Etiket: 24 yıl

  • 19 Aralık Cezaevi Katliamı’nın 24. yılı: 30 mahpus operasyonla öldürüldü

    19 Aralık Cezaevi Katliamı’nın 24. yılı: 30 mahpus operasyonla öldürüldü

    PİRHA-19 Aralık Cezaevi Katliamı’nın üzerinden 24 yıl geçti. “Hayata Dönüş” adı verilerek yapılan operasyonda 30’u mahpus 32 kişi, ölüm orucunda ise 122 mahpus yaşamını yitirdi.

    19 Aralık 2000 insanlık tarihi açısından kara bir gün. Demokratik Sol Parti (DSP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Anavatan Partisi (ANAP) koalisyonu döneminde cezaevlerinde uygulamaya sokulmak istenen F tipi cezaevi sistemine karşı 20 Ekim 2000 tarihinde yüzlerce mahpus 19 temel taleple açlık grevine girdi. Talepleri kabul edilemeyen mahpusların bir kısmı 20 cezaevinde açlık grevini ölüm orucuna çevirdi.

    İçeride kritik günlere girilirken, dışarıda insan hakları kuruluşlarından oluşan bir heyet, hükümet yetkileriyle görüşmeler gerçekleştirip sorunun diyalog yoluyla çözülmesine çabalıyordu. Kapalı kapılar ardında ise cezaevlerine operasyonun planları yapılmıştı. Hükümetten “Anlaşma yapmayacakları, ölüm oruçlarına müdahale edilebileceği” açıklamaları gelirken, dönemin başbakanı Bülent Ecevit, “teröristlerle pazarlık yapmayız” diyordu.

    Ölüm orucunun 61. günü, 19 Aralık sabaha karşı 04.30 sıralarında eş zamanlı olarak operasyon başlatıldı. Operasyonlarda, 2’si asker -ki tutukluların öldürdüğü iddia edilmiş, hazırlanan adli tıp raporların G-3 tüfeği kurşunlarıyla arkadan vuruldukları ortaya çıktı- 30’u tutuklu olmak üzere 32 kişinin ölümüyle sonuçlanacak olan operasyon ‘Hayata Dönüş’ adıyla başlatıldı ve tarihe 19 Aralık Katliamı olarak geçti.

    Operasyon sabahı çıkan gazeteler “Devlet girdi – Sahte oruç, kanlı iftar” manşetleriyle çıkarken, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, “Biz bu operasyona bir yıldır hazırlanıyorduk. Jandarma, özel tim ekipleri operasyon yapılacak cezaevlerinin maketleri üzerinde uygulamalı eğitim alıyordu” açıklamasını yaparken, Saadet Partili Mehmet Bekaroğlu ise, “Bakan Türk hem arabuluculuk yapan bizleri, hem de halkı kandırdı” diyerek görüşmelerin nasıl oyalamaya dönüştüğünü söyledi.

    “BİZİ DİRİ DİRİ YAKTILAR”

    Hacer Arıkan adlı tutuklunun ambulanstan indirilirken “Bizi diri diri yaktılar” dediği dakikalarda Hikmet Sami Türk, “Ölüm oruçlarında insanların göz göre göre ölmesine seyirci kalamazdık” açıklaması hafızalardaki yerini aldı. Operasyondan sonra ise açıklanan Adli Tıp raporları sonrası gazeteler “Hayata Dönüş Katliamı” başlığını attı.

    Operasyon sonrasında F tiplerine konulan mahpusların ölüm orucu eylemi devam etti. Cezaevinde ve dışarıda ölüm orucuna katılan 122 kişi hayatını kaybetti, yüzlercesi de sürekli ya da geçici sakatlıklar yaşadı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ahmet Kaya’sız 24 yıl

    Ahmet Kaya’sız 24 yıl

    PİRHA- Kürtçe şarkı yapacağını söylediği ödül töreninde linç edildikten sonra Paris’e sürgün gitmek zorunda kalan Ahmet Kaya’nın yaşamını yitirmesinin üzerinden 24 yıl geçti. 

    Şarkılarıyla bir döneme damga vuran ve özgün müziğin sevilen isimlerinden biri olan Ahmet Kaya’nın hayatını kaybetmesinin üzerinden 24 yıl geçti. Kaya, Adıyamanlı Kürt bir baba ve Malatyalı bir annenin 5’inci çocuğu olarak 1957’de Malatya’da dünyaya geldi. Müzik hayatına başlamasında en büyük etken babası oldu. Kaya, babasının ona henüz 6 yaşındayken hediye ettiği bağlama ile müziğe ilgi duymaya başladı. Bir yandan okula giderken diğer yandan vakit buldukça bir plak ve kaset satan dükkanda çalıştı. Ancak bu durum uzun sürmedi. Kaya, geçim sıkıntısı çeken ailesiyle birlikte 1972’de İstanbul’a göç etti. Kaya, bu durumdan kaynaklı okulu bırakmak zorunda kaldı.

    GÜLTEN HAYALOĞLU İLE TANIŞMA

    Kaya, uzun bir süre adaptasyon sorunu yaşamasına rağmen burada çeşitli işyerlerinde çıraklık yaptı. Askerlikten döndükten sonra Emine adlı kadınla evlendi. Ancak ekonomik zorluklar nedeniyle bu evlilik son buldu. Kaya, yıllar sonra yaşadığı ekonomik zorlukları, “Sistemin tersine hareket ederek hapse girmeye çalıştım” sözleriyle anlattı.

    Bu dönemde sanat hayatında ilerleme sağlayan Kaya, uzun uğraşlar sonucunda 1985’te “Ağlama bebeğim” albümünü çıkardı. Kaya, ikinci albümü olan “Acılara tutunmak”ı Değişim Stüdyosu’nda çıkardı. Kaya, cezaevinde tanıştığı Değişim Stüdyosu sahibi Sezer Bağcan aracılığıyla Gülten Hayaloğlu ile tanıştı. Kaya, ikinci albümün yayınlanmasının ardından Hayaloğlu ile evlendi.

    ŞAFAK TÜRKÜSÜ 

    Hayaloğlu, evlilikten sonra Kaya’ya, cezaevinde Devrimci Sol (Dev-Sol) davasında idam istemiyle yargılanan şair Nevzat Çelik’in Şafak Türküsü şiirini iletti. Kaya’nın bestelediği şarkı 1986’da piyasaya çıktı ve büyük kitlelere ulaştı. Kaya, çalışmaları aralıksız sürdürdüğü aynı yıl içinde “An Gelir” albümünü de çıkardı.

    YUSUF HAYALOĞLU İLE TANIŞIKLIK

    Kaya, ardından hayatında büyük etki bırakan eşinin kardeşi Yusuf Hayaloğlu ve onun şiirleriyle tanıştı. Bu tanışıklık sonrası, sözlerinin çoğunluğu Yusuf Hayaloğlu’na ait  “Yorgun Demokrat” adlı albüm 1987’de yayımlandı. 1998’de Hayaloğlu’nun iki şarkısının söz yazarlığı yaptığı “Başkaldırıyorum” albümü ve 1989’da yine sözlerinin büyük çoğunluğu Hayaloğlu’na ait olan “İyimser bir gül” albümleri piyasaya sürüldü. Birçok şairin çeşitli şiirlerinden oluşan “Sevgi duvarı” adlı albüm de 1990’da dinleyicilerle buluştu.

    ALBÜMÜ TOPLATILDI

    Kaya’nın 12 Mayıs 1994 çıkardığı “Şarkılarım dağlara” albümü rekor satışla 90’ların en çok satan albümleri arasında yer aldı. Albüm, “Özgür çağrı” adlı şarkısında geçen “Abin bir gün dağdan döner, sarılırsın yavrucağım” sözler nedeniyle toplatıldı. Ayrıca Kaya’nın konser vermesi yasaklandı.

    KAYA’NIN MÜZİK TARZI

    Kaya, ilk dönemlerde albümlerinde genel olarak bağlamaya ağırlık verdi. Müzik tarzı pop, arabesk ve benzeri bir kategoriye girmediği için “özgün” müzik olarak nitelendirildi. Ancak Kaya’nın müzik tarzı, o dönem halk arasında devrimci arabesk ve protest müzik olarak nitelendirildi.

    Genellikle şarkılarında halk sorunlarını ele alan Kaya, Atilla İlhan, Can Yücel, Nevzat Çelik, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Enver Gökçe ve Ahmed Arif gibi birçok tanınmış şairlerin şiirlerini de bestelemekten geri durmadı.

    KÜRTÇE ŞARKIDAN DOLAYI SALDIRI

    Kaya, sanat hayatı boyunca toplamda 22 albüm yaptı ve albümlerde yer alan parçaların sadece birisi Kürtçe oldu. “Karwan” isimli bir Kürtçe şarkı yapacağını 11 Şubat 1999’da Magazin Gazeteciler Derneği ödül töreninde en iyi sanatçı ödülünü alırken duyurdu. Kaya, ödül töreninde “Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim” dediği için linç edildi ve ardından Paris’e gitmek zorunda kaldı.

    Kaya, “Hoşçakal Gözüm” isimli albümünün kayıtlarını yaparken, 16 Kasım 2000’de Paris’te kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Kaya, yaşamını yitirdikten sonra yüzlerce ödüle layık görüldü. Kaya, halen milyonlarca dinleyici kitlesiyle gelmiş geçmiş en iyi sanatçılar arasında gösteriliyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç mezarı başında anıldı-VİDEO

    Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA- Gözaltında Kayıplara Karşı Uluslararası Mücadele Haftası kapsamında, kayıp yakınları ve  İHD İstanbul Şubesi, 24 yıl önce gözaltına alınıp öldürülen Rıdvan Karakoç ve Hasan Ocak’ı mezarı başında andı.

    Mezarlığa yakın bir mesafede bir araya gelen Ocak ve Karakoç aileleri ile çok sayıda kişi Gazi Mezarlığına doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş esnasında Hasan Ocak’ın ve Rıdvan Karakoç’un posterleri taşınırken ‘Hasan Ocak’ı ve Rıdvan Karakoç’u unutmadık’ pankartı açılarak ‘Hasan, Rıdvan ölümsüzdür’, ‘Failler belli kayıplar nerede’, ‘Susma sustukça sıra sana gelecek’ ve ‘şehit namırın’ sloganları atıldı.

    Mezarlığa gelen kitle ilk önce mezarlık girişinde bulunan Hasan Ocak’ın mezarına gelerek  burada tüm gözaltında kaybedilenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Cumartesi Anneleri’nin simgesi haline gelen Emine Ocak, oğlu Hasan Ocak’ın mezarı başında “Gençlere, annelere, halkımın toprağına ve herkese ayrı ayrı selam söylüyorum” diyerek herkesi selamladı. Ardından kitle Rıdvan Karakoç’un mezarı başına doğru yürüyüşe geçti.

    “HİÇBİRİNİZ KİMSESİZ DEĞİLDİNİZ”

    Rıdvan Karakoç’un mezarı başında konuşan Ocak ailesinden Hüseyin Ocak, Rıdvan Karakoç’un cansız bedenini nasıl bulduklarını anlattı. Kenan Bilgin sandıkları cansız bedenin Rıdvan Karakoç’a ait olduğuna sonradan fark ettiklerini belirten Ocak, soruşturmayı yürüten savcıların sürekli olarak değişmesine dikkat çekti. Ocak, “Bu sistemde, bu hükümet yönetiminde bir şeylerin ortaya çıkacağına inancımız olmasa da her zaman kayıplarımıza verdiğimiz sözü yerine getirerek onların katillerinin ortaya çıkması için ne gerekiyorsa yapacağız” dedi.

    Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç ise mezarı başında “Merhaba hevale Rıdvan, roj baş” diyerek Rıdvan’ı selamladı. Kimsesizler mezarlığına gömülen Rıdvan’ın kimsesiz olmadığını vurgulayan Karakoç, “Sen ve senin gibi özgürlük, bağımsızlık, insan hakları ve demokrasi mücadelesi veren arkadaşların, hiçbir yoldaşın yalnız değildi” ifadelerini kullandı.

    “ANNELERİ SÜRÜKLEYEN ZİHNİYETLE ONLARCA KİŞİYİ KAYBEDEN ZİHNİYET AYNI”

    HDP Sultangazi İlçe Eş Başkanı Zübeyde İnce de yıllardır yöneticilerin değiştiğini fakat zihniyetin hep aynı kaldığını belirtti. Ocak ve Karakoç’u bir mezar taşları olduğunu fakat birçok kaybın bir kemiğinin dahi bulunamadığını dile getiren İnce, hapishanelerde tecrite karşı açlık grevleri ve ölüm oruçlarına başlayan tutsakların anneleri ile ilgili de “Çocuklarımızın ölmesin diye hapishaneler önünde çocuklarının yaşamasını isteyen anneleri dahi sürükleyen zihniyetle Rıdvan, Hasan ve nicesini kaybeden zihniyet aynıdır” dedi.

    Hasan Ocak’ın mezarı başında Ocak ailesinden Ali Ocak bir konuşma yaptı. Hasan’ın ömrünün karanlık faşist zihniyete karşı mücadele ile geçtiğini vurgulayan Ocak, karanlık güçlerin bütün kinini son olarak Gazi Katliamı’nda öne çıkan Hasan’ı katletmekte bulduklarını ifade etti.

    “AĞRIMIZ DAHA DA ÇOĞALIYOR”

    İHD İstanbul Şube Başkanı Av. Gülseren Yoleri’nin de dava sürecine dair bilgilendirmelerde bulunduğu anma etkinliğinde Ocak ailesinden Maside Ocak ise her yıl bu mezarlığa gelmenin kendileri için daha da ağırlaştığını belirterek şöyle konuştu:

    “Suruç’tan sonra Hasan’ın karşısına dizilen mezarlar çoğaldıkça, yüreğimizde Hasan’a dair büyüttüğümüz ağrı daha da çoğaldı. Bu yıl da Hasan’ın yanı başına gelen İrfan’ı görünce ağrımız biraz daha çoğaldı. Biz Hasan’a, tüm kayıplarımıza ve Hasan’dan öğrenip faşizmi bir adım daha geriletmek için mücadeleye katılan tüm dostlarımıza bir kez daha söz veriyoruz; unutmayacağız, affetmeyeceğiz, vazgeçmeyeceğiz”

    “DEVLETİN KAYBETME VE KATLİAM POLİTİKASI SONA ERMEDİ”

    Son olarak konuşan ESP/SKM MYK Üyesi Ezgi Bahçeci, “Bu coğrafyada kayıplar mücadelesi ne yazık ki hala çok güncel. Çünkü devletin kaybetme ve katliam politikası sona ermedi” diyerek kaybedenlerin yargı önüne çıkarılmadığını belirtti. “Bizler sosyalistler olarak faillerin bulunması, hesap sorulması için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu topraklarda adalet mücadelesi ne yazık ki çok canlı bir mücadele” diyen Bahçeci, Suruç’u, Gazi’yi, Roboski’yi, Çorum’u ve Sivas’ı unutmayacaklarını ve adalet aramaya devam edeceklerini dile getirdi.

    Konuşmaların ardından anma etkinliği sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Eğitim Sen Malatya Şubesi 24. yılını kutladı

    Eğitim Sen Malatya Şubesi 24. yılını kutladı

    PİRHA – Eğitim Sen Malatya Şubesi, kuruluşlarının 24’üncü yılını düzenledikleri bir etkinlikle kutladı. Etkinlikte konuşan Eğitim Sen TİS ve Hukuk Sekreteri Varol Öztorun, eğitimdeki gericileşmeye demokratik kesimlerle yan yana durulması gerektiğini kaydetti. 

    Eğitim Sen Malatya Şubesi tarafından kuruluşlarının 24’üncü yılı nedeniyle etkinlik düzenlendi. Bir restoranda gerçekleştirilen etkinliğe Eğitim Sen TİS ve Hukuk Sekreteri Varol Öztorun ile HDP, CHP, ÖDP, İHD, PSAKD, KESK bileşenleri, ihraç edilen kamu emekçileri ile Eğitim-Sen yöneticileri ve üyeleri katıldı.

    Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Kazım Albayrak’tan sonra konuşmasını gerçekleştiren Eğitim Sen TİS ve Hukuk Sekreteri Varol Öztorun, mücadeleyi yükselterek devam ettiklerini ifade etti.

    “EĞİTİMİN GERİCİLEŞMESİNE KARŞI YAN YANA DURMALIYIZ”

    Öztorun, konuşmasını şöyle sürürdü:

    15 Temmuz darbe girişimini yaşadık. Bu darbe girişimini ranta çeviren bir iktidarı da gördük. Hala bu darbe girişimini kullanarak, üzerimizde baskı oluşturan bir iktidarla mücadele ediyoruz. Suyun akışını geri çeviremedik ama yan yana durarak setler oluşturabildik. Eğitim Sen 1995’de kurularak bugünlere gelen bir sendikadır. Eğitimde ve Türkiye’nin demokratik mücadelesinde, Eğitim Sen bu toprakların aydınlık yüzü olmuştur. Yüz yıllık mücadele geleneğinin sürdürücüleri olarak diyoruz ki eğitimde gericileşmeye karşı, eğitimin cemaatlere bırakılmasına karşı yan yana durmamız gerekiyor. Biz yan yana durduğumuz zaman AKP iktidarı istediklerini yapamayacaklardır.

    “ANA DİLDE EĞİTİMİ SAVUNUYORUZ”

    Eğitim Sen’in temel bir şiarı vardır. Eğitimde kamusal, bilimsel, anadilde eğitimi savunmuştur. 15 Temmuzdan sonra kamuda 135 binden fazla kişi ihraç olmuştur. Bunlar içerisinde sadece yüzde 3’ü KESK’lidir. Bunlar neden ihraç oldu? Derseniz eğer, bunlar eğitimde gericileşmeye karşı oldukları, ana dilde eğitimi savundukları için ihraç oldular. Bu arkadaşlar bizim onurumuzdur ve onların yanında her zaman duracağız”

    “TÜRKİYE’DE MUHALİF OLAN HERKESİN ÜZERİNDE BASKI VAR”

    CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ise “Bugün sendikal mücadelenin en zor olduğu günleri geçiriyoruz. Sadece Türkiye’de sendikal mücadele veren insanlar değil, Türkiye’de muhalif olan herkesin üzerinde ağır bir baskı var. 15 Temmuz darbe girişimini yapan FETÖ’ye karşı mücadele eden, Eğitim Sen de KESK de bu baskıdan nasibini aldı.

    İhraç edilen her KESK’li ve Eğitim Sen’li arkadaşlarımızın yanında olduk ve olmaya da devam edeceğiz. Bizler hem siyasi parti, hem de birey olarak AKP’nin yaşamın her alanında üzerimizde sürdürmeye çalıştığı baskıya karşı sizlerle birlikte omuz omuza olacağımızı söylemek istiyorum.”

    Yapılan konuşmalarının ardından program, ödül töreni ve müzik dinletisi ile devam etti. HABER MERKEZİ

  • Sultan Metin için Sivas’ın acısı hiç dinmedi: Kızımın adı artık ‘Pir Sultan Handan’-VİDEO

    Sultan Metin için Sivas’ın acısı hiç dinmedi: Kızımın adı artık ‘Pir Sultan Handan’-VİDEO

    PİRHA-Sultan Metin, dört çocuk annesi. Kızı Handan, 2 Temmuz 1993 Sivas’ta Pir Sultan Abdal anma etkinliklerinde Madımak otelinde yakılarak katledilen 35 insandan biri. Anne Sultan Metin, kızlarının katledilmesinin acısını ilk günkü gibi yaşıyor hala. Baba Sadık Metin de öyle. Ama bu acıyı katmerleştiren, kızları ve 34 kişiyi katledenlerin hala yargı önüne çıkarılıp adaletin yerini bulmaması olmuş. Bugün ise 24 yıllık davanın duruşmasına devam edildi. Firari 3 sanığın yargılandığı duruşma 20 Şubat 2018 tarihine ertelendi. 

    HABERİN VİDEOSU

    2 Temmuz 1993 yılında Sivas’ta Pir Sultan Abdal etkinliklerine katılanlardan 35 kişinin siyasal islamcılar ve ırkçılar tarafından yakılarak öldürüldüğü Madımak Katliamı hala yürek burkmaya devam ediyor. 24 yıldır mahkeme salonlarını dolduran ailelerin acıları ise ilk günkü kadar taze. Handan Metin’in 24 yıl önce bıraktığı evi onun izlerini taşıyor. Ailesi yaşadıkları acıyı PİRHA’ya anlattı.

    Anne Sultan Metin, ODTÜ’de okuyan kızları Handan’ı sevgiyle anarken, onun Sivas’a giderken adeta onlarla vedalaşır gibi ayrıldığını şu sözlerle anlatıyor:

    “Sivas bizim memleketimiz, ilimiz. Baba dedi ‘Ben Sivas’a gideyim de dört gün kafamı dinleyeyim’ dedi. Gitmek için hazırlanırken bütün komşulara telefon etti. Komşular da yengesine, halasına, arkadaşlarına. Handan sanki helallik alıyor. Biz konduramadık. Benim Şehriban kızım Handan’a Allaha ısmarladık demedi. ‘Anne benim içimde bir şey var’ dedi. Derneğe telefon etti dedi ki, ‘Handan Aziz Nesin’in yanına gitme’ dedi. Yani Handan ölüme gidiyor.”

    “HANDAN’IM YANIYOR”

    2 Temmuz akşamı Madımak Oteli’nde mahsur kalan 33 kişiden biri olan Handan’ın ölüm haberini alan Metin ailesi yıkılır. 24 yılı Handansız geçiren aile, kızlarını böyle bir katliamda kaybetmenin bütün sarsıntısını yaşarlar. Anne Sultan Metin acısını “25 senedir Handan gitti ama hepimiz de hasta olduk. Ben belki ondan ilaç alıyorum. Bacıları evlenmedi. Hepimizi üzdü. Acımız da dinmiyor. 2 Temmuz geldi mi bir ağrı geliyor sanki bugün vefat etmiş. Tansiyonum yükseliyor, acile gidiyorum. Ölene kadar acı dinmez. Ne zaman ki ölürsem o zaman acımız diner belki. Ölene kadar Handan’ı unutmam bugün gitmiş gibi. Handan benim içimde yanıyor. Handan’ım yanıyor…” bu sözlerle dile getiriyor.

    “KIZIM ‘PİR SULTAN HANDAN’ OLMUŞ”

    Yine de Sultan Metin, kızının Pir Sultan Abdal etkinliklerinde katledilmiş olmasını ve pek çok insanın ve özellikle de Alevilerin hala unutmayıp onu anmasından kendine bir teselli bulmuş “Dünya anıyor Handan’ı. Ben bugün ölsem yarın beni unutacaklar. Hollanda’ya gittim, derneğe gittim Handan’ın resmi. Almanya’ya gittim derneğe gittim Handan’ın resmi. Handan’ım unutulmadı, Handan’ımı dünya seviyor. Ama anne olduğumuz için benim ciğerim yani… Evladın olduğu için üzülüyorsun. Yoksa her adama öyle ölüm kısmet olmaz. Kızım ‘Pir Sultan Handan’olmuş… O 33 kişi Pir Sultan, yalnız Handan değil. Orada ölenlerin hepsi de Pir Sultan gibi unutulmuyorlar. Yani unutulmayacak biri Handan’ım.

    “HANİ ADALET NEREDE?”

    Her sene 2 Temmuz anma gününü Sivas’ta geçiren ve yalnızca kızının anması için Sivas’a giden Sultan anne, “5 senedir Sivas’ta katılıyorum anmalara. Ankara’da olsam Ankara’da katılıyorum. Gitmesem o acı beni deli eder. Ben nasıl durayım 2 Temmuz ola da herkes gitse. Hasta da olsam, ilaç alarak gidiyorum kızımı anmaya” diyor.

    24 yıldır da 2 Temmuz davalarına katılan Sultan Metin, bunca yıldır adaletin yerini bulmamasının kızgınlığıyla konuşuyor; “25 senedir mahkemelere geliyoruz. Oraya gittiniz copunuz yok, asker geldi silah yok, ne yaptınız bu Alevi insanlarına? Ne yaptınız yani nasıl koruyorsunuz. Ben karşı geliyorum, polisten hiç kimseden korkmuyorum. Bir can değil mi, benim 20 yaşında kızım gitmiş ben gitsem ne olur. Hani adalet nerede? Adalet yok ki adalet bizim adalet değil.”

    “SUÇUMUZ ALEVİ OLMAK MI?”

    Bütün umutsuzluğuna rağmen yine de Sultan anne, bugün görülen dava için hükümete, ülkeyi yönetenlere şöyle sesleniyor:

    “Hükümet, Tayyip şu katilleri Hollanda’dan, Almanya’dan Türkiye’ye getir. Biz de bu Türkiye’nin vatandaşıyız. Vergimizi veriyoruz, askere gidiyoruz. Bizim suçumuz ne? Alevi olmak mı? Aleviliğimle gurur duyuyorum.”

    “CENAZENİN KALDIRILDIĞI ‘ALLAHU EKBER’ SÖZLERİ İLE KIZIMI YAKTILAR”

    Baba Sadık Metin de, sözlerine “Ölen biz, yakılan biz. Hala bu duruma geliyoruz. Bazı cenazelerimiz oluyor kaldırıyorlar. Kendi toplumumuz içinde dahi Allahu ekber diyerek cenaze kaldırmaya çalışıyorlar. Yahu Allhü ekber diye diye benim kızımı yaktınız daha dün” diye başlıyor.

    Baba Metin, dava süreciyle ilgili şu bilgileri veriyor:

    “Davalarımız çok iyi takip edildi. Avukat arkadaşlarımızın hepsi de sahip çıktılar. Bizden iyi davamızı takip ediyorlar hala da etmekteler. Adamlar belli yerde, adresleri belli her şeyi belli. Ondan sonra bir kısmını zaman aşımına uğrattılar. Uğraşıyoruz, ama hiç bir netice alacağımızı da tahmin etmiyorum zaten.”

    “MADIMAK YANMAYA DEVAM EDİYOR”

    Davanın mahkeme edileceği günlerde kendilerine her türlü zorluğun çıkarıldığını, polis saldırılarına maruz kaldıklarını belirten baba Sadık Metin, oysa tutuklu zanlıların mahkemede çok rahat davrandıklarını ifade ediyor.

    Sadık Metin, her ne kadar anmaya ve  davalara hala pek çok insanın katıldığını ama bunun ilk yıllardakinin çok altında olduğunu da üzülerek şu sözlerle belirtiyor:

    “İlk zamanlar 150-200 avukatla katılıyorduk biz oraya. Şimdi gitsen 2 tane 3 tane avukat kalıyor. Ama davamıza sahip çıkan insanlarımız da var. Şenal hanım (Şenal Saruhan) gibi gerçekçi bir insanımız var. O bize yetiyor, artıyor bile.”

    Baba Sadık Metin, aradan geçen 24 yıla rağmen, sürüp giden adaletsizlik dolayısıyla Madımak Oteli’nin hala yanmaya devam ettiğini söylüyor.

    Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

    SİVAS

  • Sivas katliamında yaşamını yitirenler Madımak Oteli önünde anıldı-video

    Sivas katliamında yaşamını yitirenler Madımak Oteli önünde anıldı-video

    PİRHA -Sivas Madımak katliamının 24. yıl dönümü nedeniyle Madımak Oteli’nin önünde toplanan Alevi toplumu ve örgütleri katliamı lanetlerken yaşamını yitirenlerin anısına otelin önüne karanfiller bırakarak saygı duruşunda bulundu. Ardından da konuşmalara geçildi.

    Çok sayıda Alevi örgütünün katıldığı anmada katliamı lanetleyen sloganlar atılarak adalet talebinde bulunuluyor. Sivas şehitlerinin yakınları ve alevi örgütü temsilcileri ile CHP ve HDP milletvekilleri karanfil bıraktı.

    Sivas Madımak Katliamı’nın 24. yılında yapılan anma için Türkiye’nin dört bir yanından ve Avrupa’nın bir çok kentinden Sivas’a gelen Alevi yurttaşlar, Madımak otelinin önünde anma etkinliğinde bulunuyor.

    “Sivas’ın ışığı sönmeyecek” “Sivas’ı Unutma” “Sivas için adalet” yazılı, Sivas’ta yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının olduğu dövizleri taşıyan yurttaşlar sık sık “Sivas’ı unutma unutturma”, “Direne direne kazanacağız”, “Faşizme karşı omuz omuza”, sloganlarını atıyorlar.

    PSAKD GENEL BAŞKANI KAPLAN: ADALET İSTİYORUZ

    Anmada konuşma yapan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan “Adalet saraylarının içine adaleti getirmek için varız” dedi.

    Kaplan “Sivas için adalet istiyoruz, Madımak’ta katledilen 33 can için, Berkin Elvan için Çorum için herkes için adalet istiyoruz. Semih ve Nuriye için de adalet istiyoruz. KHK ile üslerinden atılan herkes için adalet istiyoruz” ifadelerini kullandı. Kaplan  9 temmuz da yapılacak olan adalet yürüyüşü finaline de dikkat çekerek Katılım çağrısı yaptı.

     

    ABF GENEL BAŞKANI YILDIZ: DEMOKRASİ OLMAZSA ADALET OLMAZ

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Muhittin Yıldız’da konuşmasında katliamlara dikat çekerek “24 yıldan beridir hala Sivas’ta kara duman tütüyor. Biz Sivas için adalet istiyoruz. Alevilerin tarihi katliamlar tarihidir. Devlet bu acılarla yüzleşmelidir. Biz bu acıları sadece Sivas tarafından değil Koçgiri, Dersim, Maraş, Suruç’ta yaşadık. Adalet yürüyüşü geç olmasına rağmen anlamlıdır” vurgusu yaptı.

    Yıldız konuşmasında “Demokrasi olmazsa adalet olmaz adalet olmazsa demokrasi olmaz. İkisinin olmadığı yerde katliam vardır, kan vardır,” ifadelerinin altını çizdi.

    AKD GENEL BAŞKANI DEMİR: BİZ İNADINA LAİKLİĞİ SAVUNACAĞIZ

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel başkanı Doğan Demir de yaptığı konuşmada adalet vurgusu yaptı. Demir “biz buraya yıllardır adalet aramak için geliyoruz. Sesimize kulak veren olmadı. Biz inadına laikliği, demokrasiyi, halkların kardeşliğini savunacağız” ifadelerini kullandı.

    HBVAKV GENEL BAŞKANI TUNCER BAŞ: 1400 YILDIR ADALET İÇİN YÜRÜYORUZ

    Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Tuncer Baş ise konuşmasında biz Aleviler 24 yıldır değil, bin dört yüz yıldır adalet için yürüyoruz vurgusunu yaparak başladı. “Madımak utanç müzesi olana kadar da devam edeceğiz.” dedi.
    Adalet yürüyüşüne de dikkat çeken Baş “Adalet yürüyüşünü büyük bir buluşmayla taçlandıracağız. Yeryüzüne adalet gelene kadar, yer yüzü halkın yüzü, aşkın yüzü, olana kadar çabalayacağız” dedi.

    AABF GENEL BAŞKANI MAT: BİZİ TOPRAKLARIMIZDAN VAZGEÇİRMEYE ÇALIŞIYORLAR

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Mat konuşmasına “bu katliamı yapanları, kollayanları şiddetle kınıyorum, yaşamlarını yitirenleri saygıyla anıyorum,” diyerek başladı.

    Mat “Yöneticilerimiz yargılanmaya başladı. Gençlerimizin yasak belgeleriyle Avrupa’ya gönderiliyor. Bizi topraklarımızdan vazgeçirmeye çalışıyorlar, ama bunu yapmayacağız. Ne yezit bunu başarabildi, ne Yavuz bunu başarabildi, ne de Saray ve AKP diktatörlüğü bunu başaramayacak. Dost düşman bilsin ki, bu ülkemizi asla ama asla tekçi, ırkçı, faşist ve şeriatçılara teslim etmeyeceğiz” dedi.

    HÜSEYİN KARABABA: BİZ KAZANACAĞIZ İNSANLIK KAZANACAK

    Katliamda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın abisi Hüseyin Karababa da Şehit yakınlarını temsilen bir konuşma yaptı.

    “Bizler savaşırsak, mücadele edersek, bir elimizde sazımız, sözümüz olursa kimse bizimle baş edemez” diyen Karababa Hollanda’nın Carina Cuanna’ya sahip çıkmadığını vurgulayarak “Hollanda davasına sahip çıksaydı biz şuanda uluslar arası mahkemelerdeydik. Hollanda vatandaşını öldürenler Avrupa’da iltica durumundalar” ifadelerini kullandı. Karababa “Dava zaman aşımına uğradığı zaman hayırlı olsun sözleriyle karşıladı iktidar. Biz de ‘hayırlı olsun’ nişan, düğün, sünnet gibi şeylerde kullanılır. Bende kalktım Tayyip Erdoğan’a dava açtım ‘bu bir nefret suçudur’ diye. Bu davayı biz kazanacağız, insanlık kazanacak” diyerek bitirdi sözlerini.

    DAD EŞBAŞKANI DEMİRTAŞ: DERSİM KATLİAMININ FAİLLERİ YARGILANSAYDI MADIMAK OLMAZDI

    Demokratik Alevi Dernekleri Eş Başkanı Dursun Demirtaş’da konuşmasında geçmişte yaşanan katliamlarla yüzleşilmedikçe, bunlara karşı güçlü bir örgütlülük sergilenmedikçe yeni katliamların gelişme olasılığına vurgu yaptı.

    Demirtaş “Mücadelemizi devam ettireceğiz. Yakın zamanda Koçgiri, Dersim katliamlarının yıl dönümlerini geride bıraktık. Bu katliamlar doğru sorgulanıp failleri yargılansaydı belki Maraş, Çorum, Madımak olmayacaktı. Madımak katliamında 33 canımızı göstere göstere yaktılar. Bizler yıllardır istiyoruz ki yolumuzu inancımızı özgürce devam ettirelim. Buna izin verilmiyor, şiddet ve yok sayma politikaları uygulanıyor. Bizim bunun önüne geçmemiz için mutlaka doğru temelde örgütlenmemiz gerekiyor” dedi.

  • HDP MYK Üyesi Küçükkeleş: Aleviler yıllarca Sivas’ta misafir gibi yaşadı-VİDEO

    HDP MYK Üyesi Küçükkeleş: Aleviler yıllarca Sivas’ta misafir gibi yaşadı-VİDEO

    2 Temmuz Sivas Madımak’ta 35 canın yakılarak katledilmesinin 24. yılı anma programına yönelik Alevi kurumlarından, siyasi parti temsilcilerinden, sivil toplum örgütlerinden açıklamalar gelmeye devam ediyor. Hakların Demokratik Partisi MYK Üyesi Çilem Küçükkeleş, “‘Ne zamanki biz de buradayız, yaşıyoruz ve Pir Sultan’ın heykelini bu kente dikmek istiyoruz’ dedik, o zaman insanlık tarihine kara bir leke olarak düşen Sivas Madımak katliamını yaşadık” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    2 Temmuz yaşanan Sivas Madımak Katliamı’nın 24. yıl anmasına ilişkin HDP MYK Üyesi Çilem Küçükkeleş Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “SİVAS’TA YOK HÜKMÜNDE YAŞADIK”

    Sivas’ta yok hükmünde yaşadıklarını belirten Küçükkeleş, “Sivas merkeze gittiğimiz de gidip oturacağımız bir kahve, köy arabasını bekleyecek bir durak ve gölgesinde korkmadan rahatça dinleneceğimiz bir ağaç gölgesi dahi yoktu. Ne zamanki biz de buradayız, yaşıyoruz ve Pir Sultan’ın heykelini bu kente dikmek istiyoruz dedik, o zaman insanlık tarihine bir kara leke olarak düşen Sivas Madımak Katliamı’nı yaşadık” dedi.

    “EĞER SİVAS’TA YAŞIYORSANIZ CAYIR CAYIR YANARSINIZ”

    Küçükkeleş, “Eğer Sivas’ta yaşıyorsanız ‘cayır cayır yanarsınız ya da yok hükmünde yaşarsınız’ diyen bir anlayış ile karşı kaşıyaydık. Sivas’ta Aleviler uzun süre yok sayıldılar, baskılara maruz kaldılar, kimliklerini sakladılar ve asimilasyona uğradılar.  Sanki o coğrafyaya ait değilmişler ve bir başkasının evindeymiş gibi misafir hayatı yaşadılar. Ev sahibi olduklarını hatırladıkları andan itibaren ise Sivas Madımak’ta cayır cayır yakılıp katledildiler” ifadelerini kullandı.

    “BİZİ DE YAKACAK HALLERİ YOK HERHALDE?”

    Sivas deyince aklıma gelen ilk kişi Hasret Gültekin’dir” diyen Küçükkeleş sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hasret Gültekin katliamdan bir gün önce gericilerin dağıttığı bildirileri okuduğunda ‘Ne yapacaklar bizi de yakacak halleri yok herhalde’ demişti. Ancak bir gün sonra vahşice yakılarak katledildiler. Ve Hasret Gültekin’in dumanı daha Sivas’ın üzerindeyken bir evlat sahibi oldu. Hasret Gültekin’in söylediği sözün bugüne yönelik ders verici yanı da şöyle: ‘Aslında daha başımıza ne gelebilir’ dediğimiz andan itibaren daha kötü şeylerinde başımıza gelebileceğini unutmamız gerekiyor. Bu yüzden 2 Temmuz’da yapılan Sivas anmasına herkesin gelmesi ve duyarlı olması gerekiyor.”

    “ALEVİLER HER DÖNEM YAŞANANLARDA ÇOK ÖNEMLİ DERSLER ÇIKARMIŞTIR”

    Alevilerin her dönem yaşananlardan çok önemli dersler çıkarmış ve tarihe not düşülecek sözler söylemiş bir toplum olduğunu vurgulayan Küçükkeleş şunları ifade etti:

    “Sivas’ta yaşanan bu utanç verici duruma ilişkin de Alevi toplumu bir daha böyle bir acının yaşanmaması ve insan yakmanın utanç verici olduğunu göstermek için Madımak Oteli’ni utanç müzesine çevrilmesi için mücadele etmelidir. İnsan ne zaman insan yakmaktan utanırsa o zaman Sivas, Madımak’ta yaşanan haksızlığa karşı adalet sağlanmış olur.”

    “MADIMAK UTANÇ MÜZESİ OLMALIDIR”

    HDP MYK Üyesi Çilem Küçükkeleş son olarak şu çağrıda bulundu:

    “Sivas Madımak’ta 35 canımızı yakarak katlettikleri yerde kebap pişiremeyeceklerini, orasının bir kültür müzesinin olamayacağını, buranın utanç müzesi olması gerektiğini ve insanlara yaşanan bu katliama yönelik insanlık dersi verebilmek için herkesi Sivas anmasına çağırıyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • HDK’den Beşiktaş Abbasağa’da Park’ında panel: Sivas’ı unutmadık, unutturmayacağız

    HDK’den Beşiktaş Abbasağa’da Park’ında panel: Sivas’ı unutmadık, unutturmayacağız

    PİRHA – Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Sivas’ta yakılarak katledilen 35 canın 24. yıl anması kapsamında bugün saat 18.00’de Beşiktaş Abbasağa Park’ında “Sivas’ı unutmadık, unutturmayacağız” şiarı ile panel düzenleyecek.

     

    2 Temmuz 1993 yılında Pir Sultan Abdal Şenliklerine katılmak için Sivas’a giden aydın ve sanatçılardan 33’ü, kaldıkları otelin yakılması sonucu hayatını kaybetti. Bu katliamda 2 de otel çalışanı hayatı kaybetti. Ve toplamda 35 kişi Sivas Madımak Otel’in de katledildi.

    2 Temmuz 1923’te Sivas Madımak Otel’inde 35 canın gericiler tarafından yakılarak katledilmesine ve halen faillerinin yargı önüne çıkarılmamasına ilişkin HDK bugün saat 18.00’de Beşiktaş Abbasağa Parkında panel düzenleyecek.  (HABER MERKEZİ)