarıyla ilgili dava sayısı son on yılda üç kat artarken 483 bin kız çocuğu devlet izniyle evlendirildi.

    Türkiye’de çocuklara yönelik hak ihlalleri çarpıcı boyutlara ulaştı.

    Eğitim Sen’in 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için hazırladığı “Çocuklarımız ve Gerçekler Raporu” AKP iktidarları döneminde başta eğitim olma üzere birçok alanda çocukların yaşadığı sorunları gözler önüne serdi.

    Örgün ve yüksek öğretimdeki cinsiyet farkının yüksek olduğuna dikkati çeken raporda, “Kadınların net okullaşma oranları açık öğretim hariç tüm düzeylerde erkeklerden geri durumdadır” denildi. Açık öğretime devam eden ortaöğretim öğrencileri içerisinde kız öğrencilerin oranının yüzde 62’ye yükseldiği vurgulandı.

    Türkiye’de çocuk istismarıyla ilgili dava sayısının son 10 yılda üç kat arttığı, çocukların yoksulluk oranının ise yüzde 25’e ulaştığı belirtildi. Çocuk işçi sayısının 2018 itibarıyla 2 milyona yaklaştığı bildirildi.

    MÜFREDAT 176 KEZ GÜNCELLENDİ

    Rapora göre, ilkokul ve ortaokullarda 17, liselerde 42, İmam hatip liselerinde 10 defa müfredat değişti. Sınıflar esas alındığında ise eğitim müfredatında 176 kere “güncelleme” yapıldı. AKP döneminde imam hatiplerde öğrenim gören öğrenci sayısı dört kat arttı. İmam hatip liselerinin sayısı 2002’de 450 iken bu sayı 2017’de bin 408 olarak gerçekleşti. “Din öğretimi” adı altında eğitim gören kız öğrenci sayısı 2017 yılında yüzde 56’ya yükseldi. Açık öğretim imam hatip liselerinde okuyan kız öğrenci sayısı yüzde 64’e ulaştı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) verileri göre, çocuk yaşta evlendirilmeye zorlandığı için eğitimine devam edemeyen öğrencilerin yüzde 97’si kız öğrenciler oldu.

    CEMAAT OKULLARINDA ÖĞRENCİ SAYISI 210 BİNE YAKLAŞTI

    Dini vakıf ve cemaatlerin AKP iktidarlarında eğitimde artan ekinlikleri MEB’in verilerine de yansıdı. Verilere göre, Türkiye’deki 10 bin 53 eğitim kurumunun 3’te 1’i cemaatlere bağlı faaliyet gösterdi. Üniversiteliler hariç, cemaatin okul ve yurtlarındaki öğrenci sayısı 210 bine yaklaştı. Tarikatlara bağlı yurtların kapasitesinin 380 bin olduğu, bu yurtlarda kalan öğrenci sayısının 224 bin olduğu öğrenildi.

    ÇOCUK İSTİSMARI 10 KAT ARTTI

    Türkiye’de çocuk istismarı da son 10 yılda korkunç boyutlara ulaştı. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, çocuk istismarıyla ilgili dava sayısı, son 10 yılda üç kat arttı. Son 10 yılda 482 bin 908 kız çocuğu devletin izniyle evlendirildi. Son altı yılda 142 bin 298 çocuk “anne” oldu ve bu çocukların büyük kısmı dini nikâh ile evlendirildi. Çocuğun cinsel istismarında Türkiye dünya listesinde 3’üncü sıraya yerleşti. Veriler göz önüne alındığında her altı erkek çocuktan biri cinsel istismara maruz kaldı. Bu çocukların yüzde 70’i 18 yaş altındayken istismara uğrayan 11 yaşından küçük çocukların oranı, yüzde 70 oldu. AKP’nin iktidarda olduğu 2002’den bu yana 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaptı. 15 yaşın altında cinsel istismara uğrayarak doğum yapan çocuk sayısı ise 15 bin 937 olarak kayıtlara geçti.

    ÇOCUK İŞÇİ SAYISI 2 MİLYONA YAKLAŞTI

    Çocuk işçi sayısı 2018 itibarıyla 2 milyona yaklaştı. 2012’de 601 bin olan 15-17 yaş arası çocuk işçi sayısı, 2016 yılına gelindiğinde 709 bine ulaştı. Çalışan her 10 çocuktan 8’inin kayıt dışı olduğu bildirildi. TÜİK’in 2016 yılı verilerine göre çocuk işçilerin yüzde 78’i kayıt dışı çalıştı. 2018 yılında yaşları 15,16 ve 17 olan üç çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Mesleki eğitim alan ve özellikle turizm sektöründe çalıştırılan stajyerler, resmi kayıtlara “çocuk işçi” olarak geçmedi.

    SURİYELİ 380 BİN ÇOCUK OKULA GİDEMEDİ

    İç savaş nedeniyle ülkelerini terk ederek Türkiye’ye yerleşen okul çağındaki Suriyeli sığınmacıların sayısı 850 bine ulaştı. MEB’in 2017 tahminlerine göre, 490 binden fazla Suriyeli çocuk ülkenin çeşitli yerlerindeki okullara kayıtlı durumda iken buna karşın 380 bin çocuk okula gidemedi.

    700 ÇOCUK ANNELERİYLE BİRLİKTE CEZAEVİNDE

    Resmi verilere göre, 2009 yılından 2017’ye kadar yaşları 18 ile 21 arasında değişen 68 çocuk ve genç yaşamını yitirdi. Bu ölümler kayıtlara, “şüpheli ölüm” olarak geçti. İHD, son üç yılda çocuklarla ilgili 18 işkence başvurusu yapıldığını açıkladı. Çocuk tutuklu ve hükümlülere kötü muamele ve işkence iddialarıyla ilgili 2015 yılında dört, 2016 yılında dört, 2017 yılında ise 10 başvuru yapıldığı kaydedildi. Adalet Bakanlığı’nın son açıkladığı istatistiklerde yaklaşık 700 çocuğun anneleriyle birlikte cezaevinde olduğu belirtildi. Darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL döneminde 16 çocuğun hayatını kaybetmesiyle sonlanan 18 zırhlı araç olayı yaşandı. 2008’den bu yana zırhlı araç çarpması sonucu en az 19 çocuk ölürken 12 çocuk da ağır yaralandı.