Etiket: 24 haziran

  • Koronavirüs nedeniyle 59 kişi daha yaşamını yitirdi

    Koronavirüs nedeniyle 59 kişi daha yaşamını yitirdi

    PİRHA-Koronavirüs salgını nedeniyle son 24 saatte 59 kişi daha yaşamını yitirirken, 5 bin 703 yeni vaka tespit edildi.

    Sağlık Bakanlığı koronavirüsü günlük tablosunu paylaştı. Tabloya göre, salgın nedeniyle son 24 saatte 59 kişi yaşamını yitirirken, 5 bin 703 yeni vaka tespit edildi.

    Toplam vaka sayısı 5 milyon 393 bin 248’e, yaşamını yitirenlerin sayısı da 49 bin 417’ya yükseldi. İyileşen sayısı 5 milyon 254 bin 708 oldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Demirtaş’tan öneri: HDP’nin sahaya inmesinde fayda var

    Demirtaş’tan öneri: HDP’nin sahaya inmesinde fayda var

    PİRHA – Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş 24 Haziran’ın ardından yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Demirtaş, “Mücadeleyi, tümüyle işlevsiz hale getirilmiş TBMM’ye sıkıştırma, orada demokrasicilik oynama siyaseti tam da AKP-MHP faşist blokunun arzu ettiği şeydir. Bu nedenle, HDP’nin bir an önce “tatil” havasından çıkıp sahaya inmesinde fayda var” dedi.  

    Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, seçimlerden sonra yazdığı makaleyle HDP’ye önerilerde bulundu.

    Demirtaş, 24 Haziran seçimlerinde faşist bloğu geriletmek gibi net bir sonuç alma ihtimalinin olduğunu ancak çeşitli düzeylerde yaşanan basiretsizlikler, öngörüsüzlükler ve acemiliklerle bu fırsatın iyi değerlendirilemediğini söyledi.

    Demirtaş’ın makalesinin tamamı şu şekilde:

    “24 Haziran seçimlerini üzerinden neredeyse iki ay geçti. Elbette seçimin bütün tarafları kendilerince değerlendirmeler yapıp sonuçlar çıkardı, çıkarıyor. HDP de bu kapsamda kendi kurumlarını işletip iç değerlendirmelerini yaptı. Yine takip edebildiğimiz kadarıyla, yeni oluşan Meclis grubu da üç günlük bir eğitim kampı ile kendi değerlendirmesini yaptı.

    Tabii bütün bu toplantılarda nelerin, ne düzeyde tartışıldığını bilemiyoruz. Biz sadece, açıklanan sonuç bildirgeleri ve ortaya konulan pratik siyasetten yola çıkarak değerlendirmeler yapabiliyoruz. Öncelikle şunu hatırlatmakta fayda var ki, benim yazdıklarım tümüyle kişisel görüş ve önerilerimdir. HDP’yi temsil eden bir görevim olmadığı için, HDP’yi kurumsal olarak temsil eden görüşler değildir. Partimizin yetkili kurulları ve sözcüleri bunu zaten yapıyorlar. Ben HDP’de “yetkili” değilim ama bütün arkadaşlarım gibi halka karşı “sorumlu”yum. Bundan sonraki siyasi mücadelemi de bu sorumluluk bilinciyle sürdüreceğim. Bu yazı vesilesiyle yapacağım öneri ve eleştiriler de bu sorumluluk bilincinin gereği olarak algılanmalıdır.

    “ÖZELEŞTİRİ VERİLMEMİŞ OLMASI EKSİKLİK”   

    Öncelikle, HDP yönetimi seçimlerin nasıl bir küresel politik süreçte, nasıl bir Ortadoğu ve Türkiye politik atmosferinde gerçekleştiğini, tarihsel bağları ve bağlantılarıyla birlikte gerçekçi bir analizle ele almış olmalıdır. 24 Haziran seçimlerinin, öyle sıradan bir anti demokratik seçim süreci olarak değerlendirilmesi ve “Artık oldu bitti, önümüzdeki seçimlere bakalım” denilmesi hatalı ve eksik bir yaklaşım olur. Küresel kapitalist sistemin 2008’den beri devam eden ve giderek derinleşen krizini aşma çabasının, emperyal güçlerin Asya, Afrika ve Ortadoğu’yu hedefleyen paylaşım savaşlarının, o emperyal güçlerin özelde Irak, İran, Suriye ve Türkiye’nin de dahil olduğu bölgesel müdahalelerinin, Türkiye’de Meşrutiyet sonrası başlayan ve yüzyıllardır çeşitli biçimlerde devam eden devlet içi iktidar kavgası ve Kemalist-İttihatçı kesimler ile İslamcı-İttihatçı kesimlerin bu iç kavgalarında uluslararası güçlerin aldığı pozisyonun, tıkanan ulus devlet modelinin AKP-MHP faşist bloku ile güncellemesi gayretinin, bütün bu gelişmelere karşı Kürt halkının ve Kürdistan’ın her bir parçasının geliştirdiği siyasal ideolojik hattın nasıl bir etki yarattığının, Türkiye devrimci güçlerinin bu gelişmeler karşısında aldıkları pozisyonun neye tekabül ettiğinin kapsamlı olarak değerlendirilmiş ve HDP yönetimi tarafından analiz edilmiş olduğunu varsayıyoruz. Tabii ki, seçimlerde faşist bloku geriletmek gibi net bir sonuç alma ihtimali vardı. Ancak çeşitli düzeylerde yaşanan basiretsizlikler, öngörüsüzlükler ve acemiliklerle bu fırsat iyi değerlendirilemedi. Bunda ben dahil, bütün yönetimin ciddi sorumluluğu vardır. Bu konuda halka açık bir şekilde, yeterli ve tatmin edici bir özeleştirinin verilmemiş olması da büyük bir eksikliktir.

    En basitinden, sandıklara neden sahip çıkılmadığı, oyların çalınmasının neden önlenemediği, son 3 seçimdir problemsiz çalışan partinin merkezi bilgisayar sisteminin neden seçim akşamı çalışmadığı ve çöktüğü hâlâ izah edilebilmiş değildir. Fakat temel sorun bu olmadığı için, bu meseleyi hatırlatmakla yetiniyorum. Çünkü az önce de belirttiğim gibi, seçimin antidemokratik olması ne bir sürprizdi ne de bunu önlemek için yeterince tedbir alınmıştı. Asıl meselenin seçime hazırlık noktasında eksiklik yaşanması olmadığı, seçim sonrasında daha net ortaya çıkmıştır.

    HALKA ÖNCÜLÜK YAPMASI BEKLENENLER KARARLI BİR DİRENİŞ İÇİNE GİRMELİ

    Asıl mesele, seçim sonrasında ne yapılacağına dair hazırlıksız, öngörüsüz ve tedbirsiz yaklaşılmış olmasıdır. Sorunun büyüğü, hem bu seçimin sıradan bir seçim olmayacağı ve sonuçları ne olursa olsun faşizm ile mücadelenin her alanında derinleşeceğini tespit etmeniz hem de seçim sonrasında elinizde bir “mücadele yol haritasının” olmamasıdır. Seçim sonrası muhalefetin çizdiği görüntü, halka heyecan ve umut vermekten uzaktır. Faşizm karşısında, sanki “eldeki tek ve son imkan olan seçimler de kaybedildiği için yapacak bir şey kalmadı” havası estiriliyor ki, bu tam bir apolitikliktir. Halkı faşizmin insafına terk etmektir.

    Oysa öncünün yapması gereken ilk şey, tez elden yeni bir direniş hattı belirleyerek pratikte de ortaya koymak olmalıdır. Mücadeleyi tümüyle işlevsiz hale getirilmiş TBMM’ye sıkıştırma orada demokrasicilik oynama siyaseti tam da AKP-MHP faşist bloğunun arzu ettiği şeydir. Bu nedenle, HDP’nin bir an önce “tatil” havasından çıkıp sahaya inmesinde fayda var. Parlamentonun, Anayasanın, yasaların, yargının lağvedildiği bir ortamda demokratik protesto hakkını kullanmayan bir muhalefet halka nasıl umut olabilir ki? Özellikle bazı siyasi sözcülerin muktediri kızdırmamak için özenle seçilmiş kelimelerle mutedil bir dil kullanarak faşizme eleştiricikler yöneltip muhalefet ediyor görüntüsü oluşturmaya çalışması çok fazla sırıtıyor ve eminim halkı da rahatsız ediyordur.

    Halka öncülük yapması beklenen kesimlerin daha cesur ve kararlı bir duruş içerisinde olması gerekir. Öyle, kendine karşı korumacı yaklaşımlarla, faşizm ile örtülü uzlaşma arayışıyla halka öncülük yapılamaz. Bedel ödemeyi göze almadan da kimsenin bedel ödemesini bekleyemezsiniz. Madem faşizmin kurumsallaşması aşamasına karşı etkili bir demokratik muhalefet yapılması gerektiğini tespit ediyorsunuz, o halde buna denk düşecek bir pratiğin de sahibi de olmalısınız. Mücadeleyi en etkili şekilde, toplumun bağrında yürütmelisiniz. Zamanınızın, enerjinizin büyük kısmını örgütlenme çalışmalarına ve demokratik eylem-etkinliklere ayırmalısınız. Sürekli olarak yaşanan hukuksuz, haksız karar ve uygulamalar karşısında kitlesel protesto ve anayasal gösteri hakkının öncülüğünü yapmalısınız. Mitingler, yürüyüşler, forumlar ve benzeri her türlü demokratik hakkı, gerekirse her gün kullanmalısınız. Bunun yanı sıra, toplumun bütün muhalefet kesimleriyle işbirliği ve dayanışma olanaklarını çoğaltmalısınız. Bütün ezilen kesimlerin tüm sorunlarını meydanlarda gündemleştirerek muhalefeti görünür ve etkili kalmalısınız.

    “HER YERDE SESİMİZİ YÜKSELTMELİYİZ”

    Savaş ve şiddet politikalarına karşı barışı savunurken çekingen ve kaygılı durmak yerine, her yerde sesinizi yükseltmeniz. Bu savaş döngüsünün kırılmasının en etkili yolunun, İmralı’da 4 yıldır devam eden ahlaksız ve hukuksuz tecride son verilmesinden, Sayın Öcalan’ın en güçlü barış aktörü olduğunun kabulünden geçtiğini bütün Türkiye’yi anlatmalısınız. Direnmek dışında başka bir seçeneğin olmadığını idrak ediyorsanız bizzat kendiniz direnerek ve direnişi örgütleyerek halkın verdiği desteğe layık olmalısınız.

    “HALKIN İRADESİNE SAHİP ÇIKILMAZSA DUYGUSAL KIRILMALAR YAŞANIR”

    HDP’ye oy verenlerin bile açıkça tehdit edildiği bir durumda, halkın iradesine yeterince sahip çıkılamazsa bu durum halkta duygusal kırılmalara yol açar. Bu nedenle tabanla çok daha sıkı ve güçlü ilişkiler bağlar kurmak elzemdir. Hapishanedeki binlerce arkadaşımız ve aileleriyle, diğer tüm değer aileleriyle sıcak samimi bir dayanışma sahiplenme ilişkisi kurulmalıdır. Son zamanlarda bu konuda ciddi bir sahipsizlik duygusunun geliştirilmek istendiği, HDP’nin çekirdek tabanı ile yönetimi arasındaki bağların koparılmak istendiği görülmeli ve bunun tedbirleri acilen alınmalıdır. Kendi değerlerine sahip çıkmayan bir hareket asla ayakta duramaz.

    MİLLETVEKİLLERİ HDP’Yİ KENDİ ÖZ PARTİLERİ OLARAK GÖRMELİ

    Ayrıca son zamanlarda, bazı milletvekili arkadaşlarımızın HDP’den ayrılıp kendi siyasi geleneklerinde çalışmalarına devam edeceklerini okuyoruz. Doğrusu, bu arkadaşlarla adaylık döneminde ne konuşulduğunu bilmiyoruz ama bize göre tüm milletvekili arkadaşlarımız HDP’yi kendi öz partileri olarak görmeli ve HDP’yi büyütmenin arayışı içinde olmalıdır. Kimse HDP’de kendini misafir olarak görmemeli, herkes HDP’nin tam da içinde ve sahibi olarak bulunduklarını idrak etmelidir. HDP yönetimi de bütün farklılıkların yönetimde etkili bir şekilde söz, karar ve eylem gücüne sahip olmasının önünü açmalı, en demokratik katılım ve temsiliyete imkan sağlamalıdır. Bileşen ve bileşen hukuku yerine, HDP’li kimliği ve HDP’li kurumsallığı giderek daha ciddiyetle tartışılmalı ve yerli yerine oturtulmalıdır.

    Türkiye muhalefetinin yeni bir partiye değil, daha güçlü bir hedefe ihtiyacı vardır. HDP bunu yapabilecek potansiyele sahip, güçlü bir halk tabanı olan, son derece önemli bir siyasi güçtür. Önemli olan bu potansiyeli doğru örgütlemek ve harekete geçirebilmektir. HDP’nin yeni Meclis grubu son derece deneyimli, birikimli, dürüst ve cesur arkadaşlardan oluşuyor. Şimdi bu farklı kesimlerden ve deneyimlerden gelen arkadaşların, hep birlikte ortak bir perspektifle hareket etmesi ve ezilenlerin öncü gücü olması halkın beklentisidir. HDP yönetimi de bu değerli ve etkili bileşeni doğru bir şekilde koordine etme ve planlama becerisi gösterebilmelidir. Hareketin, faaliyetin, çalışmanın olmadığı yerde dedikodu olur, çürüme olur ve bunca emeğe, birikime, potansiyele yazık olur.

    Biz yeni dönemde, HDP’nin kendisinden beklenen öncü ana muhalefet rolünü bütün alanlarda cesurca dürüstçe yerine getirebileceğini inanıyoruz. İçeride rehin tutulan bütün siyasi kişiler adına şunu rahatlıkla söyleyebilirim; bütün gücümüz, kalbimiz ve pratiğimizle yanınızdayız, yanınızda olacağız. Başaracağımıza ve halklarımızın özgür, demokratik, eşitlik içinde barış dolu yarınlara çok kısa zamanda kavuşacağına inanıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Erdoğan: Parlamentoya girsinler diye destek verenler de hesap verecek

    Erdoğan: Parlamentoya girsinler diye destek verenler de hesap verecek

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, isim vermeden CHP VE HDP’yi işaret ederek, “Teröristleri kutsayanlar devletimizin pençesinden asla kurtulamayacaklardır. Parlamentoya girsinler diye onlara destek verenler de bunun hesabını verecektir” dedi.

    Başta Erdoğan olmak üzere hükümet kanadı, 24 Haziran seçimlerinde HDP’nin barajı geçerek parlamentoya CHP’nin verdiği destek sayesinde girdiğini savunuyor.

    Partisinin kadın kolları toplantısında konuşan Erdoğan şöyle dedi:

    “Şehit kadınlara rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehit yakınlarımız gönüllerini ferah tutsun. Bir haftada 56 teröristi etkisiz hale getirdik. Onlar inlere girecek biz onları inlerinde takip edeceğiz. Bu konuda durmak yok. Türkiye büyük bir devlet. Devlet kime şefkat göstereceğini kime de kadife eldiven içindeki demir yumruğunu indireceğini çok iyi bilir. Teröristleri kutsayanlar devletimizin pençesinden asla kurtulamayacaklardır. Parlamentoya girsinler diye onlara destek verenler de bunun hesabını verecektir. Nereye gizlenirse gizlensin kaçarsa kaçsın ağzı daha süt kokan masum sabilerin kanının döken alçaklardan katliamların hesabını muhakkak soracağız.” (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekillerinin yemin töreni başladı

    Milletvekillerinin yemin töreni başladı

    PİRHA- HDP Milletvekili Ahmet Şık Meclis rozetini almadı Metin Göktepe ve annesinin fotoğraflarının olduğu bir rozeti taktığı görüldü.

    600 milletvekilinin yemin edeceği tören başladı, yeminler il sıralamasına göre yapılacak. HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, engelli olduğu için yeminini ettikten sonra Adana vekilleri kürsüye çağrıldı.

    Meclis Genel Kurulu, 24 Haziran milletvekili seçimlerinin ardından yemin töreni için toplandı. Saat 14.00’te toplanan 27’nci Yasama Dönemi’nin ilk Meclis toplantısını Geçici Başkan olarak İYİ Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz yönetti. Geçici Başkanvekilliği’ni de AKP Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü yaptı.

    Milletvekili sayısının 550’den 600’e çıkması dolayısıyla tarihin en uzun yemin töreni olması beklenen tören en az 12 saat sürecek.

    TUTUKLU İKİ İSİM YOK

    Milletvekillerinin tamamın katıldığı yemin törenine iki isim tutuklu bulunduğu için katılamadı. CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, tutukluluklarına itirazların sonuçlanmamasından dolayı katılamadı. Tahliye olmaları durumunda ilk birleşimde iki isim yemin ederek, Meclis faaliyetlerine katılabilecek.

    AHMET ŞIK, GÖKTEPE’Yİ UNUTMADI

    HDP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, kayıt işlemleri sırasında Meclis rozetini almayarak, yemin töreni sırasında bir rozet takacağını söylemişti. Yemin töreni öncesi kulislerde görülen Şık’ın yakasında birlikte uzun süre çalıştığı ve gözaltında öldürülen gazeteci Metin Göktepe ve annesi Fadime Göktepe’nin fotoğraflarının yer aldığı bir rozet taktığı görüldü.

    Yılmaz’ın açılış konuşmasının ardından başlayan yemin töreni il sırasına göre gidecek. Ancak, HDP’nin İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu engelli olduğu için  yemini etti. Ardından yemin töreni Adana milletvekillerinin kürsüye çağrılmasıyla devam etti.

  • AVF Başkanı Akbulut: İktidar mahkeme kararlarını uygulasın

    AVF Başkanı Akbulut: İktidar mahkeme kararlarını uygulasın

    PİRHA- 24 Haziran seçim sonuçlarını değerlendiren Alevi Vakıflar Federasyonu Başkanı Remzi Akbulut, seçim öncesi herkesin seçim beyannamesine Alevilerin hak talepleriyle ilgili bir şeyler koymaya çalıştığını söyledi. Akbulut, bundan sonra iktidara bakıp ne yapacaklarını izleyeceklerini kaydetti. 

    24 Haziran baskın seçimi geride kaldı. Seçim sonuçlarına dair itirazlar devam ederken Alevi kurum başkanları da seçim sonuçlarını değerlendirmeye devam ediyor.

    Alevi Vakıflar Federasyonu Başkanı Remzi Akbulut, 24 Haziran seçimlerini rezalet olarak nitelendirdi. Akbulut, halkın iradesinin sandıklara yansıdığını ancak sandıklardan tekrar topluma yansımadığını söyledi.

    24 Haziran seçim sonrası ülkede bir kaosun başlatıldığını söyleyen Akbulut, seçim sonunda sandıklarda bir şeyler olduğunu söyledi.

    “ALEVİLERE HUKUKİ STATÜ TANIYACAĞIZ” VAATLERİ

    Her zaman olduğu gibi seçim beyannamesini Alevilerin hak ve taleplerinin de yer aldığını söyleyen Akbulut, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ama ne yazık ki hep yanlış ifadelerde anlamadan, dinlemeden Alevilere sormadan, örneğin; bir hükumet kanadından biz ‘Alevilere hukuki statü tanıyacağız’ dediler. Yani cemevlerine zaten hukuki statüsünü yargı vermiş. AHİM vermiş, Danıştay, Yargıtay vermiş. Kimsenin cemevlerine hukuki statü tanımasına gerek yok, hükümet bunu uygulamaya sokacaktır. Bu yargının verdiği kararları uygulayacaksın sen. İrfan merkezleri adı altında bu işi fazla karıştırmayacaksın. İrfan merkezleri derken merdiven altında …. Cemaatleri vb şeyleri tekrar ayağa kaldırmak için sen Alevilerin yanında bunları atlamaya veya piyasaya çıkarmaya kalkıyorsun. Yani irfan merkezleriyle bir arada bu hakkın tanınmasına biz tamamen karşıyız. Öbür taraftan CHP çok güzel bir seçim beyannamesi koydu. HDP yine bunu seçim beyannamesine koydu. Ama gelinen noktada iktidar bakıp göreceğiz, ne yapacaklar.”

    “İRFAN MERKEZLERİYLE ANILMAK İSTEMİYORUZ”

    Akbulut sözlerine şöyle devam etti:

    “Cemevlerinin hukuki statüsünü yargı vermiştir. Cemevleri Alevilerin ibadet yeridir. Şu anda yaklaşık dört bini geçen cemevimiz vardır. Bunların hukuki statüye ihtiyacı yok. Bunların hukuki statüsü verilmiştir. Önemli olan bu yargı kararlarının eşit yurttaşlık talebiyle ilgili yargı kararlarının hükümet tarafından devreye girilmesidir. Yalnız bunu da irfan merkezleriyle değil yani Alevilerin cemevlerinin yanında illegal olan irfan merkezleri legalleştirmek çabası vardır. Yani irfan merkezleriyle beraber anılmak istemiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ayten Gürsoy: Seçimlerde bir oy bile çalınmış olsa bunun peşine düşülmeliydi

    Ayten Gürsoy: Seçimlerde bir oy bile çalınmış olsa bunun peşine düşülmeliydi

    PİRHA- Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu önceki dönem başkanı Ayten Gürsoy 24 haziran seçim sonuçlarını PİRHA’ya değerlendirdi. Gürsoy, seçimde çok büyük oranda bir hile olduğuna dikkat çekti. Gürsoy, bu seçimde katılımın çok yüksek olduğunu ancak önümüzdeki seçimlerde bu kadar katılımın olmayacağını da iddia etti. 

    Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu önceki dönem başkanı Ayten Gürsoy, 24 haziran seçim sonuçlarını PİRHA’ya değerlendirdi.

    Gürsoy, “Seçimlerde bir oy bile çalınmış olsa bunun peşine düşülmeliydi” diyerek, onlarca video ve şaibeli haberler yapılarak yıllardır halkın ümitlerinin kırıldığını belirtti.

    Gürsoy, halkın bir dahaki seçimlerde sandıkların başına kolay kolay gitmeyeceğini savunarak, daha iyi bir şekilde hazırlanıp sandıklara daya iyi sahip çıkılsaydı sonuçların daha farklı olacağını kaydetti.

    “İNCE’NİN AÇIKLAMALARI DOYURUCU DEĞİLDİ”

    İnce’nin açıklamalarını çok doyurucu bulmadığını ifade eden Gürsoy, insanlara İnce sayesinde yeniden bir güven geldiğini ancak bunun da kaybettirildiğini söyledi.

    Erdoğan’ın 7’den 70’e bütün insan hayatını kötüye götürdüğünü ancak halkın bu kötülükleri kabul edemeyeceğini de belirten Gürsoy, seçim sırasında çıkan çatışmalarda insanların hayatını kaybettiğini ve hiçbir seçimin bir insan hayatından önemli olmadığını vurguladı. Ayten Gürsoy, yasal zeminin her geçen gün kaybedildiğini ve bunun da mücadelelerini olumsuz yönde etkilediğini ancak mücadeleden asla vazgeçmeyeceklerini kaydetti.

    “ALEVİLERİ ZORLU BİR YAŞAM BEKLİYOR”

    Alevileri zorlu bir hayatın beklediğini söyleyen Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu önceki dönem Başkanı Gürsoy, bütün Alevi kurumlarının kendilerini sorgulamaları gerektiğini, bunun birkaç kişi tarafından değil tüm Aleviler tarafından dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

    Alevi derneklerinin, kurumlarının doğru çalışmadığını gözlemleyen Gürsoy, Alevilerin örgütlenip biraraya gelmeleri ve doğru çalışmalar yapmaları gerektiğini kaydetti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Pir Sefa Öztürk: Aleviler seçimde şuurlu oy kullandı

    Pir Sefa Öztürk: Aleviler seçimde şuurlu oy kullandı

    PİRHA- Seçim sonuçlarını değerlendiren Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk, HDP’nin gerçek anlamda bir başarı elde ettiğini söyleyerek, mücadeleyi sağlam temellerle ve doğru bir anlayışla verebilmek gerektiğini kaydetti. Öztürk, “Aleviler şuurlu oy kullandığı sürece sonuçları nasıl etkileyeceğini gördü” dedi.

    Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk, seçim sonuçlarını PİRHA’ya değerlendirdi.

    Tüm baskılara rağmen seçimin tek galibinin HDP olduğunun altını çizen Öztürk, batıdaki bu oyun ciddi anlamda dikkate alınması gerektiğini ve HDP’nin meclise gerçek anlamda bir muhalefet partisi olarak girdiğini ifade etti.

    Öztürk sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ekonominin bu kadar kötü olduğu bir süreçte ‘sosyal demokratım’ diyen CHP’nin kurduğu ittifaklar tuhaftır. Örneğin, Temel Karamollaoğlu ve Meral Akşener ile kurduğu ittifak onlara da seçmenlerine de olumsuz yansımıştır. Selahattin Demirtaş cezaevinde olmasına rağmen çok yüksek bir oy almıştır ve açıklamaları da değerlidir. ‘Partimi meclise soktum barajı aştık’ gibi bir cümle kurarak gerçekleri de söylemiştir. Dolayısıyla diğer bütün partilerin başarısız olduğu, sadece HDP’nin gerçek anlamda başarı elde ettiği bir seçim olmuştur.”

    “ALEVİLER OYLARINI AKLIYLA KULLANDI”

    Birçok Alevi milletvekilinin meclise girdiğini söyleyen Öztürk, “Ben buna şuurlu oy diyorum. Aleviler şuurlu oy kullandığı sürece sonuçları nasıl etkileyeceğini gördü. Dolayısıyla Aleviler oylarını geleneksel, içgüdüsel ve duygularıyla değil de aklıyla mantığıyla kullanabileceğini gösterdi. Bundan sonra eğer böyle davranabilirlerse en azından kendi birlikleri ve dirlikleri açısından da önemli bir manevra yapmış olacaklar ve daha çoğaltacaklar ben bazı arkadaşların psikolojik durumuna bakıyorum herkes öldük bittik yandık diyor. Hiçbir şey olmaz önemli olan mücadeleyi sağlam temellerle doğru anlayışla verebilmektir. Dolayısıyla ölen biten yiten hiçbir şey yok her şey yerli yerinde ve herkes ayakta, herkes sağlam, bunun bilincinde olması gerekir insanların. Değiştirilemeyecek hiçbir şey yoktur” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

  • Antalya HDP 1. sıra adayı Kemal Bülbül oyunu kullandı

    Antalya HDP 1. sıra adayı Kemal Bülbül oyunu kullandı

    PİRHA- HDP Antalya 1. sıra milletvekili adayı Kemal Bülbül bu sabah oyunu kullandı. Oy kullandıktan sonra okulları ve sandık görevlilerini ziyaret eden Alevi Aday Bülbül, halkın yoğun ilgisiyle karşılaştı. 

    Antalya’da sabahın erken saatlerinde seçmenler oy kullanacakları bölgeye gittiler. Saat 8:00’de kapıların açılmasıyla birlikte sandıklara yoğun bir ilginin olduğu gözlemlendi.

    HDP Antalya 1. sıra Milletvekili adayı Kemal Bülbül, Halil Akyüz ilköğretim Okulunda oy kullandı.

    HDP Antalya 1. sıra adayı Kemal Bülbül oy kullandıktan sonra yaptığı okul ziyaretlerinde seçmenlerin ve sandık görevlerinin yoğun ilgisiyle karşılaştı.

    Pir Haber Ajansına Konuşan Bülbül Antalya’da seçimin şu ana kadar normal seyrinde yürüdüğünü, zaman zaman kimi ihlaller yaşansa da bunların aşıldığını belirtti.

  • Tarım ORKAM-SEN Başkanı Kurt: Seçimde irademizi emekten yana kullanacağız-VİDEO

    Tarım ORKAM-SEN Başkanı Kurt: Seçimde irademizi emekten yana kullanacağız-VİDEO

    PİRHA-OHAL döneminde kamuda yaşanan özelleştirmelerden dolayı işçilerin büyük zarar gördüklerini söyleyen Tarım ORKAM-SEN Genel Başkanı Hamit Kurt, 24 Haziran seçimlerinde emekten yana iradelerini kullanacaklarını kaydetti.

    24 Haziran seçimlerine giderken PİRHA sendikaların nabzını tutmaya devam ediyor. Tarım ORKAM-SEN Genel Başkanı Hamit Kurt, Kamuda Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu’nda çalışanların tarihi seçimde nasıl bir tutum izleyeceğini değerlendirdi.

    “KÖYLERDEKİ SU KAYNAKLARI BİLE ÖZELLEŞTİRİLDİ”

    OHAL ve Kanun Hükmünde Kararnameler’in yanı sıra kamuda yaşanan özelleştirmelerde büyük sıkıntı yaşadıklarını kaydeden Kurt, özelleştirmeler yüzünden pek çok kişinin işinden edildiğini belirtti. Köylerdeki su kaynaklarının dahi özelleştirilmesinden şikayet eden Kurt, “İşte bu nedenlerle ülkemize olan borcumuzdan dolayı bizler de 24 Haziran tarihinde oyumuzu, irademizi, demokrasiden yana, toplumsal sorunlarımızın demokratik yöntemle çözümünden yana, emekten, hukuktan, barıştan ve en önemlisi bilimsel değerlerden yana kullanacağız.” dedi

    CEBRAİL ARSLAN (ANKARA)

  • HDP Ankara adayı Ebru Demir: 24 Haziran’da umudumuzu zafere çevireceğiz-VİDEO

    HDP Ankara adayı Ebru Demir: 24 Haziran’da umudumuzu zafere çevireceğiz-VİDEO

    PİRHA-HDP Ankara Milletvekili adayı Ebru Demir, tüm toplumsal kesimleri kapsadığı için HDP’den milletvekili adayı olduğunu kaydetti.

    HDP’nin toplumun farklı pek çok kesiminden milletvekili adayları dikkat çekti. Bunlardan biri de uzun yıllar sendikal alanda mücadele eden Ebru Demir.

    “UMUDUMUZU ZAFERE ÇEVİRECEĞİZ”

    Ankara 1. Bölgeden Milletvekili adayı olan Demir, HDP’yi  kadın, LGBTİ, genç partisi olduğu için tercih ettiğini belirtti. 24 Haziran’da mutlaka kazanacaklarına vurgu yapan Demir, “Umudumuzu mutlaka zafere çevireceğiz. 24 Haziran’da evet bir baraj sorunumuz var. Bunu hep birlikte halkımızla birlikte aşacağımıza inanıyorum. Eğer barajı aşamazsak 80 Milletvekilinin iktidar partisine geçeceğini biliyoruz. Halkımız da biliyor, bunun farkında bunun için çalışıyoruz.” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Konak: 24 Haziran’daki sonuç baş eğmediklerimize dert olacak-VİDEO

    Konak: 24 Haziran’daki sonuç baş eğmediklerimize dert olacak-VİDEO

    PİRHA- 24 Haziran erken seçimlerine ilişkin konuşan HDP Elazığ Milletvekili Cevdet Konak, “Türkiye halkları AKP iktidarını sandığa gömecek” dedi. Konak, Doğu Perinçek’in Şeyh Sait ve Seyit Rıza heykeline yıkacağına ilişkin sözlerine de, “Dersim’de herkes bir Seyit Rıza’dır. Elazığ’da da eşitlik, demokrasi mücadelesi veren herkes bir Şeyh Sait’tir. 24 Haziran’da alacağımız sonuç ulusalcı, ırkçı kesimlere de bir Seyit Rıza’nın da dediği gibi dert olacaktır” diye cevap verdi. 

    HDP Elazığ 1. Sıra Milletvekili adayı Cevdet Konak, 24 Haziran seçimlerinin Türkiye halkların açısından bir kırılma noktası olacağını ifade etti.

    Konak, “16 yıldır ülkeyi ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel krizlerle yönetmeye çalışan saray rejimi açısından da bir kırılma dönümü olacak. Bu ülkede halkları birbirine düşman edene karşı Türkiye halkları bir halk ittifakı ile AKP iktidarını sandıklara gömecek” ifadelerini kullandı.

    HDP’nin millet ittifakının dışında da bir güç olarak durduğunu söyleyen Konak, halkın çalışmaları  birlikte tüm hızıyla devam ettirdiklerini belirtti.

    Temel amaçlarının halkların kendi eşitlik ve özgürlüklerini yaşaması olduğunu dile getiren Konak, 7 Haziran seçimlerinden bugüne yaşananların Türkiye haklarını nasıl etkilediğini anlattı.

    2 yıldır süren OHAL ile kendisine muhalif olan tüm kesimlerin mağdur edildiğinin altını çizen Konak, “Aslında AKP iktidarı erken seçim kararını aldığı zaman yine kendisine muhalefet olan ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ diyen HDP’dir. AKP’liler bıçak sırtında olduklarını belirterek, HDP meclise girer ise biz tek başımıza iktidar olamayız ifadelerini sarf ettiler. Bütün diktatörlerinin sonu bütün ülkelerde böyle yaşanmıştır ve çökmüştür. Türkiye halkları AKP iktidarını sandığa gömecek” dedi.

    “HALKLAR BOYUN EĞMEYECEK”

    Doğu Perinçek’in Şeyh Sait ve Seyit Rıza heykelini yıkacağına ilişkin açıklamasına da değinen Konak, “Dersim’de herkes bir Seyit Rıza’dır. Elazığ’da da eşitlik, demokrasi mücadelesi veren herkes de bir Şeyh Sait’tir. Bu coğrafya Şeyh Sait ve Seyit Rıza torunlarıdır. Halklar asla boyun eğmeyeceklerdir. 24 Haziran’da alacağımız sonuç ulusalcı, ırkçı kesimlere de, Seyit Rıza’nın da dediği gibi dert olacaktır” ifadelerini kullandı.

    “24 HAZİRAN’DAN 8 TEMMUZ’A  SARAY REJİMİNE FIRSAT VERMEYECEĞİZ”

    Konak sözlerine şöyle devam etti:

    “HDP’nin meclise girmesiyle birlikte parlamentoda çoğunluğu sağlamasıyla birlikte Türkiye halklarına bir nefes aldıracaktır. Yine AKP- MHP faşizmi o parlamentoda olacaktır. 24 Haziran’da alacağımız bu sonuç başkanlık sistemine ve saray diktatörlüğüne karşı olan toplumun tüm dinamiklerini de güçlü bir moral ve motivasyonla 8 Temmuz’daki sonuçlara götürecektir. 8 Temmuz’da da çok olumlu ve pozitif sonuçların alınacağını ve saray rejimine fırsat verilmeyeceğini düşünüyoruz.”

    ELAZIĞ/PİRHA

  • Adıyaman’da HDP seçimlere iddialı hazırlanıyor-VİDEO

    Adıyaman’da HDP seçimlere iddialı hazırlanıyor-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman’da seçim çalışmalarını iddialı bir şekilde sürdüren HDP Adıyaman il örgütü merkezde Atatürk Bulvarı üzerinde ve Harhar Mahallesi’nde seçim bürolarının açılışını “Direne direne kazanacağız” sloganı atarak ve halaylar çekerek coşkulu bir şekilde açtı.

    Seçim çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdüren HDP Adıyaman il örgütü Adıyaman merkezde Bulvar ve Harhar mahallesinde seçim bürolarının açılışını görkemli bir şekilde halaylar ve zılgıtlarla açtı.

    Büro açılışına HDP Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım, HDP Milletvekili aday adayları PSAKD, DAD Adıyaman şube temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Bulvar seçim bürosu açılışında konuşan HDP Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım, “AKP Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan Adıyaman mitinginde konuşmasının büyük bir kısmını  Selahattin Demirtaş ve HDP’ye  ayırması bizlerden ne kadar korktuğunu göstermektedir. Belediyelerimize kayyum atayarak gasp edenler HDP’yi baraj altında bırakarak milletvekillerimizi gasp etme hesapları içindedir” dedi.

    Akşam saatlerinde Harhar Mahallesi’nde seçim bürosu önünde toplanan kitle burada da halaylar çekerek ve alkışlarla büro açılışını gerçekleştirdi.

    Burada da HDP adaylarının  halkı selamlamasının ardından konuşan HDP Adıyaman 1’nci sıra Milletvekili Adayı Hasan Basri Yorulmaz bir konuşma yaptı. Konuşmasında HDP’nin neden mecliste olması gerektiğine vurgu yaparak 24 Haziran’da herkesin ev ev kapı kapı dolaşarak HDP’yi anlatması gerektiğini ifade etti.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN

  • Gezi şehidi Mehmet Ayvalıtaş Ataşehir’de anıldı-VİDEO

    Gezi şehidi Mehmet Ayvalıtaş Ataşehir’de anıldı-VİDEO

    PİRHA – Gezi direnişi sırasında İstanbul’da Ataşehir’de bir arabanın çarpması sonucu hayatını kaybeden Mehmet Ayvalıtaş bugün Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) öncülüğünde düzenlenen yürüyüşle anıldı. 

    Gezi direnişi sırasında İstanbul Ataşehir’de hayatını kaybeden Mehmet Ayvalıtaş bugün Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) öncülüğünde düzenlenen yürüyüşle anıldı. Önce Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi Cemevi’nde Mehmet Ayvalıtaş için yemek verildi.

    Saat 15.00’te ceemvinden başlayan yürüyüş Mehmet Ayvalıtaş’ın hayatını kaybettiği yere kadar sürdü. Yürüyüş boyunca sık sık “Gezi şehitleri ölümsüzdür”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam”, “Direne direne kazanacağız” sloganları atıldı.

    Anmaya DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, HDP milletvekili adayları Erkan Baş ve Musa Piroğlu ile TİP, EMEP, Partizan, KÖZ, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi destek verdi.

    “MEHMET’TEN ALDIĞIMIZ BAYRAĞI ZAFERE TAŞIYACAĞIZ”

    SODAP adına konuşma yapan Orhan Kok, “Mehmet’ten aldığımız bu onurlu bayrağı 24 Haziran’da zafere taşıyacağız” dedi. Arkasından konuşan HDP milletvekili adayları Erkan Baş ve Musa Piroğlu da mücadeleye devam vurgusu yaptılar.

    Son olarak yazar ve müzisyen İlkay Kaynar yazdığı kitaptan Mehmet Ayvalıtaş’a yazdığı bir mektubu ve Gezi için bestelediği şiiri seslendirdi. (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Malatya Şube dayanışma yemeğinde birlikte mücadele mesajı-VİDEO

    PSAKD Malatya Şube dayanışma yemeğinde birlikte mücadele mesajı-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Malatya Şube’nin düzenlemiş olduğu dayanışma yemeğine yoğun ilgi gösterildi. PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, “Emekçiler ve Aleviler bir araya gelerek zalimin zulmüne karşı ortak bir mücadele zemini yaratacaktır” dedi. PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan da, “Bu ülkenin bir iç barış sorunu vardır. Bu sorunu çözmek içinde 24 Haziran bir fırsattır. Bu mendebur iktidardan kurtularak iç barışımız sağlayalım” diye konuştu.      

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Melekoğluları salonunda dayanışma yemeği düzenledi.

    Salona “Sivas Katliamı’nı unutmadık unutturmayacağız” pankartı asıldı. PSAKD Malatya Şube Sekreteri Hatice Zengin’in sunuculuğunu yaptığı dayanışma yemeğine PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, HDP, CHP, ESP Malatya il örgütleri İHD, HDP Malatya milletvekili adayları Mehmet Tuncel, Jiyan Taş ve çok sayıda Alevi yurttaş katıldı.

    Kerbela’dan bugüne kadar Alevilik yolunda şehit düşenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşunun ardından slayt gösterisi yapıldı.

    “DEMOKRASİ VE HAK MÜCADELESİ VEREN ADAYLARI DESTEKLEYECEĞİZ”

    Açılış konuşmasını yapan PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, “Dili, dini ve inancı tanınmayan bizlerin yan yana gelmesini çok anlamlı buluyorum. Biz Aleviler yıllardır zulümlerden ve katliamlardan geçirilmiş bir halkız. Kerbela’dan başlayan ve halen günümüzde devam etmekte olan sürgünler, zulümler, katliamlar, gözaltılar ve tutuklamalar halen devam etmektedir” diyen Ulutaş şunları ifade etti:

    “İktidar kendinden olmayan kendisi gibi düşünmeyen tüm kesimleri ötekileştirmiş. İki yıldır süren OHAL ile birlikte demokrasi, insan hakları, özgürlük, hukuk ve adalet rafa kaldırılmış, binlerce vatandaşımız tutsak edilmiştir. Böyle bir sürecin yaşandığı koşullarda seçime gidiyoruz. 24 Haziran’da yapılacak olan bu seçimi Aleviler olarak çok önemsiyoruz. Bilinmelidir ki bu ülkenin emekçileri ve Alevileri hangi koşulda olursa olsun tavrı nettir. Yan yana omuz omuza mücadele ederek zalimin zulmüne karşı ortak bir mücadele zemini yaratacaktır. Pir Sultan’ın yoldaşlarının her zaman olduğu gibi bu seçimde de tavrı bellidir. İnancımızı, dilimizi, kültürümüzü ve taleplerimizi savunan, önemseyen halkların kardeşliğine inanan, benim Kabem insandır ilkesini benimseyen, hak ve hakikat mücadelesi yürüten adayları destekleyecektir. Böyle bir süreçte gelin canlar bir olalım iri olalım diri olalım”

    “ÜLKENİN İÇ BARIŞ SORUNU VAR”

    SAKD Genel Başkanı Gani Kaplan da, “İktidar partisi ve muhalefet partileri programlarını ve seçim bildirgelerini açıkladılar. 16 yıldır iktidarda olan ve şu anda Cumhurbaşkanlığı makamında oturan Recep Tayyip Erdoğan şöyle bir ifadede bulundu: Cemevlerine yasal statü tanıyacağız. Bu yapılan açıklamayı biz Alevi kurumları ve Aleviler olarak samimiyetsiz buluyoruz. 16 yıldır sen bu ülkeyi yönetiyorsun neden şimdiye kadar bu cemevlerine yasal statü vermedin? Bu tamamen sıkışmışlığın bir ifadesidir” dedi.

    Kaplan şöyle devam etti:

    “Cumhurbaşkanı eski Cumhurbaşkanı değil, bunu televizyonlarda ve mitinglerinde görebiliyoruz. Bunların iktidarı son günlerini yaşıyor. Bunları iktidardan indirecek olan ve götürecek olan bizleriz. Yayın organlarımız kapatıldı. Bizlerin bir medyası yok. Dolayısıyla buradaki hazirunun hepsi kapı kapı dolaşarak süreci anlamak durumundayız. Bu mendebur iktidardan kurtulmanın tek yolu birlikte mücadele etmektir. Bu ülkenin bir iç barış sorunu vardır. Bu sorunu çözmek içinde 24 Haziran bir fırsattır. Birlikte hareket ederek ve birlikte mücadele ederek bu mendebur iktidardan kurtularak iç barışımızı sağlayalım.”

    Verilen yemeğin ve yapılan konuşmaların ardından salonda bulunan kitle Grup Havra’nın söylediği ezgiler eşliğinde halaylar çekti.

    Mustafa YÜKSEL/MALATYA

  • ‘Tek adam rejimi Aleviliği yaşatmaz; seçimlerde birlik olup kazanalım’ – VİDEO

    ‘Tek adam rejimi Aleviliği yaşatmaz; seçimlerde birlik olup kazanalım’ – VİDEO

    PİRHA – 24 Haziran baskın seçimine 36 gün kaldı. PSAKD Sincan Şube Üyesi Nurcan Özkök ve Şeyh İbrahim Veli Ocağı Dedesi Haydar Arıkovan, seçimlerin sağlıklı bir şekilde olmayacağını belirtip, her türlü oynanacak oyuna karşı birlikte olup bu seçimlerin kazanılması gerektiğini ifade ettiler.  

    24 Haziran baskın seçimlerine 36 gün kaldı. Seçimlerde belirleyici olan kesimlerden biri de Aleviler. Birçok Alevi kurum temsilcisine PİRHA mikrofonunu uzattık.

    İbrahim Veli Ocağı Dedesi Haydar Arıkovan, şu ana kadar birçok şaibeli seçimlerin yaşandığını söyledi. Arıkovan, bu seçimlerin sağlıklı yapılmasını temenni ettiğini belirterek, “Elimizden geleni yapacağız. Kazanmak zorundayız” dedi.

    “DEMOKRASİ OLMAYINCA ALEVİLİK İNANCINI YAŞAYAMAYIZ”

    Bu seçimlerde ‘oyunların oynanacağı’ söylemlerinin olduğunu belirten Haydar Arıkovan, tek adam rejiminin demokrasiyi ortadan kaldıracağını belirterek şunları kaydetti:

    “Bir kere tek adam rejimine geçilecek. Tek adam rejimine geçildiği zaman da Aleviliği istediği şekilde yaşatmayabilirler. O yüzden bizler tedirgin oluyoruz. Tek adam rejimi olunca demokrasi olmaz. Demokrasi olmayınca insanlar özgürce yaşayamaz, özgürce hareket edemeyiz. Bizim kaygımız da bundan. Alevilik inancını yaşayamayız.”

    “24 HAZİRAN SEÇİMLERİ DAYATILDI”

    PSAKD Sincan Şube Üyesi Nurcan Özkök ise sürekli bir algı operasyonu üzerinden iki ayda, altı ayda bir sene dolmadan seçimlerin dayatıldığını söyledi.
    24 Haziran erken seçimlerinin dayatıldığını vurgulayan Özkök, bu seçimlerde hazırlıklı olunması konusunda uyardı. Özkök, seçimlerde birlik ve beraberlik içinde olunması gerektiğini belirterek, “Bunun sağı solu yoktur. Demokrat olan bütün insanlarla birarada olmamız gerekiyor. Pir Sultan olsun, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı olsun, solcu dernekler olsun hep beraber bir arada yürüyeceğiz. Diktaya bir cevap vereceğiz” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • Alevilerle bir araya gelen HDK-HDP: Sözümüzü birlikte söyleyelim – VİDEO

    Alevilerle bir araya gelen HDK-HDP: Sözümüzü birlikte söyleyelim – VİDEO

    PİRHA – Halkların Demokratik Kongresi ve Halkların Demokratik Partisi temsilcileri Alevi kurum temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantıda konuşan HDK Eş sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, Milyonlarca Alevinin sözünün parlamentoya yansımadığını kaydetti. Toplantıda konuşan HDP Eş Başkanı Sezai Temelli ise, Alevilere çağrıda bulunarak, “Bu barajı hepimize konulan bir baraj. Bu barajı ancak hep birlikte yıkabiliriz. 7 Haziran’da, 1 Kasım’da yıktık şimdide yıkmalıyız” dedi. 

    HDP-HDK 24 Haziran baskın seçim öncesi Alevi kurum temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantıya, Halkların Demokratik Kongresi Eş Başkanı Gülistan Kılıç Koçyiğit, Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, HDP 25. Dönem Milletvekili Çilem Küçükkeleş, HDP PM Üyesi Nesimi Aday, HDK GYK Üyesi Çiğdem Kılıçgün Uçar, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Aydın Deniz, PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, PSAKD Esenler Şubesi Yöneticisi Sezgin Kartal, Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, Demokratik Alevi Derneği Yöneticisi Selda Güneş, Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, Alevi Kültür Derneği  Sultangazi  Pirsultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynel Odabaş, PSAKD Karayolları Cemevi Başkanı Hıdır Çam ve Avukat İbrahim Sinemillioğlu katıldı.

    “ALEVİLER OLARAK İSMİMİZİ SÖYLEDİĞİMİZ TEK PARTİ HDP’DİR”

    Toplantının açılış konuşmasını HDP 25. Dönem Mersin Milletvekili Çilem Küçükkeleş yaptı. Küçükkeleş, HDP ile buluşmanın önemli olduğunu dile getirdi. Küçükkeleş, sözlerine şöyle devam etti;

    “Aleviler olarak isimlerimizi söylediğimiz tek parti HDP’dir. Çok partide yer aldık ama HDP, ‘Aleviyiz buradayız’ dediğimiz bir yerdir. Bizim adımıza söz söyleyen değil sözümüzü birlikte söylediğimiz bir partidir. HDP tarif eden değil toplumların kendilerini anlatabilecekleri kürsüler, sandalyeleri, meclisleri oluşturmaya çalışan bir siyasi parti. Bizim ilk defa Aleviler olarak ismimizi, inancımızı söyleyerek siyaset yaptığımız tek siyasi parti. Tabiki Alevilerin yerine söz söyleyen değil birlikte söyleştiğimiz bu buluşmalardan çıkardıkları değerleri siyasete taşımak bizim boynumuzun borcu. Yoksa HDP, HDP olmaktan çıkar. Alevi siyasetinin kalbinin attığı yer bizce İstanbuldur.”

    Küçükkeleş, Alevilerdeki rızalık kavramına dikkat çekerek, belirledikleri gündemler dışında, gündem eklemek isteyenlerin olup olmadığını sordu. Toplantı rızalığın alınmasıyla başladı.

    “ALEVİLER BU GİDİŞATI DEĞİŞTİREBİLİR”

    Küçükkeleş’in ardından söz alan HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, HDK’nin kurulma sürecini hatırlatarak, HDK’nin toplumun kendi öz gücünü kurması olarak somutlaştığını söyledi. Belirli bir süre sonra HDK’nin daha sonra oluşturduğunu dile getiren Gülistan, “Temel olan halk ve toplumdur. O inanca, halka kimliğe ait kim varsa, onun kendi sözünü söylemesini önemsiyoruz. Ayrıca halk ve siyaset arasında bir köprü görevi gördüğümüzü söylemek isterim. Bu coğrafyada yaşamak için yeri gelmiş sessizliğe gömülmüşüz, asimile olmuşuz bugün bütün bunları geride bırakacak bir alana kapı açmış durumdayız. Aleviler olarak da bunu değiştirecek gücümüz var. Aleviler olarak bu gidişatı değiştirebiliriz” dedi.

    “HALA ALEVİLERİN EVLERİ İŞARETLENİYOR”

    Milyonlarca Alevinin sözünün parlamentoya yansımadığını kaydeden Koçyiğit, Mevcut siyasetin kendisini “Evet Alevi olabilirsin, Kürt olabilirsin ama bütün bu inancını kapıda bırakacaksın ve yeni bir kimlikle bizimle siyaset yapabilirsin” yaklaşımı ile dayattığını ifade etti. Gülistan Koçyiğit, “Halen Alevilerin evleri çarpı ile işaretleniyor. Halen okullarda çocuklarımız din derslerinde asimile ediliyor. Cem evlerimiz yasal statüye sahip değil. O zaman gerçekten bir yol ayrımında olduğumuzu düşünüyoruz. Sadece seçim meselesi değil. Bu inancın bir evladı olarak, ‘Bizim sesimize sorunlarımıza kulak vermeleri gerekiyor.’ Böyle sesleniyoruz” sözlerini kullandı.

    “ALEVİLER SİYASETE YÖN VEREBİLİRLER”

    HDP’nin seçim bildirgesinden de Alevilere dair tutumun belli olduğunu kaydeden Koçyiğit, “Kendimizi daha fazla var edebiliriz. Alevilerin sorunlarını nasıl aşabiliriz? Bunu da tartışıyoruz. Aleviler tabiki hiçbir partinin arka bahçesi değildir. Ama siyasete yön verebilirler. Bunu da ancak kendi öz örgütlülükleri ile yapabilirler” diye konuştu.

    HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, son olarak, “Biz siyaset üstü olarak yan yana gelmek ve sorunlarımızı tartışmak ve bütün siyasetlere de kendi gündemimizi götürmek zorundayız. Bu da ancak kendi öz gücümüz ve öz örgütlülüğümüzle olacaktır” dedi.

    “BİRLİKTE OMUZ OMUZA FAŞİZME DUR DİYECEĞİZ”

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli ise Alevilerle ilgili bir çalışma yaparken HDK’nin içinden geldikleri için zorlanmadıklarını söyleyerek, “ Bu işe başlarken ‘Siyaseti toplumsallaştıracağız ve toplumu siyasetleştireceğiz’ dedik. Siyaseti beraber yapacağız. Siyaset bir haktır bu hakta o hakkın sahipleri ile yapılabilir” dedi. 50 yıldır bu topraklarda değişmeyen tek şeyin faşizmin olduğunu vurgulayan Temelli, “50 yıldır bu topraklarda değişmeyen bir şey var. O da Faşizme karşı omuz omuza mücadeledir. Bu şiar hala haklı bir şiar olarak karşımızda duruyor. Eğer 24 Haziran’dan sonra nasıl bir tablo bizi bekliyor dersek, faşizmin kurumsallaşması ve tek adam rejimin ömrünün sürdürmesi karşımızda duruyor. Buna karşı birlikte omuz omuza mücadele etmek önemlidir. 24 Haziran’da birlikte bir mücadele yürütmesek karanlık bir tablo ile karşı karşıya kalacağız” diye konuştu.

    “ALEVİLERİ ÖTEKİLEŞTİREN BİR HAT VAR”

    “Partili cumhurbaşkanlığı denen sistemin bu ülkeyi nereye götüreceği ortada” diyen Temelli,  16 yıllık AKP iktidarından bahsederek, “İktidarda kalmanın yegane yolunun nefret söylemini olağanlaştıran ve kamplaştıran bir iktidar olmasıdır. Bunun bir nedeninin de Türk – İslam sentezidir” dedi. Temeli, ittihat aklının en büyük mağdurlarının başta Aleviler ve Kürtler olduğunu söyleyerek, bunun bugünde tekrarlandığını belirtti. Bu kamplaştırmadan en çok zarar görenlerin arasında Aleviler olduğunu söyleyen Temelli, “Son 5 yıl boyunca AKP’nin Alevileri giderek ötekileştiren, kendini büyütmeye çalışan bir hattı var. 24 Haziran seçimlerine giderken, bunu da güçlendirmeye çalışıyor. Özellikle Alevi toplumunu yakından ilgilendiren bir dışlama, ötekileştirme, yoksa sayma senaryosuydu. O düşmanlaştırıcı söylemi de besledi. Sosyal yaşamdan tüm inançları dışladılar” diye konuştu.

    GELİN BİRLİKTE DEĞİŞTİRELİM DEDİK”

    AKP’nin 16 yıllık süreçte eğitim alanıyla çok uğraştığını ifade Temelli, eğitim sisteminin çok kez değiştirildiğini vurguladı.  Toplumsal alandaki dışlamanın en çok da eğitim sistemi ile gerçekleştirdiklerini dile getiren Temelli, “Buna karşı mücadele etme zamanıdır. 7 Haziran seçimlerinden beri söylediğimiz bir cümlemiz var. ‘Yeni yaşam.’ Biz yeni yaşam anlayışımızla bu iktidar anlayışına karşı bir manifesto oluşturduk. Bu yeni yaşama tüm toplulukları buna davet etti. Gelin birlikte değiştirelim dedik” dedi.

    “SORUN VE ÇÖZÜMLERİ ORTAKLAŞTIRACAĞIZ”

    HDP’nin özellikle düşmanlaştırıldığını ve HDP ile işbirliği yapanların tamamen dışlandığı bir çizgi oluşturulduğuna dikkat çeken Temelli, şöyle devam etti: “Toplumun bütün kesimleri söz sahibi olmalılar. Bunu başarırsak diktatörden kurtulabiliriz. Biz bu çoğulculuğu koruyarak geldik. Çoğulculuğun hakim olduğu bir şeyle başarabiliriz. Bildirgemizi de bunun üzerinden kurduk.  Biz yeni bir toplum sözleşmesi yazmalıyız. 24 Haziran’dan sonra bu yeni toplum sözleşmesini birlikte yazmalıyız. Cumhurbaşkanı adayımız Selahattin Demirtaş da buna vurgu yapıyor. ‘Ben cumhurbaşkanı olduğumda bana verilecek yetkileri kullanmayacağım ama ortak bir toplum sözleşmesi için üzerime düşeni yapacağım’ diyor. Biz de bunu yapacağız. Alevi, Kürt, Süryani Ermeni ve toplumun tüm ötekileştirilenlerinin sorunlarını ortak bir çözüm ortaya koyarak çözmeye çalışacağız. Bunu yapacak olanlar bizleriz. Burada bütün farklılıklar temsil eden bir yerden bakıyoruz.”

    “HALA CEMEVLERİ YASAL STATÜYE KAVUŞMADI”

    Yaşanan Alevi katliamlarını da hatırlatan Temelli, birçok kırım politikasının olduğunu sözlerine ekleyerek, “Öncelikle bunlarla da yüzleşmek önemlidir. Türkiye halkı bunla yüzleşmese toplumsal bir sözleşme yapması sağlıklı değildir.  Yok sayarak yol alamayız. Bütün bunlarla yüzleştikten sonra birlikte yol almaya devam edebiliriz” diye konuştu.  Temelli, “Baktığımızda cem evlerinin yasal dayanaktan yoksun olması Türkiye’nin bir ayıbı. Bu ayıbı aşmayan bir iktidar var. Aslında bunu aşmak istemiyor. Bu karşıtlıktan besleniyor. Bununla iktidarını süreklileştiriyor. Bu yapılamayacak bir şey değildir. Bir yasaya bakar. İşte burada siyasi niyet çok net kendini ortaya çıkarıyor” diye belirtti.

    “Özgürlükçü laikçi programımızla eğitim sisteminin dönüştürmeyi amaçlıyoruz” diyen Temelli, “Tüm inançların kendini eğitim sisteminde yer alabileceği, bir sisteme ihtiyaç vardır. Özgürlükçü laiklik bunu esas alıyor” dedi. Temelli, “Devletin kendi anlayışını dayattığı din bir çözüm değil bugün yaşanan çözümsüzlüğün başıdır. Eşit yurttaşlık hakkının hakim olması gerekiyor. Yurttaşlar arasında bir hiyerarşi kurarsanız çözüm bulamazsınız ancak eşit yurttaşlık yaratırsanız çözüm olabilirsiniz” diye ifade etti.

    “HDP OLARAK İTTİFAKI SOKAKTA YAPTIK”

    Temelli son olarak şunları söyledi: “Bu barajı hepimize konulan bir baraj. Bu barajı ancak hep birlikte yıkabiliriz. 7 Haziran’da, 1 Kasım’da yıktık şimdide yıkmalıyız. Bu kara tablo karşısında hep birlikte dur diyebiliriz.  Partilerin yan yana gelmesine ittifak denilmez pazarlık denilir. Eğer gerçekten bir ittifak yapmak istiyorsanız bunu sokakta yaparsınız. Bizde bunu yaptık.”
    Konuşmaların ardından toplantı basına kapalı bir şekilde devam etti. (HABER MERKEZİ)

  • ÇEDF Başkanı Ali Turan: Kürtler mecliste olmalı-VİDEO

    ÇEDF Başkanı Ali Turan: Kürtler mecliste olmalı-VİDEO

    PİRHA- Çağdaş Erzurum Dernekler Federasyonu (ÇEDF) Başkanı Ali Turan, 24 Haziran seçimlerine ilişkin, “Demokratik bir ülkede yaşamak istiyorsak, tekçi yapıya direnebiliyorsak bunun tek yolu HDP’nin barajı geçmesidir” dedi.

    24 Haziran’da yapılacak olan genel ve cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin Çağdaş Erzurum Dernekler Federasyonu (ÇEDF) Başkanı Ali Turan PİRHA’ya konuştu.

    Turan, bunun baskın bir seçim olduğunu söyleyerek,”Ama bütün bunlara rağmen Türkiye’nin daha demokratik bir yönetime geçmesi için bir fırsat olmasını temenni ediyorum” dedi.

    Şu an yarışın eşit gitmediğini ifade eden Turan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sonuçta beş aday var ve adaylardan birisi ne yazık ki içeride. YSK’nın seçime girebilir dediği halde, madem seçime girebiliyorsa çıkıp rahat bir şekilde propagandasını da yapması gerekiyor. Adaylardan birisi devletin tüm olanaklarını kullanıyorken, bizim paramızla televizyonlarını, uçaklarını ve devletin her şeyini kullanabiliyorken bir diğer aday içeride, hiçbir şekilde kendi seçmenine bir mesaj bile veremiyor. Böyle bir ortamda seçime gidiyoruz. Türkiye kamuoyu ve Türk halkının şu mağduriyetleri görüyor olması lazım. Bunun bile seçim kaybetmesi için yeterli bir sebep olması gerekiyor. Bu kadar adaletsizliği olduğu bir yerde insanlar kendi vicdanlarıyla ve görüşleri ile bir tercih yapmalı, umarım bu tercihi yapar ve görür.”

    “DEMOKRASİ İÇİN HDP BARAJI AŞMALI”

    Seçimlerin kilit noktasının HDP olduğunun altını çizen Turan şöyle devam etti:

    “Demokratik bir ülkede yaşamak istiyorsak, tekçi yapıya direnebiliyorsak bunun tek yolu HDP’nin barajı aşması gerekir. Ben HDP’de bu algıyı görüyorum. Batıda bu desteği alabileceğini yani 7 Haziran’daki gibi bir desteği alabileceğini görüyorum fakat Doğuda ve Güney Doğuda silahların gölgesinde, tehditlerin olduğu bir OHAL’de seçime gidiyoruz. Dolayısıyla insanların refleksleri nasıl olur çok kestirmek mümkün değil. Ama HDP barajı aşmadığı bir ortamda birlikte yaşam projesini hayata geçiremeyiz. Türkiye’nin beka sorunu var deniliyor. Bir ülkede beka sonunu varsa, önce bütünlüğü sağlamak lazım. Bütünlüğü sağlamak için de bu ülkenin en büyük sorunu olan Kürt sorunu. Kürtlerin en azından kendilerini ötekileştirilmiş, uzaklaştırılmış, kutuplaştırılmış olarak görmemesi lazım. Bugün Cumhur ittifakı karşısında ise Millet ittifakı diye iki ittifak kuruldu. Şimdi bu iki ittifakın dışlananı Kürtler gibi görünüyor. O sebeple Kürtlerin mecliste olması önemli.”

    “MUHALETİN TAVRI ÖNEMLİ”

    Turan, muhalefet partilerinin tavrını ise şöyle değerlendirdi:

    “Partiler kendilerine göre karar verebilirler ama bizim değerlendirmemiz şu: CHP bu süreci demokratik bir şekilde güzel yönetti. CHP’nin seçmeninde ciddi bir bölümünde şöyle bir duyarlılık var: Eskiden MHP’yi meclise taşıma konusunda bir şeyler yaptılar, 7 Haziran’da HDP’ye bu gerçeği görerek destek oldular. Bu seçimde de buna benzer işlerin olacağını görüyorum. Batıda gerekli desteği alacak, doğu ve güneydoğudan da gerekli desteği alırsa HDP’nin barajı aşabileceğini görüyorum. Hatta Selahattin Demirtaş’ın eskiden aldığından daha fazla oy alabileceğini görüyorum. (HABER MERKEZİ)

  • Demirtaş’ın seçim manifestosu: Başkanlığı bitirmek için Cumhurbaşkanı olacağım

    Demirtaş’ın seçim manifestosu: Başkanlığı bitirmek için Cumhurbaşkanı olacağım

    HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın seçim manifestosu açıklandı. Demirtaş’ın “Bir Cumhurbaşkanı olarak tek adamlığa son vermeye geliyorum” mesajının yer aldığı manifestoda, barışçı dış politikadan demokratik anayasaya, OHAL’in kaldırılmasından ekonomik refaha, kadınlara dönük pozitif politikalardan her gence aylık 500 TL yüklü Genç Kart verilmesine, Engelleri Kaldırma Bakanlığı kurulmasından Alevilerin bütün ibadet mekânlarının “ibadethane” olarak tanınmasına kadar hak ve özgürlükler konusunda pek çok başlık yer aldı. 

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 24 Haziran seçimlerindeki Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın seçim manifestosu  açıklandı. Bildirge, Ankara’da Hilton Otel’de düzenlenen toplantı ile kamuoyu ile paylaşıldı.
    Açıklanan bildirgede, Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinin “Demokrasiye Acil Geçiş Programı” kapsamında parlamentoya devredilerek, parlamenter sisteminin güçlendirilmesi vurgusu öne çıktı. Bununla birlikte gençler ve kadınlar başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının parlamentoya görüş ve öneri sunacakları Toplumsal Mutabakat Platformları kurulacağı kaydedildi.
    Yine asgari ücretin 3 bin TL’ye yükseltilmesinin yanı sıra yoksulluk sınırının altında gelire sahip ailelere ücretsiz elektrik, su ve doğalgaz gibi temel ihtiyaçların karşılanması vaatleri yer aldı.
    Demirtaş’ın toplantıda kadın ve erkek iki sunucu tarafından okunan seçim bildirgesi şu şekilde:
    “Bir Cumhurbaşkanı olarak tek adamlığa son vermeye geliyorum.
    Bu makama bir çuval yetki ile geleceğim, sürenin sonunda bir ceketle gideceğim. Toplumsal kutuplaşmanın olmadığı, insanların birbirlerine sırtını dönmediği, sevgi ve hoşgörünün hâkim olduğu bir ülkenin sözünü veriyorum. Fikri ve inancı ne olursa olsun, insanların yaşam tarzlarını özgürce yaşayabilecekleri bir ülkeyi hep birlikte var edeceğiz. Hamaset üreten siyasete son vereceğiz. Toplumun tüm kesimlerinin katılımı ile güçlendirilmiş bir yönetim sistemi kuracağız. Siyaseti biat ederek yükselmenin değil, liyakat ile halka hizmet etmenin aracı haline getireceğiz.
    “‘SEN’LE DEĞİŞTİRECEĞİZ”
    Tekçiliğin değil, çokluğun sesiyiz! Kendinden olmayan herkesi suçlu ilan eden, sadece ve sadece ‘BEN’ diyen bir rejime karşı ’BİZ’LER varız’ diyoruz. 16 yıllık bir yıkımı sandıkta sonlandırmanın dönüm noktasındayız! Yeni bir başlangıç için el ele vererek tekçi, baskıcı, soyguncu, kayırmacı, kayyumcu ve kavgacı tek adam rejimini SEN’le değiştireceğiz.
    “YETKİLERİNİ PAYLAŞAN BİR CUMHURBAŞKANI OLACAĞIM”
    Uzun yılların birikimi ve mücadelesi ile kazanılmış bütün demokratik mekanizmalar, tek kalemde işlemez hale getirildi. Halka hizmetle görevli kurumlar, Saray’ın hizmetine sunuldu. Toplumsal sorunların çözümünde en önemli adreslerden biri olan demokratik kitle örgütleri kapatıldı. Kayırmacılık, torpil ve yolsuzlukla siyaset yozlaştırıldı, eşit yurttaşlık imkânsız hale getirildi. Kendileri gibi düşünmeyen, giyinmeyen, yaşamayan herkes hain ve suçlu ilan edilerek hedef alındı. Tek adamlık, bir toplumun toplum olmasını mümkün kılan tüm değer ve farklılıkları baskı altına alarak toplumu tekliğe hapsetti. Toplumun geleceğini bir kişinin iki dudağı arasına sıkıştıran, tüm yetkileri tek adamda toplayan bir Cumhurbaşkanlığı sistemi var. Seçildiğimde ilk olarak yetkilerimi kendimi yetkisizleştirmek ve kurumları demokratikleştirmek için kullanacağım.
    Cumhurbaşkanlığı yetkilerini paylaştıkça sistem demokratikleşecek. Acil toplumsal yaraların sarılması ve yönetim sisteminin çoğulcu mekanizmalara kavuşturulması sağlanacak. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde toplumun tamamını kapsayacak temsilciler yer alacak. Cumhurbaşkanı yardımcılarını, parlamentoda olan ve olmayan tüm partilerin ve sivil toplumun görüş ve önerileri doğrultusunda, farklı temsiliyetlerden belirleyeceğim. Siyasette, bürokraside, yargıda, toplumda ve demokratik mücadele alanında bir olağanlaşma sürecini başlatacağız. Bu süreç, mevcut iktidarın yarattığı tahribatın telafisinin ve toplumun barış hafızasının canlandırılmasının ilk adımlarından biri olacaktır.
    Toplumsal yaraları acilen sarmak için
    * OHAL’i derhal kaldıracağız.
    * OHAL’den kaynaklanan ve KHK’lerle doğan zararları telafi edeceğiz. Haksız yere işten atılanların işlerine dönmesini sağlayacağız.
    * Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin maruz kaldığı zulme son vereceğiz. Mağduriyetleri acilen giderecek düzenlemeler yapacağız. Hiçbir ayrım yapmadan tüm hasta mahpusların derhal serbest kalmalarını sağlayacağız.
    * Halkın seçme hakkı ve iradesinin gaspına dayanan kayyum uygulamasını sonlandırıp, görevden alınan belediye eş başkanlarını derhal görevlerine iade edeceğiz. Toplumun farklı kesimlerini gözeten hizmetlerin tekrar sunulmasını sağlayacağız.
    * Demokratik kurumların tahribatı, hukuka güvenin bütünüyle ortadan kalkması Türkiye ekonomisine güveni sarstı. Siyasal ve ekonomik kararların Saray’ın bekasına endekslenmesi, Türkiye’yi öngörülemez bir ülke haline getirdi. Ekonomi kırılganlaştı. Demokrasiyi güvence altına alarak ekonomiyi de rahatlatacağız. Toplumsal ihtiyaçları karşılamayı esas alan bir ekonomi yaklaşımıyla üretenlerin ekonomik ilişkiler üzerindeki denetimini artıracağız.
    * Tek adamın hizmetine tahsis edilen Saray’ı boşaltacak, Saray’ın hangi amaçla kullanılacağını halka soracağız. Savurganlığa ve israfa dayanan yönetim ve bürokrasi anlayışına son vereceğiz. İtibarımızı şatafatla değil, şeffaf ve halka hizmete adanmış yönetimimizle sağlayacağız; itibarda israf yapmayacağız. Koruma ordusuyla dola- şan, halktan uzak, ulaşılmaz ve eleştirilmez bir Cumhurbaşkanlığı anlayışına son vereceğiz.
    * Dış politikada mevcut sorunların diyalog ile, barışçıl yol ve yöntemler ile çözülmesini temel dış politika haline getireceğiz. Düşman yaratmayan dost kazanan dış politika anlayışı ile tehdit olgusunu bitireceğiz.
    * Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun yapısını yeniden düzenleyeceğiz. Adalet Bakanını HSK’dan çıkaracağız. Hâkimler/savcılar üzerindeki siyasi baskıyı kaldırarak kurulu özerk bir hale getireceğiz. Yargı siyasetin emrinden kurtarılacak, herkese eşit ve adil yaklaşımla görev yapacak.
    * YÖK’ü kaldırarak üniversitelerin akademik, bilimsel ve yönetsel özerkliğini güvence altına alacağız. Rektörleri Cumhurbaşkanı’nın değil, üniversite bileşenlerinin seçmesini sağlayacağız.
    * Milli Güvenlik Kurulu, Terörle Mücadele Kanunu gibi vesayetçi, darbe ürünü yapı ve düzenlemelerin kaldırılması için çalışacağız.
    “DEMOKRASİYE ACİL GEÇİŞ PROGRAMI’NI HAYATA GEÇİRECEĞİZ”
    Evrensel hukuk ve insan hakları anlayışıyla güvence altına alınmış kuvvetler ayrılığından taviz vermeyeceğiz. Yasama ve yargıyı derhal yürütmenin baskısından kurtaracağız. Yargı sistemi talimatla değil, adaletle karar alacak. Güçlünün değil, haklının korunduğu, herkesin eşit olduğu hızlı, tarafsız ve bağımsız bir adalet sistemi kuracağız.
    Devletin yargıda mazlum karşısında güçlü ile kurduğu ittifaka son vereceğiz. Oluşturacağımız kapsayıcı parlamenter sistem, tek bir kişinin değil, BİZ’lerin yönetiminin teminatı olacak. Cumhurbaşkanlığında toplanan yasa yapma hakkını, denetleme ve bütçe hakkı gibi yetkileri Oluşturacağımız kapsayıcı parlamenter sistem, tek bir kişinin değil, BİZ’lerin yönetiminin teminatı olacak.
    Cumhurbaşkanlığında toplanan yasa yapma hakkını, denetleme ve bütçe hakkı gibi yetkileri Demokrasiye Acil Geçiş Programı’yla en kısa sürede parlamentoya iade edeceğiz. Tek parti çoğunluğuna dayanan bir parlamenter yapının yarattığı çıkmazları aşarak güçlü ve çoğulcu bir parlamenter sistem inşa edeceğiz. Gençler ve kadınlar başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının Parlamentoya görüş ve öneri sunacakları Toplumsal Mutabakat Platformları kuracağız.
    Toplumsal Mutabakat Platformları’nda, birbirine düşman haline getirilmiş farklı kesimler bir sözleşme yapmak üzere bir araya gelecek. Rıza, meşruiyet ve gönüllü birliktelik sözleşmenin esasını oluşturacak. Farklı kimliklere, kültürlere, dillere, inançlara hem eşit yurttaşlık hukukuna hem de kendi kimlik ve özgünlüklerine uygun yaşam alanları anayasal güvence altına alınacak. Özgürlükçü laikliğin, çoğulculuğun, kuvvetler ayrılığının merkeze alındığı çok dilli, çok inançlı ve eşit yurttaşlık temelli bu Demokratik Anayasa yapım sürecini iki yıl içinde tamamlayacağız. Anayasa merkeziyetçiliği değil, yerel demokrasi ve yerinden yönetimi temel alacak.
    “TÜM TOPLUMSAL SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ ÖNCELİĞİMİZ OLACAK”
    Gençlik Değiştirecek! Gençleri hiçbir kalıba sokmadan, fikirleri ne olursa olsun, kendilerini özgürce ifade edebildikleri, geleceklerini yurt dışında değil, bu bereketli topraklarda gördükleri bir ülkeyi BİRLİKTE var edeceğiz. Potansiyellerini açığa çıkartarak, geleceğe daha güvenle bakmalarını sağlayacağız.
    * Gençlerin sorunlarını en iyi BEN çözerim demek yerine, gençlerin yönetime aktif katılımının önünü açarak kendileri ile ilgili kararları alabilecekleri mekanizmaları BİZ’ler inşa edeceğiz.
    * Nitelikten tamamen uzak bir şekilde “her kente bir üniversite” diyen anlayışın yarattığı yüz binlerce diplomalı işsize, umutsuz gençlere iş imkanları yaratarak nefes olacağız.
    * Her gence aylık 500 TL yükleyeceğimiz Genç Kart vereceğiz.
    * İnternet erişiminin bir hak olduğu anlayışıyla tüm toplum için sansürsüz, ücretsiz ve özgür internet erişimini sağlayacağız.
    “KADINLARIN YAŞAM TARZLARINA SALDIRIYA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”
    Erkek egemen zihniyetin değişmesi için toplumsal seferberlik başlatacağız. Kadınlar tüm toplumsal sorunların çözümünde fikir ve önerileri ile belirleyici olacak. Kadınların bedenine, yaşam tarzlarına ve değerlerine saldırılmasına asla izin vermeyeceğiz.
    * Kadınların eşit katılımına dayanan bir yönetim sistemi oluşturacağız.
    * Kadınların eşit temsiliyeti güvence altına alacak, eş başkanlık sistemini siyasi partilerin bütün kademelerinde yasal hale getireceğiz.
    * Ortak yaşam alanlarında ev içi emeğin de çocuk, yaşlı ve hasta bakımının da ortaklaştırılması için politikalar üreteceğiz. Ücretli ya da ücretsiz bakımın, kadınların işi olmaktan çıkması için hasta, yaşlı bakım evleri açacağız.
    * Kadın cinayetleri davalarında erkeklik indirimi halini almış “iyi hal” ve “tahrik” indirimlerine karşı faillerin caydırıcı ve adil cezalar almasını sağlayacağız.
    * Hem evde hem işte çalışan, çifte mesai yapan kadınlara erken emeklilik getireceğiz.
    “ÇOCUKLARIN HAKLARINI KORUYACAĞIZ”
    Türkiye nüfusunun üçte birini oluşturan çocukların haklarını koruyacağız. Çocuklar hepimizin geleceğidir. Her bir çocuğun mutlu, onurlu ve barış içinde yaşamasını sağlayacağız.
    * Çocukların tırnağına bir zarar gelse kendimizi sorumlu göreceğimiz bir yönetim anlayışıyla çalışacağız.
    * Çocuğun gelişimine uygun, anadilinde, bilimsel ve insan haklarına dayalı bir eğitim sistemini uygulamaya geçireceğiz.
    * Sokakta yaşamak zorunda olan çocuk kalmayacak.
    * Çocuğa yönelik cinsel şiddet konusu sadece faillerin cezalandırılması ile çözülebilecek bir sorun değildir. Çocukların istismarında önleyici politikalar geliştireceğiz. Cinsiyet eşitliğini güçlendirerek, cinsel istismarı da engelleyeceğiz.
    * Çocuk cezaevlerinin kapatılmasını sağlayacağız.
    * Çocuk işçiliği sorununun çözümü için eğitim ve emek alanlarında düzenlemeler yapacağız.
    “PARASIZ, ANADİLDE, LAİK EĞİTİM İLKELERİNDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
    Kamusal, parasız, bilimsel, anadilinde, ulaşılabilir laik ve özgürlükçü eğitim ilkelerinden asla taviz vermeyeceğiz.
    * Kayırmacılığa ve torpile son vererek çocuk ve gençler için eğitim ve liyakatin belirleyici olacağı bir geleceği hep birlikte inşa edeceğiz.
    * İdeolojik saiklerle okulları ayrıştıran 4+4+4 uygulamasına son vereceğiz.
    * Her ne ad altında olursa olsun velilerden asla para talep etmeyeceğiz.
    * Tekçi, cinsiyetçi, mezhepçi, ırkçı eğitim müfredatını lağvederek bilimsel, laik, demokratik, özgürlükçü, çoğulcu, anadilinde eğitimi esas alan yeni bir eğitim müfredatını hayata geçireceğiz.
    * Her yıl adı, içeriği, biçimi değiştirilen OKS, SBS, TEOG, LYS ve YGS gibi tüm merkezi sınavları kaldıracağız. Sınav odaklı sistem yerine öğretmen ve öğrencilerin ortaklaşa gelişimini sağlayacak bir sistem kuracağız.
    “CEMEVLERİNİ İBADETHANE OLARAK TANIYACAĞIZ” 
    Ezilen ve dışlanan tüm kimlik, inanç, kültürel grup ve cinsiyet kimliğinin üzerindeki baskıları kaldıracağız.
    * Herkesin inancı, kültürü ve dünya görüşü çerçevesinde sosyal hayatını özgürce yaşamasının önünü çoğulcu demokrasiye uygun bir şekilde açacağız.
    * Başta cemevleri olmak üzere, Alevilerin bütün ibadet mekânlarını “ibadethane” olarak tanıyacak ve kamu güvencesi altına alacağız.
    “ENGELLERİ BİRLİKTE AŞACAĞIZ”
    Engellilere yönelik sunulan kamu hizmetlerini, engel gruplarının farklılıklarını göz önünde bulundurarak sunacağız.
    * Engelli yurttaşlarımız için Engelleri Kaldırma Bakanlığı kuracağız.
    * Engelli ve yaşlı yurttaşlarımıza bakım aylığı bağlanması için gelir şartı aramayacağız ve evde bakım desteklerini artıracağız.
    * Tüm toplu taşıma araçlarını engellilerin kullanımına uygun hale getirecek ve engelliler için ücretsiz yapacağız.
    * Bütün engelli yurttaşları sosyal güvenceye kavuşturacağız. Özel ve kamu alanında engellilerin istihdam kotalarını dolduracağız.
    “İNANÇLARA, YAŞAM TARZLARINA EŞİT MESAFEDE DURACAĞIZ”
    Ezilen ve dışlanan tüm kimlik, inanç, kültürel grup ve cinsiyet kimliğinin üzerindeki baskıları kaldıracağız.
    * Herkesin inancı, kültürü ve dünya görüşü çerçevesinde sosyal hayatını özgürce yaşamasının önünü çoğulcu demokrasiye uygun bir şekilde açacağız.
    * Başta cemevleri olmak üzere, Alevilerin bütün ibadet mekânlarını “ibadethane” olarak tanıyacak ve kamu güvencesi altına alacağız.
    “KÜRT SORUNUNU BİZ’LER ÇÖZECEĞİZ”
    Kürt sorununun çözümü kadim halkların ortak yaşam iradesinden geçmektedir. Türkiye halklarının huzura, güvene, refaha kavuşmasının yegâne yolu Kürt sorununda kalıcı barışı sağlamaktır.
    * Kürt sorununun çözümü demokrasi ile ilgili sorunların çözümüdür. Kürtlerin sorunlarına barışçıl çözümü, dağların da cezaevlerinin de boşalmasını ve anaların gözyaşlarının dinmesini sağlayacağız.
    * Kürt sorununu şiddet alanının dışına çıkararak, şiddeti ve çatışmayı onurlu bir barışla sonlandıracağız.
    * Geçmişi ile yüzleşmeyen toplumlar bugünlerini anlayamaz ve geleceklerini kuramazlar. Barış içinde yaşamanın şartlarından biri geçmişle yüzleşme ve hakikat arayışıdır. Tarihte farklı halklara ve inançlara karşı yapılan soykırım ve katliamlar karşısında, bu halklardan devlet adına özür dilenmesi için gerekli çalışmaları yapacağız.
    * Ülkemizin farklı dillerini bir tehdit olarak değil bir zenginlik olarak göreceğiz. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan haberleşmeye kadar herkesin anadilinde hizmet almasını anayasal güvence altına alacağız.
    “HAKÇA DAĞITIM PROGRAMIMIZLA (HDP) REFAHI ARTIRACAĞIZ”
    Ekonomik krizin yükünün halkın üzerine yıkılmasını engelleyeceğiz. Emeği sömürülen işçiye, umutsuzluğa sürüklenen işsize, ürününün karşılığını alamadığı için toprağa küsmüş çiftçiye, siftah yapamadan dükkânını kapatan esnafa, ay sonunu getiremeyen emekliye gelir sağlayan adımlarla nefes aldıracağız. Adil bir vergi sistemi ve israfları bitirerek oluşturduğumuz kaynaklarla yoksulların gelirini artıracağız.
    İktidarın tırmandırdığı zengin ile yoksul uçurumunu ekmeğimizi adaletli bölüşerek kapatacağız. Birlikte ürettiğimiz zenginliği adaletli bir şekilde paylaşacağız. Dar gelirlileri borç batağından kurtaracağız.
    Sosyal Haklar Programımız ile yoksulluğa son vererek halkı yardıma bağımlılıktan kurtaracağız. BİZ’ler lütfeden değil, ülkenin kaynağını halka iade eden bir anlayışla Cumhurbaşkanlığı makamına geleceğiz.
    Yetki ve olanaklarımızı iş cinayetlerine son vermek için kullanacağız. İşsizlik ve kayıt dışı çalışmayı önlemek için çalışma saatlerini uluslararası standartlara indireceğiz. Tüm güvencesiz çalışma biçimlerini kaldıracağız.
    HAKÇA DAĞITIM PROGRAMI KAPSAMINDA;
    * Yoksullara; su, elektrik ve doğalgazı ihtiyaç sınırına kadar ücretsiz hale getireceğiz.
    * Asgari ücreti ve en düşük emekli gelirini 3 bin TL yapacağız.
    * Tüm işsizlere şartsız, süresiz olarak en az bin TL maaş bağlayacağız.
    * Kamu emekçilerine bin TL zam yapacağız.
    * 50 bin TL’ye kadar banka borçlarının faizlerini silerek yeniden yapılandıracağız.
    * Tarım ve hayvancılıkta destekleri 2 katına çıkaracağız.
    * Yolları, köprüleri ücretsiz yapacağız.
    “DIŞ İLİŞKİLERDE BARIŞÇIL BİR DIŞ POLİTİKAYI UYGULAMAYA GEÇİRECEĞİZ”
    Bölgemizdeki sorunların çözümünde küresel ve bölgesel güçlerin savaştan, işgalden ve şiddetten yana politikalarına karşı duracağız.
    * Başta Ortadoğu olmak üzere, tüm dünya halklarının kendi siyasi geleceklerini özgürce belirlemeleri ve halkların kendi kendilerini yönetecekleri demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü bir yönetim anlayışını geliştirmeleri ve uygulamaları için mücadelemize devam edeceğiz.
    * Avrupa Birliği’nin insan haklarına riayet, yerel demokrasi, güçler ayrılığı, hukukun üstünlüğü gibi ön plana çıkardığı ilkeleri savunmaya devam edeceğiz. AB’yle müzakere ve tam üyelik çalışmalarını ilkelerimiz çerçevesinde yeniden değerlendireceğiz.
    “TEK SESLİ BASINDAN ÖZGÜR BASINA GEÇİŞİ SAĞLAYACAĞIZ”
    Halkın haber alma hakkının önündeki tüm engelleri kaldıracağız. Düşünce, ifade, basın, gösteri ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılmasını sağlayacağız.
    * Gazeteler, televizyonlar ve radyoların iktidar tarafından kapatılmasını engelleyerek, çok sesli medyanın önünü açacağız.
    * Gazetecileri ve sosyal medya kullanıcılarını özgürleştireceğiz.
    * Medya kurumlarının bağımsız olmasını sağlayacağız. Twitter, Facebook ve Wikipedia gibi internet platformlarının önündeki engellemeleri kaldıracağız.
    “‘DOĞA HAKLARI İNSANLARIN ÇIKARLARINDAN ÜSTÜNDÜR’ ANLAYIŞINI YERLEŞTİRECEĞİZ!”
    Ekolojik yıkıma neden olan, doğayı ve toplumu tehdit eden her türlü yapı ve inşaya son vereceğiz. Ormanları, kıyıları, meraları, tarım arazilerini, SİT alanlarını, doğal, kültürel ve tarihsel zenginliklerimizi kararlılıkla koruyacağız.
    * Sermayenin çıkarı için yapılan baraj, HES, termik, nükleer vb. projelere, ekolojik yıkıma yol açan maden işletmeciliğine, endüstriyel atık ve kirlilik sonucunda yaşam alanlarının tahribine yol açan uygulamalara son vereceğiz.
    * Yerel halkın kendi yaşam alanlarındaki her türlü proje hakkında karar vermesini, ÇED vb. süreçlerin demokratikleşmesini sağlayacağız.
    * Kentleri yağmalayan, halkın barınma hakkını yok eden projeleri; tarihi, kültürel varlıkları ve ortak yaşam alanlarını gasp edenleri durduracağız.
    * Kanal İstanbul gibi doğayı ve kaynakları katleden israf projelerinin tümünü başlatılmış olsa dahi durduracağız.
    * Hayvanlara yönelik işkence, kötü muamele, cinsel saldırı, öldürme gibi suçlarda cezaları caydırıcı olacak şekilde arttıracağız. Hayvanların ticari amaçlı deneylerde kullanılmasını önleyeceğiz. Hayvanların sirk ve sokak tanıtımı vb. her türlü gösteri amaçlı etkinliklerde kullanılmasına son vereceğiz.
    Başkanlığı bitirmek için Cumhurbaşkanı olacağım. Süreç tamamlandığında benim yetkilerim de sınırlandırılmış olacak, Cumhurbaşkanlığı bir temsil ve toplumsal uzlaşı makamına dönüşecektir. BEN YAPARIM DEMİYORUM, BİZ’ler YAPARIZ DİYORUM.
    BİZ’ler halklarız. Kimliklerimizle, inançlarımızla, dillerimizle, kültürlerimizle, BİZ’ler bu ülkeyiz. Bu ülkenin geleceğine inananlar; kaynakların, umutların, çabaların ve farklılıkların tek adamlığın hırslarına heba edilmesine karşı duranlarız.”
  • PSAKD’den Arif Arslan: Nefes almamızdan rahatsız oluyorlar; birlik olalım-VİDEO

    PSAKD’den Arif Arslan: Nefes almamızdan rahatsız oluyorlar; birlik olalım-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Mamak Şubesi’nin eski yönetim kurulu üyesi Arif Arslan, 24 Haziran baskın erken seçimle ilgili düşüncesini PİRHA’ya anlattı. Arslan, “Biz Aleviler bir araya gelip hiç de bir, iri, diri olamıyoruz” dedi.    

    24 Haziran seçimleriyle ilgili PİRHA’ya konuşan PSAKD Mamak Şube eski yönetim kurulu üyesi Arif Arslan, tüm ezilen insanlar olarak, emekçiler olarak kendi içimizde birlik ve bütünlüğü sağlayarak karşımızdaki bu güçlere karşı bir nitelik sağlamak mecburiyetindeyiz” ifadelerini kullandı.

    EZİLENLERE BİRLİK ÇAĞRISI     

    Arslan, “Karşımızda emperyal bir güç var. Tüm ezilen insanlar olarak emekçiler olarak kendi içimizde birlik ve bütünlüğü sağlayarak karşımızdaki bu güçlere karşı bir nitelik sağlamak mecburiyetindeyiz. Bu insanlar bizim gerçekten de rahat nefes almamızdan dahi rahatsız oluyorlar. Biz bu insanlara karşı direnme gücümüzü güçlendireceğimize biz bu örgütler içerisinde adeta kendi kendimizle uğraşıyoruz” diyerek birlik çağrısında bulundu.

    “MÜCADELE EDECEĞİMİZ EMPERYALİST BİR GÜÇ VAR” 

    Arslan, “Bir takım anti-demokratik uygulamalar oluyor. Bu uygulamalara ben şiddetle karşı çıkıyorum. Bazı insanlarımız iri olalım, diri olalım, bir olalım diyorlar. Ama olunmuyor. Benim izlenimlerim hiç de bir, hiçte iri, hiçte diri, olamıyoruz. Bu örgütler içerisinde sürekli birbirini ötelemeleri ve itelemeleri görüyorum. Bizim mücadele edeceğimiz emperyalist bir güç var. Biz bunlarla mücadele edelim. Bir olmayı, iri olmayı, diri olmayı önce kendi aramızda sağlayalım diyorum” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Sosyalist Emekçiler Partisi Genel Başkanı: Sesimizi her yerde yükseltmeliyiz- VİDEO

    Sosyalist Emekçiler Partisi Genel Başkanı: Sesimizi her yerde yükseltmeliyiz- VİDEO

    PİRHA- SEP Genel Başkanı Güneş Gümüş erken ve baskın 24 Haziran seçimine ilişkin PİRHA’ya konuştu. Gümüş, “Birleşmek ve örgütlü bir mücadeleyi büyütmeye istekli ve inançlı olmak zorundayız. Her yerde sesimizi yükseltmek, mücadelenin parçası olmak gerekiyor” dedi. 

    Sosyalist Emekçiler Partisi (SEP) Genel Başkanı Güneş Gümüş, 24 Haziran erken seçimine ilişkin PİRHA’ya konuştu. OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile ihraç edilen bir akademisyen olan Gümüş, bu erken seçim kararı ile aslında tek adam rejimini kalıcılaştırmak istediklerini söyledi.

    Bunu da bir ekonomik kriz ortaya çıkmadan, muhalefet kendini toparlayamadan gerçekleştirmeyi planladıkları erken seçim tarihi belirlediklerini ifade eden Gümüş, “Bir kere buna karşı mücadeleyi yükseltmek lazım. Seçimde toplum oldukça politikleşti. Sorun geniş bir kitleye ulaştığı için burada politikayı yükseltmek gerekiyor. Emekçi temelli bir söylem yükseltmek gerekiyor. Biz sosyalistlerin bir ortak adayla seçime katılması gerektiğini düşünüyorduk. Bu konuda çalışmalardan çok istenilen sonuç alınamadı. Ve dolaysıyla tabii koşullar değişmez ise Selahattin Demirtaş en azından emekçi vurgusu ile bir söylem geliştirecek isim olarak öne çıkıyor bizim açımızdan” ifadelerini kullandı.

    Gümüş, yine de sosyalistlerin kendi kimliği ile ayrı bir siyasi hattı ortaya çıkarması gerektiğini düşündüklerini söyledi.

    “ÇOK ADALETSİZ BİR SEÇİME GİDİYORUZ”

    Gümüş sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’nin gerçekliği olarak emekçilere hitap eden, ezilenlerin, Kürtlerin yanında tavır alma konusunda emekçileri kazanan söyleme ihtiyaç var ülkede. Çok adaletsiz, neredeyse sopa altında bir seçime gidiyoruz. OHAL koşullarında seçim yapılıyor. Her türlü manevrayla seçime katılmalar engelleniyor. 5 günde 100 bin imza toplanması isteniyor her türlü engelleme var.

    Dolayısıyla sonuçların değişmemesi üzerine bir baskı da var. Tabii ki bunun içinde mücadele yürütmek gerekiyor. Sonuçlara müdahale etmek, sosyalist söylemlerle kazanmak için mücadele etmek gerekiyor ama şunu unutmamalı:

    • Bu tarz iktidarlar seçimlerle gitmeyeceği, dolayısıyla seçim bitiğinde de mücadele bitmeyecek. Umutsuzluğa kapılmamak gerekiyor. Bu mücadeleyi an be an örmek ve mücadele ettiğimiz sürece bizim üzerimizdeki baskıları artıramayacaklarını istedikleri gibi bir toplum mülkiyeti kuramayacaklarını bilmek gerekiyor.
    • Onun için birleşmek ve örgütlü bir mücadeleyi büyütmeye istekli ve inançlı olmak zorundayız. Her yerde sesimizi yükseltmek bize giydirilmeye çalışılan deli gömleğini kabul etmiyoruz diye alanlarda olmak, mücadelenin parçası olmak gerekiyor.
    • İşte gördük kadınlar tecavüzden çekiyorlar, metal işçileri mücadeleyi, grevleri yasaklansa bile haklarını vermek zorunda kalıyorlar. Yani mücadele edenlerin önünde hiçbir güç duramaz  ve bu mücadele olmadan da bir geleceğimizin olmayacağını da bilmek gerekiyor.
    • Biz buradayız, milyonlarız, geleceğimizi size terk etmeyeceğiz söylemi ile geleceğe hazırlanmak gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA