Etiket: 25 kasım çağrı

  • Erikli Baba Dergahı Vakfı Müdürü Nurgül Seyfi: Alevi kadınlar olarak mücadeleye destek verelim-VİDEO

    Erikli Baba Dergahı Vakfı Müdürü Nurgül Seyfi: Alevi kadınlar olarak mücadeleye destek verelim-VİDEO

    PİRHA – Erikli Baba Dergahı Vakfı Müdürü Nurgül Seyfi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’ne sayılı günler kala tüm kadınlara alanlarda olma çağrısında bulundu. 

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’ne sayılı günler kaldı. 25 Kasım yaklaşıyor ancak her geçen gün en az bir kadın ya katlediliyor ya da şiddete maruz kalıyor. Kadınlar bu şiddet ortamını yok etmek ve katliamların önüne geçmek için her alanda etkin bir mücadele veriyor.

    PİRHA’ya konuşan Erikli Baba Dergahı Vakfı Müdürü Nurgül Seyfi, 25 Kasım’da şiddete karşı gelmek ve dayanışmak için tüm kadınları alanlara davet etti.

    “YAPTIRIMI OLMASI LAZIM”

    Nurgül Seyfi, iktidar eliyle şiddetin yaygınlaştırıldığını ve faillerinse bundan güç aldıklarını kaydederek şunları söyledi:
    “Özellikle bu iktidarın zamanında hemen hemen her gün kadın cinayetlerini duyuyoruz. Son 10 yılda yaşanan cinayetlerin ekonomik, psikolojik, cinsel boyutu var. Dolayısıyla bu cinayetleri işleyenler de çok rahatlar. Kadın cinayetleri işlendiği zaman, şiddete uğrayan bir kadın şikayet etmeye gittiği zaman bunun bir devamlılığı olmuyor. Bunun bir yaptırımı olması lazım. Karşılığında bir ceza almadığı için de kolaylıkla şiddete başvuruyorlar.”

    “ALEVİ İNANCINDA KADINA DAHA ÇOK DEĞER VERİLİYOR”

    Seyfi, Alevi inancında kadının yerine ve önemine dikkat çekerek, “Bizler biraz daha şanslıyız. Ama genel anlamda bu ülkede yaşamanın kadınlar açısından çok zorlukları var. Kimseye güvenemiyoruz, sokakta rahat yürüyemiyoruz. Eskiden çocuklarımızı okullara gönderdiğimiz zaman arkamıza bakmadan rahatlıkla bırakıp çıkabiliyorduk ama şimdi okullarda da güven yok. Çocuklarımızı nasıl yetiştireceğiz, kime güveneceğiz? Açıkçası bilmiyorum. Her kadın gibi bende endişeliyim” diye konuştu.

    “ALEVİ KADINLAR OLARAK 25 KASIM’DA ALANLARDA OLALIM”

    Seyfi, Alevi kadınların şiddete karşı verdikleri mücadelenin eksikliğine işaret ederek, şöyle konuştu:
    “Biz daha önce de Erikli Baba Kadın Kolları olarak toplantılara başlamıştık. Diğer dergahlardaki kadın kolları ve temsilcileriyle biraraya geldik. Biz kadın cinayetleriyle ilgili nasıl bir yapılanma oluşturabiliriz, biz ne yapabiliriz diye konuşmuştuk. Ama bunun devamı gelmedi. Belki biraz da kadınlarımızda cesaret yok. Ailelerden destek gelmiyor. Evet biz şanslıyız. Alevi kültüründe kadınlara daha çok değer veriliyor ama içinde bulunduğumuz toplumda da kadınlar sindirildi, korkutuldu. Yani bir oluşumun içinde olmaya çekiniyorlar, korkuyorlar açıkçası. Bunun geri dönüşü nasıl olur diye endişelendiklerini düşünüyorum açıkçası.

    Ben özellikle Alevi bir kadın olarak tüm kurumlarımızdaki kadınlarla kadın mücadelesine destek verelim istiyorum. Diliyorum ki tüm kadınlar da 25 Kasım günü alanlarda olur.”

    Devrim FINDIK – Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Berivan Çıngırlar: Yurtlarda kendimizi güvende hissetmiyoruz; kadın erkek eşitsizliği de var- VİDEO

    Berivan Çıngırlar: Yurtlarda kendimizi güvende hissetmiyoruz; kadın erkek eşitsizliği de var- VİDEO

    PİRHA- Aydın’da KYK yurdunun ihmalleri sonucu yaşamını yitiren Zeren Ertaş’ın ardından kadın öğrenciler, bir hiçbir alanda kendilerini güvende hissetmediklerini dile getiriyorlar. PİRHA’ya konuşan Berivan Çıngırlar, “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’nde aramızdan kopartılan kız kardeşlerimizin için, bize yurtlarda, kampüslerde, sokaklarda şiddet ve baskı uygulanmasının öfkesi ile sokakları dolduracağız” dedi.

    Aydın’ın Efeler ilçesinde bulunan, Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı (KYK) Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda arızalanan ve öğrencilerin ısrarına rağmen bakımı yapılmayan asansörün düşmesi sonucu 22 yaşındaki Zeren Ertaş hayatını kaybetmişti. Ertaş’ın ihmale bağlı ölümünün ardından Türkiye’nin dört bir yanında devlete bağlı kurumlarda yaşanan ihmaller zinciri gözler önüne serildi. Ertaş’ın ölümünden bu yana birçok kentte eylemler düzenlendi ve arkadaşları hem Zeren Ertaş’ı anmaya hem de isyanını yükseltmeye devam ediyor.

    “ASANSÖR SORUNU TÜM YURTLARDA VAR”

    Kampüs Cadıları’ndan Berivan Çıngırlar, KYK yurtlarının içinde bile rahat giyinemediklerini, yemek sırası beklerken bayılan öğrenciler olduğunu ve yurtlarda sıkça yaşanan zehirlenme sorununu bir kez daha hatırlatarak, “Zeren Ertaş‘la birlikte kadınların öfkesini tetikleyen bir şeye dönüştü. Birçok kadının yurdundan dışarı çıktığı, öfkesini kanalize ettiği bir ortam oluştu. İlk başta Aydın’da başladı yurt eylemleri. Daha sonra İstanbul’da Manisa’da Denizli’de birçok kentte bu çıkışlar baş gösterdi. Zeren Ertaş’ın ölümü kadınların aklına ‘yerinde ben de olabilirdim’ düşüncesi getirdi ve Zeren’in yaşadıklarını yaşayan bir çok kadın varmış zaten. Asansör sorunlarının tüm yurtlarda gerçekleştiği ve hala devam ettiği bir durum var ortada” dedi.

    “KADIN ERKEK EŞİTSİZLİĞİNİN YAŞANDIĞI ÇOK FAZLA DURUM VAR”

    “Yurtlar, üniversiteye başladığımız andan itibaren “baba evi- devlet güvencesi” olarak anlatılıyor” diyen Çıngırlar şöyle devam etti:

    “Baba evi- devlet güvencesi adı altında lanse edilen yurtlarda, güvenliklerin ahlak bekçisine dönüştüğü, giriş çıkış saatlerine kadar kontrol ettiği, gece 11.00’den sonra aileyle iletişime geçilen ve iktidarın baskı mekanizması oluşturduğu bir gerçeklik var. Erkek yurtlarına baktığımızda birçok kadın arkadaşımızın da söylediği gibi gece 11.00’de gelsin 12.00’de gelsin çok umursanmıyor. Buralarda bile kadın erkek eşitsizliğinin yaşandığı çok fazla durum var.”

    “GÜVENLİKLİ BARINMA ORTAMLARI İSTİYORUZ”

    Berivan Çıngırlar, üniversite yurtlarında sorunların çözümüne ilişkin taleplerini ve çözüm önerilerini ise şöyle anlattı:

    “Biz kadınlar olarak yemek denetiminde aralarında bir öğrenci arkadaşımızın bulunduğu bir sistem istiyoruz. Giriş çıkış saatlerimize, ne giydiğimize karışılmayan yurtlar istiyoruz. Güvenlikli barınma ortamları istiyoruz. Bunun için birçok yurtta toplu dilekçe verme çalışmalarımız vardı. Öğrencilerden şöyle bir yanıt geliyor ‘ya beni fişlerlerse, ya ismim alınırsa’ bunun gibi endişeleri var. İnsanlar artık dilekçe vermeye bile çekinir hale geldi. O yüzden toplu dilekçe oluşturma kısmında zorlanıyoruz ama onun yerine alternatifler düşündük. Mesela yurt komiteleri oluşturma. Bu yurt komiteleri herhangi bir şikayet oluştuğunda dilekçe oluşturma ve bunu güvenli bir biçimde yapma çalışması içerisine girdik.”

    “BU ÖFKEYİ 25 KASIM’A TAŞIMALIYIZ”

    25 Kasım’a giderken erkek şiddetine, devletin güvencesiz yurtlarına ve kampüslerine karşı kadınları dayanışmaya çağıran Çıngırlar, “Güzel bir hareketlilik ve öfke var. Biz bu öfkeyi 25 Kasım’a da taşımalıyız. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü ve bu da bir şiddet biçimi. Hayatını kısıtlama, özgürlüğüne müdahale etme biçimi olduğu için 25 Kasım’a kadınları taşımak bizim için ekstra önemli bir noktada. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’nde aramızdan kopartılan kız kardeşlerimizin için, bize yurtlarda, kampüslerde, sokaklarda şiddet ve baskı uygulanmasının öfkesi ile sokakları dolduracağız. Yaşamlarımızı savunmak ve aslında ölmemek için gelerek el ele tutuşarak, dayanışmamız örerek, sıkı bir şekilde birbirimizle dayanışmaya ihtiyacımız var. Kadın dayanışmamızı büyüterek ve iktidara karşı örgütlenerek bu sistemi yeniden inşa edebiliriz. 25 Kasım’da tüm üniversiteli kadınları sokaklarda öfkemizi büyütmeye ve dayanışmaya çağırıyoruz” dedi.

    Dilan ŞİMŞEK/ İSTANBUL

  • Ankara’lı kadınlar: Bir kurtarıcı beklemiyoruz, kurtuluş elimizde-VİDEO

    Ankara’lı kadınlar: Bir kurtarıcı beklemiyoruz, kurtuluş elimizde-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da “Kadınlar Burada” kampanyasının başlangıç eylemi yapıldı. Eylemde, “Bir kurtarıcı beklemiyoruz. Kurtuluş bizim elimizde; kurtuluş feminizmde! 25 Kasım’da sokaklara, meydanlara!’’ ifadelerine yer verildi.

    Ankara’da, ‘’Kadınlar Burada’’ kampanyası duyuruldu. ‘’Yalnız ve Çaresiz Değiliz’’ diyerek örgütlenen Ankaralı feministler, kadınları 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’nde sokağa çağırdı. Düzenlenen eylemde, kadınların kazanılmış haklarına yönelik saldırılara, kadın intiharlarına, kadın cinayetlerine, gericiliğe, kent hakkına ve kadın yoksulluğuna dikkat çekildi.

    “ANAYASA TARTIŞMALARI İLE KADINLARIN EN TEMEL HAKLARINA SALDIRILIYOR”

    “Erkek-devlet şiddetine karşı ‘kadınlar burada’ demek için, eşit ve özgür bir yaşam için, birbirimiz için yeni bir yola çıkıyoruz” diyen kadınlar, şunları ifade etti:

    “Seçimlerden bu yana ülkenin içine düştüğü, kutuplaşmanın ve umutsuzluğun egemen olduğu hal, kadın olmaktan kaynaklı sorunlarımızın da görünmezleşmesine sebep oluyor. Oysa patriyarkal kapitalizmin krizini, faşizmin saldırılarını en ağır biçimde bizler yaşıyoruz. Kadınlar olarak yaşadığımız yoksulluğun, emek-beden sömürüsünün giderek bizleri çırılçıplak bıraktığını hissediyoruz. Biz her yerde “İstanbul Sözleşmesi biziz” diyerek sözleşmede ısrarcıyken; Medeni Kanun, 6284 gibi kaldırılması teklif dahi edilemeyecek yasaların tırpanlandığını görüyoruz. Anayasa tartışmaları ile kadınların en temel haklarına saldırılıyor. Diyanet ve bakanlıklar eliyle, Aile ve İrşad Bürolarıyla, tarikat ve cemaatlar aracılığıyla, meclisteki gerici ittifaklarla toplumsal hayat dini referanslara göre dizayn edilirken aile dışında kadınların varlığı yok sayılıyor, şiddet meşrulaştırılıyor. İktidar nafaka hakkımıza saldırıyor. Devlet eliyle nefret körükleniyor, LGBTİ+ düşmanlığı üzerinden yeni Anayasa tartışmaları yapılıyor. ÇEDES uygulamaları ile liselerimize imam atanırken, liselerde üniversitelerde cinsiyetçi eğitime zorlanıyoruz. Niteliksiz yurtlarda barınma hakkımız gasp ediliyor.”

    “KENTLERİNİ GERİ ALACAK KADINLAR BURADA”

    Kentlerin kadın odaklı bir bakıştan yoksun olduğunun vurgulandığı açıklamada, “Güvensiz kentlerde; ulaşımdan adalete erişime; barınmadan beslenmeye dek uzanan birçok sorunla baş başayız. Bu yaşanan umutsuzluk ve kutuplaşmayı kıracak olan ise yine biz kadınlarız! Kentlerimizi, yaşam alanlarımızı, buralarda oluşan yıllardır beraber inşa ettiğimiz ortak kültürümüzü yok etmeye, rant alanına çevirmeye yemin etmiş bir neoliberal sistemin karşısında yaşama dair ne varsa savunan biz kadınlarız!
    Kadınların depremlerle büyük kentsel yıkımlar yaşadıklarını, kendilerini yolda yürürken, işe giderken güvensiz hissettiklerini, ulaşımdan barınmaya, beslenmeden sağlığa erişimde tamamen eşitsizliğe uğradığını biliyoruz. Yıkılan, yok edilen kentlerimizi, kamusal alanlarımızı yeniden inşa edeceğiz. Bu eşitsizliğe karşı mücadele etmeye; sokakları, iş yerlerini, kent meydanlarını, kampüsleri, yoksul mahalleleri kısacası kenti kuşatmaya geliyoruz” ifadeleri kullanıldı.
    “YOKSULLUK KARŞISINDA KADINLAR BURADA”

    Açıklamada kadınların ucuz emek gücü olarak görüldüğü belirtilirken, “Esnek çalışma saati adı altında daha çok sömürülüyor, güvencesizleştiriliyoruz. Ücretli bir işte çalışan kadınlar hak ettiğinin çok altında bir maaşla, güvencesiz, uzun saatler çalıştırılırken; evde bakım emeği veren kadınlar çocukların beslenme çantasını doldurmanın, hasta bakıyorsa ilacını alacak parayı çıkarmanın derdine düşüyor. Bedeli çoğu kez hiç ödenmeden ya da sosyal yardım adı altında verilen üç kuruş para ile bakım emeği de kadınların sırtına yükleniyor. Birçok kadın ise bazen evden ek iş yaparak bazen ücretli tam zamanlı işlerde çalışarak bir de üzerine bu bakım emeğini yükleniyor. Bu dünya, görünmeyen emeğimizin gücü ile döndürülüyor. Emeğimiz ucuzlarken kadın yoksulluğu her geçen gün artıyor. Nafaka hakkımız gasp ediliyor. Gecinemiyoruz, barınamıyoruz. Şiddet gördüğümüz evlere, güvencesiz isyerlerine mahkum ediliyoruz. Bizi yoksul bırakan bu sistem karşısında isyanı büyütmeye geliyoruz!” denildi.

    “GERİCİLİĞİN KARŞISINDA LAİKLİĞİ SAVUNAN KADINLAR BURADA”

    “Gericilikten beslenen kadın düşmanlığından güç alan erkekler her gün kadınları katlediyor” diyen kadınlar, açıklamalarında şu ifadelere yer verdi:

    “Gerici ittifaklardan oluşan meclisin çoğunluğu ve kadın düşmanı Erdoğan iktidarı biz kadınları aileden ibaret görüyor. LGBTİ+’ların varoluşlarına “kutsal aile” söylemleriyle saldıran iktidar; aile içinde yaşanan istismarlara, kadın cinayetlerine gözlerini kapatıyor, cezasızlıkla failleri teşvik ediyor.
    Eğitimden sağlığa, özel alana yaşamlarımız gericilikle kuşatılırken yoksulluk görünmezleştiriliyor, erkek şiddeti normalleştiriliyor. Kamusal alanda ancak birinin karısı, birinin kızı sıfatıyla var olunabileceğini söyleyen; ne giyeceğimize, kimi seveceğimize, nasıl yaşayacağımıza karar veren bu gerici sistem karşısında feminist laikliği savunuyoruz! Aile olarak değil; kadın olarak buradayız!”

    PİRHA/ANKARA