Etiket: 25 Kasım kadına karşı şiddetle mücadele günü

  • Hümeyra Tusun Yeğin: Dersim’de yaşayan kadınlar olarak 25 Kasım’da alanlarda olalım-VİDEO

    Hümeyra Tusun Yeğin: Dersim’de yaşayan kadınlar olarak 25 Kasım’da alanlarda olalım-VİDEO

    PİRHA-Tüm kadınlara 25 Kasım’da alanlarda olma çağrısı yapan DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin, “Bizler de Dersim Kadın Platformu olarak 25 Kasım’da saat 17.30’da Sanat Sokağı’nda toplanıp Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüp basın açıklaması yaparak kendi tavrımızı ve duruşumuzu belirlemek istiyoruz” dedi.

    Dersim’de kadınlar, 25 Kasım’da saat 17.30’da Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirip basın açıklaması yapacak.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin, 25 Kasım’ın kadınlar için önemine dikkat çekerek bütün kadınları 25 Kasım’da alanlara çağırdı.

    “25 KASIM’DA ALANLARDA OLALIM”

    Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de kadınların şiddetin çok yönlü mağduru olduğunu ifade eden Hümeyra Tusun Yeğin, “Bu anlamda devletin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmemesi ciddi bir sorun. Kadınların kazanılmış hakları ellerinden alınmakta ve kadına yönelik şiddette kadınları koruyan yasalar uygulanmamakta. Ayrıca kadınların katledilmesine dair davalarda çok ciddi bir cezasızlık politikası var. Bu durumlar faillere kadına yönelik şiddet uygulayabilirsiniz mesajı veriyor. Dolayısıyla bu aynı zamanda bize toplumda değişmesi gereken bir zihniyet sorunu olduğunu gösteriyor. Bu durum Rojin Kabaiş davasında çok net bir şekilde faillerin korunmaya çalışıldığı açığa çıktı.

    2025 yılı da diğer yıllardan çok farklı değil ama diğer yıllardan farkı kadınların daha fazla dayanışma içinde olması ve tepkilerini dile getirmesi önemliydi. Bizler de Dersim’de Dersim Kadın Platformu olarak 25 Kasım’da saat 17.30’da Sanat Sokağı’nda toplanıp Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüp basın açıklaması yaparak kendi tavrımızı ve duruşumuzu belirlemek istiyoruz. Dersim’deki tüm kadınlara sesleniyorum. Sonuçta Dersim’de de kadınların yaşadığı sorunlar var. O yüzden 25 Kasım’da hepimiz alanlarda olalım” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • PSAKD Kadın Sekreteri Kara’dan 25 Kasım çağrısı: Tüm kadınları alanlara davet ediyoruz-VİDEO

    PSAKD Kadın Sekreteri Kara’dan 25 Kasım çağrısı: Tüm kadınları alanlara davet ediyoruz-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Merkez Kadın Sekreteri Rukiye Ercan Kara, 25 Kasım’da tüm kadınları alanlara çağırdı. Kara, “Biz Alevi kadınlar olarak hiçbir zaman baskılara yıllardır boyun eğmedik. Sokaklar bizim demek için 25 Kasım’da tüm kadınları alanlara davet ediyoruz” dedi.

    Tüm dünyada başta kadınlar olmak üzere birçok kesim 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde alanlarda olacak.

    Bu kapsamda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkez Kadın Sekreteri Rukiye Ercan Kara, tüm kadınları 25 Kasım’da alanlara çağırdı.

    “GERİCİLİĞİN BİZİ TAHAKKÜM ALTINA ALMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

    25 Kasım’ın önemine vurgu yapan Rukiye Ercan Kara, “Ülkemizde her gün 3, 4 kadın cinayeti işlendiği bir süreçteyiz. Gericiliğin tamamıyla kadınlar üzerindeki baskısını, zulmünü daha çok arttırdığı, tarikatların cemaatlerin söz sahibi olduğu, her tarafa kendi fetvalarını yayan Diyanet’in olduğu bir süreç yaşıyoruz. Bunlara karşı da tabii ki 25 Kasım’da bütün kadınları alanlara, sokaklara davet ediyoruz. Çünkü gericiliğin bizi tahakküm altına almasına müsaade etmeyeceğiz gericiliğe boyun eğmeyeceğiz. Bu ülkeye karşı olan sorumluluklarımız ve geleceğe karşı olan sorumluluklarımızın bilincinde olan biz kadınların sokakta olması çocuklarımız için, öncelikle de kız çocuklarımız için çok önemli” dedi.

    “TÜM KADINLARLA YAN YANA ALANLARDA HAYKIRACAĞIZ”

    Gericiliğe karşı tüm kadınların sokaklarda olması gerektiğini belirten Kara, “Bugün ÇEDES projesi gibi bir proje, tarikatlarla yapılmış bir proje bu ülkedeki kadınların, çocukların özellikle kız çocuklarımızın eğitimden geri çekilmesi için konulmuş bir iradedir. Buna karşı bütün kadınların sokakta çocuklarıyla, evlatlarıyla geleceklerini karanlık altına bırakmayacağını, aydınlık bir geleceğin peşini bırakmayacağını bunu eninde sonunda mutlaka elde edeceğimizi, her gün katledilen kız kardeşlerimizin hesabını sorabileceğimizi ve sorma irademizi yansıtabilmek açısından 25 Kasım’da tüm kadınları alanlara davet ediyoruz” diye belirtti.

    Kara, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisleri olarak şubelerde bulunan tüm kadınlarla birlikte sokaklarda, alanlarda olacaklarını belirterek, “Bu ülkede ötekileştirilen, yok sayılan tüm kadınlarla omuz omuza, yan yana alanlarda haykıracağız. Gericiliğe, Diyanet’in bu ülkeyi şekillendirmesine, her gün kadın cinayetlerine sessiz kalan, ülkeyi yönetiyorum diye düşünenlere karşı irademizi beyan edeceğiz. Sokaklar bizimdir, asla geri çekilmeyeceğiz. AKP’nin, MHP’nin, Hüda Par’ın bu ülkedeki kadınlara, çocuklara, gençliğe ve ötekileştirilmiş tüm insanlara karşı işlediği suçlara karşı alanlarda haykıracağız” diye konuştu.

    “ARTIK TARİKATLARIN CEMAATLERİN AĞZINA BAKAN BİR ADALET SİSTEMİ VAR”

    PSAKD Kadın Meclisi olarak bir çok şehirde kadınlarla alanlarda olacaklarını kaydeden Rukiye Ercan Kara, şunları söyledi:

    “Devrimci mücadeleden gelen, emek veren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisi olarak kadınların şekillendirdiği Ankara Kadın Platformu’nun içerisindeyiz. Birçok şehirde bulunan platformların içerisindeyiz. Buradaki bütün kadınlarla beraber, omuz omuza bir mücadele içerisindeyiz. Katledilen kadınlarımızın, katledilen çocuklarımızın hesabının sorulamadığı, adaletin olmadığı bir ülkede mücadele veriyoruz. Adalet yok. Artık tarikatların, cemaatlerin ve birkaç kişinin ağzına bakan bir adalet sistemi var. Bileşeni olduğumuz Mamak Dernekler Platformu ile 24 Kasım’da Natoyolu Hacı Bektaş Veli Parkı’ndan, Abidinpaşa İş Merkezi’ne kadar bir yürüyüşümüz olacak. Ankara Kadın Platformu olarak da 25 Kasım’da bir yürüyüşümüz var, Kolej Meydanı’nda saat 19.00’da buluşuyoruz.”

    “BİZ ALEVİ KADINLAR HİÇBİR ZAMAN BASKILARA BOYUN EĞMEDİK”

    PSAKD Genel Merkez Kadın Sekreteri Rukiye Ercan Kara, 25 Kasım’da bütün kadınları alanlara çağırarak, “Biz Alevi kadınlar olarak hiçbir zaman baskılara yıllardır boyun eğmedik. Biz kadınlar olarak, Maraş’ı, Çorum’u, Sivas’ı, Dersim’i, Ortaca’yı birçok katliamı unutmayan, her gününde onları yaşayan ama onları yaşatanlara karşı hıncı da çok büyüyen, Roboski’yi, Gazi’yi yaşayan kadınlarımızla beraber daha güzel bir gelecek için mücadeleyi nasıl daha büyütebiliriz kaygısını yaşayan Alevi kadınlar olarak her yerde alanlarda olacağız. Bu alanlar, bu sokaklar bizim. Bu yüzden de 25 Kasım’ın önemini bilerek, kadınlara yönelik şiddeti reva görenlere karşı, kadınların katledilmesine karşı, sessiz kalan, o kadının da hiç suçu yok mu diye bakanlara karşı tüm kadınlarımızı davet ediyorum, gelsinler hep birlikte, omuz omuza olalım. Bizi evlere kapatmaya çalışan zihniyete karşı, bizi köleleştirmeye çalışan, bizi aydınlıktan uzaklaştırıp karanlık bir dünyaya mahkum etmeye çalışanlara karşı bu sokaklar bizim demek için 25 Kasım’da tüm kadınları alarlara davet ediyoruz” dedi.

    Buse Nehir DEMİR-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • AFA’dan 25 Kasım mesajı: Her dilden kadına ve çocuğa şiddete hayır diyoruz-VİDEO

    AFA’dan 25 Kasım mesajı: Her dilden kadına ve çocuğa şiddete hayır diyoruz-VİDEO

    PİRHA-Avusturalya Alevi Bekteşi Federasyonu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin mesaj paylaştı. Videoda farklı kültürlerden insanlar kadına yönelik şiddete karşı mücadelede birleşme çağrısı yaptı.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde  Türkçe, Kürtçe, İngilizce, Sırpça, Arapça, İtalyanca mesajlarını paylaştı.

    “BİR KADINI DAHA KAYBETMEYE TAHAMMÜLÜMÜZ YOK”

    Yayınlanan videoda konuşan Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Suzan Saka, “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu olarak; Türkçe, Kürtçe, İngilizce, Sırpça, Arapça, İtalyanca mesajlarımızla her dilden kadına ve çocuğa şiddete hayır diyoruz” dedi.

    Suzan Saka, sözlerine şu ifadeler ile devam etti:

    “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü hem Türkiye’de hem Avustralya’da hem de dünyanın her yerinde büyük eylemlerle, protestolarla, yürüyüşlerle kutlanmaya, kadın haklarının cinsiyet temelli ve toplumsal temelli olarak kamu yaşamında, iş yaşamında, sosyal yaşamda, okulda, ailede aklımıza gelebilecek her alanda erkeklerden hiçbir farkı olmadan, bütün hakları eşit olarak sahip olması için mücadeleyi yükselttiğimiz günlerden bir tanesi.

    Kadın cinayetleri, kadın soykırımı yaşanıyor ve gün geçtikçe de bu sayılar artıyor. Şu ana kadar Avustralya’da sene başından itibaren 50 kadın. Türkiye’de ise bir Ocak 2023’den 21 Kasım’a kadar da 288 kadın tanıdığı erkekler tarafından öldürülmüş ve son on yıl içerisinde Türkiye’de öldürülen kadınların sayısı üç bin kişinin üzerinde. Bir kadını daha kaybetmeye tahammülümüz yok. O yüzden sizlere buradan seslenmek istiyorum, 25 Kasım’da alanlarda olalım. Kadınlarımızın ve çocuklarımızın haklarına sahip çıkalım. Ve şiddetin her türlüsüne hayır diyelim.”

    Videoda Türkçe, Kürtçe, İngilizce, Sırpça, Arapça, İtalyanca dillerinde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne dair mesajlar paylaşıldı.

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • “Topraklarımızda kadına yönelik şiddet düşkünlüktür”-VİDEO

    “Topraklarımızda kadına yönelik şiddet düşkünlüktür”-VİDEO

    PİRHA- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Dersim’de, “Erkek devlet şiddeti, haklarımız ve mücadele” konulu panel yapıldı. Panele konuşmacılarından HEDEP Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 21 yılllık AKP-MHP iktidarı döneminde kadına şiddetin daha da arttığını ve bu sisteme karşı mücadele yürüttüklerini vurguladı.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Dersim’de, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şubesi ile Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Sosyalist Kadın Meclisleri’nin organize ettiği “Erkek devlet şiddeti, haklarımız ve mücadele” konulu panel yapıldı.

    Panele konuşmacı olarak Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Dersim Milletvekili Ayten Kordu ile Demokratik Alevi Derneği (DAD) yöneticisi Fethiye Yıldırım katıldı. Panelin diğer iki konuşmacısından Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Beycan Taşkıran, Diyarbakır’da gözaltına alındığı ve hala gözaltında tutulduğu için katılamazken, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bölge Temsilcisi Latife Ulutaş ise Malatya’da dün meydana gelen depremden dolayı katılamadı.

    Panelin açılışında kadın mücadelesinde yaşamını yitiren tüm kadınlar için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    “İNANÇ SİSTEMİMİZDE KADINA VERİLEN DEĞER YÜCEDİR”

    Panelde ilk sözü alan Demokratik Alevi Derneği (DAD) yöneticisi Fethiye Yıldırım, kadına yapılan şiddetin sadece kadına değil, doğa ile başlayan bir şiddet olduğunu ve bu şiddet sarmalının her yönden devam ettiğini, normalde bunun yasalarla önlenmesi gerektiğini ama yasaların yetmediğini, esas olarak zihniyetin değişmesi gerektiğini belirtti.

    Yaşamın en başta evde kadınla başladığını, doğanın da, doğumun da kadınla başladığını ifade eden Yıldırım, “Bir inanç sistemimiz var ki onun içinde kadına verilen değer çok yücedir. Çünkü kadının doğum yoluyla gelen bir Hakk ispatı vardır. Biz böyle bir toplum içinde büyürken nasıl olur da kadın bu kadar zulümle baş başa kalabilir. Raa Haq dediğimiz kendi inancımızda insana dokunmak, öldürmek yasaktır ama maalesef bu vahşi sistem inancımız içindeki bazı erkeklerin de düşkünlüğe düşmesine, eline silah almasına sebep olmuştur” dedi.

    “KADİM TOPLUMLARDA KADIN-ERKEK EŞİTTİR”

    Dersim’e bugün herkesin modern ve kültürel bir kent olarak baktığını ama Dersim’in kendi inancından uzaklaştıkça her şeyin dejenere olduğu gibi cinsiyetler arasındaki eşitliğin de bozulduğunu söyleyen DAD yöneticisi Fethiye Yıldırım ise, “Bizler kadim toplumların devamıyız ve kadim toplumlar içinde kadın erkek eşittir. Doğaya gösterdiğimiz saygının birazı da kadına gösterilse her şey daha iyi olacaktır. Ekolojik denge diyoruz ya ekoloji ile kadın birdir. Siz bir köye giden suyu kestiğinizde oradaki börtü böceğin, karıncanın, ağacın da suyunu kesiyorsunuz. Aynen kadına yapılan saldırı da birdir. Kadınla doğa birdir, nurdur, rahimdir” dedi.

    “KADINLARI KATLEDENLER YASALARLA KORUNUYOR”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Dersim Milletvekili Ayten Kordu da, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun, 1999 yılında 25 Kasım gününü, toplumda farkındalık yaratmak amacıyla Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan ettiğini hatırlatarak, “Biz bugünü Mirabal kardeşlerle anıyoruz. Onların mücadelesi sonucu bugün kutlanıyor. Onların şahsında bizi bugünlere getiren, bize yol gösteren, güç veren bütün kadın arkadaşları saygıyla anıyoruz” dedi.

    Mücadeleyi sadece bir güne sığdırmadıklarını, bu topraklarda Kürt kadınları başta olmak üzere, sosyalist muhalif kadınların bu mücadeleyi her gün yürüttüğünü, 21 yılllık AKP-MHP iktidarı döneminde kadına şiddetin daha da arttığını ve bu iktidar sistemine karşı da mücadele yürüttüklerini vurgulayan Kordu, şunları kaydetti:

    “Her gün kadınların katledildiğini, yasaların katledenleri koruduğunu, aflar çıkararak cezaevlerinden çıkardığını, haksız tahrik indirimi yaptığını biliyoruz. Oluşturulmuş erkek devlet kodları üzerinden haksız tahrik indirimi hukuki olarak da uygulanıyor.”

    “GÜLİSTAN DOKU NEREDE? ISRARLA SORUYORUZ”

    Şiddetin sosyal, siyasal, ekonomik her alanda yürütüldüğünü, erkek ve devlet şiddetinin beraber, yanyana yürüyen süreçler olduğunu ifade eden Kordu, “Gözaltına alındığımızda çıplak aramadan geçiriliyoruz. Erkek egemen bir kuşatmanın altındayız. Erkeğin kadın üzerinde tahakkümü var. Sokağa hak mücadelesi için çıktığımızda, karşımıza devlet ve onun polisi çıkıyor. Sonra içeri atılıyoruz bu defa da gardiyanlar çıkıyor karşımıza” ifadelerini kullandı.

    “Bizim topraklarımızda şiddet, özel savaş politikalarıyla derinleştiriliyor” diyen Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Gülistan Doku’yu hatırlatarak şöyle devam etti:

    “Gülistan Doku nerede? Israrla sormaya devam ediyoruz, çünkü bu özel savaş politikasının bir sonucudur. Güvende değilsiniz demek istiyorlar. Doku’nun faillerini koruyorlar. Bu özel savaş politikalarıyla Munzur Üniversitesi’nde birçok kadın öğrenciye ajanlık dayatılıyor, düşürülme politikası izleniyor. Bu kentte uyuşturucu politikası var. Bu kentte insanların evlerine kadar izlendiği bir tecrit politikası uygulanıyor. Bu tecrit politikası en çok kadına karşı uygulanıyor.”

    “TOPRAKLARIMIZDA KADINA YÖNELİK ŞİDDET DÜŞKÜNLÜKTÜR”

    Dersim’de de kadına şiddete karşı mücadeleyi geliştirmek gerektiğinin altını çizen Kordu, “Topraklarımızda hem kimliğimiz, hem inancımıza karşı çok yönlü saldırılar var, özel savaş stratejisinin bir parçası olarak. Buna ilişkin çözüm yollarını daha güçlü oluşturmamız, daha fazla tartışmamız gerekiyor. Kendi itikadımız ve hakikatimizden yola çıkarsak şöyle diyebiliriz. Kadına yönelik şiddet düşkünlüktür topraklarımızda. Kendi inancımızın özü can üzerinde, birlik, eşitlik üzerine kurulmuştur ama bu çok tahrip edilmiştir. Kadın olduğumuz için zaten ayrımcılığa maruz kalıyoruz ama bir de Alevi ve Kürt olduğumuz için de ayrıca bir ayrımcılığa maruz kalıyoruz” dedi.

    “EŞ BAŞKANLIK SİSTEMİNİ GELİŞTİRECEĞİZ”

    HEDEP Dersim Milletvekili Ayten Kordu, toplumu özgürleştirme politikalarını kadın üzerinden inşa eden bir anlayışa sahip olduklarını belirterek “Burada bir özgürleşme gelişmediği sürece eşitlik de mümkün değildir. Eş başkanlık politikasını bu amaçla geliştiriyoruz ama buna karşı da büyük bir saldırı var. Eş başkanlık sistemi politikada, yaşamın her alanında, kadının kendisini kadın bakış açısıyla inşa edeceği bir sistemdir. Sadece sembolik bir şey değildir. Eş başkanlık sistemimizi her alanda ısrarla geliştirmeye çalışacağız ve mücadelesini sürdüreceğiz” dedi.

    Konuşmacılardan sonra salonda bulunan kadınlara söz hakkı verildi. Panel, Hıdır Taş ve Sinan Taş’ın verdiği müzik dinletisiyle son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Şişlili kadınlar:  İstanbul Sözleşmesi yaşatır demekten vazgeçmiyoruz! -VİDEO

    Şişlili kadınlar: İstanbul Sözleşmesi yaşatır demekten vazgeçmiyoruz! -VİDEO

    PİRHA- Şişlili Kadınlar 25 Kasım’a giderken “Kadın mücadelesine ve tarihine sahip çıkıyor, kadınların kurtuluşu ve özgürlüğü gerçekleşinceye kadar, geceleri de sokakları da meydanları da terk etmiyor ve İstanbul Sözleşmesi yaşatır demekten vazgeçmiyoruz” diyerek bir araya geldi.

    Şişlili Kadınlar 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücale Günü’ne çağrı yapmak ve yerel yönetimlerden taleplerini bir kez daha tekrarlamak için bir araya geldi. İstanbul’un Şişli ilçesine bağlı meydanda bir araya gelen kadınlar “Kadın Dayanışması Yaşatır”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganları attı.

    “DEVLET TARAFINDAN KORUNMAYAN KADINLAR ÖLDÜRÜLÜYOR”

    Şişlili Kadınlar adına yapılan basın açıklamasını Ceren Günel okudu. Günel’in okuduğu açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bugün burada erkek egemen sisteme, erkek devlet şiddetine, tacize, tecavüze, baskıya karşı mücadelemizi sürdürdüğümüzü, katledilen tüm kız kardeşlerimizin öfkesiyle sesimizi sözümüzü bir kez daha söylemek için toplandık.
    2022 yılında 334 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 245 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Kadınlardan 23’ünün de tedbir kararları olmasına rağmen devlet tarafından korunamadığı için öldürüldüğünü biliyoruz. Bizler birer rakam değiliz. En yakınımızdaki erkekler tarafından makbul kadın olmadığımız, boşanmak istediğimiz, hayır dediğimiz ve itaat etmediğimiz için öldürülüyoruz.

    İktidar, ‘kutsal aile’ dayatmasıyla ‘makbul kadın’ kalıplarına sıkıştırdığı kadınları şiddet ve sömürü dolu evlere hapsetmeye çalışıyor. Diyanet, Aile Bakanlığı ve tarikatlarla birlikte aileyi kutsayarak kadın ve LGBTİ+ düşmanı bir politika izliyor. Bu politika aynı zamanda bulduğu her fırsatta; İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı kanun ve nafaka gibi mücadeleyle kazanılmış haklarımıza saldırmaktan geri durmuyor”

    “YEREL YÖNETİMLER ŞİDDETTEN SORUMLUDUR”

    “6284 sayılı kanun ve İstanbul Sözleşmesinin önemini, ayrımcılık, şiddet konusunda gücünü ve kadın cinayetlerine karşı caydırıcı etkisini yaşanan her kadın cinayetinde tekrar vurguluyoruz. Şiddetin önlenmesi için gerekli adımları atmayan başta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olmak üzere kendilerine iş düşen ve 6284 sayılı kanunda yükümlülüğü olan yerel yönetimler, kadın cinayetleri ve şiddetlerden sorumludur.

    Yerel yönetimlerin görevi; yaşadığımız yerlerin güvenli, ulaşılabilir, yaşanabilir olmasını sağlamaktır. 5395 sayılı belediye yasasına göre nüfusu 100.000 geçen belediyelerin sığınma evi açmaları görevleri arasındadır. Şişli ilçesinin toplam nüfusu 284.294’tür ve sığınak sayısı hala 0 (sıfır)dır. Var olan Şişli Belediye Başkanı sığınak talebimize, seçildiğinden beri sadece sözler vererek yanıt vermiş, çabalarımızla mülki idareyi de devreye sokarak arsa tahsisi yapılması sağlanmış ancak 4 yıla yaklaşan süreçte ilçede hala 1 adet sığınak dahi açılamamıştır. Tekrar edelim yasal zorunluluk 3 (üç) adet sığınaktır. Sığınak talebimizi buradan yükseltiyor, yerel yönetimlere görevini tekrar hatırlatıyoruz.

    Kadınların ekonomik özgürlüklerini sağlamak ve bunun yoksunluğundan doğan şiddeti önlemek için Şişlili kadınlar olarak, Şişli Belediyesi ve Şişli Kent Konseyi ile ev içi üretim yapan kadınlar için “Kadın El Emeği Pazarı” projesini hayata geçirdik. Ancak projenin devam etmesi ve kadınlara maksimum faydayı sağlayabilmesi için Şişli Belediyesi’nin üzerine düşen yükümlülükleri yine yerine getirmemiştir.

    KADINLAR TALEPLERİNİ SIRALADI

    Yerel yönetimlerin; şiddet ve cinayetlerin önlenmesinde yasal yükümlülüğü vardır, tekrar hatırlatıyoruz: Kentin meydanlarını, kadın el emeği pazarlarına açmayan; kadınların ev içi üretimlerini satmak için tek adres olarak Yenikapı’yı gösteren, İstanbul Gönüllüleri oluşumu dışında kadın örgütlerine kentin meydanlarını kapatan İBB yönetimini de afişe ediyoruz.
    Ülkemizde sağlık sistemi neoliberal politikalarla iflas ettirilmiştir, nitelikli sağlık hizmeti artık bir hayal olduğu gibi sadece parası olanlar faydalanabildiği bir hizmettir. İlçemizde kadınların Kadın Sağlığı ile ilgili başvuracağı mekanizmalar bilinmemekte, bulunsa dahi tanıtımı yapılmamakta, hizmetler kadınlara ulaşmamaktadır.

    Depremin ardından neredeyse bir yıl geçti ancak izi hala kapanmadı. Çadırda, konteynerlerde; elektrik, su, ısınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçların zor karşılandığı günlerde bakım emeğinin yükü yine kadınların sırtında.
    Depremin ardından yakın coğrafyamızda savaş devam ediyor. Gazze’de, Rojava’da bombalar halen susmuyor. İsrail, yarısı kadın ve çocuk olmak üzere can almaya devam ediyor. Sömürge ülkelerin savaş politikalarının en çok kadınları hedef aldığını ve kadın bedenlerinin savaş politikaları haline geldiğini biliyoruz. Bizler savaşa karşı barışı savunuyoruz.

    Kadınız, eşit ve özgür yaşamak istiyoruz, bulunduğumuz yeri iyi tahlil ediyor, bugüne kadar elde ettiğimiz tüm hakları mücadele ederek kazandığımızı unutmuyor ve mücadele etmekten vazgeçmiyoruz. Kadın mücadelesine ve tarihine sahip çıkıyor, kadınların kurtuluşu ve özgürlüğü gerçekleşinceye kadar, geceleri de sokakları da meydanları da terk etmiyor ve İstanbul Sözleşmesi yaşatır demekten vazgeçmiyoruz”

    Dilan Şimşek/ İSTANBUL

  • KESK’li kadınlardan 25 Kasım çağrısı: Emek düşmanlığına karşı haklarımızı savunuyoruz- VİDEO

    KESK’li kadınlardan 25 Kasım çağrısı: Emek düşmanlığına karşı haklarımızı savunuyoruz- VİDEO

    PİRHA- KESK Mersin Kadın Meclisi 25 Kasım’a katılım çağrısı yaparak, “Şiddet ve istismar tehdidi altında yaşamayı reddediyoruz. 25 Kasım’da erkek devlet şiddetine, yoksulluğa, emek düşmanlığına, savaşlara karşı barışı, hayatlarımızı ve haklarımızı savunuyoruz” ifadelerini kullandı.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Mersin Kadın Meclisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin Eğitim-Sen’de basın açıklaması yaptı.

    Yapılan açıklamada kadınların güvencesiz çalışma koşulları, savaş, iktidarın kadın politikaları, 6284 Sayılı Yasa’ya yapılan saldırılar, nafaka ve kürtaj hakkı, kadın cinayetleri ve LGBTİ+’lara karşı işlenen nefret suçlarına yer verildi.

    DEPREMZEDE KADINLARIN YAŞADIKLARI SORUNLARA DİKKAT ÇEKİLDİ

    KESK Mersin Kadın Meclisi’nden Nermin Karasu, açıklamadan önce Hatay’da kadınların ve kız çocuklarının yaşadığı sorunlara değindi.

    Kadın güveliğinin sıfır noktasında olduğunu dile getiren Karasu, depremzede kadınların akşamları zifiri karanlıkta yaşadığını, kendilerini güvende hissetmediklerini, barınma ve hijyen sorunlarının had safhada olduğunu ve kız çocuklarının ulaşım sorunları sebebiyle okula gidemediğini kaydetti.

    KESK Mersin Kadın Meclisi’nden Nermin Karasu, açıklamadan önce Hatay’da kadınların ve kız çocuklarının yaşadığı sorunlara değindi.
    Kadın güveliğinin sıfır noktasında olduğunu dile getiren Karasu, depremzede kadınların akşamları zifiri karanlıkta yaşadığını, kendilerini güvende hissetmediklerini, barınma ve hijyen sorunlarının had safhada olduğunu ve kız çocuklarının ulaşım sorunları sebebiyle okula gidemediğini kaydetti.

    KADINI GÜÇLENDİRMEK İÇİN 53 KURUŞ!

    KESK Mersin Kadın Meclisi adına metni okuyan Tüm Bel-Sen Mersin Şubesi Kadın Sekreteri Cano Serpin de, AKP-MHP iktidarının bütçe politikalarıyla ekonomik krizin daha da derinleştiğini ve bundan en çok kadınların etkilendiğini belirtti.

    İktidarın gündeminde kadın işsizliği ve yoksulluğunun olmadığını söyleyen Serpin, “Kadın emeğini güvencesizleştirecek politikalarına hız veren iktidar 2024 bütçesinde kadını güçlendirmeye sadece her yüz lirada 53 kuruş ayırıyor. İşyerlerimiz ise tüm emekçiler ve özellikle kadınlar için adeta şiddetin kendisi haline geldi; tek adam rejimiyse süren taciz, mobbing ve baskıların önünü alacak ILO 190 Sayılı Sözleşme gibi uluslararası sözleşmeleri onaylama gereği duymuyor” dedi.

    25 KASIM’A ÇAĞRI VE MÜCADELE VURGUSU

    “25 Kasım’da erkek devlet şiddetine, yoksulluğa, emek düşmanlığına, savaşlara karşı barışı, hayatlarımızı ve haklarımızı savunuyoruz” şiarıyla tüm kadın ve LGBTİ+’lara çağrı yapan Cano Serpin, şunları söyledi:

    “Ekonomik ve sosyal güvenceden yoksun bırakılmayı, yoksullaşmayı, bize dayatılan kimliklerle yaşamayı, güvencesiz- kayıt dışı çalıştırılarak sömürülmeyi, dünyanın bakımı da dahil tüm bakım yüklerini karşılıksız olarak yüklenmek zorunda görülmeyi, şiddet ve istismar tehdidi altında yaşamayı reddediyoruz. Bu sorunlara çözüm üretecek politikalar yapılsın, kadına yönelik şiddetin tüm biçimleri ortadan kalksın istiyoruz. Kadınların eşitlik ve özgürlük sorunu çözülmeden siyasi, medeni, sosyal ve ekonomik haklara erişimden bahsedilemeyeceğinin altını çiziyoruz Varız! Diyoruz. Vardık ve var olacağız.”

    PİRHA/MERSİN

  • İzmir’de Alevi kadınlar, ‘serbest kürsü’ etkinliğinde bir araya geldi-VİDEO

    İzmir’de Alevi kadınlar, ‘serbest kürsü’ etkinliğinde bir araya geldi-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi Kadın Meclisi ve Yamanlar Cemevi Kadın Kolları, düzenlediği etkinlikte 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü öncesi kadınlarla buluştu. Etkinlikte, 25 Kasım programı planlandı, alanlara çağrı yapıldı.

    Baskıcı erkek rejimlerinin, kadına yönelik her türlü şiddetini arttırarak sürdürdüğü günümüzde, yaklaşan 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü etkinlikleri kapsamında kadınlar taleplerini sokaklarda haykırıyor. Yasakçı yasaları ile kadınlara yönelik baskısını günden güne arttıran iktidara karşı kadınlar direnişlerini bir yılı aşkın bir süredir aralıksız sürdürüyor. Yaklaşan 25 Kasım’da da Alevi kadınlar, sokakta baskıcı rejimi protesto etkinlikleriyle seslerini yükseltmeye hazırlanıyor.

    Demokratik Alevi Derneği İzmir Şubesi Kadın Meclisi ve Yamanlar Cemevi Kadın Kolları‘nın 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla ‘serbest kürsü’ etkinliği düzenledi.

    KATLEDİLEN KADINLAR İÇİN ÇERAĞ UYANDIRILDI

    Yamanlar Cemevi’nde yapılan etkinliğe çok sayıda kadın katıldı. Etkinlikte 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü hakkında her iki kurumdan birer temsilci konuşma yaptı. Etkinlikte çerağ uyandırılarak, katledilen tüm kadınlar için saygı duruşunda bulunuldu.

    Etkinliğin yapıldığı salona ‘Sen, Ben, Birbirimizin Çaresiyiz’, ‘Jin Jiyan Azadi’, ‘Örgütlü Kadınla Özgür Topluma’, Fiziksel, Ekonomik, Psikolojik, Sosyal, Dijital Şiddete Son’ dövizleri asıldı.

    Konuşma sonrası serbest kürsü kuruldu ve etkinliğe katılan pek çok kadın konuştu. Devamında Mirabel kardeşler ve 25 Kasım mücadelesinin önemini anlatan bir slayt gösterimi yapıldı.

    Etkinlik kadınların şarkılarıyla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

  • Adana’da 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü için Arap ve Alevi kadınlar bir panel düzenledi

    Adana’da 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü için Arap ve Alevi kadınlar bir panel düzenledi

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Kilikya Nehir Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği ile Arap Alevi Dayanışma Derneği, Adana’da 25 Kasım gündemli panel düzenledi. Panelde bir konuşma yapan Avukat Ayşe Zilan,Şiddete maruz kalan kadınlar, polis ya da jandarmaya başvurduğunda yaşadığı şiddeti kanıtlamak zorunda bırakılıyor ve polis aile içi şiddette barıştırma yoluna başvuruyor” dedi.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında, Demokratik Alevi Derneği (DAD), Kilikya Nehir Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği ile Arap Alevi Dayanışma Derneği Adana’da bir panel düzenlendi. Avukat Ayşe Zilan ile Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Genel Meclis üyesi ve ETHA Haber Ajansı editörü Nadiye Gürbüz’ün katıldığı panel Selmani Pak Kültür Merkezi’nde yapıldı.

    Panelin açılış konuşmasını DAD Adana Şube Eş Başkanı Sevgi Avcı yaptı.

    “KADINLAR YAŞADIĞI ŞİDDETİ KANITLAMAK ZORUNDA BIRAKILIYOR”

    Panelde bir konuşma yapan Avukat Ayşe Zilan, şiddetin sadece fiziksel şiddetten ibaret olmadığını, ekonomik, cinsel, psikolojik boyutları olduğunu belirterek, “6284 sayılı yasada koruma tedbirlerinin 6 ay uygulanması gerektiği belirtilmesine rağmen son dönemlerde 1 ay şeklinde uygulanıyor. Kadınlar, her ay korunma tedbirlerini yenilemek zorunda bırakılıyor. Şiddete maruz kalan kadınlar, polis yada jandarmaya başvurduğunda yaşadığı şiddeti kanıtlamak zorunda bırakılıyor ve polis aile içi şiddette barıştırma yoluna başvuruyor” dedi.

    Kadınların suç duyurusu aşamasında yapması gerekenler konusunda da bilgi veren Zilan şunları kaydetti:

    “Hukuk sisteminde kadına şiddet uygulayan, kadınları katleden erkeklere ‘iyi hal’ ve ‘haksız tahrik’ indirimleri uygulanıyor ancak öz savunmasını uygulayan kadınlar yüksek cezalara çarptırılıyor. 2015-2020 yılları arasında yaptığımız araştırmada bu gerçekle karşılaştık. Kendilerine şiddet uygulayan erkeklere öz savunmasını uygulayan kadınlar, şiddet sarmalı içinde olduğunu mahkemelere bir tür kanıtlayamıyor ancak erkekler tanık yokken kadınları öldürüp ‘erkekliğime hakaret etti’ diyerek haksız tahrik, iyi hal indirimleri alıyor. Kısa süre cezaevinde kalıp çıkıyor”

    “KADINA YÖNELİK ŞİDDETTE AİLE KURUMU BELİRLEYİCİDİR”

    Daha sonra Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Genel Meclis üyesi Nadiye Gürbüz söz aldı ve konuşmasına İran’da direnen, Rojava kadın devrimine can veren, kadın özgürlük mücadelesi ve erkek şiddeti sonucu yaşamını yitiren kadınları selamlayarak başladı.

    Kadına yönelik şiddette aile kurumunun belirleyici olduğunu ve yaşanan kadın katliamlarının erkek egemen sistemden kaynaklandığını ifade eden Gürbüz, “AKP-MHP faşizmi, özellikle 2023 genel seçimleri öncesinde ‘ailenin kutsallaştırılması’ tartışmaları başlattı. Devletin olanaklarıyla gerici güçlerle birlikte mitingler düzenledi ve böylece biz kadınların kazanılmış haklarına daha fazla saldıracağının sinyallerini verdi” dedi.

    Kadın dayanışmasının önemine dikkat çeken Gürbüz şunları kayda geçirdi: “Makbul kadın normlarına uymayan kadınların yaşam tarzına yönelik saldırılar, siyasetin içindeki kadınların gözaltı ve tutuklama saldırısı ile teslim alınmaya çalışılması, hapishanelerde siyasi tutsak kadınların yaşadığı ağır tecrit koşulları, burjuva hukukun düşman politikası, asker ve polisin Kürt kadınlarına yönelik cinsel saldırısı ve ajanlaştırma politikası, Filistin ve Rojava’daki işgalciliğin kadın düşmanı saldırılarına karşı mücadele perspektifi de 25 Kasım’ın gündemidir”

    Etkinlik, Kürtçe, Zazaca, Arapça ve Türkçe söylenen şarkılarla sona erdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Ataşehir Şube/Cemevi’nde 25 Kasım öncesi kadın buluşması yapıldı – VİDEO

    PSAKD Ataşehir Şube/Cemevi’nde 25 Kasım öncesi kadın buluşması yapıldı – VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube/Cemevi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’nün anlam ve önemine ilişkin kadın buluşması düzenledi. Kadınların örgütlenmesinin 25 Kasım, 8 Mart’a indirgenmemesi gerektiği üzerinde durulduğu toplantıda örgütsüzlüğün erkek egemenliğini derinleştirdiği bunun da kadına dönük şiddet, taciz ve tecavüz olarak yansıdığı belirtildi.

    Bir araya gelen kadınlar 25 Kasım’ı nasıl ele almak ve neler yapmak gerektiği üzerinden tartışmalar yürüttü. Ardından buluşmaya gelen kadınlara söz bırakıldı. Söz alan kadınlar, 25 Kasım’a dair görüşlerini dile getirdi.

    ÇEDES’E KARŞI MÜCADELE VURGUSU

    Kadınların sadece şiddetle mücadelede değil toplumsal birçok konuda özne ve sorumluluk bilincinde olması gerektiği belirtilirken ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum) projesine karşı mücadelede de kadınların öncü bir ro BULUŞMADA SÖZ ALAN KADIN SAYISININ AZLIĞINA DİKKAT ÇEKİLDİ l üstlenmesinin önemine değinildi.

    BULUŞMADA SÖZ ALAN KADIN SAYISININ AZLIĞINA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Katılımın yoğun olduğu etkinlikte söz alan kadınların sayısının az olduğu bu anlamıyla da kadınların daha fazla söz alması gerektiği vurgulandı. Şiddete maruz kalan kadınların en başta birbirine süreçlerini aktararak ve buna karşı mücadelelerini ortaklaştırarak yol kat edilebileceği dile getirildi. Toplumsal yapıdaki eşitsizliğin erkek egemenliğini ortaya çıkardığı bunun da bir biçimde şiddetin temelini oluşturduğunu belirtilerek mücadelenin toplumsal zeminde yürütülmesi gerektiğinin üzerinde durdu. Bu bağlamda da en başta örgütlenerek bu sürece başlamak gerektiği belirtildi.

    “KADINLARIN ÖRGÜTLENMESİ 25 KASIM, 8 MART’A İNDİRGENMEMELİ”

    Kadınların örgütlenmesinin 25 Kasım, 8 Mart’a indirgenmemesi gerektiği üzerinde durulduğu toplantıda örgütsüzlüğün erkek egemenliğini derinleştirdiği bunun da kadına dönük şiddet, taciz ve tecavüz olarak yansıdığı belirtildi.

    PİRHA/İSTANBUL

    (daha&helliip;)

  • PSAKD Ataşehir Şube/Cemevi’nden 25 Kasım öncesi kadın buluşmasına çağrı

    PSAKD Ataşehir Şube/Cemevi’nden 25 Kasım öncesi kadın buluşmasına çağrı

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube/Cemevi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’nün anlam ve önemine ilişkin 11 Kasım Cumartesi günü saat 17.00’de kadın buluşması düzenledi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Ataşehir Şube/Cemevi, 11 Kasım Cumartesi saat 17.00’de “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü”ne ilişkin gerçekleştirilecek olan kadın buluşmasına çağrı yaptı.

    Çağrıda şunlara yer verildi:

    “Bu davet inancı, kimliği, dili yasaklı göğün yarısı bütün kadınlara. Bu davet şiddetsiz özgür günlerde soluk almak isteyen tüm kadınlara. Bu davet yakınmak dışında yapabileceklerimizi konuşmak isteyen bütün kadınlara. Gelin canlar bu davetle kadınların şiddete karşı mücadelesini konuşalım, gücümüzü birleştirelim!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim’de kadınların yürüyüşüne polis engeli-VİDEO

    Dersim’de kadınların yürüyüşüne polis engeli-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu’nun, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle Sanat Sokağıı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirip açıklama yapmak istedi ancak polis ‘eylem ve etkinlik yasağı’ gerekçesiyle kadınların eylemine izin vermedi. Kadınlar tarafından yapılan açıklamada, “Türkiye’de kadınların şiddete uğramadığı, vahşice katledilmediği, evde, işte, sokakta şiddet görmediği, çocukların istismara maruz kalmadığı ya da iş cinayetlerinde katledilmediği bir gün geçmiyor” denildi.

    Dersim Kadın Platformu’nun, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle Sanat Sokağıı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirip açıklama yapmak istedi ancak polis ‘eylem ve etkinlik yasağı’ gerekçesiyle kadınların eylemine izin vermedi.

    Yapılan görüşmeler sonucunda sadece Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yapılmasına izin verildi. Yapılan açıklamada, ‘Mirabel kardeşlerden Mahsa Amini’ye mücadelemiz sürüyor’ pankartı açıldı. Açıklamayı platform adına SES Dersim Şube Eş Başkanı Serap Kahraman okudu.

    “KADINLAR ARTAN ŞİDDET VE TACİZLE YAŞAMAYAY MAHKUM BIRAKILIYOR”

    İyi hal indirimleriyle şiddet cezasız bırakılırken, kadınların evde, işte, sokakta artan şiddet ve tacizle yaşamaya mahkum edildiğini belirten Kahraman, “Türkiye’de kadınların şiddete uğramadığı, vahşice katledilmediği, evde, işte, sokakta şiddet görmediği, çocukların istismara maruz kalmadığı ya da iş cinayetlerinde katledilmediği bir gün geçmiyor. Çalışsak da yettiremiyor, eve gitsek de dinlenemiyor, sokakta güvenle yürüyemiyoruz. Artan enflasyon, temel tüketim maddelerinden ev kirasına ve ulaşıma kadar gelen zamlar en çok biz kadınları etkiliyor. Ülkenin bütün kaynakları zenginlere, patronlara, bankalara teşvik, kaynak, hazine garantili hayatlar sunarken, bize sadece açlık ve daha çok sömürü düşüyor. Yandaş patronlar başta olmak üzere sermayedarlara mevduat garantili fonlarla kamu bütçesinden milyonlara lira akıtılırken, 2023 bütçesinden bir kadına yalnızca 25 TL düşüyor. Her 4 çocuktan birinin okular aç gittiği Türkiye’de bütçe silahlanmaya savaşa, aktarılıyor” dedi.

    “GÜLİSTAN DOKU’NUN AKIBETİ HALA BELLİ DEĞİL”

    Dersim’de de kadınlara yönelik şiddet, eşitsizlik ve cezasızlık politikasının uygulandığını vurgulayan Kahraman, “İl merkezinden, ilçelerden ve köylerden şiddet haberleri arka arkaya geliyor. Dersimli kadınlar makbul aile ve makbul kadın kalıplarına sıkıştırılmak isteniyor. Üniversite öğrencileri hem yerelden erkekler tarafından hem de kamuda çalışan erkekler tarafından tacize uğruyor. Bu kimi zaman öğrencinin ev aramasından faydalanmaya çalışarak, kimi zaman çalıştığı iş yerinde, kimi zaman da yurt yolunda oluyor. Tüm memlekette kadınların kalbinde adeta bir yara açan Gülistan Doku’nun akıbetinden hala haber yok. Fakat 25 kasım yaklaştığında çeşitli bahanelerle verilen eylem ve etkinliklerin yasaklanması kararı jet hızıyla verilebiliyor. Kadınlara karşı bu kadar hızlı karar verilebiliyorsa kadınlar için de aynı hızla kararlar verilmesin istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu, tutuklu kadınlara kart gönderdi

    İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu, tutuklu kadınlara kart gönderdi

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu, 25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla cezaevindeki kadın tutuklulara kart gönderdi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi Kadın Komisyonu, cezaevindeki kadın tutuklulara kart gönderdi. Dernek binasında bir araya gelen kadınlar adına açıklama yapan İHD Mersin Şube Eş Başkanı Zeynep Benli, kadınların yaşamın her alanında; evlerinde, işyerlerinde, kamusal alanlarda, mücadelelerinde şiddetin çeşitli biçimlerine maruz kalmaya devam ettiğine dikkat çekti.

    Konuşmasının devamında geçtiğimiz günlerde tutuklanan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı‘nın serbest bırakılması çağrısında bulunan Zeynep Benli, “13 Kasım 2022 Pazar günü İstanbul İstiklal Caddesinde yaşanan bombalı saldırının hemen ardından İHD Eş Başkanımız Eren Keskin ile hak savunucusu olan Av. Jiyan Tosun ve ailesine ölüm tehditleri gelmeye başlamıştır. Eş Başkanımız Av. Eren Keskin, Av. Jiyan Tosun ve ailesinin güvende olmaları için acilen güvenlik tedbirlerin alınmasını talep ediyoruz” dedi.

    25 KASIM haftasında İnsan Hakları Derneği olarak Türkiye’de ve dünyada kadının insan haklarını koruma, geliştirme gayreti gösteren, şiddetin ortadan kaldırılması için mücadele eden kadın ve kadın kuruluşlarını selamlıklarını belirten Zeynep Benli, İHD Mersin Şubesi’ne 1 Ocak 2022 tarihinden 31 Ocak 2022 tarihine kadar yapılan kadın başvurularında; 3 aile içi şiddet, hayati tehlike, 12 cezaevlerindeki hak ihlalleri, 2 çıplak arama, 10 haksız gözaltı, 7 mobbing, 1 ajanlık dayatması, 2 küçük yaşta evlilik, 2 cenazelerin alınma talepleri, 1 hamile iken terk edilme ve 1’de sığınmacı olduğunu dile getirdi.

    Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için var olan 6284 Sayılı yasanın uygulanması çağrısında bulunan Zeynep Benli, iptal edilen İstanbul Sözleşmesi’nden de vazgeçmeyeceklerini aktardı.

    Açıklamanın ardından kadınlar Mersin Postanesi’nde tutuklu kadınlara kart gönderdi.

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • Dersim’de kadınların 25 Kasım bildirisini dağıtması polis tarafından engellendi-VİDEO

    Dersim’de kadınların 25 Kasım bildirisini dağıtması polis tarafından engellendi-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu’nun, Ovacık’ta 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin bildiri dağıtması Tunceli Valiliği’nin beş günlük eylem ve etkinlik yasağı gerekçe gösterilerek polis tarafından engellendi. Kadınlar, polise tepki göstererek,”Bu ülkede kadınları koruyamayan ve yaşanabilir bir ortam yaratmayanlar kadınların sokağa çıkmasını engelliyor” dedi. 

    Tüm dünyada başta kadınlar olmak üzere birçok kesim 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde alanlarda olacak.

    Dersim Kadın Platformu’nun 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin Ovacık’ta bildiri dağıtmak istedi ancak Tunceli Valiliği’nin beş günlük eylem ve etkinlik yasağı gerekçe gösterilerek polis tarafından engellendi. Kadınlar engellemeye tepki göstererek açıklama yaptı.

    “KADINLARIN SOKAĞA ÇIKMASI ENGELLENİYOR”

    Yasak kararına tepki gösteren platform üyesi Nurşat Yeşil, “Bu ülkede kadınları koruyamayan ve yaşanabilir bir ortam yaratmayanlar kadınların sokağa çıkmasını engelliyor. Yasak ve engellemelerle bugüne kadar bir yere varılamadı, kadınlar olarak 25 Kasım’da ve diğer günlerde meydanlarda olmaya devam edeceğiz” dedi.

    “25 KASIM’DA MEYDANLARDA OLACAĞIZ”

    Dersim Kadın Platformu adına açıklamayı okuyan Raife Yılmaz ise, kadınların yaşam tarzlarına devletler eliyle müdahalenin arttığını belirterek, “Şiddet yaygınlaşırken İstanbul Sözleşmesi gibi kadınların yaşam hakkını güvence altına almayı amaçlayan temel bir hukuk metni tek adamın gece yarısı kararı ile alelacele iptal ediliyor. Şiddet failleri cezasızlık içeren yargı kararları ile deyim yerindeyse ödüllendiriliyor. Adeta bu ülkede iktidarı eleştirmek, kadınlara şiddet uygulamaktan, çocukları istismar etmekten ve daha nicelerinden daha büyük suç gibi görülüyor” diye belirtti.

    Yılmaz, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “Yaşı, statüsü, nerede yaşadığı fark etmeksizin şiddete maruz kalan kadınların sayısı her geçen gün artarken biz de Dersim Kadın Platformu olarak şiddete maruz kalan kadınların yanında, faillerin karşısında olduğumuzu bir kez daha Ovacık’tan haykırıyoruz. Bize dayatılan zor yaşam koşullarına karşı kabullenişle değil mücadele ile cevap veriyoruz. Şiddete, eşitsizliğe, yolsuzluğa, zorbalığa değil; eşitliğe, barış içinde özgür bir yaşama layığız ve bunu kazanacağız demek için 25 Kasım’da meydanlarda olacağız.”

    PİRHA/DERSİM

  • Mersin Kadın Platformu: Haklarımız, hayatlarımız için 25 Kasım’da sokağa bekliyoruz-VİDEO

    Mersin Kadın Platformu: Haklarımız, hayatlarımız için 25 Kasım’da sokağa bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu, iktidarın düşmanca politikalarına karşı tüm kadınları 25 Kasım’da mücadeleyi büyütmeye çağrısı yaptı. Platform, “Katledilen kadınların, LGBTİ+ların, geleceği ellerinden alınan çocukların, cemaat kurslarına mahkum bırakılan her bir çocuğun, tutuklanan her bir gazetecinin, emeği ile var olan her bir kadının hesabını, hayatlarımızı şiddetle ve faşizmle sarmalamaya çalışanlardan sormanın zamanıdır” dedi.

    Video eklenecek

    Mersin Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yapacakları etkinliği yaptığı basın açıklamasıyla duyurdu. Özgür Çocuk Parkı’nda yapılan açıklamayı Mersin Kadın Platformu adına Derya Narlı, okudu.

    “HAYATLARIMIZ İÇİN 25 KASIM DA SOKAĞA

    “25 Kasım’a giderken ülkede var olan tablonun değişebilmesini sağlayabilmek isteği ve kararlılığı ile bu sene de şiddete, baskıya, tahakküme karşı mücadelenin her alanda devam ettiğini ve edeceğini tekrar tekrar belirtiyoruz” diyen Derya Narlı, şunları söyledi:

    “Zorlu süreçlerin öncü, direngen hareketi olan kadın ve LGBTİ+ mücadelesinin parçası olarak tam da yeri gelmişken söyleyebiliriz; faşist ve zorba hallerinizle, keyfi şekilde hiçbir kadını hedef gösteremezsiniz. Jiyan Tosun ve Eren Keskin’i hedef göstermeye çalışanlar hesaplarını elbette öncelikle kadınlara verecektir!

    Kadınlar yoksullukla mücadele etmeye çalışırken, her birimizin emeği “göz  dolduran ekonomimiz var” adeta alaya alındı. Ama tüm bunlara rağmen kadın ve LGBTİ+ mücadelesi her yerde ilmek ilmek büyüdü. Bu mücadele İran’da baskıcı, gerici molla rejimine isyan eden kadınların yaktığı ateşe uzanarak sınırları aştı. Kentte bu ateşin kıvılcımlarını omuz omuza olduğumuz İranlı kadınlarla birlikte sokaklara taşırdık. Şimdi de büyüyen bu mücadeleyi 25 Kasım’da sokaklarda göstermenin zamanıdır!

    Katledilen kadınların, LGBTİ+ların, geleceği ellerinden alınan çocukların, cemaat kurslarına mahkum bırakılan her bir çocuğun, tutuklanan her bir gazetecinin, emeği ile var olan her bir kadının, açlıkla tehdit edilen, mobbingle baş eden her birimizin hesabını hayatlarımızı şiddetle ve faşizmle sarmalamaya çalışanlardan sormanın zamanıdır.

    Mücadeleyi daha da büyütmek ve geceleri isyanımıza boyamak için bütün kadınları 25 Kasım Cuma Akşamı saat 18.30’da Kushimoto sokağına çağırıyoruz! Bütün kadınları ve LGBTİ+ları isyanı ve coşkuyu daha da büyütmek için, birbirimiz, haklarımız, hayatlarımız için 25 Kasım da sokağa, Kushimoto sokağına bekliyoruz!”

    PİRHA/MERSİN

  • Dersimli kadınlar: Kadınsız bir dünya hiç kimse için iyi bir dünya olmaz-VİDEO

    Dersimli kadınlar: Kadınsız bir dünya hiç kimse için iyi bir dünya olmaz-VİDEO

    PİRHA-25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin değerlendirmede bulunan Dersimli kadınlar, iktidarın kadına yönelik şiddeti durdurmada hiçbir şey yapmadığını ifade ederek, çözümün bilinçli bir toplum yaratmaktan geçtiğinin altını çizdi.

    Bugün, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. Mirabel Kardeşlerin mücadelesinin simgeleştiği tarih olarak kabul edilen 25 Kasım’da kadınlar haklarını, kazanımlarını korumak ve ilerletmek için dünyanın ve Türkiye’nin birçok merkezinde sokaklara çıkacak.

    Türkiye’de yıl boyunca kadınlar başta İstanbul Sözleşmesi olmak üzere, kadın katliamlarına, yoksulluğa, ayrımcılığa, tacize, tecavüze karşı sokaklara çıkarak mücadele etti.

    Dersim’de mikrofonu kadınlara uzattık ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne dair düşüncelerini aldık.

    Jale Doğan, şiddetin her türlüsünün dünya genelinde arttığına dikkat çekerek, “Ülkemizde bu durum daha can yakıcı bir noktada. Bir yandan ekonomik, bir yandan kültürel açmazlar bilinçli bir şekilde çözüme ulaşmaması adına çaba olduğunu hissediyorum. Şiddet bu kadar görünürken neden bu sessizlik” diye sordu.

    Şiddetin sıradanlaştırılmak istendiğini vurgulayan Jale Doğan, “Bu sorunları sadece dile getirmenin yeterli olmayacağını bilmemiz gerekiyor. Bir farkıdanlık oluşturup bu farkıdanlığı kolektif bilince dönüştürmeliyiz. Çünkü kadınsız bir dünya hiç kimse için iyi bir dünya olmaz” dedi.

    “KADINLARA DOKUNMAYIN”

    Rojda Moroğlu da, kadınların her gün şiddete, baskıya, tacize ve ölümle karşı karşı kaldığını belirterek, yetkililerin bir sey yapmadığı sürece böyle devam edeceğini aktardı.

    Herkesin özgürce, barış içinde bir dünyada yaşamak istediklerini vurgulayan Rojda Moroğlu, “Kadın erkek eşit bir şekilde yasamak istiyoruz ve bunun için size sesleniyoruz; lütfen kadınlara dokunmayın” diye belirtti.

    “KADINLAR ÜZERİNDE EKONOMİK BASKI VAR”

    Saniye İldeniz ise, kadınlar üzerindeki ekonomik baskıya işaret ederek, ‘Annemin her gün yemek yapma çabasını gördüm. O da bir psikolojik şiddet. Ekonomik sıkıntılar günümüzde çok ilerlemiş durumda. Her sabah acaba bugün ekmek parasını bulabilir miyim, diyen kadınlar var” ifadelerini kullandı.

    Kadının emeğinin görülmediğinin altını çizen Saniye İldeniz, “O yüzden kadın olmak günümüzde çok daha zor” diyerek sözlerini tamamladı.

    “SAĞIMIZ, SOLUMUZ ŞİDDET”

    Sevim Sağlam, “25 Kasım denildiği zaman kanımızın donduğu gündür” diyerek, şunları dile getirdi:

    “Çünkü kadınlar katlediliyor, şiddete uğruyor. Bunları ben de yaşadım. Dayak yedim, odunluğa kapatıldım, hortumlarla dövüldüm. Ben bunları unutmuyorum. Başımızı kaldırıyoruz, sağımız, solumuz şiddet. Bunu kınıyorum. Bunun olmaması gerek.”

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • Psikolog Şahin: Kadının, kurban ve çaresizlik psikolojisine hapsedilmemesi gerekiyor-VİDEO

    Psikolog Şahin: Kadının, kurban ve çaresizlik psikolojisine hapsedilmemesi gerekiyor-VİDEO

    PİRHA-Uzman Klinik Kültürlerarası Sosyal Psikolog Tülin Şahin, kadına yönelik şiddeti çözebilmemiz için kadın ve erkek olarak değil insan olarak yaklaşmamız gerekiyor” dedi. Şahin, “İnsana zarar veren her şeyi çözümlemeye doğru gidiyoruz ama kadın ile erkek olarak cinsiyet ayrımcılığı olarak ele aldığımızda ötekileştiriyoruz birbirimizi. Bu meseleye kadın erkek olarak bakmaktan ziyade daha insancıl yaklaşmamız gerekiyor” diye konuştu. 

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele, 1999 yılında kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık yaratmak amacıyla BM Genel Kurulu kararı ile ilan edilen gündür.

    25 Kasım; Mirabal Kardeşler olarak bilinen Patria, Minerva ve María Teresa adlı 3 kız kardeşin, Dominik Cumhuriyeti’nde iktidardaki Trijillo diktatörlüğüne karşı isyanı örgütledikleri için devletin kolluk güçleri tarafından önce tecavüz edilip sonra katledildikleri günün adıdır.

    Mevcut kapitalist, ataerkil aklın oluşturduğu sistemde, kadına yönelik şiddet, herhangi bir coğrafya ile sınırlı değil. Kadın katliamları, şiddet, hak ihlalleri oransal olarak değişiklikler gösterse de ülke, bölge ayrımı olmaksızın yükselerek devam ediyor.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gece yarısında aldığı kararla AKP hükümeti 20 Mart’ta İstanbul Sözleşmesi’nden çıktı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre 2021 yılında 225 kadın katledildi.

    “Ocak ayı 23 kadın, Şubat ayı 28 kadın, Mart ayı 28 kadın, Nisan ayı 16 kadın, Mayıs ayı 17 kadın, Haziran ayı 18 kadın, Temmuz ayı 20 kadın, Ağustos ayı 31 kadın, Eylül ayı 26 kadın, Ekim ayı 18 kadın.”

    Uzman Klinik Kültürlerarası Sosyal Psikolog Tülin Şahin; kadına yönelik şiddet, kadının toplumdaki yeri, kadın ve şiddet, Dersim’de kadınların intiharları ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ŞİDDET VE KADIN KAVRAMLARI TEK YÖNLÜ ELE ALINMAMASI GEREKİYOR”

    PİRHA: Kadın ve şiddet birlikte kullanılır hale geldi. Bunun kadınlar üzerinde nasıl bir etkisi var?

    TÜLİN ŞAHİN: Kadın ve şiddet kavramlarını sıklıkla yan yana kullandığımız zaman insan zihninde eksik bir algıya ve yanlış davranışlara da neden oluyor. Çünkü bu konuyu tek yönlü olarak ele aldığımız için burada sadece kadının şiddete maruz kaldığı algısını zihnimizde oluşturuyor ve zamanla da bu gerçeği kabul etmemize neden oluyor. Aslında bu gerçek kutuplaştırma eğiliminin ve ön yargısal bir sistemin sonucudur. Kadın ve erkeğin birbirlerine davranışlarında da ötekileştirme eğilimini yoğun bir şekilde gerçekleştirmelerine neden oluyor. Burada amacımız kadını korumak ve cinsiyet eşitsizliğini eleştirmek olsa da farkında olmadan ötekileştirmenin içinde yer aldığı şiddeti kullanarak yoğunlaştırıyoruz ve aslında kadın erkek cinsiyet eşitliğini derinleştiriyoruz.

    Bu yaklaşımın kadınların psikolojisi üzerinde de çok büyük bir zararı var. Kadını mağdur etiketi adı altında çaresizlik ve kurban psikolojisi içine hapsettiriyoruz. Kadın buna inanarak kendini mağdur olarak gördüğü için bu inancı beslemekle alakalı nedenler buluyor. Bu sebeple şiddetin var olmasında kendi sorumluluğunun farkında olmuyor. Mağdur olan kadının mağdur edebilme ihtimalini hem göz ardı etmiş oluyoruz hem de yok saymış oluyoruz. Oysa şiddet toplumsal bir sorundur ve tek yönlü ele alınmayacak kadar da önemlidir. Bu sorunun içinde kadının rolü hafife alınmayacak kadar önemli ve ciddidir. Çünkü inanç kalıpları, kültürel ve toplumsal değerler içinde örneğin namus, ayıp ve saygı kavramını insancıl bir yaklaşımla değil de cinsiyetçi bir yaklaşımla aktarılmasında kadının çok büyük bir rolü vardır. Şiddet ve kadın kavramları tek yönlü ele alınmaması gerekiyor çünkü şiddet toplumsal bir sorundur.

    “KADINLAR EŞ VE ANNE GÖREVLERİNİ YERİNE GETİRMEDİĞİ ZAMAN BAŞARISIZ OLARAK TANIMLANIYOR”

    -Kadının toplumdaki yerini, iletişimin bu kadar yaygın olduğu bir zamanda nasıl görüyorsunuz? Geçmişe göre bir farkı olduğunu düşünüyor musunuz?

    Kadının toplumdaki yeri aslında öncelikle eş ve anne olarak öğrendiği görevleri, cinsiyetçi rollerin içinde barındırdığı görevleri yerine getirmesini beklediğimiz varlıktır. Kadın olarak toplum içinde kabul görülmesi için eş ve anne görevlerini layıkıyla yerine getirmesi gerekiyor. Kadın toplum içinde bir birey olarak var olmaktan ziyade aslında eşini, ailesini ve çocuklarını var etmekle görevlidir. Bu yüzden bu görevlerini yaptığı sürece kadın kimliğini taşıyabilir. Tabi ki değişimler var ama mücadeleler sonucunda; bunlar sadece kadın haklarıyla alakalı değişimler oluyor. Toplumun algısında, bakış açısında çok büyük değişikliklerin olmadığını düşünüyorum. Ne kadar kadınlar çalışsa da, okusa da eş ve anne olarak o görevlerini yerine getirmediği zaman toplum içinde eksik ve başarısız olarak tanımlanıyor. Başarısız olarak tanımlama bizim egomuza ne kadar zarar verdiğini tahmin edebiliriz, bu doğrultuda kadınlar bununla baş edebilmek için bazı yöntemler geliştiriyorlar bunlardan en önemlileri de genellikle normalleştirme ve kabul etme eğilimleri oluyor.

    “DERSİM’DEKİ İNTİHAR VAKALARINI ÇOK YÖNLÜ ELE ALMAK GEREKİYOR”

    -Dersim’de kadınların karşılaştığı sıkıntılar ve intihar nedenlerini neye bağlayabiliriz?

    Dersim’deki intihar vakalarını ele aldığımızda çok yönlü ele almak gerekiyor çünkü çok farklı etkenler var. Dersim’de kadın olmanın zorluğu sanırım büyük bir çelişkinin içinde var olma çabasıdır. Eşitlik değerinin gerçek hayatta bireyler tarafından yerine getirilmemesinden kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Ne kadar sözde böyle bir değer savunulsa da ne kadar sözde eşitliği savunsak da aslında eşitsizliğin var olmasına neden oluyoruz. Bireyler cinsiyet ayrımcılığını ya da eşitsizliği sürdürüyorlar aslında iki taraftan da çıkar ve fayda sağlıyorlar kendilerine. Bu büyük çelişkinin içerisinde yer alan belirsizlik insanların güvenli bir alan sağlamalarına engel olduğu için psikoloji sorunlara neden oluyor. Umutsuzluğa, karamsarlığa, kaygıya, korkuya neden oluyor ve en uç noktada da intihara kadar gidebiliyor.

    “COĞRAFYAMIZDA KÜLTÜREL VE TOPLUMSAL DEĞERLER ÖZGÜRLEŞMEMİZİ ENGELLİYOR”

    -Görece daha özgür olunduğunun düşünüldüğü bir coğrafyada gerçekler böyle mi?

    Özgürlüğü savunabilmek için özgürlüğün ne anlama geldiğini ve nasıl özgür olunduğunu bilmek gerekiyor. Özgürlük birey olmak, duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını kontrol edebilme niteliğidir. Ancak bizim coğrafyamızda da maalesef kültürel ve toplumsal değerler insanı özgürleştirme yolunda engelliyor ve kişiyi özgür kılmak yerine aslında tutsak kılıyor. Çünkü toplumun inanç ve düşünce yapıları daha çok bireyi kontrol edilmeye alıştırılıyor ve bu doğrultuda inanç ve düşünceler sorgulamaya kapalı olduğu içinde onun doğruluğunu kabul edip özgürleşmeyi engelliyor.

    “KADIN, KURBAN VE ÇARESİZLİK PSİKOLOJİSİNE HAPSEDİLMEMESİ GEREKİYOR”

    -Kadınlar kadına yönelik şiddetle mücadelede nasıl bir yol izlemeliler?

    Kadının mağdur etiketi adı altında kurban ve çaresizlik psikolojisine hapsedilmemesi gerekiyor. Kadının da şiddetin var olmasında ki etkisini, rolünü ve sorumluluğunu kabul etmesi gerekiyor. Kadın ancak bu farkındalığı yaşarsa ve şiddeti çok yönlü ele alabilirsek en doğru yaklaşımı ve çözümlemeleri bulabileceğimizi düşünüyorum.

    “MESELEYE KADIN-ERKEK OLARAK DEĞİL İNSAN OLARAK BAKMAMIZ LAZIM”

    -25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin neler söylemek istersiniz?

    Kadına yönelik şiddeti çözebilmemiz için kadın ve erkek olarak değil insan olarak yaklaşmamız gerekiyor. İnsana zarar veren her şeyi çözümlemeye doğru gidiyoruz ama kadın ile erkek olarak cinsiyet ayrımcılığı olarak ele aldığımızda birbirimizi ötekileştiriyoruz. Bu meseleye kadın erkek olarak bakmaktan ziyade daha insancıl yaklaşmamız gerekiyor. Çocuklarımızı yetiştirirken daha bilinçli olmamız gerekiyor, bize dayatılan veya öğretilen rollerin doğruluğunu kabul etmekten ziyade sorgulayabilmemiz gerekiyor.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Kadınlar Mersin’den seslendi: İsyandayız!-VİDEO

    Kadınlar Mersin’den seslendi: İsyandayız!-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de bir araya gelen kadınlar, erkek şiddetine boyun eğmeyeceklerini ifade ederek, “Bizler ne yaşamlarımızdan, ne bedenlerimizden ne de yönelimlerimizden vazgeçmiyoruz. İstanbul sözleşmesi bizim, bedenlerimiz bizim, hayatlarımız bizim, bu hayat bizim vazgeçmiyoruz” dedi.

    Mersin Kadın Platformu, Özgür Çocuk Parkı’nda etkinlik düzenledi. “Şiddete, emek sömürüsüne, erkek egemenliğine karşı isyandayız. Özgürlüğümüz için alanlardayız” pankartının açıldığı etkinlikte katledilen kadınların fotoğrafı ve kadın mücadelesine vurgu yapan dövizler taşındı.

    Kadınlar adına açıklamayı okuyan Ayşenur Önal, kadınların baskı ve şiddete karşı her yerde mücadele ettiğini belirterek, “Hayatlarımızı kuşatan patriyarkaya, erkek-devlet şiddetine, ekolojik yıkıma, sömürüye ve faşizme karşı; isyanımızı, öfkemizi, mücadelemizi her yerde büyütüyoruz. Özgürlüğümüzü ve hayatlarımızı savunmak için bir aradayız ve bir arada olmaya devam edeceğiz. Her düştüğümüzde yerden birlikte kalktık. Her nefesimiz kesildiğinde, omzumuzda birbirimizin elini hissettik” dedi.

    Erkek devlet şiddetine boyun eğmeyeceklerini ifade eden Ayşenur Önal, “Bizler ne yaşamlarımızdan, ne bedenlerimizden ne de yönelimlerimizden vazgeçmiyoruz. İstanbul sözleşmesi bizim, bedenlerimiz bizim hayatlarımız bizim bu hayat bizim vazgeçmiyoruz” diye konuştu.

    Dünya çocuk hakları gününde emekleri sömürülen, köle gibi çalıştırılan, hayatları çalınan, bu iktidarın politikalarının sonuçlarıyla baş başa bırakılan, daha çocuk yaşında yoksullukla mücadele eden, istismarda suçlu bulunan her bir çocuk için de alanlarda olduklarını vurgulayan Ayşenur Önal, “Gericilikle sarmalanan, hayatları, gelecekleri çalınan tüm çocuklar için buradayı. Bu iktidar ellerini çocukların yakasından çekene dek vazgeçmiyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Etkinlik sanatçı Yeliz Adıgüzel’in seslendirdiği kadın şarkılarıyla son buldu.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Dersim Kadın Platformu: 25 Kasım’da kadınları alanlara bekliyoruz-VİDEO

    Dersim Kadın Platformu: 25 Kasım’da kadınları alanlara bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü için Dersimli kadınları alanlara beklediğini açıkladı.

    Dersim Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü için Dersimli kadınları alanlara beklediğini açıkladı.

    Dersim Kadın Platformu adına açıklamayı HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil okudu. Kadına karşı şiddetin tarihçesi oldukça eskilere dayandığını belirten Yeşil, “İnsanlık tarihi boyunca, dünyanın dört bir yanında, eşitlik ve özgürlük mücadelesi veren kadınlar, eril zihniyetin sürdürücüsü iktidarların hedefi olmuştur. Kadınlar, şiddetin her türlüsüne maruz kalmalarına karşın, eşitlik ve özgürlük mücadelelerinden asla vazgeçmemiş, tam aksine mücadelelerini her gün yaygınlaştırmıştır” diye belirtti.

    “HAKLARIMIZ İÇİN ALANLARDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Kadınların katledilmeye devam edildiğini vurgulayan Yeşil, “Bizler Dersim Kadın Platformu olarak kadın cinayetlerini durdurmak için, tacize ve tecavüze, haksız tahrik indirimine son vermek için, AKP’nin kadın düşmanı politikalarına dur demek için, güvencesiz, kayıt dışı, kölece çalışmaya hayır demek için, nefret suçlarına dur demek için, savaşa karşı onurlu bir barış inşa etmek için, emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir demek için, haklarımızı ve hayatlarımızı elimizden almak isteyenlere karşı mücadeleyi büyütmek için alanlarda olmaya devam edeceğiz. Tüm Dersimli kadınları da  25 kasım günü alanlara bekliyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • Dersim Kadın Platformu: Haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz-VİDEO

    Dersim Kadın Platformu: Haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin yaptığı açıklamada, “Kadınlar, dünyanın her yerinde fiziksel, psikolojik, ekonomik şiddete maruz kalmakta ve hatta yaşam hakları vahşice ellerinden alınmaktadır. Ülkemizde pandemi döneminde 220, 2020 yılının ilk 10 ayında ise 397 kadın erkekler tarafından katledildi” derken, Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku ise, “Bir kadın cinayeti 47 yıl sonra ortaya çıktı. Engin Yücel şunu zannetmesin. Bana bu saatten sonra durmak, nefes almak yok. Onlara da olmayacak. Gülistan Doku’yu bulacağım ve bize bunları çektirenler cezalandırılacak” dedi.

    Dersim Kadın Platformu 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını Dersim Kadın Platformu adına Fatoş Taşkale okudu.

    “KADINLAR DÜNYANIN HER YERİNDE ŞİDDETE MARUZ KALMAKTA”

    Fatoş Taşkale, kadınların dünyanın her yerinde fiziksel, psikolojik, ekonomik şiddete maruz kaldığını ve yaşam haklarının vahşice ellerinden alındığını söyleyerek, “Ülkemizde pandemi döneminde 220, 2020 yılının ilk 10 ayında ise 397 kadın erkekler tarafından katledildi” dedi.

    Taşkale, her güne yeni bir ölüm, şiddet, taciz ya da tecavüz olayı ile uyanır olduklarını vurgulayarak, şunları dile getirdi:

    “Kadınlar lehine imzalanan ulusal ve uluslararası sözleşmelere uyulmadığı gibi, cezasızlık ve haksız tahrik indirimi gibi cezai uygulamalar, kadına yönelik her türlü şiddet taciz tecavüzde erkekleri güçlendiriyor, teşvik ediyor, koruyor. Bu koruma ve yasasızlık her gün karşımıza yeni bir taciz, tecavüz ve kadın katliamı olarak çıkıyor. Artan şiddet ve cezasızlık; “henüz” o şiddetin muhatabı olmamış tüm kadınlara da bir gözdağı olarak, çizilen sınırlara riayet etmediğinde başına neler gelebileceğinin bir tasviri olarak gözümüze sokula sokula tekrarlanıyor. Covid-19 salgını karşısında getirilen tedbir ve yasaklar ise bizleri korumaktan çok uzak durumda; öyle ki bu yasaklar çoğu zaman bizi evlerimize ve iş yerlerimize mahkum ederek oralarda yaşanan şiddettin ise kapalı kalmasına sebep oluyor. Bu yasaklar biz kadınların yaşamı için gün geçtikçe virüsten daha tehlikeli hale geliyor. Yılmadan yorulmadan bir kez daha sesleniyoruz, yeter artık failleri değil kadınları koruyun! Eşitlik mücadelemizin en önemli kazanımlarımızdan olan İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere imzalanan uluslararası ve ulusal sözleşmeleri kaldırmayı tartıştırmak yerine bu sözleşmelere uyun, uygulayın.”

    “İNSANCA ÇALIŞMAK VE İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUZ!”

    Bu sistem sadece bedenlerimiz üzerinde değil emeğimiz üzerinde de tahakküm kurmak istediğini söyleyen Taşkale, “Pandemiyi fırsata çevirmek isteyen sistem ve onun temsilcisi siyasi iktidar, her alanda olduğu gibi bu alanda da emeğimizi görünmez ve değersiz kılıyor. Pandemi ile birlikte ağırlaşan ekonomik krizin en ağır faturası biz kadınlara ödetiliyor, istihdam alanında ilk gözden çıkardıkları kadınlar oluyor. Artan yoksullaşma ile birlikte evin içinde giderek ağırlaşan geçim derdinin en ağır faturasını yine biz kadınlar ödüyoruz. İçerde gün geçtikçe ekonomik şiddete, psikolojik şiddete ve hatta bazen fiziksel şiddete dönüşen bu geçim derdi pandeminin de etkisi ile çoğu zaman evin içinde kalmaya devam ediyor. Bizler de bu 25 Kasımı pandemi ile mücadelede en ön safta yer alan, sağlıkta her geçen gün giderek artan şiddete ve kölece çalışma koşullarına göğüs geren sağlık emekçisi kadınlara atfediyoruz. Bizler, insanca çalışmak ve insanca yaşamak istiyoruz” dedi.

    “GÜLİSTAN DOKU’YU BULACAĞIM VE BİZE BUNLARI ÇEKTİRENLER CEZALANDIRILACAK”

    326 gündür kayıp olan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku ise, kardeşinin kayboluşundan sorumlu olan herkesin hesap vereceğini söyledi. İlk günden bu yana kardeşi için açıklama yapılmaması için yetkililerin baskı kurduklarını dile getiren Aygül Doku, “Bir kadın cinayeti 47 yıl sonra ortaya çıktı. Engin Yücel şunu zannetmesin. Bana bu saatten sonra durmak, nefes almak yok. Onlara da olmayacak. Gülistan Doku’yu bulacağım ve bize bunları çektirenler cezalandırılacak” diye konuştu.

    PİRHA/ DERSİM

  • ‘Erkek devlet adaletine karşı gerçek adalet için mücadele edelim’

    ‘Erkek devlet adaletine karşı gerçek adalet için mücadele edelim’

    PİRHA- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla mesaj gönderen Kocaeli Kandıra F Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde tutuklu bulunan kadın siyasetçiler, “Erkek devlet adaletine karşı gerçek adalet diyoruz. Şiddetsiz, özgür yarınlar ancak kadınların örgütlü mücadelesi ile kurulacak” dediler. 

    BM Genel Kurulu 1999 yılında 25 Kasım gününü Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan etse de kadınlar şiddet görmeye, öldürülmeye ve istismara uğramaya devam ediyor.

    Kadınlar “Şiddet, ölüm, istismar kaderimiz değildir. Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” diyerek her yıl olduğu gibi bu yıl da sokaklarda olacak. Kadınlar bir taraftan bulundukları her alanda haklarını korumak için mücadele yürütürken, diğer yandan ise mücadele yürütürken, cezaevlerine konuluyor.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla Kocaeli Kandıra F Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu kadın siyasetçiler mesaj gönderdi.

    MA’da yer alan haberde Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Basın Bürosu tarafından paylaşılan tutuklu siyasetçilerin mesajları şöyle:

    YÜKSEKDAĞ: BİRLİKTE KAZANACAĞIZ 

    HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ: Umutla, dirençle, dayanışmayla merhaba. Bizlere dayatılan şiddet, ölüm, zulüm düzenini; kadın, yaşam ve özgürlük düzenine dönüştürmek için el ele veren kadınları selamlıyorum. Sokakları özgürleştiren kadın direnişi bu 25 Kasım’da da bizlere yeni yollar açacak. Şiddetin her türlüsüne karşı dayanışmanın ve mücadelenin yeni türlüsünü keşfedeceğiz. İçeride, dışarda, okulda, fabrikada, sokakta, tarlada kadınların uyanan bilinci ve özgürleşen hareketi yeni bir tarih yazacak. Birlikte kazanacağız. En içten sevgilerimle.

    TUNCEL: ERKEK DEVLET ADALETİNE KARŞI GERÇEK ADALET 

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel: Bir 25 Kasım daha biz kadınlar dayanışmayı büyütüyoruz. Bize dayatılan erkek egemen kapitalist düzeni reddediyor, geleceğimiz için örgütleniyoruz. Eşit, özgür, demokratik barış içinde sağlıklı bir yaşamı, hayatı doğayı savunuyoruz. Erkek devlet adaletine karşı gerçek adalet diyoruz. Kadına yönelik her türlü ayrımcılığa, tacize, tecavüze, katliamlara, işgale, tecride karşı ‘ Em xwe diparêzen’ diyoruz. İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere bin bir emekle elde ettiğimiz kazanımları korumak için direnişi, mücadeleyi büyütüyoruz. Kahkahalarımızla, danslarımızla büyüyen örgütlü gücümüzle dayanışmayla faşizme karşı yürüyoruz. Biz içeride, siz dışarıda…

    KIŞANAK: ŞİDDETSİZ, ÖZGÜR YARINLAR KADINLARIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELESİYLE KURULACAK 

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önceki dönem Eşbaşkanı Gültan Kışanak: Biz kadınlar içeride, dışarıda hayatın her alanında erkek egemen baskı ve şiddete karşı mücadele ettik, ediyoruz. Biz kadınlar şiddetsiz, özgür ve yarınların ancak kadınların örgütlü mücadelesi ile kurulacağını biliyoruz. Biz kadınlar kadın cinayetlerini, kadına yönelik her türlü şiddet ve ayrımcılığı durdurmaya kararlıyız. Kadın dayanışmasını ve mücadelesini büyütmek dileğiyle tüm kadınlara selam sevgilerimle…

    ŞAHİN: SINIRLAR DA DUVARLAR DA AŞINMAK İÇİN VAR 

    Dersim Belediyesi önceki dönem Eşbaşkanı Edibe Şahin: Kadınlar olarak dünyaya geldiğimiz andan itibaren erkek egemenlikli sistem bizim için sınırlar çizmeye yetmedi, duvarlar örmeye başladı. Bizler de kadınlar olarak yaşamımızdan biliyoruz ki sınırlar da duvarlar da aşınmak için vardır. Yeter ki yürekler bir olsun; ellerimiz buluşsun. Şiddetin her çeşidini durduracak güç örgütlü duruşumuzla olacaktır. İnançla umutla kucaklıyorum.

    DEMİREL: KADIN KATLİAMINI DURDURACAK OLAN ORTAK MÜCADELEDİR 

    HDP önceki dönem Milletvekili Çağlar Demirel: Bir kadın olarak yaşamım boyunca kadına yönelik şiddetle mücadele etmekle geçti. Bugün burada bulunmamızın nedenlerinden biri de kadınların haklarını savunmak ve kadına yönelik her türlü devlet ve erkek şiddetine karşı olmamızdan kaynaklıdır. Günde onlarca kadın şiddete uğruyor ve kadın katliamları yaşanıyor. Kadın katliamını ve şiddetini durduracak olan kadınların birlik ve ortak mücadelesidir. AKP-MHP iktidarının yürüttüğü politikalardan en fazla etkilenen ve politikalarının ötekileştirdiği kesim kadınlardır. Şu anki iktidar kadınlardan ve kadın mücadelesinden korkuyor. Çünkü kadınlar her türlü baskıya ve şiddete onurlu direnişleriyle karşı çıkıyor ve iktidarın politikalarını kabul etmiyor. Bizler siyasi rehineler olarak burada tutuklu bulunsak da kadın mücadelemiz ve direnişimiz devem ediyor ve edecek de. Bütün zorlukları aşacak olan kadınlardır. Bu konuda umutluyuz, cesaretliyiz ve mutlaka kazanacağız. Tüm kadınlara selam, sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

    YILDIRIM: KADINA ŞİDDET GÜZEL OLAN HER ŞEYE YÖNELİKTİR 

    HDP önceki dönem Milletvekili Gülser Yıldırım: Öncelikle ‘kadına yönelik şiddet’ cümlesini özü itibari ile reddederek başlamak istiyorum. Kadına yönelik şiddeti; yaşamın güzelliğine, hakikatine, öze yönelik şiddet olarak görüyorum. Kadına yönelik şiddet güzel olan herkese, her şeye yöneliktir. Kadına yönelik şiddete karşı çıkmak; yaşamın tüm çirkinliğine karşı çıkmak demektir. Özellikle kadına yönelik şiddeti özünde bütün topluma yönelik şiddet olarak görmeliyiz. Çünkü toplumda yaşanan bütün sorun ve sıkıntılar kaynağını bu zihniyetten almaktadır. Bu zihniyete karşı mücadele etmek başta biz kadınların ve bütün özgürlükten, demokrasiden, eşitlikten yana olan bireylerin, kesimlerin toplumsal görev ve sorumluluğundur. Kadınlar şahsında dünyada hiç kimsenin şiddete uğramadığı bir dünya diliyorum. Selam, sevgilerimle…

    TUĞLUK: KADIN DAYANIŞMASIYLA HER TÜRLÜ SALDIRIYI DURDURACAĞIZ 

    HDP önceki dönem Milletvekili Aysel Tuğluk: Zindanlarda tutsak olmamızın nedenlerinden biri de kadına yönelik şiddetin karşısında durmamızdır. Kadın dayanışmasıyla bize yönelik her türlü saldırıları durduracağımızın inancındayım. Bizler de içeride mücadelemize devam edeceğiz.

    (HABER MERKEZİ)