Etiket: 24 nisan

  • DAD Yöneticisi Fetiye Yıldırım: Kadınlar olarak 24 Nisan’da Samandağ’da olalım!-VİDEO

    DAD Yöneticisi Fetiye Yıldırım: Kadınlar olarak 24 Nisan’da Samandağ’da olalım!-VİDEO

    PİRHA-DAD Genel Merkez Yöneticisi Fetiye Yıldırım, 24 Nisan’da Hatay Samandağ’da yapılacak ‘Barış Duvarı’ eylemine katılım çağrısı yaparak, Suriye’deki katliamı durdurmak için eylemlerin devam etmesi gerektiğini belirtti.

    Suriye’nin batısındaki Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus kentlerinde HTŞ’ye bağlı gruplar, SMO ve IŞİD’in, 6 Mart tarihinden bu yana Alevileri hedef aldığı saldırılarda binlerce sivil katledildi, binlercesi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi. Bu saldırılardan en çok etkilenen kesim ise kadınlar ve çocuklar oldu. Soykırım saldırıları devam ederken son bir ayda çok sayıda kadın, çeteler tarafından kaçırıldı.

    Suriye’de katledilen, kaçırılan, cinsel istismara maruz kalan Alevi kadınlarla dayanışmak için oluşturulan Suriye İçin Kadın İnisiyatifi, 24 Nisan’da Hatay Samandağ’da ‘Barış Duvarı’ eylemi yapacak.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Yöneticisi Fetiye Yıldırım, Hatay Samandağ’da yapılacak eyleme katılım çağrısı yaptı.

    “BİZ BARIŞ İSTİYORUZ”

    Kadınların 24 Nisan’da Samandağ’da barış duvarı oluşturacaklarını ifade eden Fetiye Yıldırım, “Kadınların yapacağı eylem çok önemli bundan sonra da Suriye’deki katliamı durdurmak için eylemlerin devam etmesi gerekiyor. Savaşı kadınlar durduracaktır. Biz barış istiyoruz, çocuklarımızın ölmesini istemiyoruz. 24 Nisan’da kadınların yazmaları barışın sembolü olarak Suriye’ye aksın. Bütün kadınları 24 Nisan’da Samandağ’daki eyleme katılmalarını bekliyorum” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Hümeyra Tusun Yegin: 24 Nisan’da tüm kadınları Samandağ’a davet ediyoruz-VİDEO

    Hümeyra Tusun Yegin: 24 Nisan’da tüm kadınları Samandağ’a davet ediyoruz-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yegin, ‘Barış Duvarı’ eyleminin önemine dikkat çekerek tüm kadınları 24 Nisan’da Samandağ’a davet etti.

    DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yegin, Suriye’deki Alevi katliamına dair 24 Nisan’da Samandağ’da yapılacak ‘Barış Duvarı’ eylemine katılım çağrısında bulundu.

    “24 NİSAN’DAKİ ETKİNLİĞE KATILMAK ÇOK ÖNEMLİ”

    Kadın örgütlerinin 24 Nisan’da düzenlediği eylemin önemine dikkat çeken DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yegin, “Suriye’de geçmişte Ezidilere yönelik uygulamalar oldu. Cihatçı örgütlerin kadınları savaş ganimeti olarak görmesi mantığı var. Bu nedenle kadınlara ve çocuklara bir yönelme var ve bunu durduracak bir mekanizma da söz konusu değil, zaten Suriye’yi yönetenlerin zihniyeti de ortada. O yüzden kadın örgütlerinin yapacağı etkinliğe katılmak çok önemli” dedi

    Suriye’deki Alevi kadınların ve çocukların güvenliğinin bir an önce sağlanması gerektiğinin altını çizen Yegin, “Çünkü kadınlar ganimet değildir. Alevilere yönelik her türlü saldırıyı kınıyoruz. 24 Nisan’da tüm kadınları Samandağ’a davet ediyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Antakya Kadınlar Birlikte Güçlü’den 24 Nisan’daki buluşmaya çağrı-VİDEO

    Antakya Kadınlar Birlikte Güçlü’den 24 Nisan’daki buluşmaya çağrı-VİDEO

    PİRHA- 24 Nisan’da Alevi kadınlar öncülüğünde Samandağ’da gerçekleşecek buluşmaya dair çağrıda bulunan Antakya Kadınlar Birlikte Güçlü, “Tüm kadınları, demokratik toplum mücadelesi verenleri, sol-sosyalistleri, insan hakları savunucularını ve tüm halkları Samandağ’da sesimize ses olmaya, mücadelemizde yer almaya çağırıyoruz” dedi. 

    Suriye’deki Alevi katliamlarına karşı oluşturulan ‘Suriye İçin Kadın İnisiyatifi’ 24 Nisan’da Hatay Samandağ’da ‘Barış Duvarı’ eylemi gerçekleştirecek. Hatay’ın Samandağ ilçesinde bulunan Samandağ PTT Şubesi önünde bir araya gelerek, Hızır Türbesi’ne kadar yapılacak yürüyüş ardından insan zinciri oluşturacak.

    Antakya Kadınlar Birlikte Güçlü, 24 Nisan’a gerçekleşecek buluşma öncesinde yaptığı açıklamada HTŞ’nin Suriye’de Alevileri katlederek yurtlarından kovmaya çalıştığını ve topyekûn bir yok oluşu hedeflediğini belirterek, “Bir halk, bir inanç, bir kültür; bütün hafızasıyla birlikte silinmek isteniyor” dedi.

    Kadınlar adına açıklamayı okuyan Hülya Kavuk okudu.

    “KADINLARIN YAŞADIKLARI, ERKEK VE DEVLET ŞİDDETİNİN SOMUT HALİDİR”

    Suriye’deki Alevi katliamına karşı dünya kamuoyunun sessizliğini eleştiren Hülya Kavuk, “Biz bu suskunluğu biliyoruz. Maraş’ta, Sivas’ta, Dersim’de susanları da, seyredenleri de unutmadık! Halepçe’den Şengal’e, Roboski’den bugüne kadar bu coğrafyada yaşatılan kıyımın tanıklarıyız. Emperyalist ülkelerin, bir yüzyıl daha Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme planları; halkların katli, sürgünü ve kamplarda yaşatılması pahasına devam ediyor. Mezopotamya’yı ve Ortadoğu’yu kanla yeniden dizayn ediyorlar. Erkek egemen sistemin öznesi erkekler, savaşlarda kadınlara ve kız çocuklarına karşı her türlü cinsel saldırıyı hak ve meşru görüyor. Kadınlar, savaşta ve militarist ortamda tarafların işgal alanı olarak kabul ediliyor; toplu cinsel saldırılara maruz kalıyor. Bosna Hersekli kadınların, Ezidi kadınların, Arap Alevi kadınların, Kürt kadınların yaşadıkları; erkek egemen sistemin, militarizmle daha da güçlendirilmiş erkek ve devlet şiddetinin somut halidir” diye konuştu.

    “ALEVİLERİN YOK OLUŞU HEDEFLENİYOR”

    Suriye halklarının 2011’den bu yana büyük bir savaşın mağduru olduğunu hatırlatan Hülya Kavuk,  “8 Aralık 2024’te BAAS rejimi, yerini DAİŞ’in ardılı cihatçı-selefi HTŞ’ye bıraktı. Bu selefi cihatçılar; ABD, Batılı ülkeler ve Türkiye’nin desteğiyle, kanlı elleri yıkanarak ve kravat takılarak iktidar koltuklarına oturtuldular. Tüm bunlar olurken, selefi cihatçılar Suriye’de ‘katli vacip’ fetvalarıyla Alevi soykırımını sürdürdü. Kadınlar kaçırılıyor; akademisyen Raşha El Ali’nin cesedi elleri kesilmiş halde bir ağaca asılı bulundu. Suriye’de Alevilere yönelik insanlık dışı bir vahşet, tüm dünyanın gözleri önünde sürdü, hâlâ da sürüyor. Alevilik inancına düşman olan HTŞ, Suriye’de Alevileri katlederek ve yurtlarından kovmaya çalışarak, topyekûn bir yok oluşu hedefliyor. Bir halk, bir inanç, bir kültür; bütün hafızasıyla birlikte silinmek isteniyor” diye belirtti.

    “SESİMİZE SES OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Suriye’de yaşanan katliama dur demek için 150’ye kadın örgütünün 24 Nisan’da Samandağ’da olacağını belirten Hülya Kavuk, “Biz kadınlar başından beri bu saldırılara sessiz kalmadık, kalmayacağız! Katledilen canların, susturulan feryatların, kaçırılan kadınların sesi olmak için 24 Nisan’da Samandağ’dayız! Bu nedenle; tüm kadınları, demokratik toplum mücadelesi verenleri, sol-sosyalistleri, insan hakları savunucularını ve tüm halkları Samandağ’da sesimize ses olmaya, mücadelemizde yer almaya çağırıyoruz!” çağrısında bulundu.

    PİRHA/HATAY

  • ‘Tüm halkları 24 Nisan’da Samandağ’da sesimize ses olmaya çağırıyoruz!’-VİDEO

    ‘Tüm halkları 24 Nisan’da Samandağ’da sesimize ses olmaya çağırıyoruz!’-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de Demokratik Alevi Dernekleri Kadın Meclisi’nin çağrısıyla bir araya gelen kadınlar, Suriye’de yapılan katliamları protesto etmek amacıyla 24 Nisan’da Samandağ’da yapılacak eylem için çağrı yaptı.

    Suriye’deki Alevi katliamlarına karşı oluşturulan ‘Suriye İçin Kadın İnisiyatifi’ 24 Nisan’da Hatay Samandağ’da ‘Barış Duvarı’ eylemi gerçekleştirecek.

    Demokratik Alevi Dernekleri Kadın Meclisi’nin çağrısıyla Dersim’de bir araya gelen kadınlar açıklama yaparak, 24 Nisan’daki eylem için çağrı yaptı. Açıklamayı Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Yöneticisi Fetiye Yıldırım okudu.

    “KADINLAR KAÇIRILIYOR, ÖLDÜRÜLÜYOR VE DÜNYA SUSUYOR”

    Suriye’de Alevilerin katledildiğini ifade eden Fetiye Yıldırım, “Kadınlar kaçırılıyor, tecavüze uğruyor, öldürülüyor; akıbetleri bilinmiyor. Bu toprakların tüm kadim halkları, inançları yok edilmek isteniyor ve dünya susuyor. Biz bu suskunluğu biliyoruz. Maraş’ta, Sivas’ta, Dersim’de susanları da, seyredenleri de unutmadık! Halepçe’den Şengal’e, Roboski’den bugüne kadar bu coğrafyada yaşatılan kıyımın tanıklarıyız. Emperyalist ülkelerin, bir yüzyıl daha Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme planları; halkların katli, sürgünü ve kamplarda yaşatılması pahasına devam ediyor. Mezopotamya’yı ve Ortadoğu’yu kanla yeniden dizayn ediyorlar.

    Erkek egemen sistemin öznesi erkekler, savaşlarda kadınlara ve kız çocuklarına karşı her türlü cinsel saldırıyı hak ve meşru görüyor. Kadınlar, savaşta ve militarist ortamda tarafların işgal alanı olarak kabul ediliyor; toplu cinsel saldırılara maruz kalıyor. Bosna Hersekli kadınların, Ezidi kadınların, Arap Alevi kadınların, Kürt kadınların yaşadıkları; erkek egemen sistemin, militarizmle daha da güçlendirilmiş erkek ve devlet şiddetinin somut halidir” dedi.

    “KAÇIRILAN KADINLARIN SESİ OLMAK İÇİN 24 NİSAN’DA SAMANDAĞ’DAYIZ”

    Suriye’de Alevilere yönelik insanlık dışı vahşetin tüm dünyanın gözleri önünde sürdüğünü belirten Yıldırım, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Alevilik inancına düşman olan HTŞ; Suriye’de Alevileri katlederek ve yurtlarından kovmaya çalışarak, topyekûn bir yok oluşu hedefliyor. Bir halk, bir inanç, bir kültür; bütün hafızasıyla birlikte silinmek isteniyor. Biz Alevi kadınlar, kadın yoldaşlarımızla birlikte buna izin vermeyeceğimizi bir kez daha sağır kulaklara duyurmak için buradayız! Suriye’deki Aleviler ve Alevi kadınlarla dayanışma halindeyiz.

    Cihatçı çetelerin saldırıları altında olan Alevi kadınların yanındayız diyerek 140 kadın örgütü yan yana geldik. Biz kadınlar başından beri bu saldırılara sessiz kalmadık, kalmayacağız! Katledilen canların, susturulan feryatların, kaçırılan kadınların sesi olmak için 24 Nisan’da Samandağ’dayız! Bugün Suriye’de yakılan ateş, yarın hepimizin evine düşebilir, bunun farkındayız. Bu nedenle; tüm kadınları, demokratik toplum mücadelesi verenleri, sol-sosyalistleri, insan hakları savunucularını ve tüm halkları Samandağ’da sesimize ses olmaya, mücadelemizde yer almaya çağırıyoruz!”

    PİRHA/DERSİM

  • Alevi kadınlardan çağrı: Kadınların sesi olmak için 24 Nisan’da Samandağ’dayız-VİDEO

    Alevi kadınlardan çağrı: Kadınların sesi olmak için 24 Nisan’da Samandağ’dayız-VİDEO

    PİRHA-Alevi kadınlar, Suriye’de yapılan katliamları protesto etmek amacıyla 24 Nisan’da Samandağ’da yapılacak eyleme çağrı yaptı. Açıklamada” Kurmak istedikleri Suriye’de, yetmiş iki millete aynı nazardan bakan; kadın özgürlükçü, eşitlikçi bir inanç olan Aleviliği de, buna inanan kadınları da istemiyorlar “denildi.

    Alevi kadınlar, Suriye’de yapılan katliamlara dikkat çekmek amacıyla 24 Nisan’da Samandağ’da yapılacak eyleme ilişkin Alevi Bektaşi Federasyonu’nda, basın toplantısı düzenledi. Açıklamaya çok sayıda kadın örgütü, siyasi partilerin kadın kolları, dernek ve federasyonların kadın meclisleri de destek verdi.

    Basın metnini kadınlar adına Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Sekreteri ve Mamak Şube Başkanı Rukiye Kara okudu.

    “ALEVİLİĞİ DE, BUNA İNANAN KADINLARI DA İSTEMİYORLAR”

    “Suriye’de Aleviler katlediliyor. Kadınlar kaçırılıyor, tecavüze uğruyor, öldürülüyor; akıbetleri bilinmiyor” diyen Rukiye Kara, “Maraş’ta, Sivas’ta, Dersim’de susanları da, seyredenleri de unutmadık! Halepçe’den Şengal’e, Roboski’den bugüne kadar bu coğrafyada yaşatılan kıyımın tanıklarıyız. Emperyalist ülkelerin, bir yüzyıl daha Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme planları; halkların katli, sürgünü ve kamplarda yaşatılması pahasına devam ediyor. Mezopotamya’yı ve Ortadoğu’yu kanla yeniden dizayn ediyorlar. Erkek egemen sistemin öznesi erkekler, savaşlarda kadınlara ve kız çocuklarına karşı her türlü cinsel saldırıyı hak ve meşru görüyor. Kadınlar, savaşta ve militarist ortamda tarafların işgal alanı olarak kabul ediliyor; toplu cinsel saldırılara maruz kalıyor. Bosna Hersekli kadınların, Ezidi kadınların, Arap Alevi kadınların, Kürt kadınların yaşadıkları; erkek egemen sistemin, militarizmle daha da güçlendirilmiş erkek ve devlet şiddetinin somut halidir” dedi.

    Yeni Suriye’de Alevi inancı ve yola hizmet eden kadınların istenmediğini ifade eden Kara, “Suriye’de Alevi kadınlara yaşatılan; Alevi kimliğinin ve Alevilik inancının inkârı ile Alevilerin mal ve mülklerinin talan edilmesidir. Kurmak istedikleri Suriye’de, yetmiş iki millete aynı nazardan bakan; kadın özgürlükçü, eşitlikçi bir inanç olan Aleviliği de, buna inanan kadınları da istemiyorlar. Bunu, kadın düşmanı ideolojileri için bir tehlike olarak görüyorlar. Özgürlük yanlısı, seküler, bağımsız kadınları evlere kapatıp, erkeklerin kölesi yapacak bir gelecek kurmak istiyorlar” diye konuştu.

    KADINLAR 24 NİSAN’DA SAMANDAĞ’DA EYLEM YAPACAK

    Suriye’de yaşanan katliama dur demek için 24 Nisan’da Samandağ’da olacaklarını belirten Rukiye Kara, şunları kaydetti:

    “Alevilik inancına düşman olan HTŞ; Suriye’de Alevileri katlederek ve yurtlarından kovmaya çalışarak, topyekûn bir yok oluşu hedefliyor. Bir halk, bir inanç, bir kültür; bütün hafızasıyla birlikte silinmek isteniyor.

    Ve biz Alevi kadınlar, kadın yoldaşlarımızla birlikte buna izin vermeyeceğimizi bir kez daha sağır kulaklara duyurmak için buradayız! Suriye’deki Aleviler ve Alevi kadınlarla dayanışma halindeyiz. Cihatçı çetelerin saldırıları altında olan Alevi kadınların yanındayız diyerek 140 kadın örgütü yan yana geldik. Biz kadınlar başından beri bu saldırılara sessiz kalmadık, kalmayacağız! Katledilen canların, susturulan feryatların, kaçırılan kadınların sesi olmak için 24 Nisan’da Samandağ’dayız! Hayatı çalınan tüm kadınlar için çok üzgünüz ama öfkemiz üzüntümüzden büyük.

    Tüm kadınları, demokratik toplum mücadelesi verenleri, sol-sosyalistleri, insan hakları savunucularını ve tüm halkları Samandağ’da sesimize ses olmaya, mücadelemizde yer almaya çağırıyoruz!”

    “SURİYE’DEKİ ÇIĞLIĞA SES VERMEK İÇİN BU YOLA ÇIKTIK”

    78’liler Derneği Ankara Şube Başkanı Emel Uzman, kadınların birlikte mücadele etmesinin önemine vurgu yaparak, “Suriye’deki çığlığa ses vermek için bu yola çıktık. Bu daha başlangıç 24 Nisan’da Samandağ’da olacağız” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi kadınlar için Suriye sınırında ‘Barış Duvarı’ eyleminde buluşuyorlar-VİDEO

    Alevi kadınlar için Suriye sınırında ‘Barış Duvarı’ eyleminde buluşuyorlar-VİDEO

    PİRHA- Suriye’deki Alevi katliamlarına karşı oluşturulan ‘Suriye İçin Kadın İnisiyatifi’ örgütleyicilerinden Mor Dayanışma Merkez Koordinasyon Üyesi Didar Gül, “Sınır hattında bir araya gelen kadınlar, sınırın öteki ucundaki kızkardeşleri için bir ses, nefes olmaya çalışacaklar” diyerek 24 Nisan’da Hatay Samandağ’da gerçekleşecek ‘İnsan Zinciri’ eylemine çağırdı.

    Suriye’nin batısındaki Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus kentlerinde HTŞ’ye bağlı gruplar, SMO ve IŞİD’in, 6 Mart tarihinden bu yana Alevileri hedef aldığı saldırılarda binlerce sivil katledildi, binlercesi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi. Bu saldırılardan en çok etkilenen kesim ise kadınlar ve çocuklar oldu. Soykırım saldırıları devam ederken son bir ayda çok sayıda kadın, çeteler tarafından kaçırıldı.

    Suriye’de Alevilere dönük gerçekleştirilen katliamlara dair değerlendirmelerde bulunan Mor Dayanışma Merkez Koordinasyon Üyesi Didar Gül, kadın örgütleri öncülüğünde ‘Suriye İçin Kadın İnisiyatifi’ oluşturulduğunu belirtti. Didar Gül hem katliama dur demek, hem de kadınların Suriye’deki Alevi kadınlara dair bir köprü kurması bakımından 24 Nisan’daki eylemin önemli bir yerde olduğuna işaret etti.

    “ALEVİ KADINLAR SOYKIRIM KISKACI ALTINDA”

    Ezidi kadınlara soykırım yaşatan IŞİD’in bugün HTŞ ismi alarak Alevi kadınlara aynı soykırımı yaşattığını söyleyen Didar Gül, “Daha önce bunun adı HTŞ değil de IŞİD’ idi ve yeni adı HTŞ oldu. Aralık 2024’te yönetimi ele geçirmesinden hemen sonra harekete geçerek saldırılarını devam ettirdi. Yakın süreçte de bu saldırılarına kadınlara da yönelik özel bir saldırıyı da ekledi. Yanı başımızda Alevi kadınları katlediliyor, savaş ganimeti olarak kaçırılıyor, tecavüze uğruyor. Herhangi bir eşya gibi kadınlara el konulduğu bir durum var. Bir zihniyet var ve bu zihniyet kendini Ortadoğu’da gösteriyor. IŞİD’in Ezidi kadınlara yaşattıklarını, bugün aynı zihniyet oradaki Alevi, Ermeni, Kürt kadınlara benzer bir soykırım, katliam tecavüz kıskacı altında yaşatmaya çalışıyor. Bugün orada bir çığlık var ve bu çığlığın karşılık bulması için bizde bu çığlığa karşı ses olmaya çalışıyoruz” dedi.

    24 NİSAN’DA SAMANDAĞ’DA ‘BARIŞ DUVARI’ EYLEMİ

    Birçok kadın yapısının içerisinde bulunduğu inisiyatifin Hatay’da 24 Nisan’da ‘Barış Duvarı’ eylemi gerçekleştireceklerini kaydeden Didar Gül, “Aslında kadın hareketinin en önemli özelliklerinden birinin enternasyonel ve tüm dünya genelinde beraber mücadele ediyor olması. Dünyanın bir ucundan yükselen kadın sesinin, öteki ucunda yankı bulması anlamına geliyor bu. Bugün yanı başımızda HTŞ tarafından katledilen kadınların sesini yaşadığımız topraklarda duyurmaya çalışıyoruz. Bu katliamı teşhir etmeye, faillerinden hesap sormaya çalışıyoruz. 24 Nisan’da Samandağ’da kadınlar öncülüğünde gerçekleştirilecek ‘Barış Duvarı’ eylemi hem önemli hem de kritik bir yerde duruyor” diye belirtti.

    “SINIRIN DİĞER UCUNDAKİ KIZKARDEŞLERİ İÇİN SES OLACAKLAR”

    Didar Gül, kadınların sesinin ve sözünün tüm dünyada birleşik bir mücadele hali aldığını ifade ederek, “Bir biçimiyle hem oradaki katliama dur demek için, hem de buradaki kadınların oraya dair bir köprü kurması bakımından önemli bir yerde duruyor. Sınır hattında bir araya gelen kadınlar, sınırın öteki ucundaki kızkardeşleri için bir ses, nefes olmaya çalışacaklar. Bunun politika anlamı da çok özel ve önemli bir yerde duruyor. Kadın hareketini, kadınların sözünün, sesinin tüm dünyada birleşik bir sesi, sözü olduğunun önemli bir göstergesi. Biz hem Samandağ’daki eyleme hem de bu eylemin örgütlenmesine dair tüm kadınlara çağrı yapıyoruz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • İstanbul’da İkitelli-Atakent Güç Birliği 1 Mayıs’a katılım çağrısı yaptı-VİDEO

    İstanbul’da İkitelli-Atakent Güç Birliği 1 Mayıs’a katılım çağrısı yaptı-VİDEO

    PİRHA-İkitelli-Atakent Güç Birliği, 1 Mayıs öncesi yaptığı basın açıklamasında, Küçükçekmece ve İstanbul halkını ekonomik krizin yüküne, yoksulluğa, sefalet zamlarına, grev ve örgütlenme hakkı üzerindeki baskılara, iş cinayetlerine, şirketlere peşkeş çekilen ihalelere, kadın cinayetlerine, nefret söylemlerine, savaşa ve emperyalist savaş örgütü NATO’ya karşı 1 Mayıs’ı güçlendirmeye çağırdı. 

    İkitelli-Atakent Güç Birliği çağrısıyla 1 Mayıs öncesi İstanbul İkitelli Atatürk Mahallesi’nde basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya Emek Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Halkevleri, Devrimci Parti, Türkiye İşçi Partisi ile Atakent Gönüllüleri de katıldı. ‘Zamlara, yoksulluğa ve savaşa karşı; birlik, dayanışma ve mücadele’ başlığıyla yapılan açıklamada ayrıca 24 Nisan Ermeni soykırımına da değinildi. Açıklama sırasında Türkçe, Kürtçe, Arapça ve Ermenice “Yaşasın 1 Mayıs” yazılı pankart açıldı.

    “EMEKÇİLER GEÇİNEMİYOR”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bugün Türkiye tarihte eşi az görülmüş bir ekonomik kriz dönemini yaşıyor. En temel tüketim maddelerinden faturalara kadar her şey, her gün zamlanarak emekçilerin hayatını devam ettirmesini imkansız kılıyor. Bundan 4 ay önce tarihin en büyük zammı olarak duyurulan ve 4250 lira olarak belirlenen asgari ücret, açıklandıktan 2 ay sonra enflasyon baskısı ve döviz kurundaki yükselişin altında eridi. 4250 lira olarak açıklanan asgari ücret bugün Türk-İş’in açıkladığı açlık sınırı olan 4927 liranın altında kaldı. Emekçiler için bu ekonomik koşullarda asgari ücret almak demek aç kalmakla eşdeğer hale geldi.

    Devletin resmi kurumlarının açıkladığı enflasyon rakamları %60’ı aşmış durumda, bağımsız kurumlarca hazırlanan raporlar ise enflasyonun %120’leri aştığını gösteriyor. Marketlerde her gün etiketler değişiyor, emekçilerin hayatını devam ettirebilmesi için gerekli olan her şeye zam üzerine zam geliyor. Domatesin kilosu 25 liraya, bir sap maydanoz 10 liraya dayanmış durumda. Evlere gelen faturalar geçen senelere oranla en az %50 zamlı şekilde geliyor; doğalgaza, elektriğe, suya son 1 ayda en az %20 zam gelmiş durumda. Bugün emeğin başkenti olan İstanbul’da, İBB verilerine göre halkın en az %60’ı ekonomik olarak geçinemediğini, %87’si kredi kartı borçlarını ödeyemediğini belirtiyor. Emekçiler için hayat şartları her geçen gün daha da yaşanılmaz ve dayanılmaz bir hal alıyor, emekçiler geçinemiyor.

    “EMEKÇİYE SAFELET; PATRONLARA KÂR DÜZENİ”

    Ekonomik krizin koşulları her geçen gün derinleşirken; bu kriz koşullarını yaratan ve sorumlusu olan iktidar ise emekçilerin sorunlarına çözüm aramak yerine halkı sefalete iten politikalarında ısrar etmeye devam ediyor. Dünyada da krizler üreten kapitalist düzenin Türkiye’deki politik temsilcisi ve bekçisi olan iktidar, sınıfsal olarak aldığı tavırla birlikte sırtını emekçilerden değil; tamamen sermaye güçlerinden ve emperyalistlerden yana dönmüştür. Dünyada emekçileri sefalete mahkum eden kapitalizmin Türkiye’de iktidarın politikaları ile geldiği durum da benzer bir haldedir. Milyonlarca işçi ve emekçi kapitalist düzenin doğasındaki sömürü ve bağımlılık ilişkilerinden dolayı geçinememekte, sermaye grupları ise bu düzenden kar sağlamaya devam etmektedir.
    Türkiye’yi iktidarı boyunca birçok özelleştirme ile yabancı sermaye güçleri için ucuz emek cennetine çeviren ve bununla övünen iktidarın yarattığı ekonomik bağımlılık, doların ve Euro’nun sürekli yükseldiği koşullarda sadece iktidara ve patronlara hizmet ediyor.

    Emekçilerin vergileri ile yabancı yatırımları “kur korumalı mevduat” ile garanti altına alınıyor, yabancı ve yerli şirketlerin karı, emekçilerin cebinden karşılanıyor. Vatandaşın faturalarında indirime gitmeyen, asgari ücrete ek zam yapmayı erteleyen, enflasyonla mücadele edeceğiz diyerek tarihin en büyük enflasyon rakamlarına ulaşan iktidar; kriz döneminde vatandaşın vergileri ile garantili ihaleler, teşvikler vererek sermaye gruplarının krizden kazançlı çıkmasını garanti altına alıyor. Emekçiler %120’lik enflasyonun altında evine ekmek götüremiyorken, geçim sıkıntıları yüzünden intihar sayıları artarken; metal şirketleri, enerji şirketleri, bankalar %100’leri aşan karlar açıklıyor. Bu iktidarın kimin iktidarı olduğunu, kimi koruyup kolladığının resmidir.

    “İÇERDE VE DIŞARDA SAVAŞ POLİTİKALARINA SON”

    Türkiye’yi içerdeki kriz koşulları ile birlikte şiddetin ve savaşın içerisine sokan iktidar, farklı coğrafyalardaki ve ülke içerisindeki güvenlik harcamalarına milyarlarca liralık bütçeler hazırlıyor. Ülke içinde Kürt halkını hedef tahtasına koymaya devam eden iktidar, yarattığı ayrıştırıcı ve hedef gösterici politik atmosferle birlikte halkların taleplerine ve siyasi temsilcilerine karşı şiddeti meşru hale getiriyor. 107 sene önce bugün Ermeni halkına karşı ülkenin egemen güçleri tarafından başlatılan sistematik tehcir ve soykırım politikalarının günümüzde de bu toprakların azınlıklarına ve halklarına karşı sürüyor olduğunu görüyoruz ve bu durumu kabul etmiyoruz.

    Emekçilerin eğitime, sağlığa, ulaşıma ücretsiz erişilebilmesi için harcanması gereken bütçenin neredeyse tamamı savunma ihtiyaçları için, emperyalist ülkelerin yayılmacı politikalarının ürünü olan NATO için harcanıyor, bu durum üzerinden iktidar kendi kirli planlarını sürdürmeye devam ediyor. Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte “savaş olsun ki daha fazla SİHA satalım” diyenler; emekçilerin gündelik hayatta yaşadıkları sorunlara “vatan meselesi” diyerek kılıf uydurmaya devam ediyorlar. İçeride ve dışarda hakları, emekçileri birbirine düşman eden bu savaş politikalarına son verilmelidir.

    “BU DÜZENE KARŞI MÜCADELE GÜÇLENİYOR”

    İktidarın hem ülke içindeki hem de dışardaki politikaları emekçilerin yaşamını olumsuz etkilemeye ve krizi beslemeye devam etmektedir. Buna karşın iktidarın baskı ve sefalet düzenini kabul etmeyen işçiler, emekçiler, kadınlar, çevre savunucuları ise bu düzene karşı çıkmakta, bu sefalet düzenine razı gelmemektedir. 1 Mayıs’a giderken, Türkiye’de bu sefalet ve baskı düzenine karşı çıkanların mücadeleleri ve işaret ettikleri örgütlü mücadele zemini, bu seneki 1 Mayıs sürecinin emekçiler açısından önemini ortaya koymaktadır.

    Geçtiğimiz aylarda başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında aldıkları ücretlerle geçinemedikleri için iş bırakan, greve çıkan yüzlerce emekçi; yaratılan bu dengesiz tabloya isyan etti. Kamu emekçileri kendilerine dayatılan iktidarın kendi lehine çıkardığı meslek yasalarına, hak ihlallerine karşın bulundukları alanlardan ses yükselttiler. Haklarını alabilmek için direnen, greve çıkan, eylem yapan binlerce emekçiyi abluka altına alan, anayasal haklarını kullanmalarının önüne “vatan meselesi” diyerek geçen iktidar; emekçilerin alın terinden, vergisinden beslenen şirketlerin yolsuzlukları, soygunları için hiçbir adım atmıyor. İktidar greve çıkan, hakları için direnen işçilerin tarafında değil; patronların tarafında yer alıyor fakat işçiler, emekçiler bu durumu tersine çevirdiler. Üretimden gelen güçlerini kullanarak, örgütlü mücadeleleri ile haklarını nasıl alabileceklerini, Türkiye’de nasıl iktidar ve patronların değil; emekçilerin sözlerinin hakikat olduğunu gösterdiler. 1 Mayıs’ın yolu işçi sınıfının direnişlerinin ve mücadele birikimlerinin yoludur.

    Kadınlar her gün sokaklarda, evlerde, iş yerlerinde erkek şiddeti ile karşı karşıya kalıyorlar, hükümet kadınları koruyacak bir yasa çıkarmak yerine onların haklarını koruyan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarak kadına ve LGBTİ’lere karşı şiddeti meşrulaştırıyor. İş yerlerinde “eşit işe eşit ücret” almak istiyoruz diyen, hayatın arka planına itilmek istemeyen emekçi kadınlar karşısından hükümet şiddete başvurmaktan çekinmiyor. Buna karşın kadınlar İstanbul’un meydanlarında seslerini duyurmaya, bu düzene karşı örgütlenerek erkek egemen bakış açısını ve onunla özdeşleşen sömürü çarklarını yıkacaklarını gösterdiler. 1 Mayıs’ın yolu emekçi kadınların direnişlerinin ve mücadele birikimlerinin yoludur.
    İstanbul gibi dünyanın en güzel doğal güzelliklerinin bulunduğu bir kenti, Kanal İstanbul gibi bir rant projesi ile beton sermayesinin hizmetine açanlara, İstanbul’un Kuzey Ormanları’nı 5’li çetenin karı için halkın cebinden geçiş garantili yolları ihaleye çıkarıp milyonlarca ağacı kesenlere karşı; çevre savunucuları doğayı ve canlıları savunmak için alanlardaydılar. 1 Mayıs’ın yolu çevre direnişlerinin ve mücadele birikimlerinin yoludur.

    “HEP BİRLİKTE DEĞİŞTİRMEK VE KAZANMAK İÇİN 1 MAYIS’A”

    1 Mayıs Dünya, Türkiye ve İstanbul’da işçi sınıfının yüzlerce yıllık mücadelelerin ve direnişlerin bir birikimi olarak başka mücadele alanları ile birleşerek gelişiyor. Başta işçi sınıfının, emekçilerin talepleri olmak üzerine tüm halk kesimlerinin talepleri ile şekillenecek, iktidarın baskılarına karşın emekçilerin, halkın örgütlü mücadelesi ile sesini yükselteceği bir 1 Mayıs bizleri bekliyor. Kaderi bir olan tüm işçileri, emekçileri, kadınları, halk kesimlerini 2022 1 Mayıs’ında alanlarda buluşturmak, birlikte direnişin ve değişimin sesini yükseltmek yaşamak kadar önemli hale gelmiştir. Bizlere yaşanabilecek, geçinilebilecek bir düzen sunmayan kapitalizme ve onun Türkiye’deki politik temsilcisi iktidara karşı; tüm Küçükçekmece ve İstanbul halkını ekonomik krizin yüküne, yoksulluğa, sefalet zamlarına, grev ve örgütlenme hakkı üzerindeki baskılara, iş cinayetlerine, şirketlere peşkeş çekilen ihalelere, kadın cinayetlerine, nefret söylemlerine, savaşa ve emperyalist savaş örgütü NATO’ya karşı; birlik, dayanışma ve mücadele ile birlikte kendi talepleri için bulunduğu her alanda örgütlü bir şekilde 1 Mayıs’ı güçlendirmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Zorunlu askerliğini yaparken öldürülen Sevag Şahin Balıkçı mezarı başında anıldı-VİDEO

    Zorunlu askerliğini yaparken öldürülen Sevag Şahin Balıkçı mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Zorunlu askerliğini yaptığı Batman’da Ermeni soykırımının 96. yıl dönümünde öldürülen Sevag Şahin Balıkçı Şişli Ermeni Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı. Sevag’ın babası Garbis Balıkçı’da bu sabah hayatını kaybetti. Anmada konuşan HDP Milletvekili Garo Paylan, “Ermeni soykırımı büyük bir suçtu ama belki ondan daha büyük bir suç ise 107 yıllık inkârdır. Bizler susarsak soykırımcı zihniyet suç işlemeye devam eder” dedi.

    Ermeni soykırımının 96. yıl dönümünde zorunlu askerlik görevini yaptığı Batman’da 24 Nisan 2011 günü başka bir asker tarafından öldürülen Sevag Şahin Balıkçı, ölümünün 11. yılında İstanbul Şişli Ermeni Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı. Sevag’ın babası Garbis Balıkçı ise oğlunun ölüm yıl dönümünde bu sabah ikamet ettiği İstanbul Kınalıada’daki evinde hayatını kaybetti. Mezar başındaki anmaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Rakel Dink, Arat Dink de katılırken, Paylan dini ayinin ardından bir konuşma da yaptı.

    “SOYKIRIMDAN DAHA BÜYÜK BİR SUÇ İSE 107 YILLIK İNKÂRDIR”

    “Bugün Ermeni halkının yas günü” diyerek konuşmasına başlayan Paylan, soykırım ile 107 yıldır yüzleşilmediğini söyledi. Paylan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bundan tam 107 yıl önce bugün dönemin cuntasının emriyle 250’den fazla Ermeni aydın, siyasetçi, yazar evlerinden gözaltına alınarak, Ankara ve Çankırı Ayaş’a sürüldüler ve katledildiler. Bu Ermeni halkının büyük felaketinin, soykırımının başlangıç günüydü. O günden sonra çıkarılan sürgün yasasıyla Ermeni halkı köylerinden, kasabalarından, illerinden sürüldüler. Büyük çoğunluğu daha şehrin dışına varamadan katledildi. Bu bir soykırımdı. Maalesef 107 yıldır bu büyük suçla yüzleşilmedi.

    Ermeni soykırımı büyük bir suçtu ama belki ondan daha büyük bir suç ise 107 yıllık inkârdır. Cezasız kalan suçlar tekrarlar. Canımız Hrant Dink’i aldılar aramızdan. Bundan 11 yıl öncede canımız kardeşimiz Sevag Balıkçı’yı askerlik görevini yaparken, ırkçı bir cinayetle aramızdan aldılar. Onu öldüren tetikçi miydi? Hayır değil. Bir zihniyetti. Rakel Dink’in de dediği gibi bebeklerden katil yaratan zihniyetti o tetiği çektiren.”

    “SUSARSAK SOYKIRIMCI ZİHNİYET SUÇ İŞLEMEYE DEVAM EDER”

    Paylan, 24 Nisan Platformu’nun bu akşam Beşiktaş’ta yapmayı planladığı açıklamanın İstanbul Valiliği tarafından yasaklanmasına da değinirken; “Maalesef ülkemiz yeni bir karanlık iklime girmiştir. Pek çok suçu, günahı konuşabilen bir Türkiye’den yeniden konuşamayan, susan bir Türkiye’ye doğru gidiyoruz. Geçmişlerimizi anamayan bir Türkiye’ye doğru gidiyoruz. Bu akşamki anmamızda valilik kararıyla yasaklandı. Yeniden susmamızı istiyorlar. Ama emin olun bizler susarsak soykırımcı zihniyet suç işlemeye devam eder. Susmak hiçbirimizi iyi bir yere götürmez. Tam tersine konuşmak, yüzleşmek, adaletle buluşmaya ihtiyacımız var.

    Susmayalım, konuşalım, yüzleşelim, helalleşelim, barışalım. Aksi takdirde kötülük her yanı saracak. Bu sabah büyük bir acı haber daha aldık. Sevag’ın babası Garbis Balıkçı 11 yıldır yüreğindeki bu sabah artık daha fazla katlanamayarak yenildi. Bu sabah Garbis Balıkçı’yı kaybettik. 11 yıldır adalet bekliyordu. Adaletten uzak olduğumuz noktada Garbis Balıkçı’yı da bir 24 Nisan günü kaybetmiş olduk” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Son 24 saatte 339 kişi koronavirüsten hayatını kaybetti!

    Son 24 saatte 339 kişi koronavirüsten hayatını kaybetti!

    PİRHA-Türkiye’de Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı azalmaya devam ediyor. Son 24 saatte 339 kişi daha hayatını kaybetti. 40 bin 596 kişinin testi pozitif çıktı.

    Türkiye’de son 24 saatte 281 bin 183 Covid-19 testi yapıldı, 40 bin 596 kişinin testi pozitif çıktı, 339 kişi hayatını kaybetti.

    Ağır hasta 3 bin 511 olurken, 52 bin297 kişinin Covid-19 tedavisinin sona ermesiyle iyileşen sayısı 4 milyon 22 bin 408’e yükseldi.

    (HABER MERKEZİ)