Etiket: 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü

  • ‘Bu kadın kırımcı zihniyetin artık hükmünü kaybettiğini ilan ediyoruz!’

    ‘Bu kadın kırımcı zihniyetin artık hükmünü kaybettiğini ilan ediyoruz!’

    PİRHA- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin, DAD Kadın Meclisi’nin de içinde yer aldığı inanç kurumlarının kadın örgütleri, yazılı bir açıklama yaparak, “Binlerce yıldır süren ata-erkil düzenin toplumsal yaşamda kadın ve erkek arasında büyük haksızlıklar ve eşitsizliklere sebep oldu. Bu kadın kırımcı zihniyetin artık hükmünü kaybettiğini ilan ediyoruz” denildi. 

    Demokrasi Partisi (DEM Parti), Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Halklar İnançlar Kadın Meclisleri, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Demokratik İslam Kongresi (DİK), İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA), Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu, Amed Surp Giragos Kilisesi Kadın Kolları Kadın Meclisi, Mardin Süryani Kadın Derneği kadına yönelik şiddete karşı ortak açıklama yaptı.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla yapılan yazılı açıklamada, binlerce yıldır süren ata-erkil düzenin toplumsal yaşamda kadın ve erkek arasında büyük haksızlıklar ve eşitsizliklere sebep olduğunun belirtildi. Gelenek ve kültür adı altında kadın cinsinin kırımına yol açacak züllüme, şiddete yol olduğu vurgulanan açıklamada, “Bu kadın kırımcı zihniyetin artık hükmünü kaybettiğini ilan ediyoruz” denildi.

    Açıklamada, kadının bedenine, aklına, iradesine biçilen rolleri; namus, din, devlet ve gelenek adı altında kutsallaştıran tüm baskı biçimlerini reddettikleri vurgulandı.

    İSLAMİYETTE KADIN 

    İdeolojik baskının, en görünür yüzlerinden birinin Diyanet İşleri Başkanlığının söylemlerinde ortaya çıktığının belirtildiği açıklamada, “Kadının sesini kısmayı görev sayan, şiddeti aile içi sorun diye küçülten, kadını erkeğin himayesine mecbur kılan, nasıl giyineceğimize karar veren söylemler bizim için meşru değildir. Kur’an-ı Kerim, ‘Sizi tek nefisten yaratan Rabbinizden sakının’ (Nisa 1.) der. Allah kadını ve erkeği aynı özden yaratmıştır. ‘Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder. Hayasızlığı kötülüğü ve zorbalığı yasaklar.’ (Nalh 90) Kur’an’da insana karşı şiddet, zülüm, zorbalık haram kılınmıştır. Kadına yönelik şiddet bireysel değil, sistematiktir. Erkek egemen akıl dinle, devletle, zor gücünü hakim kılan hukukun sessizliği ile toplumu bir bütünden ayrıştırmış, parçalara bölmüştür. Bu coğrafyada parçalanmayı yaratan bu gerçekliktir. Bu parçalanmaya karşı duran bir direniş damarı da hep olmuştur. Yahudilikte Hz. Asiye (Firavunun eşi)  Hıristiyanlıkta havarilerin havarisi olarak kabul edilen Maryem Magdelena, İslam ümmetinin anası kabul edilen Hz. Hatice, Alevilikte direnişin sembolü Besê ve Zarife kendi zamanlarının zalimlerine karşı çıkıp direnmişlerse, bugünlerde kadınlar da meydanlarda, cezaevlerinde, siyasette çalışma alanında evde özgür iradeyle var olma kavgasını veriyor” ifadelerine yer verildi.

    ALEVİLİKTE KADINLAR 

    Açıklamada, “Alevilik inancında şöyle der; ‘O inanç ki yolumuz vardır.’ ‘Yolun sahibi anadır. Sır ondadır. Nur candadır. Can ile canan ananın deryasında damladır’  der. Bu yol, ocak sistemi ile yaşam bulmuş, ocağın sahibi kadındır. Yolun sürdürücüsü kadındır. Pir kavramı cinsiyet içermez. Yoluna ikrar veren her kadın; özgürlüğe, eşitliğe, adalete, ortak yaşama ikrar vermiştir. Bugün ‘pir’ dediğimizde akla erkek cinsi gelir. Cemlerde pir makamında kadınlar uzaklaştırılmış, kadınların toplum önderliğinin önü kesilmiştir. Yol sürdüren, sözünü söyleyen erkekler olmuştur. Egemen inançlara benzeştiği için Alevi kadınları da bütün şiddet türlerine maruz kalmıştır. Alevi inancı cana kıymayı, şiddeti, zulmü, zindanı tümden reddeder” diye belirtildi.

    HİRİSTİYANLIKTA KADIN 

    Hristiyanlık dinin en temel öğretilerinden birinin sevgi ve adalet anlayışı olduğunun vurgulandığı açıklamada, “Yeni Ahitte geçen ilke ‘Tanrı sevgidir’ (1. Yuhanna 4:18). Altın Kural: ‘Size nasıl davranılmasını istiyorsanız, siz de başkalarına öyle davranın’ (Matta 7:12) ayeti, her türlü kötü muameleye karşı ahlaki bir standart koyar. İncil’de kadına şiddet konusu doğrudan olmasa da İsa Mesih genel olarak ‘Her kim kardeşine ahmak derse o yargılanacaktır’ diyerek sözlü hakareti bile yasaklar. Ayrıca Hristiyanlık kutsal Anne Meryem ile kadın cinsini kutsallık mertebesine yükseltmiştir” diye kaydedildi.

    Açıklama şu ifadelerle son buldu: “Sonuç olarak biliyoruz ki kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel bir ahlaksızlık değil, toplumu çürüten, adaleti zedeleyen ve devletin sorumluluk alanını doğrudan ilgilendiren bir meseledir. Yukarda da verilen örneklerde görülüyor ki, kutsal kitap ve inançların kutsallar içerisinde kadın ve erkek farklılığı yoktur, muhatap olan insandır. Devletli sistemler, kadını erkeğin egemenliği altında adeta erkek için yaratılmış göstererek, hiçleştirerek kadını iradesiz ve benliksiz bırakarak sadece beden üzerinden varlığını meşru göstermeye çalışmıştır. Bu bakış açısını reddediyoruz. Eşrefi mahlukat içindeki yerimizin saygınlığını hiçbir anlayış ve yaklaşıma ezdirmeyeceğimizi bugüne kadarki mücadelemizle gösterdik, göstermeye devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin Kadın Platformu: Sokaklar bizim, mücadelemiz meşru! VİDEO

    Mersin Kadın Platformu: Sokaklar bizim, mücadelemiz meşru! VİDEO

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü öncesinde yaptığı açıklamada tüm kadınları ve LGBTİ+’ları alanlara çağırarak, “Türkiye’nin dört bir yanında, tüm sokaklarda, meydanlarda; yaşamak, özgürleşmek, eşitlenmek için mücadelemizden vazgeçmiyoruz” mesajı verdi.

    Mersin Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında İHD Mersin Şubesi’nde basın açıklaması yaptı. Kadınlar, LGBTİ+’lar ve hak savunucularının katıldığı açıklamada, artan şiddet, yoksulluk, güvencesizlik ve devlet politikalarının kadınların yaşam alanlarını daralttığı vurgulandı.

    Yapılan açıklamada, 2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesine dikkat çekilerek, kadınların kamusal yaşamdan uzaklaştırılmaya çalışıldığı ifade edildi. Açıklamada, “Kadınları aileye sıkıştıran her politika, şiddetin ve istismarın artmasına neden oluyor. Özgür ve eşit bir yaşamdan yanayız” denildi.

    “İSTİSMARIN AFFI OLMAZ”

    Basın metnini platform adına okuyan Zübeyde Sadırlı Akpınar, çocuk istismarında cezasızlık eğiliminin güçlendiğini belirterek, 6284 sayılı yasanın hedef alınmasına karşı çıktı. Erken yaşta evlilik söylemlerinin yeniden dolaşıma sokulmasının tehlikeli olduğu vurgulayan Akpınar, “Erken yaşta evlilik girişimlerini yeniden gündeme getiren söylemler, çocuk istismarında cezasızlık eğilimini güçlendiriyor. 6284 sayılı yasa hedef alınmaya devam ediyor. Bir kez daha haykırıyoruz: İstismar affı olmaz! Çocuklar için adalet geri adım kabul etmez!” dedi.

    Akpınar, kadınlara ve çocuklara yönelik suçlarda bahanelerle ceza indirimi uygulanmasının derhal durdurulması gerektiğini vurgulayarak, “Nafaka hakkını sınırlayan, koruma tedbirlerini zayıflatan, kadınların şiddetten korunmasını zorlaştıran her düzenleme kadınların hayatına mal olur” diye konuştu.

    “KADIN VE LGBTİ+ CİNAYETLERİNİ DURDURMAK DEVLETİN GÖREVİ”

    Her gün kadınların en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürüldüğünü söyleyen Akpınar, devletin kadınları korumak yerine şiddeti görünmez kıldığını kaydederek, “Mersin’de ve Türkiye’nin dört bir yanında kadınlar en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülüyor. Devletin görevi kadınları korumaktır; şiddeti görünmez kılmak değil. Şiddeti önlemek için bütçe yok ama kadınları suçlayan politikalar var. Mersin’de ve birçok kentte LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemi, hedef göstermeler, yürüyüş yasakları ve polis şiddeti artıyor. Biz yıllardır söylüyoruz: Kadın mücadelesi LGBTİ+ mücadelesinden ayrılamaz. Nefrete karşı yaşamdan yanayız” ifadelerini kullandı.

    “MÜCADELEMİZ MEŞRUDUR”

    Zübeyde Sadırlı Akpınar, son olarak şunları söyledi:

    “Mersin’de kadın eylemlerine yönelik polis müdahalelerini unutmadık, unutturmayacağız. Sokaklar bizimdir. Meydanlar bizimdir. Mücadelemiz meşrudur. Çünkü varız, buradayız ve susmuyoruz!.. Türkiye’nin dört bir yanında, tüm sokaklarda, meydanlarda; yaşamak, özgürleşmek, eşitlenmek için mücadelemizden vazgeçmiyoruz. Dayanışmamız kadar güçlüyüz; mücadelemiz kadar görünürüz. Tüm kadınları ve LGBTİ+ları 25 Kasım’da alanlara çağırıyoruz!”

    PİRHA/ MERSİN

  • Karakoçan Belediyesi’ndeki kadınlardan toplumsal mücadele çağrısı- VİDEO

    Karakoçan Belediyesi’ndeki kadınlardan toplumsal mücadele çağrısı- VİDEO

    PİRHA- Karakoçan Belediyesi’nde çalışan kadınlar, kadına yönelik şiddetin yalnızca bireysel bir suç değil, kökleri derinlere uzanan eril zihniyetin ürünü olduğuna dikkat çekerek toplumsal mücadele çağrısı yaptı.

    Karakoçan Belediyesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla bir video çalışması yayımladı. Kadın personeller, her gün kadınların sırf “kadın” oldukları için öldürüldüğünü vurgularken, eşitliğin bir lütuf değil, temel bir hak olduğunu belirtti.

    ÖRGÜTLÜ MÜCADELE VURGUSU

    “Kadın özgürlüğü toplumsal özgürlüğün temelidir. Şiddetsiz, eşit ve özgür bir dünya mümkündür” diyen kadınlar, erkek egemen sisteme karşı kadınların örgütlü mücadelesinin büyüdüğünü ifade ederek, “Erkek egemen sisteme karşı kadınların örgütlü gücü kazanacak” sözleriyle dayanışmanın önemine işaret etti.

    Videoda, kadınların yaşamı yeniden kuran öncü rolü de vurgulandı:

    “Kadın eliyle kurulan yaşam barışın temeli olur. Kadın dayanışmasıyla kentler yeniden nefes alıyor. Şiddetsiz, sömürüsüz, özgür bir yaşam kadınlarla kurulacak.”

    Belediyenin kadın personelleri, doğa ve yaşamın savunusunun da kadınların mücadelesiyle güçlendiğini belirterek, “Kadın yaşamını savunmak, özgür geleceği inşa etmektir” mesajını verdi.

    Karakoçan Belediyesi, yayımladığı çalışmanın amacının 25 Kasım vesilesiyle toplumsal farkındalığı büyütmek, kadınların sesini kamusal alanda daha görünür kılmak ve şiddetsiz bir yaşam mücadelesine katkı sunmak olduğunu açıkladı.

    PİRHA/ ELAZIĞ

  • Alevi kadınlardan 25 Kasım buluşması: Kayyım, kadın iradesine atanmıştır!-VİDEO

    Alevi kadınlardan 25 Kasım buluşması: Kayyım, kadın iradesine atanmıştır!-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi’nin düzenlediği kadın buluşmasında ayrımcılığa, şiddete karşı dayanışma ve eşitlik talebini yükseltme çağrısı yapıldı. Buluşmada ayrıca kayyımların kadın iradesine atandığına vurgu yapıldı.

    Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Kadın Meclisi’nin çağrısıyla 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında bir araya gelenler kadınlar güncel şiddet politikalarını, eş başkanlık sistemine yönelik kayyım atamalarını, Alevi örgütlenmesindeki kadınların yerini ve çözüm önerilerini konuştu.

    Çiğli ilçesinde bulunan dernek binasında gerçekleşen buluşmada hakikat yolunda yaşamını yitiren ve katledilen kadınlar için saygı duruşunda bulunuldu, çerağlar uyandırıldı.

    “KAYYIMLAR KADIN İRADESİNE ATANMIŞTIR”

    Buluşmada ilk sözü alan DAD İzmir Şube Eş Başkanı Nebat Çelik, kayyım atamalarını eleştirdi. Eş başkanlık sisteminin olduğu yerlere kayyım atamalarının kadın iradesine atandığına söyleyen Çelik, “Kadın hakikatin kapısıdır. 25 Kasım kadına yönelik şiddetin mücadele günü. Dün Dersim ve Ovacık belediyelerine kayyım attı. Dersim Alevi inancının serçeşmesidir. Bizler için özel bir şehirdir. Alevilerin iradesine kayyım atanmıştır ve kabul etmiyoruz. Gülistan Sönük şahsında Batman’daki kadın iradesine de kayyım atanmıştır. Özellikle eş başkanlık sisteminin olduğu belediyelere kayyım atanması, kadınların iradesine de atanmasıdır. Biz Seyit Rıza’nın dediği gibi onlara boyun eğmeyeceğiz” diye konuştu.

    “ALEVİ KADINLAR İNANÇLARINDAN DOLAYI DIŞLANIYOR”

    Hazırlanan kurumsal metni okuyan DAD İzmir Şubesi Yöneticisi Fadime Dapaklı ise, dünya kadınlarının mücadelesine dikkat çekerek, “Kadınlar, dünyada her gün eşitsizlik, şiddet ve ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaktadır. Mülteci kadınlar, savaşın ve göçün travmalarını taşırken, Alevi kadınlar inançları yüzünden dışlanmakta; Kürt kadınları hem kültürel hem de toplumsal baskılara maruz kalmaktadır. Filistinli kadınlar, işgal altındaki topraklarında özgürlük mücadelesi verirken, İranlı kadınlar özgürlük ve hakları için büyük bir direniş sergilemektedirler. Bu kadınlar, sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik şiddet, ekonomik zorluklar ve eğitimdeki engellerle de mücadele etmektedirler” dedi.

    “BİLİNCİ, DOĞRU ÖFKEYE TAŞIMALIYIZ”

    Dapaklı, devamında şunlar ifade etti:

    “25 Kasım, sadece kadına yönelik şiddetle mücadele günü değil, tüm bu kadınların hakları, özgürlükleri ve eşitlik için verdiği direnişin hatırlatıldığı bir gündür. Kadınlar, her türlü ayrımcılık ve şiddete karşı dayanışma ve eşitlik talebini yükseltmeye devam etmektedir. Bugün, şiddete uğrayan, dışlanan, ekonomik ve toplumsal zorluklarla boğuşan her kadının yanında durma, onların haklarını savunma ve özgürlüklerini kutlama zamanıdır. 25 Kasım, eşitlik ve adalet için ortak bir ses olma zamanıdır. Her gün kadın düşmanlığının her türlü görünümü ile yüz yüze geliyor ve yaşıyoruz. Var olduğumuz her alanda sistematik olarak erkek devletin mobbing, taciz, şiddetine maruz kalıyoruz. Şüpheli kadın ölümlerinin tesadüf olmadığını çok iyi biliyoruz. Kadınlarının erkekler tarafından katledildiğinin bilincindeyiz ve bu bilinci doğru öfkeye taşımak gerektiğinin farkındayız. Çünkü kadın cinayetleri politiktir.”

    Buluşma, serbest kürsü ile son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Demokratik Alevi Kadınlar Birliği: Hep birlikte mücadele ederek şiddeti durdurabiliriz

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği: Hep birlikte mücadele ederek şiddeti durdurabiliriz

    PİRHA – Demokratik Alevi Kadınlar Birliği’nin 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’ne dair yaptığı yazılı açıklamada, kadına yönelik şiddetin sadece kadınların değil tüm toplumun meselesi olduğu vurgulanarak “Unutmayalım, şiddete sessiz kalmak da bir suçtur. Hep birlikte mücadele ederek şiddeti durdurabiliriz” denildi.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü öncesi yazılı açıklama yapan Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, kadına yönelik şiddetin, fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddet gibi birçok farklı şekilde kendini gösterdiğine ve toplumun her kesimini derinden etkilediğine dikkat çekerek tüm topluma şiddete karşı dayanışma çağrısında bulundu.

    “KADINA ŞİDDETE KARŞI ‘SIFIR TOLERANS’ İLKESİNİ BENİMSEMELİYİZ”

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği’nin yayınladığı açıklamada, kadına yönelik şiddetin, fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddet gibi birçok farklı şekilde kendini gösterdiğine ve toplumun her kesimini derinden etkilediğine dikkat çekilerek devamında şunlara yer verildi:

    “Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her üç kadından biri yaşamı boyunca en az bir kez şiddete maruz kalmaktadır. Dünyadaki bütün şiddet tarihi ve şiddet vakaları da göstermektedir ki kadınlara yaklaşım toplumların gelişmişlik düzeyini açıkça ortaya koyuyor. Bu durum da net olarak ortaya koyuyor ki tüm devletlerin, politik grupların, tüm halkların, inançların kurumların ve bireylerin ortak sorumluluk alması aciliyetini ve gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bizler, birey ve kurumlar olarak, kadına yönelik şiddete kırım ve soykırıma karşı “sıfır tolerans” ilkesini benimsemeli; Jin Jiyan Azadi perspektifi ile kadınların haklarını savunma, eşitliği, adaleti ve özgürlüğü sağlama yolunda kararlı adımlar atmalıyız. Bu kapsamda, yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi, eğitim faaliyetlerinin arttırılması, sivil toplum kuruluşlarının desteklenmesi ve toplumsal farkındalığın yükseltilmesi gereklidir.

    “TÜM TOPLUMUN MESELESİ”

    Bugün, toplumu her alanda kadınların öz savunmalarını sağlamak haklar ile ilgili aydınlatmak ve kadınların kadınlarla dostluğunu, yoldaşlığını kısacası desteğimizi göstermek için daha güçlü bir şekilde sesimizi duyurmalıyız. Örgütlenmeliyiz ve kadına yönelik şiddetle mücadelenin sadece kadınların değil, tüm toplumun meselesi olduğunu yılmadan usanmadan anlatmalıyız. Gelecek nesillerimize inancımızın hakikatindeki kadın ana esaslı yolu yürümeyi yürütmeyi öğretmek boynumuzun borcudur.

    DAYANIŞMA VURGUSU

    Özgür, güvenli, eşitlikçi ve adalet dolu bir dünya bırakabilmek adına herkesin bu mücadelede aktif bir rol alması gerektiğini her platformda yüksek sesle söylemekten çekinmeyelim. Biz kadınların temel insan haklarına saygı duyan, ayrımcılığa ve şiddete karşı duran bir toplumda yaşamak hepimizin hakkıdır. Bu vesileyle, kadına yönelik şiddete karşı tüm bireyleri, kurumları ve toplumun her kesimini dayanışma içinde olmaya davet ediyoruz. Unutmayalım, şiddete sessiz kalmak da bir suçtur. Hep birlikte mücadele ederek şiddeti durdurabiliriz.”

    PİRHA/ALMANYA

  • Alevi kadınlar: Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönmeli- VİDEO

    Alevi kadınlar: Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönmeli- VİDEO

    PİRHA- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne çağrı yapan Alevi kadınlar, kadına yönelik erkek şiddeti noktasında iktidarın önleyici mekanizmaları devreye sokmakta gönülsüz olduğunu belirterek, İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe konulması gerektiğinin altını çizdi.

    Mirabal kardeşler olarak bilinen Patria, Minerva ve María Teresa’nın, Dominik Cumhuriyeti’ni yöneten Rafael Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele ederken işkence edilerek katledilmeleri üzerine Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1999 yılında 25 Kasım gününü Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan etti. O günden bu yana dünyanın dört bir yanındaki kadınlar, 25 Kasım günü bulundukları her alandan erkek şiddetini duyurmak ve devletlerin şiddete karşı etkin politikalar uygulaması için talepte bulunuyorlar.

    Her ne kadar Alevi inancında kadın ve erkeği eşit gören bir yaklaşım olsa da Alevi kadınlar da diğer toplumlarda olduğu gibi patriyarkal baskılar ve kadına yönelik şiddetle mücadele ediyor. Bu anlamda hem Alevi hem de kadın mücadelesi içerisinde yer alan Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’nden İnci Kaya, Britanya Kürecikliler Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Hanım Akdemir ve Aktivist Sevgi Sarıtaş, PİRHA’ya 25 Kasım ile ilgili konuştu.

    AKP’NİN POLİTİKALARI KADINA ŞİDDETİ KÖRÜKLÜYOR”

    Türkiye’de kadın cinayetlerinin artış göstermesinin sebebi olarak AKP hükümetinin söylem ve politikalarına dikkat çeken Avrupa Demokratik Kadın Hareketi Sözcüsü İnci Kaya, “Türkiye’deki AKP faşist hükümetinin politikaları, sahte namus, ahlak algısı ve değerleri ile şiddeti her gün besleyen politikalarıyla bu şiddetin daha da yükselmesine sebep oluyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması da bunun en somut örneklerinden birisi. Gerici faşist AKP iktidarının bu sözleşmeyi gereksiz görmesi bunun sonucunda da Türkiye’de artan kadın cinayetleri aynı zamanda çocuk cinayetleri ve LGBTi+’lara yönelik nefret cinayetleri de bir o kadar yükselişte” dedi.

    MÜCADELE ÇAĞRISI

    Avrupa’da da kadın cinayetlerinin yaşandığına vurgu yapan İnci Kaya, “194 kadın Almanya’da şu ana kadar öldürülmüş ve 134 kadın da Fransa’da şiddet sonucu bu yaşamdan koparılmışlar. UNICEF’in yayınladığı bir rapora göre de her sekiz kız çocuğundan biri 18 yaşından önce tecavüze maruz kalıyor, cinsel istismara uğruyor dünya genelinde. 370 milyon kız çocuğu ve genç kadın bu durumdan etkileniyor. Öte yandan şu an devam eden savaşlarda da en çok kadınlar ve çocuklar mağdur oluyor” diye belirtti.

    Tüm bu şiddet biçimlerine karşı tek çarenin örgütlü mücadele olduğunun altını çizen İnci Kaya, “Avrupa demokratik hareketi tüm bu şiddete, savaşa, ırkçılığa, yoksullaştırılmaya karşı tek çare örgütlenmektir. Eğer her iki cins için de eşit bir dünyada yaşamak istiyorsak sömürünün ve savaşların olmadığı bir dünyayı da yaratmak zorundayız. Bu da ancak mücadeleyle olur. Tüm kadınları 25 Kasım’da bulundukları alanlarda sokaklara, mücadele alanlarına çağırıyoruz. Örgütlü mücadeleyi güçlendirelim diyoruz. Jin, jiyan,azadi” şeklinde konuştu.

    “CEZALAR CAYDIRICI DEĞİL”

    Ülke ve dünya genelinde kadına şiddetin doruk noktasında olduğunu belirten Britanya Kürecikliler Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Hanım Akdemir, İstanbul Sözleşmesi’nin önemine işaret ederek, “Sözleşmenin Türkiye’de yeniden hayata geçirilmesi gerekiyor. Kadına yönelik şiddetin caydırıcı cezası olmadığı için suçlular erkekler cesaret buluyor. Kadınlar artık sokak ortasında silahla ya da bıçakla ya da herhangi bir şekilde ölümle burun buruna geliyor. Buna karşı gelmek için ülkenin ve dünyanın dört bir yanında kadınlar bir olmalı ve ses çıkarmalı. Mücadele yaşatır” diye konuştu.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN SONRA ŞİDDET ARTTI”

    Aktivist Sevgi Sarıtaş, Alevi göçmen bir kadın olarak İngiltere’de yaşamasına rağmen hala Türkiye’de olup bitenler meseleleri yakından takip ediyor. Özellikle kadın ve çocuklara yönelik şiddetin İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasından sonra daha da arttığını dile getiren Sarıtaş, şu ifadeleri kullandı: “Maalesef her sabah uyandığımızda bir felaketle sarsılıyoruz. Bir sabah kalkıyoruz Narin canımız katledilmiş, küçücük bir kız çocuğu Şirin okulda olması gerekirken dilendirilirken öldürülmüş. Bir sabah kalkıyoruz çocukları zorla fuhuşa sürükleyen çeteleri ifşa ettiği için Avukat Dilek Ekmekçi tutuklanmış ve hatta akıl hastanesine yatırılmış, Kaz Dağları’nda zeytin ağaçları katledilmiş, hayvanlar telef edilmiş. Türkiye’de kadın, çocuk, ağaç, hayvan olmak çok zor. Bunlar felaket veya kader değil. Özellikle kadın cinayetlerinin bu kadar artmasının sebebi İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmiş olmaktır. O yüzden bir an önce bu hatadan geri dönüp İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe girmelidir. Yaklaşan 25 Kasım’da İstanbul Sözleşmesi’nin tekrar uygulandığını bilmek hepimizi bir nebze mutlu edecektir.”

    Elif TABAK-Fatoş SARIKAYA/ İNGİLTERE

     

  • Fadime Türkyılmaz’dan 25 Kasım çağrısı: Mücadelemizi büyütelim-VİDEO

    Fadime Türkyılmaz’dan 25 Kasım çağrısı: Mücadelemizi büyütelim-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz, yaklaşan 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne için çağrıda bulunarak, “23 Kasım’da da Sakarya Caddesi’nde ‘Biz kadınlar öldürülmek istemiyoruz, en doğal hakkımız olarak yaşamak istiyoruz’ diyerek oturma eylemi yapacağız” dedi.

    Tüm dünyada başta kadınlar olmak üzere birçok kesim 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde alanlarda olacak. PİRHA’ya konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi Başkanı Fadime Türkyılmaz, herkesi 25 Kasım’da alanlara çağırdı.

    “İKTİDAR, DEVAMLILIĞINI SAĞLAMAK İÇİN BÜTÜN POLİTİKALARINI BİZ KADINLAR ÜZERİNDEN YÜRÜTÜYOR”

    Türkyılmaz, tarihine bakıldığında 1918’de Anadolu’daki kadın hareketine dikkat çekerek, “Bu kadın hareketi sonucunda medeni yasaya, kadın haklarının ve seçme seçilme hakkının girdiğini göreceksinizdir” dedi.

    Kadın katliamlarının siyasi olduklarını her alan çıktıklarında ifade ettiklerini ifade eden Türkyılmaz, “Bunu derken sistemin erkek egemeni ideolojiyi nasıl beslediğini, bu erkek egemen ideoloji doğrultusunda kadının nasıl yok sayıldığını, ikincileştirildiğini, ötekileştirildiğini ve eve hapsedilmek istenildiğini, birey olması için elinden bütün haklarının nasıl alındığını bilenlerdeniz” diye belirtti.

    “ERKEK EGEMEN SİSTEMİ GERİLETECEĞİZ

    Kadınlar olarak, 23 Kasım’da Sakarya Caddesi’nde ‘Biz kadınlar öldürülmek istemiyoruz, en doğal hakkımız olarak yaşamak istiyoruz’ diyerek oturma eylemi yapacaklarını söyleyerek, şunları kaydetti:

    “Her saniyede dünyada kadının öldürüldüğü bir yerde, biz kadınların birey olması doğrultusunda mücadelemize devam edelim. Bir gecede İstanbul Sözleşmesi feshedildi ve kaldırıldı ki bu kendi ekibine ve dindar kesimlere mesaj vermenin bir amacıydı. Dedi ki ‘gelin beraber olalım, benim cumhurbaşkanlığım devam etsin.’ Kadınlar sokakta öldürülüyormuş, tecavüze uğruyormuş, üç yaşındaki çocuk tecavüze uğruyormuş umrunda olmadığından, kendi devamlılığını sağlamak için bütün politikalarını biz kadınlar üzerinden yürütmeye başladı. Daha yeni İran’da bir kadın öğrencimiz, üniversitede başörtüsünü normal bağlamadı diye gözaltına alındı. Kadın arkadaşımız ne yaptı? Soyundu, atlet ve sütyeniyle üniversitenin bahçesinde yürüdü. Bu dünyanın yarısı benim, yaşamında yarısı benim diyen bir özgüvenle yürüdü ve üniversitenin bahçesine oturdu. Ve ne dedi biliyor musunuz aslında? “İran çıplaktır ben çıplak değilim. Ben üzerime özgürlüğü giyindim. Ben üzerime kadın haklarını giyindim” dedi. Sonuç ne oldu? Akıl hastasıdır diye şu an akıl hastanesine yatırıldı. Afrikalı bir kadına soruyorlar. Ekmek mi istersin? Özgürlük mü? Dediği aynen şuydu, ‘eğer özgür olmazsam ekmeğimin olmadığını nasıl anlatacağım’ Kadınlar olarak birlikte mücadele ederek erkek egemen sistemi gerileteceğiz.’”

    Buse Nehir DEMİR-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • PSAKD Ataşehir kadın buluşması: 25 Kasım’da Taksim Tünel’deyiz – VİDEO

    PSAKD Ataşehir kadın buluşması: 25 Kasım’da Taksim Tünel’deyiz – VİDEO

    PİRHA – PSAKD Ataşehir Şubesi Cemevi’nde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında biraraya gelen kadınlar, artan kadın ve çocuk cinayetleri başta olmak üzere 25 Kasım’a giderken neler yapabileceklerini konuştu. Kadınlar, 23 Kasım akşamı cemevinde bir etkinlikle 25 Kasım’da ise Taksim Tünel’de buluşma kararı aldı.

    Kadınlar, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi Cemevi’nde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında bir araya geldi. Etkinlikte, artan kadın ve çocuk cinayetleri başta olmak üzere 25 Kasım’a giderken neler yapılabileceği konuşuldu.

    İlk sözü alan PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, “25 Kasım Kadına Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü yaklaşıyor. Biz kadınlar şiddet görmediğimiz, ağlamadığımız bir dünyada yaşamak istiyoruz. Yaşamın her yerinde biz kadınlar varız yeter ki var olalım” dedi.

    Cemevi Kadın Meclisi’nden söz alan kadınlar ise kadınların göğün yarısı değil tamamı olduğunu ifade ederek 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında neler yapılabileceğine dair konuştu.

    “SES OLALIM, SUSMAYALIM”

    Ataşehir Mustafa Kemal Mahallesi sakinlerinden Lafiye Kaban da söz alarak şunları söyledi:
    “Bu memlekette olmaz denilen her şey oluyor. Önce evin içinde öldürdüler olmaz dedik oldu. Sonra sokaklarda kadınlarımızı, çocuklarımızı öldürmeye başladılar. Biz müdahale etmedik ama bunu yenebiliriz. Bunu ancak sokakta çoğalarak durdurabiliriz. 25 Kasım’a gidelim bin kişi varsa biz gidelim 2 bin kişi, 5 bin kişi olalım. Bakın Narin’in katili belli ama yukarıdan susturuyorlar. Çocuklarımız böyle gittiği sürece bu dünyada huzur bulmayacaklar. Lütfen ses olalım. Susmayalım. Bu şiddet başka türlü durmaz.”

    Kadınlar, 23 Kasım akşamı cemevinde bir etkinlikle 25 Kasım’da ise Taksim Tünel’de buluşma kararı aldı. Etkinlik, lokmaların pay edilmesiyle son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin’de İHD yöneticileri, Barış Nöbeti’nde kadın ve çocuk haklarını konuştu- VİDEO

    Mersin’de İHD yöneticileri, Barış Nöbeti’nde kadın ve çocuk haklarını konuştu- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi yöneticileri, bu ayki Barış Nöbeti’nde kadın ve çocuk haklarını ele aldı. Etkinlikte, kadın cinayetleri, İstanbul Sözleşmesi, çocuk hakları ve çocuk intiharları konuları konuşuldu. İHD Mersin Çocuk Komisyonu’ndan Helin Ergen, çocuk intiharlarına dikkat çekerek, 2022 yılında 4 bin 146 çocuğun intihar ettiğini kaydetti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi yöneticileri, her ayın ilk cuma gününde yaptıkları Barış Nöbeti’nde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ve 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nü konuştu.

    Barış Nöbeti’nden önce İHD Mersin Şube yönetimi hasta tutuklulara ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamayı İHD Mersin Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi İsmet Kaplan okudu.

    “HASTA TUTSAKLAR SERBEST BIRAKILSIN”

    İsmet Kaplan, hapishanelerde tutulan mahpusların ağır hak ihlallerine uğradığını belirterek, “İmralı Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile aynı hapishanede kalan Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’a yönelik uzun zamandır devam eden dış dünyadan izole etme, avukat ve aile görüş yasağı, telefon ve mektup ile iletişim hakları engelleniyor. 33 aydır aile ve avukatlarının görüş için yapmış olduğu başvurular kabul edilmiyor. Bu mutlak tecrit, devletin uymakla yükümlü olduğu hem kendi iç hukuk mekanizmasına hem de uymakla yükümlü olduğu uluslararası sözleşmelere aykırıdır” dedi.

    Kaplan, başta İmralı Hapishanesi’nde devam eden tecrit uygulamalarına derhal son verilmesini, aile ve avukatlarının görüş taleplerinin acilen kabul edilmesi gerektiğini ifade etti.

    KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KONUŞULDU

    Açıklamanın ardından İHD Mersin Kadın Komisyonu üyesi Figen Kandemir, son 11 ayda 288 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü bilgisini vererek kadına yönelik erkek şiddetine değindi. Kandemir, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınların hayatları açısından önemine de vurgu yaparak, tekrar yürürlüğe girmesi için mücadelenin süreceğini dile getirdi.

    İHD Mersin Çocuk Komisyonu’ndan Helin Ergen ise, çocuk intiharlarına dikkat çekerek; 2022 yılında 4 bin 146 çocuğun intihar ettiğini kaydetti. Ergen, “Son iki yılda çocuk intiharlarının yüzde 40 oranında arttığı istatistiki verilerle ortaya konmaktadır. Bu verileri detaylı bir şekilde incelediğimizde bazı bölgelerde kız çocuğu intiharlarının daha fazla olduğu görülmektedir. Tüm çocuk intiharları etkili bir şekilde soruşturulmalı, çocukları intihara sürükleyen ekonomik, sosyal ve psikolojik nedenler tespit edilerek çocukları güçlendirecek politikalara öncelik verilmelidir” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ MERSİN

  • PSAKD Kadıköy Şubesi’nde 25 Kasım paneli: Bir oda dolusu erkek bizim hakkımızda karar alıyor-VİDEO

    PSAKD Kadıköy Şubesi’nde 25 Kasım paneli: Bir oda dolusu erkek bizim hakkımızda karar alıyor-VİDEO

    PİRHA-25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle PSAKD Kadıköy Şubesi ve İçerenköy Cemevi’nde panel düzenlendi. Panelde konuşan Avukat Rukiye Leyla Süren, “Katilleri yalnızca hapse tıkarak çözüm bulamayız. Siyasette de kadınlar söz sahibi olmalı. Bir oda dolusu erkek bir araya gelip, bizim hakkımızda karar alıyor” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi ve İçerenköy Cemevi’nde, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla panel düzenlendi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Alevi Federasyonları Hukuk Komisyonu’ndan Avukat Rukiye Leyla Süren ile Eşik Platformu gönüllüsü Avukat Yelda Koçak’ın konuşmacı olarak katıldığı panele Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya da katıldı.

    “DEVLET ŞİDDETİNİ GÖZDEN KAÇIRMAMAK GEREKİYOR”

    25 Kasım nedeniyle dün İstanbul’da bir araya gelen kadınlara yönelik polis müdahalesine değinen Av. Yelda Koçak şunları söyledi:

    “25 Kasımı konuşurken devlet şiddetini gözden kaçırmamak gerekiyor. Şiddeti en çok en yakınımızdaki erkekler tarafından görüyoruz. Kadına yönelik şiddet politiktir. Bu bir ideoloji sorunudur. Bununla mücadele edilebilir. Bu sistem, erkek egemen zihniyet kadına yönelik şiddetin kökenidir. Eşitsizlik varsa şiddet vardır. Başa çıkmak için eşitsizliği ortadan kaldırmak gerekiyor. Eşitsizlik şu an her alanda yaşanıyor.

    Özellikle 2010 yılından bu yana yani dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ben kadın, erkek eşitliğine inanmıyorum” dediği günden bu yana kadınlara yönelik kazanılmış haklar da elimizden alınmaya başladı. Müftülere nikah kıyma yetkileri verdiler. Medeni kanundan rahatsızlar. Evlilik yaşını 18’den aşağıya çekmeye çalışıyorlar. Çocuk istismarcılarını affetmek istiyorlar. Nafaka hakkını kaldırmak istiyorlar. Çocukların nafakasını bile vermek istemiyorlar.

    İstanbul Sözleşmesi’nden tek gecede, tek adamın, tek sözüyle çıkıldı. 6284 kanunu çok kıymetli. O nedenle sıkı sıkıya sarılıyoruz. Eğer bu kanun gereği gibi uygulansaydı Ekim ayında öldürülen 34 kadın belki öldürülmeyecektir.”

    “BİR ODA DOLUSU ERKEK BİZİM HAKKIMIZDA KARAR ALIYOR“

    Av. Leyla Süren de Kadın Cinayetlerini Kapatacağız Platformu’na açılan kapatma davasına tepki göstererek, şöyle konuştu:

    “2022 yılında hala yaşam hakkımızı konuşuyoruz. Daha dün 25 Kasım’da kadınlar devlet şiddetine maruz kaldı. Görevini yapmayan hukuk ve kolluk kuvvetleri nedeniyle kadınlar yaşamını yitiriyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nu yani bizleri “kanuna ve ahlaka aykırı gelmekten” kapatmak istiyorlar. Kadın cinayetlerini görmek istemiyorlar. Kadınları evlere kapatmak istiyorlar.

    Biz şüpheli ölümleri aydınlatmak için çalışırken, Çağlayan’da bizi kapatmak için çalışıyorlarmış. Biz ne yaptık da kanuna ve ahlaka aykırı geldik? “Hiçbir kadın yalnız yürümeyecek” dedik. Mücadelemizi sürdüreceğiz.

    Katilleri yalnızca hapse tıkarak çözüm bulamayız. Siyasette de kadınlar söz sahibi olmalı. Bir oda dolusu erkek bir araya gelip, bizim hakkımızda karar alıyor. Kadınlara uygulanan baskı, demokratik, laik cumhuriyete uygulanan baskıdır.”

    Program sanatçı Yudum’un konseri ile sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin Kadın Platformu, 25 Kasım takvimini açıkladı

    Mersin Kadın Platformu, 25 Kasım takvimini açıkladı

    PİRHA-Mersin Kadın Platformu, “Erkek devlet şiddetine karşı öz savunmaya, 25 Kasım’da sokaklara” şiarıyla 25 Kasım eylem ve etkinlik takvimini açıkladı. Hayatın tüm alanlarından koparılmak istendiklerini, buna karşı her gün bir kez daha her yerden eşitlik, özgürlük ve yaşam taleplerini yükselteceklerini ifade eden kadınlar kadınları eylem ve etkinliklerine katılmaya çağırdı.

    Mersin Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü sebebiyle kentte yapacakları eylem ve etkinlikleri kamuoyu ile paylaştı. Eğitim-Sen Mersin Şubesi’nde düzenlenen basın açıklamasını Zeynep Benli okudu.

    Benli, katledilen kadınların sayısında her geçen gün artışın yaşandığını ve failler yerine, öz savunmada bulunan kadınların cezalandırıldığını belirterek, “Erkek devletin itaat altına almak istediği ve bunun için tüm baskı ve zor araçlarını üzerinde kullandığı kadınlar ve LGBTİQ+lar olarak bir yandan şiddet ile mücadele, diğer yandan ekonomik krizin getirdiği tüm koşullarla yaşamaya çalışıyor” dedi.

    Benli, hayatın tüm alanlarından koparılmak istendiklerini, buna karşı her gün bir kez daha her yerden eşitlik, özgürlük ve yaşam taleplerini yükselteceklerini ifade ederek, “Karşımıza çıkan tüm şiddet biçimlerine karşı Mirabel Kardeşlerin şiarıyla, isyanıyla duruyoruz. En temel güvencelerimizden olan İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyerek, sözleşmeden bahsetmekten bizleri men edebileceğini düşünen 12’nci  Cumhurbaşkanı karşısında ‘İstanbul Sözleşmesi biziz’ diyerek duruyoruz. Bizler; ataerkiye ve erkek egemenliğine karşı sesimizi yükseltiyoruz” diye konuştu.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında düzenleyecekleri eylem ve etkinliklere katılım çağrısı yapan Benli, platform olarak 25 Kasım eylem ve etkinlik takvimini şu şekilde açıkladı:

    “-12 – 13 Kasım – ‘Farklıyız Birlikte Güçlüyüz’ Panel / Yedi Renk Derneği

    -13 Kasım  – ‘Ekonomik Kriz, Yoksulluğun Kadınlaşması’ Buluşma / Mor Dayanışma

    -17 Kasım – Sinevizyon gösterimi / HDP Kadın Meclisi ve TJA

    -18 Kasım – Sinevizyon gösterimi –Toroslar ilçesi / Film Gösterimi / HDP Kadın Meclisi ve TJA

    -19 Kasım – Flört Şiddeti ve Duygusal Manipülasyon Atölyesi / Kampüs Cadıları

    -18 -19 – 20 Kasım – Toroslar ve Akdeniz ilçeleri mahalle çalışmaları / Mimoza Kadın Derneği

    -20 Kasım  – Yenişehir ve Mezitli ilçe buluşmaları / Mor Dayanışma

    -20 Kasım – Mersin Kadın Platformu Kadın Buluşması / Saat: 13.00 – 16.00 Özgür Çocuk Parkı

    -20 Kasım  – Film gösterimi / Saat: 19.00 Türkiye İşçi Partisi

    -23 Kasım –  Tutuklu kadınlara kart gönderimi / Saat: 12.30 İnsan Hakları Derneği

    -25 Kasım – 25 Kasım yürüyüşü / Saat: 18.30 Kushimoto Sokağı

    -27 Kasım – SES Mersin Şubesi’nin düzenlediği ‘ Şiddete, Eşitsizliğe ve Yoksulluğa Karşı Çaresiz Değiliz’ Panel / Yenişehir Akademi Salonu.”

    PİRHA/MERSİN

  • MARDEF Kadın Meclisi: Kadına şiddete izin vermeyeceğiz

    MARDEF Kadın Meclisi: Kadına şiddete izin vermeyeceğiz

    PİRHA- MARDEF Kadın Meclisi, kadına uygulanan “devlet destekli erkek şiddeti”, köklü ve kapsamlı bir sorun olduğuna dikkat çekerek, “kadına uygulanan “devlet ve sistem destekli erkek şiddetine karşı, ezilen kadınlar örgütlü, kararlı ve yaygın bir mücadele sürdürmekteyiz” dedi.

    Pandeminin gölgesinde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde bir çok kentte onbinlerce kadın bir araya gelirken Maraş Demokratik Dernekleri Federasyonu (MARDEF) Kadın Meclisi de, yazılı bir açıklama yaptı.

    “Kadına uygulanan “devlet ve sistem destekli erkek şiddeti”, insanlığın en önemli sorunlarından birisi olarak toplumsal hayatta yer almaktadır” denilen açıklamada, “İnsanlığın uzunca bir tarihinden beri yaşadığı bu sorun, basit bir davranış sorunu veya çeşitli koşullar değiştirildiğinde kolayca üstesinde gelinebilecek bir sorun değildir. Bugün dünyanın her yerinde ve bütün toplumsal grup ve yapılarda kadınlara karşı “devlet ve sistem destekli erkek şiddeti” nin uygulandığı bilinmektedir” ifadelerine yer verildi.

    “ERKEK ŞİDDETİNE KARŞI KADINLAR ÖRGÜTLÜ, KARARLI VE YAYGIN BİR MÜCADELE SÜRDÜRMEKTEDİRLER”

    Açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Bu devlet ve sistem destekli erkek şiddetinin düzeyi o kadar ileri bir hal almıştır ki her gün yeryüzünde binlerce kadın, devlet ve sistem destekli erkek şiddetinin mağduru olarak yaralanmakta, sakat bırakılmakta veya öldürülmektedir. Kadına uygulanan bu şiddetin kendisinin, devam ediyor ve sürekli tırmanıyor olmasının arkasında devletlerin izlediği politikaların ve erkek egemen sistemin bulunduğunu ifade etmeye gerek yok. Dolayısıyla kadına uygulanan “devlet destekli erkek şiddeti”, köklü ve kapsamlı bir sorunudur. O nedenle kadına uygulanan “devlet ve sistem destekli erkek şiddetine karşı, ezilen kadınlar örgütlü, kararlı ve yaygın bir mücadele sürdürmektedirler. 25 Kasım’ın kadınlara uygulanan şiddete karşı mücadele günü olarak belirlenmesi de aynı şekilde mücadele edilerek kazanılmış bir mevzidir ve bugün bütün dünyada, 25 Kasım, kadına uygulanan “devlet ve sistem destekli erkek şiddeti “ne karşı mücadele günü olarak belirlenmiştir o amaçla etkinlikler yapılmaktadır.”

    “HER TÜRLÜ ŞİDDETE KARŞI MÜCADELEYİ BİR HAK OLARAK KABUL EDİYORUZ”

    Kadına uygulanan “devlet ve sistem destekli erkek şiddetin” aynı zamanda muhatapları olan MARDEF’li kadınlar olarak, yaşamlarına ve haklarına karşı uygulanan her türlü şiddete karşı mücadeleyi bir hak olarak kabul ettiklerini belirterek, “Kimden ve hangi nedenden olursa olsun, kadına yönelik şiddetin hiçbir gerekçesi olmaz/ olamaz ve biz hiçbir gerekçeyi kabul etmiyoruz. Bu nedenle MARDEF’Iİ kadınlar olarak bizler, kadınlara uygulanan “devlet ve sistem destekli erkek şiddeti” ne karşı kararlılıkla mücadele edecek ve bu konuda hiçbir esnemeyi, hiçbir geri adım atmayı hiçbir uzlaşmayı kabul etmeyeceğiz” dediler.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadınlar Dersim’den haykırdı: Mücadeleyi büyüteceğiz, bir kişi daha eksilmeyeceğiz! – VİDEO

    Kadınlar Dersim’den haykırdı: Mücadeleyi büyüteceğiz, bir kişi daha eksilmeyeceğiz! – VİDEO

    PİRHA – Dersim Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Tüm kadınları; kadına yönelik her türlü şiddete, kadın cinayetlerine, savaşa, ekonomik krize, cinsiyetçiliğe, ayrımcılığa, sömürüye, otoriterliğe karşı; Mirabel kardeşlerin mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz” denildi. 

    Haberin Videosu

    Dersim Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Seyit Rıza Meydanı’nda yapılan açıklamaya kadın örgütleri, sivil toplum örgütü, siyasi parti ve kurum temsilcileri katıldı.

    “ÖLMEK İSTEMİYORUM HAYKIRIŞI; TÜM KADINLARIN HAYKIRIŞIDIR”

    Basın açıklamasını okuyan DİSK Genel İş Dersim Şube Başkanı Şükran Yılmaz, “Neoliberal politikalar tüm dünyada kadınları güvencesizliğe işsizliğe, eril zihniyete ve aileye daha çok mahkûm etmektedir. Kadınların birçok hakkını yüzyıl önce elde ettiği ülkelerde bugün seçme seçilme, üreme, boşanma, sosyal güvenceye sahip olma, eşit işe eşit ücret gibi en temel medeni ve sosyal ve ekonomik haklar ayaklar altına alınmaktadır. Diğer yandan da, tüm bu saldırılara ve yarattığı şiddet biçimlerine, kürtaj yasaklarına, yoksulluğa, işsizliğe, ayrımcılığa karşı dünyanın her yerinde kadınların itiraz ve direnişleri yükselmektedir” ifadelerini kullandı.

    AKP’nin politikalarının kadına yönelik şiddeti arttırdığını belirten Yılmaz, “Ülkemiz açısından da, ataerki ve kapitalizm ortaklığına siyasal islam ideolojisini ekleyen siyasi iktidarın; şiddeti olağanlaştıran cinsiyetçi söylem ve politikaları ile neoliberalizm, savaş, ırkçılık, tekçilik, dinin araçsallaştırılması, ekonomik kriz gibi nedenler kadına yönelik şiddeti her geçen gün artırmaktadır. Kadın emeğine, bedenine, kimliğine karşı saldırı hiç olmadığı kadar artmıştır. Neredeyse günde iki kadın, genellikle de en yakınındaki erkekler tarafından, öldürülmektedir. Son 17 yılda bu rakam ne yazık ki, 15 binin üzerine çıkmıştır.  Sadece Eylül ve Ekim ayında 86 kadının katledildiğini görüyoruz. Kırıkkale’de eski eşi Fedai Baran tarafından defalarca bıçaklanarak 10 yaşındaki kızının gözleri önünde katledilen Emine Bulut’un “ölmek istemiyorum” haykırışı tüm kadınların haykırışıdır” diye konuştu.

    Yılmaz, kadınların taleplerini şöyle sıraladı:

    • Kadına yönelik her türlü şiddeti önleyen ve kadınları koruyan yasal düzenlemeler acilen yapılmalı,
    • Kadın ve Eşitlik Bakanlığı kurulmalı,
    • İş yerinde şiddeti, ayrımcılığı ve mobbingi önleyen düzenlemeler yapılmalı,
    • Kadın istihdamında tek seçenekmiş gibi sunulan esnek-güvencesiz-kayıtdışı ve taşeron çalıştırmaya, kiralık işçilik uygulamasına son verilmeli,
    • Bütçede, eğitimde ve her türlü yasa ve uygulamada toplumsal cinsiyet eşitliği esas alınmalı,
    • Kapatılan kamu kreşleri açılmalı, kadın veya erkek olduğuna bakılmaksızın en az 50 çalışanın bulunduğu iş yerlerinde gündüz bakım evi ve kreşler açılmalı,
    • Eşit işe eşit ücret sağlanmalı,
    • Kadınlar için daha fazla yoksulluk, şiddet, göç ve ayrımcılık anlamına gelen savaş politikaları son bulmalı. Eşit ve özgür biçimde bir arada yaşamın sağlanacağı demokratik koşulların oluşması sağlanmalı,
    • KHK’ler iptal edilerek haksız hukuksuz yere işten çıkarılan tüm emekçiler görevlerine iade edilmeli,
    • Kadınlardan yana imza atılan uluslararası sözleşmelerin gereklikleri yerine getirilmeli.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Şiddetin haberleştirilmesini değil gerçekleşmesini engellemek gerekiyor’-VİDEO

    ‘Şiddetin haberleştirilmesini değil gerçekleşmesini engellemek gerekiyor’-VİDEO

    PİRHA- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin konuşan Avukat Hülya Gülbahar, Devletin kadına yönelik şiddeti engellemek için somut bir politika uygulamadığını söyledi. Gülbahar, “Şiddetin haberleştirilmesini değil, şiddetin gerçekleşmesini engellemek gerekiyor. Ceza kanunları ile yasaklamalarla düzenlenecek bir şey değil” dedi.

    Haberin Videosu

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin Avukat Hülya Gülbahar Pir Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.

    Devletin kadına yönelik şiddeti engellemek için herhangi somut bir politika uygulamadığını belirten Gülbahar, kadına yönelik şiddetin önlenmesi isteniyorsa İstanbul Sözleşmesi gereğince GREVIO Türkiye raporunda yer aldığı gibi her 10 bin nüfusa bir kadın sığınma evinin, her 200 bin nüfusa bir cinsel şiddet kriz merkezinin ve Türkiye çapında başvuranların dilinden anlayacak, 7/24 ücretsiz hizmet verecek anında müdahale yetkisi olan ‘Alo şiddet’ hatlarının açılması gerektiğini söyledi.

    “BÜTÜN BELEDİYELERİN TOPLAM 32 KADIN SIĞINMA EVİ VAR”

    Türkiye’de kadın sığınma evlerinin sayısının belli olduğunu ve yetmediğine dikkat çeken Gülbahar, “Bütün belediyelerin toplam 32 tane kadın sığınma evi var. Belediyeler kanunu gereğince nüfusu 100 bini geçen belediyelerin ve ayrıca bütün büyükşehir belediyelerinin kadın sığınma evi açması gerektiğini söylüyor. Bir adet cinsel şiddet kriz merkezi yok ve etkin çalışan bir ‘Alo şiddet’ hattı yok. Bu üçlü kurumsal mekanizma olmadan şiddetle mücadele edemezsiniz. Şiddetle mücadele etmek yerine Emine Bulut olayında olduğu gibi şiddeti görüntüleyenleri, şiddetle ilgili haberlere yer verenleri cezalandırarak şiddetin önüne geçemezsiniz. Olsa olsa örtbas eder halının altına süpürmüş olursunuz, görünmez hale getirmeye çalışırsınız” diye konuştu.

    “KADIN HAREKETİ DEVLET POLİTİKASI OLARAK ŞİDDETİN ÖNLENMESİNİ TALEP ETMELİ”

    Şiddetin haberleştirilmesini engellemek yerine değil şiddetin gerçekleşmesini engellemek gerektiğini dile getiren Gülbahar, doğru, etik ve kadına ikincil şiddet uygulamayan haberlerin kadın örgütlerinin ve meslek örgütlerinin yapması gerektiğini kaydetti. Kadın hareketi olarak cezaların ağırlaştırılmasını ve daha çok ceza verilmesini isteyerek hata yaptıklarını belirten Gülbahar, aslında kadın hareketi olarak önleyici kurumsal mekanizmaların, kadınların başvuracağı merkezlerin, devlet bütçesinde payın arttırılmasını ve devlet politikası olarak şiddetin önlenmesini talep etmeleri gerektiğini söyledi.

    Küçük hatalar olarak görülen hakaret, tehdit, ittirme, alay etme, şaka yapma, cinsiyetçi espriler yapma gibi suçlara ağır cezaların verilmesi gerektiğini vurgulayan Gülbahar, küçük şiddet olaylarının cinayete kadar gitmemesi için baştan caydırılması ve durdurulması için etkili politikaların uygulanması gerektiğini vurguladı.

    “KADINA KARŞI ŞİDDET HER ZAMAN SİSTEMATİK”

    Kadına karşı şiddetin aile içinde iş yerinde her zaman sistematik olduğunu dile getiren Gülbahar, şöyle devam etti:

    “Mobing dediğimiz olaya daha çok kadınlar maruz kalıyor. Oda sistematik. Evli olmasan bile istemediğin halde sürekli senin peşinde dolaşıyor ve sana hayatı zindan ediyor. Bu da kadına karşı bir işkence. Türk Ceza Kanunun 96. maddesini uygulamamız lazım. Çünkü caydırıcılık orada sağlanır. Özgecan Aslan cinayetini işleyenlerin failleri ceza evinde öldürüldü. Kadın cinayetlerini durdu mu? Durmadı. Dolayısı ile biz ağır cezalar yerine küçük olaylara tepki vermeli ve onların etkili bir şekilde cezalandırılmasını esas almalıyız. Kendi masamızda cinsiyetçi esprileri yapan birini uyarmalıyız ‘bir daha seninle çıkmam yemeğe’ demeliyiz. ‘Arkadaş ortamıma bir daha giremezsin, sinemaya gitmeyiz, seninle futbol oynamayız’ demeliyiz. Erkek soyunma odalarında yapılan cinsiyetçi şakaların haddi hesabı yok. Buralarda şiddetle mücadele etmeye başlamalıyız.”

    “KADIN MÜCADELESİ ÖMÜR BOYU SÜREN BİR MÜCADELE”

    Türkiye kadın hareketinin Türkiye’nin en önemli siyasal ve toplumsal hareketlerinden bir tanesi olduğunu belirten Gülbahar, “Türkiye kadın hareketi dünyanın en önemli kadın hareketlerinden birisi. Türkiye kadın hareketinin mücadelesini asla 8 Martlara ve 25 Kasım şiddete karşı mücadele gününe sığdıramayız. Kadınlar yıl boyunca ve hayatlarını ortaya koyarak mücadele ediyorlar. Boşanmak istediği için öldürülen kadınlar bir sürü kadının çantasında koruma kararı ile öldürüldüğünü bilmiyor mu? Buna rağmen özgür yaşama hakkını, boşanma hakkını kullanmak için ölümü göze alıyor. Bu nedenle kadınların mücadelesi 7/24 ve ömür boyu süren bir mücadele. Çünkü toplumsal hayatın bütün alanlarında eşitlik ve özgürlük için mücadele ediyor kadınlar. Türkiye kadın hareketi bu mücadeleyi dünya çapında veren kadın örgütlerinden biri.”

    “DÜNYAYI DEĞİŞTİRECEĞİZ”

    Devletlerin, egemen erkeklerin, patriarkal sistemin sürdürülmesini isteyen erkeklerin gözünü açtığı andan kapayacağı ana kadar kadınların kendilerine hizmet ve itaat etmelerini istediklerini ifade eden Gülbahar son olarak şunlara değindi:

    “Devletler, egemen erkekler ve patriarkal sistemin sürdürülmesini isteyen erkekler kadınların ses çıkarmasından ve sokağa çıkmasından korkarlar. Çünkü kadın kendi haklarının farkına vardığında eşit ve özgür bir birey olarak toplumda yer almak istediğinde bütün siyasi görüşleri belki de alt üst edecek yeni bir toplumun kurulmasını sağlayacak bir enerji ortaya çıkartır. Bütün vizyoner liderlerin kadın erkek eşitliğini savunması rastlantısal değil. Çünkü yeni bir toplum kadınlar olmadan yaratılamaz. Bu yüzden kadınlar da yeni bir toplumu yaratmak için kendi mücadelelerinin farkındalar aslında. Yalnız olmadığını bütün kadınlar hissediyor. Bunun için hep beraber birbirimizden haberli ya da habersiz dünyayı değiştirmeye çalışıyoruz. Değiştireceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ’25 Kasım’da bütün kadınları birlik olmaya, sokakta olmaya çağırıyoruz’-VİDEO

    ’25 Kasım’da bütün kadınları birlik olmaya, sokakta olmaya çağırıyoruz’-VİDEO

    PİRHA –  25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin PİRHA’ya konuşan HDP Dersim Kadın Meclisi Sözcüsü Nurşat Yeşil, “25 Kasım’da  bütün kadınları birlik olmaya, sokakta olmaya çağırıyoruz. AKP’nin kadınları eve kapatma politikalarına karşı sokakta olup vardık varız var olacağız dememiz gerekiyor” ifadelerini kullandı. 

    Haberin Videosu

    Halkların Demokratik Partisi Dersim Kadın Meclisi Sözcüsü Nurşat Yeşil, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Yeşil, “Yüzyıllardır kadınlara yönelik saldırı var ama bunun karşısında da kadın mücadelesi var. Son on yedi yılda özellikle AKP iktidarında, muhafazakarlaşma iddialarıyla birlikte kadınlara yönelik saldırılar arttı. Son on ay içerisinde öldürülen kadın sayısı 378. Ağustos ayında 53 kadın öldürüldü, neredeyse her gün iki kadın öldürülüyor bu ülkede” ifadelerini kullandı.

    “CEZASIZLIK POLİTİKALARINDAN VAZGEÇİLMELİ”

    Kadınların mücadeleleriyle elde edilen kazanımların saldırıya uğradığını ve alınmaya çalışıldığını ifade eden Yeşil, “İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacılarından biri Türkiye ama şimdi bu imza geri çekilmek isteniyor. 6284 sayılı kadına karşı şiddeti önleme yasası uygulanmıyor. Cezasızlık politikası devam ediyor. Maalesef yargı bu konuda sınıfta kalmış vaziyette. Sürekli iyi hal indirimleriyle bilinçli bir şekilde işlenen cinayetler bile iyi hal indirimleriyle düşük cezalar veriliyor. Bu cezasızlık politikasından vazgeçilmesi gerekiyor. Yasaların aktif bir şekilde hayata geçirilmesi gerekiyor” dedi.

    Kadın mücadelelerinden söz eden Yeşil, “80’lerden sonra kadın hareketleri çok kazanımlar elde etti. OHAL’in uygulandığı dönemlerde insanlar sokağa çıkmazken kadınlar sokağa çıktılar. Kadınlar haklarını savunmaya devam ediyor, bundan sonra da devam edecekler. Alanlarda olmaya devam edecekler” diye konuştu.

    “HAKLARIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ; SOKAKLARDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Kayyım politikalarına değinen Yeşil, özellikle kadınların kazanımlarından olan eş başkanlık sisteminin saldırıya uğradığını belirterek şunları söyledi:

    “Eş başkanlık kadınların kazanımıdır. Hiç kimsenin kadınlara teveccühü ve hediyesi değildir. Yıllarca mücadele sonunda kazanılandır. Eş başkanlık mor çizgimizdir. Bundan asla vazgeçmeyeceğiz. Bugüne kadar çok bedeller ödendi. Kadınlar gerek hayatlarıyla gerek cezaevlerinde gerek sürgünlerde bedeller ödediler. Bu kazanımlarımızdan, haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz.”

    Yeşil, “25 Kasım’da  bütün kadınları birlik olmaya, sokakta olmaya çağırıyoruz.  AKP’nin kadınları eve kapatma politikalarına karşı sokakta olup vardık varız var olacağız dememiz gerekiyor. Dersim Kadın Platformu olarak 25 Kasım günü saat 17.30’da Seyit Rıza Meydanı’nda olacağız” diyerek çağrı yaptı.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Kazanımlarımızı gasp etmiş olabilirler ama kadınların iradesini asla teslim alamayacaklar’-VİDEO

    ‘Kazanımlarımızı gasp etmiş olabilirler ama kadınların iradesini asla teslim alamayacaklar’-VİDEO

    PİRHA – Kayyım atamalarına ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’ne ilişkin PİRHA’ya konuşan HDP Şırnak Milletvekili Nuran İmir, “Kazanımlarımızı gasp etmiş olabilirler ama biz kadınların iradesini asla teslim alamayacaklar. Bu kentler bizim, sokaklar bizim bu doğa bizim. Mücadelemiz büyüyerek devam edecek” dedi. 

    Haberin Videosu

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü etkinlikleri kapsamında Dersim’de kadın buluşmasına katılım gösteren Halkların Demokratik Partisi Şırnak Milletvekili Nuran İmir, 25 Kasım ve HDP’li belediyelere kayyım atanmasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “AKP; BASKI, ZULÜM VE HUKUKSUZLUK ALANINDA EN AĞIR TABLOLARI YAŞATTI”

    Bu topraklar binlerce kez kıyımlar, göçler, katliamlar yaşadığını ifade eden İmir, “Yüzbinlerce insan dünyanın her yerine sürgün edildi. Bunun en fazla yaşandığı kentlerden biri de Dersim. Bu yıkımlar üzerinde insanlar hep var olma mücadelesi verdi, ekmek mücadelesi verdi, kimlik mücadelesi verdi. Cumhuriyet tarihi hep inançlar boyutuyla birbirine kırdıran, düşmanlaştıran bir politika yürüttü. AKP, bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün iktidarların en ağır tablolarını yaşattığını söyleyebilirim. Baskı, zulüm, zorbalık, hukuksuzluk anlamında bunu ifade ediyorum Kendilerini ayakta tutabilmek için başkalarının yaşamlarına, siyasal düşüncelerine müdahale etmeyi hak sayan bir iktidar var karşımızda” diye konuştu.

    “DERSİM BOYUN EĞMEDİ, EĞMEYECEK”

    İktidarların ilk hedeflerinin kadınlar ve kazanımları olduğuna dikkat çeken İmir, “HDP, milyonlara ulaşmışsa, ittifaklarla, bileşenlerle bir siyasal hat belirlemişse bu mücadele sayesinde belirledi. Bunun başında kadın mücadelesi rol oynadı. Haliyle konseptin merkezinde kadınlar yatıyor” dedi.

    Dersim Belediyesi Eski Eş Başkanları Edibe Şahin ve Nurhayat Altun’a değinen İmir, “Dersim gibi kadim bir kentte belediye eş başkanlığı yapan Edibe Şahin, Nurhayat Altun tutsak edilen kadın arkadaşlarımızdır. Dersim 38’de boyun eğmedi, şimdi de boyun eğmiyor” ifadelerini kullandı.

    “KADINLARIN İRADESİNİ ASLA TESLİM ALAMAYACAKLAR”

    Kayyım politikalarının kadın kazanımlarına yönelik bir saldırı olduğunu belirten İmir, şunları kaydetti:

    “Büyük ve çok yönlü bir şiddetle karşı karşıyayız. Bedenimizden kaç çocuk yapacağımıza kadar, hangi sektörde çalışacağımıza kadar müdahale eden erkek iktidar var karşımızda. Nerede olursak olalım; Peri’de, Dersim’de, Şırnak’ta, dünyanın her yerinde kadınlar olarak zorbalığa, erkek zihniyetine boyun eğmeyeceğiz. Kazanımlarımızı gasp etmiş olabilirler ama biz kadınların iradesini asla teslim alamayacaklar. Bu kentler bizim, sokaklar bizim bu doğa bizim. Mücadelemiz büyüyerek devam edecek.”

    PİRHA/DERSİM

  • Sultangazi Kadın Dayanışması: Eşit ve özgür bir dünyada yaşamak istiyoruz-VİDEO

    Sultangazi Kadın Dayanışması: Eşit ve özgür bir dünyada yaşamak istiyoruz-VİDEO

    PİRHA – Sultangazi Kadın Dayanışması, kadına yönelik şiddete hayır demek için bir araya geldi. Yapılan açıklamada, “Şiddete, katliamlara, tacize, tecavüze, savaşa, ekonomik krize ve yoksulluğa karşı alanlarda olmaya devam edeceğiz” denildi.

    HABERİN VİDEOSU

    Sultangazi Kadın Dayanışması, İstanbul Gazi Mahallesi’nde bir araya geldi.

    Kadınlar, ‘Kadına yönelik şiddete, katliamlara, tacize,  savaşa, ekonomik krize ve yoksulluğa karşı’ her zaman alanlarda olarak mücadeleyi yükselteceklerini belirtti.

    ‘Bir kişi daha eksilmeyeceğiz, kadın cinayetleri politiktir, kadın dayanışması yaşatır’ dövizlerinin açıldığı eylemde kadınlar Jin, jiyan azadi, dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa’ sloganları atarak yürüyüş gerçekleştirdiler.

    ‘Haydi kadınlar aynı isyanımızla, cüretimizle 25 Kasım günü saat 19.00’da Taksim Tünel Meydanı’na’ çağrısında bulunulan eylem, alkış ve zılgıtlarla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Tırnaklarımızla kazıyıp kazandığımız mevzilerimizi terk etmeyeceğiz’-VİDEO

    ‘Tırnaklarımızla kazıyıp kazandığımız mevzilerimizi terk etmeyeceğiz’-VİDEO

    PİRHA- Eski Peri Belediyesi Eş Başkanı Fadime Çetinkaya, kayyım politikalarına ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin PİRHA’ya konuştu. Çetinkaya, “Tırnaklarımızla kazıyıp kazandığımız mevzileri terk etmeyeceğiz, mücadeleyi büyüteceğiz” ifadelerini kullandı. 

    HABERİN VİDEOSU

    2014 yerel seçimlerinde Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Peri Belediyesi’ni Demokratik Bölgeler Partisi kazanmış, 12 Mayıs 2017’de ise Belediye Eş Başkanları Hüseyin Çetinkaya ile Fadime Çetinkaya görevden alınmış yerlerine Mazgirt Kaymakamı kayyım olarak atanmıştı.

    Geçtiğimiz hafta ise 2019 yerel seçimlerinde seçilen HDP’li belediye eş başkanları görevden alınıp yerine yeniden Mazgirt Kaymakamı kayyım olarak atandı.

    “KAYYUM ZİHNİYETİ BUGÜN DE KENDİNİ GÖSTERİYOR”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan yerine kayyım atanan Peri Belediyesi Eski Eş Başkanı Fadime Çetinkaya, kayyım politikalarına tepki göstererek “2014 seçimlerinde büyük kazanımlarımız vardı. 104 belediyemize kayyumlar atanıp belediye eş başkanlarımız gözaltına alındı, tutuklandı. Kayyım zihniyeti, bugün de kendini gösteriyor” dedi.

    “İMHA VE İNKAR POLİTİKALARI SÜRÜYOR”

    Kadınların örgütlü mücadele ile bu kayyım politikalarına dur demesi gerektiğini, mücadeleyi yükseltmenin gerekliliğini savunan Çetinkaya, şunları kaydetti:

    “Kadınlarımız bir araya gelip bu zihniyete dur demelidir. Gasp, işgal, imha, inkar politikalarını sürdürüyorlar. Nereye kadar böyle gidebilirler? Biz bunları, 80’li, 90’lı yıllarda gördük. Şimdi de görüyoruz. Bu politikalar halklar üzerinde, halkların kazanımları üzerinde devam ediyor. Buna dur diyoruz, diyeceğiz. Bizim mücadelemiz bunlara karşı devam ediyor. Asla kabul etmiyoruz. Bu halkın iradesine el koyamazlar.”

    “TIRNAKLARIMIZLA KAZIDIĞIMIZ MEVZİLERİMİZİ TERK ETMEYECEĞİZ”

    Halkın iradesinin gasp edildiğini belirten Çetinkaya, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne de çağrı yaparak şunları belirtti:

    “Kendi tırnaklarıyla kazımamışlarsa orada duracaklar. Biz kendi tırnaklarımızla kazıdığımız mevzilerimizi terk etmeyeceğiz. Mücadelemiz devam ediyor, edecek. Kadınları mücadeleyi büyütmeye çağırıyorum. Asla pek etmek yoktur. Yolumuza devam ediyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Kadınlar Peri’de buluştu: Mücadeleyi büyüteceğiz-VİDEO

    Kadınlar Peri’de buluştu: Mücadeleyi büyüteceğiz-VİDEO

    PİRHA – Kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü etkinlikleri kapsamında Peri’de bir araya geldi. Kayyım politikalarının kadın kazanımlarına yönelik olduğunu belirten kadınlar, mücadeleyi büyüteceklerini belirtti. 

    Haberin videosu

    HDP Dersim Kadın Meclisi ve TJA’nın çağrısıyla Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Akpazar (Peri) Beldesi’nde bir araya gelen kadınlar, kadın rengi, birlikteliğin ve örgütlülüğün önemine dikkat çekerek mücadele çağrısı yaptılar.

    Elmalık Kooperatifi’nde yapılan etkinliğe siyasi parti ve kurum temsilcileri, Peri Belediye Eş Başkanı Songül Doğan, HDP Şırnak Milletvekili Nuran İmir ve çok sayıda kadın katıldı.

    Etkinlikte konuşma yapan HDP Milletvekili Nuran İmir, “Nasıl ki bedenimize, ruhumuza bir saldırı varsa yaşam içindeki kazanımlarımıza da saldırılar var. Belediyelerde gördüğümüz gibi bütün kazanımlarımız gasp ediliyor. Kayyum darbesi aynı zamanda kadın varlığına, seçe ve seçilme iradesine bir saldırıdır. Bunun karşısında kadın mücadelesi yürütenlerle birlikte bu siyasal darbeye karşı mücadele ağını örme ve birleşik kadın mücadelesini büyütmeye çağrı yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

    İmir, “Yaşamı var eden kadınlar isek kadın rengini, birlikteliğini, örgütlülüğünü öne çıkarmamız gerekiyor. Bütün saldırıları, kadın katliamlarını ve kadın temsiliyetine yapılan saldırıyı bertaraf edecek yegane güç mücadeleyi büyütmektir” diyerek sözlerini tamamladı.

    PİRHA/DERSİM

  • HDP Dersim Kadın Meclisi: İrademiz, emeğimiz için 25 Kasım’da alanlardayız

    HDP Dersim Kadın Meclisi: İrademiz, emeğimiz için 25 Kasım’da alanlardayız

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Kadın Meclisi “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” startını yaptığı basın açıklamasıyla verdi.

    HDP İl binasında yapılan açıklamayı okuyan HDP Dersim il Eş Başkanı Özlem Toprak, erkek şiddetine karşı isyanın büyüdüğüne işaret etti.

    Toprak, “HDP Kadın Meclisi olarak 25 Kasım’da evde, okulda, işyerinde, meydanlarda, yaşamın her alanında yan yana omuz omuza olacağız” diyerek şunları söyledi:

    “İRADEMİZ VE EMEĞİMİZİN GÖRÜNMESİ İÇİN ALANLARDAYIZ”

    “Kadın iradesi, bedeni ve emeği ayrımcılıkla kuşatıldı. 25 Kasım günü kadın katliamları başta olmak üzere kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı kanun gibi kadını şiddetten korumayı hedefleyen yasaların uygulanması, halkların yaşam iradesini hedefleyen ve aynı zamanda kadına yönelik her türlü şiddeti körükleyen savaş ve işgal politikalarına son verilmesi, kadın iradesini yok sayan kayyım siyasetine, yoksulluğa, nafaka hakkımızın gasp edilmesine karşı varlığımızın, irademizin ve emeğimizin görünür kılınması için kadın örgütleri ve feministlerle birlikte alanlarda olacağız.”

    PİRHA / DERSİM